Bilimsel Araştırma ve Yayın Teknikleri
       Prof.Dr. Nasip DEMİRKUŞ(2012)
   Öğretmenlik Uygulamaları
Prof.Dr. Nasip DEMİRKUŞ(2012)
          Okul Deneyimi II
Prof.Dr. Nasip DEMİRKUŞ(2012)
          Okul Deneyimi I
Prof.Dr. Nasip DEMİRKUŞ(2012)
          Toplum ve Çevre
Prof.Dr. Nasip DEMİRKUŞ(2012)
Evrimin Mekanizmaları ve Bilimsel Kanıtları
          Prof.Dr. Nasip DEMİRKUŞ(2012)
Biyolojide Önemli Konular (Seçmeli II)
       Prof.Dr. Nasip DEMİRKUŞ(2012)
  Biyolojide Önemli Kavramlar
Prof.Dr. Nasip DEMİRKUŞ(2012)

Öğretim Teknolojileri ve Biyolojide Materyal Geliştirme
                     Prof.Dr. Nasip DEMİRKUŞ(2012)

Öğrenme Öğretme Kuram ve Yaklaşımlar
        Prof.Dr. Nasip DEMİRKUŞ(2012)
  Özel Öğretim Yöntemleri II
Prof.Dr. Nasip DEMİRKUŞ(2012)
    Özel Öğretim Yöntemleri I
Prof.Dr. Nasip DEMİRKUŞ(2012)
 Fen Teknoloji ve Toplum
Prof. Dr. Nasip DEMİRKUŞ(2012)
BİLİM TARİHİ DERSİ NOTU          ÖÖYI , ÖÖYII ,OMK, OTM, BÖKAV , BSKON, EV , ÇEV , ODI, ODII , ÖUYGBAYT, FTT, BMAT
(BİLİMİN EVRİMİ DERSİ NOTU)
  





Fen Teknoloji ve Toplumla İlgili Bazı Beyin Fırtınası-Nadası; Ödev, Soru ve Etkinlikleri (2005, 20062007, 2008, 2009, 2010, 2011, 2012, 2013, 2014, 2015)


Din, Siyaset, Devlet, Vahşi ve Doğal Laiklik, Rejim, Çevre, Demokrasi, Bilimsellik, Kavram ve Evrim ile İlgili Sorular Sorunlar ve Çözüm Önerileri.                                                 
                                                  
Öğretim Üyesi;Prof. Dr. Nasip DEMİRKUŞ 2012                               Vize Notlarınızı İndirin    Vize Soru Tipini İndirin     Ödevinizi İndirin



Derse Devamın Gerekliliği, Mesleğini Kusursuz ve Rahmani Beceriyle Uygulayışın Önemi; Derse niçin devam etmeliyiz? Neden her derse devam zorunluluğu olmamalı? Hangi derse en az kaç saat devam edilmelidir? Ör. Hukuk Fakültesi ve Tıp Fakültesinde derse devam zorunluluğunun yüzdelerinin aynı olamayacağını düşünün. Derse devam eden öğrenci ne anlam taşır ve bize neyi ifade eder?
-Var olan uygulamalarda Teorik derslerde %70 uygulamalarda %80 devam zorunluluğu vardır.
1-Derse devam öğrencide işini ve görevini yapabilme alışkanlıklarını geliştirir.
2-Öğrencide ders akışını, iş hayatı/yaşamın güncelliğini ve değişimin önemini takip ediş alışkanlığı ve alışık tepkileri (refleksleri) geliştirir.
3-Öğrencinin ne kadar sorumluluk taşıdığının belirteçlerinden ya da göstergelerindendir
4-Mezun olduktan sonra mezuniyet not dizgesi (transkriptle/diplomasıyla) ya da mezuniyet belgesi ile beraber öğrencinin her derse kaç saat devem ettiği, özürlü-özürsüz kaç saat devam etmediği ve kaç saat rapor aldığı belirtilmelidir. Varsa ikinci iş ve özel haller belirtilmelidir.
5-Özürlü ve özürsüz devam durumu öğretmen atamalarında, işe alımlarda baş vurulan ya da dikkate alınan belgelerden biri olmalıdır.
6-Devamsızlık sınırının üstünde derse devam ettiği belli saat karşılığında öğrenciye sorumluluk taşıması nedeniyle puan verilmelidir. Devamsızlık hakkını sınırda kullanan öğrenciye derse devam puanı verilmemeli 100 üzerinde aldığı not ya da puanı baz alınmalı.
7-Öğrencinin dersi dinleme ve tartışmalara katılması bedelinde 5-10 kanaat puanı verilmeli, bu eylemlere katılmayan öğrenciye sınavda 100 üzerinde aldığı not ya da puanı baz alınmalı.
Öneri;
- Öğrencinin devamsızlık hakkını tek havuzda toplayarak (16 haftada/20 gün) bir dersten diğerine aktarabilmelidir. Yani devamsızlık hakkını toplu olarak dersler arasında aktararak kullanabilmeli.
- Kız öğrencilerin ayda bir ya da iki gün (istediği günler) özel halleri nedeniyle derse gelmedikleri halde derse geldi gösterilmelidir.
- Belki de bazı derslerde devam zorunluluğu olmamalı, ancak özürlü, özürsüz ve özel hallerdeki devamsızlıklar mezuniyet belgesi ve diplomasına işlenmeli, tatbik/uygulayış ve etkinliklere belli bir oran verilmelidir.
- Belki de devam zorunluluğu oranı her derse özgü olmalıdır.
- Belki de bazı derslerde devam zorunluluğu olmalı bazı derslerde olmamalıdır.
- Belki de öğretmenin tercihine bırakılmalıdır.
- Bu olasılıklar uzman heyetlerce tartışılmalı gerekçeleriyle yeddi yeminle rapor edilerek uygulamaya konulmalıdır. Gerekirse uygulamalardan sonra gerekçeli raporla ve yeddi yeminle değiştirilmelidir.
- Bu şekilde öğrencinin fıtratı, ahlaki ve sorumluluk taşıma/taşıyış oranları hakkında bilgi edinilmiş olur.

Neden Ahlak ve Meslek Kanadı Birbirini Tamamlar? Neden mesleğimizi ve insancıl ahlakın her ikisini de öğretmek, öğrenmek, bilmek ve doğru uygulamak farzdır? Birinci ikinci ve üçüncü dünya savaşlarıyla bu sorunun ilişkisini izah ediniz. İnsanın bir kanadı meleği/ruh, akıl ve insani vicdanı, bir kanadı hayvanidir/nefis, zeka ve hayvani vicdandır. Niçin İnsanın Meleği Kanadı (Meleği Akıl, Peygamberi Ruh, Peygamberi Vicdan ve İnsancıl Ahlak Kanadı) ve Hayvani Kanadıyla (Zekâ, Nefis, Vahşi Vicdan ve Hayvani Ahlak Kanadı) Her Zaman Rahmani/İnsancıl Adreslerde Bulunuşu Alışık Tepki Haline Getirişi Farzdır? Niçin Derslerinize Çok İyi Çalışmalısınız ve Mesleğinizin Piri Uygulayıcısı Olmalısınız? Niçin Mesleğinin Piri Olan Bir İnsan Rahmani/İnsancıl Ahlaklı Değilse Yaratıklara Yararlı Olamaz Tam Tersine Zararlı Olur? Niçin Bir İnsan Peygamber Ahlaklıda Olsa, Mesleğinin Piri Değilse Yaratıklara Yararlı Olamaz Tam Tersine Zararlı Olur?

- Bir doktor düşünün mesleğin de yeterince bilgi, beceri, uygulayış ve kendini (toplumsal ilişki, bilgi, beceri ve uygulayışlarını) güncelleyiş marifetlerine sahip değilse Rahman/İnsancıl ahlaklıda olsa hiç şüphesiz ki hastalarını eksik ve sakat tedavi edecektir.
- Bir doktor düşünün mesleğin de yeterince bilgi, beceri, uygulayış ve kendini (toplumsal ilişki, bilgi, beceri ve uygulayışlarını) güncelleyiş marifetlerine sahip ancak yeterince Rahmani/ insancıl ahlaka sahip değilse hiç şüphesiz ki hastalarına ve insanlığa icabeti liyakatli olmayacaktır. Kişisel egoları ve nefsi için emeğini ve hünerlerini insancıl değerlendiremeyecek ya da kullanmayacaktır. Örneğin, Kapitalist bir düşünce işletim sistemine sahipse parayı veren düdüğünü çalacaktır. Kısaca para için, ceddi için, keyfi için, ırkı için, parti için, örgüt için… Vb nedenle nefsi egolarına (keyfi ve/veya hayvani ya da şeytani istemlerine) dayalı kendini değerlendirecektir. Bu mantığı; zihninizde ve hayatınızdaki tüm meslek ve sanat dallarına güncelleyerek yaşantınızdaki uygulayışlarla mukayeseyi ya da karşılaştırışı muhakeme ediniz.
- Bu iki koşuldan hareketle siz gençler ve öğrenciler mesleğinizin öğrenim ve eğitimin başlangıç aşamasında iken; neden mesleğinizde yeterince bilgi, beceri, uygulayış, kendini güncelleyiş marifetine ve Rahmani/İnsancıl ahlaka sahip bilincinin farkındalığını kavrayışına; inanış ve iman edişinde oluşunuz çok önemlidir.
- Mesleğinde kusursuz bilgi, beceri, uygulayış, kendini güncelleyiş ve Rahmani/İnsancıl ahlaka sahip oluş sizin emek ve kazanç atınızdır. “Emek ve Kazanç Atınızın” edepsiz, terbiyesiz, vahşi, hayvani, şeytani ve sakat oluşu bir gün sizi maddi ve manevi perişan edeceğinden emin olunuz!!!


Öğretim, Öğrenim ve Eğitimi tanımlayınız, Süreçlerini ve Programlarını Tarif Ediniz? Örneğin, Öğretim Süreci ve Öğretilen Şeyin Önemi ve Gerekliliği Bilinci, Hayata Doğru, Liyakatli ve Rahmani/İnsancıl Ahlaklı Uygulanışıyla İlişkisel Tamamlanış;

Öğretim; Hedef kitleye bilgiyi aktarmak için yapılan her şeye öğretim deriz. Öğreğin, Öğretmenin sınıftaki tüm davranış ve söylemleri öğretimle ilgilidir. Bir kavramı, konuyu, dersi… Vb her şeyi hedef kitleye öğretmek için gösterilen davranış, gayret ve öğretilen her şey öğretimdir.
Öğretim Süreci; Hedef kitleye öğretim için sunulan her şey ve geçen zamanın toplamını ifade eder. Öğretim için öğretilen her şey + geçen zaman=Öğretim süreci.
Öğretim Programı; Öğretimi gerçekleştirmek için öğreten tarafından hazırlanan programdır.
Öğrenim; Öğretimle bilgi sunulan hedef kitlenin öğrenmek için gösterdiği gayret ve tepkileri ya da her şeyi öğrenimi ifade eder. Öğreğin, Öğrencinin öğrenmek amaçlı sınıftaki tüm davranış, tepki ve söylemleri öğrenimle ilgilidir.
Öğrenim Süreci; Hedef kitlenin öğrenim için gösterdiği gayret ve tepkileri ya da her şeyin toplamı ve geçen zaman Öğrenim Sürecini ifade eder.
Öğrenim Programı; Hedef kitle ve öğrencileri derse hazır bulunduruş için hazırlanan programdır.
Öğrenme; Öğretim ve Öğrenimle hedef kitle de oluşan bilinçsel değişimlerin toplamı öğrenmeyi ifade eder.
Öğrenme Süreci; Öğretim ve Öğrenim Süreçlerin toplamı öğrenme sürecini ifade eder.
Eğitim; Öğrenilen şeylerin hayata uygulayışta refleks (alışkanlık/alışık tepki) haline gelişidir.
Eğitim Süreci; Eğitimin geçekleşmesi için geçen tüm süreçlerin toplamını ifade eder.
Eğitim Programı; Eğitimi hedef kitlede gerçekleştirmek için hazırlanan programdır.
Örneğin, çocuğa elini yıkamayı öğretiriz, elini yıkamayı öğrenmiştir. Aklına bazen geldikçe ellerlini yıkıyorsa öğrenme gerçekleşmiş eğitim gerçekleşmemiştir. Tekrar edilen uygulamalarla ellerini yıkamayı refleks haline(alışkanlık/alışık tepki haline) getirilmişse eğitilmiş kabul edilir. Buda yetmez çünkü eğitim hedefine ulaşmamıştır. Eğer çocuk ellerini suyu israf etmeden ya da israf haramdır bilinciyle yıkıyor ve doğru kullanıyorsa eğitim hedefine ulaşmıştır. Bu örnek banyo yapması konusunda eğitilmiş bir kişinin suyu israf ederek banyo yapışı eğitimin hedefine ulaşmadığı anlamına gelir.
Eğitimin Hedefi; Eğitimle refleks (alışkanlık/alışık tepki) haline getirilen davranışların Rahmani/insancıl ahlakla hayata uygulanışıdır. Öğretilen şeyle ilgili tüm olanaklar kullanılarak, öğretilen şeyin hayata doğru, liyakatli, peygamberi, Rahmani ve insancıl ahlakla ilişkisel örnekleri ve uygulamaları yeterince verilmişse öğretim tamamlanmıştır.
Ola ki bu günkü dünya eğitim sistemlerinin en büyük eksiği budur. Yani insanların insancıl ahlaklı eğitilemeyişidir. Örneğin, dünyanın gelişmiş ülkeleri bilim ve teknoloji eğitimi açısından çok iyi gelişmişlerdir. Ancak bilim ve teknoloji insancıl ve Rahmani amaç ve adreslerde değil sadece ulusal çıkarları için kullanılmaktadır.
Genel anlamda eğitimin hedefi; yaratığa kazandırılmak istenen davranışları gerekli zamanlarda, gerekli koşullarda, gerekli oranda; akli, vicdani, meleği, Rahmani… Vb istendik ahlak kurallarına uygun alışık tepki-alışkanlık olarak üretimi, kullanışı ve uygulanışıdır. Bunun tam tersi, Şeytani, deccali, kötü, nefsi, ceddi, iblisi, doğal/vahşi (hayvani), cahili (çocuksu)… Vb ahlaka dayalı; eksik, yanlış ya da istenmedik amaçlarda üretimin ve uygulanışın sonuçlarının tüm yaratıklara zararları örneklerle ve gerekçeli öğrenim/öğrenme öğrenicide/öğrencide alışık tepki (refleks) ve alışkanlık haline getirilmesi gerekir.

Pekiştireç;
-Ellerimizi hangi koşullar da neden, niçin, nasıl ve ne kadar su ile yıkamalıyız?
Sorusunun yanıtını gerekçeleriyle ve uygulamalarıyla çocuklara öğretirken öğretilen ve öğrenilen tüm uygulayışları zihinsel olarak tefekkür ediniz. Tefekkürünüzü yukarıdaki öğretim, öğrenim, öğrenme, eğitim ve eğitimin hedefiyle ilgili verilen disipline bilgilerle ilişkisel gruplandırınız.
Çocuk elini yıkayışı gerekçesiyle öğrendiği halde alışık tepki halini geliştirmemişse öğrenme tamamlanmış ama eğitim tamamlanmamış kabul edilmelidir.
Çocuk elini yıkaması gerektiğini gerekçeyle birlikte peygamberi bir ahlakla hayata uygulayıp güncellemeyi alışık tepki haline getirmişse eğitimin hedefine ulaşılmış sayılır.

Öğrenilen Şeyin Hayata Doğru, Liyakatli ve Peygamberi (Rahmani/İnsancıl) Ahlaklı Uygulanışıyla İlişkisel Tamamlanış; Öğrenilen şeyle ilgili tüm olanaklar kullanılarak, öğrenilen şeyin hayata doğru, liyakatli ve peygamberi (Rahmani/insancıl/Hz. Muhammed AS’A Peygamberlik (S.A.V) gelmeden önceki 40 yıllık insani ahlakı) ahlakla ilişkisel örnekleri ve uygulamaları yeterince öğrenilmişse ya da öğretilen şey hayata uygulanabilir seviyede öğrenilmişse öğrenim tamamlanmıştır.
Ör. Ellerimizi gerekli zaman ve koşullarda doğru yıkayışı öğrenmenin önemine inanarak hayata uyguladığımız zaman öğrenim gerçekleşmiştir. Eğer bu öğrenim alışık tepki (refleks) ve alışkanlık sorumluluğu ile pekişmemişse eğitim gerçekleşmemiş sayılır. Eğer bu öğrenim alışık tepki (refleks) ve alışkanlık sorumluluğu ile pekişmemişse eğitim gerçekleşmemiş sayılır. Öğretim, öğrenim ve eğitimde; bir kavramın ve/veya bilginin zihindeki karşılığı; fert ve/veya toplumun hayat döngüsünde (dinamik hayatında) hayata güncellenerek uygulanabilir konumda değilse kavram, düşünce yanılgısı ve eksikliğine neden olabilir. Düşünce ve Kavram, atasözü, vecize ve cümle yanılgısı olmayan yegane kitap Kuran-ı Kerim (C.C)'N Kitabıdır. Buna dayanarak (Kuran-ı Kerim (C.C)'N Kitabı) bu yargıya varılmıştır.

Eğitim Süreci ve Eğitilen Şeyin Yaşantıya Doğru, Liyakatli ve Peygamberi (Rahmani/İnsancıl) Ahlaklı Uygulanışıyla İlişkisel Tamamlanış; Öğretim ve Öğrenimle verilen ya da öğretilen/öğrenilen şeyin hayata uygulanışı geçerli gerekçesiyle ve bilinciyle kavranarak alışık tepki (refleks), alışkanlık haline gelmişse/getirilmişse ve hayata doğru güncelleniyorsa eğitimi tamamlanmış anlamına gelir.
Ör.Ellerimizi, yüzümüzü, ağzımızın içini ya da gerekli olduğu zamanda taharet yerlerimizi temiz su ve sabunla yıkayışı alışkanlık ya da alışık tepki haline getirmişsek doğru el yıkama eğitimi hedefine ulaşılmış ya da eğitilmiş sayılırız. Ancak peygamber ahlakıyla ilişkisel eğitim tamamlanmamıştır. Bunlara ilave olarak ellerimizi, yüzümüzü, ağzımızın içini ya da gerekli olduğu zamanda taharet yerlerimizi ifrat ve tefrit derecesin de yıkayışın kişiye ve çevresine; israfın, zararın ve haramın bilinci konusunda da eğitimimiz gereklidir. Yani ellerimizi fazla su ve sabunla yıkamak, gerekmediği halde aşırı su ile sık sık ellerimizi yıkamak, fazla su ile abdest almak, kirli su ile ellerimizi yıkamak ya da ellerimizi gerektiği koşullarda yıkamamanın sonuçları, zararları uygulamalı örneklerle öğrenip istendik alışık tepkilerimiz ya da alışkanlıklarımız gelişmişse öğrendiğimiz "ellerimizi, yüzümüzü, ağzımızın içini yıkayış" eylemleri eğitimi peygamberi (Rahmani/insancıl/Hz. Muhammed AS’A Peygamberlik (S.A.V) gelmeden önceki 40 yıllık insani ahlakı) ahlakla ilişkisel hedefi tamamlanmış demektir. Bu "ellerimizi, yüzümüzü, ağzımızın içini yıkayış" eylemleri mantığının peygamberi (Rahmani/insancıl/Hz. Muhammed AS’A Peygamberlik (S.A.V) gelmeden önceki 40 yıllık insani ahlakı) ahlakla ilişkisel aşamalarının; öğretim, öğrenim ve eğitimle sunulan her bilgi birimi için uygulanarak verilmelidir. Yani öğretim, öğrenim ve eğitimin her aşamasında sunulan her bilgi biriminin Rahmani (peygamber ahlaklı) uygulanışı ve tersi (insani/hüsranı, cahili, vahşi, hayvani, şeytani ... Vb) durumların sonuçları açık ve net bir şekilde bir ara da örnekleri ile uygulamalı öğrenciye verilmelidir. Ör. öğretim öğrenim ve eğitimle peygamber ahlaklı; doktor, yüklenici (müteahhit), inşaat mühendisi, mimar mühendislerin depreme dayanıklı; ev, bina, yapı hazırlayışı ile tam tersi ya da kapitalist ahlakı olanların hazırlayacakları ev, bina, yapıları günümüzdeki eğitim sistemlerinin ürünü meslektaşları insanlarla ilişkilendirip hayata güncelleyin. Peygamber ahlaklı ebeveynlerin çocuklarına gelecek hazırlayışı ile tam tersi kapitalist ahlakı olanların çocuklarına hazırlayacakları geleceği günümüzdeki eğitim sistemlerin ürünü insanlarla ilişkilendirip hayata güncelleyin. İnsanların; düşünsel, zihinsel, nesnel, sanal… Vb ürettiklerinin içindeki istenmeyen ya da enkazdan daha istendik ve peygamberi sonuçların alınışı için istendik kurallar ve uygulayışları tefekkür ederek ve geliştirerek hayata güncelleniş insanlık öğretim, öğrenim ve eğitiminin en önemli hedeflerinden bir olmalıdır. Ör. Tüm bildiklerinizi amaçlı bir işletim sistemi olarak eğitimle; Atilla, Cengiz Han'ca, Nemrutça, Firavun'ca, Çin'ce Luti'ce, Hudi'ce, Semut'ça, Şovenist'ce, Siyonist'ce… ya da Peygamberi (Rahmani/İnsancıl) ahlaki işletim sistemi olarak siber robotlarınıza , siber eşlerinize, siber arkadaşlarınıza… çocuklarınıza ya da hükmünüzdekilere yükleyin. Sonuçları karşılaştırıp insanda peygamberi (Rahmani/insancıl/Hz. Muhammed AS’A Peygamberlik (S.A.V) gelmeden önceki 40 yıllık insani ahlakı) ahlakın vazgeçilmezleri konusunda bazı yargılara varın. Örneğin, yer küresi doğal ve yapay yaşam ortam simülasyonu içinde Siber eşlerinizi sanal ortamda seçip yeterince flört ederek istemlerinize ait döngülerin bilgisayar doküman kaydı bittikten sonra nesnel siber eşinizi sipariş verebilirsiniz. Aynı durumu; değer yargılarınıza uygun siber geyşalarınız, İslami ahlaklı Müslüman siber eşleriniz, siber ev hizmetçileriniz, siber bilginleriniz, siber iş arkadaşlarınız, siber danışmanlarınız için… Vb için sipariş verebilirsiniz. Siber bacaklar, kollar, kulaklar… Vb fiber karbon ya da hücrelerinizden klonlanmış yeni organlarınızı sipariş verebilirsiniz.

Önemli Not; Öğretim, öğrenim ve eğitimle sunulan her şey yukarıdaki 3 kategorideki (Rahmani, Şeytani ve Vahşi İnsani/Günümüz eğitimi veya diğer) mantıki çerçevesinde ki kurallara dayalı verilmesi insanlığın basireti açık geleceği için çok önemlidir.

Pekiştireç I;
-Ellerimizi hangi koşullar da neden, niçin, nasıl ve ne kadar su ile yıkamalıyız?
Sorusunun yanıtını gerekçeleriyle ve uygulamalarıyla çocuklara öğretirken öğretilen ve öğrenilen tüm uygulayışları zihinsel olarak tefekkür ediniz. Tefekkürünüzü yukarıdaki öğretim, öğrenim, öğrenme, eğitim ve eğitimin hedefiyle ilgili verilen disipline bilgilerle ilişkisel gruplandırınız.
Çocuk elini yıkayışı gerekçesiyle öğrendiği halde alışık tepki halini geliştirmemişse öğrenme tamamlanmış ama eğitim tamamlanmamış kabul edilmelidir.
Çocuk elini yıkaması gerektiğini gerekçeyle birlikte peygamberi bir ahlakla hayata uygulayıp güncellemeyi alışık tepki haline getirmişse eğitimin hedefine ulaşılmış sayılır.

Ders Çıkarış; Öğretim, öğrenim ve eğitimde en az öğretmek kadar öğrendiklerini İnsancıl, Rahmani ve Peygamberi ahlakla uygulamanın önemi tartışmasızdır. Şu ana kadar bilimsel ve deneyimsel öğretilen ve üretilen şeylerin; vahşi ya da yanlış veya kasti kötüye kullanılışın sonucunu insanlık dünyası çok ağır bedelleri ödemeye gebedir. O zaman öğretim öğrenim ve eğitimle hedef kitleye kavratılan her şeyin hayata; Rahmani, insancıl, peygamberi, doğru, meleği, kötü, yanlış, eksik, vahşi/doğal, şeytani, iblisi, vahşi insani(hüsranı) ve cahili (çocuksu) kullanılışına veya uygulanışına karşı tepkilerin, sonuçların bir arada gerekçeleriyle uygulamalı verilmesi (öğretilmesi öğrenilmesi ve eğitilmesi gereklidir) gerekir. Bu nedenle, insanlığın 21.YY'DA;"VETO İMPARATOLUĞUNUN" Ürünü olan 19. ve 20. YY'LIN hiç bir şeyine teslim olmadan ve sorumluluğunu üstlenmeden/kabul etmeden önce 21.YY'DA; 19. ve 20. YY'LIN her şeyini gerekçeli kefenleyip kabrine defnetmeyi (ya da ola ki; bu iki asrın her şeyini gerekçeli kefenleyip 21. YY da kabre gömülüşü ve/veya nezarete alınışını müteakiben alternatif istendik (hayırlı) İbrahim'i insan ve kavimlerin yaradılışını Allah (C.C)'DAN dileniş elzemdir.) her yıl kıyamete kadar belli zamanlarda anılıp unutulmamalıdır. İnsanlık yaratılalı beri hiç bu kadar; üzerinde yaşadığı dünyanın doğal bedenine ve çevresine ait fosil; katı maden yataklarını, sıvısını (petrol ve doğal su kaynaklarını) ve doğal gaz kaynaklarını yani üzerinde yaşadığı dünyanın doğal bedenini eritip gaza çevirip ve insanların toplumsal ilişkilerini kötüye kullanarak; doğayı ve doğal koşulları (hava basılan dünya bedeni depremleri tetikler, fosil ürün gazı basılan dünya seması küresel ısınma, aşırı dengesiz ani yağışları ve selleri tetikler) insanlığın üzerine kışkırtacak ya da tahrik edecek kadar hoyratça ve bedbahtça kullanarak aşağılık cahil (çocuksu) ve/veya belki de kahpe durumuna düşmemiştir. Kaldı ki İnsanlık; 19. ve 20.YY'DA bitkiler kadar bile insanlık ömrünün (insan türünün) sonuna kadar bitmeyen güneş, dalga, rüzgar, su, çekim… Vb enerji kaynaklarından yararlanmaya teknolojisini yönlendirmeme ya da geliştirmeme bedbahtlığında bulunmuştur. Belki de bu duruma bir daha düşmemek için gerekçesiyle "19. ve 20. YY'LIN ve Öncesi Benzeri Cehaleti ve/veya Kahpelikleri" başlığı altında kıyamete kadar bir ders verilmelidir.
-Kısaca;19. Ve 20. YY'IN teknolojisinin şeytani, cahili ve doğal/vahşi hayvani ahlaka dayalı kötüye kullanan bazı dünya devletleri; dünyanın doğal bedenine ait fosil; katı maden yataklarını, sıvısını (petrol ve doğal su kaynaklarını) ve gazını emerek, eriterek; depremlere, küresel ısınmaya neden oluşunu I. II. ve III. Dünya savaşlarının cehaleti, teknolojik vahşeti ve bedbahtlığı örnekleriyle sonuçları kavratılmalı. Aynı teknolojiyle dünyanın enerji gereksinimini karşılamak için; dünyanın doğal bedenine ait fosil; katı maden yataklarını, sıvısını (petrol ve doğal su kaynaklarını) ve gazını emmeden, I. II. Ve III. dünya savaşlarını yapmadan dünyanın enerji gereksinimi için var olan teknolojik çalışmaların ve güçlerin kıblesini; güneş, dalga, rüzgar, su, hareket, biyo… Vb enerji kaynaklarına çevirmek yeterlidir. Bundaki amaç, kendini-çevresini doğru tanıyıp-doğru değerlendirip doğru konumlandırmak, insani sıfatlarını doğru, liyakatli ve dürüst kullanmaya haklı olarak inandırılmalıdır. Bu amaca yönelik bilimsel çalışmalar yapılmalı, dersler açılmalı ve ders kitapları yazılmalıdır.
-Nefsi cet, soy, ırk, kavim ya da insani kardeşliğinin savunucuları; cet kuyusundaki Nemrutları, Atilla, Cengiz Hanları, Karunları, Firavunları, Çinleri, Hitleri… Vb toplumsal ahlak virüsleri ve/veya peygamber ahlakı düşmanları, katilleri, canileri ve kahpeleri etkisiz ya da razı edemez. Akli olan peygamber kardeşliği bu tipleri hemen deşifre eden ve eleyen ilahi/peygamberi ve toplumsal kuralların oto kontrolündedir. Aslında insanlığın yaşamsal döngüleri, yönetim ve eğitim sistemleri Hz. Musa ve Hz. Harun gibi peygamber kardeşliğine dayalı lokomotif ve vagon çekiş omurgasına göre olmalı cet kardeşlikleri istenen özgün veya ortak vagonda yaşatılabilir/yaşayabilir. Peygamber kardeşliğinin lokomotifinin direksiyonunda her zaman peygamberi insan vardır. Hedefi ve sonuçları bellidir. Cet ve insan kardeşliği lokomotifinin direksiyonuna Habil ile Kabil misali bazen iyi insanlar bazen de cet kuyusundaki Nemrutlar, Atilla, Cengiz Hanlar, Firavunlar, Çinler, Hitler, Karunlar, Lutiler, Semudiler… Vb toplumsal ahlak virüsleri ve/veya peygamber ahlakı düşmanları ya da hastaları geçince insanlığın geleceği tehlikeye ve riske girer. Onun için cet kardeşliğinde hedef; evrimseldir, nefsidir, vahşi ya da doğaldır, ender olarak peygamberidir. Hatta bu peygamber ahlakı düşmanlarının heykelleri her ülkeye dikilmeli yaptıkları; canilik, zülüm, içtikleri insan kanı, sapıklıkları, 19. Ve 20. YY'IN cehaletiyle birlikte taşlara kazınmalı, filmleri ve ahlak dersleri hazırlanmalı kıyamete kadar her yıl anılmak üzere “İnsanlığın Cehaleti, Sapkınlığı ve Zulmü” Başlığı altında zorunlu ders olarak lise 4. Sınıfta verilmelidir. Genellikle savaşlar; ilmen, fikren ve peygamberi ahlaken kazanıldıkları zaman hak edilmiş olurlar. Peygamberler; toprak kazanmak, devlet, millet, özgür olmak…Vb için değil; onurlu, liyakatli ve gerekli insani; eğitimsel, düşünsel, inançsal ve yaşamsal döngülerin; ilmi, fikri, vicdani, irfanı, imanı ve fiili nefsi müdafaa için savaşmışlardır. Allah (C.C) rızası galip gelecekse mağlubiyeti kabulleniş ayrıcalıklı bir şeref olmalıdır. Demirkuş 2012

-Bilerek ya da bilmeden düşünsel işletim sistemini; düz, çukur ve tümsek aynalar mantığıyla amacına uygun değerlendiren bir insanın amaçlı mantıki kurgusu gibi kendi hayat enerjisine (yaşam döngüsü enerjisine) yaratıkları, olguları, eylemleri, süreçleri… Vb aynalaştırarak ya da putlaştırarak (ilahlaştırarak) kafasına, nefsine, ceddine, zevklerine ve tiryakiliklerine uyumlu ya da köle direkt veya dolaylı ilah arayanlarla gerçekleri öğrenme pahasına tüm namuslu (namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb Rahmani ve/veya şeytani insanlarla; namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb kara cahil , kasti cahil ve/veya çocuksu cahil insanlar karıştırılmamalıdır) ve şerefli sıkıntıları göze alıp Allah (C.C) ilahi/peygamberi kurallarına tam teslimiyeti denemekten veya yapısı (fıtratı) oranında kabullenmekten gocunmayan ve korkmayan iki insan arasındaki tercih farkları ve geçişkenliklerin (ikisi arasındaki tercih derece ve çeşitlerinin) tüm insan toplumundaki hemen tüm inançsal tercihleri kapsadığına dikkat ederek ya da farkındalığını kavrayıp hayata; bedensel, düşünsel ve deneyimsel; uygulayarak, konumlayarak ve konumlandırarak; insanların, cahili, kasti, nefsi, alimi ve ilahi/peygamberi mantık sistemlerine dayalı tüm tercihlerin 3 konumdaki disiplinini bir arada anlamaya çalışın.

Pekiştireç II;
Kavramı doğru bilmek, doğru algılamak ama uygulamasını yanlış yapmak ne demektir? Kavramları hayata doğru uygulayış ne demektir? Kavramları hayata yanlış uygulamanın zararları nelerdir? Örneğin vatanı, toprağı sevmek, hoşlanmak, önemine inanmakla, vatanına sadık olmayı ilişkilendirin. Örneğin bir köpeği yatak odasına kadar sevgi, saygı, ilgi, göstermekle bir insana aynı şeyi yapmanın farkındalığını kavrayın. -Evini, arabasını,… Vb eşyayı,
-Hayvanları, bitkileri, … Vb canlı gruplarını,
-Milleti, vatanı, toplumu… Vb insani gruplarını,… Vb
1-Sevmek,
2-Hoşlanmak
3-Önemine inanmak
4-Beğenmek, İlgi Duymak, Takdir Etmek, Merhamet etmek arasındaki yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... Vb değer yargılarının özgünlüklerini, farklarını ve farkındalıklarını liyakatli anlamaya, hayata uygulamaya çalışın. Örneğin; Allah, Sevgili habibim (sevgilim) dediği ve şerefine kainatı yarattığını söylediği HZ. Muhammed AS’IN (peygamberinin) geçmiş ve gelecekteki her şeyini kabullenip affetmiştir. Bu mantıktan hareketle sevmek kavramının en anlamlı, ulvi ve öğreticiliğini kusursuz ifade eder. Her koşulda hedefteki yaratığın artılarının ve yeşil çizgilerinin hürmetine; değişmez günahlarına,negatiflerine, olumsuzluklarına, istenmedik tiryakiliklerine, eksilerine, kırmızı-turuncu... Vb değer yargısı çizgilerin özgünlüklerine ve aşkınlarına (ifrat ve tefritlerine) saygı çerçevesinde katlanılıyor, affediyor ve/veya hoş görülüyorsa sevgiden bahsedilebilir. Bu mükemmel örneğin mantık kurgusunu sevgi ve eğitimde tüm kavramların farkındalığını ya da kavram yanılgısının felaketini algıda değişmezlikle (herkeste aynı algıyı uyandırışla) ilişkisel anlayışa/anlamaya çalışın. Örneğin, Sadece Menfaate, Cinselliğe, Hoşlanmaya, Ailevi İstem ve İlişkilere, Beğenmeğe, Takdir Edişe, İlgi Duyuşa… Vb. birine dayalı bir evlilikle hepsini içeren “İnanç, Sevgi, Değer Yargısı Denkliği ve Hoşgörüyü Kabullenişe” dayalı evlilik arasındaki farkındalığı düşünerek “kavram yanılgısını” anlayışa ve genelleyişe çalışın. Bu mantığı zihnimizdeki bildiğiniz tüm kavramları neden tam-net bilip ve doğru uygulayışınızla, ilişkilendirin ya da güncelleyin. Evrim, Matbaa, Sevmek ve Hoşlanmak kavramları arasında kavram yanılgısı kadar evrim ve matbaa kavramlarının tanım farkındalığını dinde kavrayışta kavram yanılgısı olmuştur. Matbaa ve evrim dine aykırı değildir. Hatta hiç bir şey dine aykırı değildir. Helale ve dine aykırılığın kavram yanılgısını anlayışa/anlamaya çalışın. Yaşantımız, Kendimiz, Toplum, Mesleğimiz ve Çevremizle Kavramları doğru ve net; bilişin, konumlandırışın önemi ve farkındalığını bilmek önemlidir. Bunu tam tersi bilgisizlik ve eksik kavram bilgisinin yol açacağı kavram yanılgısının düşünce ve eylem yanılgısına neden olabileceğini anlayışa/anlamaya çalışın. Bu bilgiler ışığında kavram öğretiminin önemi ve kavram yanılgısının felaketini derslerde öğrencilerimize öğretmeliyiz. Öğretimde algıda değişmezlik (herkes tarafında aynı anlamı uyandırış kuralı) kuralıda önemlidir. Her kavram herkes aynı anlamı çıkartacak şekilde öğretilmelidir. Ya da farklı anlamları da varsa örneklerle verilmelidir.
-Farkındalıklarını kavradıktan sonra liyakatli eşleştirmeye çalışın
Ör. sevginin liyakati hangi yaratıkta, eşyada, canlı grubunda/larda hayat bulması veya icabet edilmesi daha liyakatlidir?
Ör. sevginin, hoşlanmanın, beğenmenin, ilgi duymanın ve merhametin liyakati hangi yaratıkta/larda, eşyada/larda, canlı grubunda/larda hayat bulması veya icabet edilmesi daha liyakatlidir?
-Yukarıdaki mantıktan hareketle toplumsal bazda kullanılan hemen çoğu kavramlar, kavramisimler, isimleri noktalama işaretleri, harfler, rakamlar ve semboller... Vb bilgilerin; akli gereksinim ürünü değil de, nefsi doğal gereksinimin evrimsel ürünü olarak vahşice (doğal) kullanılmaktadır.
Örneğin, Vatan, Millet, Bayrak, Toprak, Doğa, Ölülerin… Vb tapınmaya, sevgi ve şefkate değil sadakate, dua ve liyakatli davranışa gereksinimleri vardır.
Hayvanlara sevgi ve şefkat değil merhamet ve adalet yeterlidir. Sevgi kadar değerli vakit ve enerjisini insan ve akli yaratıklara sunumu daha liyakatlidir. Toprak, vatan, bayrak sevgi ve şefkat enerjisine tepkisizdirler. Sadakat yeterlidir. Toprak, vatan, bayrak, hayvan, doğaya, bitkilerle… Vb sevgi ve şefkat enerjisine liyakatiyle tepkisizdirler ya da liyakatsiz tepkilidir. Ayna görüntüsü mantığı ile verdiğimiz enerjiyi liyakatsiz ve teslimiyetçi bize yansıtarak bizi düşünsel yanıltırlar ancak ilahi/peygamberi ve insani enerji farklı ve liyakatli hayatidir. Putlara tapanların kendilerine yansıyan enerjisi de ayna görüntüsü teslimiyetçi mantığı ile olduğu için yanıltıcı inanç tiryakiliğini insanda yaratır/mıştır. Ola ki inanç, sevgi ve sevdaya (aşka) dayalı; doğal, vahşi, eşya ve akıllı olmayan yaratık kökenli alınan pozitif enerjiler insanın düşünsel enerji sistemini doğallığa ve vahşiliğe motive edici ya da güdücüdür. Bu durum kafasına, arzuladıklarına, menfaatlerine, nefsine, ceddine, milletine ve tiryakiliklerine uyumlu ilah ve inanç arayanlar ya da gerçek inançlarını bu formatta/kılıkta/şekilde görmek-anlamak-yorumlamak-uygulamak isteyenlerle tam tersine gerçeği öğrenme pahasına hakkıyla sıkıntı ve güçlükleri göze alan insanlar arasındaki farkındalık ve farktır. Batıdaki insanların bilmeden ya da evlerin de, bahçelerinde zevk için besledikleri; bitki, hayvan ya da tarihi süs eşyalarının maliyetini aç ve yoksul insanlar için kullanışını düşünün. Ör. zevk için evde beslenen köpeklerle bir çoban köpeğinin işlevleri ve gördükleri ilgi arasındaki ilişkinin farkındalığını ve liyakatini bir arada düşünüp değerlendirin. Batıdaki öğretim, öğrenim ve eğitim esnasında; evde süs için beslenen canlı yaratıklar, evde zevk için bulundurulan pahalı süs ve tarihi eserlerin yüksek maliyetleri yerine güvenilir kurumlarca tanıştıkları; Afrika, Bangladeş, Hindistan… Vb yerlerde internet üzerinde görüşebilecekler gerçek yoksul kardeş bir aile edinip yardım etmenin daha insani olabileceğinin daha doğru olduğu telkin edilirse her halde sonuç bu günkünden farklı olurdu.
-Ola ki yanlış, doğal, vahşi ve/veya eksik; öğretim, öğrenim ve eğitim ürünü olan bu günkü çoğu insanlarda ki; bu istenmedik alışkanlık, tiryakilik, davranış… Vb kontrol edebilen doğru/gerçekçi öğretim, öğrenim ve eğitim sisteminin ürünlerine sahip insan kadar iradeli insan, tersi/leri kadar ise eksik, cahil, vahşi, doğal ve hayvani insanız anlamı çıkar. Bu çıkarsayışı günlük, haftalık, aylık ve yıllık yaşam döngülerinize güncelleyerek; siz ne kadar neyi/neleri kontrol ediyorsunuz, iradenizi kontrol edenleri istişare ederek hakkınızda bazı iradi yargılara ve önlemlere/tedbirlere varınız. Bu iradi yargılara ve önlemlere/tedbirlere varmadan önce; yalan, iftira, şer, domuz etini yiyiş, şovenistlik, Siyonistlik, radikaller, milliyetçiler, yenilikçiler, cahiller, cahillik, hastalık, virüs, kötü davranış… Vb istenmedik, davranış, yaratık, eylem, bilgi… Vb
A-Bu istenmedik ya da istenmedikler niye vardır?
B-Bu istenmedik ya da istenmediklerin mutlak gerekli olduğu yer/yerler neresi/nerelerdir?
C-Bu istenmedik ya da istenmedikler hiç olmazsa hayat döngüsünde ne/ler eksilir, ne/ler bozulur… Vb ne/ler olur? Sorularının mutlaka doğru ve liyakatli yanıtlarını araştırın sonra istendik/çözümsel iradi amaçlı; yargıya/lara, sonuca/lara varınız ve/veya öğretime, öğrenime, eğitime, ıslahata/lara, terbiyeye ve önleme/lere baş vurunuz. İnsanlığın ve/veya bir kavmin; radikal milliyetçileri (kavimlerin parmak izi), radikal Müslümanları (dinin farzlarının sigortası), radikal yenilikçiler (kavimin asra uyum ışıkları) ya da her çeşit gerekli radikalleri rahmani alimler ve bilginlerce, her an asrın değişimlerine ve/veya koşullarına uyumlu bilgilendirilip irşat edilmezse; milliyetçiler şovenizme, inananlar Siyonizm'e, yenilikçiler otistik ve liyakatsiz felsefi görüşlere ve/veya inançlara kapılıp dumura uğrarlar. Genellikle alimsiz bir kavim ya da nefsine zülüm eden Müslüman kavimin/lerin rahmani alimleri ve bilginleri menfaatleri gereği radikallerinin arkasına gizlenir ya da onlara teslim olursa bu sonuç ortaya çıkar. Bu nedenle bunların hürriyetlerinden çok doğru adreste örgütlendirilip düşünsel ve toplumsal olarak güncellenişleri daha doğrudur. Âdemi İnsan; Meleği Ruhu, Meleği aklı ve Meleği Vicdanı Kanadıyla (Meleği Güzel Ahlak Kanadı) meleklere kenetlenip güzel ahlak hasletlerini gösterirken, Diğer kanadıyla yani Hayvani Olan Nefsiyle, Hayvani Olan zekâsıyla ve Hayvani Olan Vicdaniyle (Vahşi/Hayvani Ahlak Kanadı) Hayvanlara ve eşyaya kenetlenip vahşi/hayvani ahlak hasletlerini gösterir. Bu kanatlardan Meleği Güzel Ahlak Kanadı kırık ve/veya güdük olursa o insan tek taraflı Vahşi/Hayvani Ahlak Kanadıyla daha aşağılıklara uçarak çok tehlikeli hilkat garibesi bir zararlı yaratık olur. Bu kanatlardan Vahşi/Hayvani Ahlak Kanadı kırık ve/veya güdük olursa o insan tek taraflı Meleği Güzel Ahlak Kanadıyla daha yukarılara uçarak ruhban/meleğimsi bir yaratık olur. Bu iki kanadın dengesi/balansı hafif ahrete doğru ya da meyilli olarak eğitimle verilmelidir. Dünyası için ahreti, ahreti için dünyasından vazgeçen bizden değildir. Hadis vardır.
Neden çevremizi, kendimizi, mesleğimizi doğru tanımak ve insancıl adreslerde bulunmayı/bulunuşu refleks(alışık tepki) haline getirmek/getiriş farzdır? Doğru Adreste Duruşun 5 Kuralı; Doğru Adreste Duruş İçin Öğretim, Öğrenim Ve Eğitimin Mutlaka Asgari 5 Kuralı; Rahmani İnsancıl ve Peygamberi Adreste Duruşun 5 Kuralı;
1.Kuralı:
Kabulleniş. Rahmani insan oluş için dünyada bulunduğunu ve Rahmani doğru adreste duruşun refleksinin (alışık tepkisinin) kesinliğini kabul ediş. Değiştirmeyeceği ve/veya Değiştiremeyeceği şeyleri, İnsanlık Ailesi'ni ve kendisini olduğu gibi kabullenişe razı oluş gerekirse peygamberi ve insancıl değişime/lere talip olmak. Değiştirmeyeceği ve/veya Değiştiremeyeceği; fıtratı/yapısal, insani, çevresel … Vb her şeyi ve kendisini olduğu gibi kabullenişe razı oluş gerekirse peygamberi ve insancıl değişime/lere talip olmak. En azında yaratıkların değişmez kaderleniş kırmızı çizgilerini; örneğin, ölüm, bilmezlik, cehalet, aşkınlık… Vb niyet olarak kabulleniştir. Ayrıca tüm yaratıkları, her fert ve toplumun “Geçmişten Geleceğe Tüm İnsanlık Ailesi Çözmecesinin/Pazılının” gerekli bir parçası/üyesi olarak “İnsanlık veya İslam Devleti ve Birlikteliği” istemine, arzusuna, azmine ve gayretine razı oluştur.
2.Kural: Kendisini ve çevresini doğru tanıyış. Kendisini ve çevresini düz ayna mantığıyla değerlendiriş ve konumlandırıştır. Rahmani, insancıl, peygamberi, doğru ve dürüst tanıyış ve/veya dürüstçe iç dünyasına ve çevresine kendisini konumlandırıştır.
3.Kural:
Yeterince bilgili oluşu kabulleniş. Kendisini ve çevresini doğru anlamlandırış ve uygulayış için yeterince bilgili ve beceri sahibi oluşu koşulsuz kabulleniştir. Yaratıkların her şeyini ve mesleğini; doğru, dürüstçe, Rahmani/İnsancıl anlamlandırış ve uygulayış için yeterince bilgili ve beceri sahibi oluşu koşulsuz kabulleniştir.
4.Kural:
İnsancıl adreste duruş. Peygamberi (Rahmani/İnsancıl) bir ahlakta doğru adreslerde bulunuşu alışık tepki (refleks) ve alışkanlık haline getiriştir.
5.Kural:
İnsancıl Uygulayış. Öğrendiklerini Rahmani (peygamberi/insancıl) ahlak çerçevesinde alışık tepki (refleks) olarak hayata uygulayıştır. En Güçlü, Siyasi ve Menfaatperest adreslerde değil de Rahmani, İnsani ve Doğru adreste duruşun en güzel örneği; Allah (C.C)’N yardımıyla, Hz. Muhammed AS’IN çevresinde, zamanındaki krallıklar ve imparatorluklara ekmek peynirle hatta daha zor koşullara Rahmani duruşuyla İslamiyet’in yayılışını başarmıştır. Bu mantıktan hareketle doğru adreste bulunuşu alışık tepki (refleks) haline getirişin en kestirme yolu Rahmani, insancıl, peygamberi dürüstlük ve/veya peygamberi imanla hayatı yaşamak yeterlidir.Yaratıkların özellikle fert, kavim ve devletlerin; zihinsel, bedensel, düşünsel, amaçsal, menfaatsel... Vb adreslerini doğru tanımlayıp, belirleyip bildikçe onların hakkında daha doğru karar verir ve doğru adreslerde duruş olanağını elde ederiz.-Ola ki herkes her şeyi bilmeyecektir. Cüzi ilme sahipsiniz (Ayet vardır) .Yani en azında her kes bir şeylerin cahilidir.-Herkesin olanakları ölçüsünde; nesnel, iradi, sanal, düşünsel, toplumsal… Vb. kendine özgü özgünlükleri ve tercihleri olacaktır. İnsanın Ahlak Kanadı (Sağ) ve Meslek Kanadıyla (Sol) Eğitimin Hedefine Uçuşunun Amacı; Doğru Adreslerde Bulunuşun 5 Kuralı Uygulanarak Gerçekleşmelidir. Önemli olan amaç kişinin ve toplumun; olanakları, sıhhati, iradesi, bilgisi… Vb. çerçevesinde (insan pazılı/çözmecesi içinde) kendisini/kendilerini (özgün pazılı/çözmece parçası) peygamberi (Rahmani/insancıl/Hz. Muhammed AS’A Peygamberlik (S.A.V) gelmeden önceki 40 yıllık insani ahlakı) ahlak ölçülerinde verimli konumlandırışı doğrultusunda öğretim, öğrenim ve eğitimin mutlaka asgari doğru (yukarıdaki 5 koşul çerçevesinde) verilişinden kesin emin oluştur. İnsanlığın; fert, toplum, kavim ve tüm insanlık ailesi bazında, sokakta, tüm toplumsal ve yaratıksal alanlarda (özel haller hariç); diğer yaratıkları kıskandırıcı, ürpertici, tiksindirici, rencide edici, rahatsız edici, iştahlandırıcı, kışkırtıcı, küçümseyici, tahrip edici, tahrik edici, aşırı özendirici, şaşırtıcı, vahşi, aşkın… Vb. eylem, davranış, sohbet, giyim, kuşam, siyaset, öğretim, öğrenim, eğitim… Vb. bulunmaması gerektiğinin ve öneminin Rahmani (peygamberi, insancıl) ahlakla ilişkisinden emin olacağı kadar eğitilişinden mutlak emin olmalıyız. Sonrası kolaydır. Bundan sonrası kişinin/toplumun olanakları ölçüsündeki iradesiyle tercihleri onun/onların ölçüsünün kalitesini belirler. Yargısından emin oluruz. Hayvani ve İnsani Hürriyetin Farkındalığını kavrayış önemlidir.! ABD'DE Bazı Eyaletlerde Ör. State of Tennessee'de Yurtlarda ve Otellerde Evli Olamayan Erkek ve Kadınlar Aynı Odada Gerekirse Birlikte Kalabiliş Hürriyeti. Batıda sokak ortasında partnerlerin hayvani davranış ve eylemleri düşündürücüdür. Edepsizlerin, Edeplilerin ve Herkesin (Şerrinden Emin Ve Beri Olmak İçin); Her Mecliste Kendini İfade Ediş Köşesi Olmalı. Köşeye gelenlere ya da sıradaki her kese “Kendini İfade Edişin Edepli Ve Peygamberi Oluşun Önemi Dersi” ayrıntılı bir şekilde eğitimcilere verilmelidir. Bundan sonrası onların kendilerini ifade tercihleri onların ve temsil ettiklerinin edebini ve kalitesini ifade eder ya da belirler. Özet;1- İnsanlık Ortak Paydası Üyesi Olarak Payını (Özgünlüğünü) Peygamberi Konumlandırış. Değiştirmeyeceklerine Karşı Peygamberi Adreste Bulunuşu Kabulleniş. İnsanlık Ailesinin üyesi oluşunu ve baş edemeyeceklerini ve değiştiremeyeceklerini Koşulsuz kabulleniş. 2. Kendisi, Mesleği ve Çevresi hakkında yeterince bilgi sahibi oluşunun gereğini kabulleniş. 3. Kendisini ve Çevresini Düz ayna mantığıyla değerlendiriş. 4.Bildikleriyle Peygamberi (Rahmani/İnsancıl) bir ahlakla doğru adreslerde bulunuşu alışık tepki (refleks) ve alışkanlık haline geliştirir.5. Bildikleriyle kendisini ve çevresini düz ayna mantığıyla değerlendiriş ve Peygamberi / İnsancıl konumlandırıştır. kendisini Rahmani, insancıl, peygamberi, doğru ve dürüst tanıyış ve/veya dürüstçe iç dünyasına ve çevresine kendisini konumlandırıştır.
Sonuç; Doğaya Karşı Doğru Adreste Duruş Ne Demektir? Çevre Bilinci İnsanlarda Geliştirilerek Plastikler, Kâğıt, Şişe-Cam ve Metaller Çöp Değil Bunların Çöp Torbalarına Doldurup En Kısa Yoldan Hedefine Bakılmalıdır. İnsanlık doğaya ve birbirine karşı doğru adreste durmadığı için doğal ve yapay çevrenin ilkel ve vahşi insan sorunu ortaya çıkmıştır. Ola Ki Yaratıklar içinde hayırlı bir kişilik olmak için ola ki bu 5 kuraldan bir tanesine bile uymazsanız doğru adreste duramazsınız. Gerekli olduğumuz için yaratılmışız ve varız. Her insanı insanlık kitabının bir sayfası kabul edin. Kendi sayfanızı ve Yaşadığınız çevredeki kitap sayfalarını doğru tanıyıp bu sayfalar arasında doğru adreste duruşun koşulu irademiz çerçevesinde samimi, rahmani, hür ve adil oluştur. Eğer cahiller, caniler, tanımadıklarımız… Vb karşı doğru adreste duruşta başarılı olamıyorsak, ya diyetle yaklaşılmalı ya da cahillerden uzak duruluşa gayret edilmelidir. Cahillerden yüz çevir ya da uzak dur diye ayet ve hadis vardır. Bu yaşam boyutunda her insan bir hayvanın sırtındadır. Kendini kontrol edebildiği kadar süvari kişilik, kontrol edemediği kadarda hamal kişiliktir ki buna nefis denir ya da atınızı (nefsinizi) kontrol edebildiğiniz kadar süvarisi kontrol edemediğiniz kadarda hamalısınız. Genlerimizi ne kadar irademizle kontrol edebiliyorsak her şeyimizin süvarisi, tersine ise her şeyimizin hamalıyız demektir. Bir kavmin yenilikçilerini asimile eder bitirirseniz, akabinde milliyetçilerini asimile edişe başlarsanız bu tam mümkün değildir çünkü o kavmin değişmeyen/değişmez parmak izidirler (kavmin özgün kişilik genlerini taşırlar). Ancak yok etmeniz gerekir. Bu seferde evrimsel seçilimde en güçlü savaşkan Nemruti, Atillamsı, Cengizhani, Firavuni, Çini, Hitleri… Vb insan ahlakının acımaz kara delikleri ve kavmin asimile edildiğini sandığınız yenilikçileri de ters teperek karşınıza çıkar ki kayıp edişi hak etmiş olursunuz. Her kavmin özgün radikallerinin, milliyetçilerinin, yenilikçilerinin, cahillerinin… Vb dozunda gerekliliğini doğru adreslerde ve doğru kişilikler de yaşatmak elzemdir. Cahillerin, kafirlerin… Vb karakterlerin yok olduğunu düşünün sonuç sosyal döngünün çöktüğünü görürsünüz. Bir anda herkesin her şeyi bildiğini düşünün ya da geleceğiniz hakkında her şeyinizi bildiğinizi düşünün o zaman cehaletin, bilmezliğin, yalanın ve sabrın ilaç olduğu konumların ve zamanların olabileceğini keşfedebilirsiniz. Allah (C.C)’HU hiçbir şeyi boşuna yaratmamıştır. Önemli olan her şeyi dozunda ve yerinde rahmani biliş, kullanış ve uygulayıştır. Kısaca doğal döngüdeki özgünlüklerin gerekliliği kadar toplumsal, zihinsel, düşünsel ... Vb döngülerdeki özgünlükler gereklidirler. Önce meclistekiler halka ahlak abidesi örneği olarak öpüşüp barışıp sarılsınlar ardında her şeyi çözmek daha kolaylaşır. Bu gerçekleşmiyorsa ola ki yanlış kriterlere sahip adamları meclise gönderiyoruz. Önemli olan toplumsal yönetim, ahlak ve her türlü ilişkinin kilit ve yönlendirici noktalarında Peygamberi/Rahmani/insancıl ahlaklı +bilgili +liyakatli kişiliklerin; yönetimlerde, eğitimde, sağlıkta ve yargıda sürekli bulunuşunu tam ve net teminat altına alan/garantileyen; seçim sistemleri, yönetim sistemleri, rejimler ve demokrasileri sağlayıştır.


