Öğretim Teknolojileri ve Biyolojide Materyal Geliştirme
Prof.Dr. Nasip DEMİRKUŞ(2008)
| VERİLEN DERSLER
Din, Siyaset, Devlet, Vahşi ve Doğal Laiklik, Rejim, Çevre, Demokrasi, Bilimsellik, Kavram ve Evrim ile İlgili Sorular Sorunlar ve Çözüm Önerileri. Fen Teknoloji ve Toplumla İlgili Bazı Beyin Fırtınası-Nadası; Ödev, Soru ve Etkinlikleri 2005 (2006, 2007, 2008, 2009, 2010, Öğretim Üyesi;Prof. Dr. Nasip DEMİRKUŞ 2010 Bilim ve insan daha genç;bilimle bedensel ve zihinsel duyulara ilave, sanal dünyamız ve duyularımızla idrak edişimiz; eğitim, öğretim ve teknoloji ile pozitif evrimleştirilmedikçe, bazı zihinsel, bedensel ve çevresel enerji hallerini açıklamak daha asırlar alabilir.Şu an zor, görmeze ışığı tarif etme misali. |
|
1-Öğrencilerimizin zihinsel yapısını ve zihinsel bağışıklığını;Müsrif, Patojen(Öldüren), Fosil, İlkel Teknoloji ve zararlı kültürel asimilasyonlara karşı baskın kılmak. Kısaca, piyasadaki, batıdan, dünyanın herhangi bir yerinden gelen; abur-cubur çöplük ahlakı toplumsal ve teknolojik ürünlerden, eksik veya yanlış terbiye eğitimi alan kişilerin zarar görmemesi için bu abur ve cubur çöplük ahlakı ürünlerin zayıflatılmışları veya öldürülmüşleri planlı hazırlanarak kişi fıtratı ve yaşının kaldırabileceği ve etkili olabileceği dozda peygamber ahlaki değerlerle alternatifli ilişkilendirilerek verilmelidir. 2-İfrat, tefrit, güdük ve fanatik-kasti bilimsel-siyasi akımlara karşı; doğru-hızlı bedensel tepkiler-eylemler ve zihinsel alışık tepki (refleks)ler göstermek;baskın zihinsel yapı-mantık sistemlerini öğrencilerimizde -güçlendirmek ve geliştirmek. 3-Yararlı özgünlüklerimizi, birlik ve beraberlik değerlerimizin önemlerini bilinçli olarak korumak ve geliştirmek. 4-Zihinsel olarak; öğrencilerimizi geleceğe uyum sağlatmak, doğal, hayvani-meleği doğa ötesini doğru tanımak-tanıtmak. 5-Öğrencilerin zihinsel mantık ve zihinsel gelişim ivmelerini; sabit, değişken, bilinmeyen, tanımı titrek ve diğer temel kavramlarla doğru ilişkilendirmek 6-Fert ve toplumsal açıdan;doğa üstü, hayvani-meleği doğa ötesi ve geleceğe yönelik:verimli, özgün, baskın-üretici ve terbiyeli;bedensel, eylemsel, zihinsel ve düşünsel gelişme, yararlı alışık tepki (refleks) ve bağışıklık sistemlerinin öğrencilerimizde güçlenmesini sağlamak. 7-Tüm bildiklerini;geçmiş, günümüz ve gelecekle vaktinde güncellemek-hayata doğru uygulamak. Bu bilgilere dayalı olarak;yaratıklardaki, tüm döngülerdeki(dijital/hesabi,sanal, zihinsel, düşünsel, hayali, toplumsal, doğal ve tüm enerji hallerine ait döngülerin) ve siyasetteki mantık sistemlerini; hızlı ve güçlü asimile ederek onu aşmak ve eğitim-öğretim-yönetim-sınav sistemleriyle ilişkilendirerek geleceğe yönelik doğru-özgün çok yönlü çözümler üretmek. 8-Öğrencilerdeki güdük sentez (birleştirici) sıfatlarının kaynağını akaitlerle beslemek ve bereketlendirmek, bu sıfatları aktifleştirip doğru disipline etmek. 9-Bilim ve ilimi kullanarak:insan, doğa ve teknoloji arasındaki mantık fermuarlarının dişlerini doğru eşleştirip; asrımızı, insan, doğa ve teknoloji arasındaki ilişkiyi algıda değişmezlik derecesinde doğru tanıyıp teşhis etmek ve uzun vadeli; eğitim, öğretim ve üretim amaçlı çözümler üretmektir. Edinilen bilgileri ders notlarına ve uygulamalara güncellemek. 10.