BİLİM VE TEKNOLOJİ HABERLERİ
izlediği yolu karmaşık hale getiriyor ve dönmenin bir başka önemli etkisini, aerodinamik kaldırma kuvvetini tersine çeviriyor. Topa yukarı ya da aşağı, sola ya da sağa falso veren, işte bu kaldırma kuvveti. Adına karşın, kaldırma kuvveti normal olarak üstspinli bir topu kaldıracağı yerde aşağı inmeye zorlar. Çünkü topun üzerindeki dönen bir nokta, arkadaki çalkantılı alan içinde tırtıklı bir yatak üzerinde hareket eden bir dişli gibi yol alır. Bunun anlamı, üstspinli bir servisin, spini olmayan bir topa göre daha çabuk dalışa geçeceği. Ancak Cairn, aynı hızla yol alan spinsiz bir servise göre daha çok havada kalan bir üstspinli servis izlemiş. Ayrıca gene üstspinli bazı servislerin, alışıldık yönün tersine falso aldığını, hatta birkaç servisin önce bir yöne, sonra da ters yöne doğru falso aldığını gözlemiş. Cairn, sonunda bu etkileri öngörüp denetim altına alabilmeyi ve oyunculara "şöyle yapmak istiyorsan topa bu hızla vuracaksın" gibi kesin direktifler verebilmeyi umuyor. Ancak, NASA'nın Ames Araştırma Merkezi'nden aerodinamik uzmanı Rabindra Mehta'ya göre, bazı oyuncular bu garip aerodinamik etkileri kavramış görünüyor. Mehta'ya göre erkek oyuncular servis atarken topa olabildiğince hızlı vurmaya çalışıyorlar. "Ancak, kız voleybolcular topa saniyede 15 metre hızla vuruyorlar ve bu etkilerin devreye girmesini sağlıyorlar."
Science, l Ekim 2004
Birden fazla dil öğrenebilme, insanlara özgü bir yetenek. Bu yeteneğin, beyinde oluşan bazı işlevsel biçim değişiklikleri ile sağlandığı sanılıyor. Şimdiyse İngiliz ve İtalyan biliminsanları, ikinci bir dil öğrenmenin, beynin sol yarıküresinde, yanal lobun alt kısmındaki gri madde yoğunluğunu artırdığını ortaya koydular. Wellcome Görüntülemeli Nöroloji Bölümü araştırmacılarından Andrea Mechelli başkanlığındaki ekip, yaşları 2 ile 34 arasında değişen 110 denek üzerinde yürütülen deneylerin ayrıca, bu bölgedeki
yeniden yapılanma derecesinin, yeni dili öğrenmede erişilen düzey ve öğrenme yaşıyla yakın ilişkisini belirledi. Araştırmacıların Nature dergisinde yayımladıkları deney sonuçlan, iki dil konuşanların sol alt yanal beyin kabuklanndaki gri madde yoğunluğunun, yalnızca ana dilini konuşanlannkine göre zaman içinde arttığını, ve bu artışın küçük yaşta dil öğrenenlerde daha belirgin olduğunu ortaya koydu.
Nature, 14 Ekim 2004
oranını yükselttiği için S-çekişinin enerjinin en etkin kullanımım sağladığını, ancak en yüksek itkiyi oluşturmadığını bulmuş. Ito'ya göre en yüksek itkiyi, kulaçların su içinde dümdüz geriye çekildiği "I-çekişi" sağlıyor.
Ito, incelemelerinde tatlısu kaplumbağalarından esinlenmiş. Kaplumbağalar su içinde gezinirken, bacaklarını S-çekişinin sürüngen biçimi olan bir tarzda kullanıyorlar. Ancak tehdit edildiklerinde hayvanlar bir an önce uzaklaşmak için bacaklarını su içinde düz biçimde geriye çekiyorlar. I-çekişinin yararını başka türler de kavramış görünüyor. 9 olimpiyat madalyalı Avustralyalı yüzücü lan Thorpe'un, bu stili ilk kez 2000 Sidney Olimpiyatları'nda başarıyla denemesinden sonra öteki yüzücülerin de I-çekişine ısınmaya başladıkları görülüyor.
