| Özel Öğretim Yöntemleri I Ders Notu
Fen Teknoloji ve Toplumla İlgili Bazı Beyin Fırtınası-Nadası; Ödev, Soru ve Etkinlikleri (2005, 2006, 2007, 2008, 2009, 2010, Din, Siyaset, Devlet, Vahşi ve Doğal Laiklik, Rejim, Çevre, Demokrasi, Bilimsellik, Kavram ve Evrim ile İlgili Sorular Sorunlar ve Çözüm Önerileri. Öğretim Üyesi;Prof. Dr. Nasip DEMİRKUŞ 2010 |
| Eğitim Fakültelerinin Başlıca Asli Görevleri, Amaçları ve Hedefleri Neler Olmalıdır? -İnsanların; kendilerini, sanal araçlarını, sıfatlarını ve nefislerini liyakatli tanımak, -İnsanları;doğa-doğa ötesindeki geçerli, gerekli bilgilerle fıtratlarına uygun yeterince donatmak -İnsanlara;doğru öğrendiklerini peygamber ahlakıyla yaşantılarına (hayatına) liyakatli uygulama alışık tepki (refleks) ve alışkanlıkları kazandırmaktır. -21.Yüz Yılda bilimi insanların(fert, toplum, kavim... vb bazında) geçerli, doğru inançsal, yapısal, özgün, kültürel... vb diğer değer yargılarıyla ilişkilendirerek sunmak öğretim, öğrenim ve eğitimin çok önemli farzlarından biri olmalıdır. Demirkuş 2009 -Eğitim fakültelerinin birinci görevi var olan geçerli ve gerekli bilgileri iştahlandırıcı bir dizaynla insanlara sunmak ve gerekirse bilgi üretmektir. -Fen fakültelerinin öncelikli görevi bilgi üretmek ve bilgileri iştahlandırıcı bir dizaynla insanlara sunmaktır. Öğretim, Öğrenim ve Eğitimde; Sanal ve Nesnel Ders Materyali Bilgi Doküman Havuzu Oluşturmanın Basamakları/Aşamaları; 1-Gerekli ve geçerli; tüm nesnel ve sanal kaynaklı bilgilerin doküman havuzunu oluşturmak, 2-Ders materyallerini; uygun yöntemlerle ve örneklerle ilişkisel eşleştirerek güncel rehber bilgilerle donatmak, 3-Gerekirse bilgi, envanter, materyaller, yöntemler sanal ve nesnel araçlarla donatılmış eğitim mutfağı kullanılarak materyaller geliştirmek, 4-Sunulacak gerekli bilgilerin; hedeflerini, dokümanlarını ve olanaklarını uygun eşleştirerek ortaya koymak, 5-Etkili öğretim amacıyla sanal-nesnel olanaklar, materyaller ve yöntemlerle ilişkilendirerek beyinleri iştahlandırıcı sanal-nesnel-yarı nesnel; sunu, etkinlik, deney, uygulama, animasyon, film, anlatım, gösteri…vb;hazırlanır, oluşturulur, düzenlenir veya kurulur. Eğitim Fakültelerinde Mutlak Verilmesi Gereken Gerekli Dersler ve Gerekçeleri; 1-Öğretim Teknolojileri Materyal Tasarımı ve Geliştirilmesi Dersi 2-Özel Öğretim Yöntemleri I ve II Dersleri 3-Fen Teknoloji ve Toplum İlişkisi Dersi 4-Okul Deneyimi I, Okul Deneyimi II ve Öğretmenlik Uygulamaları Dersleri 5-Eğitilen İnsanların toplumu eğitirken ve bilgileri hayatına uygularken; A-Kendilerini doğru tanıma ve topluma doğru duygudaş olma(empati duyma), amacına yönelik uygulamalı dersler konmalıdır. B-Fert ve toplum ya da insan sıfatlarını, kendi özünü-fıtratını tanımaya yönelik uygulamalı dersler konmalıdır. C-Yani fert ve toplumların ya da insanların kendilerini eksik ve yanlış tanımalarının, konumlandırmalarının, sıfatlarını liyakatsiz kullanmalarının toplumsal tufanlara neden olduğu yaşanmış örneklerle ve gerekçeleriyle öğretilmelidir. Bu amaca yönelik uygulamalı dersler konmalıdır. D-Öğrenci;sıfatlarının kötüye kullanmasının hatasının acısını ya da telafisinin hangi boyutlara varılacağını bilmelidir.Bundaki amaç, kendini-çevresini doğru tanıyıp-doğru değerlendirip doğru konumlandırmak, insani sıfatlarını doğru, liyakatli ve dürüst kullanmaya haklı olarak inandırılmalıdır.Bu amaca yönelik bilimsel çalışmalar yapılmalı, dersler açılmalı ve ders kitapları yazılmalıdır. E-Olanaklarını, bilgilerini, beden dillerini, tepkilerini, seslerini … doğru ve liyakatli kullanma–ilişkilendirme alışkanlık ve alışık tepki (refleks)lerini kazanmalarına yönelik uygulamalı beşeri eğitim dersleri konulmalıdır. Batının derleme, deneyim, kurgu…vb şeylerine dayalı mevcut eğitim kitapları bu hedefe ulaşmakta yetersiz kalmaktadır. İnsanlığın Varoluşsal Şekilleniş, Özgünlük ve Özelliklerinin Farkındalığını Kavramasının Önemi 1-İnsanın nesnel,sanal araçları, özellikleri ve fıtrat-nefis çeşitleri konularını gerekçesiyle öğrencilerimize öğretmek. 2-Kişilerin(kişisel) insani, özgün ve baskın sıfatlarını mutlak tanımak ve bilmenin gerekliliğini, zorunluluğunu gerekçeleriyle öğretmek ve hayata uygulatmak. Nefsini tanıyan rabbini tanır (ayet vardır) 3-Toplumsal, düşünsel ve doğal çevresinde hayır görmenin farzlarından biride onları doğru ve gerçekçi öğrenme olduğunu gerekçeleriyle bilmenin önemi öğretilmelidir.İlim Müslüman’ın yitiğidir (hadis) 4-Yaşam döngüsünde hayır görmesi için, peygamber ahlakı işletim sistemini kabullenmek ve yüklenmeyi alışık tepki (refleks)-alışkanlık haline getirmeyi gerekçeleriyle öğrencilere öğretmek ve uygulatmak. 5-Evdeki-ailedeki, okuldaki, iş yerindeki, fertlere karşı sorumlulukları ve mutlak yapması gereken işler ve uyması gereken kurallar gerekçeleriyle ikna edilerek verilmeli ve uygulamalar yaptırılmalıdır. 6-Karşı cins ve arkadaş edinme kuralları ve mutlak prensipleriyle ilgili dersler uygulamaları gerekçesiyle verilmelidir. 7-Sokakta her türlü abur-cubur yenmeyeceğini, her türlü giyim ve davranışta bulunulmayacağını gerekçeleriyle örnek eğitici gerçek hayattan ifrat, tefritlerden kesit filmlerle ve uygulamalarla denemeler yaptırılarak ikna edilerek eğitim verilmelidir.Sınırsız hürriyet, liyakatsiz radikaller, cehalet, ifrat ve tefrit insanın peygamber ahlakının kara delikleri gibidirler. Demirkuş 2009 İpucu;sokakta ifrat, tefrit ve hayvaniliğe kaçan; yemek yemenin, çıplak-erotik giyinmenin, cinsel duygularını sergilemenin hayvaniliğinin gerekçelerini gerçek filmlerle ve uygulamalarla gösterip eğitim verilmeli. Başkalarının maymun iştahlı, nefsi emarelere sahip oluşu, kötü nazar edişleri, insanların yanlış anlaması, insanlara kötü örnek olunması, gereksiz dikkat çekilmesi…vb gerekçeleriyle verilmeli. … X-Tüm ahlakı kurallar ve sokak ahlakı kültürleri, argoların kullanım yerleri gerekçeleriyle öğrencilere doğrusu verildikten sonra, uygulama tercihleri öğrencilere ve insanlara bırakılmalıdır. Özel not;Totaliter önlem değil de (özel haller hariç) sokak ahırları, aşk-sevgi ahırları..vb üniversite ve sokaklarda açılmalıdır. Öğretim, Öğrenim, Eğitim ve Aile Yaşam Döngüsünün Peygamber Ahlakıyla İlişkilendirilişi. Islah Edici (Boyun Eğdirici), Eğitici, Terbiye Edici ve Öğretici Olmanın Liyakatli Boyutları-Konumları (Islah Edici/Boyun Eğdirici, Eğitici, Terbiye Edici ve Öğretici Farkını Karıştırmamak Gerekir). 1-Peygamberler; modası hiçbir zaman geçmeyen yada hiç bir zaman demode olmayacak ve insani yaşam döngüsünün mutlak gerekli peygamberi ahlakı reçetesinin modelleri olarak öğretici, yaşatıcı, hayata güncelleyici mürşitleri ve eğiticileridirler.Yaşantılarıyla örnek olmuşlardır. Islah edici(boyun eğdirici) değildir. 2-İnsanları, yaratıkları, doğayı... vb her şeyi eğitici-terbiye edici-Islah edici (boyun eğdirici) olan Allah CC’HUDUR. 3-İnsanlarda hayvanların ve doğal-vahşi hayatın kısmi ıslah(boyun eğdirici) edicileridirler. Kısmen çocuklarını terbiye ederler. Islah etmezler. İnsanlar hayvanları, çevreyi ve doğayı Kısmi (bereketli hudutlarda/peygamber ahlakı çerçevesinde) Islah (boyun eğdirici) edicidirler. Bu ıslahatı peygamber ahlakı çerçevesinde yapmazlarsa bugünkü gibi çevre sorunları ortaya çıkar. 4-İnsanların: eşlerini, hem cinslerini, çocuklarını veya diğer canlıları; eğitmek, terbiye etmek ve ıslah etmek kavram yanılgısı ve cehaleti nedeniyle günümüzde çok sorun yaşanmaktadır. A-Eşinizi ıslah edici, terbiye edici, ve eğiticisi değilsiniz oda sizin değildir. B-Bir insani aile olmak için;o sizin eksik parçanızı tamamlar sizde onun eksik parçasını tamamlarsınız. C-Her biriniz fert olarak tek başına yarsım insan sayılırsınız. D-Bir birinizin eksiğini tamamlayıcı ve idarecisisiniz. E-Bir birinizle karşılıklı haklarınızı elde etmede rekabette/rekabetle değil zaruretten ve gerekliliğin keyfiyetinde bir aradasınız. F-Bu bilince dayalı yaşanmış-yaşanan örneklerle, uygulamalarla, etkinliklerle ve peygamber ahlakıyla öğrenciler eğitilmeli Özel Öğretim Yöntemleri I Dersinin Amacı ve Öğrenciye Kazanımları: - Tüm olanaklarımızı verimli kullanarak, her konuya özgü en doğru öğretim yöntemlerinin, kavramların, kavramisimlerin, isimlerin hayata güncelle kombinezonunu/larını (dizaynlarını, düzenlenmesini) kurmayı-uygulamayı düşünsel alışık tepki (refleks)-tepki haline getirmeyi öğrencilerimize kavratmak ve alışkanlığını geliştirmektir. -Bu düşünsel alışık tepki (refleks)-tepki mantık sistemi ve muhakeme gücünü kazandırmak için, öncelikle;bilgilerin zihnimize kabulleniş, depolanış ve kullanım çeşitlerini bilmek önemlidir. -Bu konuda var olan temel yöntemlerle ilgili bilgileri doğru edinmek, öğrenmek ve uygulamak gerekir. -Bilgileri edinmek ve hayatla ilişkilendirmek için, yeterince eşik bilgilere sahip olmanın yanında;sanal ve gerçek dünyasında asrın dogmalarını güvenle aşarak hür ortamda düşünüp düşüncelerini açıklaması daha elzemdir. -Bu amaçla dersin girişinde ve sonuç kısmında dersle uzaktan ve yakından (önemli sıra dışı kavramlar) ilgili bazı TEMEL-ÖNEMLİ kavramların tanımları, örnekleri ve uygulamaları verilmiştir. -Öğrencilerimizin öğrendikleri ve bildiklerini; doğru tarif etmeyi ve hayata güncelleyip uygulamayı alışık tepki (refleks) haine getirmelerini sağlamak için mutlaka yeterince; etkinlik, deney, uygulama yapmaları ve pekiştireler verilmelidir. Belki de bu eğitimde en çok gözden kaçan en önekli eksiğimizidir. Ayrıca beyin fırtınası soruları; Öğrenciler de hür düşünce ufkunu geliştirmek için; kavram yanılgılarını telafi etmek, lüzumsuz-liyakatsiz; ilahların, kişiliklerin, putların(idoların)–kimliklerin(İdlerin)...vb yerini doğrularla ve liyakatlilerle değiştirmek ya da depolarize etmektir. - Öğrencilerin zihninde ve beynindeki sanal-nesnel araçlarla;düşünsel, çevrel-doğal kaynaklarla ve peygamber ahlakıyla ilişkilendirip hayatla güncellenmeleri amaçlanmıştır. Değer Yargısı Nedir? Fert, Toplum, Devlet, Kavim… vb insani oluşumların: yapısal, düşünsel, zihinsel ve mantıksal olarak değişmez veya en az değişen; özgün (*), istendik(+), istenmedik(-), nötr(0), geçişken(+,-), aşılmaz(!), bilinmeyen(?)… vb kabullendikleri maddi-manevi-düşünsel her şeydir. Kaç Çeşit Değer Yargısı Vardır? İnançsal Değer Yargıları;İnancın farz ve sünnetlerine değişmez mutlak itaati gerektirirliği kabulleniştir. Örneğin İslamiyet’in Farzları. Yapısal (Fıtrat) Değer Yargıları;Yaratığın yaradılışı, eğitimi veya herhangi bir nedenle aşamadığı geri dönüşümsüz yapısal (fıtratı)... vb değer yargılarıdır.Örneğin,Ebucehil gibi fıtratı ve eğitim cahillerin değişmezliğe olan radikal bağlılıkları. Onlara göre her şey onların bildiği doğrulara endekslidir. Değişmek istemeyeni Allah CC’HU değiştirmezmiş. Kültürel Değer Yargıları;Yaşadığı toplum ve çevresinden yaratığın aldığı eğitim, gördükleri, alışkanlıkları, örfleri, adetleri, zevkleri..vb ilgili; yararlı, zararlı yada yararsız kültürel... vb değer yargılarıdır. Kişisel, Özgün ve Özel Değer Yargıları;Yaratığın bazı şeyleri tüm yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... vb değer yargıları örgüsünün süzgecinden geçirip kendine özgü değişmez prensipler ve değer yargıları geliştirmesidir. Diğer Değer Yargıları;Yukarıdaki kategorilerin dışındaki diğer değer yargılarıdır. Öğretim, Öğrenim Ve Eğitimle; Öğrettiklermizi ve Öğrendiklerimizi Değer Yargılarımızla Örtüştürerek İlişkisel Güncellemek Neden Önemlidir? Değer Yargılarının; Öğretim, Öğrenim ve Eğitimle İlişkisi ve Önemi: Yapısal(fıtrat), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... vb değer yargıları ait olduğu yaratığın; mantıken kabullenebilirlikleri, kabullenemezlikleri ve tercihleri örgüsünün; yapısal, beyinsel, düşünsel ve zihinsel yapıtaşları iskeleti, kementleri, geçitleri, düsturları… vb mantık süzgeci örgüsü gibidir. Diğer bir deyişle İnsanların kişilikleri değer yargılarının kafesindedir. Fert, toplum, kavim, devlet... vb insan kendi değer yargılarının kafesi içindedir. İnsanların öğrendiği bilgilerin kalıcı olabilmesi için öğretilen bilgilerin onun değer yargılarıyla bütünleştirici ve ilişkilendirici verilmelidir. Bu şekilde verilmiyorsa öğretilen bilgi dağarcıklarındaki diğer bilgilerden kopuk, hatırlanmakta ve hayata uygulamada tetikleyici değildir. Bir insanın bilimi yada ilimi yani bildiği her şeyi onu sahip olduğu bilgi birimlerinin yapıtaşlarından oluşur. Bu yapıtaşları birbirini ne kadar ilişkisel hatırlatıcı konumdaysa o kadar hızlı hatırlanabilir ve hayata güncellenerek uygulanabilir dinamizme sahip olur. Bu açıdan hedef kitlenin değer yargılarıyla ilişkisel anlatılan yada sunulan her şeyi özümseme olasılığı çok yüksektir. Belki de öğretim, öğrenme ve eğitim sistemimiz ülkemizdeki halkların; özgün (*), istendik(+), istenmedik(-), nötr(0), geçişken(+,-), aşılmaz(!), bilinmeyen(?) ve diğer; inançsal, yapısal, kültürel, kişisel...vb değer yargılarıyla; uyumlu, bütünleşik, güncellenerek ve ilişkisel verilmediği için ülkemizin bereketli peygamber ahlaklı teknolojik-bilimsel orijinaliteleri diriltilmiyor ve dirilmiyor!!! Belki de, fert, toplum, kavim, devlet… vb insanlık bazın da;geri dönüşümsüz değer yargıları insani yada bilimsel olarak geçerli olsun olmasın var olan öğrenici potansiyeline(hedef kitleye) öğretilmek istenen bilgilerin; istendik-istenmedik tüm değer yargıların ortak payda ve özgünlükleriyle; bütünleşik,uyumlu ve ilişkisel olarak doğru örneklenmiş ve hayata güncellenmiş olarak sunulmalıdır. İstenmedik, bilimselliğe aykırı, geçersiz ve vahşi değer yargılarını değiştirmek yada ıslah etmek için kanunlar çıkartılarak çocuk yaşta öğrenicilere ayrıntılı alternatifleri gerekçeli sunulmalı ve öğretilip hayat uygulanmalıdır. Fert, toplum… vb her insani bazda verilmek yada öğretilmek istenen öncelikli acil bilgilerin kısa vade de hedef kitlenin inançsal, kültürel, özgün…vb istendik yada istenmedik değer yargılarına uyumlu ve ilişkisel hayata örneklendirilip güncellenerek verilmesi gerekmektedir. Yani batının, kapitalizmin, komünizmin… izm, … istli yabancı-vahşi rejimlerin, yönetimlerin ve eğitim sistemlerin istendik yada istenmedik değer yargılarına ya da yararlı da olsa yabancı yada farklı değer yargılarına endeksli verilmemelidir. Yani toplumsal etnik alt birimin değer yargısına/yargıları düsturlarına ters olduğu için kısa vade de verilmemelidir. En küçük özgün toplum birimlerinin (benzer ortak dili, kültürü, alışkanlıkları, zevkleri ... vb paylaşan ailelerin bir üstü toplumsal özgünlükler kümesi yada insan dokusu) özgün değer yargıları baz alınarak ona uyumlu öğretim, öğrenim ve eğitim sitemi/leri geliştirilerek verilmeli. İnsani etnik/halk azınlık birimlerindeki (özgün toplumsal birimlerdeki yada özgün insan dokusundaki) yararsız, verimsiz, zararlı… vb istenmedik değer yargılarının değişimi için uzun vadede tüm dünyanın o konudaki liyakatli otoritelerin görüşü çerçevesinde kanunlar çıkartılarak alternatifleri gerekçeli sunularak ilk öğretim seviyesinden itibaren öğretim, öğrenim ve eğitimle verilmelidir. Biliriz ki tüm canlı yaratıkların kişilikleri genel olarak, yapısal(fıtratı-genetiği-irsi), kültürel, inançsal, eğitimsel….vb kökenli olarak;kabullendikleri, ret ettikleri, tasdik ettikleri…vb değer yargılarının mantık kafesi, süzgeci ve örgüsü içindedirler. Bu değer yargıları çatısında ki mantık örgüsünün dokusunu;kişinin kabullendiği, ret ettiği veya şüphelendiği;kanunlar, davranışlar, eylemler, süreçler, olaylar, bilgiler, ayetler, vecizeler, atasözleri, özdeyişler…vb temel mantıksal denklemler oluşturur. Kişinin değer yargıları, mantıksal denklemleri dokusunun arasını öğrendiği, edindiği yada genetik-fıtratı-irsi yapısında bulunan bilgilerin ilişkisel bilgi birimleri örgüsü doldurur. Liyakatli ve kaliteli öğretim, öğrenim ve eğitimle kişinin tüm değer yargıları, mantıksal denklemleri ve bilgi örgüsü beyinsel ve zihinsel havuzuna kayıt edilir. Kişi tüm değer yargılarını, mantıksal denklemlerini ve bilgi örgüsünü kültürel olarak öğrendiği anadilindeki kavramlar, kavramisimler, isimler ve sembollerle ifade ederek aynı dili bilenlerle sözel, bedensel, mimik..vb ile iletişim kurar. Kişi dilini bilmediği bir toplum içerisinde bu kültürel iletişlimde mahrum ve yoksun kaldığı için;yontma taş devri ve öncesi insanların iletişim seviyesine düşer. Onun için bir kültürel dildeki, kavramlar, kavramisimler, isimler ve semboller o kültürel dilin iletişim araçlarıdır. Bu açıdan dünyadaki ve insanlık havuzundaki var olan doğal-vahşi!!! kültürel dil kümeleri arasında öğretim, öğrenim ve eğitimle verimli ortak payda akli-mantıki!!! lisan ve dil geliştirmek insanlığın en önemli sorunlarından biridir. Fıtratı-yapısal, inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... vb değer yargıları; mantıken kabullenebilirlikleri, kabullenemezlikleri ve tercihleri örgüsünün zihinsel yapıtaşlarını oluşturduğu için verilen öğretim ve eğitimi yaratığın kabullenmesi yada davranışına yansıması için aktarılmak istenen bilgilerin gerekçeli ve ilişkisel olarak yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... vb değer yargılarıyla ilişkisel örneklerle verilerek hayata güncellenerek beyinsel, düşünsel ve zihinsel özümsemeyle (asimilasyonla) uygulamada alışık tepki (refleks) haline getirilmelidir. Değer yargılarına ters verilen yada değer yargılarıyla ilişkisel verilmeyen; öğretim, öğrenim ve eğitim ürünleri eğitilen kitle tarafından kabullenmekte sıkıntı yaratır ve hedefe ulaştırmaz. Belki de ülkemizde yapılmış ve halen yapılmakta olan devrimler, öğretim, öğrenim ve eğitimlerin çoğu ülkemiz halklarının yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... vb değer yargılarına uyumlu verilmediği, cebren ve hile ile yada zorunlu kapitalist ekonomik farzlara bağlı olarak empoze edilip bilgiler beyinsel ve zihinsel olarak sindirilip hayata uygulanabilir alışık tepki (refleks) haline getirilmediği için istenen seviyede başarılı bir ülke olamadık. Bu duruma çözüm açısından ülkemizde değer yargılarımızın düstur denklemi konumundaki; vecizeler, atasözleri, özdeyişler, ithal edilmiş atasözleri... vb önemli bir kısmı yanlış, eksik, ters... vb olduğu için insanlarımızda kavram, düşünce, öğrenme ve iletişim yanılgısına neden olmaktadır. Bu açıdan bunların ivedilikle akademik çevrelerce gözden geçirilip daha bilimsel alternatifleri, eksikleri, geçerlilik sahaları… vb hakkında ayrıntılı bilimsel çalışmalarla sonuçlandırılıp toplumun yapısal, beyinsel ve zihinsel havuzundaki önemli değer yargılarının yenilenerek toplumsal değer yargıların; yapısal, zihinsel ve beyinsel havuzdaki yerleri daha sağlıklı ve olumlu bir konuma getirilmesi gerekir. |
| Özel Öğretim I Dersinin Uygulamaları; I-Aşağıdaki yöntemlerin uygulamalarına yönelik;etkinlik, gezi, sunu, uygulama, deney, drama..vb tekli-toplu; etkinlik, uygulama ve öğrenci ödevleri şeklinde işlenmektedir.
II-Scane ve Işık Kutusunu Kullanma Denemesi III-Beyin Nadası Soruları ve Temel Kavramlar Etkinliği Özel Öğretim Yöntemleri I Dersinin haftalık 2 saatlik Uygulamalarında ise:Öğretim yönlemelerini doğru kavranması için;her yöntemin fıtratına en uygun; toplantı, panel, seminer,sunu ödev, sınıf etkiliği,doğa etkinliği ve laboratuar etkinliği, deney, anlatım..vb şekilde uygulamalar sınıfta paylaşılarak işlenmektedir. Sonuç Olarak; Öğrenciler, öğretim yöntemlerinin biyoloji konularına genel veya özel özgün uygulanışına yönelik;Özel Öğretim Yöntemleri II Dersine almaya hazırlanmış olurlar. Uygulama, Etkinlik,Deney Nedir? -Genellikle bu üç kavramın sınırlarını belirlemek zordur ve karışıktır. Deney ve uygulamada bilimseldir, bilgi edinme ve öğrenme zorunluluğu vardır. Etkinlikte sosyaldir, zorunluluk yoktur hobi ve tercih vardır. Örneğin; -Biyolojik Deneyler;Kanser ve AIDS’E çare bulmak için yapılan deneyler, -Biyoloji Uygulamaları;Bitki ve hayvan materyalini toplayıp sınıflandırma uygulamaları, -Biyoloji Etkinlikleri;Biyoloji Bölümlerinde yapılan yıllık sosyal etkinliklerdir .. Uygulama, Etkinlik, Deney ve Pekiştireçlerin Öğrenci Eğitiminde Önemi Nedir? Öğrencilerimizin öğrendikleri ve bildiklerini; doğru tarif etmeyi ve hayata güncelleyip uygulamayı alışık tepki (refleks) haine getirmelerini sağlamak için mutlaka yeterince; etkinlik, deney, uygulama yapmaları ve pekiştireçler verilmelidir. Belki de bu eğitimde en çok gözden kaçan en önekli eksiğimizidir. ORTA ÖĞRETİMDE BİYOLOJİ DERSLERİNE BAZI ETKİNLİKLERİN KAZANDIRILMASI 1-Bitkilerle ilgili olan Uygulamalar; Gezi gözlemle çeşitli bitki örneklerinin toplanması Gezi-gözlem kuralına uygun olarak gidilecek yer, toplanacak bitki örnekleri, yapılacak işler önceden öğretmen tarafından hazırlanır. 2-Hayvanlarla ilgili olan Uygulamalar
Atrapla Avlanma Özellikleri:Canlının
uçtuğu yöne doğru sallanarak yakalanır. Bazılarında (sürüngenlerde) tam
tersidir. Hayvanlar uygun kurutma yöntemleriyle kurutulur ya da böcekler ve
kelebekler köpüklerin üzerine toplu iğne ile tutturulur. Bazı böcekler
temizlendikten sonra cam kavanoza konabilir.
Özellikle arazide taşlar kaldırılarak böcekleri
şişenin içine koyabiliriz (örümcek, kulağa kaçan, kırkayak).
Evde yenen meyvelerin tohumları ve kabukları (ceviz.
