Bilimsel Araştırma ve Yayın Teknikleri
       Prof.Dr. Nasip DEMİRKUŞ(2008)
   Öğretmenlik Uygulamaları
Prof.Dr. Nasip DEMİRKUŞ(2008)
          Okul Deneyimi II
Prof.Dr. Nasip DEMİRKUŞ(2008)
          Okul Deneyimi I
Prof.Dr. Nasip DEMİRKUŞ(2008)
          Toplum ve Çevre
Prof.Dr. Nasip DEMİRKUŞ(2008)
Evrimin Mekanizmaları ve Bilimsel Kanıtları
          Prof.Dr. Nasip DEMİRKUŞ(2012)
             Bilim Tarihi
Prof.Dr. Nasip DEMİRKUŞ(2008)
Biyolojide Önemli Konular (Seçmeli II)
       Prof.Dr. Nasip DEMİRKUŞ(2008)
  Biyolojide Önemli Kavramlar
Prof.Dr. Nasip DEMİRKUŞ(2008)

Öğretim Teknolojileri ve Biyolojide Materyal Geliştirme
                     Prof.Dr. Nasip DEMİRKUŞ(2012)

Öğrenme Öğretme Kuram ve Yaklaşımlar
        Prof.Dr. Nasip DEMİRKUŞ(2012)
   Özel Öğretim Yöntemleri II
Prof.Dr. Nasip DEMİRKUŞ(2012)
    Özel Öğretim Yöntemleri I
Prof.Dr. Nasip DEMİRKUŞ(2012)
          Fen Teknoloji ve Toplum
Prof. Dr. Nasip DEMİRKUŞ (OCAK 2008)
  VERİLEN DERSLER                  ÖÖYI , ÖÖYII ,OMK, OTM, BÖKAV , BSKON, BT , EV , ÇEV , ODI, ODII , ÖUYGBAYT, FTT, BMAT

    




Eğitim Öğretim Öğrenme İle İlgili;Bilinmeyen, Yanlış, Az veya Eksik Bilinen Bazı Önemli Kavramlar

Fen Teknoloji ve Toplumla İlgili Bazı Beyin Fırtınası-Nadası; Ödev, Soru ve Etkinlikleri (2005, 20062007, 2008, 2009, 2010, 2011, 2012, 20132014, 2015)
Din, Siyaset, Devlet, Vahşi ve Doğal Laiklik, Rejim, Çevre, Demokrasi, Bilimsellik ve Evrim ile İlgili Sorular Sorunlar ve Çözüm Önerileri

Öğretim Üyesi;Prof. Dr. Nasip DEMİRKUŞ 2012




A-FTT İNTERNET FİLİMLERİ  B-FEN İLE İLGİLİ FİLMLER   C-TEKNOLİ İLE İLGİLİ FİLMLER  D-TOPLUMLA  İLGİLİ  FİLMLER    E-FTT DERSİNDE İŞLENEN MAKALELER
Allah C.C.'HU Kimdir?
Enerji ve Enerji Halleri Nedir?
Filogeni, Ontogeni, Bilgi ve kâinat Nedir?
Zamana Bağlı Olarak Doğadaki Genellemeler Nedir?
Yaratık Nedir? Canlılar, Cansızlar ve Araform Bilimi Nedir? Bilinmeyen,Kayıp, Yok Olmak, Gerçek, Yaratmak,Üretmek ve Türetmek Nedir?
Yalan, Yanlış, İftira, Yokluk, Değişim ve Sabite Nedir?
Din, Rejim, Vahşi ve Doğal Laiklik, Bilim,İlim, Matematik, İstatistik Bilimi, Doğa Bilimi
Ahlak, Sahte, Sadık, Samimi, Hercai, Güzel, Koyun, Sürü, İt, Kuduz, Kapitalist (Karuniler/Karunizm/Sermaye Kuduzu) Ahlak Nedir?
Can, Hayat, İrade Nedir?
Ruh Nedir?
Akıl Nedir?
Nefis Nedir?
Fıtrat, Fıtrat Cahili Nedir?
Kişilik Nedir, Bir İnsanda Hangi Temel Kişilikler Vardır?
Şeytan, Deccal ve Münafık Kimdir?
Cahil Kimdir?
Bilim Ajanı, Dahi Ajan, Bilim Bilgini (Bilim İnsanı) Kimdir?
Zeka Nedir?
Mantık, Muhakeme, Fikir, Düşünce, Düşünce Yanılgısı, Gizli Yanılgı Metriks, Özgünlük, Liyakt Nedir?
İnsan Kategorileri (Doğal Döngüye Katkılarına Göre)
İnsan Kimdir?
Sevgi Nedir?
Sevda (Aşk) Nedir?
Devrim Nedir?
Evrim, Demokrasi, Siyonizm, Şovenizm, Disiplin, İman Nedir? Nedir?
Mürşkimlik (id), Mücit ve Kaşif Kimdir?
Akıllı, Zeki ve Doğal tasarım ne demektir?
Dini Bir Reçete Gibi Okuyabilirsiniz
Hidayet Çeşitleri Nelerdir?
21.Yüzyılda; Sınavlar Nasıl Yapılmalı, Neye/lere, Hangi Özelliklere Göre İnsan Yetiştirmeliyiz
21.Yüzyılda;Meclisi Nasıl Seçmeliyiz
21.Yüzyılda;İnsanlar Toplu Yemin Yapmalı mı? Neye/lere, Hangi Özelliklere Göre İnsanlığın Birlik ve Beraberliğini Sağlamalıyız?
Sonuç ve Çözüm





Değer yargısı nedir? Kaç çeşit değer yargısı vardı? Niçin öğretim, öğrenim ve eğitimi değer yargılarıyla ilişkilendirerek sunmamız gerekir?
Canlı yaratıklarda en az değişen veya hiç değişmeyen yargılara değer yargısı denir. Fert, Toplum, Devlet, Kavim… Vb insani oluşumların: yapısal, düşünsel, zihinsel ve mantıksal olarak değişmez veya en az değişen; özgün (*), istendik/kabullendikleri (+), istenmedik/ret ettikleri (-), nötr/tarafsız/yansız/dengedeki/dokunamadıkları (0), geçişken/ değişik karar verdikleri (+,-), değiştirmeye gücünün yetmediği, iradesiyle hükmedemediği /aşılmaz/ aşamadıkları (!), öğrenemediği/anlayamadığı/bilinmeyen/ bilinmez (?)… maddi, manevi, düşünsel, davranışsal, eylemsel, kültürel... genellikle az değişen ya da değişmez dogmalar ve yargılarıdır. Değer yargıları düşünsel ve mantıksal bilinç mimarisinin/tasarımının ya da dizaynın değişmez ve/veya en az değişen yapı taşların değişmez ve/veya en az değişen yapı taşları ya da yapısal (fıtrati) değerleridir. Değer yargıları, bir sistemin/lerin, yaratığın/yaratıkların geri dönüşümsüz geri değiştirilemez veya zor değiştirilebilir yapı taşları, iskeleti (filtresi/süzgeci) ve nirengi noktaları durumunda olup onun özgünlüğünü belirleyici tercihleri yönlendirici yargılardır. Her değer yargısı dosdoğru değildir ancak en az değişen ve en doğru değer yargıları; İslam dini farzları, ayetleri, sünnetleri, doğal kanunlar, yapay kanunlar ve gerçeklerdir. Her zaman Atasal değer yargıları vecizeler tartışmaya götürebilir bunlara çok yönlü ayar yapılmalıdır. Hadislere ve ayetlere göre var olan sisteme değer yargılarına ayar çekilmelidir. Bilimin değer yargıları yapay ve doğal kanunlardır. Kanunlar üzerinden geçmişten geleceğe yürüyebiliriz.

Kaç Çeşit Değer Yargısı Vardır? Değer yargılarının farklı amaçlı ve köklü bir kategorize edilişe gereksinimi vardır. Buradaki sınıflandırış henüz emekleyiş aşamasındadır.

Bilimsel Değer Yargıları; Bilimsel değer yargıları, Bilimsel Kurallara ve Bilimsel Mantık Filtresi/Süzgeci Anlamına Gelir. Bilimsel Değer Yargıları bilimsel çalışma ile bilimsel olmayan çalışma arasında ki farkı belirler. Bilimsel bilginin; kaynağı, konumu, tarihi, yeri ve kırmızı çizgileri (radikal tanımı) olmazsa bilimsel değeri şüphe götürür. Bilim ve bilimselliğin kurallarına ve yöntemlerine mutlak itaatin gerekliliğini kabulleniştir. Örneğin, Bilgi, Teknoloji Üretişin Bilimin Kurallarına ya da farzlarına dayalı üretiştir.

İnançsal Değer Yargıları;
İnançsal değer yargıları , İnançsal Kurallara ve İnançsal Mantık Filtresi/Süzgeci Anlamına Gelir. İnancın farz ve/veya sünnetlerine değişmez mutlak itaati gerekliliği kabulleniştir. Örneğin, İslamiyet'in Farzlarına Dayalı İbadet Ediş.

Yapısal (Fıtrat) Değer Yargıları; Yapısal değer yargıları, Yapısal Kurallara ve Yapısal Mantık Filtresi/Süzgeci Anlamına Gelir. Yaratığın yaradılışı, eğitimi veya herhangi bir nedenle aşamadığı geri dönüşümsüz yapısal (fıtratı)... Vb değer yargılarıdır. Örneğin, İnsani Değer Yargıları, canlı yaratığın genlerinden ya da irsiyetten veya dünyaya gelir gelmez sahip olduğu ve değiştiremediği istendik, istenmedik her şeyden kaynaklanan; vahşi değer yargıları, hayvani değer yargıları, insani ve/veya peygamberi değer yargıları. Örneğin, Ebucehil gibi fıtratı ve eğitim cahillerin değişmezliğe olan radikal bağlılıkları. Onlara göre her şey onların bildiği doğrulara endekslidir. Peygambere cahillerden (değişmez-bilmezlerden) uzak durulması önerilmiştir. Değişmek istemeyeni Allah (C.C) değiştirmezmiş.

Kültürel Değer Yargıları;Kültürel değer yargıları , Kültürel Kurallara ve Kültürel Mantık Filtresi/Süzgeci Anlamına Gelir. Yaşadığı toplum ve çevresinden yaratığın aldığı eğitim, işittikleri, gördükleri, alışkanlıkları, anadilleri, örfleri, adetleri, zevkleri... Vb ilgili; yararlı, zararlı ya da yararsız kültürel... Vb değer yargılarıdır.

Kişisel, Özgün ve Özel Değer Yargıları; Kişisel, Özgün ve Özel değer yargıları, Kişisel, Özgün ve Özel Kurallara ve Kişisel, Özgün ve Özel Mantık Filtresi/Süzgeci Anlamına Gelir. Yaratığın bazı şeyleri tüm yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... Vb değer yargıları örgüsünün süzgecinden geçirip kendine özgü değişmez prensipler ve değer yargıları geliştirmesidir ya da bu değer yargıları genlerinde/fıtratında vardır. Ör, istenmedik ifrat ve tefrit değer yargıları: özgün bazı değer yargıları yani değişmez ve az değişen; aşırı ifrat, tefrit, tiryakilikler ve tutkular derecesindeki; kıskançlık, kin, nefret, haset, kibir, ucup/gurur, cimrilik, bönlük, müsriflik, egoistlik, kaprisler, saplantılar, münafıklık (çok yüzlülük), siyonizm, şovenizm, siyoşovenizm, sigara içmek, içki içme alışkanlığı … Vb dir.

Diğer Değer Yargıları; Diğer değer yargıları , Diğer Kurallara ve Diğer Mantık Filtresi/Süzgeci Anlamına Gelir.Yukarıdaki kategorilerin dışındaki diğer değer yargılarıdır. Örneğin, İnsani Değer Yargıları, canlı yaratığın genlerinden ya da irsiyetten veya dünyaya gelir gelmez sahip olduğu ve değiştiremediği istendik, istenmedik her şeyden kaynaklanan; vahşi değer yargıları, hayvani değer yargıları, insani ve/veya peygamberi değer yargıları. Ör. fert toplum, kavim, insanlık bazında aşılamayan ya da iç dünyasında çözümsel olarak liyakatli bir yere oturtulmadığı için aşılamayan bazı davranışlar (yavşak davranışlar, sakız çiğneyene derste tahammül edemeyiş), görüntüler (ör tiksindirici görüntüler), bilime liyakatsiz tepki (evrim bilimine liyakatsiz tepki), tabular (ör, böcek yiyen hayvani adama ya da çıplak dolaşmak isteyen hayvani dervişlere liyakatsiz tepki), bedensel hareketler (göbek atan erkeklere liyakatsiz tepki), liyakatsiz tepkiler (ör, cahil yalancılara, cahil köktencilere, cahil yenilikçilere...Vb aşırı tepki), sesleri kapris etmek (Ör, ağız şapırdatana liyakatsiz tepki) … Vb aşılmazlar birer özgün ya da bazı kültürler için aşılmaz veya değiştirilmesi zor değer yargılarıdır. Örneğin, İnsani Değer Yargıları, canlı yaratığın genlerinden ya da irsiyetten veya dünyaya gelir gelmez sahip olduğu ve değiştiremediği istendik, istenmedik her şeyden kaynaklanan; vahşi değer yargıları, hayvani değer yargıları, insani ve/veya peygamberi değer yargıları. Örneğin,Ebucehil Çözüm; Bu değer yargıların inançsal, toplumsal ve bilimsel eğitimler açısında gerekçeleriyle öğrenicilerin zihinsel dünyasına doğru dozda aşı yapılarak liyakatli tepkiler geliştirilmelidir. Örneğin, evrim teorisinin evrim bilimini bağlayıcı olmadığını yani evrim biliminin gerekliliğini gerekçesiyle anlatırken, evrim teorisine isteyen katılmayabilir. Evrimi kabullenişin dinsizlik olmadığını vurgulayış için, insanların bazıları hayvanlardan evrimleşse bile hayvanları da Allah (C.C) yaratmıştır. Çıplak dolaşma hastalığını ya da tiryakiliklerini hayvanların çıplaklığıyla ilişkilendirmek. Böcek yiyen kişinin tüm böcek yiyenlerle ilişkisel düşünmek… Vb pratik zihinsel çözümler gerekçeleri ve kanıtlarıyla verilerek öğrenicinin zihinsel bağışıklık sistemi liyakatli güçlendirilmelidir.

Dünyadan Dinin Metriksine (Kefenine) Ve Dinin Metriksinden (Kefeninden) Dünyaya Geçiş
Kurandaki tüm bilgilerin bazıları kodlanmış ve ziplenmiş gibidir. Kainatın zerre nurdan çözülüşü ve / veya unzipleniş mantığı her geçen aşırı koşullara Kuran-ı kerimin doğru yorumlarla unziplenilşiyle paralel homolog ve analogluk vardır. Kökendeş ve kökendeş olmayan benzerlikler vardır. Ola ki kainattaki tüm yaratıklarla ilgili bilgiler Kuran-I Kerimde çok cüzi bir yer kaplamaktadır.
İslam Dini tüm ilahi ve yaratıksal ilmi bilgilerin ziplendiği (Kodlandığı) kurallar bütünü gibi gözükmektedir. Ola ki bu asır önemli olan tüm inançsal , beşeri, felsefi, bilimsel , yaşamsal, yaratıksal....Vb tüm bilgilerin Kuranı Kerim İçindeki konumlarını doğru ve liyakatli bir şekilde ilişkisel unziplenişidir ya da kodlarının doğru ve liyakatli çözümlenişi önemlidir. Bu unzipleniş ya da kodların çözümlenişinin Kuran-ı Kerim (C.C)'N Daki Değişmezlerle, Bilimselliğin, Felsefenin ve Diğer Alanlardaki (Örneğin, diğer geçici ilahi dinlerdeki değişmezleri) Değişmezler Arasında Doğru İlişkisel Değişmezlerin İstendik Omurgasının Otaya Çıkarılışı Çok Büyük Önem Taşır. Bu doğru eşleştiriş omurgası doğru bir şekilde bittikten sonra unzipleniş ve/veya kodların çözümlerine geçilmelidir. Değişmek istemeyenleri Allah (C.C) değiştirmez. Ola ki değişen koşullarca değişime zorlanarak yönlendirilir.


Bunu Bir Reçete Gibi Okuyabilirsiniz.
1-Orada bir  uzay ve içinde bir dünya var. Üzerinde de insanlar, devletler  ve kavimler  yaşar.
-Bu kâinatta çok şey ya geçici, ya sihir ya illüzyon ya da yalan olup enerji ve tüm yaratıklar kalıcı değil enerji yaşamak için mutlaka hal değişmeye mecbur ve meyillidir.
Bilimsel olarak ta
A-Enerji ilk ilimdeki haline yaradılış önceki haline dönmeye meyillidir.
B-Kâinatta ki kütle çekimi ve özgün çekimleriyle enerji kâinatın iskeletinin tutkalı yani kâinat bedeninde bütünlük oluşturur .
C-Kâinat hala genişleyerek kontrollü büyüyerek potansiyel enerjini ilk yaradılış öncesini tersine bir genişlemektedir.
D-Tümleşik boyut zaman-mekan, eylem, hayat, yaratık ve diğer boyutlar.
E-Kâinattaki 3 dengelenen kuvvetin boyutu (genişleme/gelecek boyutu, kütle/hayatta kalış-bedensel ve ilk haline dönme eğilimi/ilme iniş boyutu) dışındaki diğer kural ve sıra dışı kuvvetler.
2-Yerküresi ve uzay olanakları var.
-Sizden istenen;liyakatli çalışarak bereketli hududlar içinde bu olanaklardan yararlanarak ortaya çıkan pastalardan; fert veya toplumların adil ve liyakatli yararlanma sistemini geliştirmenizdir.
-Kısaca orada besinler- pasta/lar veya olumlu olanaklar var. Herkesin(her ferdin ve ailenin!!) gereksinimleri, fıtratı... Vb oranında liyakati nemalanması gerekir!!
-Pastayı doğal koşulların bereketli hudutları içinde, her ferdin, ailenin … Vb insan unsurunun gereksinimleri, fıtratı, yetenekleri, zekası, akli… Vb öğrenmek için sınavlar düşünün-düzenleyin insanları ve çevreyi doğru tanıyın.Her kesi akıllı oluşları, yapabilecekleri, yetenekleri, zekası … Vb şeklinde gruplayın ancak fert ve aile bazında herkesi mutlak ve liyakatli gereksinimleri oranında; pastanın üretimine, bereketlendirilmesine ve tüketimine liyakatli konumlandırmaya çalışın.
-Bu paylaşımda hayvanlarda rekabeti farz olarak, insanlarda diyet ve kısıtlı düşünün.
-İnsanlarda da  zarureti farz olarak, düşünün,
-Mecliste yönetime bedava, hobi olarak çalışmaya talip; akıllı+yetenekli+ zeki ve peygamber ahlaklı insanları düşünün,
-Meslek eğitiminde yeterlik sınavlarını düşünün,  
-Çeşitliliği ve zayıflarını yaşatmanın zaruret(rahmani-insani birliktelik) yemini ve bilincinde paylaşımcı peygamber ahlaklı toplumları eğitimle yetiştirmeyi düşünün,
-Sınavla;peygamber ahlaklı+ hem en yetenekli + en zeki olma özelliklerini taşıyan fertleri tepeye-yönetime getirirken ya da en üstün peygamber ahlaklı, bilgili ve yeteneklisi olunca bu tip insanların tiryakiliği para-Karunizm (kapitalizm) değil toplumu razı etmekten huzur duymak ve zevk almaksa ya da hümanizm olacağı için  yönetime cüzi bir paraya razı edebileceğinizi düşünün.
-En tepedekilerin veya yönetimdekilerin özellikleri sırasıyla;en peygamber ahlaklı, en bilgili, en zeki, en yetenekli... Vb olduğunu düşünün.1, 2, 3, 4, 5 Öğrenci Yanıtları

