Bilimsel Araştırma ve Yayın Teknikleri
       Prof.Dr. Nasip DEMİRKUŞ(2008)
   Öğretmenlik Uygulamaları
Prof.Dr. Nasip DEMİRKUŞ(2008)
          Okul Deneyimi II
Prof.Dr. Nasip DEMİRKUŞ(2008)
          Okul Deneyimi I
Prof.Dr. Nasip DEMİRKUŞ(2008)
          Toplum ve Çevre
Prof.Dr. Nasip DEMİRKUŞ(2008)
Evrimin Mekanizmaları ve Bilimsel Kanıtları
          Prof.Dr. Nasip DEMİRKUŞ(2008)
             Bilim Tarihi
Prof.Dr. Nasip DEMİRKUŞ(2008)
Biyolojide Önemli Konular (Seçmeli II)
       Prof.Dr. Nasip DEMİRKUŞ(2008)
  Biyolojide Önemli Kavramlar
Prof.Dr. Nasip DEMİRKUŞ(2008)

Öğretim Teknolojileri ve Biyolojide Materyal Geliştirme
                     Prof.Dr. Nasip DEMİRKUŞ(2008)

Öğrenme Öğretme Kuram ve Yaklaşımlar
        Prof.Dr. Nasip DEMİRKUŞ(2008)
   Özel Öğretim Yöntemleri II
Prof.Dr. Nasip DEMİRKUŞ(2008)
    Özel Öğretim Yöntemleri I
Prof.Dr. Nasip DEMİRKUŞ(2008)
          Fen Teknoloji ve Toplum
Prof. Dr. Nasip DEMİRKUŞ (OCAK 2008)
VERİLEN DERSLER        ÖÖYI , ÖÖYII ,OMK, OTM, BÖKAV BSKON, BT , EV , ÇEV , ODI, ODII , ÖUYGBAYT, FTT, BMAT


  

Din, Siyaset, Devlet, Vahşi ve Doğal Laiklik, Rejim, Çevre, Demokrasi, Bilimsellik, Kavram ve Evrim ile İlgili Sorular Sorunlar ve Çözüm Önerileri.

Fen Teknoloji ve Toplumla İlgili Bazı Beyin Fırtınası-Nadası; Ödev, Soru ve Etkinlikleri 2005 (20062007, 2008, 2009, 2010, 2011, 2012, 2013, 2014, 2015)

Öğretim Üyesi;Prof. Dr. Nasip DEMİRKUŞ 2012                                               
                                                  
Bilim ve insan daha genç;bilimle bedensel ve zihinsel duyulara ilave sanal dünyamız ve duyularımızla idrak edişimiz; eğitim, öğretim ve teknoloji ile pozitif evrimleştirilmedikçe, bazı zihinsel, bedensel ve çevresel enerji hallerini açıklamak daha asırlar alabilir.Şu an zor, görmeze ışığı tarif etme misali.