Fıstık, fındık) çeşitli meyvelerin (üzüm, elma, kavun) çekirdekleri düdüklü
tencerede kaynatıp dezenfekte edilerek incelenebilir. Bu çekirdekler bir karton
üzerinde üzüm şeklinde yerleştirilebilir. -Resim veya şekil olarak kartona dişi organ çizilir. Sonra bu meyvelerden birer parça alarak kartona yapıştırılır. Her meyveyi temsil edecek şekilde bir parça kullanılır. -Gerekirse öğretmenin kendisi materyali temin edebilir. Arazide özellikle bitki morfolojisine yönelik kök, gövde, yaprak, çiçek ve bunların metamorfozlarını en güzel şekilde temsil eden örneklerden en az altışar tane toplanır. Herbaryum kuralına göre kurutulur. -Daha sonra bu örnekler beyaz kartonlara yapıştırılarak gruplar halinde cam çerçevenin içine konur. Sınıfta ihtiyaç duyuldukça öğrencilere görsel olarak ya da bu materyallerin toplandığı yerlerin adresleri etiketlere yazılarak, yaşatılarak izah edilebilir. - -Eğer gezi-gözlem olarak öğrencileri araziye götürmüşsek, populasyon, tür, vejetasyon, ekosistem kavramını ve bunun gibi öğrenci seviyesine uygun kavramlar, yaşatılarak öğretilebilir. -Bitki isimlerinin Latince’si en azında cins seviyesinde yazılmalıdır. -Çiçek durumları, çiçek organları, yaprak tipleri, özellikle çiçek organları gösterilebilir. Fotoğraflarını çekebiliriz. -Habitat ve bitkilerin fotoğrafı camekana yapıştırılabilir. -Tüy çeşitlerini gösterebiliriz. -Tohum çeşitleri, meyve çeşitleri olabilir eğer meyveler bulunmazsa görüntü ve resimleri yapıştırılır. a-Uygulamada stilusu (dişi organ boyuncuğu) anlatmak için; stilusun büyük olan bir bitki çiçeği alınarak canlı bir şekilde gösterilebilir. b-Tohumlarla ilgili bir etkinlik yapabiliriz. Karton üzerinde merkezde pistil bulunur. Bunun etrafında meyveler olmalı.Sınıflarda hangi ders işlenirse onunla ilgili etkinlik yapılmalıdır. Mesela meyve, içinde tohum bulunan çok şey meyvedir. Meyve çiçeğin bir ürünüdür. Eğer meyvede tohum yoksa özel durumdur. c-Böcekler için bu uygulama yapılırsa; böcek, karınca, Ağustos böceği, larvaları yumurtaları konarak yapılabilir. El lüpü ile karınca vb. böcekler incelenerek sınıflandırılabilir. Canlı yapmak istesek böcekleri arazide toplar bunların hepsinin bacak uzantıları(ekstremite), baş-boyun kesimi (cephalothorax), gövde bölmeleri (abdomen) gibi özellikleri konuya yazılır. Bunlar kurutularak kartona yapıştırılır. d-Her hayvan grubuna ait bir etkinlik geliştirebiliriz. Böcekler ve diğer hayvanların bacak uzantıları (ekstremiteleri) üzerinde etkinlik yapılabilir. |
| A- Eğitim:Fert ve Toplumda, istendik (
pozitif, negatif veya nötr) davranışların ortaya çıkması ve benimsenmesi için yapılan her türlü
faaliyettir.Diğer bir deyişle; canlı yaratıklara istendik düşünsel-bedensel
davranışları kazandırmak için; yapılan iş ve verilen her türlü emektir.Daha genel anlamda eğitim;yaratığa kazandırılmak istenen davranışları alışık tepki (refleks) ve alışkanlık haline getirilmek için yapılan her şeyin; öğretim, eylem, olay, süreç ve olgular…vb toplamına eğitim denir. Bireyin insan toplumuna ve doğaya yararlı olması amacıyla ideal ahlak ve kültür normlarına sahip kişilik olarak insani ıslahat sürecidir. Fert ve topluma/lara; peygamber ahlakı normlarını kavratmak-güncelletmek için; gerçeği/leri zamanın da doğru mayalamak veya mayalatmak için, yapılan her şeydir veya İnsana;hayatında uygulayabileceği kadar; hakikatin ve peygamber ahlakının mayasını zamanında -yeterince doğru çalmaktır. (Demirkuş 2006) Bazen eğitimle mutlak gerekli hedeflere ulaşmak için;toplumun değişime müsait olmadığı ya da fıtratının zorlandığı konular da diyet-özel bağışıklık sistemini geliştirmek çok önemlidir. Yani bir konuyu gerekliliğini anlamak için topluca geçici günaha davetin komikliği-gerekliliği. (Demirkuş 2007) Eğitim;Akıllı yaratıklara, nefsini ve tüm sanal araçlarını doğru tanıtıp, toplum içerisinde; kendilerini liyakatli, namuslu ve dürüst konumlandırmaları gerektiğinin mutlak üstünlük ve liyakatin bilincini bilimsel verilere dayalı olarak kavratmak , öğretilenleri-öğrenilenleri düşünce ve davranışlarında alışık tepki (refleks) haline getirtmektir.(Demirkuş 2008) Çocuklarımızı ve öğrencilerimizi zamanında liyakatli eğitimle gerçek bilgilerle donatmazsak; onun yerine abur cubur bilgiler doluşur ve geleceğimiz tehlike altına girer. Toplumsal olarak geri ve cahil kalmanın bir sebebi de budur. Gerçek eğitimle;zihinsel bedende ve kalpte; kimlik (id), tapındık-taptık(put) (idol), yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... vb değer yargıları, inanç değerleri, süper ve özgün egolar(istemler), gerçekler, doğa yasaları doğru konumlandırılmazsa sonuçta yanlış eksik ve sakat;mantık, düşünce, kavram…vb yanılgısına sahip kişilikler toplumda ortaya çıkar Öğretim, öğrenim ve eğitimde de, olanaklarımız ölçüsünde:doğru kaynaktan/lardan, doğru bilgiyi-konuyu, doğru zamanda, doğru konumda-yerde, doğru yöntemle/lerle , doğru kişiye/ kişilere, öğrencinin güvenini kazanarak ve dersin önemini vurgulayarak;doğru pekiştirip ve hayatla doğru güncelleyerek sunmalıyız. Demirkuş, 2008 B-Öğretim: Öğretim ise, doğadaki yaratık, olay, olgu ve diğer tüm enerji hallerinin;özgünlükleri (yaratık) -faaliyetleri (yaratıklar arasındaki dinamik süreçler) arasındaki ilişkilerine ait bilgilerden yararlanılansı amacıyla ; bilgilerin, insanlığa devşirilmesi ve uygulanmasıdır. Doğada var olan bilgilerin insanların anlayabileceği bir seviyede öğretilmesidir.Öğretimde çeşitli yöntemler kullanılır. Öğretimde bilgi aktarılırken (Yöntem ve Yöntemler kullanılırken) çeşitli araç-gereçler kullanılır ve öğretimle ilgili kavram ve kavramlar arasındaki ilişkiyi en güzel şekilde temsil eden materyaller ya doğrudan doğruya kullanılır ya da bunlara ait veriler teknolojik araç-gereçlerle öğretimde kullanılır. Diğer bir deyişle;Doğayı tanımak ve ondan yararlanmak amacıyla; Doğal ve yapay (insan ürünü ör: çizgi film) bilgileri insana kavratmak ve uygulatmak için yapılan her şeydir. Doğada var olan bilgileri (yaratıklar, olaylar, olgular, sistemler, kanunlar, kavramlar v.b) anlaşılabilir hale getirmek amacıyla çeşitli yöntem, araç-gereç ve teknikler kullanılarak fert ve topluma planlı ve programlı bilgi aktarma sürecidir. Onun için öğretim genellikle eğitimin hedeflerine ulaşılması için mutlak gerekli ön basamaktır. Öğretim: Doğada ve ötesinde var olan bilgileri (yaratıklar, olaylar, olgular, sistemler, kanunlar, kavramlar v.b) anlaşılabilir hale getirmek amacıyla çeşitli yöntem, araç-gereç ve teknikler kullanılarak fert ve topluma planlı ve programlı bilgi aktarma sürecidir . Onun için öğretim genellikle eğitimin hedeflerine ulaşılması için mutlak gerekli ön basamaktır. C-Öğrenme:Amaçlı veya amaçsız edinilen bilgilerin canlı yaratıklarda; kalıcı ve hayatta bilinçli uygulanabilir hale gelmesidir. İnsan; kullanmadığı ve kullanamadığı bilgisinin hamalı, yanlış kullandığının;ya cahili yada hainidir veya insan genellikle sahip olduğu bilginin;ya bilmezi, ya cahili, ya;alimi ya da hamalıdır!! (Demirkuş 2006). Öğrenme:Öğrenilen ve öğretilen bilgilerin, bedensel, zihinse, düşünsel…vb eylemler olarak hayata güncellenmesi ve uygulanabilir hale gelmesi demektir. D-Eğitim Programı:Eğitimin tanımında verilen hedefler ulaşmak için, fert ve toplumda arzu edilen sonuçlara ulaşmak için gerekli bilgilerin disipline edilmesidir. İyi bir eğitim programı, esneklik, işlevsellik, toplum değerlerine dayalı olmak, bilimsellik, ekonomiklik ve uygulanabilirlik gibi özelliklere sahip olmalıdır. E-Eğitim Süreci; zamana bağlı olarak;fert ve toplumların (insanın) davranışlarında pozitif değerleri ortaya çıkarmak için yapılan tüm işler, uygulamalar ve eylemlerdir. Yani yapılan tüm;işler+eylemler+uygulamalar+zaman. F-Öğretim Süreci;zamana bağlı olarak;fert ve toplumların (insanın);doğadaki bilgileri öğrenmek ve hayatına uygulamak için aktarmak için yapılan tüm işler, uygulamalar ve eylemlerdir. Yani yapılan tüm;işler+eylemler+uygulamalar+zaman. G-Öğrenim Süreci; öğretim, öğrenim ve eğitim sürecine muhatap olan yaratığın/ların bu olaylara maruz kaldığı zaman ve eylemler sürecinde öğrenme eşiğine geldiği veya tamamladığı zamana kadarki süreçtir.Yani yapılan tüm;işler+eylemler+uygulamalar+zaman. Bu üç sürecin arasındaki ilişki çok önemlidir. Zaman, mekan ve mevcut olanaklar dikkate alınarak, uzman eğitimciler tarafından iyi bir öğretim, öğrenim ve eğitim programı çerçevesinde uygulandığında verimli ve yararlı bilgi aktarımı sağlanabilmektedir. Dünyada çok hızlı bir şekilde ortaya çıkan bilimsel ve teknolojik gelişmeler sonucu edinilen yeni bilgiler aynı hız ile fen öğretim, öğrenim ve eğitimine yansıtılmamaktadır. Fen eğitiminde ortaya çıkan en önemli sorun fen bilimlerindeki ilerleme ile okullarda okutulan fen dersleri arasındaki bağlantısızlıktan ileri gelmektedir. Bunun sonucu, bugünkü yetişkin nüfusun yaklaşık %90 ı bilim ve teknolojiyi izlemekte ve yararlanmakta güçlük çekmektedir. Bilim ve teknolojideki bu hızlı gelişime sonucu elde edilen bilgilerin fen eğitimi programlarına yansıtılması amacıyla yeni fen eğitimi programı geliştiren 141 ülkedeki durum UNESCO tarafından rapor edilmiştir. Öğretim, Öğrenim ve Eğitim Arasındaki İlişki ve Özgünlükleri; 1-Öğretim kavramı öğretmekten gelir ve genellikle planlı ve programlı öğretim kast edilir. -Öğretim eğitimin maksatlı bir ön basmağıdır. -Öğretimsiz eğitim ya plansız, ya fıtratı ya doğal ya da saldım bayıra çevre-doğa kayıra eğitimidir. -Öğretim genellikle eğitimin hedeflerine ulaşılması için mutlak gerekli ön basamaktır. -Öğrenmenin gerçekleşmesi için yapılan her şeye öğretim denir. -Öğretim öğrenmenin gerçekleşmesiyle tamamlanır. 2-Öğrenme;bir şeyi öğretirken/öğretilirken öğrenen kitlenin öğrendiklerini hayata uygulayabilir ve güncelleyebilir durumunda öğrenmiş ise öğrenme gerçekleşmiş demektir. -Öğretimle, fıtraten bilinen veya herhangi bir şekilde öğrenilen-edinilen-kazanılan bilgilerin hayata kalıcı uygulanışlarının ve davranışların ürünü sonuçları öğrenmedir. 3-Eğitim ise öğrenilenlerin yaşantıya uygulanabilir alışkanlık ve alışık tepki (refleks) davranışları haline getirilmesiyle amacına ulaşmış olur. -Eğitimin gerçekleşmesi için mutlaka aktarılması veya bilinmesi istenen bilginin;ya önceden bilinmesi, ya genlerinde kayıtlı olması yani yapısal bilmek(fıtraten bilmek) veya mutlaka öğretimle bilginin eğitilmek istenene aktarılması zorunludur. Sonuç Olarak;İnsanlık çocuklarına, gençlerine ve yetişkinlerine peygamber ahlakının önemini, kurallarını, kendini ve doğayı tanıma bilgilerini vaktinde vermelidir. -Aksi durumda gelişen çocuğun, gencin ve yetişkinin; beyni ve bedeni rastgele çevreden abur cubur algıladığı bilgilerle Tarzanca -vahşice eğitilmiş doğa insanı olurlar. Genel anlamda eğitim;yaratığa kazandırılmak istenen davranışları alışık tepki (refleks) ve alışkanlık haline getirilmek için yapılan her şeyin; öğretim, eylem, olay, süreç ve olgular…vb toplamına eğitim denir. Öğretim, Öğrenim ve Eğitimin Asgari Temel Amaçları; 1-Asgari sindirim sisteminin besinlerden yararlandığı kadar; Beynimize ve zihnimize giren bilgilerden yararlanmak. 2-En kestirme doğru yol ve yollardan insanları gerçeğe ve gerçeklere iman ettirmek ve uygulatmaktır. 3-Yaratıkların davranışlarını doğru okumak, insanlara doğru empati duymak ve doğru tepkiler-teknolojiler geliştirmektir. 4-Eğitimle, insanların ve hayvanların hangi sanal araçlar ve sıfatların kontrolünde olduğunun: benzerlik, ayrıcalık ve özgünlüğünün; gerçek ve doğru farkındalığını kavramak ve uygulamak/latmaktır. 5-Kendini doğru tanıyıp doğru değerlendiren ve konumlandıran, yararlı sanal-gerçek üretim yapan peygamber ahlaklı nesiller yetiştirmektir. 6-Beyni bilgiyi özümsemeye haz duyacak şekilde eğitmek, düşünürken de bilgi üretmektir (meyve vermektir). Bazı beyinler oruç tutar, bazıları yer, içer düşünür ve üretir. 7-İnsan beynine zamanında mantıklı şeyler yerleştirmezsek, yaşadıkları ortamda bu boşluk abur cubur bilgilerle (hurafe) doluşur. Buna bağlı olaraktan gerçek bilgi üretemez ve toplumsal açıdan; verimsiz özgün kişilikler ortaya çıkar. 8-Doğal olan bu hudutlarda: fertten toplumlara;peygamber ahlakının, iletişimin, toplumsal çeşitliliğin önemini-bereketini, birlik-beraberliğin bilincini, zorluklarını ve zorunluluğunu bilimsel verilere dayalı olarak kavratmaktır. 9- A-Eğitimde pay;fert ve toplumun özgün özellikleri= aktif özgünlüktür. B-Payda;fert ve toplumun ortak özellikleri=ortak aktif özgünlükleri temsil eder. C-Pay ve payda arasındaki liyakatli hayat çizgisi;özgünlükler arasındaki bilgi-toplumsal ilişki-gen akışı ile nefes alan-hayat bulan liyakatli iletişim çizgisinin önemi-gerekliliği belirgin ve somut örneklerle kavratılması gerekir. D-Azınlık ve özgünlüğün doğal demokrasideki yeri konusunda kavram, düşünce ve yanlış tepki yanılgısı siyasette uygulanmaktadır. Hemen her kavimin doğal kültürleri, dilleri, inanç tercihleri, ırkları, deri renkleri…vb özgünlerinden dolayı Dünya’nın hemen her yerinde başka yerli kavimlerin yaşam yerlerinde-yurtlarında sayısal azınlık veya çoğunluk kolonileri şeklinde bulunduğu için;bu konuda yapay ve liyakatsiz olan doğal-vahşi demokrasi azınlık insan kavramına insani ve rahmani çözüm üretmek farzdır. Aksi, taktirde eskiden azınlıkların ;padişahlık, şahlık, çarlık, krallık, imparatorluk…vb yerine çoğunluğu elinde bulunduran toplum, kavim, milletlerin padişahlığına(... vb kavim, millet padişahlığı), şahlığına (... vb kavim, millet şahlığı), çarlığına, (... vb kavim, millet çarlığı) krallığına (... vb kavim, millet krallığı), imparatorluğunun (... vb kavim, millet imparatorluğu) asimilasyonu ve hükümranlığına mahkum yapay dil, din, renk, kültür…vb özgünlüklerin sayısal azınlıkları mozaiğini doğru değerlendirmek gerekir. Her fert sanki insanlığın hücresi, her halk(etnik) azınlığı insanlığın dokusu, her kavim insanlığın uzvu gibi düşünülerek icabet edilmeli. Bu çerçevede dokuları asimile ya da kangren edemezsiniz. Özgünlükleriyle yaşatırsınız. Nefsi cet kardeşliği fert, toplu, devlet, millet bazında insanı/lığı çok kötü ve istenmeyen radikal farzlara mahkum eder ve bazı yararlı fıtratları zorlar yada eritir. Tercihe dayalı akli olan peygamber kardeşliği daha liyakatlidir. Her çeşit insan fıtratına rahat ve liyakatli nefes aldırır. Nefsi cet kardeşliğinin içindeki savunucuları;cet kuyusundaki Nemrutları, Cengiz Hanlar, Firavunları, Çinleri, Hitleri… vb peygamber ahlakı hastalarının, katilleri, canileri ve kahpeleri pasifize ya da razı edemez. akli olan peygamber kardeşliği bu tipleri hemen deşifre eden, egale eden kurallara sahiptir ve ilahi kontroldedir. 10- Bu açıdan:fert veya toplumlardan ;insanlığın paydasını yutamaya çalışan özgünlükler patlar, 11-Özgünlüğünü eritenler yok olurlar. 12-Dengedekiler hayat bulur. SANKİ BU DOĞAYA KONMUŞ İLAHİ BİR DOĞA YASASI GİBİDİR. Tanışasınız diye, sizi kavimlere ayırdık (doğal soylara ve kökenlere dayalı kavimler ayırdık ki) (ayet var). Yerine ve önemine göre; birbiriyle bağlantılı olarak, önce evrensel eğitim daha sonra kişisel ve ulusal eğitim yapılmalıdır?. Bazen; evrensel ve ulusal eğitimlerin ilişkisi eş güdümlü verilmeli. Evrensel eğitim ulusal benlik ve kimlikleri asimile etmemeli. Ulusal eğitimlerin çeşitliliği yararlı özgünlüklerin bereketini, peygamber ahlaklı evrensel eğitim insanlık ruhunun ortak paydasının direğini oluşturur. 1, 2, Dil, din,renk, kültür çeşitliliği ve azınlığı olur. İnsan türünün kavim azınlığı yada etnik azınlığı olmaz, kavim azınlığı yada etnik azınlık kavramını kullanmak bölücülüktür veya liyakatsizdir. Çünkü tüm kavimlerin birbiri içinde dil, din, kültür azınlıkları vardır. Yani tüm kavimlerin etnik azınlık kavramını kullanmaktan vazgeçmesi gerekir.Nedense 19 ve 20.Yüz Yılın kurucu canileri; inanç, kültür, dil, lisan-din çeşitliliği veya herhangi biri azınlık tabanlı fert sayısı az olan özgün kavimleri; hükmeden kavimin dil, din, kültür, lisan..vb den dikilmiş ceketi giydirilerek yada yurdundan kovdurularak asimilasyonunu reva görmüştür.Doğal(vahşi) demokrasilerde dil, din, kültür, renk …vb azınlıkların bekası ve her şeyi hükmeden kavimin dil, din, kültür, lisan..vb tarladır ve bu gizli açık toplumsal tufandır. Tarih boyunca yaşadığı halde, bu gün özgünlük ve özgürlüklerin bir arada iç içe yaşaması neden zorlaşmıştır? İlla av-avcı sürü ve asimilasyon muamelesi/lerini mi görmesi/leri gerekir ?Ayni türe ait olmasına rağmen(insan), tarih boyunca, insanlık adına bu utanç verici kavram, kimin ve kimlerin ekmeğine yağ sürmüştür? Irk,dil,kültür,inanç, din... vb azınlık ve güdük farlılıklardan dolayı, azınlık(etnik) diye nitelendirilmek istenen toplum ve kavimler çeşitliliktir.Çeşitliliğin özgünlüğü;Patojen(öldüren)istisnalar hariç, misafirlik, güç ve berekettir, ör;renk, dil , kültür , mülk göçebeleri, din çeşitliliği olabilir;asimile edilmeden çoğunluğa tevhit edileceğine, nedense, bu asır özgünlükleri evrim yasalarının gereği asimile, teşhir ve tecrit edilmek istenmektedir. Ör;zenci azınlık değil, Türkiye de dil ve renk çeşitliliği ve azınlığıdır. Çeşitlilikleri özgünlükleriyle-hoş görü içinde barındıran ve barındırmayan /amayan kavimlerin avantaj ve dezavantajlarını karşılaştırınız.İpucu:biyolojik çeşitliliğin, melezlerin, zengin kültür harmanlanması... vb avantajlarını düşünün. 13-Eğitim sistemlerini kullanarak, fert ve topluma kendisini(nefsini) doğru tanıyıp, dürüst ve namuslu konumlandırma peygamber ahlakı aşılamak ve akıllı yaşamayı alışık tepki (refleks) haline getirmektir. Öğrencilerimize Anabilim Dalımızda Verilen;Özel Öğretim Yöntemleri I-II ve Öğretim Teknoloji Derslerinde; sanal ve gerçek araçların kullanımını, materyal gelişimi öğretilirken: üretici bir zihniyet ve mantıkla; verimli öğretim yöntemleri uygulatılmaktadır. 14-Peygamber Ahlakı ve doğayı liyakatli kullanma arasındaki gerçek ilişkiyi her ders konusunda somutlaştırmak ve gerekçeleriyle evrenselliğe genellemek. Ör.Çevre ve bazı biyoloji derslerinde sağlıklı, üretici çevre bilincini aşılamak ve alışık tepki (refleks) haline getirmek amacıyla kampus içinde plastik türevlerini toplama ve doğayı tanıma etkinlikleri yaptırılmaktadır. Öğrencilerimize verilen bölüm ve servis derslerin de;öğrencilerin süper egolar(istemler)ının, öz egolar(istemler)ının, idlerinin, idollerinin geleceğe yönelik daha sağlıklı ve gerçekçi mecralara çekilmesi amaçlanmaktadır. Ör.Özgünlük, çeşitlilik ve evrenselliğin hudutlarını: pozitif-istendik geliştirici bir anlayışla;devlet, millet ve halk düşmanlığını körükleyen tüm bilimsel, toplumsal ve doğal;süreç ve olguları yorumlarına katarak; sinerjitik (uyumlu birliktelik) ve kök hücre zihniyetiyle evrensel çözümler üretimine yönelik zihinsel bağışıklık sistemlerinin geliştirilmesi. Diğer bir deyişle ülke ve dünya sorunlarına hür, pozitif yargılayıcı bir anlayış ve yorumla bakarken, her durumda (faktöryel olarak) çözüm üreten bir zihinsel beden ve kalpte geliştirilmesi hedeflenmektedir. Ör.Ülkemiz, çevre ülkeler ve giderek tüm orta doğu halklarının; birlik, beraberlik, çeşitlilik ve özgünlüğüne bütünleşik bir perspektiften bakmak. Bu noktadan hareketle dünyada ki tüm Müsrif-İlkel Teknoloji , Patojen, kültürel, teknolojik üretim ve yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... vb değer yargılarına karşı zihinsel bağışıklık sistemleri geliştirilirken, her durumda (faktöryel olarak) doğaya, topluma ve geleceğe uyumlu alternatif çözümler üreten bir nesil amaçlanmaktadır. Ör. Sınırlı sevgi ve moral ile yaşamayı başaran (sevgi bağımlısı olmayan) ama çevresine sevgisini sadaka edebilen başat ve cevval bir nesil. Bu anlayışla öğrencilerin yaşadığı ortamda teknolojiyi de liyakatli kullanarak:inanç sitemlerini, nefretini, aptallığını, serseriliğini... vb tüm (pozitif, negatif ve nötr) özellik ve sıfatlarını insanlık ve doğa yararına;fıtratına uygun, doğru, etkili, verimli biçimde konumlandırma ve kullanma alışık tepki (refleks)ini alışkanlık haline getirmeleri amaçlanmaktadır. Kısaca; gereksiz;süper istemlere (egolara), öz egolar(istemler)ına, kimliklerine (idlerine), putlaına (idollerine) kul olmayan, hür ancak zihinsel bedenindeki ve kalbindeki;inançları, yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... vb değer yargıları, kimlik(id) ve tapındık-taptıklar(putları-idolleri);doğal ve bilimsel kanunlardan daha gerçekçi, doğru eğitimle dizayn edilmiş; liyakatli değişime hazır başat ve cevval bir nesil amaçlanmaktır. Kendini Tanımak:zihinsel-bedensel araçlarını;liyakatli ve doğru tanımak, tüm güçlerini bilmek, kullanma becerileri derecesini doğru kavramak, insani, doğal sıfatları, özellikleri, özgünlükleri, araçları…vb doğru tanımak, uygulamak, namuslu-dürüstçe liyakatli konumlandırmak ve kullanmaktır. Kendini-nefsini doğru, namuslu ve dürüst tanımak; bir insanın yapısal olarak sahip olduğu nesnel, sanal, çevresel ve düşünsel araçların hünerlerindeki; istendik-başarılı(+), istenmedik-başarısız(-), dengedeki-nötr(0), geçişken- hercai(+,-), bilinmez, bilmezleri, cehaleti-kör noktaları(?), özgünlükleri(*), baskınlıkları(!)… vb değerleri doğru tanıyıp kendini çevresine doğru konumlandırmasına ve çevresinden azamı liyakatli yararlanmasına yardımcı olur. Nefsini tanıyan rabbini tanır (Ayet var) Çıkarsama;Aklın kontrolündeki iradesine emanet insanla, zekasının kontrolündeki iradesine emanet insanlar arasındaki farkları düşünün. Hayvanların hepsi;gen zekasının ve içinde yaşadığı çevrenin sistem zekasının kontrolündedir. Medya Nedir ve Kimdir? Toplumsal İletişim açısından toplumun bütün duyularını temsil eden ve toplumu bilgilendiren kitle ve araçlarıdır. İçerden ve dışarıdan duyularla veya herhangi bir şekilde aldığı bilgileri; fert, toplum…vb beynine (beyinlerine) , zihnine ve düşünsel havuzuna olduğu gibi yansıtan dürüst iletişim mekanizmasıdır.Örneğin;muhabirler, gazeteler, televizyon kanalları... vb -Bir insan bedenini düşünün, beş duyu ile, hislerle, uykuda, rüya ile, düşünerek veya herhangi bir şekilde aldığı bilgileri olduğundan farklı iletirse beyni yanıltır. -Hemen her türlü; pisliği, bölücülüğü, edepsizliği ve liyakatsizliği özgür habercilik diye toplumun televizyon-gazete menüsüne servis eden liyakatsiz medya düşünün. -Alınan yanlış ve eksik bilgilere bağlı olarak yanlış karar ve sonuçlara varılır. -Toplumsal bazda medya camiasının görevinin adil ve dürüst olmasının değeri, bilimsel çalışmalardan daha önemli olduğu kendiliğinden idrak edilir. -Toplumsal güvenceleri sağlanıp, belli peygamber ahlakı, paylaşım, özveri, adil ve cesaret seviyesi bilinci ve alışık tepki (refleks)lerine sahip kişiliklerden seçilmesine özen gösterilmelidir. -Acil yayınlar dışında her medya yayınının mutlaka ehlince bilimsel makalelerden daha ciddi incelendikten sonra yayına koyulmalıdır(medya otokontrol) . -Giyim ve kuşamlarıyla veya hayat döngüleriyle topluma örnek olma sorumluluğu ve bilincinde olmalılar. Otokontrolü aşarak yanlış, eksik, yanıltıcı ve taraflı..vb yayın yapanlara(toplumsal-toplumsal münafıklık-çok yüzlülük suçundan) yargının hükümleri açık ve net belirlenmeli ve toplumsal yüz kızartıcı suç sayılmalıdır. -Gerekirse oy hakkından ve medya mensubu olmaktan, İnsan vekili olmaktan men edilip topluma uzun süre deklere edilmeli. E18'DE Liyakatli Öğretimin Sekiz Doğru Prensibi (Öğreticinin Yada Öğretenin Uyması Gereken 8 Doğru Prensip) (Öğretimde 8D Prensibi); 1-Doğruya İnandır Prensibi;Öğrenciyi konunun önemine veya gerekliliğine inandırmak, konuyu doğru ve net öğrendiğinde kazanımlarını açık ve net örnekleriyle ortaya koymak. 4-Doğruyu Seç Prensibi;Öğretilen konuya;doğru öğrenci, doğru zaman/larda, doğru yer/sınıf, doğru materyal/ler, doğru örnek/ler, doğru bilgi/ler, doğru yöntem/ler seçmek. 5-Doğru Eşleştir Prensibi; Öğrencilerin; fıtratları, özgünlükleri ve seviyelerine göre liyakatli ve verimli yöntemler kombinezonlarıyla öğretilecek bilgileri doğru eşleştirmek. 6-Doğru Güncelle Prensibi;Öğrenilen bilgileri doğru örneklerle eşleştirip hayata güncellemek. 7-Doğru Uygula Prensibi;Öğrenilen bilgilerin yaşam döngüsündeki konumunda alışık tepki (refleks) ve alışkanlık haline gelecek şekilde pekiştireçlerle hayata doğru uygulamak. Öğretim, öğrenim ve eğitimde algıda değişmezlik ilkesini uygulayarak insanlarda güzel ahlak ve bilgilenme hevesi, alışık tepki (refleks) ve alışkanlıkları geliştirirken, insanlarda sürekli yardım ve talimat alma alışkanlığını geliştirmenin (hür düşünme ve eylemde bulunma iradesini köreltmek) toplumsal tufanın Farkındalığının bilincinde olmak önemlidir. Eğitimcinin en önemli özelliği ya da eğitimcinin istenen hüneri(mahareti) en karmaşık şeyleri karşısındaki kitlelerin anlayabileceği, öğrenebileceği, rahat algılayabileceği seviyeye indirgeye bilmek(sadeleştirebilmek) ve bilincinde doğru konumlanmasını başarmaktır. Bunu başarmanın birinci prensibi;eğitimcinin kendisini ve aktarmak istediği konuyu doğru tanımak ve muhatap olduğu kitleye doğru empati duymaktır (yeterince doğru tanımasıdır). Sağlam tohum, verimli ve nadaslı tarlaya doğru zamanda doğru şekilde ekilmeli çıkarsama mantığını düşünün. E18'DE Öğrencilerin Özel Halleri, Günlük-Anlık Haleti Ruhiyatı, Fıtrat(Yapı) Özgünlükleri, Zeka Farklılıkları ve Öğretilen Konunun Özellikleri Nedeniyle Aşağıdaki Farklılıklar Ortaya Çıkar; E18'DE Öğrenci Özgünlüklerini ve Farklılıklarını Verimli Kılmak İçin Yapmamız Gerekenler; Öğretim, Öğrenim ve Eğitimde Peygamber Ahlakının Konumu ve Önemi; |
