Projenin Adı: Medya Ortamında Bulunan Biyolojiyle İlgili Çeşitli Bilimsel Filmlerin İncelenmesi

Proje Yürütücüsü;Mehmet Sait DEMİR

Proje Danışmanı;Prof. Dr. Nasip DEMİRKUŞ

Proje İçin Harcanması Planlanan Zaman(toplam ders saati) 14 X4 saat =56 Saat

Giriş
;Yüzüncü Yıl Üniversitesi Eğitim Fakültesi Biyoloji Öğretmenliği Anabilim Dalı Materyal Geliştirme Odasında hazırlanan ve Nadidem ve Biyoloji Eğitimi web sitelerinde halen internette yayınlanan  yaklaşık  205,5 Gigabayt (yaklaşık 342 saatlik 500 filimlik arşiv) bilimsel film içinden, ders hocası tarafından biyolojiyle ilgili yaklaşık 36 saatlik  40 film seçilmiştir.
Genel Filimler; http://www.biyolojiegitim.yyu.edu.tr/video.html
Evrimle İlgili Filimler; http://www.biyolojiegitim.yyu.edu.tr/ders/ev/ev.htm
Teknoloji ve Toplum İle İlgili Filimler; http://www.biyolojiegitim.yyu.edu.tr/ders/fttfm.html
Çevre İle İlgili Filimler; http://www.biyolojiegitim.yyu.edu.tr/ders/cevt/cevfm.htm
Alan Eğitimi ve Araştırma Projesi dersi öğrencileri için;Biyoloji Eğitimi Nesnel ve Sanal  Materyal Geliştirme Odası (http://www.nadidem.net/san/index.htm)  ve Fen Bilgisi Materyal Geliştirme Sınıfı (http://www.fenbilgisiegitimi.yyu.edu.tr/webfen/index.htm) hazırlanarak, filmlerin internet  ortamında ücretsiz ve rahat izlenerek özetleri çıkarıldı. Ayrıca filmle öğretim yöntemine (http://www.nadidem.net/ders/omk.html#koylu) uygun olarak izlenilen filmin derinlemesinde yanıt bulabileceği sorular dizisi de filme ilave edilmiştir.

Yöntem:Biyoloji Eğitimi Nesnel ve Sanal  Materyal Geliştirme Odası (http://www.nadidem.net/san/index.htm)  ve Fen Bilgisi Materyal Geliştirme Sınıfı (http://www.fenbilgisiegitimi.yyu.edu.tr/webfen/index.htm) adresinden tek tek izlenerek özetleri tutuldu. Sonra  izlenen filimim derin içeriklerinde yanıtları bulunan sorular ilave edildi. Daha sonra her özet bir word sayfasına yazılarak özet sayfası html uzantılı şekilde hazırlandı. Yaklaşık 33 tane film için (45’er dk’lık) 30 sayfalık bir özet ve sorulardan doküman hazırlandı. Bu doküman Macromedia Dream Weawer programı kullanılarak html uzantılı dokümanların her birisine ait olduğu filmin internetteki linki atılmıştır.
Daha sonra tüm filimler ders hocası tarafından öğrencilere Biyoloji Materyal Geliştirme Odasındaki filmlerin hazır flash uzantılı dökümanları tek tek açılarak Macromedia flash sanal aracı ile her filmin görsel ekranına film özetinin linki atılmıştır. Böylece 30 tane filmin her birisi için birer sayfalık html uzantılı dosyaları ve film isimleri üzerine link atılmıştır. Aynı zamanda her filmin flash dosyasındaki görsel ekranına da film özetinin linki atılmıştır.

Sonuç ve Öğrencinin Kazanımları;Öğrencilerin 5 yıl boyunca gördüğü biyolojik bilgilerin bir kısmını, 36 saatlik uygulamaya yönelik bilimsel biyolojik filmlerin hayattaki karşılıklarıyla ilişkilendirme,, filmlerin pratikteki karşılıklarının belli bir kesimini muhakeme etme, öğrencilerin biyolojinin uygulama alanlarına yönelik bilgileri güncellemiştir. Aynı zamanda öğrenciler filmlerde öğrendiklerini özetleyerek bilgilerini pekiştirmiştir. Ayrıca öğrencilerin Macromedia Dream Weawer ve Macromedia flash programlarını kullanmayı öğrenmeleri amaçlanmıştır. Bütün bu dokümanın hepsi http://www.nadidem.net ve http://www.biyolojiegitim.yyu.edu.tr web sayfalarında yayınlanmıştır.
http://www.nadidem.net/ozgecmis/saitog.html

BEŞ DUYUMUZ NASIL ÇALIŞIR? VE ALGILAR (25 DAK) FİLMİN ÖZETİ

     Hazırlayan, Tezsiz Yük.Lis. Öğr., Sait DEMİR 
   (Alan Araştırması Proje Dersi Ödevi 2008 Güz)

              Göz, kulak, burun, dil ve deri olmak üzere beş duyu organımız vardır. Belirttiğimiz organların sırasına göre görevlerini ifade edersek; görme, duyma, koklama, tat alma ve dokunmayı algılarlar eğlenceli bir şekilde bu organlarımızın nasıl çalıştığını öğrenebiliriz. Örneğin ok atmaya çalışan ve gözlerinizin yeteneğini fark edin; hayvanlar, taşlar vb. şeylere dokunun ne algıladığınızı düşünün. Bir müzik çaları açın ve önce sesli, sonra da sesi kapatarak dinleyin, sessiz dinlemek (!) ve önce sesli, sonra da sesi kapatarak dinleyin. Size ne hissettirdi? Bir meyve salatası hazırlayın önce koklayın, sonra yiyin, ne hissediyorsunuz?

 

Aşağıdaki Soruların Cevapları Filmin Ayrıntıların da Vardır:

 

  1. Beş duyu organımız nedir?
  2. Duyma organımızın anatomik ve fizyolojik yapısı nasıldır?
  3. Dilimiz hangi tadı, hangi yüzeyi ile alır?
  4. Ok atarken hangi duyularımızı kullanırız?
  5. Beş duyu organımız dışında başka bir tane daha olabilir mi?

 


BÖCEKLERDE TEDAVİ VE SITMAYA NEDEN OLAN SİVRİSİNEĞİN HAYAT DÖNGÜSÜ (70 DK.)

FİLMİN ÖZETİ

              Artık tıbben hiçbir şeyin yapamadığı durumlarda kurtçuklar devreye girer. Bu kurtçuklar sivrisineğin larvaları şeklinde çoğalırlar. Bu tedavide bu kurtçuklar canlı dokuya karışmadan ölü dokuyu yiyip beslenirler. Bu ölü doku bittiği zaman artık yere düşer ve ölürler. Motosiklet kazalarında birkaç tarafı kırık olan kişinin tedavisinde kullanılır. Çünkü doktorun bıçağı azı ölü dokulara ulaşamadığında bu kurtçuklar ölü dokuya ulaşırlar. Yani minik cerrahtırlar. Bunlar sürekli hareket ederek kabuk oluşumunu ve salgılar ile yaraları dezenfekte ederler.

Sıtmaya neden olan ise dişi sivrisineğin Anafelis arasis tipidir. Bu sivrisinekler yumurtalarını su birikintileri olan yerler, tropikal geçici yağmurlarda bırakıp yumurtaları larvaya dönüşüp larvalar suyun yüzeyine çıkarlar. Ve bu sivrisineğin amacı sıtmaya neden olan kanı emip yaşamak değil kanla yumurta üretip doğaya bırakmaktır. Sıtmanın kaynağı sivrisinekler değil insanlardır.

 

           Aşağıdaki Soruların Cevapları Filmin Ayrıntıların da Vardır:

 

  1. Temelde modern tıp mı yoksa kurtçuklar mı yoksa büyüyle mi tedavi edilir?
  2. Sıtma nasıl yayılır?  
  3. Sıtma hastalığı yayılması nasıl önlenir?
  4. Neden dişi sivrisinek sıtmaya sebep olur?

 


ATOM BOMBASININ GİZLİ HİKÂYESİ (70 DK.) FİLMİN ÖZETİ

1942 Amerika ve Almanya devletlerinin nükleer gücü için adeta ölümcül savaşı için yarışmıştır. 20 yıl sonra Yale üniversitesinin araştırmacı tarihçisi bir araştırma yaparak nükleer kalıntıları üzerinde araştırma yaparak 20. y.y. Amerikan tarihini araştırır. Bu araştırma sonucunda 8 bin km. uzağa gidebilen 9 megatonluk atom bombasıdır. Sade birkaç blokluk sapma yapar. Bunun inşasının yapımını araştırarak uygun bir yer buldular. Mühendislerin araştırmasıyla. En uygun yer Colombia Nehrinin yakınlarında en uygun yer ve su ihtiyacını karşılamak lazımdır. Bu su rektörlere soğutma sağlayarak ve buhar sayesinde bu alanın ihtiyacını karşılayabilir. Eğer kötü sonuçlar olursa bu insanlar bu alanda kendini koruyabilir. Bu binanın ismine de B Reaktörü adını verdi. Bu binanın içinde interplation yöntemiyle başladı. İnterplation içindeki protonyomun çekirdekleri zorlamasıyla başladı ve burada 51 bin kişi çalışıyordu ve niçin nasıl çalıştıklarını bilmiyorlardı. İlk başta buradaki amaç bir nükleer gücün nasıl oluştuğunu bulacaklar. Bu reaktörün üç zorlu aşaması vardır. Bunlar;

       1.    En çabuk ne kadar yükselmesi

  1. Ne yaptıklarını gerçekten bilmiyorlardı.
  2. Gizlilik ilkesi geçerlidir

            Reaktörün gerçekleştiği yer yasak bölgedir. Bu mühendislerin bahisleri ve hesaplamaları doğru olsaydı. Fonksiyonel bir bomba hedeflerine ulaşacaktı.