Öğrencilere:asrımızın, dünyanın ve ülkemizin;siyası, toplumsal, ekonomik ve teknolojik konumlarını, farkındalığını, bilincini kazandırmak ve buna göre davranış geliştirmek. 11-Sonuç olarak;insanlığın hayvanların miracına indiği bu doğa beldesinde; doğayı ve yaşadığı dünyanın; toprağını, gazını ve yağını abur cubur ve liyakatsiz hortumlayan, eriten ve insana hayvandan daha aşağılık değer veren insanlardan; doğada daha liyakatli yaşayan ve tüm yaratıklara yararlı, çalışkan, peygamber ahlaklı ve liyakatli nesiller yetiştirmek için; herkesi fıtratı ve olanakları oranında, zihinsel-bedensel düşünce ve eylemlerinin bileşkesini;peygamber ahlakının,hakikatin ve gerçeklerin kıblesine çevirmek üzere eğitmek ve öğretmektir.1, 2, 3 Çıkarsama;Tüm öğrencilerden 1-2 aylık sürede yazılı ödev olarak;soruların yanıtları alındıktan sonra, ders hocası tarafından öğrenci yanıtları tek tek incelenir.Önemli notlar alınır her soru için sınıfa doğru yanıt vermek üzere hazırlanır. Gerekirse bazı sorular gerekçeli değiştirilir, değişik sorulur veya kaldırılabilir. Verilen yanıtlar, ip uçları ile birlikte, öğrencilerle her sorunun realitesi, soruluş nedeni, amacı ve hedefi liyakatine oturtulmaya çalışılır. Yorum ve Sonuç;Bu gün verilen öğretim, öğrenim ve eğitim; uzak - yakın batının(Amerika ve Avrupa) , uzak doğu(Çin) ve yakın kuzeyin(Rusya) uygulamalara, gözlemlere , deneyimlere, denemelere dayalı toplumsal bilimlere ve nesnel verilere dayalı fen biliminin metriksi içindeki vahşi (doğal) eğitim ve öğretimdir. Asıl olan bilimi ilimin ve insanın içinde doğru konumlandırmaktır. Halbuki bugün yapılan öğretim, öğrenim ve eğitimle insanlar vahşi bilimin ve nesnel evrimin çarkları içine itilip;teknoloji üretilirken ahlaki yönden vahşileştiriliyorlar. Bu mantıktan hareketle bu gün insanları vahşileştiren yönetim, öğretim, öğrenim ve eğitim yerine daha insani-ahlaki merkezli, yönetim öğretim, öğrenim ve eğitimle yer değişmek gerekir. Çözüm; Orta çağ dinilerini tatmin edici bulmayan, sorgulayan ve değişmek isteyen batıdaki bilim bilginleri (bilim insanları?!) ortaçağ engizisyonları nedeniyle zorunlu olarak eski dinlerle olan bağları dini kurallara itaatsizlikleri nedeniyle dini laikle halktan uzaklaştırılmışlardır. Daha sonrada din laikliği ile; ortaçağ din ve yönetim ehli tarafından doğanın kucağına itilen bu doğa meraklısı ve öğrenme heveslisi insanların bilimi geliştirip halkı aydınlatmasıyla bu sefer halk dinde yakasını kurtarmak için tersinir laiklik ve yönetim sistemini getirmiş ve din tebaası yönetimlerini kısmen egale etmiştir. Papalar haklı olarak doğruluğuna inandıkları bir dine itaat etmeyen asileri (bilim insanları?!) laikle dışladılar ve haklıydılar. Kendilerini ve halkı tatmin etmeyen vaadi dolmuş dinden/lerden ve dini yönetimden yakasını kurtarmaya çalışan bu bilim bilginleri de (bilim insanları da) haklıydılar ve deniz düşen yılana sarılır hesabıyla haklı olarak insani yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... vb değer yargılarını, kendilerini (kişiliklerini) ve zihinsel, düşünsel ve batini hammadde hamurunu! vahşi-doğal veya yapay bilimselliğin; deneyimsel, deneysel ve kanıtsal farzlarına/kanunlarına dayalı olarak doğaya rötuşlatıp doğa ve bilimin hamuru içinde evrim yasalarıyla (vahşi doğa yasalarıyla) kendilerini ve bilinçlerini şekillendikleri için (vahşi yontma taş, cilalı taş…vb dönem insanı gibi) bilim