| Bilgi: Doğadaki, sübjektif-objektif(nesnel) canlı-diri yaratıklar dünyaya geldiklerinde genlerinde yapısal olarak kısmen var olan buna ilaveten,süreç, olay olgular... vb ilgili zihnisel asimile(özümsenen) olunan - giren veya rüya ile, trans ile, düşünerek, zihinsel operasyonla üretilen ürünlerin zihinsel(düşünsel kayıt), beyinsel(organik kayıt) havuzda diğer bilinenlerle ilişkisel kayıt edilen;ses, görüntü,imaj, sembolik kod, eylem, ... vb dinamik kalıntılardır. -Her türlü yolla (bilinçli veya bilinçsiz) edindiğimiz bilgiler, belleğinize yerleşip, gerekirse bu bilgiler kullanılarak yeni bilgiler üretiriz. İşte dışarıdan edinilen tüm bilgilerin belleğimize yerleşmesi, yerleşen bilgileri kullanarak yeni bilgileri üretmek ve bu olaylardaki yeteneklerimizin, rollerimizin ne olduğunu öğrenmeye özgün bilgileri üretmeye yönelik zihinsel yapılanma kuramı ileri sürülmüştür.- - Dağarcığımızdaki bilgilerin hepsi doğru bilgi değildir. Dağarcığımızdaki sağlıklı bilgiler oranında sağlıklı kararlar verebiliriz. Bilgi;insan zihninde, kavram, resim, şekil, imaj, ses, görüntü …vb şeklinde kodlanmış doğadaki yaratık, olay olgu, süreç….vb şeylerin karşılığı olan enerji halleridir. Genel anlamda bilgi;doğadaki, sübjektif-objektif(nesnel) canlı-diri yaratıklar dünyaya geldiklerinde genlerinde yapısal olarak kısmen var olan buna ilaveten,süreç, olay olgular... vb şekil de zihnisel asimile(özümsenen) olunan veya rüya ile, trans ile, düşünerek, zihinsel operasyonla üretilen ürünlerin zihinsel(düşünsel kayıt), beyinsel(organik kayıt) havuzda diğer bilinenlerle ilişkisel kayıt edilen;ses, görüntü,imaj, sembolik kod, eylem, ... vb dinamik kalıntılardır.Bilgi canlı yaratıklara çevreye uyum yada yaşamak amacıyla bazen canlıların genlerindeki yapısal değişiklikler sonucu genetik yapılarına kayıt edilir. Örneğin bakterilerin antibiyotiklere karşı genetik direnç geliştirmesi.Bilgi cansız yaratık sistemlerinin çevreye uyma zorlandığında sistemin ilk yapısında değişiklik yaparak yeni kombinezon bilgileri içeren yada sahip sistem olur. Ör. bir ekosistemin küresel ısınma sonucu oluşan yeni çevresel koşullara yapısal değişimle tepki göstermesi. İnsan ruhunda ise doğa ve hayvani-meleği doğa ötesindeki öğrenebileceği yada gereksinim duyduğu hemen her şeyin ilim olarak meleği(kusursuz) yeterince karşılığı vardır.Ruh Allah CC’HUN emaneti olduğu için hemen her şeyin özünü içeren ve sadece akıl işletim sistemi verilen yaratıklara üflenmiş olup bu varlıkların hayvanlardan ve cansızlardan farklı olarak akıllı yaratıkların nefsini ve rabbini tanımasına yardımcı olur. Bilgi;bilimin (nesnel + sanal insani bilim) ilimin(tüm bilinmeyen bilimler, nesnel + sanal+düşünsel+ilahi... bilim)... vb zihnimizdeki veri tabanı olan enerji hallerinin karşılığı gibidir. *İnsan genellikle sahip olduğu bilginin;ya bilmezi, ya cahili, ya;alimi ya da hamalıdır!! İnsan;doğru kullandığı bilginin alimi, kullanmadığının hamalı, eksik ve yanlış kullandığı bilginin cahilidir. Demirkuş 2008 *Çocuklarımızı ve öğrencilerimizi; zamanında gerçek bilgilerle donatmazsak, onun yerine çocuklarımızın zihinleri yanlış, eksik ve hurafe bilgilerle doluşur. *Toplumsal olarak geri kalmanın bir sebebi de budur. *Öğrencilerimizi sıfırdan, üniversiteyi bitirinceye kadar sadece fen ve toplumsal bilimlerle ilgili bilgilerle donatmak yeterli değildir. Peygamber Ahlakı yönünde eğitici bilgi ve uygulamalardan (eğitimden) yoksun bırakmak geleceğimiz için büyük bir risk ifade eder. Bilgiyi Oluşturan Temel Öğeler; Zihinsel ve beyinsel havuzumuzdaki bilgilerin çeşitlerini içeren öğelerdir. Ör.Görsel-işitsel-tatsal-dokunsal-kokusal-özel duyusal-özel duygusal-düşünsel kod yada ses, imaj, kavram, görüntü, olay, yaratık, eylem, yasalar…vb öğelerdir. 1-Olaylar, Süreçler, Olgular 2-Kavramlar,Kavram-isimler, İsimler, Noktalama işaretleri, Bağlaçlar, Deyimler, Vecizeler, Atasözleri, Cümlecikler... vb 3-Genelleme ve ilkeler 4-Soyut modeller 5-Doğa yasaları 6-Yaratıklar 7-Enerji ilişkisi 8-Kainat öncesi ve kainat sonrası bilgilere ait öğelerdir. Bilim İçeriği Doğa gerçeklerinden doğa kanunlarına kadar yükselen bilgi bütünlüğüne bilim içeriği denir. İnsanlar doğadaki bu konulara ulaşırken bilimsel yöntemlere ilaveten deneyim ve toplumsal yaşantılarından edindiği bilgileri kullanarak neticeye ulaşırlar. Bilimsel yöntemler kullanılırken araç ve gereçlerde nitel ve nicel olarak bilimsel-teknolojik 1 bilgi edinilir ve kullanılır. Örneğin; terazi kullanılarak tartım, cetvel kullanarak uzunluk ölçümü gibi . BİLGİ ÇEŞİTLERİ; 1-Doğruluğu hep aynı neticeyi veren bilgiler. (Bilimsel Bilgi) 2-Deneysel çalışmalarla elde edilen bilgiler.(Deneysel Bilgi) 3-Doğruluğu kişiye göre değişen ya da değişken olan bilgiler (İzafi Bilgi). 4-Doğa ötesi ya da bilimsel olanaklarla denenemeyen ya da denenmekte sıkıntı çekilen ama mutlaka yanıtlanması gereksinim duyulan ve genellikle teorilerle yanıt verilen yarı gerçek bilgiler Ör, Genel ve Özel Görelilik kuramları. Olanaksızlıklar nedeniyle doğruluğu kesinleşmemiş doğa üstü veya buna yakın derecedeki gerekli soru ve problemlere cevap olacak şekilde var olan, ileri sürülen bilgiler(Kuramsal bilgiler 5-Doğum, ölüm, kainat, bilim... vb (Geçici-Sonlu Gerçek Bilgi), İlim, hayat, enerji, yaratık... vb (Gerçek Bilgi), 6-Deneyimlerle Elde Edilen Bilgiler (Deneyimsel Bilgi) 7-Dini Bilgiler(İlahi Bilgi) 8-Zihinsel Trans Bilgileri yada Bilinçli Düşünsel-Hayali Arası Bilgi ve Rüyadan Bilgi Edinme (Düşünsel Bilgi) 9-Pasif Sanal Bilgiler (Kullanılmayan Bilgi) 10-Doğuştan Sahip Olunan Doğal Bilgiler (fıtratı-Yapısal Bilgi) 12-Doğa Ötesi,Doğadaki, Zihinde ve Dijital(Hesabi) Ortamdaki Bilgiler (Mekansal Bilgi) 13-Sakat, Yanlış ve Eksik Bilgi 14-Diğer Bilgiler ( Doğal Bilgiler, Sanal Dünyadaki Bilgiler... vb) 1-BİLİMSEL BİLGİ Bilimsel bilgi, bilimsel yöntemlerle doğruluğu kanıtlanabilen bilgilerdir.Bilimsel bilgide;olay ve yaratıklar hakkında çeşitli ilkeler ve kavramlar mevcuttur. Ancak doğada öyle olgu ve olaylar var ki, mevcut olanaklarla bunlar hakkında kısa sürede bilimsel bilgi edinmek bazen olanaksızdır. Örneğin, kara deliklerde yutulan yaratıklara ne olur? Bu tür durumlarda olayın özünü temsil eden veya buna en yakın bilimsel deneyler düzenlenir. Mevcut bilimsel bilgilerden yararlanarak bu sahadaki uzman Bilim bilginlerinin (bilim insanlarının!?) sentez yetenekleri ile kuramlar ileri sürülür. Zaten kuramların çoğu önemli soru, problem ve sorunlara geçici yanıt olması için ileri sürülmüştür. Bilimsel bilgilerin en az veya hiç değişmez olmaları veya bağımsız olma özelliğine bilimsel objektiflik veya nesnellik denir. Bilim; kişisel değil, toplumun ve kültürün ortak malıdır. Bilimsel bilgilerin zamanla büyümesi ve gelişmesinde, fen bilimleri de genişler ve değişikliğe uğrar. Doğadaki yaratık ve olaylar hakkında daha genel ve doğru açıklamalar bulunduğunda önceki bilgiler ya düzeltilir ya da vazgeçilir. Yeni bilgiler kabul görür. Bilimin bu özelliğiyle FEN BİLGİSİNDE MUTLAK GERÇEK YOKTUR? (Fen Bilgisi Öğretimi Prof. Dr. Fuat Turgut) Yukarıda anlatılan bilimsel bilgi dışındaki sadece sağ duyuya dayalı boş hurafeler, mistik inançla ilgili bilgiler bilimde geçersizdir. 2-DENEYSEL BİLGİ:Fen Bilimleri geniş ölçüde gözlem ve deneylerden edinilen bilgilerle genellemelere dayanır, onun için fen bilimlerine Deneysel Bilim de denir. Aslında bu ayırım doğru değildir. Çünkü fen bilimleri tümüyle deneysel değildir. Deneysel çalışmalarda olaylar ve yaratıklar belirli nitelikleri gözlenip nitel ve nicel özelliklerine ait bilgiler edinilerek genellemelere ve ilkelere ulaşılır. Deneysel çalışmalarda gözlem, ölçme ve betimleme önemli yer tutar. Bir noktada fen bilgisi sadece deneysel bilim değildir, deneysel bilimi içine alır. Bilim bilginlerinin (bilim insanlarının!?) karmaşık olayların tümünü değil, önemli bir veya birkaç niteliğini; gözlemleyerek, gözlemler ışığında deneyler düzenleyerek, gerekirse deneylerinden de yararlanarak yaptığı düzenlemelere basitleştirme denir. Örneğin tohumların çimlendirilmesinde nem ve ısı etkisi görmek istiyorsak bir takım deneylerle değişken ve sabit faktörlere dayalı deney düzenekleri hazırlayarak, tohumun çimlenmesi hakkında bilimsel veriler elde edebilir ve genellemelere gidebiliriz. 3-İZAFİ BİLGİLER Hayatın gereği icabı; insanlarda her şeyin nedenini sorgulama duygusu ve güdüsü mevcuttur yani öğrenmeye kuvvetli bir İLGİ (affinite) duyar ve sebeplere bağlar. Bu sorgulama ve güdü uygulamaya geçince bilimsel yöntemler ve tecrübelerle test edilip neticeye bağlanmazsa gerçek bilgiler zamanında doğru bir şekilde yerleştirilmezse; bunun yerine gerçek,hurafe ve diğer bilgiler rastgele doluşur.. Bu nokta itibariyle çocukların ve toplumların gelişim dönemlerindeki bu güdü ve duyguları nedenlere bağlı olarak yaşayarak öğrenmeye affinite (ilgi) duymaya: eğitim yöntemleriyle gerçek bilgilerle icabet edilmezse bunun dışındaki her bilgi istisnalar hariç yanlış netice veren veri tabanı gibidir. Genellemelere ve neticelere negatif tesir eder. Mutlak yanıtlanmasına gereksinim duyulan sorular kısmen teorilerle ya da tecrübe ve gerçeklerle bu boşluğun eğitimle doldurulması gerekir. Tercihe dayalı her şeyde kader diye inanca iftira etmeyelim. Trafik kazaları ve depremlerin zararları kaderin cilvesi midir yoksa tercihin meyvesi midir. 4-KURAMSAL BİLGİ: Fende kuramsal düşünme ve yapılar yardımı ile bilime önemli katkılar getirilmiştir. Örneğin;Güneşin doğup batması deneysel olarak açıklanamaz. Kuramsal bilgilerle açıklanmaya çalışılır. Ör: Uzaya göç neden zorunlu olacak ve nasıl olacak? Sorusuna yanıt, kuramsal bilim kuralları ve bilimsel bilgilerin doğru senteziyle sonuca ulaşılır.Ulaşılan sonuçta yer alan bilgilerin bazıları kuramsaldır. 5-GEÇİCİ-SONLU-KISMİ GERÇEK YADA GERÇEK BİLGİ:Doğada varlığı en az değişen veya doğa var oldukça değişmeyen;yaratık, olay, olgu, kurallar ve kanunlardır. Doğum, ölüm, kainat 6- DENEYİMSELBİLGİLER ; Bütün bilimsel bilgiler, bilimsel yöntemlerle elde edilmemiştir. Bunların çoğu toplumsal deneyimler ve denemelerle günümüze kadar gelen birikimlerin sunucudur. Özellikle Fen Bilgisi konusu dışındaki toplusal bilgilerin çoğu deneyimlerle elde edilmiştir. Bilimsel bilgiler sadece Fen Bilgisi ile ilgili değildir. 7-DİNİ BİLGİLER 8-ZİHİNSEL TRANS BİLGİLERİ (HAZ VEREN,ZİHİNSEL DOYUMSUZLUK YAPAN ... vb) 9-PASİF SANAL BİLGİLER (DOĞA ÖTESİ,DOĞADAKİ,ZİHİNDE VE DİJİTAL ORTAMDAKİ BİLGİLER) 10-SAKAT, YANLIŞ VE EKSİK BİLGİ;Toplumca kabul gören ancak gerçeğe yakınlığı şüpheli veya ters bilgilerdir. Yanlış-Eksik;Atasözü, Vecize, Deyim, Özdeyiş, Deneyim Cümleleri... vb Toplumsal Tufanlara, Eksik ve Yanlış Toplumsal İletişime Neden Oluyor : -Bu özdeyişler, kavramlar, deyimler, cümleleri..vb zihinsel havuzun ve bilinç sisteminin köşe taşları ve temel veri tabanları gibi iş görür. -Sağlıklı ve düzgün çalışan, toplumun zihin yapısı açısından;varılan sonuçların, doğru alternatifleriyle ve kökenlendiği kaynaklarla(din, bilim, deneyim, halk …vb), bilimsel ve peygamber ahlakıyla gerçekçi eşleştirmek gerekir. -Dinden, bilimden, ilimden ve deneyimlerden; edinilen bilgilerin, benzer özellikleri ilişkilendirilerek oluşturulan çıkarsamalardır. -Bunlar (Atasözü, Vecize, Deyim, Özdeyiş, Deneyim Cümleleri) genellikle tümevarımdırlar. Tam tersine bunların özgün özelliklerine göre açıklamak analizdir. Aşağıda Bazı Eksik veya Yanlış Kavram-Düşünce-Anlam Yanılgılarını İçeren; Atasözü, Vecize, Deyim, Özdeyiş, Deneyim Cümlelerinin Alternatifleri Sunulmuştur. Allah C.C. ile kulu arasına girilmez!! Bu taktirin yetkisi kime aittir? Peygamberler kimin elçisidir kime aracılık eder? Orta çağ papazlarıyla peygamberlerin hünerlerini karıştırmayalım. Ak Akçe Kara Gün İçindir?! Ak Akçe Gerekli Gün İçindir. Demirkuş 2008 Ak Akçe Gereksiz Gün İçin Değildir!! Demirkuş 2008 Aklını başına devşir!? Aklını başına topla!? Aklınla her şeyi devşir! Aklını her yere devşir! Demirkuş 2009 Aklın Yolu birdir?? Aklın Yolu tektir?? Aklın yolu her zaman her konuda bir değildir? Önermelerini Eleştiriniz İpucu;eğer aklın yolu bir olsaydı insan fıtrat özgünlerine farklı kolaylıklar olamazdı. Aklın yolu birdir demek akla iftiradır. O zaman akıl dogma karar veren insandaki ilahi bir araç olurdu. Akla göre her şeyin dogma bir ağ olurdu? Aklın yolu bazen koşullara göre değişir. Aklın yolu çoktur, sen koşullara en liyakatli ve hayırlısını tercih et!! Ör.bazı koşullarda bazı kişilerin yalan konuşması mubahken aynı koşulda başka birisinin yalan konuşmaması yada doğruyu konuşması mubahtır. Bir yanlış gördüğünüzde gücünüz oranında (cebine, ceddine, nefine, menfaatine, işine …vb göre değil) Allah CC’HU rızası için icabet ediniz. İpucu;Aynı koşullardaki insanları aklın gösterdiği yol bazen aynı bazen farklı…vb olabilir Aklın yolu yerine göre tek, çok ya da hem tek hem de çok olabilir. Ortak aklın yolu tek, özgün aklın/ların çoktur. Demirkuş 2010 Allah sizi başımızdan eksik etmesin!? Allah CC’HUN rızası üzerimizde eksik olmasın inşallah.Demirkuş 2010 Aslan yattığı yerden belli olur!? Aslanlar avlarken insan işbaşında belli olur. Demirkuş 2010 Ayağını Yorganına Göre Uzat?! Ayağını Yorganına Göre, Gerekirse Yorganını Ayağına Göre Uzat!! Demirkuş 2008, Azmettikten sonra insanın yapamayacağı şey yoktur!? Azmettikten sonra insanın elinde hiçbir şey kurtulamaz!? Azmettikten sonra insanın yapabileceği çok şey vardır. Demirkuş 2009 Balık baştan kokar!? Balık her zaman baştan kokmaz.Demirkuş 2010 Bana Dostunu Söyle, Sana Kim Olduğunu Söyleyeyim?? Söyle Bana Arkadaşının Kim Olduğunu,Söyleyeyim Senin Ne Olduğunu?? Bana Gerçek Dostunu/larını Söyle, Sana Kim Olduğunu Söyleyeyim !! Demirkuş 2010 Başından büyük işlere karışma!? Sadece başınızdan küçük işlere karışırsanız ne kaybınız olur?Yerine göre başından büyük işlere de karış. DEMİRKUŞ, 2009 Büyük lokma ye büyük konuşma. Hep küçücük lokma yemenin ve küçücük konuşmanın zararlarını düşünün.Yerine göre büyük lokmada ye büyükte konuş. DEMİRKUŞ, 2009 Çok bilen çok az bilen az yanılır? -Yanılmayan yegâne zat Allah CC’HUDUR. Allah CC’HU her şeyi bilir. -Az veya çok yanılmak yaratılanlara mahsustur. Önemli olan yanılgısını anladığı an doğru tercihlerle telafidir -Peygamberler, rahmani, şeytani alimler ve deccal insanlardan daha çok şey bilirler. İnsan cüzi ilme sahiptir. (Ayet vardır). Tüm sular mürekkep olsaydı Allah CC’HUN söylediklerini yazmaya yetmezdi.(ayet var.) Çok bilen çok çalışan çok, az bilen ve az çalışan az konuşsun. Eşekler çok az konuşsun? Yerine göre konuşmak gümüşse susmak altındır!! Çok gezen mi çok okuyan mı çok bilir? İnsanına göre değişir. Eşekler dünyayı dolaşsa ne değişir. Çok-şok gezen mi yoksa çok okuyan mı çok bilir? İnsanına göre göre değişir? Damlaya damlaya göl olur?! Damla damla tasarrufla göl, damlaya damlaya israfla sel ve çöl olur. M.A. Evren DEMİRKUŞ 2009 Delikli Demir Çıktı Mertlik Bozuldu?! Delikli Demir Çıktı Mertlik Saflaştı!! Demirkuş 2008 Domuza inci dizilmez!? Şerrinden ve katlinden emin olmak için gerekirse şeytana inci dizilir!! Demirkuş 2008 Bu düstura uygun hadis var;şerrinden emin olmak için münafığa güler yüz gösterilmiştir. Dost Her Zaman Acı Söyler?! Dost Gerekirse Acı Söyler!! Demirkuş 2008 Eğri oturup doru konuşalım?! Düzgün oturup doğru konuşalım. DEMİRKUŞ 2010 El elden üstündür arşa kadar?! Denk eller!! El elden güçlüdür arşa-her yere kadar! Rekabetten Hayvanlar için. El ele emanettir arşa kadar-her yere kadar!! Demirkuş 2009 İnsan için El elden mütevazidir arşa kadar veya her yere kadar.Demirkuş 2009 Gençlikte taş taşı ihtiyarlıkta ye aşı? Gençliğinde taş taşı ihtiyarlığında ye aşı? Gerekirse taş taşı gereksizse yeme aşı. Demirkuş 2009 Her şeyin bir nedeni vardır!? Genellikle çoğu şeyin bir nedeni vardır.DEMİRKUŞ 2009 Nedensiz bir şeyin olması istisnaidir. DEMİRKUŞ 2009 Her şey tersi ile ayaktadır?! Çok şey tersi ile bilinir. Nefsini tanıyan Rabbini, tanır.Allah CC’HU Tenzih ederim Her zaman doğruyu söyle. Her doğruyu her yerde söylemek doğru değildir. Yalanın mubah olduğu yerler vardır. “Dinsiz İlim Kör, İlimsiz Din Topaldır” Albert Einstein 1, Bu öz deyişte kavram ve düşünce yanılgısı var. Belki de özeyiş;“Dini Eksik Bilen Kör, İlimi Sakat Olan Topaldır” DEMİRKUŞ 2009 şeklinde söylenseydi daha mantıklı olurdu. “İlimsiz Din Düşünülemez, Dinsiz İlim Düşünülebilir” ,“İlimsiz Din ve İlimin Dini Düşünülemez”, “İlimsiz Din, İlimin de Dini Olamaz.” Her Dinin Mutlaka İlmi Vardır, Fakat Hiçbir İlimin Dini Düşünülemez. Her İlim ve Bilimde Doğru ve Hayırlı Değildir . Demirkuş 2008 .1, 2 ,3,4“ Dinler Akıllı Yaratıklar İçin Sunulan Sistemlerdir, İlim ve Bilim İse; Öğrenme ve Uygulama Aracıdır” Demirkuş 2008 "Hayatta En Hakiki Araç; İlimdir Fendir, İlim ve Fenden Başka Araç Aramak Belki de Gaflettir, Dalalettir, Cehalettir." DEMİRKUŞ 2010 "Hayatta en Hakiki Mürşit İlimdir Fendir, İlim ve Fenden Başka Yol Gösterici Aramak Gaflettir, Dalalettir, Cehalettir." Atatürk 1 Herkes babasının oğludur!? Herkes babasının oğlu değildir! Ancak akıllı yaratıklar en hayırlı mürşit olabilir. En hayırlı mürşitler akıllı yaratıklar içinde aranır. En hayırlı mürşitler akıllı yaratıklar içinde çıkar. Şeytan ve ona uyanlar şeytan olmak için yaratılmamışlar. Akıllı varlıklar olarak yaratılmışlar ancak hilkat garibesi tercihleriyle kader çizgisi/leri içinde şeytan olma unvanını hak etmiş en hayırsız ve sapık mürşit/lerdir. “İlim İlim Bilmektir İlim Kendin Bilmektir Sen Kendini Bilmez İsen Ya Nice Okumaktır ” Hz. Yunus EMRE İlim Bilmeye Araçtır, Sen Aracın Bilmez İsen Ya Nice Okumaktır. ” DEMİRKUŞ 2008"Nefsini Tanıyan Rabbini Tanır" Ayet “İlim Çin’de Bile Olsa Gidip Alınız” Hz. Muhammed AS“"İlim(Hikmet) Müslüman'ın Yitik Malıdır, Nerede Bulursa Alır.""İlim Öğrenmek,Beşikten Mezara Kadar Farzdır” Hz. Muhammed AS İki gönül bir olsa samanlık seyran olur. İki gönül bir olsa samanlık bazen viran olur. DEMİRKUŞ 2010 Ferhat ile Şirin, Kerem ile Aslı, Leyla ile Mecnun.İki gönül bir olsa bazen samanlık seyran olur. İyilik yap denize at balık bilmezse Halik bilir?? İyilik yap gerekirse denize at balık bilmezse Halik’ı de Malik’i de bilir!! İşlayen Demir Işıldar!? İşleyen demir karanlıkta ışıldamaz. İşleyen demir ışıkta ışıldar. Demirkuş 2010 Kim okurdu kim yazardı? Kör düğümleri kim çözerdi?! Kim okurdu kim yazardı, gerçekleri kim yaşardı kim söyler di? Kör düğümleri kim çözerdi?Demirkuş 2008 Kim olursan ol gel!? Allah CC'HU iblisi, şeytanı ve taifesini cennetten kovmuştur. Kim olursan ol Allah CC’HUNA git.Demirkuş 2009 Kontrolsüz güç,sınırsız hürriyet, disiplinsiz uğraş kanserli bedene benzer? Özgür olmanın hududunu ne belirler?? Kontrolsüz güç,sınırsız hürriyet, disiplinsiz uğraş kanserli bedene benzer? Özgür olmanın hududunu ne belirler?? Kusursuz bir dost ararsan bir ömür biter, teselli ararsan gözyaşı yeter?? Kusursuz dost arayan, dostsuz kalır!? Kusursuz dost ararsan dostsuz kalırsın?? Kusursuz bir dost istersen Allah CC’HU yeter. Fert, kavim, devlet ve benzeri insani bazlarda; fıtratı-yapısallığı ve olanakları oranında peygamberi ahlaka, İslami kurallara ve vicdanlı tercihlere uyuldukça gerçek ve yegâne tek dost Allah CC’HU olacağından emin olabilirsiniz. Demirkuş 2010. Gerçek ve Kusursuz yegâne dost ALLAH CC’HUDUR. Allah CC’HU İbrahim AS dostu olarak kabul etmiştir. Malda Yalan Mülkte Yalan Var Sende Biraz Oylan?! Malda Emanet Mülkte Emanet Sakın Etme İhanet!! Demirkuş 2008 Dünyası için ahreti, ahreti için dünyasından vazgeçen bizden değildir.(hadis) Namuslu, dürüst, zengin, yoksul…vb ama din, bilim…vb cahili insan düşünün? Namuslular namussuzlardan daha cesur olmalı özdeyişi eksik ve çok cahilce. Namuslu, dürüst insanlar namussuzlardan daha bilgili ve cesur olmalılar.Demirkuş 2010 Ne bulursan yeme ne bulursan oku!? Gerekli bulduğunu oku ve ye! Demirkuş 2009 Ölmek var dönmek yok!? Ölmekte var dönmekte var!! Rabbim neylerse güzel eyler, arif anı seyir eyler.!? Rabbim neylerse haklı eyler, cahil onu seyir, arif anı ders eyler!! Demirkuş 2009 Sabreden Derviş Muradına Ermiş?! Sabreden Derviş Her zaman Muradına Ermemiş!! Demirkuş 2008 Sabreden Dervişin Muradı Vaktinde Görünen(Doğan) Güneşmiş!! Demirkuş 2008 Sabreden Dervişin Muradı Vaktinde Yeşeren Gülmüş!! Demirkuş 2008 Sakla samanı gelir zamanı?!. Her samanı saklamaya gücümüz ve olanaklarımız yetmez. Saklama Gereksiz Samanı Gelmez Zamanı!, Sakla Gerekli Samanı Gelir Zamanı!! Demirkuş 2008. Sevgi paylaşıldıkça büyür, üzüntüler paylaşıldıkça azalır?! Sevgi paylaşıldıkça pekişir, üzüntüler paylaşıldıkça erir. Demirkuş 2008 Tavuk mu yumurtadan çıkmış yoksa yumurta mı tavuktan çıkmış? Kuşkusuz doğal hayatta!! her tavuk bir yumurtadan çıkmıştır, ama her yumurta bir tavuktan çıkmamıştır.Demirkuş 2008 Yalan Allahın Düşmanıdır. Yalanın mubah olduğu yerler vardır. Ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol. Yerine göre;olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol Yanlış hesap Bağdat’tan döner!? Yanlış hesap her zaman Bağdat’tan dönmez!! Yiğidi Öldür, Hakkını Yeme?! Yiğidi Öldürme Hakkını Ver!! Demirkuş 2008 Yaratılanı sev yaratanda ötürü!! Yaratanı sev nimetlerinden ötürü! Yaratanı sev yaratıklarından ötürü! Yaratılan her yaratık sevilmeye layık değil!! Lanet olası şeytanı ve İblisi sevecek halimiz yok! Yaratanı sev/an... yarattığı güzelliklerden ötürü! Demirkuş 2008 Veren el alan elden üstündür!? Veren el alan elden merttir. Veren el alan elden mütevazıdır. Demirkuş 2009 Zamanında itine/lerine(nefisine/lerine) hoşt demeyenler gün gelir sürüsüne/ye nefer olurlar. "Demokrasilerde çare tükenmez"??Önermesi; hem gizli düşünce ve kavram yanılgısı hem de gizli şirki içeren asrın cahillerinin bir cehalet belgesi ve kanıtıdır.Önermelerinin safsatalarına alternatifle ileri sürünüz. İpucu;1, 2, 3, 4, 5, Çıkarsama;Dinler ve kainat dahil, tüm nesnel, sanal ve kuramsal sistemler belli uygulama sahaları için idealdirler. Hiç bir sistem veya sistemler grubu her şeye çare olamaz .Her sistemin en az bir kara deliği vardır. Tüm çaresizliğin yenik düştüğü veya çare bulduğu yegane makam;her şeye kadir olan Allah CC'HU olarak bilinir. Demirkuş, 2008 "Genellikle her çarede en az bir demokrasi vardır ama her demokrasinin en az bir çaresizliği vardır!!" Demirkuş 2008 Ya nefsini liyakatle aşarsın ya içine düşersin sakın sürekli sürtüşme (diyetle sürtüş).Ya nefsini liyakatli aş ya da içine düş sakın sürekli sürtüşme (diyetle sürtüş) Demirkuş 2008 Öneri;Fert, toplumsal ve dünya bağlamında:gereksiz , geçersiz ve yanlış; din, inanış, örf, adet, davranış, alışkanlık, toplumsal egolar(istemler), özdeyişler, atasözleri ve kurallardan kendimizi bilimsel ve haklı olarak azat etmemiz en doğal hakkımızdır. Ancak doğru ve bilimsel alternatiflerini geliştirebilirsek bu azat et etmeyi hak etmiş oluruz. Fert, Aile, Kurum, Bölge, Ülke, Devlet…vb bazında, toplumsal sınav denklemin huzurlu adaleti…vb için her kes gücünün yettiği oranda itine/lerine(nefsine) hoşt demezse toplumsal tufan kopar. Çözüm;Bir yanlışı gördüğünüzde gücünüz oranında(kalp, söz, eylem..vb) düzeltiniz Hz. Muhammed AS!! Yardım etmeye ve yanlışı düzeltemeye önce kendiniz, akrabalarınız ve çevrenizden başlayınız !!Hz. Muhammed AS. Bu hadisi eksik hatırlıyor olabilirim!? Bu asrın en büyük toplumsal felaketlerinden biriside, fert, aile, kurum, bölge, ülke, devlet…vb bazında zihinsel, bedensel ve toplumsal ilişkilerinde insanlara değer verirken ve konumlandırırken; liyakate değil akrabalığa ve akrabalık akaidine öncelik verilmesinden kaynaklandığına dikkat ediniz.Tüm dünya devletlerinin bu toplumsal sorunu için üniversitelerde yüksek lisans ve doktora çalışmalarının hazırlanabileceğini düşünün.1, 2 Öğrenci Yanıtları Aslında: Dinde, Deneyimlerden ve Bilimden yapılan çıkarsamalar(Ata sözleri, Vecizeler, Deyimler ..vb) zamanla gerçek kaynağın bütünlüğü bakımından saparak topluma yerleşmiş eksik-yanlış,sapık…vb bir bilinç yapısını oluşturur (eksik ve yanlış çıkarsamalar kaosu) süreç içerisinde orijinal sistemden farklı; anonim asimilasyonun kaos olarak toplum bilincinde yer eder. Bu da zamanla yanlış verilere sahip bir işlemde her zaman faktöriyel yanlış ve eksik sonuçların ortaya çıkmasına neden olur. -Yanlış, Eksik ve Sakat;İsim, Kavram, Kavramisim, Kavram Kümesi ve Cümleler Toplumsal Bilincin Kara Delikleri Gibidirler. -Yazılı ve sözlü her kavram, kavramisim, isim, deyim, özdeyiş, vecize, düşünceyi ifade eden her şeye eleştirel gözle bakılmalı ve en mantıklı-liyakatli alternatifi geliştirilmelidir. Ör.elmadan daha mantıklı alternatif isim ve kavramlar üretin. -Çok özel haller hariç, her kavram, kavramisim, isim, deyim, özdeyiş, vecize, düşünce üretirken veya düzenlerken;düşünsel ve eleştirel tercihte, doğal dillerin vahşi kurallarına ve hece vezninin akıcı ses-kafiye uyumunun keyfine, zevkine ve cüşuna, akli,mantıki ve ahlaki anlamlar feda veya yem edilmemelidir. -İsim, kelime, deyim, kavramisim ve kavramların mantık kurallarına aykırılıklarının gerekçesiyle mantıklı alternatifleri ilişkisel listesi olarak kavram araçlarıyla hazırlamak son derece önemlidir.Demirkuş 2009. Dil ve lisanda yerleşirmiş yanlış ve eksik cümlelerin daha anlamlı olanlarıyla yer değiştirerek toplumsal dinamik bilinç altı yapısını sağlamlaştırmak. Bilimsel Araştırma Fonu!? Bilimsel Araştır Fonu. Türkiye Bilimsel Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) ?! Türkiye Bilimsel Araştır Kurumu!! Demirkuş 2008. Güneş doğudan doğar!? Güneş Doğudan Görünür!! Güneş batıda batar!? Güneş Batıdan Görünmez Olur. Öğrenci Seçme Yerleştirme Kurumu!? Öğrenci Seç Yerleştirme Kurumu!! Demirkuş 2008 Sonuç olarak; toplumsal bilinç sisteminin eksik-yanlış ve sakat verileri olarak hizmet eder. Bu nedenle; kaynakla-süreçle ilişkilendirilip bildirilmediği veya doğru örneklendirilmediği zaman, orijinal ve gerçekmiş gibi amacından farklı şeylere (hurafelere) hizmet eder. Bu toplumsal kaosu; zamanla kabul görüp uygulamada bir inanç sistemi gibi ortaya çıkar.Bunu doğrusuyla değiştirmek yeniden öğretmekten daha zordur;kavram-deyim-atasözü-vecize, düşünce yanılgısı!!. Örneğin bugünkü birçok kişiye ve halka ait çıkarsamalar dine ait ve deneyimlerin ürünü olup, kaynak gösterilmeden eksik ve yanlış kullanılıyor, hatta bazısını da sahipsiz gördüğü için kavim kültüründen çıkmış gibi tarihe asimile ve dikte ettirilmektedir.