Öğretim, Öğrenim, Eğitim ve Eğitimin Hedefi Nedir? Aralarında Nasıl Bir İlişki Vardır?
1
-Öğretim kavramı öğretmekten gelir ve genellikle planlı ve programlı öğretim kast edilir.
-Öğretim, öğrenim ve eğitimin maksatlı bir ön basamağıdır.
-Öğretimsiz öğrenim ve eğitim; ya plansız, ya fıtratı ya doğal ya da saldım bayıra çevre-doğa kayıra eğitimidir.
-Öğretim ve öğrenim birlikte; eğitimin gerçekleşmesi ve eğitimin hedeflerine ulaşılması için mutlak gerekli iki ön basamaktır.

-Öğrenmenin gerçekleşmesi için yapılan her şeye öğretim denir.
-Öğretim öğrenmenin gerçekleşmesiyle tamamlanır.
2-Öğrenim/Öğreniş(Öğrenme);bir şeyi öğretirken/öğretilirken öğrenen kitlenin öğrendiklerini hayata uygulayabilir ve güncelleyebilir durumunda öğrenmiş ise öğrenme gerçekleşmiş demektir.
-Öğretimle, fıtraten bilinen veya herhangi bir şekilde öğrenilen-edinilen-kazanılan bilgilerin hayata kalıcı uygulanışlarının ve davranışların ürünü sonuçları öğrenmedir.
3-Eğitim ise öğrenilenlerin yaşantıya uygulanabilir alışkanlık ve alışık tepki (refleks) davranışları haline getirilmesiyle amacına ulaşmış olur.
-Eğitimin gerçekleşmesi için mutlaka aktarılması veya bilinmesi istenen bilginin; ya önceden bilinmesi, ya genlerinde kayıtlı olması yani yapısal bilmek(fıtraten bilmek) veya mutlaka öğretimle bilginin eğitilmek istenene aktarılması zorunludur.
4-Genel anlamda eğitimin hedefi; yaratığa kazandırılmak istenen davranışları gerekli zamanlarda, gerekli koşullarda, gerekli oranda; peygamberi, akli, vicdani, meleği, Rahmani… Vb istendik ahlak kurallarına uygun alışık tepki-alışkanlık olarak üretimi, kullanışı ve uygulanışıdır. Şeytani, deccali, kötü, zeki (sadece zekayi), nefsi, ceddi, iblisi, doğal/vahşi (hayvani), cahili (çocuksu), insani (hüsran-i)… Vb ahlaka dayalı; eksik, yanlış ya da istenmedik amaçlarda üretimin ve uygulanışın sonuçlarının tüm yaratıklara zararları örneklerle ve gerekçeli öğrenim öğrenicide/öğrencide alışık tepki (refleks) ve alışkanlık haline getirilmesi gerekir.
-Eğitimin Hedefi; İnsanlık çocuklarına, gençlerine ve yetişkinlerine peygamber ahlakının önemini, kurallarını, kendini ve doğayı tanıma bilgilerini vaktinde hayatın her aşamasıyla ilişkisel örneklerle vermelidir. Allah (C.C) rızası için bir yolda iseniz her şey ilişkisel ve uyumludur( rastgele ve tesadüfi değildir). Bunun tam tersinde ise sanki her şey tesadüfi ve rastgele konum ve algı içindedir.
-Aksi durumda gelişen çocuğun, gencin ve yetişkinin; beyni ve zihni rastgele çevreden abur cubur algıladığı bilgilerle doluşarak; Tarzan'ca-vahşice eğitilmiş doğal-vahşi insan olurlar ki 19., 20. ve 21. Yüzyılın ilkel ve vahşi/doğal insanının teknolojisi ve çevre sorunları; deccali ve vahşi öğretim, öğrenim ve eğitimin ürünüdür. Eğitimde ilk hedef; Peygamberi (Rahmani/İnsancıl) ahlak çerçevesinde her fert ve topluma her zaman fıtratı oranında doğru ve akıllı konum ve/veya adreslerde bulunuşu alışık tepki (refleks) ve alışkanlık haline getirtmektir. Demirkuş 2012 Sanki her yaratık geçmişten geleceğe yaratıksal çözmece çetelesinin özgün bir çözmece parçası ve özgün bir kör noktaya sahiptir. Önemli olan hedef eğitimle hepsine her şeyi değil; fıtratı, güvenirliği, yapabilirliği ve peygamberi (Rahmani/insancıl/Hz. Muhammed AS’A Peygamberlik (S.A.V) gelmeden önceki 40 yıllık insani ahlakı) ahlakı oranında bilmesi ve yapması gerekenleri verişin ölçüsünün farkındalığını kavrayış ve uygulayışı hayata güncelleyiştir. Mantıksal, düşünsel, zihinsel ve bedensel; inanç, iman, irfan, medeni …Vb liyakat bütünlük sahibi oluşla bunlardan sadece bir veya birkaçına eksik sahibi oluşu arasındaki insanların farklılığının farkındalığını anlayışa/anlamaya çalışın. Günümüz insanların ve politikacıların tümünün ahlaken ve bilmen otistik eğitilişin sonuçlarıyla ilişkilendirin. Herkes her şeyi bilseydi ya da herkes herkesin niyet ve yaydığı enerji çeşidini doğru okusaydı ne olurdu? Sorusunun yanıtı düşündürücü olmalıdır? Eğitimde kime ne kadar şey öğretmeliyiz sorusunun yanıtı eğitimin hedefini sınırlar. Kuran'ın çerçevesi ve çetelesi içinde bilimin konumu ve yerini eğitimde doğru yeşertiş gereklidir. İslamiyet'teki bir amaçta ifrat, tefrit ve zındıklıklardan uzak ve/veya bunlara diyet/kontrollü olarak insanların/insanlığın düşünsel toplumsal olarak; birbirine ve çevreye icabetlerinin peygamberi (Rahmani/insancıl/Hz. Muhammed AS’A Peygamberlik (S.A.V) gelmeden önceki 40 yıllık insani ahlakı) ahlak çerçevesinde oluşuna yönelik öğretim, öğrenim, eğitim ve uygulayışı hayata gerçekleştiriştir. Demirkuş 2011


Pekiştireç I ;
1-Öğretim; DNA zincirinin birinci ipliğinin yaşayabilen dizinini biyolojik yapı taşlarından üretmek,
2-Öğrenim; DNA zincirinin birinci ipliğini tamamlayıcı uygun ikinci ipliğinin yaşayabilen dizinini biyolojik yapı taşlarından üretmek,
-Birbirini tamamlayan bu iki ipliksi zincirin fermuarlarının karşılıklı gelip tamamlanması yani kapanmasıyla öğretim ve öğrenim tamamlanır/tamamlanmış olur.
3-Eğitim; tamamlanan iki zincirin uygun koşullarda kendilerini klonlamayı alışık tepki (refleks) ve alışkanlık haline getirmeye başlamasıyla/başarmasıyla yaratığın vahşi/doğal olan eğitimi tamamlanır.
4-Eğitimin Hedefi; öğrencide/öğrenicide bu biyolojik DNA zincir fermuarının gerekli zamanlarda, gerekli koşullarda, gerekli oranda; peygamberi, akli, vicdani, meleği, Rahmani… Vb istendik ahlak kurallarına uygun alışık tepki-alışkanlık olarak üretimi, kullanışı ve uygulanışıdır. Şeytani, deccali, kötü, zeki (sadece zekayi), nefsi, ceddi, iblisi, doğal/vahşi (hayvani), cahili (çocuksu), insani (hüsran-i)… Vb ahlaka dayalı; eksik, yanlış ya da istenmedik amaçlarda üretimin ve uygulanışın sonuçlarının tüm yaratıklara zararları örneklerle ve gerekçeli öğrenim öğrenicide/öğrencide alışık tepki (refleks) ve alışkanlık haline getirilmesi gerekir.

Pekiştireç II;
1-Öğretim; pantolon fermuar zincirinin dişli birinci kanadının/parçasının üretimidir,
2-Öğrenim; pantolon fermuar zincirinin dişli tamamlayıcı ikinci ya da diğer kanadının/parçasının üretimidir,
-Birbirini tamamlayan bu iki parça fermuar zinciri dişlerinin karşılıklı gelip tamamlanması yani kapanmasıyla öğretim ve öğrenim tamamlanır/tamamlanmış olur.
3-Eğitim; öğrencinin/öğrenicinin fermuarı açıp kapamayı alışık tepki (refleks) ve alışkanlık haline getirmeye başlamasıyla/başarmasıyla tamamlanır.
4-Eğitimin Hedefi; öğrencinin/öğrenicinin; pantolon fermuarının gerekli zamanlarda, gerekli koşullarda, gerekli oranda; peygamberi, akli, vicdani, meleği, Rahmani… Vb istendik ahlak kurallarına uygun alışık tepki-alışkanlık olarak kullanışı ve uygulanışıdır. Şeytani, deccali, kötü, zeki (sadece zekayi), nefsi, ceddi, iblisi, doğal/vahşi (hayvani), cahili (çocuksu), insani (hüsran-i)… Vb ahlaka dayalı; eksik, yanlış ya da istenmedik amaçlar için kullanışın ve uygulanışın sonuçlarının tüm yaratıklara zararları örneklerle ve gerekçeli öğrenim öğrenicide/öğrencide alışık tepki (refleks) ve alışkanlık haline getirilmesi gerekir. Dünyada Yürürlükteki Eğitim Sisteminin/lerinin Durumu Konumu ve Liyakati; Var olan eğitim sisteminde İslamiyet'in geçerli ve gerçek; inançsal, kültürel, kavimsel… Vb hemen hiçbir değer yargısı dikkate alınmadan ya da sadece batının deneyimlere dayalı vahşi değer yargılarına, dünyevi yönetimsel ve bilimsel değer yargılarına dayalı eğitim sistemleridir. Bu eğitim sisteminde; insanların tüm düşünsel, zihinsel, nesnel, sanal, dijital, kültürel, inançsal … Vb istendik, gerçek değer yargıları ve doğa, doğa ötesine ait bildikleri bilimim vahşi ve doğal değer yargılarına kodlayarak, zipleyerek ve asimile ettirilerek insanlığı yaşamsal olarak nesnel doğanın ve düşünsel olarak bilimin kefeni içerisine asimile ettirmektedir. Diğer bir deyişle insanlığın bilimi ve doğayı aşan düşünsel ve zihinsel değer yargılarını bilimin, demokrasinin, doğanın ölümlü ve sonlu kefeni içine kodlayarak, zipleyerek, özümseyerek ve körelterek insanlığı zihnen nesnel ve bilimsel doğanın hapishanesi içine sıkıştırmaktadır. 19. ve 20. YY Eğitim sisteminde her bilim insanı bilimin bir parçası olarak otistikleştirilmiştir. Adeta bilimin her parçasına bir bilim insanının her şeyi otistik ve özel bir parça olarak kodlanarak yerleştirilip ya da yetiştirilip ölümlü bilimin bedenine kişilik kazandırılarak bilim ilahlaştırılmaya çalışılmaktadır. Doğrusu bilim ve tüm kâinatlar gelişmiş insanın kalbini aşamaz. Bilim her insanın bir parçası olacağına her bir bilim insanı bilimin bir parçası olarak bilimin bedenine malzeme oluyor. Çözümü de kapitalistler ekonomik sorunlar hallolunca yani insanlığı zenginleştirip besili hayvan gibi besleyerek insanlık sorunlarının halledeceğine bizleri inandırmıştır. Halbuki deneyimler göstermiştir ki; ekonomik koşulları çok iyi olduğu halde, aşırı beslenişten kudurup zihinsel doyumsuzluktan bunalıma giren zenginlerin yanında zihnen ve düşünsel olarak rahat, hür olmayan insanlar bu zihinsel- düşünsel sıkışıklıktan, sıkıntıdan sokaklara hürriyet diye dökülüp sorunlar yaratmaktadırlar. Bu nedenledir ki var olan eğitim sisteminin tüm değer yargılarının bilimsel kefeni; dünyevi doğal dinler ve vaadi dolmuş ya da Allah (C.C) tarafında icabet görmeyen semavi dinlerin kefeni ile birebir örtüşmektedir. Ancak tüm doğayı, yaratıkların geleceğini ve geçmişini kuşatarak haşır olacağı son durumu bildiren İslamiyet'e aynı ceketi giydirmek insafsızlık belki de insanlık için bedbahtlık olur. Çünkü tüm ölümlü, sonlu yaratıkları ve her şeyi kuşatan İslam, ebediyetten gelen hayatın geçici dünyeviliğini, her şeyini kuşatmış ve yine ebediyete yaratıkların nasıl göç edeceğini bildirmiştir. Gün geçtikçe bilim bunu kanıtlamaktadır. Sonuç olarak; bilim ve doğa Müslümanların kalbi ve zihni içindeki yitiği olarak keşif edilip İslami değer yargılarıyla ilişkisel öğrenilmesi ve bilinmesine yönelik eğitim yapılması daha liyakatlidir. Zaten İslamiyet'in dışında hiçbir din bu kapsamların kefenlerini kuşatamamış ve/veya kuşatamaz yada bu alt yapı envanter ve dokümana başka hiçbir din ve bilim sahip değildir. Kısaca tüm yaratıkları, doğayı ve bilimin kefenlerini kuşatarak ilişkisel eğitim verilebilecek yegane din İslam'dır. Gerçek Eğitim sisteminin amacı; dürüst yaşamanın alternatif tüm çürük yaşamaya tercihini ispatını göstermektir. İnsan gen havuzundaki Rahmani-İnsancıl genlerin hayvani ve şeytani genlere baskınlığını ve kontrolünü kesinleştiren eğitim, yönetim ve yaşam sistemlerine gereksinim vardır. Zenginin fakire sadaka, bilenin bilmeyene bilgi, güçlünün güçsüze himaye, iman edenin imansıza dua ikram ediş borcu vardır.


Değer yargısı nedir? Kaç çeşit değer yargısı vardı? Niçin öğretim, öğrenim ve eğitimi değer yargılarıyla ilişkilendirerek sunmamız gerekir?
Canlı yaratıklarda en az değişen veya hiç değişmeyen yargılara değer yargısı denir. Fert, Toplum, Devlet, Kavim… Vb insani oluşumların: yapısal, düşünsel, zihinsel ve mantıksal olarak değişmez veya en az değişen; özgün (*), istendik/kabullendikleri (+), istenmedik/ret ettikleri (-), nötr/tarafsız/yansız/dengedeki/dokunamadıkları (0), geçişken/ değişik karar verdikleri (+,-), değiştirmeye gücünün yetmediği, iradesiyle hükmedemediği /aşılmaz/ aşamadıkları (!), öğrenemediği/anlayamadığı/bilinmeyen/ bilinmez (?)… maddi, manevi, düşünsel, davranışsal, eylemsel, kültürel... genellikle az değişen ya da değişmez dogmalar ve yargılarıdır. Değer yargıları düşünsel ve mantıksal bilinç mimarisinin/tasarımının ya da dizaynın değişmez ve/veya en az değişen yapı taşları ya da yapısal (fıtrati) değerleridir. Değer yargıları, bir sistemin/lerin, yaratığın/yaratıkların geri dönüşümsüz geri değiştirilemez veya zor değiştirilebilir yapı taşları, iskeleti (filtresi/süzgeci) ve nirengi noktaları durumunda olup onun özgünlüğünü belirleyici tercihleri yönlendirici yargılardır. Her değer yargısı dosdoğru değildir ancak en az değişen ve en doğru değer yargıları; İslam dini farzları, ayetleri, sünnetleri, doğal kanunlar, yapay kanunlar ve gerçeklerdir. Her zaman Atasal değer yargıları vecizeler tartışmaya götürebilir bunlara çok yönlü ayar yapılmalıdır. Hadislere ve ayetlere göre var olan sisteme değer yargılarına ayar çekilmelidir. Bilimin değer yargıları yapay ve doğal kanunlardır. Kanunlar üzerinden geçmişten geleceğe yürüyebiliriz.
Kaç Çeşit Değer Yargısı Vardır? Değer yargılarının farklı amaçlı ve köklü bir kategorize edilişe gereksinimi vardır. Buradaki sınıflandırış henüz emekleyiş aşamasındadır.

Bilimsel Değer Yargıları;Bilimsel değer yargıları, Bilimsel Kurallara ve Bilimsel Mantık Filtresi/Süzgeci Anlamına Gelir. Bilimsel Değer Yargıları bilimsel çalışma ile bilimsel olmayan çalışma arasında ki farkı belirler. Bilimsel bilginin; kaynağı, konumu, tarihi, yeri ve kırmızı çizgileri (radikal tanımı) olmazsa bilimsel değeri şüphe götürür. Bilim ve bilimselliğin kurallarına ve yöntemlerine mutlak itaatin gerekliliğini kabulleniştir. Örneğin, Bilgi, Teknoloji Üretişin Bilimin Kurallarına ya da farzlarına dayalı üretiştir.

İnançsal Değer Yargıları;
İnançsal değer yargıları , İnançsal Kurallara ve İnançsal Mantık Filtresi/Süzgeci Anlamına Gelir. İnancın farz ve/veya sünnetlerine değişmez mutlak itaati gerekliliği kabulleniştir. Örneğin, İslamiyet'in Farzlarına Dayalı İbadet Ediş.

Yapısal (Fıtrat) Değer Yargıları;
Yapısal değer yargıları, Yapısal Kurallara ve Yapısal Mantık Filtresi/Süzgeci Anlamına Gelir. Yaratığın yaradılışı, eğitimi veya herhangi bir nedenle aşamadığı geri dönüşümsüz yapısal (fıtratı)... Vb değer yargılarıdır. Örneğin, İnsani Değer Yargıları, canlı yaratığın genlerinden ya da irsiyetten veya dünyaya gelir gelmez sahip olduğu ve değiştiremediği istendik, istenmedik her şeyden kaynaklanan; vahşi değer yargıları, hayvani değer yargıları, insani ve/veya peygamberi değer yargıları. Örneğin, Ebucehil gibi fıtratı ve eğitim cahillerin değişmezliğe olan radikal bağlılıkları. Onlara göre her şey onların bildiği doğrulara endekslidir. Peygambere cahillerden (değişmez-bilmezlerden) uzak durulması önerilmiştir. Değişmek istemeyeni Allah (C.C) değiştirmezmiş.

Kültürel Değer Yargıları;
Kültürel değer yargıları , Kültürel Kurallara ve Kültürel Mantık Filtresi/Süzgeci Anlamına Gelir. Yaşadığı toplum ve çevresinden yaratığın aldığı eğitim, işittikleri, gördükleri, alışkanlıkları, anadilleri, örfleri, adetleri, zevkleri... Vb ilgili; yararlı, zararlı ya da yararsız kültürel... Vb değer yargılarıdır.

Kişisel, Özgün ve Özel Değer Yargıları;
Kişisel, Özgün ve Özel değer yargıları, Kişisel, Özgün ve Özel Kurallara ve Kişisel, Özgün ve Özel Mantık Filtresi/Süzgeci Anlamına Gelir. Yaratığın bazı şeyleri tüm yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... Vb değer yargıları örgüsünün süzgecinden geçirip kendine özgü değişmez prensipler ve değer yargıları geliştirmesidir ya da bu değer yargıları genlerinde/fıtratında vardır. Ör, istenmedik ifrat ve tefrit değer yargıları: özgün bazı değer yargıları yani değişmez ve az değişen; aşırı ifrat, tefrit, tiryakilikler ve tutkular derecesindeki; kıskançlık, kin, nefret, haset, kibir, ucup/gurur, cimrilik, bönlük, müsriflik, egoistlik, kaprisler, saplantılar, münafıklık (çok yüzlülük), siyonizm, şovenizm, siyoşovenizm, sigara içmek, içki içme alışkanlığı … Vb dir.

Diğer Değer Yargıları;
Diğer değer yargıları , Diğer Kurallara ve Diğer Mantık Filtresi/Süzgeci Anlamına Gelir.Yukarıdaki kategorilerin dışındaki diğer değer yargılarıdır. Örneğin, İnsani Değer Yargıları, canlı yaratığın genlerinden ya da irsiyetten veya dünyaya gelir gelmez sahip olduğu ve değiştiremediği istendik, istenmedik her şeyden kaynaklanan; vahşi değer yargıları, hayvani değer yargıları, insani ve/veya peygamberi değer yargıları. Ör. fert toplum, kavim, insanlık bazında aşılamayan ya da iç dünyasında çözümsel olarak liyakatli bir yere oturtulmadığı için aşılamayan bazı davranışlar (yavşak davranışlar, sakız çiğneyene derste tahammül edemeyiş), görüntüler (ör tiksindirici görüntüler), bilime liyakatsiz tepki (evrim bilimine liyakatsiz tepki), tabular (ör, böcek yiyen hayvani adama ya da çıplak dolaşmak isteyen hayvani dervişlere liyakatsiz tepki), bedensel hareketler (göbek atan erkeklere liyakatsiz tepki), liyakatsiz tepkiler (ör, cahil yalancılara, cahil köktencilere, cahil yenilikçilere...Vb aşırı tepki), sesleri kapris etmek (Ör, ağız şapırdatana liyakatsiz tepki) … Vb aşılmazlar birer özgün ya da bazı kültürler için aşılmaz veya değiştirilmesi zor değer yargılarıdır. Örneğin, İnsani Değer Yargıları, canlı yaratığın genlerinden ya da irsiyetten veya dünyaya gelir gelmez sahip olduğu ve değiştiremediği istendik, istenmedik her şeyden kaynaklanan; vahşi değer yargıları, hayvani değer yargıları, insani ve/veya peygamberi değer yargıları. Örneğin,Ebucehil Çözüm; Bu değer yargıların inançsal, toplumsal ve bilimsel eğitimler açısında gerekçeleriyle öğrenicilerin zihinsel dünyasına doğru dozda aşı yapılarak liyakatli tepkiler geliştirilmelidir. Örneğin, evrim teorisinin evrim bilimini bağlayıcı olmadığını yani evrim biliminin gerekliliğini gerekçesiyle anlatırken, evrim teorisine isteyen katılmayabilir. Evrimi kabullenişin dinsizlik olmadığını vurgulayış için, insanların bazıları hayvanlardan evrimleşse bile hayvanları da Allah (C.C) yaratmıştır. Çıplak dolaşma hastalığını ya da tiryakiliklerini hayvanların çıplaklığıyla ilişkilendirmek. Böcek yiyen kişinin tüm böcek yiyenlerle ilişkisel düşünmek… Vb pratik zihinsel çözümler gerekçeleri ve kanıtlarıyla verilerek öğrenicinin zihinsel bağışıklık sistemi liyakatli güçlendirilmelidir.

Niçin Değer Yargılarına-Dogmalarına Dayalı Dinamik Eğitim Sistemleri Geliştirmeliyiz? Değer Yargılarının; Öğretim, Öğrenim ve Eğitimle İlişkisi Neden Önemlidir? Değer Yargıları, Eşik Bilgileri ve Doğru Empati (Anlamlandırış/Anlam Veriş) Duyuşun, Öğretim Öğrenim Eğitimin Hedefleriyle İlişkisinin Önemi;
Düşünsel Filtre/Süzgeç/Kurallar ve Değer Yargılarıyla Doğru Adreste Duruş İçin Hedef Kitleyi Ve Değer Yargısını Tanıyış Arasındaki İlişkiyi Doğru Kurmak Önemlidir. Öğretim, Öğrenim ve Eğitimde; fert ve toplumlara bilgi sunulurken hedef kitlenin değer yargıları , eşik bilgileri ve kültürleri çekim alanına; girecek, itecek ve uyumlu; özgün (pay) ve ortak payda (benzerlik) yani algıda değişmezlik ilkelerine dayalı hazırlanmalıdır. Öğretim, öğrenim, eğitim ve yönetimlerde disipline edici kurallar geliştirilirken; fert ve toplumun çok hassas oluğu tüm değer yargıları liyakatli, uyumlu, vicdanlı ve peygamber ahlaklı yönlendirici olarak kullanım ustalığı çok büyük önem taşır. Bu açıdan laiklik özel haller hariç, insanları bildiklerini ve değer yargılarını ilişkilendirişte yalıtkan ve izole edici değil de liyakatli, sosyal ilişkilendirici olursa daha geçerli ve tutarlı olur. Öğretilen ve öğrenilen tüm bilgileri; kabullendiği ve çok iyi bildiği değer yargılarıyla ilişkilendirişi (Kültürel, inançsal, kişisel değer yargıları) alışık tepki (refleks) ve alışkanlık haline getirip hayat güncelleyip uyguladığı zaman öğrenim tamamlanmış kabul edilir ya da öğrenimin gerçekleyişine işaret ve kanıt kabul edilebilir. Öğrencinin öğretilen ve/veya öğrenilen bilgiyi ilişkilendirecek değer yargısı yok ya da eksikse mutlaka ya yaşatarak veya beş duyuya hitap eden beyinsel kayıt yöntemleriyle yeni değer yargısı kabullendirilmeli ya da var olan değer yargıları kümesi ve/veya tek bir tanesiyle dolaylı yoldan bilgi/bilgiler ilişkilendirilip öğrenciye verilmelidir. İnsanda genellikle bilgilerinin zihindeki karşılıkları değer yargılarıyla ilişkisel gerçekçi ve doğru olarak diri değilse o konuda cahildir ve ola ki genellikle sorumlu değildir. Bilenler sorumludur. Gözü var görmez kulakları var işitmez ayeti belki de bunu vurgular. Bu amacı gerçekleştirmek için hedef kitlenin; lisanının incelikleri, eşik bilgileri, kültürleri ve değer yargıları özgünlük grupları ya da çeşitleri çok iyi bilinmeli ve kusursuz duygudaşlık/eşduyum (empati/eşduyum) duyularak sunum hazırlanmalıdır. En az ana dil-lisan farklılığı kadar değer yargıları farklılığı da sunulan bilgiyi algılamada uyuma gereksinim duyar. Ör. Aynı konuyu: aşağıdaki; din, kültür ve anadili-lisanı, anadilde; öğretim, öğrenim ve eğitim almayan!!!… Vb farklı hedef kitleye neden farklı sunum hazırlamak zorunda olduğumuzun farkındalığını pekiştirerek kurgulayarak zihinsel uygulayın ve anlayın.
-Hıristiyan dinine mensup ve Japonya'daki Japon kökenliye
-İslam dinine mensup ve Japonya'daki Japon kökenliye
-İslam dinine mensup ve Almanya'daki Alman kökenliye
-Hıristiyan dinine mensup ve Almanya'daki Alman kökenliye göre hazırlayın.

 
     Kısaca ya da sonuç olarak; Özellikle eğitimde pozitif /kabullenilen/istenen değer yargılarına ilişkisel eğitim verilmeli yargısı çok önemlidir. Bunun için öğrenicinin anadiline ve sahip olduğu diğer değer yargıları çok iyi bilinirse verilmek istenen bilgi ya da konular istendik değer yargılarıyla ilişkilendirilerek (ret ettiği değer yargılarına göre ders verilirse filtreleyerek alır !). Yapısal(fıtrat), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... Vb değer yargıları ve eşik bilgileri ait olduğu yaratığın; mantıken kabullenebilirlikleri, kabullenemezlikleri ve tercihleri örgüsünün; yapısal, beyinsel, düşünsel ve zihinsel yapıtaşları iskeleti, kementleri, geçitleri, düsturları… Vb mantık süzgeci örgüsü ya da mimarisi gibidir. Diğer bir deyişle insanların kişilikleri, öğrenim istemleri ve kabullenişleri değer yargılarının ilişkisel örgü kafesindedir. Fert, toplum, kavim, devlet... Vb insan kendi değer yargılarının kafesi içindedir. İnsanların öğrendiği bilgilerin kalıcı olabilmesi için öğretilen bilgilerin onun değer yargılarıyla bütünleştirici ve ilişkilendirici verilmelidir. Bu şekilde verilmiyorsa öğretilen bilgi dağarcıklarındaki diğer bilgilerden kopuk, hatırlanmakta ve hayata uygulamada tetikleyici değildir. Bir insanın bilimi ya da ilimi yani bildiği her şeyin çözmece (pazıl) çetelesi-çerçevesi onun sahip olduğu bilgi birimlerinin yapıtaşlarından oluşur. Bu yapıtaşları birbirini ne kadar ilişkisel hatırlatıcı konumdaysa o kadar hızlı hatırlanabilir ve hayata güncellenerek uygulanabilir dinamizme sahip olur. Bu açıdan hedef kitlenin değer yargılarıyla ilişkisel anlatılan ya da sunulan her şeyi özümseme olasılığı çok yüksektir. Belki de öğretim, öğrenme ve eğitim sistemimiz ülkemizdeki halkların; özgün (*), istendik(+), istenmedik(-), nötr(0), geçişken(+,-), aşılmaz(!), bilinmeyen(?) ve diğer; inançsal, yapısal, kültürel, kişisel... Vb değer yargılarıyla; uyumlu, bütünleşik, güncellenerek ve ilişkisel verilmediği için ülkemizin bereketli peygamber ahlaklı teknolojik-bilimsel orijinaliteleri diriltilmiyor ve dirilmiyor!!!
      İdam sehpasına çıkarılacak; bir kelime, deyim, atasözü, örf, adet, gelenek, bilgi, davranış, yaşam şekli… Vb her şeyin alternatifi çok yönlü düşünülüp bulunduktan sonra eğitimle istenmeyenler tedavül den/uygulanıştan kaldırılır. Örneğin Tükürdüğümüzü yalamayız!?? Yerine “ Yanlış yere tükürdüğümüzün bedelini ödemeye gayret ederiz/hatasız kul olmaz!!!” Demirkuş 2010 Avrupalılar ceddimizin ökçesini öpmüş kişilerdir?!! Yerine “Ökçesini öptürmeye kalkışanlar; ökçe öpmüşlerdir ya da gün gelir ökçe öperler!!! “ Beşer Zulmeder, Kader Adalet Eder??! Beşer bazen zulüm etse de Allah (C.C) her zaman adalet eder. Demirkuş 2010. İstenmedik, yanlış ya da eksik veya çok anlamlı-cinaslı...Vb; örf adet, vecize, deyiş, deyim, cümle ve ata sözleri için istişareli alternatifleri geliştirilerek gerekçeli uygulanıştan kaldırılırlar. Hatta bu mantık ve uygulanış kusursuz bilinç-düşünce mimarisi ve iletişim için; insanlığın tüm yazılı, sözlü, eylemli ve düşünsel her bilgi birimi için hayata güncellenişi gereklidir. Belki de, fert, toplum, kavim, devlet… Vb insanlık bazın da;geri dönüşümsüz değer yargıları insani ya da bilimsel olarak geçerli olsun olmasın var olan öğrenici potansiyeline(hedef kitleye) öğretilmek istenen bilgilerin; istendik-istenmedik tüm değer yargıların ortak payda ve özgünlükleriyle; bütünleşik, uyumlu ve ilişkisel olarak doğru örneklenmiş ve hayata güncellenmiş olarak sunulmalıdır. İstenmedik, bilimselliğe aykırı, geçersiz ve vahşi değer yargılarını değiştirmek ya da ıslah etmek için kanunlar çıkartılarak çocuk yaşta öğrenicilere ayrıntılı alternatifleri gerekçeli sunulmalı ve öğretilip hayata uygulanmalıdır. Fert, toplum… Vb her insani bazda verilmek ya da öğretilmek istenen öncelikli acil bilgilerin kısa vade de hedef kitlenin inançsal, kültürel, özgün… Vb istendik ya da istenmedik değer yargılarına uyumlu ve ilişkisel hayata örneklendirilip güncellenerek verilmesi gerekmektedir. Yani batının, kapitalizmin, komünizmin… izm, … istli yabancı-vahşi rejimlerin, yönetimlerin ve eğitim sistemlerin istendik ya da istenmedik değer yargılarına ya da yararlı da olsa yabancı ya da farklı değer yargılarına endeksli verilmemelidir. Yani toplumsal etnik alt birimin değer yargısına/yargıları düsturlarına ters olduğu için kısa vade de verilmemelidir. En küçük özgün toplum birimlerinin (benzer ortak dili, kültürü, alışkanlıkları, zevkleri ... Vb paylaşan ailelerin bir üstü toplumsal özgünlükler kümesi ya da insan dokusu) özgün değer yargıları baz alınarak ona uyumlu öğretim, öğrenim ve eğitim sistemi/leri geliştirilerek verilmeli. İnsanın etnik azınlığı olmaz; bu doğa, bilim ve ilahi/peygamberi yasalara aykırıdır hem de bölücü ve tahrik edici bir kavramdır. Sizi kavimlere ayırdık ki tanışasınız (ayet). Dil, din, lisan, kütür azınlıkları çoğunluğa asimile ya da evcilleştirilsin diye değil. Böyle bir durum yaşama gücünü artıran evrimin çeşitlilik yasasına aykırıdır. Yaşadığı toplumdaki; din, dil, lisan, kültür, renk...Vb halk azınlıklarının birimlerindeki (özgün toplumsal birimlerdeki ya da özgün insan dokusundaki) yararsız, verimsiz, zararlı… Vb istenmedik değer yargılarının değişimi için uzun vadede tüm dünyanın o konudaki liyakatli otoritelerin görüşü çerçevesinde kanunlar çıkartılarak alternatifleri gerekçeli sunularak ilk öğretim seviyesinden itibaren öğretim, öğrenim ve eğitimle verilmelidir.

   
   Biliriz ki tüm canlı yaratıkların kişilikleri genel olarak, yapısal(fıtratı-genetiği-irsi), kültürel, inançsal, eğitimsel… Vb kökenli olarak; kabullendikleri, reddettikleri, tasdik ettikleri… Vb değer yargılarının mantık kafesi, süzgeci ve örgüsü içindedirler. Bu değer yargıları çatısında ki mantık örgüsünün dokusunu; kişinin kabullendiği, ret ettiği veya şüphelendiği;kanunlar, davranışlar, eylemler, süreçler, olaylar, bilgiler, ayetler, vecizeler, atasözleri, özdeyişler… Vb temel mantıksal denklemler oluşturur. Kişinin değer yargıları, mantıksal denklemleri dokusunun arasını öğrendiği, edindiği ya da genetik-fıtratı-irsi yapısında bulunan bilgilerin ilişkisel bilgi birimleri örgüsü doldurur. Liyakatli ve kaliteli öğretim, öğrenim ve eğitimle kişinin tüm değer yargıları, mantıksal denklemleri ve bilgi örgüsü beyinsel ve zihinsel havuza kaydedilir. Kişi tüm değer yargılarını, mantıksal denklemlerini ve bilgi örgüsünü kültürel olarak öğrendiği anadilindeki kavramlar, kavramisimler, isimler ve sembollerle ifade ederek aynı dili bilenlerle sözel, bedensel, mimik.. Vb ile iletişim kurar. Kişi dilini bilmediği bir toplum içerisinde bu kültürel iletişimde mahrum ve yoksun kaldığı için; yontma taş devri ve öncesi insanların iletişim seviyesine düşer. Onun için bir kültürel dildeki, kavramlar, kavramisimler, isimler ve semboller o kültürel dilin iletişim araçlarıdır. Bu açıdan dünyadaki ve insanlık havuzundaki var olan doğal-vahşi!!! kültürel dil kümeleri arasında öğretim, öğrenim ve eğitimle verimli ortak payda akli-mantıki!!! lisan ve dil geliştirmek insanlığın en önemli sorunlarından biridir. Fıtratı-yapısal, inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... Vb değer yargıları; mantıken kabullenebilirlikleri, kabullenemezlikleri ve tercihleri örgüsünün zihinsel yapıtaşlarını oluşturduğu için verilen öğretim ve eğitimi yaratığın kabullenmesi ya da davranışına yansıması için aktarılmak istenen bilgilerin gerekçeli ve ilişkisel olarak yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... Vb değer yargılarıyla ilişkisel örneklerle verilerek hayata güncellenerek beyinsel, düşünsel ve zihinsel özümsemeyle (asimilasyonla) uygulamada alışık tepki (refleks) ve alışkanlık haline getirilmelidir. Değer yargılarına ters verilen ya da değer yargılarıyla ilişkisel verilmeyen; öğretim, öğrenim ve eğitim ürünleri eğitilen kitle tarafından kabullenmekte sıkıntı yaratır ve hedefe ulaştırmaz. Belki de ülkemizde yapılmış ve halen yapılmakta olan devrimler, öğretim, öğrenim ve eğitimlerin çoğu ülkemiz halklarının yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... Vb değer yargılarına uyumlu verilmediği, cebren ve hile ile ya da zorunlu kapitalist ekonomik farzlara bağlı olarak empoze edilip bilgiler beyinsel ve zihinsel olarak sindirilip hayata uygulanabilir alışık tepki (refleks) ve alışkanlık haline getirilmediği için istenen seviyede başarılı bir ülke olamadık. Bu duruma çözüm açısından ülkemizde değer yargılarımızın düstur denklemi konumundaki; vecizeler, atasözleri, özdeyişler, ithal edilmiş atasözleri... Vb önemli bir kısmı yanlış, eksik, ters... Vb olduğu için insanlarımızda kavram, düşünce, öğrenme ve iletişim yanılgısına neden olmaktadır. Bu açıdan bunların ivedilikle akademik çevrelerce gözden geçirilip daha bilimsel alternatifleri, eksikleri, geçerlilik sahaları… Vb hakkında ayrıntılı bilimsel çalışmalarla sonuçlandırılıp toplumun yapısal, beyinsel ve zihinsel havuzundaki önemli değer yargılarının yenilenerek toplumsal değer yargıların; yapısal, zihinsel ve beyinsel havuzdaki yerleri daha sağlıklı ve olumlu bir konuma getirilmesi gerekir.
Yorum; Bir fert, toplum, kavim… Vb düşünün; Kuran-ı Kerim Okunur duyar ancak anlamaz (Allah (C.C)'N kelamından duyduklarına sağır olmuş) duyduklarına sağır olmuş, Kuran-ı Kerimin harflerine bakar ayetlerin yazısını görür ama anlamaz (Allah (C.C)'N yazılı kelamını görür ama kördür) gördüklerine bakar ama kör olmuş ola ki bir hayvanın Kuran-ı Kerimi Dinletiş ve okutuş mesabesine getirilmiş ya da indirilmiş durumdayız. Bu gün ülkemizdeki Kuran-ı Kerim'e icabet bu hale getirilmiş ve diğer ibadetlere yani kurban kesimi, namaz kılınışı, oruç tutuşunda, zekât verişinde… Vb dinde hayır görmez konuma düşürülmüş ve dualarımızda icabet bekliyoruz Rabbimizden. Oysa ki, İngilizce, Fransızca, Almanca gibi Kuran-ı Kerim'in Dili'de seçmeli yabancı dil dersi olarak verilse acaba bu cehaletten kurtarır mı bizi! İnsanda genellikle bilgilerinin zihindeki karşılıkları değer yargılarıyla ilişkisel gerçekçi ve doğru olarak diri değilse o konuda cahildir ve ola ki genellikle sorumlu değildir. Bilenler sorumludur. Gözü var görmez kulakları var işitmez ayeti belki de bunu vurgular. Bilim bile insan duyularına ve teknoloji sınırlarına dayalı olarak yarı ya da geçici gerçeklere dayalı olarak geleceğe yol alır.

Öğretici ve Eğiticilerin Mutlak Görevleri (Öğretim, Öğrenim ve Eğitimde);
1-İnsan Sanal Araçlarını Öğretmek. İnsanın nesnel, düşünsel, hesabi (dijital), sanal araçlarının (Ruh, Akıl, Vicdan, İman, Nefis, Zeka, Yetenek) özellikleri ve fıtrat-nefis çeşitleri konularını gerekçesiyle öğrencilerimize öğretmek.
2-Kendini Tanımak. Kişilerin(kişisel) insani, özgün ve baskın sıfatlarını mutlak tanımak ve bilmenin gerekliliğini, zorunluluğunu gerekçeleriyle öğretmek ve hayata uygulatmak. Nefsini tanıyan rabbini tanır (ayet vardır)
3-Çevresini Tanımak. Toplumsal, düşünsel ve doğal çevresinde hayır görmenin farzlarından biride onları doğru ve gerçekçi öğrenme olduğunu gerekçeleriyle bilmenin önemi öğretilmelidir. İlim Müslüman'ın yitiğidir (hadis)
4-İnsancıl (Peygamberi) Ahlakı Kabulleniş. Yaşam döngüsünde hayır görmesi için, peygamber ahlakı işletim sistemini kabullenmek ve yüklenmeyi alışık tepki (refleks)-alışkanlık haline getirmeyi gerekçeleriyle öğrencilere öğretmek ve uygulatmak.
5-Mutlak yapması gerekenleri bilmek. Evdeki-ailedeki, okuldaki, iş yerindeki, fertlere karşı sorumlulukları ve mutlak yapması gereken işler ve uyması gereken kurallar gerekçeleriyle ikna edilerek verilmeli ve uygulamalar yaptırılmalıdır.
6-İnsan, eş ve arkadaş dersi verilmeli. Karşı cins, eş ve arkadaş edinme/seçimi kurallarının mutlak prensipleriyle ilgili drama ve gerçek dersler tatbik/uygulayış örnekleriyle gerekçesiyle verilmelidir. Davul dengi dengine çalmalı; kösle trampet, mümine ile sarhoş bir arada liyakatsizdir.
7-Sokaktaki davranış dersi verilmelidir. Sokakta her türlü abur-cubur yenmeyeceğini, her türlü giyim ve davranışta bulunulmayacağını gerekçeleriyle örnek eğitici gerçek hayattan ifrat, tefritlerden kesit filmlerle ve uygulamalarla denemeler yaptırılarak ikna edilerek eğitim verilmelidir. Halkın ortak kullanım alanlarında kişi ve toplumun neden; kıskandırıcı, ürpertici, tiksindirici, tahrik edici, aşırı imrendirici, kışkırtıcı… Vb. ifrat ve tefriti davranış, giyim, söz, eylem… Vb. şekilde bulunmaması gerektiğinin gerekçesiyle öğretim, öğrenim ve eğitimde verildiğinden emin olmalıyız. Sınırsız hürriyet, liyakatsiz radikaller, cehalet, ifrat ve tefrit insanın peygamber ahlakının kara delikleri gibidirler. Demirkuş 2009
İpucu; Resmi, başkalarını tahrik-kışkırtıcı, erotik, çekici, akli, düşündürücü, ilgi çekici, modern, klasik… Vb giyim, tepki, davranış… Vb ne zaman, nerede ve hangi koşullarda hayata uygulanışın gerekliliği mutlaka “Öğretim Öğrenim ve Eğitimde İnsan” konulu derste gerekçeleriyle verilmelidir. Halkın ortak kullanım alanlarında kişi ve toplumun neden; kıskandırıcı, ürpertici, tiksindirici, tahrik edici, aşırı imrendirici, kışkırtıcı… Vb. ifrat ve tefriti davranış, giyim, söz, eylem… Vb. şekilde bulunmaması gerektiğinin gerekçesiyle öğretim, öğrenim ve eğitimde verildiğinden emin olmalıyız. Bundan sonrası kişi ve toplumun iradesi çerçevesindeki tercihi/tercihleri onun ve onların ölçüsünün kalitesini gösterir. Yargısından emin oluruz. Hayvani ve İnsani Hürriyetin Farkındalığını kavrayış önemlidir.! ABD'DE Bazı Eyaletlerde Ör. State of Tennessee'de Yurtlarda ve Otellerde Evli Olamayan Erkek ve Kadınlar Aynı Odada Gerekirse Birlikte Kalabiliş Hürriyeti. Batıda sokak ortasında partnerlerin hayvani davranış ve eylemleri düşündürücüdür. Edepsizlerin, Edeplilerin ve Herkesin (Şerrinden Emin Ve Beri Olmak İçin); Her Mecliste Kendini İfade Ediş Köşesi Olmalı. Köşeye gelenlere ya da sıradaki her kese “Kendini İfade Edişin Edepli Ve Peygamberi Oluşun Önemi Dersi” ayrıntılı bir şekilde eğitimcilere verilmelidir. Bundan sonrası onların kendilerini ifade tercihleri onların ve temsil ettiklerinin edebini ve kalitesini ifade eder ya da belirler. Özet;1- İnsanlık Ortak Paydası Üyesi Olarak Payını (Özgünlüğünü) Peygamberi Konumlandırış. Değiştirmeyeceklerine Karşı Peygamberi Adreste Bulunuşu Kabulleniş. İnsanlık Ailesinin üyesi oluşunu ve baş edemeyeceklerini ve değiştiremeyeceklerini Koşulsuz kabulleniş. 2. Kendisi, Mesleği ve Çevresi hakkında yeterince bilgi sahibi oluşunun gereğini kabulleniş. 3. Kendisini ve Çevresini Düz ayna mantığıyla değerlendiriş. 4.Bildikleriyle Peygamberi (Rahmani/İnsancıl) bir ahlakla doğru adreslerde bulunuşu alışık tepki (refleks) ve alışkanlık haline geliştirir.5. Bildikleriyle kendisini ve çevresini düz ayna mantığıyla değerlendiriş ve Peygamberi / İnsancıl konumlandırıştır. kendisini Rahmani, insancıl, peygamberi, doğru ve dürüst tanıyış ve/veya dürüstçe iç dünyasına ve çevresine kendisini konumlandırıştır. Sokakta ifrat, tefrit ve hayvaniliğe kaçan; yemek yemenin, çıplak-erotik giyinmenin, cinsel duygularını sergilemenin hayvaniliğinin gerekçelerini gerçek filmlerle ve uygulamalarla gösterip eğitim verilmeli. Başkalarının maymun iştahlı, nefsi emarelere sahip oluşu, kötü nazar edişleri, insanların yanlış anlaması, insanlara kötü örnek olunması, gereksiz dikkat çekilmesi… Vb gerekçeleriyle verilmeli.

Tüm ahlakı kurallar ve sokak ahlakı kültürleri, argoların kullanım yerleri gerekçeleriyle öğrencilere doğrusu verildikten sonra, tatbik/uygulayış tercihleri öğrencilere ve insanlara bırakılmalıdır.
Özel not;Totaliter önlem değil de (özel haller hariç) sokak ahırları, aşk-sevgi ahırları.. Vb üniversite ve sokaklarda açılmalıdır.