Mucitler, Büyük Sanatçılar, Dahiler ve Peygamberlerin Bilinç Sistemi Neyin ve Kimin Eseridir? -Fert, toplum, kavim ve devletin ya da insanların parayı aşan, paradan daha değerli ya da parasız değer yargıları yoksa parayı veren düdüklerini çalar anlamına gelir. -Bu mantıktan ya da çıkarsayıştan hareketle ; fert, topluma, kavime ve devlete ya da insanlara;öğretim, öğrenim ve eğitimle; bilimi-doğayı aşan, bilim , doğadan, tüm yaratıklardan, ilimden ve bilimden daha değerli ya da onları aşan düşünsel gerçek-hakiki değer yargıları öğretilmemişse, verilmemişse ya da yoksa doğal hayata ve bilime hakim olanlar onların her türlü düdüklerini çalar anlamına gelir. -Bu iki çıkarsayıştan hareketle; öğretim, öğrenim ve eğitimde mutlaka insanların bilimi, doğayı ve ötesini aşan; gerçek-hakiki ölümsüz iman-i düşünsel değer yargıları geliştirilirse insanlar kalp ve zihinleriyle doğayı, kâinatları, bilimi/leri kuşatarak daha ulvi- yüce düşünebilirler. Değilse doğa ve bilimin hapishanesi, kefeni içinde kul ve köle olarak yaşayışa mecbur olurlar. Bir insanın değer yargılarını ne kuşatıyorsa o insanın onu aşma olasılığı zayıftır. Örneğin bir bilim insanın tüm değer yargıları bilimi aşamıyorsa ya da bir insanın değer yargıları bilimin kefenini aşamıyorsa her şeyi ile bilimin düşünsel hapishanesi içinde bir fert olmayı aşamaz. Bilimi doğa ötesiyle ilişkilendirmez ve bu doğaldır doğa ötesiyle ilgili ölümsüz ve/veya gerçek değer yargılarından mahrumdurlar. Örneğin, peygamberlerin Atasal ve vahşi değer yargılarının yerini Allah (C.C) İlahi Hidayetle Kuran'ın değer yargılarıyla ilişkisellik belirler. Buna ilahi/peygamberi değer yargısı denir. Ancak Darwin'in değişim ile ilgili değer yargılarını, Einstein fizik ile ilgili değer yargılarını, büyük ressamların değer yargılarının iskeletini vahşi hidayet ve doğal sistemi zihin ve genlerini işgal ederek belirler. İnsanlar düşünsel ve bedensel olarak doğa tarafından işgal edildiğinin farkındalığında değildir. Yani Einstein ve Darwin sistemin bir ürünüdür, peygamber ise ilahi/peygamberi hidayet gücünün bir sonucudur. O zaman doğanın işgal edişine karşı bilinçli eğitim ile önlem alınmalıdır. Hatta televizyon dizileri bile insanları işgal etmektedir. Bunun önüne bilinçli eğitimle geçilmelidir. Kısaca; insanların değer yargılarının iletişim sistemi ya ilahi/peygamberi ya da vahşi hidayet ile şekillenir. Örneğin. Gautama Buddha, M.Ö. 563-483 doğal ahlak sofisiydi, Charles Robert Darwin (12 Şubat 1809 – 19 Nisan 1882) otistik doğa ve bilim sofisiydi, hatta birçok saha ve alandaki;19. ve 20. Yüzyılın bilim insanları; belli saha ve alanların otistik-özelleşmiş bilim sofisi ve/veya dehası, kaşifi, mucidi olmayı, siyaset ve demokrasi sisteminin siyasetçileri ve kapitalistleri, komünistleri… Vb tarafından güdülmeyi aşamamışlardır. Yani bilimle siyaset ve yönetim sistemlerinin demokrasi sofilerini (ermişlerini) aşamamış bilim sofileridirler. Hatta belki de siyasi demokrasi ermişleri (sofileri) tarafından dine karşı kullanılmaktadırlar. Yani siyasi ermişler (sofiler) bilimselliğin kefenini aşarak bilim ve dinin uyuşmazlığında bilim sofilerini (ermişlerini) kullanmaktadır. Yani bu otistik bilim sofileri kendi alanların kabuğunu kırıp diğer bilim alanlarıyla ilişkisel düşünerek bilim ortak paydasının havuzuna erişememişlerdir. Bu ortak payda ilişkisel diri bilgiye ve doğa ötesi gerçek değer yargılarına sahip olmadığı için; bilimde vardıkları sonuçları, yargıları ve edindikleri özgün bilimlerini doğa ötesiyle ilişkilendirmemişlerdir. Bu nedenledir ki liyakatsiz; öğretim, öğrenim ve eğitimle insanların tüm değer yargılarını bilimin metriksi içine doğrayıp paketleyip ya da otistikleştirip yerleştirmek insanların hür düşünce de zihinsel ve düşünsel alemde tefekkür ediş yetenek ve güdülerini köreltir. Eğimdeki otizmi engelleyici olarak Bilim,Teknoloji Mühendislik, Matematik ve Din ilişkisinin bütünlük eğitimi / STEM-R (Science, Technology, Engineering, Mathematics and Religion Education, )geliştiriliyor. İnsan herhangi bir şeye bu 5 ve/veya daha fazla pencereden bir anda ilişkisel, farklı ya da tek tek bakabiliş yeteneğini geliştiren eğitimle kazandığı ve kazanacağı şeyler önemlidir. Kısaca matematiğin ilişkisel havuzunda bilim aracını kullanarak mühendislik icrasıyla teknolojileri üretim ve hayata uygulayışta inançsal değerlerle Dinle) peygamberi (Rahmani/insancıl/Hz. Muhammed AS’A Peygamberlik (S.A.V) gelmeden önceki 40 yıllık insani ahlakı) ahlaki boyutlarla gerekçeli olarak ilişkilendiriş önemidir. http://www.nationalstemcentre.org.uk/what-we-offer/our-objectives Bu nedenledir ki insanların liyakatli ve bilimi, kâinatları aşan İslami inançsal değer yargılarını da liyakatsiz öğretim öğrenim ve eğitimle budayıp, doğrayıp zihinsel ve düşünsel tüm mimarisini bilimin içine sıkıştırmaya ve tıkıştırmaya çalışmak çok büyük bir talihsizlik ve bedbahtlıktır. Halbuki tam tersine bilimin her şeyini liyakatli inanç değerlerinin içine ilişkisel dizayn ediş daha liyakatlidir. Fert ve toplumların; doğayı, tüm yaratıkları, tüm düşünsellikleri aşan liyakatli değer yargıları(İslami inançsal) varsa o insan tüm yaratıklara tapınmaktan uzak ve onları liyakatli kavrayış düşünce sistemleriyle sağlıklı gelişmiş insanlar olarak yaşayabilirler. Örneğin, eş seçiminde, toplumsal ilişkilerde, eğitimde, siyasette… Vb alanlardaki faaliyette hedeflenen sosyal ilişkilerin uzun ömürlü ve sağlıklı olması için; hedef ya da ilişkisel olan fert, toplum, kitlelerin; istendik, istenmedik.. Vb tüm değer yargılarının çok iyi bilinmesi ve istenmediklerden etkilenilmemesi ya da en az etkileniş için alternatif çözümler geliştirilmesi gerekir. Değişmez aşırı ifrat ve tefritleri tiryakilikleri, tutkunlukları aşılmaz istenmedik aşırı alışkanlıkları !!! yani; kıskançlık, kin, nefret, haset, kibir, ucup/gurur, cimrilik, bönlük, müsriflik, egoistlik, kaprisler, saplantılar, münafıklık (çok yüzlülük), siyonizm, şovenizm, siyoşovenizm, sigara içmek, içki içme alışkanlığı, istenmedik toplumsal ve kişisel tiryakilikler … Vb istenmedik değer yargılarının çözümleniş alternatif listeleri çıkarılıp samimiyetle hedef fert, toplum kitle ya da örneğin, neden eş adayına açıklanması gerektiği ve alternatif çözümleriyle hangi istenmedik değer yargısının çözümsel alternatif ilacı gerekçesiyle sunulmak üzere listelenmiş çözümler yorumlarıyla ve gerekçeleriyle inandırarak samimiyetle yorumlatarak/yorumlatılarak/yorumlayarak eğitilen fert, toplum, öğrenci, öğrenici, kitle ya da örneğin; eş seçimi dersinde sunulmalıdır .Örneğin. eş seçiminde; ifrat ve tefritte ya da aşırı özgün istenmedik ;tutku (adrenalin… Vb), alışkanlıklar belli tanışma döneminden sonra aday eşe samimiyetle söylenmeli tepkiler nişanlık, gerekirse imam nikahlı nişanlık döneminde denenmelidir. Çok konuşkansan ilacın dinletiyi seven, kıskançsan ilacın muhafazakar ve istendik tutucu eşe, müminsen ilacın mümine eş… Vb mantık çıkartısından hareketle eş seçiminde istendik ve istenmedik değer yargıları arasında tamamlayıcı/birliktelik denkliği aranmalıdır yoksa istendik değer yargıları ile ilerleyen nişanlıkta önceden peşin ve öncelikle itiraf edilmeyen; istenmedik, bilinmeyen...Vb değer yargılarından biri evliliğe kara delik olur. İnsanın fert, toplum, kavim, devlet ya da insanlık bazında iradesiyle baş edemediği istenmedik; duygu, düşünce, niyet, her türlü değer yargıları, istenmedik alışkanlıklar… Vb her türlü iradeyi aşan nefsi alışkanlık ve nefsi değer yargılarının; Islahata, terbiye edişle, diyete, tedaviye ve terapiye gereksinimi vardır. Toplumun kişinin bu istenmediklerinden zarar görmemesi, kendisinin toplumdan zarar görmemesi ya da toplumdan yarar görmesi ve/veya topluma yararlı ve verimli konumlarda bulunması için ,iradesini aşan istenmediklerini, çok iyi tanıması ve gerekirse yapısal olarak en uygun tedaviye baş vurmalıdır. Kişinin fıtratı ve tedaviyi kabulleniş değer yargılarına bağlı olarak bir veya birkaç yolu denemesi belki daha hayırlıdır. Ör. İslam'da terbiye ve ıslahat için Allah (C.C) teslim olunur. Peygamber ahlakı ve fıtratı yapabilirlik konum ve diyetlerle tedavi edilir. Genetik olarak tıbbi tedavi, diyetler ve/veya eylemsel terapilerde kabullenilebilir. Çıkarsayış; Doğal insanlar, baskın doğal çevrenin mağdur cahil insanlarıdırlar. Örneğin doğal bazı Amerika, Avustralya ve Afrika kavimleri böyledir. İlkel ve Çağdaş insanlar çevresine baskınlığın mağdur insanlarıdır. Örneğin sanayileşmiş bazı batılı kavimler. Her üç durumda aşkın oluşun ürünü ve peygamberi (Rahmani/insancıl/Hz. Muhammed AS’A Peygamberlik (S.A.V) gelmeden önceki 40 yıllık insani ahlakı) ahlak yaşantı stilinin mağduriyeti ürünüdürler. Vahşi insanlar; vahşi doğa yaslarının ve doğal yaratıksal hemen her şeyin doğal /vahşi olarak zihninde tecelli ettiği/ edebileceği ve bu tecelliyi benimseyerek hayata uygulayışı tercih eden insanlardır. Peygamberler ve Allah (C.C)'N alimleri Batını kalbinde ve zihninde Allah (C.C)'N tecelli ettiği Allah (C.C)'N insanlarıdır. Edison'un Teknolojik Buluşları, Karl Marks'ın, Leonardo Davinci … Vb dehaların, mucitlerin, kaşiflerin, teknologların, bilim insanları, yazarların… yapıtları nasıl ortaya çıkmıştır? Kişiliklerinin konumları ile ortaya çıkardıkları arasında nasıl bir evrimsel ilişki vardır? Örneğin, Ola ki Davinci dönemi civarı vahşi doğanın insanda tecellisinin ürünü olan teknolojinin ve sanatın ortaya çıkışıyla özdeş dönemdir. Ör. Einstein'ın fizikle ilgili düşünsel deneyleri kâinatın göreceli kuramları ve ilgilendiği tüm fizik dünyası yasalarının onunu zihninde tecellisinin ürünüdür. Yani bu deha vahşi doğanın ürünü vahşi bir kaşif dehadır. Doğa vahşi insanın düşüncesine ve bedenine evrimsel olarak baskındır. Ancak peygamberlerin kalbinde ve zihnide Allah (C.C) tecelli ederek ıslah etmiştir. Ola ki ilk ıslah edilen insan ve yaptıklarından sorumlu insanlık Adem AS'LA başlar. Diğer bazı vahşi insanlar halen doğanın tesirinde hayvanların yaptıkları kavga ve gürültü ile hayvani devlet kurmuşlardır. Peygamberler ve Allah (C.C)'N icabet ettiği insanlar ve peygamberlere samimi ve/veya net itaat eden ve taklit edenler istisnadır.

Niçin Değer Yargılarına-Dogmalarına Dayalı Dinamik Eğitim Sistemleri Geliştirmeliyiz? Değer Yargılarının; Öğretim, Öğrenim ve Eğitimle İlişkisi Neden Önemlidir? Değer Yargıları, Eşik Bilgileri ve Doğru Empati (Anlamlandırış/Anlam Veriş) Duyuşun, Öğretim Öğrenim Eğitimin Hedefleriyle İlişkisinin Önemi;
Düşünsel Filtre/Süzgeç/Kurallar ve Değer Yargılarıyla Doğru Adreste Duruş İçin Hedef Kitleyi Ve Değer Yargısını Tanıyış Arasındaki İlişkiyi Doğru Kurmak Önemlidir. Öğretim, Öğrenim ve Eğitimde; fert ve toplumlara bilgi sunulurken hedef kitlenin değer yargıları , eşik bilgileri ve kültürleri çekim alanına; girecek, itecek ve uyumlu; özgün (pay) ve ortak payda (benzerlik) yani algıda değişmezlik ilkelerine dayalı hazırlanmalıdır. Öğretim, öğrenim, eğitim ve yönetimlerde disipline edici kurallar geliştirilirken; fert ve toplumun çok hassas oluğu tüm değer yargıları liyakatli, uyumlu, vicdanlı ve peygamber ahlaklı yönlendirici olarak kullanım ustalığı çok büyük önem taşır. Bu açıdan laiklik özel haller hariç, insanları bildiklerini ve değer yargılarını ilişkilendirişte yalıtkan ve izole edici değil de liyakatli, sosyal ilişkilendirici olursa daha geçerli ve tutarlı olur. Öğretilen ve öğrenilen tüm bilgileri; kabullendiği ve çok iyi bildiği değer yargılarıyla ilişkilendirişi (Kültürel, inançsal, kişisel değer yargıları) alışık tepki (refleks) ve alışkanlık haline getirip hayat güncelleyip uyguladığı zaman öğrenim tamamlanmış kabul edilir ya da öğrenimin gerçekleyişine işaret ve kanıt kabul edilebilir. Öğrencinin öğretilen ve/veya öğrenilen bilgiyi ilişkilendirecek değer yargısı yok ya da eksikse mutlaka ya yaşatarak veya beş duyuya hitap eden beyinsel kayıt yöntemleriyle yeni değer yargısı kabullendirilmeli ya da var olan değer yargıları kümesi ve/veya tek bir tanesiyle dolaylı yoldan bilgi/bilgiler ilişkilendirilip öğrenciye verilmelidir. İnsanda genellikle bilgilerinin zihindeki karşılıkları değer yargılarıyla ilişkisel gerçekçi ve doğru olarak diri değilse o konuda cahildir ve ola ki genellikle sorumlu değildir. Bilenler sorumludur. Gözü var görmez kulakları var işitmez ayeti belki de bunu vurgular. Bu amacı gerçekleştirmek için hedef kitlenin; lisanının incelikleri, eşik bilgileri, kültürleri ve değer yargıları özgünlük grupları ya da çeşitleri çok iyi bilinmeli ve kusursuz duygudaşlık/eşduyum (empati/eşduyum) duyularak sunum hazırlanmalıdır. En az ana dil-lisan farklılığı kadar değer yargıları farklılığı da sunulan bilgiyi algılamada uyuma gereksinim duyar. Ör. Aynı konuyu: aşağıdaki; din, kültür ve anadili-lisanı, anadilde; öğretim, öğrenim ve eğitim almayan!!!… Vb farklı hedef kitleye neden farklı sunum hazırlamak zorunda olduğumuzun farkındalığını pekiştirerek kurgulayarak zihinsel uygulayın ve anlayın.
-Hıristiyan dinine mensup ve Japonya'daki Japon kökenliye
-İslam dinine mensup ve Japonya'daki Japon kökenliye
-İslam dinine mensup ve Almanya'daki Alman kökenliye
-Hıristiyan dinine mensup ve Almanya'daki Alman kökenliye göre hazırlayın
.
     Kısaca ya da sonuç olarak; Özellikle eğitimde pozitif /kabullenilen/istenen değer yargılarına ilişkisel eğitim verilmeli yargısı çok önemlidir. Bunun için öğrenicinin anadiline ve sahip olduğu diğer değer yargıları çok iyi bilinirse verilmek istenen bilgi ya da konular istendik değer yargılarıyla ilişkilendirilerek (ret ettiği değer yargılarına göre ders verilirse filtreleyerek alır !). Yapısal(fıtrat), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... Vb değer yargıları ve eşik bilgileri ait olduğu yaratığın; mantıken kabullenebilirlikleri, kabullenemezlikleri ve tercihleri örgüsünün; yapısal, beyinsel, düşünsel ve zihinsel yapıtaşları iskeleti, kementleri, geçitleri, düsturları… Vb mantık süzgeci örgüsü ya da mimarisi gibidir. Diğer bir deyişle insanların kişilikleri, öğrenim istemleri ve kabullenişleri değer yargılarının ilişkisel örgü kafesindedir. Fert, toplum, kavim, devlet... Vb insan kendi değer yargılarının kafesi içindedir. İnsanların öğrendiği bilgilerin kalıcı olabilmesi için öğretilen bilgilerin onun değer yargılarıyla bütünleştirici ve ilişkilendirici verilmelidir. Bu şekilde verilmiyorsa öğretilen bilgi dağarcıklarındaki diğer bilgilerden kopuk, hatırlanmakta ve hayata uygulamada tetikleyici değildir. Bir insanın bilimi ya da ilimi yani bildiği her şeyin çözmece (pazıl) çetelesi-çerçevesi onun sahip olduğu bilgi birimlerinin yapıtaşlarından oluşur. Bu yapıtaşları birbirini ne kadar ilişkisel hatırlatıcı konumdaysa o kadar hızlı hatırlanabilir ve hayata güncellenerek uygulanabilir dinamizme sahip olur. Bu açıdan hedef kitlenin değer yargılarıyla ilişkisel anlatılan ya da sunulan her şeyi özümseme olasılığı çok yüksektir. Belki de öğretim, öğrenme ve eğitim sistemimiz ülkemizdeki halkların; özgün (*), istendik(+), istenmedik(-), nötr(0), geçişken(+,-), aşılmaz(!), bilinmeyen(?) ve diğer; inançsal, yapısal, kültürel, kişisel... Vb değer yargılarıyla; uyumlu, bütünleşik, güncellenerek ve ilişkisel verilmediği için ülkemizin bereketli peygamber ahlaklı teknolojik-bilimsel orijinaliteleri diriltilmiyor ve dirilmiyor!!!
       İdam sehpasına çıkarılacak; bir kelime, deyim, atasözü, örf, adet, gelenek, bilgi, davranış, yaşam şekli… Vb her şeyin alternatifi çok yönlü düşünülüp bulunduktan sonra eğitimle istenmeyenler tedavül den/uygulanıştan kaldırılır. Örneğin Tükürdüğümüzü yalamayız!?? Yerine “ Yanlış yere tükürdüğümüzün bedelini ödemeye gayret ederiz/hatasız kul olmaz!!!” Demirkuş 2010 Avrupalılar ceddimizin ökçesini öpmüş kişilerdir?!! Yerine “Ökçesini öptürmeye kalkışanlar; ökçe öpmüşlerdir ya da gün gelir ökçe öperler!!! “ Beşer Zulmeder, Kader Adalet Eder??! Beşer bazen zulüm etse de Allah (C.C) her zaman adalet eder. Demirkuş 2010. İstenmedik, yanlış ya da eksik veya çok anlamlı-cinaslı...Vb; örf adet, vecize, deyiş, deyim, cümle ve ata sözleri için istişareli alternatifleri geliştirilerek gerekçeli uygulanıştan kaldırılırlar. Hatta bu mantık ve uygulanış kusursuz bilinç-düşünce mimarisi ve iletişim için; insanlığın tüm yazılı, sözlü, eylemli ve düşünsel her bilgi birimi için hayata güncellenişi gereklidir. Belki de, fert, toplum, kavim, devlet… Vb insanlık bazın da;geri dönüşümsüz değer yargıları insani ya da bilimsel olarak geçerli olsun olmasın var olan öğrenici potansiyeline(hedef kitleye) öğretilmek istenen bilgilerin; istendik-istenmedik tüm değer yargıların ortak payda ve özgünlükleriyle; bütünleşik, uyumlu ve ilişkisel olarak doğru örneklenmiş ve hayata güncellenmiş olarak sunulmalıdır. İstenmedik, bilimselliğe aykırı, geçersiz ve vahşi değer yargılarını değiştirmek ya da ıslah etmek için kanunlar çıkartılarak çocuk yaşta öğrenicilere ayrıntılı alternatifleri gerekçeli sunulmalı ve öğretilip hayata uygulanmalıdır. Fert, toplum… Vb her insani bazda verilmek ya da öğretilmek istenen öncelikli acil bilgilerin kısa vade de hedef kitlenin inançsal, kültürel, özgün… Vb istendik ya da istenmedik değer yargılarına uyumlu ve ilişkisel hayata örneklendirilip güncellenerek verilmesi gerekmektedir. Yani batının, kapitalizmin, komünizmin… izm, … istli yabancı-vahşi rejimlerin, yönetimlerin ve eğitim sistemlerin istendik ya da istenmedik değer yargılarına ya da yararlı da olsa yabancı ya da farklı değer yargılarına endeksli verilmemelidir. Yani toplumsal etnik alt birimin değer yargısına/yargıları düsturlarına ters olduğu için kısa vade de verilmemelidir. En küçük özgün toplum birimlerinin (benzer ortak dili, kültürü, alışkanlıkları, zevkleri ... Vb paylaşan ailelerin bir üstü toplumsal özgünlükler kümesi ya da insan dokusu) özgün değer yargıları baz alınarak ona uyumlu öğretim, öğrenim ve eğitim sistemi/leri geliştirilerek verilmeli.
     İnsanın etnik azınlığı olmaz; bu doğa, bilim ve ilahi/peygamberi yasalara aykırıdır hem de bölücü ve tahrik edici bir kavramdır. Sizi kavimlere ayırdık ki tanışasınız (ayet). Dil, din, lisan, kütür azınlıkları çoğunluğa asimile ya da evcilleştirilsin diye değil. Böyle bir durum yaşama gücünü artıran evrimin çeşitlilik yasasına aykırıdır. Yaşadığı toplumdaki; din, dil, lisan, kültür, renk...Vb halk azınlıklarının birimlerindeki (özgün toplumsal birimlerdeki ya da özgün insan dokusundaki) yararsız, verimsiz, zararlı… Vb istenmedik değer yargılarının değişimi için uzun vadede tüm dünyanın o konudaki liyakatli otoritelerin görüşü çerçevesinde kanunlar çıkartılarak alternatifleri gerekçeli sunularak ilk öğretim seviyesinden itibaren öğretim, öğrenim ve eğitimle verilmelidir.
      Biliriz ki tüm canlı yaratıkların kişilikleri genel olarak, yapısal(fıtratı-genetiği-irsi), kültürel, inançsal, eğitimsel… Vb kökenli olarak; kabullendikleri, reddettikleri, tasdik ettikleri… Vb değer yargılarının mantık kafesi, süzgeci ve örgüsü içindedirler. Bu değer yargıları çatısında ki mantık örgüsünün dokusunu; kişinin kabullendiği, ret ettiği veya şüphelendiği;kanunlar, davranışlar, eylemler, süreçler, olaylar, bilgiler, ayetler, vecizeler, atasözleri, özdeyişler… Vb temel mantıksal denklemler oluşturur. Kişinin değer yargıları, mantıksal denklemleri dokusunun arasını öğrendiği, edindiği ya da genetik-fıtratı-irsi yapısında bulunan bilgilerin ilişkisel bilgi birimleri örgüsü doldurur. Liyakatli ve kaliteli öğretim, öğrenim ve eğitimle kişinin tüm değer yargıları, mantıksal denklemleri ve bilgi örgüsü beyinsel ve zihinsel havuza kaydedilir. Kişi tüm değer yargılarını, mantıksal denklemlerini ve bilgi örgüsünü kültürel olarak öğrendiği anadilindeki kavramlar, kavramisimler, isimler ve sembollerle ifade ederek aynı dili bilenlerle sözel, bedensel, mimik.. Vb ile iletişim kurar. Kişi dilini bilmediği bir toplum içerisinde bu kültürel iletişimde mahrum ve yoksun kaldığı için; yontma taş devri ve öncesi insanların iletişim seviyesine düşer. Onun için bir kültürel dildeki, kavramlar, kavramisimler, isimler ve semboller o kültürel dilin iletişim araçlarıdır. Bu açıdan dünyadaki ve insanlık havuzundaki var olan doğal-vahşi!!! kültürel dil kümeleri arasında öğretim, öğrenim ve eğitimle verimli ortak payda akli-mantıki!!! lisan ve dil geliştirmek insanlığın en önemli sorunlarından biridir. Fıtratı-yapısal, inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... Vb değer yargıları; mantıken kabullenebilirlikleri, kabullenemezlikleri ve tercihleri örgüsünün zihinsel yapıtaşlarını oluşturduğu için verilen öğretim ve eğitimi yaratığın kabullenmesi ya da davranışına yansıması için aktarılmak istenen bilgilerin gerekçeli ve ilişkisel olarak yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... Vb değer yargılarıyla ilişkisel örneklerle verilerek hayata güncellenerek beyinsel, düşünsel ve zihinsel özümsemeyle (asimilasyonla) uygulamada alışık tepki (refleks) ve alışkanlık haline getirilmelidir. Değer yargılarına ters verilen ya da değer yargılarıyla ilişkisel verilmeyen; öğretim, öğrenim ve eğitim ürünleri eğitilen kitle tarafından kabullenmekte sıkıntı yaratır ve hedefe ulaştırmaz. Belki de ülkemizde yapılmış ve halen yapılmakta olan devrimler, öğretim, öğrenim ve eğitimlerin çoğu ülkemiz halklarının yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... Vb değer yargılarına uyumlu verilmediği, cebren ve hile ile ya da zorunlu kapitalist ekonomik farzlara bağlı olarak empoze edilip bilgiler beyinsel ve zihinsel olarak sindirilip hayata uygulanabilir alışık tepki (refleks) ve alışkanlık haline getirilmediği için istenen seviyede başarılı bir ülke olamadık. Bu duruma çözüm açısından ülkemizde değer yargılarımızın düstur denklemi konumundaki; vecizeler, atasözleri, özdeyişler, ithal edilmiş atasözleri... Vb önemli bir kısmı yanlış, eksik, ters... Vb olduğu için insanlarımızda kavram, düşünce, öğrenme ve iletişim yanılgısına neden olmaktadır. Bu açıdan bunların ivedilikle akademik çevrelerce gözden geçirilip daha bilimsel alternatifleri, eksikleri, geçerlilik sahaları… Vb hakkında ayrıntılı bilimsel çalışmalarla sonuçlandırılıp toplumun yapısal, beyinsel ve zihinsel havuzundaki önemli değer yargılarının yenilenerek toplumsal değer yargıların; yapısal, zihinsel ve beyinsel havuzdaki yerleri daha sağlıklı ve olumlu bir konuma getirilmesi gerekir.
Yorum; Bir fert, toplum, kavim… Vb düşünün; Kuran-ı Kerim Okunur duyar ancak anlamaz (Allah (C.C)'N kelamından duyduklarına sağır olmuş) duyduklarına sağır olmuş, Kuran-ı Kerimin harflerine bakar ayetlerin yazısını görür ama anlamaz (Allah (C.C)'N yazılı kelamını görür ama kördür) gördüklerine bakar ama kör olmuş ola ki bir hayvanın Kuran-ı Kerimi Dinletiş ve okutuş mesabesine getirilmiş ya da indirilmiş durumdayız. Bu gün ülkemizdeki Kuran-ı Kerim'e icabet bu hale getirilmiş ve diğer ibadetlere yani kurban kesimi, namaz kılınışı, oruç tutuşunda, zekât verişinde… Vb dinde hayır görmez konuma düşürülmüş ve dualarımızda icabet bekliyoruz Rabbimizden. Oysa ki, İngilizce, Fransızca, Almanca gibi Kuran-ı Kerim'in Dili'de seçmeli yabancı dil dersi olarak verilse acaba bu cehaletten kurtarır mı bizi! İnsanda genellikle bilgilerinin zihindeki karşılıkları değer yargılarıyla ilişkisel gerçekçi ve doğru olarak diri değilse o konuda cahildir ve ola ki genellikle sorumlu değildir. Bilenler sorumludur. Gözü var görmez kulakları var işitmez ayeti belki de bunu vurgular. Bilim bile insan duyularına ve teknoloji sınırlarına dayalı olarak yarı ya da geçici gerçeklere dayalı olarak geleceğe yol alır.