Beyin Fırtınası ve Nadası Sorularının Amaçları:
1-Öğrencilerimizin zihinsel yapısını ve zihinsel bağışıklığını;Müsrif, Patojen(Öldüren), Fosil, İlkel  Teknoloji ve zararlı kültürel asimilasyonlara karşı baskın kılmak.
 Kısaca, piyasadaki, batıdan, dünyanın herhangi bir yerinden gelen; abur-cubur çöplük ahlakı toplumsal ve teknolojik ürünlerden, eksik veya yanlış terbiye eğitimi alan kişilerin zarar görmemesi için bu abur ve cubur çöplük ahlakı ürünlerin zayıflatılmışları veya öldürülmüşleri planlı hazırlanarak kişi fıtratı ve yaşının kaldırabileceği ve etkili olabileceği dozda peygamber ahlakı değerlerle alternatifli ilişkilendirilerek verilmelidir. Videoları izleyin.
2-İfrat, tefrit, güdük ve fanatik-kasti bilimsel-siyasi akımlara karşı; doğru-hızlı bedensel tepkiler-eylemler ve zihinsel alışık tepki (refleks)ler göstermek;baskın zihinsel yapı-mantık sistemlerini öğrencilerimizde -güçlendirmek ve geliştirmek.
3-Yararlı özgünlüklerimizi, birlik ve beraberlik değerlerimizin önemlerini bilinçli olarak korumak ve geliştirmek.
4-Zihinsel olarak; öğrencilerimizi geleceğe uyum sağlatmak, doğal, hayvani-meleği doğa ötesini doğru tanımak-tanıtmak.
5-Öğrencilerin zihinsel mantık ve zihinsel gelişim ivmelerini; sabit, değişken, bilinmeyen, tanımı titrek ve diğer temel kavramlarla doğru ilişkilendirmek
6-Fert ve toplumsal açıdan;doğa üstü, hayvani-meleği doğa ötesi ve geleceğe yönelik:verimli, özgün, baskın-üretici ve terbiyeli;bedensel, eylemsel, zihinsel ve düşünsel gelişme, yararlı alışık tepki (refleks) ve bağışıklık sistemlerinin öğrencilerimizde güçlenmesini sağlamak.
7-Tüm bildiklerini;geçmiş, günümüz ve gelecekle vaktinde güncellemek-hayata doğru uygulamak. Bu bilgilere dayalı olarak;yaratıklardaki, tüm döngülerdeki(dijital/hesabi,sanal, zihinsel, düşünsel, hayali, toplumsal, doğal ve tüm enerji hallerine ait döngülerin) ve siyasetteki mantık sistemlerini; hızlı ve güçlü asimile ederek onu aşmak ve eğitim-öğretim-yönetim-sınav sistemleriyle ilişkilendirerek geleceğe yönelik doğru-özgün çok yönlü; beyinler, zihinler yaratmak ve çözümler üretmek.
8-Öğrencilerdeki güdük sentez (birleştirici) sıfatlarının kaynağını yararlı ve Rahmani akaitlerle beslemek ve bereketlendirmek, bu sıfatları aktifleştirip doğru disipline etmek.
9-Bilim ve ilimi kullanarak:insan, doğa ve teknoloji arasındaki mantık fermuarlarının dişlerini doğru eşleştirip; asrımızı, insan, doğa ve teknoloji arasındaki ilişkiyi algıda değişmezlik derecesinde doğru tanıyıp teşhis etmek ve uzun vadeli; eğitim, öğretim ve üretim amaçlı çözümler üretmektir. Edinilen bilgileri ders notlarına ve uygulamalara güncellemek.
Videoları izleyin.
10.Öğrencilere:asrımızın, dünyanın ve ülkemizin; siyasi, toplumsal, ekonomik ve teknolojik konumlarını, farkındalığını, bilincini kazandırmak ve buna göre davranış geliştirmek.
11-Sonuç olarak;insanlığın hayvanların miracına indiği bu doğa beldesinde; doğayı ve yaşadığı dünyanın; toprağını, gazını ve yağını abur cubur ve liyakatsiz hortumlayan, eriten ve insana hayvandan daha aşağılık değer veren insanlardan; doğada daha liyakatli yaşayan ve tüm yaratıklara yararlı, çalışkan, peygamber ahlaklı ve liyakatli nesiller yetiştirmek için; herkesi fıtratı ve olanakları oranında, zihinsel-bedensel düşünce ve eylemlerinin bileşkesini;peygamber ahlakının,hakikatin ve gerçeklerin kıblesine çevirmek üzere eğitmek ve öğretmektir.1, 2, 3
Çıkarsayış;Tüm öğrencilerden 1-2 aylık sürede yazılı ödev olarak;soruların yanıtları alındıktan sonra, ders hocası tarafından öğrenci yanıtları tek tek incelenir.Önemli notlar alınır her soru için sınıfa doğru yanıt vermek üzere hazırlanır. Gerekirse bazı sorular gerekçeli değiştirilir, değişik sorular sorulur veya sorular kaldırılabilir. Verilen yanıtlar, ip uçları ile birlikte, öğrencilerle her sorunun realitesi, soruluş nedeni, amacı ve hedefi liyakatine oturtulmaya çalışılır.
Yorum ve Sonuç;Bu gün verilen öğretim, öğrenim ve eğitim; uzak - yakın batının(Amerika ve Avrupa), uzak doğu(Çin) ve yakın kuzeyin(Rusya) uygulamalara, gözlemlere, deneyimlere, denemelere  dayalı toplumsal bilimlere ve nesnel  verilere dayalı fen biliminin  metriksi içindeki vahşi (doğal) eğitim ve öğretimdir. Asıl olan bilimi ilimin ve insanın içinde doğru konumlandırmaktır. Halbuki bugün yapılan öğretim, öğrenim ve eğitimle insanlar vahşi bilimin ve nesnel evrimin çarkları içine itilip;teknoloji üretilirken ahlaki yönden vahşileştiriliyorlar. Bu mantıktan hareketle bu gün insanları vahşileştiren yönetim, öğretim, öğrenim ve eğitim yerine daha insani-ahlaki merkezli, yönetim öğretim, öğrenim ve eğitimle yer değişmek gerekir.
Çözüm;
      Orta çağ dinilerini tatmin edici bulmayan, sorgulayan ve değişmek isteyen batıdaki bilim bilginleri (bilim insanları?!) ortaçağ engizisyonları nedeniyle zorunlu olarak eski dinlerle olan bağları dini kurallara itaatsizlikleri nedeniyle dini laikle halktan uzaklaştırılmışlardır. Daha sonrada din laikliği ile; ortaçağ din ve yönetim ehli tarafından doğanın kucağına itilen bu doğa meraklısı ve öğrenme heveslisi insanların bilimi geliştirip halkı aydınlatmasıyla bu sefer halk dinde yakasını kurtarmak için tersinir laiklik ve yönetim sistemini getirmiş ve din tebaası yönetimlerini kısmen egale etmiştir. Papalar haklı olarak doğruluğuna inandıkları bir dine itaat etmeyen asileri (bilim insanları?!) laikle dışladılar ve haklıydılar. Kendilerini ve halkı tatmin etmeyen vaadi dolmuş dinden/lerden ve dini yönetimden yakasını kurtarmaya çalışan bu bilim bilginleri de (bilim insanları da) haklıydılar ve deniz düşen yılana sarılır hesabıyla haklı olarak insani yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... Vb değer yargılarını, kendilerini (kişiliklerini) ve zihinsel, düşünsel ve batini hammadde hamurunu! vahşi-doğal veya yapay bilimselliğin; deneyimsel, deneysel ve kanıtsal farzlarına/kanunlarına dayalı olarak doğaya rötuşlatıp doğa ve bilimin hamuru içinde evrim yasalarıyla (vahşi doğa yasalarıyla) kendilerini ve bilinçlerini şekillendikleri için (vahşi yontma taş, cilalı taş… Vb dönem insanı gibi) bilim ve doğayı ilahlaştırmış-fetişleştirmiş ve bu metriksi (doğa ve bilim kefenini) aşmaları da beklenemez. Onun için bunlar gerçekten bilim bilgini (bilim insanı?!) olup öldükten sonra yok olacağına inanırlar. Belki de bazı bilim bilginlerinin (bilim insanlarının!?) düşünce sistemi tamamen!! bilimin farzlarına dayalı olarak şekillenip hayata uygulandığı için bilimi ve doğayı fetişleştirerek doğal düşünüyorlar. Belki de bilen (inananlar/Rahmani alimler) bilmeyenin/lerin halinden anlayıp kendini doğru konumlandırmazsa bilmeyene helak olmayı hak eder. İnanıyorsanız üstün sizsiniz (ayet var). Doğal, vahşi, yapay bilim ve tüm enerji halleri insanın düşünsel değer yargıları ya da düşünsel batini kalp havuzu/yaşam-hayat havuzu içindedir. İnsanların tüm değer yargılarını yapay bilimin (insani düşünsel kökenli keşif edilen bilimin tüm yasalarının düşünsel, eylemsel, nesnel... Vb tüm zamanlardaki tatbik/uygulayış alanı) ve doğal bilimin (vahşi doğadaki acımasız bilimin tüm yasalarının düşünsel, eylemsel, nesnel... Vb tüm zamanlardaki tatbik/uygulayış alanı) değer yargılarına veya içine; öğretim, öğrenim ve eğitimle rötuşlayarak sığdırmak; inananlığa zülüm ve liyakatsizliktir. Hiç bir bilim, yaratık… Vb şey Kuran-ı Kerim'in değer yargılarını ve İslam dinini aşamaz, her şey yani tüm enerji-enerji halleri, varlıklar ve yaktıklar Allah (C.C) ilmi dahilindedir. Ayetler ve hadisler vardır. Allah (C.C) İnsanı denildiğinde tüm kişiliklerine ait işletim sistemleri (düşünsel /nesnel/kültürel... Vb dinamik değer yargıları mimarisi) etkileşimli çalışır durumdaki insan kast edilmektedir. Kısaca tüm kişilik çeşitleri, boyutları ve zamanları içeren Kuranda sunulan peygamber ahlakı, batını, zahiri, doğa ötesi, ilahi, yaşanmış, yaşanan ve yaşanacaklarla ilgili derli toplu mükemmel bilgi işletim sitemi/leri yüklü insan kast edilir. Bu insan tipinde; akıl ruhsal kişiliğin(ruhun) işletim sistemi, zekâ fıtrat-i kişiliğin (nefsin) işletim sistemi, Enesi-Egosu-Özgün olgun fıtratı-tercihi… Vb kişilik sistemlerinin hepsi bir arada ve her an çalışır durumda diridir ve hazırdır. Ben uyurum kalbim uyumaz (Hadis var). Bilim; akıllı, zeki ve vicdanlı yaratıkların çevresine uyum, gelişim, çevresini ve kendilerini; konumlandırış, tanıyış ve kullanış aracıdır. Bilgi ise bilim ve ilimin veri tabanıdır. Bilim yaratıkların geçici enerji yaşam döngüsünde deneyim, öğretim, öğrenim ve eğitime dayalı ortaya çıkardıkları ilim versiyonu ürünüdür. İlim, ezeli, ebedi ve Baki olan Allah (C.C) Âlim Sıfatına tabiidir ve ölümsüzdür. Aslında bilimin kökeni de ilimdir. Sanki bilim doğa kökenli canlı ve yarı canlı yaratıklar tarafından eşyayı ve tüm yaratıkları tanıyış, kullanış, amaçlı konumlanış... Vb düşünsel dikitlerini temsil eden bilgi tabanlı düşünsel işletim sistemi gibi bir araçtır. İlim ise ilahi/peygamberi kökenli olup, eşyayı, tüm yaratıkları ve kendini tanıyış, kullanış, amaçlı konumlanış... Vb düşünsel sarkıtları temsil eden bilgi tabanlı düşünsel Akıl işletim sistemi gibi bir araçtır. Yaratıkların genetik, fıtratı, deneyimleri ve ilahi/peygamberi kökenli ölümlü ve geçici hayata uygulanan ilim versiyonuna bilim deniyor. Bilim ve ilim mürşit olamaz ancak araçtırlar. Ör. Peygamberler; Peygamber Ahlakı Mürşididirler. Ünlü bilim uzmanları; sahalarının mürşididirler. İnsanlarda bilim ve doğa insanı değil Allah (C.C) insanıdırlar. Onun için Bilim-İlim İnsanı, Bilim-İlim Adamı, Bilim-İlim Kadını Kavramları bazı insanlar için yanlış ve liyakatsizdir. Bilim Uzmanı, Bilim Eksperi, Bilim-İlim Ustası, Bilim ve İlim Alimi, Bilirkişi, Bilim Bilgini, Bilen Zat kavramları bazı insanlar için daha liyakatlidir. Bilim; ilimin yaratıklardaki; irsi ve/veya sonradan öğrenilen ya da üretilen hayatla ilgili ölümlü-sonlu örüntüsü-örgüsü gibidir. Bilim bilginin (Bilim insanın?!) düşünsel işletim sistemi sadece öğretilen bilim dalı işletim sistemli merkezli olup; düşünsel ve hayatsal tatbikatlarda diğer kişilik işletim sistemleri güdük kalmaktadır (otistik bilim kişiliği). Ruhbanlarda düşünsel işletim sisteminin merkezini Akıl, ruh ve vicdan işletim sistemi kişiliği işgal etmiş diğer kişiliklerin hepsi bu kişiliğin hükmündedir (otistik ruhban bilim kişiliği). Doğal kabilelerdeki kişiliklerde bilim bilginlerinden (bilim insanlarından) farklı olarak doğal koşullarla yaşayarak bugüne kadarki kavimce geliştirdikleri doğal düşünsel işleştim sistemi merkezli genellikle vahşi tabuların bileşkesindeki doğal kişilik işletim sistemleriyle yaşarlar. Diğer tüm kişilikleri bu doğal ve vahşi tabusal kişiliklere çekinik ve güdüktür (otistik doğal ve vahşi tabusal kişilik). İnsanların düşünce sistemlerini ve zihinsel alt yapılarını geçerli dini, akli, insani yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... Vb değer yargılarından kopararak ya da İslamiyet'te ortaçağ dinleri ceketini ve iftirasını giydirerek;Müslümanları ve insanlığı sadece otistik doğa ve bilimin farzlarına rötuşlatarak doğayı ve insanlığı liyakatsiz kullanarak ya da kullandırarak bilimi ve doğayı fetişleştiren deccali kişilik, zihniyet ve sistemleridir. Bu yöntemlerle geleceğin liyakatsiz, günah keçisi cahil katillerini yetiştirmektedirler. İnsanlığın en derin deccali ve kahpe rabliklerinin vebalini ve günahını; günah keçisi olarak kullandıkları mazlumlara, cahil insanlara ve hükmündeki Müslüman'ım diyen mazlum cahillere üsteleten hilkate garibesi çapulcu ilahlık makamındakilerdir. Kaldı ki, İslamiyet'te bazı halifeleri namazda ya da kuran okurken canice, haince ve kahpece öldüren katiller bile idam edilmediler. Bir kavle göre hayvanlık-vahşilik ve insanlık arasındaki en önemli fark; hükmündeki;bilgiyi, olanakları, işi ve leşi liyakatli paylaşma ile doğru orantılıdır. Demirkuş 2009. Denemek için çek leşi gör işi. Ya da bayan hakları çıplaklıkla doğru örtünme ile ters orantılı olmanın bekçiliğini namuslu (namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb Rahmani ve/veya şeytani insanlarla; namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb kara cahil , kasti cahil ve/veya çocuksu cahil insanlar karıştırılmamalıdır) dürüst cahil yönetici insanlara yaptırtmak, Örneğin, baş örtüsünün hakikatine doğru empati/eşduyum duymadığı için, içine sindiremediğini itiraf eden dürüst ama din cahili politikacılar yetiştirmek ve bu mantıkla bu tip insanları İslamiyet'e karşı kullanmak deccallık ve kahpeliktir. Bu yüzden Müslüman'ım diyen bir ülkenin birçok başörtülü vatandaşların ahi alınarak gayri Müslimlerin insafına-vicdanına terk ve teslim edildiler. Siyasi veya siyasi olmasın kanunlar mazlum ve haklıları korumak için vardır.
      Batı, uzakdoğu ve yakın kuzey; var olan koşullarda zorunlu olarak eğitim sistemleriyle nesnel, eylemsel, bedensel ve zihinsel tüm yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... Vb değer yargılarını, vahşi doğanın bilimsel farzlarına dayalı olarak budamak, yontmak ve şekillendirme gereği duymuş ve bilimin farzlarına dayalı bilim bilgini (bilim insanı!?) yetiştirmek zorunda kalmıştır. Ancak orta çağ döneminin vaadi dolmuş dini işletim sistemi hala bu bilim bilginlerinin (bilim insanların!?) bilinç altındaki boşluğu-nesnel ve zihinsel gen havuzlarını doldurmakta ve bu insanlar zihinsel bedenlerinin hala eski dinlerin metriksi içinde olduğunun farkında değiller. Dinin metriksi aşılmazdır!! Hadis var. Aslında bilimi insanın içinde (batini kalp, zihinsel havuz… Vb) liyakatli, doğru ve ilişkisel konumlandırıp; bilim bilgini, bilim mühendisi, bilim uzmanı... Vb insan, bayan, erkek yetiştirmek daha liyakatlidir. Ancak bu şekilde bilim insana araç olur yoksa batının dinden yakasını kurtarmak için yetiştirdiği bilim bilginlerinin (bilim insanlarının!?) hemen hepsi bilimi aşamaz yani bedensel ve zihinsel ürettikleriyle doğanın bir parçası olmaktan kendini/lerini kurtaramaz ve bilime-doğaya malzeme ve yem olmak zorundadır. kendini/lerini kurtaramaz ve bilime-doğaya malzeme ve yem olmak zorundadır. Kısaca bilim ve doğa insanlığın gelişimi için araç olacağına insanlığın hesaplanamaz nesnel ve düşünsel havuzları doğaya ve bilime liyakatsiz öğretim, öğrenim ve eğitimle yem, araç ve malzemem edilmektedir. İslamiyet'te bilim dinin içeriğinde ilimin dünyevi alt kümesidir. Din aşılmazdır. Hadis var. Batıdaki, kuzeydeki ve uzak doğudaki;cahi, liyakatsiz öğretim, öğrenim ve eğitim sistemlerinin sonucunda; medeni, bilimsel ve vahşi-doğal ahlaklı insanların ortaya çıkmasına neden olunmaktadır. Bu liyakatsiz öğretim, öğrenim ve eğitimle batıdaki orta çağ din-bilim çatışması ve zihinsel doku uyuşmazlığı mantığıyla bilimsellik yapay ve hayvani ahlak farzlarıyla; insanlarımız; İslami inanç, akli, insani geçerli ve hayırlı yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... Vb değer yargılarıyla ters düşürülerek yapay olarak zihinsel ve yaşamsal doku uyuşmazlığı yaratılmıştır. Bu kadar harika çocuklardan bu kadar başarısız öğretmen, insanlar ve halklar neden çıkardığımızın nedenleri açık. Şimdi kaybettiklerimizi en liyakatli geri kazanmanın çözümlerini arıyoruz ve araştırıyoruz. Yani yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... Vb değer yargılarımıza ait hiçbir özgünlük kalmadığı için özgün nefesimiz kesilmiş ve ülkemize tamamen batıya, kuzeye ve uzak doğuya;insandan bilimsel karpuz tarlası bekçiliği, işçiliği ve taşeronluğu yapılmıştır ya da yaptırılmıştır. Batının yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... Vb değer yargılarına hizmetçi bilim bilginleri (bilim insanları?!), işçiler ve sermaye sınıfı yetiştirmişiz ve yetiştiriyoruz. Bilimin insanı olmaz (israftır-liyakatsizdir), insanın bilimi olur. İnsan bilimden daha kapsamlı ve amaçlı bir yaratıktır.Din, bilimsellik ve bilim öğrenme aracıdır yol gösterici değildir. Yol göstericiler ya da mürşitler peygamberler,bilginlerdir ... Vb insanlardır. Bilim insanı -bayanı-adamı olmaz (batı için zorunlu geçerli kavram), bilim bilgini, bilim mühendisi, bilim uzmanı... Vb erkeği veya bayanı olur. Kısaca; gerçekte ve doğal olarak dinin, bilimin, rejimin… Vb. şeyin insanı olmaz ki batı bu durum hayat bulduğu için insanlar otistik din ve bilim insanı olmuşlar. Bu insan tipinin özellikle din bilim ilişkiselliği açısından tüm bildiklerini diğer bildikleriyle ilişkisel düşünselliği körelmiş ve tümel düşünsel ve uygulayış ilişkiselliği cahilleşmiştir. Bu açıdan bu asır ki öğretim, öğrenim ve eğitim sistemi eksik, cahilce ve kesin yanlıştır. Özellikle üniversiteler ilk, orta ve lisedeki bilgilerin ilişkiselliğini tamamen körelticidir. Doğrusu akıllı olan insanın/insanların bilimi, dini, rejimi.... Vb. şeyi olur.