İnsan yaşam döngüsünde ne zaman ve hangi koşullarda ıslah edici, boyun eğdirici, eğitici, öğretici ve örnek olucu konumlarda olmalıdır? İnsanlar eşlerine nasıl davranmalıdır? İnsanın Yaşam Döngüsünde; Islah Edici, Boyun Eğdirici, Eğitici, Terbiye Edici ve Öğreticiliğin Peygamber Ahlakıyla İlişkisi;
Islah Edici, Boyun Eğdirici, Eğitici, Terbiye Edici ve Öğretici Kavramların Farkını ve Farkındalığını Doğru Kavrayış;


1-Peygamberler; modası hiçbir zaman geçmeyen ya da hiç bir zaman demode olmayacak ve insani yaşam döngüsünün mutlak gerekli peygamberi (Rahmani/insancıl/Hz. Muhammed AS’A Peygamberlik (S.A.V) gelmeden önceki 40 yıllık insani ahlakı) ahlakı reçetesinin modelleri olarak öğretici, yaşatıcı, hayata güncelleyici mürşitleri ve eğiticileridirler. Yaşantılarıyla örnek olmuşlardır. Islah edici(boyun eğdirici) değildir.
2-İnsanları, yaratıkları, doğayı... Vb her şeyi eğitici-terbiye edici-Islah edici (boyun eğdirici) olan Allah (C.C).
3-İnsanlarda hayvanların ve doğal-vahşi hayatın kısmi ıslah(boyun eğdirici) edicileridirler. Kısmen çocuklarını terbiye ederler. Islah etmezler. İnsanlar hayvanları, çevreyi ve doğayı kısmi (bereketli hudutlarda/peygamber ahlakı çerçevesinde) ıslah (boyun eğdirici) edicidirler. Bu ıslahatı peygamber ahlakı çerçevesinde yapmazlarsa bugünkü gibi çevre sorunları ortaya çıkar.
4-İnsanların: eşlerini, hem cinslerini, çocuklarını veya diğer canlıları; eğitmek, terbiye etmek ve ıslah etmek kavram yanılgısı ve cehaleti nedeniyle günümüzde çok sorun yaşanmaktadır. Davranışlarınızı doğru okuyan ve size göre doğru tepki gösteren ve aşkınlıklarınızı hoş gören, sizden hoşlandığını, sevdiğini itiraf eden kişilik ola ki aradığınız kişilik olmalıdır. Demirkuş 2013
A-Eşinizi ıslah edici, terbiye edici ve eğiticisi değilsiniz oda sizin değildir. Her ikisinin de (iki eşinde) sevdiği ve tasdik ettiği değer yargılarına yoğunlanışı önemlidir. Bu amaçla ortak paydayı garanti altına alış için evlilikte her eşinde samimi ve içtenlikle (keyfiyete dayalı değil) veto hakkı olmalıdır.
B-İnsani bir aile olmak için; eşiniz sizin eksik parçanızı tamamlar sizde onun eksik parçasını tamamlarsınız. Erkek ve kadın bir insanın bir birini tamamlayan yarımşar parçaları gibidir tek başına her biri (fert olarak) ne ürer ne de türerler (özel haller hariç). Eşler tamamlayıcıyı zorunlu özgünlükleri nedeniyle rekabet ve eşitlikte olamazlar.
C-Kadın ve erkek bir fermuarın ya da DNA zincirinin yarımşar parçası gibidir (yarımşar insan) eşitliği değil bütünleştiriciliği daha büyük anlam taşımalıdır. Her birimiz (kadın ve erkek) fert olarak tek başına yarım insan sayılırız. Kadın ve erkeğin geometrik, zihinsel, düşünsel genetik, nitel, nicel…vb eşitlik haklarını (X=Y ???) yani böyle bir eşitliği ( X=Y) sağlayışı gerçekleştiriş kadar abes bir durumdur. Kadın ve erkek aslında pek çok açıdan ve yönden yarımşar insandır. Önemli olan kadın ve erkeğin liyakatli bütünlüğünü, birlikteliğini sağlayış ve kenetleyiş sorunlarını çözüş çok önemlidir. Yani X+Y=1 sağlarken bunların fıtratı ve ahlaki kabulleniş oranlarını 1 e tamamlarken her çiftin birlikteliği için neler yapılışının gerektiği üzerinde duruş daha önemlidir. Nelerin bu konuda dikkate alınışı gereklidir? Neye/nelere hangi kriterlere (zihinsel, düşünsel genetik, nitel, nicel… Vb kriterlere ait değer yargıları kenetlenişine uyumu çok önemlidir) göre dikkate alınış önemli oluşudur.
D-Bir birinizin eksiğini tamamlayıcı ve idarecisisiniz.
E-Bir birinizle karşılıklı haklarınızı elde etmede rekabette/rekabetle değil zaruretten ve gerekliliğin keyfiyetinde (kadın ve erkeğin özgünlüklerinin birbirini tamamlayış ve bir arada yaşayış zaruretinden/gerekliliğinden dolayı) bir aradasınız.
F-Bu bilince dayalı yaşanmış-yaşanan örneklerle, uygulamalarla, etkinliklerle ve  peygamber ahlakıyla öğrenciler eğitilmeli.



Evlenmeden Önce Eş Adaylarının Samimiyetle Birbirine Açıklayışı/Açıklanması Gereken Önemli Konular. (Bunlar önceden açıklanmasa sonrada evliliğin kara delikleri oluyor)
1-Eş adayların bedensel ve zihinsel engelli durumu derecesi varsa bunu önceden belirtişi önemlidir.
2-Bedensel, genetik/irsi ve zihinsel tedavi için sürekli kullandığı ilaçlar ve/veya başka tedavi varsa bunu önceden belirtişi önemlidir.
3-Bedensel ve zihinsel sürekli hastalıkları varsa bunların derecesini ve durumunu samimiyetle belirtilmelidir. Örneğin, şeker hastalığı, kanser, AIDS… Vb
4-Aşılmaz yada iradenizle terk edemediğiniz değer yargıları ve/veya tiryakilikleri, inançları (Bu Aşamada Değişmez/Değiştiremediği Günahlarını, Kırmızı, Yeşil, Sarı, Turuncu, Gri ve Beyaz Düşünsel, Toplumsal ve Değersel Çizgilerinizi Açıklayışınız Farzdır), Örnek Aldığı Kimlikleri/idleri (Örnek aldığın kişilikler; peygamberler, dahiler, mucitler, teoriler, sanatçılar…Vb) , Taptıklarınız/idolleriniz (taptıklarınız, putlarınız) önceden belirtişi önemlidir.
Ör. Aşırı kıskançlık, aileye bağımlılık, sürekli çok konuşkanlık, yalan, sigara koliklik (normal içici değil), alkolik, internet bağımlılığı, eşcinsellik, lezbiyenlik, özgün cins ve tiplere ilgi duyuş… Vb

5-Davranışlarınızı doğru okuyan ve size göre doğru tepki gösteren; olumsuzluklarınıza, istenmedik tiryakiliklerinize, eksiklerinize, eksilerinize, kırmızı-turuncu... Vb değer yargısı çizgilerinize özgünlüklerinize, günahlarınıza, suçlarınıza ve aşkınlarınıza (ifrat ve tefritlerinize) saygı çerçevesinde katlanılıyorsa ve/veya hoş görülüyorsa, af ediyorsa ya da paylaşılıyorsa, sizden hoşlandığını, sevdiğini itiraf eden kişilik ola ki aradığınız kişilik olmalıdır. Demirkuş 2013


Kavram nedir? Kavram yanılgısı nedir? Sevmek, hoşlanmak ve beğenmekle ilişkilendiriniz. Bu mantığı bildiğiniz bütün kavram, cümle ve kelimelere genelleyiniz. Hayat Döngümüzde, Sevmek, Hoşlanmak, İlgi Duymak ve Beğenmek Kavramları Arasındaki Ayrıcalık ve Özgünlüğü Bilmeyiş Bizi Kavram, Düşünce, Karar ve Eylem Yanılgılarına Götürür.
Kavram Yanılgısı; Bir kavramın tanımın sınırları ve özgünlüklerinin ait olduğu ya da örtüştüğü karşılığındaki şeyle ve/veya şeylerle insan bilinciyle liyakatli örtüşümemesi ve/veya gerçekleşmemesi kavram yanılgısını ifade eder.
İlgi Duymak; Hedefteki yaratığın bazı özgünlük ya da ortak payda şeylerinin ilginizi ve dikkatinizi olumlu yönde çekiş halidir.
Beğenmek; Hedefteki yaratığın bazı özgünlük ya da ortak payda şeylerini beğeniş, tasdik ediş ve kabulleniş ola ki örnek alış ya da örnek oluş halidir.
Takdir Etmek; Hedefteki yaratığın bazı özgünlük ya da ortak payda şeylerini en üst seviyede takdir ve tasdik ediştir.
Hoşlanmak; Hedefteki yaratığın bazı özgünlük ya da ortak payda şeylerinden keyif ve zevk alış halidir.
Sevmek; Her koşulda hedefteki yaratığın artılarının ve yeşil çizgilerinin hürmetine; değişmez günahlarına,negatiflerine, olumsuzluklarına, istenmedik tiryakiliklerine, eksilerine, kırmızı-turuncu... Vb değer yargısı çizgilerin özgünlüklerine ve aşkınlarına (ifrat ve tefritlerine) saygı çerçevesinde katlanılıyorsa ve/veya hoş görülüyorsa ya da paylaşılıyorsa sevgiden bahsedilebilir. Sevginin Derecesi; bir insanın, toplumun ya da yaratığın/ların; tüm aşkınlık ve taşkınlıklarını hoş görüşle doğru orantılıdır. Bir insanın, toplumun ya da yaratığın/ların; “Normal Değer Yargılarından” hoşlanıyor ve buna ilaveten, tüm istendik ve istenmedik aşkın değer yargılarının sonucuna ya da her şeyine katlanabilir ve hoş görebiliyorsanız onu seviyorsunuz ve/veya tahammül ediyorsanız ona sabredebiliyorsunuz sonucunu çıkartabilirsiniz. Bu sonuca ulaşamıyorsanız onu kesin seviyor sayılmazsınız. O zaman sizin ona ilginizin adı sevgi değil; hoşlanmak, beğenmek, ilgi duymak… Vb. başka bir şeydir. Evliliğe karar verirken bu duruma dikkat etmek gerekir. Sevmek ve hoşlanmak kavram yanılgısına düşmemek gerekir. Ne yazık ki bu kavram yanılgısı insanlara pahalıya mal oluyor. Sevgisiz, moralsiz, parasız… Vb siz normal düşünüp yaşayamıyorsanız o zaman siz sevgi, moral, para… Vb. bağımlısısınız sonucu çıkar. Sevgiye, aşka, paraya… Vb. her zaman güvenilmez ya da güvenilmemeli bence. Böyle insanlar size güvenmeli ve bu duyguları sadaka edebilecek kadar eğitimli olmalısınız. Ola ki peygamberler ve İslam âlimleri böyle idiler. Örneğin; Allah, Sevgili habibim (sevgilim) dediği ve şerefine kainatı yarattığını söylediği HZ. Muhammed AS’IN (peygamberinin) geçmiş ve gelecekteki her şeyini kabullenip affetmiştir. Bu mantıktan hareketle sevmek kavramının en anlamlı, ulvi ve öğreticiliğini kusursuz ifade eder. Her koşulda hedefteki yaratığın artılarının ve yeşil çizgilerinin hürmetine; değişmez günahlarına,negatiflerine, olumsuzluklarına, istenmedik tiryakiliklerine, eksilerine, kırmızı-turuncu... Vb değer yargısı çizgilerin özgünlüklerine ve aşkınlarına (ifrat ve tefritlerine) saygı çerçevesinde katlanılıyor, affediyor ve/veya hoş görülüyorsa sevgiden bahsedilebilir. Bu mükemmel örneğin mantık kurgusunu sevgi ve eğitimde tüm kavramların farkındalığını ya da kavram yanılgısının felaketini algıda değişmezlikle (herkeste aynı algıyı uyandırışla) ilişkisel anlayışa/anlamaya çalışın. Örneğin, Sadece Menfaate, Cinselliğe, Hoşlanmaya, Ailevi İstem ve İlişkilere, Beğenmeğe, Takdir Edişe, İlgi Duyuşa… Vb. birine dayalı bir evlilikle hepsini içeren “İnanç, Sevgi, Değer Yargısı Denkliği ve Hoşgörüyü Kabullenişe” dayalı evlilik arasındaki farkındalığı düşünerek “kavram yanılgısını” anlayışa ve genelleyişe çalışın. Bu mantığı zihnimizdeki bildiğiniz tüm kavramları neden tam-net bilip ve doğru uygulayışınızla, ilişkilendirin ya da güncelleyin.
Aşık veya Sevdalı; Sevdiğiniz yaratığın her şeyine pozitif tutkuyla/larla-beğenilerle bağlı ve onun her şeyini her şeyinize endeksli yorumlayarak zevk alıyorsanız ona aşıksınız belirtilerini ifade eder. Davranışlarınızı doğru okuyan ve size göre doğru tepki gösteren ve aşkınlıklarınızı hoş gören, sizden hoşlandığını, sevdiğini itiraf eden kişilik ola ki aradığınız kişilik olmalıdır. Demirkuş 2013

Güzelliğin Tanımı ve Güzelliğin; Sevmek, Hoşlanmak, Beğenmek, İlgi Duymakla İlişkisi: Güzellik; Asıl Güzellik Allah (C.C)’N Nur CC’HU Cemalidir. Öyle bir güzellik ki, yaratıkların ya da her yaratığın tüm boyutlardaki (düşünsel, nesnel, eylemsel, sanal... Vb.) istem ve arzuları anahtar olsa hepsine özgü emsalsiz kilitler yaratıp hepsini icabetine ve cemaline mest ederek kilitleyişe kadir Allah (C.C)’HU cemalidir (Doğrusu Allah (C.C)’HU kendisini tarif ettiği gibidir). Her şeyin bir güzelliği düşünülebilir. Allah (C.C)'N Güzelliği dışındaki tüm yaratıksal güzellikler geçici, güdük ve tüm yaratıkları tatmin edişte zavallıdır. Örneğin, güzel insan, güzel kadın, güzel çiçek, güzel ahlak… Vb. Bir insan bir şeyi güzel buluyorsa, onu sever, ondan hoşlanır, ona ilgi duyar ve onu beğenir. Bazen de o güzelliğe âşık olur ya da sevdalanır. Kıyas ve Benzetiş; Neye kime ve hangi şeye icma yapmalıyız. Örneğin Allah(C.C.) un güzelliğine ve isminin taca benzeyen güzelliğine mi? Yoksa yarattıklarının taçlarına ve güzelliğine göre yapmalıyız. Örneğin, çiçekler mi insanların giyim kuşam çeşitliliğine benzer, insanlar mı çiçeklere benzetilmelidir. Aslan gibi adam mı doğru yoksa adam gibi aslan mı doğru ya da hangi koşularda her ikisi de doğrudur. İkimiz Bir Fidanın Güller Açan Dalıyız Mı Doğru Yoksa İkimiz Bir İnsanın Güller Açan Dalıyız Deyişimi Doğrudur? Her fert yarım insandır. Bir kadın+ Bir erkeğin toplamı bir insanı ve/veya tüm temsil eder. Tek başına erkek ve/veya kadın insanlığın yarısını temsil eder. Sonuç: aslolan Allah(C.C.) mı, insanlar mı, hayvan mı ya da eşya mı?



Kader ve İslam; Örneğin Ölüm tüm yaratıklar için değişmez dogmadır. Değişmez ve dogma kader çizgisi ve tüm çizgilerin tasarrufu Allah (C.C.)'YE aittir. Bunların bazıları yaratıklar tarafından kesin bilinir. Duamız, sadakamız... A, B, C... Vb tercihlerimiz kader çizgisini etkiler. Allah CC'N izni ile duanın, sadakanın kabulü ile kader değişebilir/Duanız olmazsa ibadetinizin ne önemi var. Sadaka ömrü uzatır musibet ve belayı defeder. Allah CC'N izni ile Peygamberi tercihler selametli kader çizgileriyle geleceğe taşır. Bir hadisenin sebebi ne olursa olsun gerçekleşmişse mutlaka Allah (C.C)'N bilgisi dahilinde tasdiki ve kabulü ile gerçekleşir. Allah (C.C) İstemezse o olay olmaz. Bundan emin olabilirisiniz. Örneğin bir insan isyan etmekten yana gayret ediyor ancak isyana ve sapıklığa sürüklenmesine geçmişteki dua, sadaka, iyilikleri nedeniyle Allah (C.C.) istese onu sapıklığa düşmemesi için ona çözüm ve tedbir ikram edebilir. Bunum tam terside durumlarda Allah (C.C.) Rahmeti ağır bastığı için dua, sadaka, iyilik yapan yaratık için en hayırlı icabeti Allah (C.C)'DAN beklenir. Samimiyetle hidayet isteyen bir yaratığa (insan veya cin) Allah (C.C.) hidayet vermiyorsa onun için en hayırlısı o dur mutlaka. Çünkü o yaratığın hidayet çizgisi ola ki onun için en hayırlısı olmayabilir. Örneğin, Hidayete erdikten sonra çok yüzlü bir münafığa dönüşmesi varsa, hidayete ermemiş bir cahil olması onun için belki de daha hayırlıdır.


Dünyadan Dinin Metriksine (Kefenine) Ve Dinin Metriksinden (Kefeninden) Dünyaya Geçiş
Kurandaki tüm bilgilerin bazıları kodlanmış ve ziplenmiş gibidir. Kainatın zerre nurdan çözülüşü ve / veya unzipleniş mantığı her geçen aşırı koşullara Kuran-ı kerimin doğru yorumlarla unziplenilşiyle paralel homolog ve analogluk vardır. Kökendeş ve kökendeş olmayan benzerlikler vardır. Ola ki kainattaki tüm yaratıklarla ilgili bilgiler Kuran-I Kerimde çok cüzi bir yer kaplamaktadır.
İslam Dini tüm ilahi ve yaratıksal ilmi bilgilerin ziplendiği (Kodlandığı) kurallar bütünü gibi gözükmektedir. Ola ki bu asır önemli olan tüm inançsal , beşeri, felsefi, bilimsel , yaşamsal, yaratıksal....Vb tüm bilgilerin Kuranı Kerim İçindeki konumlarını doğru ve liyakatli bir şekilde ilişkisel unziplenişidir ya da kodlarının doğru ve liyakatli çözümlenişi önemlidir. Bu unzipleniş ya da kodların çözümlenişinin Kuran-ı Kerim (C.C)'N Daki Değişmezlerle, Bilimselliğin, Felsefenin ve Diğer Alanlardaki (Örneğin, diğer geçici ilahi dinlerdeki değişmezleri) Değişmezler Arasında Doğru İlişkisel Değişmezlerin İstendik Omurgasının Otaya Çıkarılışı Çok Büyük Önem Taşır. Bu doğru eşleştiriş omurgası doğru bir şekilde bittikten sonra unzipleniş ve/veya kodların çözümlerine geçilmelidir. Değişmek istemeyenleri Allah (C.C) değiştirmez. Ola ki değişen koşullarca değişime zorlanarak yönlendirilir.


Bunu Bir Reçete Gibi Okuyabilirsiniz.
1-Orada bir  uzay ve içinde bir dünya var. Üzerinde de insanlar, devletler  ve kavimler  yaşar.
-Bu kâinatta çok şey ya geçici, ya sihir ya illüzyon ya da yalan olup enerji ve tüm yaratıklar kalıcı değil enerji yaşamak için mutlaka hal değişmeye mecbur ve meyillidir.
Bilimsel olarak ta
A-Enerji ilk ilimdeki haline yaradılış önceki haline dönmeye meyillidir.
B-Kâinatta ki kütle çekimi ve özgün çekimleriyle enerji kâinatın iskeletinin tutkalı yani kâinat bedeninde bütünlük oluşturur .
C-Kâinat hala genişleyerek kontrollü büyüyerek potansiyel enerjini ilk yaradılış öncesini tersine bir genişlemektedir.
D-Tümleşik boyut zaman-mekan, eylem, hayat, yaratık ve diğer boyutlar.
E-Kâinattaki 3 dengelenen kuvvetin boyutu (genişleme/gelecek boyutu, kütle/hayatta kalış-bedensel ve ilk haline dönme eğilimi/ilme iniş boyutu) dışındaki diğer kural ve sıra dışı kuvvetler.
2-Yerküresi ve uzay olanakları var.
-Sizden istenen;liyakatli çalışarak bereketli hududlar içinde bu olanaklardan yararlanarak ortaya çıkan pastalardan; fert veya toplumların adil ve liyakatli yararlanma sistemini geliştirmenizdir.
-Kısaca orada besinler- pasta/lar veya olumlu olanaklar var. Herkesin(her ferdin ve ailenin!!) gereksinimleri, fıtratı... Vb oranında liyakati nemalanması gerekir!!
-Pastayı doğal koşulların bereketli hudutları içinde, her ferdin, ailenin … Vb insan unsurunun gereksinimleri, fıtratı, yetenekleri, zekası, akli… Vb öğrenmek için sınavlar düşünün-düzenleyin insanları ve çevreyi doğru tanıyın.Her kesi akıllı oluşları, yapabilecekleri, yetenekleri, zekası … Vb şeklinde gruplayın ancak fert ve aile bazında herkesi mutlak ve liyakatli gereksinimleri oranında; pastanın üretimine, bereketlendirilmesine ve tüketimine liyakatli konumlandırmaya çalışın.
-Bu paylaşımda hayvanlarda rekabeti farz olarak, insanlarda diyet ve kısıtlı düşünün.
-İnsanlarda da  zarureti farz olarak, düşünün,
-Mecliste yönetime bedava, hobi olarak çalışmaya talip; akıllı+yetenekli+ zeki ve peygamber ahlaklı insanları düşünün,
-Meslek eğitiminde yeterlik sınavlarını düşünün,  
-Çeşitliliği ve zayıflarını yaşatmanın zaruret(rahmani-insani birliktelik) yemini ve bilincinde paylaşımcı peygamber ahlaklı toplumları eğitimle yetiştirmeyi düşünün,
-Sınavla;peygamber ahlaklı+ hem en yetenekli + en zeki olma özelliklerini taşıyan fertleri tepeye-yönetime getirirken ya da en üstün peygamber ahlaklı, bilgili ve yeteneklisi olunca bu tip insanların tiryakiliği para-Karunizm (kapitalizm) değil toplumu razı etmekten huzur duymak ve zevk almaksa ya da hümanizm olacağı için  yönetime cüzi bir paraya razı edebileceğinizi düşünün.
-En tepedekilerin veya yönetimdekilerin özellikleri sırasıyla;en peygamber ahlaklı, en bilgili, en zeki, en yetenekli... Vb olduğunu düşünün.1, 2, 3, 4, 5 Öğrenci Yanıtları


Mucitler, Büyük Sanatçılar, Dahiler ve Peygamberlerin Bilinç Sistemi Neyin ve Kimin Eseridir? -Fert, toplum, kavim ve devletin ya da insanların parayı aşan, paradan daha değerli ya da parasız değer yargıları yoksa parayı veren düdüklerini çalar anlamına gelir. -Bu mantıktan ya da çıkarsayıştan hareketle ; fert, topluma, kavime ve devlete ya da insanlara;öğretim, öğrenim ve eğitimle; bilimi-doğayı aşan, bilim , doğadan, tüm yaratıklardan, ilimden ve bilimden daha değerli ya da onları aşan düşünsel gerçek-hakiki değer yargıları öğretilmemişse, verilmemişse ya da yoksa doğal hayata ve bilime hakim olanlar onların her türlü düdüklerini çalar anlamına gelir. -Bu iki çıkarsayıştan hareketle; öğretim, öğrenim ve eğitimde mutlaka insanların bilimi, doğayı ve ötesini aşan; gerçek-hakiki ölümsüz iman-i düşünsel değer yargıları geliştirilirse insanlar kalp ve zihinleriyle doğayı, kâinatları, bilimi/leri kuşatarak daha ulvi- yüce düşünebilirler. Değilse doğa ve bilimin hapishanesi, kefeni içinde kul ve köle olarak yaşayışa mecbur olurlar. Bir insanın değer yargılarını ne kuşatıyorsa o insanın onu aşma olasılığı zayıftır. Örneğin bir bilim insanın tüm değer yargıları bilimi aşamıyorsa ya da bir insanın değer yargıları bilimin kefenini aşamıyorsa her şeyi ile bilimin düşünsel hapishanesi içinde bir fert olmayı aşamaz. Bilimi doğa ötesiyle ilişkilendirmez ve bu doğaldır doğa ötesiyle ilgili ölümsüz ve/veya gerçek değer yargılarından mahrumdurlar. Örneğin, peygamberlerin Atasal ve vahşi değer yargılarının yerini Allah (C.C) İlahi Hidayetle Kuran'ın değer yargılarıyla ilişkisellik belirler. Buna ilahi/peygamberi değer yargısı denir. Ancak Darwin'in değişim ile ilgili değer yargılarını, Einstein fizik ile ilgili değer yargılarını, büyük ressamların değer yargılarının iskeletini vahşi hidayet ve doğal sistemi zihin ve genlerini işgal ederek belirler. İnsanlar düşünsel ve bedensel olarak doğa tarafından işgal edildiğinin farkındalığında değildir. Yani Einstein ve Darwin sistemin bir ürünüdür, peygamber ise ilahi/peygamberi hidayet gücünün bir sonucudur. O zaman doğanın işgal edişine karşı bilinçli eğitim ile önlem alınmalıdır. Hatta televizyon dizileri bile insanları işgal etmektedir. Bunun önüne bilinçli eğitimle geçilmelidir. Kısaca; insanların değer yargılarının iletişim sistemi ya ilahi/peygamberi ya da vahşi hidayet ile şekillenir. Örneğin. Gautama Buddha, M.Ö. 563-483 doğal ahlak sofisiydi, Charles Robert Darwin (12 Şubat 1809 – 19 Nisan 1882) otistik doğa ve bilim sofisiydi, hatta birçok saha ve alandaki;19. ve 20. Yüzyılın bilim insanları; belli saha ve alanların otistik-özelleşmiş bilim sofisi ve/veya dehası, kaşifi, mucidi olmayı, siyaset ve demokrasi sisteminin siyasetçileri ve kapitalistleri, komünistleri… Vb tarafından güdülmeyi aşamamışlardır. Yani bilimle siyaset ve yönetim sistemlerinin demokrasi sofilerini (ermişlerini) aşamamış bilim sofileridirler. Hatta belki de siyasi demokrasi ermişleri (sofileri) tarafından dine karşı kullanılmaktadırlar. Yani siyasi ermişler (sofiler) bilimselliğin kefenini aşarak bilim ve dinin uyuşmazlığında bilim sofilerini (ermişlerini) kullanmaktadır. Yani bu otistik bilim sofileri kendi alanların kabuğunu kırıp diğer bilim alanlarıyla ilişkisel düşünerek bilim ortak paydasının havuzuna erişememişlerdir. Bu ortak payda ilişkisel diri bilgiye ve doğa ötesi gerçek değer yargılarına sahip olmadığı için; bilimde vardıkları sonuçları, yargıları ve edindikleri özgün bilimlerini doğa ötesiyle ilişkilendirmemişlerdir. Bu nedenledir ki liyakatsiz; öğretim, öğrenim ve eğitimle insanların tüm değer yargılarını bilimin metriksi içine doğrayıp paketleyip ya da otistikleştirip yerleştirmek insanların hür düşünce de zihinsel ve düşünsel alemde tefekkür ediş yetenek ve güdülerini köreltir. Eğimdeki otizmi engelleyici olarak Bilim,Teknoloji Mühendislik, Matematik ve Din ilişkisinin bütünlük eğitimi / STEM-R (Science, Technology, Engineering, Mathematics and Religion Education, )geliştiriliyor. İnsan herhangi bir şeye bu 5 ve/veya daha fazla pencereden bir anda ilişkisel, farklı ya da tek tek bakabiliş yeteneğini geliştiren eğitimle kazandığı ve kazanacağı şeyler önemlidir. Kısaca matematiğin ilişkisel havuzunda bilim aracını kullanarak mühendislik icrasıyla teknolojileri üretim ve hayata uygulayışta inançsal değerlerle Dinle) peygamberi (Rahmani/insancıl/Hz. Muhammed AS’A Peygamberlik (S.A.V) gelmeden önceki 40 yıllık insani ahlakı) ahlaki boyutlarla gerekçeli olarak ilişkilendiriş önemidir. http://www.nationalstemcentre.org.uk/what-we-offer/our-objectives Bu nedenledir ki insanların liyakatli ve bilimi, kâinatları aşan İslami inançsal değer yargılarını da liyakatsiz öğretim öğrenim ve eğitimle budayıp, doğrayıp zihinsel ve düşünsel tüm mimarisini bilimin içine sıkıştırmaya ve tıkıştırmaya çalışmak çok büyük bir talihsizlik ve bedbahtlıktır. Halbuki tam tersine bilimin her şeyini liyakatli inanç değerlerinin içine ilişkisel dizayn ediş daha liyakatlidir. Fert ve toplumların; doğayı, tüm yaratıkları, tüm düşünsellikleri aşan liyakatli değer yargıları(İslami inançsal) varsa o insan tüm yaratıklara tapınmaktan uzak ve onları liyakatli kavrayış düşünce sistemleriyle sağlıklı gelişmiş insanlar olarak yaşayabilirler. Örneğin, eş seçiminde, toplumsal ilişkilerde, eğitimde, siyasette… Vb alanlardaki faaliyette hedeflenen sosyal ilişkilerin uzun ömürlü ve sağlıklı olması için; hedef ya da ilişkisel olan fert, toplum, kitlelerin; istendik, istenmedik.. Vb tüm değer yargılarının çok iyi bilinmesi ve istenmediklerden etkilenilmemesi ya da en az etkileniş için alternatif çözümler geliştirilmesi gerekir. Değişmez aşırı ifrat ve tefritleri tiryakilikleri, tutkunlukları aşılmaz istenmedik aşırı alışkanlıkları !!! yani; kıskançlık, kin, nefret, haset, kibir, ucup/gurur, cimrilik, bönlük, müsriflik, egoistlik, kaprisler, saplantılar, münafıklık (çok yüzlülük), siyonizm, şovenizm, siyoşovenizm, sigara içmek, içki içme alışkanlığı, istenmedik toplumsal ve kişisel tiryakilikler … Vb istenmedik değer yargılarının çözümleniş alternatif listeleri çıkarılıp samimiyetle hedef fert, toplum kitle ya da örneğin, neden eş adayına açıklanması gerektiği ve alternatif çözümleriyle hangi istenmedik değer yargısının çözümsel alternatif ilacı gerekçesiyle sunulmak üzere listelenmiş çözümler yorumlarıyla ve gerekçeleriyle inandırarak samimiyetle yorumlatarak/yorumlatılarak/yorumlayarak eğitilen fert, toplum, öğrenci, öğrenici, kitle ya da örneğin; eş seçimi dersinde sunulmalıdır .Örneğin. eş seçiminde; ifrat ve tefritte ya da aşırı özgün istenmedik ;tutku (adrenalin… Vb), alışkanlıklar belli tanışma döneminden sonra aday eşe samimiyetle söylenmeli tepkiler nişanlık, gerekirse imam nikahlı nişanlık döneminde denenmelidir. Çok konuşkansan ilacın dinletiyi seven, kıskançsan ilacın muhafazakar ve istendik tutucu eşe, müminsen ilacın mümine eş… Vb mantık çıkartısından hareketle eş seçiminde istendik ve istenmedik değer yargıları arasında tamamlayıcı/birliktelik denkliği aranmalıdır yoksa istendik değer yargıları ile ilerleyen nişanlıkta önceden peşin ve öncelikle itiraf edilmeyen; istenmedik, bilinmeyen...Vb değer yargılarından biri evliliğe kara delik olur. İnsanın fert, toplum, kavim, devlet ya da insanlık bazında iradesiyle baş edemediği istenmedik; duygu, düşünce, niyet, her türlü değer yargıları, istenmedik alışkanlıklar… Vb her türlü iradeyi aşan nefsi alışkanlık ve nefsi değer yargılarının; Islahata, terbiye edişle, diyete, tedaviye ve terapiye gereksinimi vardır. Toplumun kişinin bu istenmediklerinden zarar görmemesi, kendisinin toplumdan zarar görmemesi ya da toplumdan yarar görmesi ve/veya topluma yararlı ve verimli konumlarda bulunması için iradesini aşan istenmediklerini, çok iyi tanıması ve gerekirse yapısal olarak en uygun tedaviye baş vurmalıdır. Kişinin fıtratı ve tedaviyi kabulleniş değer yargılarına bağlı olarak bir veya birkaç yolu denemesi belki daha hayırlıdır. Ör. İslam'da terbiye ve ıslahat için Allah (C.C) teslim olunur. Peygamber ahlakı ve fıtratı yapabilirlik konum ve diyetlerle tedavi edilir. Genetik olarak tıbbi tedavi, diyetler ve/veya eylemsel terapilerde kabullenilebilir. Çıkarsayış; Doğal insanlar, baskın doğal çevrenin mağdur cahil insanlarıdırlar. Örneğin doğal bazı Amerika, Avustralya ve Afrika kavimleri böyledir. İlkel ve Çağdaş insanlar çevresine baskınlığın mağdur insanlarıdır. Örneğin sanayileşmiş bazı batılı kavimler. Her üç durumda aşkın oluşun ürünü ve peygamberi (Rahmani/insancıl/Hz. Muhammed AS’A Peygamberlik (S.A.V) gelmeden önceki 40 yıllık insani ahlakı) ahlak yaşantı stilinin mağduriyeti ürünüdürler. Vahşi insanlar; vahşi doğa yaslarının ve doğal yaratıksal hemen her şeyin doğal /vahşi olarak zihninde tecelli ettiği/ edebileceği ve bu tecelliyi benimseyerek hayata uygulayışı tercih eden insanlardır. Peygamberler ve Allah (C.C)'N alimleri Batını kalbinde ve zihninde Allah (C.C)'N tecelli ettiği Allah (C.C)'N insanlarıdır. Edison'un Teknolojik Buluşları, Karl Marks'ın, Leonardo Davinci … Vb dehaların, mucitlerin, kaşiflerin, teknologların, bilim insanları, yazarların… yapıtları nasıl ortaya çıkmıştır? Kişiliklerinin konumları ile ortaya çıkardıkları arasında nasıl bir evrimsel ilişki vardır? Örneğin, Ola ki Davinci dönemi civarı vahşi doğanın insanda tecellisinin ürünü olan teknolojinin ve sanatın ortaya çıkışıyla özdeş dönemdir. Ör. Einstein'ın fizikle ilgili düşünsel deneyleri kâinatın göreceli kuramları ve ilgilendiği tüm fizik dünyası yasalarının onunu zihninde tecellisinin ürünüdür. Yani bu deha vahşi doğanın ürünü vahşi bir kaşif dehadır. Doğa vahşi insanın düşüncesine ve bedenine evrimsel olarak baskındır. Ancak peygamberlerin kalbinde ve zihnide Allah (C.C) tecelli ederek ıslah etmiştir. Ola ki ilk ıslah edilen insan ve yaptıklarından sorumlu insanlık Adem AS'LA başlar. Diğer bazı vahşi insanlar halen doğanın tesirinde hayvanların yaptıkları kavga ve gürültü ile hayvani devlet kurmuşlardır. Peygamberler ve Allah (C.C)'N icabet ettiği insanlar ve peygamberlere samimi ve/veya net itaat eden ve taklit edenler istisnadır.


DERSLE İLGİLİ ÖNEMLİ BAZI KAVRAMLAR VE MANTIK SİSTEMLERİ ÖRGÜSÜ

Enerji: Bilinen tüm yaratıkların; yaratıldığı, oluşturulduğu, kişilik kazandığı, hal değiştirdiği ve geri döndüğü/dönüştüğü/dönüştürüldüğü varlıkların yaratık olarak potansiyel gücünü ve en büyük yaratık kümesini ifade eden bir kavramdır. İstisna hariç tüm enerji miktarı ve kapsamı tüm yaratıklardan daha büyük bir kavram ve yaratıksal kümedır. Enerji tüm yaratıkların kişilik kazandığı ve şekillendiği hamuru gibidir. Hayat Kümesi içinde bilinen en büyük gerçek küme ölüm kümesidir. Hiçbir yaratık bu kümeyi aşamaz. Enerji ise bu kümenin içindeki en büyük yaratık kümesini oluşturur.
       Kâinatta çeşitli enerji halleri mevcuttur Ör. katı, sıvı, gaz, ısı, radyasyon, ses, ışık, sanal, düşünsel, dijital.. Vb enerji halleri doğal ve sanal enerji döngüleriyle hal değiştirir. Sanki enerji kâinattaki ilk haline meyilli hal değiştirerek hayat buluyor. Şöyle ki enerji hal değiştirmeden uzun süre dengede duramamakta veya dengesizliğe (hal değiştirmeye) meyilli toplam(total) yaratık hamuru halleri gibi gözükmektedir. Doğada, hala doğa ötesine doğru evrimsel süreçleri yönlendiren 5 Temel Olgu ve Süreç (Evrimi Yönlendiren Temel Olgular ve Süreçler) ;1-Gittikçe hızlanan, 2-Gittikçe genişleyen, 3-Gittikçe soğuyan, 4-Gittikçe karanlığa gömülen ve 5-Gittikçe çekim güçleri alanları değişime uğrayarak (değişerek) değişen ve evrimleşen bir kâinat söz konusudur. Ola ki Özel İlahi ve Zikir… Vb Enerji Halleri Hariç, Diğer Yaratıksal Hiçbir Enerji Halleri 1039 -273 Santigrat Derece Arasındaki ( Belki de daha düşük ısıya gidecektir) Sınırı Aşamayabilir. Ona Hiçbir kötülük ve çirkinlik ulaşamaz (Ayet var) Enerji hiç bir zaman israf olmayacak bir döngü içinde devamlı yaratıkların kisvesi altında (yaratık olarak) hal değiştirerek ömrünü geleceğe taşımaktadır. Büyük kıyametle ( kâinatın ölümü ile) kâinattaki tüm enerji halleri ya da toplam kâinat enerjisi ölecek, yani aslına veya orijinine geri dönecektir. Değişmeyen Yegane Zat ve Kişi Allah (C.C)DUR. Allah (C.C) Bakidir. Ola ki hiçbir şeye gereksinim duymadığı ve her şeye kadir olduğu için değişime gereksinimi yoktur. O zatını bildirdiği gibidir! Allah (C.C) Dışındaki her şey yaşamak için değişime muhtaçtır. Sanki Değişime gereksinim duyarlar. Sanki Evrim ve evrimleşme yaratıklara ait tüm değişimlerin gerçek hayat hikayelerin kavramsal ifadesi gibidir. O halde evrimden önce değişimi kabullenmek mantıksal bir farzdır. En uzun ömürlü olan enerji ve kainatlar ya da alemler değişmeden ayakta durmazlar. 


Enerji Hallerinin Dönüşüm Prensibi: Her enerji hali, bulunduğu veya değişen koşullara bağlı olarak, orijine doğru en ekonomik eşik minimum enerji haline/lerine dönüşmeye meyillidir.13.8 Milyar Yıl öncesinden bu güne dek;1039 derece (ola ki Küllü Kainatın ilk zerre hali sıcaklığı) ile -273 derece ısılar arasında evrenin kütlesi, çekim güçleri, evrendeki atom altı ve atom üstü parçacıkların etkilenişi; Kâinat’ımızın bugüne kadar ki evrimini gittikçe hızlanan, genişleyen, soğuyan ve değişen çekim gücü 4 temel kuvvet yönlendirmiştir. Doğada, hala doğa ötesine doğru evrimsel süreçleri yönlendiren 5 Temel Olgu ve Süreç (Evrimi Yönlendiren Temel Olgular ve Süreçler) ;1-Gittikçe hızlanan, 2-Gittikçe genişleyen, 3-Gittikçe soğuyan, 4-Gittikçe karanlığa gömülen ve 5-Gittikçe çekim güçleri alanları değişime uğrayarak (değişerek) değişen ve evrimleşen bir kâinat söz konusudur. Ola ki Özel İlahi ve Zikir… Vb Enerji Halleri Hariç, Diğer Yaratıksal Hiçbir Enerji Halleri 1039 -273 Santigrat Derece Arasındaki ( Belki de daha düşük ısıya gidecektir) Sınırı Aşamayabilir. Ona Hiçbir kötülük ve çirkinlik ulaşamaz (Ayet var)

Enerji Hallerinin Evrimi:Filogeni (Atasal/ceddi hayat döngüsü) ve ontogeni (tekil/ferdi hayat döngüsü) bakımından kâinatın oluşumundan bugüne kadar tüm yaratıklardaki enerji hallerine ait döngülerin, kronolojik olarak ortaya çıkışları, ortadan kayıp oluşları, birbirine dönüşümleri, hal değiştirmeleri vb. ile ilgili süreç ve olguların değişimini ifade eden evrimle ilgili kavram-deyimdir.
Enerji halleri Döngüsü;Belli ortamlarda çeşitli enerji hallerinin bir arada biri birine dönüşme meyilli döngüsünü ifade eden kavram deyimdir. Ör;bazı canlılarda ki kreps döngüsü.

Filogeni (Katlanmış Hayat Döngüsü/Grupların toplu hayat döngüsü): Bir taksona ait canlı grubunun gerçek hayat hikayesini ifade eder. Filogeni, aynı gruba ait en az iki ve daha fazla yaratığın ortaya çıkış ve/veya döllenişlerinden ölümüne kadarki yada tamamen yok oluşlarına kadar topluca görsel, işitsel, görsel+işitsel, şekilsel, duyuşsal...vb tüm gerçek hikayelerini ifade eden kavramdır. Örneğin, Gazların filogenisi dendiğinde ilk gazın ortaya çıkışından son gaz zerreciğinin yok oluşuna kadarki tüm gazların görsel, işitsel, görsel+işitsel, şekilsel, duyuşsal...vb tüm gerçek hayat hikayelerinin toplamını ifade eder. Bu mantıktan hareketle enerji hallerinin filogenilerinden, katıların filogenisinden...vb enerjinin filo genisinden bahsedilebilir.


Ontogeni (Ferdi Hayat Döngüsü): Bir taksona ait ferdin gerçek hayat hikayesini ifade eder. Tek bir ferdin Ontogenisinden bahsedilebilir. Yani bir ferdin döllenişten ölüme kadarki tüm hayat döngüsünün; görsel, işitsel, görsel+işitsel, şekilsel, duyuşsal...vb tüm gerçek hayat hikayesini hepsini kapsar.
Filogenetik ve Ontogenetik Şekillenmenin İlişkisi;Filogetik Şekillenmenin-Evrimsel Açılımlarının Kümülatif/Katlanmış Döngüleri (Filogenetik şekillenişi (morfogenezisi)n Kümülatif/Katlanmış Döngüleri), sanki taksonlar bağlamındaki kümülatif ontogenetik gelişmelerin makroskobik tümevarımlarının ortak paydaları gibidir. Doğal döngüdeki koşulların ve filogenetik gen havuzundaki genlerin çevresel etkilerle genetik yapılarında birikmiş kayıtların(genetik değişimlerin) etkileşimin ürünleri olarak:yeni koşullara; ya elemine olur, ya değişmeden yaşamaya devam ederler ya da uyumsal değişimler göstererek yeni taksonlar veya yeni varyasyonlar olarak ortaya çıkarlar.Doğal seçilim kadar, çevrenin etkisiyle değişime uğrayarak gen havuzunda meydana gelen yeni değişimler ya da uyumsal kayıtlarda büyük önem taşır. Sadece doğal seçilimi ya da çevresel koşullar şekillenmede ileri sürmek yetersiz gözükmektedir.



Yaratık: Varlıklar ilim aleminde yaşamaya hak kazandıkları veya taktir edildikleri hayatı buldukları an yaratık (yaşayan varlık) olamaya hak kazanırlar. Değilse ilmin içinde varlık olarak hayat verilmeyi bekler.Özgün enerji hali veya doğa ve doğa ötesinde çeşitli enerji halleri şeklinde özgünlükleri ile temsil edilen kişiliklerdir. Yaratığın kişiliği, enerjinin ise halleri vardır.
Allah (C.C) ilminde yaratılacak, yaratılmış, yaratılan veya tüm diğer yaratıklar ilmen her şey varlık olarak vardır ve bulunur yani hayat verilmemiş varlık olarak her şey bulunur. Ancak bazı varlıkları zamanı gelince yaratık olarak taktir eder ve yaratık olarak hayat verir. Yaratılan ya da hayat verilen bu varlıklara yaratık denir. Özgün enerji hali/leri veya doğa ve hayvani-meleği doğa ötesinde çeşitli enerji halleri şeklinde özgünlükleri ile temsil edilen kişiliklerdir. Yaratığın hem enerji döngü hali/halleri hem de kişiliği, enerjinin ise halleri vardır. Allah (C.C) bazı yaratıkları ömürleri bitimin de ebedileştirilen (ölümsüzleştirirken) bazılarını eski ilim makamına gönderir ve yaratılmayı beklerler.


Varlık;var olmaktan gelir. Aslında yokluk diye bir şey düşünmek yanlış ve iftiradır. Her şey Allah (C.C) ilminde varlık olarak vardır ancak bunların içinde dilediklerine yaşama hakkını vererek (yaratarak) yaratık olarak hayat buldurur. Enerji yoktan var vardan yok edilmez enerjinin korunumu yasası: israf haramdır ayetine uygundur. Her şey Allah (C.C) ilminde varlık olarak vardır ancak hepsine her an yaratık olarak hayat vermemiştir. Nurundan ilmindeki varlıklara hayat vererek yaratır. Sadece dilediklerine geçici hayat vermiştir (Sadece taktır edilenler yaratık olarak hayat bulmuştur) ve bazılarına sonradan ebedi hayat vereceğini vaat etmiştir. Ebedi hayatın tarlası olan kâinattaki bazı yaratıkların yaydıkları ve ürettikleri enerji halleri ebedi yaratık olarak kişilik kazanıp geleceğe yol alırken bazıları yaratık hamuru olarak kalırken bazıları da olduğu gibi ait olduğu ilimdeki varlık hallerine dönerek Allah (C.C) icabetine amade bekleyeceklerdir. kâinat bir nevi ebedi hayatın (ebediyetin) tarlasıdır. Nesnel, düşünsel, sanal… Vb çeşitli enerji hallerindeki yaratıklar atom, atom altı parçacıklar, bazı atom altı ve özgün enerji halleri (özgün plazma boncukları, özgün kuantumlar, titreşen özgün sicimler ...Vb) hamuru ile defalarca yaratıldığı gibi belki de yaratık hamuru(görünen ve görünmeyen yaratık hamuru) olarak kâinatta defalarca yaratılıp öldürülecektir. Her yaratık aynı zamanda bir varlıktır. Her varlık bir yaratık değildir. Allah (C.C) bazı varlıklara hayat verip dirilttiği zaman yaratık sıfatını kazanır. Her yaratık eylemlidir. Yaratılmayan varlıklar eylemsizdir yani yaratık enerji hamurunda kişilik kazanmamıştır.

Varlık Yaratık Bilim ve İlim Kavramları Arasındaki İlişki Fark ve Özgünlükler; Varlık, her şeyin var olduğu ilim potansiyeli içinde anlam kazanan bir kavramdır. Ör.bir bilgisayarda olası pek çok sayıda belki de sonsuz sayıda animasyon ve çizim yapma ve yapay yaratma potansiyeli ilmen vardır. Ancak çizim veya animasyon enerji sarf edilerek yapıldığı ya da yaratıldığı an yapay yaratık kimliğini ya da sıfatını kazanır. Bu ilim ve doğal(doğal bilgisayar ortamı ve habitat) yaratma ortamı olan doğa içinde aynı şey söz konusudur. Varlık potansiyeli, gücü ve tüm enerjinin karşılığı Allah (C.C) ilminde ve Nur (C.C) sıfatında vardır. Yaratıldığı an yaratık sıfatını kazanır. Bilim insan tarafında keşif edilen ilimin yapay ve ölümlü versiyonudur ve onunla yapay ölümlü yaratıklar yaratılır. İlim ebedidir.

Kavram Yanılgısı; Bir kavramın tanımın sınırları ve özgünlüklerinin ait olduğu ya da örtüştüğü karşılığındaki şeyle ve/veya şeylerle insan bilinciyle liyakatli örtüşümemesi ve/veya gerçekleşmemesi kavram yanılgısını ifade eder. Öğretim, öğrenim ve eğitimde; bir kavramın ve/veya bilginin zihindeki karşılığı; fert ve/veya toplumun hayat döngüsünde (dinamik hayatında) hayata güncellenerek doğru uygulanabilir konumda değilse kavram, düşünce yanılgısı ve eksikliğine neden olabilir. Düşünce ve Kavram, atasözü, vecize ve cümle yanılgısı olmayan yegane kitap Kuran-ı Kerim (C.C)'N Kitabıdır. Buna dayanarak (Kuran-ı Kerim (C.C)'N Kitabı) bu yargıya varılmıştır.

Bilimsel ve/veya Doğa Kanun/Yasaları;
Belli koşullar da; bilimsel olarak her seferinde aynı sonuçları veren bağıntı ve ilişkiler veya doğada yaşadıkça hep tekrar eden ve yapay ortamda denenmeyen doğa yasalarıdır.


Gerçekler/Hakikatler Nedir? Kavram Yanılgısına Düşmemek İçin Gerçek ve Hakikatin Özgünlüklerini Bilmek Gerekir; Hakikat; Dünyevi, Uhrevi, İlahi ve İlimsel Olan Ezeli ve Ebedi Gerçeklerin Toplamıdır. Gerçek daha çok, Kişisel, dünyevi ve bilimsel değişmezler ve az değişenlerin toplamını ifade eder. Gerçekleri sadece madde kökenli kabul eden kişilikler (edenler) materyalistlerdir. Gerçekleri sadece ruh kökenli kabul eden kişilikler (edenler) ruhbanlardır. Gerçekleri sadece doğa tabanlı kökenli kabul eden kişilikler (edenler) bilim insanlarıdır. Gerçekleri sadece ateş kökenli kabul eden kişilikler (edenler) Zerdüştlerdir. Gerçekleri sadece güneş kökenli kabul eden kişilikler (edenler) Yezidilerdir.Gerçekleri sadece hiçbir şey kökenli kabul eden kişilikler (edenler) ateistlerdir… Vb çoğu doğa kökenli id, idol ve/veya putlardır. O zaman; öğretim, öğrenim ve eğitimle gerçek düşünce sistemimizi hangi gerçeklere yapılandıracağız ya da oluşturacağız. Ebedi, Geçici, Dünyevi, Milli, Milliyetçi, Radikal, Doğal, Vahşi, Hayvani, Bilimsel, ... Vb Düşünsel/Düşünce Sistemleri Kitlelere ve İnsanlığa Kazandırış ve Yükleyişle İlgili Eğitimi Doğru Değerlendiriş Çok Önemlidir. Ola ki şu sorular sorulabilir; tüm yaratıklar, yaşadığımız kâinatlar ve her şey; Kim? ve/veya Nere Kökenlidir? Sorularının yanıtı gerçeklerin adresine bizi yaklaştırır. İslamiyet'te ve Allah (C.C) gönderdiği tüm kitaplarda; her şey Allah (C.C) nurundan yaratılmış ve sonra her şey ona (Allah (C.C)'NA) döndürülecektir ve yönelecektir. Yani tüm yaratıkların gerçekleri göreceli (izafi) ve geçici gerçeklerdir. Ancak Allah (C.C) istedikleri ebedi gerçek olacaklardır ve hayat bulacaklardır. Gerçekler; dünyevi en az değişen veya değişmeyen; yaratık, olay, süreç, zaman, olgu ve kurallar bütünüdür. Bu nesnel kâinatta sınırlı gerçekler veya geçicilik vardır.Değişim miktarı ihmal edilebilecek kadar minimum düzeyde olan veya hiç değişmeyen yaratık, olay, süreç, zaman, olgu ve kurallar bütünüdür. Kısaca; en az değişen veya hiç değişmeyen kavramlara gerçek denir ve dünyevi herşey geçici gerçek ya da güdük gerçeklerdir.. Gerçek yalanın tersidir. Karşılığı yalan/yanlış/eksik olmayan çok şey; ya güdük veya kalıcı-ebedi gerçektir. Hayatta, izafi, değişmez, az değişen ve güdük gerçekler vardır. Örneğin, ölüm, karanlık enerji; kâinatın % 73 nü oluşturur ve karanlık madde; kâinatın % 23 nü oluşturur ve bizim görsel algıladığımız nesnel evren ise kâinatın sadece % 4'nü oluşturur ve sonuç itibariyle değişmez geçici gerçektir. Olaki çoğu doğa kanunları az değişen geçici gerçeklerdir.
Yorum;İlimde Varlıklar âleminde yer küresi ve kâinattaki tüm yaratıkların potansiyel enerjisine ve özgünlüklerini özünde bulunduran ve her şeyin yapışık olduğu (Yer ve gök yapışıktı biz onların arasını açtık/Enbiya 21. Sure 30. Ayet/ Fusslet 41. Ayet 11. Ayet); ilk matematik nokta, ilk zerre, ilk sıfır, ilk küme, ilk mekanın bulunduğu ilk koordinatlarda ve ilk boyutlarda belki de boyutsuzluklar da ya da sonsuz boyutlar da veya hepsinin ortak paydası boyutlar da (1032-39 derecede erimiş haldeki kâinatın her şeyini içeren nokta, kâinatsız ilk uzaysal mekana ve oluşan ilk kâinata /yaradılışın ilk saliseden kısa sürede ol emrine icabetine verdiği tepki anı ve oluşum hali) Karanlık enerji ( kâinatın mekanını genişleten enerji) harekete geçti ve karanlık madde (yaratıkları kümelendirici bir arada tutan ve tutkal görevi gören enerji) tepki olarak otaya çıktı. 2 gücün (karanlık enerji ve karanlık maddenin) dengesi 5–6 milyar yıl dengede gitti ( kâinatı gen, genişleten karanlık enerji ve yaratıkların kütlesini bir arada tutan karanlık madde enerjisi) ve akabinde genişletici enerji gücü (karanlık enerji) hakimiyeti aldı ve kâinatı genişleyiş gücü bir arada tutuş gücünü aştı. kâinatı 6 (her gün yaklaşık bir milyar yıla intisap emektedir.) günde yaratık ve göğü Hala göğü genişletmekteyiz/Zariyat 51. Sure 47. Ayet. Bu arada ebedi hız (zamanın sıfıra yaklaştığı hal) sonsuz hıza, sonsuz hızlarda ışık hızına… Vb gittikçe durma noktasına yaklaşan hızlarda hareket eden yaktıklar yaratıldı) .
            Bir anda var olan kâinatın en düşük hızlarıyla ışık hızına ondan sonsuz hızlara ve ebedi hızlara doğru yol alırken diğer taraftan -273 dereceden 1032-39 dereceye doğru ısınarak eriyerek küçüldüğünü düşünelim! Bu şu anlamı taşır; kâinat başlangıçtan bu güne dek unziplendiğinin (kodlanarak açıldığı ve genişlediği koşullarının) tam tersine, başa doğru yani gelişinin tam tersine uyumlu ziplenerek küçülüp erimeye başladığının kurgulayışıdır. O zaman yer ve gökler yaratılmadan sıfır yaşındayken; karanlık enerji ve karanlık madde tarafından zıt yönden çekilmeye başlandı ve 380 yıl bu zıt yönlü kuvvetlerin etkisi arasında bugünkü kâinatın bebeklik hali ortaya çıktı 380 yıl sonra kozmik patlamalar başladı. Bu günkü evren hala bu iki güç arasındaki yaklaşık % 4 lük evrendir. Karanlık enerji; kâinatın % 73 nü oluşturur. Karanlık madde; kâinatın % 23'ünü oluşturur ve kütle çekiminden sorumlu madde olarak bilinir. Bizim algıladığımız kainat tüm kâinatın sadece %4'üdür. Yer Gök yapışıktı ikisinin arasın biz açtık (Ayet var). Göğü Yer Gök yapışıktı ikisinin arasını biz açtık/Enbiya 21. Sure 30. Ayet, Fussilet 41. Sure 11 Ayet. Göğü Hala göğü genişletmekteyiz/Zariyat 51. Sure 47. Ayet. Her şey aslen Allah (C.C)’HU zerre nurundan kökenlenmiştir ya da yaratılmıştır. Yani tek kökenlidir. Evrimde tüm yaratıkların aslen tek kökenden kökenlendiğini savunur. Her ikisinde de canlıların hayatı suda başlar. Arşı suyun üstündeyken hanginizin daha güzel amel işlediğini denemek için kainatı yarattı. Canlıları sudan çift çift yaratmıştır Ayetleri vardır.