            Bu gerçekleşme reaktörlerin yakıtın doldurulduğu önyüzde başlar. Toprakta bulunan doğal uranyumun protonyumun 239 insan yapımında yeni bir madde oluşturmaktır. Doğal cevheri alıp uygulamaya sokulduktan sonra içinde demiri çıkarıp onu yakıt elementine dönüştürüp bu metal reaktörüne ön tarafına gidip 2004 tane yakıt tüpleri bulunur. Bu tüplerin içerisinde 32 tane yakıt elementi bulunur. Yakıt elementleri her biri radyasyon nötronları uyarır. Metal reaktör açılmadığı zaman Bor elementinden ya da kontrol çubukları tarafından emilir ve yakıt parçacıkları birbirleri ile çarpışıp zincirleme tepkimesi çok kuvvetli olması teoriktir. Ama pratiksel olarak zincirleme tepkimesi çok kuvvetli olması öyle bir sıcaklık üretmeseydi. Sıcaklığı düşürebilmek için bu nehirden makinelerin içerisine su girip ve bu tüplerde büyük bir basınçla pompalanıyordu. Bir dakikada 27 bin galon su tüketerek ve bütün tüplere yakıt doldurarak rektörleri maksimum kapasitelere çalışarak karşılığını buldular.

 

                                                                                              Aşağıdaki Soruların Cevapları Filmin Ayrıntıların da Vardır:

 

  1. Bir nükleer silahla ne kadar büyük bir delik açılabilir?
  2. Bu reaktör suyu niçin almak zorundadır?
  3. Dünyanın ilk nükleer gücü nasıl oluşmuştur?
  4. Protonyumun üretilmesi için neler gereklidir?

 


HAYVANLARDA DUYGUSAL VE SOSYAL İLİŞKİLER (55DAK) FİLMİN ÖZETİ

            Hayvanlarda insanlar gibi duygusal ve sosyal ilişkiler içerisindedir. Onların insanlardan farklı yöntemleri vardır. Hayvanlarda oynama ihtiyaçları temin etme sosyal etkileşim içerisindedir.

Bilim adamları yaptıkları bazı araştırmalara göre bazı hayvanlar üzerinde araştırma yaparak bunları gözlemlemiştirler. Bunlar; filler, köpekler, şempanzeler ve kurtlardır.

            Filler en sosyal ve en duygusal olan hayvanlardır. Bu hayvanlar da, birbirlerini dinleme, yardım etme, anlaşma toplu şekilde yaşarlar. Bunlar birbirlerine sesleri dahi gitmeseler yine de birbirlerini dinleyebiliyorlar. Duygularını uzun süre unutmazlar.  Ve zamanda gözlerinde temparin adlı bir salgı bezi salgılarlar. Baskın olan bir dişi filin en yakının kemiklerini buldukları zaman kafatasının kemiğini koklayıp ve diğer arkadaşları ise kaburga kemiklerine basıp büyük bir üzüntü duyarlar.

            Şempanzelerde ise; en fazla yüz ifadesi ile belli ederler. Yani duygularını ölçme yolu da yüz ölçmedir. Yüksek primatlar; korku, iğrenme, mutluluk, şaşkınlık, öfke evrelerde oluşur. İnsanların genleri ile şempanzelerin genleri %98’i aynıdır. İçlerinde sürü lideri olması için baskın erkek olması gerekir. Karşılıklı yardımlaşma ve servis yapma vardır ve onlarda minnettarlık duygusu vardır.

            Hayvanlarla insanlar arasında en yakın bağlar bulunan hayvanlar ev hayvanlarıdır. Ve bunların başında köpekler gelir. Amerika’da 37 milyon köpek evde beslenir. 2 milyon köpeği yatağın üzerinde yatırıyorlar. Onların doğum günlerinde özel yiyecekler verir. Yılbaşlarında özel ilgilenirler. Ama eğitimli köpekler, depremlerde herhangi bir canlıyı ölmüş görürlerse onlarda üzülürler.

 

 

Aşağıdaki Soruların Cevapları Filmin Ayrıntıların da Vardır:

 

  1. Hayvanların zihinsel kapasiteleri ve ruhlar var mıdır?
  2. Neden köpekler burada korunurken diğer hayvanlar korunmuyor?
  3. Amerika’da hayvanlara bu kadar önem verilirken insanlara da önem veriliyor mu?
  4. Eğitilmiş köpekler ölü bir insanı gördüğünde neden üzülüyor.
  5. Diğer hayvanlar da filler gibi temporin adlı bir salgı bezi salgılıyorlar mı?

 

 

 

 

 

 

 

KALBİN ÖNEMİ, ÇALIŞMASI KALP KRİZİ VE KALP HASTALIKLARI KALP NAKLİ (60 DAK) FİLMİN ÖZETİ

Kalp, kanı atımlar halinde aralıklı olarak arteriyel sisteme pompalayan organdır. Kalp dört boşluktan oluşur. Üsttekiler kulakçıklar, alttakiler karıncıklardır.. sağ ve sol olmak özere de ikiye ayrılır. Sağ kulakçık ile sağ karıncık arasında trieüspit kapak vardır. Sağ karıncıktan pulmoner arter çıkar. Kalbin otomatik çalışması sağ kulakçıkta bulunan sinoetriat düğüm, his demeti ve purkinje ağı kalbin iletim sistemini meydana getirir. Kalbin her sistolü sırasında kan ortaya atılırken oluşan basıncı dolaşım sistemdeki arter duvarlarının genişlemesi ile dengelenmeye çalışılır.

Kalbin önemi: Kalp evrende insan ve hayvanların ayakta kalması ve de asırlar boyu nesillerini devam ettirmeleri için çok önemli bir organdır. Kanı pompalayarak bir yandan temiz kan gelmesini, bir yandan da kirli kanın çıkışını sağlar. Bundan dolayı canlıların hemostasizini dengeler.

Kalp krizinin sebepleri

  1. Kalbe giden kan akımının durması
  2. Kalp kapakçıklarının bozulması
  3. Kalbin oksijensiz kalması
  4. Damar tıkanıklığı
  5. Kalbin büyümesi
  6. Tansiyon
  7. Kolesterol
  8. Sigara, alkol, uyuşturucu
  9. Çevresel faktörler

Kalp Nakli

Kalp nakli gerçekleştirilmesi beklenen hasta ilk önce uygun kalp bulunana kadar kalbe benzeyen fakat makine düzeneğinde olan ve kanı pompalayan bir araca bağlanılır. Burada hasta daima taze kana ihtiyaç duyar. Bağışıklılık sistemi daha iyi çalışı ve antikor düzeyi öncesine kadar daha çok artar. Bundan dolayı vücut kolay kolay kalp naklini kabul etmez. Kalp naklinin gerçekleştirilmesi için, verici ve alıcının kalbinin genetik olarak birbirine benzemesi ve de çaplarının aynı olması gerekir.

Aşağıdaki Soruların Cevapları Filmin Ayrıntıların da Vardır:

 

  1. Kalbin önemi nedir?
  2. Kalbimiz nasıl çalışır?
  3. Kalp nakli nasıl gerçekleşir?

 

 

 

ÇEŞİTLİ SORGULAMA YÖNTEMLERİ İLE BİLİMSEL YALAN NASIL DEŞİFRE EDİLİR? (30 dk.)

FİLMİN ÖZETİ

 

Şüphelilerin sorgulanması her türlü cezai soruşturmada kritik önem taşır. Şüpheli doğru söyleyebileceği gibi yalan ifade de verilebilir. Sorgulama aslında yüksek riskli bir oyundur. Baskı yapılırsa suçsuz ir insan suçu üstlenebilir ya da suçlu dışarıda gezebilir. Yeni teknolojik aletler vücudumuzu tarayarak yalanın izini sürebilir. Psikolojik bulgulara göre konuşma kalıpları ve vücut dili yapanları ortaya çıkarabiliyor. Sorgu bilimi iki videoya kaydedilen cinayet zanlısının nasıl ifrat etkilerinin açıkça göstermektedir.

 

 

Aşağıdaki Soruların Cevapları Filmin Ayrıntıların da vardır:

 

  1. Aldatma işaretleri nelerdir?
  2. İyi bir sorgulamanın kaç aşaması vardır?

İŞKENCE ÇEŞİTLERİ (45 DAK ) FİLMİN ÖZETİ

 

İşkence yapanların birçoğu iyi eğitim görmüş, üniversite mezunu ya da eski hükümlü olduğu düşünülmektedir. İşkence insanların acıdan kurtulmak için her şeyi söylemelerine neden olur. İlk işkence aletlerinden olan elektronik felç edici aletler 1970’lerin başından itibaren; polis, gardiyan ve askere verilmiştir. Günümüzde yasal olarak kullanılıyor.

Sığır gütme, sopası; 1930’larda güney Amerika’da sığırlar için kullanılan bu alet 1960’larda isyan kontrol aracı haline gelmiştir. Korkutarak bilgi almak için modern işkence aletleri iz bırakmazlar. Ama antik olanları böyle değildir. Mısır kralı Ramses; Asurları, Yunanları, Romalıları vahşice işkence yapmışlardır. Bu işkenceler daha çok muhalif yada devlet otoritesine karşı gelenlere yapılmıştır.