İnsan yaşam döngüsünde ne zaman ve hangi koşullarda ıslah edici, boyun eğdirici, eğitici, öğretici ve örnek olucu konumlarda olmalıdır? İnsanlar eşlerine nasıl davranmalıdır? İnsanın Yaşam Döngüsünde; Islah Edici, Boyun Eğdirici, Eğitici, Terbiye Edici ve Öğreticiliğin Peygamber Ahlakıyla İlişkisi;
Islah Edici, Boyun Eğdirici, Eğitici, Terbiye Edici ve Öğretici Kavramların Farkını ve Farkındalığını Doğru Kavrayış;

1-Peygamberler; modası hiçbir zaman geçmeyen ya da hiç bir zaman demode olmayacak ve insani yaşam döngüsünün mutlak gerekli peygamberi (Rahmani/insancıl/Hz. Muhammed AS’A Peygamberlik (S.A.V) gelmeden önceki 40 yıllık insani ahlakı) ahlakı reçetesinin modelleri olarak öğretici, yaşatıcı, hayata güncelleyici mürşitleri ve eğiticileridirler. Yaşantılarıyla örnek olmuşlardır. Islah edici(boyun eğdirici) değildir.
2-İnsanları, yaratıkları, doğayı... Vb her şeyi eğitici-terbiye edici-Islah edici (boyun eğdirici) olan Allah (C.C).
3-İnsanlarda hayvanların ve doğal-vahşi hayatın kısmi ıslah(boyun eğdirici) edicileridirler. Kısmen çocuklarını terbiye ederler. Islah etmezler. İnsanlar hayvanları, çevreyi ve doğayı kısmi (bereketli hudutlarda/peygamber ahlakı çerçevesinde) ıslah (boyun eğdirici) edicidirler. Bu ıslahatı peygamber ahlakı çerçevesinde yapmazlarsa bugünkü gibi çevre sorunları ortaya çıkar.
4-İnsanların: eşlerini, hem cinslerini, çocuklarını veya diğer canlıları; eğitmek, terbiye etmek ve ıslah etmek kavram yanılgısı ve cehaleti nedeniyle günümüzde çok sorun yaşanmaktadır. Davranışlarınızı doğru okuyan ve size göre doğru tepki gösteren ve aşkınlıklarınızı hoş gören, sizden hoşlandığını, sevdiğini itiraf eden kişilik ola ki aradığınız kişilik olmalıdır. Demirkuş 2013
A-Eşinizi ıslah edici, terbiye edici ve eğiticisi değilsiniz oda sizin değildir. Her ikisinin de (iki eşinde) sevdiği ve tasdik ettiği değer yargılarına yoğunlanışı önemlidir. Bu amaçla ortak paydayı garanti altına alış için evlilikte her eşinde samimi ve içtenlikle (keyfiyete dayalı değil) veto hakkı olmalıdır.
B-İnsani bir aile olmak için; eşiniz sizin eksik parçanızı tamamlar sizde onun eksik parçasını tamamlarsınız. Erkek ve kadın bir insanın bir birini tamamlayan yarımşar parçaları gibidir tek başına her biri (fert olarak) ne ürer ne de türerler (özel haller hariç). Eşler tamamlayıcıyı zorunlu özgünlükleri nedeniyle rekabet ve eşitlikte olamazlar.
C-Kadın ve erkek bir fermuarın ya da DNA zincirinin yarımşar parçası gibidir (yarımşar insan) eşitliği değil bütünleştiriciliği daha büyük anlam taşımalıdır. Her birimiz (kadın ve erkek) fert olarak tek başına yarım insan sayılırız. Kadın ve erkeğin geometrik, zihinsel, düşünsel genetik, nitel, nicel…vb eşitlik haklarını (X=Y ???) yani böyle bir eşitliği ( X=Y) sağlayışı gerçekleştiriş kadar abes bir durumdur. Kadın ve erkek aslında pek çok açıdan ve yönden yarımşar insandır. Önemli olan kadın ve erkeğin liyakatli bütünlüğünü, birlikteliğini sağlayış ve kenetleyiş sorunlarını çözüş çok önemlidir. Yani X+Y=1 sağlarken bunların fıtratı ve ahlaki kabulleniş oranlarını 1 e tamamlarken her çiftin birlikteliği için neler yapılışının gerektiği üzerinde duruş daha önemlidir. Nelerin bu konuda dikkate alınışı gereklidir? Neye/nelere hangi kriterlere (zihinsel, düşünsel genetik, nitel, nicel… Vb kriterlere ait değer yargıları kenetlenişine uyumu çok önemlidir) göre dikkate alınış önemli oluşudur.
D-Bir birinizin eksiğini tamamlayıcı ve idarecisisiniz.
E-Bir birinizle karşılıklı haklarınızı elde etmede rekabette/rekabetle değil zaruretten ve gerekliliğin keyfiyetinde (kadın ve erkeğin özgünlüklerinin birbirini tamamlayış ve bir arada yaşayış zaruretinden/gerekliliğinden dolayı) bir aradasınız.
F-Bu bilince dayalı yaşanmış-yaşanan örneklerle, uygulamalarla, etkinliklerle ve  peygamber ahlakıyla öğrenciler eğitilmeli.

Evlenmeden Önce Eş Adaylarının Samimiyetle Birbirine Açıklayışı/Açıklanması Gereken Önemli Konular. (Bunlar önceden açıklanmasa sonrada evliliğin kara delikleri oluyor)
1-Eş adayların bedensel ve zihinsel engelli durumu derecesi varsa bunu önceden belirtişi önemlidir.
2-Bedensel, genetik/irsi ve zihinsel tedavi için sürekli kullandığı ilaçlar ve/veya başka tedavi varsa bunu önceden belirtişi önemlidir.
3-Bedensel ve zihinsel sürekli hastalıkları varsa bunların derecesini ve durumunu samimiyetle belirtilmelidir. Örneğin, şeker hastalığı, kanser, AIDS… Vb
4-Aşılmaz yada iradenizle terk edemediğiniz değer yargıları ve/veya tiryakilikleri, inançları (Bu Aşamada Değişmez/Değiştiremediği Günahlarını, Kırmızı, Yeşil, Sarı, Turuncu, Gri ve Beyaz Düşünsel, Toplumsal ve Değersel Çizgilerinizi Açıklayışınız Farzdır), Örnek Aldığı Kimlikleri/idleri (Örnek aldığın kişilikler; peygamberler, dahiler, mucitler, teoriler, sanatçılar…Vb) , Taptıklarınız/idolleriniz (taptıklarınız, putlarınız) önceden belirtişi önemlidir.
Ör. Aşırı kıskançlık, aileye bağımlılık, sürekli çok konuşkanlık, yalan, sigara koliklik (normal içici değil), alkolik, internet bağımlılığı, eşcinsellik, lezbiyenlik, özgün cins ve tiplere ilgi duyuş… Vb
5-Davranışlarınızı doğru okuyan ve size göre doğru tepki gösteren; olumsuzluklarınıza, istenmedik tiryakiliklerinize, eksiklerinize, eksilerinize, kırmızı-turuncu... Vb değer yargısı çizgilerinize özgünlüklerinize, günahlarınıza, suçlarınıza ve aşkınlıklarınıza (ifrat ve tefritlerinize) saygı çerçevesinde katlanılıyorsa ve/veya hoş görülüyorsa, af ediyorsa ya da paylaşılıyorsa, sizden hoşlandığını, sevdiğini itiraf eden kişilik ola ki aradığınız kişilik olmalıdır. Demirkuş 2013

Kavram nedir? Kavram yanılgısı nedir? Sevmek, hoşlanmak ve beğenmekle ilişkilendiriniz. Bu mantığı bildiğiniz bütün kavram, cümle ve kelimelere genelleyiniz. Hayat Döngümüzde, Sevmek, Hoşlanmak, İlgi Duymak ve Beğenmek Kavramları Arasındaki Ayrıcalık ve Özgünlüğü Bilmeyiş Bizi Kavram, Düşünce, Karar ve Eylem Yanılgılarına Götürür.
Kavram Yanılgısı; Bir kavramın tanımın sınırları ve özgünlüklerinin ait olduğu ya da örtüştüğü karşılığındaki şeyle ve/veya şeylerle insan bilinciyle liyakatli örtüşümemesi ve/veya gerçekleşmemesi kavram yanılgısını ifade eder.
İlgi Duymak; Hedefteki yaratığın bazı özgünlük ya da ortak payda şeylerinin ilginizi ve dikkatinizi olumlu yönde çekiş halidir.
Beğenmek; Hedefteki yaratığın bazı özgünlük ya da ortak payda şeylerini beğeniş, tasdik ediş ve kabulleniş ola ki örnek alış ya da örnek oluş halidir.
Takdir Etmek; Hedefteki yaratığın bazı özgünlük ya da ortak payda şeylerini en üst seviyede takdir ve tasdik ediştir.
Hoşlanmak; Hedefteki yaratığın bazı özgünlük ya da ortak payda şeylerinden keyif ve zevk alış halidir.
Sevmek; Her koşulda hedefteki yaratığın artılarının ve yeşil çizgilerinin hürmetine; değişmez günahlarına,negatiflerine, olumsuzluklarına, istenmedik tiryakiliklerine, eksilerine, kırmızı-turuncu... Vb değer yargısı çizgilerin özgünlüklerine ve aşkınlarına (ifrat ve tefritlerine) saygı çerçevesinde katlanılıyorsa ve/veya hoş görülüyorsa ya da paylaşılıyorsa sevgiden bahsedilebilir. Sevginin Derecesi; bir insanın, toplumun ya da yaratığın/ların; tüm aşkınlık ve taşkınlıklarını hoş görüşle doğru orantılıdır. Bir insanın, toplumun ya da yaratığın/ların; “Normal Değer Yargılarından” hoşlanıyor ve buna ilaveten, tüm istendik ve istenmedik aşkın değer yargılarının sonucuna ya da her şeyine katlanabilir ve hoş görebiliyorsanız onu seviyorsunuz ve/veya tahammül ediyorsanız ona sabredebiliyorsunuz sonucunu çıkartabilirsiniz. Bu sonuca ulaşamıyorsanız onu kesin seviyor sayılmazsınız. O zaman sizin ona ilginizin adı sevgi değil; hoşlanmak, beğenmek, ilgi duymak… Vb. başka bir şeydir. Evliliğe karar verirken bu duruma dikkat etmek gerekir. Sevmek ve hoşlanmak kavram yanılgısına düşmemek gerekir. Ne yazık ki bu kavram yanılgısı insanlara pahalıya mal oluyor. Sevgisiz, moralsiz, parasız… Vb siz normal düşünüp yaşayamıyorsanız o zaman siz sevgi, moral, para… Vb. bağımlısısınız sonucu çıkar. Sevgiye, aşka, paraya… Vb. her zaman güvenilmez ya da güvenilmemeli bence. Böyle insanlar size güvenmeli ve bu duyguları sadaka edebilecek kadar eğitimli olmalısınız. Ola ki peygamberler ve İslam âlimleri böyle idiler. Örneğin; Allah, Sevgili habibim (sevgilim) dediği ve şerefine kainatı yarattığını söylediği HZ. Muhammed AS’IN (peygamberinin) geçmiş ve gelecekteki her şeyini kabullenip affetmiştir. Bu mantıktan hareketle sevmek kavramının en anlamlı, ulvi ve öğreticiliğini kusursuz ifade eder. Her koşulda hedefteki yaratığın artılarının ve yeşil çizgilerinin hürmetine; değişmez günahlarına,negatiflerine, olumsuzluklarına, istenmedik tiryakiliklerine, eksilerine, kırmızı-turuncu... Vb değer yargısı çizgilerin özgünlüklerine ve aşkınlarına (ifrat ve tefritlerine) saygı çerçevesinde katlanılıyor, affediyor ve/veya hoş görülüyorsa sevgiden bahsedilebilir. Bu mükemmel örneğin mantık kurgusunu sevgi ve eğitimde tüm kavramların farkındalığını ya da kavram yanılgısının felaketini algıda değişmezlikle (herkeste aynı algıyı uyandırışla) ilişkisel anlayışa/anlamaya çalışın. Örneğin, Sadece Menfaate, Cinselliğe, Hoşlanmaya, Ailevi İstem ve İlişkilere, Beğenmeğe, Takdir Edişe, İlgi Duyuşa… Vb. birine dayalı bir evlilikle hepsini içeren “İnanç, Sevgi, Değer Yargısı Denkliği ve Hoşgörüyü Kabullenişe” dayalı evlilik arasındaki farkındalığı düşünerek “kavram yanılgısını” anlayışa ve genelleyişe çalışın. Bu mantığı zihnimizdeki bildiğiniz tüm kavramları neden tam-net bilip ve doğru uygulayışınızla, ilişkilendirin ya da güncelleyin.
Aşık veya Sevdalı; Sevgisiyle taptığına, bir yaratığa, yaratıklara veya eşyaya iman etmektir. Demirkuş 2016 Sevdiğiniz yaratığın her şeyine pozitif tutkuyla/larla-beğenilerle bağlı ve onun her şeyini her şeyinize endeksli yorumlayarak zevk alıyorsanız ona aşıksınız belirtilerini ifade eder. Davranışlarınızı doğru okuyan ve size göre doğru tepki gösteren ve aşkınlıklarınızı hoş gören, sizden hoşlandığını, sevdiğini itiraf eden kişilik ola ki aradığınız kişilik olmalıdır. Demirkuş 2013

Güzelliğin Tanımı ve Güzelliğin; Sevmek, Hoşlanmak, Beğenmek, İlgi Duymakla İlişkisi: Güzellik; Asıl Güzellik Allah (C.C)’N Nur CC’HU Cemalidir. Öyle bir güzellik ki, yaratıkların ya da her yaratığın tüm boyutlardaki (düşünsel, nesnel, eylemsel, sanal... Vb.) istem ve arzuları anahtar olsa hepsine özgü emsalsiz kilitler yaratıp hepsini icabetine ve cemaline mest ederek kilitleyişe kadir Allah (C.C)’HU cemalidir (Doğrusu Allah (C.C)’HU kendisini tarif ettiği gibidir). Her şeyin bir güzelliği düşünülebilir. Allah (C.C)'N Güzelliği dışındaki tüm yaratıksal güzellikler geçici, güdük ve tüm yaratıkları tatmin edişte zavallıdır. Örneğin, güzel insan, güzel kadın, güzel çiçek, güzel ahlak… Vb. Bir insan bir şeyi güzel buluyorsa, onu sever, ondan hoşlanır, ona ilgi duyar ve onu beğenir. Bazen de o güzelliğe âşık olur ya da sevdalanır. Kıyas ve Benzetiş; Neye kime ve hangi şeye icma yapmalıyız. Örneğin Allah(C.C.) un güzelliğine ve isminin taca benzeyen güzelliğine mi? Yoksa yarattıklarının taçlarına ve güzelliğine göre yapmalıyız. Örneğin, çiçekler mi insanların giyim kuşam çeşitliliğine benzer, insanlar mı çiçeklere benzetilmelidir. Aslan gibi adam mı doğru yoksa adam gibi aslan mı doğru ya da hangi koşularda her ikisi de doğrudur. İkimiz Bir Fidanın Güller Açan Dalıyız Mı Doğru Yoksa İkimiz Bir İnsanın Güller Açan Dalıyız Deyişimi Doğrudur? Her fert yarım insandır. Bir kadın+ Bir erkeğin toplamı bir insanı ve/veya tüm temsil eder. Tek başına erkek ve/veya kadın insanlığın yarısını temsil eder. Sonuç: aslolan Allah(C.C.) mı, insanlar mı, hayvan mı ya da eşya mı?


Kader ve İslam; Örneğin Ölüm tüm yaratıklar için değişmez dogmadır. Değişmez ve dogma kader çizgisi ve tüm çizgilerin tasarrufu Allah (C.C.)'YE aittir. Bunların bazıları yaratıklar tarafından kesin bilinir. Duamız, sadakamız... A, B, C... Vb tercihlerimiz kader çizgisini etkiler. Allah CC'N izni ile duanın, sadakanın kabulü ile kader değişebilir/Duanız olmazsa ibadetinizin ne önemi var. Sadaka ömrü uzatır musibet ve belayı defeder. Allah CC'N izni ile Peygamberi tercihler selametli kader çizgileriyle geleceğe taşır. Bir hadisenin sebebi ne olursa olsun gerçekleşmişse mutlaka Allah (C.C)'N bilgisi dahilinde tasdiki ve kabulü ile gerçekleşir. Allah (C.C) İstemezse o olay olmaz. Bundan emin olabilirisiniz. Örneğin bir insan isyan etmekten yana gayret ediyor ancak isyana ve sapıklığa sürüklenmesine geçmişteki dua, sadaka, iyilikleri nedeniyle Allah (C.C.) istese onu sapıklığa düşmemesi için ona çözüm ve tedbir ikram edebilir. Bunum tam terside durumlarda Allah (C.C.) Rahmeti ağır bastığı için dua, sadaka, iyilik yapan yaratık için en hayırlı icabeti Allah (C.C)'DAN beklenir. Samimiyetle hidayet isteyen bir yaratığa (insan veya cin) Allah (C.C.) hidayet vermiyorsa onun için en hayırlısı o dur mutlaka. Çünkü o yaratığın hidayet çizgisi ola ki onun için en hayırlısı olmayabilir. Örneğin, Hidayete erdikten sonra çok yüzlü bir münafığa dönüşmesi varsa, hidayete ermemiş bir cahil olması onun için belki de daha hayırlıdır.