-Belki de doğadaki her kanun sonlu ve geçici bir gerçektir, ama her gerçek bir kanun değildir.
-Bilim geçici, ilim ise ebedi gerçeğe örnektir.
-Belki de en az değişen veya hiç değişmeyen şeylere sonlu-geçici gerçek denir.
-Karşılığı yalan olmayan geçici şeyler sonlu gerçektir. Örneğin, güneş dün doğdu ve battı sonlu-sihirli-geçici. Ölüm sonlu gerçek. Bu gerçek bugün tarih oldu.
-Doğum ve ölüm sonlu-geçici gerçeğe örnektir.
-Gerçek ve Hakikat Kavramları; ebediyet, doğruluk, kalıcılık ve kesinlik kavramlarıyla örtüşür.
-Bilimsel olaraktan kâinattaki tüm yaratıklar ve enerji halleri ebedi gerçek halden ve boyuttan, geçici hallere ve boyutlara (geçici gerçeklere) indirilmiş tüm yaratıklar ve enerji halleri ilk orijinine dönecektir.
-Her şey, kâinat öncesi ebedi mutlak gerçeklerden günümüze inkişaf ettiği geçici gerçeklerdir.
-Maddenin de kâinat öncesi mutlak gerçeklerden kökenlendiği bir gerçektir.
-O zaman insan düşünce, yönetim ve eğitim sistemleri madde ötesi kökenli gerçekler üzerinden günümüze doğru gerçekçi inşa ederek geleceğe yönelmesi son derece önemidir.
-Zaten var olan nesnel kâinat üzerine bilincimizi inşa etmemiz geçici ve ölümlü bilim üzerine inşa edilen düşünce sistemi doğa ötesi anti madde ve orijinimizdeki gerçeklere doğru empati/eşduyum duymamıza önemli bir engel ve insani düşüncenin fıtratına terstir.

-Tam tersi orijinden günümüze düşünce sistemimizi inşa etmek daha gerçekçi ve geleceğe yönelmesi verimlidir. Önermelerinin bu asır ki eğitim, yönetim ve insan düşünce sistemlerini inşa edilişinin bilimsel yetersizlikleri açısından eleştiriniz.
-Doğa ve bilim; doğa öncesi ilim ve hakikatlerin geçici meyvesi olup, geldiği yere döneceğinden emin olun.
-O zaman eğitim ve düşünce sistemimizi nesnellikten daha somut ve gerçek olan doğa öncesi gerçeklere dayalı ve temelli inşa etmeliyiz.
-Ebediyetten, gerçekten, haktan (Allah (C.C)'DAN) geçici kâinattaki hayata geldik çok şey tekrar Allah (C.C) dönecektir.


Süreç ve Olgu ; Bir eylemin veya eylemlerin, kısaca herhangi bir şeyin zamana bağlı olarak başlangıçtan sona (geleceğe) doğru, giderken bu zaman dilimi içerisinde ki ilişkili olduğu bütün olaylar (zaman dilimi + eylem ya da eylemler) ve denklemlerin tümüne süreç denir.Ör:İnsan yeryüzünden uzaya,çimlenme-doğum-yayılma sürecine girmiştir.
Olgu:süreç+mekan, Ör. Güneşin Batıda Batması bir olgudur.

Ebediyet ve Sonsuz Kavramları İlişkisi; Ola ki hızın sonsuzu aştığı, geçici mekânın ebedileşmeye yaklaştığı ve geçici zamanın sıfıra değdiği noktada ebedi zaman (yaratıklar için), ebedi mekân (yaratıklar için) ve ebedi hayat başlar. Ya da mekanın sonsuzu aştığı yani ebediyete yaklaştığı nokta hız sonsuzu aşmış ebediyete yaklaşmış ve geçici zamanın sıfıra değdiği-noktada ebediyet (ebedi zaman) başlar. Bekası yaratıklarca sınırlanamayan, hesaplanamayan ve bilimsellikte yeterince doğru algılanamayan "Ölümsüz Hayat" anlamıyla örtüşen kavramdır. Ola ki bilimsel olarak Hızın sonsuzu aştığı, zamanın sıfıra yaklaştığı tüm boyutların hız tutkalıyla kaynaştığı bir kavramdır Ebediyet.
Allah (C.C) "Baki" Sıfatı himayesinde devasa sonsuzları ve hemen her şeyi (tüm yaratıkları ve ürünlerini) barındıran "Ebedi Hayat-Ölümsüzlük Bahşedilen Her Şey" anlamında kavramdır.
-Bazı yaratıklar Allah (C.C) himayesi ve gücü sayesinde ebedileşecekler. Hep var olan ebedi bir hayata kavuşacaklar. Allah (C.C) gücü her şeye yeter(ayet).
-Tüm varlıklar, Allah '(C.C)'N ilmi içindedir. Allah (C.C) hayat verirse ilmindeki o varlık, yaratık (yaşayan varlık) olarak hayat bulur. Değilse ilmin içinde varlık olarak hayat verilmeyi bekler. Geçici (Bilimsel-Sonsuz) ve Ebedi gerçeklerin (Hakikatlerin) metriksileri arasında (Berzahında) bulunuş insan için bir sihir gibidir. İnsan birisindeyken onu gerçek diğerini gerçekdışı sihir sanır.
-Tüm hayat bulmuş sonsuzlar ebediyetin metriksini aşamazlar.
İpucu; ebediyet ile sonsuz kavramının ayrıcalığını ve anlam farkındalığını pekiştirmeye çalışın. Her sonsuzun akıbeti ölümle sonlanır, ebediyet ölümsüzlüktür. Hız Tutkalı Sonsuzu Aşıp Ebedi Hıza Yaklaşırken, Zaman Sıfıra Yaklaşır ve İçinde Geçtiği Ya da İçerdiği Tüm Sonsuzların Kümeside Ölüm Sınırından Ebediyete Çimlenişe Başlar. Yani ebediyete Yaklaşır.
-Sonsuzdan büyük bir değer; en azında ebedi boyuttaki hayatın ilk basamağına-sınırına ulaşmış değer kabul edilmelidir. Ebediyet tüm boyutların ölümsüzlüğü demektir.
-Ebediyet; kâinatta bilinen ve bilinecek birim veya tüm boyutların(zaman, mekan, yaratık, hız, eylem, sonsuzluk,… Vb) kaynaşık olarak; ölümsüz hayat bulmuş veya ölümsüz ilimdeki yaratılmaya hazır konumunda bekleyen kesintisiz ve kalıcı varlığını ifade eder.
-Nesnel, Düşünsel, Dijital (Hesabi), Nitel ve Eylemsel... Vb Matematikte Küme Olarak Düşünüldüğünde; Allah (C.C) rızasından nasiplenmiş yaratık veya yaratıkların ölümsüz ebedi hayatının kümesini veya kümelerini ifade eden yaratık-mekan-zaman-hayatla ebedi kaynaşmış kavramdır.

Ebediyet; her şeyin ölümsüzlüğünü ifade eder. Ebediyet kavramı henüz matematiğe girmemiştir. Ebediyet hariç tüm geçici boyutlar ve geçici her şey ölümlü yaratık olarak kabul edilir. Ölümlü olan her şeyin ve/veya yaşadığımız kâinattaki her şeyin ebedi hayattaki yaratıklarının ilmen ve/veya fiilen ebedi hızın yavaşlatılmasıyla parçalanan ebedi boyutların geçici ve ölümlü-sonlu boyutlara inişinin yani yaratılışının ürünüdürler. Ömürlerinin sonlanmasıyla ya ilmen ya da fiilen ebedi yaratık olarak ebedileşecekler.


İnsan:En küçük birimi: verimli  bir erkek ve verimli bir dişiden oluşan; Işık hızından daha hızlı düşünebilen zihinsel olarak doğayı aşabilen, yüksek iletişim yeteneklerine,  en kötü - en iyi karakterlere sahip, yaşadığı çevreyi, doğayı önemli derece de etkileyen ve ondan etkilenen, zihnen bedenen ve kapasite bakımından  en gelişmiş yaratık olarak biliniyor. 
Nesnel ve sanal kâinatlar(doğal) insanın kalbinin (nesnel beden, zihinsel beden havuzunu-hafıza havuzunu ve insanın diğer sanal araçlarını içerir) bir parçasıdır. “Yere göğe sığmadım kulumun kalbine sığdım.” hadis.
-Sanki insan yarı düşünsel-sanal-nesnel bir yaratık, içinde yaşadığı nesnel ve sanal kâinatın hepsi fert ve toplumsal bazda insan batını kalp havuzunda/hayat havuzunda yer alan;biyolojik hatırlama kodları beyin çekirdeğinde/sinir yumağında bulunan zihinsel havuzun nesnel, düşünsel ve sanal bilgi deposu ya da sanal-nesnel zihinsel havuzun hard diski (dinamik veri depo diski) gibidir.
-İnsan bedenen kâinatın bir parçasıdır. İnsanın tüm boyutları kâinatın bir parçası değil kâinat insanın kalbinin (nesnel beden, zihinsel beden havuzunu-hafıza havuzunu ve insanın diğer sanal araçlarını içerir) bir parçası kabul edilmesi belki daha mantıklıdır.Belki de insan nesnel olarak doğanın, doğada nesnel olarak insanın düşünsel-Batıni kalbinin bir parçasıdır veya insan bedenen nesnel ve sanal kâinatın(doğal) bir parçası, nesnel ve sanal kâinat ise insan kalbinin bir parçasıdır.1, 2, 3, 4, 5
- kâinatta bilinen, bilinmeyen boyutlar ve çok şey ya da tüm bu boyutlar veya her şey Allah (C.C) ilminin içindedir hiç bir şey onun ilminin dışında değildir. İlim içindeki ebedi boyutlar içinde yaratılmıştır.
-Allah (C.C) mahlukattan(yaratıklarından) münezzehtir. Allah (C.C) insana şah damarından daha yakındır (Ayet var)
Hız Boyutu; Yaratığın;birim zamandaki eylemiyle;konum, mekan. boyut... Vb değiştirme-yönsel (mekan, zaman… Vb boyut değiştirmenin) ifade şeklidir. Var olan hız tanımı; birim zamanda alınan yol kâinatta her zaman ve koşulunda geçersizliği yakın zamanda kanıtlanabilirliği olasıdır. Hızla ilgili var olan formüllerin sonsuzlar ve sıfırlarla ifadesi bu konudaki hız tanımının yetersizliğine kanıt gösterilebilir. Hız çok sayıda boyutun tutkalı gibidir. Hız Tutkalı Sonsuzu Aşıp Ebedi Hıza Yaklaşırken, Zaman Sıfıra Yaklaşır ve İçinde Geçtiği Ya da İçerdiği Tüm Sonsuzların Kümeside Ölüm Sınırından Ebediyete Çimlenişe Başlar. Yani ebediyete Yaklaşır. Hız arttıkça içinde geçtiği ve etki alanındaki boyutlar kaynaşır/kaynaştırır. Kâinatlardaki (nesnel, anti nesnel, sanal, düşünsel… Vb) hızlanışın akıbeti ola ki bu olacaktır. Yani kütle çekim boyutlarının birleşimi, kaynaşımı, çeşitliliği ve çok miktarda enerji hallerinin hal değiştirip varlık alemindeki orijinine dönüşü olacaktır. Işık hızından daha hızlı olan düşünsel boyut içindeki hızlanışın bağıntılarının sonuçları yani düşünsel hız bağıntı ve ilişkileri araştırılması çok zevkli konu olacaktır ya da konudur. Ola ki Kütlesizlik olamaz her yaratığın bir kütlesi vardır; bazı yaratıklar ölçülebilir kütle sahibi, bazıları anti kütle, bazıları göreceli denge kütlesine sahiptir. Ör. bazı uzay boşlukları mekanları, çekim alanı ola ki ışık … Vb kültleri bir birini devamı veya yakındır. Yani en azında hareketli kütle konumunda bahsedilmelidir. Kütlesiz yaratık düşünmek belki de saçmalıktalar.
Allah (C.C) ebediyet boyutlarında ki ilimi içinde zerre nurdan nesnel, batini, sanal, düşünsel… Vb kâinatları ve tüm yaratıkları ilk yaradılış anında ebedi hızı yavaşlatarak farklı geçici hızlar yaratmıştır.
Mekan Boyutu;Klasik mekân tanımı; en-boy-yükseklik-bileşke… Vb fazla boyutu içinde barındırış özelliğine sahip tanımlı alan olarak bilinir. İlk mekân; nesnel, anti nesnel… Vb kâinatların ilk yaradılışında yerler, göklerin, aradakilerin… Vb varlıklar alemindeki kaynaşık ve yapışık boyuttan yaratık boyutlarına doğru değişimi için; kâinatların gittikçe hızlanış ve genişleme için uygulanan güçle ilk oluşan çekim güçlerinin ve kuvvetlerinin çekim alanı/alanları ilk mekan-mekanlardır. Belki de en küçük geçici mekân/İlk küme/küme sınırı-mekan-sıfırı/Ola ki ilk uzaydır. Ancak bu ilk uzay (ilk mekan) saliseden sonsuz küçük bir anda ışık hızından daha hızlı sonsuz bir hızla Arşın altındaki suyu yutarak (İçin de İlk Kainatın yaratıldığı Arşın altındaki ilk su deryası) Arşa ulaşacak şekil de hala genişlemektedir. Kainat yaratılmadan önce Arş suyun üstündeydi. Arşın altındaki suyun içinde Kainat yaratıldı. Ola ki Kainatın içinde yer aldığı uzay mekanı hala arşı suyunu yutarak sonsuz hızla genişlemektedir. Ola ki kainattaki su çeşitlerinden birisinin kökeni de arştan kainatın uzay mekanına sızan-indirilen su olması gerekir. Bu ilk mekana doluşan; atom altı parçacık ve çeşitli enerji hallerinin alt birimleri de ilk yaratıklar ve ilk küme elemanlarıdırlar. Matematiksel ve yapısal olarak mekân bir yaratıktır. Ola ki ilk yaratıklar ilk mekânlardır. Bu gün bilinen en büyük mekân kainatın ilk yaratıldığı andaki en dış kısmının hala hızla genişlediği (kıyamete kadar genişleyecek/göğü hala göğü genişletmekteyiz/Zariyat 51. Sure 47. Ayet) mekandır ve en büyük nesnel mekân kâinatı kuşatan kozmik ağ kümesi mekanıdır. Hidrojen atomu çekirdeğinin mekanı; yörüngesi ve içindeki çekim alanı kabul edilebilir. Mekanın yaratıklardaki karşılığı aktivite gösterdiği, etkilendiği, etkilediği alanın dış sınırlarıyla tanımlanır. Kainat Yaratılmadan Önce Arşın Altındaki Bahsedilen Suyun İçinde Yaratılan İlk Uzay ilk mekandır. Nesnel, anti nesnel… vb kainatların ilk yaradılışında yerler, göklerin, aradakilerin… vb varlıklar alemindeki kaynaşık ve yapışık boyuttan ilk (kainatların ve her şeyin sonuz-ebedi güçle yapışık olduğu zerre ve matematiksel ilk zerre nokta yaratık) yaratık boyutlarına doğru değişimi için; kainatların gittikçe hızlanış ve genişleme için uygulanan güçle ilk oluşan çekim güçlerinin ve kuvvetlerinin çekim alanı/alanları ilk mekan-mekanlardır. Belki de en ilk ve en küçük mekânlardır. Bu ilk mekâna doluşan (suyu gökte indirdik diye ayet var); Arşın Suyu (Kainatın içinde yaratıldığı kainat öncesi su), atom altı parçacık ve çeşitli enerji hallerinin alt birimleri de ilk yaratıklar ve ilk küme elemanlarıdırlar.
Allah (C.C) ilmi içindeki her şeyin birbirine bitişik ve yapışık var olduğu ebedi boyutlardaki varlıklar âleminden zerre nurdan nesnel, batini, sanal, düşünsel… Vb kâinatları ve tüm yaratıkları yaratırken;ebedi hızı, ebedi mekanı ve ebedi zamanı, ebedi eylemler... Vb yavaşlatarak kâinatlarda dengeli/dengeleyici ; zıt yön-konum-zaman-mekan… Vb geçici boyutları yaratmıştır.
-İlk Mekansal Küme Sınırını İfade Eden İlk Sıfır ( İlk küme/küme sınırı-mekan-sıfır/Ola ki ilk uzay)=00; tüm sonsuzlar, geçmiş, gelecek, yaratık, tefekkür (özel haller hariç) …Vb hiçbir olay, olgu, süreç, eylem, yaratıklar, zaman, sonsuzlar, hızlar… Vb hiçbir şeyi, İlk Mekansal Küme Sınırını Sıfırını (ilk mekanı-ilk küme sınırını-ilk sıfır) ve İlk Zamanı aşamayacaktır. İstisna hariç hiçbir şey mekansız-kümesiz-sıfırsız ve zamansız düşünülemez. İstisna hariç her şey ilk mekan-ilk küme-sıfır ve ilk zaman içindedir. İstisna hariç her şey en az bir ve/veya birden çok mekan içindedir.
-Belki de çok az sayıdaki istisnalar ve özel haller hariç:
a-Her şey en azından yaşamsal olarak mutlaka bir mekanın içinde matematiksel olarak bir küme sınırı içinde rakamsal olarak bir mekan sıfırı içindedir.
b-Düşünsel, nesnel, zihinsel, sanal, nesnel, eylemsel…vb tabanlı her şey ; yaşamsal döngülerde (yaşamsal matematikteki) ilk mekanın içinde, matematiksel olarak ilk küme sınırı içinde matematiksel alfabe olarak ilk sıfırın içinde yer alır yada bunları aşamazlar.
Bu mantıktan çıkarsayıştan hareketle olabildiğince en azında doğadaki her şeyin; yaşamsal matematikteki (yaşamsal döngüdeki) karşılığı, kümesel matematikteki karşılığı ve matematiksel alfabedeki (rakam, sayı ya da matematiksel kavramdaki) karşılıkları liyakatli ve doğru konumlandırılırsa tüm matematik çeşitleri (nesnel, doğal, yapay, yarı doğal, nitel, nicel, eylemsel, ilişkisel...Vb "Doğal ve Evrensel Matematik" alt çeşitleri) arasındaki fermuarların ilişkisel dişleri doğru örtüşür.


Eylem Boyutu;Canlı, Cansız ve diğer tüm yaratıkların iradeleri denetiminde/kontrolünde veya iradeleri dışında ürettikleri tüm eylemlerin özgün ve genel boyutlarıdır. Büyük kıyamet sonrasında yaradılışla ebedi hıza ulaşıldığında tüm eylem boyutları birleşerek ebedi eylem boyutunda yer alacaklardır.
Düşünsel Boyut (Hafıza Boyutu);Kendilerine Akıl, ruh ve vicdan emanet edilen tercih sahibi yaratıkların düşünsel aleminde ürettiği sonsuz hızdaki (zikirullah için ebedi hızdaki?) tefekkür-düşünce ürünü düşünsel enerji-düşünsel eylem halleridir. Hafıza meleklerince ayakta tutulduğuna dair hadis vardır.
Batini Kalp Boyutu;Zahiri ve batini kâinattan daha büyük tüm yaratılmış ve hayat bulmuş yaratıkların aşamadığı ve içinde haşır olduğu en büyük kapasite ve havuzdur. Yere göğe sığmadın kulumun kalbine sığdım/Kuran-ı Kerim (C.C)'N Hz. Muhammed AS'IN Kalbine İndirilişiyle ilişkilendirişe çalışın (hadis var). Allah (C.C) insanda tecelli ettiği geçici mekandır.
Hz. Muhammed AS'IN Batıni kalbini temizleyip kuran ilmini ve peygamber ahlakını yükleyen Allah (C.C) ona oku emrini vermiş ve onu eğitmiştir. Takiben Hz. Muhammed AS kalbindekileri peygamber ahlakı hasletleri ve Hz. Kuran bilgilerinin tümünü hayatına uygulayarak, mantığına, bilincine ve davranışlarına mekanize ederek alışık tepki ve zamanla alışkanlık haline getirmiştir (gelmiştir).Peygamber ahlakı hasletlerini kazanmak ve yaşantısından hayır görmek için insanlara da Hz. Muhammed AS'IN davranış ve eylemleri örnek gösterilmiştir.
Zaman Boyutu;Zaman bir yaratıktır ve ebedi hayatın parçalanmış geçici boyutlu kâinatlarda genellikle!!! hıza bağlı olarak değişir. Sanki zaman ömrün ve geçici hayatın ölçüt boyutudur. Yaratık olmanın vasfı olan bir boyuttur. Zamanın varlığı tüm yaratıklara yapışık olarak yaşar. Yaratık ebedileşse bile zamanın girdabından kurtulamaz. Zaman diğer boyutlar gibi hıza bağlı olarak değişir ve yaratıklar açısından ebedi hızda yok edilemez ancak sıfıra yaklaşır. Zaman Boyutu; aklı, ruhu olan yaratıklar ve diğer bazı yaratıklar da uykuda ve uyanıkken farklı algılanabilen, hıza bağlı olarak uzayıp kısalabilen hatta ebedi hızla (Allah (C.C) izni ile) ölümsüzlüğe (ebediyete) kavuşabilen bir yaratıktır.
Allah (C.C) ebediyet boyutlarında ki ilimi içinde zerre nurdan nesnel, batini, sanal, düşünsel… Vb kâinatları ve tüm yaratıkları ilk yaradılış anında ebedi hızı yavaşlatarak farklı geçici hızlar yaratmıştır. Bunun sonucunda ebediyetten geçici zaman parçaları, ebedi mekandan geçici mekanlar, ebedi eylemlerden geçici eylemler yaratmış ve bunlardan bu günkü var olan kâinatlar ve yaratıklar sistemini yaratmıştır. Sonra sistemin içinde değişen koşullara uyum sağlayan yaratıkların yaşamasına olanak sağlayacak şekilde türeme ile veya değişik şekilde yaradılış yasaları ve kurallarını; yaratıkların ve sistemlerin yaşam döngülerinde alışık tepki (refleks) ve alışkanlık haline getirtmiştir. Her zaman parçası bir boyut birimidir. Ebedi hıza ulaşılınca tüm boyutlar birleşerek ve genleşerek doyuma ulaşmış ebediyete ulaşır. Batıni kâinatın 1 zaman biriminin zahiri kâinatın 50 bin katıdır, Yerler ve Gökler yapışıktı onları biz açtık, Allah (C.C) her şeyi nurundan yarattı, Onun (Allah (C.C)) her şeye gücü yeter ve her şeye kadirdir. Allah yerlerin ve göklerin nurudur. Ayetler var.
Zaman Baki (Ezeli ve Ebedi… olan) Allah (C.C)'N yaratıklara geleceğe doğru ya da yönde verdiği geçici hayatın birimsel ifadesidir. Zaman yaratığın/ların geri dönüşümsüz hal değiştirişine kadarki çevreyi etkilediği ve ondan etkilendiği ve/veya ürettiği hayat ölçeği denebilir. Yaratıklar ebedi yaşantıya katılışla (ebedi hıza ulaşan yaşantı ve/veya hayatlarıyla) zamanı ölçülemeyecek derecede asgariye ya da minimuma indirgeyecektir. Kaç nefes almış ve vermişseniz, bu nefes ve kalp atışlarıyla kaç birim görüntü ve veya/ve ne kadar hayat çevrenize enjekte edip ve/veya enjekte almış ve üreterek yaymışsanız… toplamı geçici hayat sıfatınızı uzunluk ölçüsüdür. Ola ki; kainatın hızlandığı dış kabuğunda sonsuz hızdan ebedi hiza doğru bir hızda ortam mevcuttur. Bu ebedi hıza yaklaşan kainattaki nesnel, düşünsel, sanal..vb enerji halleri olaylar olgular zamanın erimesi nedeniyle sonsuz ve ebedi arası bir mekanda kainattaki tüm yaratıksal buharlaşan hayatsal enerji birikmektedir. Bu mantıktan hareketle tüm yaratıkların hayat sıfatlarının uzunlukların doğum-ölüm ya da ortaya çıkış ve geri dönüşümsüz hal değiştiriş arasındaki toplam hayat kümesi o yaratığın ömürsel uzunluğu ve/veya eylemsel yaşantı kümesidir.

Zahiri Doğal (vahşi) kâinattaki kanunlarla kâinatın sıfatlarına bakıldığında kâinattaki pek çok sıfat ve kanunların nesnel ve sanal yaratıkların üzerinde görmek mümkündür. Ancak kâinatta olamayan sıfatlardan bazıları insanda vardır. Yani insanda var olan kâinat ve içindeki nesnel yaratıklarda olmayan bazı özgünlükle vardır.
İnsanlara Allah (C.C) tarafında verilen ruh, akıl, vicdan, namus, gelişmiş yazılı ve sözlü lisanı, net dik yürüyüşü, ışıktan hızlı düşünen beyni ve peygamberi (Rahmani/insancıl/Hz. Muhammed AS’A Peygamberlik (S.A.V) gelmeden önceki 40 yıllık insani ahlakı) ahlakı hasletleri kâinatta ve diğer hiçbir nesnel yaratıkta yoktur. Peygamber ahlakı ve düşünsel olarak kâinatı aşabilme özelliği nesnel yaratıklarda sadece insanda vardır.
Batini ve zahiri kâinatta akıl, vicdan...Vb meleklerde ve cinlerde var olduğu bildirilmiştir. Ayet ve hadis vardır.
kâinatın vahşi ahlak ürünü olan insanlardaki Doğal (vahşi); kutsiyet, inanç, örf, adet, yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... Vb değer yargıları, idler, idoller (putlar)… Vb tabular yer yüzü geçmişinde ve günümüzde vardır.
Evrim teorisine göre: İnsan;nesnel kökenli Homo sapiens sapiens  türüne ait yeryüzündeki tüm insan fertlerini içeren kapsamlı bir kavramdır. İnsanlar; genetik yapılarının yatkınlığına ilaveten, eğitim ve yetiştiği çevrenin ürünüdür.
Işıktan daha hızlı düşünen insan; bedenen ve zihnen olgunlaşıp, en azında ışık hızında verimli ve pozitif şeyler üretmeye başlayınca geçmiş negatiflerini telafi edebilir: Filmi izleyin.

Bilimi ve Doğayı Kullanışına Göre İnsan Kategorileri
  I-
İlkel (akli primitif) İnsan/toplum/devlet,
 II-Doğal İnsan/toplum/devlet 
 III-Çağdaş(asri) İnsan/toplum/devlet
 IV-Normal İnsan/toplum/devlet
  V-Evrensel İnsan/toplum/devlet
 VI-Gelişmiş İnsan//toplum/devlet
VII-Diğer İnsan/toplum/devlet

İnsanlar Fıtratlarına Göre;
A-Kasti ve Çocuksu Cahiller
B-Milliyetçiler (Kavimlerin Parmak İzi ve Özgünlükleri)
C-Köktenciler (Radikaller)
D-Yenilikçiler
E-Yarı Robotik İnsanlar; bedensel organları ve yapıları robotlarla düzenlemiş yarı meka ya da roboinsanlar. Bilinci insan olanlardır.
F-Yapay Gen İnsanları;Genleri deforme edilmiş ya da mükemmelleştirilmiş yani uyum ve farklı amaçlar için genleriyle oynanmış insanlar.
G-Diğerleri; Ör, Eşya ve yapay zeka ya da hayvani bilinçli… Vb insanlar

-Bu fıtratlara ait gruplar, liyakatli Rahmani alimlerce eğitilmezse, bunların yeniliklerini tatmin edici gereksinimlerine ve kavimsel yada dinsel endişelerini giderici geleceklerine yönelik miras Rahmani bilgiler hazırlanmazsa bulundukları konumdan geçmişin köhne ve doğal ve/veya geleceğin vahşi/doğal; sapkın, Siyonist, şovenist, siyoşovenist, radikal dindar, liyakatsiz yenilikçi ya da aydın görüşlere tabi fertler olmaya mecbur kalırlar.
-İnsanlığın geleceği; ifrat ve terfidi yönetim ve radikallerin elinde risk ve tehlike altına girer. İslami açıdan önemli geleceklerin gençlerimize hazırlanışı gereklidir. Çünkü var olan bilim ve teknoloji konjonktürleri insanlığın; yenilikçilerini, tabucularını ve cahillerini gelecekte kaldıramayacağı bir Android (insanımsı robot) ve/veya Siber insan/robotsu insan (Cyborg) ile gerçek insan çatışmasını senaryoları günümüzde sergilenmektedir. Doğaldır ki yaradılış gayeleri arasında halife oluşu nedeniyle kâinatın en şerefli ve tam tersi karakterlerin yaratılışlarının gerekliliği gereği konumda insan olacaktır. Ancak kâinatın geleceği ile birlikte insanlar yaşantısının tevhidine yönelik birlikteliğinin fıtratı çeşitliliğinin parçalanmayışı ve liyakatli tevhidi için kavim bazındaki yaşantının önceliği ve özgünlüğü ikinci plana iterek ya da gerekirse terk edip ileriye yönelik ( kâinata açılıma yönelik) insani ortak paydaya yönelik ilimler, senaryolar üretilip; gerçek ve doğal insanın ya da insanlığın geleceği garanti altına alınmalıdır. Örneğin,çocuk sahibi oluşu konusunda her ferde bir çocuk ve fazla gereksinim için kura çekilir. İnsanlığın uzaya açılımı konusunda mümkünse en büyük genetik çeşitliliğe sahip gen havuzuna, yüksek insan popülâsyonuna, gerçek ortak iletişim dil ve alfabeye gereksinimi vardır.



Teknoloji nedir? Bilim ve deneyimlerle eşyayı köleleştiriştir. En etkili körleştirilmiş teknolojik araç bilgisayar ve robotlardır. Fen bilgisinin meyvesi olan teknoloji doğadan edinilen bilgilerin mekanize edilmesi, doğaya ve doğadaki yaratıklardan yararlanmak amacıyla kullanılan sanal ve gerçek araç gereçlerdir.Fen ile edinilen bilgileri kullanarak, üretilen bilgi, araç ve gereçlerdir. Toplumda bunları uygulayan insanlardır.

BİLİM NEDİR?Doğadaki pozitif öncelikli (nesnel) bilgilere dayalı tüm bilim dallarındaki toplam bilgi ve uygulamaları içeren en kapsamlı kavramlardan biridir. Bilim, daha çok nesnel verilere dayalı olarak gelişip ilime doğru emekler. Bilim hayatın başlamasıyla insanın ve bazı yaratıkların çevresindeki, iç dünyasındaki… Vb edindiği bilgiler bütününe verilen addır. Büyük Kıyametle ölüme mahkûmdur. Daha çok öğretim teknoloji, deney ve deneyim kavramlarıyla ilişkilidir. Bilim yaratıkları, olguları, olayları ve süreçleri tanımak için bir araçtır. Bilim ilimin metriksindedir. Geçmişteki, günümüzdeki ve gelecekteki tüm bilim çatısının çözmecesini (pazılını) ilim içerisinde ya da şemsiyesinde değerlendirirsek bu çözmecenin alt birimleri/parçaları ya da veri tabanı bilgi birimlerdir. Geçmişten geleceğe bu çözmecenin alt birimleri; değişmez, değişen, değişken ve diğerleri şeklinde gruplandırılarak ya da disipline edilerek “Bilimin Evrimi” dersi çerçevesinde incelenebilir. Bilimin Tarihi ve Bilimin Evrimi olur ilmin tarihi ya da evrimi olmaz!! Bilim ölümlü olduğu için bilimde mutlak gerçek yoktur, ilim ölümsüz olduğu için ilimde mutlak gerçekler vardır. Bilim, ilimin yaratıklarda yeşeren ölümlü-sonlu bilgi örüntüsü boyutudur. Bilim; Tüm Bilim Dallarını Kapsayan-İçeren Geniş Kavramdır. Bilimin veri tabanı bilgi birimleridir. Biyoloji merkezli bilgi veritabanı birimlerinin örüntüsünde Biyoloji Bilim Dalı Ortaya Çıkar. Evrim merkezli bilgi veritabanı birimlerinin örüntüsünde Evrim Bilim Dalı Ortaya Çıkar ya da oluşur… Vb Tüm Bilim dallarına bu mantık genellenebilir. Zeki yaratıkların çevresine uyum, gelişim, çevresini ve kendilerini; konumlandırış, tanıyış ve kullanış aracıdır. Bilgi ise bilim ve ilimin veri tabanıdır. Bilim yaratıkların geçici enerji yaşam döngüsünde deneyim, öğretim, öğrenim ve eğitime dayalı ortaya çıkardıkları ilim versiyonu ürünüdür. İlim, ezeli, ebedi ve Baki olan Allah (C.C) Âlim Sıfatına tabiidir ve ölümsüzdür. Aslında bilimin kökeni de ilimdir. Sanki bilim doğa kökenli canlı ve yarı canlı yaratıklar tarafından eşyayı ve tüm yaratıkları tanıyış, kullanış, amaçlı konumlanış... Vb düşünsel dikitlerini temsil eden bilgi tabanlı düşünsel işletim sistemi gibi bir araçtır. İlim ise ilahi/peygamberi kökenli olup, eşyayı, tüm yaratıkları ve kendini tanıyış, kullanış, amaçlı konumlanış... Vb düşünsel sarkıtları temsil eden bilgi tabanlı düşünsel Akıl işletim sistemi gibi bir araçtır. Yaratıkların genetik, fıtratı, deneyimleri ve ilahi/peygamberi kökenli ölümlü ve geçici hayata uygulanan ilim versiyonuna bilim deniyor. Bilim ve ilim mürşit olamaz ancak araçtırlar.Ör. Peygamberler; Peygamber Ahlakı Münşidirler. Ünlü bilim uzmanları; sahalarının mürşididirler. İnsanlarda bilim ve doğa insanı değil Allah (C.C) insanıdırlar. Onun için Bilim-İlim İnsanı, Bilim-İlim Adamı, Bilim-İlim Kadını Kavramları bazı insanlar için yanlış ve liyakatsizdir. Bilim Uzmanı, Bilim Eksperi, Bilim-İlim Ustası, Bilim-İlim bilirkişisi, alimi kavramları bazı insanlar için daha liyakatlidir. Bilim; ilimin yaratıklardaki; irsi ve/veya sonradan öğrenilen ya da üretilen hayatla ilgili ölümlü-sonlu örüntüsü-örgüsü gibidir. Bilim; ilimin yaratıklardaki hayatla ilgili örüntüsü-örgüsüdür.
Bilim; yaratık ve enerji halleri arasında öğrenme aracıdır. Bilgi ise, bilimin veri tabanıdır. Bilim ölüm ötesine henüz genç ve kördür. Yaratıkların ölümünden sonra ömürleri boyunca yaydıkları enerji ve hayat döngülerin akıbeti ve sonraki geleceği için hiçbir şey söyleyemez. İlim tüm sonuçları bildirmiştir.

Bilgi Nedir? Bilim Nedir? İlim Nedir? Varlık Nedir? Yaratık Nedir? Sonsuz Nedir? Ebediyet Nedir?

Bilgi: Genel anlamda bilgi; Her şeyin; resim, şekil, talimat, görüntü, davranış, eylem, sembol... Vb olarak zihnimizde, genlerimizde, düşüncemizde, medya ortamlarında ... Vb ortamlarda kodlanmış verilerdir. Varlıklar ve Yaratıklarla İlgili; ses, resim, görüntü, yazı, cümle, kavram, isim, kavramisim, eylem, sembol... Vb kodlanmış her şeye bilgi denir. Nerde Varlık ve Yaratık varsa orda mutlaka bilgi var demektir. Bilgi ve enerjinin olmadığı bir ortam düşünülemez. Doğadaki sübjektif-objektif yaratık, olay ve olgularla ilgili genellikle duyularımızla zihnimize özümsenen, alınan, giren veya zihinsel operasyonla  ürettiğimiz ürünlerin  zihnimizde bıraktığı; anlamlı imaj, kavram ve ilişkisel kalıntılardır. Bilgi, bilimin havuzu içinde yer alır. İşlenmesi ve hayata uygulanması için bilim gereklidir.
Bilgi; Zihinlerde, organlarda, medya ortamında ve doğada; kavram, resim, şekil, imaj, ses, görüntü … Vb şeklinde kodlanmış insan zihninde üretilen ya da doğal ve sanal kaynaklı yaratık, olay olgu, süreç… Vb şeylerin karşılığı olan enerji halleridir. Genel anlamda bilgi; Her şeyin; resim, şekil, talimat, görüntü, davranış, eylem, sembol... Vb olarak zihnimizde, genlerimizde, düşüncemizde, medya ortamlarında ... Vb ortamlarda kodlanmış verilerdir. Varlıklar ve Yaratıklarla İlgili; ses, resim, görüntü, yazı, cümle, kavram, isim, kavramisim, eylem, sembol... Vb kodlanmış her şeye bilgi denir. Nerde Varlık ve Yaratık varsa orda mutlaka bilgi var demektir. Bilgi ve enerjinin olmadığı bir ortam düşünülemez. Doğadaki, sübjektif-objektif(nesnel) canlı-diri yaratıklar dünyaya geldiklerinde genlerinde yapısal olarak kısmen var olan buna ilaveten, süreç, olay olgular... Vb şekil de zihinsel asimile(özümsenen) olunan veya rüya ile, trans ile, düşünerek, zihinsel operasyonla üretilen ürünlerin zihinsel(düşünsel kayıt), beyinsel(organik kayıt) havuzda diğer bilinenlerle ilişkisel kayıt edilen; ses, görüntü, imaj, sembolik kod, eylem, ... Vb dinamik kalıntılardır. Bilgi zeki yaratıkların çevreye uyum ya da yaşamak amacıyla bazen canlıların genlerindeki yapısal değişiklikler sonucu genetik yapılarına ya da sistemlerine kayıt edilir. Ör, Yerküresi bedenine insanların liyakatsiz etkisine, yer küresi yeni koşullara uyum için; kendisini ve iklimsel rejimini yeniden düzenleyerek depremler, aşırı yağışlar ve küresel ısınma ile tepkisel uyum gösterdi. Örneğin. bakterilerin antibiyotiklere karşı genetik direnç geliştirişi. Canlı, cansız ya da yarı canlı yaratık sistemleri; değişen çevre koşullarına ya da çevreye uyuma zorlandığında sistemin ilk yapısında değişiklik yaparak yeni kombinezon bilgileri içeren ya da sahip sistem olur. Ör. bir ekosistemin küresel ısınma sonucu oluşan yeni çevresel koşullara yapısal değişimle tepki göstermesi. İnsan ruhunda ise doğa ve hayvani-meleği doğa ötesindeki öğrenebileceği ya da gereksinim duyduğu hemen her şeyin ilim olarak meleği(kusursuz) yeterince karşılığı vardır. Ruh Allah (C.C) emaneti olduğu için hemen her şeyin özünü içeren ve sadece akıl işletim sistemi verilen yaratıklara üflenmiş olup bu yaratıkların hayvanlardan ve cansızlardan farklı olarak akıllı yaratıkların nefsini (Kendisini) ve Rabbini(Allah (C.C)'Yİ)tanımasına yardımcı olur. Ola ki ilkel, doğal, cahil ve vahşi insanımsılarda (Adem AS öncesi ve sonrası bazı cahil insanlarda) Ruh yoktur. Bu nedenle Allah (C.C)'Yİ ve kendilerini tanımazlar. Ola ki onun için cahillerde uzak durun diye ayet ve hadisler vardır.
Bilgi; bilimin (nesnel + sanal+düşünsel+dijital/hesabi insani bilim) ilimin (tüm bilinmeyen bilimler, nesnel + sanal + düşünse + ilahi ... bilim)... Vb beynimizdeki ve zihnimizdeki farkında olduğumuz ve olmadığımız bilgi birim alt birimleri ya da veri tabanı olan birim (görsel, işitsel, görsel+işitsel, hissel, duyuşsal... Vb) enerji hallerinin karşılığı gibidir. Bilginin karşılığı genellikle doğada, doğa ötesinde, düşünce dünyasında ve bilinmeyen âlemlerdedir. Bizim bahsettiğimiz bilginin yeri ve mekânı; zihinler, beyinler, bedenler, doğal yaratıklar, yapay yaratıklar, medya ortamları, sanal ortamlar (sanal zeki programlar), literatür, nesnel zeki ortamlarda (robotlar, bilgisayarlar); sembol, harf, kavram, ses, görüntü, resim… Vb şekilde kodlanmış bilgiden bahsedilir.
*İnsan genellikle sahip olduğu bilginin; ya bilmezi, ya cahili, ya alimi, ya sakatı ya da hamalıdır!! İnsan; doğru kullandığı bilginin alimi, kullanmadığının hamalı, eksik ve yanlış kullandığı bilginin sakatı ve bilmediği bilginin cahilidir. Demirkuş 2008
*Çocuklarımızı ve öğrencilerimizi; zamanında gerçek bilgilerle donatmazsak, onun yerine çocuklarımızın zihinleri abur cubur, hurafe, vahşi, doğal, cahili, şeytani, iblisi, gereksiz, eksik, yanlış, liyakatsiz... Vb bilgiler doluşur. *Toplumsal olarak geri kalmanın bir sebebi de budur.
*Öğrencilerimizi sıfırdan, üniversiteyi bitirinceye kadar sadece fen ve toplumsal bilimlerle ilgili bilgilerle donatmak yeterli değildir. Peygamber Ahlakı yönünde eğitici bilgi ve uygulamalardan (eğitimden) yoksun bırakmak geleceğimiz için büyük bir risk ifade eder.


Bilginin Temel Kaynakları; Bilgi Kaynaklarını Sınıflandırın;
Hangi Kaynaklardan Bilgi Edinilir?
1-Çevresel Kaynaklı Bilgiler; Çevremizden maksatlı ve maksatsız edindiğimiz bilgiler. Doğal çevre ve öğretim, öğrenim ve eğitimle edinilen bilgiler.
2-Düşünsel Kaynaklı Bilgiler; Uyanık halde iken düşünsel sentezle hayal ederek, kurgularak… Vb şekilde iç dünyasında bilgi üretip beyine ve zihnine kaydetmek.
3-Atasal Gen Kaynaklı Yapısal (Fıtrati) Bilgiler; Atasal olarak genlerimizde var olan ya da ceddimizden bize aktarılan yapısal (fıtrat) bilgiler.
4-Yaratık Kaynaklı Bilgiler; Cahili, Hayvani, Şeytani, İnsani... Vb yaratıklar tarafından diğer yaratıklara bahşedilen ya da kasti nüfuz edilen yaratıksal öğreti ve feyiz bilgileri.
5-İlahi Kaynaklı Bilgiler; Peygamberlere vah edilen vahi kaynaklı bilgiler. Ör. Allah (C.C) Gönderdiği kitaplar ve onlarla ilgili peygamberlerin hadisleri… Vb Hayır ve şer Allah (C.C)'DANDİR. Bu nedenle tüm bilgiler özünde ilahi kaynaklıdır.
6-Rahmani Kaynaklı Bilgiler; Rahmani feyizle bahşedilen bilgiler. Allah (C.C) tarafından alimlerin, peygamberlerin kalbine verilen ledünni ilimler.
7-Rüya Kaynaklı Bilgiler; Gerçek hayatımıza tesir edecek ve unutulmayacak derecede önemli rüyalar.
8-Trans Kaynaklı Bilgiler; Herhangi bir şey hakkında bilgi edinmek için uyku ile uyanıklık halı arasında dikkatini; bayılmadan, dağıtmadan uyutmadan konuya yoğunlaşıp istihare ederek iç alemlerden bilgi toplamak ya da edinmek.
9-Diğer kaynaklı bilgiler.

Bilimin İnsandaki En Önemli Meyvesi: Bilimin insandaki en önemli meyvesi; çevreye ve doğaya kısmen hakimiyeti sağlayan fen, teknoloji ve iletişimdir. Ancak güzel ahlak olmadan bu meyveyle insanlık en aşağılık yaratık seviyesine ve postuna bürünür. İnsanın bilim aracını ve teknolojik araçlarla ürettiği; sanal, hesabi (dijital), düşünsel ve nesnel; teknoloji, bilgi, kültür... Vb. kullanarak benimsediği yaşama biçimi ve ürettikleriyle doğadaki çok şeyi öğrenip, kendi arzularına göre işleyip devşirmesidir. Bilimin Meyvesi Olan Teknoloji İle; İnsanlar eşyayı ve gayri insani yaratıkları köleleştirir ve iletişimi kolaylaştırışıdır. Bilim, teknoloji ve ekonomi ne kadar gelişirse gelişsin buna paralel olarak "İnsanlık İnsancıl (Rahmani) Ahlakla Taçlandırılmadıkça", insanlığın hayvandan daha aşağılık vahşi bir konuma geleceğinden emin olabilirsiniz. Ben güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderildim (hadis vardır).

Bilimsel Açıdan Doğa Ötesi: Bilim açısından henüz genişleme boyutuna ve ulaşılmayan doğanın geleceğini ve nesnel ötesini ifade eder. Ör; gelecekte doğayla ilgili bilinecek her şeyi ifade eden doğanın geleceğidir.

Bilim, ilmin, öğretim ve öğrenim eğitimin alt ünitesidir. Bilim daha çok öğretim, ilim ise eğitim kavramı ile ilişkilidir.
"Hayatta en Hakiki Mürşit İlimdir Fendir, İlim ve Fenden Başka Yol Gösterici Aramak Gaflettir, Dalalettir, Cehalettir." Atatürk 1
"Hayatta en Hakiki/Hakkı Tek Mürşit Allah (C.C)’HU ve İşinin Ehli Olan Zatlardır” Demirkuş 2012
İstisna hariç (Allah (C.C)) ancak akıllı yaratıklar en hayırlı mürşit olabilir. En hayırlı mürşitler akıllı yaratıklar içinde aranır. En hayırlı mürşitler akıllı yaratıklar içinde çıkar. Şeytan ve ona uyanlar şeytan olmak için yaratılmamışlar. akıllı yaratıklar olarak yaratılmışlar ancak hilkat garibesi tercihleriyle kader çizgisi/leri içinde şeytan olma unvanını hak etmiş en hayırsız ve sapık mürşit/lerdir.
“Dinsiz İlim Kör, İlimsiz Din Topaldır” Albert Einstein 1, Bu öz deyişte kavram ve düşünce yanılgısı var.
Belki de özeyiş;“Dini Eksik Bilen Kör, İlimi Sakat Olan Topaldır” DEMİRKUŞ 2009 şeklinde söylenseydi daha mantıklı olurdu.
“İlimsiz Din Düşünülemez,  Dinsiz İlim Düşünülebilir”,“İlimsiz Din ve İlimin Dini Düşünülemez”,   “İlimsiz Din, İlimin de Dini Olamaz.” Her Dinin Mutlaka İlmi Vardır, Fakat Hiçbir İlimin Dini Düşünülemez. Her İlim ve Bilimde Doğru ve Hayırlı Değildir .  Demirkuş 2008 .1, 2
“Dinler Allah (C.C) Tarafından Akıllı Yaratıkları Gerçeklere Davet Eden Peygamberlerce Hayata Uygulanmış Yaşam Şekilleri ve Kurallar Bütünüdür. İlim ve Bilim İse; Öğrenme ve Tatbik/Uygulayış  Aracıdır”  Demirkuş 2008 "Hayatta En Hakiki Akli Araç; İlimdir Fendir, İlim ve Fenden Başka Akli Araç Aramak Belki de Gaflettir, Dalalettir, Cehalettir." DEMİRKUŞ 2010 En Hakiki ve Gerçekçi Mürşit Allah (C.C) veya En Hakiki ve Gerçekçi Mürşit Allah (C.C) Peygamberleri ve Rahmani Alimleridir. Demirkuş 2011
“İlim İlim Bilmektir İlim Kendin Bilmektir Sen Kendini Bilmez İsen Ya Nice Okumaktır ” Hz. Yunus EMRE,
İlim Bilmeye Araçtır, Sen Aracın Bilmez İsen Ya Nice Okumaktır. ” Düzenlendi DEMİRKUŞ 2008
"Nefsini Tanıyan Rabbini Tanır" Ayet ve Hadis
“İlim Çin'de Bile Olsa Gidip Alınız” Hz. Muhammed AS“"İlim(Hikmet) Müslüman'ın Yitik Malıdır, Nerede Bulursa Alır.""İlim öğrenmek,Beşikten Mezara Kadar Farzdır” Hz. Muhammed AS
Özel not;hayvanlarda uygulamalı bilim ve zeka sahibidirler.Örneğin, kuşların gagasıyla, maymunların taşlarla sert kabuklu yumurta ve meyve kırması gibi. Av avcı ve yaşam yerini kullanma ve sahiplenme bilimine sahiptirler. Hayvanların ilim sahibi olmaları şimdilik meçhuldür veya bilinmiyor.Belki de bazı hayvanlar da ilim sahibidir. Çünkü artık bazı insanların hayvanlardan daha aşağılık, hatta zihinsel olarak hayvanlarla özdeş veya zihinsel metriksleri hayvanlarla birebir örtüştüğünü biliyoruz. Ancak insan ilim sahibi yaratık oluşuyla karakterize olunur.Biri birinden etkilenebilir konumdadırlar. Genel olarak bilim ve ilimin tarihi yaratıkların var oluşu ile başlar. Bilim ateş gibidir doğru kullanılmadığı zaman etrafa zarar verir. Bu hemen çok şey için böyledir. Belki de liyakatli kullanılmayan çok şey çevresine zarar verir

İLİM NEDİR? Bilime ilave olarak; ahlakı, doğa ötesi ve tasavvufu içeren, tüm bilgi ve uygulamaların hayatla gerçek ilişki ve tanımlarıyla şekillenen en kapsamlı kavramdır. İlim daha çok eğitim kavramı ile ilgili olup, beşeri merkezli olarak bilime ulaşır. İlim; Allah (C.C) Âlim sıfatına tabi olup tüm yaratıkların ezeli, yaşayan ve ebedi aşamadığı ve hayat bulduğu ölüp ve diriltildiği tüm bilgilerin en kusursuz, verimli ve israfsız konumlandığı bilgi bütünlüğünü, ilişkiselliğini ve birlikteliğini içerir. İlim bilinen ve bilinmeyen tüm bilimleri de içerir. İlim bir gerçek bilim ise ölümlü, sonlu ve geçici bir araçtır.
    Bilim ve ilim; tüm yaratıkları, olguları, olayları, süreçleri, ilişkileri ve enerji hallerini tanımak için bir araçtır, bilgi ise veri tabanıdır. Bilimi ve ilimi bilgilerimizle işletip, hayata uygularız.