Bunlar halkın önünde yapılır ve devlet otoritesine karşı korku salınırdı. Son yüzyıla kadar Avrupa’da bu ilkel işkence yapılmıştır. Ancak BM (Birleşmiş Milletler) bütün devletlerin hiçbir şekilde işkence yapmasını yasaklamıştır. İspanyada krallık enginizasyonda dinsizler denen halka karşı akıl almaz işkencelere başladılar. Enginizasyon denince kilise akla gelir. Kiliselerde devlet işkence yapmıştır. Cenava Antlaşmasına göre işkence İngiltere’de ilk kez yasaklandı.

 

Aşağıdaki Soruların Cevapları Filmin Ayrıntıların da Vardır:

 

  1. Dünyanın en yaygın işkence şekli nedir?
  2. BM işkence karşıtı antlaşması ne zaman imzaya açılmıştır?
  3. Ortaçağ Avrupası’nda hangi kurum işkence yapmıştır?
  4. Neden işkence yapılır?

HER TÜRLÜ SAVAŞ BOMBALARINI YAPIM HİKÂYELERİ (55 DK.) FİLMİN ÖZETİ

 

Gelişen savaş teknolojisi bomba yapımını geliştirmiştir. Bir aracı yok etmekten bir şehri yok edecek büyüklüğe kadar ve etkiye sahip olan bombalar geliştirilmiştir. Amerikan ordusu bu konuda başta yer almaktadır. Irak ve Afganistan’da bu bombalar fazlasıyla kullanılmaktaydı.

Gelişen teknolojiyle beraber bütün bir alanı yok eden bombalardan akıllı bombalara geçilmiş ve bir binayı yada aracı vuracak kadar hassaslaşmıştır. Yakında bir binanın 3. kat penceresini vuracak şekilde gelişecektir. Körfez savaşı daha küçük bombaların yapımını hızlandıran nükleer bomba olmayan ve bombaların anası denilen bir bomba icat edilmiştir. 2. dünya savaşında Hitler  Atom bombası için ilk adım olan atomu parçalamayı başaran bilim adamlarına sahipti. Ancak çoğu Yahudi olan bilim adamları Amerika’dan kaçıyorlar. Einstein başta olmak üzere birçok bilim adamları Rousuelt nükleer programı konusunda ikna etmiştir. Dünya savaşı o güne kadar görülmemiş bir bombaya tanıklık etti.

 

Aşağıdaki Soruların Cevapları Filmin Ayrıntıların da Vardır:

 

 

  1. İlk bombalar nerede kullanılmıştır?
  2. İlk el bombası ne zaman icat edilmiştir?
  3. Modern bombaların ilki hangi devlet tarafından kullanılmıştır?
  4. İlk atom bombası nereye atılmıştır?
  5. Irak savaşında hangi tür bombalar kullanıldı?

ŞAŞIRTICI ANLAR, OLAYLAR VE DAVRANIŞLAR (40 DK.) FİLMİN ÖZETİ

 

Bir grup dağcı Amerika’da heyecan ararken bir dağcı inişe geçmeye hazırlanırken çığ düşer ve çığın altıda kalıyor. Tonlarca karın altından hızla sağ çıkıyor. İngiltere’de iki Rus gösteri uçağı çarpışıyor ve tamamen yanan uçaklardan önce fırlamayı başarıyorlar. Benf milli parkında bisikletiyle uçuruma yuvarlanan David Bell 25 metreden düşer ve kalça kemiği ikiye ayrılır. Yardım gelince altı ay sonra iyileşir. Bir tabak dolusu akrebe ya da hamam böceğine dünyanın parası ödenmektedir. Kaşifler kulübü yemeğinde böyle bir durum söz konusudur.

Güney Kore’de ahtapotun gücü ve dayanıklılığı artırdığına inanılıyor. Ahtapotun vantuzları yerken insanı öldürme riskine sahipse de oldukça ilgi görüyorlar. Çoğumuz sıçanlardan nefret ederiz. Ancak Hindistan’da tapınaklarda farelerde aynı ilgi gösterir. Farelerin atalarının ruhunu taşıdığına inanılıyor. Yarasaların vampir oldukları gece görüş kameralarından anlaşılmaktadır. Uygun bir adamın kanını emen yarasalar ağırlıklarının yarısı kadar kan emebiliyorlar. Kurban kımıldamıyor. Çünkü yarasanın tükürüğünde anestezik bir madde var.

 

Aşağıdaki Soruların Cevapları Filmin Ayrıntıların da Vardır:

 

 

  1. Dağcıların dağdan inişe geçerken neden korkmuyorlar?
  2. Nasıl tonlarca karın altında sağ çıkabiliyorlar?
  3. Nasıl da ölümü göze alarak bunları yapabiliyorlar?
  4. Ahtapota ilgi gösterilmesinin nedenleri nelerdir?           

YAMYAMLIĞIN BİLİMSEL AÇIKLAMASI (30 DK.) FİLMİN ÖZETİ

 

Yine başı ve sonu olmayan bir belgesel. her şeye rağmen aydınlatıcı belgeler ve araştırmalar var. Yamyam kavramı ilk defa Kristof Colomb tarafından ortaya atılıyor. Dönemin Avrupa’sında politik bir malzeme olarak kullanılmaya başlanıyor. Bilimsel olarak ilk defa 20. y.y.’da kuru hastalığının Proyan halkında görüldüğünde ele alınıyor. Hastalığın deli dana hastalığıyla aynı belirtilere sahip olduğu fark ediliyor. Daha sonra Güney Amerika’nın batısında Anasozi Bölgesinde yamyamların meydana getirdiği yenilmiş insanların kemikleriyle dolu mezarlar keşfediliyor. Bütün dünyanın dikkatini üzerine toplayan konu bilim adamlarını ve tarihçilerini memnun ettiyse de bölge halkını kızdırdı. Kızmak tabii ki yersiz, bilimsel bulgularla desteklenen bilgi karşısında duyguların hükmü para etmez. Belgesel bunlardan daha önemli bir şeye dikkat çekti ki biz insanların atalarının yamyam olma olasılığı yüksek.  

 

 

Aşağıdaki Soruların Cevapları Filmin Ayrıntıların da Vardır:

 

  1. Yamyamlar yamyamlığı kültürel değer olarak mı görüyor?
  2. Yamyamlığın ortaya çıkışı sebepleri ne olabilir?
  3. Yamyamlığın tarihinin çok eski olduğunu ispatlayan deliller nelerdir?
  4. Yamyam kavramı hangi amaçla ortaya atılmış ve kullanılmıştır?
  5. Ortaçağ Avrupa’sında insan etinin ilaç olarak kullanılması onları yamyam yapar mı?

 


ZİHİNSEL VE BEDENSEL OLARAK İNSANLAR İLE MAYMUNLAR VE ŞEMPANZELER ARASINDAKİ BENZERLİKLER VE ÖZGÜNLÜKLERİN BİLİMSEL AÇIKLAMASI (120 DK.)

FİLMİN ÖZETİ

 

Maymunlar da insanlar gibi zeki bir türdür. Yapılan deneyleri başarıyla geçiyor, düşünebiliyor, iletişim kurabiliyorlar. Sadece kendilerinin değil, diğer canlıların varlığının farkında ve onları dikkate alabiliyorlar. İnsanlar gibi alet yapabiliyor, ileriye dönük planlar kuruyorlar. Birbirleriyle iletişime giriyorlar. Usta-çırak ilişkisi kurabiliyorlar. Yeni şeyler öğrenebiliyor, ayrıca işbirliği yapabiliyorlar. Ne var ki çıkarcı bir yaklaşım içindeler birbirlerine karşı. Taklitçi olamadıklarında. İnsanlar gibi adetler oluşturamıyorlar. Ortak bir kültür yaratamıyorlar. İnsanlar gibi bir konuşma yetenekleri de yok. Konuşma fax P2 geni tarafından kontrol ediliyor ve insanlar dışında başka bir canlıda daha yok. İşte maymunlar aramızdaki küçük ama sonuçları büyük olan farktır.

 

 

Aşağıdaki Soruların Cevapları Filmin Ayrıntıların da Vardır:

 

  1. Bizi maymunlardan farklı kılan ve benzer özellikleri nelerdir?
  2. Maymunların işbirliği anlayışı ne düzeydedir? Ve hangi koşullarda işbirliği yaparlar?
  3. Maymunlar da insanlar gibi kelimelerle konuşabilir ve iletişim kurabilirler mi? Neden?

 HAYVANLARDA CİNSEL YOLLA BULAŞAN HASTALIKLAR (15 DAK.) FİLMİN ÖZETİ

 

Doğada hayvanlar arasında çok eşlilik görülmektedir. Bu durum türün devamı için gerekli olsa da ciddi tehlikeler taşımaktadır. Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunamazlar. Örneğin, kualalar, aslanlar vb. canlılarda çok eşlilik görülür. Bu durum kualalar arasında zatüre, kısırlık, romatizma, klamdire hastalıklarının yayılmasına sebep oluyor. Hastalıklar ölümle sonuçlanabiliyor ve türün devamı tehlikeye giriyor. Aslanlarda bunlarla beraber birde HİV virüsü -insanlarda AİDS hastalığı virüsü ile aynı etkiye sahip virüs- başlamaktadır. Bu hastalık hala önüne geçilemeyen sonuçlar doğuruyor. Bütün bu hastalıklar bir de tür içi rekabetten kaynaklanan fiziksel hasarlar da cabasıdır.