Science, 1 Ekim 2004
Beyin Sevilenin Acısını da Duyuyor
Sinirbilim (nöroloji) araştırmacıları beyin görüntüleme teknikleri kullanarak insanın beyninin, sevdiği yakınlarının acılarını da kısman hissettiğini belirlediler. İnsanın başkalarının hissettiklerini hissedebilme yeteneği (empati), insanların sosyal çevrelerine uyum sağlamalarında büyük önem taşıyan kişisel ilişkiler geliştirmelerinde yardımcı oluyor. Londra'daki University College araştırmacılarından Tania Singer yönetimindeki ekip, aralannda romantik ilişkiler bulunan 16 çiftle deneyler yürütmüş. Deneylerde odaya adılan çiftlerden kadın bir manyetik rezonans görüntüleme makinesi içine alınıyor ve ya kendi eline ya da partnerinin eline bir saniye süreyle bir elektrik şoku uygulanırken beyninin görüntüleri izleniyor. Kadın, erkeği göremiyor; ancak, bir ekrandan şokun kendisine mi, yoksa partnerine mi uygulanacağını ve derecesini görebiliyor.
Kadına şiddetli bir şok uygulandığında beyninin duygularla ilgili limbik bölgesinde acı bölgesi hareketleniyor. Bunlar, ön singulat korteksi, beyin kabuğundan (korteks) alınan bilgileri ileten insula, tüm duyulann kortekse gitmeden önce uğradığı röle istasyonu görevi yapan talamus ve dokunma, ağrı ısı gibi duyulan algılayan duyu korteksi (somatosensory korteks) gibi bölgelerden oluşuyor. Ancak kadının, partnerine şiddetli bir şok uygulanacağını öğrenince empati nedeniyle harekete geçen beyin bölgeleri arasında, kendi bedenine ait acı vb gibi duyulan algılayan duyu korteksi bulunmuyor. Ancak, duyulan değil de zihinde canlandınlan acıyla ilgili bölgeler hem kişisel acı duyumunda, hem de partnere uygulanan acı sırasında harekete geçiyor. Bu da Singer'e göre empatinin temelini oluşturuyor. Araştırmacıların deneylerden elde ettikleri bir başka sonuç da, empati nedeniyle harekete geçen aynı nöron gruplannın, kişinin kendine bir acı uygulanacağı beklentisi karşısında da harekete geçmesi.
Scrace, 20 Şubat 2004
Kasım 2004 19 BİLİM veTEKNİK
Aşk nedir? Eğer bu sorunun cevabı­nı tam olarak verebilseydik aşkın büyü­sü kaybolur, şarkı sözü yazanlara, film yapımcılarına pek bir iş kalmazdı sanı­yoruz. Aşkın kesin sınırlarla çizili bir tanımını yapmamız mümkün değil. Herkesin kendine ait bir aşk tanımı var­dır. Yaşanan ilişkinin dönemlerine göre kişide aşkın tanımının değiştiğini görü­yoruz.
Aşk, sosyal antropologlara göre "cinsel bir tutkudur. Şairlerin özlemli ve duygulu şarkılarıdır." Psikologlara göre, "aşk hem normal hem de nörotik olmaktır, yaratıcı ve yıkıcıdır." Filozof­lara göre, "aşk erkekler için başkadır, kadınlar için başka. Ama herkes için iyiliğin ve kötülüğün, güzelliğin ve çir­kinliğin başlıca kaynağıdır." Robert Lo-well, şiirlerinde aşkı "Erosun çılgınlığı, hezeyanı ve bir duygu kasırgası" ola­rak tanımlar. Paul Tillich ise "aşk haya­tın bütünüyle kendisidir" der.