ve doğayı ilahlaştırmış-fetişleştirmiş ve bu metriksi (doğa ve bilim kefenini) aşmaları da beklenemez. Onun için bunlar gerçekten bilim bilgini (bilim insanı?!) olup öldükten sonra yok olacağına inanırlar. Belki de bazı bilim bilginlerinin (bilim insanlarının!?) düşünce sistemi tamamen!! bilimin farzlarına dayalı olarak şekillenip hayata uygulandığı için bilimi ve doğayı fetişleştirerek doğal düşünüyorlar. Belki de bilen (inananlar/Rahmani alimler) bilmeyenin/lerin halinden anlayıp kendini doğru konumlandırmazsa bilmeyene helak olmayı hak eder. İnanıyorsanız üstün sizsiniz (ayet var). Doğal, vahşi, yapay bilim ve tüm enerji halleri insanın düşünsel değer yargıları ya da düşünsel batini kalp havuzu içindedir. İnsanların tüm değer yargılarını yapay bilimin (insani düşünsel kökenli keşif edilen bilimin tüm yasalarının düşünsel, eylemsel, nesnel... vb tüm zamanlardaki uygulama alanı) ve doğal bilimin (vahşi doğadaki acımasız bilimin tüm yasalarının düşünsel, eylemsel, nesnel... vb tüm zamanlardaki uygulama alanı) değer yargılarına veya içine; öğretim, öğrenim ve eğitimle rötuşlayarak sığdırmak; inananlığa zülüm ve liyakatsizliktir. Hiçbir bilim, yaratık… vb şey Kuran-ı Kerim'in değer yargılarını ve İslam dinini aşamaz, her şey yani tüm enerji-enerji halleri, varlıklar ve yaktıklar Allah CC'HUN ilmi dahilindedir. Ayetler ve hadisler vardır. Allah CC’HUN İnsanı denildiğinde tüm kişiliklerine ait işletim sistemleri etkileşimli çalışır durumdaki insan kast edilmektedir. Kısaca tüm kişilik çeşitleri, boyutları ve zamanları içeren Kuranda sunulan peygamber ahlakı, batını, zahiri, doğa ötesi, ilahi, yaşanmış, yaşanan ve yaşanacaklarla ilgili derli toplu mükemmel bilgi işletim sitemi/leri yüklü insan kast edilir. Bu insan tipinde; akıl ruhsal kişiliğin(ruhun) işletim sistemi, zekâ fıtrat-i kişiliğin (nefsin) işletim sistemi, Enesi-Egosu-Özgün olgun fıtratı-tercihi…vb kişilik sistemlerinin hepsi bir arada ve her an çalışır durumda diridir ve hazırdır. Ben uyurum kalbim uyumaz (Hadis var). Bilim; akıllı, zeki ve vicdanlı yaratıkların çevresine uyum, gelişim, çevresini ve kendilerini tanıma aracıdır. Bilgi ise bilim ve ilimin veri tabanıdır. Bilim yaratıkların geçici enerji yaşam döngüsünde deneyim, öğretim, öğrenim ve eğitime dayalı ortaya çıkardıkları ilim versiyonu ürünüdür. İlim, ezeli, ebedi ve Baki olan Allah CC’HUN Alim Sıfatına tabiidir ve ölümsüzdür. Aslında bilimin kökeni de ilimdir. Yaratıkların genetik, fıtratı, deneyimleri ve ilahi kökenli ölümlü ve geçici hayata uygulanan ilim versiyonuna bilim deniyor. Bilim ve ilim mürşit olamaz ancak araçtırlar. Ör.Peygamberler; Peygamber Ahlakı Münşidirler. Ünlü bilim uzmanları;sahalarının mürşididirler. İnsanlarda bilim ve doğa insanı değil Allah CC’HUN insanıdırlar. Onun için Bilim-İlim İnsanı, Bilim-İlim Adamı, Bilim-İlim Kadını Kavramları bazı insanlar için yanlış ve liyakatsizdir. Bilim Uzmanı, Bilim Eksperi, Bilim-İlim Ustası, Bilim ve İlim Alimi, Bilirkişi, Bilim Bilgini, Bilen Zat kavramları bazı insanlar için daha liyakatlidir. Bilim bilginin (Bilim insanın?!) düşünsel işletim sistemi sadece öğretilen bilim dalı işletim sistemli merkezli olup; düşünsel ve hayatsal tatbikatlarda diğer kişilik işletim sistemleri güdük kalmaktadır (otistik bilim kişiliği). Ruhbanlarda düşünsel işletim sisteminin