Öncelik kuralı ve bilimsel dürüstlük gereği;bilgiler dinde-bilimde..vb hangi kaynaktan yararlanılarak edinilmişse mutlaka kaynak verilmelidir. Din (ülkemizde dini bilgiler kiler bilgi olarak kullanılmaktadır ) ve bilimdeki bilgileri halk kültür ve dehalarının ürünüymüş gibi lanse etmenin bedeli, Fert ve Toplumlarda ;anlaşılmayan ve hayır görülmeyen ne olduğu belirsiz inanç sisteminin ortaya çıkmasına neden olur. Çözüm:Bilimsel olarak:mevcut; -İsim, kelime, deyim, kavramisim ve kavramların mantık kurallarına aykırılıklarının gerekçesiyle mantıklı alternatifleri ilişkisel listesi olarak kavram araçlarıyla hazırlamak son derece önemlidir. Atasözü, Vecize, Deyim ve öz deyişlerin orijinal kaynaklarıyla ve gerçeklerle bağdaştırıp, uygulanabilirlik sahaları mutlaka denenip öylece belirlendikten sonra, öğretim, öğrenim ve eğitimde kullanılmalıdır. Eksik veya yanlış olanlarının yanına doğrusu/ları veya alternatif ya da tamamlayıcıları pekiştireçlerle kaynaklarıyla birlikte yazılmalıdır. Hatta bu konuda ders verilmeli ve tezler hazırlanmalıdır. 11-DİĞER BİLGİLER Yukarıdaki bilgilerin dışında ilave bilgiler. Önemli:Doğal Bilgiler, aslında doğada vardır. Kurgu bilimi ve bilgi, doğal bilim ve bilgi değildir yapay bilgidir. Doğada var olan bu bilgileri insanların anlayabileceği ve yararlanacağı bir şekilde aktarılması haline kullanılabilir bilgi denir. Deneyimlerle, bilimsel çalışmalarla ve diğer yollarla edinilen gerçek bilgilerin; sistematik ve düzenli bir şekilde gruplandırılarak, biriktirildiği havuza da bilim havuzu denir. Bilgi Edinilen Kaynaklar (Bilgi Edinme Yöntemleri/Yolları); 1-Otoriteden Bilgi Edinme 2-Örnek Davranışı Taklit Ederek Bilgi Edinme 3-Deneyimleri Genelleyerek ve Uygulayarak Bilgi Edinme 4-Problem Çözerek Bilgi Edinme 5-Yaşayarak Bilgi Edinme 6-Araştırarak Bilgi Edinme 7-Pasif Bilgi Edinme ve Doğuştan Sahip Olunan Doğal Bilgiler 8-Zihinde Düşünülerek ve Rüyadan Bilgi Edinme 9-Diğer Bilgi Edinme Çeşitleri(Rüyadan, Uykudan... vb) 1-Otoriteden Bilgi Edinme:Öğrendiklerimizin büyük bir kısmının bilgi kaynağını; öğretmenler veya uzman kişilerden oluşturur.Örneğin, sağlıkla ilgili bilgileri doktordan almak. 2-Örnek Davranışı Taklit Etmek: Belli hedeflere varmak için belli davranışları taklit etmek suretiyle alışkanlık kazanmaktır.Örneğin, çırağın ustayı taklit etmesi, erkek çocuğun babayı, kız çocuğun anneyi taklit etmesi gibi. Özellikle gençlik döneminde gençlerin hayranlık duyduğu kişileri taklit etme eğilimleri vardır.Dinde peygamberlerin taklit edilmesi. Doğada hayvanlarda renk ve davranış adaptasyonları bilgi edinmek için değil daha başat bir yaşam için ortamın renk ve davranışı taklit edilir (üzüm üzüme baka baka kararır). 3-Deneyimleri Genelleyerek ve Uygulayarak Öğrenme: Yaşantımız boyunca edindiğimiz bilgilerle deneyim sahibi olmaktır. Gerek öğrendiklerimizi hayata uygulamak, gerekse bilgi edinme sırasında gözlemlerimiz ve deneyimlerimizden genellemelere giderek ulaşılan sonuçların öğrenmede önemli bir yeri vardır. Örneğin, bir nehrin en sığ ve en derin yerinin deneyim ile saptanması ve geçit yeri olarak kullanılması. Atasözleri ve vecizeleri uygularken kavram -düşünce yanılgısın ve eksiğini düşülmektedir onun için uygulanan ata sözü ve vecizenin geçerlilik boyutları bilimsel olarak belirlenip toplumsal olarak sonra uygulamaya koymalıyız. 4-Problem Çözme:Günlük yaşantımızda fen, toplumsal saha ve doğada çeşitli problemler - sorunlarla karşılaşırız. Bu sorunları çözmek için veriler araştırılır, çeşitli yöntemler geliştirilir. Bunlardan sorunu çözecek olan veya çözüme yönelik olarak en uygun yöntem seçilir.Çözüm bulunduktan sonra gelecekte bu sorun-problemi çözmede bu yöntem taklit edilir ve kullanılır. Böylece hem sorunu tanımış, hem de çözmüş oluruz.Problem çözmede; konuyla ilgili uzmanlardan ve literatürden bilgi edinerek, örnek davranışı taklit etmek ve deneyimlerimizden yararlanarak çözüm yoluna gideriz.Doğaldır ki problemle ilgili ne kadar çok bilgi sahibi isek,karşılaştığımız problemi o kadar kolay ve çabuk çözeriz. Örneğin, çevre kirliliği, deprem, AIDS, matematik, teknolojik problemler, leke çıkarma problemleri. 5-Yaşayarak Öğrenme: Çocukların çoğu yaşayarak öğrenir. Fen ve toplumsal konularda, bazı problemlerin çözümlenmesi için veya yanıtlanması gereken sorunlar yaşayarak öğrenilmesi (fert veya toplumsal olarak) gerekir. Örneğin, Bir bilim bilgininin (bilim insanının) eğitimle ilgili veya kişisel negatif karakterlerle ve davranışlarla ilgili bilgi edinmesi için bu karakterlere sahip kişi ve toplumlarla yaşayarak öğrenmesi gereken verileri edindikten sonra çözüme yönelik daha verimli fikirler üretir (madde bağımlılığı, cimrilik, zararlı örf ve adetler, siyasi, düşünsel ve/veya nesnel sadistlik..gibi). Afrika’daki bazı doğal kavimlerde bu tip araştırmalar yapılmıştır. 6-Amaçlı Bilgi Edinme (Araştırarak Bilgi Edinme ) Gereksinimlerinden, ilgisinden veya herhangi bir nedenle bilgi toplamak. Ör.istihbarat için. 7-Amaçsız Bilgi Edinme (Pasif Bilgi Edinme/Farkına varmadan bilgi edinme); Farkına varmadan çevreden veya iç aleminden edinilen bilgiler. 8-Zihinde Düşünerek Bilgi Edinme 9-Diğer Bilgi Edinme Çeşitleri (Rüyadan, Uykudan... vb) |
| ZİHİNSEL BEDEN(HAVUZ) Demirkuş 2009;İlk kalp atışından ölüme kadar,ışık hızından daha hızlı düşünen beyin ivmesiyle genişleyen ve içerisinde; akıl, ruh, nesnel-sanal nefislerimiz, zeka , muhakeme, mantık,zihinsel beden havuzunu (nesnel beden,hafıza havuzunu)…vb sanal-nesnel araçlarımızı içeren kapasitedeki bâtını/düşünsel/sanal kalp aracımızdır. -Zihinsel beden(havuz), bâtını/düşünsel/sanal kalp havuzunun sanal bir aracıdır ve tüm nesnel ve sanal kainattan büyüktür. İnsan zihinsel havuzda sorunlarına-problemlerine çözümler üreterek, doğaya uyum sağlamakta güçlük çekmez. -Gerçek eğitimle;zihinsel bedende; kimlik (id), tapındık-taptık(put) (idol), yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... vb değer yargıları, inanç değerleri, süper ve özgün egolar(istemler), gerçekler, doğa yasaları doğru konumlandırılmazsa sonuçta yanlış eksik ve sakat;mantık, düşünce, kavram…vb yanılgısına sahip kişilikler toplumda ortaya çıkar.İnsanlar aldığı besinlerin bir kısmını bedenine katar. Diğerleri dışkı olarak atılır. Bilerek ya da bilmeden;beş duyumuzla ve duygularımızla hazır aldığımız veya zihnimizde ürettiğimiz bilgiler; geçiçi zihin ön belleğine alınır. Bu bilgiler daha sonra zihinsel sindirim mekanizmalarıyla (kısmen zihinsel yapılanma kuramı) diğer bilgilerle ilişkilendirilerek zihinsel havuzumuzun bedenine katılır. İlişkilenen bilgiler kalıcı bellekte diğerleriyle bağlantı yaparak/yapılarak ya da özgün olarak asimile olur. Sindirilemeyenler yeniden düzenleme ile; ya yeniden kabullenilir ya askıya alınır ya unutulur (yok olmaz) ya da uykuda; rüya,sayıklama veya eylemle deşarj edilir. Alınan bu zihinsel besinlerle (bilgilerle) beslenen zihin bedenimiz; ışık hızından daha hızlı düşünen beyin ve zihinsel sanal araçlarımız bu hızla büyüyerek kainatı aşarak kendinden daha büyük zihinsel bedenlerin özgün sınırına ve frekanslarına ulaşır. Bu yol alışın rotası ve yönü; akli kurallara göre olursa gelişmiş insan zihin metrikslerine ulaşılır (Peygamber Ahlakı). Aksine olanlar (münafıklar, radikaller, Siyonistler, şovenistler, cahiller, kapitalistler, radikal ateistler... vb) hilkat garibesi tercihleriyle hayvanların zihinsel-düşünsel metriksileriyle kenetlenerek primitif insan zihin tipi ortaya çıkar (Kuduz Ahlak). İstisnalar hariç bu insan tipinde zihin, bedenle uyur bedenle uyandığı için çocuk gibidirler.Genellikle beyninin % 10’u çalışır. Evrensel insanların kısmen, gelişmiş insanların zihni kalp gibi hiç uyumaz ve uykuda bile beyinlerinin zihin ayağı diridir. Bu insanların;beyni, zihni ve kalbi tam kapasite ile çalışır.Doğal insanların zihinleri uyanık ya da uyurda olsa doğa ile kenetlenmiştir (vahşi-doğal Ahlakı).Normal insanların zihin ve bedensel uyanıklık ve beynini çalıştırma oranı bakımından melez ve hercai bir konum gösterir(Hercai Ahlak).Filmi izleyin. -Beyin ve genlerimiz hücresel çimlenme(fiziksel kodlama), üretilen proteinlerden organik kodlarımız, kavramsal kodlarımız ve hatırlama belleğimiz(anlamsal kodlama) adeta zihinsel havuzumuzun hemen öğrenilen bilgilerin (bilincinde olunan) tüm dinamik kodlanmış imajını taşıyan nesnel zihin çekirdeği gibi davranır. 1, 2, 3 -Beyin adeta zihinsel havuzumuzun hemen tüm dinamik imajını taşıyan nesnel zihin çekirdeği gibi davranır. 1, 2, 3 -Bu hard diske yüklenen bilgiler hatırlanırken veya çağrılırken bu devasa zihinsel havuzun(zihinsel bedenin) hemen tüm bilgilerinin kodlanmış dinamik imajı beyinde yerleşmiştir ve ışık hızından daha hızlı bir şekil de duyularla hatırlanabilir-algılanabilir hele gelir.-Kısaca biz zaten zihin havuzumuzun içinde olduğumuz için öğrenme esnasında beş duyumuzla alınan bilgiler, düşünsel üretilen bilgiler…vb bize ulaşan bilgiler sadece ilgili genlerimize kayıt, beyin hücrelerinin fiziksel dallanmalarıyla, özgün protein üretimi ile hatırlama belleğimize kodlanma yapılmaktadır. -Deneyim ve uygulamalarımız göstermiştir ki etkili öğrenmede 5 duyumuz ve yaşayarak öğretimin kalıcı olmasının nedeni beş duyuya ve fazlasına dayalı beyinde kodlamanın gerçekleşmenin mutlak karşılığı vardır. Zamanla bunlar ortaya konup çözüldükçe öğrenme ile ilgili bilgilerimiz bereketlenecektir. -Zihinsel havuzumuz, isteğimiz dışında da sürekli içerdiği ortamı dinamik ve zinde ortamdaki her şeyi olduğu gibi diri olarak soğurup çok yönlü klonlayarak-kodlayarak tazelikle farklı enerji hallerinde kayıt eder. Muhtemelen bu kayıt büyük kıyamete kadar silinmez. -Genellikle sadece duyularımızla bilinçli algıladığımız (farkındalığında olduğumuz) yada kayda değer olan bilgileri zihnimizle dinamik endeksli çalışan beynimize; nesnel/fiziksel, organik, kavramsal ve algısal olarak kodlarız. -Bir kısım bilgiyi de hayal ederek, trans halinde, düşünerek, uykuda ve rüyalarla zihin havuzumuzdan beynimize kodlayarak (nesnel/fiziksel kod, organik kod, kavramsal ve algısal kod….vb) öğrenir ve bilgi havuzu kodumuzu zenginleştiririz. -Zihnimizdeki Sembolik, kavramsal kodlamalarımız olmazsa ne olur? -Zihnimizdeki kavramların, isimlerin ve kavram-isimlerin silindiğini düşünün. -Yontma taş devri insanı, dilsiz bir insan veya hayvanların seviyesinde bildiklerini ifade etmedeki doğallığını yada vücut organlarını, vücut dilini, yüz ifadelerini kullanma desteğine gereksinim duyarız. -Yazılı ve sözlü her kavram, kavramisim, isim, deyim, özdeyiş, vecize, düşünceyi ifade eden her şeye eleştirel gözle bakılmalı ve en mantıklı-liyakatli alternatifi geliştirilmelidir. Ör.elmadan daha mantıklı alternatif isim ve kavramlar üretin. Ör.toparlak/topak kırmızı, toparlak/topak sarı,toparlak/topak yeşil, tatlı topak... vb, portakal/tatlı/sulu sarı topak. -Çok özel haller hariç, her kavram, kavramisim, isim, deyim, özdeyiş, vecize, düşünce üretirken veya düzenlerken;düşünsel ve eleştirel tercihte, doğal dillerin vahşi kurallarına ve hece vezninin akıcı ses-kafiye uyumunun keyfine, zevkine ve cüşuna, akli,mantıki ve ahlaki anlamlar feda veya yem edilmemelidir. -Kavramların listesini kavram araçları şeklinde hazırlamak son derece önemlidir. -Öyle bir yazılı-sözlü alfabe ve lisan ilişkisi hazırlayalım ki her harfi ve harfleri bir araya geldiğinde, matematikteki rakamlarlar gibi mutlaka bir veya birkaç mantıklı anlam taşıyacak şekilde dizayn edilmelidir. -Nesnel ve sanal kainatlar(doğal) insanın kalbinin (nesnel beden, zihinsel havuzunu-hafıza havuzunu ve insanın diğer sanal araçlarını içerir) bir parçasıdır.“Yere göğe sığmadım kulumun kalbine sığdım.” ve Zihinsel havuzu (Hafızayı) hafıza meleklerinin taşıdığına dair hadisler vardır. -İnsan bedenen kainatın bir parçasıdır. -Sanki insan yarı sanal-nesnel bir yaratık, içinde yaşadığı nesnel ve sanal kainatın hepsi fert ve toplumsal bazda insan sanal kalbinin nesnel ve sanal bilgi deposu yada sana-nesnel hard diski gibidir. -İnsanın tüm boyutları kainatın bir parçası değil kainat insanın kalbinin (nesnel beden, zihinsel beden havuzunu-hafıza havuzunu ve insanın diğer sanal araçlarını içerir) bir parçası kabul edilmesi belki daha mantıklıdır. -Belki de insan nesnel olarak doğanın, doğada nesnel olarak insanın düşünsel-Batıni kalbinin bir parçasıdır veya insan bedenen nesnel ve sanal kainatın(doğal) bir parçası, nesnel ve sanal kainat ise insan kalbinin bir parçasıdır.1, 2, 3, 4, 5 Kainatta bilinen ve bilinmeyen boyutlar ve çok şey. Tüm bu boyutlar Allah CC’HUN ilmini aşamaz. İlim içindeki ebedi boyutlar içinde yaratılmıştır. Allah CC’HU mahlukattan(yaratıklarından) münezzehtir. Allah CC’HU insana şah damarından daha yakındır (Ayet var) Hız Boyutu; Birim zamandaki eylemin boyut değiştirme-yönsel (mekan, zaman…vb boyut değiştirmenin) ifade şeklidir. Var olan hız tanımı; birim zamanda alınan yol kâinatta her zaman ve koşulunda geçersizliği yakın zamanda kanıtlanabilirliği olasıdır. Hızla ilgili var olan formüllerin sonsuzlar ve sıfırlarla ifadesi bu konudaki hız tanımının yetersizliğine kanıt gösterilebilir. Hız çok sayıda boyutun tutkalı gibidir. Hız arttıkça içinde geçtiği ve etki alanındaki boyutlar kaynaşır/kaynaştırır. Kâinatlardaki (nesnel, anti nesnel, sanal, düşünsel…vb) hızlanışın akıbeti ola ki bu olacaktır. Yani kütle çekim boyutlarının birleşimi, kaynaşımı, çeşitliliği ve çok miktarda enerji hallerinin hal değiştirip varlık alemindeki orijinine dönüşü olacaktır. Işık hızından daha hızlı olan düşünsel boyut içindeki hızlanışın bağıntılarının sonuçları çok zevkli ve araştırılması gereken bir konudur. Allah CC’HUN ebediyet boyutlarında ki ilimi içinde zerre nurdan nesnel, batini, sanal, düşünsel…vb kainatları ve tüm yaratıkları ilk yaradılış anında ebedi hızı yavaşlatarak farklı geçici hızlar yaratmıştır. Mekan Boyutu;Klasik mekân tanımı; en-boy-yükseklik-bileşke… vb fazla boyutu içinde barındıma özelliğine sahip tanımlı alan olarak bilinir. İlk mekân; nesnel, anti nesnel… vb kainatların ilk yaradılışında yerler, göklerin, aradakilerin… vb varlıklar alemindeki kaynaşık ve yapışık boyuttan yaratık boyutlarına doğru değişimi için; kainatların gittikçe hızlanış ve genişleme için uygulanan güçle ilk oluşan çekim güçlerinin ve kuvvetlerinin çekim alanı/alanları ilk mekan-mekanlardır. Bekli de en küçük mekânlardır. Bu ilk mekana doluşan; atom altı parçacık ve çeşitli enerji hallerinin alt birimleri de ilk yaratıklar ve ilk küme elemanlarıdırlar. Matematiksel ve yapısal olarak Matematiksel ve yapısal olarak mekân bir yaratıktır. Ola ki ilk yaratıklar ilk mekânlardır. Bu gün bilinen en büyük nesnel mekân kainatı kuşatan kozmik ağ kümesi mekanıdır. Hidrojen atomunun dış yörüngesindeki içindekilerin mekanı kabul edilebilir. Mekanın yaratıklardaki karşılığı aktivite gösterdiği, etkilendiği , etkilediği alanın dış sınırlarıyla tanımlanır. Allah CC’HUN ilmi içindeki her şeyin var olduğu ebedi boyutlardaki varlıklar âleminden zerre nurdan nesnel, batini, sanal, düşünsel… vb kainatları ve tüm yaratıkları yaratırken ebedi hızı ve zamanın yavaşlatarak kainatlarda dengeli zıt yön-konum-zaman-mekan… vb geçici boyutları yaratmıştır. Eylem Boyutu;Canlı, Cansız ve diğer tüm yaratıkların iradeleri dahilinde veya iradeleri dışında ürettikleri tüm eylemlerin özgün ve genel boyutlarıdır. Büyük kıyamet sonrasında yaradılışla ebedi hıza ulaşıldığında tüm eylem boyutları birleşerek ebedi eylem boyutunda yer alacaklardır. Düşünsel Boyut (Hafıza Boyutu);Kendilerine akıl, ruh ve vicdan emanet edilen tercih sahibi yaratıkların düşünsel aleminde ürettiği ebedi hızdaki tefekkür-düşünce ürünü düşünsel enerji-düşünsel eylem halleridir. Hafıza meleklerince ayakta tutulduğuna dair hadis vardır. Batini Kalp Boyutu;Zahiri ve batini kainattan daha büyük tüm yaratılmış ve hayat bulmuş yaratıkların aşamadığı ve içinde haşır olduğu en büyük kapasite ve havuzdur. Yere göğe sığmadın kulumun kalbine sığdım(hadis var). Allah CC'HUN insanda tecelli ettiği geçici mekandır. Hz. Muhammed AS’IN Batıni kalbini temizleyip kuran ilmini ve peygamber ahlakını yükleyen Allah CC’HU ona oku emrini vermiş ve kalbini okumuştur. Takiben Hz. Muhammed AS kalbindekileri peygamber ahlakı hasletleri ve Hz. Kuran bilgilerinin tümünü hayatına uygulayarak, mantığına, bilincine ve davranışlarına mekanize ederek alışık tepki ve zamanla alışkanlık haline getirmiştir(gelmiştir).Peygamber ahlakı hasletlerini kazanmak ve yaşantısından hayır görmek için insanlara da Hz. Muhammed AS'IN davranış ve eylemleri örnek gösterilmiştir. Zaman Boyutu;Zaman bir yaratıktır ve parçalanmış boyutlu kainatlarda genellikle!!! hıza bağlı olarak değişir. Yaratık olmanın vasfı olan bir boyuttur. Zamanın varlığı tüm yaratıklara yapışık olarak yaşar. Yaratık ebedileşse bile zamanın girdabından kurtulamaz. Zaman diğer boyutlar gibi hıza bağlı olarak değişir ancak yok edilemez. Aklı, ruhu olan yaratıklar ve diğer bazı yaratıklar da uykuda ve uyanıkken farklı algılanabilen bir yaratıktır. Allah CC’HUN ebediyet boyutlarında ki ilimi içinde zerre nurdan nesnel, batini, sanal, düşünsel…vb kainatları ve tüm yaratıkları ilk yaradılış anında ebedi hızı yavaşlatarak farklı geçici hızlar yaratmıştır. Bunun sonucunda ebediyetten geçici zaman parçaları, ebedi mekandan geçici mekanlar, ebedi eylemlerden geçici eylemler yaratmış ve bunlardan bu günkü var olan kainatlar ve yaratıklar sistemini yaratmıştır. Sonra sistemin içinde değişen koşullara uyum sağlayan yaratıkların yaşamasına olanak sağlayacak şekilde türeme ile veya değişik şekilde yaradılış yasaları ve kurallarını; yaratıkların ve sistemlerin yaşam döngülerinde alışık tepki (refleks) haline getirtmiştir. Her zaman parçası bir boyut birimidir. Ebedi hıza ulaşılınca tüm boyutlar birleşerek ve genleşerek doyuma ulaşmış ebediyete ulaşır. Batıni kainatın 1 zaman biriminin zahiri kainatın 50 bin katıdır diye!? Yerler ve Gökler yapışıktı onları biz açtık, Allah her şeyi nurunda yarattı, Onun (Allah CC’HUN)her şeye gücü yeter ve her şeye kadirdir. Allah yerlerin ve göklerin nurudur. Ayetler var. Hatırlamak, Unutmak Yada Eksik Hatırlamanın Nedenleri ve Geleceği; -Hatırlama daha çok yapılan kodlamanın, gereksinim duyulması veya içsel ve çevresel kombinezonlu uyaranların ürünüdür. -Hatırlanma tüm kodlanma türlerinin ortak paydası veya bir tanesiyle bizde hayat bulur. -Bilgilerin yeniden hayat buluşu;ses, görüntü, eylem, kavram, isim, siluet, dokunsal, his, hayal…vb şekilde hatırlanır. -Yani kodlamanın açılan uçları iç ve dış çevre ile kontağa geçmesi ile ışık hızından hızlı bir yoklama ve iletişimle sonuca ulaşır. -Doğru ve bilinçli hatırlamaya engel olan;beyin yaşlanması, benzerlik çakışması, hatırlamayı negatif etkileyen çevresel ve içsel etmenler, hastalık…vb. -Zaten insanlar ilerde bu hatırlama problemlerini nano ve kuantum robo bellek ve kayıt edicilerin sürekli kaydı ile telafi edecektir.Ancak buda zihinsel tembelliğe neden olacaktır. ZİHİNSEL YAPILANMA KURAMI;Çocuklarımızı ve öğrencilerimizi zamanında liyakatli eğitimle gerçek bilgilerle donatmazsak; onun yerine abur cubur bilgiler doluşur ve geleceğimiz tehlike altına girer. Toplumsal olarak geri ve cahil kalmanın bir sebebi de budur. Gerçek eğitimle;zihinsel bedende ve kalbinde; kimlik (id), tapındık-taptık(put) (idol), yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... vb değer yargıları, inanç değerleri, süper ve özgün egolar(istemler), gerçekler, doğa yasaları doğru konumlandırılmazsa sonuçta yanlış eksik ve sakat;mantık, düşünce, kavram…vb yanılgısına sahip kişilikler toplumda ortaya çıkar Öğretim, öğrenim ve eğitimde de, olanaklarımız ölçüsünde:doğru kaynaktan/lardan, doğru bilgiyi-konuyu, doğru zamanda, doğru konumda-yerde, doğru yöntemle/lerle , doğru kişiye/ kişilere, öğrencinin güvenini kazanarak ve dersin önemini vurgulayarak;doğru pekiştirip ve hayatla doğru güncelleyerek sunmalıyız. Demirkuş, 2008 Hassas;toplum, halk, devlet, kurum, kuruluş ve insanların beklenmedik olaylara karşı zihinsel olarak hazırlıklı olması için, kendisini bu olaya/lara karşı hazırlaması gerekir veya hazırlanması gerekir (zihinsel aşı) aksi taktirde zihinsel kabullenmedeki zorluklar nedeniyle; kendilerinden verim almaları azalır veya zihinsel sorunlar ortaya çıkabilir.filmi izleyin, filmi izleyin İnsan dışarıdan herhangi bir bilgi almaksızın mevcut bilgi ve zihinsel yapısını kullanarak , orijinal ve özgün bilgiler (doğada olmayan veya olan) üreterek kendisini ve çevresini etkileme özelliğine sahip bir yaratıktır. Mideye inen bir lokmanın sindirim sistemi kuralları ile bedene katılımı veya dışkı olma mantığı gibi; bedensel ve sanal duyularla zihne bilgiler;zihinsel yapılanma kuramına göre şekillenir. Yani diğer bilgi ve kavramlarla ilişkilenir. İlişkilenmeyenler uykuda-rüya da revize olur. Kısaca, öğrencilerimizin isteyerek, istemeyerek ve eğitimle duyularıyla zihnine giren bilgileri, zihnindeki diğer bilgilerle nasıl verimli ilişkilendirebiliriz. Zihnimize giren bilgilerin zihinsel dengemizi pozitif etkileyecek şekilde, zihinsel bağışıklık sistemimizi geliştirmeliyiz. Ör.sokakta-derste çıplak birini gördüğümüzde bunu zihnimizde nereye sığdıracağımızı, diğer bilgilerle nasıl ilişkilendireceğimizi bilemeyiz. Ör.Leopar adam: zihinsel işletim sistemi(ahlak sistemi-yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... vb değer yargıları) leopar sanal dünyasıyla kenetlenmiş ve leopar olmak istiyor ve toplum içerisinde leopar dövmeli çıplak vücutla dolaşma özgürlük hakkını kullanmak istiyor. Yani biz derste leopar beneklerini-dövmelerini yaptıran çıplak bir öğrenci gördüğümüz zaman onu eşleştirecek-eleştirecek alt yapıya-eşik bilgilere sahip değilsek haftalarca bir yere sığdıramayız. Böyle bir insanın davranışını diğer bilgilerimizle ilişkilendirmekte sıkıntı çekebiliriz. Ör.önemli-sevilen kişilerin ölümü, aşık olmak, yaşlanma, adet görme, menopoza girmek, ölüm, sevinç…vb dengesizlik yapar. Öğrencinin bu bilgiyi sıkıntısız zihnine doğru yapılandırması-yerleştirmesi veya sığdırabilmesi için alt envanterleri, eşik bilgisi ve zihinsel bağışıklık mantık sistemlerinin; uyanık ve hazır olması gerekir. Bu amaçla gerekirse gerçek hayatta, sanal ortamda, drama, zihnimizde yapay aşk ya da ölmeyi düşünmek, yaşamak, yaşlanmayı düşünmek ve önlem geliştirmek …vb yöntemlerle ortamlar ve olaylar öğrencilere yaşatılmalıdır. Sokak ortasında leopar adamı, böcek yiyen adamı..vb yabancı kaynaklı kirliliğini tanımak ve pozitif zihinsel çözümler üretecek uygulamalar ve dersler açmak gerekir veya ah keşke benim olsaydı denilen bir şey ve beklenmedik ölümler dengesizlik yapar. Biz bunu/ları tolere edemezsek bunlar zihninizi uzun süre kendine tolere eder. Zihinsel Bağışıklık sistemini sıhhatli bir şekilde uygulamaya koymalıyız. Bazen çocukların/örencilerimizin maksatlı olarak aşılanacak kadar hata yapmasına müsaade etmeliyiz. Steril Zihinsel yapıyla çocuk/öğrenci yetiştirirsek ileriki hayatta karşılaşacağı büyük dozlar zihinsel dengesizlik etmenleri çocuğun dengesini bozar. Kısaca, piyasadaki, batıdan, dünyanın herhangi bir yerinden gelen; abur-cubur çöplük ahlakı toplumsal ve teknolojik ürünlerden, eksik veya yanlış terbiye eğitimi alan kişilerin zarar görmemesi için bu abur ve cubur çöplük ahlakı ürünlerin zayıflatılmışları veya öldürülmüşleri planlı hazırlanarak kişi fıtratı ve yaşının kaldırabileceği ve etkili olabileceği dozda peygamber ahlaki değerlerle alternatifli ilişkilendirilerek verilmelidir. Bu amaçla;öğrenciyle önce beyin fırtınası ve nadası soru ve etkinlikleri yapıyoruz.Filmi izleyin. Zihinsel Yapılanış Kuramında;Bilginin Zihinsel Sindirimi (Kabullenişi) veya Ret Edilişin Aşamaları (Zihinsel Yapılanma Kuramının Ana Çizgileri Şunlardır); Gerçek eğitimle;zihinsel bedende ve kalbinde ; kimlik (id), tapındık-taptık(put) (idol), yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... vb değer yargıları, inanç değerleri, süper ve özgün egolar(istemler), gerçekler, doğa yasaları doğru konumlandırılmazsa sonuçta yanlış eksik ve sakat;mantık, düşünce, kavram…vb yanılgısına sahip kişilikler toplumda ortaya çıkar. 1- Dışarıdan edinilen bilgi önceki bilgilerle çelişmiyorsa zihindeki düzende belli bir sınıfa giriyorsa belleğe mal edilir, buna öğrenme süreci denir. 