Aşkı tanımlara yollan olarak;
- şarkılar bestelenmiş,
—  romanlar
-  operalar yazılmış
— filmler
- heykeller             
— Resimler yapılmış
Aşkın merkezi kalp midir? beyin mi­dir? İlk görüşte aşk nedir? İlk görüşte aşktan sorumlu kimyasal nedir? Aşkın fazlan nelerdir? Aşk sonsuz mudur?
Bilim adamlarına göre "gerçek bir aşk, bir kalp macerasından ziyade bey­nin kimyasal aktivitesidir."
lücüklerinin nedeni ve bulutlar üzerin­de yürüyor gibi hissetmemizin kimya­salıdır. Cazibe, heyecan ve herşeyin iyi olduğu duygusunda rol oynar. Roman-/ tik filmler seyretmek feniletilamin dü­zeylerini yükseltiyor. Belki de insanla­rın ilk aşklarını hep hatırlıyor olmaları­nın sebebi, bu kimyasalın salınımının en yüksek olduğu an olabilir ve böyle-: ce bu beynimize kazınıyor olabilir. Depresyonda feniletilamin düzeyleri azalıyor.
Dopamin: Orta beynin üst bölgesin­den (üst mezensefalon) öne doğru yer­leşim gösteren "substansia nigra"dan salgılanır. Nöronlar sinir uçlarını ka-udat çekirdek, putamen, hipotalamus limbik sistem ve frontal kortekse gön­derir.
Dopamin "ödül kimyasalı" olarak da bilinir. Aşık olunan kişiye karşı ilgi ve dikkatin artmasına neden olur. Dünya­mız o kişi üzerine odaklanır.
İlk aşkın başlamasında;
Hiperaktivite
Kısa süreli hafıza
Uykusuzluk
Gıda alımının azalması dopamin et-
Aşkın Fazlan
1. Büyüleyici faz -Etki fazı- Amfeta-min fazı; Bu dönemde üç kimyasalın önemli rol oynadığını görüyoruz;
* Feniletilamin
* Dopamin
* Norepinefrin
Feniletilamin: Beyinde hipotalamus-tan salınan endojen bir nöroamîndir. "Aşkın molekülü" olarak tanımlanıyor. İlk görüşte aşktan sorumlu kimyasal­dır. Görsel uyanlar şahmınım artırıyor. Aşkta ortaya çıkan gözbebeklerinin bü­yümesi, karında kan çekilmesine bağlı kramp tarzı duygu, dudaklarda ve cin­sel organlarda kanlanmanın artması gi­bi etkilere neden oluyor. Aptal aşk gü-
BİLlM ve TEKNİK 28 Nisan 2004
kilerine bağlanıyor
Beyin de salınımı kişiyi Konuşkan, Coşkulu, Seksi,
İstekli veöforik yapar. Bitmeyen
Aşk konuşmaları kimyasalı dır.
Aşık olduğumuz kişiyi
düşündüğümüzde salınımı artar
Feniletilamindem,mesolimbik dopamin salınmını artırır.
Norepinefrin: Pons ve mezensefalon arasındaki kavşakta bulunan ve arkaya doğru yerleşmiş olan locus serule-us'dan salgılanır. Bu alandan çıkan si­nirler serebellum, serebral korteks ve bazal beyin bölgelerine dağılır.
Norepinefrin " kaç yada dövüş" ce­vabından sorumlu nörotransmitterdir. Aşkta kalp atış hızından sorumludur.
İşte yukarda saydığımız üç kimyasa­lın karışımı ile birlikte " aşk" oluşur.
II. Faz: Endorfin fazı- Sevgi fazı-Bağhlık Fazı:
6 ayla 3 yıl arası yukarıda saydığı­mız kimyasalların şahmını giderek aza­lır. Gerçek bir aşk ise II. faza geçilir, yoksa ilişki biter. Bu fazda endorfinler rol oynar. Endorfinler endojen morfin benzeri maddelerdir. Beyinde, seks or­ganlarında, bağırsak, immün sistem ve kalpte üretilir.