ALLAH C.C.'HU KİMDİR? Kendini istediği yaratıklara ve varlıklara; belge, icraat, peygamberlerle ve dinleriyle veya dilediği gibi bildiren-hissettiren... Vb!!! bilinen, bilinecek, var olacak ve var olan tüm alemlerin yegane ilahı ve rabbidir. Dinleri, peygamberleri ve kitaplarıyla insanları peygamber ahlakı kurallarına riayete davet eden ve ebediyeti yaratıklara bağışlayan;mert ve ikram sahibi, eşi, ortağı, benzeri olmayan;doğmayan ve doğurmayan yegane yaratıcıdır. Peygamberleri,  alimleri ve değişmek isteyen insanları, kurumları, devletleri, milleteri... Vb; peygamber ahlaklı kılmak için;fıtratlarına uygun!!! terbiye eden, değiştirebilen rabbimizdir.Tüm yaratıkları büyük kıyametle öldürüp ve tekrar diriltecek olan kusursuz güçlü zattır.Düşündüklerimizi, hayal ettiklerimizi ve yapamadıklarımızı; sanal, soyut veya diğer enerji halleri şeklinde somutlaştırıp hayata uygulatan, uygulayan, uygulatabilen… Vb her şeye kadir, kusursuz, verimli ve eksiksiz zattır. Kör, topal, katil, sakat, cansız … Vb tüm yaratık, olay, süreç, davranış ve enerji hallerine ya da her şeye; kusursuz empati/eşduyum duyan ve gerektiği kadar icabet eden yegane zattır. Kendini tarif ettiği gibi olan ve isimlerini, kendisini yaratıklara kanıtlarla bildiren ilk ve tek zattır. Gönderdiği tüm dinlerin ve her şeyin; sahibi, kadiri, yaratanı ve hakimi tek mabuttur. Arda kalan; gizli, açık ve diğer konumlardaki ilahların hepsi onu taklitçi ve mutlaka küme-mekan-zaman içinde yaratık olarak yorumlanabilen, belgesiz ve delilsiz çapulcu sahte doğa-uzay dinlerine tabii ya da Allah (C.C)'N dinine ve insanlara karşı kahpe, sahte, çapulcu ve deccalı ilahlardır. Allah (C.C)'DAN gayrı tüm tapılan ilahlar, yaratıklar ve her şey mutlaka onun ilmindeki ölüm, yaratık ve varlık kümleri içindedir ve kümeleri aşamaz Deccal hükmüne katmak için kazan doğurdu numarasıyla yardım eder tamamen kuşatınca da kazan öldüyü ilan eden çapulcu hakim güçlerdir. Örneğin fert, toplum ve kavim bazında din cahilerine yapay hidayet ederek Müslüman gözükür sonrada hükmündekileri kuşatınca sudan bahanelerle şimdi tüm Müslümanların ve diğer dinlere ait insanların düşünsel ve nesnel hayat döngüleriyle, inançlarıyla demokrasinin kontrolüne koy-bırak ve/veya rabliğime itaat et der. Hiçbir fert, toplum, kavim ya da devletin özgün kültür, din ya da inancına samimiyetle yaklaşmaz yaklaşsa da amacı hedefidir. Belki de Afagnistan !!!, İran ve Irak'a yaklaşımlar buna benzer deccali oyun, siyaset ve yakalaşımlar bilinmeden ya da halkın doğal hayat döngüsü ve fıtratı dikkate alınmadan cahilce yapılmaktadır. Tarih göstermiştir ki bu tip dayatmaları genellikle yaptıranlara (münafıklara), ve onlara malzeme olanlara birşey/ler kara delik olmuştur.
   İnsanın/lığın yegane babasına (Adem AS'A) nefisini (meleklerini) ilk defa ve en önce(yaratmadan önce) secde ettirterek dirilten. Adem AS'A secde etmeyen iblisi (Adem AS'MI ve zürriyetini; düşman, hor ve cahil gören yaratık) huzurunda men eden ve kovan kusursuz erdemli ve insancıl yegane rabbimizdir.
   El Evvel Allah (C.C) Ezelidir; her şey ilminde idi/dir/olacak, sonra takdir ettiklerini yaratık olarak yarattı. Daha sonradan insanı da yarattı ve kendini ona bildirdi, tanıttı.
İnsanın fıtratından verim alması için; İnsanın fıtratı geliştikçe kaldırabileceği oranda, sırasıyla, Suhuflar (Adem AS, Nuh AS… Vb), Zebur (Davud AS), Tevrat (Musa AS), İncil(İsa AS) ve Kuran-ı Kerim (HZ. Muhammed AS son peygamber) kitaplarını ve peygamberlerini uygulayıcı olarak gönderdi. İnsanın kâinat ve dünya hayatından verim alması için kitaplarını ve peygamberlerini göndermiştir. İnsanı bu düstur üzerinde halife kılıp geri davet etti.Sonradan (El Ahir Allah (C.C)) tüm yarattıklarını öldürüp (El Kahhar Allah (C.C)) dilediklerini ebedi kılmak üzere tekrar dirilteceğini (El Hay Allah (C.C)) bildirmiştir. (ayetler vardır)
   Allah (C.C): insanlığın  hayırlı mukadderatı için cıvıtmadan; irade ve fıtrat ölçüsünde!!! kurallarına itaat edilir. Şükür, tenzih, zikir ve secde ile dua edilir.
   Allah (C.C); Kelime-i Tevhidi("Lailâhe illâllah, Muhammedürresûlullah" yani "Yegane İlah ALLAH C.C'DİR, Ondan Başka İlahlar Yalandır ya da Yoktur Muhammed AS Onun Elçisidir" samimiyetle zikir eden ve kabul eden herkesi affedeceğini bildiren-müjdeleyen yegane rabbimizdir (kovulmuşlar ve kasti şirk koşanlar ve/veya özel haldekiler yani ayetlerle cehenemle akibeti bildirilenler hariç).     
Allah (C.C);Kendisine şirk koşmayan Cümle-i Şahadet-Tevhidi ( İslam'daki ilk ve tek dogma farz) Zikir Eden ve Kabul Eden Yani " Kelime-i Tevhit/Yegane İlah ALLAH C. C. Ondan Başka İlahlarYalandır ya da Yoktur!" diyen tüm insanları/sorumlu yaratıkları en sonunda affedecek ve ebedi hayat bağışlayıp cennetlere (istisnalar ve kovulmuşlar hariç) koyacak olan yegane rabbimizidir. Günahlar ya af edilir ya da cezası çekilerek kurtuluş müjdelenmiştir. Allah (C.C) bu müjdesi beni fetih etmiştir.
Ancak İslam'daki diğer 4 farz sadece sıhhati ve olanakları elverişli olanlara sorumluluk yükler;
Zekat
ve Hac'dan yeterince parası olanlar mutlak sorumludur.
Oruç
'tan sıhhati elverişli olan sorumludur. Sıhhati elverişli olmayanların yeterince parası varsa bedelini sadaka eder.
Namaz;peygamber ahlakının liyakatli sorumluluk ve eylem bilincini geliştirdiği için dinin direğidir. Olanaklar elverdiğince kılınmalıdır. Olanaklar elverişli değilse gerekirse göz ucu ile bile kılınması önerilmiştir.(hadis)
Bu 4 farzın icra edilmesinin belki de esas amacı
1-Namaz;peygamber ahlakının liyakatli sorumluluk ve eylem bilincini geliştirdiği ve insanı kötülüklerden koruduğu için dinin direğidir. Olanaklar elverdiğince kılınmalıdır. Olanaklar elverişli değilse gerekirse göz ucu ile bile kılınması önerilmiştir.(hadis)
2-Zekat;Mutlak gerekli insani paylaşma olgusu ve duygusunu,
3-Hac;Mutlak gerekli insani birlik ve beraberlik duygusunu,
4-Oruç;Yokluğa doğru empati/eşduyum duyma, açlık hissetmeden yaşama ve şükür duygusunu insanda geliştirmek için vardır.
   Kısaca yaşamın önemini bilen ve liyakatli değerlendiren peygamber ahlaklı insanları ortaya çıkarmak için 5 farz vardır.
   Nefsini(meleklerini)  insanın/lığın yegane babasına secde ettirten ve insanın nankörlüğüne ve affedilmez eksiklerine rağmen sahiplenen, af eden ve ebedi cennet hayatını müjdeleyen kusursuz erdemli Allah (C.C) zevkle, gururla ve onurla; fikir,zikir, tenzih, secde ve şükür edilir.Ona tapıyorum.

bâtıni/Düşünsel/Sanal Kalp;ilk kalp atışından ölüme kadar(kalbin durması),ışık hızından daha hızlı düşünen beyin ivmesiyle genişleyen ve içerisinde;Akıl, Ruh, Zeka, Mantık, Hafıza-Zihinsel Beden, Düşünce, Fikir, Nefis, Muhakeme, Özgünlük, Haset, Kibir, Gadab, Ucup, Kıskançlık, Sevgi, Merhamet, Kahhar…) insan sıfatları ve davranışları… Vb sanal-nesnel araçlarımızı(nesnel bedenimiz) içeren sanal kalp kapasitesidir veya bâtıni/düşünsel/sanal kalp havuzundur. İnsan zihinsel havuzda sorunlarına-problemlerine çözümler üreterek, doğaya uyum sağlamakta güçlük çekmez. “Yere göğe sığmadım kulumun kalbine sığdım.” hadis vardır.
-Sanki insan yarı düşünsel-sanal-nesnel bir yaratık, içinde yaşadığı nesnel ve sanal kâinatın hepsi fert ve toplumsal bazda insan batını kalp havuzunda/hayat havuzunda yer alan;biyolojik hatırlama kodları beyin çekirdeğinde/sinir yumağında bulunan zihinsel havuzun nesnel, düşünsel ve sanal bilgi deposu ya da sanal-nesnel zihinsel havuzun hard diski (dinamik veri depo diski) gibidir.
-Hz. Muhammed AS'IN Batıni kalbini temizleyip kuran ilmini ve peygamber ahlakını yükleyen Allah (C.C) ona oku emrini vermiş ve onu eğitmiştir. Takiben Hz. Muhammed AS kalbindekileri peygamber ahlakı hasletleri ve Hz. Kuran bilgilerinin tümünü hayatına uygulayarak, mantığına, bilincine ve davranışlarına mekanize ederek alışık tepki ve zamanla alışkanlık haline getirmiştir (gelmiştir).Peygamber ahlakı hasletlerini kazanmak ve yaşantısından hayır görmek için insanlara da Hz. Muhammed AS'IN davranış ve eylemleri örnek gösterilmiştir.
-Zahiri Doğal (vahşi) kâinattaki kanunlarla kâinatın sıfatlarına bakıldığında kâinattaki pek çok sıfat ve kanunların nesnel ve sanal yaratıkların üzerinde görmek mümkündür. Ancak kâinatta olamayan sıfatlardan bazıları insanda vardır. Yani insanda var olan kâinat ve içindeki nesnel yaratıklarda olmayan bazı özgünlükle vardır.
İnsanlara Allah (C.C) tarafında verilen ruh, akıl, vicdan, namus, gelişmiş yazılı ve sözlü lisanı, net dik yürüyüşü, ışıktan hızlı düşünen beyni ve peygamberi (Rahmani/insancıl/Hz. Muhammed AS’A Peygamberlik (S.A.V) gelmeden önceki 40 yıllık insani ahlakı) ahlakı hasletleri kâinatta ve diğer hiçbir nesnel yaratıkta yoktur. Peygamber ahlakı ve düşünsel olarak kâinatı aşabilme özelliği nesnel yaratıklarda sadece insanda vardır.
Batini ve zahiri kâinatta akıl, vicdan...Vb meleklerde ve cinlerde var olduğu bildirilmiştir. Ayet ve hadis vardır.
kâinatın vahşi ahlak ürünü olan insanlardaki Doğal (vahşi); kutsiyet, inanç, örf, adet, yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... Vb değer yargıları, idler, idoller (putlar)… Vb tabular yer yüzü geçmişinde ve günümüzde vardır.


Melek Kimdir?
-En doğru tatmin edici ve yeterli tanımı İslamiyet'te vardır.
-Diğer eski dinlere göre verilen tanımlar kafa karıştırır, eksik ve yanıltıcı niteliktedir.
-Melek Allah (C.C)'N Nurunda yarattığı bedensel yapıları ve kişilikleri nurdan nefsi olmayan her şeyi ile Allah (C.C)'N emirlerine tabii nurdan memur yaratıklardır.
-Nefsi olmadığı için meleğin iyisi kötüsü olmaz.
-Allah (C.C) ne isterse ve emrederse şaşmadan bereketli ve hayırlı hürriyetler mesabelerinde onu yerine getiren nurdan yaratıklardır.
-Meleklerin hepsi Allah (C.C)'N kendine kaim (kendine tam itaat eden-özgü) nefsi durumundadırlar.
-Onlarda büyük kıyamette ölecekler.
-Büyük kıyamet sonrası bilinen ve bilinmeyen tüm yaratıklar ölü iken yegane diri olan Kahhar olan Allah (C.C)'DİR.
-Çeşitli görevlerde melekler vardır.
-İnsanların sevap ve günahlarını kayıt eden katip melekler.
-Allah (C.C)'NE yapılan zikirleri bildiren avamla ilgili melekler, zihnimizi diri tutan ve taşıyan hafıza melekleri, yaratıldığından beri hep secdede, hep kıyamda, hep rükuda…hep aynı eylemde kıpırdamadan ve yorulmadan şevkle görevli … Vb melekler vardır.
-En çok tanınan 4 melek ise; Allah (C.C)'N emirlerini, vahiylerini, ilimle ilgili bilgileri peygamberlere ve istediği yaratıklara bildiren ve ilk yaratık olan Cebrail. AS
-Allah (C.C)'N yarattığı kâinatı ve tüm yaratıkları taşımakla görevlendirdiği İsrafil AS.
-Büyük kıyamet sonrası bilinen ve bilinmeyen tüm yaratıklar ölü iken yegane diri olan Kahhar olan Allah (C.C)'DİR.
-Hay (hayat veren) Allah (C.C) Büyük kıyamet sonrası tekrar İsrafil AS adlı meleğini dirilterek ona sura üfleyip tüm yaratıkları diriltmesini emir verecek ve öldürülen yaratıklardan takdir edilenler tekrar diriltilecektir.
-Allah (C.C)'N yarattığı kâinattaki ve tüm yaratıklardaki dinamik olayları sevk ve idareyle görevlendirdiği Mikail.AS
-Allah (C.C)'N ruhundan üflediği (ruh verdiği) yaratıklar öldüğü zaman ruhlarını alıp Allah (C.C)'NE götüren Azrail AS dır.

Cinler ve İblis Kimdir? En doğru tatmin edici ve yeterli tanımı İslamiyet'te vardır.
-Diğer eski dinlere göre verilen tanımlar kafa karıştırır, eksik ve yanıltıcı niteliktedir.
-Mavi alevli ateşten yaratılmış ve her türlü kılığa bürünebilen kâinatın farklı ve nesnel hemen çok boyutlarında yaşayan yaratıklardır.
-Allah (C.C) tarafından Adem AS yaratıldıktan sonra (insanın halifeliği nedeniyle) tüm yaratıklar gibi cinlerde insana bağlanmışladır ve insanın metriksindedirler yani insanın düşünsel ve kalp kefeni içindedirler.
-İnsanın metriksini aşamazlar.
-Adem AS cennete yaratılıp konmadan önce yer yüzünde ve kâinatta Allah (C.C)'NE karşı sorumlu ve halife olan yaratıklardır.
-Onlara din ve peygamber gönderilmiştir.
-Onların içinde Menazil adlı topal bir cinin oğlu olan Azazil adlı cin, melek değil ve nurdan yatılmamıştır. Olağan her cin gibi o da mavi alevli ateşten yaratılmış, kıçı boklu yiyip içen bir cindir.
-Azazil(İblis) tüm diğer cinler gibi mavi alevli ateşten yaratılmış cinlerden Menazil adlı topal bir cinin oğlu bir cindir.
-Azazil cinlere ve meleklere imam olarak atanmış ve rivayet edilir ki 200 yıl namaz kılıp cinlere ve meleklere imamlık yapmıştır.
-Adem AS yaratılmadan önce ola ki yer yüzündeki insanımsı cahil yaratıklar (vahşi/doğal insanlar/İnsan Suresi/76 sure/ 1.Ayet) daha henüz kâinattaki yaratıklara dağa, taşa, güneşe taparak tapmanın emekleme aşamasında iken Cinler alemi dorukta halife hatırı sayılır ilim sahibi idi.
-Ola ki vahşi insan dağa, taşa, güneşe… Vb eşyaya tapmaya başladığı zaman (Ör.Astekler, Mayalar, İnkalara, Ortadoğu ve Afrika halkları) cinler halife idi ve vahşi insanın bu eylemiyle alay etmiş ve hayvan muamelesi yapmışlardır.
-Yani yer yüzünde güneşe tapınarak oluk oluk kan akarken imamı iblis/Azazil İbni-Menazil (cinlerin imamı) insanları yolda şaşırtma ergini kötüye kullanarak yandaşı cinlerle cirit atıyordu.
-Yer yüzü hali Allah (C.C)'NE ayan oldu ve yeni bir halife yaratacağını celallenerek nida etmiştir.
-Ola ki yer küresinde hayvanlar mesabesinde insanımsı yaratıklar (vahşi/doğal insanlar/İnsan Suresi/76 sure/ 1.Ayet) tapmanın emekleme aşamasında iken tapınmaları cinler tarafından hayvan muamelesi görerek topluca güneşe taparak insanımsıların katıl edilmesini motive edilerek gırgır geçilerek hoş olmayan muamele görmüşler ve bu olaylar devam ederken Allah (C.C) bir halife yaracağını celallenerek meleklerine nida edince, melekler yarabbi biz sizi yeterince tespih etmiyor muyuz, yer yüzünde bir kan mı kopacaktır diye sitem etmişlerdir.
-Allah (C.C) şüphesiz benim bildiğimi siz bilemezsiniz diye buyurmuştur.
-Adem AS hem tüm nenesel kâinattaki (yaşadığımız kâinattaki) tüm kozmik topraktan hem de cennete ki topraktan (çamuru yoğrularak) yaratılarak cennete konmuştur. Adem AS özel ve her iki alemin toprağından yaratılmıştır. Belki de vahşi insan (dünyevi doğal insan) sadece kozmik çamurdan türeme ile (hayvanlara benzer olarak yaradılışta) türetilmiştir.
-Tüm melekler ve inanan cinler Adem AS'A secdeye davet edilmiş; ancak İblis (Azazil ibni Menazil) adlı cinlerin imamı secdeye kapanmamıştır.
-Allah (C.C) tarafından İblise neden secdeye gitmediği sorulduğunda, ondan (Adem AS'DAN) daha üstün olduğunu iddia etmiştir ve kendisini (iblisi) ateşten onu (Adem AS) çamurdan yarattı diye Allah (C.C) cevap vermiştir. Araf Süresi (11-20. Ayetler)
-Ola ki yeryüzündeki vahşi-doğal insanlarla (akılsız-ruhsuz insanlar) veya insanımsılarla ilişkilendirerek-benzeterek cennete yaratılan ve Allah (C.C) Ruhunda üfleyip akıl işletim sistemini yüklediği Adem AS'LA gırgır geçen iblis derhal oradan kovulmuş ve cinlerin halifeliği yaratıklara kötü örnek olmaya başlayınca vadesi bitirilerek yeryüzü ve kâinatta halifeliği men edilmiştir.
-Tapma ve halifelik vakti gelen insan halife ilan edilmiş ve melekler insana icabet etmiştir.
-Umulur ki sonra yer yüzündeki güneşe ya da diğer yaratıklara tapmanın kıblesi Adem AS'A bağlanarak yönlendirilmiştir.
-Sonrada şeytan Adem AS ve Eşine cennete vesvese vererek (musallat olunca) yasak ağacın meyvesinden yiyerek; Adem AS ve eşi yaratıldığı cennetteki kâinattan yer yüzüne bedensel olarak indirilerek;kıyamete kadar insan; şeytanın (iblisin kavmi) ve Adem AS zürriyetinin davalı tarlası halinde bereketlendirilmiş ve dini diyetlere dayalı (peygamber yaşantısı) yaşama şekillerini düzenleyerek geri davet edilmiştir.
-Vahşi tapmanın gereği insan güneşe ve diğer yaratıklara insan kurban etme, nefsine eziyet etme vahşetinden zevk alan, insansılarla gırgır geçerek alaycı sadist ziyafetinde iblis ve yandaşı insalar-cinler men edilmiştir. Tüm tayfesi (insan ve cinler) şeytan olarak ilan edilmiştir.
-Gün geçtikçe tapınma gereği duyan insanlara ve cinlere melekler tarafından yardım edilmiş ve insanlardaki inanç sapıklıkları gün geçtikçe azalmış, insan peygamberler ve dinler yer yüzüne gönderilerek bu güne gelinmiştir.
-En son halife insan, en son din İslam ve en son peygamber Hz. Muhammed AS olmak üzere dinide;mucizevi olarak bugün bilimin kabul ettiği kâinatın ve tüm yaratıkların geleceğini, varacağı son durumunu Malik Allah (C.C) din günü sahibi olan olarak bildirmiştir. Filmleri izleyin;İnsanlık Sonrası, Yerküresinde Olası Evrimsel Değişim Evreleri, Evren Nasıl Ölecek, Evrenin Ölümü İle İlgili Teorilerin Bilimsellikle Örtüşümleri,
Özel Not;
-Düşüncemizin nirengi noktalarını her şeyin ilk kaynağı ve orijini olan yaradılışın o ilk anındaki çekirdek ve çekirdeklerden yeşerterek peygamberi; akıl, mantık, muhakeme, ahlak, tefekkür, yaşam şekli, düşünme şekliyle her şeyin geldiği, vardığı ve varacağı büyük kıyametteki sonuçları daha rahat kavrar ve yorumlayabiliriz. En azında bu hasletlere sahip insanların rehberliğinde ve önerdiğinde, idarelerle, öğretim, öğrenim ve eğitim sistemleriyle geleceğe ve geçmişe yol almamız farz gözükmektedir.
İpucu;düşüncenin nirengi noktalarını; madde ya da nesnel tabanlı, cet tabanlı, ulus tabanlı, ruh tabanlı, ateş tabanlı, doğa tabanlı, din tabanlı… Vb güdük kaynaklı ve orijinli olan çekirdek ve çekirdeklerden düşüncemizi yeşerterek; vahşi, eksik, doğal, otistik… Vb düşünme şekliyle her şeyin geldiği, vardığı ve varacağı sonuçları ve büyü kıyameti kavramadaki güdük ve eksikliği görmeye çalışın. Bu günkü öğretim, öğrenim ve eğitim sistemlerinin yetiştirdiği insan tiplerinin;düşünce sistemlerinin ve düşünsel havuzu sınırlarının hemen hepsinin bu kategorilere girebileceğinden emin olun. 1, 2
-Gerçekleri öğrenmek için madde tabanlı düşünmek (nesnel bilimsel tabanlılık yetersizdir) diğer enerji hallerine çekinik ve yetersizdir.
-Madde (nesnel beden) tabanlı (ateistlerde düşünme tarzı), ruh tabanlı (ruhban düşünme tarzı), kişilik (ego düşünme tarzı) tabanlı, şeytani kişilik (cince düşünme tarzı) tabanlı, hayvani (hayvanca düşünme tarzı) kişilik tabanlı düşünmeni hepsi bir arada kişilik tabanı üzerinde istişareli düşünerek tercih yalnız İslamiyet'te vardır.
-Bunlardan (şeytani, hayvani ve nesnel tabanlı düşünmek nefis tabanlı düşünme gruba girer). Dünyası için ahreti, ahret için dünyasından vaz geçen bizden değildir.(Hadis vardır).
-Onun için bilim melek, cin ve şeytan kavramlarına çözüm getirmekte cahil kalıyor. Çünkü çağımızın deneyimlere dayalı bilim ve bilim insanlarının madde ötesi alt yapı ve kavrayış dokümanları eksiktir.
-Cinler özellikle hassas inanç sahibi insanların düşünsel enerjisini kontrol ederek bedenine hüküm ederler.
-Onun için iblis ve tayfası tüm ademin çocuklarını doğru yolda atıp şaşırtacağının cehaletini ve husumetini Allah (C.C)'NE itiraf etmişlerdir. Araf Süresi (11-20. Ayetler)
-Âdemi insanlar akıl, ruh ve vicdan verildiği için eşyayı ve Allah (C.C) ayırt edebiliyor. Âdeme ruhumdan üfledim eşyayı sorun bilecek diye İslam kaynaklarından bildirilmiştir. Genellikle bu tip kalben ve ruhen gelişmiş Ademi insanlar cinler alemindeki yaratıkları işletim sisteminin yüklü olduğu bâtıni/düşünsel/sanal kalp ve zihin havuzunda hissederler ve muhatap olurlar.
-Vahşi insanlar doğal işletim sistemine sahip oluşları nedeniyle cinlerden kedilerini saflaştırmaları çok zayıf olasılıktır.
-İnanç sahipleri hassas insanların düşünsel alemde cinleri keşfetmesi daha kolaydır.
-Bu insan tiplerinin düşünsel işletim sistemleri daha hassas ve özeldir.
-Cinlerin kendisine musallat olduğunu vahşi insanlar hissetmezler.
-Ancak inanç işletim sistemi yüklü insanlar bunu net hisseder.
-Bilimin cinleri çözümlememesinin en büyük güçlük ve sıkıntısı burada yatar.
-Enerji seviyelerinin bilinçli hassas paradoksu şeklinde oluşundan olsa gerek.

Dinde ve Doğada Uyumsal Değişim(evrimleşme) Şart m? Değişmeyenler ne olur?