 

 

Aşağıdaki Soruların Cevapları Filmin Ayrıntıların da Vardır:

 

  1. Kualalara cinsel yolla hangi hastalıklar bulaşır?
  2. Aslanlarda cinsel yolla bulaşan hastalıklar insanlarda bulunuyor mu?  Bulunuyorsa hastalığın adı ve etkileri nelerdir?
  3. Mercanlarda eşleşme nasıl olur? Ve ne zaman başlar?
  4. Cinsellik, virusal ve bakteriyel hastalıklar dışında ne gibi olumsuz durumlara sebep olur?
  5. Çok eşliliğin olumlu ve olumsuz yönlerini karşılaştırınız?   

 


EVRİM KAVRAMI NEDİR? EVRİMİN PRENSİPLERİ NELERDİR? GEÇERLİ KANITLARI NELERDİR? (60 DK.) FİLMİN ÖZETİ

 

Evrim teorisinin ifade ettiği gerçeklere arkamızı dönemeyiz. İspatlanamayan hipotezleri aynı anda çürütülememektedir. Darwin’in tezi siyasi alanlarda ırkçı eylemleri tetiklediyse de evrim teorisi tamamen bilimsel bir araştırma ürünüdür. Genetik biliminde birçok araştırmanın asıl problemlerini sunan kaynaktır. Evrim teorisinin dayandığı üç temel prensip neredeyse tamamen ispatlanmış durumda. Yüz binlerce yıllık fosiller ve günümüz canlılarındaki genler ile genlerin işleyişleri bunun doğruluğunu ispatlar niteliktedir. Evrimle ilgili filmin sunduğu övgü dolu sözlerinin dışında bu teorinin kanun olamayışının sebebi olarak itiraf ettiği gerçek; türler arasındaki geçiş formlarının  bulunmaması bu görüşü sekteye uğratmaktadır. Filmin hatası; filmde sadece evrim teorisini benimsemiş kişiler bulunmaktadır.

 

Aşağıdaki Soruların Cevapları Filmin Ayrıntıların da Vardır:

 

  1. Tekbir tür nasıl iki tür haline geldi?
  2. Doğal seleksiyonun ifade ettiği gerçek nedir?
  3. Bilimin sunduğu evrim teorisinin lehindeki veriler size kendiniz hakkında ne düşündürüyor?
  4. Evrim teorisinin geçtiği sınavlar nelerdir? Geçerliliği ne kadardır? Ve neden yasa olarak kabul edilmemiştir?

 


GENETİK YAPI VE SUÇA YETKİNLİK İLİŞKİSİ (55 DK.) FİLMİN ÖZETİ

 

Genetik ve yatkınlık ilişkisine kadar genetiksel olarak olsa da o kadar çevresel etkilerde önemlidir. Bilim adamları bazı suçluların suçtan zevk aldıklarını tespit ederek genlerinde olan bir olgudur. Suça bağımlılık; aynı alkolizm ve uyuşturucu gibi suçluların aileden gelen bir özellik olduğunu kanıtlamıştır. Bir araştırmacıya göre; cezaevine düşen suçlular üzerinden yapılan bir araştırmaya göre bu suçlar aileden gelmektedir. Bu suçluların cazip hale gelmesinde ise sürekli heyecan olduğunu ve bu heyecanın da sürekli adrenalin hormonunu salgıladığı ve salgılandığı zaman da dopumin etkisi oluşturur. Para cazibesinden daha değerli olur. Bir kısmı ise çevremizden kaynaklanır. Bunlarda arkadaşlarımız, hayatımızdaki kişiler ve yaşadığımız duyumlardır. Stewe Dadge adında bir bomba uzmanının küçüklükten beri polisleri sevdiği ve polislerden duyduğu hazdan dolayı büyüdüğü zaman da bir bomba uzmanı olur. Babası da büyük bir şirkete cam silici olarak çalışmakta ve bu çevresindeki gördükleriyle yapmaktadır. Ve bu bomba uzmanının kararlılıkla korkuyu yenerek her türlü bombayı etkisiz hale getirir. Bu korkuları yenmek en büyük başarıdır.

 

 

Aşağıdaki Soruların Cevapları Filmin Ayrıntıların da Vardır:

 

  1. Suça yatkınlık genetikten mi yoksa çevresel karakterlerin değişimi ile olur.
  2. Adrenalin hormonu salgılanmasaydı ne olurdu?
  3. Bu adamın kararlılıkla bombanın üzerine gitmesinin sebebi nedir?

 


CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI VE TAKSONOMİ NEDİR? (120 DK.) FİLMİN ÖZETİ

İnsanoğlu çevresinde gördüğü canlı ve cansız varlıkları her zaman bir sınıflandırma eğilimi içindedir. Yani insan sınıflandırarak algılayan bir türdür. Farkında olmasak dahi çevremizdeki canlıları bitkiler ve hayvanlar ya da suda ve karada yaşayanlar, tehlikeli-tehlikesiz gibi ayrımlarla sınıflandırırız.

Taksonomi; sözcüğü Yunanca kökenli olup sıramla anlamına gelen “taxis” ve isim anlamına gelen “nama” sözcüklerinin birleşmesiyle oluşmuştur. Canlı türlerini belirli bir düzene sokmaya çalışı ve bu amaca yönelik ilkeler geliştirir. Taksonomi; canlıları tanımlayan, anlatan ve adlandıran bilim dalıdır. Canlıların tanımlanmasını ve anlatımını taksonomi bilimi yapar.

Sınıflandırma ise; taksonomiden farklıdır. Sınıflandırmanın çalışma konusunu yalnızca canlıları gruplandırmak ve bu grupları derecelendirmek biçiminde özetlenir. Sınıflandırma, yaşayan ya da yokolmuş canlıların gruplar halinde sıralamasıdır. Sistematik ise; taksonomi ve sınıflandırmadan farklı olarak ve çok daha kapsamlı olarak, canlıların birbirleriyle evrimsel akrabalık ilişkisini, benzerlik ve farklılıklarını inceleyen bilim dalıdır. Bilimsel adlandırma ise; sistematiğin bir alt dalıdır. Yani canlıların belirli kurallara bağlı olarak adlandırılması ile ilgilenir.

Sınıflandırmanın temeli Aristo’ya kadar uzanır. Aristo özellikle deniz canlılarını incelemiş, hayvanların dış görünüşlerine, hareketlerine yaşam şekillerine ve vücut özelliklerine göre bilimsel şekilde sınıflandırmıştır. Ama sistematiğe ışık tutmuştur. Yenidünyanın keşfiyle, tanımlanması ve gruplandırması gereken çok sayıda canlı türü ortaya çıktı. Bir süre sonra bu canlıların öğrenilebilmesi ve düzenli olarak ortaya çıktı. Bir süre sonra, bu canlıların öğrenilmesi ve düzenli olarak ortaya çıktı. Bir süre sonra, bu canlıların öğrenilebilmesi ve düzenli olarak çalışabilmesi için bir sisteme gerek duyuldu. Bunun sonucunda da türlere iki sözcükten oluşan adlar verilmeye başlandı. İlk adım birbirlerine benzer özellik gösteren türlerin gruplandırılması ve onlara dış görünüşlerini yansıtan adlar buldu. İsviçreli Doğa Bilimci Conrad Van Gesners bu konuda çalışan ilk araştırmacıdır. Gesner’in gözlemlerini ve tanımlamalarını içeren “historiae Animalsum” adlı ansiklopedi hayvanlar aleminin ilk resmi katalogudur. “Tür” kavramını ilk kez İngiliz doğa bilimci John Ray kullanmıştır. Bitkiler ve hayvanlar konusunda önemli çalışmalar yapmıştır.Taksonomide gerçek anlamda devrim yaratan bugünkü anlamını şekillendirmeyi başaran bilim insanı Carl Van Linne olmuştur. Linne “sistema naturea” adlı eserinde doğayı üç gruba ayırmıştır. Bunlar, mineraller, bitkiler ve hayvanlardır.Linnecus, sınıf-takım- cins, tür ve varyete olarak 5 sınıflandırma derecesi kullanmıştır. Bu çalışmalardan sonra insanoğlu doğayı daha iyi betimlemeyi başarmıştır.

 

Aşağıdaki Soruların Cevapları Filmin Ayrıntıların da Vardır:

 

  1. Aynı türden canlılar için hangisi doğrudur?
  2. Hangi taksonomik kategoride daha az sayıda birey bulunur?
  3. Türden aleme doğru gidildikçe hangisi azalır?
  4. Linnaes’un çalışmaları konusunda neyi söylemiştir?

 

MARSTA HAYAT VAR MI? GEÇMİŞTEKİ DÜŞÜNCE YANILGILARI GÜNÜMÜZDE VARILAN BİLİMSEL AÇIKLAMASI (60 DK.) FİLMİN ÖZETİ

Mars adını Roma savaş tanrısından alır. Mars yeni kurulacak olan en uygun yer hem de dört bin yıllık biyolojik sırların kaynağıdır.

Güneş sistemimizin dışında bir yerde yaşanacaksa en uygun yer Mars’tır. Mars’la dünyadaki bazı yerler arasında benzerlikler vardır. Örneğin güney Kaliforniya’daki Mahlebe Çölü gibi.

Mars; dünyaya çok benzemesine rağmen bazı jeolojik özelleri dünyayı geride bırakıyor. Geceleri sıcaklık -1000 C˚’ye kadar inebiliyor ve çok fazla kum fırtınası çıkıyor. Dünyaya olan uzaklığı 55 milyon km’den fazladır. Mars dünyanın yarısı kadardır. Buna rağmen yüzyıldan fazladır ilgi çekiyor.