İlim, bilime ilave olarak ahlaki - hayvani-meleği doğa ötesi ve  tasavvufu  içeren  en geniş bilgi havuzunu temsil eden kavramdır. Bilim; Tüm Bilim Dallarını Kapsayan-İçeren Geniş Kavramdır. Bilimin veri tabanı bilgi birimleridir. Biyoloji merkezli bilgi veritabanı birimlerinin örüntüsünde Biyoloji Bilim Dalı Ortaya Çıkar. Evrim merkezli bilgi veritabanı birimlerinin örüntüsünde Evrim Bilim Dalı Ortaya Çıkar ya da oluşur… Vb Tüm Bilim dallarına bu mantık genellenebilir. Zeki yaratıkların çevresine uyum, gelişim, çevresini ve kendilerini; konumlandırış, tanıyış ve kullanış aracıdır. Bilgi ise bilim ve ilimin veri tabanıdır. Bilim yaratıkların geçici enerji yaşam döngüsünde deneyim, öğretim, öğrenim ve eğitime dayalı ortaya çıkardıkları ilim versiyonu ürünüdür. İlim, ezeli, ebedi ve Baki olan Allah (C.C) Âlim Sıfatına tabiidir ve ölümsüzdür. Aslında bilimin kökeni de ilimdir. Sanki bilim doğa kökenli canlı ve yarı canlı yaratıklar tarafından eşyayı ve tüm yaratıkları tanıyış, kullanış, amaçlı konumlanış... Vb düşünsel dikitlerini temsil eden bilgi tabanlı düşünsel işletim sistemi gibi bir araçtır. İlim ise ilahi/peygamberi kökenli olup, eşyayı, tüm yaratıkları ve kendini tanıyış, kullanış, amaçlı konumlanış... Vb düşünsel sarkıtları temsil eden bilgi tabanlı düşünsel Akıl işletim sistemi gibi bir araçtır. Yaratıkların genetik, fıtratı, deneyimleri ve ilahi/peygamberi kökenli ölümlü ve geçici hayata uygulanan ilim versiyonuna bilim deniyor. Bilim ve ilim mürşit olamaz ancak araçtırlar. Ör. Peygamberler; Peygamber Ahlakı Münşidirler. Ünlü bilim uzmanları; sahalarının mürşididirler. İnsanlarda bilim ve doğa insanı değil Allah (C.C) insanıdırlar. Onun için ilim daha çok beşeri merkezli olarak, bilime ulaşır. Bilim-İlim İnsanı, Bilim-İlim Adamı, Bilim-İlim Kadını Kavramları bazı insanlar için yanlış ve liyakatsizdir. Bilim Uzmanı, Bilim Eksperi, Bilim-İlim Ustası, Bilim ve İlim Alimi, Bilim Bilgini, Bilirkişi, Bilen Zat kavramları bazı insanlar için daha liyakatlidir. Bilim; ilimin yaratıklardaki; irsi ve/veya sonradan öğrenilen ya da üretilen hayatla ilgili ölümlü-sonlu örüntüsü-örgüsü gibidir. Bilgi ise, bilimin veri tabanıdır. Bilim ölüm ötesine henüz genç ve kördür. Yaratıkların ölümünden sonra ömürleri boyunca yaydıkları enerji ve hayat döngülerin akıbeti ve sonraki geleceği için hiçbir şey söyleyemez. İlim tüm sonuçları bildirmiştir.


İlim;
içinde, sonsuzluk, ebediyet ve tüm bilim döngüleri, bilinen-bilinecek-bilinmeyecek ve var olması gereken; tüm zamanları, olayları, süreçleri, olguları, eylemleri, bilgileri, yaratıkları… Vb her şeyi liyakatli, israfsız güçte ve konumda/larda... Vb bulunduran ve bilinen; hiçbir tercih ve  kader çizgisinin aşmadığı-aşamayacağı sahipsiz olmayan çoğu şeyin en büyük havuzudur. Yer/ler ve gök/ler yapışıktı biz onu/ları açtık (Ayet var)Başlangıçta yer ve gökler yapışıktı(ilmen yer ve göklerin çok yönlü yapışık olduğunu düşünün). Biz onları açtık sonra isteseniz de istemeseniz de bir araya gelin dedik/Enbiya 21. Suresi 30.Ayet Fussilet 41. Suresi 11. Ayet. Hala göğü genişletmekteyiz/Zariyat 51. Sure 47. Ayet.

İlmin İnsandaki En Önemli Meyvesi: İlmin yaratıklardaki en önemli meyvesi güzel ahlaktır. Gerçek Güzel Allah (C.C)’N Nur (C.C) Cemalidir. Güzel ahlakta Allah (C.C)’NA aittir. Bu ahlakın insandaki en iyi tecellisi peygamber ahlakıdır. Ben Güzel ahlakı tamamlamak üzere geldim. Hadis Vardır. Ruhuna, aklına, vicdanına ve ilahi imanına endeksli ilahi-aklı kuralları benimsediği yaşama biçimi ve ürettikleriyle, çevresi, zihni ve doğa ötesini/de yaşarken öğrendiklerini davranış ve eylemlerine; peygamber ahlakıyla işleyip, devşirmek ve yansıtmaktır.

İlim Ve Bilimim Meyvesinin Sonucu(Bir Arada Değerlendirişi); İlimin İnsandaki meyvesi Güzel Ahlak, Bilimin İnsandaki Meyvesi Fen ve Teknolojidir. Fen ve Teknolojisiz yaşadığımız asırlarda haksız yere katledilen ve hastalıklarda ölen toplam İnsan oranı, teknolojiyle yok ettiğimiz insan oranıyla kıyaslanamayacak kadar düşüktür. O halde güzel ahlakın hâkim olmadığı insan toplumlarının “Teknolojisi ilerleyişiyle insanlığın gittikçe daha aşağılık yaratık oluşa doğru gidiş arasında doğru orantı olabileceğinden emin olabilirsiniz. Demirkuş 2013. Teknoloji ve Fen Ağacına Güzel Ahlak Aşısı Yapılmadıkça, Teknoloji Geliştikçe İnsanı daha da ya da En Aşağılık Bir Yaratık Konumuna Sürükleyeceğinden Emin Olun. Tüm İnsanların Ekonomik Sorunlarını Çözseniz de Bu Sefer Varlıktan Ve Obeziteden Kuduranlar Birbirini Yer.

Doğa Ötesi İlim; ilim havuzundaki doğa ötesi her şeyin ilmine denir. Madde ötesi ve anti (melek, cin... Vb) madde tabanlı sistem, araç ve birimlerle hayat bulmuş yaratıkları inceleyen ilime Doğa Ötesi İlim denir. Ör; tasavvuf, Hz Muhammed'in miraca çıkışı ilmi, akıl, zeka, ruh, sanal nefisler… Vb inceleyen ilim doğa ötesidir.

İlim Havuzu İçinde Tüm Bilimlerin; Liyakatli Konumlandırılışı, İlişkilendirilişi Önemli ve Gerekli Bir Disiplindir.

Ola ki Matematik ve Bilim kavramlarının tanımları arasında kavram yanılgısı ve eksikliği vardır. Belki de Matematik Biliminin Ortak Paydasını, Diğer Bilim Dalları Payları İfade Eder. Paylar ve Paydanın Toplamı Birlikteliği Bilimi İfade eder. Sanki Matematik Bilimin Ortak Payda Ana Yüzü, Diğer Bilim Dalları Bilimim Özgün Payları ara Yüzü Gibidir. Aslında Matematik; Tüm Bilimin kümelerle, sembollerle, rakamlarla ve denklemlerle ifade edilişinin ana yüzüdür (Kümesel, sembolsel, rakamsal ve denklemsel). Yani Bilimin, denklemsel, sembolsel, kümesel, şekilsel ve rakamsal ifade edilişi şekline kısaca Matematik Bilimi denir.Ola ki Matematik bilimin bir alt bilim dalı değil de bilimin farklı ifade ediliş ara-ana yüzüdür. Bu mantıktan ve muhakemeden çıkarsayışla; Matematiğin dışındaki diğer bilim dalları toplamı ise kültürel alfabelerin sözel, yazımsal, eylemsel… Vb şekilde ifade edilen tüm alt bilim dallarının toplamını ifade eder ara yüzü konumda gözükmektedir. Buna bilimin kültürel ara yüzünü ifade şeklide denebilir. Ola ki Evrim ise gerek Kültürel Bilim ve gerekse matematiksel Bilim ara yüzleri içindeki kalıcı değişimlerin arasındaki gerçek bilimsel hayat hikâyelerinin ilişkisini tevhit eden Bilimin Değişim Ara Yüzünü İfade Eder. Yani Gerçek/Yarı Gerçek Bilimin Şimdilik Üç Ara Yüzü ya da Alt Kategorisi Vardır. 1- Kültürel Alfabetik Ara Yüzü (Sosyal, Kültür ve Doğa Bilimi). 2-Değişim Ara Yüzü (Evrim Bilimi). 3-Rakamsal-Kümesel Ara Yüzü (Matematik Bilimi)…Vb Örneğin ilerde Kuantum Bilimi, Düşünsel Bilim, Sanal Bilim Kategorileri de Gerçek/Yarı Gerçek Bilimin Bir Alt Disipline Kategorisi Kabul Edilebilir..

İlim havuzunda, tüm enerji halleri ve yaratıkların (düşünsel, dijital, sanal, nesnel, yarı sanal... Vb) yapısı ve gerçek ilişkilerin sembollerle, rakamlarla, denklemlerle ve kümelerle ifadesi belki de Matematiktir.

Matematik külli ilmin içindedir. Belki de her yaratığın, hayat döngüsünde, en azında bir konumunda mutlaka bir matematik konum ve hayat denklemi vardır.
Yaratıkların, olayların, süreçlerin... Vb yapısı ve aralarındaki ilişkilerin sembollerle, rakamlarla, denklemlerle ve kümelerle ifade eden bilime Matematik denir.
Matematik (Evrensel, Doğal, Düşünsel, Hesabi... Vb Matematik); ölümsüz olan ilimin ölümlü ve öğrenmek-kullanmak için yaratıkların bir aracı olan bilimdeki hayatın varlığı ve/veya bilimi yaşatan kalbi gibidir. Onsuz bilim yaşayamaz. Bilimi bir beden kabul edersek matematik onun kalbi, canı ve hayatıdır. Belki de ya da Ola ki Matematik yaratıksal her şeyin matematik sembollerle birimsel ve sayımsal ilişkilerlinin denklemsel ifadesidir. İstatistik genellikle uygulanabilir matematiğin ampirik bilgilerin ilişkisini ifade eden ve içeren bilim dalıdır.
İlim havuzunda; madde (elementlerden), anti madde tabanlı birimlerdeki özgün ve mantıklı matematiksel denklem kümelerine dayalı enerji hallerinde hayat bulmuş;sanal, nesnel ve yarı sanal kişiliklere yaratık denir.

İlim, Bilim ve Bilim Tarihi ve Bilimin Evrimi Arasındaki İlişki;

Bilim Tarihi ve Bilimin Evrimi;Günümüzden geçmişe ve geleceğe yaratıkların ve enerji hallerinin;deneyimsel, potansiyel, yapısal, bilimsel … Vb bilgileri örüntüsünün tümünü içeren sonlu ve ölümlü bilimin yaşam sürecidir. Bilimin bilimsel hayat hikayesidir.

-Bilim Tarihi ve Bilimin Evrimi Arasındaki Fark;
Örneğin, İnsanın Tarihi ve İnsanın Evrimi Farklı İki Kavramdır.
Bilim Tarihi; Geçmişteki olayların, süreçlerin, olguların, yaratıkların... Vb hangi tarihte, nerde, neyle, nasıl ve niçin olduğunu izah edişe çalışır.
Bilimin Evrimi: Geçmişteki ve günümüzdeki; olayların, süreçlerin, olguların, yaratıkların... Vb değişimlerin kökenini ve tarihsel ilişkilerinin gerçek hayat hikayesini izah edişe çalışır.

Geçmiş……….……..Zaman…………. Gelecek
              …..………..Yaratık…………….
        …………..Bilgi Örüntüsü………..

A Bilimi Tarihi
.
.
.
D Bilimi Tarihi
.
.
Evrim Bilimi tarihi
Tarih Bilimi Tarihi
.
Z Bilimi Tarihi……
BİLİM TARİHİ KAVRAMI>TARİH BİLİMİ KAVRAMI,
Örneğin,Hücre Bilimi Kavramı>Hücre Teorisi Kavramı, Evrim Bilimi>Evrim Teorisi Kavramı
-Bu mantıktan hareketle; Bilim kavramının kapsamı, tarih kavramından daha büyük olduğu için;

-Bilim Tarihi ve Bilimin Evrimi;tüm bilimlerin tarihini içeren ve insanla ilişkilendirmeye çalışan bir bilim dalıdır.

-Bilim Tarihi ve Bilimin Evrimi Arasındaki Fark;
Örneğin, İnsanın Tarihi ve İnsanın Evrimi Farklı İki Kavramdır.
Bilim Tarihi; Geçmişteki olayların, süreçlerin, olguların, yaratıkların... Vb hangi tarihte, nerde, neyle, nasıl ve niçin olduğunu izah edişe çalışır.
Bilimin Evrimi: Geçmişteki ve günümüzdeki; olayların, süreçlerin, olguların, yaratıkların... Vb değişimlerin kökenini ve tarihsel ilişkilerinin gerçek hayat hikayesini izah edişe çalışır
Tarih Bilimi; Bilimin bir dalıdır.Ör. Fizik Bilimi, Kimya Bilimi veya Biyoloji Bilimi gibi bilimin bir dalıdır.

Tarih nedir? Bulunduğumuz zaman boyutundan  geçmişe ait her şeyi  tarih olmuştur. Kısaca Tarih; “İnsanla İlgili ve İnsanlarca Yaşanmış Olay, Olgu, Süreçleri… Vb İnceleyen Diri Bilim Arşivi Olgu ve Süreçleri Gibidir” Demirkuş 2008
Evrim ve Tarih Kavramları da karıştırılmamalı; Evrim yaratıkların gerçek hayat hikayelerinin bilimsel açıklamasını yapmaya çalışan bir bilim dalıdır. Hayvanların kültürü olmadığı için tarihi olmaz. Hayvanların evrimi olur. Tarih daha çok insanla ilgili kültürel, toplumsal, bilimsel... Vb insanların geçmişini ilişkilendirip izah etmeye çalışan bir bilim dalıdır. Bu açıdan belki de, Bilim Tarihi ve Bilimin Evrimi dersinin gerçek adı,
"Bilimin Evrimi ve Tarihi" şeklinde olmalıydı.

Geçmiş nedir? Geleceğin tersidir. .  Bulunduğumuz  boyutlar sistemi ve ilişkiler denkleminden önce (mazide) ; yaşanmış her şeyi (olay, süreç,olgu… Vb) içeren  kapsamla ilgili kavramdır.

Gelecek nedir? Geçmişin tersidir.  Bulunduğumuz  boyutlar sistemi ve ilişkiler denkleminden sonra veya ilerde(atide); yaşanacak  her şeyi (olay, süreç,olgu… Vb) kapsayan kavramdır. “Olay, Olgu, Süreçlerin… Vb  yaşanacak paketi gibidir” Demirkuş 2008


Hayat/Yaşam Nedir?Tüm yaratıklarda ( canlı ve cansız) yaşamak için mutlak enerjinin hal değiştirerek sonlu olan ömür halıdır. Geri dönüşümsüz ilk kişilik halini/lerini(geçmişini) hatırlamayacak şekilde hal değiştirmişse yok olmuş demektir. Kısaca; yaratığın/yaratıkların ömür boyu ya da hayatı boyunca yaşadığı her şeyidir.

Zaman nedir?Hıza bağlı olarak; geçmişe ve geleceğe doğru; uzayan, kısalan ebedi hızla ortadan kalkabilen ya da en azında özel hallede asgari sonsuzadoğru küçülebilen ölçülebilir bir kâinat boyutudur.



Bilim Tarihi Dersini Nasıl İşleyeceğiz;
1-Bu dersi işlerken, Bilim, İlim, Tarih, Geçmiş,, Gelecek, Zaman, Olay,  Süreç, Olgu, İnsan, Teknoloji nedir?… Vb kavramların;ortak payda, özgünlük, içeriklerini… Vb belirledikten sonra, biri biriyle   ve teknoloji ile olan ilişkilerinin insana tesiri ve insanın onlar üzerindeki etkilerini  Bilim ve Tarih  merceğinden-açısından analiz edeceğiz.
2-Tarihsel sıralanışa göre 21 YY'IN  başlangıcından kâinatın ilk oluşumuna ya da yaradılışına doğru kabaca tarih ve  bilimin gelişim olgusunun  süreçlerini  belirleyeceğiz.
3-Daha sonra  kısaca ve özet olarak 20 YY' DA yontma taş ve cilalı taş  devirleri öncesine ya da lisansız doğal ya da vahşi insana (modern insan nefsi)  kadar ki  inanlığın bilimle ilişkilerini dönemlere ayıracağız.
4-Bu bilgilerin ışığında kabaca kavimlerle bilimsel gelişimin tarihsel  ilişkisini kategorize edeceğiz.
5-Tüm bu bilgilerimiz önem derecesine göre vurgulanarak gerekirse örneklendirilecektir.


Bilim Tarih'inin Süreçleri;
Bilim Tarihi'nin Zamansal (Geçmiş, Günümüz ve Gelecek ), Evrimsel, Teknolojik ve Eğitim Süreçleri;

1-Bilimin Tarihi'nin Geçmiş Süreçleri;"Bilim Çözmecesi (pazılı) İskeleti" ne ile ne zaman başlar ve bilimin orijini nereden kaynaklanır? Sorusuna tatmin edici bir yanıt bulunmaya çalışılacaktır.

2-Bilimin Tarihi'nin Günümüz (Asri) Süreçleri;Yaşadığımız Asırda ve Günümüzde "Bilim Çözmecesi (pazılı) İskeleti" alt birimleri ya da parçaları olan bilgi birimleriyle inşasının hayat hikayesi nasıldır? Sorusuna tatmin edici yanıt verilmeye çalışılacaktır.

3-Bilimin Tarihi'nin Gelecek Süreçleri;
"Bilim Çözmecesi (pazılı) İskeleti"nin geleceğe doğru değişimin nirengi noktaları ve varacağı en son ölüm anı ne zamandır? Sorusuna tatmin edici yanıt verilmeye çalışılacaktır.

4-Bilimin Tarihi'nin Evrimleşme Süreçleri;
Dünyevi ve fani bir araç olan bilimin yaşam döngüsündeki "Bilim Çözmecesi (pazılı) İskeletindeki" değişimlerin ve en az değişenlerin karşılıkları ya da bilim-yaratık bazında evrimleşmenin (değişimin sonuçlarının) önemli bilimsel nirengi noktaları nelerdir? Sorusuna tatmin edici yanıt verilmeye çalışılacaktır.

5-Bilimin Tarihi'nin Teknolojisi ve Bilimsel Eğitim Süreçleri;
Bilimin insanlar tarafından hayata sanal, nesnel ve düşünsel uygulanışının meyveleri genellikle sanal, nesnel ve düşünsel teknolojidir. Özellikle bilimin tarihsel gelişimi ve bilimsel değişimleri n teknoloji olarak hayata uygulanışın, iyiye, kötüye, cahilce, bedbahtça veya bilinçsizce kullanımının en dehşet verici asırları olan 19. ve 20. YY Biliminin doğayı ve doğa yasalarını insanlığın yaşamını ve geleceğini tehdit edercesine kışkırtıcı, tahrik edici hale gelmesinin; yanlış, eksik, bedbaht öğretim, öğrenim, eğitim ve peygamber ahlakından yoksun oluşuyla ilişkisi açıklanacaktır.


Bilimsel, Evrimsel ve Kültürel Tarihlerin Özgülükleri ve Geçerlilikleri;

Bilimsel ve Evrimsel Tarih kesin evrensel delililere dayanır. Kültür ve Kavim tarihleri genellikle bilimsel değildir. Ancak 19. ve 20. YY yazılan ve kültürlere dayalı tarih siyasi amaçlara ve hükmedenlerin nabzına göre şerbetlere dayalı başka kültürleri yağmalayıcı ya da yok sayıcı, kısmen doğru, ya da amca uygun düzmece veri tabanlarına ve monologlara dayalı tarihtir ya yarı geçerli ya da sakat tarihtir ve düzmecelerden ibarettir güvenilmez.

Dersi İzleme ve İşlemede Uygulanacak Yöntem;
   Konuların  fıtratına uygun olarak sıra dışı  işlenecektir.  Yani geçmişten geleceğe değil,  günümüzden geçmişe, basitten karmaşığa  ve  en iyi bildiğimizden en az bildiklerimize doğru konuyu işleyeceğiz.
   Kısaca  en iyi bildiklerimizden hareketle,  bulunduğumuz bilim ve tarih  koordinatlarından; geçmişe doğru ilerlerken-hareket ederken ;bilim ve tarih açısından, geçmişten geleceğe doğru;  
Önemli;
1-Bilim Tarihi ve Bilimin Evrimi Değişmezleri (sabiteleri);Ör, kanunlar, yerçekimi kanunu, bilim, teknoloji kavramları... Vb. 
2-Bilim Tarihi ve Bilimin Evrimi Değişkenleri; Ör, Zevkler, Tercihler...Vb.
3-Bilim Tarihi ve Bilimin Evrimi Değişenleri; Ör, Canlılarda sınıflandırma kategorileri, Teknolojik ve Bilimsel Değişimler-Gelişmeler... Vb.
4-Bilim Tarihi ve Bilimin Evrimi Geçişkenleri; Ör, Hipotezler, Kavim Hakimiyetleri ve İktidarları.
5-Bilim Tarihi ve Bilimin Evrimi Uyumları
; Ör, Toplumların teknolojiye ayak uydurmaları... Vb.

Özgünlük: Bir yaratığın veya herhangi bir şeyi tanımlayan özü, parmak izi o şeye ait kırmızı çizgileri içeren tanım bütünlüğüne özgürlük denir. Yani özgürlük zatına munhasır diğer her şeyden farklı karakterin ve özelliklerin kombinezonun toplamıdır. Hatta kainatta hiçbir şey ötekine çok benzemez.
Örneğin, biri birine benzeyen iki veya daha çok şey birbirinden farklı hayat ve konum haklarına sahiptirler.

Benzerlik (Aynılık/Ortak Payda Özellikler): İki şey ve çok şeyin biri birine benzeyen veya andıran ya da aynı özellik ve işlevleri gören ortak özellikler, karakter, yapılar ... Vb. olan şeylerin toplamına denir.

Farklılık: İki veya daha çok şeyi birbirinden ayıran birbirine benzemeyen özelliklerin, yapıların ve özgünlüklerin toplamına ise farklılık denir.

Değişmezlik: Herhangi bir yaratığın veya herhangi bir şeyin en az değişen veya hemen hemen değişmeyen özelliklerin, karakterlerin yapıların ve benzerliklerin toplamına değişmezlik denir. Ör, kanunlar, yerçekimi kanunu, bilim, teknoloji kavramları... Vb.

Değişkenlik: Bir yaratığın veya herhangi bir şeyin sürekli değişen özellik karakter ve yapıların toplamına değişkenlik denir. Ör, Zevkler, Tercihler...Vb.

Geçişkenlik: Bir yaratığın veya herhangi bir şeyin ya da bir yapının değişmezlik ve değişkenlik arasında titrek özelliklerin, karakterlerin, yapıların toplamına geçirgenlik denir. Ör, Hipotezler, Kavim Hakimiyetleri ve İktidarları.

İlişki: Bir yaratığın alt üniteleri, iki yaratığın veya çok yaratığın ya da bir çok yapının arasında ki statik- durağan ve dinamik iletişim bağlantıların ve alışverişin toplamına denir.

Değişken: Sürekli değişen şeye değişken denir. Ola ki sürekli değişimlerin toplamına ve ortalamasına değişken denir.?

Değişen: Değişme uğrayan şeye değişen denir. Canlılarda sınıflandırma kategorileri, Teknolojik ve Bilimsel Değişimler-Gelişmeler... Vb.


Değişim: Herhangi bir şeydeki değişkenlerin cereyan etmesinden sonra meydana gelen son haline değişim denir. (Değişkenlerin toplamıdır. İlk ve son hal arasındaki farktır.)

Bilimin Evriminin ve Bilim Tarihinin Gelişimi, Evrim Bilimi, Tarih Bilimi İle Yaratıkların Evriminin Arasındaki;
-Özgünlüklerin,
-İlişkilerin,
-Benzerliklerin,
-Farklılıkların,
-Geçişkenlerin,
-Değişmezlerin,
-Değişkenlerin ... Vb Farkındalıklarını Doğru Kavramak Gerekir.

-Varlık Nedir?
-ALLAH (C.C)'N ilminde var olan her şey varlıktır. Buların hepsine birlikte varlık denir. Bunların alemine ise varlıklar alemi denir. Bunların içerisinde ALLAH' (C.C) takdir ettiklerini nuru ile ve enerji ile yarattığı zaman varlıklar 'yaratık' adını alır.
Yaratık varlıklar aleminde var olan ve ALLAH (C.C)'N nuru ile yaratılan her şeye 'yaratık' denir.
Her yaratık bir varlıktır.
Her varlık bir yaratık değildir.

-Yaratık Nedir?
-ALLAH (C.C)'N ilminde var olan her şey varlıktır. Buların hepsine birlikte varlık denir. Bunların alemine ise varlıklar alemi denir. Bunların içerisinde ALLAH' (C.C) takdir ettiklerini nuru ile ve enerji ile yarattığı zaman varlıklar 'yaratık' adını alır.


-Yaratıkların Değişimini Sürekli Dinamik ve Zorunlu Kılan Nelerdir?
Bilim tarihi aslen bilimin evrimini ve evrimin gerçek tarihini hatta bütün bilim dallarının gerçek tarihlerini izah etmeye çalışan, bilimden sonraki en büyük bilim dalıdır.
Özel not : Geçmişteki bütün bilim dallarının geçmişteki tarihlerinin toplamı bilim tarihi dersine denk gelir.


Kainattaki Yaratıkların Değişimini/Evrimini Zorunlu Kılan Nedenler;

Bilimde, Kuran-ı Kerim CC'HUN Algılanır Hale Gelen Nur CC'HUN Parıltıları
1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9,10,11


1032-39°C ile genişlemeye başlayan kainat -273 °C' ye doğru soğumaktadır.
Gittikçe genişleyen/şişen ve belli bir ağırlığı olan uzayın içinde Kainatta genişlemektedir. (Göğü hala genişletmekteyiz diye ayet vardır.) Bilimde de göğü genişleten karanlık enerjidir ve bu enerji tüm kainatın % 73'ünü kaplamaktadır. Kainatın iskeletinin tutkalıda karanlık maddedir. Tüm kainatın %23'ünü işgal eder. Bizim ilgilendiğimiz kainat %4 'tür.
-273 °C 'ye doğru gittikçe soğuyan bir kainat söz konusudur.
Gittikçe hızlanan bir kainat söz konusudur.
Ola ki gittikçe; genişleyen , hızlanan, soğuyan, ışığı azalan, karanlığa boğulan, çekim alanları değişen ve yarılarak, çatlayarak kıyametini yaşayacak bir kainat söz konusudur. Doğada, hala doğa ötesine doğru evrimsel süreçleri yönlendiren 5 Temel Olgu ve Süreç (Evrimi Yönlendiren Temel Olgular ve Süreçler) ;1-Gittikçe hızlanan, 2-Gittikçe genişleyen, 3-Gittikçe soğuyan, 4-Gittikçe karanlığa gömülen ve 5-Gittikçe çekim güçleri alanları değişime uğrayarak (değişerek) değişen ve evrimleşen bir kâinat söz konusudur. Ola ki Özel İlahi ve Zikir… Vb Enerji Halleri Hariç, Diğer Yaratıksal Hiçbir Enerji Halleri 1032-39°C -273 Santigrat Derece Arasındaki ( Belki de daha düşük ısıya gidecektir) Sınırı Aşamayabilir.
Özel Not: Evrimi, değişimi ve dinamizmi etkili kılan bu güçlerdir. Bütün bu güçlerin kaynağı ALLAH (CC) ve ALLAH'IN (CC) sıfatlarıdır. bu etmenler kainatın içindeki yaratıkları strese sokar, yaratıkların değişimine dinamizmine sebep olur.

Yorum;İlimde Varlıklar âleminde yer küresi ve kâinattaki tüm yaratıkların potansiyel enerjisine ve özgünlüklerini özünde bulunduran ve her şeyin yapışık olduğu (Yer ve gök yapışıktı biz onların arasını açtık/Enbiya 21. Sure 30. Ayet/ Fusslet 41. Ayet 11. Ayet); ilk matematik nokta, ilk zerre, ilk sıfır, ilk küme, ilk mekanın bulunduğu ilk koordinatlarda ve ilk boyutlarda belki de boyutsuzluklar da ya da sonsuz boyutlar da veya hepsinin ortak paydası boyutlar da (1032-39 derecede erimiş haldeki kâinatın her şeyini içeren nokta, kâinatsız ilk uzaysal mekana ve oluşan ilk kâinata /yaradılışın ilk saliseden kısa sürede ol emrine icabetine verdiği tepki anı ve oluşum hali) Karanlık enerji ( kâinatın mekanını genişleten enerji) harekete geçti ve karanlık madde (yaratıkları kümelendirici bir arada tutan ve tutkal görevi gören enerji) tepki olarak otaya çıktı. 2 gücün (karanlık enerji ve karanlık maddenin) dengesi 5–6 milyar yıl dengede gitti (kâinatı; genişleten karanlık enerji ve kâinattaki yaratıkların kütlesini bir arada tutan karanlık madde enerjisi) ve akabinde genişletici enerji gücü (karanlık enerji) hakimiyeti aldı ve kâinatı genişleyiş gücü bir arada tutuş gücünü aştı. kâinatı 6 (her gün yaklaşık bir milyar yıla intisap emektedir.) günde yaratık ve göğü Hala göğü genişletmekteyiz/Zariyat 51. Sure 47. Ayet. Bu arada ebedi hız (zamanın sıfıra yaklaştığı hal) sonsuz hıza, sonsuz hızlarda ışık hızına… Vb gittikçe durma noktasına yaklaşan hızlarda hareket eden yaktıklar yaratıldı) .
            Bir anda var olan kâinatın en düşük hızlarıyla ışık hızına ondan sonsuz hızlara ve ebedi hızlara doğru yol alırken diğer taraftan -273 dereceden 1032-39 dereceye doğru ısınarak eriyerek küçüldüğünü düşünelim! Bu şu anlamı taşır; kâinat başlangıçtan bu güne dek unziplendiğinin (kodlanarak açıldığı ve genişlediği koşullarının) tam tersine, başa doğru yani gelişinin tam tersine uyumlu ziplenerek küçülüp erimeye başladığının kurgulayışıdır. O zaman yer ve gökler yaratılmadan sıfır yaşındayken; karanlık enerji ve karanlık madde tarafından zıt yönden çekilmeye başlandı ve 380 yıl bu zıt yönlü kuvvetlerin etkisi arasında bugünkü kâinatın bebeklik hali ortaya çıktı 380 yıl sonra kozmik patlamalar başladı. Bu günkü evren hala bu iki güç arasındaki yaklaşık % 4 lük evrendir. Karanlık enerji; kâinatın % 73 nü oluşturur. Karanlık madde; kâinatın % 23'ünü oluşturur ve kütle çekiminden sorumlu madde olarak bilinir. Bizim algıladığımız kainat tüm kâinatın sadece %4'üdür. Yer Gök yapışıktı ikisinin arasın biz açtık (Ayet var). Göğü Yer Gök yapışıktı ikisinin arasını biz açtık/Enbiya 21. Sure 30. Ayet, Fussilet 41. Sure 11 Ayet. Göğü Hala göğü genişletmekteyiz/Zariyat 51. Sure 47. Ayet. Her şey aslen Allah (C.C)’HU zerre nurundan kökenlenmiştir ya da yaratılmıştır. Yani tek kökenlidir. Evrimde tüm yaratıkların aslen tek kökenden kökenlendiğini savunur. Her ikisinde de canlıların hayatı suda başlar. Arşı suyun üstündeyken hanginizin daha güzel amel işlediğini denemek için kainatı yarattı. Canlıları sudan çift çift yaratmıştır Ayetleri vardır.


-Yaratıkların Evrimi Nedir?
-Yaratıkların evrimi, yaratıkların değişime uğrayan gerçek hayat hikayeleridir.

-Yaratıkların Evrimleştiği Mekanı/ları Nerelerdir?

-Kainat ve kainatın içindeki mekanlardır. Dolaylı yönden sanal, zihinsel ve düşünsel mekanlardır.

-Eğitimdeki en büyük sorunlardan bir tanesi de bilmediğimiz, anlamadığımız anlayışta sıkıntı çektiğimiz şeyleri çok iyi bildiğimiz çok iyi anladığımız çok iyi hayata uyguladığımız bilgilerle ilişkilendirip onun üzerine inşa etmeye onun üzerinde yapılandırış anlayışına çalışmaktır.
Örneğin, Hücre kavramı : Hücre nedir? Hücre bilimi nedir ? Hücre Mekanizması Nasıl Çalışır? Hücreyi Çalıştıran Ve Yönlendiren Etmenler Nelerdir? Soruların cevapları biyoloji öğrencileri tarafından çok iyi bilinir. Bu cümleden hareketle benzer soruları; Evrim Nedir? Evrim Bilimi Nedir? Evrim Mekanizması Nedir? Ve Nasıl Çalışır? Evrimi Yönlendiren Ve Çalıştıran Etmenler Nelerdir? Evrim ve Evrim Teorisi Nedir ? Soruların yanıtları ile ilişkisel düşünülürse biyoloji öğrencileri daha iyi anlar.

Hücre: Organik bir kılıf ile çevrili içinde uygun koşullarda kendine benzer fertleri meydana getiren genetik birimi içinde taşıyan canlıların en küçük birimine ya da yapıtaşına hücre denir.

Hücre Bilimi: hücre ile ilgili bütün bilgileri içeren hücre ile ilgili bilgiyi kapsayıp inceleyen bilim dalıdır.

Hücre Mekanizması Nedir? Ve Nasıl Çalışır ? hücre organları/organelleri hücre sistemi içindeki yapıların çalışmasıdır. Birbirini etkileyecek ve birbirlerinden etkilenerek çalışırlar.

Hücreyi Yönlendiren Ve İşleten Etmenler? Hücrenin hayatını yönlendiren ve işleten etmenler; çevre koşulları ve hücrenin genetik yapısı hücre için uygun ise hücre sıhhat ve afiyetle yaşamına devam ettirilir. Ancak aşırı çevre koşulları ve istenmedik aşırı iç dinamikler oluşursa hücrenin hayatına; ya devama ve değişime yön verip gider ya da devama ve değişime gücü yetmezse ölüp gider.

Hücre Teorisi: Hücrenin tanımıyla ve ilk ortaya çıkışıyla ilgili ileri sürülen hücre bilgilerini içerir. Şimdiye kadar ileri sürülen hücre teorisidir.

Evrim Nedir: Yaratıkların ömürleri boyunca değişim ile ilgili tüm; olay, olgu, süreçleri ve evrim ile ilgili diğer bütün kavramı içeren en üst kavramdır.

Evrim Bilimi: Tüm yaratıkların gerçek hayat hikayesini bilimsel olarak inceleyen bilim dalıdır. Yaratıkların evrimleşmesi ile ilgili bilime evrim bilimi denir. Yaratıkların evrimleşmesini inceleyen bilime Evrim Bilimi denir.

Evrim Mekanizması: Nasıl ki hücre mekanizmasını yönlendiren hücre organelleri ve yapıları ise evrim mekanizmasını yönlendiren evrimi ….. içeriğindeki yaratıklar, onların çevre koşulları, dış koşullar ve yapılarının iç dinamiklerinin toplamı mekanizmasıdır. Kısacası evrim mekanizması; yaratıkların evrimleşmesine (değişmesine), ölmesine , yok olmasına neden olan aşırı iç, dış dinamikleri ve aşırı çevre koşullarıdır.

Evrimi Yönlendiren ve Çalıştıran Etmenler: Yaratıkların iç ve dış dinamikleri ve çevre koşulları fazla değişmedikçe evrim değişikliğe uğramaz yada yaratıklarda pek değişim olmaz sadece doğal yaşlanma olur. Fakat evrimi yönlendiren ve çalıştıran etmenler değiştikçe yaratıklar evrimsel değişikliğe uğrar. Doğada, hala doğa ötesine doğru evrimsel süreçleri yönlendiren 5 Temel Olgu ve Süreç (Evrimi Yönlendiren Temel Olgular ve Süreçler) ;1-Gittikçe hızlanan, 2-Gittikçe genişleyen, 3-Gittikçe soğuyan, 4-Gittikçe karanlığa gömülen ve 5-Gittikçe çekim güçleri alanları değişime uğrayarak (değişerek) değişen ve evrimleşen bir kâinat söz konusudur.

Özel Not: unutulmamalıdır ki her canlının her yaratığın çevre koşullarına tepkisi farklıdır.
Örneğin; Timsahlar dünyada ki diğer pek çok yaratığı değiştiren aşkın değişimlerden etkilenmeden günümüze kadar gelmiştir. Yani çevre koşullarına ve direnişlerine timsahların genetik hoş görüleri geniştir. Fakat insan, bakteri ... Vb benzeri pek çok canlı hal değiştirmiş (evrimleşmiş/değişmiş) ya da ölmüştür.


-Tarih Nedir?
-Tarih bir noktada geçmişi ifade eden bir kavram olsa da, tarih bilimi tarihi inceleyen bilimdir. Kısaca geçmişin mekan, zaman ve tanımlı olay, olgu, süreç, yaratık, hayat.. v.b her şey tarihin içine giren her şeyin toplamı tarihi ifade eder.
-Geçmişteki olayları olgular, herhangi bir şeyi zaman, yer ve mekan belirleyerek inceleyen bilim dalıdır.
-Tarih Bilimi Nedir?
Geçmişin bilimidir. Geçmişi inceleyen bilimdir.

-Tarih Bilimini Dinamik Kılan Nelerdir?
Kainattaki yaratıkların değişimini etkileyen temel etmenlerle doğrudan veya dolaylı olarak tarih biliminin kapsamına giren pek çok şeyi dinamikleştirir.
Örneğin; bu temel değişimlerin tarihteki bir olaya etkisi az olsa da bir fosile etkisi dinamiktir.

-Tarihin Mekanı Nerelerdir?
-Tarihsel olayların, olguların, yaratıkların, süreçlerin yaşadığı mekanlardır.

-Bilim Tarihi;
Bilimin geçmişini ve gerçek hayat hikaylerini inceleyen bilimdir. Bilime ait geçmişi inceleyen bilim tarihide bilimin ana yüzünü matematik oluşturur. Bilimin ara yüzünü iste diğer bilim dalları oluşturur.

-Bilim Nedir?
-Yaratıksal kökenli bilgi bütünlüğünün disipline edilmiş en büyük kavrama denir. Bilim bilgi veri tabanlarının örgüleriyle ortaya çıkmış büyük bir kavramdır. Bilimin ortak paydası matematik, payları da diğer bilimler olacak şekilde disipline edilmiş ve tüm bilimi kapsayan büyük bir kavramdır.

Bilim;
Yaratıksal disipline bilgi bütünlüğüdür.

Bilim Kümesi: Bilim Tümü Kümesi ∑1-∞Pay(Tüm Bilim Daları_Matematik Hariç)/Payda (Matematik Bilim Dalı): Bilim Dalı1 (Örneğin Biyoloji)/Ortak Payda Matematik Bilim Dalı + Bilim Dalı2 (Örneğin Kimya)/Ortak Payda Matematik Bilim Dalı.....
Bilim Kümesi Ölümlü Bir Kümedir.


-Bilimin Değişirmi Nedir?
Geçmişteki bilim değişimi ni tamamlanmıştır. Ancak günümüzdeki bilim yaratıkların (olay,olgu,süreç...Vb) değişimine bağlı olarak değişir.değişen şeylerin değişimine bağlı olarak değişir.

-Bilimin Değişimini Sürekli Kılan Nelerdir?
Değişen her şeye bağlı olarak ortaya çıkan yeni şeyler le ilgili yeni bilgiler bilimin değişimini sürekli kılar.

-Bilimin Evrimi Nedir?
Bilimin gerçek hayat hikayesinin değişimini ifade eder. Dolayısıyla bu yaratıkların değişime uğrayan gerçek hayat hikayeleridir.

-Bilim Tarihi ve Bilimin Evrimi Arasındaki Fark;
Örneğin, İnsanın Tarihi ve İnsanın Evrimi Farklı İki Kavramdır.
Bilim Tarihi; Geçmişteki olayların, süreçlerin, olguların, yaratıkların... Vb hangi tarihte, nerde, neyle, nasıl ve niçin olduğunu izah edişe çalışır.
Bilimin Evrimi: Geçmişteki ve günümüzdeki; olayların, süreçlerin, olguların, yaratıkların... Vb değişimlerin kökenini ve tarihsel ilişkilerinin gerçek hayat hikayesini izah edişe çalışır.


-Bilimin Mekanı Nerelerdir?
Bilimin mekanı yaratık ve yaratıksal olan her şeyin mekanı ile örtüşür.


-Vahşi, Doğal, Hayvani Bilim Nedir?
-Doğal olan yaratıkların veya yaratıksal olan her şeyin bilimi anlamına gelir. Yani vahşi doğa ile ilgili olan tüm yaratıksal bilim kastedilir.
-ALLAH  (C.C)'N vahşi doğaya ve yaratıklara böyle bir bilim verdiği konusunda ayetler vardır. Yaratıkların fıtratına yaşam döngülerini tamamlamaları ve yaşamları için kendilerine ilim ve bilim verdiği düşünülür ve kabul edilir. Hatta ALLAH(CC)’ın arıya ve çeşitli yaratıklara vahiy ettiği Hz. Yunus ile ilgili balığa vahiy edişi ve bilemediğimiz bir şekilde yaratıkların ALLAH( (C.C) zikrettiğine dair ayetler vardır. Hatta toprak, güneş, yıldızlar, gökler  ... Vb. ALLAH (C.C) icabetine ve hümüne uymaları için emir edişe dair ayetler vardır.

Şeytani Bilim Nedir?
-Aslen bütün bilimlerin kaynağı ALLAH (CC) ilmidir. Şeytani bilim ise Azazil İbn-i Menazil (Menazil denen topal bir cinin oğlu Azazil ) adlı erkek cin imamın Hz. Adem'e secde etmemekle başlayan şeytani davranışla (hayvanlar, bitkiler vahşi yaratıklar şeytan değil) ve onun eylemlerini tasdik eden tabanın hepsinin o davranışları şeytani kabul edilir. Şeytani davranışları insanda veya cinlerde hayata geçirmek için telkin edilen bir bilime de şeytani bilim denir. Aslında rahmani fıtratı olan insan ve cinlerin davranışlarını ve ilişkilerini hayvanileştirmeye çalışan akıllı yaratıkların işleri de yine şeytanın işlerindendir. Bununla ilgili bilime de şeytani bilim denir.

Peygamberi Rahmani Bilim Nedir?
-ALLAH (CC) inlere ve cinlere ibadet etmeleri ve hayata karşı doğru adreslerde durmaları ve şeytana karşı baskın olmaları için kendisi tarafından peygamberler aracılığıyla, alimler aracılığıyla, kitap ve suhuf larıyla insanlara ve cinlere verdiği bilimdir.

-Vahşi, Doğal ve Hayvani Bilim Yaratıklara Ne zaman Ulaşmıştır?
-Yaratıkların yaratılması ya da yaratığın hayata göz açmasıyla onlara bu bilim Allah (C.C) tarafından kendilerine verilmiştir.

-Rahmani Bilim Yaratıklara Ne Zaman Ulaşmıştır?
ALLAH (CC)'un kendisiyle, Melekleriyle ve Kitaplarıyla; Cinlere, İnsanlara, peygamberlere, alimlere ve tüm yaratıklara ulaşmıştır.

-Şeytani Bilim Yaratıklara Ne Zaman Ulaşmıştır?
Azazil İbn-i Menazil'in (Menazil denen topal bir cinin oğlu Azazil ) Hz. Adem'e secdeye gitmemesiyle ulaşmıştır.

-İlim Nedir?
-
İlahi kökenlidir. Bilimi de içine alır. Varlıklar alemi ile yaratıklar aleminin ve bütün alemler ile ilgili bilgilerin toplamına ilim denir.
-İlim Kümesi: yaratılmış, yaratılan ve yaratılacak olan bütün her şeyi içinde bulunduran ezeli ve ebedi bilgi bütünlüğün kasteder.
İlim Kümesi Ölümsüz Bir Kümedir.
İlim Bilgi bütünlüğü bilimden daha büyük bir kavramdır.
İlim > Bilgi Bütünlüğü > Bilim

-İlimin Değişir Mi? Neden?
-ALLAH (CC)' ın alim sıfatına tabi olan ilimde herş ey vardır. Onun için ola ki değişim ile ilgili bütün bilgiler olduğu için değişime ihtiyaç yoktur.

-İlimin Değişimini Sürekli Kılan Nelerdir?
İlimde her şey olduğu için ilmin değişimini kılan hiç bir şey yoktur. Ancak ALLAH (CC) her şeye kadir olduğu için ilmini, hükmünü değiştirmeye de kadirdir.

-İlimin Evrimi Var Mı?
İlimin evrimi yoktur. Ancak ALLAH (C.C) isterse ilmini değiştirir.

-İlimin Mekanı Var Mı Varsa Nerelerdir?
İlim, ALLAH (C.C)'N indinde iken mekandan münezzehtir. Yaratıklarla beraberken mekandadır.

-Vahşi, Doğal, Hayvani İlim Nedir?
-ALLAH  (C.C)'N vahşi doğaya ve yaratıklara böyle bir ilim verdiği konusunda ayetler vardır. Yaratıkların fıtratına yaşam döngülerini tamamlamaları ve yaşamları için kendilerine ilim ve bilim verdiği düşünülür ve kabul edilir. Hatta ALLAH(CC)’ın arıya ve çeşitli yaratıklara vahiy ettiği Hz. Yunus ile ilgili balığa vahiy edişi ve bilemediğimiz bir şekilde yaratıkların ALLAH( (C.C) zikrettiğine dair ayetler vardır. Hatta toprak, güneş, yıldızlar, gökler  ... Vb. ALLAH (C.C) icabetine ve hümüne uymaları için emir edişe dair ayetler vardır.

-Şeytani İlim Nedir?
-Aslen bütün bilimlerin kaynağı ALLAH (CC) ilmidir. Şeytani bilim ise Azazil İbn-i Menazil (Menazil denen topal bir cinin oğlu Azazil ) adlı erkek cin imamın Hz. Adem'e secde etmemekle başlayan şeytani davranışla (hayvanlar, bitkiler vahşi yaratıklar şeytan değil) ve onun eylemlerini tasdik eden tabanın hepsinin o davranışları şeytani kabul edilir. Şeytani davranışları insanda veya cinlerde hayata geçirmek için telkin edilen bir ilime de şeytani ilim denir. Aslında rahmani fıtratı olan insan ve cinlerin davranışlarını ve ilişkilerini hayvanileştirmeye çalışan akıllı yaratıkların işleri de yine şeytanın işlerindendir. Bununla ilgili bilime de şeytani ilim denir.


-Rahmani İlim Nedir?
-ALLAH (CC) inlere ve cinlere ibadet etmeleri ve hayata karşı doğru adreslerde durmaları ve şeytana karşı baskın olmaları için kendisi tarafından peygamberler aracılığıyla, alimler aracılığıyla, kitap ve suhuf larıyla insanlara ve cinlere verdiği ilimdir.

-Vahşi, Doğal ve Hayvani İlim Yaratıklara Ne Zaman Ulaşmıştır?
-
Yaratıkların yaratılmasıyla ve hayata göz açmasıyla bu ilim kendilerine ulaşmıştır.

-Rahmani İlim Yaratıklara Ne Zaman Ulaşmıştır?
ALLAH (CC)'un kendisiyle, Melekleriyle ve Kitaplarıyla; Cinlere, İnsanlara, peygamberlere, alimlere ve tüm yaratıklara ulaşmıştır.

-Şeytani İlim Yaratıklara Ne Zaman Ulaşmıştır?

Azazil İbn-i Menazil'in (Menazil denen topal bir cinin oğlu Azazil ) Hz. Adem'e secdeye gitmemesiyle ulaşmıştır.

-İlim ve Bilimi; Mekan, Zaman, Değişim, Evrim, Köken ve Gelecek Bakımından Karşılaştırınız.
-Zaman Bağlı Olarak Bilim ölümlüdür. İlim ölümsüzdür.
-Mekana Bağlı Olarak Bilimin Hepsi Bir Mekana Yapışıktır Genellikle. Hem De Ölümlü Bir Mekandadır. İlim yaratıklar öldüğü zaman ölmez mekandadır. ALLAH (CC)'ın indinde ise ilim mekandan münezzehtir.
-Değişim:Bilim yaratığa bağlı olarak değişir. İlim yaratıklara feyizle verilir değişmez çünkü ALLAH (C.C)'N indinde değişim ile ilgili bütün ilimler vardır.
-Evrim yaratıkların gerçek hayat hikayesi bilimiyle ilgilidir.İlimle ilgisi doğrudan ve dolayla yöndedir.
-Köken: Bilimin kökeni ilim, ilimin kökeni ALLAH (CC)'ın alim sıfatıdır.
-Gelecek: Bilim yaratıksal gelecek ve geçmişle ilgilidir. İlim ise hem yaratıksal hem ilahi ezeliye ve ebediyetle ilgilidir.

 


6-Bilim ve Tarihin ortak paydalarını  Kategorize  Eden-Oluşturan Mantık Sistemlerine Dayalı  Makale ve Filmlerleri İlişkilendirerek İşleyeceğiz. 
-Bilim ve Tarih ile ilgili filmler izlenecek veya ödev olarak verilen filmler de öğrencinin bilmesi-öğrenmesi gerekenler Köylü Yöntemi ile sorulaştırılacaktır.
Bu amaçla
A-Bilimle sekiz (beş nesnel duyu + sezgi, his, düşünsel... Vb zihinsel duyular) duyumuz (Görme, işitme… Vb) ve ötesine kazanılan teknolojik araçları kullanılarak toplanan verilerin doğada tatbik/uygulayış alanlarının vardığı sınırları belirlemek amacıyla bazı filmler seçilmiştir.
B-Bilimin uygulandığı alanlar.
C-Bilimle doğadan edindiği en son duyum ve bilgiler.
D-İnsanlarca kullanılan bilimin meyvesi teknoloji ürünleri.
E-Bilimin silah yapında pervasızca kullanılışı.
F-Bilim ve tarihin sınırlarını içeren... Vb filmler öğrencilere gösterilerek tartışılacaktır.




I-Bilim Tarihi ve Bilimin Evrimi Açısından: Canlı ve Cansızların Topraksal Ortak Paydaları Açısından Mantık Yürüterek İncelemek Ne Demektir? İnsan ve çevresindeki yaratıkların; çevresel, topraksal, yapısal, davranışsal, düşünsel... Vb ortak payda ve özgünlükleri arasında nasıl bir ilişki vardır? Sorusunun yanıtı bizi, insanın diğer yaratıklar arasındaki konumlarının önemini ve farkındalığını anlayışa yönlendirir.
Bu başlıkları anlamak ve doğru kavramak için;bakış açısı, düşünce sisteminin yönü, şekli ve düşünce-mantık yürütme sisteminin kriterleri çok önemlidir ve görecelidir (izafidir). Bunu doğru kavramak için aşağıdaki soruları ve ip uçlarını inceleyip anlamaya çalışın.
Örneğin,
1-Yaratıkların, çevresel, topraksal, yapısal, davranışsal, düşünsel... Vb ortak paydaları nedir/nelerdir?
2-Yaratıkların, çevresel, topraksal, yapısal, davranışsal, düşünsel... Vb ortak özgünlükleri nedir/nelerdir?
3-Yaratıkların, çevresel, topraksal, yapısal, davranışsal, düşünsel... Vb özgünlüklerinin (paylarını), benzerliklerinin(ortak paydalarının) ve geçişkenliklerinin sınırlarını belirleyiniz?
4-Bir et parçasının içeriği ile toprağın içeriğinin özgünlük ve ortak payda özelliklerinin belirlenmesinde yaratığın kişilik kazanması arasında nasıl bir ilişki vardır?

II-Bilim Tarihi ve Bilimin Evrimi Açısından:Enerji Haline/lerine, Yaratığa/lara, Olaya/lara, Sürece/lere, Olguya/lara, Topluma/lara... Vb Herhangi Bir Şeye/Şeylere;Göreceli Doğru Bakış Açısı, Doğru İnceleme ve Doğru Anlam Yükleyerek Tanımlayış/Tanımlama Ne Demektir?
İp ucu;her ikisine de içerdikleri element açısından bakın ve elementlerin oluşturdukları yapı taşları açısından anlamlandırmaya çalışın.
Bilim tarihini incelerken; yaratığa, olaya, sürece, olguya, toplumlara, geliştirilen bilime ve teknolojilere;
A-Zaman, Olay/lar, Süreç/ler ve Olgu/lar Açısından Bilimin Gelişimini İnceleyeceğiz.
B-Bilimin Gelişiminde Dikkate Değer Gelişmelere Neden Olan Toplumlar Açısından Bilimin Gelişimini İnceleyeceğiz.
C-Diğer Açılardan Bilimin Gelişimini İnceleyeceğiz.
Bilimin sünnetlerini, yöntemlerini ve teknolojileri doğru kullanarak doğadaki enerji halleri, yaratıklar arasındaki ilişkiler ve bağlantılarla doğadan yararlanmak, geçmiş ve geleceği asrımıza doğru güncellemek gerekir.