Değişmek istemeyeni/leri (DEĞİŞMEZ CAHİLLERİ) Allah C.C. değiştirmezmiş(ayet). Haklı ve gerekli değişmeyi istemeyenlerin (cahillerin) liyakati doğadaki dogma yasalarla şekilleniyor; ya doğa yasalarına uyumlu asimile olup yok olur (bileşenlerine parçalanır), ya değişenlerin-uyum sağlayanların biriken devasa kitlesinin kementlerine malzeme olur ya da doğaya uyumlu döngülerin (dijital/hesabi,sanal, zihinsel, düşünsel, hayali, toplumsal, doğal ve tüm enerji hallerine ait döngülerin) aksamı olurlar sonrada buna batıda evrimleşmiş deniyor. Kısaca;fert ve toplumsal bazlarda belki de tüm canlılar, geleceğin fiziksel, toplumsal, sürü, sanal, zihinsel… Vb koşullarına uyum için;ya ilahi/peygamberi nadası (formatı) ister ya da doğal format(nadas) yer. Bu uyumsal değişimin bedeli de yediği doğal veya ilahi/peygamberi format ( nadas) nedeniyle sıkıntı ve acı çeker. Belki de değişim için bu bedel ve olgu tüm canlı için değişmez bir sonuçtur. Dinde ve normal hayatta; siyasi, düşünsel ve/veya nesnel mazoşistler nadası yerken ve siyasi, düşünsel ve/veya nesnel sadistler acı çektirir veya işkenceyi seyir ederken zevk alırlar bu tepkileri normal değildir. Bu tepkiler toplumsal normlara çok zarar vermiş, toplumları şaşırtmıştır. Bu özel anormal tepkidir. İnsan İçin Yaşamak; Geleceğe Liyakatli Değişmektir (Uyum Sağlamaktır) Demirkuş 2007. Belki inanmaya fıtratı müsait olamayan insanlar, dini tercih etmeyen ya da dinden nefret eden insanlarla, inanç cahilleriyle, münafıklarla uğraşmaktansa; harfleri, rakamları, elementleri, olayları, olguları, süreçleri, aşkları, kitapları, makaleleri, hayvanları, nefisleri ya da kısaca;bu tip değişmek istemeyen fert, toplum ve kavimler hariç; tüm külli enerji ve külli metriksi (ortamı) inandırmaya çalışmak ve doğaya pozitif değerler kazandırmak amacıyla merhametli-adil icabet etmek daha hayırlıdır. Dinin, rejimin ve bilimin toplumsal döngülerdeki ilişkisel özgünlüklerinin önemini ve liyakatlerinin konumlarını doğru kavramaktan aciz namuslu (namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb Rahmani ve/veya şeytani insanlarla; namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb kara cahil , kasti cahil ve/veya çocuksu cahil insanlar karıştırılmamalıdır) ve dürüst inanç, bilim ve rejim cahilleri; bu toplumsal zincirin halkasını/larını koparmadan, alternatifinin liyakatini kavramadan veya tenezzül edip üzerine bu reçeteyi bir ay bile uygulamadan; yargılamasının acısını gelecek nesillerimiz çekecektir. Sürekli genişleyen ve hızlanan kâinattaki değişimin (Göğü hala genişlemekteyiz/ayet var) mekanlara ve yaratıklara etkisine uyumsal tepkiye; canlılar(canlı sistemle) genleriyle ve zekalarıyla, cansız sistemler zekaları ve değişime uyum mekanizmalarıyla, akıllı yaratıklar yaşama şekillerini, döngülerini, mekanlarını, davranışlarını, kısmen de genlerini değişime uğratarak uyum sağlarlar. Değişmek istemeyeni Allah (C.C) değiştirmez (ayet var). Değişmezler(Cahiller) doğa yasarlıyla değişir. Değişmek istemeyen cahilleri; değişmek isteyenlerin uyumlu hayat pazılı değiştikçe ve yerine oturdukça onları hayat zorlar ve bedelini ödetir. Önermesinin sizde zihinsel doku uyuşmazlığı yaptığı alanlarını daha uygun öneriler ileri sürerek eleştiriniz.
İpucu;sürekli değişen kâinata fert, toplum, ülke, devlet bazında insanın/ların; yaptığı peygamberi ibadetler ve uyguladığı peygamber ahlakı kurallarla zihinsel-düşünsel işletim sistemini/lerini sürekli güncellenişi/güncellenmesi gerektiğini düşünün. Güncellenemeyen düşünsel ve zihinsel sistemlerin nesnel-düşünsel-sanal hayat döngüsünde zarar görebilecekleriyle ilişkilendirin. Değişim/lere bağlı olarak hangi andan…hangi asırlara hangi kavimlerin insanlığın hangi boyutunda olması gerektiğinin değişmez kader çizgilerini Allah (C.C) takdir eder ve icra eder. Akıllı insanlardan da kendilerine verilen tercih hürriyetleriyle de kalan işlemi peygamber ahlakı tercihleriyle en sağlıklı tamamlanması istenir. Bunu yapmayanlar bedelini verimsiz ve istenmedik sonuçlarla öder. 1
       Belki de değişmek isteyen insanların Allah (C.C) doğru anlamak ve muhatap oldukları - olacağı tüm yaratık-olay-olgu-süreçler.. Vb; doğru algılamak, doğru empati/eşduyum duymak-kurmak ve doğru iletişim için insan sanal araçları için gerekli mantık ve düşünce ara yüzünü içeren insani işletim sistemini yüklemek için (kalbini temizlemek=kalp nadası ve kuran ahlakının işletim sistemini yüklemek için) sanal dünyası ve sanal araçları (zihinsel kapasitesi) nadas (formatı) yapılması gerekir. Ör.bir robotun veya bilgisayarın önce kapasitesi nadas (format) yapılır. Sonra onunla iletişim kurmak için ona işletim sistemi, dil ve sanal programlar yüklenir. Bu yöntemin/lerin bir yolu da kişilerin doğru zaman-koşul-mekan da… Vb fıtratlarının kaldırabileceği kadar çoğu şeyin veya temel şeylerin terseri-nötrleri- ilgileri-ilgisizlikleri; ilişkisini ve çevreye çimlenişini uzlette ve yer yer toplum içinde yaşayarak ve yaşatarak öğretip-öğrenip hayata güncellemektir. Bu hikmeti taklit ederek; insanlarda iletişimin sağlıklı olması ve birbirini doğru anlamaları için (algıda değişmezliği yaratmak için) bu yöntemi kısıtlı eğitimde uygulayabiliriz
     Kapitalist (Karuniler/Karunizm/Sermaye Kuduzu)ler, siyasiler ve inanç münafıkları dinden ve Allah (C.C)'DAN yana görünüp, hatta inandıklarını paralarına bile kazarken, uygulamada Müsrif-İlkel Teknoloji, Patojen (öldüren)-fosil teknoloji yönünden az gelişmiş toplumların samimi, saf veya cahil insanlarını tepe tepe toplumsal ve teolojik mayın tarlalarına (Allah (C.C)'N girilmez ya da yaklaşılmaz hududuna) sürükleyerek dine karşı bedensel ve zihinsel eylemlerde kullanıyor. Halklara ve bilim bilginlerimize (bilim insanlarımıza) bebek kuntakinte karıncaları muamelesini (burs,proje ve kredilerle, yuvasında köleleştirmek)yapıyorlar (Filmi izleyin). Ne acıdır ki: dinle, dini liyakatsiz uygulayanların farkını doğru kavrayamayan veya buna yönelik çözüm üretemeyen; son derece zeki ve dahi bazı bilim bilginlerimiz (bilim insanlarımız) bile bilimi ve kendilerini bu liyakatsiz metriksten/lerin denklemlerinden kurtarmamışlardır. Allah C.C. tarafından; laf olsun diye yer yüzüne Allah C.C.'HUN dinleri gönderilmemiştir. Gerçekten!  Allah (C.C)'N bu icabetleri ve peygamberi eylemler katıksız ve kuşkusuz saygı duyuşa ve uygulanışa değerdir.
   Astekler (filmi izleyin),Astekler, Mayalar,1, 2, İnkalar ve İspanyolların şeytanı ve iblisi avlama ütopyaları (filmi izleyin), İnkalar (filmi izleyin), Kızıl derililer,  Romalılar  (Filmleri izleyin 1, 2, ) Thaipusam Doğa Dininine Tabii Hinduları, Pamir Dağlarının keşişleri, Puta, hayvanlara tapanlar, budizm... Vb yeryüzündeki;zeki tasarım dinleri ör.Budizm (Filmleri izleyin 1, 2 ) ve Doğal-Atasal Kültür Dinlerinin inanç cahillerini ve inanç sapıklarının sayılarının çığ (Doğal-Atasal Kültür Dinlerinin)gibi büyümesine Allah (C.C) gönderdiği dinler(Allah C.C.'HUN dinleri) engel olmuştur. Zaten Kuran-ı Kerimin son ayetlerinde de Müslümanlara!!! ve diğer inananlara; insanın rabbine!!!, sahibine ve ilahına sığınması istenmiştir. Ümmet gemisi insan gemisinin ortamındadır (metriksindedir). Ümmet gemisi ve Müslümanlar; insanlık gemisinde peygamberi ahlak adreslerinde bulunuşu alışık tepki haline getirirlerse huzur içinde olular. Bazı insanlar kendi hür tercihleriyle ar ederek iman eder insanlık gemisinden (beyin makamından) ümmet gemisine (kalbe) inerler ya da nasyonalistler, şovenistler ve siyonisler isterlerse bu dar ve liyakatsiz(soy kütüğü makamından) makamlardan ümmet makamına (kalp makamına ) çıkarlar . Güdük olmayan evrensel insanlarda buna saygı duyarlar. İnsanın sanal dünyasının huzuru ahlakına ve davranışına da yansır. İnsanın toplumsal döngüsünde; kavimler arasındaki çeşitliliğin önemi; İzmir'n aziz kargaları ve Yellowstone gri kurtlarının gerçek hikayesinden  (Film İzle) daha çok şey ifade etmelidir. Onun için Müslümanlar, insanın Allah'ına sığınır ve insanın misafiridir bu dünyada. Evrensel ve Gelişmiş insana düşen doğru, net ve nokta teşhisle samimi Müslümanların içindeki; kesin din, millet, kavim ve bilimin; tek-çok yüzlü derin münafıklarını, cahillerini (kendin ve çevresini bilmezleri), liyakatsiz radikalleri sabırla asimile etmek, deşifre etmek veya avlamaktır. Bu tercihler liyakatli ve fıtrata uygun olunca inancından hayır görenlerden insanlık ve kendileri hayır görür (Hidayetin liyakatlisi Allah (C.C)' ten olanıdır). Yoksa tarih boyunca siyasi, politik… Vb sadece dünyevi veya sadece uhrevi amaçlar için tüm fıtratların hür iradelerini gasp (tercihlerini gasp etmek) ederek inanca zorlamak liyakatsiz ve sonuçları da ortadadır.



ŞEYTAN KİMDİR? Belki de ya da Ola ki Allah (C.C)'NE yalvarsak, şeytanda iman etse ve bu gün rabbim şeytanı afetse, onun ve taifesinin cennette yine canı sıkılır Havva hatunun ve benzeri vakaları işler bundan eminim. Biz sizi dünyaya tekrar göndersek yine aynı tercih ve işleri yapar bize öyle dönersiniz diye ayet vardır. Menazil adlı topal bir cinin oğlu Azazil adli İmamı İblisin (Adem AS'A secdeye gitmeyen mavi alevli ateşten yaratılmış olan cinlerden en son imam) imamlıktan kovuluşundan itibaren iblisin fikirlerine ve iblise itaat eden tüm akıllı yaratıkların o eylemler ve itaatleri konumunun külliyatına şeytan denir. İblisin ve taifesinin (şeytanın) feyzi hayvanların enerjisi (hayvani rahmet), helal olamayan (mekruh ve harami rahmet) rahmettir. İblisin ve taifesinin (şeytanın) yaşam sevinci ve ümidinin ilacı; Allah (C.C) ve onun kurallarına tabi olmayı, teslim olmayı ve itaati kabul ve tasdik etmeyen tüm akıllı yaratıkların imansızlığı yani akıllı yaratıklardan rahmani kurallara uymayanların sapık, sapkın ve rahmani olmayan imanıdır . Akıllı yaratıkları; gayri ahlaki, gayri akli ve istenmeyen hayvani; eyleme, düşünceye yönlendirmek ve telkin etmek üzere; fert, toplum, kurum, kuruluş, yaratık/ları kullanan; bilinçli-bilinçsiz-mantık sistemlerine sahip sanal veya gerçek kişiliğe/lere verilen kavram-isimdir. İnsan aklının zekasının ve fıtratının açıklamaya ve anlamaya henüz müsait (uygun) olmadığı; eylem, olay, olgu ve tartışmalara başka insanları (fert, toplum,kurum, kuruluş, devlet.. Vb araç olarak) kullanan, sürükleyen ve zorlayan yaratıklara atıf edilen sıfattır. İnsanın cehaletinden yararlanarak, aklının ermediği şeylere insanı yarıştırmaya, tartıştırmaya-eyleme sürükleyen, zorlayan ve araç olarak kullanan bedensel, düşünsel ve/veya sanal yaratıklardır. Kısaca İblisin karakteri ve ahlakıyla kendini donatmış ve hayvanlar alemindeki ahlaktan ilham alan ve feyizlenerek akıllı yaratıkları da kendi ahlakı metriksine sokmak için gayret eden yaratıkların hepsine şeytan denir. Deccal, Şeytan ve taifesi Hak CC den ve Hakikaten uzak yaratıkların kalbinde; akıbetini unuttuğu ve hasedinde doyuma ulaştığı için ümit ve hayat bulur. Bunun tam tersi olanları da yoldan atışta başarılı olunca kendine teselli olarak hoşlanır. Şeytan ve iblis geleceğin gerçeklerini unutmak, hatırlamamak ya da kendine taraftar artırmak için yolda attıkları ve kendisini tercih eden; gafillerin, cahiller, inançsızların, kâfirlerin… Vb bedeninde, düşünsel kalbinde ve zihninde kafasını kumun altına sokarak teselli, dinleniş ve ümitle yaşayışa çalışan düşünsel ve bedensel yaratık ve/veya yaktıklardır.
Adem AS ve eşine cennete bulaşıp gübre kokusuyla ve kovulmakla şereflenerek yer yüzüne inen iblis ve ona uyan tayfası (Şeytanı) belki de tekrar cennete konsa canı sıkılır gübre kokusuna ulaşmak için birlerini yolda atmak için tekrar canı sıkılıp ortalığı kokutur. Sizi tekrar dünyaya gönderseydik yine aynı işleri yapar dönediniz(ayet var). Onun için şeytan ve tayfası için hamaset ve işgüzarlık edip ebedi barış ninnilerini insanlığa okumaya gerek yok.
-Ola ki Deccalin (şeytanın arzuladığı çapulcu ilahcıklar), Şeytanın ve imamı iblisin hilkat garibesi düşüncelerini, sapkınlıklarını, düşmanlıklarını, arzularını, istemlerini ve tüm şeytanı ve imamı iblisi razı ve memnun edici bütün aşkınlıkları fazlasıyla özellikle Adem AS ve müslümanlar öncesinden sonrasına Vahşi ve cahil insan çizgisindeki insanlar dan Yecüc ve Mecüc' e kadar ki insanlar aşırı aşkınlıkları-ifrat ve tefritleriyle gerçekleştirerek şeytan bile razı olduktan sonra sonunda insanın aşıkları kemendi içinde ele geçecektir.
Şeytanın ve ona uyanların (fert, toplum, kavim ve insanlık bazında) en önemli gayesi ve amacı; cebren, siyasetle ve hile ile... Vb insanların IP numarasını (fert, toplum, kavim bazında, insanların iç ve dış alem şifrelerini/tiryakiliklerini, zafiyetlerini, aşmazlarını, cehaletlerini, bilmezliklerini, tabularını... Vb kontrolü ele geçirme sevdası) ele geçirip geliştirdiği hayvani-doğal-vahşi sistemlerin handikabını/larını insanlara cebren, hile ile, siyasi… Vb kabul ettirerek her alanda faiz (kapitalist parazitli-asalaklı) düşünce sistemi ve zihniyetiyle cebren ve hile ile vebalini-günahını-suçunu-ceremesini… Vb her şeyini insanların sırtına bindirip yaşamını sürdürmektir.
Şeytan; Allah (C.C)’HU şeytana rahmet etmez ve helal rızık vermez hatta bu rızık onu (şeytanı) rahatsız eder. Allah (C.C)’N indinde israf haramdır. Bu nedenle şeytanda akıllı yaratıkların haram ve artıklarıyla beslenişi hak etmiştir. İnsanın ürettiği gayri ahlaki, istenmedik, hayvani, israfı … Vb yaşam döngüsünde Müslümanlıkta haram, artık, necis, mekruh... Vb. denen besin ve enerji ile beslenir. Şeytanın ve İblisin Tayfasının besi yeri Allah (C.C)’DEN gafil, cahil, yoldan atılmış, kandırılmış insanların ve münafıkların kalbidir. Çünkü bu kalpler de; cehennemi, ahreti, kıyameti hatırlatan hiçbir şey bulunmadığı için kafasını kumun altına soktuğu ve dinlendiği yerlerdir. İman eden peygamberi kalpler ona akıbetini (cehennemi ve rezil olacağını) hatırlattığı için onları da besi yeri yapış için gayret edip yol atarak kendine benzetişte deneyimlidir. Hiçbir şey toplumsal, düşünsel ve doğal döngülerde israf olmaz. Bu döngülerde hemen her şeyin bir üreten ve tüketeni vardır. Şeytanın bu besleniş şekli ve bu besini üretmeyen akıllı yaratıkların hepsini yoldan atıp kendine benzetiş tiryakiliği ve hastalığı vardır. Bu karakterin bazı fert ve toplumlarda tecellisi ve uygulanışı şeytanidir. İslam'da şeytanın tüm eylem ve tiryakiliklerinin besini ve besleniş döngüsü; insanların peygamber ahlakının nesnel, düşünsel döngüsüne uymayan artıklarıdır. Nasıl ki nesnel besin döngüsünde ve doğal döngüde her ürünün bir yiyicisi ve/veya tamamlayıcısı vardır. Örneğin evdeki yiyecek artıklarının kokusu, üzerine böcekleri, haşereyi, diğer hayvanları, çürümek üzere mikro organizmaları…Vb yaratıkları tahrik ederek döngüyü tamamlayıcı hizmet veriyorsa insanında peygamber ahlakı ve helal kurallarına uyulmadan üretilen nesnel, düşünsel, sanal… Vb tüm döngülerdeki üretilen her türlü haram, ifrat ve tefrit hayat parçası ürünü/leri şeytanı üzerine tahrik ederek ona yem olur. İnsanın peygamber ahlakına uygun helal ürettikleri ahret hesabına göçer ve/veya şeytana yem olmadan helal döngüye katılır. Kısaca yaratıklar arasındaki tüm döngülerde şeytanın döngüyü tamamladığı kısım helalın artıkları ve haramlarla beslenişe dayanır. İnsanların şeytana yem olan düşünsel, nesnel, sanal…Vb döngü ürünleri genellikle ürettikleri hayvanı ve/veya hayvandan daha aşağı düşünsel, nesnel, sanal …Vb hayat parçaları ve diğer nesnel, düşünsel ve sanal ürünler nefsi kabul edilir ve şeytana yem üretilmiş olur. Bu nedenledir ki İslam'da insan gelen duygular bile disipline edilerek ve her duyguya, niyete, görüntüye… Vb düşünsel özgün hayat parçasına kişilik kazandırılarak rahmani ya da şeytan duygu, niyet, düşünüş olarak kimlik kazandırılmıştır. Bu açıdan bir insanın iradesiyle baş edemediği istenmedik; duygu, düşünce, niyet, her türlü değer yargıları, istenmedik alışkanlıklar… Vb her türlü iradeyi aşan nefsi alışkanlık ve nefsi değer yargılarının; Islahata, terbiye edişle, diyete, tedaviye ve terapiye gereksinimi vardır. Toplumun kişinin bu istenmediklerinden zarar görmemesi, kendisinin toplumdan zarar görmemesi yada toplumdan yarar görmesi ve/veya topluma yararlı ve verimli konumlarda bulunması için ,iradesini aşan istenmediklerini, çok iyi tanıması ve gerekirse yapısal olarak en uygun tedaviye baş vurmalıdır. Kişinin fıtratı ve tedaviyi kabulleniş değer yargılarına bağlı olarak bir veya birkaç yolu denemesi belki daha hayırlıdır. Ör. İslam'da terbiye ve ıslahat için Allah (C.C) teslim olunur. Peygamber ahlakı ve fıtratı yapabilirlik konum ve diyetlerle tedavi edilir. Genetik olarak tıbbi tedavi, diyetler ve/veya eylemsel terapilerde kabullenilebilir.
    -Fert, kavim, toplum, millet, halk.. Vb bazında akıllı yaratıkların üzerinde parazit geçinmek ve ısrarla onların nesnel ve düşünsel yönetim sistemlerini (özgün kişilik şifrelerini, değer yargıları örgüsü zafiyetlerini) ele geçirip kendi kavmine asimile ya da özümseyerek ateşli bir yönetici olmak isteyen yaratık ya da yaratıklardır. Akıllı yaratıkların sırtında ve emeği üzerinde bedava geçinmek için;cebren, hile ile, iknaa ile… Vb yollarla kandırıp hayvanlardan daha aşağı toplumsal makamlarda yaratıklar olarak yaşamayı akıllı yaratıklarda alışkanlık-alışık tepki (refleks) ve tiryakilik haline getirmeye çalışan; nesnel, sanal, düşünsel… Vb kılıkta ki tüm yaratıklardır.
    -Şeytan, imamı iblis (Azazil) ve onlara tabi olanlar; kıyamete kadar yer yüzüne, kâinatta kapatılmış ve insanın aşkın çanağında Müslümanlara musallat ve tüm insanlığa düşman olarak yaşarken ümidi ilmiyle yolda atacağı çocuklar ve gençliktir kıyamete kadar onların kalbinde yaşamaya devam edecektir.
  Ola ki  Allah (C.C) şeytanı şeytan olsun diye yaratmadı. Akıllı yaratık olarak yarattı ve şeytan nefsini tanıdı. Sonradan şeytanının kendisi Allah (C.C) kurallarının tersine kendi tercihleriyle hilkat garibesi kader çizgisine girmiştir. Kuran 7.Sure/ 11., 12., 13., 14., 15., 16., 17., 18., 19., 20. Ayetler. Kuran 15.Sure/26., 28., 29., 31., 32., 33., 34., 35., 36., 37., 38., 39., 40. Ayetler. Kuran 17.Sure/61, 62., 63., 64., 65. Ayetler. Kuran 18.Sure/ 50. Ayetler Kuran 20.Sure/ 115., 116., 117., 118., 119., 120., 121., 122., 123. Ayetler. Kuran 38.Sure/ 71., 72., 73., 74., 75., 76., 77., 78., 79., 80., 81., 82., 83., 84., 85. Ayetler. Şeytanın imamı ve topal bir cinin oğlu (Menazil'n oğlu) olduğu rivayet edilen Azazil İbn-i Menazil'e (İblise) Allah (C.C) neden Adem AS'A secde etmedin diye soruduğunda beni ateşten onu topraktan yarattın, ondan daha üstün, hayırlıyım ve bana mühlet verirsen Ademin tüm zürriyetini şaşırtarak yoldan atabileceğini iddia etmiştir. Özel haller hariç, Ola ki ruhuz ve/veya akılsız insanlar eşya ile Allah (C.C) ayırt edemez ve genellikle inançsız, ateist, cahil ya da vahşi bir tapınışa sahip olur. Genellikle İlk insanımsılar ve günümüze kadar ki cahillerin hemen hepsi bu konumdadır. Ola ki bu vahşi/doğal cahil insanımsı insan çizginin devamıdır. Allah (C.C) Âdem AS ruhundan üfledikten sonra Allah (C.C) ve eşyayı ayır ederek tanımıştır. Melekler gidin Ademe eşyayı sorun tanıyacak diye icabet etmiştir. Ayet veya Hadis vardır.