Bilim adamlarının ilgisini çeken asıl unsur Mars’ın kutup noktasından donmuş haldeki sudur. Mars’ın bilim adamları bu kez tabakasının okyanus olabileceği konusunda aynı fikirdeler. Mars’ta su olduğuna dair spekülasyonlar yüzyıldır konuşulmaktadır. 1984’te Antarktika’da bulunan bir göktaşı parçası Mars’ta yaşam olduğuna dair kanıtları yeniden gündeme getirdi. Bulunan kaya parçası Mars’a aittir. Bugün iki gezici uzay aracı çalışmalarına devam etmektedir.

 

 

                                                                                                         Aşağıdaki Soruların Cevapları Filmin Ayrıntıların da Vardır:

 

  1. Mars adını nerden almaktadır?
  2. Romalılar neden bu adı vermişlerdir?
  3. Mars’ın yüzeyi nasıldır?
  4. Marsla dünyanın benzer şekilleri nelerdir?
  5. Marsın en yüksek tepesi neresidir?  
  6. Marsta ilk çalışmaları kim yapmıştır?

 


GEÇMİŞTEN BUGÜNE SOVYET DONANMASININ BİLİMSEL HİKÂYESİ (20 DK.)

FİLMİN ÖZETİ

Rus donanması çar I. Petro zamanında kurulmuştur. Petro Kara ülkesinden Rusya’nın büyümesi için Avrupa’yla ticaret yapması gerektiğine inanıyordu. Bunun için ilk gemileri yaptı. Rus donanması bu yüzden fazla gemi ve denizaltıyla Avrupa’nın en iyi beş donanmasından biridir.

Danimarka-İsveç savaşında Danimarka’ya yardım etti ve Baltık denizine girdi. Avrupa’nın yüzyılı aldığı yolu çeyrek yüzyılda almıştır. Rusya Akdeniz’e açılmak zorundaydı. Bunun için Osmanlı devletiyle savaştı. Çeşme savaşında yeni bir teknikle büyük zafer kazandılar.

Katerina ve Nikolay zamanında Petro’dan kalan donanma güçlendi. Bolşevik ihtilalinde saraya ateş açacak kadar devrimciydiler. Ancak yeni yönetimin demir yumruğundan rahatsız olmuş Bolşevikler tarafından katlettiler ve 2. Dünya savaşına kadar Stalin donanmayı güçlendirdi.

Fakat 2. dünya savaşından sonra Rusya- Amerika arasında soğuk savaş döneminde Amerika’nın yaptığı hamlelere cevap veren Rusya devasa bir deniz gücüne sahip oldular. Denizaltılar başta olmak üzere her tür savaş gemisi icat etti. Amiral Cnnoc kow. Yönetimindeki Sovyet Donanması BM’ye rekabet edecek düzeye gelmiştir.

 

 

                                                                                                              Aşağıdaki Soruların Cevapları Filmin Ayrıntıların da Vardır:

 

  1. Rusların Osmanlıdan aldığı ilk yer neresidir?
  2. Rus donanması kaç gemiden oluşur?
  3. Rusya’nın ilk donanma akademisi nerdedir?
  4. Rus donanmasının en önemli komutanı kimdir?

 


EŞ SEÇİMİNDE, SEVMEDE VE AŞIK OLMADA BEDENİMİZDE MEYDANA GELEN FİZİKSEL VE FİZYOLOJİK DEĞİŞİKLİKLERİN BİLİMSEL AÇIKLAMASI (60 DK.) FİLMİN ÖZETİ

 

Eş seçiminde filmde de belirtildiği gibi erkek için önemli olan görsellik olup kadında karaktere önem verir. Bu konuda erkeğin bir kadından tam ne istediği ve yapılan ankette dört farklı resmi ve sadece bu resimlerde yapılan farklılıklar, bel, kalça oranı uyumlu olan kadınlar daha fazla ilgi çekici geliyor. Ayrıca bu tipteki kadınların daha az düşük yaptığı ve sağlıklı çocuk doğurduğu anlatılmaktadır. Bilim ve teknolojik ilerleme artık eskisi gibi olmayıp hergün gelişmekte olup cinselliğin geçici olduğu artık hormonal düzeltme hem erkek hem de kadınlarda yapılabiliyor. Tabii ki güzellik her şey değildir. ilişkilerde güvenirlik ve sadakatte önemlidir. Kadınlar özellikle erkeklerde statü arar. Kadınların bakıştan fazla anlamadığı kadınlarda hipokomus (davranışla ilgili hafıza haritası) denilen bölgede kan akışı hızlı olur. Burnumuzdan insan karakterini belirlemede yardımcı olduğu ve filmde de görülen erkeklerin ter attığı basket maçı sonrası formaları laB.A. götürülüp burada kadınlar tarafından koklandığı ve bağışıklık sistemi kendisinden farklı olan erkeğin kokusunu tercih ettiği görülmektedir. İlişkilerde en ideali farklı bağışıklık olanıdır. Ayrıca yüzleri simetri olan erkeklerin özellikle adet döneminde kadınlara daha çekici geldiği anlatılmaktadır. Yüz biçimlerimiz de bağışıklığımızı açıklar.

Ayrıca aşık olan insanlar hormon seviyesinin arttığı ve kan akışının hızlandığı yapılan deneyler sonucu görülmüştür.

 

Aşağıdaki Soruların Cevapları Filmin Ayrıntıların da Vardır:

 

  1. Erkekler tam olarak neyi istiyor?
  2. Burnumuzun karakter belirlemedeki rolü nedir?
  3. Simetri yüzler neden çekicidir?
  4. Dan değişim ve hormonal değişim nasıl olur?
  5. Görünüm ve üremenin ilişkisi nedir?

FELAKET ABD’Yİ VURAN VE ACİZ BIRAKAN KATRİNA KASIRGASI (55 DK.)

FİLMİN ÖZETİ

 

            Katrina kasırgası doğal bir afet olmasına rağmen ama maalesef bir insan felaketine dönüştü. Kaza geliyorum gibi olmuştur. çünkü insanların hatasından dolayı gerekli tedbirleri almayıp, önlemini almak doğal olmayan bir afete dönüşür. Peki ABD bir süper güç olduğu halde neden tedbirini alamıyor. Ya da almak istemiyor. Gerekli politikalar içinde olabilir bir düşünelim ki onları kurtarmaya gelecek onlar. Onlar kendi başının çaresine bakamıyorlar. Bilim adamları bilgisayarda bir simülasyon yapıp her şeyi ortaya çıkardığı halde sel suları dalga kıranları aşıp şehri bataklığa ya da yok olmasına götürecek şekilde bildirmesine rağmen tüm iletişim bağlantılarının kesilmesi ile olduğu halde hiçbir önlem alınmıyor ve hiçbir şey olmamış gibi oradaki yöneticiler kendi havasında oluyorlar.

 

 

                                                                                                               Aşağıdaki Soruların Cevapları Filmin Ayrıntıların da Vardır:

 

  1. Meteoroloji uzmanları neden Katrina ismini verdi?
  2. ABD’nin buna gücü yok mudur? Yoksa acizliğinden midir?
  3. Buna doğal afet mi yoksa insan afeti mi denir?
  4. Kimin suçlanması gerekiyor?
  5. Yardım için çağrılanlar neden gelemiyorlar?
  6. İnsan eliyle bir doğal afet nasıl yapılır?

 

 


KÖPEKLERİN DEHASI (40 DK.)FİLMİN ÖZETİ

 

Biz insanların en yakın dostları olan köpeklerin birkaç özel yeteneğini biliyoruz. Davranışsal ve yeteneklerinin yanında zekasının da olduğu bir çok insan tarafından kabul gören yetenekleri arasına girdi. Onların zekasını anlamaya ve davranışlarını incelemeye çalışan bir köpek bilimi var artık. Şu ana kadar yapılan deneylerde elde edilen veriler köpeklerin sadece güdüsel davranmadığını, çevreyi tahlil ettiğini ve bunlardan elde ettikleri bilgilerle davranışlarını geliştirdiklerini ispatladı. İnsanların yeni şeyler öğrenme davranışlarından biri olan zihinsel haritalama yöntemini onların da geliştirmiş olduğu ispatlandı. Yani köpeklerde meroz söz konusu olduğunda araştırma yapabileceğini ve yeni şeyler öğrenebileceğini ispatladılar. Birgün gelecek ve çizgi animasyonlar gerçek olacak. İnsanlar uzaya çıkacak. Köpekler profesör olacak.

 

 

                                                                                                                     Aşağıdaki Soruların Cevapları Filmin Ayrıntıların da Vardır:

 

  1. Köpeklerin zekâsını ne ölçüde çözebiliriz.
  2. Köpeklerin çevreyi nasıl kullandığını ve yorumladığını nasıl anlayabiliriz?
  3. Köpekleri ne ölçüde eğitebiliriz?
  4. Haritalama yöntemi nedir? köpekler bu konuda ne kadar başarılıdır?
  5. Bir köpeğin Tepkisel davranışları nelerdir? Tahlil edilebilir mi?
  6. Köpekler yaşamlarında hangi adaptasyonları kullanmaktadırlar?

HRİSTİYANLIĞIN DOĞUŞU (40 DK.) FİLMİN ÖZETİ

 

Film tam Hıristiyanlığın doğuşunu ve yayılışını bu filmden anlamak mümkün değil. Belgesel filmin ne başı ne nede sonu filmde anlatılan:

Hıristiyan olmak için Yahudi olmak veya sünnet olmak gerekmiyor. Vaftiz gerekli ve yeterli oluyor. İncilin gidilip öğretilmeye çalışılan yerlerde halka değil de oranın ileri gelenlerine verildiği açıkça söyleniyor. Hıristiyan şehirlerde Hıristiyan olmayanlardan vergi toplanılıyor.