2- Dışarıdan edinilen bilgi sınıflamaya girmiyorsa zihinde dengesizliğe yol açar. Böyle bir durumda zihin yeniden yapılanma ve ayarlanma sürecine girer. Ön bilgilerle zihinsel yapılanma bu problemi çözmeye çalışır (Biyolojik açıdan vücudun içerisine tanıdık veya yabancı bir maddenin girmesine benzer.Yabancı ise vücuttaki savunma ve bağışıklık sisteminin tepkisi uyanır). Örneğin; çok sevilen bir insanın ölümü. Bu tip durumlarda zihinde dengesizlik yapar. Zihin; bu dengesizliği tolere etmezse (kabullenmezse, bir yere yerleştirmezse veya diğer bilgilerle uyumlu-kabullenir hale getirmezse) zihinsel dengesizlik ve bunalımla neticelenebilir. Daha da ileri giderse bunun faturasını çok ağır öder. İnsanlar yaşantıları boyuncu zaten istese de istemese de, her zaman yeni bilgiler edindiği için. Bilgi özümleme ve kendi kendini ayarlama süreci ile zihinde yeni yapılanma süreci sürer gider. Verimli bir toplum olmak için;eğitimde zihinsel bağışıklık sisteminin geliştirilmesine önem verilmelidir (Demirkuş 2004). Zihinsel Bağışıklık;Ortaya çıkan yeni kültür ve ahlak hastalıkları nedeniyle, en az nesnel beden kadar zihinsel bedeninde ve kalbinde bağışıklık sistemine gereksinimi vardır. Fert ve Toplumların, zihinsel alt yapı, eşik bilgi ve kapasite yönünde hazır olmadığı;olay, olgu, kültür davranış, bilgi..vb her şeye karşı ufak dozlarla kendisini aşılayıp hazırlaması ve çözümlerle önceden donatmasıdır. Ör; Özgünlüğümüzün zarar görmemesi için, batının yaklaşan kültür normlarına karşı zihinsel bağışıklık eğitimine gereksinimimiz vardır. Bu ilginç ve istenmeyen veya kötü insani davranışları etolojik (hayvani-vahşi) davranışlarla ilişkilendirip;ruhsal-meleği (psikolojikve etolojik(hayvani) davranışları eleştirmelerle, vahşi ve istenmeyen davranışları benimsemenin zihindeki kıblesini, doğru davranışlara tevhit etmeyi ve ilişkilendirmeyi alışık tepki (refleks) haline getirmek ve benimsemek. filmi izleyin, filmi izleyin Bu ilginç ve istenmeyen veya kötü insani davranışları, zihinsel bağışıklık sistemini güçlendirmek üzere, etolojik (hayvani-vahşi) davranışlarla ilişkilendirip;vahşi ve istenmeyen davranışların zihindeki kıblesini, doğru davranışlara (Peygamber Ahlakı davranışlarına) tevhit etmeyi ve ilişkilendirmeyi alışık tepki (refleks) haline getirmeyi başarmaktır. Eğitim amaçlı zihinsel aşı ders, toplantı, etkinlik, uygulamaları …vb verilirken; ifrat, tefrit, zındıklık…vb günaha, suça zihinsel alt yapıyı tahrip-tahrik edici…vb liyakatsizlere kaçmadan hazırlanmalı ve heyetlerce-uzmanlarca yeminli kontrollerden sonra uygulamaya geçilmelidir. Ör.içki içilmeden de içkinin uygulamadaki (meyhane…vb) bedensel, toplumsal ve kişisel zararlarının sonuçları;filmlerle, uygulamalardan çekilmiş acı-ders verici sonuçlar…vb şeklinde liyakatli ders alıcı dozları uygulama alanlarında verilebilir. Zihinsel bağışıklık sistemi geliştirmek için mutlaka o günahın işlenmesi gerekmez. Örneğin gazino ve pavyonu hiç görmeyen bir kişinin oralara doğru empati duyma olasılığı çok zayıftır.Ancak bir filmle edepli ve terbiyeli kurallar çerçevesin de zihinsel aşı amacı ile bu kavramların; bu yerleri ziyaret etmek istemeyen kişilerin zihnindeki anlam ve işlevleri doğru konumlandırılabilir. 3-İnsan dışarıdan herhangi bir bilgi almaksızın mevcut bilgi ve zihinsel yapı ile kendi kendini zorlayarak sorular üreterek ve çözerek yeni bilgiler üretebilir.Hatta yeni yöntemler üretebilir. İşte özgün bilgi üretebilmek özgün yöntem bulmak gibi sentezcilik böyle bir olaydır. Beyin bilgiyi asimle(özümleme)eder1,2,3. Eğitimdeki amacımız; beyni bilgiyi özümsemeye haz duyacak şekilde eğitmek, düşünürken de bilgi üretmektir (meyve vermektir).Bazı beyinler oruç tutar, bazıları yer, içer düşünür ve üretir. İnsan beynine zamanında mantıklı şeyler yerleştirmezsek, yaşadıkları ortamda bu boşluk abur cubur bilgilerle (hurafe) doluşur. Buna bağlı olaraktan gerçek bilgi üretemez ve toplumsal açıdan; verimsiz özgün kişilikler ortaya çıkar. Edinilen Bilginin Zihinde İlişkilendirilmesi (Zihne Giren Bilgi Ne Olur?) 1-Giren Bilgiyi Diğer Bilgilerle İlişkilendirir ( örtüşür) 2-Giren Bilgi Kabullenilir (çakışır) (ilişkilendirilmeden,olduğu gibi kabullenilir) 3-Giren Bilgi Kabullenilmez (Çelişir)(uzun sure çözümlenmese insanda zihinsel dengesizlik yapar) 4-Giren Bilgi Hatırda Tutulur (Askıya alma=Hatırda tutma) 5-Unutulur Askıya alma (Hatırda tutma):Çevreden veya içten gelen bir durumla hemen hatırlama ile örtüşebilir. 1-Unutulur (hatırlanabilir);Bu bilgilerin zihindeki kalıntı kod, imaj, eylem... vb gerçek bilgiyi çağrıştırmaya hazır bekler. Çağrıştırıcı algınınca gerçek bilgi hatırlanır. 2-Bilinmeyen Olur (hatırlanamaz) 3-Zihinle Uyum İçin Yeniden Yapılanıp Yerleşir 4-Uykuda, Rüyada veya Bilemediğimiz Durumlarda Revize Olur. Öğrenmenin Gerçekleşmemesinin Nedenleri, Öğrenmenin Tam ve Net Gerçekleşmemesinin Bazı Nedenleri, Net ve Tam Öğrenmeyi Engelleyen Nedenler, Etkenler ve Koşullar;Demirkuş 2009 1-Zihinsel bağışıklık sistemi zayıftır. 2-İlişkilendireceği alt yapı (eşik) bilgisine sahip olmamasındandır. 3-Yeterince zeki olamaması 4-Verilen bilginin, yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... vb değer yargılarına,süper egolarına, kimlik (id) ve putlarına (idollerine) ters olması 5-Hasta olması 6-Bilgiyi sunmada ve aktarmada kullanılan yöntemler dizini eksik veya yanlış(algıda değişmezlik prensibine aykırılık) 7-Sunulan bilgi eksik veya yanlış 8-Öğretilen bilgi öğrenenin fıtratı öğrenmeye müsait değil, fıtratına ters veya fıtrat(yapısı) farzlarına aykırı 9-Öğrenme koşullarının uygun olmayışı 10-Diğer nedenler Bâtını/Düşünsel/Sanal Kalp; ilk kalp atışından ölüme kadar(kalbin durması),ışık hızından daha hızlı düşünen beyin ivmesiyle genişleyen ve içerisinde;Akıl, Ruh, Zeka, Mantık, Hafıza-Zihinsel Beden, Düşünce, Fikir, Nefis, Muhakeme, Özgünlük, Haset, Kibir, Gadab, Ucup, Kıskançlık, Sevgi, Merhamet, Kahhar…)insan sıfatları ve davranışları…vb sanal-nesnel araçlarımızı(nesnel bedenimiz)içeren sana kalp kapasitesidir veya bâtını/düşünsel/sanal kalp havuzundur. İnsan zihinsel havuzda sorunlarına-problemlerine çözümler üreterek, doğaya uyum sağlamakta güçlük çekmez. “Yere göğe sığmadım kulumun kalbine sığdım.” hadis -Sanki insan yarı sanal-nesnel bir yaratık, içinde yaşadığı nesnel ve sanal kainatın hepsi fert ve toplumsal bazda insan sanal kalbinin nesnel ve sanal bilgi deposu yada sana-nesnel hard diski gibidir. Öğrenciler Neden Bazı Sorulara Doğu Yanıt Veremez? Öğrencilerin Bazı Sorulara Doğru Yanıt Vermemesinin Nedenleri? Demirkuş 2009 1-Dikkatsizlik, 2-Yanlış Mantık ve Muhakeme Yürütmek ile İlişkilendir 3-Eksik İlişkilendir 4-Unutmak 5-Bilgi Eksikliği, 6-İşlem Hatası, 7-Acelecilik, 8-Zamana Sıkışma, 9-Yorgunluk 10-Hastalık 11-Eksik, Karışık Yada Yanlış Anımsama 12-Soru Yanlış veya Eksik Sorulmuştur. 13-Bilgi Kaynağındaki eksik veya yanlışlıklar, 14-Öğrencinin bazı konulardaki veya tüm konulardaki;algısal, bilinçsel, kavramsal yada düşünsel kör noktalara sahip olması. Özel Not;Bu bilgiler her öğrencinin yanıtlayamadığı sorular açısından eksiğini tamamlamasına, kendini daha net ve doğru değerlendirmesine yada tanımasına yardımcı olması bakımında çok önem taşımaktadır. Yanıtlanamayan Sorular Geriye Dönük Nasıl Öğrenilmeli? Sorunun neden yanıtlanamadığını doğru teşhis ettikten sonra, Öğrenci Eksiğini Nasıl Araştırmalı ve Tamamlamalı? 1-Kavramların özgünlüklerini karıştırmak, yanlış-eksik benzeşimle hatırlamak. Ör.Işığı; Yansıtıcı-yansıtan, Yalıtıcı-yalıtan, Engelleyici-engelleyen ve Soğurucu(emici)-emen(soğuran) kavramların özgünlüklerinin sınırlarını çok iyi bilmek gerekir. 2-Bilgi eksiği nedeniyle ise; -Öğrenciye ilgili konunun özeti çıkarılır. -Konun özeti çıkarılırken konuyla ilgili test,boşluk ve/veya klasik konunun fıtratına uygun sorular hazırlatılır. -Eksik bilgileri pekiştirme ve geriye ketleme ile olanaklar ölçüsünde uygulamalı örneklerle öğretilir. 3-Dikkatsizlikten yanıtlanamamışsa dikkatsizliğe neden olan etmenin pekiştirilerek ve gerekirse aynı soru mantığına benzer soru çeşitleri öğrenciye ürettirilerek bu konudaki mantık kurgusuna ve dikkati yoğunlaştırmaya yönelik pekiştireçler verilir. 4-Yanlış ve eksik muhakeme yürütmeden dolayı ise yine aynı soru mantığına benzer soru çeşitleri öğrenciye ürettirilerek bu konudaki mantık kurgusuna ve dikkati yoğunlaştırmaya yönelik pekiştireçler verilir. A-Konulara nasıl çalışması ve öğrenmesi gerektiği gerekçeli ve net bir şekilde verilmelidir. B-Ezber isteyen formül, bağıntı, sabite, isim, kavram ve kavramisimleri veya diğer öğrenilemeyenleri; C-Mantıklı kodlayarak; pekiştireçler, tekrarlar ve geriye ketleme ile öğrenme D-Hayata mantıklı güncelleyerek; pekiştireçler, tekrarlar ve geriye ketleme ile öğrenme E-Diğer iyi bildiği yakın formül, bağıntı, sabite, isim, kavram ve kavramisimleri ile anlamlı ilişkilendirerek;pekiştireçler, tekrarlar ve geriye ketleme ile öğrenme F-En azından bazı konuların önem derecesi gerekçeleriyle öğrencilere verilmelidir. |
Bilmenin ve öğrenmenin en önemli temel aracı zihinsel yeteneklerdir. (merak, keyfiyet, zaruret(rahmani-insani birliktelik)...) İnsanın bilgileri edinmesi için zihinsel yeteneklerinin bilgi edineceği konuyla ilgili alt yapıya (eşik bilgiye) sahip olması gerekir. Daha genel söylenirse bilgileri sistemli ve düzenli belleğe mal etme, hatırlatma, gerektiğinde kullanma, düşünme süreçlerini büyük ölçüde yakından ilgilendirir. Fen Bilgisi dersinde öğrenci zihinsel yeteneklerini etkili bir biçimde kullanılırsa yararlı olur. Bilgi edinme, bilgileri kazanma ve kullanma, yollarını bilme, bilimsel davranışlardır. |
| Soru:Doğada var olan bilgiler hakkında veya yanıtlanmasına ihtiyaç duyulan genellikle maksatlı olarak bilgi edinmek için bir veya birden çok konuyla ilgili önceden sorulan veya hazırlanan cümle veya cümlelerdir. Kısaca; yanıtlanmasına ihtiyaç duyulan kelime, cümle veya cümlelerdir. Değerlendirme Sorularının Konuyla Olan İlgisi ;Sorular hazırlanırken mümkün olduğu kadar konunun iskeletini oluşturacak yapıda olmalıdır. Doğru soru sorulmalı, öğrenciyi düşünmeye sevk etmeli ve öğrencinin o konudaki bilgilerini yenilemelidir. Bu çerçevede sorular hazırlanırken mümkün olduğu kadar aynı konudaki uzman ve öğretmenler istişare ederek hazırlamalarında yarar vardır. Sor nedir? Soru ne değildir? Cevaplanmasına gereksinim duyulan çok şey soru ve gerek duyulmayan şeyler de soru değildir. SORULAR GENELLİKLE KODLANMIŞ GENELLENMİŞ TOHUM CÜMLE VEYA CÜMLELERDİR. Varılmak istenen bilgiye ulaşmak için sorulan veciz kelime ve cümlelerdir. En doğal soruları çocuklar sorar. Bazen de maksatlı olmasa da soru sorarlar. Doğada var olan bilgiler hakkında veya cevaplanmasına ihtiyaç duyulan genellikle maksatlı olarak bilgi edinmek için bir veya birden çok konuyla ilgili önceden sorulan veya hazırlanan cümle veya cümlelerdir. Kısaca; cevaplanmasına ihtiyaç duyulan kelime, cümle veya cümlelerdir. Soruların Konuyla Olan İlgisi Sorular hazırlanırken mümkün olduğu kadar konunun iskeletini oluşturacak yapıda olmalıdır. Doğru soru sorulmalı, öğrenciyi düşünmeye sevk etmeli ve öğrencinin o konudaki bilgilerini yenilemelidir. Bu çerçevede sorular hazırlanırken mümkün olduğu kadar aynı konudaki uzman kişi ve öğretmenler istişare ederek hazırlamalıdırlar. Sorular şu amaca hizmet etmelidir ; Konuların özüne yönelik birleştirici, ayırıcı, analiz ve değerlendirme niteliğinde olmalıdır. SORU TİPLERİ Tipi ne olursa olsun sorunun doğru sorulması, amaca hizmet etmesi ve bireyi düşünmeye sevk etmesi gerekir. I- Sentez Soruları: Öğrencinin alt ünite ve bilinen alt küme zihinsel bilgilerini ilişkilendirerek sentezle (tüme varımla) daha üst seviyede, tanımlamalar, kavramlara ve yargılara varmayı-ulaşmayı amaçlayan soru tipidir. Genellikle geçerli olan bir yanıtı vardır. Örnek Soru: Suya farklı sıvılar damlatılınca ne gözlenebilir? (Hatırlama, tanımlama, ve adlandırma amacıyla sorulmuştur.) Örnek 2: Yanan bir ocakta (odun, kömür gibi) ortaya çıkan değişmeleri nasıl açıklarsınız? (anlatma, yorumlama ve kendi anlatımına çevirme) II- Analiz Soruları: Öğrencinin üst ünite ve bilinen üst küme zihinsel bilgilerini ilişkilendirerek analizle daha alt seviyede küçük dar; tanım, kavram ve yargılara varmayı amaçlayan soru tipidir. Bu tip sorular açık uçlu özelliği ile öğrencinin farklı hatta analiz edici yanıtlar (tümden gelim) vermesine olanak sağlar. Örnek 1:Çevre kirliliğinin insanlar üzerine etkisini açıklayınız. Örnek 2: Büyük patlama kuramını destekleyen ne tür kanıtların araştırılması gerekir? III- Değerlendirme Soruları: Bu soruların içerisinde yargılayıcı bir ölçü vardır.Tartışmanın kötü cevaplara dönüşmesini önlemek için öğrenciler bir fikrin doğruluğunu ve bir şeyin değerini yargılamada kullanabilecekleri ölçütler vurgulanır. Örnek: Dünya bilgisayarla ve bilgisayarı kullanarak niçin daha iyi bir yer oluşturmuştur ( 1,2, 3, 4 , 5, 6 ) . IV-Bilgi İsteyen Soru Tipi: Bunlar en sık sorulan sorulardır. Örneğin; bu ne tip bir hayvandır? Yerçekimi nedir? Bu gösteride ne izlediniz? V-Motive(güdüleyici ) Edici Soru Tipi: Öğrenciyi genellikle yanıta iştahlandırıp, varılmak istenen hedefe akıcı bir düşünce ile tek yönlü kitlemektir. VI- Beyin Fırtınası Soru Tipi: Beyini çok yönlü düşündürmeye motive eden (güdüleyici) ve yanıtlara iştahlandıran sorulardır. VII-Beyin Nadası Soru Tipi:Yanıtlarları beyini doyuma ulaştıran ve doyuran sorulardır. Genellikle beyin fırtınası sorularıyla bir arada ya da ilişkili sorulunca çok etkili olurlar. VIII-Fıtratı Deşifre Edici Sorular IX-Düşünce Potansiyelini Belirleyici Soruları X-Doğal Yetenekleri Belirleyici Sorular XI-Kapasiteyi Belirleyici Sorular XII-Ahlaklı Fıtratı Belirleyici ve Deşifre Edici Sorular XIII-Beş Duyu ve Düşünsel Olarak İleriyi-Geleceği Doğru Tahmini Belirleyici Sorular. Ör.beş duyu ait yapbozların eksik parçalarını en erken tamamlama testi XIV-Zeka, Akıl, Muhakeme, Mantık…vb İnsan Sanal Araçlarını Belirleyici Sorular XV-Eleme Soruları ... XVI-İnsanlık Ve Diğer Yaratıklar İçin Düşünsel Konum ve Özgün Görüşleri Belirleyici Sorular. Ör.Herkes tüm yaratıklar için istem ve duasını yazsın!! XVII-Liyakati Belirleyici Soruları . XVIII-Diğer Soru Tipleri; yukarıdaki kategorin dışındaki soru tipleri. Öğrenciyi Değerlendirme Kriterleri: 1-Ders notları. 2-Çeşitli özel etkinlikler uygulatılır. (Etkinlikle ilgili kavramlar ve materyaller verilir, etkinliği hazırlaması istenir.) 3-Anket yapılabilir. 4-Ders hocası ve diğer hocaların öğrenci hakkındaki gözlem - görüşlerinin karşılaştırılması 5-Sınavlar. 6-Öğretmenin verdiği teknikleri - yöntemleri ve olanakları kullanmış mı? 7-Öğrencinin bir etkinliği eleştirme, değerlendirme biçimi ve sentez yeteneği de gelişmiş olmalıdır. 8-Beyin Fırtınası Kişilik Belirleyici Soru Kümelerine verdiği yanıtlar. SORU CEVAP YÖNTEMİNDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR; 1-Öğrencilerin verdikleri yanıtları tekrarlamama 2-Kendi sorduğu soruyu yanıtlamaktan kaçınmalıdır. 3-Sorulara ya da yanıtlara müdahale ederek kesmekten kaçınmalıdır. 4-Sadece yanıt vermek için gönüllü öğrencilere söz hakkı vermek.. 5-Gereğinden fazla, düşük veya yüksek düzeyde soru sormak. 6-Evet-Hayır cevaplı soru tiplerini sıkça kullanmaktan kaçınmalıdır. 7- Kavramlar,sorular ve anlatımlar; öğrencinin seviyesine uygun (net) anlaşılabilir, yazılı ve sözlü olarak ifade edilmesi gerekir. 8- Araç ve gereçler doğru zamanda ve uygun yerde kullanılmalı. 9– Konuları, mevsim ve zamana uygun olarak işlemeli. 10-Bir konu anlatılırken onu en güzel şekilde temsil eden örnekler seçilmeli. 11-Öğrenciye konu anlatılırken, dikkati uyanık tutulmalı SORU: Sizce nedensizlik var mıdır? Nedensizlik nedir? 1-Nedensiz sevilebilir. 2-Felsefede düşündüğümüz çok şey vardır. 3-Nedensizlik genellikle canlılarla değil cansızlarla vardır. 4-Bana göre çoğu şeyin nedeni vardır. Nedensiz hiçbir şey yoktur. 5-Vücudu olmayan çok şey nedensizdir. SORU:Canlılar ve cansızlar arasındaki farklar nelerdir ? Virüs ve tohum ortamı müsait gördükleri zaman ürerler. Virüs canlı üzerinde hemen üreme gösterirken, tohum daha uzun yoldan kendi benzerini oluşturur. Tohumla virüs canlıyla cansız arasında bir geçiştir. Her ikisi de ortamlarını bulduklarında kendi benzeri oluşturma amacı içerisindeler. Örneğin; Bazı virüslerin 150 yıl canlı kaldığı saptanmıştır. Verbascum blattarium (sığı kuyruğu) tohumu kurutulmuş. Tohum 100 yıl sonra çimlenmeye tepki göstermiştir. Tohum ve virüs şartlar kendine uyunca ürer. Bu bütün tohumlar için geçerli değildir.Bir hücrenin konusunu anlatırken nasıl ki bir insan bedenindeki orga ve görevleri gibi, bir hücrenin bütün organ ve ham şekillerini göreceğiz. Bir hücrenin bütün görevleri bilmemiz gerekir.Mitokondri ve kloroplast içinde yukarıda yazdığımız geçerlidir. SORU:Kainattaki her şeyi ve teknolojiyi beynimize yansıtsak(asimile etsek), kainat ve teknolojik beyinli insanlar yetiştirsek, eğitim amacına ulaşır mı? Gerçekten biz insanların beyinlerine kainatın kanun ve kurallarını veya teknolojiyi asimile edersek yerleştirsek ne olur? 1 Ahlaksız insanlar yetişir. (Ayhan) Doğanın hakimiyetini ele geçirmek isteyen insanlar çıkar. (Kader) Kainat kuralları, ahlak kurallarını kapsar. Bunun için ahlaksız insan olmaz. (Nuray) Tek düze insanlar oluşur. (Kadriye) Fen ve teknolojik yönden gelişmenin eğitime ve evrensel ahlak normlarına Katkısı şüphelidir. Eğer öyle olsaydı Naziler ve bugün bu açıdan gelişmiş toplumlar, ahlak şampiyonu olmaları gerekirdi Eğer gerçekten doğal ortamlarda kendi halinde yetişen ilkel kabilelerde erdem duyguları gelişmiş olsaydı, o zaman kainata bırakılan insan bedeni eğitilmiş olurdu. Mevcut insanları doğal koşullarıyla baş başa bırakırsak; Afrika-Amazon ve kutuplardaki kabilelerin toplumsal yaşantılarına benzer yaşantı şekilleri ortaya çıkar. İnsan beyninin evcilleştirilmesi gerekir.Sonuç ne olursa olsun, kainat ve teknoloji beyinli insanlar, eğitilmedikçe, vahşi insanlar olacağı daha ağır basıyor. SORU: Neden kavramı nedir? Neden, amaca göre değişir. Nedensizliğin anlamı izafidir. SORU: Bana öyle bir soru sorun ki cevabı nedensizlik olsun? Yalan boşuna değilse nedensizliğinde varlığın bir hikmeti, bir boşluğu doldurması gerekir. Nedensizlik bir kavramdır. Bir şey ifade ettiği için kavramdır. Bana öyle bir soru sorun ki cevabı nedensizlik olsun? ’ sorusu nedensizliğin cevabıdır. Niye bu soruyu sorma gereği duydunuz? Cevap budur. Eğer bilgisayara virüs yayan insanlar olmasaydı ( 1, 2, 3, 4, 5, 6) , biz virüssüz bilgisayarlarla uzaya yönelseydik biz tek virüsle uzayda dağılacaktık. Canlılarda çoğu şeyin nedeni vardır! İstisna hariç. SORU:Ölüm nedir? Belki de canlılarda enerjinin en büyük hal değişimidir SORU: Abiyotik döngü var mıdır? (Cansızlarda nedensizlik var mıdır? ) Kainatta mevcut kısmi statik(sabiteler) bir enerji vardır. Ama dinamik enerji içersindeki canlılarda bir nedensizlik var mıdır? Genellikle nedensizlik şemsiyesine nedeni bilinmeyen şeyler sığdırılır. Genellikle nedeni bilinmeyen şeyler nedensizliğe yakındır. O zaman neden kainat vardır? O zaman biz bilmediğimiz şeyler hakkında iddia ettiğimiz zaman cahillik olur. Nedensizlik hadisesi genellikle nedene mağlup düşer. Nedensizlik insan tabiatında çok az nasibini almıştır. Yorum: Öğretmen konuları önem derecesine göre sıralayıp tümünü soru haline (sorular; mümkünse uzman kişiler birlikte hazırlanmalı) getirdikten sonra en önemli konulara karşılık gelen soruların puanlarını artırmak ve % (yüzde) dilimlerini artırmak suretiyle hatta bu soruları ve yüzde dilimlerini konulara ayırmak. Ör: kanunlara 1. derecede teorilere 2. derecede önem vermek gerekir. çalışılacağını, çalışırken nasıl öğretileceğini önceden öğrenciye vermesinde yarar vardır. Soru niye sorulur. (Öğrenci Etkinliği) Herhangi bir şeyin cevabını öğrenmek için (Kadriye), Doğru ve yanlışları öğrenmek için (Yaşar-idris) Bilinmeyeni öğrenmek için (Cuma) Merak için (Tahsin) Bilgi edinme, öğrencinin bilgiyi alıp almadığını öğrenmek için (Mustafa) Öğrenmek için (Gürcü) Sesli düşünmek için (Kader) Konunun kavranması için (Serkan) Bilinmeyeni öğrenmek ve başkasının fikrini almak (Hamdullah) Bazı püf noktaları öğrenmek için, etkili öğrenmek için sorulur (Sedat) Bir konun çözümünü ya da çözüm yollarını öğrenmek için (Serhat) Öğrenmek ve test etmek (Metin) Herhangi bir konuyu öğrenmek ve test etmek (Suat) Meraktan sorulur (Muzaffer) Geleneksel bir yöntem (Şerif) Karşıdakinin düşüncesini öğrenmek için (Kamil) Bilgi edinmek için (Sibel) Merak edildiği için (Emine) Hayatın her noktası zaten başlı başına bir soru. Bu sorulara cevap bulmak için (Nuray) BEYİN FIRTINASI VE DİKKATİ TOPLAMA SORULARI ? SORU: Ne amaçla (niye) yeryüzündeyiz/desiniz? Amacımız/nız nedir? (Fen Bil. 4A/ 2001 sınıfına soruldu) Berk EREN : Yaşamak ve soyumuzu devam ettirmek için. Sefer KOYUNBAKAN : Tabiatta var olan yaratıkları hizmetimize sunabilmek. Mehmet CİHANGİR : Bunun cevabını isteyemezsiniz,çünkü yaradılış ile evrim teorisi çakışıyor. Abdulrezzak BAŞARAN : Günlük hayatı kolaylaştırabilmek için. Ümit ŞALEM : Çözüm bulmak için Serhat YILDIZ : Hayatı anlama, diğer canlılarla ilişkilerini geliştirme, amaçlarını belirleme ve doğadaki yaratıkları kullanabilmek. Feydullah ASLAN : İnsanların dünyaya geliş amacı bilimsel olarak değerlendirilemez(!) Bu metafizik dışında olan bir şey. Biz bunu görerek değerlendiremeyiz. Bunun için kanıt olması şart değil, akıl ve mantık yeterlidir. Rabia TURAN : Var olan her şeyle bir diyalog içinde olmalıyız. Rahat ve huzurlu bir şekilde yaşayıp, bütün her şeyle bir iletişim halinde olup, neden yeryüzünde olduğumu onlardan öğrenmek. Elif PIÇAKÇI :Yaratılış mahiyetini anlamak için. Nerden geldim? Niçin buradayım? Nereye gideceğim? sorularını düşünerek hayatıma bir yön vermek için. Gideceğim yeri az çok biliyorum. (Soru: Elinde bir sihirli değnek olsa ne yapardın? Yanıt: Ben her insanı tek düze yapmazdım.Kötülerolmazsa iyilerin değeri anlaşılmaz. Daha akıllıca çözümler getirilmesiniisterdim. Hocaya göre Elif’ in cevabı şu olacaktı ! Fıtratına uygun insanlara iş, aş, ve hürriyet, inanç ve adil bir düzen vermektir. Mustafa ORAL : İnsan mutlaka bir sebep için yeryüzündedir. Zürriyetini devam ettirmek için. Halil TEMELLİ : Yaşama amacı için yeryüzündeyiz. SORU: DÜNYA'YA HAKİM GÜÇLER İNSANLARA-TOPLUMLARA NE VAAT EDİYORLAR? (FEN BİL. 4/B SINIFINA SORULDU.) Serdar YÜCE: Küreselleşme vaat ediyorlar. Hasan ELMACI :Parti(azınlık) Demokrasisi, insan hakları diyorlar ama yapmıyorlar. Mesut BAYRAM : Dünyaya barış getiririm diyor ama tehdit de ediyorlar. SORU:Niçin dünyadasınız? Nereye gideceksiniz? (Fen Bil. 4/B) Ali TAŞKIN : Geleceğimi yaşamak, kaderimi yönlendirmek için. İbrahim Mehmet ŞANLI : Ben dünyaya isteyerek gelmedim. Bu soru bana sorulmamalı. Mesut BAYRAM : Rolümü yerine getirip öbür dünyaya kadar istirahat etmek için. Hasan BAKIRCI : Yaratanın beni denemesi için. Fazlı TAŞDEMİR : Kainatın bana ihtiyacı vardır. Serdar ÖRS : Kendi içimde ki yetenekleri doğa ile sentez edip ona göre yaşamak. Hasan ELMACI : Bana verilen rolü en iyi şekilde oynayıp sahneyi kapatmak. Ümit ORHAN : Söylemek istemiyorum. Devrim TAŞ : Yaratıcıyı tanımak için. Atilla ATILGAN : 22 yıldır bu yanıt bulamadım. Masum KAÇAN : Yaratan isteği ve kendimi bulmak için. Yılmaz ARSLAN : Doğayı anlatmak ve kişisel tercihlerimi yaşamak için. Ahmet KARTAL : Sonsuzdan geldim sonsuza gideceğim. Sadık SAKATOĞLU : Dünyayla mücadele ederek ayakta kalmayı sağlamak. Ahmet BUHUROOĞLU : Bana verilen görevi yerine getirmek için. Ali AYYILDIZ : Hakikate ulaşmak için. Ufuk KOÇ : Evrenin inceliklerini öğrenmek için. Çiğdem AKINCI : Hayatı yaşamak için. Ayşe Berat IŞIK : Kendini tanımak, kendime bir yol çizmek. Emine SINIR : Doğanın gereğini yerine getirmek için. Songül KÖPRÜ : Evreni yaratanı tanımak için. Filiz ERKAYA : Kulluk etmek içini. Emine AYDOĞAN : Kainatın yaratılışında bir sevgi bulunduğundan gerçek yaratana ulaşmak için. Ayşe ZORLU : Kendimi bulmak için. Ercan AYBAR : Kaybetmek için. M. Hadin KARADENİZ : Fırtınaları yaşamak için. Ahmet ÖZAYDOĞMUŞ : Bir yol hanı olan dünyada konaklamak için. Mehmet AKDEMİR : Dünyayı tanımak için. M. Ali TAŞKIN : Soyumu devam ettirmek için. Vedat ÖZPOLAT : Sınavdayım ve doğru şıkkı işaretlemek için. Mustafa DİNÇER : Dünyadaki rekorları kırmak için. Ali ÖZKAL : Kainatın ve tabiatın bütün güzelliklerini görüp şükretmek için. Menekşe ÇEKEN : Bana yaşama hakkı verildi bunu kullanıyorum. Gökay ÖZTÜRK : Kendimi, insanları ve bu gizemi çözmek için dünyadayım. Sibel DEMİR : Zararsız bir insan olmak için. İbrahim ÇİFTÇİ : Bu soruyu sorana şaşarım. |