merkezini Akıl, ruh ve vicdan işletim sistemi kişiliği işgal etmiş diğer kişiliklerin hepsi bu kişiliğin hükmündedir (otistik ruhban bilim kişiliği). Doğal kabilelerdeki kişiliklerde bilim bilginlerinden (bilim insanlarından) farklı olarak doğal koşullarla yaşayarak bugüne kadarki kavimce geliştirdikleri doğal düşünsel işleştim sistemi merkezli genellikle vahşi tabuların bileşkesindeki doğal kişilik işletim sistemleriyle yaşarlar. Diğer tüm kişilikleri bu doğal ve vahşi tabusal kişiliklere çekinik ve güdüktür (otistik doğal ve vahşi tabusal kişilik). İnsanların düşünce sistemlerini ve zihinsel alt yapılarını geçerli dini, akli, insani yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... vb değer yargılarından kopararak ya da İslamiyet’te ortaçağ dinleri ceketini ve iftirasını giydirerek;Müslümanları ve insanlığı sadece otistik doğa ve bilimin farzlarına rötuşlatarak doğayı ve insanlığı liyakatsiz kullanarak ya da kullandırarak bilimi ve doğayı fetişleştiren deccali kişilik, zihniyet ve sistemlerdir. Bu yöntemlerle geleceğin liyakatsiz, günah keçisi cahil katillerini yetiştirmektedirler. İnsanlığın en derin deccali ve kahpe rabliklerinin vebalini ve günahını; günah keçisi olarak kullandıkları mazlumlara, cahil insanlara ve hükmündeki Müslüman’ım diyen mazlum cahillere üsteleten hilkate garibesi çapulcu ilahlık makamındakilerdir. Kaldı ki, İslamiyet’te bazı halifeleri namazda yada kuran okurken canice, haince ve kahpece öldüren katiller bile idam edilmediler. Bir kavle göre hayvanlık-vahşilik ve insanlık arasındaki en önemli fark; hükmündeki;bilgiyi, olanakları, işi ve leşi liyakatli paylaşma ile doğru orantılıdır. Demirkuş 2009. Denemek için çek leşi gör işi. Ya da bayan hakları çıplaklıkla doğru örtünme ile ters orantılı olmanın bekçiliğini namuslu dürüst cahil yönetici insanlara yaptırtmak, Örneğin, baş örtüsünün hakikatine doğru empati duymadığı için, içine sindiremediğini itiraf eden dürüst ama din cahili politikacılar yetiştirmek ve bu mantıkla bu tip insanları İslamiyet’e karşı kullanmak deccallık ve kahpeliktir. Bu yüzden Müslüman’ım diyen bir ülkenin birçok başörtülü vatandaşların ahi alınarak gayri Müslimlerin insafına-vicdanına terk ve teslim edildiler. Siyasi veya siyasi olmasın kanunlar mazlum ve haklıları korumak için vardır. Batı, uzakdoğu ve yakın kuzey; var olan koşullarda zorunlu olarak eğitim sistemleriyle nesnel, eylemsel, bedensel ve zihinsel tüm yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... vb değer yargılarını, vahşi doğanın bilimsel farzlarına dayalı olarak budamak, yontmak ve şekillendirme gereği duymuş ve bilimin farzlarına dayalı bilim bilgini (bilim insanı!?) yetiştirmek zorunda kalmıştır. Ancak orta çağ döneminin vaadi dolmuş dini işletim sistemi hala bu bilim bilginlerinin (bilim insanların!?) bilinç altındaki boşluğu-nesnel ve zihinsel gen havuzlarını doldurmakta ve bu insanlar zihinsel bedenlerinin hala eski dinlerin metriksi içinde olduğunun farkında değiller. Dinin metriksi aşılmazdır!! Hadis var. Aslında bilimi insanın içinde (batini kalp, zihinsel havuz…vb) liyakatli, doğru ve ilişkisel konumlandırıp; bilim bilgini, bilim mühendisi, bilim uzmanı... vb insan, bayan, erkek yetiştirmek daha liyakatlidir. Ancak bu şekilde bilim insana araç olur yoksa batının dinden yakasını kurtarmak için yetiştirdiği