İlişkide;
Sükunet
İçtenlik
Sıcaklık
Güven
Bağımlılık verir.
Ne kadar çok sever ve sevilirsek en-dorfin salmımı o derece artar. II. faz I.
Doğumda uterus kontraksiyonuna ne­den olur. Süt salınımmda myoepitelyal hücrelerin kasılmasında rol oynar. Kal­bi aşka açan anahtar kimyasallardan bi­ridir. " sarılmanın" ve "kucaklaşmanın" kimyasalıdır, "güven hormonu" olarak da isimlendirilir. Ruhsal ve fiziksel uya­ranlar üretimini etkiler. Aşkta cinsel duyguların uyanmasında rol oynar.
Aşıkların sesleri,
Bakışları
Cinsel fantazileri
Fiziksel temas
Aşık olduğumuz kişiyi düşünme
Koklama oksitosin salınımını tetik­ler.
Hayvanlarda eşlerin ve dişinin yav­rusuna bağlanmasında önemli rol oy­nar.
Aşkta Rol Oynayan ? Diğer Kimyasallar
Vazopressin: Hipotalamusta supra-optik çekirdekte yapılır ve nörohipofiz-den salgılanır. "Monogaminin kimyasa­lı" olarak adlandırılıyor. Memelilerin yaklaşık % 3' ünde monogami görülü­yor. İnsan doğal olarak monogami (tek eşlilik) yapan memelilerden biri değil­dir. Vazopressin erkekte , oksitosin ise dişide çiftlerin birbirine bağlı kalmasın­da yani monogamide rol oynuyor. ;
Östrojen: Sekonder kadın seks ka­rakterlerini oluşturur. Oksitosin düze­yini artar.
Testosteron: her iki cins içinde afro-dizyaktır (cinsel uyarıcı). I. Fazı etkile-
faz gibi heyecan verici ve etkileyici bir faz değil. Fakat ilişki daha sağlam ve oturmuş hale geliyor.
III. Oksitosin Fazı: Hipotalanıusta paraventriküler çekirdekte oluşturulur ve nörohipofizden salgılanır. Peptid ya­pılı 9 amîno asitten oluşan hormon yu-nancada " hızlı doğumdan" köken alır.
Nisan 2004 29 BİLİM veTEKNİK
Çikolatanın Aşk ve Kimyasallarla İlgisi Ne?
Özel günlerde neden çikolata verilir. Çikolata tropikal kakao ağacından yapı­lır, Theobroma cacao. Kakao ağacı 17. yüzyılda İsveçli bir doğa bilimci tarafın­dan isimlendirilmiştir. Yunancada Theob­roma tanrıların yiyeceği anlamındadır. :
Çikolata Neler İçeriyor?
Feniletilamin (aşkın molekülü) de­posu, anandamid, kendimizi iyi hisset­memize neden oluyor. Kafein, triftofan (serotoninin sentezlendiği esansiyel bir amino asit), polifenol.
Çikolata beyinde opioidlerin üreti-mini tetikler. Bu yüzden kötü olduğu­muzda çikolataya sarılma nedenimiz-dir. Endorfin salınmana neden oluyor. Beyinde marijuana reseptörlerini aktif­ler.