| A-Öğretim Strateji, Yöntem ve Teknikleri Ünitesinin Sunuları S.76-118 Düz Anlatım, Konferans, , Söylev, Demeç, Soru-Cevap, Problem Çözme, Gösterip Yaptırma, Mikro Öğretim, , Tartışma Yöntemi, Sempozyum, Seminer, Panel, Zıt Panel, Forum, Münazara, Beyin Fırtınası, Örnek Olay İnceleme, Sınıf İçi Uygulamalar, Rol Yapma, Drama, Eğitsel Oyunlar, Altı Şapkalı Düşünme Tekniği, Benzetim (simülasyon), Tutor Destekli Öğretim, Bilgisayar Destekli Öğretim, Gezi, Gözlem, Sergi, Görüşme, Ev Ödevi, Proje, Yansıtma, Deney, Ekip Öğretimi, İşbirlikçi Öğretim. Öğretim Strateji, Yöntem ve Teknikleri Serdar ERDOĞAN & ERHAN KILIÇ S.76-118 Öğretim Strateji, Yöntem ve Teknikleri Ali ÇOBAN AKIN,Enver CANER,Fesih ÖZNUĞAN,Zeki AKSAK,Fatma BOĞA S.76-118 B-Öğretim Modelleri Ünitesinin Sunuları S.59-74 Carroll’in Okullarda Öğrenme Modeli,Bloom’un Tam Öğrenme Modeli ve Gardner’in Öğretimde Çoklu Zeka Kuramı Nil ERTEKİN S.59-74 Okullarda Öğrenme Modeli (Carroll’in ) Tam Öğrenme Modeli (Bloom’un), Öğretimde Çoklu Zeka Kuramı (Gardner’in) Biyolojik/Canlı ve Sistem Temelli Öğrenme Modeli (Gen, Beyin, Zihin ve Sisteme Dayalı Öğrenme Modeli ÖĞRETİM MODELLERİ; Öğretime yönelik, uygulanan yöntemler, teknikler, yapılan etkinlikler, uygulamalar…vb eylemlerinde, öğretmenlerin öğrencilere karşı neden ve nasıl davranmalarının gerektiğini gerekçeleriyle bu davranışlarının öğrencileri nasıl etkileyeceğine yönelik kuramlardır. Başlıca Öğretim Modelleri; I-Programlı Öğrenme II-Bilgisayara Destekli Öğretim III-Bireyselleştirilmiş Öğretim Sistemi IV-Temel Öğrenme Modeli (Glaser’in) V-Buluş Yoluyla Öğrenme Modeli(Brune’in) Bu model iki ana tema içerisinde değerlendirilir. I-Zihin gücü ve edindiği bilgilerin artmasına bağlı olarak; kişinin buluş, deneme, doğal..vb yollar ile kazandığı tüm zihnisel beceri,zihnini kullanma bilgi ve yöntemlerdir. II-Çocuğun dünyayı algılaması esnasında geliştirdiği temsili tasarım sistemlerini evreleri. A-Eylemsel Temsil;Sözel, ikonik ve imgesel olarak ifade edilemeyen ve ifade edilmesinde sıkıntı çekilen ancak zorunlu olarak eylemsel olarak ifade edilen temsillerdir.Ör;piyanist piyano çalarken, hangi parmağını öncelikle basacağını adım söyleyemez, alışık tepki (refleks) olarak uygun şekilde çalar. Çocuklar evdeki eşya ve odaların yönlerini pek güzel tarif edemedikleri halde eylemde çok kolay oralara ulaşır. B-Sembolik Temsil;Anlamayı temsil etmek için sembolleri kullanmasıdır. Ör;matematiksel semboller, müzik notaları, lisan alfabeleri gibi. C-İkonik Temsil;Anlamayı temsil için kullanılan imgelerdir. Ör;Ateşi alev olarak, yolu çigi ve harita olarak imgelemsi. Temsili Evrelerin Sırası; Bruner'a göre; zihinsel gelişimde;eylemsel, ikonik ve sembolik sıra izlenir ancak öğrenmede bu sıralama zorunluluğu yoktur. Buluş Yoluyla Öğrenmede Öğretim Süreci Kuramın Birinci Öğesi;Öğrencinin öğrenmeye hazır bulunuşluğunu sağlayacak yaşantı koşulları hazırlanmalıdır. Bunun iki öğesi vardır. 1-Öğrencinin keşfetme isteklerini harekete geçirmek. 2-Öğrenme süreci içinde bulunan öğrenciler desteklenmelidir. Öğretmenin doğru kavuzluğu, yönlendirici etkinlik ve uygulamaları yardımıyla öğrenciye zaman kazandırılmalıdır. VI-Etkili Öğrenme Modeli (Salvin’in) VII-Okullarda Öğrenme Modeli (Carroll’un) A-Yetenek: Bu modelde, öğrencide öğrenmenin tam gerçekleşmesi için, gerekli olan zaman olarak tanımlanmıştır. Bu gün uygulamadaki sınavlarla oluşturulan sınıflarda;öğrenme ile yetenek arasında 0.70 bir korelasyon ilişkisi vardır. Öğrencilerin fıtratlar ve yetenekler arsındaki bu çeşitliliğin ürünü olan 0.70 lik farkı sıfıra indirgemek ve algıda değişmezlik derecesine ulaşmak için;1., 2., ve 3. şıklarda belirtilen koşul, önerme ve çözümlerin her öğrenciye özgü saflaştırılıp sadeleştirilmesi gerekir. Yapılan araştırmalarda; aynı sınıftaki öğrencilerin yetenek dağılımı açısından;%5’i avantajlı, %5dez avantajlı ve % 90’nı benzer olduğu saptanmıştır. B-Öğretimin Kalitesi;Öğretim için sunulan hizmetin her kese eşit olması bazı dezavantajlar ortaya çıkarır. Onun için mümkünse her öğrencinin eşik bilgi, yetenek ve fıtrat(yapısal) özgünlüklerini tatmin edici nitelikte öğretim hızmetleri korelasyon sistemini geliştirmek gerekir. C-Anlama Yeteneği; Öğrencide öğrenmenin tam gerçekleşmesi için gerekli eşik bilgi ve yeteneğinin yeterli olması gerekir. D-Öğrencinin Öğrenmeye Hevesle Ayırdığı Zaman (Sebat) E-Okullarda Öğrenmeye Ayrılan Süre, bu süre bazı öğrenciler için az bazıları için çok bazıları için ise yeterlidir. VIII-Tam Öğrenme Modeli (Bloom’un) Bu modelde, yetenek;öğrencinin bir üniteyi öğrenmesi geçen zaman olarak tanımlanmıştır.İdeal öğrenme koşullarının sağlanması halinde, öğrencilerin öğrenme farklarının bir birine benzeyeceği iddia edilmektedir. Bu Modele Göre;öğrenme üç öğeden oluşmaktadır; 1-Öğrenci Özellikleri A-Bilişsel Giriş Davranışları;Öğrenme için, ön koşul, alt yapı ve zeka seviyeleriyle ilgili davranışlardır. a-Özel Bilişsel Giriş Nitelikleri;Ön eşik bilgilerine sahip olma niteliklerini içerir. Mat 2 için Mat.1 bilme b-Genel Bilişsel Giriş Nitelikleri;yetenek ve zeka ile ilgili davranışlara sahip olmanın seviyesi ile ilgilidir. B-Duyuşsal Giriş Özellikleri;Üniteyi öğrenmeğe ve okula karşı; istekli ve açık olması, başaracağına inancı ve güveni ile ilgilidir. a-Okulla İlgili Duyuşsal Özellikler;Öğrencinin okula yönelik isteği, hevesi ve tutumlarını ifade eder. b-Dersle İlgili Duyuşsal Özellikler;Öğrencinin dersi sevip sevmemsiyle ilgili tutumunu ifade eder. c-Akademik Benlik Tasarımı;Öğrencinin akademik olarak başarılı olacağına inancı ve kendine güveniyle ilgili tutumu ifade eder. Bu modelde:öğrenci özellikleri;yani bilişsel ve duyuşsal özellikler (A ve B) öğrenme ünitesindeki başarı etkisinin %65’ni açıkladığı iddia edilmektedir. C-Psikomotor Özellikler ve Davranışlar(Fiziksel Beceriler); Öğrencinin fiziksel becerilere (el becerileri..vb) yatkınlığı... vb kapsar. 2-Öğretim Hizmetleri;Bu modelde, tam öğrenmede uygulanan stratejilerin seçiminde öğrencilerin bireysel öğrenme gereksinimleriyle önlem alınması gerektiği ve yararı vurgulanmaktır. Tam öğrenmede öğrencilerin derste kazanımların ve eksiklerin dersten sonra çeşitli ölçümlerle (öğrenmeyi izleme testleri ve biçimlendirme değerlendirmeleri, ilerlemeyi belirleyici testler, formative testleri) belirlenip öğrenme güçlüğü çekilen sorunlarına çözüm üretmenin önemi vurgulanmaktadır. Tam öğrenmeye ulaşıncaya dek bu yeniden eksikleri öğretme ve öğrenilenleri ölçmeye yönelik işlemlere devam edilir. Bu modele göre, Öğret hizmeti niteliğinin bilişsel başarıya etkisinin %25 (r=0.5) olduğu iddia edilmektedir. Böylece öğrenci özellikleri ve öğretim hizmetleri öğrenci başarısının %90’ını etkilemektedir. 3-Öğrenme Ürünleri;öğretim hizmeti tamamlandıktan sonra, öğrenim düzeyleri, öğrenme hızı ve duyuşsal ürünleri ve kazanım özellikleri ifade edilmektedir. IX-Bilgi İşleme Modeli (Gagne’nin) Kendisinden önceki modellerin eksiklerini tamamlamak için ve insan zihni bilgisayarın bilgiyi kayıt aşamalarını benzetilerek (simule edilerek) geliştirilen modeldir. Bu model şu sorulara yanıt arar; 1-İnsan zihni bilgiyi nasıl kazanır? 2-Ne kadar bilginin öğrenildiğini ne belirler? 3-Niçin bir kısım bilgiler uzun süre hatırlanır, diğerleri unutulur? 4-Daha fazla bilginin kazanılması ve hatırlanması için ne yapılmalıdır? Kısaca bu model;insanın bilgiyi nasıl kazandığını, nasıl depoladığını, nasıl uyguladığını ve nasıl aktardığını ortaya koymaya çalışır. Bu sorulara yanıt aramak için bu model aşağıdaki varsayımları kabullenerek çözümlere ulaşmaya çalışır. Bu varsayımlar bu modeli diğer modellerden-kuranlardan farklı kılar. Bu varsayımlar(kabulleniler); -Bazı öğrenme süreçleri sadede insanlar özgü olabilir. -Zihinsel olaylar incelemenin odağıdır veya olayların cereyan ettiği yerdir. -İnsan öğrenmesi üzerindeki araştırmalar nesnel ve bilimsel olmalıdır. -Bireyler öğrenme sürecine aktif olarak katılırlar. -Öğrenme, mutlaka açık davranış değişmelerinde gözlenmesi gerekmeyen zihinsel çağrışım biçimini kapsar. -Bilgi örgütlenmiş şekilde bulunur -Öğrenme yeni bilginin önceden öğrenilmiş bilgi ile ilişki kurulduğu bir süreçtir. Bu modele göre;insan zihninde öğrenmenin oluşumunu üç süreç şeklinde sınıflar. 1-Bilgi depolama 2-Bilişsel süreçler 3-Yürütücü süreçler (bilişi yönetme süreçleri) X-Öğretimde Çoklu Zeka Kuramı (Gardner’ın) Çoklu zeka kuramından yaralanılmasının nedeni, öğrencilerde belli bir zeka türünün diğer zeka türlerine göre daha üst düzeyde olduğu beklentisinin olmasıdır. Bu modele göre zeka alanları dikkate alınarak eğitim hizmeti verildiğinde öğrenme daha kolay gerçekleşecektir. Modelde her insanın kendine özgü öğrenme yolunun olduğuna ve insanların kendilerine en uygun zeka alanlarını öğrenme aracı olarak kullanmasının öğrenme-öğretme sürecini çok etkili kılacağına inanılmaktadır. Modele göre Zeka;bir veya birden çok kültürel yapıda değeri olan bir ürüne şekil verme veya problemleri çözme yeteneği olarak tanımlanmaktadır. Modelde Çoklu Zeka Kuramı Zekayı 8 Alana Ayırmaktadır. 1-Dil Zekası;Dili kullanabilme, konuşma ve yazma yeteneğidir. 2-Mantık ve Mekanik Zekası;sayısal ve akıl yürütme becerileri ile ilgili karmaşık ilişkileri kavrama ve soyut problemleri çözme yeteneğidir. 3-Görsel-Uzamsal Zeka;Görselleştirilmiş nesneleri, doğru olarak algılayabilme ve yeni görsel yaşantılar oluşturabilme becerisidir.Ör;çizim, resim, grafik görsel kavrama ve zihinde somutlaştırmadır. 4-Müziksel Zeka;Müzikle ilgili becerilerinin gelişmiş olmasıdır. Bu zeka türünün geliştiği insanlarda seslere karşı aşırı duyarlılık söz konusudur. 5-Bedensel Kinestetik Zeka;Zihinsel koordinasyonla bedensel becerileri (psikomotor becerileri) etkili bir biçimde kullanma zekasıdır. 6-Toplumsal Zeka;Toplumsal ilişkileri etkili bir şekilde kurma, kavrama ve geliştirme ile ilgili zekadır. 7-Özedönük Zeka;Kentini tanımaya, algılamaya ve geliştirmeye yönelik zekadır. 8.Doğacı Zeka;Doğal çevreyi tanıyabilme ve anlayabilme yeteneğidir. XI-Biyolojik/Canlı ve Sistem Temelli Öğrenme Modeli (Gen, Beyin, Zihin ve Sisteme Dayalı Öğrenme Modeli 0, 1, 2, 3, 4) (Demirkuş, 2009); -Var olan öğretim, öğrenim ve eğitim modellerinin çoğu;insanların, hayvanların ve çeşitli yaratıkların davranışlarını, yeteneklerini, sistemlerini, hayat döngülerini gözlemleyerek, bilgisayar sistemlerine benzetimlere, deneyimlere, çeşitli koşulara tabii tutulmuş hayvan, insan etkinlik ve deneylerinden elde edilen verilere dayalı olarak ortaya çıkarılmışlardır. -Yaratıklar çevreye uyum için öğrenme potansiyelleri ile (zekalarıyla) uyumsal tepki göstermeleridir. Yani genlerine, beyinlerine veya sistemlerine (yaşayarak-yaratarak ) kayıt yaparak çevresine statik ve dinamik etkileşimli uyumsal tepki göstermeleridir. -Bu kayıt, geçici, orta vadeli ve uzun vadeli olabilir. Ör. yerküresin de ilkel insanlardan kaynaklanan çevre sorunları, yer küresi sistemi ve diğer yaratıklar(bitki, hayvan, diğer insanlar, elektron, plazma boncukları, ışık sistemleri…vb genleri, beyinleri ve sistemleri ) tarafından kayıt edilerek çevreye uyum çerçevesinde ilkel insan genlerine tepki geliştirmiştir. -İlkel insanlar hariç, İnsanlık;akıllarıyla, ruhlarıyla, nefisleri, zekalarıyla (genleri, beyinleri ve sistem zekâlarıyla) olanaklarıyla, deneyimleriyle... vb yaşayarak ve gerekirse yaratarak (bilinmeyeni ve var olamayanları üreterek) uyumsal tepki göstermezse belki de yok olma eşiğine gelecektir.1,2 -Beyin ve genlerimiz hücresel çimlenme(fiziksel kodlama), üretilen proteinlerden organik kodlarımız, kavramsal kodlarımız ve hatırlama belleğimiz(anlamsal kodlama) adeta zihinsel havuzumuzun hemen öğrenilen bilgilerin (bilincinde olunan) tüm dinamik kodlanmış imajını taşıyan nesnel zihin çekirdeği gibi davranır. 1, 2, 3 -Kısaca biz zaten zihin havuzumuzun içinde olduğumuz için öğrenme esnasında beş duyumuzla alınan bilgiler, düşünsel üretilen bilgiler…vb bize ulaşan bilgiler sadece ilgili genlerimize kayıt, beyin hücrelerinin fiziksel dallanmalarıyla, özgün protein üretimi ile hatırlama belleğimize kodlanma yapılmaktadır. -Deneyim ve uygulamalarımız göstermiştir ki etkili öğrenmede 5 duyumuz ve yaşayarak öğretimin kalıcı olmasının nedeni beş duyuya ve fazlasına dayalı beyinde kodlamanın gerçekleşmenin mutlak karşılığı vardır. Zamanla bunlar ortaya konup çözüldükçe öğrenme ile ilgili bilgilerimiz bereketlenecektir. -Zihinsel havuzumuz, isteğimiz dışında da sürekli içerdiği ortamı dinamik ve zinde ortamdaki her şeyi olduğu gibi diri olarak soğurup çok yönlü klonlayarak-kodlayarak tazelikle farklı enerji hallerinde kayıt eder. Muhtemelen bu kayıt büyük kıyamete kadar silinmez. -Genellikle sadece duyularımızla bilinçli algıladığımız (farkındalığında olduğumuz) yada kayda değer olan bilgileri zihnimizle dinamik endeksli çalışan beynimize; nesnel/fiziksel, organik, kavramsal ve algısal olarak kodlarız. -Bir kısım bilgiyi de hayal ederek, trans halinde, düşünerek, uykuda ve rüyalarla zihin havuzumuzdan beynimize kodlayarak (nesnel/fiziksel kod, organik kod, kavramsal ve algısal kod….vb) öğrenir ve bilgi havuzu kodumuzu zenginleştiririz. -Zihnimizdeki Sembolik, kavramsal kodlamalarımız olmazsa ne olur? -Zihnimizdeki kavramların, isimlerin ve kavram-isimlerin silindiğini düşünün. -Yontma taş devri insanı, dilsiz bir insan veya hayvanların seviyesinde bildiklerini ifade etmedeki doğallığını yada vücut organlarını, vücut dilini, yüz ifadelerini kullanma desteğine gereksinim duyarız. -Yazılı ve sözlü her kavram, kavramisim, isim, deyim, özdeyiş, vecize, düşünceyi ifade eden her şeye eleştirel gözle bakılmalı ve en mantıklı-liyakatli alternatifi geliştirilmelidir. Ör.elmadan daha mantıklı alternatif isim ve kavramlar üretin. Ör.toparlak/topak kırmızı, toparlak/topak sarı,toparlak/topak yeşil, tatlı topak... vb, portakal/tatlı/sulu sarı topak. -Çok özel haller hariç, her kavram, kavramisim, isim, deyim, özdeyiş, vecize, düşünce üretirken veya düzenlerken;düşünsel ve eleştirel tercihte, doğal dillerin vahşi kurallarına ve hece vezninin akıcı ses-kafiye uyumunun keyfine, zevkine ve cüşuna, akli,mantıki ve ahlaki anlamlar feda veya yem edilmemelidir. -Kavramların listesini kavram araçları şeklinde hazırlamak son derece önemlidir. -Öyle bir yazılı-sözlü alfabe ve lisan ilişkisi hazırlayalım ki her harfi ve harfleri bir araya geldiğinde, matematikteki rakamlarlar gibi mutlaka bir veya birkaç mantıklı anlam taşıyacak şekilde dizayn edilmelidir. -Nesnel ve sanal kainatlar(doğal) insanın kalbinin (nesnel beden, zihinsel havuzunu-hafıza havuzunu ve insanın diğer sanal araçlarını içerir) bir parçasıdır.“Yere göğe sığmadım kulumun kalbine sığdım.” ve Zihinsel havuzu (Hafızayı) hafıza meleklerinin taşıdığına dair hadisler vardır. -Sanki insan yarı sanal-nesnel bir yaratık, içinde yaşadığı nesnel ve sanal kainatın hepsi fert ve toplumsal bazda insan sanal kalbinin nesnel ve sanal bilgi deposu yada sana-nesnel hard diski gibidir. -İnsan bedenen kainatın bir parçasıdır.İnsanın tüm boyutları kainatın bir parçası değil kainat insanın kalbinin (nesnel beden, zihinsel beden havuzunu-hafıza havuzunu ve insanın diğer sanal araçlarını içerir) bir parçası kabul edilmesi belki daha mantıklıdır. -Belki de insan nesnel olarak doğanın, doğada nesnel olarak insanın düşünsel-Batıni kalbinin bir parçasıdır veya insan bedenen nesnel ve sanal kainatın(doğal) bir parçası, nesnel ve sanal kainat ise insan kalbinin bir parçasıdır.1, 2, 3, 4, 5 Biyolojik Öğrenmeyle İlgili Moleküller; -Öğrenme olayında alınan yeterli uyaran, uyarıcı ve uyaranlar var ise yani genlerimizi ve genetik sistemimizi aktive edecek kadar ise uyarılan genetik sistem yada genlerimiz bunun karşılığında; duyuşsal, bilişsel…vb olarak ya biyolojik öğrenme molekülleri ürettirir, ya fiziksel nöron çimlenmesi yaptırır…vb kalıcı biyolojik öğrenme tepkisi oluşturulur. -Görme engellilerin beyinlerinde görsellikle ilgili biyoloji öğrenme molekülleri miktarının az olması beklenir. -Konuşma ve İşitme engellilerin beyinlerinde kavramlarla ilgili biyoloji öğrenme molekülleri miktarının az olması beklenir. -Ör;kör farelerde diğerlerine göre görsellikle ilgili protein..vb biyoloji öğrenme moleküleri miktarının az olması beklenir. -Kullanılamayan duyu organı ile ilgili biyolojik öğrenme molekülleri azken diğer çalışan duyu organlarınkilerde ise normalden çok yoğun olması beklenir. Görsellikle ilgili; A-Öğrenmede görsellikle ilgili fiziksel kodlanmada;nöron çimlenmesi küçük yaşlarda çok daha fazladır(fiziksel kodlanma). -Muhtemelen benzer ve ilişkili bilgilerin kodlandığı nöron bölgesi kendilerine en çok benzeyen bilgilerin kodlandığı fiziksel nöron çimlenmesi veya dallanması bölgeleri örtüşür. -Yani iki, kavramla, bilgiyle ilgili ne kadar çok ilişki ve benzerlik varsa fiziksel kodlanma yapısı ve mekanlarının özgünlükleri de birbirine o kadar yakındır. B-Öğrenmede görsellikle ilgili biyolojik öğrenmede kayıt moleküller=kayıt kodlanma veya organik kodlanma. -Benzer bilgilerle ilgili üretilen, biyolojik moleküllerin yapısı benzer olup, iletişim ve ilişki alanları da bir birine daha yakın veya örtüşür. C-Öğrenmede görsellikle ilgili biyolojik öğrenmede hatırlama moleküller= hatırlatıcı kodlanma veya algısal kodlanma D-Öğrenmede görsellikle ilgili biyolojik öğrenmede çağrıştırıcı moleküller=zihinsel çağrıştırıcı kodlanma E-Öğrenmede görsellikle ilgili biyolojik öğrenmede ilişkilendirici moleküller=ilişkilendirici kodlanma. F-Öğrenmede görsellikle ilgili biyolojik öğrenmede düşündüren moleküller=düşündürücü kodlanma. G-Öğrenmede görsellikle ilgili biyolojik öğrenmede kavram molekülleri=kavramsal kodlanma. H-…………………………. biyolojik öğrenmede X molekülleri=X kodlanma uzar gider. I-Bir bilgi ile ilgili kaç çeşit duyuşsal, bilişsel…vb biyolojik öğrenme molekülleri, çimlenmesi ve kodlaması olmuşsa hepsinin tümleşik yada bileşik tek biyolojik öğrenme molekülleri ve kodlaması oluşturulur. -Bunların öğrenme molekülleri, sinirsel çimlenme ve kodlarındaki tümleşik karşılıkları vardır. -Aynı mantık kurgusu ve genetik tepki; işitsel, tatsal, koklama…vb duyuşsallıkla(nefsi) ve bilişsellikle (akli, düşünsellik…vb) ilgili biyolojik öğrenme tepkileri ve molekülleri sırlanabilir. -Muhtemelen genlerimiz tarafından çok iyi tanınan öğrenme molekülleri beyinsel nörolojik çimlenme yani fiziksel kodlanma ağ sistemi ve ara formlarıyla ilişkili çalışır. -Bir bilgiyi hatırlama gereksinimi o bilgi ile ilgili genlerimizi aktive edecek eşik uyarma seviyesine ulaşmışsa istenen bilgi ile ilgili hatırlama proteinleri veya diğer biyolojik moleküller uyarılır ilgili biyolojik zihinsel çağrışım moleküllerini tetikler ve hemen ışıktan daha hızlı bir zamanda istenen bilgi ile ilgili;görüntü, sözcük, kavram, isim, cümle ses, eylem, koku, tat…vb zihinsel havuzumuzdan olduğu gibi beyindeki ilgili bölgede ve konumda sanal olarak hayat bulur, hatırlanır ve algılanabilir hale gelir. Öğrenmenin Tam ve Verimli Gerçekleşmesinde Beyinde ve Zihinde Neler Olur? -Görsel, işitsel, tatsal, kokusal, düşünsel, ilişkisel…vb kökenli çimlenme (nöron dallanması) çeşitleri beyinde gerçekleşir (Fiziksel kodlanma). -Görsel, işitsel, tatsal, kokusal, düşünsel, ilişkisel…vb kökenli öğrenme ile ilgili organik kayıt proteinleri üretilir(Organik kodlanma). -Görsel, işitsel, tatsal, kokusal, düşünsel, ilişkisel…vb kökenli öğrenmede hatırlama çimlenmesi ve hatırlama proteinleri …vb ürünler üretilir(Algısal kodlanma) -Görsel, işitsel, tatsal, kokusal, düşünsel, ilişkisel…vb kökenli öğrenme ile kavramsal ilişkilendirme, kavramsal hatırlama çimlenmesi, kavramsal organik kayıt proteinleri…vb ürünler üretilir (Kavramsal kodlanma) -Görsel, işitsel, tatsal, kokusal, düşünsel, ilişkisel…vb kökenli öğrenme ile zihinsel havuzdan gerçek bilgilerin nesnel, sanal, ses, görüntü, tat, eylem…vb gerçek hayallerini çağırma, ilişkilendirme, anımsama ara yüzü ilişkilendirme ile ilgili çimlenme, organik kayıt proteinleri, hatırlama proteinleri…vb -Görsel, işitsel, tatsal, kokusal, düşünsel, ilişkisel…vb kökenli bütünleşik öğrenme ile ilgili zihinsel ve kavramsal bağlantılı fiziksel, organik, algısal…vb kodlanma ile ilgili beyinde öğrenmenin gerçekleşmesi ile ilgili olayları ve ürünleri meydana gelir. -Yani öğrenme ile ilgili çimlenme, hatırlama ile ilgili çimlenme, öğrenme proteinleri, hatırlama proteinleri …vb kalıcı fiziksel ürünleri ve olaylar meydana gelir. -Kısaca öğrenmenin tam gerçekleşmesi ile beyinde kalıcı öğrenme ürünleri ve kalıcı fiziksel olayları ortaya çıkar. Özel Not;Tama ve verimli öğrenmenin gerçekleşmemesinde yukarıdaki zihinsel ve beyinsel öğreneme aşamalarında bazı eksikliklerin ve kopuklukların olması veya gerçekleşmemelerinden kaynaklanması önemli anlam taşır. |
| ÖĞRETİM YÖNTEMİ Fert ve toplumda belirlenen amaçları ve istenen
davranışları gerçekleştirmek için eğitim ilkelerine bağlı olarak izlenen en
kısa, doğru ve güvenilir yoldur. Yöntem, Konu, Etkinlik, Araç-Gereç ve
Öğretim İlişkisi Bilmek öğretmek için yeterli değildir. Öğretim
yöntemleri ve teknik yönden yeterli bilgiye sahip olmayan öğretmenlerin
başarılı olması beklenemez.
Yöntem, konu, etkinlik, araç-gereç ve öğretim ilişkisi
kurulurken şu kriterler dikkate alınmalıdır: Öğrencinin eğitim seviyesine uygun
olarak, olanaklar ölçüsünde çok sayıda duyu organına hitap eden, öğrencileri
özgün ve orijinal (yaratıcı) düşünceye sevk eden ve konuya katılımını teşvik
eden yöntem(ler) uygulanmalıdır. ÖĞRETİM YÖNTEMLERDEN EN YAYGIN KULLANILANLARDAN BAZILARININ TANIMLARI AŞAĞIDA VERİLMİŞTİR: A-X Yöntemi Nedir? B- En İdeal Hangi Koşullarda/alanlarda Uyglanır, Örneklendiriniz. C-Yöntemin Kazanım ve Yararları yada dez avantajları nedir tüm yöntemlere uygulanacak. Ör:Promlem çözme yöntemi; bilinmeyen benzer olay, olgu ve hallere karşı; zihinsel, düşünsel ve bedensel bağışıklık,beceri, yeti ve yetenekleri geliştirir. 1-Anlatımla Öğrenme/Öğretme Yöntemi; Öğretmenin konuyu aktif olarak anlattığı, öğrencinin ise pasif dinleyici olduğu yöntemdir. Bu yöntemle konu; rapor, hikaye-tasvir etme ve açıklama şeklinde işlenir. 2-Soru – Cevapla Öğrenme/Öğretme Yöntemi;Bu yöntemde kullanılan başlıca soru tipleri; birleştirici, ayirıcı, değerlendirme, bilgi isteyen, motive edici ve beyin fırtınası türdendir. Soru tipi ne olursa olsun doğru sorulması ve amaca hizmet eden soru tipinin seçilmesi ve öğrenciyi düşünceye sevk etmesi gerekir. Bu yöntemin amaçlarından bir diğeri ise kavratılmak istenen bilgiye öğrencilerin zihnen angaje olmasını sağlamanın yanı sıra, harekete geçirmeye çalışan bir yöntemdir. Bu yöntemde öğrencilerin yanlış da olsa düşüncelerini rahat ifade etmeleri ve konuşmaları büyük önem taşımaktadır. Aynı zamanda derse katılımı az olan öğrencileri teşvik etmek ve diğer öğrencilerinde derse katılımını sağlamak bu yöntemin amaçları arasındadır. 3-Güdüle ile (Cesaretlendirme) Öğrenme/Öğretme Yöntemi; Öğrencilerin düşünce istikametlerini güdülerle, teşviklerle ve gayrete getirme yoluyla, harekete geçirmeye çalışan bir yöntemdir. Bu yöntemde öğrencilerin yanlışta olsa düşüncelerini rahat ifade etmeleri ve konuşmaları büyük önem taşımaktadır. Aynı zamanda derse katılımı az olan öğrencileri teşvik etmek ve diğer öğrencilerin de derse katılımını sağlamak bu yöntemin amaçları arasındadır. Öğretmenlere Sınıfta Öğrencileri Konuya Teşvik İçin Önemli Bazı Taktikler: 2- Pratik hayatta çoğu fert, toplumun bir öğrencisidir. Toplumdaki kurallar, toplumu bir öğretmen niteliğine büründürür. Belki de en büyük öğretmen toplumlar ve onların kurallarıdır 3-Öğrenciyi motive edici bir taktik uygulama. 4-Hak ettiği hususlarda taktir etmek ve onurlandırmak, 5-Bazı kritik noktalarda olayın tahlilinde keyif verici neticeler çıkarma. 6-Öğrencilerin olayı özümsemesine yönelik tekrarlar yapılmalı. 7-Dağınık kavramdan sentez etme yeteneği geliştirilmeye yönelik etkinlikler yaptırmak (Demirkuş 2003). Ayrıca dönüt ve değerlendirme çalışmalarına yer verilmelidir. . Öğretmenlere Sınıfta Öğrencileri 4-Gözlemle Öğrenme/Öğretme Yöntemi;Doğadaki yaratık(ları), olgu(ları), olay(ları) vb.; doğrudan doğruya veya görsel araçlar yoluyla planlı bir şekilde incelemek ve izlemektir. Programlı gözlemler, öğrencilerin zihnindeki bilgileri doğru genelleştirip ve hızlı sonuçlara ulaşılmasını sağlar. A-Makroskobik Gözlemle Öğrenme/Öğretme Yöntemi;Teleskop... vb. aletlerle yapılan gözlem şeklidir. B-Mikroskobik Gözlemle Öğrenme/Öğretme Yöntemi; Mikroskop, lup vb. aletler kullanılan yapılan gözlemler. C-Doğal Gözlemle Öğrenme/Öğretme Yöntemi;Doğrudan çıplak gözle yapılan gözlemler I-Direkt Gözlemle Öğrenme ve Öğretme Yöntemi : Çıplak gözle yapılan gözlemdir. II-Dolaylı Gözlem Yöntem:Teknolojik araçlar kullanılarak yapılan gözlemdir. 5-Deneyle Öğrenme/Öğretme Yöntemi;Doğada bilinmeyeni bulmak, ilke - varsayımları sınamak ve gerçeği görmek için yapılan planlı ve kontrollü çalışmalardır. Bu yöntemin amacı doğa olaylarına karşı deneyim kazandırmak, soyut kavramları somutlaştırmak, bilgi ve bilimsel süreçleri geliştirmek, deneysel el becerileri kazandırmak, fen bilimlerine ve deneysel yönteme ilişkin olumlu tutumlar geliştirerek, gerekirse bir olayı öğrenmek veya bir konuda bilgi edinmek için bağımsız olarak deney yapmaya yönlendirmektir Deneylerle Öğretimin Amaçları Şunlardır; 1-Doğa olaylarına karşı deneyim kazanmak 2- Soyut kavramları somutlaştırmak, 3-Bilgi ve bilimsel süreçleri geliştirmek, deneysel el becerileri kazandırmak 4-Fen Bilimlerine ve deneysel yönteme ilişkin olumlu tutumlar geliştirmek, gerekirse bir olayı öğrenmek veya birçok bilgiyi edinmek için bağımsız, olarak konuyla ilgili deney düzenekleri hazırlamak ve gözlem yapmaktır. 6-Sunu ve Gösteriyle (demonstrasyon=kısıtlı sunu) Öğrenme/Öğretme Yöntemi; Sunu:CD' den ve PowerPoint Sunusunda sunum anlamını taşır. Bir konu veya olayın öğrencilerin karşısında öğretmen tarafından açıklanarak ve gösterilerek öğretilmesidir. Bu yöntemde, öğretmen; deney, gösteri vb. etkinliği yapar, öğrenci bakarak ve izleyerek öğrenmeye çalışır. Bu yöntem genellikle olanakların kısıtlı olması halinde ve tehlikeli deneylerin yapılmasında uygulanır. Ör: sunu kamerası altında canlı bir yaratığı (böcek)incelemek. 7-Sınıflandırma İle Öğrenme/Öğretme Yöntemi; Doğadaki yaratık, olay, olgu, kavram vb. ilgili bilgilerin yakınlık derecesine veya belirli amaca hizmet için bazı özelliklerine göre gruplandırılması yöntemidir. Bu yöntemdeki amaç; doğadaki karmaşık yaratık-bilgileri kolay anlaşılabilir ve öğrenilebilir hale getirmektir. Ayrıca öğrencilerde karmaşık bilgileri düzenleme yeteneğini geliştirir. Örnek. Sınıfta ki eşyaların isimlerini, kavramisimlerini tahtaya yazdırıp gruplandırmayı yaptıralım. Her kavramın tanımını değişik örencilerden alalım. Özgün, ortak ve geçişken özelliklere göre yaratıkların sınıflandırıldığının farkındalığını kavratalım. Örnek 1.Pazarda satılan malların sınıflandırılması istenebilir. Örnek 2. Öğrencilerden “bitki büyümesi” ile ilgili kavramları söylemeleri istenir. Sonra bu kavramlar tahtaya yazdırılır. Sınıflandırma yöntemi kullanılarak ( kavramların birbirine yakınlık-ilişki dereceleri ve kapsamları dikkate alınarak ) Kavram İlişkilendir Tablosunu Serbest Kavram Kümesi, İlişkisel Kavram Kümesi ve Koşullu Kavram Kümesi oluşturulur. Bu yöntem şimdiye kadar pratikte diğer yöntemlerle birlikte kullanıldığı halde literatürde tek başına bir yöntem olarak önerilmemiştir. 