      Batıda ki;alfabeler, harfler, bilimsellik ve rejimlerden alıntılar acelelikle olduğu gibi yani ıslah edilmeden ülkemize çiğ ithal edilerek, hiçbir özgün değer yargısı dikkate alınmadan batılı neye heveslenilmişse olduğu gibi ülkemiz insanına zorunlu bir çuval olarak giydirildiği için insanlarımız ne olup bittiğinin farkına varmadan İslam dini ile bilimi ve teknoloji arasında ilişki kurmadan laikle İslamiyet'e ortaçağ dinlerinin bilimselliğe tepkisinin bilimsel ceketi giydirilerek batılı yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... Vb değer yargılarına yem olmuş ve bu günkü sonuçlara ulaşılmıştır. İnsanları liyakatsiz öğretim, öğrenim ve eğitim süresince; doğallaştıran, vahşileştiren, şeytani alimleştiren (iblisleştiren ve ), cahilleştiren; alfabelerin, dillerin ve lisanların yeryüzünde varlılığından emin olabilirsiniz ya da farkındalığını anlamamız gerekir. İnsanları liyakatli öğretim, öğrenim ve eğitim süresince; insanlaştıran ve peygamberi âlimleştiren alfabeleri, dilleri ve lisanları yeryüzünde geliştirmemiz insani bir farzdır. Çok ilginçtir ki; insanlık, çeşitli canlı ve cansız yaratıkları ıslah ederek evcilleştirmeyi başardı, ancak en önemli toplumsal iletişim aracı olan kavimlerin özgün; alfabe, dil ve lisanlarını; bilimsel, mantıksal ve akli prensiplere dayalı ıslah edici kayda değer örnek akademik ve bilimsel hemen hiçbir çalışma yapamadı. Toplumsal iletişim açısında insanlığın mantık ve akli iletişim basiretlerini bağlamayan, köreltmeyen ya da vahşileştirmeyen tam tersine akışkanlık getiren peygamberi, akli ve mantıki ortak bir dil, lisan ve alfabe geliştirmeyi başaramadık. Uzaya açılmadan önce insanlığın buna acilen gereksinimi vardır. Geçmişte dünyaya hakimiyetini kuran kavimlerin dil ve lisanları bu gün etkinliğini kayıp etmiştir. Bu günkü hakim kavimlerinde; alfabeleri, dilleri ve lisanları aynı akıbete gideceklerinden şüphem yoktur. Onun için hiçbir kavimin vahşi-doğal; alfabe, lisan ve diline taraf olmadan, modası geçmeyen insanlığın ortak payda peygamberi, dili, lisanı ve alfabesini; akademik, bilimsel ve uygulamalı çalışmalarla geliştirmeliyiz. Ör; yaban-doğal elmaları, yaban armutları, yaban inekleri, yabani atları, vahşi toprağı, vahşi çölleri... Vb yaratıkları ıslah edebildik ve evcilleştirdik. Ancak vahşi dil, lisan ve alfabelerimizi ıslah edemedik ve evcilleştiremedik yani akli ve mantıki olarak eleştirel düzenlemedik. Bu nedenle yer yüzü kültür alfabelerinin hepsi doğal/vahşi zekâların, deneyimlerin ve denemelerin evrimsel ürünüdür. Akli, mantıki ve peygamberi (Rahmani/insancıl/Hz. Muhammed AS’A Peygamberlik (S.A.V) gelmeden önceki 40 yıllık insani ahlakı) ahlakla ıslah edilmesi ve geliştirilmesi gerekir ki insan beyni, zihni ve kalbi insani iletişimde en az kusurlu kemale ersin. Bu amaçla insanların beyin, zihin ve kalp havuzundaki bilgilerin;görsel, işitsel, eylemsel, davranışsal, tatsal, bilişsel… Vb kodları günlük hayatta iletişim de kullanılan alfabe ve lisanın; harf, sembol, kelime, kavram ve kodlarından, daha sade ve daha çok benzerdir. Örneğin,kırmızı elmanın, yaratık görüntülerinin ya da doğadaki tüm ( hayvan, bitki, rüzgar... Vb seslerinin) seslerinin tüm insanların ( bazı engelliler ve bazı istisnalar hariç) zihnindeki bilişsel, eylemsel, görsel, tatsal, kokusal, davranışsal... Vb kodları hemen hemen aynı dır. Ama kültür dillerinde kırmızı elmanın, yaratık görüntülerinin ya da doğadaki tüm ( hayvan, bitki, rüzgar... Vb seslerinin) seslerinin her kavimdeki isimlerin/kavramların ya da kavram-isimlerini zihin havuzundaki kavramsal kodlanışı farklı olduğu için iletişimi vahşi, doğal ve zor olmaktadır. O zaman çözüm olarak;"Algıda; Özgünlük/Özgün Pay, Değişmezlik/Ortak Payda, Değişkenlik/Değişken Pay, Değişirlik ... Mantık Kümesi Kurgusu" Kuralına uygun olarak kırmızı elmayı, yaratık görüntülerini ya da hayvan seslerinin zihinsel bilgi biriminin ifadesine ve konumuna en uygun kavramlarla iletişim, öğretim, öğrenim ve eğitimle ortaya çıkarırsak her kes kırmızı elmayı, yaratık görüntülerini ya da hayvan seslerini daha rahat anlar, günlük hayatta ve iletişimde kullanır. Bunu tüm kavimlerin (insanların) beyinleri, zihinsel havuzları ve batini kalplerindekileri de kodlanmış kültürel isimler, kavramlar/kavram-isimler hepsi için düşünüp günlük hayatta hepsini kırmızı elma mantığı ve örneği gibi uygularsak insanlığın akli, mantıki ve peygamberi (Rahmani/insancıl/Hz. Muhammed AS’A Peygamberlik (S.A.V) gelmeden önceki 40 yıllık insani ahlakı) ahlaklı ortak iletişim alfabesi ortaya çıkmış olur. Tüm kavimlere ait yazımsal ve konuşsal ya da hem konuşsal hem de yazımsal:alfabelerinin, lisanların ve dillerinin; Ademin dilinde vardıkları ortak payda ve özgün;işitsel, yazımsal, görsel, dokunsal, tatsal, hissel … Vb özellikleri bilgisayar (Bilgisunar/Bilgişlersunar) ortamında kökenlerine/köklerine, hecelerine/ ses parçalarına kadar sadeleştirilerek yeniden matematiksel iletişim ve alfabe mantığıyla ya da kozmik (evrensel) ötesi atom altı parçacıkların çeşidinin her birini kozmik alfabe kabul ederek oluşturulan yani kuantum alfabesi sade iletişim mantığıyla veya her yaratığı matematiksel küme elemanı kabul ederek ve her şeyi, tüm bilimleri-tüm kâinat ve yaratıkları bu kozmik matematiksel kümeler denizi içinde yüzen elemanları temsil eden “Kozmobiyomatematik, Evrensel, Uzaycanlımatematik... Vb (Simetri, Kuantum, Standart, Sicim-İp-Halka, Paralel Evrenler, Şişme, Evrim...Vb her şeyin kuramlarına uyumlu)” alfabe mantığıyla; ilişkisel, organize, disipline ve kategorize edilerek hayata uygulanabilir. Demirkuş 2010. Çözüm;Tüm sorun kültürel dillerde iletişim amaçlı kullandığımız; hece, ses, vurgu, kavram, isim ve kavramisimleri; şekilsel (analog), kökensel (homolog), özgün, sesteş, anlamdaş, değişken ve geçişken benzerlik tabanlarına göre mantıki kurgularını bilgisayarda düzenleyerek; matematiksel iletişim sembollerindeki gibi en doğru algılanabilir şekil de zihnimizde ki bilgilerle ( bilgi birimleriyle) ve çevremizde ki her şeyle algıda değişmezlik ve algıda özgünlük ilkelerine dayalı ilişkilendirmektir. Kavmin azınlığı ve çoğunluğu olmaz herkesin ve grubun fert bile olsa ya da vahşide olsa alfabesi, dili ve lisanı aslidir hiçbir bahane ile diğerlerine asimile ettirilemez. Tüm kavimlerin ana dil, lisan, alfabe için geliştirilen çözümler akli, mantıki ve bilimsel tevhit edilerek insanlığın tek dil, tek lisan ve tek alfabesine kaynak oluşturacak şekilde;bilimsel, akademik çalışmaların yapılması gerekir. Tüm Kavimlerin Özgün Ana Dilindeki; Alfabe, Dil ve Lisanlarını Islah İçin Çözüm; Peygamber ahlaklı insanları yetiştirmedikçe ve dilimiz/dillerimiz; algıda değişmezlik ilkesine olanaklarımız ölçüsünde değiştirmedikçe ya da yaklaştırmadıkça yani peygamberi özellikler sahip insanları yetiştirip doğru adreslerde görevlendirmedikçe, var olan ve gün geçtikçe genişleyen ve büyüyen yarı vahşi kültür, alfabe ve dilleri akli ve mantıki ıslah etmedikçe doğaya uyum, küreselleşme sıkıntısı ve adaletsizliği çeken özgün kavimler olarak kalmaya mahkumuz. İnsanların zihninde ve bilinç altında yer alan bilgilerin benzerliği ve algıda değişmezlik oranı;iletişimde kullanılan yarı vahşi ve yarı doğal kültür dilerindeki kavramsal ifade ediliş havuzundaki çeşitlilik ve özgünlülük kaoslarından daha yüksektir. Doğal insanların ya da Adem AS öncesi ve/veya sonrası insanımsıların; (ruhsuz, akılsız, insani ilimsiz, eşyayı liyakatli tanımaz yani doğal-nesnel-düşünsel-zihinsel döngü düzenlerinin cahili ve vahşi vicdanlı) yaşam döngülerindeki çevresel koşulların tehlikesi, paylaşım duygularının gelişmesi ya da paylaşım zorunlulukları dilsel iletişim ve dilin evrimleşmesi olumlu yönden güdülenmiş olabilir. Algılanarak kabul gören bilgilerin zihinde kategorize edilerek kodlanışı tüm insanlık zihin havuzunda çok benzerdir. Bilgi birimlerinin, kümesinin, kümelerinin ortak paydası geniş, özgünlükleri ve farklılıkları azdır ya da algıda değişmezlik–algıda benzerlik ilkelerine daha uygundur. Ancak zihindeki bilgi birimlerinin farklı kültür dillerinde farklı kavramlarla kodlanışı, ifade edilişi ya da uygulanışı iletişimde vahşi ve doğal bir iletişim kaosu/karışıklığı/kargaşayı ya da hercümerci oluşturmaktadır. Örneğin kırmızı elmanın bilgi birimi olarak tüm insanlık zihin havuzundaki kodlanışı çok benzer ancak kavram olarak kodlanışı çok çeşitli ve vahşidir. Bu kargaşanın ıslahı en az çevremizde ıslah ettiğimiz ya da evcilleştirdiğimiz hayvanlar ve bitkiler kadar önemlidir. Kırmızı elma mantık kurgusundan (Algıda; Özgünlük/Özgün Pay, Değişmezlik/Ortak Payda, Değişkenlik/Değişken Pay, Değişirlik ... Mantık Kümesi Kurgusundan) hareketle zihinsel olarak insanlığın ortak payda ve benzerlik olgusundaki kavramlardan hareketle algıda değişmezlik ilkesi ve zihinsel kavram havuzları arasındaki deşifreyi doğru ve mantıklı yapmak gerekmektedir. Islahat yapılırken; şuan ya da bu güne kadar zihnimiz ve çevremizi bu yarı vahşi mantığa uydurarak yaşıyoruz. Bu yarı vahşi dil kargaşasını; insanlığın bilgileri zihinsel kodlanış ortak payda mantığı ve algıda değişmezlik kurallarına uygun–uyumlu; akli, mantıki, bilimsel, deneyimsel, uygulamalı ve akademik disiplinlere dayalı olarak öğretim, öğrenim ve eğitimle ıslah etmemiz gerekir. Bu mantık kurgusundan hareketle kavimlerin özgün dillerinde ve insanlık ortak payda dilinin ortaya çıkışında zihinsel kodlanış mantığıyla en çok örtüşen, benzeşen mantık kurgularıyla ve aynı zamanda matematiksel iletişim mantık kurgusuna uygun yeni dil ve alfabeler geliştirilmelidir. Zihnimizdeki kodlanmış bilgilerin ya da bilgi birimlerinin (kavramların değil);görsel, işitsel, tatsal, dokunsal, kokusal, düşünsel, zihinsel, hissel, sezgisel ve diğer duyusal/duyuşsal özelliklerine göre; ilişkisel konumlanış, disipline ediliş ve etkileniş mantık kurgusunun deşifre edilişi çok önemli gözükmektedir. Ortak payda bilgileri ademin dili katmanını oluşturur bunlar genellikle nesnel yaratıkların görsel, şekilsel ve eylemsel bilgi birimleri katmanıdır. Özgünlükler ve ayrıcalıkların en çok olduğu kavramlar düşünsel (soyut) kavramlar ve ayrıntılı bilgi birimlerine yönelik bilgi birimleri katmanıdır. Akademik seviyede; dildeki her kelime, bağlaç, kavram, deyim ata sözü, vecize, sözleri hatta ithal edilmiş yazılı ve sözlü ata sözü her şey akademik disiplin ve sistematik mantık çerçevesinde dil, edebiyat, fen… Vb tüm dallarda kulanım üzerine bölümlerinde ulusal ve uluslar arası seviyede;halka açık internet ortamı dahil, akademik çalışmalarla, toplu anket ve tartışmalarla farklı akli, mantıki, basireti açıcı... Vb alternatifleri gerekçeleriyle ortaya konmalıdır. Aslında insanların zihnindeki bilgi birimlerinin çoğu benzer ve çevredeki olay, olgu, süreç… Vb ile aynıdır ya da benzerdir. Duyuşsal (görsel, işitsel, tatsal, dokunsal, kokusal ve hissel duyularımızla) olarak zihnimize girip kayıt olan bilgi birimleri çevredekilerle benzer ve tüm insanlıkta ortak payda benzer zihinsel doku katmanıdır. İnsanlığın ortak, lisan, dil ve alfabenin esas bilgi birimi kaynağı bu dokudur. Düşünsel olarak zihnimizde ürettiğimiz düşünsel bilgilerimizde zihnimize kayıt olur. Ör. unutulmayan bir rüya ya da düşünsel kurgularımızdan unutmadıklarımız. Zihinsel havuzumuzun içinde yer alan; nesnel, düşünsel ve sanal kâinatlar; zihinsel ürettiğimiz ya da duyuşsal edindiğimiz ve bellediğimiz bilgi birimlerinin;geçmiş, gelecek ve güncel deposu ya da hard diski (dinamik veri depo diski) gibidir. Zihindeki doğal kayıtlar hemen tüm insanlarda aynıdır. İletişim kültür alfabelerinin; yazımsal, işaretsel, eylemsel ve konuşsal çeşitliliği ve/veya sadece konuşsallık çeşitliliği, insanlıkta hoş görüyü artırırken ortak payda iletişimini zorlaştırır. Beyin sanki zihinsel bilgi birimleri deposunun hatırlayıcı biyolojik bağlantılar ve biyolojik hatırlama moleküllerin adeta nesnel çekirdeği gibidir. Bilgi hatırlandığı an bazen geçmişte ki mekandan çağrılır ya da o mekanda algısal tecelli (algısal ışınlama) olur ve hatırlanır. Kuranı Kerim ve Allah (C.C) gönderdiği; kitap ve sayfalarında kullanılan (Dar Anlamda; Suhuflar, İncil, Tevrat, İncil, Kuran Dili ve Konuşması; Arapça ve İbranice değil); yazılı dil, mantık, ilişki, peygamberi konuşma ve okuma (Dar Anlamda; Suhuflar, İncil, Tevrat, İncil, Kuran Dili ve Konuşması; Arapça ve İbranice değil) akışkanlığı dışındaki tüm gelmiş geçmiş; alfabe, lisan ve dillerin insanlığın mantıki ve akli iletişim basiretlerini vahşileştirici ve köreltici etkilerini kanıtlamak zor değildir. Bütün dillerin yazım, konuşulan şekli, ifade… Vb kurallarının anatomisi vahşi ve doğaldır. Uluslar arası seviyede kabul görebilen bilimsel insani mantıksal anatomisi ve kuralları çerçevelerde mukayese edilerek ıslah edilip değiştirilişe gereksinimi vardır. Bu mantık Kuran-ı Kerimi CC Kitabındaki mantık kurallarından esinlenerek ortaya konulmuştur. Yani kurandaki ayetler ve hadisler baz alınarak doğadaki yapay ve doğal vahşi alfabelerdeki kuralların ıslah edilişine gereksinim olduğu otoya çıkmıştır. İnsanları yer yüzünde; vahşi, doğal, hayvani, insani, iblisi, peygamberi, şeytani çok çalıştırmanın hak edişleri arasındaki farkları ve farkındalıkları anlamaya çalışın.Fazla çalışmakla hak edişin sınırlarını düşünün. Hak edişle her şeyin elde edilemeyeceğinden emin olun. Cahilce ve Şeytanice Hak edişine tapınma gayretini düşünün. “Azmin elinde hiç bir şey kurtulmaz” cümlesinin cehaleti ve gizli, şirkini; fert, toplum, devlet… Vb bazında; Rahmani, Cahili/Hayvani ve Şeytani Çok çalışmaların arasındaki farkındalığı; geçmişten geleceğe ilişkisel leştir ve günümüze güncelleyip örneklendirişi deneyin. Hakkına tapınma, yaptıklarına tapınma ve Hak (C.C)'NE tapınmalar arasındaki düşünce kaosu, kavram yanılgısı, düşünce yanılgısıyla kafa bulandırmayı ortaya atanların ve hayata uygulayanların bedbahtlığının farkındalığını alamaya çalışın. Peygamber ahlaklı;kardeşlik, öğretim, öğrenim ve eğitimle ilişkilendirin. Hayatın yaşam terazisi üzerinde iradi tercihlerimizin hasılatı yolcusuyuz. Demirkuş 2010
      Bir din her şeyi içermiyorsa geçersiz, vahşi, geçici ve/veya yetersiz bir dindir. İslamiyet'in dışındaki tüm dinler bu kategorilere girer. Bu nedenle hiçbir şey dine (İslamiyet'te) aykırı değil ancak helale aykırılığı dine aykırılık diye yutturanlar vardır. Gerçek ve geçerli dinlerin korunmaya değil insanların yaşantılarında peygamberi hayır görmeleri için uygulanış için gönderilmişlerdir. Dini korumak için 400 yıl matbaa, 100 yıl evrim öcü göstertmiştir. Laikte, bilimde ve siyasette dini kötüye kullanma bahanesi ve gizli düşünce demir perde izolasyonu ile insanların inançları ile yaşam döngüleri arasındaki ilişkisel örgüyü demir perde Berlin duvarı örneğinin ötesinde büyük bir cehalet ve bilinçli yapılıyorsa ihanet yatıyor gibidir. Çünkü bir din korunmaya muhtaç ve her şeyi içerip çözümler üretmiyorsa; ya yeteriz, ya kısmi bir zaman dinline aittir yada vahşi ve yetersiz dindir. Ne acıdır ki Müslüman'ım diyen birileri bile bu açıdan İslamiyet'i diğer vahşi, kısmi ve belli bir zaman boyutuna ait dinlerle aynı kefeye koymaları büyük bir talihsizliktir. Ayni zihniyet dine aykırıdır 400 yıl matbaanın bekaret kemerini İslamiyet'e reva görüp ya da zaruret ve cehalet bahaneleriyle İslamiyet'ten gayri Müslimlerin yaralanışına engel olmuşlardır. Ayni zihniyet bu asır 100 yıldır evrim dine aykırıdır ve 100 yıldır dini siyaset afatından koruyoruz bahanesiyle liyakatsiz laiklik kemendini İslamiyet'in yayılışına vurmuşlardır ya da reva görmüşlerdir. Yaratıkları, Hayatı ve bilimi İslamiyet'le ilişkilendireceğine tam tersine dini korurum diye dinle 400 yıl dinle matbaanın, 100 yıldır dinle laikliğin, 100 yıldır dinle evrimin ilişkilenip tanışmasına radikal kementler vurmak dini korumak İslamiyet' hizmet olduğuna inanılır ve güvenilir gibi değildir. Bilim İslamiyet'te Müslüman'ın (insanın) yitiğidir (hadis vardır). Dini aşamazsınız ya da din aşılmazdır (hadis vardır). Hiçbir şey İslamiyet'e aykırı değildir veya hiçbir şey İslamyeti'n dışında değidir. Sözde bazı cahil inanç ehli asırlarca helale aykırı şeyleri;gerçek imana ve dine aykırıdır diye insanlarımızı kavram ve düşünce yanılgısına sokmuşlardır. Önemli olan her şeyi İslamiyet'teki;helal, haram, mekruh, ifrat, tefritlerin… Vb sınırlarına göre;gerçek eğitimle, insanlarda doğru-liyakatli konumlandırmak ve doğru tepkiler, alışık tepkiler (refleskler) ve davranışlar geliştirtmek/geliştirmektir. 21. Yüz Yılda, bilimi; insanların geçerli, doğru inanç, yapısal, özgün, ortak payda ve kültürel yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... Vb değer yargılarıyla ilişkilendirerek sunmak öğretim, öğrenim ve eğitimin çok önemli farzlarından biri olmalıdır. Demirkuş 2009
    Bizim yapacağımız bilim; Müslüman insanın esfeles-safilin çanağındaki yitiğidir(bu anlama yakın Hadis var). Doğayı, İnsanı, Şeytanı, Bilimselliği, Bilimi… Vb her şeyi İslamiyet'te doğru konumlandırıp ilişkilendirerek; liyakatli öğretim, öğrenim ve eğitimle, insanların batını kalp, düşünce ve zihin sisteminde liyakatli, verimli, ilişkisel ve doğru çimlendirerek yeşerterek, hayatla ilişkilendirilerek ve güncelleyerek severek asimile ettirtip, peygamber ahlakıyla hayata uygulatmak ve güncelletmektir. izleyin