Yrd.Doç. Dr. Güler Öztürk Maltepe Univ. Tıp Fak., Fizyoloji Anabilim Dalı
e-mail:gulerturk@yahoo.co.uk
Kaynaklar
A. Bartels, S.Zeki: The neuronal basfs of romantic love, Neurore-
port, 11(17)3829-3834, 2000. A.C.Guyton, J.E. Hail: Tıbbi Fizyoloji, , Çeviri editörü: Hayrurıisa Ça-
vuşoçjlu, Nobel Tıp Kitabeyi, 19. baskı, 2001. A.Krich: Aşkın Anatomisi, Türkçesi: Mehmet Harmancjkind baskı,
1983. C.S.Carter: Neuroendocrine perspectives on sodal attachment and
love, Psychoneuroendocrinoiogy, 23(8):779-818,1998. Chocolate http://www.cyberparent.com H.Fİsher: The orgin of romantic love and humarı family !i!e, Nati­onal forum, Academic Search Premier76(l): 31,1996. J. Davidson: Addicted to love, http://www.canbyxonr L Dopierala: Love, neurochemistry, and chocoiata: A word from ûı-
btd, Creen Well, Editör, 1999http://www.antiaging.com Love as therapy, http://www.crystalink.com N.AZacey: Love + Loving - Better health, http://www.consciousc-
noîcexoRt
S.E.Barker: Oxytodn: the cuddle hormone, www.oxytocin.org The science of love: Calling ali chocoholics, what is this thing about
chocofate, http://www.whyfiles.org The science of love: Making scens- sex life of a lab rat,
http://www.whyfiies.org
yerek dopamin salınımını etkiler. Tes­tosteronu düşük kadınlarda libido aza­lıyor ve depresif oluyorlar.
Serotonin: Pons ve medullanın orta hattında rafe çekirdeklerinden salgıla­nır. Liflerini diensefalona, daha az sayı­da serebral kortekse ayrıca pek çok li­fimde medulla spinalise gönderir.
Kişinin ruhsal durumunun kontro­lüyle yakından ilişkilidir, "huzur ve sa­kinliğin" kimyasalı. Aşk döneminde iniş ve çıkışlar gösteriyor. Şiddetli dav­ranışlarda, heyecan aramada faktör ola­bilir. Anti- depresan olarak kullanılıyor. Fakat serotoninin doğal yoldan yüksel­tilmesi önemli örneğin kumsalda yürü­mek gibi. Karbonhidretlı yiyecekler se­rotonin düzeyini, proteinli yiyecekler ise dopamin düzeyini yükseltiyor.
Koku Duyusunun Aşktaki Rolü
Koku tat duyusundan daha fazla " hoşa gitme yada gitmeme" gibi duyusal niteliklere sahiptir. Türe özgü olfaktör sistemler gelişmiştir. Koku reseptörleri olfaktör epitelyumda bulunur. Parfüm kokusu cinsel heyecanlara neden olabi­lir. Hayvanlarda kokular cinsel yönel­menin birincil uyarıcısıdır. Feromonlar bir canlıda salgılandıktan sonra aynı türden başka canlılarda davranış deği­şikliklerine yol açan koku benzeri ama genellikle kokusuz kimyasal maddeler­dir. Algılandıktan sonra bilinçsiz olarak
davranışları etkilerler. Vomeronazal or­gan (VNÖ) feromonlarla ilgili bilgiyi ile­tir. Burun tabanına yerleşmiş çift taraf­lı bir alıcıdır ve feromonları hissederek beyinde hipotalamus iletir. Bu organ hayvanlarda çok iyi gelişmiştir. İnsan­da VNO fetüste görülüyor ve vestigiyal organ olarak kalıyor. Böcekler ve bir çok hayvan türü feromonlarla iletişim kuruyor. Steroid hormonların insanlar­da feromonal sinyal olarak etki edebile­ceği belirtiliyor. Östrojen benzeri bile­şikler erkekte, testosteron benzeri bile­şikler kadın hipotalamusunda kan akı­mını artırdığı gösterilmiş.
                                                 
Limbik sistem beynin bazal bölgelerinim»
çevresindeki sınır yapıları tanımlamak için
kullanılırdı. Artık bu terim duygusal davranışları ve
motivasyonel güdüleri kontrol eden nörona!
devrelerin tümünü kapsayan bir anlam
taşımaktadır. Limbik sistemin en önemli parçasıda
hipotalamus ve amigdaia'dır.
BİLİM ve TEKNİK 30 Nisan 2004