bilim bilginlerinin (bilim insanlarının!?) hemen hepsi bilimi aşamaz yani bedensel ve zihinsel ürettikleriyle doğanın bir parçası olmaktan kendini/lerini kurtaramaz ve bilime-doğaya malzeme ve yem olmak zorundadır. kendini/lerini kurtaramaz ve bilime-doğaya malzeme ve yem olmak zorundadır. Kısaca bilim ve doğa insanlığın gelişimi için araç olacağına insanlığın hesaplanamaz nesnel ve düşünsel havuzları doğaya ve bilime liyakatsiz öğretim, öğrenim ve eğitimle yem, araç ve malzemem edilmektedir. İslamiyet’te bilim dinin içeriğinde ilimin dünyevi alt kümesidir. Din aşılmazdır. Hadis var. Batıdaki, kuzeydeki ve uzak doğudaki;cahi, liyakatsiz öğretim, öğrenim ve eğitim sistemlerinin sonucunda; medeni, bilimsel ve vahşi-doğal ahlaklı insanların ortaya çıkmasına neden olunmaktadır. Bu liyakatsiz öğretim, öğrenim ve eğitimle batıdaki orta çağ din-bilim çatışması ve zihinsel doku uyuşmazlığı mantığıyla bilimsellik yapay ve hayvani ahlak farzlarıyla; insanlarımız; İslami inanç, akli, insani geçerli ve hayırlı yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... vb değer yargılarıyla ters düşürülerek yapay olarak zihinsel ve yaşamsal doku uyuşmazlığı yaratılmıştır. Bu kadar harika çocuklardan bu kadar başarısız öğretmen, insanlar ve halklar neden çıkardığımızın nedenleri açık. Şimdi kaybettiklerimizi en liyakatli geri kazanmanın çözümlerini arıyoruz ve araştırıyoruz. Yani yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... vb değer yargılarımıza ait hiçbir özgünlük kalmadığı için özgün nefesimiz kesilmiş ve ülkemize tamamen batıya, kuzeye ve uzak doğuya;insandan bilimsel karpuz tarlası bekçiliği, işçiliği ve taşeronluğu yapılmıştır yada yaptırılmıştır. Batının yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... vb değer yargılarına hizmetçi bilim bilginleri (bilim insanları?!), işçiler ve sermaye sınıfı yetiştirmişiz ve yetiştiriyoruz. Bilimin insanı olmaz (israftır-liyakatsizdir), insanın bilimi olur. İnsan bilimden daha kapsamlı ve amaçlı bir yaratıktır. Bilimsellik ve bilim öğrenme aracıdır yol gösterici değildir. Bilim insanı -bayanı-adamı olmaz (batı için zorunlu geçerli kavram), bilim bilgini, bilim mühendisi, bilim uzmanı... vb erkeği veya bayanı olur. Batıda ki;alfabeler, harfler, bilimsellik ve rejimlerden alıntılar acelelikle olduğu gibi yani ıslah edilmeden ülkemize çiğ ithal edilerek, hiçbir özgün değer yargısı dikkate alınmadan batılı neye heveslenilmişse olduğu gibi ülkemiz insanına zorunlu bir çuval olarak giydirildiği için insanlarımız ne olup bittiğinin farkına varmadan İslam dini ile bilimi ve teknoloji arasında ilişki kurmadan laikle İslamiyet’e ortaçağ dinlerinin bilimselliğe tepkisinin bilimsel ceketi giydirilerek batılı yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... vb değer yargılarına yem olmuş ve bu günkü sonuçlara ulaşılmıştır. İnsanları liyakatsiz öğretim, öğrenim ve eğitim süresince; doğallaştıran, vahşileştiren, şeytani alimleştiren (iblisleştiren ve ), cahilleştiren; alfabelerin, dillerin ve lisanların yeryüzünde varlılığından emin olabilirsiniz ya da farkındalığını anlamamız gerekir. İnsanları liyakatli öğretim, öğrenim ve eğitim süresince; insanlaştıran ve peygamberi âlimleştiren alfabeleri, dilleri ve lisanları yeryüzünde geliştirmemiz insani bir farzdır. İnsanları yer