 

 

                                                                                                                 Aşağıdaki Soruların Cevapları Filmin Ayrıntıların da Vardır:

 

  1. Hıristiyan nasıl olunur?
  2. İlk Hıristiyan liderlerinin Hıristiyan olmayanlara karşı tutumu nasıldır?
  3. Hıristiyanlık nasıl yayılmıştır?
  4. Hıristiyanlığın ilk sorunu nedir?
  5. Hıristiyanlığın Yahudilikten ilk farkı nedir?

 


MIKNATISIN KULLANIM ALANLARI (45 DK.) FİLMİN ÖZETİ

 

Dünyanın iç katmalarından kaynaklanan manyetik kutupları vardır. Daha küçük mıknatıslar kuzey-güney yönleri doğrultusunda doğrulmaya çalışır. İlk pusulalarda bu basit kuraldan faydalanarak yapılmıştır. Mıknatıs bunun dışında elektrik üretiminde, ağır yükleri kaldırmada, fren sistemlerinde ve süspansiyonda kullanılır. Geleceğin teknolojisi süper iletkenler ve manyetik parçalardan oluşacaktır. Şuan var olan hızlı trenler mıknatıs ve elektrikle çalışmaktadır. Maliyeti fazla olduğundan yaygın değilse de gelecekte bunların üretimi hatta uçan taksiler ve hatta uzay gemileri üretimi olacak, artacaktır. Mıknatısın metalleri (demir/nikel) çektiğini biliyoruz. Bunun dışında da bir de organik maddeleri itme etkisinde sahip kim bilir, belki ileride basit bir elbise ile araçlara ihtiyaç duymadan –uçarak ve çok hızlı bir şekilde bir yerden bir yere yolculuk edebiliriz.

 

 

                                                                                                                  Aşağıdaki Soruların Cevapları Filmin Ayrıntıların da Vardır:

 

  1. Mıknatısın metaller ve organik maddelere karşı olan etkileri nasıldır?  
  2. Kuşlar (posta güvercinleri vb) havada nasıl yön bulur?
  3. Dört pille 150 kg yük kaldırabilir misiniz?
  4. Hızlı trenlerde mıknatıs hangi amaçla kullanılır?
  5. Mıknatısla kurulabilecek fren sistemini tasarlayınız?
  6. Elektrik mıknatısla nasıl üretilir?

ÖMÜR UZATAN KİMYASALLAR (50 DK.) FİLMİN ÖZETİ

 

Belgesel filmde iki yıl incelendi. Birincisi, SCS denilen ilaç diğeri ise diyet yapmak SCS promocini canlı vücudundaki serbest radikallerinin eylemini azaltmak, radikalleri yok etmek için kullanılacak bir ilaçtır. Bu madde farelerde ve de özellikle nematot solucanlarında olumlu sonuçlar vermiştir. Ömrü 40-120 oranında uzatmayı başarmıştır. Diyet yöntemi ise, canlıda kullanılan oksijen miktarını azaltmaya yönelik bir metottur. Fareler, maymunlar üzerinde olumlu etkileri olmuştur. %30’a varan ömürde uzama sağlamıştır. İlk olarak 1930’lu yıllarda denenmiştir. Ancak bu görüşü savunan bilim insanları bile bu yöntemin uygulanabileceğinden emin değiller. Bunun yerine besinin vücudunda alımı azaltılacak ilaçlar üretmeyi savunmaktadırlar.

 

 

                                                                                                               Aşağıdaki Soruların Cevapları Filmin Ayrıntıların da Vardır:

 

  1. SCS kimyasal madenin etkisi nedir? ve ne oranda başarı sağlar?
  2. Diyet yöntemiyle, ömrü uzatmak için asıl amaçlanan nedir? yani diyet yöntemi ne gibi bir etki  ile ömrü uzatmayı başarır?
  3. SCS maddesi hangi canlılar üzerinde denenmiştir ve kimin buluşudur?
  4. İnsanlar ölümsüzleşebilir mi? Bu rüya tekrar insanlar tarafından görülebilir mi?
  5. Yapılan bu çalışmalar karşısında, ömrünüzün uzaması konusunda siz ne düşünüyorsunuz?
  6. Başarının gelmesini bekleyenlerden misiniz?

 


OKUL ÖNCESİ ÖĞRENCİLERİNDE TAKLİT YAPMAYI GELİŞTİRME VE UZATAN EĞİTİM (30 DK.) FİLMİN ÖZETİ

 

            Okul öncesi eğitim çağındaki çocuklara doğadaki sesler dinletilip o sesler gibi ses çıkarmayı öğretiyorlar. Örneğin; at sesi, eşek sesi videolardan gösterilip dinletilip, eğlenceli bir şekilde bir öğretmenin göstererek çocuklara bu hayvanları taklit etmeyi nasıl öğrettikleri anlatılıyor.

 

 

                                                                                                                 Aşağıdaki Soruların Cevapları Filmin Ayrıntıların da Vardır:

 

  1. Çocukların gelişimine taklit katkı sağlıyor mu?
  2. Okul öncesi çocuklara doğadaki sesler nasıl taklit ediliyor

ALBERT EİNSTEİN’İN HAYATI (42 DK.) FİLMİN ÖZETİ

 

            Albert Einstein dindar bir ailenin çocuğuydu. Üniversitede tanıştığı Milleva çok güzel bir kadındı. Kadın bir fizikçiydi ve o dönemin başarılı fizikçilerinden biriydi. Einstein’in ilişkisi vardı. Einstein olmasaydı, Mileva o zamanın ünlü fizikçilerinden bir olurdu. Bunlar evlenmek istediler. Fakat Einstein’in annesi Milleva’nın Sırbistanlı olması nedeniyle onu kabul etmedi. Mileva, Einstein’den hamile kaldı.  Bir erkek dünyaya getirdi, daha sonra evlendiler evlendikten sonra Mileva ev kadını oldu. Einstein onunla ilgilenmez oldu.  Matematiği araştırdı. Einstein Mileva’yı kuzeni Elsay’la aldatmaya başladı. Mileva’yı boşayıp Elsoy’la aldattı. 1. Dünya savaşında “Genel Görecelik” kavramını geliştirdi. Uzayda  yer çekimi kanunuyla uğraştı. Güneş tutulması olunca realite görüşü kanıtlandı. Evrenin yasaları hakkında öngörülerde bulundu. İzafiyet düşüncesi hakkında deneyler gerçekleştirdi. Hitler in soy kırımından kaçarak Amerikaya yerleşti. Dünyanın en zeki insanı diye ün yaptı. Amerika da Atom bombasını üretti. Ve bunu yaptığında çok pişman oldu. Pozitivizm akımıyla ilgilendi. Küçük oğlu akıl hastası büyük oğlu ise fizikçi oldu.

 

Aşağıdaki Soruların Cevapları Filmin Ayrıntıların da Vardır:

 

  1. Einstein hayatı düzgün müydü? Ve kadınlara onu rahat bıraksaydı daha bir çok ilke imza atar mıydı?
  2. Mileva’nın hayatı nasıl etkiledi?
  3. Einstein’in hayatı fizikle ilgilenmesine sebep olmuş mudur?
  4. Einstein fizikle neden ilgilenmiştir?

ATOM BOMBASI VE JAPONYA’NIN TESLİMİ (40 DK.) FİLMİN ÖZETİ

 

            Amerika yüz binlerce asker ile Japonya’nın güneyini istila etmesi ile Amerika 200 000 askerini Japonya’ya feda edeceğini kabul etmiştir. Saldırının zor olacağını ve çok kayıp verileceğini düşünerek savaşmıştır. Gönderdiği donanmayı geri çevirmek istemedi ve istilasını yaptı. Yeni korkunç bir silah. Japonları teslim olmaya zorladı. 2 milyon dolarlık bütçe ayırıp atom bombası üretimine başladı. Dört yıl sonra atom bombası tamamlandı. Japon hükümeti uyarıldı. Japonya teslim olmayı kabul etmedi. 1945’te saat 09:31’de Amerika Hiroşima’ya atom bombası attı. Bu saldırı sonucunda 140 bin Japon ölmüş ve bir o kadar da gerek bombanın etkisi gerekse radyasyondan yaralanmıştı. Atom bombasının çevresinde yarattığı sıcaklık 2900C˚ den fazlaydı. Japonlar yine de teslim olmayı kabul etmediler. Bir sonraki saldırı Nagazaki’ye oldu. Atom bombası burada 18 bin hanenin yok olmasına,70 bin kişinin ölümüne sebep oldu. 10 Ağustos 1945 yılında Japonya bir ulusun yok oluşunu kabul etmek istemediklerini söyleyerek teslim oldu. Ve ültimatomu kabul etti.

 

 

                                                                                                          Aşağıdaki Soruların Cevapları Filmin Ayrıntıların da Vardır:

 

 

  1. Japonya’nın çabası ne kadardır? Ulusça hareket ettiler mi?
  2. Atom bombası neden bu kadar etkilidir?
  3. Japonya neden teslim oldu?
  4. Japonya neden ilk başta teslim olmadı?