                  Aşağıdaki ödevde yanlış, edepsiz, akla, mantığa, İslam'a aykırı, ölçüsüz veya eksik soru/lar ve önerme/ler varsa, yanıtlarınızda hocanıza  doğrusunu öneriniz.

 I-SORU: 50 yıl önce yaşasaydık, nasıl bir mantıkla düşünmemiz gerekirdi ki, bu günü doğru tahmin edebilelim? Öğrenci Yanıtları. İnsanın 6-8 duyusu gibi beyni 1 2 de sınırlı ileriyi görebilir. 50 yıl önceki kaynaklar taranarak kısmen de olsa bu sorunun yanıtı bulunabilir. Ör: 50 Yıl önce sözde teknolojik ülkelerin elindeki teknolojik güç bu gün biliniyor. Peki 50 yıl önce ülkemizdeki teknolojik güç ne idi aradaki  farkı ve gelişimin düşünsel-mantıksal ivmesi izlenerek,  bu gün gelişmiş ülkelerdeki bilinmeyen teknolojiyi ortaya koymak pek zor olmasa gerek.
II.SORU:Sizce saygısızlığı hak eden bir koşul var mıdır? Öğrenci Yanıtları.
Bu koşul sağlanırsa, saygısızlığın adı nefsi müdafaa olur


III. SORU:Matematiği tarif ediniz ya da matematik nedir? Öğrenci Yanıtları. İstisna hariç; . Sanki her yaratık mutlak bir matematik havuzu içindedir.

IV. SORU:Kötü ruhlu insan var mıdır? Öğrenci Yanıtları.
Kötü ruh yoktur, işgal edilmiş ruh vardır. Ruhlar güzeldir. Kötü nefis olabilir.1 Nefislerin hepsi hayvanidir, kötü değildir.Kişinin ahlakı olarak; eksik eğitim, gelişim ve özürlü oluşundan  kaynaklanabilir.

V.SORU:Şeytani ve Doğal/Vahşi/Cahili ya da Hayvani Rekabet,adalet ve zaruret(rahmani-insani birliktelik) kavramlarını tarif ediniz ya da nedir? Öğrenci Yanıtları.
        Şeytani ve Doğal/Vahşi/Cahili ya da Hayvani Rekabet ; Demokraside, Siyasette, Eğitimde, Ekonomide… Vb her türlü doğal, vahşi ya da doğal/vahşi zayıf ve güçsüzlerini; çökerten, besi yeri olarak kullanan, eleyen ya da öldüren rekabettir. Uyum sağlayamayanı öldürücü yok edici-antagonistik olan; Şeytani ve Doğal/Vahşi/Cahili ya da Hayvani Rekabet sadece çıtayı atlayanları yaşatıcıdır.
        Rahmani Rekabet (Diğer Adıyla Zarurettir):Rahmani Ahlakla; Adil , Vicdanlı, Akıllı… Vb öncelikleriyle; demokraside, siyasette, eğitimde, ekonomide… Vb her türlü insani ve gerekli yaratıkların zayıf ve güçsüzlerini; liyakatli yaşatan rekabettir (uyumlu-sinerjitik birliktelik) yani zayıflarını yaşatır ve tedavi eder. Zayıflarımız zayıf oldukları her şeye (şeylere) karşı bizim erken uyarı sistemlerimiz gibi çalışır ya da bizi erken uyaran hayırlı sebepleri vardır. Yani zayıfların varlıklarının ve yaşatılışının hayırlı sebepleri vardır. Zayıflar en azında hastalık ve istenmedik etmenlerine karşı canı bedelinde bizi uyarır. Halbuki vahşi olan evrim ya da evrimleşme vahşice zayıflarını ve güçsüzlerini öldürür ya da güçlülere malzeme (ör. Karuni kapitalizm) eder. Halbuki Şeytani ve Doğal/Vahşi/Cahili ya da Hayvani Rekabet; zayıflarını ya öldürür ya yok eder ya da kapitalistler gibi besi yeri olarak yaşatırlar.
        Rahmani (insani ve doğal döngü için gerekli zayıfları yaşatan ve tedavi eden) , şeytani (Kapitalistlerin zayıflarını besi yeri olarak yaşatması) ve hayvani/cahili (hayvanlar arasında zayıflarını eleyen ya da yem olarak kullanan) rekabetler arasındaki farkın farkındalığını kavrayıp kurallarını peygamberi (Rahmani/insancıl/Hz. Muhammed AS’A Peygamberlik (S.A.V) gelmeden önceki 40 yıllık insani ahlakı) ahlakla ilişkilendirişe çalışın. Vahşi/Doğal/Hayvani /Cahili ve Şeytani; Siyasetin ve Demokrasinin deşifre edemediği, kudurtmadığı ya da kudurtamadığı; fert, toplum… Vb insan tipi, her türlü istendik değer yargıları (inançsal İslami değer yargıları dahil) geleceğimizin öğretim, öğrenim, eğitim, yönetim, rejim… Vb sistemleri için çok büyük değer taşmaktadır ve çok çok önemlidir.

Şeytani ve Doğal/Vahşi/Cahili ya da Hayvani Rekabet ; Demokraside, Siyasette, Eğitimde, Ekonomide… Vb her türlü doğal, vahşi ya da doğal/vahşi zayıf ve güçsüzlerini; çökerten, besi yeri olarak kullanan, eleyen ya da öldüren rekabettir. Uyum sağlayamayanı öldürücü yok edici-antagonistik olan; Şeytani ve Doğal/Vahşi/Cahili ya da Hayvani Rekabet sadece çıtayı atlayanları yaşatıcıdır.
        Rahmani Rekabet (Diğer Adıyla Zarurettir):Rahmani Ahlakla; Adil , Vicdanlı, Akıllı… Vb öncelikleriyle; demokraside, siyasette, eğitimde, ekonomide… Vb her türlü insani ve gerekli yaratıkların zayıf ve güçsüzlerini; liyakatli yaşatan rekabettir (uyumlu-sinerjitik birliktelik) yani zayıflarını yaşatır ve tedavi eder. Zayıflarımız zayıf oldukları her şeye (şeylere) karşı bizim erken uyarı sistemlerimiz gibi çalışır ya da bizi erken uyaran hayırlı sebepleri vardır. Yani zayıfların varlıklarının ve yaşatılışının hayırlı sebepleri vardır. Zayıflar en azında hastalık ve istenmedik etmenlerine karşı canı bedelinde bizi uyarır. Halbuki vahşi olan evrim ya da evrimleşme vahşice zayıflarını ve güçsüzlerini öldürür ya da güçlülere malzeme (ör. Karuni kapitalizm) eder. Halbuki Şeytani ve Doğal/Vahşi/Cahili ya da Hayvani Rekabet; zayıflarını ya öldürür ya yok eder ya da kapitalistler gibi besi yeri olarak yaşatırlar.
        Rahmani (insani ve doğal döngü için gerekli zayıfları yaşatan ve tedavi eden) , şeytani (Kapitalistlerin zayıflarını besi yeri olarak yaşatması) ve hayvani/cahili (hayvanlar arasında zayıflarını eleyen ya da yem olarak kullanan) rekabetler arasındaki farkın farkındalığını kavrayıp kurallarını peygamberi (Rahmani/insancıl/Hz. Muhammed AS’A Peygamberlik (S.A.V) gelmeden önceki 40 yıllık insani ahlakı) ahlakla ilişkilendirişe çalışın. Vahşi/Doğal/Hayvani /Cahili ve Şeytani; Siyasetin ve Demokrasinin deşifre edemediği, kudurtmadığı ya da kudurtamadığı; fert, toplum… Vb insan tipi, her türlü istendik değer yargıları (inançsal İslami değer yargıları dahil) geleceğimizin öğretim, öğrenim, eğitim, yönetim, rejim… Vb sistemleri için çok büyük değer taşmaktadır ve çok çok önemlidir.
Sonuçta, bilimi daha etkili biçimde kullanan kapitalistler;Müslümanları yanlarına çekmek için;kafircikleri alt edelim diye bazı Müslüman kavimleri menfaatleri gereği hidayete erdirme(Taliban ve İran hidayeti), bedava teknolojiler takdim ederek (Pakistan nükleer enerji... Vb) planlarını uygulamaya koyan Karunizm (kapitalizm) komünist sitemin başını hidayete erdirmeyi başarmıştır.
      Bu gün ise kapitalistler;demokrasi sistemini yayacağım bahanesiyle Gayri Müslim inanç ehline (eski din ehli kavimlere, birleşmiş milletler, sosyalistler ve ılımlı komünistlere) göz kırparak veya yanlarına alarak hidayet ettiği müslüman ülkelere rableşmeye kalkışıyor ve Karunizm (kapitalizm) için büyük ortadoğu besi yerini hazırlıyor gibi. Kapitalizmin tarihi ortaklarına oynadığı oyunlarıyla örtüşen örneklerini hayvanlar aleminde (av ve avcı ilişkilerinde) görmek olasıdır.