-Ola ki İblis (Azazil İbin-i Menazil) Adem AS'IN bedenini yer yüzündeki Adem AS öncesi doğal/vahşi insanımsıların bedenine benzetip onu hakir görmüş olabilir. Ancak Allah (C.C) Adem AS'A Ruhundan üflemiş, Akıl, Namus, İnsani İlim, Eşyayı Tanı İlmi ve Vicdan vermiştir. Meleklere Adem AS'A eşyayı sormalarını istemiş ve Adem AS bu özelliği nedeniyle tüm eşyayı doğru tanımış ve meleklere doğru izah etmiştir. Halbuki Adem AS'A kadar yer yüzü vahşi/doğal insanımsı insanlarına Allah (C.C) ruhundan üflememiş , akıl, vicdan vermemiş ve düşünsel-zihinsel işletim sistemi vahşi/doğaldı onun için sorumlu insan değillerdi yani cahil insandılar/dırlar. Sorumluluk serüvenleri Adem AS'IN yer yüzüne inişi ile başlar. Ancak bu vahşi/doğal insanımsı insanların eşyaya ve yaratıklara vahşi tapınma serüveni Adem AS'IN yaradılışını başlatmasına neden olmuş olabilir.
Şirk (Kasti şirk Allah (C.C) en büyük af edilmez/edilmeyecek iftiradır) koşulmadan önce de O (Allah (C.C)); yegane ilahtı, tüm mülkler onundu, şükürler/hamtlar ona yapılırdı ve her şeye kadirdi, bugünde böyledir ve gelecekte de böyle olacaktır. Ayet vardır. Nefsine uyduğu kendisine (İblise) hatırlatılmış; imamlık makamından inmesi emredilmiş, kovulanlardan olduğu, kendisine uyanlarla cehenneme atılacağı, Allah (C.C) ihlaslı kullarını yoldan atamayacağını ve kendisine kıyamete kadar mühlet verildiği hatırlatılmıştır. Sonrada bu çizgideki tüm akıllı yaratıklar (İnsan, Cin... Vb) şeytana uymuş kabul edilip ya da yaşam döngüsünde şeytana tam itaat ediyorsa sanal, düşünsel ya da nesnel şeytan kabul edildiği: Allah (C.C); Peygamberleri, Suhuf ve Kitaplarıyla bildirilmiştir. Özel not; Belki de ya da Ola ki İblis şeytanlık yapmasaydı şimdi emekli imam, insanlara da, şeytanının ahlakından değil de onun yerine hayvanların ahlakı, davranış ve eylem şeklinde uzak duruşu telkini dini eğitimde verilir olabilirdi. Ola Ki Şeytan tekrar cennete konsa bile canı sıkılır ayni işi yapar. Sizi dünyaya göndersek yine aynı şeyleri yapardınız (ayet var).

Akılsız (Hayvan, Bitki, Toprak; Hava, Su...Vb) ve Akıllı Yaratıklar (Şeytan, İnsan, Cin, Melek… Vb) Arasındaki İnce Özgün Çizgiler:

-Akılsız Yaratıklar;hayvanlar, bitkiler, toprak, element, hava, su...Vb genel olarak; akıl, vicdan, namus, ruh, yazılı lisan… Vb özelliklere sahip olmayan nesnel yaratıklar olarak tanımlanır.
-Akıllı Yaratık; Kendisine; akıl, vicdan, namus, ruh, yazılı lisan… Vb sanal araçlar verilen:
A-İnsan;ruhu, aklı ve vicdanı ile melek-cin bedeniyle hayvani nesnel+düşünsel yaratık),
B-Cin;Mavi alevli ateşten yaratılmış düşünsel yaratıklar. İmam-i iblis ya da Azazil İbni Menazil yani Menzil ‘in oğlu Azazil (İblis) bu taifedendir.
C-Şeytan;İnsan ve cinlerden/ın Rahmani kurallara uymayan ya da iblisi tercih eden tüm akıllı yaratıkların o eylemler ve itaatleri konumunun külliyatına ve/veya o anki hayatların nesnel, sanal ve düşünsel külliyatına şeytan denir. Akıllı yaratıklardan yani insanlardan ve cinlerden; Allah (C.C) Adem AS'A secde et emrine itaat etmeyen ve imamlıktan kovulan İbni Menazil'in oğlu (topla bir cin) olan Azazil (iblis)'in ibsiliğine tabii olan yani Allah (C.C) dinlerle gönderdiği davet kurallarına bilerek uymayan ve rahmani kurallara uyan akıllı yaratıkları da yolda atmaktan ya da hayvani kurallardan sapıklığa, ifrat ve tefritlere doğru vahşileştirmeye/doğallaştırmaya sürükleme telkin ve siyasetinden öteye faaliyette bulunan tüm akıllı yaratıkların o eylemler ve itaatleri konumunun külliyatına şeytan denir.
D-Melek; Nur dan yaratılmış hepsi Allah (C.C) tabi düşünsel yaratıklardır.

Ders Çıkarış; Sanki;Allah (C.C) akılsız yaratıkları;insan, cin ve şeytanın besi ve yaşam yeri, melekleri de; insan, cin, şeytan ve akılsızların yaptıklarını rapor etmek, tüm faaliyetlerini denetim ve kontrol için yaratmıştır
.

Yaradılış;
-Allah (C.C) bir şeye ol der o da hemen oluverir.(Ayet) İnsanın Yaradılışı, kâinatın Yaradılışı, Kıyametin Kopuşu ve Asrımızla İlgili Bazı Ayetler,
-Ebedi-ölümsüz boyutta kâinata ol dedi ve her şey oldu bitti! Olmuş bitmiş boyuttaki sonuçlarda; yaratığın/yaratıkların tüm tercih olasılıklarıyla varacağı sonuçların hepsi mevcuttur. Yani bir kişi Allah (C.C) peygamber gibi teslim olması ile varacağı kader çizgisiyle sona ulaşır. Kendi özgün tercihleriyle hayatını değerlendirmesiyle varacağı kader çizgisinde karışılacakları önceden bilinir ve farklıdır. Ola ki Allah (C.C) şeytanı şeytan olsun diye yaratmadı. Akıllı yaratık olarak yarattı ve şeytan nefsini tanıdı. Allah (C.C) Önce Adem AS'I sonra eşini yaratıp cennete koydu. Kıyamete kadar orada kalacaklarını sonra onları kıyamette öldüreceğini hatırlattı. Onları cennete ki şu ağacın meyvesinde yememeleri konusunda uyardı. Yemeleri halinde nefislerine zülüm edebileceklerini konusunda uyardı.Kuran 7.Sure/ 19., 20., 21.,22., 23., 24., 25., 26., 27. Ayetler. Şeytan Adem AS'IN eşine ve kendisine ; birbirine kapalı ayıp yerlerini kendilerine göstermek için onlara cazibeli ve beğenili vesvese vererek: Rabbiniz size bu ağacı sırf melek olursunuz veya ebedi kalanlardan olursunuz diye yasakladı, dedi. Meyveyi yemeleri ve avret yerlerinin açması halinde melekler gibi ebedileşeceklerini cazibeli ve beğenili telkin etti. Onlarda Allah (C.C) ikazını unutup bu cazibeli teklife kandılar. Avret yerleri açılıp deşifre oldukları için; Adem AS'IN ailesi şeytanla;yer yüzündeki vahşi-doğal insan nefsi içinde türemek, yaşamak üzere ve düşman olarak indirildiler . Adem AS sonradan yalvardı Allah (C.C) onu affetti. Adem AS'IN Zürriyeti Habil ve Kabil kısasıyla vahşi insana karıştı. Sonradan şeytanının kendisi Allah (C.C) kurallarının tersine kendi tercihleriyle hilkat garibesi kader çizgisine girmiştir. Kuran 7.Sure/ 11., 12., 13., 14., 15., 16., 17., 18., 19., 20. Ayetler. Kuran 15.Sure/26., 28., 29., 31., 32., 33., 34., 35., 36., 37., 38., 39., 40. Ayetler. Kuran 17.Sure/61, 62., 63., 64., 65. Ayetler. Kuran 18.Sure/ 50. Ayetler Kuran 20.Sure/ 115., 116., 117., 118., 119., 120., 121., 122., 123. Ayetler. Kuran 38.Sure/ 71., 72., 73., 74., 75., 76., 77., 78., 79., 80., 81., 82., 83., 84., 85. Ayetler. Şeytanın imamı ve topal bir cinin oğlu (Menazil'n oğlu) olduğu rivayet edilen Azazil İbn-i Menazil'e (İblise) Allah (C.C) neden Adem AS'A secde etmedin diye soruduğunda beni ateşten onu topraktan yarattın, ondan daha üstün, hayırlıyım ve bana mühlet verirsen Ademin tüm zürriyetini şaşırtarak yoldan atabileceğini iddia etmiştir. Ola ki İblis (Azazil İbin-i Menazil) Adem AS'IN bedenini yer yüzündeki Adem AS öncesi doğal/vahşi insanımsıların bedenine benzetip onu hakir görmüş olabilir. Ancak Allah (C.C) Adem AS'A Ruhundan üflemiş, Akıl, Namus, İnsani İlim, Eşyayı Tanı İlmi ve Vicdan vermiştir. Meleklere Adem AS'A eşyayı sormalarını istemiş ve Adem AS bu özelliği nedeniyle tüm eşyayı doğru tanımış ve meleklere doğru izah etmiştir. Halbuki Adem AS'A kadar yer yüzü vahşi/doğal insanımsı insanlarına Allah (C.C) ruhundan üflememiş , akıl, vicdan vermemiş ve düşünsel-zihinsel işletim sistemi vahşi/doğaldı onun için sorumlu insan değillerdi yani cahil insandılar/dırlar. Sorumluluk serüvenleri Adem AS'IN yer yüzüne inişi ile başlar. Ancak bu vahşi/doğal insanımsı insanların eşyaya ve yaratıklara vahşi tapınma serüveni Adem AS'IN yaradılışını başlatmasına neden olmuş olabilir. Şirk (Kasti şirk Allah (C.C) en büyük af edilmez/edilmeyecek iftiradır) koşulmadan önce de O (Allah (C.C)); yegane ilahtı, tüm mülkler onundu, şükürler/hamtlar ona yapılırdı ve her şeye kadirdi, bugünde böyledir ve gelecekte de böyle olacaktır. Ayet vardır. Nefsine uyduğu kendisine (İblise) hatırlatılmış; imamlık makamından inmesi emredilmiş, kovulanlardan olduğu, kendisine uyanlarla cehenneme atılacağı, Allah (C.C) ihlaslı kullarını yoldan atamayacağını ve kendisine kıyamete kadar mühlet verildiği hatırlatılmıştır. Sonrada bu çizgideki tüm akıllı yaratıklar (İnsan, Cin... Vb) şeytana uymuş kabul edilip ya da yaşam döngüsünde şeytana tam itaat ediyorsa sanal, düşünsel ya da nesnel şeytan kabul edildiği: Allah (C.C); Peygamberleri, Suhuf ve Kitaplarıyla bildirilmiştir. Özel not; Belki de ya da Ola ki İblis şeytanlık yapmasaydı şimdi emekli imam, insanlara da, şeytanının ahlakından değil de onun yerine hayvanların ahlakı, davranış ve eylem şeklinde uzak duruşu telkini dini eğitimde verilir olabilirdi. Ola Ki Şeytan tekrar cennete konsa bile canı sıkılır ayni işi yapar. Sizi dünyaya göndersek yine aynı şeyleri yapardınız (ayet var).
-Ancak Allah (C.C) ebedi boyutta olup biten senaryonun geçici-ölümlü hayat ve yaratıklar boyutundaki ( kâinattaki) senaryoyu tarif ederken;
1-Yer ve gök yapışıktı biz onların arasını açtık. Enbiya 21. Sure 30. Ayet/ Fusslet 41. Ayet 11. Ayet
2-Yeri göğü 6 Günde/Evrede Yarattı (Kuran-ı Kerim CC 10.Sure /3. ayet, Kuran-ı Kerim CC 11.Sure /7.ayet)
3-Göğü hala genişletmekteyiz/Zariyat 51. Sure 47. Ayet.


Kâinatın Yaradılış Konusuyla İlgili Bazı Ayetler;
Kuran 7. Sure /54. Ayet.
Kuran 10. Sure /3. Ayet. Kuran 11. Sure /7. Ayet. Kuran 21. Sure /30., 31., 32., 33. Ayetler. Kuran 23. Sure /12. Ayet. Kuran 25. Sure /59. Ayet. Kuran 33. Sure /72. Ayet. Kuran 36. Sure /82. Ayet. Kuran 57. Sure/4. Ayet. Kuran 67. Sure /3. Ayet.

Sonuç;
-Ölümsüz bir boyutta olmuş ve bitmiş bir senaryonun ölümlü, geçici ve sonlu boyutu yaşanıyor ve yaşıyoruz.
-Yaşayan bu senaryoda;ör, hayırlı mukadderat dileyen bir insana Allah (C.C) icabet ettiği zaman o insanın geçiciden ebediye tüm mukadderatını değiştire biliyor.
-Yada geçici senaryodan dilediğini ebedi, geçici, yok… Vb edebiliyor ve/veya yapabiliyor.
-Onun gücü her şeye yeter ve o her şeye kadirdir.(Ayetler var)


DECCAL KİMDİR? En çok Allah C.C 'HUYU taklit ederek ona benzemek isteyen sahte ilaha/lara denir.
-Deccal:geçmişten geleceğe tüm yaratıkların içinde;bilerek bilmeden Allah (C.C) den gayri ilahlığa niyetlenen, amel işleyip yaşam tarzı benimseyenlerin tümüm her şeyinin tevhit edilip hayata uygulanan dönemin çapulcu hilkate garibesi ilahlık dönemidir. Deccal kaldıramayacağı taşı ve/veya yapacağı işi yaratış ve/veya icraata geçirmeye çalışırken suçüstü edilecek olan yaratıktır. Yaptığının içine gömülecektir. Deccal bilime kişilik veriş ve diriltiş denemeleriyle onu bir araç değil yol gösteriş mürşidi oluşunu met et fethet sonra bilim aptalmış deyip mat edip düşürecek.
-Belki de Deccal yer yüzünde “Kâlû Belâ'nın” ters-düz türeyiş tecellisidir. Demirkuş 2011
-Deccallın asrı:tarihte, asırda ve atide, ilahlaşmak isteyen ve Allah (C.C) rızasının tersine arzuları olan; fert, toplum, kavim, devlet… Vb yaratıkların amelleri, gözleri ve gönülleri doyacak kadar Nemrut'i, Firavun'i, Semud'i, Çin'i, Atilla, Cengiz Han'i, Lut'i,Hud'i, Salih'i, Nuh'i, Hitler'i, Karun'i, Ateist'i, Radikalist'i, Şovenisti, Siyonisti, Siyoşovenisti Kavimlerin ve yaratıkların amelleri, gözleri ve gönülleri doyacak kadar fırsatlarla;dünyada ve kâinatta fert, toplum, kavim, devlet… Vb bazında kişiliklere tevhit edilerek hayata uygulandığı ya da hayata tevhit edildiği devirdir. Akabinde Hz. Mehdi ve Hz. İsa'nın yer yüzünde tecellisi takip edileceğine dair 12 hadis vardır.
-Deccalin fert, toplum ve kavimlere icabetinde ve devlet çetelesine; Allah (C.C) peygamberlerine, Müslümanlara, insanlara ve diğer yaratıklara icabetini taklit eder.
-Deccalin özgünlüğü; hükmündeki kavimin fertlerinden fıtratı değişime en uygun olanlarını ceddine asimile ederek ve evcilleştirerek (deccalın şaklaban örnek peygamberi kişileri) kavim diğer üyelerinin de evcilleştiklerine uyuşunu-benzeyişini ister ve zorlar.
-Deccalinde ırıkına asimile ettiği deccali zahitleri, deccali abidleri, deccali şairleri… Vb vardır.
-Deccal İslamiyet'i ceddinin ve ceddine asimile ettiklerinin midesine asimile etmek ister. Cet kökenli Müslümanlığı ileri empoze ederek; her kavimi cet kökenli Müslümanlığa bölerek İslamiyet'i parçalamak ve bölmek ister. İslamiyet'te peygamber Arap kökenli Müslüman'ım dememiş.
-Ben Arap'ım ama Araplardan değilim demiştir. Müslümanların milleti de İbrahim AS milletidir. İkinci milleti geçersidir dünya ve ahret yolunda (slavatı şerife) .
-Deccal, hükmüne aldığı insan kavimlerini kullanarak kanı ve canı üzerine devlet zürriyetlerini ceddine asimile ederek yeni milletini yani İbrahim AS milletine ters ve zıt milleti hortlatışa kalkar. Yani ceddinin cenazesini hükmüne asimile etiği kavimlerle hortlatmaya kalkışır.
-Teknoloji Cyber İnsanları, Cahil Gayri Müslimleri İnsanları, Cahil Müslümanları birbirine çatıştırmak. Çatıştırmak.
-Sanki Allah (C.C) tüm insanların istek, arzu ve amellerine icabet ederek; onları (iyi ve kötü amellerin hepsini) gerekli olduğu kadar ya da yeterince en az bir kere kâinatta hayat buldurmaktadır. Yani insanlık iyi ve kötü; düşüncesinin ve ürettiklerinin tatbik/uygulayış kemendi ve hürriyeti içinde kıyamete kadar yol alacaktır.
-Bu konuda ayet var; 11. Kuran Suresi/ 7.Ayet; O, hanginizin amelinin daha güzel olacağı hususunda sizi imtihan etmek için, Arş'ı su üzerinde iken, gökleri ve yeri altı günde yaratandır. Yemin ederim ki, (Resulüm!): "Ölümden sonra muhakkak diriltileceksiniz" desen, kafir olanlar derhal "Bu, açık bir büyüden başka bir şey değildir" derler.
-Deccal;gizli, açık, bilerek, bilmeden; ilahlaşmak isteyen,kandırılan, dini ile alış veriş yapan veya dinini satan... Vb tüm yaratıkların ilişkilendirildiği sanal kişiliktir yani "bir o var ki oda ondan içeru". İnsan veya insanlık üzerine ilahlık niyetlerini hayata geçirmek için; insanı yozlaştırıp hayvanlaştırmak ve bilgi edinmek için kudurmuş ahlak sisteminin insanda ortaya çıkmasına vesile olan sahte ilah ve ilahlardır. Kısaca onun için başta insan olmak üzere tüm yaratıklar ilahlaşma aracıdır. Bu amacına ulaşmak için;başta insan olmak üzere sıra dışı kötü amaçla;çoklu, bölücü, parçalayıcı, analiz edici uygulamalar ve zihniyetle, yaratıkların fıtratlarını zorlayarak tüm enerji hallerini deşifre ederek edindiği bilgilerle kendini tevhit ettirten sahte ilahi/peygamberi kişiliktir.
-Allah (C.C)'DAN başka (arda kalan); gizli, açık ve diğer konumlardaki ilahların hepsi onu taklitçi ve mutlaka küme-mekan-zaman içinde yaratık olarak yorumlanabilen, belgesiz ve delilsiz çapulcu sahte doğa-uzay dinlerine tabii ya da Allah (C.C)'N dinine ve insanlara karşı kahpe, sahte, çapulcu ve deccalı ilahlardır. Allah (C.C)'DAN gayrı tüm tapılan ilahlar, yaratıklar ve her şey mutlaka onun ilmindeki ölüm, yaratık ve varlık kümleri içindedir ve kümeleri aşamaz Deccal hükmüne katmak için kazan doğurdu numarasıyla yardım eder tamamen kuşatınca da kazan öldüyü ilan eden çapulcu hakim güçlerdir. Örneğin fert, toplum ve kavim bazında din cahilerine yapay hidayet ederek Müslüman gözükür sonrada hükmündekileri kuşatınca sudan bahanelerle şimdi tüm Müslümanların ve diğer dinlere ait insanların düşünsel ve nesnel hayat döngüleriyle, inançlarıyla demokrasinin kontrolüne koy-bırak ve/veya rabliğime itaat et der. Hiçbir fert, toplum, kavim ya da devletin özgün kültür, din ya da inancına samimiyetle yaklaşmaz yaklaşsa da amacı hedefidir. Belki de Afagnistan !!!, İran ve Irak'a yaklaşımlar buna benzer deccali oyun, siyaset ve yakalaşımlar bilinmeden ya da halkın doğal hayat döngüsü ve fıtratı dikkate alınmadan cahilce yapılmaktadır. Tarih göstermiştir ki bu tip dayatmaları genellikle yaptıranlara (münafıklara), ve onlara malzeme olanlara birşey/ler kara delik olmuştur.
-Fert ve toplum bazında emir kipleriyle dua ettirerek, tersine dualarla, düşüncelerle, eylemlerle va ibadetlerle insanı Allah (C.C) rızasından uzaklaştırarak yecüc-mecücleştiren yani maddi ve manevi her iki cihan da her şeyinden hayır görmeyen gün geçtikçe cüceleşerek her şeyiyle alemlere rezili kepaze ve ibret olan kavimlere dönüştüren ya da insanları, cetlerini liyakatsiz severek okşayarak met et fetih et okşa okşa sonra yokuşa yokuşa ahlakını yozlaştıran eğitim sistemleriyle sahte başıboş özgürlük vaatleriyle ilahlaştırmaya yönlendiren çapulcu sahte rablik makamıdır.
-Geçmişte, günümüzde ve gelecekte: Şeytanın arzuladığı; Adı, Semud, Nuh AS, Lut AS, Hud AS, Salih AS, Çin'in Krallık Dönem Vahşeti, Cengizhan, Hitler, Sovyetler, Firavun, Nemrut… Vb geçmişte, günümüzde ve gelecekte; dindeki sicilleri; tefekkürleri, amelleri, eserleri bedbaht ve çürük ya da kafir, sapık, kirli, kahpe, vahşi, Siyonist, şovenist, dar kafalı, bölücü, Siyoşovenist... Vb oldukları Rahman (C.C)'N ayetleri, peygamberleri ve alimlerince tescillenmiş; peygamber ahlakı hastası fert ve toplumların, gelecekte amel ve tefekkürleriyle örtüşen ve mutlaka dünyada yaşayarak gerçekleri öğrenecek insansı çapulcu ilah ya da ilahlardır.
-Ola ki;tüm zamanlarda akıllı yaratıkların düşünsel aleminde ürettikleri benzer niyetlerin biriktiği ya da tevhit edildiği havuz; İstisnalar hariç Allah (C.C) tarafından en az bir sefer yer yüzünde hayat bulur ya da uygulanmasına fırsat verilir. İyi, hayırlı amel ilçeyi ve iyi tefekkür edin diye ayet ve hadisler var. Bilinir ki ya da beklenir ki Allah (C.C) mahlukatının tüm amellerine, niyetlerine ve tefekkürlerine icabet eden ve israf etmeyen yegane ilah ve zattır. kâinatın bu devasallığı ve ömrü yanında akıllı yaratıkların ürettiği amel, tefekkür, niyet, fikir … Vb algıda değişmezlik, algıda benzerlik, algıda çeşitlilik, algıda farklı derecelenmelere … Vb ilkelerle kümelendirilerek ya da tevhit edilerek ; ati, asri, tarihi her hangi bir zamanda (geleceği, devri/zamani ve geçmişi) en az bir sefer kâinatta tatbik/uygulayış da hayat buluyor olabilir. Yani gelecekte işlenecek bazı tefekkür amel ve niyet aslında geçmişte kâinatta hayat bulmuşken, geçmişte işlenmiş bazı tefekkür, niyet ve amellerde gelecekte kâinatta hayat bulmuş olacaktır Çünkü kâinat döngüsünde hiçbir şey israf olmadan hayatta uygulanarak döngüde liyakatli yer alır. İsrafsızlık ve liyakatin döngüde galibiyeti ilkesi (Ayet ve hadis var). Ör. Ateistlerin ve münafıkların özlem duyup niyet besledikleri insani düzen asırı Deccal'in asrıdır.Bu konuda geçmişten geleceğe doğru işlenen benzer ameller Deccal'in asrında amelen Yecuc-Mecuc'a kayan Siyonist, şovenist ve siyoşoven kavimler türeyecek ve kıyametin kopuşuna yakın asırlarda da gerçek-nesnel Yecuc-Mecuc'ların türeyiş asrıdır ki bu asırlara yer yüzünde bir tek Müslüman kalmayınca Allah (C.C) kıyameti koparacak. Deccal'in asrını takiben müminlerin işledikleri amellerin yeryüzünde dirilişi Hz. Mehdi RA ve Hz. İsa AS gelişi ile insanlık düzeni peygamberi hayat döngüsüne kavuşacaktır. Bu konuda hadis vardır.
-Belki de dünyada yaşananlar; işlediğimiz iyi ve kötü amellerin bir arada uygulandığı kâinattaki esas sorumluları insanlıktır yani bizleriz. İç ve dış dünyadaki tercihlerinizin ve uygulamalarınızın gereği laik olduklarınıza emanet edilir ve yönetilirsiniz. Ayet ve hadis vardır.
-Deccal'in asrının özelliklerinden en önemlisi liyakatsizliktir.
-Deccalin özelliklerinden biriside Allah (C.C)'N peygamberlerine icabeti taklit ederek;farklı kavimlerdeki dürüst ve namuslu (namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb Rahmani ve/veya şeytani insanlarla; namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb kara cahil , kasti cahil ve/veya çocuksu cahil insanlar karıştırılmamalıdır) insanları kendi kavminin; örflerine, adetlerine, geleneklerine, göreneklerine, törelerine, yönetim sistemlerine, partilerine, tarikatlarına, yaşam şekline, damak zevkine, tiryakiliklerine diline… Vb özümseterek (asimile ederek), eğiterek evcilleştirip Allah (C.C) dinine düşman ve dindeki hakikatlere cahil bırakıp onların namuslu (namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb Rahmani ve/veya şeytani insanlarla; namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb kara cahil , kasti cahil ve/veya çocuksu cahil insanlar karıştırılmamalıdır) ve dürüstlüğü arakasına gizlenip onu herkese örnek ve model göstermesidir.
-Yani nefsi insanlar akli insanları yönetir.
-Dinde olması gereken namuslu (namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb Rahmani ve/veya şeytani insanlarla; namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb kara cahil , kasti cahil ve/veya çocuksu cahil insanlar karıştırılmamalıdır), dürüst, asil insanları din cahili olarak eğiterek kendi düzeninde liyakatsiz ve anti peygamberi konumlandırıp görevlendirerek; dürüst ve namuslu (namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb Rahmani ve/veya şeytani insanlarla; namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb kara cahil , kasti cahil ve/veya çocuksu cahil insanlar karıştırılmamalıdır) örnek insan olarak topluma takdim eder.
-Tam tersi beceriksiz, kalitesiz, nefsi veya şeytani insanları dine koyup dindar olarak deklere ederek; Allah (C.C) dinini, peygamberi eylem ve uygulamaları gereksiz, yetersiz, akıl ve çağ dışı gösterir.
-Genellikle insanlar kendine iftira ederek;kendilerine şeytan ya da deccal demektedirler veya dedirtmektedirler.
-İnsanlar deccal olamaz olsa olsa Deccal'e malzeme olur.
-Bugün batıdaki satanistler ya da iblisim diyenler saptırılmış zihniyetin cahil avukatlarıdır.
-Bu tip insanlar sadece iblisin ya da deccalin varlığına ve kendilerine iftira eden sapık insanlardır.