 


GÜNEŞ SİSTEMİMİZ NASIL OLUŞTU VE ÇALIŞMA SİSTEMİ MANTIĞI (60 DK.) FİLMİN ÖZETİ

 

            Emonvel Kont daha önce nebulaları araştırarak Dünya’nın nasıl oluştuğunu bulmaya çalışmıştır. Araştırmalar sonucunda kitaplarda yazmış fakat bu yine de güneş sistemimizin nasıl oluştuğu hakkında bize yeterince bilgi vermemiştir. Günümüzde de bilim adamları keşfettikleri Nefruş ışığıyla dünya sistemini incelemeyi daha kolay başardılar. Nefruj ışığı sayesinde yaptıkları araştırmalarla günümüzden 416 milyar yıl önce güneşten koptuğu soncuna vardılar. Uzaydaki yıldız parçacıklarını toplayıp inceleyebilmek için ilk önce yıldız parçacıklarının toplanabileceği bir jel buldular daha sonra bunun içerisine giren yıldız parçacıklarını buldular. Bunun üzerinde meteorlar üzerinde yaptıkları araştırmalar sonucu dünyanın güneşten büyük bir patlamayla kapan bir nebuladan oluştuğu sonucuna vardılar. Yerçekiminin dünyanın oluşumunda çok önemli olduğu tespit edilip dünyanın bir yörünge etrafında dönmesiyle kopan parçanın yuvarlaştığı ortaya çıktı. Bu filmde diğer gezegenlerin de gazların sıkışmasıyla nasıl oluştuğu anlatılıyor?

 

 

Aşağıdaki Soruların Cevapları Filmin Ayrıntıların da vardır:

 

 

  1. Dünya sisteminin oluşma aşamaları nasıl gerçekleşti?
  2. Dünyanın nasıl oluştuğu hakkında hala aklımızda kalan sorular var mıdır?
  3. Dünyanın oluşumunda tespit edilmesinde hangi örnekler üzerinde araştırma yapılmıştır?

DUBAİ DENİZİNDE PALMİYE ADASI İNŞASI (65 DK.) FİLMİN ÖZETİ

 

            Arap dünyanın en zengin ülkelerinden biri olan Dubai altının ticaretini ve petrolün merkezi haline gelen bir yerdir. Dönemin kralı 2016’da ülkenin petrol rezervinin tükeneceğini düşünüp ülke için başka alternatif seçmeler düşünmüş ve sahil şeridini genişletip deniz üzerinde Palmiye ağacı şekline benzeyen bir ada yapılmasını sağlayan bir yapı var. Bunun için yaptıkları çalışmaları ve bu adanın üzerinde yapmış olduğu dünyanın en lüks otelini villaları restoranları anlatıyor. Buradaki binalarda 120 bin insandan fazla insanın oturduğunu ve dünyanın en zengin insanlarının bile Dubai’deki Palmiye adasında kendilerine ev satın aldıklarını anlatıyor. Kısacası, dünyanın devasa mega yapıtı burada oluşturulmuş ve bunun yapım aşamasının bulunduğu görüntüler ve Palmiye adasının görüntüleri bulunmaktadır.

 

Aşağıdaki Soruların Cevapları Filmin Ayrıntıların da Vardır:

 

  1. Bu adanın yapılması aşamasındaki çalışmalar daha önce dünyanın başka yerlerinde başka çalışmalar içinde kullanılmış mıdır?
  2. Bunun yapılmasında ne kadar kum, çimento ve parçaları kullanılmıştır?
  3. Bu ada Dubai’ye ne kazanç getirmiştir?

 


AFRİKA’NIN DOĞAL KAVİMLERİNDEN RENDİLERDE EVLİLİK ÖLÜM VE SERAMONİ GELENEKLERİ (50 DK.) FİLMİN ÖZETİ

 

            Rendiler; kuzey Kenya da yaşarlar. Deve sütünden beslenerek yaşadıkları köyün adı. Gobi’dir. Ölen kişinin mezarından kurban kesilip kurbanın sakatatları ölüye hediye olarak bırakılır. Tanrıya yağmur getiren anlamına gelen “vaha” ismini kullanıyorlar. Kendilerine has dansları ve şarkıları vardır. Evlilikleri ise, evlenecek olan kişiler önce nişanlanırlar. Nişanlık dönemini kız erkeğin evinde geçirir ve birbirlerine uygun olup olmadıklarını anladıktan sonra evlenmeye karar verirler. Tanrılarını memnun etmek için kurban kesiyorlar. Kurbanın kanıyla kızlar kutsanır. Ayın yarım halini yılbaşı olarak kutlarlar. Törenler düzenlerler yağmuru tanrılardan hediye olarak kabul ederler. Yağmur için şükür ayini yaparlar.

 

 

Aşağıdaki Soruların Cevapları Filmin Ayrıntıların da Vardır:

 

  1. Rendilerde evlilik nasıl olmaktadır.?
  2. Ölüm törenleri nasıl gerçekleşir?
  3. Ölen kişinin mezarında neden sakatatları bırakırlar?
  4. Bunlardaki yaşam bizi nasıl etkilemektedir?

 


DÜNYANIN GLOBAL GELECEĞİNE YÖN VERMİŞ VE YÖN VEREBİLECEK VOLKANLAR VE VOLKANİK PATLAMALAR (70 DK.) FİLMİN ÖZETİ

 

            Dünyanın tüm güçleri arasında en yıkıcı güçlerden biri yanardağlardır. Mağmanın yeraltında sıcaklık ve basınç etkisi altında yerin üstüne kendine bir yer açarak yeryüzüne püskürtmesiyle volkanik oluşur. Bunlar dünyanın en verimli arazilerini oluştururken en büyük yıkımları da beraberinde getirir.

            National geographic. Araştırmacısı Ege denizinde Tera volkanının Santori Adasını nasıl yok ettiğini araştırır. Minoolar santori adasında yaşayan bir medeniyeti ve bu medeniyetin nasıl yok olduğu bilinmiyordu. Ta ki araştırmalar yapılana kadar. Araştırmacılar deniz dibine inerek denizin dibinde bir yanardağ olduğunu görüyorlar. Ve bu adanın ve medeniyetin nasıl yok olduğunu  buluyorlar. Tera gibi medeniyetleri tehdit eden diğer yanardağlar Sn Helens Dağı, Pina Tuba Vezüv volkanı anlatılır.

            1991’de uzandığı Japonya’da yıllarca püskürdü. Bilim adamları bunu görmek için dağın üstüne çıktılar. Ve 43 kişi öldü. Bazı insanlar Kızıldeniz’i ikiye bölen tsunaminin ve göç kitabında yer alan mısır felaketinin gerçek sebebinin bu olduğunu söylüyorlar.

 

Aşağıdaki Soruların Cevapları Filmin Ayrıntıların da Vardır:

 

  1. Volkanik patlamalar nasıl gerçekleşir?
  2. Volkan çevrelerine ne kadar zarar verebilmiştir?
  3. Patlamaların yol açacağı zararların kalıntıları var mıdır?  

YASAK ŞEHİR ÇİN UZAKDOĞU BİLİM VE KÜLTÜRÜ (ORTAÇAĞ) (60 DK.) FİLMİN ÖZETİ

 

            Dünyanın en büyük saray kompleksi o kadar büyük ki bu saray başlı başına bir şehir buraya bu yüzden yasak şehir ismini vermiştir. Çünkü bu saraya görevliler ve hadım olmuş erkekler dışında hiç kimse giremiyor. Çine gelen turistler bile sadece çok az bir bölümünü görebiliyorlar. Buranın inşasında 1 milyon işçi çalıştı. 100 bin kişi yetenekli ince detaylarını yaptı. Saraydaki hükümdarlarını yaratıcılarının oğlu diye kabul ederler. Yaratıcıların oğlunun iyi olabilmesi için sarayda 9999 oda bulunması gerekir. Çinliler burayı dünyanın göbeği olarak bilirler. 15 y.y.da büyük Çin ordusu harekete geçti. Güneydeki prens kuzeydeki bir prensle savaşınca Çin dağıldı. Cudi ile Armada savaştı. Cudi savaşı terk ederek kuzeyde yeni bir şehir kurdu. Milyonlarca insan buraya akın edip yerleşince ortaya Pekin şehri çıktı. Sarayın yapımına da o zaman başlandı. 100’den fazla futbol sahasının kapladığı alandan daha büyük bir yer kaplar. Bu sarayı Pekinde Çin imparatorluğunun başkenti olmuştur. sarayda buranın başkentidir. Fakat 20. y.y. da imparatorluk sistemi yok olmuştur.

 

 

Aşağıdaki Soruların Cevapları Filmin Ayrıntıların da Vardır:

 

 