        Yaşamak için; insanların  liyakatli çalışması; adaleti, zarureti, bitki-hayvanda; antagonistik (öldürücü Şeytani ve Doğal/Vahşi/Cahili ya da Hayvani Rekabet bazen sınırlı sinerjitik (uyumlu birliktelik)(yaşatıcı Şeytani ve Doğal/Vahşi/Cahili ya da Hayvani Rekabet veya nötr(etkisiz Şeytani ve Doğal/Vahşi/Cahili ya da Hayvani Rekabet rekabeti gerektirir. İnsanın dışındaki canlılarda yaşamak ölümüne rekabeti gerektirir. Bitkiler ve  hayvanların  doğasındaki;vahşi zarafet– gücün- güzelliğin  ve çeşitliliğin nedenlerinden biri de rekabettir.
-Doğal (vahşi) Şeytani ve Doğal/Vahşi/Cahili ya da Hayvani Rekabet;insanları bedensel-zihinsel yönden vahşileştirir - zayıfları yok eder haset-kin.. Vb ahlak felaketini getirir. İnsan fıtratına zaruretin liyakati(yakışırlık) daha gerçekçidir. İnsanİçin Yaşamak; Geleceğe Liyakatli Değişmektir (Uyum Sağlamaktır) Demirkuş 2007. Şeytani ve Doğal/Vahşi/Cahili ya da Hayvani Rekabet doğal hayatın; insanın dışındaki canlılar arasında evrimi yönlendiren bir yasadır.Zorunlu hallerde ya da özel hallerde kontrollü rekabete insan girebilir.Ör. İlk güdük insan dönemlerinde(Yontma taş, Cilalı taş… Vb dönem güdük insanları) bu rekabete girilmişidir. Rekabette, yaşamak zihinsel-bedensel zorunlu savaşmaktır. Fıtratının liyakati gereği zorunlu-israfsız-verimli çalışmak (zaruret(rahmani-insani birliktelik) insanda;zayıfları yaşattığı ve liyakate(yakışırlık) aykırı olmadığı için rekabetten daha verimli ve güçlüdür. İnsanın zaferidir. Galip gelmesinin önemli sebeplerinden biri inancından edindiği- kabullendiği-kazandığı en önemli vasıftır. Bu liyakatli kabulleniş türünü diğerlerine galip getirmiştir.
Bu asır bu özelliği güdükleşmiştir.Şeytani ve Doğal/Vahşi/Cahili ya da Hayvani Rekabet beceriksiz, hasta, dürüst ve kanaatkar zayıflarını yaşatmadığı için zarurete çekiniktir ya da zaruret(rahmani-insani birliktelik) tam tersi koşulları sağladığı için rekabete baskındır.
           Doğal (vahşi) Rekabetle güçsüzlerin ve zayıfların yaşam hakkı güçlülerin insafına mahkum edilir.Güçlüler ya güçsüzlerin bedenini avlar ki bu durum sıkça hayvanlarda görülür. Bu durum insanlarda;ya güçsüzlerin bedenleri avlanır ya paralı köle ya da besi yeri olarak güçsüzlerin emekleri ekonomi adı altındaki zeka oyunu uygulamalarıyla avlanarak kullanır. Şeytani ve Doğal/Vahşi/Cahili ya da Hayvani Rekabet insani açıdan adaleti, liyakati ve merhameti yok sayan bir kavram-eylem olduğu için insani değil doğal ve vahşidir.. Bu durumda sıkça kapitalistlerde görülür.
             İnsan bedeni ile gelişimini tamamlamıştır. Ancak ilerde uzaya açılınca, uzaya uyum amacıyla insan genleri ile oynanmaya başlanarak çeşitli insan tiplerinin ortaya çıkması olasıdır. İnsanın evrime cevabı diğer canlılarda bulunmayan insanlığın belki de yarısına yakınının farkında olduğu;akıl ve ruhtur. Bu iki sanal araç etkili bir biçimde kullanıldığı zaman insanda peygamber ahlakının ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Bu ahlak tipi insanda o kadar mükemmel bir toplumsal yaşantı birlikteliği ve paylaşımını ortaya çıkarır ki bu Şeytani ve Doğal/Vahşi/Cahili ya da Hayvani Rekabet olgusunun güçlüleri ortaya çıkarışının alt edişini başaran zaruret(rahmani-insani birliktelik) olgusudur. Zaruret (Rahmani/insani birliktelik) toplumu bir beden olarak görür. Zayıf ve hastalarını toplumsal bedenin hasta hücreleri gibi görüp bedenini tedavi eder ve gücünü artır.
-Doğal (vahşi) Rekabette zayıflar ve güçsüzler; avlanır, terk edilir… Vb olur. Gen havuzunu seyreltir ve küçültür. Zaruretteki bir türler yaşatıldığı için her zaman uzun vadede gen havuzu çok büyük ve güçlüdür. İnsanın doğaya başat olmasının zafer olgusunun altında bu yatar.
            İnsan peygamber ahlakı kuralından aşağı düşünce, birbirleriyle rekabete girmeye başladığı an, hayvanlardan daha aşağılık bir konumda değerli emanetlerini kullanırken tüm yaratıklara zarar vermeye başlar. Hatta tarihte çocuklarını bile diri diri gömebilmiştir.




VI.SORU:İnsan neden diğer canlılar kadar;toplumsal-sanal-doğal döngülere(dijital/hesabi,sanal, zihinsel, düşünsel, hayali, toplumsal, doğal ve tüm enerji hallerine ait döngülerin) verimli bir takson olamıyor? Öğrenci Yanıtları

VII.SORU: Bilim, siyaset ve evrimin;avukatlığını, siyasetini, dalkavukluğunu yapmakla, onları yaşamak, yaşatmak, kullanmak, aşmak arsında ne fark vardır? Evrimi yönlendiren temel yasalar; doğadaki çekim, sema(etrafında dönme), genişleme ve yaylanma gibi sınırlı sayıda kanun ve kuralların;toplu/tekli varyasyon etkileriyle işleyen-etkilenen-etkileyen, doğal döngülerden(dijital/hesabi,sanal, zihinsel, düşünsel, hayali, toplumsal, doğal ve tüm enerji hallerine ait döngülerin) kaynaklanıyor. İnsandaki mantık mı, yoksa doğadaki diğer yaratıklar arasındaki toplumsal-döngüsel mantık sistemleri mi daha istendik ve gelişmiştir?İnsan doğada olmayan, bilgiler ürettiği gibi; doğada, insanın hayal edemediği yaratıkları üretebiliyor. İnsan bedenen doğanın bir parçasıdır!! Bu önermeler ışığındaİnsandaki bedensel ve düşünsel araçlar, gerçekten doğada; rastgelenin mi? yoksa AS gelenin mi bir ürünüdür? neden? Öğrenci Yanıtları. tıklayın
-Doğanın bazı kanunları olmazsa olmazdır. Doğadaki kanunlar daha güçlü insandakiler daha zayıf.

-İnsan mantığı mı daha üstündür? Doğadaki mantık mı daha üstündür? Doğadaki ve insandaki mantık arasında bir üstünlük varımıdır?

-İstisnalar hariç, olmazsa olmaz kuralına göre, erkek olmazsa bayan da olmaz.(İnsan Klonlama?)

-Doğa belli düzeneklerle çalışan bir mantık sistemine sahiptir.

-Bu mantık doğal yaşam içinde insanın mantık sistemini yozlaştırmaktan yana etkiler (Evrim).

-Bugün doğa insanı ne kadar etkiliyor, insan doğayı ne kadar etkiliyor?İnsanların yüzde kaçı kendini doğadan sıyırıp hür yaşamıştır?

-İnsan mantığı doğa mantığından daha üstün olmasına rağmen kendini doğadan soyutlayarak yaşayamaz.

-Doğa bir etki tepki mantığıyla çalışır.

-Değişmeyen enerji boyutunda zaman sıfırdır.

-İnsan bu zaman boyutuna ulaşırsa ebedi olur.Bulunduğumuz durumda insan mantığı doğa mantığından daha zayıftır.

-Özel eğitim ve hallerde; insan mantığı doğa mantığını aşabilir ve kamil insan olur.

-İnsan ve doğa mantığı karşılaştırılamaz. İkisi birbirini tamamlar.

-İnsan ve doğadaki zıtlıklar tezatların çelişki dengesinden çok sıfır ve tamamlayıcı denge olarak düşünülmesi lazım. İdeal olan da budur. Ör : Parayı güç veya amaç olarak görmenin faklı zihniyetine benzer.

-Akıl peygamber ahlakıyla doğru orantılıdır. Aynı şeyi zeka için söyleyemeyiz. Akıllı insan, akıllı devlet, akıllı millet ölümüne kadar hesabını yapar.

-Doğada değişmez veya yavaş değişen acımasız  bir mantık varken insanda değişken bir mantık vardır.

-Diyelim ki doğadaki mantık dogmadır. İnsan mantığı bu dogma mantığın kurallarına uygun     icabet etmezse çok büyük zaman kaybeder.

-Dogma kanun-kurallara çözüm üretilmedikçe? insan dogma kanun ve kurallara mahkum bir mantığın zararını görür (Demirkuş 2006).
 
VIII.SORU:Sizce akıllı insan/lar mı kendini ifade etmekten aciz, yoksa diğer insanlar mı onu/ları anlamakta acizdir? Mademki akıl en üstün araçtır, neden akıllı insanlar dünyada başat(baskın) değillerdir?
1, 2, 3, 4  
Öğrenci Yanıtları.
-Bana göre bu dünyada maksatlı deliler  akıllılardan daha rahat  kendini ifade edebiliyor. Çünkü onlar zeki insanları kullanarak kendilerini bir çatı altında toplatmayı her zaman başarıyorlar.Hatta tutuklu hürriyetlerine karşılık kazasız, belasız ve dertsiz ortamda;hizmet kabul ederler.
-Dünya'da Şok Akıllıları bir araya toplamanın bir yolu bulunamamıştır.


IX
.SORU:Neden asırlar boyu sağduyu ve akıl - ruh( %1lik ? gen sistemi), %99 luk zeka ve nefse pozitif-bütünleşik-baskın olmayı başaramıyor? 1 Öğrenci Yanıtları

X.SORU:Hiç elma görmemiş bir insana, elmanın tohumunu gösterip elmanın tohumdan oluştuğunu söylersek onun tepkisi ne olur ? Ona nasıl bir eğitim verelim ki buna inandıralım ? Öğrenci Yanıtları
Cevap:İnsana hayat döngüsü en güzel şekilde verilmelidir. İnsanı en etkili şekilde  tanımlamalıyız.   En ilkel ve en evrimleşmiş canlıların hayat döngülerini(dijital/hesabi,sanal, zihinsel, düşünsel, hayali, toplumsal, doğal ve tüm enerji hallerine ait döngülerin) en güzel şekilde temsil eden canlıları ve canlılar grubunu seçmek lazımdır. Yeryüzündeki hayvan türlerinin türdeşlerini öldürme sayısı, insanınkinden az gözükür neden?İnsanlar; doğadaki olanaklarını adil paylaşmakta samimi değillerdir, neden? Bencillik,Doyumsuzluk,İstemedikleri için, Nefsine yenik düşmüş, Dünyanın dengesi gereği, Yapamadıkları için, Ben yapmayayım başkası yapsın, Menfaati gereği,Organizasyon eksikliği, Irkçılık, Siyonizm,İnsanları sevmemesi, Yaradılış gayelerinin dışında hareket etmeleri, Karamsarlık, Eğitim eksikliği, Sürekli savaşmak.Mazoşizm, Sadizim ( Matador, Boğa ), ( Kendini jiletlemek ), ( Boğa karnavalı ), Kendi yavrularını kendi zevki için dövüştüren yaratık sadece insandır. Olanakları ölçüsünde:yer yüzünde türdeş canlılar arasında; yıllık kendi türdeşlerini öldüren, zulüm eden ve aç bırakan  canlılar arasında insan hatırı sayılır ilk sırada yer alabilir.  Kendini ve nefsini tanımanın koşulu doğayı ve diğer yaratıkları tanımaktan geçer. İnsanlar; balina gibi mükemmel yüzmeyebilir, kuş gibi uçmayabilir, Bilgisayar (Bilgisunar/Bilgişlersunar) kadar zeki olmayabilir 1, 2, 3, 4, 5, 6; Ama hiçbir yaratık insanın doğada ki sıra dışı özgünlüğü kadar  ideal  değildir.