-Aklın şah prensibin tersine çalıştığı asrın ilahlık makamıdır.
-Fert ve toplumların nefsine ve zekasına kul ve mahkum olduğu zamandır.
-Hayvanların insanlardan daha çok sevgi, saygı ve itibar gördüğü zamandır.
-İnsanların hayvanlardan daha aşağılık itibar gördüğü zamandır.

-İnsanların ilmem otistik ve spesiyalistleştirip ortak payda da bilinmesi gereken peygamberi ilim ve ahlakın gereksizliğini özellikle çürütmeye ve gereksizleştirmeye yönelik legal ve illegal yolları meşrulaştırırı ve teşvik eder.
-İnsanları madden, manen ve geçmişiyle ceddi şovenizm ve Siyonizm üzerine hortlatmaya çalışır.
   
    Deccalı Asrımıza Güncellemek;
-Allah'ı taklit etmeye çalışan;hedefine ve emeline ulaşmak için; sapık ve cahil inanç ehlini, ilahlaşmak isteyen insanları, inanç düşmanlarını ve cahil insanların emeklerini ve enerjilerini makamına tevhit etmeye çalışan çapulcu ilahlık makamının ehlidir.
-Cahillerin, imansızların, münafıkların… Vb hakikaten ve gerçeklerden uzak çeldirici kalp aharındaki/larındaki deccalı ilahlıkların sarhoşluğundakiler kâinatı ve tüm yaratıkları sahipsiz sanarak her şeyi talan tefekkür ve zihniyetin çapulcu ilahi/peygamberi fenafillahlığını yaşıyor.
-Şeytanilerin ümit ahırı; cahiller, gafiller, imansızların nesnel ve batini kalp aharında ve hayvanilerde hayat bulur bu ümit imanlı insanlar da öldüğü için onlardan uzak durur.
-Kıyamete kadarda böyle olacak.
-Allah (C.C) insanları dirilterek sanal, nesnel ve düşünsel hayat döngülerinde kanıtlar gösterir.
-Deccal insanları hortlatarak peygamber ahlakı sıfatlarını taklit ederek tasarrufa götürüp sahte Kadiriliğini Rahmaniliğini kanıtlamaya çalışır.
-Sonuçta Allah (C.C) dirilttiği ve icabet ettiklerinin ürettikleri peygamber ahlakı ve peygamber ahlakına uyumludur.
-İnsanları hem ahrete, hem geleceğe hem de dünyaya uyumlu ve liyakatli hayat döngüleriyle kenetler.
-Deccallın ürettirdiklerinin sonuçları doğal ahlak ve hayvani ahlak'a uyumlu sonuçlardır.
-Deccal insanları sürekli liyakatsiz sanal, nesnel ve düşünsel hayat döngüleriyle sadece doğaya ve hayvanlara kenetler.
-Deccal asrında bazı insanları ikna etmek için düşünsel ve nesnel örtüşen gerçek kerametlerle kendine inandırmayı başaracaktır.
-Hatta insanı bile ortadan ikiye ayırma ve tekrar birleştirme bilimine sahip olacağı ve bu ilimle insanları kendi ilahlığına tevhit etmeye çalışacağı hadislerde bildirilmiştir.
-Deccalın ilminde ve uygulamalarındaki sonuçlar;nesnel, sanal, toplumsal, düşünsel, zihinsel olarak insanlığı ifrat ve terfide zorlamak amacıyla sindirim sistemi mantığı ile önce belirgin olarak zıt ve boğuşan vahşi olarak ikiye ve giderek çok parçaya böler. Deccal ülke sınırlarını ve toplumsal çeşitlilikleri kangrenleştirir.
-Bu asır insanlık yaşam döngülerinde bu vardır. Sağcı-Solcu, Kuzeyli-Küneyli, Dindar-Dinsiz, Kuzey Kore-Güney Kore, Ademin Çocukları-Maymunun Çocukları ya da Ademiler-Maymuniler, Kuzey Yemen-Güney Yemen… Vb
-Ancak önceden peygamber hadisleriyle deşifre edildiği için kolayca fark edilebilecektir.
-Dinde bu konuda yaklaşık 10 hadis verilmişidir. En zayıf noktası önceden haber verilişidir. Kolayca deşifre edilebilecektir.
-Özellikle fert ve toplum bazında insanların cehaletinden, zayıf ve hassasiyetlerinden yararlanarak onları, Allah (C.C) yasakladığı hududuna/larına ve dinin kesin yasaklarına (gizli-açık şirke/lere ... Vb) sürükleyip;Allah'a, dinine ve inananlara düşman etmektir. Deşifre edildiği zaman ilk işleri kılık değiştirip haktan yana dem vurmalarıdır.
-Buna alet olan zayıf insanları ve münafıkları izlemek, ibret almak ve hoş görülü olmak;gelişmiş ve erdemli-evrensel insanların, vicdani vebali ve namus borcudur.
Allah C.C 'HUN kıyamete kadar dinini koruyacağına dair ayeti ve değişen asırlara insanın dine uyumu konusunda kontrolü ve ıslahatında alimler gönderip peygamberinin hadisleri vardır. Din elden gidiyor diye, münafıkların ve cahillerin telaşa, hamasete, takiyelerine, yardımlarına, babalık, ağabeylik, alimlik... Vb hatta icraatlarına bile mahal-gerek yoktur.
-Ola ki Deccalin (şeytanın arzuladığı çapulcu ilah ve/veya ilahcıklar), Şeytanın ve imamı iblisin hilkat garibesi düşüncelerini, sapkınlıklarını, düşmanlıklarını, arzularını, istemlerini ve tüm şeytanı ve imamı iblisi razı ve memnun edici bütün aşkınlıkları fazlasıyla özellikle Adem AS ve müslümanlar öncesinden sonrasına Vahşi ve cahil insan çizgisindeki insanlar dan Yecüc ve Mecüc' e kadar ki insanlar aşırı aşkınlıkları-ifrat ve tefritleriyle gerçekleştirerek şeytan bile razı olduktan sonra sonunda insanın aşıkları kemendi içinde ele geçecektir.
      Önemli not;İnsanlığın güzel,haklı geleceğini garantilemesi ve bu kadar bilgiyi ilahlaşma küstahlığına kalkışanları fark etmesi için: bu düşünceler çerçevesinde aklın ve sağ duyunun ilelebet galibiyetine yönelik gizli ve açık önlemleri içeren:insan demokrasisi çerçevesinde;eğitim, öğretim, yönetim… Vb sistemleri kurmaları kesinlikle gerekli. Bu olgular;belki de evrensel ve akıllı her insanın namus ve vicdan borcu olmalıdır.
        Bedenen, zihnen, eylemsel ve iş olarak;bayan ve erkek eşitliği kisvesi altında; dişilik ve erkeklik fıtratlarını denkleştirme liyakatine aykırı eşitlemeye kalkışmakla toplumsal dişilik ve erkeliğin özgünlüğünün fıtratını güdükleştirip (anti maço ve anti feministleştirmek veya tam tersi) toplumsal transseksüelliği yaygınlaştırmaya kalkışmasıdır! Yani normal cinsellikten sapan radikaller; ifrat, tefrit ve normalin cıvıklaştırılmasıdır.


Fahişe ve Kahpe Kimdir Ve Kime Denir?
Bu kavramlar özellikle fıtratlarının, yapısallıkların ve/veya genetik yapılarının radikal cinselliğinin gereğinin sonucu olan; hayat kadınlarına, hayat erkeklerine ve eş cinsellere iftira ve hak edilmeyen bir kavram yanılgısı şekli ve amacıyla kullanılır. Çünkü bilinir ki bazı insanların kişilik ya da IP numaraları fıtratları gereği cinselliği aşamaz bu durum onların iradelerini aşar ıslahat ve eğitim bir yere kadardır. Tercih ve keyfiyet genellikle ağır basar. Bu kavram çok yüzlü münafık insanlara daha çok yakışır. Yani fahişe insan kavramı; genleri ve fıtratı gereği değil de çok yönlü menfaati/leri için; kendini ve çevresini; gizli ve açık çok yönlü, çok yüzlü; fuhuş, kötü maksatla, kötü işte ve/veya kötü amaçlarda kullanan insanlara liyakatiyle yakışır. Kahpe kavramı fahişelikle eş değer kullanılır. Bazen arkadan vuran ve dönek anlamında kullanılır.


MÜNAFIK KİMDİR-NEDİR (Liyakatsiz Çok Yüzlü Kuduzluk) ? Bir insan, devlet, kurum veya toplumun... Vb; bilerek ve bilinçli olarak şahsi veya azınlığın menfaat sünnetleri ve farzları için arda kalan tüm yaratıkların haklarına hile-hırsızlıkla zarar vererek veya gasp edecek şekilde;gizli-açık çok yüzlü eylem, davranış, tepki ve bilgi üretmesi-yaymasıdır.
-Düşünsel ve nesnel olarak herkesin fıtratını kendi fıtrat farzlarına ıslahata ve uyuma kalkışan, zorlayan ve halden anlamaz zararlı radikaller ise düşünsel olarak kangrenleşmişlerdir
-Bazı radikaller düşünsel olarak toplumsal denklemin/lerin tümünü bilerek ya da bilmeden körelten tekdüze kendilerine benzetilmesini isteyecek kadar zihnen kangrenleşmiş ya da fıtratı değişime uygun olmayan insanlara doğru empati/eşduyum duymayan/duyamayan/duymak istemeyen zihnen kangrenleşmiş, kanseleşmiş özel münafıklar ya da cahilleridirler.
-Cahiller toplumsal denklemin bağışıklık sisteminin güçlenmesi için olması gereken sabitleri, münafıklar çok yüzlü ve yönlü cıvık değişkenleri ve parametreleridirler. Demirkuş 2009 Allah (C.C) hiçbir şeyi boşuna yaratmıştır. Önemli olan insanın/ların onun hiçbir şeyi boşuna yaratmadığına ikna oluncaya dek;öğretim öğrenim ve eğitim sistemleriyle her fıtratın gerçeği öğrenene dek özgün ve özel örneklerle dolu zihinlere yansıtmaktır. İnsanlığın ve/veya bir kavmin; radikal milliyetçileri (kavimlerin parmak izi), radikal Müslümanları (dinin farzlarının sigortası), radikal yenilikçiler (kavimin asra uyum ışıkları) ya da her çeşit gerekli radikalleri rahmani alimler ve bilginlerce, her an asrın değişimlerine ve/veya koşullarına uyumlu bilgilendirilip irşat edilmezse; milliyetçiler şovenizme, inananlar Siyonizm'e, yenilikçiler otistik ve liyakatsiz felsefi görüşlere ve/veya inançlara kapılıp dumura uğrarlar. Bu nedenle bunların hürriyetlerinden çok doğru adreste örgütlendirilip düşünsel ve toplumsal olarak güncellenişleri daha doğrudur. Âdemi İnsan; Meleği Ruhu, Meleği aklı ve Meleği Vicdanı Kanadıyla (Meleği Güzel Ahlak Kanadı) meleklere kenetlenip güzel ahlak hasletlerini gösterirken, Diğer kanadıyla yani Hayvani Olan Nefsiyle, Hayvani Olan zekâsıyla ve Hayvani Olan Vicdaniyle (Vahşi/Hayvani Ahlak Kanadı) Hayvanlara ve eşyaya kenetlenip vahşi/hayvani ahlak hasletlerini gösterir. Bu kanatlardan Meleği Güzel Ahlak Kanadı kırık ve/veya güdük olursa o insan tek taraflı Vahşi/Hayvani Ahlak Kanadıyla daha aşağılıklara uçarak çok tehlikeli hilkat garibesi bir zararlı yaratık olur. Bu kanatlardan Vahşi/Hayvani Ahlak Kanadı kırık ve/veya güdük olursa o insan tek taraflı Meleği Güzel Ahlak Kanadıyla daha yukarılara uçarak ruhban/meleğimsi bir yaratık olur. Bu iki kanadın dengesi/balansı hafif ahrete doğru ya da meyilli olarak eğitimle verilmelidir. Dünyası için ahreti, ahreti için dünyasından vazgeçen bizden değildir. Hadis vardır.
Neden çevremizi, kendimizi, mesleğimizi doğru tanımak ve insancıl adreslerde bulunmayı/bulunuşu refleks(alışık tepki) haline getirmek/getiriş farzdır? Doğru Adreste Duruşun 5 Kuralı; Doğru Adreste Duruş İçin Öğretim, Öğrenim Ve Eğitimin Mutlaka Asgari 5 Kuralı; Rahmani İnsancıl ve Peygamberi Adreste Duruşun 5 Kuralı;
1.Kuralı:
Kabulleniş. Rahmani insan oluş için dünyada bulunduğunu ve Rahmani doğru adreste duruşun refleksinin (alışık tepkisinin) kesinliğini kabul ediş. Değiştirmeyeceği ve/veya Değiştiremeyeceği şeyleri, İnsanlık Ailesi'ni ve kendisini olduğu gibi kabullenişe razı oluş gerekirse peygamberi ve insancıl değişime/lere talip olmak. Değiştirmeyeceği ve/veya Değiştiremeyeceği; fıtratı/yapısal, insani, çevresel … Vb her şeyi ve kendisini olduğu gibi kabullenişe razı oluş gerekirse peygamberi ve insancıl değişime/lere talip olmak. En azında yaratıkların değişmez kaderleniş kırmızı çizgilerini; örneğin, ölüm, bilmezlik, cehalet, aşkınlık… Vb niyet olarak kabulleniştir. Ayrıca tüm yaratıkları, her fert ve toplumun “Geçmişten Geleceğe Tüm İnsanlık Ailesi Çözmecesinin/Pazılının” gerekli bir parçası/üyesi olarak “İnsanlık veya İslam Devleti ve Birlikteliği” istemine, arzusuna, azmine ve gayretine razı oluştur.
2.Kural: Kendisini ve çevresini doğru tanıyış. Kendisini ve çevresini düz ayna mantığıyla değerlendiriş ve konumlandırıştır. Rahmani, insancıl, peygamberi, doğru ve dürüst tanıyış ve/veya dürüstçe iç dünyasına ve çevresine kendisini konumlandırıştır.
3.Kural:
Yeterince bilgili oluşu kabulleniş. Kendisini ve çevresini doğru anlamlandırış ve uygulayış için yeterince bilgili ve beceri sahibi oluşu koşulsuz kabulleniştir. Yaratıkların her şeyini ve mesleğini; doğru, dürüstçe, Rahmani/İnsancıl anlamlandırış ve uygulayış için yeterince bilgili ve beceri sahibi oluşu koşulsuz kabulleniştir.
4.Kural:
İnsancıl adreste duruş. Peygamberi (Rahmani/İnsancıl) bir ahlakta doğru adreslerde bulunuşu alışık tepki (refleks) ve alışkanlık haline getiriştir.
5.Kural:
İnsancıl Uygulayış. Öğrendiklerini Rahmani (peygamberi/insancıl) ahlak çerçevesinde alışık tepki (refleks) olarak hayata uygulayıştır. En Güçlü, Siyasi ve Menfaatperest adreslerde değil de Rahmani, İnsani ve Doğru adreste duruşun en güzel örneği; Allah (C.C)’N yardımıyla, Hz. Muhammed AS’IN çevresinde, zamanındaki krallıklar ve imparatorluklara ekmek peynirle hatta daha zor koşullara Rahmani duruşuyla İslamiyet’in yayılışını başarmıştır. Bu mantıktan hareketle doğru adreste bulunuşu alışık tepki (refleks) haline getirişin en kestirme yolu Rahmani, insancıl, peygamberi dürüstlük ve/veya peygamberi imanla hayatı yaşamak yeterlidir.Yaratıkların özellikle fert, kavim ve devletlerin; zihinsel, bedensel, düşünsel, amaçsal, menfaatsel... Vb adreslerini doğru tanımlayıp, belirleyip bildikçe onların hakkında daha doğru karar verir ve doğru adreslerde duruş olanağını elde ederiz.-Ola ki herkes her şeyi bilmeyecektir. Cüzi ilme sahipsiniz (Ayet vardır) .Yani en azında her kes bir şeylerin cahilidir.-Herkesin olanakları ölçüsünde; nesnel, iradi, sanal, düşünsel, toplumsal… Vb. kendine özgü özgünlükleri ve tercihleri olacaktır. İnsanın Ahlak Kanadı (Sağ) ve Meslek Kanadıyla (Sol) Eğitimin Hedefine Uçuşunun Amacı; Doğru Adreslerde Bulunuşun 5 Kuralı Uygulanarak Gerçekleşmelidir. Önemli olan amaç kişinin ve toplumun; olanakları, sıhhati, iradesi, bilgisi… Vb. çerçevesinde (insan pazılı/çözmecesi içinde) kendisini/kendilerini (özgün pazılı/çözmece parçası) peygamberi (Rahmani/insancıl/Hz. Muhammed AS’A Peygamberlik (S.A.V) gelmeden önceki 40 yıllık insani ahlakı) ahlak ölçülerinde verimli konumlandırışı doğrultusunda öğretim, öğrenim ve eğitimin mutlaka asgari doğru (yukarıdaki 5 koşul çerçevesinde) verilişinden kesin emin oluştur. İnsanlığın; fert, toplum, kavim ve tüm insanlık ailesi bazında, sokakta, tüm toplumsal ve yaratıksal alanlarda (özel haller hariç); diğer yaratıkları kıskandırıcı, ürpertici, tiksindirici, rencide edici, rahatsız edici, iştahlandırıcı, kışkırtıcı, küçümseyici, tahrip edici, tahrik edici, aşırı özendirici, şaşırtıcı, vahşi, aşkın… Vb. eylem, davranış, sohbet, giyim, kuşam, siyaset, öğretim, öğrenim, eğitim… Vb. bulunmaması gerektiğinin ve öneminin Rahmani (peygamberi, insancıl) ahlakla ilişkisinden emin olacağı kadar eğitilişinden mutlak emin olmalıyız. Sonrası kolaydır. Bundan sonrası kişinin/toplumun olanakları ölçüsündeki iradesiyle tercihleri onun/onların ölçüsünün kalitesini belirler. Yargısından emin oluruz. Hayvani ve İnsani Hürriyetin Farkındalığını kavrayış önemlidir.! ABD'DE Bazı Eyaletlerde Ör. State of Tennessee'de Yurtlarda ve Otellerde Evli Olamayan Erkek ve Kadınlar Aynı Odada Gerekirse Birlikte Kalabiliş Hürriyeti. Batıda sokak ortasında partnerlerin hayvani davranış ve eylemleri düşündürücüdür. Edepsizlerin, Edeplilerin ve Herkesin (Şerrinden Emin Ve Beri Olmak İçin); Her Mecliste Kendini İfade Ediş Köşesi Olmalı. Köşeye gelenlere ya da sıradaki her kese “Kendini İfade Edişin Edepli Ve Peygamberi Oluşun Önemi Dersi” ayrıntılı bir şekilde eğitimcilere verilmelidir. Bundan sonrası onların kendilerini ifade tercihleri onların ve temsil ettiklerinin edebini ve kalitesini ifade eder ya da belirler. Özet;1- İnsanlık Ortak Paydası Üyesi Olarak Payını (Özgünlüğünü) Peygamberi Konumlandırış. Değiştirmeyeceklerine Karşı Peygamberi Adreste Bulunuşu Kabulleniş. İnsanlık Ailesinin üyesi oluşunu ve baş edemeyeceklerini ve değiştiremeyeceklerini Koşulsuz kabulleniş. 2. Kendisi, Mesleği ve Çevresi hakkında yeterince bilgi sahibi oluşunun gereğini kabulleniş. 3. Kendisini ve Çevresini Düz ayna mantığıyla değerlendiriş. 4.Bildikleriyle Peygamberi (Rahmani/İnsancıl) bir ahlakla doğru adreslerde bulunuşu alışık tepki (refleks) ve alışkanlık haline geliştirir.5. Bildikleriyle kendisini ve çevresini düz ayna mantığıyla değerlendiriş ve Peygamberi / İnsancıl konumlandırıştır. kendisini Rahmani, insancıl, peygamberi, doğru ve dürüst tanıyış ve/veya dürüstçe iç dünyasına ve çevresine kendisini konumlandırıştır.
Sonuç; Doğaya Karşı Doğru Adreste Duruş Ne Demektir? Çevre Bilinci İnsanlarda Geliştirilerek Plastikler, Kâğıt, Şişe-Cam ve Metaller Çöp Değil Bunların Çöp Torbalarına Doldurup En Kısa Yoldan Hedefine Bakılmalıdır. İnsanlık doğaya ve birbirine karşı doğru adreste durmadığı için doğal ve yapay çevrenin ilkel ve vahşi insan sorunu ortaya çıkmıştır. Ola Ki Yaratıklar içinde hayırlı bir kişilik olmak için ola ki bu 5 kuraldan bir tanesine bile uymazsanız doğru adreste duramazsınız. Gerekli olduğumuz için yaratılmışız ve varız. Her insanı insanlık kitabının bir sayfası kabul edin. Kendi sayfanızı ve Yaşadığınız çevredeki kitap sayfalarını doğru tanıyıp bu sayfalar arasında doğru adreste duruşun koşulu irademiz çerçevesinde samimi, rahmani, hür ve adil oluştur. Eğer cahiller, caniler, tanımadıklarımız… Vb karşı doğru adreste duruşta başarılı olamıyorsak, ya diyetle yaklaşılmalı ya da cahillerden uzak duruluşa gayret edilmelidir. Cahillerden yüz çevir ya da uzak dur diye ayet ve hadis vardır.
Bu yaşam boyutunda her insan bir hayvanın sırtındadır. Kendini kontrol edebildiği kadar süvari kişilik, kontrol edemediği kadarda hamal kişiliktir ki buna nefis denir ya da atınızı (nefsinizi) kontrol edebildiğiniz kadar süvarisi kontrol edemediğiniz kadarda hamalısınız. Genlerimizi ne kadar irademizle kontrol edebiliyorsak her şeyimizin süvarisi, tersine ise her şeyimizin hamalıyız demektir. Bir kavmin yenilikçilerini asimile eder bitirirseniz, akabinde milliyetçilerini asimile edişe başlarsanız bu tam mümkün değildir çünkü o kavmin değişmeyen/değişmez parmak izidirler (kavmin özgün kişilik genlerini taşırlar). Ancak yok etmeniz gerekir. Bu seferde evrimsel seçilimde en güçlü savaşkan Nemruti, Cengizhani, Firavuni, Çini, Hitleri… Vb insan ahlakının acımaz kara delikleri ve kavmin asimile edildiğini sandığınız yenilikçileri de ters teperek karşınıza çıkar ki kayıp edişi hak etmiş olursunuz. Her kavmin özgün radikallerinin gerekliliğini doğru adreslerde ve doğru kişilikler de yaşatmak elzemdir. Cahillerin, kafirlerin… Vb karakterlerin yok olduğunu düşünün sonuç sosyal döngünün çöktüğünü görürsünüz. Bir anda herkesin her şeyi bildiğini düşünün ya da geleceğiniz hakkında her şeyinizi bildiğinizi düşünün o zaman cehaletin, bilmezliğin, yalanın ve sabrın ilaç olduğu konumların ve zamanların olabileceğini keşfedebilirsiniz. Allah (C.C)’HU hiçbir şeyi boşuna yaratmamıştır. Önemli olan her şeyi dozunda ve yerinde rahmani biliş, kullanış ve uygulayıştır. Kısaca doğal döngüdeki özgünlüklerin gerekliliği kadar toplumsal, zihinsel, düşünsel ... Vb döngülerdeki özgünlükler gereklidirler. Önce meclistekiler halka ahlak abidesi örneği olarak öpüşüp barışıp sarılsınlar ardında her şeyi çözmek daha kolaylaşır. Bu gerçekleşmiyorsa ola ki yanlış kriterlere sahip insanları meclise gönderiyoruz. Önemli olan toplumsal yönetim, ahlak ve her türlü ilişkinin kilit ve yönlendirici noktalarında Peygamberi/Rahmani/insancıl ahlaklı +bilgi +liyakatli kişiliklerin yönetim ve idarede sürekli bulunuşunu garantileyen demokrasi, rejim ve seçim sistemlerini icat ediş ve sağlayıştır. Kısaca, 1.Kendimizi doğru tanımak ve olduğu gibi kabullenmek, 2.Çevremizi doğru tanımak, 3.Kendimizi ve çevremizi düz ayna mantığı ile doğru teşhis etmek, 4.Bu konuda yeterince bilgili oluşu farz kabul etmek, 5.Bilgileri doğru adreste bulunuş için (Dürüst, İnsancıl, Rahmani ve Peygamberi adreste bulunuştur) kullanmak.
Münfıklar
;toplumsal ahlak bağışıklık sisteminin güçlenmesi için;dinde, bilimde ve toplumsal denklemlerde mutlaka olması gereken; çok çabuk değişen yalancı-güdük-yanıltıcı değişkenler ve parametreler gibidirler.Müslüman'ın ayıbını örtmek, münfıkları, cahilleri, hainleri ve liyakatsiz radikalleri gizli veya açık deşifre etmek elzemdir.Bunun farkındalığı ve ince çizgisi çok önemlidir. 0, 1, 2, 3, 4
-Din, millet, devlet, sistemi siyaset… Vb münafıkları bu asır meşhur olmuş
Din Münafıkları;Allah (C.C)'N rızası için İslam dini üzere yaşayanları peygamberin çizgisinden gizli açık saptırmak ve şaşırtmak için bilinçli olarak her türlü faaliyette bulunan fert ve toplumlardır.
Millet Münafıkları;korkusundan, şerrinden, belasından… Vb sebeplerden değil de, bilinçli olarak ait olmadığı başka milletlerden yana görünerek onlara ihanet etmek için, şaşırmak için; şahsının, kendi milletinin… Vb menfaatleri için bilinçli olarak her türlü faaliyette bulunan fert ve toplumlardır.