  1. Yasak şehir nasıl kurulmuştur.
  2. Çin imparatorluğunun başkenti nasıldır?
  3.  Bu imparatorluk nasıl yok olmuştur?

DENİZİN ALTI NEDİR? NASIL YAPILDI (70 DK) FİLMİN ÖZETİ

Kraliyet donanmasının aşırı sesiz ve çok süratli deniz altlarından biridir. Silahlarıyla 1600 km. ötedeki hedefi vurabiliyor. Nükleer güçlü motoru 1500 beygirlik güç sağlıyor. Deniz altı tasarımı her gittikçe evrimleşiyor. Su altında gitmek düşüncesi çok eskilerden geliyor. Her türden yapıldı. Ama hepside aynı engele takıldı. Etkin bir ikiz sistemi nasıl geliştirecek. İrlandalı bir bilim adamına ilham geldir. İçten yanmalı motor ile bataryaları birleştirmeye kararı aldı. Yüzeyde iken benzin ile gitmek ikincisi ise. Ama bu motorun ikinci görevi bataryaları da doldurmaktır. Çünkü deniz dibinde batarya ile hareket ediyor. Tek amacı vardır. İngiliz donanmasına su altında bir silahla vurmaktı. Benzini kullandığı zaman çok uçucu ve ateş alabilendi ve bu yüzden sürekli patlama ve ataş alabiliyordu. Daha güvenli ve daha istikrarlı mazotu kullandı. Buharlaşması ve yanması azdı. 1. dünya savaşlarında dizel yanmalı kullandı. Dizel ve Elektrik ve elektrik motor bileşkesi ile en iyi donanma Alman Donanmasıdır. Bataryaları doldurmak içinde 24 saate bir su yüzeyine çıkması gerekir. Çünkü bu işi yapacak dizel motorların havaya ihtiyacı vardır. Ama bu deniz altılar deniz dibinde çok güçlü ama su yüzeyine çıktığında adeta avlanmaya hazır bir ördek gibiydi. Ama bu tehlikeyi gidermek için 2. Dünya savaşına yakın zamanlarda ortaya yeni bir yakıt türü çıktı. Artık yüzeye çıkması gerekmezdi. Bunu Natilus yaptı. Natilus kullanım tarzını da değiştirdi. Nükleer güç sayesinde yüzey gemilerinden daha hızlı ve her yere ulaşabiliyordu. Deniz altının en büyük tehlikesi doğal olarak denizin kendisidir. Deniz hep içeriye. O da hep dışarıya zorlar. Suyun basıncına dayanmak zorundadır. Derinliklere gidildikçe gerilim artar. Tasarımcılar bu derinliklere göre yaparlar. Denizaltı kullandığı çeliğin kalınlığına göre değişiyor. Ama derinliklere inildikçe daha hafif olması ve yuvarlak yaparak suyun basıncı her tarafa eşit basınç yapar. Ve bu yuvarlaklara kemer takarak saçın çökmesini engeller. Su altlarındaki radar gibidir. Sonerler. Sonerler sayesinde yüzeydeki gemiler Denizaltı sesini duyabiliyorlar. Ve bu yüzden deniz altları Soner taktılar ve sesi engelledirler. Bunu da ses bastırma savaşında sona erdirdiler. Bunu da motot ile plaka arasında bir kauçuk koyarak esnek takozlama yaptılar. 31. yüzyılın denizaltıları gerçekten sesiz ve çok hızlıdır. Ama kusursuz değiller.

 

Aşağıdaki Soruların Cevapları Filmin Ayrıntıların da Vardır:

 

  1. Denizaltı nedir? Nasıl yapıldı?
  2. Denizaltında neden benzin kullanılamadı?
  3. Denizaltı su dibinden güçlü iken neden su yüzeyinde güçsüzdür.
  4. Denizaltı neden yuvarlak biçimli, kanatlı ve kemer takılarak yapılmıştır.
  5. Denizaltı sesi nasıl engellenmiştir?
  6. Denizaltı derinliklere indikçe neden hafif olması gerekir?

BİR İNSANIN HAYATİ BOYUCA KULLANDIKLARININ VE TÜKETTİKLERİNİN BİLÂNÇOSU İNSANLIĞIN İZİ (60 DK) FİLMİN ÖZETİ

 

 İngiltere’de yapılan bir araştırma sonucu ortalama bir insanın ömrü boyunca kullandıklarının aynı günde bir araya getirerek ne kadar çok olduğu gösteriliyor. Hayatı boyunca tükettiği aynı günde kapına gelmesi ne kadar çok alan kapladığı gösteriliyor. İnsanın kullandıkları bitmez. 3800 adet çocuk bezi, 13800 tane yumurta, yılda 55 somun ekmek tüketiriz. Günde ortalama 4300 kelime konuşuruz. Ortalama 1700 insan tanırız. Sosyal ilişkilerimizde 300 insan vardır. Kullandığımız su 1 milyon su tüketiriz. Tırnaklarımız kesilmezse 286 cm’ye ulaşırdı. Bir bilgisayar için 240 kilo fosil yakıtı harcanır. 10’dan fazla mineral ihtiyacımız var. 40 ton çöp üretiyoruz. Günde ortalama 148 dakika televizyon izliyoruz. Tabiî ki bunlarla her şey bitmiyor.

 

Aşağıdaki Soruların Cevapları Filmin Ayrıntıların da Vardır:

 

  1. İnsanlar tükettiklerine alternatif bulabilir mi?
  2. Bu tükettiklerimiz nasıl üretiliyor?
  3. Günde bir kişi ortalama ne kadar gıda tüketir?

 

 

ALGIDA DEĞİŞMEZLİK (EĞİTİM-ANAHTAR, FITRAT-KİLİT YÖNETİMİ) EĞİTİM VE ÖĞRETİM SİSTEMİNİN KURALLARINI GELİŞTİRMEK İÇİN HAYAL GÜCÜNÜN DOĞRU KULLANMANIN AÇIKLANMASI (35 DK) FİLMİN ÖZETİ

 

Luck Nefs efsanesinde bir gazetecinin gölün içerisinde canavar gördüğünü idea etmesiyle başlıyor. Gazeteci suyun içerisinde bir nesne bırakıp insanların bunu canavar sanmalarına sebep oluyor. Bir psikologda algıda değişmezlik ilkesinin denemesini yapıyor. Turistleri gölün kenarına götürüp sudan bir cisim çıkartıyor. Daha sonra insanlara ne gördüklerini soruyor. Önceden gölde bir canavar olduğunu duydukları için insanlar bu gördükleri şeyin de canavar olduğunu söylüyorlar. Hatta buna daha çok şey ekleyip abartıyorlar.

 

 

Aşağıdaki Soruların Cevapları Filmin Ayrıntıların da Vardır:

 

  1. Algıda değişmezlik ilkesini insanlar görmek istedikleri şeyi mi görürler?
  2. Algıda değişmezlik konusunda psikologun yaptığı çalışma nedir?

BEYİN ORGAN DAVRANIŞ SİMÜLASYONU VE BİYOTEKNOLOJİK GELİŞMELER (60 DK)

FİLMİN ÖZETİ

Çağımızda insana benzeyen ve insan gibi davranabilen robotlar yapmaya başladık. Bunları yaparken hep daha ilerisini düşünmek işten değil. Robot tasarımlarını tıbba uygulayacak el, kol, bacak veya kalpler üretildi. Robot üretmeye devam ederken onları o kadar kendimize benzemeyi başardık ki bu defa kendimiz de robotlar gibi görmeye başladık. Vücuda giren bakterileri yok etmeye çalışıyorduk, şimdiyse vücutta, doğuştan gelişmemiş sinir hücrelerini vücutta üretmeye çalışıyoruz. Tıpkı fabrikasyon hatası olan bir cihazı tamir etmek gibi. Bakalım gelecek bize daha neler gösterecek. Eğer bir gün gelir düşünen ve öğrenen robotlar üretecek olursak; aramızda savaş çıkması olası bir durum. O zaman kaybedeceğiz çünkü onlar yorulmaz, ölmez, uyumaz ve güçlü olacaklar. Tek zayıf noktaları enerji bulmamak olacak ki; onunda yolunu bulurlar.

 

Aşağıdaki Soruların Cevapları Filmin Ayrıntıların da Vardır:

 

  1. Günümüzde yapılan bilgisayar programı donanımlık makineler insani bir özellik olan zekâ seviyelerini ne kadardır?
  2. Robot teknolojisindeki gelişmeler tıbba ne gibi katkılar sağlamaktadır?
  3. Kök hücrelerin keşfi tıpta hangi gelişmeleri sağlamıştır?
  4. Protez teknolojisi doku-organ nakli ve kök hücre bilimi sayesinde gereksiz görülmeye başlanır mı?
  5. Üreteceğimiz robotlar bizim gibi düşünüp, öğrenebilir mi?

BEYİN; IŞIK HIZINDAN DAHA HIZLI VE HASSAS DÜŞÜNÜR  (20 DK) FİLMİN ÖZETİ

Beyin bunu bilgiyi eşsiz bir biçimde geliştirir. Görevini 100 milyar hücreye bölüştürür. Bunların her biri elektronikte bir iletişim ağ sayesinde 10 bin diğer hücre ile bağlantı kurar. Bu sistemin nasıl çalıştığını anlamak için; Telefon ettiğimizi varsayalım. Şimdi de herkese telefon ettiğimizi varsayalım. Ne kadar süre de gerçekleştiğini ve kaç tane bağlantı olurdu. Bu beynin bir saniye de gerçekleştirdiği bağlantılara yakın hisseder. Üstelik bunları sessiz bir şekilde yapar. Beyin duyuları sayesinde uzanıp çevresindeki dünyayı tanır. Dokunma duyu beyindeki alıcıyı harekete geçirir. Her kılın altında öyle hassas bir sinir vardır ki en ufak temasta tetiktedir. Bir toz zerresi bile yeterlidir. İşitme duyusu; başın iki tarafında tasarlanmış iki kıkırdaktan yararlanır. Böylece sesin ne tarafından geldiği algılanır. Dilin üzerinde ise ise; 9000 kimyasal detektör bulunur. Bir şeyin acı, tatlı, tuzlu olmasını bu detektörlerin birkaç molekülü yeterlidir. Kokuyu da en az kokuyu ayırabiliriz. Koku molekülleri sürekli çevremizde dolaşır ve milyonlarca molekül burnumuzda bulunur. Görme konusunda ise diğer tüm duyulardan fazladır. Görme özrü olanlar; seslerle onlara tanıtmaktadır.

 

Aşağıdaki Soruların Cevapları Filmin Ayrıntıların da Vardır:

 

  1. Beyini ışık hızın daha hızlı nasıl yapar?
  2. Bu sistemin çalışmasını neye benzetmiştir?
  3. Beyin bir saniyeden de az bunu nasıl gerçekleştirir?
  4. Dilin yüzeyinde kaç bin tane kimyasal detektör bulunur?
  5. Beyin bütün vücudu nasıl yönetir?