8-Tümevarımla Öğrenme/Öğretme Yöntemi;Herhangi bir şey hakkında ( yaratık, olay, olgu, bilgi vb.) edinilen bilgilerin benzer özelliklerini ilişkilendirip genellemelere varma sürecidir. Bu yöntemde bilgiler arasındaki ilişki özelden genele doğrudur. Örneğin genleşme kanunu (maddeler ısıtılınca hacimleri artar). Kısaca: Bir konuyla ilgili alt ünitelerin ortak özelliklerinden hareketle varılan veya yapılan genellemelerdir. Ör1.Ata sözleri, vecize ve deneyimler genelmelerin ürünüdür. Ama hepsi tam doğru değildir; Ak akçe kara gün içindir (ak günler), delikli demir çıktı mertlik bozuldu (korkak saflaştı). Ör.2: tür, cins, familya, takım…alem piramidine doğru gidildikçe yapılan işlemler genellemedir. Yani ortak özelliklerin aşamalı sentez üründür. 9-Tümdengelimle Öğrenme/Öğretme Yöntemi;Bir genellemeden (kanun, kuram, geniş kapsamlı kavram, atasözü, vecize…vb.) özgün özellikten hareketle özele doğru analiz sürecidir. Tümevarımın tersidir. Bu yöntemde bilgiler arasındaki ilişki genelden özele doğrudur. Örneğin maddeler ısıtılınca hacimleri genleşir. Demir de bir maddedir, ısıtılınca genleşir. (1,2, 8).Ör1. Ata sözlerin analiz edilmesi ve açıklanması. Ör.2: Alem kavramından özgün özelliklere dayalı olarak; sınıf takım familya,….. tür ve tür altı kategorilere doğru yapılan analizdir. Yani genel kavramlardan, özgün özelliklerden hareket edilerek yapılan analizlerdir. 10-Problem Çözerek Öğrenme/Öğretme Yöntemi;Bir şüphe veya belirsizlikten doğan herhangi bir şeye problem adı verilmektedir. Bu yöntemde uygulanan yol aşağıda gösterildiği gibidir. a) Problemin durumu belirlenir. b) Problem basitleştirme, idealleştirme ve sınama gibi süreçlerle tanımlanır. c) Probleme olası çözüm yolları aranır. En olası çözüm hipotezleştirilir. d) Çözüm yolu sınanır. e) Sınama doğru çözüme götürürse hipotez doğrulandığı için genelleme olarak kişinin bilgi hazinesine eklenir. Çözüm yolu doğru çözüme götürdüğü için kişinin problem çözme yeteneği geliştirilir. f) Sınama doğru çözüme götürmezse, geriye dönülerek probleme olası çözüm yollarını sınama etkinlikleri gözden geçirilir, seçilen diğer bir hipotez tekrar sınanır. 11- Ortak Çalışmayla Öğrenme/Öğretme Yöntemi;İki öğrencinin işbirliği halinde çalışmasıdır. Grup çalışmasının en basit biçimidir. Ortak çalışma özellikle tekrar ve toplama ödevlerinde, konuşma ve yazı ifadesinin geliştirilmesinde metin hazırlamasında ve imla yazmada uygulanabilir 12- Grup Tartışmayla Öğrenme/Öğretme Yöntemi;Duruma göre bütün sınıf öğrencilerinin ya da bir kısmının katılımını sağlayan yöntemdir. Bu yöntemde, bir yanda grup üyelerinin tartışma konusunu çeşitli görüş noktalarına göre işlemeleri mümkün olurken, diğer taraftan problemi çözme ile ilgili alternatif görüşler ortaya çıkar. Tartışmada esas olan; grubun birlikte düşünme ve düşüncelerini ifade etme çabasıdır. 13-Simülasyonla (Benzetim)Öğrenme/Öğretme Yöntemi;Örneğin pilotlar ve astronotlar; uçaklara ve uzay araçlarına binmeden önce bire bir büyüklüğündeki sanal ortamlar geliştirilerek uygulama ve denemeler yaptırılır. Bu durum kimya laboratuarlarında uygulanabilir. Hata yapılmadığı taktirde simülasyon ortamı yapılabilir. I.Görsel ve Şekilsel Simülasyon Yöntemi II.Davranışsal ve Anlamsal Simülasyon Yöntemi III.Mekanik IV. Diğer Simülasyon Yöntemleri 14-Gözlem ve Deneyle Öğrenme/Öğretme Yöntemi;Doğaya ilişkin bilgilerimizi genel olarak gözlemlerimizle edinerek zihnimizde işleyerek özelleşmelere ve genellemelere varırız. Eğer yanlış gözlem sonucu yanlış genellemelere varmışsak aynı olgu ve yaratıkları tekrar gözlem yapma ihtiyacı duyarız. Deney: Doğadaki hadiseleri taklit etmek, belirli amaçlara ulaşmak için, belli bir konuyu kavratmak için kurulan belirli düzeneklerle çeşitli bilgi edinerek, uygulayarak neticelere ulaşmaktır. Doğa bilginleri ve bilim bilginleri (bilim insanları?!) ya da eğiticiler doğayla ilgili bilgileri ve kuramları doğru biçimde kurmak için deney ve gözlemlere başvururlar. Bu amaçla doğayla ilgili bilgiler ya da doğal alanda var olan bilgileri modelleri okullara taşıyarak öğrencilere vermeye çalışırlar. Çeşitli medyatik araç ve gereçlerle (bilgisayar, maket, slayt, resim, şekil vb.) öğretim yöntemleriyle aktarmaya çalışırlar. Kısaca gözlem ve deneyler yaparak ve yaşayarak öğrenim yapılır. Laboratuardaki deneysel yaklaşım ise deneyelim görelim düşüncesidir. 15- Doğa ve Çevre Gezileriyle Öğrenme/Öğretme Yöntemi;;Çevredeki göl, nehir, hayvanat bahçesi, teknolojik araç ve gereçler, müzeler, kurum ve kuruluşlar gibi yerlere planlı geziler düzenlenir. Doğa ve Çevre Gezileri Düzenlenirken Uyulması Gereken Kurallar Şunlardır: I-Gidilecek yer önceden öğretmen tarafından görülmelidir. Gerekli kişi kurum ve kuruluşlardan yazılı izin alınmalıdır. -Gezi, tarih ve saati belirlemelidir. -Öğrenci velisi ve okul idaresi haberdar edilmeli, yazılı izin alınmalıdır. -Öğrencilerin yeme içme, sağlık ve tuvalet gereksinimleri düşünülerek her şey ayarlanmalıdır. -Gezi için; ilk yardım malzemeleri ve uygulayıcısı-yardımcısı belirlenmeli, Alo ambulans, Polis İmdat telefonları not edilmeli yakın yerleşim alanları hakkında bilgi edinilmeli. II-Gezi öncesi gezi ile ilgili tartışma açılmalı görüşülecek şeylerin önemi gezinin amacı etkinliklerin biçimi ve gezide dikkat edilmesi gereken hususlar kurallar sınıfta kararlaştırılarak gerekirse yazılı bir plan yapılmalıdır. III-Gezi sırasında disipline uyum, gezi planına uyum sağlanır. IV-Her öğrencinin gözlemlere katılması sağlanır, ve plan dahilinde hareket edilir. V-Döndükten sonra gözlem ve inceleme sonucu edinilen bilgiler tartışılır, gerekirse bu konuyla ilgili kişisel grup ya da sınıftan gezi ve inceleme raporu istenir ve incelenir. 16-Drama(doğaçlama) Öğrenme/Öğretme Yöntemi;Bu yöntemde bir fikir,durum,sorun ya da olay bir grup önünde dramatize edilir.Grubun üyeleri yalnızca dinlemek ya da tartışmak yerine olayın nasıl oluştuğunu izlerler ve konunun ayrıntısına inerler.Rol oynama yöntemi özel bir değere sahiptir.Çünkü ,bu yöntemde öğrenciler başka bir kimliğe bürünürler. Psikolojik terapide psikodrama, okul ya da mesleki rehberlikte sosyodrama olarak kullanılan rol oynama yönteminde dramatizazyon ve rol yapma esastır. 17-Örnek Olay İncelenmesiyle (Case study) Öğrenme/Öğretme Yöntemi;Örnek olay incelemesi öğrencilerin sorunlu bir olaya aktif olarak katılmalarını gerektiren bir yöntemdir.Sorunlu olay gerçek ya da hayali olabilir.Olayı anlatan ve gerekli verileri kapsayan bir rapor üzerinde çalışan öğrenciler,olayı öğrenir, verileri analiz eder,sorunu değerlendirirler.Tartışarak olayın nedenine ya da çözümüne ilişkin öneriler getirirler.Özellikle toplumsal bilimlerde pek çok konu örnek biçiminde sınıfa getirilebilir.Öğrenciler tartışarak öğrenme imkanına kavuştukları için bu yöntemden oldukça hoşlanmaktadırlar. 18-Kavram Araçlarını Kullanma Yöntemleri;Koşullu Kavram Kümesi, Serbest Kavram Kümesi, İlişkisel Kavram Kümesi, Kavram Çözümleme Tabloları , Kavram Döngülerinin(Çarkları) Hazırlanması Kavram; Doğadaki olayları, süreçleri, olguları ve yaratıkları gözlemleyerek bunlar arasındaki benzerlik, ayrıcalık, geçişken özellikleri; tecrübe ve deneyler yaparak bu özelliklere dayalı genellemeler yaparız.Bu genellemelere kavram deriz.Örneğin, kütle-hacim maddenin özelliklerini ifade eden kavramlardır. Genellemelerimize verdiğimiz adlara bilimde kavram deriz. -Kavramlarımız olmazsa bilgileri etkili bir biçimde anlayamayız. -Yaratıkların,süreçlerin, olgu ve olayların;benzerlik ayrıcalık ve geçiş karakterlerine göre çeşitli şekillerde sınıflandırılarak genellemelere vardıktan sonra bir veya birden fazla isim altında toplanır ki biz buna kavram deriz. Örneğin; enerji, ışık. -Bir kavramın özgün özelliklerinin sınırı ne kadar iyi çizilmişse o kadar iyi anlaşılır. -Bir kavramı en mükemmel temsil eden model, şekil ve yöntem seçilmelidir. -Kavram gruplarında yer alan kavramlar en güzel şekilde temsil edilmelidir. -Bir armudu veya elmayı şekille göstermek ayrıdır. -Cisim olarak göstermek ayrıdır. -Bazı kavramlar sübjektiftir. -Birkaç kriterle yaşatarak öğretebiliriz. Kavram: doğa ve ötesindeki; olgu, olay yaratık ve herhangi bir şeyi anlam bütünlüğü açısından temsil eden kodlanışın ifade şeklidir. Ör.sıcaklık, -Bazı kavramların isim yüzleri vardır bunlara kavramisim denir. Ör,çiçek (hem isim hem kavram) -Bazı isimlerin kavram yüzleri yoktur (kavram olamazlar).Ör. Ahmet -Tüm olanaklarımızı verimli kullanarak, her konuya özgü en doğru öğretim yöntemlerinin, kavramların, kavramisimlerin, isimlerin hayata güncelle kombinezonunu/larını (dizaynlarını, düzenlenmesini) kurmayı-uygulamayı düşünsel alışık tepki (refleks)-tepki haline getirmeyi öğrencilerimize kavratmak ve alışkanlığını geliştirmektir. -Bu düşünsel alışık tepki (refleks)-tepki mantık sistemi ve muhakeme gücünü kazandırmak için, öncelikle;bilgilerin zihnimize kabulleniş, depolanış ve kullanım çeşitlerini bilmek önemlidir. -Bu konuda var olan temel yöntemlerle ilgili bilgileri doğru edinmek ve öğrenmek gerekir. -Bilgileri edinmek ve hayatla ilişkilendirmek için, yeterince eşik bilgilere sahip olmanın yanında;sanal ve gerçek dünyasında asrın dogmalarını güvenle aşarak hür ortamda düşünüp düşüncelerini açıklaması daha elzemdir. -Zihnimizdeki sembolik, kavramsal kodlamalarımız olmazsa ne olur? -Zihnimizdeki kavramların, isimlerin ve kavram-isimlerin silindiğini düşünün. -Yontma taş devri insanı, dilsiz bir insan veya hayvanların seviyesinde bildiklerini ifade etmedeki doğallığını yada vücut organlarını, vücut dilini, yüz ifadelerini kullanma desteğine gereksinim duyarız. -Yazılı ve sözlü her kavram, kavramisim, isim, deyim, özdeyiş, vecize, düşünceyi ifade eden her şeye eleştirel gözle bakılmalı ve en mantıklı-liyakatli alternatifi geliştirilmelidir. Ör.elmadan daha mantıklı alternatif isim ve kavramlar üretin. Ör.toparlak/topak kırmızı, toparlak/topak sarı,toparlak/topak yeşil, tatlı topak... vb, portakal/tatlı/sulu sarı topak. -Çok özel haller hariç, her kavram, kavramisim, isim, deyim, özdeyiş, vecize, düşünce üretirken veya düzenlerken;düşünsel ve eleştirel tercihte, doğal dillerin vahşi kurallarına ve hece vezninin akıcı ses-kafiye uyumunun keyfine, zevkine ve cüşuna, akli,mantıki ve ahlaki anlamlar feda veya yem edilmemelidir. -Kavramların listesini kavram araçları şeklinde hazırlamak son derece önemlidir. -Öyle bir yazılı-sözlü alfabe ve lisan ilişkisi hazırlayalım ki her harfi ve harfleri bir araya geldiğinde, matematikteki rakamlarlar gibi mutlaka bir veya birkaç mantıklı anlam taşıyacak şekilde dizayn edilmelidir.. Yerleşim yerlerinin aralarındaki iletişimin insanlık için önemi ne ise; kavramların kavram araçlarıyla doğru konumlandırılarak öğretilmesi ve zihnimizde doğru konumlandırılmaları bundan daha önemlidir. (Demirkuş 2005). Kavramların Öğretimdeki Önemi ve İstendik Etkileri 1-Kavramlar öğrenmeyi gözle görülebilir biçimde artırır. 2-Kavramlar öğrenmeyi gözlenebilir hale getirir. 3-Kavramlar farklı öğrenme şekillerine ve öğrenciler arasındaki diğer bireysel farklılıklara hitap eder. 4-Kavramlar pek çok değişik konu, öğretim aşaması ve not seviyesi için uygundur. 5-Kavramların öğrenilmesi, öğretilmesi ve kullanılması kolaydır. 6-Kavramlar kapsam temellidir. 7-Kavramlar arası kapsam oluşturulması ve bütünleştirilmesinin değerlendirilmesinde kolaylıkla kullanılabilir. 8-Kavramlarla; koşullu, serbest, ilişkisel kavram kümesi,tablosu veya döngüleri (çarkları) oluşturmak öğrenci merkezli ve öğrencinin aktif olduğu yöntemlerdir. 9-Ayrıca öğrenciyle öğretmen koşullu, serbest, ilişkisel kavram kümesi, tablosu veya döngüleri (çarkları) oluşturduklarında, öğretmen öğrenci etkileşimini teşvik eder. 10-Kavramlar arasındaki doğrusal ilişkilerin tanımlamalarına yararlı bir alternatif oluşturur. 11-Kavramlar bir sistem içindeki ilişkilerin gösterilmesinde yararlı alternatiflerdir. 12-Kavramlarla öğrenciler okul yılları boyunca koşullu, serbest, ilişkisel kavram kümesi,tablosu veya döngüleri (çarkları) yapmayı öğrendikçe, kavramları ayrı ayrı ve kopuk düşünmekten çok bir bütün olarak ele alacaklardır. 13-Bir kavramın öğrenilmesi öğrenciyi diğer koşullu, serbest, ilişkisel kavram kümesi,tablosu veya çarklarını kullanmaya yöneltecektir. 14-Bu sayede öğrenciler kavramları sentez yoluyla bilgilerini birleştirebilecek, analiz ve organize edebilecektir. A-Bildiklerimizi lisanımıza devşirmenin yapı taşları(veri tabanları ) olan kavramları, kavramisimleri, isimleri noktalama işaretleri, harfleri, rakamları ve sembolleri hayatımızda doğru ve liyakatli kullanmayı alışık tepki (refleks) haline getiren öğretim, öğrenim ve eğitim sistemleri geliştirmek ne demektir? B-Kavramları, isimleri ve kavramisimleri; zihinsel fıtrat(yapı) özgünlüklerine(çeşitlerine) ve zihinde ilişkisel Kavram Kümesi -kavram örgütleme yapılarına uyumlu doğal ve yapay kavram kümeleri şeklinde örgütleyip liyakatli ve doğru öğreterek hayata uygulatmak ne demektir? C-Doğal insanların, ilkel insanların, gelişmiş insanların ve evrensel insanların zihin havuzundaki zihinsel kavram örgütlenmesi- Serbest Kavram Kümesi, İlişkisel Kavram Kümesi ilişkisinin ayrıcalık ve özgünlerin farkındalığını anlamaya çalışın. Hangisinde vahşi, hangisinde cahil, hangisinde akli, hangisinde evrensel zihinsel kavram örgütü-ağı ve yapısı vardır? İpucu;Temizliği, dürüst olmayı, peygamber ahlaklı olmayı…vb eylemleri, -Evini, arabasını,…vb eşyayı, -Hayvanları, bitkileri, …vb canlı gruplarını, -Milleti, vatanı, toplumu…vb insani gruplarını,…vb 1-Sevmek, 2-Hoşlanmak 3-Önemine inanmak 4-Merhamet etmek arasındaki yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... vb değer yargılarının farklarını ve farkındalıklarını liyakatli anlamaya, hayata uygulamaya çalışın. -Farkındalıklarını kavradıktan sonra liyakatli eşleştirmeye çalışın Ör.sevginin liyakati hangi yaratıkta,eşyada, canlı grubunda/larda hayat bulması veya icabet edilmesi daha liyakatlidir. Ör.sevginin, hoşlanmanın ve merhametin liyakati hangi yaratıkta/larda,eşyada/larda, canlı grubunda/larda hayat bulması veya icabet edilmesi daha liyakatlidir. -Yukarıdaki mantıktan hareketle toplumsal bazda kullanılan hemen çoğu kavramlar, kavramisimler, isimleri noktalama işaretleri, harfler, rakamlar ve semboller; akli gereksinim ürünü değilde, nefsi rastgele gereksinim ürünü olarak vahşice(doğal) kullanılmakta olduğundan emin olun. Çok azı bilinçli ve liyakatli kullanılmaktadır. O zaman tüm kavramları, kavramisimleri, isimleri noktalama işaretleri, harfleri, rakamları ve sembolleri hangi sahalarda daha liyakatli kullanmamız gerektiği konusunda Evrensel Alfabe, dil ve lisanımızın veri tabanını oluşturan kavram, isim ve kavramisimler konusunda yapacak çok önemli işlerimiz var demektir. Ör.peygamberin ve eşlerinin itlere ve evcil diğer hayvanlara icabeti ile asrımızın insanlarının icabeti arasındaki farkındalığı anlamaya çalışın. Ör.bir ite sadece merhamet etmek, hem sevmek hem de merhamet etmek ve samimiyetle hep sevip duygularının baş köşesine oturtmak arasındaki liyakat ve farkındalığı anlamaya çalışın. -Aynı şeyi bir insan yavrusu için düşünün.Tüm yaratıklara veya her şeyi sevmeye, saygı duymaya, tapmaya…vb icabet etmeye insanın zamanı, gücü, olanakları, yetmeyeceğini ve çevremize liyakatli icabetin farz olabileceği anlamaya çalışın. -Zaman isteyen, ilgi isteyen bu ayrıcalığı tüm kavram, isim ve kavramisimler için düşünerek eğitim sistemindeki vahşeti(doğallığı) görmeye çalışın. -Yani bir insanın; gönlük ve yıllık hayat döngüsünde bitmez tükenmez sanılan hayatının bilinçli olarak; kavramsal, isimsel, kavramisimsel, eylemsel ve düşünsel olarak neyi nereye ne kadarını harcaması gerektiği konusu ciddi bir şekilde düşünülmeli ve hesaplanmalıdır. -Yada liyakatli öğretim, öğrenim ve eğitimle bu istendik peygamber ahlakı alışık tepki (refleks) ve alışkanlıkları öğrencilerimizde geliştirmeliyiz. Kavram Kümesini Oluşturacak; Kavramlar, Kavramisimler ve İsimler Hangi Kriterlere Göre Seçilmeli? Kavram Kümesini Oluşturacak; Kavramları, Kavramisimlerı ve İsimleri Doğru Seçmenin Kriterleri Amaca Uygun Kavram, Kavramisim ve İsimleri Doğru Seçmenin Kuralları/Kriterleri A-Amaca hizmet edecek kavramlar, kavramisimler ve isimler; doğru tanınmalı, seçilmeli gerekirse türetilmelidir. B-Zihinsel, beyinsel ve yaşamsal dağarcığımızda komşu kavramlarla doku uyuşmazlığı olmayan ve anlamsal ilişkileri en iyi bilinen tanınan sade kavramlar seçilmelidir. C-Zihnimizdeki diğer kavram öbeklerine ve örüntülerine uyum içindeki kavramları, isimleri ve kavramisimleri ana dilden seçilmelidir. D-Kavramları zihne yansıtırken;bazı kavramları nesnel, bazılarını sembolsel, bazılarını eylemsel, bazıları kavram öbeği yada kümesi şeklinde, bazılarını; hem sembolsel hem de nesnel yada hem eylemsel hem de nesnel…vb en uygun, verimli ve liyakatli değişik öncelikli düzenlemelerle seçilmeli ve öğretilmelidir. E-Bazı kavramlar doğal, yapay, yazımsal(tanımsal) öncelik yapılarıyla seçilmeli ve öğretilmelidir. Ya da gerekirse her üç hali bir arada uygun öncelik sırasına göre aynı zeminde verilmelidir. Örneğin, elma kavramı; nesnel olarak mı, yapay olarakmı tanımsal(yazımsal) olarak mı öğretilmelidir. F-Kavram öğretim şeklini genellikle; konunun ve kavramın yapısı, özgünlüğü, özellikleri, hedef kitle veya öğrenci kavram dağarcığı çeşidi-yapısı-şekli-kapasitesi, seviyesi, olanaklar ve tercihler belirler. Kavram Kümesi Oluşturmanın Aşamalarında/Basmaklarında Kavramlar Hakında Mutlak Bilinmesi Gerkenler Kavram Kümesi Hazırlamanın Basamakları/Aşamaları/Kuralları 2-Kavram kümesini/lerini oluşturacak;kavramların, kavramisimlerin ve isimlerin;kapsamları, nicel ve nitel özgünlükleri net belirlenmelidir. 3-Kavram kümesini/lerini oluşturacak;kavramların, kavramisimleri ve isimlerin ilişkileri net belirlenmelidir. 4-Kavram kümesini/lerini oluşturacak; kavramların, nicel, nitel, tanımsal, ilişkisel ve kapsamlarına göre; ya merkezden çevreye ya çevreden merkeze yada yarıdan-tepeden tabana veyahut tabandan yukarıya doğru dizayn edilmelidir. 6-Kavram kümesinin/lerinin şekillenmesinde ve düzenlenmesinde kulanılacak sanal araç/lar serisi doğru seçilmelidir. 7-Gerekirse bu kavramsal özgünlükler yada ilişkiler kavramlar arasındaki bağlantılar üzerine yazılmalıdır. Kavram Araçları Çeşitleri A-Kavram İlişkilendir Tablosu 1-Doğal Kavram İlişkilendir Tablosu 2-Yapay Kavram İlişkilendir Tablosu B-Serbest Kavram Kümesi 1-Serbest Doğal Kavram Kümesi;Ör. Muradiye şelalesinde gezi gözlem Serbest Doğal Kavram Kümesi,İzlemek İçin Tıklayın 2-Serbest Yapay Kavram Kümesi;Ör. Bir tesisteki kavramalar. 3-Serbest Yarı Doğal Kavram Kümesi C-İlişkisel Kavram Kümesi 1-İlişkisel Doğal Kavram Kümesi;Ör.İkimle ilgili kavramlar, 2-İlişkisel Yapay Kavram Kümesi ;Ör.İzlemek İçin Tıklayın, 1, 2 3-İlişkisel Yarı Doğal Kavram Çözümleme Kümesi D-Koşullu Kavram Kümesi 1-Koşullu Doğal Kavram Kümesi;Ör.Döllenme ve büyüme doğal döngüleri 2-Koşullu Yapay Kavram Kümesi;Ör. Elektrik tesisatı şebekesi, zil tertibatı çalışma sistemi 3-Koşullu Yarı Doğal Kavram Kümesi;Ör. E-Kavram Döngüleri(Çarkları) 1-Koşullu Kavram Döngüsü;Ör. Krebs, Devirli (Devresel) Fotofosforilasyon a-Yapay Koşullu Kavram Döngüsü b-Doğal Koşullu Kavram Döngüsü 2-İlişkisel Kavram Döngüsü;Ör. Canlılarda Besin Döngüsü a-Yapay-İlişkisel Kavram Döngüsü b-Doğal -İlişkisel Kavram Döngüsü 3-Serbest Kavram Döngüsü Ör.Ekolojide Enerji Döngüsü a-Yapay Serbest Kavram Döngüsü b-Doğal Serbest Kavram Döngüsü A-) Kavram İlişkilendir Tablosu -Kavram İlişkilendir Tablosu Ders Nasıl İşlenir? -Kavram İlişkilendir Tablosunu Oluştur Basamakları. 1-İşlenecek konu seçilir ve tahtaya yazılır. 2-Tablonun ilk sütununa öğretilmek istenen yaratıklara ait kavramlar yazılır. 3-İlk satıra yaratıkların özgün özelliklerine ait kavramlar sıralanır. 4-Yaratıklara ait kavramlar ve özgün özelliklerin kesiştiği satır ve sütun koordinatına ‘X’ işaretlenerek kavramlar ilişkilendirilir. Kavram İlişkilendir Tablosu bir defa hazırlandıktan sonra kavramları pekiştirmek ve ilişkilendirmek için de kullanılabilir. Örneğin; öğrencilere, hangi bitki grupları hem karda hem de suda yaşar sorusu sorulduğunda ;yaşama özellikleri altındaki karda ve suda yaşarlar sütunun altındaki X işaretine giderek kavramların ilişkilendirici yanıtını kavrar. Kavram İlişkilendir Tablosu; belli kategorideki kavramların, benzer ve özgün özelliklerini gerekirse resim-şekillerini bir arada incelememize olanak sağlar. Ör: dokular, organlar, sistemler, yakın canlı grupları, beslenme şekiller, üreme şekilleri, fert, toplu ve grup özellikleri, yaşam alanlarını özellikleri, RNA veya DNA (a,b,c,d,e,z) çeşitleri, hormon, vitamin, yaratıklar. Bitkilerde Üreme Şekilleriyle İlgili Kavram İlişkilendir Tablosu
Bitki Grupları ve Yaşama Özellikleriyle İlgili Kavram İlişkilendir Tablosu
C-)İlişkisel Kavram Kümesi Nedir? Kavram ağları, öğrencilerdeki mevcut bilgileri harekete geçirmek amacıyla; kavramlar arasındaki ilişkileri ve kavramların kapsamları dikkate alınarak, bu iki ilişki arasındaki yakınlık-kapsam korelasyonuna göre düzenlenir. Örnek:Hücre, Hava Durumu, her türlü sınıflandırma,Anatomik yapı, iklim, organik bileşikler, bitki örtüsü çeşitleri, canlı çeşitleri, İlişkisel Kavram Kümesi Oluştur ve Uygula Basamakları: 1-En büyük yada kapsamlı miğfer ilişkisel kavram merkezde ya da en üstte yer alır. 2-Bu en büyük ilişkisel kavramın kapsamına giren diğer alt ilişkisel kavramlar; kapsam, özgün özellikleri ve yakınlık derecesine göre sınıflandırılır ve gruplandırılır. 3-Sınıflandırılan ilişkisel kavram grupları aynı seviyede olanlar aynı düzlemde olmak koşulu ile yani en kapsamlıdan en küçüğüne doğru sıralanır. Hava Durumu İle İlgili İlişkisel Doğal Kavram Kümesi Tablosu İlişiksel Yapay Kavram Kümelerine Örnek İzlemek İçin Tıklayın, 1, 2
D-)Koşullu Kavram Kümesi Nedir? Koşullu Kavram Kümesinde; bilginin, kavramın nedeni/ nereden kökenlendiğini ve ilişki derecelerini bilmek önemlidir. Koşullu Kavram Kümesini Anlamada;çimlenme olayı kısa metrajlı filmindeki olamazsa olamaz koşulları çok güzel bir örnek teşkil eder. Koşullu Kavram Kümesi;kavramların ilişkileri, kapsamları ve özgün özelliklerinin şekil, grafik ve sözcüklerle önerme ve ilkelere dayalı olarak ifade edildiği bir ilişki ağıdır. Ör:Solunum,Fotosentez, besin zinciri, Azot, Su, Hidrojen, Karbondioksit…vb element döngüleri, büyüme, protein sentezi, enerji döngüsü. Koşullu Kavram Kümesi Oluştur ve Uygula Basamakları: 1-Öğretilecek konunun adı en başa yazılır. 2-Öğretilecek konuyla ilgili koşullu kavramlar listelenir. 3-Koşullu kavramlar arasındaki ilişkiler, özgünlükler, farklar ve genellemeler maddeler halinde yazılır. 4-Koşullu kavramlar en genel kavramdan özel kavramlara doğru veya kapsam, özellik ve ilişkilerine göre derecelenir. 5-Derecelendikten sonra kutucuklar içine alınır. 6-Koşullu kavramlar arasındaki ilişkiler, oklar ve ifadelerle yönlendirilir. Bitki Büyümesi İle İlgili Koşullu Doğal Kavram Kümesi koşullu kavram öbeği öğrenme konusunda bilinenle karşılaşılan kavramlar arasında bağlantı kurmaya işaret eder. koşullu kavram öbeği tekniğinde kavramlar hiyerarşik olarak soru zarfları ve bağlaçlarla ilişkilendirilir. Bu ilişkiler, ön deneme niteliğindedir. Her yeni anlamla karşılaşmada daha önce algılanmayan ilişkiler görülebilir. Birey böylece yeni anlamları bulur ve bunları duygularıyla bütünleştirir. koşullu kavram öbeği aynı zamanda yanlışları da ortaya çıkarır. Yanlış kavram iki kavram arasındaki bağlantının ya da kavramla ilgili kritik özelliklerin gözden kaçırılmasıyla ilgili bilgiye işaret eder. koşullu kavram öbeği yöntemi ekolojiye de başarılı bir şekilde uygulanmaktadır. Öğrencilere ekoloji ile ilgili kavramlar sunulmuş aralarındaki ilişkiyi bulmaları istenmiştir. Bu işlemde genelden özele doğru bir yol izlenmiştir. Daha sonra da öğrencilerin hiyerarşik olarak kavramları ayrıştırmaları sağlanmıştır. Koşullu Kavram Kümesi son yıllarda öğretmenler için bir öğretme ve değerlendirme stratejisi haline gelmiştir. Bu stratejiyi diğerlerinden ayıran ve üstün kılan yararları aşağıdaki gibi sıralayabiliriz. - Öncelikli avantajlarından biri esas fikirlerin görselliğini ortaya koymasıdır. Ancak Koşullu Kavram Kümesi gerek öğretmenlerin gerekse öğrencinin oluşturduğu yakın-ilişkili kavramlar arası bütünleşik sanal araçlardır. Bu sebeple aynı konuya ya da miğfer kavrama yönelik Koşullu Kavram Kümesi özel görüşlerini yansıttıkları için farklı çizilebilir. Bitki Büyümesi İle İlgili Koşullu Doğal Kavram Kümesi Döllenme Olayı Koşullu Doğal Kavram Kümesine Örnektir. İzlemek İçin Tıklayın
E-)Kavram Döngüleri (Çarkları);Kavramlar birbirini takip ederek döngü oluştururlar. Döngünün çarklarına giren kavramların temsil ettiği oluşumlar arasına ikinci derecede kavramların temsil ettiği oluşumlar meydana gelir. Kavram Döngülerine (Çarkları) Örnek;Krebs Döngüsü Krebs Çemberi (Citric Acid Cycle)
Kavram Araçlarını Örneğin Kavram Çarkının Parçalarını Doğru ve Liyakatli Düzenlemek ve Konumlandırmak Ne Anlam Taşır?