yüzünde; vahşi, doğal, hayvani, insani, iblisi, peygamberi, şeytani çok çalıştırmanın hak edişleri arasındaki farkları ve farkındalıkları anlamaya çalışın. Peygamber ahlaklı;kardeşlik, öğretim, öğrenim ve eğitimle ilişkilendirin. Bilim İslamiyet’te Müslüman'ın (insanın) yitiğidir (hadis vardır). Dini aşamazsınız yada din aşılmazdır (hadis vardır). Hiçbir şey İslamiyet'e aykırı değildir veya hiçbir şey İslamyeti'n dışında değidir. Sözde bazı cahil inanç ehli asırlarca helale aykırı şeyleri;gerçek imana ve dine aykırıdır diye insanlarımızı kavram ve düşünce yanılgısına sokmuşlardır. Önemli olan her şeyi İslamiyet’teki;helal, haram, mekruh, ifrat, tefritlerin…vb sınırlarına göre;gerçek eğitimle, insanlarda doğru-liyakatli konumlandırmak ve doğru tepkiler, alışık tepkiler (refleskler) ve davranışlar geliştirtmek/geliştirmektir. 21. Yüz Yılda, bilimi; insanların geçerli, doğru inanç, yapısal, özgün, ortak payda ve kültürel yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... vb değer yargılarıyla ilişkilendirerek sunmak öğretim, öğrenim ve eğitimin çok önemli farzlarından biri olmalıdır. Demirkuş 2009 Bizim yapacağımız bilim; Müslüman insanın esfeles-safilin çanağındaki yitiğidir(bu anlama yakın Hadis var). Doğayı, İnsanı, Şeytanı, Bilimselliği, Bilimi… vb her şeyi İslamiyet'te doğru konumlandırıp ilişkilendirerek; liyakatli öğretim, öğrenim ve eğitimle, insanların batını kalp, düşünce ve zihin sisteminde liyakatli, verimli, ilişkisel ve doğru çimlendirerek yeşerterek, hayatla ilişkilendirilerek ve güncelleyerek severek asimile ettirtip, peygamber ahlakıyla hayata uygulatmak ve güncelletmektir. |
IV. SORU:Kötü ruhlu insan var mıdır?
V.SORU:Rekabet(Vahşi-doğal birliktelik),adalet ve zaruret(rahmani-insani birliktelik) kavramlarını tarif ediniz ya da
nedir?
VII.SORU:Bilim,
siyaset ve evrimin;avukatlığını, siyasetini, dalkavukluğunu yapmakla, onları yaşamak, yaşatmak, kullanmak, aşmak arsında ne fark
vardır? Evrimi yönlendiren temel yasalar; doğadaki çekim,
sema(etrafında dönme), genişleme ve yaylanma gibi sınırlı sayıda kanun ve
kuralların;toplu/tekli varyasyon etkileriyle işleyen-etkilenen-etkileyen,
doğal döngülerden(dijital/hesabi,sanal, zihinsel, düşünsel, hayali, toplumsal, doğal ve tüm enerji hallerine ait döngülerin)
kaynaklanıyor.İnsandaki mantık mı, yoksa doğadaki diğer yaratıklar
arasındaki toplumsal-döngüsel mantık sistemleri mi daha istendik ve
gelişmiştir?İnsan doğada olmayan, bilgiler ürettiği gibi; doğada, insanın
hayal edemediği yaratıkları üretebiliyor.İnsan bedenen doğanın bir
parçasıdır!! Bu önermeler ışığındaİnsandaki bedensel ve düşünsel araçlar, gerçekten doğada; Rast gelenin mi? yoksa AS gelenin mi bir ürünüdür? neden? Öğrenci Yanıtları. tıklayın -İnsan mantığı mı
daha üstündür?
-İstisnalar hariç, olmazsa olmaz kuralına
göre, erkek olmazsa bayan da olmaz.(İnsan Klonlama?)
-Doğa belli düzeneklerle çalışan bir
mantık sistemine sahiptir.
-Bu mantık
doğal yaşam içinde insanın mantık sistemini yozlaştırmaktan yana
etkiler (Evrim).
-Bugün doğa
insanı ne kadar etkiliyor, insan doğayı ne kadar etkiliyor?İnsanların
yüzde kaçı kendini doğadan sıyırıp hür yaşamıştır?
-İnsan mantığı
doğa mantığından daha üstün olmasına rağmen kendini doğadan soyutlayarak
yaşayamaz.
-Doğa bir etki tepki mantığıyla çalışır.
-Değişmeyen enerji boyutunda zaman sıfırdır.