Bilimin Evrimi ve Tarihi Süreci Açısından; değişmezler,değişkenler, değişenleri, uyumları, ortak paydaları ve geçişkenleri çok önemli kavramlardır.
Bilim Tarihi ve Bilimin Evrimi konusuyla ilgili bu kavramları doğru tanımlayıp mantıklı kategorize edersek ders konusunda daha gerçekçi sonuçlara ve hedeflere ulaşırız. Bu kavramları doğru anlamamız için yer kürenin tarihi ile somutlaştıralım.
1-Yer Küresi Değişmezlerine Örnek;oldum olası yerküresi ekseni ve güneşin etrafında dönmesi. Şekli geoittir. Gece ve gündüz.
2-Yer Küresi Değişkenlerine Örnek; iklimsel etmenler zamana bağlı olarak kısa ve uzun dönemlerde değişir.
3-Yer Küresindeki Değişenlerine Örnek;canlı türleri zamana bağlı olarak değişime uğrayarak yeni uyumsal açılımlar gösterirler.
4-Yer Küresindeki Geçişkenler;geçişken kavramı;daha kararlı olan iki hal veya yaratık arasında tecelli eden geçiş durumundaki hal, faktör veya yaratıkların durumuna denir. Örneğin iki takson arasında melez özellik gösteren varyasyonları içeren özellikleri taşıyan canlılar. Suyun lapa halı… Vb
5-Yer Küresinde Uyuma (adaptasyon) Örnek;değişen çevre koşularına canlıların tepki olarak yaşamak için uyum sağlayan bireyleri ortaya çıkarması olayıdır.Örnek;kutuplardaki canlı türlerinin renk ve bedensel olarak soğuğa ve ortama uyumlu bireyler hayatta kalmayı başarmışlardır. Kutup hayvanlarını genellikle tüylü-kürklü ve genellikle beyaz olup bedenleri yağlıdır.
6-Yer Küresinde ortak paydaları (asgari müşterekleri;hava, su, toprak, canlılar,… Vb

Bu mantık sisteminden hareketle dersimizle ilişkili bu kavramları kısaca kategorize ve analiz edeceğiz.

Algıyla İlgili Temel Kavramların Tanımları;

(İnsanın Geçmişten Geleceğe Algıda Değişmezlik Kuralına Dayalı Benzer Kavramları Doğru Kodlayarak İlişkiselleştiriş. Değişmezleri (sabiteleri), değişkenleri, değişenleri, geçişkenleri, uyumları ve ortak paydaları /benzerlikleri Kodlayarak İlişkiselleştiriş)

1-Geçmişten geleceğe tüm yaratıklara ait, doğa-doğal-kültürdeki;eylem, yaratık, olay, olgu, süreç… Vb aynı dillerdeki kavram, kavramisim, isim, deyim, cümle, mısra … Vb karşılıkları farklı olan durumların özgünlüklerindeki liyakati, marifet ve önemi bozmadan algıda değişmezleri(sabiteleri) en doğru sayıdaki seviyeye nasıl yerleştirirdiniz?
İpucu;geleceğe doğru değişmez bir kural bilim ve ilim havuzuna sürekli yeni bilgiler katılır.En azından insan için böyledir. Ör. Öğrenmek kavramı insan için değişmez bir kavramdır.

2- Geçmişten geleceğe tüm yaratıklara ait, doğa-doğal-kültür dillerindeki kavram, kavramisim, isim, deyim, cümle, mısra … Vb bazda aynı fakat eylem, yaratık, olay, olgu, süreç… Vb karşılıkları farklı olan durumların özgünlüklerindeki liyakati, marifet ve önemi bozmadan algıda değişkenleri en doğru sayıdaki seviyeye nasıl yerleştirirdiniz?
İpucu; tarihin her döneminde bilim kavimleri farklı etkilemiştir.Bilimin kavimleri farklı etkileyişi değişkenlik gösterir. Bilimin her kavimi/leri değişken etkileyişi önem taşır. Öğrendiklerimiz ve öğrettiklerimizin oranı değişkendir.

3-Geçmişten geleceğe tüm yaratıklara ait, doğa-doğal-kültürdeki geçişkenlik gösteren; eylem, yaratık, olay, olgu, süreç… Vb ve kavram, kavramisim, isim, deyim, cümle, mısra … Vb arasında özgünlüklerindeki liyakati, marifet ve önemi bozmadan algıda değişenleri en doğru sayıdaki seviyeye nasıl yerleştirirdiniz?
İpucu; Ör.tarihin her döneminde kavimler bilimden etkilenerek değişmişlerdir. Kavimlerin biliminden etkilenip değişmeleri önem taşır. Yada bilimin her kavimi/leri değişik etkileyerek değişime uğratması önem taşır.
4- Geçmişten geleceğe tüm yaratıklara ait; eylem, olay, olgu, süreç… Vb kavram, kavramisim, isim, deyim, cümle, mısra … Vb arasında algıda geçişken en doğru sayıdaki seviyeye nasıl yerleştirirdiniz?
İpucu; Ör. nüfuz ve yetki sahibi bazı radikal din cahillerinin ve kasti din münafıklarının evrim ve matbaaya itirazları geçişken bir durumdur sonra uyum sağlanıp dengeye oturur. Dinden değil radikal cahillerden ve münafıklardan kaynaklandığına dikkat edilmeli.

5-Geçmişten geleceğe tüm yaratıklara ait; eylem, olay, olgu, süreç… Vb kavram, kavramisim, isim, deyim, cümle, mısra … Vb arasında algıda uyumları en doğru sayıdaki seviyeye nasıl yerleştirirdiniz?
İpucu; Örneğin, Rönesans'tan bugüne gelişen bilimin önemine tüm kavimler inanıp kabullenişleri nedeniyle bazı dini ve yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... Vb değer yargılarıyla değişimi kabullenerek bilimin getirdiklerine uyum sağlamaya çalışıyorlar.

6- Geçmişten geleceğe tüm yaratıklara ait; eylem, olay, olgu, süreç… Vb kavram, kavramisim, isim, deyim, cümle, mısra … Vb arasında algıda ortak paydaları (benzerlikleri) en doğru sayıdaki seviyeye nasıl yerleştirirdiniz?
İletişim açısında ortak payda Ademi alfabe ve Ademi lisanda toplamak için nasıl bir yol izlerdiniz?
İpucu; Örneğin:canlıların evrimine bağlı olarak genlerindeki dizilim ve değişim oranlarına bağlı olarak uyum sağlayan fertlerin ortaya çıkması genler açısından değişkenlik, fertler açısından uyum söz konusudur. Tüm canlı yaratıkların gen havuzunun varlığı ortak paydayı temsil eder.

Düşünsel Mantık İpuçları;Sağlıklı İnsan Bedeni, Bilim, Gen havuzu, Her Bilgi Birimi… Vb; Değişmezlerini, Değişenlerini, Değişkenlerini, Geçişkenlerini Bir Örnekle İzah ediniz.
- Sağlıklı İnsan Bedeni; -Göz; Kulak, Burun, Dil, Deri… Vb Organlar Kavramı ve Görevleri Tüm Bedenler İçin Değişmezdir. -Göz; Kulak, Burun, Dil, Deri… Vb Organların Yapısı ve İçeriği Ferde Özgünlüğü Nedeniyle Kavram Değişkendir. -Göz; Kulak, Burun, Dil, Deri… Vb Organların Değişken Her Şeyi Değişendir. - Göz; Kulak, Burun, Dil, Deri… Vb Organların Geçici olan her şeyleri geçişkendir. Bu mantık her bilgi birimi için disipline edilerek eğitimde verilmesi algıda değişmezlik ve algıda özgünlüğün liyakatli öğretime katkısını artırır.Bir insanın;bedensel, düşünsel, nesnel gen havuzu, toplumsal, zihinsel ve batini kalpsal özelliklerini; tüm insanlığın; bedensel, düşünsel, nesnel gen havuzu, toplumsal, zihinsel ve batini kalpsal özelliklerini; "Algıda; Özgünlük/Özgün Pay, Değişmezlik/Ortak Payda, Değişkenlik/Değişken Pay, Değişirlik ... Mantık Kümesi Kurgusu" mantığıyla disipline ederek karşılaştırın.Bir insanın insanlıkla ortak payda ve özgünlükleri nelerdir sorusunun yanıtını maddeler halinde yazınız.
-Atom altı parçacıkları, atomları ve elementleri (her bir atom altı parçacık çeşidini ya da elementi bir legonun parçacığı olarak düşünün ya da yaratık hamurunun oluşturan alt üniteler- bileşenler olarak düşünüşü) baz alarak; insan türünün, bir hayvan türünün ve bir bitki türünün; "Algıda; Özgünlük/Özgün Pay, Değişmezlik/Ortak Payda, Değişkenlik/Değişken Pay, Değişirlik ... Mantık Kümesi Kurgusu" mantığıyla disipline ederek karşılaştırın. İnsan türünün, bir hayvan ve bitki türünün; ortak payda ve özgünlükleri nelerdir sorusunun yanıtını maddeler halinde yazınız. -Geçmişten geleceğe doğru düşünürken;düşünce mantığınızın çalışma sistemini, eğitim sistemini-bilgisayar programlarını;özgünlükler, değişmezler, en az değişenlerden-değişkenlerden….en çok değişenlere-değişkenlere göre doğru çalıştırmayı ve kurgulamayı-kurmayı deneyin.
Geçmişten geleceğe düşünce aleminde yürüyerek, ışık hızı ya da ondan daha hızlı olan düşünse ve sonsuz hızlar (ebedi hız değil!!!)… Vb ile ulaşmak için;dünyada 4.5… milyar yıldan beridir güneş hep doğudan görünür ve batıda görünmez olur eylemi üzerinde çok boyuta(zaman, mekan… Vb) ulaşabilir.
Periyodik cetveldeki her element üzerinde yürüyerek, düşünsel, sanal, nesnel, değişken, geçişken ve yarımsal alemlerde ışık hızından hızlı düşünerek;mekan, zaman, genişleme, daralma… Vb çok boyutta geçmişten geleceğe doğru çok boyuta(zaman, mekan… Vb) ulaşabilir.
Burada önemli olan hangi hedefe/lere ulaşmak isteniyorsa o boyuta dek ulaşan değişmezlerden, en az değişken-değişenlerden… Vb arasındaki eşleştirmeleri doğru yaparak mantık sistemini öyle kurgulamak takiben bilimsel ve ilimsel verilere dayalı olarak; düşünsel, sanal, nesnel, değişken, geçişken ve yarımsal (yarı nesnel, yarı sanal, yarı düşünsel… Vb) alemlerinde eylemli-eylemsiz-yarı eylemli ışık hızından hızlı düşünerek hareket etmektir.
-Tarihi, asri ve atiyi (geçmişi, asri ve geleceği) tek havuzda düşünerek, bedensel-düşünsel olarak bu üç zaman boyutu içindeki tüm ;zaman, süreç, olay, olgu… Vb her şeyi;değişmezler, az değişenler, çok değişenler ve sürekli ya da her an değişenler diye kategorize edersek; bedensel, zihinsel, düşünsel ayağımızla değişmezlerin üzerine basarak adımlarımızın arasına da en çok ve en hızlı evrimleşenleri, değişenleri analiz ederek adım arasına alıp ya da atlayıp öğrendiklerimizi peygamberi ahlak ve tefekkürlerle hayatımıza güncelleyerek ve ilişkilendirerek yaşarsak o zaman evrensel ve gelişmiş insana yaklaşmış oluruz. Bu mantıktan hareketle düşüncemizin nirengi noktalarını her şeyin ilk kaynağı ve orijini olan yaradılışın o ilk anındaki çekirdek ve çekirdeklerden yeşerterek peygamberi; akıl, mantık, muhakeme, ahlak, tefekkür, yaşam şekli, düşünme şekliyle her şeyin geldiği, vardığı ve varacağı büyük kıyametteki sonuçları daha rahat kavrar ve yorumlayabiliriz. En azında bu hasletlere sahip insanların rehberliğinde ve önderliğinde, idarelerle, öğretim, öğrenim ve eğitim sistemleriyle geleceğe ve geçmişe yol almamız farz gözükmektedir.
İpucu;düşüncenin nirengi noktalarını; madde ya da nesnel tabanlı, cet tabanlı, ulus tabanlı, ruh tabanlı, ateş tabanlı, doğa tabanlı, din tabanlı… Vb güdük kaynaklı ve orijinli olan çekirdek ve çekirdeklerden düşüncemizi yeşerterek; vahşi, eksik, doğal, otistik… Vb düşünme şekliyle her şeyin geldiği, vardığı ve varacağı sonuçları ve büyü kıyameti kavramadaki güdük ve eksikliği görmeye çalışın. Bu günkü öğretim, öğrenim ve eğitim sistemlerinin yetiştirdiği insan tiplerinin;düşünce sistemlerinin ve düşünsel havuzu sınırlarının hemen hepsinin bu kategorilere girebileceğinden emin olun.
-İnsanların yaşadığı çevrede ya da çevre havuzunda algıladığı her şey duyulardan süzülerek ya da düşünsel olarak üretilerek zihinsel havuza bu bilgi birimleri kayıt edilirken (zihinsel bedene bu bilgiler kayıt edilirken) oluşan havuz yani çevresel havuzla ve zihinsel bilgi birimleri havuzları çok benzerdir. Bu nedenle doğal olarak insanların bilinç altlarının bir birine çok benzediği için; bu benzer bilgi deposunun zihinsel ve düşünsel dokuları evrensel alfabe ve dil olarak dışa doğru deşifre edilirse insanlığın ortak payda iletişimi algıda değişmezliğe yaklaşmış olacaktır. Var olan sistemdeki hemen hemen tüm (Kuran Dili ve Okunuş Stili/Tecvidi Hariç) kültür, alfabe ve lisanların hepsi yarı vahşi oluşu ve algıda değişmezlik ilkesine/lerinede aykırı ya da uzak olması iletişim için çok büyük engeldir. Bu mantıktan hareketle çevremizden ya da çevre ve iç havuzumuzdan ürettiğimiz bilgi birimleri anadil ya da kültür dili, kavramlarıyla kodlanış katmanın farklılığı dilde iletişime engel olmaktadır. Zihinsel havuzda bilgi birimlerinin iletişim amaçlı kültürel dile ait kavramsal olarak kodlandığı iletişim dokusu kavimler arasında çeşitlilik gösterdiği için kavimler arası iletişime engeldir. Bu durum kısmen matematik iletişim sembolleriyle aşılmıştır.


Bilim Tarhinin Evrimsel (Değişim) Süreçleri ve Tanımları;
Bilim Tarihinin Temel ve Önemli Süreçleri;

1-Bilim Tarihinin Değişmez Süreçleri (sabiteler, en az evrimleşen, en az değişen her yaratık, olay olgu, süreç... Vb); Bilimin evrimsel süreci içerisinde var olan ve değişmeyen çok şey kast edilmektedir. Ör.geleceğe doğru değişmez bir kural bilim ve ilim havuzuna sürekli yeni bilgiler katılır.En azından insan için böyledir. Ör. Öğrenmek kavramı insan için değişmez bir kavramdır.

2- Bilim Tarihinin Değişken Süreçleri; Bilimin evrimsel süreci içerisinde bilimle ilgili değişken her şey/ler kast edilmektedir. Ör.tarihin her döneminde bilim kavimleri farklı etkilemiştir.Bilimin kavimleri farklı etkileyişi değişkenlik gösterir. Bilimin her kavimi/leri değişken etkileyişi önem taşır. Öğrendiklerimiz ve öğrettiklerimizin oranı değişkendir.

3-Bilim Tarihinin Değişen Süreçleri; Bilimde evrimsel süreç içerisinde bilimden dolayı değişen her şey/ler kast edilmektedir. Ör.tarihin her döneminde kavimler bilimden etkilenerek değişmişlerdir. Kavimlerin biliminden etkilenip değişmeleri önem taşır. Yada bilimin her kavimi/leri değişik etkileyerek değişime uğratması önem taşır.

4-Bilim Tarihinin Geçişken Süreçleri; Bilimin evrimsel süreci içerisinde bilimle ilgili geçişken her şey/ler kast edilmektedir. Bilimin kuralları ya da farzları din ve rejimle zaman zaman tarihte karşı karşıya gelebilir. Ör. nüfuz ve yetki sahibi bazı radikal din cahillerinin ve kasti din münafıklarının evrim ve matbaaya itirazları geçişken bir durumdur sonra uyum sağlanıp dengeye oturur. Dinden değil radikal cahillerden ve münafıklardan kaynaklandığına dikkat edilmeli.

5-Bilim Tarihindeki Uyumsal Süreçleri; Bilimin evrimsel süreci içerisinde bilimden etkilenerek meydana gelen uyumlarla ilgili her şey/ler kast edilmektedir.Örneğin, Rönesans'tan bugüne gelişen bilimin önemine tüm kavimler inanıp kabullenişleri nedeniyle bazı dini ve yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... Vb değer yargılarıyla değişimi kabullenerek bilimin getirdiklerine uyum sağlamaya çalışıyorlar.

6-Bilim Tarihindeki Ortak Payda Süreçleri; Bilimin evrimsel süreci içerisinde bilimden etkilenmeyen, meydana gelen uyumlarla ilgili her şey/ler kast edilmektedir.
Örneğin:canlıların evrimine bağlı olarak genlerindeki dizilim ve değişim oranlarına bağlı olarak uyum sağlayan fertlerin ortaya çıkması genler açısından değişkenlik, fertler açısından uyum söz konusudur. Tüm canlı yaratıkların gen havuzunun varlığı ortak paydayı temsil eder.


7-Bilim Tarihindeki Özgünlük Süreçleri; Bilim Tarihinin tarihi süreçte mekana, zamana, topluma… Vb bağlı;değişmezleri (sabiteler, en az evrimleşen, en az değişen her yaratık, olay olgu, süreç... Vb), değişkenleri, geçişkenleri, uyumları, ortak payda ilişkilerindeki özgünlüklerdir.

8-Bilim Tarihindeki Kavramsal ve Tanımsal Süreçleri;Bilim Tarihinin tarihi süreçteki; mekanları, zamanları, toplumları… Vb, değişmezleri (sabiteler, en az evrimleşen, en az değişen her yaratık, olay olgu, süreç... Vb) değişkenleri, geçişkenleri, uyumları, ortak payda ilişkileri ve özgünlüklerin sınırlarını belirleyen algıda değişmezlik seviyesindeki net kavramları ve tanımlar kümesidir.
Sonuç;
-Geçmişin (tarihin), geleceğin ve asrın arasındaki değişmez benzerliklerin geçit taşlarına basarak değişkenleri ve değişenleri analiz ederek geçmişten geleceğe olan her şeyi asrımıza ve yaşam döngülerimize peygamberi (Rahmani/insancıl/Hz. Muhammed AS’A Peygamberlik (S.A.V) gelmeden önceki 40 yıllık insani ahlakı) ahlaklı güncelleyerek ve uygulayarak yaşamak olasıdır.
-Bu mantığı yürüterek değişimi kabullenerek kendilerini asrına/asırlara güncellemeyen ve/veya güncelleyemeyen yaratıklar ya da değişmek istemeyenler (değişmek istemeyeni Allah (C.C) değiştirmezmiş/ayet var) asrın ve geçmişin bodrumunda geleceğe doğru değişenlerin yığını altında tarla olup gitmeye, zihinsel, düşünsel ya da sanal olarak fosilleşmeye mecburdur.
- Geçmiş geleceğin bodrum katında, asır orta katındadır, geleceğe yöneldikçe geçmiş ve asırlar fosilleşir. Demirkuş. 2010

-Bilim Tarihi ve Bilimin Evrimi Açısında Düşünce Aleminde Aklımızla, Kişiliğimizle ve Zekamızla Doğru Yürümek Olası mı?
-Bilim Tarihi ve Bilimin Evrimi Açısında Geçmişte Geleceğe Düşünce Aleminden Nesnel Alime Doğru Hangi Taşlara Basarak veya Nirengi Noktalarına Dayalı Yürümek Gerekir?
-Geleceği, Günümüzü, Geçmişi Doğru Gören ve Doğru Kodlayarak Örtüştüren;Düşünce, Mantık, Öğretim, Öğrenim ve Eğitim Sistemleri Nasıl Geliştirilmeli?
-Peygamberi (Rahmani/İnsancıl), Doğal, Tarihi (Geçmişi), Ati (Geleceği) Ve Asrı (Yaşayan) Düşünsel İşletim Sistemlerini Bir Arada İlişkisel Kullanarak Yaşantımıza Hayırlı, Liyakatli Ve Doğru Güncelleyerek, Kendimizi Her Şeye Ve Her Şeyi De İç Dünyamıza, Kalbimize, Zihnimize, Düşüncemize Peygamberi (Rahmani/İnsancıl) Konumlandırışını Ve Uygulayışını İnsanlara Hangi Mantık, Eğitim ve Düşünce Sistemleriyle Nasıl Verilmelidir?


-Bulunduğumuz Boyuttan Gelecek ve Geçmişe Hangi Mantık, Düşünce ve Eğitim Sistemleriyle Gerçekçi ve Doğru Ulaşabiliriz?

-Bilimsel Değişmezlik ve Süreklilik Mantığının Düşünsel Uygulanışı (Bilimsel Değişmezlik ve Süreklilik Kavramlarıyla Düşünsel-Zihinsel Yol Alış);

1-Geçmişle ilgili kavramların ortak paydası ve özgünlükleri (Geçmişle İlgili Ortak Payda Kavramların Kümesi  ve Geçmişin Özgün Kavramların Kümesi)
2-Geçmişle İlgili Özgün Kavramlar Kümesi (Geçmişle İlgili Özgün Kavramları)
3-Geçmişle İlgili Değişen Kavramlar Kümesi (Geçmişle İlgili Değişen Kavramları)
4-Geçmişle İlgili Değişmez Kavramlar Kümesi (Geçmişle İlgili Değişmez Kavramları)
5-Günümüzle İlgili Kavramların Ortak Paydası Ve Özgünlükleri (Günümüzle İlgili Ortak Payda Kavramların Kümesi  ve Geçmişin Özgün Kavramların Kümesi)
6-Günümüzle İlgili Özgün Kavramlar Kümesi (Günümüzle İlgili Özgün Kavramları)
7-Günümüzle İlgili Değişen Kavramlar Kümesi (Günümüzle İlgili Değişen Kavramları)
8-Günümüzle İlgili Değişmez Kavramlar Kümesi (Günümüzle İlgili Değişmez Kavramları)
9-Gelecekle İlgili Kavramların Ortak Paydası Ve Özgünlükleri (Gelecekle İlgili Ortak Payda Kavramların Kümesi  ve Geçmişin Özgün Kavramların Kümesi)
10-Gelecekle İlgili Özgün Kavramlar Kümesi (Gelecekle İlgili Özgün Kavramları)
11-Gelecekle İlgili Değişen Kavramlar Kümesi (Gelecekle İlgili Değişen Kavramları)
12-Gelecekle İlgili Değişmez Kavramlar Kümesi (Gelecekle İlgili Değişmez Kavramları)
Düşüncemiz ve zihnimizde,Kavram Kümelerini n değemezlerine ve ortak payda ve  özgünlüklerine/parmak izine adımlarımız basarak değişenleri de adım arasına alarak aynı anda geçmişe ve geleceğe yürümemiz olasıdır.

Örneğin, 4,5 Milyar yıldır güneş hep doğudan doğar batıda batıdan batar. Gece ve gündüz birbirini izler... Vb değişmezlere basarak yürüyebiliriz zihnimizde.

Özel Not;  ortak payda kavramlar, kavram özgünlükleri kümesi, değişmez kavram  kümesine, ortak payda olay-süreç-olgu-yaratık... Vb ortak payda, özgünlük, değişmezlikler üzerinde zihnimizde yürüyüş geleceği görüş ve doğru tahmin ediş  olasıdır.


1-Bilimdeki sürekliliklere, değişmez veya en az değişen yaratık, süreç, eylem, olgu, olay… Vb dayalı ilişkisel düşünerek düşünsel yoğunlaşarak düşüncede yol almak.
Ör;güneş dünya var olalı beri hep doğudan görünür ve yükselir batıda inerek görünmez olur.
Her geceyi bir gündüz takip eder ve kutuplardaki 6 aylık gündüz durumu.
Dünyanın yörüngesi ve şekli hep en az değişendir.
2-Bu mantıktan hareketle kâinattaki tüm hidrojen atomlarına dayalı olarak ilişkisel (sekronize) düşünerek kâinatın ilk yaratıldığı konumuna ulaşa bilirsiniz.Yani yaradılışın hemen akabinde yaratılan en eski ya da ilk hidrojen atomları hala vardır. Ancak oksijen ve demir atomları çok sonradan oluşmuş ve ortaya çıkmıştır.
3-Bilimsel verilere dayalı bu nesnel ve sanal düşünsel mantığı İslami farz, sünnet ve düşünsel verilerle doğru-kesin eşleştirerek ve ilişkiselleştirerek iç ve dış dünyamızı peygamber ahlakıyla yaşam döngümüzle ilişkisel içselleştirmemiz ve dışsallaştırmamız gerekir. Bununla peygamber ahlaklı insanların feyzine ulaşmak olasıdır.
4-Kişiliğimizi ve bilincimizi bu doğal ve peygamber ahlakı işletim sistemleriyle ilişkisel donatarak geçmişten geleceğe doğru ve gerçekçi düşünebilen, gerekirse; ruhu ile, aklıyla, nefsi ile, kişiliğiyle, bedeniyle, zekasıyla ilişkisel düşünüp zaman boyutlarına yoğunlaşabilen ya da beyninin, hafızasının sınırlarını aşabilen her sanal ve nesnel aracıyla nesnel organıyla çevresiyle bütünleşerek doğru empati/eşduyum duyan insan tipi olmayı başarırsak düşünebilen çoğu bilgisayarlar-hayvanlar ve yaratıklar insanlara hayran kalır.
Ör. Peygamberler ve alimler böyle insanlardır.
İnsanlık fert ve toplum bazında bu doğal bilim işletim sistemi öğretimi ve eğitimine ilave olarak peygamber ahlakı işletim sistemi ile donatılıp hayata hazırlanmadıkça ürettikleri ve tüm yaşam döngüsüyle doğaya ve çevresine öldürürcü ve zarar veren bir yaratık olmaktan kendini kurtaramayacaktır.

İnsanlar bedensel ve teknolojik olarak henüz güneş ışığını bitkilerin etkili kullanacağı kadar evrimleşmemişlerdir.
Ancak insanlar peygamber ahlakı ile yaşam döngülerini ve şekillerini sürdürürlerse doğanın bereketli hudutları içinde hemen tüm nesnel ve sanal yaratıklardan hayırlı ve verimli olabilirler. Peygamber ahlakı kurallarıyla donatılmış insanlar evrimin ve gelecekteki değişimin afatından da emin olurlar.

Sonuç Olarak;
Bilimsellikle doğadaki tüm özgün enerji halleri, eylemler, yaratıklar, yaratıklar arasındaki ilişkiler ve bağlantıların mantık sistemlerini; öğretim öğrenim ve eğitimle insanlarımıza lise seviyesi bitimine kadar liyakatli öğretmek zorundayız.
- Öğrenciye aldığı her dersi ve öğrendiği her bilgi biriminin ya da bilgi kümesinin her aşamasını: Rahmani, insancıl, peygamberi, doğru, meleği, kötü, yanlış, eksik, vahşi/doğal, şeytani, iblisi, vahşi insani(hüsranı) ve cahili (çocuksu) ahlakla hayata güncellenişinin ilişkiselliğine dayalı; kullanılışına veya uygulanışına karşı tepkilerin sonuçların bir arada gerekçeleriyle uygulamalı “Tefekkür Dersi” ve “İnsan, Alemler ve Evrenlerin İlişkisi Dersi” verilmelidir. Ya da lise 4. yılda her dersin Rahmani, Hayvani/Cahili ve Şeytani/Deccali hayata güncellenişinin ilişkiselliği üzerine yani Kabe'nin ahlakı geçmişi ile; Nemrut'un taştan harabeleri, Firavun'un taştan harabeleri uğruna yaptıkları, Çin ve Atilla, Cengiz Han'ın…Vb yıkımlarının, zulümlerini kahpelikleri ve 19.YY-20.YY teknolojinin cahili ahlakla kullanışın küresel, toplumsal ve evrensel sonuçları uygulanabilir ve tartışılabilir "Tefekkür Dersleri" verilmedir. Öğrencilere;Rahmani, insancıl, peygamberi, doğru, meleği, kötü, yanlış, eksik, vahşi/doğal, şeytani, iblisi, vahşi insani(hüsranı) ve cahili (çocuksu) ahlak kavramların ne anlam taşıdıklarını ve yaşam döngüsündeki gerçekte uygulanmış ve uygulanan örneklerle özgünlüklerini ve ilişkiselliklerini öğrettikten sonra öğrenilen her şeyin bu ahlakı özgünlüklerin her birsi ya da kümesine dayalı uygulanışların yaratıklara getiri ve götürülerinin sonuçları somut örneklerle kavratılıp Rahmani ve peygamberi uygulanışın gerekliliğine iman ettirilerek alışık tepki (refleks) ve alışkanlık haline getirilmelidir.
Örneğin, bulunduğunuz mekândaki her şeyin;
1-Sadece renklerine bakarak anlamlandırın, gruplandırın… Vb özgünlüklerini ve ortak paydalarını ilişkilendirin ve vardığınız sonuçları not ediniz.(Renk Bilim)
2-Sadece yapay geometrik şekillere benzeterek anlamlandırın, gruplandırın… Vb özgünlüklerini ve ortak paydalarını ilişkilendirin ve vardığınız sonuçları not ediniz. (Yapay Geometrik Bilim)
3-Sadece doğadaki özgün doğal şekillerini anlamlandırın, gruplandırın… Vb özgünlüklerini ve ortak paydalarını ilişkilendirin ve vardığınız sonuçları not ediniz. (Yaratık Biçim Bilimi, Doğal, Yapay, Sanal ve Öklid Geometrileri Bilimi/Nesnel Matematik)
4-Sadece ne işe yaradıkları (işlevleri) açısından anlamlandırın, gruplandırın… Vb özgünlüklerini ve ortak paydalarını ilişkilendirin ve vardığınız sonuçları not ediniz.(İşlev Bilim)
5-Hepsini oluşturan element ve atom altı parçacıkları bakımından anlamlandırın, gruplandırın… Vb özgünlüklerini ve ortak paydalarını ilişkilendirin ve vardığınız sonuçları not ediniz. Ya da elementsel ortak paydalarını bulmak için hepsini dış ortama kapalı gerçek ya da sanal mekanda yakın sonuçları karşılatırın. (Kimya)
6-Davranışları, eylemleri ve eylemsizlikleri bakımından(eylemli yaratıklar) anlamlandırın, gruplandırın… Vb özgünlüklerini ve ortak paydalarını ilişkilendirin ve vardığınız sonuçları not ediniz.(Psikoloji)
7- Her yaratığı bir yaratık (11) (Ör. Bir harfi, bir bilgi birimini, bir elementi, bir atom altı parçacığı, hayvan, bitki, galaksi, kâinat, hayal… Vb) küme elemanı kabul ediniz. O yaratığın yani küme elemanının yaşadığı ve ömrünce ulaşıp geri döndüğü/dolandığı veya kısmi sabit durduğu mekanın kabuğunu ve her yerini (00) kümenin sınırı kabul edin. Şimdi tüm bilgi birimleri, hayalleri, harfleri düşünülen şeyleri, yaratık, eylem… Vb birim/birimlerini ve özgünlüklerine “küme elamanı” ve mutlak bir “küme sınırı” (mekanı) içinde düşünerek tüme varıma gidin. İstisnai durumlar hariç; her küme ve küme elemanı mutlaka bir üst kümenin alt elemanıdır. Örneğin kampustaki nesnel bir ağaç kampustaki tüm ağaçların bir küme elemanı iken, tüm kâinattaki ağaçlarının da nesnel bir küme elemanıdır. Bir hidrojen atomu ait olduğu su molekülünün küme elemanı, içinde bulunduğu bir su damlasının küme elamanı… kâinatın % 74 hidrojen atomlarından oluşmuş ki kâinatın hidrojen kümesinin bir elemanı olarak kabul edilebilir. (Nesnel Küme Matematiği)
.
.
.
… Vb bu mantığı;bilgi birimine, bilgi birimlerine, sistemler alt bilim dallarına, bilim dalı yapı taşlarına uygulayarak o bilgi birimi, kümesi, konusu, dersi, bilim dalı… Vb hakkında ki “Tefekkür Dersi” ve “İnsan, Alemler ve Evrenlerin İlişkisi Dersi” ni işleyin.

Doğa ve ötesindeki tüm bilgileri doğal işletim sistemi olarak insanlara yükleyerek geçmişteki, yaşanan ve gelecekteki asırlara ait; değişmez, değişken ve diğer bilgileri hayatına doğru güncelleyerek kendini namuslu (namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb Rahmani ve/veya şeytani insanlarla; namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb kara cahil , kasti cahil ve/veya çocuksu cahil insanlar karıştırılmamalıdır) ve akıllıca konumlandırmasını ispatlayarak ve inandırarak alışık tepki (refleks) ve alışkanlık haline getirmek. Yani cebine, nefsine, ceddine, keyfine … Vb önceliğine göre değil tüm insanlığın liyakatine yakışır konumlandırmayı (Allah (C.C) rızası Bunu başarmanın ön koşulu; mesabesinde konumlandırmayı) alışık tepki (refleks) ve alışkanlık haline getirtmek. -Kendisini ve çevresini doğru tanımak, -Kendisini çevresine ve çevresini de zihnine doğru, namuslu (namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb Rahmani ve/veya şeytani insanlarla; namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb kara cahil , kasti cahil ve/veya çocuksu cahil insanlar karıştırılmamalıdır), dürüst ve liyakatli konumlandırması gerekir.
-Geçmişin (tarihin), geleceğin ve asrın arasındaki değişmez benzerliklerin geçit taşlarına basarak değişkenleri ve değişenleri analiz ederek geçmişten geleceğe olan her şeyi asrımıza ve yaşam döngülerimize peygamberi (Rahmani/insancıl/Hz. Muhammed AS’A Peygamberlik (S.A.V) gelmeden önceki 40 yıllık insani ahlakı) ahlaklı güncelleyerek ve uygulayarak yaşamak olasıdır.
-Bu mantığı yürüterek değişimi kabullenerek kendilerini asrına/asırlara güncellemeyen ve/veya güncelleyemeyen yaratıklar ya da değişmek istemeyenler (değişmek istemeyeni Allah (C.C) değiştirmezmiş/ayet var) asrın ve geçmişin bodrumunda geleceğe doğru değişenlerin yığını altında tarla olup gitmeye, zihinsel, düşünsel ya da sanal olarak fosilleşmeye mecburdur.
- Geçmiş geleceğin bodrum katında, asır orta katındadır, geleceğe yöneldikçe geçmiş ve asırlar fosilleşir. Demirkuş. 2010


Pekiştireç;
A-Bilim tarihinin geçmişine ve geleceğine doğru düşünsel-mantıksal-nesnel ve ilişkisel alemleri; matematiksel sembollerden kurulu denklemlerle yol alıp keşfetmek, kuşatıp anlamaya çalışmak ne demektir?
B-Bilim tarihinin geçmişine ve geleceğine doğru düşünsel-mantıksal-nesnel ve ilişkisel alemleri; bilimsel olarak değişmez ya da en az değişen veya ortak payda; yaratık, olay, olgu, süreç… Vb üzerine kurulu ilişkisel kavramlara dayalı denklem ve sembollerle yol alıp keşfetmek, kuşatıp anlamaya çalışmak ne demektir?
A ve B şıkkını bir arada düşünün.
C-Düşünsel ve nesnel alemde;kavramsal düşünme mantık sistemine dayalı-kurulu denklemlerle, matematiksel mantık sistemine dayalı sembollerle kurulu denklemlerle yol alma-düşünme, geçmişi, geleceği günümüzle ilişkilendirme arasında ne fark vardır?


Algıda Değişmezlik Kuralı ve Oranı Nedir? Öğretim Öğrenim ve Eğitim de Nasıl Uygulanır?
-Algıladıklarını/a, Düşündüklerini/e, Yaptıklarını/a… Vb Doğru Anlamlandır, Doğru Öğret ve Doğru Anlam Yükle !!!

-Herhangi bir şey herkeste aynı tepki ve anlamı uyandırıyorsa algıda değişmezlik oranı %99 dur. Örneğin, renk kavramını anlatırken beyaz bir kağıdı gösterelim. Bu kağıt ne renktir? Alınan yanıt;ya beyaz, ya pür beyaz veya kirli beyaz olmalıdır. Üçü de doğru yanıt kabul edilirse bu örneğin algıda değişmezlik oranı %99 dur. Diğer renklerde bu oran daha düşüktür. Örneğin ölmüş bir insan konuşmaz örneğinde algıda değişmezlik oranı %99 dur.
-Öğretim, öğrenim ve eğitimde kullanılan envanterin algıda değişmezlik ve değişirlik oranları çok iyi bilinmesi gerekir.
-Sorulan soruların, ders notlarının, her cümlenin, kavramın, kavramisimin, isimin, görüntünün, materyalin, filmin... Vb her envantere ve bilgi birimine ait kontrollü denemelerin sayısı arttıkça algıda değişmezlik oranın geçerliliği mutlaka bilinmelidir. Örneğin her fıtratta 3 kişinin bulunduğu yatılı okuldaki kontrol grubu öğrencilere sorulacak her seviyedeki tüm soruların yanıtlarına kontrollü olarak çalıştırılır. Sonra sınavda tüm sorular sorulur.
-Öğrencilerin verdikleri tüm yanıtlara bakılır ve soruların algıda değişmezlik oranları hesaplanarak ortaya çıkarılır.
-Sorular için bu kontrollü denemelerin sayısı arttıkça alınan sonuçların anket ortalaması algıda değişmezlik oranı o kadar sağlıklı ve net elde edilir.
Diyelim bir soruda algıda değişmezlik oranı %99 sa o sorunun değeri;100 üzerinde 9, algıda değişmezlik oranı %70 se sorunun değeri 100 üzerinde 7 veya değişik kat sayılar uygulanarak sorunun algılanabilirlik derecesiyle temsil ettiği puanın değeri arasında bir doğru orantı mantığı vardır. Böylece her sorunun algıda değişmezlik puanı belirlenip soru bankası oluşturulur.
-Bu mantıktan hareketle;eğitimde kullanılan;her sorunun, ders notunun, cümlenin, kavramın, kavramisimin, isimin, görüntünün, materyalin, filmin... Vb her envanterin algıda değişmezlik oranı belirlendikçe eğitimde sıhhatli iletişim ve bilgi aktarma oranı verimi artar.
-Öğrencilerimizin bildiklerine doğru empati/eşduyum duymak ve onları doğru tanımak amacıyla (tanımaya endeksli) sınav sorusu sormak ne demektir?
-Algıda değişmezliğin hedefine ulaşmak için fıtrat çeşitliliğine dayalı öğretim, öğrenim ve eğitim yapmak ne demektir?
-Bazen dersi hazırlarken, dersi anlatırken, soru sorarken, duygularımızı mekanize ederken, sesimiz, vücut dilimiz ve yüz ifadelerimiz … Vb mümkün olduğu kadar kullanmak gerekir. Bazen gerekirse çok örneklilik, çok başlık koyma ve çok yönlülük ilkesine uymak çok büyük önem taşır.
Çiçek kavramını ilk defa öğretirken;
1-Tek bir çeşit gelincik çiçeğini örnek verelim.
2-Her çiçek durumu tipini temsil eden birer çiçekten oluşan çok örnekli bir çiçek grubunu örnek gösterelim.
-İkisi arasındaki farkı anlamaya çalışın.
-Farkındalıklarını kavramaya çalışın. -
-Bu durumu konu başlıkları içinde düşünün.
-Öğretim açısında bazen bir içeriğe birden fazla başlık vermek daha yararlı olabilir.
-Bu durumu farklı zihinsel fıtrat ve zihinsel kavram ilişki ağına sahip öğrencilerin olabileceği ile ilişkilendirmeye çalışın.
Ör.”Materyal Geliştirmede Teknoloji Çeşitleri” tek tip başlık verelim.
Aynı içeriğe;
Materyal Geliştirmede Teknoloji Çeşitleri
Materyal Çeşitleri,
Materyal Grupları,
Materyallerin Sınıflandırılması. Başlıklar arasındaki farkları anlamaya çalışın.
Ör.
Bilgisayara Veri Nasıl Aktarılır?
Bilgisayara Veri Aktarmak.
Bilgisayar Ortamına Veri Aktarılması.
Nesnel Araçlardan Bilgisayar Ortamına Materyal Görüntüsü Aktarmak

Algıyla İlgili Temel Kavramların Özgünlükleri ve Sınırları;
1-Görsel, işitsel, tatsal, dokunsal, kokusal, düşünsel, zihinsel, hissel, sezgisel… Vb her şeydeki Algıda değişmezliğin sınırları ve özgünlüklerinin bilinmesi çok büyük önem taşır.
Algıda tek yönlü anlam taşıyan; görsel, işitsel, tatsal, dokunsal, kokusal, düşünsel, zihinsel, hissel, sezgisel… Vb her şey. Örneğin,beyaz renk, ses, tat,
2-Görsel, işitsel, tatsal, dokunsal, kokusal, düşünsel, zihinsel, hissel, sezgisel… Vb her şeydeki Algıda kaynaşıklığın;kökendeş (homolog) ve şekilsel benzerliğin (analog) sınırları ve özgünlüklerinin bilinmesi çok büyük önem taşır.
Algıda kaynaşıklığın sınırlarının kavramsal benzerlik açısından; algıda cinaslı veya çok yönlü anlam taşıyan; görsel, işitsel, tatsal, dokunsal, kokusal, düşünsel, zihinsel, hissel, sezgisel… Vb duyuşsal, anlamsal ve algısal farklılık gösteren ancak kavramsal yazılım-söylem açısından benzer her şey.Ör.cinaslı kavramlar, su gelir güldür güldür, mendilim dolu güldür.
3-Görsel, işitsel, tatsal, dokunsal, kokusal, düşünsel, zihinsel, hissel, sezgisel… Vb her şeydeki Algıda değişirliğin sınırları ve özgünlüklerinin bilinmesi çok büyük önem taşır.
Kavramsal ve söylemsel olarak aynı fakat gerçek anlamda algısal olarak; görsel, işitsel, tatsal, dokunsal, kokusal, düşünsel, zihinsel, hissel, sezgisel… Vb olarak farklı algıda olmasıdır. Algıda değişirliğin cinaslı değişken ara yüzü vardır; algıda cinaslı veya çok yönlü anlam taşıyan; görsel, işitsel, tatsal, dokunsal, kokusal, düşünsel, zihinsel, hissel, sezgisel… Vb duyuşsal, anlamsal ve algısal değişirlik gösteren her şey.Ör. cinaslı kavramlar, su gelir güldür güldür, mendilim dolu güldür.
Örneğin,şekilsiz bir objeye neye benziyor sorusuna verilen yanıt,ya da kişilere göre değişken algısal anlam uyandıran; görsel, işitsel, tatsal, dokunsal, kokusal, düşünsel, zihinsel, hissel, sezgisel… Vb her şey.
4-Görsel, işitsel, tatsal, dokunsal, kokusal, düşünsel, zihinsel, hissel, sezgisel… Vb her şeydeki Algıda değişkenliğin sınırları ve özgünlüklerinin bilinmesi çok büyük önem taşır.
Algıda değişken anlam taşıyan ya da fertlerde değişken anlam taşıyan; görsel, işitsel, tatsal, dokunsal, kokusal, düşünsel, zihinsel, hissel, sezgisel… Vb her şey.
ör;güzellik, çekicilik, iştahlandırıcılık, lezzet, erotiklik… Vb kavram özgünlüklerinin fertlerdeki farklılığı.
5-... Vb


Ademi (Ortak) Dil ve Alfabe Oluşturuşun Gereği ve Önemi;
(İnsanlık İçin Tek Dil ve Tek Alfabenin Gerekliliği ve Önemi) Demirkuş 2009

-Liyakatsiz, ceddi, gereksiz, zararlı, vahşi, ifrat, tefrit ve doğal kurallarla akıl ve mantığa dayalı şeyleri boğdurtan, kementleyen, yok sayan kültüre sahip fert, toplumlara, kavimlere, devletlere … Vb ne denir.
-Kuralları akıl ve mantığa aykırı olan dil ve lisanlara ne denir?
-Yer yüzünde hangi dil ve lisanlar mantıki ve akli kurallara dayalı geliştirilmiştir?
-Akli ve mantıki örüntülere dayalı alfabe, dil ve lisan var mı?
-Hece vezni, kulak zevki ve lisanın vahşi kurallarına uysun diye kavram, kavramisim, isim, özdeyiş, cümle, düşünce yapılarının anlamları katlediliyorsa ya da mantıksızlaştırılıyorsa bunu yapmaya ne ad verilir ya da bu kural ve şekilcilerin geliştirdiği lisan ve dile ne dili-lisanı ya da mantığı denir?
İpucu;Tüm kavimlerin dili, lisanı ve alfabesi; vahşi, doğal ve cahili olabilir mi?
-Genellikle bilinçli hür irade ve tercihleriyle; mantığını/kendini kimin/kimlerin mantıksızlıklarına at edenler (etmişlerse) ona/onlara mat olmayı hak ederler.Demirkuş 2009
-Rahmani hal ve hakikatten uzaklaşanın akıbeti; şeytani, cahili/hayvani, insan(hüsranı) vahşi ve doğl hal ve hakikate muhatap olmaktır veya düşmektir.Demirkuş 2009
-Allah (C.C), Aklı, insani mantığı veya peygamber ahlakını terk edenlerinin hemen her şeyi başka yerlerinin ve nefsinin ürünüdür. Demirkuş 2009
İpucu;Yaratıkların ürettiklerine ve yaşama stillerine dayalı olarak, bakarak, tanıyarak; onların hangi tercihlerin tevhidine, hangi mantık-akıl işletim sistemiyle yüklü kişilikler olduğu ile ilişkilendirmeye çalışın. Kişilikleri tanıma farkındalığını anlamaya çalışın. Ya da bu özelliklere sahip insanları yetiştiren eğitim sistemleriyle ilişkilendirin.
-Herhangi bir koşulda veya konuda;akıl, mantık ve dil-örf-adet… Vb vahşi kuralları tercih söz konusu olunca hangisini/lerini hangi koşullarda tercih etmek gerekir?
-Akli, zeki, vicdani, ruhi, nefsi, özgün (ego), mantıki ve vahşi kuralcı öncelikli ya da istişareli düşünmek arasında ne fark vardır? Hangi koşullarda hangisi öncelik taşır?
İpucu;dil ve lisandaki vahşi kuralların bilimsel mantıkla yeniden düzenlenmesi ya da gözden geçirilmesi (revize edilmesi)gerektiğinden emin olun.
-Her alanda aşırı ve mantıksız vahşi(doğal) kuralcı olmanın cehaletinin ve vahşetin; zihinsel, toplumsal ve kültürel tufanların kaosuna neden olabileceğinden emin olun.
Ör;Türkiye Bilimsel Araştırma kurumu!? Türkiye Bilimsel Araştır Kurumu!!
-Öğrenci Seçme Yerleştirme Merkezi!? Öğrenci Seç Yerleştir Merkezi!!
-Yer yüzündeki dillerin, lisanların, alfabelerin hemen hepsinin vahşi olduğunun delili bu olabilir mi?
-Allah (C.C) ıslah ettiği peygamberler, alimler, fertler ve kavimler hariç (Dar Anlamda; Suhuflar, İncil, Tevrat, İncil, Kuran Dili ve Konuşması; Arapça ve İbranice değil); yer yüzü kavimlerin yari vahşi ya da doğal oluşunda yer yüzü dillerindeki, lisanlarındaki, alfabelerindeki ve sosyal döngülerindeki kuralların;peygamber ahlakına, akıl ve mantığa aykırılığına etkisi ne kadar olabilir? Dünyadaki tabu, vahşi, doğal , zarar verici değer yargıları ve inançlarla ilişkisel düşünerek farkındalığını kavrayınız. Dünyadaki tabu, vahşi, doğal , zarar verici değer yargıları ve inançlarla ilişkisel düşünerek farkındalığı nı kavrayınız.
-Aşılamak istediğini (düşünceni) kafiyeli melodiye giydir istediğine bindir. Önermesindeki mantıktan hareketle tecvitli, müziksi anlatım ve sanatsal yöntemler-sunumlar eğitimde kullanılabilir mi?
İnsani İletişim İçin Önerilen Doğal ve Yapay alfabelerin Yapı Taşları;
1-Liyakatli Kültürel Lisan ve Dilin Yapı Taşları: Kavim alfabe harfleri, noktalama işaretleri, isimler, adlar, kavramlar, kavramisimler ve diğer kültürel dil araçlarından oluşmuştur. Sosyal bilimlerdeki kavim alfabelerinin ortak paydası ve kavimlerin vahşi/doğal kelam sıfatı alfabeleri ve kültürleridir.
2-Liyakatli Canlı Dilin Yapı Taşları: çekirdek asidi alt birimleri (baz, çekirdek asidi şekerleri, fosfat grubu), protein alt birimleri (amino asitler), bazı şekerler ve özel moleküller... Vb den oluşmuştur.
3-Liyakatli Kimyasal Dilin Yapı Taşları: doğadaki ve periyodik cetveldeki elementler, atomlar ve atom altı parçacıklara ait birimlerden oluşmuştur.
4-Kuantum, Simetri, Sicim-Halka, Evrim… Vb Tüm Kuramların ya da Her Şeyin Kuramının Oluşturan Atom Altı Parçacıkların Kozmik Alfabe Yapıtaşları: Fiziksel alfabe, kuark çorbasındaki özgün plazma boncukları, en küçük özgün atom altı parçacıkları, özgün kuantum ve bazı özel –özgün enerji halleri çeşitlerinin her biri fiziksel ve doğal kozmik alfabenin harfleridir.
5-Liyakatli Matematiksel Dilin Yapı Taşları: matematik uygulayışlarda kullanılan; matematik rakamlar, semboller ve işaretlerdir.
-Matematiksel Alfabe; bugünkü matematiksel, rakamlar, semboller matematikte kullanılan noktalama ve diğer işaretler… Vb den oluşur. Bu günkü matematikte; bir ve klonları/katları (2,3,4,5,6,7,8,9,… Vb) olan rakamlar arasındaki dört işlem ve ötesi kuralları temel olarak dikkate alınmaktadır. Örneğin, birin tüm klonlarına ait sayılar (1,2,3,4,5,6,7,8,9,… Vb); a.b, a/b. b/a, a/b, a+b, a-b, b-a… Vb kurallara ve dört işlem kurallarına genellikle aynı tepkiyi gösterirken, bu kuralların içine sıfır ve sonsuz rakamları (yani a ve/veya b yerine sıfır ya da sonsuz yazıldığını zaman) girdiği zaman her şey alt üst oluyor ya da kural çalışmıyor ve anlamsızlıklar ve/veya istenmedik sonuçlar ortaya çıkıyor.
-Belki de sıfır sayısı, sabite sayısı, sonsuz sayısı, geçişken sayı, değişken sayı, özgün/lük sayısı, denge sayısı, simetrik sayısı, asimetrik sayısı, yarım sayısı, ve ilk Mekansal Küme Sınırını İfade Eden İlk Sıfır ( İlk küme/küme sınırı-mekan-sıfır/Ola ki ilk uzay)=00, gerçek, gerçek eşitlik, yaklaşık eşitlik/yaklaşık benzerlik, kavram yanılgısı, sabite, kanun/yasa, nokta/ilk nokta, doğru, doğayı genişleten/iten/şişiren enerji (karanlık enerji; kâinatın % 73 nü oluşturur), kütle çekimi ( karanlık madde; kâinatın % 23'ünü oluşturur ve kütle çekiminden sorumlu madde olarak bilinir. Bizim algıladığımız kâinatın sadece %4'üdür.), hız, ilim, bilim, varlık, zaman, yaratık, mekan, küme, küme elemanı, matematik(Evrensel,doğal, düşünsel, hesabi... Vb matematikler), Doğal, Yapay, Sanal ve Öklid Geometrileri, ilksiz, sonsuz, ebediyet… Vb kavramların yeniden tanımlanıp matematiğe doğru konumlandırılarak yerleştirilmesi gerekir.
-Belki de; zihinlerdeki nicel-nitel matematik ile doğadaki nesnel matematiğin konumları ve ifade edilişleri doğal ve evrensel matematik alfabesiyle ya da yapı taşlarıyla bilimdeki yerini henüz almamış gözüküyor. Ola ki bu durum; var olan yapay matematik alfabesinin; sadece yapay, eksik, tanımsız ve bazı matematiksel doğal kavramların tanımlarının eksik oluşu ya da bazı doğal rakam ve tanımların matematikte yer almayışından kaynaklanıyor olabilir.
-Düşünsel, zihinsel, sanal, nesnel, muhakemesel, eylemsel… Vb "Doğal ve Evrensel Matematik" tabanlı düşünceler ya da tüm matematik çeşitleri (nesnel, doğal, yapay, yarı doğal, nitel, nicel, eylemsel, ilişkisel...Vb "Doğal ve Evrensel Matematik" alt çeşitleri) arasındaki iletişim fermuar dişlerini ilişkisel kapatmak için en büyük eksik ola ki matematiksel doğal alfabenin ya da yapı taşlarını oluşturan rakam ve matematiksel kavramların yeterince keşif edilip ve/veya doğru konumlandırılmayışından ve/veya kavram yanılgılarından kaynaklanmaktadır (ileri gelmektedir). Ör. sıfır ve sonsuz sayılarına ilaveten küme kavramı sınır ve ilişkileri; eksik ve/veya tanımsız oluşları nedeniyle kavram yanılgısına neden olmaktadırlar. Bu gün hala yeterince doğal ve net olarak tanımlanıp nesnelleştirilemedikleri diğer normal sayıların dört işlem kurallarına tam uymamaktadırlar.
-Sıfır sayısı, sonsuz sayısı, geçişken, değişken, özgün, denge sayısı, simetrik sayısı, asimetrik sayısı, yarım sayısı ve ilk küme/küme sınırı-mekan-sıfır örtüşümü, gerçek eşitlik, yaklaşık eşitlik/benzerlik, nokta, doğayı genişleyen/şişiren çekim (karanlık enerji; kâinatın % 73 nü oluşturur), özel-genel kütle çekimleri (karanlık madde; kâinatın % 23 nü oluşturur ve bizim görsel algıladığımız nesnel evren ise kâinatın sadece % 4'nü oluşturur) Çekim=10, zaman =01, Yaratık= 11, mekansal küme sınırını ifade eden sıfır ( küme/küme sınırı-mekan-sıfır)=00, hız, ilim, bilim, ebediyet... Vb kavramlarının matematikte liyakatli konumlandırılışıyla: matematiğin insani hayat döngülerindeki; nesnel, sanal, zihinsel ve düşünsel doğa ile liyakatli kenetlenişi ya da bütünleşik uygulanışıyla tüm bilim dallarını bünyesinde tevhit eden ve/veya ilişkilendiren miğfer bilim olarak yer alacaktır.
-Belki de bahsedilen kavramların doğru ve liyakatli tanımlarının ve/veya konumlarının eksikliklerinden dolayı matematik bilimi; bilim içinde ve zihinlerde hala nicel odaklı oluştan kendini kurtaramamış ve hak ettiği ya da olması gereken konuma oturmamıştır.