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
21.Yüzyılda; Sınavlar Nasıl Yapılmalı, Neye/lere, Hangi Özelliklere Göre İnsan Yetiştirmeliyiz ve Meclisi Nasıl Seçmeliyiz. 34(2009).A-Anne ve babalar olarak; eğitimde hedefimiz sırasıyla; çocuklarımızın; sınıfın en Peygamber Ahlaklı, en çalışkan sonra en başarılı kişilikler olmaları beklentisi ve gayreti içinde olmalıyız. Eğitim, öğretim, düşünce ve mantık sistemlerimizde buna göre dizayn edilmelidir. DEMİRKUŞ 2008
-Yapısal Özgünlükler Öğrencilerde Bazı Ahlak Kriterleri Her Öğrenci Zatına Özgü Olanaklara ve Yapıya (Fıtrata) Sahip Olduğu Dikkate Alınarak Öğrencinin Fıtrat(yapısı) Ölçüsünde Çalışkanlık, Özveri, Şefkat ve Performans Kriterleri;(Her Öğrencinin;Zekası, Sağlığı, Zatına Özgü Hasletleri, Olanakları ve Fıtrata Sahip Olduğu Dikkate Alınarak veya Öğrencinin Sağlığı, Fıtrat, Olanakları ... vb İradesi Dışındaki Etkenler Dikkate Alınarak Değerlendirmeler Yapılmalı ) Öğrencinin Sanal Kapasitesi(Hafızasının Global Sınırları) Aşağıdaki sınırları belirleyici periyodik sınavlar yapılmalı ve özel sorular hazırlanmalıdır. Öğrencilerimizde ve yavrularımızda yukarıdaki istenen hasletler en güzel şekilde geliştirmek için aşağıdaki istem ve temennileri, doğumdan üniversiteyi bitirene kadar asgari hangi seviyelerde kimlere verdirmemiz gerektiğinin önemini öğretim, öğrenim ve eğitim spektrumuna doğru konumlandırmamızın acili yeti vardır. Neden, İlim ve ahlak eğitimi ve öös puanı, halen yapılan nesnel öğretim, öğrenim ve eğitim puanının paralelinde verilmeli? Örneğin 2 Bir öğrencinin neden banyo yapası gerektiğinin, toplu taşıma ve yaşam yerlerindeki koltukaltı pis kokusunun çevreye verdiği sessiz rahatsızlığı görsel ve işitsel filmler ve ortamlarla verilmeli. Örneğin 3 Öğrencinin neden çıplak ve aşırı erotik giyinmemesi gerektiğinin gerekçeleri toplumdan alınan kesitlerle görsel ve işitsel filmler ve ortamlarla verilmeli. Neden normal ve akli-ruhi duygulara hitap eden ifrat ve tefritten uzak giyimi tercih etmesi gerektiği yaşatılarak öğretilmelidir. Örnek 5 Hayat arkadaşını seçerken neden önce her iki tarafında, zayıf, güçsüz, geri dönüşümsüz , vazgeçilmez farzlarını, idlerini, idollerini, dini-toplumsal yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... vb değer yargılarını …vb ortaya koyarak birbirini, tanıma işine girişmeleri gerektiğinin önemi görsel ve işitsel filmler ve ortamlarla verilmeli. |
| Meclisi Nasıl Seçmeliyiz. Sanki insanlığın düşünce kıblesi Doğal (Vahşi) Demokrasi, bilimsellik ve evrim düşüncesi ile doğanın nesnel ve sanal döngüsüne yapışmış ve kenetlenmiş gibidir. Demirkuş 2009. Demokrasilerde çare tükenmez. Önermesi; hem gizli düşünce ve kavram yanılgısı hem de gizli şirki içeren asrın cahillerinin bir cehalet belgesi ve kanıtıdır. "Genellikle her çarede en az bir demokrasi vardır ama her demokrasinin en az bir çaresizliği vardır!!" Demirkuş 2008 Yönetim sistemlerinde;bilenin, bilmeyenin, zalimin, katilin, sapığın, yarı delinin, velinin…vb oylarının gücü aynı oldukça, demokrasi sürü rejimi olmaktan kendini kurtaramaz ya da insani demokrasi olamaz.Demokrasi 2008 Çıkarsma; Halkların, devletlerin yararlı, özgün çok yönlü çeşitliliğini;tek tip Doğal (Vahşi) Demokrasinin, tek tip kapitalizmin, tek veya çok parti ve tek milletin, bilimselliğin... vb kültür normlarına asimilasyona zorlamanın, tevhit ettirmenin cehaletini ve toplumsal tufanlarını görmeye çalışın. Uzun vadede fert ve azınlığın yüzde yüz haklı, doğru ve gerçekçi olduğu bir ortamda ve toplumda;bir rejimin ya da yönetim sisteminin bu hakikate kör, sağır, sakat ve cahil olması ne acıdır!! Bu gücü kendine siper edinen kapitalistler... vb ...istler ortalıkta cirit atıyor ve ne yazık ki halkları ve bilim bilgilerinide (bilim insanlarınıda) bu siyasetle liyakatsiz kullanıyorlar. Sürülerde de çoğunluğun ve güçlünün/lerin istemleri geçerlidir. İnsanda fert, azınlık veya çoğunlukta;ispata gereksinimi olmayan ya da tartışma götürmeyen haklıların, doğruların ve gerçekçilerin istemleri geçerli olmalıdır. İpucu;çoğu peygamberler kavimin de hep azınlıkta kişilerdi. Haklı oldukları halde peygamber ahlakının haklı hakimiyeti uğruna şehit olmuşlardır. Halkların; doğru ve haklı iradesi ile cahil, siyasi, düşünsel ve/veya nesnel sadist, siyasi, düşünsel ve/veya nesnel mazoşist iradelerinin meclislerde tecellisi arasındaki farkı doğal ve insani demokrasi ile ilişkilendirmek önemlidir. Kuvvetler ayrılığına ve kuvvetler bütünlüğüne dayalı kurumlarla ayakta duran iki; fert, toplum, devlet veya kavim arasında ki farkındalığı doğru kavramak gerekir. İnsani demokrasilerde;bilimsel, toplumsal ve dini olarak her fert ve her azınlığın veya siyasetçilerin (ezbere ve rastgele değil) görüşlerinin liyakatli sınırlarını taktire bağlayan dinbilim ve toplum uzmanlarından kurulu yeminli resmi ve yarı resmi kurumlar geliştirilmelidir.Doğal millet, doğal devlet ve insani millet insani devlet kavramları liyakatli tanımlarıyla yerine oturtulmalıdır. Okul öncesi eğitim hayatında başlamak üzere;öğrenciye hocalık yapan her öğretmen yeddi yeminli olmak üzere;öğrencinin liyakat, peygamber ahlakı, çeşitliliğin gerekliliği bilinci, bilgili olmanın elzem oluşu, peygamber ahlakı kurallarına riayeti, paylaşma duygu ve sıfatları…vb konularda puanlansın. Üniversiteye girişte de bu ahlak puanı en az % 50 tesir etsin. Üniversiteyi bitirince hocalarından aldığı ahlak puanını da, üniversiteye girişte ki ahlak puanına ilave edilerek toplam ahlak puanı kullanacağı oyun güncü belirlesin. Yaşam süresinde hayat döngüsünde aldığı cezalar, kötü ahlak sergilediği durumlar oyunun gücünü düşürsün hatta katilse ömür boyu oy kullanmasın. Devlete karşı ihaneti durumunda oy gücü elinden alınır veya düşürülür. Yalan habercilik yaptığı saptanan medya mensupları, kötü ahlak örneği eylemler, yalan ve dolandırıcılık yapan siyasilerin oy gücü aldığı cezaya göre düşürülür, siyasetten men edilir…vb Bölge ve belde insan vekilllerinin meclisinde;halktan aldığı oy oranında; oy kullanabilirlik, deneteleme ve çözüm üretmeyi hesaba katınız.Bu meclislerde bölgesel ve yöresel sorunların çözümleri üretilir. Tüm seçmeni temsil eden meclisin hepsi iktidar; seçmenlerinden aldığı oy oranında;hükümette görev alması ve her İnsan vekilinin mecliste kullanacağı oyun gücü; temsil ettiği seçmen sayısıyla bire bir örtüşmelidir.Hatta internet, iletişim ve bilgisayarın olanaklarını ve gücünü kullanarak(Ör.parmak izi, retina özgünlüğü..vb organ kişisel özgünleri internetten kullanarak oy kullanmak)(Ör.parmak izi, retina özgünlüğü..vb organ kişisel özgünleri internetten kullanarak oy kullanmak)(Ör.parmak izi, retina özgünlüğü..vb organ kişisel özgünleri internetten kullanarak oy kullanmak) her İnsan vekili oyunu aldığı seçmenin nokta adresine kadar iletişim içinde olması bile mümkündür. Kısaca ailenin-kişinin vekilini sıcak denetim hakkını da elde etmiş olur. Bu geçici tümel temsil sistemi( insan demokrasisine geçişi) daha verimli az kavgacı bir düzen olabilir. İktidarlar bölge-yöre halk meclisleri tarafından periyodik olarak denetlenip raporları kamu oyuna duyurulur.Yıllık bütçede ekonomik seviyesi yüksek olanlar serçe parmaklarını taşın altına koyarak düşük bölgelere-yörelere özürlü-yaşlı kişilere, ülkedeki tüm işsizlere ….vb ulaşmak üzere belli yüzdede ör %5-10 gelişim vergisi toplanır. Halka yarı zorunlu ve teşvik edici; sanayi, yerleşim, tarım vb çarpık gelişimin tersine motive edici kredi ve vergiler uygulanır...Ayrıntı için tıklayın;1, 2, 3, 4, 5, 6 Yönetimlerin, rejimlerin ve sistemlerin kalite ölçüsü: ürettiği ve çalıştırdığı insanlar;nesnel ve sanal eylemlerinde topluma peygamber ahlakı açısından örnek isler hedefe ulaşılmıştır. Değilse ya yönetim, rejim ve sistem eksik-bozuk-yanlış ya içindeki insanlar eksik-bozuk-yanlış ya da her ikisi de eksik-bozuk-yanlış. Demirkuş 2008. Özellikle birbirini tamamlayıcı kavram, yaratık, olay, olgu…vb karşılaştırılmak veya eşitlemeye kalkışmak saçmalık, cehalet, akılsızlık ve mantıksızlıktır. Bu durum mantığı ve özdeyişleri sadece hece vezninde arama hastalığı gibi bir cehalettir. Ör. Akıl mı üstündür vahi mi? Vahi akıl için rehber, akılda vahinin rehberliğini hayata uygulayan Allah CC’HUN insana verdiği sanal ahlaki araçtır.Hukuk mu üstündür insan mı? bayan mı üstündür erkek mi? bayan ve erkeği biyolojik veya matematiksel eşitlemeye kalkışmak ya da eşitlik koşullarını yaratmaya kalkışmak gizli cehalet ve gizli akılsızlıktır. İnsani demokrasi için tüm dünya devletlerince hür kimliğin kabul edilmesi belki daha hayırlıdır. Doğal (Vahşi) Demokrasinin yönetim sistemlerinden ve buna bağlı-uydurulan toplumsal eksik, cahil, liyakatsiz ve yanlış; öğretim, öğrenim ve eğitimden kaynaklanan doğal insan ahlakından kaynaklanan (insanın ahlaken doğallaşması/tarzanlaşması) fiziksel ve toplumsal tufanların doğaya, topluma ve geleceğe zarar vermemesi için sorunlarını çözmek gerekir. Belki de bu sorunların 21. YY'DA ve gelecekte yaşanmaması için Doğal (Vahşi) Demokrasi ile İnsani Demokrasi arasındaki çizgilerin radikal ve geçişken farzlarla ayırmaktan geçer. -Doğal(vahşi) demokrasi rejimine tabii bazı ülkelerde tabanı, tavanı ve her şeyi doluşturan halk analaşıyor iktidarı oluşturanlar boğuşuyor tüm yaratıklara kötü örnek oluyor. Aynı rejim sisteminde bazı ülkeler ise iktidarlar iyi geçiniyor halk geçinemiyor. Yada bazı ülkelerde Doğal(vahşi) demokrasi daha verimli sonuçlar verir. A-Önerme sonuçlarından hangisi ülkemizi de görülür? B-Neden Kaynaklanıyor? C-Sizce en verimli sonuç için hangi koşulları getirmek gerekir? -Bir ülke düşünün halk peygamber ahlaklı geçiniyor, iktidara gelenler geçinemiyor o zaman belki de seçim sistemi döngüsündeki hata ve eksikler nedeniyle iktidara getirilenler liyakatsiz seçilmişledir. -Yani seçilenler halkın bir birbiriyle geçinmeyen zıt görüşlerini temsil edenlerin nüvesi iktidara seçimle gelmişlerdir yada getirilmişlerdir. -Var olan meclis ve iktidar peygamber ahlakı kurallarıyla geçinen mozaiğini çekirdeğini temsil etmiyor, tam tersi vahşi ahlaklıların çekirdeğini temsil eden kişilerden müteşekkil demektir. -Bizim yapacağımız; öyle bir seçim sistemi geliştirilmelidir ki, peygamber ahlakı kurallarıyla (peygamber ahlakı) bir birbirine bağlı ve saygılı aşure halk mozaiğinden (bulamaç-kaos mozaiği değil) insanların arasındakilerden meclise mantıki-liyakatli hercai çiçek açtırmaktır. -Demokrasilerde fert, toplum ve halkların fıtratları, inanç değerleri, kültürel yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... vb değer yargılarından;değişmemesi, düzenlenmesi gereken yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... vb değer yargıları, çevre ve olanakları çok iyi ve sağlıklı tanındıkça sağlıklı seçim, eğitim ve yönetim sistemleri geliştirilir. -Fert, toplum ve halk bazında nefsini ve çevresini doğru tanıyıp, olanakları ölçüsünde kendini doğru konumlandıran unsurların bekası hayra gider. (nefsini tanıyan rabbini tanır ayet var) -Bir ülkede demokraside ısrar ediliyorsa; öyle bir seçim sistemi geliştirilmelidir ki, 70 milyondan 1 tek fert haklı ve doğru ise kalan herkes yanlışsa haklı ve doğru olanın dediği ve savunduğu uygulamaya konulmaya engel olunmamalıdır. -Doğal(vahşi) demokrasiler bu duruma kördür. -Var olan Doğal(vahşi) demokrasilerde durum tam tersine gözükmektedir. -Belki de, kısa vadede köyleri temsil eden köy nüfusu oranında 1-2 veya 3 kişi, kazaları 2, 3, 4 kışı, kaza merkezi nüfusu oranında, il merkezi nüfusu oranında partiler değil, halkın kendisi kendi aralarında ve kendi beldesinde yaşayanlardan temsilci seçer bölge meclisi oluşur. -Seçim için para gereksinimin hepsini yaşam beldelerine devlet yöre koşullarına göre verir ve seçim vergisi olarak halktan vergi toplar. -Seçilen belde temsilcileri bölge meclisini oluşturur. -En deneyimli dinde ve bilimde anlayan halklara ve çevreye doğru duygudaşlığı olan kişiler başkan ve yardımcı olur. -Genel seçimlere bölgeden herkes katılır hiç kimse devletin parası dışında seçim masrafı için para harcayamaz bağış kabul edilmez. -Bölge kontenjanına ayrılan halkın vekillerinin hepsi bölge meclisindekilerden girerler. -Genel meclise bölgesel seçimlerde ilk sırda girenler aldıkları oy oranında ülke meclisine gönderilir. -Yani seçilen zatın mecliste kullandığı her oy temsil ettiği seçmenin oyunun sayısı ile örtüşür. -Ülke meclisinin hepsi iktidardır, bölge meclisleri tarafından denetlenir. -İktidar meclisin hepsidir. Beyinin sağa ve sol yarım kümleri(iktidar ve muhalefeti Sinerjitik (Uyumlu birliktelik) bir uyum içinde münavebeli ve birlikte çapraz olarak sinerjitik (uyumlu birliktelik) denge ve uyumla ile bedensel tüm faaliyetleri sevk ve idare eder. Koşullar meclisin hangi organlarını gerektiriyorsa orası bedene iktidar olarak hüküm eder. Genellikle asıl faal olan organ görev yaparken diğer simetrik ve simetrisiz organlar işlevsel yardım edici, eksiğini tamamlayıcı, kaliteyi-verimi artırcı ve motive edici yardım eder. Yani muhalefet 1-İşlevsel olan organın eksiğini tamamlamak 2-Yanlış ve hatalarını görüp düzeltmesi için hatırlatmak 3-Kaliteyi, verimi, güdülemeyi artırıcı etkiler -Ülke meclisini temsil eden kişiler edepsiz, asabi, kavgacı, kuma-bayan, gevşek-erkek, bölücülük, ırkçılık, bölgecilik, tek millete özgü milliyetçilik zihniyeti ile siyaset yapamazlar. -Dürüst, namuslu ve peygamber ahlakıyla halkına örnek olmak zorundadır. -Şeffaf olacağız diye küfrü kefene veya bir yerine gizleyerek siyaset yaparsa derhal bölge ve halk meclisinde düşürülüp oy ve yönetme hakkı elinde alınır, gerekirse ömür boyu edepsizlikten siyasetten men edilir…vb. -Aslında üniversite bitimine kadarki toplanan yeddi yeminli ve emniyet nedeniyle isimleri gizli tutulan eğitimcilerden her öğrencinin aldığı toplam ahlak puanında belli bir seviyeyi tutturmayanlar meclislere seçilemez, din eğitimcisi ve öğretmen olamaz, yargıç..vb olamazlar. -Ülke meclisine bölge meclisinin seçimi kazananların kümesi girer. -Tüm meclis bölge meclisi üyelerinden oluşur. -Bölge meclisleri yada ülke meclisi kökendeşlik, ırk, millet, milletçilik siyaseti yapamazlar. - Gerekirse bir bölgenin seçilen meclis üyelerini tümü farklı bölgelerin üyeleriyle yer değiştirerek ülkeyi yönetmede kimlik soy kuduzluğunu (şovenizmi), din kuduzluğunu (siyonizmi), soydini kuduzluğunu (siyoşovenizmi) ve putçuluğu kırmak ya da deşifre etmek için denemelerinin verimini artırabilir!!! -Bölgesini temsil ederler. -Bu durumu tespit edilenler bölücülükten dolayı gizli veya açık oylamayla elde edilen sonuçlarla devletin bölge yargıçlar grubu tarafından yargılanırlar. -Bölge ve ülke meclisleri gerekirse ülke bazında;zararlı ve yararlı örf, adet, kültürel değerleri gerekçesini göstererek yönlendirici ve men edici kararlar alabilirler.1,2,3,4,5 -Halkı yanıltıcı, dolandırıcı…vb siyaset yapanlar geriye ve ileriye yönelik yargılanabilirler. -Parti padişahlığı ve parti başkanlığı krallığı geçerli değildir. -Ülke;parti, mahkeme, yargı, tek ırk, millet, askeri güç ülkesi değildir. -Tüm mozaiğin ülkesidir. Bu mozaik ülke bedeninin ve insanlığın olması gereken liyakatli ve gerekli parçası kabul edilir. -Meclise gönderilen insanların peygamber ahlaklı, akıllı, yeterince zeki, kültürlü, kanaatkar ve her türlü yaratığa doğru empati duyan ve doğru tepkiler geliştiren özelliklere sahip olmasına dikkat edilmelidir. -Devleti yönetenlerin;yönetim masrafları, ev kırası, iş masrafları, yaşadığı beldedeki en uygun koşullardan yararlanmak için zorunlu ve gerekli aile masrafları;parasal olarak değil kendisine verilmez fiili olarak devlet tarafından karşılanır. -Padişah, parti paşası, paşalar…vb gibi masraflı yaşayamazlar. -Tüm yıllık masrafları devletin resmi gazetesinde yayınlanarak halklara maliyetleri deklere edilir. -Yaşama şekli ve ahlak konusunda halkına örnek olmak zorundadır. -Asgari ücret üzerinde maaş alır. -Emekliliği için normal devlet memurları için ne gerekli ise o ücret ödenir. -Lüzumu halinde ve gerekçesi geçerli ise bedava korunma kararı verilir. -Ülkesinin insanlarını cüzi bir paraya ve canı pahasına korumasız dolaşarak yönetmek Hz. Ömer RA şanında ve kutsal bir görevdir. -Böylece para için talip olan parapalaz takımının zeki afatından ülkenin geleceği emin olur. İnsanıTemsil Eden Bir Adayın(İnsan Vekili Aday Adayı); 100.A-Tarihte ülkesini, kurumlarını... vb birimleri karın tokluğuna veya kamu maaşına yönetmiş liderler, vekiller vardır. Parti(azınlık) Demokrasisinde ender liderler; bir maaşını veya tüm servetini halkına bağışlamıştır. Kaldı ki, akıllılar/asiller bu asır parti(azınlık) demokrasisi ile gelip halkını yönetmeyi hiç denemeyi bile düşünmemişlerdir belki. Acaba parti(azınlık) demokrasisi; dilencilerin, yağmacıların, cimrilerin, kumarbazların, kopukların, şovenistlerin, Siyonistlerin ve inat sahiplerinin ortak payda egosunu tatmin ve mevkii için oy dilenerek; halkının(çoğunluğun) parasını-güvenini-gücünü-inancını talan ederek yani insanların kalplerini, güvenlerini talan için;siyasetle kılıfını hazırla, sistemle ortalığı muzırla, bir yere geleyim dereken; siyonistlere ve kapitalistlere kendini kullandıran bir avuç roma ahlakı sahiplerinin inisiyatifinde bir rejim sistemi olabilir mi!? Parti(azınlık) demokrasisinin tam versiyonu kime/lere kısıtlı versiyonu kime/lere çalışır? İpucu :kandırmak, ümitlendirmek, halkı tanımak, propaganda, yalan, dolan... vb sözler yargılanmaz. İnsanın, dünyanın ve doğanın bu demokrasi ile vardığı doğal-yapay döngüler kaosu veya sonuçları (dijital/hesabi,sanal, zihinsel, düşünsel, hayali, Toplumsal, doğal ve tüm enerji hallerine ait döngülerin) açısından düşünün.Peygamber ahlaklı insan, doyumsuz kapitalistler, kullanılan cahiller, rekabet(vahşi-doğal birliktelik), zaruret(rahmani-insani birliktelik), adalet ve akla değer verilmeyişinin liyakatini bir arada düşünün. Acaba gücümüz halk ve millet işimiz insanlığı talan ve illet olmasın!! B-Siyasette konjonktürün akademik jokeyleri kimlerdir? Hangi özellikleri taşırlar? Ne zaman ortaya çıkarlar? Toplumda, kurumlarında ve toplumsal ilişkilerde;cahilleri kullanıp nasıl zihinsel-toplumsal tufanlar (tsunamiler/depreşimler) yapıp-karıştırıp, talan ederler, nasıl bırakıp kaçarlar ve kendilerini unuttururlar? Sonra tekrar talan için hangi vizyonlarla ortaya çıkarlar? Onları neden unutmamamız gerekir? Toplumun zihinsel bağışıklık sistemini geliştirmek için;onların hem heykellerini dikmemiz, hem de kuduz ahlak ve cehalet aşı stoku olarak gelecek nesiller için klonlamamız gerekecek? Neden bunları takip etmek, kara kutularını ele geçirmek ve kuduz ahlak aşısı için klonlamak akıllı insanların ve insanlığın büyük erdemli görevi olmalıdır? 1, 2, 3 Soru önermelerinin eksik ve yanlışlarını yazınız. 0, 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16,17, 18,19, 20 İpucu;yurt içi-yurt dışı iktidarları ve kurum yöneticilerini icraatlarıyla terk edişlerini ilişkilendirmeye çalışın. Öğrenci Yanıtları İnsani Demokrasideki Ana Fikrim; çevresini ve toplumsal ilişkilerini liyakatli kullanan, nefsini doğru tanıyan ve kendisini doğru konumlandıran bir insanın;tüm sanal, nesnel araçları, tüm sıfatlarına ait mekanizmalarının düşünsel ve nesnel eylemlerinin;fertlerin ve halkların yararlı özgünlükleri, yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... vb değer yargıları, nefis mertebeleri, fıtratlarının değişebilirlik ve tersi çeşitlilikleri dikkate alınarak; toplumsal yönetim, devlet, millet, ümmet…vb insanlık kavramlarına ve toplumsal yaşam normlarına ( insanın düşünsel, nesnel ve fizyolojik çeşitliliklerine ait sistemlerin) kusursuz benzetiminin yapılması ve toplumsal hayata doğru güncellemekle ile işe başlamaktır. Çıkarsama;İnsan vekili maaşları devlet memuru maaşına indirgenip yolsuzlukları ve taraflı davranmaları halinde deklere edilme kapısı açılırsa belki yararlı olur. |
| 21. Yüzyılda;İnsanlara Toplu Yemin Yapılmalı mı?
Neye/lere, Hangi Özelliklere Göre İnsanlığın Birlik ve Beraberliğini Sağlamalıyız? 56.Bu dünyada;evrimsel güç (cebren, hile ile, ikna... vb) ve akıl yolu ile kavimlerin muhtarlığı (dünya devleti kurma hakkı) geçmişte bir çoğuna nasip oldu ve gelecekte de hemen her kavime nasip olacak. Önemli olan muhtarlık nöbetinde; namuslu, adil, çalışkan olmak yetmez, o insanların yararlı, geçerli ve özgün;örf, adet, kültür, dil, lisan, renk, ırk, mezhep, din…vb çeşitliliğine liyakatli çözüm, yaklaşım, eylem ve yapıcı kanunlar üreterek yaşatmaktır. Bunun yolu da liyakatli gerçek eğitimin meyvesi olan bilgili (din+bilim+ilim) ve peygamber ahlaklı vatandaş yetiştirmekten geçer Bu mantıktan hareketle, muhtarlıklar ele geçirilince ve kazanılınca uzun ve sıhhatli yaşaması için uyulması gereken minimum kurallar vardır. Bu kurallara uyulmadıkça muhtarlığın ömrü kısa olur. Önermelerin geçersizliğini kanıtlayınız. İpucu;1 57.A-Akrabalığın liyakat hudutları;liyakat, adalet, ifrat ve tefritin eylemli cahili olmamakla veya alimi olmakla doğru orantılıdır. Demirkuş 2008. Önermesini çürütünüz. İpucu;Şovenizmin-şovenistin(soy kuduzu), Siyonizm’in-Siyonistin, kapitalizmin-kapitalistin…vb zararlı ...izm ve ...istlerin ilacı ve çözümü yukarıdaki önermenin hayata uygulanışında var olduğunu düşünün. B-Çeşitliliğin;önemini, gerekliliğini, ilahi ve insani kanun olarak zorunluluğunun farkındalığını kavramayan ve samimiyetle ders olarak eğitime sokmayan ;fert, toplum, devlet, milletin akıbeti;ya Kapitalizmle, Siyonizm’le (toplumsal lösemi) ya da Şovenizmle (soy kuduzu) (toplumsal kangrenle)... vb ...izm veya ...istle yaratıkları insanlıktan budanıp gider. Demirkuş, 2008 Önemesinin yetersizliğini gerekçeli ret ediniz. 58. A-Ülkemizdeki dil, kültür, din, tarikat... vb azınlığının toplumsal sorunları bu mantıktan (2011/56-57 nolu soruları okuyun) hareketle hakları iade edilirken korkulmamalı, bu değişimin bedelinde devletin gelecekte hayat bulması için halklarına güvenmesi şarttır. Halk istemezse zaten devlet yaşayamaz. Sünni yaşatılan devletlerde efendileri yaşadıkça yaşar ve onlara dikte ettiği değişimle yaşattığı zamanda o devleti besi yeri olarak kullanır. Önermesinin eksiğini tamamlayınız. Alternatif çözümler önerin. İpucu;bu dünyada bazı devletler sürekli anabolizma (biyolojik yapım) olarak, bazı devletler sürekli katabolizma (biyolojik yıkılımı) olarak, bazıları ise besi yeri olarak yaşarlar.Her üçü de de ifrat ve tefritten dolayı ömrünü kısaltır. Çünkü biri hızlı şişmanlıktan diğeri hızlı zayıflamaktan erken ölecektir. Besi yeri olarak kullanılanlarda efendisi/leri ile birlikte ölür.Yaratıkların ve sistemlerin ömrünün-dinamik hayat akışının uzun olması için;çeşitliliğin;önemini, gerekliliğini, ilahi ve insani kanun olarak zorunluluğunun farkındalığını kavrayarak içinde liyakatli katabolizma ve anabolizma olaylarını veya denkliklerini dinamik olarak bulundurmaları gerekir. Halkların, devletlerin yararlı, özgün çok yönlü çeşitliliğini;tek tip Doğal (Vahşi) Demokrasinin, tek tip kapitalizmin, tek veya çok parti ve tek milletin, bilimselliğin... vb kütür normlarına asimilasyona zorlamanın, tevhit ettirmenin cehaletini ve toplumsal tufanlarını görmeye çalışın. Çıkarsama!!Devletimizin, birlik ve beraberliğinin/mizin mozaiğinin bilincindeki; kürdünü, türkünü, lazını, çerkezini…vb eğitim, öğretim ve yönetim sistemlerinde yeşertip kendisini onların nesnel ve sanal bedeninde yaşatmalıdır. Başka kavimlerin içimizdeki hisseleri olan; yani bunun tersi mozaik her zaman olacağının da devletçe ve devleti isteyen halklarca bilincinde ve hukuki tedbirinde olunmalıdır. B-Bu asır eğitimde;liyakatin, çeşitliliğin, peygamber ahlakının, kendimizi doğru tanımanın, yeterince bilgili olmanın ve doğru empati duymanın mutlaka gerekliliğinin farz olduğunu öğretmek ve uygulamak insanlığın farzlarındandır!! C-Fert, kavim, toplum, devlet, millet…vb;çeşitliliğin, liyakatin, peygamber ahlakının, çalışkanlığın ve bilgili olmanın öneminin bilincinde değilse hali ne olur? Yada bunların bilincinde ve bilincinde olmayanların farkını kapatmak için nasıl bir eğitim sistemi ve yemin önerirdiniz? D-Belki de Siyonizm, şovenizim (soy kuduzu), Siyoşovenizm ve kötü ahlakın afetlerinden emin olmak için, görülen lüzumun liyakatine dayalı belli zamanlarda kurum ve okullarda peygamber ahlakı yemini yaptırmak evladır. “İnsanlık Yemini;Yaşantım boyunca(Seçmen, İnsan Vekili, Öğrenci... vb yemini);insanlığın ortak payda, fert ve kavimlerin özgünlük haklarını, ırkdaşlarıma, inançdaşlarıma veya şahsi menfaatlerime malzeme yapmayacağıma tüm mukaddesatlarım üzerine yemin ederim.” E-Kardeşliğin hevesine kapılmakla, muhtarlığın sevdasına düşmenin liyakat çizgilerinin cahili olamamak gerekir ya da Kardeşlik sevdası muhtarlık tutkusu bir arada yürümez. Kavimler ararsına akli olan peygamber kardeşliğini Allah CC’HUNDAN dilerim. Demirkuş 2008 F-Bilim bilginlerinin (bilim insanlarının!?);insanlık ve doğal çevreninin hayırlı bekası için bilim, iş, teknoloji ve bilgi üreteceğine dair namus, vicdan ve mukaddesatları üzerine rutin yazılı ve sözlü yeminli çözümler üretmeye çalışın. Yukarıda ki önermelerde verilen kavramları önem sırasına diziniz ve ülkemizde hayata uygulanması için;medya ortamında ve eğitim kurumlarında nasıl uygulamalar başlatırsınız? Çıkarsama;Asrımızdaki çevresel,toplumsal sorun ve tufanlar;yukarıdaki kavramların eğitimde, uygulamada ve doğru adreslerde liyakatiyle icra edilmediği için vardır. İpucu;bu kavramların eğitimi için;medya, reklam ve yayın kurumlarına zorunlu yayınlatma, ders açma, rutin konferans, yemin, yılın başlangıç dersi veya günü... vb düşünün. Çıkarsama; İnsanda, liyakat, peygamber ahlakı, çalışkanlık, bilgili olma ve çeşitliliğin bilincindeki sıfatları üzerine bir yemin geliştirin. Neden bu sıfatların insanda mutlak olması gerekir ve yemininin modası geçmez konusunu düşünün. G.Halkların, devletlerin yararlı, özgün çok yönlü çeşitliliğini;tek tip Doğal (Vahşi) Demokrasinin, tek tip kapitalizmin, tek parti ve tek milletin kütür normlarına asimilasyona zorlamanın, tevhit ettirmenin cehaletini ve toplumsal tufanlarını görmeye çalışın. Sonuç; 1-Liyakatin gerekliliği yasası 2-Çeşitliliğin gerekliliği yasası ve dil, din, kültür, ırk…vb azınlığını insani etnik azınlık anlamında kullanmayacağıma, 3-peygamber ahlakının gerekliliği yasası 4-Bilgili olmanın gerekliliği yasası 5-Kendini doğru tanımanın ve dürüst konumlandırma gerekliliği yasası Çocuklar ve özel haller hariç, bu 5 toplumsal fıtratı yasadan mahrum olan fert ve toplumlar; ya eksik insandırlar, ya cahildirler veya hayvanların mesafesindedirler. Önermesini gerekçeli çürütünüz ya da ret ediniz. İpucu;Bu yasaların, 19. ve 20. YY’LIN hatalarına düşmemek için, 21. yüzyılın gözde yemini olabileceğini düşünün.Yirmici yüzyılın deccali sonuçları bazı canileri kullanarak doğal insan ırklarını kokuşturduğu için 21. Yüzyılın insanının geleceği 20. Yüzyılın gözü dönmüş katil, cani, entrikacı, ateist, ırkçıların, Siyonist ..vb ifrat ve tefrit mantık sistemleri, istemleri, hırsları, bitmez tükenmez anatagonistik (yok edici birliktelik) liyakatsiz kapitalist rekabet(vahşi-doğal birliktelik) zihniyetlerine asla teslim olamayacaktır. Aksi halde insanlığın sonu olacak gibi görünüyor.19 ve 20 yüzyılın her şeyine güzel iki zihinsel enkaz ve kaos kabir hazırlamalılar. Geleceğe 19 ve 20. YY’LIN kalıntı zihniyetine sahip insanlara güvenemeyiz. Bu enkazları tedavi etmektense belki de bu enkazın kabri üzerinde beyaz sayfalarla ve temiz yeni insan ırklarıyla geleceğe açılmalıyız. Çevreyi, insanlığı hemen her şeyi kötüye kullanan 19 ve 20YY insan tipi gelecek nesillerin haklarını gasp ettiği için suçlu ve tutuklu bir insanlık kuşağıdır. 19-20. Yüz Yılda her ırka bir Truva atı insan yaratarak kavimleri cetçililiğe bölen şovenizmi tevhit ettirdikten sonra insanın cet ve ırklarını kokuşturan zihniyete 21. ve geleceğin insanları emanet edilemez. Kıyamete kadar yer yüzünde mühletli yaşayacak olan insanlık düşmanları hepsini yoldan atacaklarına yemin etmişçesine insanlara bu iki asır çok bedeller ödettiler ve ödetiyorlar hatta yer yüzü ve kainat ebediymiş imanını his ettirtip insanlığın geleceğini kullandıkları malzeme karakterlere ve denklemlere ait insan tipine yeryüzü ipotek altına almış durumdalar. 19 ve 20 yüzyılın canilerini yetiştiren deccali kavimlerin birlik ve beraberliğin enkaz ve kaos zihniyeti 21. yüzyılın ve geleceğin mimarları olmamalılar ve olamazlar. Olsa olsa 21. YY'LIN içinde özel ve ders verici bir zihinsel kabre girmeyi hak eden şer, şirret, kanlı deccale malzeme cahil kavimleri olmalılar. Belki de 21. yüzyılın ve geleceği insanlığını 19 ve 20. Yüzyılın canilerini yetiştiren zihniyetin ürünlerine emanet etmek dalalet, cehalet hatta insanlığa ihanettir. Gereksiz ise gerekçeli ret ediniz. İnsanlık Yemini;Yaşantım boyunca(Seçmen, İnsan Vekili, Öğrenci... vb yemini);Liyakatin, Çeşitliliğin, peygamber ahlakının, Bilgili olmanın ve Kendimi/mizi doğru tanımanın-dürüst konumlandırmanın gerekliliğini kabul edip kurallarını samimiyetle uygulayacağıma ve oyumu-vekaletimi en namuslu, vicdanlı, dürüst, peygamber ahlaklı insanların lehine kullanacağıma yada bu özeklikte insana/lara emanet edeceğime; namusum, vicdanım ve en büyük mukaddesatlarım üzerine yemin ederim. Geleceğimi ve insani yönetim haklarımı güvenebileceğim yada emanet edebileceğim peygamber ahlaklı, yetenekli, işinin ehli çalışkan ve nefsini doğru tanıyan bilgili olduğuna kesin inandığım insanlara oyumu-vekaletimi vereceğim. 19. ve 20 YY’IN yıkıcı, cahil, gayri insani yanı insanımsı düşünce, eğitim ve yönetim sistemlerini…vb tasdik eden ve özellikleri taşıyanlara emanet etmeyeceğime; namusum, vicdanım ve mukaddesatlarım üzerine yemin ederim. Gereksiz ise gerekçeli ret ediniz. Peygamber Ocağı Olan Askerlik Nasıl Olmalı? 1-Öğretim, öğrenim ve eğitim;Evrensel hümanist insanlığı aşan akli olan peygamber kardeşliği öncelikli sonra cet-evrimsel kardeşliğine dayalı öğretim, öğrenim ve eğitim sistemi. Mutlaka bu kardeşlik sırasının bilimsel gerçekleri gerekçeli ve uygulamadaki örnekleriyle düşünsel, zihinsel, nesnel ve sanal somutlaştırılıp örneklendirilmelidir. 2-Peygamber ahlaklı olmanın kişisel ve evrensel insani kazanımların avantajlarını uygulamalı bilimsel örnekleriyle düşünsel, zihinsel, nesnel ve sanal somutlaştırılıp örneklendirilmelidir. 3-İstenmedik özelliklerinin doğru-diyet olarak kullanma alışık tepki (refleks)lerini kazandırmak.Küfür, yalan, öldürme, dayak…vb istenmeyen özellik ve uygulama koşullarını örnekleriyle düşünsel, zihinsel, nesnel ve sanal somutlaştırılıp örneklendirilmelidir. 4-Babalık, annelilik ve evde yaşamanın altın kurallarına ait temel eğitiminin verilmesi uygulamalı bilimsel örnekleriyle düşünsel, zihinsel, nesnel ve sanal somutlaştırılıp örneklendirilmelidir. 5-İçinde yaşadığı toplumu, doğayı ve çevresini doğru tanıyıp kendini namuslu-vicdanlı ve doğru konumlandırma alışık tepki (refleks)lerini geliştirmeni vazgeçilmez avantajları eğitimi. Uygulama ko |