-İnsan bu zaman boyutuna ulaşırsa ebedi olur.Bulunduğumuz durumda insan mantığı doğa
mantığından daha zayıftır.
-Özel eğitim ve
hallerde; insan mantığı doğa mantığını aşabilir ve kamil insan olur.
-İnsan ve doğa mantığı
karşılaştırılamaz.İkisi birbirini tamamlar.
-İnsan ve
doğadaki zıtlıklar tezatların çelişki dengesinden çok sıfır ve tamamlayıcı
denge olarak düşünülmesi lazım.İdeal olan da budur. Ör : Parayı güç veya
amaç olarak görmenin faklı zihniyetine benzer.
-Akıl peygamber ahlakıyla doğru orantılıdır. Aynı şeyi zeka için söyleyemeyiz. Akıllı insan, akıllı devlet,
akıllı millet ölümüne kadar hesabını yapar.
-Doğada değişmez veya yavaş değişen
acımasız bir mantık varken insanda değişken bir mantık vardır.
-Diyelim ki
doğadaki mantık dogmadır.İnsan mantığı bu dogma mantığın kurallarına
uygun icabet etmezse çok
büyük zaman kaybeder.
VIII.SORU:Sizce akıllı insan/lar mı kendini ifade etmekten aciz, yoksa diğer insanlar mı onu/ları anlamakta acizdir? Mademki akıl en üstün araçtır, neden akıllı insanlar dünyada başat(baskın) değillerdir? -Dünya'da Şok Akıllıları bir araya toplamanın bir yolu bulunamamıştır. XI.SORU:İnsanları bir birine dolu dolu sevdirecek,
yüreklerine ve iç dünyasına sevgiyi doluşturacak sebepleri, davranışları ve
kaynakları nerede nasıl bulacağız?
XII.SORU:Nefsin zekanın, aklın ve ruhun bu sebeplerle (XI.SORU) ne ilgisi
var? XIII.SORU:Pratikteki verilere
bakıldığında sanki insanlar; fert ve aile bazında çocuk, toplumsal
bazda (milletler ve devletler bazında) yarı nefis hastası (akılsız) 1 gibi toplumsal ilişkiler içindedirler. Doğru
mu? Neden? Öğrenci Yanıtları. XVIII.SORU:Hayvanlar zeki olabilir, ama hiçbir zaman akıllı olamazlar, Doğru mu? Neden? Akıllı olmak sadece insana mı özgüdür? XIX.SORU:Doğaya ve Doğa Ötesine kafa yorma arasında ne fark vardır? İnsanlara her birinin ne yararı ne olabilir? Öğrenci Yanıtları XX.SORU: Bilim adamalarının çoğu doğayı deşifre ve anlamaya kafa yorduruluyor, peki doğa ötesine kim kafa yoruyor? Neden?Nasıl? Öğrenci Yanıtları XXI SORU: Sizce sadece süper zeki ama aklı az bir insan ile süper akıllı ama az zeki insanların özellikleri ne olabilir? Öğrenci Yanıtları Doğaya yararları ve zararları bakımından karşılaştırıp tarihteki örneklerle somutlaştırın.? Ör:Akıllı ve az zeki Abdal Yunus EMRE, Akılsız ve zeki, II Ramses XXII SORU:Tarihte kuduz ahlaklı fert ve toplumlara örnek verilebilir mi?
Var mı? Neden?
XXIII SORU:Sizce
depremler, doğal felaketler, trafik kazalarında ölenlerin akıbeti; kaderin cilvesi mi? Tercihin meyvesi mi? Yoksa başka
mı?
XXVI SORU:XXV nolu soruyu
ülkemiz, dünyamız, insanlık veya tüm yaratıklar için genelleyiniz? Neden ?
Nasıl?
XXVII SORU: Devrim nedir niçin yapılır? Devrimler neden yapılır?
Vaktinden erken veya geç yapılan devrimlerin toplumlara etkisi
nelerdir? XXVIIISORU:Sevgi nedir? Kaç Çeşit Sevgi Vardır? Aşırı sevilerek
büyüyen insanlarda hangi zafiyetleri olasıdır? Sevgi hangi koşullarda
dezavantajlıdır.