XI.SORU:İnsanları bir birine dolu dolu sevdirecek, yüreklerine ve iç dünyasına sevgiyi doluşturacak sebepleri, davranışları ve kaynakları nerede nasıl bulacağız? Öğrenci Yanıtları

XII.SORU:Nefsin zekanın, aklın ve ruhun bu sebeplerle (XI.SORU) ne ilgisi var?
Sanki insanoğlu bu gün yer küresine yayılmak üzere ayrıldığı ilk girdap gibi, şimdide uzaya yayılmak üzere bir girdabı yaşıyor. İnsanları eğitip birbirine sevdirmeyi başarırsak. Uzaya  yayılmamızı en az zararla  telafi etmiş olacağız. Öğrenci Yanıtları.

XIII.SORU:Pratikteki verilere bakıldığında sanki insanlar; fert ve aile bazında çocuk, toplumsal bazda (milletler ve devletler bazında) yarı nefis hastası (akılsız) 1 gibi toplumsal ilişkiler içindedirler. Doğru mu? Neden? Öğrenci Yanıtları.

XIV.SORU;
Genel 1,   ve Özel 1,  2 Göreceli Kuramları (İzafiyet Kuramı), sizce gerçek (sanal, soyut ve somut) sabiteler-parametrelerle desteklenip zafiyeti toparlanınca adı ne olur?  Mutlakıyet kanunları olur.
İpucu;İnsanların öldürücü, zararlı, cahili ve yozlaştırıcı tabu olmayan aşkınlıklarını yaşatmak gerekir. Aşkın insanlarını razı etmeyen ve doğru adreslerde değerlendirmeyen kavimler bir gün onları razı eden başka kavimlerin saflarında kendilerine karşı buluşları süperiz ve rastgele/tesadüf olmaz. Müslümanlar aşkın insanlarını razı edip doğru adreslerde durmazsa (onları kanunlarla ıslah edişe kalkışırlarsa toplumsal kıyamet kopar). Ancak bu aşkınlık ve taşkınlıklar (ifrat ve tefritler) normal hayat diye empoze edilmemeli (özel hallerdir) ve örnek verilmemelidir. İnsanın kendi işlevini yapışı için tüm yaratıkların aşkınlık potansiyelini taşıyışı önemlidir. Eğitimde ifrat, tefrit, aşkın yaşam stillerinden çok normal yaşantı empoze edilmelidir. Sonra öldürücü, zararlı, cahili ve yozlaştırıcı tabu olmayan aşkınlıklara hoş görüyle bakılmalıdır. Bazı radikaller düşünsel olarak toplumsal denklemin/lerin tümünü bilerek ya da bilmeden körelten tekdüze kendilerine benzetilmesini isteyecek kadar zihnen kangrenleşmiş ya da fıtratı değişime uygun olmayan insanlara doğru empati/eşduyum duymayan/duyamayan/duymak istemeyen zihnen kangrenleşmiş, kanseleşmiş özel münafıklar ya da cahilleridirler. Cahiller toplumsal denklemin bağışıklık sisteminin güçlenmesi için olması gereken sabitleri, münafıklar çok yüzlü ve yönlü cıvık değişkenleri ve parametreleridirler. Demirkuş 2009 Allah (C.C) hiçbir şeyi boşuna yaratmıştır. Önemli olan insanın/ların onun hiçbir şeyi boşuna yaratmadığına ikna oluncaya dek;öğretim öğrenim ve eğitim sistemleriyle her fıtratın gerçeği öğrenene dek özgün ve özel örneklerle dolu zihinlere yansıtmaktır. İnsanlığın ve/veya bir kavmin; radikal milliyetçileri (kavimlerin parmak izi), radikal Müslümanları (dinin farzlarının sigortası), radikal yenilikçiler (kavimin asra uyum ışıkları) ya da her çeşit gerekli radikalleri rahmani alimler ve bilginlerce, her an asrın değişimlerine ve/veya koşullarına uyumlu bilgilendirilip irşat edilmezse; milliyetçiler şovenizme, inananlar Siyonizm'e, yenilikçiler otistik ve liyakatsiz felsefi görüşlere ve/veya inançlara kapılıp dumura uğrarlar. Bu nedenle bunların hürriyetlerinden çok doğru adreste örgütlendirilip düşünsel ve toplumsal olarak güncellenişleri daha doğrudur. Âdemi İnsan; Meleği Ruhu, Meleği aklı ve Meleği Vicdanı Kanadıyla (Meleği Güzel Ahlak Kanadı) meleklere kenetlenip güzel ahlak hasletlerini gösterirken, Diğer kanadıyla yani Hayvani Olan Nefsiyle, Hayvani Olan zekâsıyla ve Hayvani Olan Vicdaniyle (Vahşi/Hayvani Ahlak Kanadı) Hayvanlara ve eşyaya kenetlenip vahşi/hayvani ahlak hasletlerini gösterir. Bu kanatlardan Meleği Güzel Ahlak Kanadı kırık ve/veya güdük olursa o insan tek taraflı Vahşi/Hayvani Ahlak Kanadıyla daha aşağılıklara uçarak çok tehlikeli hilkat garibesi bir zararlı yaratık olur. Bu kanatlardan Vahşi/Hayvani Ahlak Kanadı kırık ve/veya güdük olursa o insan tek taraflı Meleği Güzel Ahlak Kanadıyla daha yukarılara uçarak ruhban/meleğimsi bir yaratık olur. Bu iki kanadın dengesi/balansı hafif ahrete doğru ya da meyilli olarak eğitimle verilmelidir. Dünyası için ahreti, ahreti için dünyasından vazgeçen bizden değildir. Hadis vardır. Neden çevremizi, kendimizi, mesleğimizi doğru tanımak ve insancıl adreslerde bulunmayı/bulunuşu refleks(alışık tepki) haline getirmek/getiriş farzdır? Doğru Adreste Duruşun 5 Kuralı;1.Kuralı: Kabulleniş. Rahmani insan oluş için dünyada bulunduğunu ve Rahmani doğru adreste duruşun refleksinin (alışık tepkisinin) kesinliğini kabul ediş. Değiştirmeyeceği ve/veya Değiştiremeyeceği şeyleri, İnsanlık Ailesi'ni ve kendisini olduğu gibi kabullenişe razı oluş gerekirse peygamberi ve insancıl değişime/lere talip olmak. Değiştirmeyeceği ve/veya Değiştiremeyeceği; fıtratı/yapısal, insani, çevresel … Vb her şeyi ve kendisini olduğu gibi kabullenişe razı oluş gerekirse peygamberi ve insancıl değişime/lere talip olmak. En azında yaratıkların değişmez kaderleniş kırmızı çizgilerini; örneğin, ölüm, bilmezlik, cehalet, aşkınlık… Vb niyet olarak kabulleniştir. Ayrıca tüm yaratıkları, her fert ve toplumun “Geçmişten Geleceğe Tüm İnsanlık Ailesi Çözmecesinin/Pazılının” gerekli bir parçası/üyesi olarak “İnsanlık veya İslam Devleti ve Birlikteliği” istemine, arzusuna, azmine ve gayretine razı oluştur. 2.Kural: Kendisini ve çevresini doğru tanıyış. Kendisini ve çevresini düz ayna mantığıyla değerlendiriş ve konumlandırıştır. Rahmani, insancıl, peygamberi, doğru ve dürüst tanıyış ve/veya dürüstçe iç dünyasına ve çevresine kendisini konumlandırıştır. 3.Kural: Yeterince bilgili oluşu kabulleniş. Kendisini ve çevresini doğru anlamlandırış ve uygulayış için yeterince bilgili ve beceri sahibi oluşu koşulsuz kabulleniştir. Yaratıkların her şeyini ve mesleğini; doğru, dürüstçe, Rahmani/İnsancıl anlamlandırış ve uygulayış için yeterince bilgili ve beceri sahibi oluşu koşulsuz kabulleniştir. 4.Kural: İnsancıl adreste duruş. Peygamberi (Rahmani/İnsancıl) bir ahlakta doğru adreslerde bulunuşu alışık tepki (refleks) ve alışkanlık haline getiriştir. 5.Kural: İnsancıl Uygulayış. Öğrendiklerini Rahmani (peygamberi/insancıl) ahlak çerçevesinde alışık tepki (refleks) olarak hayata uygulayıştır. En Güçlü, Siyasi ve Menfaatperest adreslerde değil de Rahmani, İnsani ve Doğru adreste duruşun en güzel örneği; Allah (C.C)’N yardımıyla, Hz. Muhammed AS’IN çevresinde, zamanındaki krallıklar ve imparatorluklara ekmek peynirle hatta daha zor koşullara Rahmani duruşuyla İslamiyet’in yayılışını başarmıştır. Bu mantıktan hareketle doğru adreste bulunuşu alışık tepki (refleks) haline getirişin en kestirme yolu Rahmani, insancıl, peygamberi dürüstlük ve/veya peygamberi imanla hayatı yaşamak yeterlidir.Yaratıkların özellikle fert, kavim ve devletlerin; zihinsel, bedensel, düşünsel, amaçsal, menfaatsel... Vb adreslerini doğru tanımlayıp, belirleyip bildikçe onların hakkında daha doğru karar verir ve doğru adreslerde duruş olanağını elde ederiz.-Ola ki herkes her şeyi bilmeyecektir. Cüzi ilme sahipsiniz (Ayet vardır) .Yani en azında her kes bir şeylerin cahilidir.-Herkesin olanakları ölçüsünde; nesnel, iradi, sanal, düşünsel, toplumsal… Vb. kendine özgü özgünlükleri ve tercihleri olacaktır. İnsanın Ahlak Kanadı (Sağ) ve Meslek Kanadıyla (Sol) Eğitimin Hedefine Uçuşunun Amacı; Doğru Adreslerde Bulunuşun 5 Kuralı Uygulanarak Gerçekleşmelidir. Önemli olan amaç kişinin ve toplumun; olanakları, sıhhati, iradesi, bilgisi… Vb. çerçevesinde (insan pazılı/çözmecesi içinde) kendisini/kendilerini (özgün pazılı/çözmece parçası) peygamberi (Rahmani/insancıl/Hz. Muhammed AS’A Peygamberlik (S.A.V) gelmeden önceki 40 yıllık insani ahlakı) ahlak ölçülerinde verimli konumlandırışı doğrultusunda öğretim, öğrenim ve eğitimin mutlaka asgari doğru (yukarıdaki 5 koşul çerçevesinde) verilişinden kesin emin oluştur. İnsanlığın; fert, toplum, kavim ve tüm insanlık ailesi bazında, sokakta, tüm toplumsal ve yaratıksal alanlarda (özel haller hariç); diğer yaratıkları kıskandırıcı, ürpertici, tiksindirici, rencide edici, rahatsız edici, iştahlandırıcı, kışkırtıcı, küçümseyici, tahrip edici, tahrik edici, aşırı özendirici, şaşırtıcı, vahşi, aşkın… Vb. eylem, davranış, sohbet, giyim, kuşam, siyaset, öğretim, öğrenim, eğitim… Vb. bulunmaması gerektiğinin ve öneminin Rahmani (peygamberi, insancıl) ahlakla ilişkisinden emin olacağı kadar eğitilişinden mutlak emin olmalıyız. Sonrası kolaydır. Bundan sonrası kişinin/toplumun olanakları ölçüsündeki iradesiyle tercihleri onun/onların ölçüsünün kalitesini belirler. Yargısından emin oluruz. Hayvani ve İnsani Hürriyetin Farkındalığını kavrayış önemlidir.! ABD'DE Bazı Eyaletlerde Ör. State of Tennessee'de Yurtlarda ve Otellerde Evli Olamayan Erkek ve Kadınlar Aynı Odada Gerekirse Birlikte Kalabiliş Hürriyeti. Batıda sokak ortasında partnerlerin hayvani davranış ve eylemleri düşündürücüdür. Edepsizlerin, Edeplilerin ve Herkesin (Şerrinden Emin Ve Beri Olmak İçin); Her Mecliste Kendini İfade Ediş Köşesi Olmalı. Köşeye gelenlere ya da sıradaki her kese “Kendini İfade Edişin Edepli Ve Peygamberi Oluşun Önemi Dersi” ayrıntılı bir şekilde eğitimcilere verilmelidir. Bundan sonrası onların kendilerini ifade tercihleri onların ve temsil ettiklerinin edebini ve kalitesini ifade eder ya da belirler. Özet;1- İnsanlık Ortak Paydası Üyesi Olarak Payını (Özgünlüğünü) Peygamberi Konumlandırış. Değiştirmeyeceklerine Karşı Peygamberi Adreste Bulunuşu Kabulleniş. İnsanlık Ailesinin üyesi oluşunu ve baş edemeyeceklerini ve değiştiremeyeceklerini Koşulsuz kabulleniş. 2. Kendisi, Mesleği ve Çevresi hakkında yeterince bilgi sahibi oluşunun gereğini kabulleniş. 3. Kendisini ve Çevresini Düz ayna mantığıyla değerlendiriş. 4.Bildikleriyle Peygamberi (Rahmani/İnsancıl) bir ahlakla doğru adreslerde bulunuşu alışık tepki (refleks) ve alışkanlık haline geliştirir.5. Bildikleriyle kendisini ve çevresini düz ayna mantığıyla değerlendiriş ve Peygamberi / İnsancıl konumlandırıştır. kendisini Rahmani, insancıl, peygamberi, doğru ve dürüst tanıyış ve/veya dürüstçe iç dünyasına ve çevresine kendisini konumlandırıştır. Sonuç; Doğaya Karşı Doğru Adreste Duruş Ne Demektir? Çevre Bilinci İnsanlarda Geliştirilerek Plastikler, Kâğıt, Şişe-Cam ve Metaller Çöp Değil Bunların Çöp Torbalarına Doldurup En Kısa Yoldan Hedefine Bakılmalıdır. İnsanlık doğaya ve birbirine karşı doğru adreste durmadığı için doğal ve yapay çevrenin ilkel ve vahşi insan sorunu ortaya çıkmıştır. Ola Ki Yaratıklar içinde hayırlı bir kişilik olmak için ola ki bu 5 kuraldan bir tanesine bile uymazsanız doğru adreste duramazsınız. Gerekli olduğumuz için yaratılmışız ve varız. Her insanı insanlık kitabının bir sayfası kabul edin. Kendi sayfanızı ve Yaşadığınız çevredeki kitap sayfalarını doğru tanıyıp bu sayfalar arasında doğru adreste duruşun koşulu irademiz çerçevesinde samimi, rahmani, hür ve adil oluştur. Eğer cahiller, caniler, tanımadıklarımız… Vb karşı doğru adreste duruşta başarılı olamıyorsak, ya diyetle yaklaşılmalı ya da cahillerden uzak duruluşa gayret edilmelidir. Cahillerden yüz çevir ya da uzak dur diye ayet ve hadis vardır. Bu yaşam boyutunda her insan bir hayvanın sırtındadır. Kendini kontrol edebildiği kadar süvari kişilik, kontrol edemediği kadarda hamal kişiliktir ki buna nefis denir ya da atınızı (nefsinizi) kontrol edebildiğiniz kadar süvarisi kontrol edemediğiniz kadarda hamalısınız. Genlerimizi ne kadar irademizle kontrol edebiliyorsak her şeyimizin süvarisi, tersine ise her şeyimizin hamalıyız demektir. Bir kavmin yenilikçilerini asimile eder bitirirseniz, akabinde milliyetçilerini asimile edişe başlarsanız bu tam mümkün değildir çünkü o kavmin değişmeyen/değişmez parmak izidirler (kavmin özgün kişilik genlerini taşırlar). Ancak yok etmeniz gerekir. Bu seferde evrimsel seçilimde en güçlü savaşkan Nemruti, Cengizhani, Firavuni, Çini, Hitleri… Vb insan ahlakının acımaz kara delikleri ve kavmin asimile edildiğini sandığınız yenilikçileri de ters teperek karşınıza çıkar ki kayıp edişi hak etmiş olursunuz. Her kavmin özgün radikallerinin gerekliliğini doğru adreslerde ve doğru kişilikler de yaşatmak elzemdir. Cahillerin, kafirlerin… Vb karakterlerin yok olduğunu düşünün sonuç sosyal döngünün çöktüğünü görürsünüz. Bir anda herkesin her şeyi bildiğini düşünün ya da geleceğiniz hakkında her şeyinizi bildiğinizi düşünün o zaman cehaletin, bilmezliğin, yalanın ve sabrın ilaç olduğu konumların ve zamanların olabileceğini keşfedebilirsiniz. Allah (C.C)’HU hiçbir şeyi boşuna yaratmamıştır. Önemli olan her şeyi dozunda ve yerinde rahmani biliş, kullanış ve uygulayıştır. Kısaca doğal döngüdeki özgünlüklerin gerekliliği kadar toplumsal, zihinsel, düşünsel ... Vb döngülerdeki özgünlükler gereklidirler. Önce meclistekiler halka ahlak abidesi örneği olarak öpüşüp barışıp sarılsınlar ardında her şeyi çözmek daha kolaylaşır. Bu gerçekleşmiyorsa ola ki yanlış kriterlere sahip insanları meclise gönderiyoruz. Önemli olan toplumsal yönetim, ahlak ve her türlü ilişkinin kilit ve yönlendirici noktalarında Peygamberi/Rahmani/insancıl ahlaklı +bilgi +liyakatli kişiliklerin yönetim ve idarede sürekli bulunuşunu garantileyen demokrasi, rejim ve seçim sistemlerini icat ediş ve sağlayıştır. Kısaca, 1.Kendimizi doğru tanımak ve olduğu gibi kabullenmek, 2.Çevremizi doğru tanımak, 3.Kendimizi ve çevremizi düz ayna mantığı ile doğru teşhis etmek, 4.Bu konuda yeterince bilgili oluşu farz kabul etmek, 5.Bilgileri doğru adreste bulunuş için (Dürüst, İnsancıl, Rahmani ve Peygamberi adreste bulunuştur) kullanmak. Öğrenci Yanıtları.