6-İşitsel ve Müziksel Alfabe: tüm nesnel, sanal ve düşünsel; doğal, yapay ve/veya yarı doğal seslerin özgün alt birimlerinin yapı taşlarından oluşturan doğal, yapay ve yarı doğal nota seslerinin özgün yapı taşları ya da özgün ses birimi çeşitlerinin tümünü oluşturan alfabedir. Bu günkü yapay müzik notları; yapay, doğal ve/veya yarı doğal tüm sesleri kurgulayışta yetersizdir ve kısıtlı gereksinimleri karşılar niteliktedir. Örneğin sanal ortamda bilgisayardaki işitselleri veren özgün piksellerin ve/veya alt özgün işitsel alt birimlerin asgari çeşitleri sayısı bize “Sanal İşitsel” alfabe harflerinin sayısını ifade eder. Belki de doğadaki; yapay, doğal ve yarı doğal işitsel alt birimler (alfabesi) bu mantıkla keşfedilmeli ve/veya oluşturulmalıdır
7-Görsel Alfabe: tüm nesnel, sanal, hayalı ve düşünsel; doğal, yapay ve yarı doğal görselleri üretebilen asgari görsel alt birimlerin ve/veya modellerin çeşitlerinin hepsinin yapıtaşlarının özgünlükleri toplamıdır. Örneğin sanal ortamda bilgisayardaki görselleri veren özgün piksellerin ve/veya özgün görsel alt birimlerin asgari çeşitleri bize “Sanal Görsel” alfabe harflerinin sayısını ifade eder. Belki de doğadaki; yapay, doğal ve yarı doğal görsel alt birimler (alfabesi) bu mantıkla keşfedilmeli ve/veya oluşturulmalıdır.
İnsanları liyakatli öğretim, öğrenim ve eğitim süresince; insanlaştıran ve peygamberi âlimleştiren alfabeleri, dilleri ve lisanları yeryüzünde geliştirmemiz insani bir farzdır. Çok ilginçtir ki; insanlık, çeşitli canlı ve cansız yaratıkları ıslah ederek evcilleştirmeyi başardı, ancak en önemli toplumsal iletişim aracı olan kavimlerin özgün; alfabe, dil ve lisanlarını; bilimsel, mantıksal ve akli prensiplere dayalı ıslah edici kayda değer örnek akademik ve bilimsel hemen hiçbir çalışma yapamadı. Toplumsal iletişim açısında insanlığın mantık ve akli iletişim basiretlerini bağlamayan, köreltmeyen ya da vahşileştirmeyen tam tersine akışkanlık getiren peygamberi, akli ve mantıki ortak bir dil, lisan ve alfabe geliştirmeyi başaramadık. Uzaya açılmadan önce insanlığın buna acilen gereksinimi vardır. Geçmişte dünyaya hakimiyetini kuran kavimlerin dil ve lisanları bu gün etkinliğini kayıp etmiştir. Bu günkü hakim kavimlerinde; alfabeleri, dilleri ve lisanları aynı akıbete gideceklerinden şüphem yoktur. Onun için hiçbir kavimin vahşi-doğal; alfabe, lisan ve diline taraf olmadan, modası geçmeyen insanlığın ortak payda peygamberi, dili, lisanı ve alfabesini; akademik, bilimsel ve uygulamalı çalışmalarla geliştirmeliyiz. Ör; yaban-doğal elmaları, yaban armutları, yaban inekleri, yabani atları, vahşi toprağı, vahşi çölleri... Vb yaratıkları ıslah edebildik ve evcilleştirdik. Ancak vahşi dil, lisan ve alfabelerimizi ıslah edemedik ve evcilleştiremedik yani akli ve mantıki olarak eleştirel düzenlemedik. Bu nedenle yer yüzü kültür alfabelerinin hepsi doğal/vahşi zekâların, deneyimlerin ve denemelerin evrimsel ürünüdür. Akli, mantıki ve peygamberi (Rahmani/insancıl/Hz. Muhammed AS’A Peygamberlik (S.A.V) gelmeden önceki 40 yıllık insani ahlakı) ahlakla ıslah edilmesi ve geliştirilmesi gerekir ki insan beyni, zihni ve kalbi insani iletişimde en az kusurlu kemale ersin. Bu amaçla insanların beyin, zihin ve kalp havuzundaki bilgilerin;görsel, işitsel, eylemsel, davranışsal, tatsal, bilişsel… Vb kodları günlük hayatta iletişim de kullanılan alfabe ve lisanın; harf, sembol, kelime, kavram ve kodlarından, daha sade ve daha çok benzerdir. Örneğin,kırmızı elmanın, yaratık görüntülerinin ya da doğadaki tüm ( hayvan, bitki, rüzgar... Vb seslerinin) seslerinin tüm insanların ( bazı engelliler ve bazı istisnalar hariç) zihnindeki bilişsel, eylemsel, görsel, tatsal, kokusal, davranışsal... Vb kodları hemen hemen aynı dır. Ama kültür dillerinde kırmızı elmanın, yaratık görüntülerinin ya da doğadaki tüm ( hayvan, bitki, rüzgar... Vb seslerinin) seslerinin her kavimdeki isimlerin/kavramların ya da kavram-isimlerini zihin havuzundaki kavramsal kodlanışı farklı olduğu için iletişimi vahşi, doğal ve zor olmaktadır. O zaman çözüm olarak;"Algıda; Özgünlük/Özgün Pay, Değişmezlik/Ortak Payda, Değişkenlik/Değişken Pay, Değişirlik ... Mantık Kümesi Kurgusu" Kuralına uygun olarak kırmızı elmayı, yaratık görüntülerini ya da hayvan seslerinin zihinsel bilgi biriminin ifadesine ve konumuna en uygun kavramlarla iletişim, öğretim, öğrenim ve eğitimle ortaya çıkarırsak her kes kırmızı elmayı, yaratık görüntülerini ya da hayvan seslerini daha rahat anlar, günlük hayatta ve iletişimde kullanır. Bunu tüm kavimlerin (insanların) beyinleri, zihinsel havuzları ve batini kalplerindekileri de kodlanmış kültürel isimler, kavramlar/kavram-isimler hepsi için düşünüp günlük hayatta hepsini kırmızı elma mantığı ve örneği gibi uygularsak insanlığın akli, mantıki ve peygamberi (Rahmani/insancıl/Hz. Muhammed AS’A Peygamberlik (S.A.V) gelmeden önceki 40 yıllık insani ahlakı) ahlaklı ortak iletişim alfabesi ortaya çıkmış olur. Tüm kavimlere ait yazımsal ve konuşsal ya da hem konuşsal hem de yazımsal:alfabelerinin, lisanların ve dillerinin; Ademin dilinde vardıkları ortak payda ve özgün;işitsel, yazımsal, görsel, dokunsal, tatsal, hissel … Vb özellikleri bilgisayar ortamında kökenlerine/köklerine, hecelerine/ ses parçalarına kadar sadeleştirilerek yeniden matematiksel iletişim ve alfabe mantığıyla ya da kozmik (evrensel) ötesi atom altı parçacıkların çeşidinin her birini kozmik alfabe kabul ederek oluşturulan yani kuantum alfabesi sade iletişim mantığıyla veya her yaratığı matematiksel küme elemanı kabul ederek ve her şeyi, tüm bilimleri-tüm kâinat ve yaratıkları bu kozmik matematiksel kümeler denizi içinde yüzen elemanları temsil eden “Kozmobiyomatematik, Evrensel, Uzaycanlımatematik... Vb (Simetri, Kuantum, Standart, Sicim-İp-Halka, Paralel Evrenler, Şişme, Evrim...Vb her şeyin kuramlarına uyumlu)” alfabe mantığıyla; ilişkisel, organize, disipline ve kategorize edilerek hayata uygulanabilir. Demirkuş 2010. Çözüm;Tüm sorun kültürel dillerde iletişim amaçlı kullandığımız; hece, ses, vurgu, kavram, isim ve kavramisimleri; şekilsel (analog), kökensel (homolog), özgün, sesteş, anlamdaş, değişken ve geçişken benzerlik tabanlarına göre mantıki kurgularını bilgisayarda düzenleyerek; matematiksel iletişim sembollerindeki gibi en doğru algılanabilir şekil de zihnimizde ki bilgilerle ( bilgi birimleriyle) ve çevremizde ki her şeyle algıda değişmezlik ve algıda özgünlük ilkelerine dayalı ilişkilendirmektir. Kavmin azınlığı ve çoğunluğu olmaz herkesin ve grubun fert bile olsa ya da vahşide olsa alfabesi, dili ve lisanı aslidir hiçbir bahane ile diğerlerine asimile ettirilemez. Tüm kavimlerin ana dil, lisan, alfabe için geliştirilen çözümler akli, mantıki ve bilimsel tevhit edilerek insanlığın tek dil, tek lisan ve tek alfabesine kaynak oluşturacak şekilde;bilimsel, akademik çalışmaların yapılması gerekir. Tüm Kavimlerin Özgün Ana Dilindeki; Alfabe, Dil ve Lisanlarını Islah İçin Çözüm; Peygamber ahlaklı insanları yetiştirmedikçe ve dilimiz/dillerimiz; algıda değişmezlik ilkesine olanaklarımız ölçüsünde değiştirmedikçe ya da yaklaştırmadıkça yani peygamberi özellikler sahip insanları yetiştirip doğru adreslerde görevlendirmedikçe, var olan ve gün geçtikçe genişleyen ve büyüyen yarı vahşi kültür, alfabe ve dilleri akli ve mantıki ıslah etmedikçe doğaya uyum, küreselleşme sıkıntısı ve adaletsizliği çeken özgün kavimler olarak kalmaya mahkumuz. İnsanların zihninde ve bilinç altında yer alan bilgilerin benzerliği ve algıda değişmezlik oranı;iletişimde kullanılan yarı vahşi ve yarı doğal kültür dilerindeki kavramsal ifade ediliş havuzundaki çeşitlilik ve özgünlülük kaoslarından daha yüksektir. Doğal insanların ya da Adem AS öncesi ve/veya sonrası insanımsıların; (ruhsuz, akılsız, insani ilimsiz, eşyayı liyakatli tanımaz yani doğal-nesnel-düşünsel-zihinsel döngü düzenlerinin cahili ve vahşi vicdanlı) yaşam döngülerindeki çevresel koşulların tehlikesi, paylaşım duygularının gelişmesi ya da paylaşım zorunlulukları dilsel iletişim ve dilin evrimleşmesi olumlu yönden güdülenmiş olabilir. Algılanarak kabul gören bilgilerin zihinde kategorize edilerek kodlanışı tüm insanlık zihin havuzunda çok benzerdir. Bilgi birimlerinin, kümesinin, kümelerinin ortak paydası geniş, özgünlükleri ve farklılıkları azdır ya da algıda değişmezlik–algıda benzerlik ilkelerine daha uygundur. Ancak zihindeki bilgi birimlerinin farklı kültür dillerinde farklı kavramlarla kodlanışı, ifade edilişi ya da uygulanışı iletişimde vahşi ve doğal bir iletişim kaosu/karışıklığı/kargaşayı ya da hercümerci oluşturmaktadır. Örneğin kırmızı elmanın bilgi birimi olarak tüm insanlık zihin havuzundaki kodlanışı çok benzer ancak kavram olarak kodlanışı çok çeşitli ve vahşidir. Bu kargaşanın ıslahı en az çevremizde ıslah ettiğimiz ya da evcilleştirdiğimiz hayvanlar ve bitkiler kadar önemlidir. Kırmızı elma mantık kurgusundan (Algıda; Özgünlük/Özgün Pay, Değişmezlik/Ortak Payda, Değişkenlik/Değişken Pay, Değişirlik ... Mantık Kümesi Kurgusundan) hareketle zihinsel olarak insanlığın ortak payda ve benzerlik olgusundaki kavramlardan hareketle algıda değişmezlik ilkesi ve zihinsel kavram havuzları arasındaki deşifreyi doğru ve mantıklı yapmak gerekmektedir. Islahat yapılırken; şuan ya da bu güne kadar zihnimiz ve çevremizi bu yarı vahşi mantığa uydurarak yaşıyoruz. Bu yarı vahşi dil kargaşasını; insanlığın bilgileri zihinsel kodlanış ortak payda mantığı ve algıda değişmezlik kurallarına uygun–uyumlu; akli, mantıki, bilimsel, deneyimsel, uygulamalı ve akademik disiplinlere dayalı olarak öğretim, öğrenim ve eğitimle ıslah etmemiz gerekir. Bu mantık kurgusundan hareketle kavimlerin özgün dillerinde ve insanlık ortak payda dilinin ortaya çıkışında zihinsel kodlanış mantığıyla en çok örtüşen, benzeşen mantık kurgularıyla ve aynı zamanda matematiksel iletişim mantık kurgusuna uygun yeni dil ve alfabeler geliştirilmelidir. Zihnimizdeki kodlanmış bilgilerin ya da bilgi birimlerinin (kavramların değil);görsel, işitsel, tatsal, dokunsal, kokusal, düşünsel, zihinsel, hissel, sezgisel ve diğer duyusal/duyuşsal özelliklerine göre; ilişkisel konumlanış, disipline ediliş ve etkileniş mantık kurgusunun deşifre edilişi çok önemli gözükmektedir. Ortak payda bilgileri ademin dili katmanını oluşturur bunlar genellikle nesnel yaratıkların görsel, şekilsel ve eylemsel bilgi birimleri katmanıdır. Özgünlükler ve ayrıcalıkların en çok olduğu kavramlar düşünsel (soyut) kavramlar ve ayrıntılı bilgi birimlerine yönelik bilgi birimleri katmanıdır. Akademik seviyede; dildeki her kelime, bağlaç, kavram, deyim ata sözü, vecize, sözleri hatta ithal edilmiş yazılı ve sözlü ata sözü her şey akademik disiplin ve sistematik mantık çerçevesinde dil, edebiyat, fen… Vb tüm dallarda kulanım üzerine bölümlerinde ulusal ve uluslar arası seviyede;halka açık internet ortamı dahil, akademik çalışmalarla, toplu anket ve tartışmalarla farklı akli, mantıki, basireti açıcı... Vb alternatifleri gerekçeleriyle ortaya konmalıdır. Aslında insanların zihnindeki bilgi birimlerinin çoğu benzer ve çevredeki olay, olgu, süreç… Vb ile aynıdır ya da benzerdir. Duyuşsal (görsel, işitsel, tatsal, dokunsal, kokusal ve hissel duyularımızla) olarak zihnimize girip kayıt olan bilgi birimleri çevredekilerle benzer ve tüm insanlıkta ortak payda benzer zihinsel doku katmanıdır. İnsanlığın ortak, lisan, dil ve alfabenin esas bilgi birimi kaynağı bu dokudur. Düşünsel olarak zihnimizde ürettiğimiz düşünsel bilgilerimizde zihnimize kayıt olur. Ör. unutulmayan bir rüya ya da düşünsel kurgularımızdan unutmadıklarımız. Zihinsel havuzumuzun içinde yer alan; nesnel, düşünsel ve sanal kâinatlar; zihinsel ürettiğimiz ya da duyuşsal edindiğimiz ve bellediğimiz bilgi birimlerinin;geçmiş, gelecek ve güncel deposu ya da hard diski (dinamik veri depo diski) gibidir. Zihindeki doğal kayıtlar hemen tüm insanlarda aynıdır. İletişim kültür alfabelerinin; yazımsal, işaretsel, eylemsel ve konuşsal çeşitliliği ve/veya sadece konuşsallık çeşitliliği, insanlıkta hoş görüyü artırırken ortak payda iletişimini zorlaştırır. Beyin sanki zihinsel bilgi birimleri deposunun hatırlayıcı biyolojik bağlantılar ve biyolojik hatırlama moleküllerin adeta nesnel çekirdeği gibidir. Bilgi hatırlandığı an bazen geçmişte ki mekandan çağrılır ya da o mekanda algısal tecelli (algısal ışınlama) olur ve hatırlanır. Kuranı Kerim ve Allah (C.C) gönderdiği; kitap ve sayfalarında kullanılan (Dar Anlamda; Suhuflar, İncil, Tevrat, İncil, Kuran Dili ve Konuşması; Arapça ve İbranice değil); yazılı dil, mantık, ilişki, peygamberi konuşma ve okuma (Dar Anlamda; Suhuflar, İncil, Tevrat, İncil, Kuran Dili ve Konuşması; Arapça ve İbranice değil) akışkanlığı dışındaki tüm gelmiş geçmiş; alfabe, lisan ve dillerin insanlığın mantıki ve akli iletişim basiretlerini vahşileştirici ve köreltici etkilerini kanıtlamak zor değildir. Bütün dillerin yazım, konuşulan şekli, ifade… Vb kurallarının anatomisi vahşi ve doğaldır. Uluslar arası seviyede kabul görebilen bilimsel insani mantıksal anatomisi ve kuralları çerçevelerde mukayese edilerek ıslah edilip değiştirilişe gereksinimi vardır. Bu mantık Kuran-ı Kerimi CC Kitabındaki mantık kurallarından esinlenerek ortaya konulmuştur. Yani kurandaki ayetler ve hadisler baz alınarak doğadaki yapay ve doğal vahşi alfabelerdeki kuralların ıslah edilişine gereksinim olduğu otoya çıkmıştır. İnsanları yer yüzünde; vahşi, doğal, hayvani, insani, iblisi, peygamberi, şeytani çok çalıştırmanın hak edişleri arasındaki farkları ve farkındalıkları anlamaya çalışın.Fazla çalışmakla hak edişin sınırlarını düşünün. Hak edişle her şeyin elde edilemeyeceğinden emin olun. Cahilce ve Şeytanice Hak edişine tapınma gayretini düşünün. “Azmin elinde hiç bir şey kurtulmaz” cümlesinin cehaleti ve gizli, şirkini; fert, toplum, devlet… Vb bazında; Rahmani, Cahili/Hayvani ve Şeytani Çok çalışmaların arasındaki farkındalığı; geçmişten geleceğe ilişkisel leştir ve günümüze güncelleyip örneklendirişi deneyin. Hakkına tapınma, yaptıklarına tapınma ve Hak (C.C)'NE tapınmalar arasındaki düşünce kaosu, kavram yanılgısı, düşünce yanılgısıyla kafa bulandırmayı ortaya atanların ve hayata uygulayanların bedbahtlığının farkındalığını alamaya çalışın. Peygamber ahlaklı;kardeşlik, öğretim, öğrenim ve eğitimle ilişkilendirin. Hayatın yaşam terazisi üzerinde iradi tercihlerimizin hasılatı yolcusuyuz. Demirkuş 2010
İpucu;
Canlıları genel yönetici yapı taşı alfabesi DNA ve canlıları genel kısmi yönetici yapı taşı alfabesi RNA'nın yapıtaşlarından rastgele DNA ve RNA zincirleri üretirseniz bunlardan çoğunun karşılığı gerçek hayat bulamayacaktır ya da gerçek hayattaki karşılıkları ölüdür veya yoktur.
-Periyodik cetveldeki elementlerin sembollerinden ve rakamlardan rastgele bileşikler yazın bunlardan çoğunun gerçek hayatta karşılığı bulunamayacaktır ya da gerçek hayattaki karşılıkları ölüdür veya yoktur.
-ABCDEFGĞ………XYZ… Vb Vahşi alfabede rastgele kelimeler ve cümleler üretirseniz bunlardan çoğunun gerçek hayatta karşılığı bulunamayacaktır ya da gerçek hayattaki karşılıkları ölüdür veya yoktur.
-Matematikte;0123456789.. Vb rastgele kombinezonlar yazın bunlardan çoğunun karşılığı bizde bir anlam taşır ya da gerçek hayatta karşılıkları diridir veya vardır.
-Matematiksel yazı dilinin daha evrensel ve iletişimi kolaylaştırdığına dikkat ediniz. Bu yazı dilinin lisana dirilişini düşünün. Bu mantıkla evrensel yapay alfabe ile evrensel lisanı hayata diriltme ve tatbik/uygulayış düşüncesini iç dünyanızda harekete geçirmeye çalışın. Belki de yer yüzünde devlet sınırları erimeye başlamadıkça, insanlık mantıki, tarafsız ve liyakatli ortak;dil, lisan, alfabeye adım atmadıkça insanlık kemale ermeye adım atmamış sayılmalıdır. Demirkuş 2010
-Matematik yazı dilini, toplumsal bazda ortak payda dil ve lisanda iletişim dili olarak kullanmayı hayata uygulamayı düşünün. Örneğin kırmızı elmanın ;matematiksel rakamdizini (barkot) ismi olsun veya koyalım.
-Bilinen tüm dillerdeki kırmızı elmanın isimleri bu rakamdizini (barkot) ismin havuzuna(isim torbasına) ilave edelim.
-Canlılar ve mahsulleri için özgün genetik rakamdizini (barkot)(Özgün DNA Barkodu).
-Cansız yaratıklar için nano, molekül ve atom seviyesinde atomların dizilim özgünlüklerinin barkot(rakamdizin-sayısaldizin) isim olarak karşılıkları,
-Taşınmaz doğal yaratıklar için yerküresi ve uzay konumu Doğal GPRS Barkodu, eşyalar için özgünlüklerinin tanım barkodu mantığı gelecekte daha kalıcı, sağlıklı ve mantıklı evrensel iletişim vaat etmektedir.
-Tüm yaratıkların ve eylemlerin matematiksel rakamdizini (barkot) isim kodlarını 21 YY'DA böyle kodlayıp uyguladığımızı düşünün.
-Konuşulan lisanda da en israfsız sembollerden oluşmuş alfabeyi; matematiksel rakamdizini (barkot) dili ara yüz olarak kullanarak insanlıkta ortak dil birliğine gidilebileceğinden emin olabilirsiniz.
-Evrensel alfabeyle bu kombinezonları üretip,Örneğin,öyle alfabe sembolleri yazalım ki;okunuşları ve ağızda çıkan sesleri temsil eden sembol arasında mantıki bir ilişki bulunsun. Neden bu aşamaya geçmeden geçici olarak matematiksel dil ve lisana benzer dil ve lisan üretmemiz gerektiği konusunda bir yargıya varmaya çalışın ve bundan emin olun.0,1, 2, 3

OKUMA PARÇASI
İnsanların eğitiminde bilimi ve bilimselliği insanların yararlı özgün yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... Vb değer yargılarına uyumlu hafızasına konumlandırmakla, eğitim adı altında insanların yararlı yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... Vb değer yargılarını bilim farzlarıyla budamak arasında ne fark vardır?
İpucu; ortaçağda eski din ehli bilim bilginleri (bilim insanları?!) laikle dinden men etmiş daha sonrada bilim bilginleri (bilim insanları?!) ortaçağ zihniyetini laikle haklı olarak egale etmiştir.
Bilim ve bilimselliği Müslümanların; yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... Vb pozitif değer yargılarına uyumlu ve ilişkisel hafızalarına konumlandırarak uygulanan bir öğretim, öğrenim ve eğitim sistemi düşünün.
Deneyimsel Çıkarsayış ve Çözüm Önerileri;dünyadaki tüm alfabe dilleri vahşi-doğal-rastgele-maksatlı… Vb hercai ürünü ve sonucudur. Demirkuş 2009
-Allah (C.C) gönderdiği suhuf ve kitap dilleri hariç;Dünyada hiçbir dil ve lisan tamamen insanın mantık, akıl örgüsü üzerine yaratılmamıştır. Bu vahşi alfabe, lisan ve dil oluşumuna sonradan mantıki kurgular bu vahşete giydirilerek ilave edilmiştir ya da insani mantığa dayalı disipline edilmeye çalışılmıştır. Tüm dillerin ortak payda insani ve mantıki ıslahata ihtiyacı vardır. Her asır bilimselliği ve bilim dilinin ortak paydasını vahşi hükümranlığının ürünü devletlerin dillerine emanet etmek; israf, haram, cehalet hatta insanlığa ihanettir. İnsanlığın cahil kalmasının ve toplumsal iletişimdeki yanılgıların baş kaynaklarında biriside tüm toplumsal dil ve lisanların vahşi oluşundan kaynaklanmaktadır. Bilimin özgürlüğünü vahşi ve doğal dillerin hükmüne emanet israf ve haramdır. 19. ve 20. yüzyılın canilerini yetiştiren deccali kavimlerin birlik ve beraberliğin enkaz ve kaos zihniyeti 21. yüzyılın ve geleceğin mimarları olmamalılar ve olamazlar. Olsa olsa 21. YY'LIN içinde özel ve ders verici bir zihinsel kabre girmeyi hak eden şer, şirret, kanlı deccale malzeme cani cahil kavimleri olmalılar.
Sizi kavimlere ayırdık ki tanışasınız diye Ayet vardır.
Matematiksel rakamlar ve iletişim lisan insanın güdük bir mantık ürürünü sayısal alfabedir. Bu mantıktan ve düşünsel kurallardan hareketle; eğitim sistemlerinde mantıksal-düşünsel-zihinsel çimlendirerek algıda değişmezlik kuralına en uygun hareketle önce bilimsel iletişimde geçici olarak matematiksel barkot dilini kullanmalıdır. Demirkuş 2009
Örneğin ülkelerin isimleri yerine Doğal GPRS koordinatları, nesnelerin, canlıların, şekilsel parçalarındaki nicel, nesnel, yarı nesnel özgünlüklerinin matematiksel barkot dilinin kullanılması.
Soyut kavramların özgün tanımlarının ortak payda nitel-nice-yarı nicel... Vb özgünlüklerinden geçici olarak matematiksel barkot isimleri türetilmelidir.
Sonra her dildeki çoğu şeyin yazılı karşılığında mutlaka uluslar arası barkot isim karşılığı bir sembol ilave edilmelidir. Bu barkot sembolüne tıklananınca internette o kavramın tüm dillerdeki karşılığı harf sırasına göre verilmelidir.
Bu iletişim mantığının emeklemesinin mayalanması sonrası evrensel alfabe ve lisanın uygulamasına geçilmelidir. Bu eylemler mutlaka insanlığın uzaya açılmadan önce gerçekleşmesi farz olarak gözükmektedir. Demirkuş 2009
Yazılı ve sözlü her kavram, kavramisim, isim, deyim, özdeyiş, vecize, düşünceyi ifade eden her şeye eleştirel gözle bakılmalı ve en mantıklı-liyakatli alternatifi geliştirilmelidir. Ör.elmadan daha mantıklı alternatif isim ve kavramlar üretin.
Çok özel haller hariç, her kavram, kavramisim, isim, deyim, özdeyiş, vecize, düşünce üretirken veya düzenlerken;düşünsel ve eleştirel tercihte, doğal dillerin vahşi kurallarına ve hece vezninin akıcı ses-kafiye uyumunun keyfine, zevkine ve cüşuna, akli,mantıki ve ahlaki anlamlar feda veya yem edilmemelidir.
Kavramların listesini kavram kümesi araçları şeklinde hazırlamak son derece önemlidir.
Öyle bir yazılı-sözlü alfabe ve lisan ilişkisi hazırlayalım ki her harfi ve harfleri bir araya geldiğinde, matematikteki rakamlar gibi mutlaka bir veya birkaç mantıklı anlam taşıyacak şekilde dizayn edilmelidir. İnsanların yaşadığı çevrede ya da çevre havuzunda algıladığı her şey duyulardan süzülerek ya da düşünsel olarak üretilerek zihinsel havuza bu bilgi birimleri kayıt edilirken (zihinsel bedene bu bilgiler kayıt edilirken) oluşan havuz yani çevresel havuzla ve zihinsel bilgi birimleri havuzları çok benzerdir. Bu nedenle doğal olarak insanların bilinç altlarının bir birine çok benzediği için; bu benzer bilgi deposunun zihinsel ve düşünsel dokuları evrensel alfabe ve dil olarak dışa doğru deşifre edilirse insanlığın ortak payda iletişimi algıda değişmezliğe yaklaşmış olacaktır. Var olan sistemdeki hemen hemen tüm (Kuran Dili ve Okunuş Stili/Tecvidi Hariç) kültür, alfabe ve lisanların hepsi yarı vahşi oluşu ve algıda değişmezlik ilkesine/lerinede aykırı ya da uzak olması iletişim için çok büyük engeldir. Bu mantıktan hareketle çevremizden ya da çevre ve iç havuzumuzdan ürettiğimiz bilgi birimleri anadil ya da kültür dili, kavramlarıyla kodlanış katmanın farklılığı dilde iletişime engel olmaktadır. Zihinsel havuzda bilgi birimlerinin iletişim amaçlı kültürel dile ait kavramsal olarak kodlandığı iletişim dokusu kavimler arasında çeşitlilik gösterdiği için kavimler arası iletişime engeldir. Bu durum kısmen matematik iletişim sembolleriyle aşılmıştır.

Âdemi (Ortak) Matematiksel Alfabe Oluşturuşun Kuramsal Uygulayışı;
-Tüm alfabelerin her birine ait birer torba hazırlayın.
-Her torbaya  her alfabeye ait yüzer harf-rakam, sembol... Vb koyun.
-Her torbada rastgele eşit sayıda harf-rakam, sembol... Vb çekin ve çıkış sırasına göre dizin ve yazın.
-Deneme sayısını artırarak her alfabenin  harf-rakam, sembol... Vb gerçek hayatta karşılıkları en yüksek olan alfabeleri sırasıyla ortaya koyun.
-Sonuçta matematiğin birinci sırada olduğunu göreceksiniz.

 

Çıkarsayış;
-Kimya Bilimi;evrendeki;atom, atom altı parçacıklardan ve diğer nesnel ve yarı nesnel özgün enerji hallerinden oluşan ve algılanabilir yaratıkların yaradılış hamurunun ürünlerinin yapısını inceleyen bilim dalıdır.
-Kimyada 0 (mekan partikül yörünge kabuğu) ve 1(yaratık parçacıklar) iç içe hidrojen atomları parçacıklar kabul edilebilir. Yani her partikül bir yaratık proton bir mekanın (yörünge kabuğu)  içindedir. Bu sade evrensel kümeden  kâinattaki tüm alt kümeleri kapsayan en büyük “Evrensel-Kozmik Ağ Kümesi” devasallığını düşünün. Hemen hemen tüm algılanabilir kümelerin dokusunun hamuru atom ve atom altı parçacıklar oluşturmuştur.
-Atom ve atom üstü algılanabilir;yani ilk hidrojen atomundan kâinatın son yıkılışının bir an öncesine kadara ki devasa kozmik ağ kümesi... Vb hemen hemen tüm yaratıklar; atom altı parçacıklar ve enerji hallerinin ürünüdürler.
-Doğal ve yapay serbest ve rutin dinamikleri nedir? Örneklendirin.

Kâinatı; Küme Elamanı, Nicel, Bilimsel, Kurgusal, Yapısal, Düşünsel, İlişkisel, Kümesel ve Peygamberi (Rahmani/İnsancıl) Keşif Ediş Çeşitleri

1-Kâinattaki/ kâinatlardaki her yaratık, olay, süreç, olgu, ışık hızı, eylem, düşünce… Vb her şeyi bir küme elemanı olarak düşün!! Sonra seçtiğin küme elamanına bir üst olacağı ( o elmanı kapsayan/içeren) kümenin sınırlarını amacına uygun belirle ve gittikçe daha geniş kümeler doğru düşünmeye başla. Şimdi kâinatın ilk yaratıldığı anda, karanlık enerjinin kâinat genişletiş gücünü sembolik 1-0 kabul edin. Hemen genişleyen ilk küme sınırı ya da ilk mekan sıfırı/İsrafil sıfırı/0-0 ve ilk zamanı 0-1 kabul edininiz. Bu ilk küme mekân sıfırını ilk yaratık(ilk mekan) ve ilk zaman kabul ediniz. İstisnalar hariç bitişik olan ilk küme-mekân sıfırını ve zamanını sonrada içinde yaratılan hiçbir şey yakalayamayacak kadar hızla genişlemektedir ya da şişmektedir (şişme kuramı). İlk mekanın içinde müteakiben yaratılan ve oluşan (tüm yaratıkları bir ve birin klonları/1-1 kabul edin); yaratık, olay, süreç, olgu, ışık hızı, eylem, düşünce… Vb hiç birinin kıyamete kadar mekanın genişleme hızına ulamayacağını (Göğü halagenişletmekteyiz/Zariyat 51. Sure 47. Ayet) düşünerek kâinattaki/kâinatlardaki her şeyi küme elamanı mantığıyla düşünerek kâinatı/ kâinatları uygulamalı küme mantığı ve tanımlayıcı küme tasarımı matematikçileri gibi keşfet (Küme Elamanı Mantığı ve Tanımlayıcı Küme Tasarımı İle kâinatları Keşif)
Makroskobik olarak kâinatı, Karanlık maddeden oluşan kozmik ağ kümesi (bilinen en büyük yaratık kümesi, galaksi üst kümeleri, galaksi kümeleri, galaksi alt kümeleri, devasa boşluk kümeleri, devasa gaz kabarcıkları kümeleri Ör;Laymın alfa kabarcıkları kümesi, Karanlık madde kümesi ( kâinattık kütle çekiminden sorumlu madde ve kâinatın % 23 ünü oluşturur) , karanlık enerji kümesi( kâinatın % 73 nü oluşturur) devasa çekim kümeleri şeklinde düşünmek ve tefekkür etmek. Ör; mikroskobik olarak tüm ve her atom, atom altı parçacık ve özgün enerji hallerinin her birisinin mutlaka nir mekan yanı küme içinde olabileceğini düşünün. Tüm sonsuzlar dahil hiçbir yaratığın mekansız yanı kümesiz yada kümes sınırı dışında düşünülemez, Bu atom üstü yaratıkmlar içinde söz konusudur. Biline tüm yaratıklar ilk mekan kümesi yada israfil sıfırı içindedir.
(Evreni Kümesel Keşif )
Yorum;İlimde Varlıklar âleminde yer küresi ve kâinattaki tüm yaratıkların potansiyel enerjisine ve özgünlüklerini özünde bulunduran ve her şeyin yapışık olduğu (Yer ve gök yapışıktı biz onların arasını açtık/Enbiya 21. Sure 30. Ayet/ Fusslet 41. Ayet 11. Ayet); ilk matematik nokta, ilk zerre, ilk sıfır, ilk küme, ilk mekanın bulunduğu ilk koordinatlarda ve ilk boyutlarda belki de boyutsuzluklar da ya da sonsuz boyutlar da veya hepsinin ortak paydası boyutlar da (1032-39 derecede erimiş haldeki kâinatın her şeyini içeren nokta, kâinatsız ilk uzaysal mekana ve oluşan ilk kâinata /yaradılışın ilk saliseden kısa sürede ol emrine icabetine verdiği tepki anı ve oluşum hali) Karanlık enerji ( kâinatın mekanını genişleten enerji) harekete geçti ve karanlık madde (yaratıkları kümelendirici bir arada tutan ve tutkal görevi gören enerji) tepki olarak otaya çıktı. 2 gücün (karanlık enerji ve karanlık maddenin) dengesi 5–6 milyar yıl dengede gitti (kâinatı; genişleten karanlık enerji ve kâinattaki yaratıkların kütlesini bir arada tutan karanlık madde enerjisi) ve akabinde genişletici enerji gücü (karanlık enerji) hakimiyeti aldı ve kâinatı genişleyiş gücü bir arada tutuş gücünü aştı. kâinatı 6 (her gün yaklaşık bir milyar yıla intisap emektedir.) günde yaratık ve göğü Hala göğü genişletmekteyiz/Zariyat 51. Sure 47. Ayet. Bu arada ebedi hız (zamanın sıfıra yaklaştığı hal) sonsuz hıza, sonsuz hızlarda ışık hızına… Vb gittikçe durma noktasına yaklaşan hızlarda hareket eden yaktıklar yaratıldı) .
            Bir anda var olan kâinatın en düşük hızlarıyla ışık hızına ondan sonsuz hızlara ve ebedi hızlara doğru yol alırken diğer taraftan -273 dereceden 1032-39 dereceye doğru ısınarak eriyerek küçüldüğünü düşünelim! Bu şu anlamı taşır; kâinat başlangıçtan bu güne dek unziplendiğinin (kodlanarak açıldığı ve genişlediği koşullarının) tam tersine, başa doğru yani gelişinin tam tersine uyumlu ziplenerek küçülüp erimeye başladığının kurgulayışıdır. O zaman yer ve gökler yaratılmadan sıfır yaşındayken; karanlık enerji ve karanlık madde tarafından zıt yönden çekilmeye başlandı ve 380 yıl bu zıt yönlü kuvvetlerin etkisi arasında bugünkü kâinatın bebeklik hali ortaya çıktı 380 yıl sonra kozmik patlamalar başladı. Bu günkü evren hala bu iki güç arasındaki yaklaşık % 4 lük evrendir. Karanlık enerji; kâinatın % 73 nü oluşturur. Karanlık madde; kâinatın % 23'ünü oluşturur ve kütle çekiminden sorumlu madde olarak bilinir. Bizim algıladığımız kainat tüm kâinatın sadece %4'üdür. Yer Gök yapışıktı ikisinin arasın biz açtık (Ayet var). Göğü Yer Gök yapışıktı ikisinin arasını biz açtık/Enbiya 21. Sure 30. Ayet, Fussilet 41. Sure 11 Ayet. Göğü Hala göğü genişletmekteyiz/Zariyat 51. Sure 47. Ayet. Her şey aslen Allah (C.C)’HU zerre nurundan kökenlenmiştir ya da yaratılmıştır. Yani tek kökenlidir. Evrimde tüm yaratıkların aslen tek kökenden kökenlendiğini savunur. Her ikisinde de canlıların hayatı suda başlar. Arşı suyun üstündeyken hanginizin daha güzel amel işlediğini denemek için kainatı yarattı. Canlıları sudan çift çift yaratmıştır Ayetleri vardır.



2-Nicel matematik sembollerle ve matematik kurallarla doğayı zihnine ve iç dünyana konumlandır. Matematiksel sembollerle ve matematiksel kurallarla doğayı zihnine ve iç dünyana konumlandır.
Nicel-Nitel, Nesnel, Eylemsel, Uygulamalı; Matematik denklemlere ve kurallara dayalı bir bütünlük çözmecesi (pazılı) olarak doğayı iç dünyamıza ve zihnimize doğru konumlandırarak doğayı nicel matematikçiler ve teorik fizikçiler gibi keşfet. Doğayı düşünsel, uygulamalı, nesnel, nitel ve nicel matematik denklemler ve kurallar mantık ifadeleriyle iç dünyamıza konumlandırmak. (Evreni Nicel Matematiksel Sembollerle Keşif).
-Her problemin; nesnel, nicel, nitel ve eylem örnek olayla anlaşılır kılmanın özgünlüklerinin ve ortak paydalarının sınırlarını belirmeyi izah ediniz.

3-Evreni Astronomi mantığıyla, ışık, renk vb mantıkla düşünerek keşiftir.(Evreni Nesnel, Nitel ve Düşünsel Matematiksel
Keşif)

4-Doğadaki kurallar, kanunlar ve kavramsal tanımların ilişkisel; kurgularına, denklemlerine ve kurallarına dayalı bir bütünlük çözmecesi (pazılı) olarak her şeyi iç dünyana ve zihnine doğru konumlandırarak ya da doğayı felsefeciler gibi keşfet (Evreni Tanımsal Kesif).

5-
Kâinattaki karanlık maddeden ( kâinatın % 23 ünü luşturur) kaynaklanan atom ve atom altı zayıf çekim gücü ile atom üstü kuvvetli çekim güçleri kâinatı bir arada tutmaya yada bedensel bütünlüğün dağılmasını önlerken bunu tam tersi karanlık enerji ( kâinatın % 73 nü oluşturur) kâinatın genişleyişine neden olmaktadır.
-Bu iki kuvvet kâinatın dinamik dengesini gittikçe hızlanan bir genişleyişe doğru gitmektedir.
-Bu çekim güçleri cenderesi içinde evrenin; atom, atom altı parçacık ve özel enerji hallerinden atom üstü yaratıklardan ve sadece çekimsel güçten ibaret mekansal boşluklardan oluşan dokusunu düşünelim.
-Doğadaki atom, atom altı parçacıklar ve özel enerji hallerinin yani evrenin hamurun şekilsel/şekilleniş yapılarına ve işlevlerine dayalı ilişkisel denklemler ve kurallara dayalı evreni bir bütünlük doku çözmecesi (pazılı) olarak doğayı iç dünyamıza ve zihnimize doğru konumlandırarakkimyacılar ve astronomlar gibi keşfet (Evreni Yapısal Keşif).
Yorum;İlimde Varlıklar âleminde yer küresi ve kâinattaki tüm yaratıkların potansiyel enerjisine ve özgünlüklerini özünde bulunduran ve her şeyin yapışık olduğu (Yer ve gök yapışıktı biz onların arasını açtık/Enbiya 21. Sure 30. Ayet/ Fusslet 41. Ayet 11. Ayet); ilk matematik nokta, ilk zerre, ilk sıfır, ilk küme, ilk mekanın bulunduğu ilk koordinatlarda ve ilk boyutlarda belki de boyutsuzluklar da ya da sonsuz boyutlar da veya hepsinin ortak paydası boyutlar da (1032-39 derecede erimiş haldeki kâinatın her şeyini içeren nokta, kâinatsız ilk uzaysal mekana ve oluşan ilk kâinata /yaradılışın ilk saliseden kısa sürede ol emrine icabetine verdiği tepki anı ve oluşum hali) Karanlık enerji ( kâinatın mekanını genişleten enerji) harekete geçti ve karanlık madde (yaratıkları kümelendirici bir arada tutan ve tutkal görevi gören enerji) tepki olarak otaya çıktı. 2 gücün (karanlık enerji ve karanlık maddenin) dengesi 5–6 milyar yıl dengede gitti (kâinatı; genişleten karanlık enerji ve kâinattaki yaratıkların kütlesini bir arada tutan karanlık madde enerjisi) ve akabinde genişletici enerji gücü (karanlık enerji) hakimiyeti aldı ve kâinatı genişleyiş gücü bir arada tutuş gücünü aştı. kâinatı 6 (her gün yaklaşık bir milyar yıla intisap emektedir.) günde yaratık ve göğü Hala göğü genişletmekteyiz/Zariyat 51. Sure 47. Ayet. Bu arada ebedi hız (zamanın sıfıra yaklaştığı hal) sonsuz hıza, sonsuz hızlarda ışık hızına… Vb gittikçe durma noktasına yaklaşan hızlarda hareket eden yaktıklar yaratıldı) .
            Bir anda var olan kâinatın en düşük hızlarıyla ışık hızına ondan sonsuz hızlara ve ebedi hızlara doğru yol alırken diğer taraftan -273 dereceden 1032-39 dereceye doğru ısınarak eriyerek küçüldüğünü düşünelim! Bu şu anlamı taşır; kâinat başlangıçtan bu güne dek unziplendiğinin (kodlanarak açıldığı ve genişlediği koşullarının) tam tersine, başa doğru yani gelişinin tam tersine uyumlu ziplenerek küçülüp erimeye başladığının kurgulayışıdır. O zaman yer ve gökler yaratılmadan sıfır yaşındayken; karanlık enerji ve karanlık madde tarafından zıt yönden çekilmeye başlandı ve 380 yıl bu zıt yönlü kuvvetlerin etkisi arasında bugünkü kâinatın bebeklik hali ortaya çıktı 380 yıl sonra kozmik patlamalar başladı. Bu günkü evren hala bu iki güç arasındaki yaklaşık % 4 lük evrendir. Karanlık enerji; kâinatın % 73 nü oluşturur. Karanlık madde; kâinatın % 23'ünü oluşturur ve kütle çekiminden sorumlu madde olarak bilinir. Bizim algıladığımız kainat tüm kâinatın sadece %4'üdür. Yer Gök yapışıktı ikisinin arasın biz açtık (Ayet var). Göğü Yer Gök yapışıktı ikisinin arasını biz açtık/Enbiya 21. Sure 30. Ayet, Fussilet 41. Sure 11 Ayet. Göğü Hala göğü genişletmekteyiz/Zariyat 51. Sure 47. Ayet. Her şey aslen Allah (C.C)’HU zerre nurundan kökenlenmiştir ya da yaratılmıştır. Yani tek kökenlidir. Evrimde tüm yaratıkların aslen tek kökenden kökenlendiğini savunur. Her ikisinde de canlıların hayatı suda başlar. Arşı suyun üstündeyken hanginizin daha güzel amel işlediğini denemek için kainatı yarattı. Canlıları sudan çift çift yaratmıştır Ayetleri vardır.


6-
Kâinatı; canlı, cansız ve yarı canlı sistemlerin alt ünitelerinin örgüsünden oluştuğunu ya da bu örgülere dayalı yaratık sistemlerinin bütünlük çözmecesi (pazılı) olarak iç dünyamıza ve zihnimize doğru konumlandırarak biyologlar gibi keşfetmek (Evreni Sistemsel Keşif)

7-1, 2, 3, 4... Vb kâinatı tüm keşif ve analiz yollarından hangisi/leri size uygunsa onu veya onların hepsini bilimselliğin kefeninde-çetelesinde (metriksinde) ya da bilimsel disiplin ve mantık çerçevesinde bir  arada ilişkisel-düşünsel olarak Allah (C.C) rahmani alimler gibi tefekkür ediniz(Evreni İlişkisel Keşif).
İp ucu;Ölümsüzlükten sonlu sonsuzlara dirilişi (ölümlü hayata dirilişi) ve sonlu sonsuzlardan ölümsüzlüğe(başlangıca) geçişi ve dirilişi (ölümsüzlüğe dirilişi ya da başlangıca dönüşü) bir arada düşünerek, ölümsüzlük kümesi ya da ölümsüzlük hayatı kümesi veya ebediyet zihninizde ne anlam uyandırıyor?

8-1,2,3,4,5 teki tüm bilgileri dikkate alarak evreni mikroskobik ve devasa makroskobik kümelerle kaşif etmek. Ör;Makroskobik kâinatı, Karanlık maddeden oluşan kozmik ağ kümesi, galaksi üst kümeleri, galaksi kümeleri, galaksi alt kümeleri, devasa boşluk kümeleri, devasa gaz kabarcıkları kümeleri ör;Laymın alfa kabarcıkları kümesi, karanlık enerji; kâinatın % 73 nü oluşturur kümesi, devasa çekim kümeleri şeklinde düşünmek ve tefekkür etmek. Ör;mikroskobik olarak tüm atom altı parçacık kümeleri (tüm, proton, nötron, elektron… Vb kümeleri), atomlardaki tüm boşluk kümeleri, çekirdek kümeleri, yörünge kümeleri, tek tek kâinattaki her elementin toplam kümeleri oranı… Vb (Evreni Kümesel Keşif )

9-Evreni İlahi Ya Da Peygamberi (Rahmani/İnsancıl) Keşif;
Allah (C.C)
-Önce Hz. Muhammed AS'IN Kalbini (batini ve zahiri) sıkıştırıyor sonra batini kalbin içini temizliyor Kuran-ı Kerimi (Tüm Ayetleri) Nur Olarak Yükler.
-Sonra Cebaril AS'LA (İlim meleği) Bazen toplumsal olayların ve süreçlerin oluşum seyrine bağlı ve bazen de olaylardan bağımsız olarak ayetleri Hz. Muhammed AS'A indirmiş ve HZ. Peygamber AS Ashab-ı Kirama yazdırtmıştır.
-İndirilen ayetlerin toplumsal ve tefekkürsellikleri hayata uygulayan HZ.Peygamber AS Ashab-ı Kiramla ve bazen halkla İstişare ederek ayetlerin hayata uygulanış ve etkilerinin sonuçlarını hadis olarak kayıt etmiştir.
-Tüm Ayetlerin yer yüzündeki uygulanış ve pekiştirçlerden sonra Allah (C.C) tarafından Miraca davet edilerek (çıkarak) Tüm Ayetlerin tarihi, asri ve atideki uygulanışları konusunda görülmesi, izlenmesi ve yaşanması gereken her şeyi ya da hepsini dünya hayatındaki duyuşsal algılanışlardan daha güçlü olan kalp gözüyle görüp kalbine kayıt etmiştir. Sonra yer yüzüne inmiştir.
Özet;
-Kalbini temizleyip Kuran-ı Kerimi (Tüm Ayetleri) Nur Olarak Yükler.
-Yüklenen Kuran bilgileri zaman süreci içinde Cebarail AS tarafından zaman ve koşullar oluştukça ayetler HZ: Muhammed AS'A indirimiş ve Ashab-ı Kirama yazdırılmıştır.
-Ayetler Öncelikle HZ. Peygamber ve Ashab-ı Kiram tarafından hayata uygulanmış ve peygamberce hadisler yazdırılmıştır yani hadisler ayetlerin geldiği koşullara peygamberce uygulanış meyveleridir.
-Miraca davet edile HZ. Peygamber ayetlerin tarihi, asri ve ati uygulanışını kalp gözüyle yaşayarak öğrenmiş, yaşamı ve dünya hayatına dönmüştür.