XXXII SORU:Parti(azınlık) Demokrasisi ilahi bir rejim midir? Daha iyisi düşünülemez mi? Hayvanların yönetim sistemlerinde ve lider-yönetim kadrosu seçiminde; parti(azınlık) demokrasisi benzeri bir sistem var mi? Daha mükemmeli olabilir mi? Churchill, Sir Winston (Leonard Spencer) 1874-1965;parti(azınlık) demokrasisi nasıl bir rejimdir diye sorulduğunda, kral ve kraliçeyi düşünerek; şimdiye kadar zaman zaman denenen en berbat ve kötü rejimlerden biridir der, sonra dökülen basının suratına bakarak şaka şaka söyledim der. Roma ahlakının; doğayı yağmacı, jurnalist, siyasi, düşünsel ve/veya nesnel sadist, doyumsuz zevki; köşe başlarında bir birini düzen-dizen, hayvanlara insanları parçalatan, vur patlasın çal oynasın insan zihniyetinin ve ahlakının türediği dönemidir. Bu gün insanı insana yarıştırıp-rekabet(vahşi-doğal birliktelik) ettirip parçalatan zihniyet, yarın kapitalist zihniyetin menfaat farzlarına göre globalleştirerek roma ahlakının tevhidini rayına oturtabilir.1 Öğrenci Yanıtları b-E ğer Bilim veİlim Mürşit ise; Her Şey Doğa ve Evrim Kurallarının Ürünüdür? Soru Önermesi Doğru mudur? Neden? c-İçerdiği Element- Atom-Bileşik, Sistemler, Sanal Araç-gerçek (sanal, soyut ve somut) Araç ve Doğal-Yapay Koşullara Uyum Açısından; Yarı Biyonik Bir bayan-Erkek, Doğal-Evrensel-Gelişmiş, Bir bayanın-Erkeğin Liyakatini(yakışırlık) Elinden Alabilir mi? Neden? Sizce tera bilgisayarlar globalde insanı aşabilir mi? d-Fıtraten; Ulvi, Asil Duygulardan, Peygamber ahlakından Hoşlanmayan ve Bunların Tersini Uygulamaya Meyilliİnsanlar/Toplumlar Günah Keçisi midir? Neden? f-İnsan kendi kendini dost doğru veya yap yanlış şeylere iman ettirmeye kadir mi? Sonradan bunu telafi çin ne/ler gerekir sizce? g-Acaba, duygu ve düşünceler aklımıza nereden, nasıl geliyor? Doğada;sürekli, kesikli, eskilerin-hayvanların ürettiği veya kendi ürettiğimiz duygu ve düşünceler olabilir mi? neden? Öğrenci Yanıtları mi? Bu konuda daha çok söz sahibi olabilir sizce? Ne olursa olsun sonuçlar teorilerden daha önemli ise? İpucu;Belki de insani açıdan üretilen çok az şey üreteninden üstündür. Hukukun üstünlüğü değil, kurallarına itaatin değeri ve önemi üstünlük kavramı ile karıştırılmamalıdır (kavram yanılgısına dikkat ediniz). Bilim ve İlim insandan üstün olabilir mi ? Hukukun, uygulamasını ve üstünlüğüne yemini düşünün!! XXXVII SORU:Dünyada;pozitif bilim ve bilim bilgini (bilim insanı?!) siyasi emmeler için kullanılıyor? Soru Önermesi mi? Yoksa Tersi mi Doğrudur? neden?Öğrenci Yanıtları XXXVIII SORU:Canlı yaratıkların yaşamadığı bir gezegende besin üretmek mümkün mü? 1 , 2 XXXIX SORU:Bilimsellik,drama, samimiyet, iki yüzlülük kavramların özgün ve ortak özellikleri nelerdir? Bu kavramlar arasında peygamber ahlakının yerini belirleyiniz. Öğrenci Yanıtları XLIX SORU:Hayvanlar zeki olabilir, ama hiçbir zaman akıllı olamazlar, Doğru mu? Neden? Akıllı olmak sadece insana mı özgüdür? Veto nedir? Bu nimetten kim aslan payını nasıl alır? Ya da niçin ender kullanılır? Hangi ülkelere bu yetkiyi ne zaman- ne amaçla verilmiştir? XLI SORU:Neden dünyanın birleşmiş milletleri varda, birleşmiş dünya devletleri yoktur? Bilerek oluşan bir olgumudur? Dünyanın veya Asya'nın Birleşmiş devletleri/milletleri kurumu hangi kıtaya ve ne zaman-nereye/de kurulmalı-kurulabilir mi sizce? Veto hakkı kime/lere verilmeli? Öğrenci Yanıtları
|