XV.SORU;Ahlaki açıdan;doğadaki mutlak güç neden yanadır? Doğa ötesindeki mutlak güç kimden yanadır?Öğrenci Yanıtları.
Doğadaki mutlak yozlaştırmaktan yanadır? Doğadaki enerji döngüsünü aşamayan insan için ahlakı açısından mutlak güç yozlaşmaktan yanadır (vahşileştirir).

XVI.SORU
:Kant'ın ebedi barış planını düşünün. Kim olursan ol gel, herkese çağrıyı kim yapmış? Sizce doğru mu?  Neden? Kavram,özdeyiş ve düşünce yanılgısını saptamaya çalışın. l!! Hangi insan olursan ol gel!! Önermeler arasındaki fark nedir? Hangisi yabancı lisanlara çevrilince yanlış? Yada yanlışa yorumlanabilir? Neden?
Peki İnsanlık için, Kant'ın görüşünden daha doğrusu ve liyakatlisi nasıl olmalıdır?
Öğrenci Yanıtları.

XVII.SORU:Ebedi barış hareketi kimden esinlenerek yapılmıştır?  Doğru mu? İblisi yakalayacağım diye kim kast ediyor. İblisi nerede arıyor ve yargılıyor? Öğrenci Yanıtları. 1


X
VIII.SORU:Hayvanlar zeki olabilir, ama hiçbir zaman akıllı olamazlar, Doğru mu? Neden? Akıllı olmak sadece insana mı özgüdür? Öğrenci Yanıtları.

XIX.SORU:Doğaya ve Doğa Ötesine kafa yorma arasında ne fark vardır? İnsanlara her birinin ne yararı ne olabilir? Öğrenci Yanıtları

XX.SORU:
Bilim adamalarının çoğu doğayı deşifre ve anlamaya kafa yorduruluyor, peki doğa ötesine kim kafa yoruyor? Neden?Nasıl? Öğrenci Yanıtları

XXI SORU:
Sizce sadece süper zeki ama aklı az bir insan ile süper akıllı ama az zeki insanların özellikleri ne olabilir?  Öğrenci Yanıtları
Doğaya yararları ve zararları  bakımından karşılaştırıp tarihteki örneklerle somutlaştırın.? Ör:Akıllı ve az zeki  Abdal Yunus EMRE,  Akılsız ve zeki, II Ramses , Çin, Nemrut, Amerikan Yerlileri'nin Katilleri

XXII SORU:Tarihte kuduz ahlaklı fert ve toplumlara örnek verilebilir mi? Var mı? Neden?    Öğrenci Yanıtları.
Nemrut,II Ramses,Çin,Amerikan Yerlillerinin Katilleri... Vb. ahlak hastaları;fert ve toplumlara ızdrap verir.1, 2, 3

XXIII SORU:Sizce depremler, doğal felaketler, trafik kazalarında ölenlerin akıbeti; kaderin cilvesi mi? Tercihin meyvesi mi? Yoksa  başka mı? Öğrenci Yanıtları

XXIV SORU:Yalan ve unutmak olmasa ne olur? Öğrenci Yanıtları
"Aşkımın yanında kâinat kıvılcım bile değildir. 
-Kara delikler kabrim, ak deliklerde meyve vereceğim.
-Bir kanadım geçmiş, bir kanadım gelecek.
-Kalbime gömülü, sonlu sonsuzlar!!!
-Büyük kıyametten ebediyete uçuyorum". Demirkuş 2010.
Sürreya HAZIR'A Atıf Ettiğim Şiirimdir
.
Doğadaki normal hayat döngüsünün (dijital/hesabi,sanal, zihinsel, düşünsel, hayali, toplumsal, doğal ve tüm enerji hallerine ait döngülerin) gerekli diyet halkası koparıldığından geleceği meçhul, riskli belki de sevimsiz bir hayat  olurdu.

-
Belki de yalan ve unutmak ayrı değerlendirilmesi daha doğrudur.
-Yalanın mutlak gerekli olduğu özel yerler vardır.
-Her şeyin gerçeklerine ve realitelerine öncelikle talibiz.Ör; Evrimin gerçekleri

XXV SORU:Fert ve toplumların;önce kendisine/lerine, sonra yakın, daha sonra ırak çevresine/lerine yararlı olmalıdırlar? Önermesi doğrumudur? Neden? Kazara/kasti/hak edişle  rektörsünüz:Van ilinin; olanakları, potansiyeli, sorunları ve gücü belli? Van hakkında nasıl-neden hangi eylem/leri, proje/leri ve makale/leri üretir ve ürettirirdiniz?    Öğrenci Yanıtları

XXVI SORU:XXV  nolu soruyu ülkemiz, dünyamız, insanlık veya tüm yaratıklar için genelleyiniz? Neden ? Nasıl? Öğrenci Yanıtları

XXVII SORU: Devrim nedir niçin yapılır? Devrimler neden yapılır? Vaktinden erken veya geç yapılan devrimlerin toplumlara etkisi nelerdir?
Kaç Çeşit Devrim Vardır? Her soruyu örneklendirerek açıklayınız. Öğrenci Yanıtları
-Devrimler;toplumun zihinsel yapısına-fıtratına ve gereksinimlerine tatmin edici uyum-seviyede süreçte ise haklı ve doğru olurlar. Erken ve taklit devrimler asimilasyon –uyumsuzluğun yetersizliği nedeniyle zihinsel uyuşmazlık yapar. Geç yapılan devrimler kokuştuğu için dikiş tutmaz. En ideal zamanlı ve toplumsal gelişmelere gerekli devrimleri;Allah'ın Peygamberlerle gönderdiği dinler örnek verilebilir.Yoksa bu gün Eski Amerikan Yerli kavimleri (Astekler, Mayalar,1, İnkalar, Kızıl derliler,Ednonezya da ki Bazı yerliler-Hindular,Pamir dağlarındaki bazı keşişlerin inanç sistemleri, Bazı Afrika inanç sistemleri) gibi Taptıkları sapık şeylere her dönemde binlerce adak insan kurban verilebilirdi.Sürünerek kilometrelerce secde ede ede yol alarak hacca gitmek. Ölülere toplu hayvanlar adamak ve hayvanları diri diri ayakta kılıçla hunharca öldürüp ruh azad etmek. atalarının ruhlarını yardıma çağırmak için maymunlara yiyecek sunmak ve maymunları taparcasına kutsamak Gerçekten bu sapık inanç sistemlerine malzeme olmaya müsait insanlardan yakamızı kurtarmıştır. Yoksa bu günkü sorunlarımıza ilave bunların sapıklığı da çığ gibi büyümüştü.
1,2, 3, 4

XXVIIISORU:Sevgi nedir? Kaç Çeşit Sevgi Vardır? Aşırı sevilerek büyüyen insanlarda hangi zafiyetleri olasıdır? Sevgi hangi koşullarda dezavantajlıdır. Öğrenci Yanıtları
XXIX SORU: Sevda (Aşk) Nedir? Kaç Çeşit Sevda (Aşk) Vardır? aşkla  büyüyen insanlarda hangi zafiyetleri olasıdır? Sevda (Aşk) hangi koşullarda dezavantajlı olur. Öğrenci Yanıtları
XXX SORU: Sevda (Aşk) ve Sevgi arasında nasıl bir kural-gerçek (sanal, soyut ve somut) denklem/ler vardır? Örnekleİzah ediniz.  Öğrenci Yanıtları

XXXI SORU: Sizce dünyanın en kısa  ve kolay anlaşılır harf-sayısal Evrensel Alfabesi hangi sembollerin kombinezonundan  oluşmalıdır? Öğrenci Yanıtları

XXXII SORU:Parti(azınlık) Demokrasisi ilahi/peygamberi bir rejim midir? Daha iyisi düşünülemez mi? Hayvanların yönetim sistemlerinde ve lider-yönetim kadrosu seçiminde; parti(azınlık) demokrasisi benzeri bir sistem var mi? Daha mükemmeli olabilir mi?
Demokraside gerçekten aş ve iş ehline veriliyor mu? Hangi koşullarda,İnsanlar demokrasiye-hukuka araç olur? Tam tersi hangi koşullarda olur?Kim/ler; demokrasiye amaç ve araçtır?İnsan beyininin; sağ lobu vücudun sol tarafını, sol lobu da sağ tarafını yönetir, sağ lop vücudun sağ tarafını sol lopta vücudun sol tarafını veya sağ-sol lop vücudu tek başına yönetse ne olurdu? Parti(azınlık) Demokrasi hangisinin neticesine daha çok benziyor? Koloni oluşturan canlılarda benzer seçim sistemi vardır.
Churchill, Sir Winston (Leonard Spencer) 1874-1965;parti(azınlık) demokrasisi nasıl bir rejimdir diye sorulduğunda, kral ve kraliçeyi düşünerek; şimdiye kadar zaman zaman denenen en berbat ve kötü rejimlerden biridir der, sonra dökülen basının suratına bakarak şaka şaka söyledim der.
Roma ahlakının; doğayı yağmacı, jurnalist, siyasi, düşünsel ve/veya nesnel sadist, doyumsuz zevki; köşe başlarında bir birini düzen-dizen, hayvanlara insanları parçalatan, vur patlasın çal oynasın insan zihniyetinin ve ahlakının türediği dönemidir. Bu gün insanı insana yarıştırıp-Şeytani ve Doğal/Vahşi/Cahili ya da Hayvani Rekabet ettirip parçalatan zihniyet, yarın  kapitalist zihniyetin menfaat farzlarına göre globalleştirerek roma ahlakının tevhidini rayına oturtabilir.1 Öğrenci Yanıtları