Çok Yönlü Keşiflerden Çıkarsamalar ve Varılan Yargılar;Var olan bilgileri kâinatın bir bütünlük çözmecesi (pazılı) içerisinde;matematikçiler-fizikçiler gibi denklemsel mantığa, felsefeciler gibi tanımsal mantığa, kimyacılar-astronomlar gibi yapısal mantığa, biyologlar gibi canlı-cansız sistemler… Vb mantığına dayalı düşünsel havuzda, bir arada değerlendirdiğimizde büyük patlama kuramının konumu, kâinatın yaradılışı ya da oluşumu esnasındaki ilk en küçük süper novacık/lar(en küçük süper nova/lar) ve ilk süper novalarla örtüşür.
Ola ki;
- kâinat ve Geçici Hayattaki Her Şey;ebediyetin ve ölümsüzlüğün mutlak değerleri içinde ya da kuşatmasında…yoğun ebedi hız kökün deki kâinatın hamurundan yani atom, atom altı parçacıklar ve enerji hallerinden oluşumlar. Atom altı ve üstü oluşumların yaydıklar;hayat enerjisi, düşünsel enerji, termal, kızıl ötesi, sanal, dijital(hesabi) … Vb yaydığı enerji hallerinin evrensel döngü içine dönmesi, ebediyete buharlanışı önemlidir.
-Yaradılış anının her şeyi ilk saniyenin içine konmamış çükü kâinat hala genişlemekte ve hızlanmaktadır.Göğü halagenişletmekteyiz/Zariyat 51. Sure 47. Ayet. Hala genişleyen ortamın ölümsüz hayattan ölümlü ve geçici kâinatın genişlemesi ve hızlanması için her an ölümsüz hayattan enerji verilmektedir.
-Yaradılışla;zerre nurdan ve ebediyetten geçici hayata doğru çoğu şeyin yaradılışı ve çoğu şeyin hasılatı çok büyük önem ve anlam taşır.
-Belki de kâinatta gerçekten nesnel olarak net tam ve sürekli pürüzsüz;doğal küre, doğal daire, doğal çember… Vb az veya olamayacağını gör. Ya da doğal;daire, küre, çember olsa da geçicidir ve uzun ömürlü değildir. O zaman pi sayısı doğal olamayan yapay önemli bir sayıdır.

Sonuç Olarak;
Bilimsellikle doğadaki tüm özgün enerji halleri, eylemler, yaratıklar, yaratıklar arasındaki ilişkiler ve bağlantıların mantık sistemlerini; öğretim öğrenim ve eğitimle insanlarımıza lise seviyesi bitimine kadar liyakatli öğretmek zorundayız.
- Öğrenciye aldığı her dersi ve öğrendiği her bilgi biriminin ya da bilgi kümesinin her aşamasını: Rahmani, insancıl, peygamberi, doğru, meleği, kötü, yanlış, eksik, vahşi/doğal, şeytani, iblisi, vahşi insani(hüsranı) ve cahili (çocuksu) ahlakla hayata güncellenişinin ilişkiselliğine dayalı; kullanılışına veya uygulanışına karşı tepkilerin sonuçların bir arada gerekçeleriyle uygulamalı “Tefekkür Dersi” ve “İnsan, Alemler ve Evrenlerin İlişkisi Dersi” verilmelidir. Ya da lise 4. yılda her dersin Rahmani, Hayvani/Cahili ve Şeytani/Deccali hayata güncellenişinin ilişkiselliği üzerine yani Kabe'nin ahlakı geçmişi ile; Nemrut'un taştan harabeleri, Firavun'un taştan harabeleri uğruna yaptıkları, Çin ve Atilla, Cengiz Han'ın…Vb yıkımlarının, zulümlerini kahpelikleri ve 19.YY-20.YY teknolojinin cahili ahlakla kullanışın küresel, toplumsal ve evrensel sonuçları uygulanabilir ve tartışılabilir "Tefekkür Dersleri" verilmedir. Öğrencilere;Rahmani, insancıl, peygamberi, doğru, meleği, kötü, yanlış, eksik, vahşi/doğal, şeytani, iblisi, vahşi insani(hüsranı) ve cahili (çocuksu) ahlak kavramların ne anlam taşıdıklarını ve yaşam döngüsündeki gerçekte uygulanmış ve uygulanan örneklerle özgünlüklerini ve ilişkiselliklerini öğrettikten sonra öğrenilen her şeyin bu ahlakı özgünlüklerin her birsi ya da kümesine dayalı uygulanışların yaratıklara getiri ve götürülerinin sonuçları somut örneklerle kavratılıp Rahmani ve peygamberi uygulanışın gerekliliğine iman ettirilerek alışık tepki (refleks) ve alışkanlık haline getirilmelidir.
Örneğin, bulunduğunuz mekândaki her şeyin;
1-Sadece renklerine bakarak anlamlandırın, gruplandırın… Vb özgünlüklerini ve ortak paydalarını ilişkilendirin ve vardığınız sonuçları not ediniz.(Renk Bilim)
2-Sadece yapay geometrik şekillere benzeterek anlamlandırın, gruplandırın… Vb özgünlüklerini ve ortak paydalarını ilişkilendirin ve vardığınız sonuçları not ediniz. (Yapay Geometrik Bilim)
3-Sadece doğadaki özgün doğal şekillerini anlamlandırın, gruplandırın… Vb özgünlüklerini ve ortak paydalarını ilişkilendirin ve vardığınız sonuçları not ediniz. (Yaratık Biçim Bilimi, Doğal, Yapay, Sanal ve Öklid Geometrileri Bilimi/Nesnel Matematik)
4-Sadece ne işe yaradıkları (işlevleri) açısından anlamlandırın, gruplandırın… Vb özgünlüklerini ve ortak paydalarını ilişkilendirin ve vardığınız sonuçları not ediniz.(İşlev Bilim)
5-Hepsini oluşturan element ve atom altı parçacıkları bakımından anlamlandırın, gruplandırın… Vb özgünlüklerini ve ortak paydalarını ilişkilendirin ve vardığınız sonuçları not ediniz. Ya da elementsel ortak paydalarını bulmak için hepsini dış ortama kapalı gerçek ya da sanal mekanda yakın sonuçları karşılatırın. (Kimya)
6-Davranışları, eylemleri ve eylemsizlikleri bakımından(eylemli yaratıklar) anlamlandırın, gruplandırın… Vb özgünlüklerini ve ortak paydalarını ilişkilendirin ve vardığınız sonuçları not ediniz.(Psikoloji)
7- Her yaratığı bir yaratık (11) (Ör. Bir harfi, bir bilgi birimini, bir elementi, bir atom altı parçacığı, hayvan, bitki, galaksi, kâinat, hayal… Vb) küme elemanı kabul ediniz. O yaratığın yani küme elemanının yaşadığı ve ömrünce ulaşıp geri döndüğü/dolandığı veya kısmi sabit durduğu mekanın kabuğunu ve her yerini (00) kümenin sınırı kabul edin. Şimdi tüm bilgi birimleri, hayalleri, harfleri düşünülen şeyleri, yaratık, eylem… Vb birim/birimlerini ve özgünlüklerine “küme elamanı” ve mutlak bir “küme sınırı” (mekanı) içinde düşünerek tüme varıma gidin. İstisnai durumlar hariç; her küme ve küme elemanı mutlaka bir üst kümenin alt elemanıdır. Örneğin kampustaki nesnel bir ağaç kampustaki tüm ağaçların bir küme elemanı iken, tüm kâinattaki ağaçlarının da nesnel bir küme elemanıdır. Bir hidrojen atomu ait olduğu su molekülünün küme elemanı, içinde bulunduğu bir su damlasının küme elamanı… kâinatın % 74 hidrojen atomlarından oluşmuş ki kâinatın hidrojen kümesinin bir elemanı olarak kabul edilebilir. (Nesnel Küme Matematiği)
.
.
.
… Vb bu mantığı;bilgi birimine, bilgi birimlerine, sistemler alt bilim dallarına, bilim dalı yapı taşlarına uygulayarak o bilgi birimi, kümesi, konusu, dersi, bilim dalı… Vb hakkında ki “Tefekkür Dersi” ve “İnsan, Alemler ve Evrenlerin İlişkisi Dersi” ni işleyin.

Doğa ve ötesindeki tüm bilgileri doğal işletim sistemi olarak insanlara yükleyerek geçmişteki, yaşanan ve gelecekteki asırlara ait; değişmez, değişken ve diğer bilgileri hayatına doğru güncelleyerek kendini namuslu (namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb Rahmani ve/veya şeytani insanlarla; namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb kara cahil , kasti cahil ve/veya çocuksu cahil insanlar karıştırılmamalıdır) ve akıllıca konumlandırmasını ispatlayarak ve inandırarak alışık tepki (refleks) ve alışkanlık haline getirmek. Yani cebine, nefsine, ceddine, keyfine … Vb önceliğine göre değil tüm insanlığın liyakatine yakışır konumlandırmayı (Allah (C.C) rızası Bunu başarmanın ön koşulu; mesabesinde konumlandırmayı) alışık tepki (refleks) ve alışkanlık haline getirtmek. -Kendisini ve çevresini doğru tanımak, -Kendisini çevresine ve çevresini de zihnine doğru, namuslu (namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb Rahmani ve/veya şeytani insanlarla; namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb kara cahil , kasti cahil ve/veya çocuksu cahil insanlar karıştırılmamalıdır), dürüst ve liyakatli konumlandırması gerekir.
-Geçmişin (tarihin), geleceğin ve asrın arasındaki değişmez benzerliklerin geçit taşlarına basarak değişkenleri ve değişenleri analiz ederek geçmişten geleceğe olan her şeyi asrımıza ve yaşam döngülerimize peygamberi (Rahmani/insancıl/Hz. Muhammed AS’A Peygamberlik (S.A.V) gelmeden önceki 40 yıllık insani ahlakı) ahlaklı güncelleyerek ve uygulayarak yaşamak olasıdır.
-Bu mantığı yürüterek değişimi kabullenerek kendilerini asrına/asırlara güncellemeyen ve/veya güncelleyemeyen yaratıklar ya da değişmek istemeyenler (değişmek istemeyeni Allah (C.C) değiştirmezmiş/ayet var) asrın ve geçmişin bodrumunda geleceğe doğru değişenlerin yığını altında tarla olup gitmeye, zihinsel, düşünsel ya da sanal olarak fosilleşmeye mecburdur.
-Geçmiş geleceğin bodrum katında, asır orta katındadır, geleceğe yöneldikçe geçmiş ve asırlar fosilleşir. Demirkuş. 2010



Pekiştireç;
A-Bilim tarihinin geçmişine ve geleceğine doğru düşünsel-mantıksal-nesnel ve ilişkisel alemleri; matematiksel sembollerden kurulu denklemlerle yol alıp keşfetmek, kuşatıp anlamaya çalışmak ne demektir?
B-Bilim tarihinin geçmişine ve geleceğine doğru düşünsel-mantıksal-nesnel ve ilişkisel alemleri; bilimsel olarak değişmez ya da en az değişen veya ortak payda; yaratık, olay, olgu, süreç… Vb üzerine kurulu ilişkisel kavramlara dayalı denklem ve sembollerle yol alıp keşfetmek, kuşatıp anlamaya çalışmak ne demektir?
A ve B şıkkını bir arada düşünün.
C-Düşünsel ve nesnel alemde;kavramsal düşünme mantık sistemine dayalı-kurulu denklemlerle, matematiksel mantık sistemine dayalı sembollerle kurulu denklemlerle yol alma-düşünme, geçmişi, geleceği günümüzle ilişkilendirme arasında ne fark vardır?

Bilim Tarihinin; İnsana Kazandırdıkları/Kanıtları, Mirasları ve İnsana Kazanımları Nelerdir?
1-Bilim kullanılarak kazanılan nesnel, sanal ya da yarı-nesnel, sanal; teknolojik araç ve gereçlerdir.
2-Kitaplar ve diğer tüm nesnel-sanal ve yarı nesnel medya araçları.
3-Yer altı ve yer üstü görsel yapıtları.
4-Bilimle canlılara kazandırılan yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... Vb değer yargıları ve diğer kazanımlar
5-Bilimle İnsanlara kazandırılan fert ve toplumsal; olay, süreç ve olgular
6-Diğerleri.


BİLİMİN HAYVANLARDAN İNSANA KADARKİ TARİHİ BOYUTU;
Aslında bilim, yaratıkların, filogenisinden öncede vardı.
-Yaratıkların hayat bulmasıyla, bilmin hayata uygulanarak daha anlaşılır anlam, önem ve öğrenişe araç olarak kişilik kazanmıştır.
Bilim:karşılaştığımız, algıladığımız, bildiğimiz… Vb; yaratıklar, olaylar, süreçler, olgular.. Vb çok şey arasındaki ilişkileri, özellikleri, özgünlükleri, bedensel-zihinsel ürettiğimiz her şeyi tanıma, anlama, anlama yükleme-anlam verme ve onlardan yararlanma aracıdır.
Bilim aracı, hayvanlar tarafından içgüdü (genlerine dayalı), zekalarına, yeteneklerine ve deneyimlerine dayalı olarak kullanılmaktadır. Hayvanlar;zekaları, yetenekleri, içgüdüleri ve deneyimlerine dayalı olarak bilimi kullanarak;yaşam yerlerinde ve yayıldıkları yeni alanlarda yaşamaya- bedensel-zihinsel olarak uyum sağalamaya çalışmaktadırlar. Hayvanlar genellikle ;içgüdüsel(genlerine dayalı), vücut dili, taklit.. Vb şekilde yavrularını eğitmektedirler. Hayvanlar doğaya uyum için ;vücut yapılarını evrimsel mekanizmanın rotasına uyumlu fertler hayat bulmuştur. Ör. Bazı kuşlar, primatlar, böcekler, karada ve suda yaşayan sürüngenler çeşitli vücut yapılarını, taklit, kamuflaj yapı ve eylemleri etkili bir biçimde geliştirmişlerdir. Geliştirdikleri bu yapı ve yetneklerini zekalarıyla bilim aracını etkileşimli bir şekilde kullanarak başarılı bir şekilde kullanmaktadırlar. Ör.örümcek-örümcek ağı, arı-bal peteği, karıncalar-köprü oluşturmaları, çeşitli hayvanlarda toplu avlanma ve toplu savunma, çitaların-leoparların çeşitli av hayvanlarının yavrularını (ceylan yavrularını) yakalayarak yavrularına avlanma-avlanma tekniklerini öğretmek için onları öldürmeden saatlerce avlanma yaptırdığını biliyoruz. Özellikle hayvanlar vücutlarını geliştirirken çeşitli kamuflaj, güçlü- yenilmez hayvanların-doğal (doğal olayları-renk ve yapıları) davranışlarını ve yapı-renklerini taklit ederek (kral yılanını taklit eden, taklitçi ahtapot gibi)düşmanlarından korunurlar ve avlanırlar. Hatta çeşitli böcekler, bakteriler, virüsler… Vb mikro organizmalar bile çeşitli ilaçlara.. Vb karşı genetik yapılarını değiştirerek-geliştirerek çok kısa sürede evrimleşebiliyorlar (direnç).


BİLİM TARİHİ (BİLİMİN EVRİMİ) AÇISINDAN; İNSANLARIN, PRIMATLARIN VE HAYVANLARIN ORTAK PAYDALARI VE ÖZGÜNLÜKLERİNİN AYRIŞIM ÇİZGİLERİ;
1-İnsanlar zihinsel, düşünsel ve bedensel alışık tepki (refleks) becerilerini geliştirirken hayvanlar bedensel becerilerini ve ortama uyum için bedensel ve davranışsal yönden değişime yöneldiler. İnsanlar zihinsel öncelikli çevreye uyumsal gelişim, hayvanlar ise bedensel öncelikli çevreye uyumlu gelişim göstermiştir.
-İnsanın Bilim Tarihi ve Alet Kullanması
-İnsandaki bilim potansiyeli, Adem öncesi ve sonrası insanın hayat hikayesi ve insani sorumlulukları;
-Gayri İnsani Nesnel Canlı Yaratıkların Bilim Tarihi ve Alet Kullanması
-Hayvanlardaki, bitkilerdeki… Vb gayri insani nesnel canlılardaki bilim potansiyeli,
-Doğanın Bilim Tarihindeki Sistemin Yaratıkları Kullanması ve Yönlendirmesi
-Doğadaki ve ötesindeki toplam bilim potansiyeli.



21.YY'IN Bilimi;
21.Yüzyılın Başlangıç bilimi 20 YY'IN doruktaki teknoloji çeşitleri;İletişim (internet), Nano, Makina, Sanal Teknoloji, Uzaya Açılım Teknolojisi, Müsrif-İlkel Teknoloji Patojen (öldüren-silah) ve Fosil Teknoloji( doğayı etkili biçimde hortumlama ve kullanma teknolojisi)… Vb şeklinde kategorize edilebilir.
20.YY'DAKİ Bilimin meyvesi olan teknoloji, 19. YY'IN başlarında başlayan Fosil ve Müsrif-İlkel Teknolojinin devamı Patojen(Silah Teknolojisi) )teknolojidir. Liyakatsiz, aç gözlü, kapitalist ve Yapay İlkel insanlarca kötüye ve cahilce kullanılan bilim ve teknolojilerden kurtulmamız için;bilim ve teknolojinin;kullanım, tatbik/uygulayış ve gelişimini ahlak seviyesi daha gelişmiş insanlara emanet etmemiz gerektiği kuşku götürmez bir olgudur.
21.YY'DA Bilimden İnsanlığın Hayır Görmesi İçin Uyulacak Birkaç Elzem Kural (20.YY'IN Bilim ve Teknolojiyi Yanlış Kullanım Hatalarına Düşmemek İçin)
Çözüm
1-
21.YY'DA çözüm için peygamberi ahlak seviyesi yüksek insanları ön plana çıkartan rejim, eğitim, öğretim ve sınav sistemleri geliştirmek zorundayız. 20.YY o kadar kötü kullanıldı ki 21. YY'LAkara delik olacağından korkulmaya başlanmıştır. Geleceğe ve gelecek nesillerin haklarına darbe yapan 20 YY'LIN cahil ve edepsiz insanların bilimi hoyratça kullanışları gelecekte ibretle anılacak.
2-21.YY'DA güneş, dalga, manyetik alan, rüzgar, nükleer (diyet olarak)… Vb enerji kaynakları kullanılarak yerküresi bedenin; gazını, petrolünü emen ve katı cevherlerini kemirmekten vazgeçmek zorundayız.
3-21.YY'DA geliştirilen teknolojilerin, halkın/ların istendik ahlak, değer ve inanç yargılarıyla olan ilişkileri dikkate alınarak serbest bırakılmalı veya doğal patent verilmeli.
4-Uzayı da yerküresinin; 19-20.YY mantık sistemleriyle kirletmememiz gerektiğinin önemini;vurgulayıcı bilinçle eğitim sisteminin vazgeçilmez koşulları içine koymamız gerekmektedir.


20. YY'IN Bilimi(Uzak Doğu, Batı ve Kuzey Bilimi) ;
     19. YY'DA lokomotifin icat edilmesiyle, kömür ve petrol yataklarının hoyratça kullanılmasıyla çevresini etkili bir biçimde kirletilmeye başlamasıyla karakterize edilmiş ve mayalanmış Müsrif-İlkel, Patojen (öldüren) ve Fosil teknolojidir.
      20. YY'IN Başlarında bilim;şovenist, kapitalist ve komünist sistemlerin yıkılan;çarlık, şahlık ve imparatorlukların mirasları üzerine hortlamak, arda kalan kavimleri besi yeri olarak kullanmak ve dünyanın hakimiyetini ele geçirmek için; silah ve savaş teknolojilerini(patojen teknoloji) geliştirmek üzere çok kötü ve liyakatsiz kullanılmıştır.I. ve II.Dünya Sıcak ve III . Dünya Soğuk cehalet savaşlarıyla.
      Bilim ve teknoloji ile geliştirdikleri silahlarını satmak üzere;iç savaşlarla halkları besi yeri olarak kullanmışlardır.
Kapitalist (Karuniler/Karunizm/Sermaye Kuduzu)ler ve Komünistler birleşerek; faşistleri, şovenist ve nasyonalist ülkeleri çökertmişlerdir. Kendileri de veto imparatorluğu kurallarıyla dünyayı paylaşmışlardır.
     doğal hakimiyet için;kapitalistler ve komünistlerle aralarındaki; Şeytani ve Doğal/Vahşi/Cahili ya da Hayvani Rekabet silahlanma yarışını doruğa çıkarmıştır, Bu hakimiyetin hırsı ile yapılan bilimsel çalışmalar uzaya hakimiyet konusunda rekabete girişmiştir. Böylece uzay teknolojisi doğmuş oldu.
       Şeytani ve Doğal/Vahşi/Cahili ya da Hayvani Rekabet ; Demokraside, Siyasette, Eğitimde, Ekonomide… Vb her türlü doğal, vahşi ya da doğal/vahşi zayıf ve güçsüzlerini; çökerten, besi yeri olarak kullanan, eleyen ya da öldüren rekabettir. Uyum sağlayamayanı öldürücü yok edici-antagonistik olan; Şeytani ve Doğal/Vahşi/Cahili ya da Hayvani Rekabet sadece çıtayı atlayanları yaşatıcıdır.
        Rahmani Rekabet (Diğer Adıyla Zarurettir):Rahmani Ahlakla; Adil , Vicdanlı, Akıllı… Vb öncelikleriyle; demokraside, siyasette, eğitimde, ekonomide… Vb her türlü insani ve gerekli yaratıkların zayıf ve güçsüzlerini; liyakatli yaşatan rekabettir (uyumlu-sinerjitik birliktelik) yani zayıflarını yaşatır ve tedavi eder. Zayıflarımız zayıf oldukları her şeye (şeylere) karşı bizim erken uyarı sistemlerimiz gibi çalışır ya da bizi erken uyaran hayırlı sebepleri vardır. Yani zayıfların varlıklarının ve yaşatılışının hayırlı sebepleri vardır. Zayıflar en azında hastalık ve istenmedik etmenlerine karşı canı bedelinde bizi uyarır. Halbuki vahşi olan evrim ya da evrimleşme vahşice zayıflarını ve güçsüzlerini öldürür ya da güçlülere malzeme (ör. Karuni kapitalizm) eder. Halbuki Şeytani ve Doğal/Vahşi/Cahili ya da Hayvani Rekabet; zayıflarını ya öldürür ya yok eder ya da kapitalistler gibi besi yeri olarak yaşatırlar.
        Rahmani (insani ve doğal döngü için gerekli zayıfları yaşatan ve tedavi eden) , şeytani (Kapitalistlerin zayıflarını besi yeri olarak yaşatması) ve hayvani/cahili (hayvanlar arasında zayıflarını eleyen ya da yem olarak kullanan) rekabetler arasındaki farkın farkındalığını kavrayıp kurallarını peygamberi (Rahmani/insancıl/Hz. Muhammed AS’A Peygamberlik (S.A.V) gelmeden önceki 40 yıllık insani ahlakı) ahlakla ilişkilendirişe çalışın. Vahşi/Doğal/Hayvani /Cahili ve Şeytani; Siyasetin ve Demokrasinin deşifre edemediği, kudurtmadığı ya da kudurtamadığı; fert, toplum… Vb insan tipi, her türlü istendik değer yargıları (inançsal İslami değer yargıları dahil) geleceğimizin öğretim, öğrenim, eğitim, yönetim, rejim… Vb sistemleri için çok büyük değer taşmaktadır ve çok çok önemlidir.

      Sonuçta, bilimi daha etkili biçimde kullanan kapitalistler;Müslümanları yanlarına çekmek için;kafircikleri alt edelim diye bazı Müslüman kavimleri menfaatleri gereği hidayete erdirme(Taliban ve İran hidayeti), bedava teknolojiler takdim ederek (Pakistan nükleer enerji... Vb) planlarını uygulamaya koyan Karunizm (kapitalizm) komünist sitemin başını hidayete erdirmeyi başarmıştır.
      Bu gün ise kapitalistler;demokrasi sistemini yayacağım bahanesiyle Gayri Müslim inanç ehline (eski din ehli kavimlere, birleşmiş milletler, sosyalistler ve ılımlı komünistlere) göz kırparak veya yanlarına alarak hidayet ettiği müslüman ülkelere rableşmeye kalkışıyor ve Karunizm (kapitalizm) için büyük ortadoğu besi yerini hazırlıyor gibi. Kapitalizmin tarihi ortaklarına oynadığı oyunlarıyla örtüşen örneklerini hayvanlar aleminde (av ve avcı ilişkilerinde) görmek olasıdır.



19.YY Biliminin Kökeni (Rönesans Bilimi ve Yakın Batı Bilimi=Avrupa Biliminin Ortaya Çıkışı );
Ortaçağ engizisyon mahkemeleriyle ceza ve eza gören evrensel insanlar ve özellikle bilim bilginleri (bilim insanları?!) ya da asrımızda iblis avlama ütopyaları ile insanlığın; siyaset, bilim ve din insanlarına olan güvenleri kayıp olmuştur. Amerika kıtası yerlilerine şeytan gözü ile bakılmasının sonucu toplu katliamlara maruz bırakılmışlardır veya insanla şeytan kavramları karıştırılmıştır.
      Sonuçta ortaçağ din ehilleri tarafından(eski din ehilleri) ümmet makamından laiklikle kovulan ve işe yarmaz ilan edilen meraklı evrensel insanlar (meraklı bilim insanları);fen bilimleri aracı ile dünyaya doğaya dalarak ya da bilimi doğayı hortumlama sanatı edinerek; dünyanın ve insanlığın dengesini bozacak kadar olmuşlardır. Bu cahil evrensel bilim bilginleri (bilim insanları?!) ve kendilerini tasdik eden tebaa ile bir zamanlar kendilerini laikle ümmet makamında kovanlara başat olmuşlardır. Bu sefer rejim şemsiyesi altında laikliği karşı güç olarak din ehillerine karşı kullanmaya başlamıştır. Bilimi ve fenni; dünyayı-doğayı hortumlama yarışı, sanatı, mantığı haline getiren bu evrensel cahil insanlar; bu sefer bir birlerine hüküm ederek I., II. sıcak dünya cehalet savaşları ve III. yarı sıcak-yarı soğuk dünya cehalet savaşıyla veto imparatorluğu doruğuna ulaşmışlardır. Velhasıl insanlık miracındaki insan ahlak paftası; doğa ve hayvanlar aleminin miracına inmiş ve bu gün buradan nasipleniyorlar ve dünyaya hüküm ediyorlar.
      Bu değerli bilim insanları; eski din ahitleri, doğa, hayvanlar alemi ve teknoloji kefenlerini (metriksini) aşamadıkları ya da doğa ötesiyle ilişkilendirmedikleri için; İslam'a, dine ve peygamber ahlakı kurallarına doğru empati/eşduyum duyacak; zihinsel, düşünsel, dinsel, eğitsel alt yapı ve güvenden mahrum oldukları için belki de bu boşluklar Eski Avrupa krallıkları-imparatorlukları ve eski din ehli balkonu güdümünde bodrumda kurulan/kurdurulan vahşi demokrasinin siyasileri tarafından bilerek ya da bilmeden cahilce kötüye kullanıldığı için bugünkü dünyevi sonuçlar ve dünya kaos halleri-durumları (kaos konjonktürleri) ortaya çıkmıştır. Belki de doğa ötesine aşacak ilim ve dini alt yapıya ya da aşacak rehber bilgiye sahip olmadıkları için bu miraçta boğulmuş mazlum insanlardır.Vadesi dolmuş eski dinlere ait çarpık bilgilerde zaten o miraca inmesine neden olmuştur.
     
Bu asır ki yönetim boşluğunu/larını; evrimleşerek ya da kılık değiştirerek siyasileşen ortaçağ engizisyon zihniyeti insanları (Dini aşamazsınız(Din aşılmazdır)/hadis):haktan ve batıldan yana görünenler(münafıklar) hatta İslam dinini/leri koruma ve kollama yiğitliğine soyunan cahilleri kullanarak!!! parti, tarikatlar, ekonomi toplulukları, dernekler... Vb sivil, özel, kişisell kurum ve örgüt maskesi altında (gizli-derin devlet ) ekonomi, bilimi ve insan kitlelerini liyakatsiz kullanıyorlar olması olasıdır.0, 1, 2, 3, 4
         Sakat Demokraside çoğunluğun haklı monarşisi olarak;partiler demokrasinin ve çoğunluğun temsilcisi ve şeyhine sadık(parti liderine) tarikatlar olarak kullanılmaktadır hala.
         Özet Olarak;
Ortaçağ döneminde eski din ehli+ krallık+imparatorluk… Vb tarafından kendilerine ve dini kurallara itaat etmeyenleri laikle devre dışı bırakılmışlardı. Daha sonra yetersiz ve vadesi dolmuş bun dinlerden kendini kurtaran insanlar bilim akaidine yoğunlaşarak doğayı ve doğadaki yasaları anlamaya ve yaşantısında kullanmaya veya güncellemeye yönelik bilimi yani teknolojiyi geliştirdiler. Bu sefer doğadaki yasaların ve yaratıkların doğadan yararlanmasını taklit ederek hayatına güncelleyerek uygulamaya başlamışlardır. Halada bilim bilgini (bilim insanı?!) kisvesi altında bu görevleri devam etmektedir. Ancak bu bilim bilginleri (bilim insanları?!) halkın gözdesi olmaya başlayınca monarşileri ve din tacirlerini Fransız devrimi ile devirerek devre dışı bırakmak için laikliği kendi lehlerine çevirmişlerdir. Bu süreç tüm Asya ve Avrupa'ya yayılırken Asya'daki hemen tüm monarşileri kökten yıkmış(şahlık, padişahlık, krallık, çarlık) ancak;Hayvani demokrasinin hamarat yılmaz siyasileri yönetimindeki aslan bilim bilginleri (bilim insanları?!) bilim işçisi gibi hala çalışırken, bazı ürettikleriyle doğayı insanın geleceği üzerine kışkırttıklarının bilincinde değiller belki. Avrupa'daki imparatorlukların ve krallıkların hemen hepsi balkona ve terasa çıkmış seyrediyorlar.
        
     Belki de İmamı Gazali R.A, Said-i Nursi R.A… Vb İslam alimlerinin bahsettiği aşırı fen bilimlerine dalmanın insanlığı vahşileştireceği (0,1, 2, 3,4) ya da peygamber ahlakından ve imandan zayıf düşüreceği felaketi;bazı batılı, uzak doğulu, kuzeyli… Vb bazı evrensel ve bilim bilginlerinin (bilim insanlarının!?) yaşantısında ve kişiliğinde ortaya çıkmıştır bu asır.
     


2009 Güz Dönemi Bilim Tarihi ve Bilimin Evrimi (Biyoloji) Etkinliklerinde Öğrencilerimden Özetlerini Dinlediğim ve İzlediğim Filmlerdeki Genel Çıkarsamalar;
Prof. Demirkuş,
-Bilim Tarihi ve Bilimin Evrimi açısında insanlığın vücuduna dövme yapmanın sınırları ifrat ve tefrit açısında nereye kadar olmalıdır? Vücuda dövme yapmanın/yaptırmanın tabulaştığı sınırın kıstasları nereye kadar  tabudur ve nereye kadar normal olmalıdır?
Gerekçelerini yazınız.

-Geçmiş (antik)  zaman dilimlerinde ve günümüzdeki aynı yapılarda kullanılan; teknolojileri, mantığı, kuralları ve prensipleri günümüzde kullanılan teknolojileri, prensipleri ve kuralları  mukayese ederek değişik zaman dilimlerindeki teknolojileri ve prensipleri mukayese ederek kullanılan mantık sistemlerinin evrimini anlamaya çalışmak.

 -Antik çağlarda günümüze kadar kavimler ve toplumlar arasında bilimsel rekabetin liyakatsiz kızıştırılmasının ve merhametsiz oluşunun adaleti tanımadığı  insanı açısından açtığı toplumsal tufanlara dikkat etmek gerekir.  Bu da rekabetin zayıfları yok ettiğini ve hayvani olduğunu kanıtlamaktadır.  Şeytani ve Doğal/Vahşi/Cahili ya da Hayvani Rekabet insani açıdan adaleti, liyakati ve merhameti yok sayan bir kavram-eylem olduğu için insani değil doğal ve vahşidir..

-Bilim tarihte ne amaçla kullanılmış, bugün ne amaçla kullanılıyor ve gelecekte ne amaçla kullanılmalıdır? Sorusunun liyakatli cevabı ve liyakatli uygulanışı insanlığın geleceğini belirlemede etkili olacaktır. Demirkuş 2010


-Antik çağlarda bilimin ve bilimselliğin insanların inançlarını suiistimal edilerek ya da sömürerek tapınaklarda yanılmaca olarak kullanılmasını günümüzdeki bilimsel gerçeklere güncellemek çok büyük önem taşıyor. Geçmişten bu güne bütün tapınaklardaki eylemleri ve bilimselliğin kullanışın asrımıza mukayeseli güncellemek önemlidir. Hayvanlara, teknolojiye doğaya, bilime, cetlerine... Vb tapmak ya da onları ilahlaştırmayı, fetişleştirmeyi ilişkisel olarak asrımıza güncelleyelim.
 
-Bilim Tarihinde; geçmişten günümüze toplumsal, teknolojik, bilimsel, inanç… Vb her sahadaki, benzerlikleri, değişmeyen, az değişen ve çok değişenleri disipline-kategorize etmek ve ilişkilendirmek çok önemlidir.
 
-Bilim Tarihinde;eğitim alanında görsellik kadar hangi ses, mimik, davranışları hangi sahalarda kullanmamız gerektiği üzerine yeterince çalışılmamıştır. Bu sonuca Kuran-ı Kerim Kitabı İslam'da okunurken ifrat ve  terfidi  yani tegganiye, hükümranlığa… Vb beyni liyakatsiz uyaran-yoran sesli okumayı tercihten kaçınıp Kıraatle-Liyakati-Ciddi okumanın tercihinden ulaşılmıştır.
-En doğru ve çekici kuranı okuyan ses
-En doğru ve verimli haber okuyan ses
-En doğru ve verimli makamda ve sesle okunan şarkı
-En doğru ve verimli makamda ve sesle okunan türkü… Vb ilişkilendirmeye çalışın.
-O zaman derslerimizi hangi ses tonu, mimik, davranış, eda ile anlatmalıyız- işlemeliyiz sonucuna götürür.
-Konuları işlerken veya medya ortamında hizmet verirken beynimizi en verimli şekilde uyaran seslerin üzerinde bilimsel çalışmanın yapılması çok büyük önem taşır.
-Gerekirse bilgisayar desteği ve sanal ses araçlarından yararlanılmalıdır.
-Beynimizi öğretim, öğrenim ve eğitim esnasında ifrat ve tefrit ses, görüntü… Vb uyaranlarla yormamamız çok önemli anlam taşır.

2010 Güz Dönemi Bilim Tarihi ve Bilimin Evrimi (Biyoloji) Etkinliklerinde Öğrencilerimden Özetlerini Dinlediğim ve İzlediğim Filmlerdeki Genel Çıkarsamalar;
Prof. Demirkuş,
1. İstenmedik örf adet ve değer yargılarının asimile edilip, alternatif olarak dünyadaki kavimlerden bu değer yargısına en yakın kavim ve kavimlerin değer yargısı eğitiminde verilmeli ve bu görev birlikte Milletler Birliğinin (BM) görevlerinden biri olmalı, hatta hangi kavimin değer yargısı eğitimde verilecekse bu oylama ile belirlenmelidir.

2. Bilimin evrimi, geçmişi vahşidir, yani doğaldır. Ancak Adem AS'dan önceki vahşi insan çizgisi 19. ve 20. yy.da vahşi teknoloji ile devam etmiştir . Doğayı ve yer küresini;deprem, su tufanı ve küresel ısınışla insanlığa kışkırtmıştır. Bunun ilacıda peygamber ahlakını düzgün bir şekilde insanlığa yaymaktır.

3. Budizm, Latin Amerika ülkeleri doğal dinleri, Afrika Doğal Kavim Dinleri, ve bu asır ki bilim ve teknoloji dini yani bilim adamlarının dini, bilim sofisi (bilim adamları) bütün değer yargıları ölümlü olan bilimin gerçeklerine dayalıdır. Örneğin, Darvin, Einstein… Vb. Bunların düşünceleri bilimi aşamamıştır. İmanları bilimin içindedir. Doğa sofisi, Budizm, doğal ahlak doğa sofiliğidir. Doğayı ilah olarak kabul etmişlerdir. İlahını doğa üzerinde görmeye çalışır. Latin Amerika ülkelerinin güneşe tapan kavimleri ilahlarına insan kurban etmişlerdir… Vb. Afrikalı kavimler, Eskimolar, Aborjinler ve Kuzey Amerika kavimlerinin hepsi doğa ve doğa üstü yaratıklara taparlardı. Hepsinin ortak paydası ifrat ve tefrite kaçarak insanların yaşam döngülerine, bedenlerine, zihinlerine ya da doğaya zarar vermekle sonuçlanan ve sonuçları ispatlanmış vahşi dinlerdi. Hepsini de İslamiyet'in içinde konumlandırmak mümkündür. Örneğin, bilimsel yöntemler ve kurallar bilim dininin farzlarıdır. Buda'nın öğretileri (farzları) ve her dinin farzları farklıdır. Doğayı ve bilimi aşan değer yargılarımız varsa doğa ve bilim bizim içimizdedir. Eğer yoksa tüm inançlarımızla ya da her şeyimizle doğa ve bilimin hapishanesindeyizdir.

4. Bilim evriminin Âdem öncesi vahşi insanla (Yontma taş, Cilalı Taş…VB devri insanları) ilişkisi insanların kendi hayat döngülerini ve yaşamlarını hatta tüm eylemlerini bir id ya da idolle ile ilişkisel olarak düşünerek yaşamaya başlaması yani insanların zihninde ve düşünce yapısında;bilim, doğa ve çeşitli yaratıklara tapınma enerjisinin buharlaşması Adem AS'A kadar çok önemli ve çok ciddi vahşi tapınma ve vahşi iman edişin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Belki de Allah (C.C) Adem AS'I yaratılmasındaki en önemli sebep budur.

5. Bilim tarihinin evrimi süresince savaşlarda askerlerin ya da savaşçıların yaşadığı olayları ve duygularını samimi bir şekilde hissettikleri havayı internet aracılığı ile topluma deşifre etmesi çok önemli bir itiraf ve samimiyettir.

6. Doğa olaylarının zararından emin olmak için örneğin kasırga, deprem, sel, yağış, fırtına vb. olaylara karşı insanlara eğitim sistemi içinde evlerini ve yaşam döngülerini nasıl konumlandırmaları gerektiği konusunda yeterince doğal afetler hakkında bilgi verilmelidir. Yani nerede yaşıyorsam ya da yaşadığı/yaşayacağı ve/veya yaşamaya karar vereceği yerde (o yerin özgünlüklerine bağlı olarak) evini hangi yükseklikte, hangi baki, hangi dayanıklılıkta seçmeliyim ve tercih etmeliyim bilgisi verilmelidir. Yaşayacağımız yerin doğal afetlere karşı konumuna göre tercih yapmalı hatta bu devletçe listelenmeli ve halka sunulmalı.

7. Yeryüzündeki modern ve vahşi güzellik tabularının insan bedenine ve yaşam döngüsüne zarar verenleri listelenerek halka sunulmalıdır. Akabinde eğitimle bunların zararlarını görsel video ve acı sonuçlarıyla beraber halka sunulmalı ve alternatif tercihleri gerekçeleriyle sunulmalıdır. İnsanların bu tip duyguları tatmin için kişinin yaşam döngüsü içerisinde kendisine, çevresine ve yaşamına zarar vermeden, kendisine yakışan giyim, estetik, bedensel tedavi gerekiyorsa uzman heyetler tarafından önerilir. İsterse kendilerine yakışan reçeteyi uygular isterse uygulamaz. Yani bir kişinin modadan yararlanması bedava olmalıdır. Bu konuyla ilgili branş açılmalı. İnsanlara devlet moda evlerinden kendisine yakışan giyim, kuşam, estetik, davranış… Vb önerilmelidir.

8. 20. ve 19. yy.ın banyoları ve tuvaletleri eve koku yayması ve sadece duşa yönelik olması ve aşırı derecede su tüketimine yönelik olması sebebiyle büyük bir israf ve liyakatsizliktir.
Önemli olan evle tuvalet arasındaki mesafe uzak olmalıdır ve pozisyonları ters olmalıdır. Hatta banyodaki suyun, lavabodaki suyun, abdest suyu israf olmaması için bahçeye dökülmeli ve/veya saksılara dökülmelidir. Tuvalet ise bir gübreleme sistemine dökülmelidir.


  1-EVRİMLE İLGİLİ  FİLİMLER        2- ÇEVRE İLE İLGİLİ FİLİMLER     3-TEKNOLOJİ İLE İLGİLİ FİLİMLER      4-TOPLUMLA İLGİLİ FİLİMLER      5- BİYOLOJİ FİLİMLERİ

Bilim Tarihi ve Bilimin Evrimi İle İlgili Derste;Tartışılan, Ödev Verilen ve Gösterilen Filmler
Yaradılışın 1 Saniye Öncesinde Madde (Zahiri kâinat) ve Anti Maddenin Oluşumu (Batini kâinatın Oluşum Çizgileri) (Cansız Yaratıkların Bilim Tarihinin Başlangıcı)
Büyük Patlama Kuramına Nasıl Ulaşıldığının; Mikroskobik ve Makroskobik Bilimsel Öyküsü. 90 dakika (Cansız Yaratıkların Bilim Tarihinin Başlangıcı)
Evrenimiz Nasıl Oluştu İçindeki Farklılaşmaların Orijinleri ve Farklılaşma Mantığı(Cansız Yaratıkların Bilim Tarihinin Başlangıcı)
Astrobiyolojik Kanıtlara Göre Dünyadan Başka Uzayda Olası ve Değişik Yaşam Şekillerinin Olabileceği Yerler Var Mı?(Canlı Yaratıkların Bilim Tarihinin Başlangıcı)
Yaşam Kuyruklu Yıldızlarla Nasıl Uzaya ve Dünyaya Ulaştı(Canlı Yaratıkların Bilim Tarihinin Başlangıcı)
Yaşamın Ortaya Çıkışı, Biyomühendislikte Yaşamın Elementlerden Sentezinin Taklidi ve Yeni Şeyler Sentezlemeye Başlatmak (Canlı Yaratıkların Bilim Tarihinin Başlangıcı)
İlk Organizmaların Hangi Koşullarda Oluştuğu ve Evrimleştiğini (Hayatın Kökeni )Kanıtlamak Üzere Yapılan Deneyler) 90 dak (Canlı Yaratıkların Yerküresindeki Bilim Tarihinin Başlangıcı)
Zeka Yönünden Nefsimize Benzeyen Hayvanların Davranışları ve Alet Kullanmaları (Hayvanların Alet Kullanmalarının Bilim Tarihi Açısından Önemi)
Domuzların Dehası(Hayvanların Yaşam Döngülerinde Zekalarını ve Beden Dilini Etkili Kullanmalarının Bilim Tarihi Açısından Önemi)
Köpeklerin Dehası(Hayvanların Yaşam Döngülerinde Zekalarını ve Beden Dilini Etkili Kullanmalarının Bilim Tarihi Açısından Önemi)
Güvercinlerin Dehası(Hayvanların Yaşam Döngülerinde Zekalarını ve Beden Dilini Etkili Kullanmalarının Bilim Tarihi Açısından Önemi)
Maymunların Dehası;Taklidi Bilim ve Kültürün Hayvanlarda Mayalanışı ve Yayılması (Hayvanlarda Öğrenme Kültürünün Görsel... Vb Yayılma Şekli- Alet Kullanmalarının Bilim Tarihi Açısından Önemi)
Maymunların ve Şempazelerin Bitkileri Tedavide Kullanmaları ve Alet Kullanmaları (Hayvanların Alet Kullanmalarını Bilim Tarihi Açısından Önemi)
Şempanzelerde Birbirine Saldırı, Kollama ve Harem Ağalığı Siyaset Politikaları (Hayvanların Toplumsal İlişkilerde Zekalarını, Beden Dillerini ve Alet Kullanmalarının Bilim Tarihi Açısından Önemi)
Nandertal İnsanın Olası Yaşam Koşulları ve Evrimi (Vahşi-Doğal Lal-Dilsiz İlk İnsanın Yaşam Döngüsünde Zekasını, Bedenini ve Aletleri Kullanmalarının Bilim Tarihi Açısından Önemi)
Buzul Neolitik Dönem Avrupa İnsanın Olası Yaşam Koşulları (Vahşi-Doğal Lal-Dilsiz İlk İnsanın Yaşam Döngüsünde Zekasını, Bedenini ve Aletleri Kullanmalarının Bilim Tarihi Açısından Önemi)
Buzul Dönemi Amerikan İnsanın Olası Yaşam Koşulları(Vahşi-Doğal Lal-Dilsiz İlk İnsanın Yaşam Döngüsünde Zekasını, Bedenini ve Aletleri Kullanmalarının Bilim Tarihi Açısından Önemi)
Vahşi Ortamda Hayvanlarla Büyümüş İnsanların Bilimsel Gerçeği (Yarı Vahşi İnsanların Toplumdan İzole Olarak Doğal Ortamlara Uyum Sağlarken Çevrenin-Doğanın İnsanlığı Vahşileştirdiğinin Kanıtı Bilim Tarihi Açısından Önemidir).
Bilimsellikte Duygusal Zekanın Kullanılmasına Örnek(Bilimsel Araştırmalara Hayvanlarla Duygusal İlişki Seviyesine Kadar İnerek Bilim Yapması İlginçti)
Antik Mısırın Savaş Teknolojisi
Antik Doğu Teknolojisin Mucitlerinin Buluşları
Antik Donanımlarda Bulunan Süper Teknolojinin Sırlarını Çözmeye Çalışıyoruz
Antik Çağda İnanç Tabuları ve İnsanları Doğal-Vahşi Dinler İnandırmak İçin Kullanılan İllüzyon Makineler- Heykeller (Tanrıların Arabaları)
Antik Zamanlardaki Keşifl er (Madenciliğin Geçmişi)
Tarihteki Kayıp Antikalar ve Antik Buluşlar
Antik Mısırın ve Hititlerin Savaş Teknolojisi ve Kadeş Savaşı
Antik Çağda Çin Mekanik Teknolojisi
Antik Yunan Dönemindeki Bronz Bilimi Teknolojisi
Geçmişte yapılmış kehanetlerin içindeki gerçeklerin bilgisayarla bilimselliğe dayalı  tevhit edilerek örtüşenleri Tarih çizelgesine oturtmak 2012 Yılı
Nostradamusun ve Antik Tarihteki Kehanetlerin 2012 Odağına Dayalı Önemli Örtüşümleri ve İnsanlığın Geleceğinin Tercihinin Belirleyeceğinin Bilimsel Açıklaması
Tuzakların Tarihi Ve Kullanım Alanlar
Müzik Dehalarının Yaratıcılıklarını(beyni Çalışırken) Beyin Emarları ve Müziğin İnsanların Tarihsel Ve Haytasal Geçmişimizle Ve Genetik Yapısıyla Bilimsel İlişkisi
A dan Z ye Bakırın Tarihi ve Kullanım Alanlarındaki Değeri ve İşlenişi
Tarihin İzinde Robotların Hayat Hikayesi
Robotların Tarihi ve Sistem Zekâsının Gelişiminin Hayat Hikâyesi   90 dakika 
Tarihin Kayıp Eşyaları; Vakum Lambası ve Transistorların Hayat Hikayesi 30 dakika
Tarihteki Efsanevi Olaylar 30 dakika 
Bilim Tarihi(Orta Doğu Mucitleri)  30 dakika
Tarihteki İşkence Şekilleri ve Aletleri
Geçmişten Günümüze Dövmenin Tarihi 90 dakika
Batılı İnanç Sistemlerine Dayalı Olarak Kurgulanmış Dinlerin Tarihinde Melekler Hakkındaki Görüşlerin Filmsel Hikayesi 90 dakika
Antik Mısırda Halkın Yaşam Şekilleri
Antik Çağ Dönemi Biliminin İnanç Sömürüsü Olarak Kullanılması  15 dakika
Kaybolmuş Paha Biçilmez Antikalar 30 dakika
Stonehange'in Geçmişi ve Taş Devri Britanya İnsanları (Taş Devri Avrupa'sında Bilim ve İnancın Olası Tarihi)  90 dakika
Teknolojik Buluşların Tarihi 30 dakika 
Tarih Öncesi Bazı Organların Hayat Hikayesi 30 dakika

Bilim Tarihi İle İlgili Derste İşlenen Makaleler
Bilim Tarihinde Yolculuk Gökhan TOK, Ocak 2007
Bilimsel Görüntüleme Tarihi Özgür TEK Nisan 2000
Dünya Tarihinde Bilim ve Teknoloji (800 Yıllık Otomotik Makineler)  Andülhakim KOÇİN Haziran 2007
Bilim Tarihi mi, Tarih Bilimi mi? Gülgün AKBABA 1995
Tarihi Çöplükte Bilimsel Hazine Mart 2007
Cumhuriyet Döneminde Bilim Tarihi'nin Önemi ve Anlamı (Cumhuriyet ve Bilim), Prof. Dr. Erdal İnönü, Bilim, Eğitim ve Düşünce Dergisi Ocak 2005, Cilt 5, Sayı 1
Üniversitelerimizin Bilim Tarihimizdeki Yeri (The Place Of Our Universities In The History Of Science), Bilim, Eğitim ve Düşünce Dergisi Ocak 2005, Cilt 5, Sayı 1, Ali Rıza ERDEM, (11 s.)
Bilim Tarihi Düşüncesi Celal Gürbüz, Bilim, Eğitim ve Düşünce Dergisi Ocak 2005, Cilt 5, Sayı 1, (4 s.)
Toplum Bağlamında Bilim, Bilgi Sosyolojisi Bağlamında Bilim Tarihi Doç.Dr.Adnan Gümüş, Bilim, Eğitim ve Düşünce Dergisi Ocak 2005, Cilt 5, Sayı 1, (11s)

Bilim Tarihi İle İlgili Önerilen Kaynak Kitaplar ve Makaleler

The History Of Science and Technology Houghton Mifflin Company / BOSTON • NEW YORK / 2004, Bryan BUNCH with Alexander HELLEMANS (785 p.)
The Origin Of TheHistory Of Science İn Classical Antiquity Walter de Gruyter • Berlin • New YorkLeonid Zhmud Translated from the Russian by Alexander CHERNOGLAZOV 2006 (385 p.)
What Is the History of Science. the History Of ? Early Modern Roots of the Ideology of Modern Science, FOCUS: NATURAL PHILOSOPHY AND INSTRUMENTALITY FOCUS—ISIS, 96 : 3 (2005) By Peter EAR (18 p.)
Science and History. By: Barbour, J., Contemporary Physics, 00107514, May/Jun99, Vol. 40, Issue (6 p.)
Nationalism and the Science of History in the Representation of the Valencian Past, BHS, LXXV (1998), Pedro Ruiz TORRES/Universitat de València (30 p.)
A Professional Life in the History of Science, Transactions of the American Philosophical Society; 2007; 96, Academic Research Library pg. IX Charles Coulston GILLISPIE (11p.)
Bilim Tarihi Nasıl Yazılmamalı (Kitap Eleştirisi) Doç.Dr.Adnan, Bilim, Eğitim ve Düşünce Dergisi Ocak 2005, Cilt 5, Sayı 1, Gümüş (6 s.)
Bilim-Bilim Tarihi, Felsefe-Felsefe Tarihi İlişkisi Prof. Dr. Esin Kahya, Bilim, Eğitim ve Düşünce Dergisi Ocak 2005, Cilt 5, Sayı 1, 2005
Bilim Tarihi Remzi Kitabevi, Cemal YILDIRIM
Bilim ve Buluşlar Tarihi İmge Kitabevi,Isaac ASIMOV çev:Elif TOPÇUGİL
Doğa Bilimleri Tarihi İmge Kitabevi, Osman GÜREL
Bilim Tarihine Giriş  Nobel Yayınları,Sevim TEKELİ, Esin KAHYA, Melek DOSAY, Remzi DEMİR, Hüseyin G. TOPDEMİR, Yavuz UNAT, Ayten KOÇ AYDIN

İnternet Adresleri
http://en.wikipedia.org/wiki/Hand_axe
http://www.unc.edu/awmc/soletomap.html
http://ancienthistory.about.com/
http://en.wikipedia.org/wiki/Prague_Orloj
http://en.wikipedia.org/wiki/History_of_science
Harvard University - The Department of the History of Science
Institute and Museum of the History of Science - Florence, Italy
Museum of the History of Science, University of Oxford
TÜBİTAK - Bilim Tarihi - Genel Dizi - Popüler Bilim Kitapları
Bilim Tarihi
Bilim Tarihi: 20.Yüzyıl
Bilim Tarihi Özel Sayısı