XXXIII SORU:Millet, ümmet ve insan devleti kavramları nedir? Böyle kavramlara yakışır en uygun yönetim sistemi hangisi olabilir? Uzaya açılacağımızı da hesaba katarak(Gezegenlerde insan devleti/leri) doğada böyle bir yönetim sistemini bulup, insan yönetim sistemi olarak benzetim(simülasyon) yapabilir miyiz?

a-Üreten, tüketen,dinlendiren, keyif veren ve öldüren spor-öğretim-eğitim kavramları size neyi hatırlatır-çağrıştırır?
b-E ğer Bilim veİlim Mürşit ise; Her Şey Doğa ve Evrim Kurallarının Ürünüdür? Soru Önermesi Doğru mudur? Neden?
c-İçerdiği Element- Atom-Bileşik, Sistemler, Sanal Araç-gerçek (sanal, soyut ve somut) Araç ve Doğal-Yapay Koşullara Uyum Açısından; Yarı Biyonik Bir bayan-Erkek, Doğal-Evrensel-Gelişmiş, Bir bayanın-Erkeğin Liyakatini(yakışırlık) Elinden Alabilir mi? Neden? Sizce tera bilgisayarlar globalde insanı aşabilir mi?
d-Fıtraten; Ulvi, Asil Duygulardan, Peygamber ahlakından Hoşlanmayan ve Bunların Tersini Uygulamaya Meyilliİnsanlar/Toplumlar Günah Keçisi midir? Neden?
e-Sizce;Eşyanın, Hayvanın veİnsanın Cismen Yaydığı Özgün Enerji Çeşidi Kaçtır? Ne Fakları vardır? Bu Farklarını Formülize Etmek Olası mıdır? Nasıl?
f-İnsan kendi kendini dost doğru veya yap yanlış şeylere iman ettirmeye kadir mi? Sonradan bunu telafi çin ne/ler gerekir sizce?
g-Acaba, duygu ve düşünceler aklımıza nereden, nasıl geliyor? Doğada;sürekli, kesikli, eskilerin-hayvanların ürettiği veya kendi ürettiğimiz duygu ve düşünceler olabilir mi? neden? Öğrenci Yanıtları

XXXIV SORU:Duygularımızın Evrimi var mı? Hayvanlarda duygusal evrim var mı?Jean-Baptiste Lamarck (1744-1829) mı, Charles Darwin (1809-1882 (1)
mi? Bu konuda daha çok söz sahibi olabilir sizce? Ne olursa olsun sonuçlar teorilerden daha önemli ise?
Neden insanlar teorilerle ayakta durmakta ısrar ediyorlar? Sonuçların içinde teorilerden daha geçerli yanıtlar çıkarmanın bir yolu var mı? Sizce, Jean-Baptiste Lamarck (1744-1829) ve Charles Darwin (1809-1882) nin bildiklerini ve söylediklerini fermuarlasak ortaya ne çıkar? Doğa ve hayvanlar bu düşünce havuzu gemisinin içinde mi dışında mı? Öğrenci Yanıtları

XXXV SORU: Bilim neticelenmemiş bir çok teori ile neden ve nasıl ayakta duruyor? Öğrenci Yanıtları
Cevap:
Bilim; doğa ve ötesindeki gerçek(sanal, soyut ve somut) sonuçların içinde emekleyerek ayakta duruyor, teorilerle değil.


XXXVI SORU: Kurallarına uydukça-uyuldukça, hukuk bize kul köle değilse;ya köleleştiriyoruz ya köleleştiriliyoruz ya da köleleşiyoruz veya hukuka nötrüz? Önermeleri  doğrumu neden?
İpucu;Belki de insani açıdan üretilen çok az şey üreteninden üstündür. Hukukun üstünlüğü değil, kurallarına itaatin değeri ve önemi üstünlük kavramı ile karıştırılmamalıdır (kavram yanılgısına dikkat ediniz). Bilim ve İlim insandan üstün olabilir mi ? Hukukun, uygulamasını ve üstünlüğüne yemini düşünün!!
1, 2 Öğrenci Yanıtları

XXXVII SORU:Dünyada;pozitif bilim ve bilim bilgini (bilim insanı?!) siyasi emmeler için kullanılıyor? Soru  Önermesi mi? Yoksa Tersi mi Doğrudur? neden?
Öğrenci Yanıtları

XXXVIII SORU:Canlı yaratıkların yaşamadığı bir gezegende besin üretmek mümkün mü? 1, 2   
Öğrenci Yanıtları


XXXIX SORU: Bilimsellik,drama, samimiyet, iki yüzlülük kavramların özgün ve ortak özellikleri nelerdir? Bu kavramlar arasında peygamber ahlakının yerini belirleyiniz.
Öğrenci Yanıtları



XLIX SORU:Hayvanlar zeki olabilir, ama hiçbir zaman akıllı olamazlar, Doğru mu? Neden? Akıllı olmak sadece insana mı özgüdür? Öğrenci Yanıtları

XL SORU;Devlet, Millet, Birleşmiş Devletler,Birleşik Devletler, Birleşmiş Milletler kavramları nedir? Bunları kim kurar? Kim Yönetir?
Veto nedir?
Bu nimetten kim aslan payını nasıl alır? Ya da niçin ender kullanılır? Hangi ülkelere bu yetkiyi ne zaman- ne amaçla verilmiştir? Öğrenci Yanıtları


XLI SORU:Neden dünyanın birleşmiş milletleri varda, birleşmiş dünya devletleri yoktur? Bilerek oluşan bir olgumudur? Dünyanın veya Asya'nın Birleşmiş devletleri/milletleri kurumu hangi kıtaya ve ne zaman-nereye/de kurulmalı-kurulabilir mi sizce? Veto hakkı kime/lere verilmeli?
Öğrenci Yanıtları

XLII SORU:Devlet/ler mi milleti/leri, yoksa millet/ler mi devleti/leri yönetir?İki Kavramı bir arada ters- düz düşünüp doğru bir yargıya varabilir misiniz?
Öğrenci Yanıtları

XLIII SORU:Millet/ler ve devlet/ler kavramı-uygulamaları nasıl kötüye veya iyiye kullanılıyor/labilir? 
Öğrenci Yanıtları

XLIV SORU:ABD'de devletleri; devletler-milletler üstü parti siyasetiyle hizmet verirken;Avrupa fiziki olarak Asya kıtasının bir parçası olduğu halde (arada okyanus deniz yokken) siyasi bir kıta olarak:tek millet/tek devlet şeklinde, devletler üstü milletlere parçalatılmıştır? Önerme-Sorusu doğrumu neden?
Öğrenci Yanıtları

XLV SORU:Met et! fethet! mat et! sonra pat et. Önce okşa okşa, sonra yokuşa yokuşa! Önermeleri pratikte uygulanıyor mu? Kime karşı neden?
1 2 3 4 5
Öğrenci Yanıtları


XLVI SORU: Bu gün parti siyaseti ve siyasiler mi pozitif bilimin elamanlarını, evrensel insanı ve hasılatını güdüyor; yoksa pozitif bilim ve evrensel insan mi siyasilere ve parti siyasetine yön veriyor? Hasılatı kim yönlendiriyor neden nasıl? Sizce doğrusu nasıl olmalı?
Öğrenci Yanıtları

XLVIISORU: En hayırlı insan, sırasıyla;yaşadığı çevresine, ülkesine, dünya, doğa ve tüm yaratıklara kök hücre (2,3) zihniyetiyle yararlı olmaya çalışmalı. Hangi koşularda bu mümkün değildir? Neden? Öğrenci Yanıtları

XLVIII SORU:Yunus Emre; bu asır yaşasaydı, dilenci olurdu. Önermesi doğrumudur? yaşadığı asrın değerleri ve bu asrın değerleri nasıl insan tipini ortaya çıkartmaya meyillidir? Dünyanın sorunlarıyla ili
şkilendirmeye çalışınız? Öğrenci Yanıtları

XLIX SORU:Makam, mevkii, rütbe,hukuk.. Vb olgular:yaşantıda, eğitimde ve öğretimde… Vb;hangi koşullarda taşınır/kullanılır/kayıtsız kalınır.
Öğrenci Yanıtları

SORU:Toplumlar;hangi koşullarda, zeki piramidin tepesin de, tabanında veya her iki koşulda yönetilir? Örneklenebilir mi?
Öğrenci Yanıtları

LI SORU:Allah C.C.'HUN dinleri göndermeseydi bu gün inanan insanın durumu ne olurdu?Öğrenci Yanıtları
İpucu;.
1,2, 3,

LII SORU: Bilim mi, parti siyaseti mi, Din mi;bu gün insanı kullanıyor, yoksa insan mı bunları kullanıyor? neden? nasıl? örneklendiriniz
.Öğrenci Yanıtları

LIII SORU:Parti Siyasetini, Pozitif Bilimin Kucağında, Pozitif Bilim Siyaseti (Kök hücre siyaseti) Olarak Evrimleştirip Evrenselleştirmek Olanaklımı-Gereklimi? Neden?
Öğrenci Yanıtları

LIV SORU
:Zihinsel sindirim var mı ? Varsa Zihnimiz ne yiyip yaşıyor? Zihinsel homeostasis (zihinsel iç denge ) nasıl sağlanıyor?Örneklendiriniz? Sindirim önce bedensel 5 duyu ile başlar (sırasıyla:göz-burun-dokunma-kulak ve tad);sonra ağızla mekanik sindirim devam eder soru-önermesi doğrumudur? Bu günkü insanlarda hangi sindirim daha mükemmel gelişmiştir?Öğrenci Yanıtları

LV SORU
:Süper Bilgisayarla Oynanırsa Satrançta:dost doğru ilk 5 hamlede kaç doğru açılış kombinezonu vardır? Buna dayanarak;beyaz hep doğru oynarsa, siyahta hep doğru cevap verirse kaç oyun kombinezonu var? Neticeler ne olur?1 Öğrenci Yanıtları Filmi izleyin

LVI SORU:
Kontrolsüz güç ve sınırsız hürriyet kanserleşmiş beden gibidir? Doğru mu Neden? Öğrenci Yanıtları

LVII SORU:
Antagonist ve sinerjik kavramları nedir? Devletlerin hayırlı bekası ve halklara/milletlere hizmet için varlığına paha biçilmez parti(azınlık) demokrasisi – çok yüzlü parti siyasetinin araçları olan partilerin ilişkileri; bu gün insanlığa Antagonist mi yoksa sinerjik hizmet mi veriyor neden? Öğrenci Yanıtları

LVIII SORU:
Sizce çok yüzlü parti siyasetiyle;doğru-yalan–yanlış haber üreten, sınırsız hürriyete sahip basının patronları ve çalışanlarının insanlığa katkıları ne olabilir ? Yoksa yönetim sistemlerini bunlar mı yönlendiriyor? Öğrenci Yanıtları

LIX SORU:
Dünyanın ilk akılllı insanı kimdir? Dünyanın ilk zeki insanı kimdir? Öğrenci Yanıtları

LX SORU:
Tüm insanların genlerini rahmindeki tek yumurtada taşıyan ilk bayan kimdir? Öğrenci Yanıtları

LXISORU:
Dünyadaki insanların ilk annesi kimdi? Öğrenci Yanıtları

LXIISORU:
Tüm insanların Ontogenetik Açıdan;Ana rahmindeki Ortalama Doğal Ömrü yaklaşık 9 ay, Dünya Ana Rahmindeki (Doğal İnsan Gen Havuzu) Doğal Ömrü Yaklaşık 90 Yıl? Uzaya Çimlenip, Uzaydaki (Doğal Beden Havuzundaki) Ömrü Yaklaşık 9'un katları şeklinde olabilir mi?Öğrenci Yanıtları
İnsan genom projesi sonucunda; toplam insan gen havuzundaki gen sayısı belirlenmiş durumda? Uzayda tüm olası gen kombinezonlarının, insan bedeninde/lerinde belli bir zaman diliminde toplu hayat bulması mümkün mü? neden? Acaba bu koşulda uzayda her insan çiftine bir gezegen düşer mi?

LXIII SORU:İnsanlar birkaç milyar yıl sonra uzaya yayılınca; bu dünyadaki olay ve olguların tamamen unutulması, masallaşması mümkün mü?
Sizce Dünyada her ne olursa olsun, savaşın ve askerlerin kesinlikle uzak tutulması gereken 1 ve 2 yer var mı neden? Bu düşünce, savaşsız bir dünya geleceği için ilk adım olabilir mi?İpucu;20.Yüz yılın sıcak ve soğuk cehalet savaşlarıyla ilişkilendirmeye çalışın. Öğrenci Yanıtları

LXIV SORU:
Akıllı insanlardan yararlanmaya  çalışılırken;her yaptığını anlamaya yapmaya çalışmak-anlam vermek mi gerekir? Yoksa özgünlüğümüze gerekli olan kazanımları edinmek mi gerekir? Sizce onlardan nasıl yaralanılabilir? Öğrenci Yanıtları

LXV SORU:
Devlet, Millet, Demokrasi, Parti,İnsan, Fıtrat,İktidar, Erg, Mevkii, Makam,Gebe Olma, Sorumluluk, Adalet, Liyakat(yakışırlık), Hakikat, gerçek (sanal, soyut ve somut), Güç, Rejim ve Yönetim Kavramlarını/danİçeren/ Oluşan, Güncel- Doğru-Haklı 3 paragraflık bir yazı yazınız. Öğrenci Yanıtları