İblis, Şeytan, Deccal, Peygamber, Ümmet, Kafir, Gayri Müslim, Akıllı(Doğal, İlkel, Hercai, Evrensel... Vb insan ve cinler) ve Akılsız Yaratık (Hayvan, Bitki, Diğer Yaratıklar) Kavramlarının Bir Biriyle ilişkisi.

İblis; şeytan kavminin imamıdır. Mavi alevli ateşten yaratılmış (nurdan değil!), Menazil adlı topal bir cinin oğludur asıl adı Azazildir. Adem AS secdeye gitmeyen, Adem ve Havva annemize cennete elmayı yedirmeyi başaran zattır. Bu zattın ahlakına itaat eden veya kandırabildiği akıllı yaratıkların (İnsan ve cinler) hepsi şeytanın kavmi kabul edilir. İblis ve şeytanın arzuladığı çapulcu sahte ilaha da Deccal denir.
-Sırasıyla; Melekler nurdan, Cinler mavi alevli ateşten en son İnsan cennete topraktan yaratılmıştır. Sonra insanlar Cennet ki miracından sınavı gereği hayvanlar ve cinlerin miracına indirilmiş büyük kıyamet sonrası bir kısmı cennetteki miracına veya ıslahat-arınma gereği cehenneme gireceklerdir.
-Peygamberler ümmetinin (getirdiği kurallarla itaat eden akıllı yaratıklar topluluğu) imamıdır.
-Akıllı olmayan canlı yaratıklara akılsız yaratık denir. Hayvanlar, bitkiler ve diğer yaratıklar bu gruba girer. Eşyada(cansız yaratıklar) akılsız yaratıktır.
-Allah (C.C) inanamayan fert ve kavimlere kâfir ya da ateist. Yaratıklara tapanlara putperest denir.
-Müslüman olamayan tüm akıllı yaratıklara gayrı Müslim denir.
-Sanki, Bu asrın deccalı ve münafıklar: çarpık öğretim, öğrenim ve eğitim sistemleriyle; namuslu (namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb Rahmani ve/veya şeytani insanlarla; namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb kara cahil , kasti cahil ve/veya çocuksu cahil insanlar karıştırılmamalıdır) ve dürüst ama din cahili insanları; Cumhurbaşkanları, Başbakanlar… Vb bürokratlar yetiştirerek sırtında cirit atarcasına toplumuna hor gösterip günah keçesi olarak yönettiği topluma sundu.Eski din ehli kavimlerin, Vahşi(Doğal) Kavimlerin, Şeytani-İblisin Kavimlerin ve Müslüman Kavimlerin arasında ki özgün iyi taraflarını ve farklılıklarının gerekliliğini unutturarak “Vahşi Ve Kaos Demokrasi Siyasetiyle” toplumların bilinçlenme farkındalığını etkisizleştirmeyi ne acıdır ki başarmıştır. Rabbimin hikmetleriyle; tarihte en çok zülüm gören Müslüman mazlumlar ve insanlar; zulmedenlerine ve kandıranlarına kara delik olmayı başarıp onları gelecekte yaşantılarına tarla etmişlerdir.Bu asrın deccalı ve münafıklar: çarpık öğretim, öğrenim ve eğitim sistemleriyle; namussuz ve şoven ama siyaset cahili insanları da; Şovenleri de dine sokarak siyasete sokarak Cumhurbaşkanları, Başbakanlar… Vb bürokratlar yetiştirerek sırtında cirit atarcasına toplumuna hor gösterip günah keçesi olarak yönettiği topluma sundu.Eski din ehli kavimlerin, Vahşi(Doğal) Kavimlerin, Şeytani-İblisin Kavimlerin ve Müslüman Kavimlerin arasında ki özgün iyi taraflarını ve farklılıklarının gerekliliğini unutturarak “Vahşi Ve Kaos Demokrasi Siyasetiyle” toplumların bilinçlenme farkındalığını etkisizleştirmeyi ne acıdır ki başarmıştır. Rabbimin hikmetleriyle; tarihte en çok zülüm gören Müslüman mazlumlar ve insanlar; zulmedenlerine ve kandıranlarına kara delik olmayı başarıp onları gelecekte yaşantılarına tarla etmişlerdir.
Sonuç;Halis Müslümanlar;Nemrutun Ateş Çemberi, Hitlerin Soy Kuduzluğu, Atilla, Cengiz Han'ın Namusuz Irz Düşmanlığı-Acımasız İşgalciliği, Çinin Acımasızlığı, Firavunun Zulüm Yönetimi ve Karunizmin Para Borsası Siyaset oyunları arasında hayata anlam vermek ve kendilerini doğru konumlandırmakta sıkıntı çekecek duruma geldiler.
Çözüm;Her İnsana Allah (C.C) tarafından verilen;peygamber ahlakı incilerimiz ile nefsani ve şeytani kara delik özgünlüklerimizi doğru değerlendirip tercihlerimizi; cebimiz, ceddimiz ve nefsimize göre değil, İslami düsturlara-peygamber kardeşliğine göre doğru tercihler yaparak her an kendimizi çevremize göre doğru konumlandırmayı alışık tepki (refleks) ve alışkanlık haline getirerek sorunu çözeceğimizden Allah (C.C) izni ile eminim.
Neden çevremizi, kendimizi, mesleğimizi doğru tanımak ve insancıl adreslerde bulunmayı/bulunuşu refleks(alışık tepki) haline getirmek/getiriş farzdır? Doğru Adreste Duruşun 5 Kuralı; Doğru Adreste Duruş İçin Öğretim, Öğrenim Ve Eğitimin Mutlaka Asgari 5 Kuralı; Rahmani İnsancıl ve Peygamberi Adreste Duruşun 5 Kuralı;
1.Kuralı:
Kabulleniş. Rahmani insan oluş için dünyada bulunduğunu ve Rahmani doğru adreste duruşun refleksinin (alışık tepkisinin) kesinliğini kabul ediş. Değiştirmeyeceği ve/veya Değiştiremeyeceği şeyleri, İnsanlık Ailesi'ni ve kendisini olduğu gibi kabullenişe razı oluş gerekirse peygamberi ve insancıl değişime/lere talip olmak. Değiştirmeyeceği ve/veya Değiştiremeyeceği; fıtratı/yapısal, insani, çevresel … Vb her şeyi ve kendisini olduğu gibi kabullenişe razı oluş gerekirse peygamberi ve insancıl değişime/lere talip olmak. En azında yaratıkların değişmez kaderleniş kırmızı çizgilerini; örneğin, ölüm, bilmezlik, cehalet, aşkınlık… Vb niyet olarak kabulleniştir. Ayrıca tüm yaratıkları, her fert ve toplumun “Geçmişten Geleceğe Tüm İnsanlık Ailesi Çözmecesinin/Pazılının” gerekli bir parçası/üyesi olarak “İnsanlık veya İslam Devleti ve Birlikteliği” istemine, arzusuna, azmine ve gayretine razı oluştur.
2.Kural: Kendisini ve çevresini doğru tanıyış. Kendisini ve çevresini düz ayna mantığıyla değerlendiriş ve konumlandırıştır. Rahmani, insancıl, peygamberi, doğru ve dürüst tanıyış ve/veya dürüstçe iç dünyasına ve çevresine kendisini konumlandırıştır.
3.Kural:
Yeterince bilgili oluşu kabulleniş. Kendisini ve çevresini doğru anlamlandırış ve uygulayış için yeterince bilgili ve beceri sahibi oluşu koşulsuz kabulleniştir. Yaratıkların her şeyini ve mesleğini; doğru, dürüstçe, Rahmani/İnsancıl anlamlandırış ve uygulayış için yeterince bilgili ve beceri sahibi oluşu koşulsuz kabulleniştir.
4.Kural:
İnsancıl adreste duruş. Peygamberi (Rahmani/İnsancıl) bir ahlakta doğru adreslerde bulunuşu alışık tepki (refleks) ve alışkanlık haline getiriştir.
5.Kural:
İnsancıl Uygulayış. Öğrendiklerini Rahmani (peygamberi/insancıl) ahlak çerçevesinde alışık tepki (refleks) olarak hayata uygulayıştır. En Güçlü, Siyasi ve Menfaatperest adreslerde değil de Rahmani, İnsani ve Doğru adreste duruşun en güzel örneği; Allah (C.C)’N yardımıyla, Hz. Muhammed AS’IN çevresinde, zamanındaki krallıklar ve imparatorluklara ekmek peynirle hatta daha zor koşullara Rahmani duruşuyla İslamiyet’in yayılışını başarmıştır. Bu mantıktan hareketle doğru adreste bulunuşu alışık tepki (refleks) haline getirişin en kestirme yolu Rahmani, insancıl, peygamberi dürüstlük ve/veya peygamberi imanla hayatı yaşamak yeterlidir.Yaratıkların özellikle fert, kavim ve devletlerin; zihinsel, bedensel, düşünsel, amaçsal, menfaatsel... Vb adreslerini doğru tanımlayıp, belirleyip bildikçe onların hakkında daha doğru karar verir ve doğru adreslerde duruş olanağını elde ederiz.-Ola ki herkes her şeyi bilmeyecektir. Cüzi ilme sahipsiniz (Ayet vardır) .Yani en azında her kes bir şeylerin cahilidir.-Herkesin olanakları ölçüsünde; nesnel, iradi, sanal, düşünsel, toplumsal… Vb. kendine özgü özgünlükleri ve tercihleri olacaktır. İnsanın Ahlak Kanadı (Sağ) ve Meslek Kanadıyla (Sol) Eğitimin Hedefine Uçuşunun Amacı; Doğru Adreslerde Bulunuşun 5 Kuralı Uygulanarak Gerçekleşmelidir. Önemli olan amaç kişinin ve toplumun; olanakları, sıhhati, iradesi, bilgisi… Vb. çerçevesinde (insan pazılı/çözmecesi içinde) kendisini/kendilerini (özgün pazılı/çözmece parçası) peygamberi (Rahmani/insancıl/Hz. Muhammed AS’A Peygamberlik (S.A.V) gelmeden önceki 40 yıllık insani ahlakı) ahlak ölçülerinde verimli konumlandırışı doğrultusunda öğretim, öğrenim ve eğitimin mutlaka asgari doğru (yukarıdaki 5 koşul çerçevesinde) verilişinden kesin emin oluştur. İnsanlığın; fert, toplum, kavim ve tüm insanlık ailesi bazında, sokakta, tüm toplumsal ve yaratıksal alanlarda (özel haller hariç); diğer yaratıkları kıskandırıcı, ürpertici, tiksindirici, rencide edici, rahatsız edici, iştahlandırıcı, kışkırtıcı, küçümseyici, tahrip edici, tahrik edici, aşırı özendirici, şaşırtıcı, vahşi, aşkın… Vb. eylem, davranış, sohbet, giyim, kuşam, siyaset, öğretim, öğrenim, eğitim… Vb. bulunmaması gerektiğinin ve öneminin Rahmani (peygamberi, insancıl) ahlakla ilişkisinden emin olacağı kadar eğitilişinden mutlak emin olmalıyız. Sonrası kolaydır. Bundan sonrası kişinin/toplumun olanakları ölçüsündeki iradesiyle tercihleri onun/onların ölçüsünün kalitesini belirler. Yargısından emin oluruz. Hayvani ve İnsani Hürriyetin Farkındalığını kavrayış önemlidir.! ABD'DE Bazı Eyaletlerde Ör. State of Tennessee'de Yurtlarda ve Otellerde Evli Olamayan Erkek ve Kadınlar Aynı Odada Gerekirse Birlikte Kalabiliş Hürriyeti. Batıda sokak ortasında partnerlerin hayvani davranış ve eylemleri düşündürücüdür. Edepsizlerin, Edeplilerin ve Herkesin (Şerrinden Emin Ve Beri Olmak İçin); Her Mecliste Kendini İfade Ediş Köşesi Olmalı. Köşeye gelenlere ya da sıradaki her kese “Kendini İfade Edişin Edepli Ve Peygamberi Oluşun Önemi Dersi” ayrıntılı bir şekilde eğitimcilere verilmelidir. Bundan sonrası onların kendilerini ifade tercihleri onların ve temsil ettiklerinin edebini ve kalitesini ifade eder ya da belirler. Özet;1- İnsanlık Ortak Paydası Üyesi Olarak Payını (Özgünlüğünü) Peygamberi Konumlandırış. Değiştirmeyeceklerine Karşı Peygamberi Adreste Bulunuşu Kabulleniş. İnsanlık Ailesinin üyesi oluşunu ve baş edemeyeceklerini ve değiştiremeyeceklerini Koşulsuz kabulleniş. 2. Kendisi, Mesleği ve Çevresi hakkında yeterince bilgi sahibi oluşunun gereğini kabulleniş. 3. Kendisini ve Çevresini Düz ayna mantığıyla değerlendiriş. 4.Bildikleriyle Peygamberi (Rahmani/İnsancıl) bir ahlakla doğru adreslerde bulunuşu alışık tepki (refleks) ve alışkanlık haline geliştirir.5. Bildikleriyle kendisini ve çevresini düz ayna mantığıyla değerlendiriş ve Peygamberi / İnsancıl konumlandırıştır. kendisini Rahmani, insancıl, peygamberi, doğru ve dürüst tanıyış ve/veya dürüstçe iç dünyasına ve çevresine kendisini konumlandırıştır.
Sonuç; Doğaya Karşı Doğru Adreste Duruş Ne Demektir? Çevre Bilinci İnsanlarda Geliştirilerek Plastikler, Kâğıt, Şişe-Cam ve Metaller Çöp Değil Bunların Çöp Torbalarına Doldurup En Kısa Yoldan Hedefine Bakılmalıdır. İnsanlık doğaya ve birbirine karşı doğru adreste durmadığı için doğal ve yapay çevrenin ilkel ve vahşi insan sorunu ortaya çıkmıştır. Ola Ki Yaratıklar içinde hayırlı bir kişilik olmak için ola ki bu 5 kuraldan bir tanesine bile uymazsanız doğru adreste duramazsınız. Gerekli olduğumuz için yaratılmışız ve varız. Her insanı insanlık kitabının bir sayfası kabul edin. Kendi sayfanızı ve Yaşadığınız çevredeki kitap sayfalarını doğru tanıyıp bu sayfalar arasında doğru adreste duruşun koşulu irademiz çerçevesinde samimi, rahmani, hür ve adil oluştur. Eğer cahiller, caniler, tanımadıklarımız… Vb karşı doğru adreste duruşta başarılı olamıyorsak, ya diyetle yaklaşılmalı ya da cahillerden uzak duruluşa gayret edilmelidir. Cahillerden yüz çevir ya da uzak dur diye ayet ve hadis vardır.
Bu yaşam boyutunda her insan bir hayvanın sırtındadır. Kendini kontrol edebildiği kadar süvari kişilik, kontrol edemediği kadarda hamal kişiliktir ki buna nefis denir ya da atınızı (nefsinizi) kontrol edebildiğiniz kadar süvarisi kontrol edemediğiniz kadarda hamalısınız. Genlerimizi ne kadar irademizle kontrol edebiliyorsak her şeyimizin süvarisi, tersine ise her şeyimizin hamalıyız demektir. Düşünsel, davranışsal ve yapısal; istendik, istenmedik, cahil, bilinmeyen, zayıf, her türlü kör noktalarımız… Vb her şeyimizin düşünsel dinamik düz aynasını ; dürüst, bilgili, akıllı, güvenilir ebeveynimiz, arkadaşlarımız… Vb çevremizdekilerden öğrenmeli ve aldığımız bilgileri hayata uygulayıp ve doğruluğunu yaşayarak teyit etmeliyiz. Belki de yapısal özelliğimiz, olanaklarımız, düşünsel değerlerimizden; namuslu (namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb Rahmani ve/veya şeytani insanlarla; namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb kara cahil , kasti cahil ve/veya çocuksu cahil insanlar karıştırılmamalıdır), dürüs, hayırlı ve helal sonuçlar almak için ; kendimizi çevremize peygamberi (Rahmani/insancıl/Hz. Muhammed AS’A Peygamberlik (S.A.V) gelmeden önceki 40 yıllık insani ahlakı) ahlaklı olarak konumlandırmalıyız. Bu konumlandırış; tercih ceddimize, cebimize, sadece çıkarlarımıza… Vb olabilir. Bu konudaki tercihler insanın kalitesini belirler.

Deccalin, Şeytanın ve İblisin Kavmine Telkinlerinin Özgünlükleri;
-Fert, toplum, kavim, millet, devlet… Vb bazında: gizli, açık, geçici niyet, düşünsel veya samimiyetle; nefsi ilahına yaranmak için; düşünsel, eylemsel ve bedensel olarak başka insanları ele geçirip hükmetmek; iblisi, deccali ve şeytanidir.
İpucu;peygamberi ve esabi kirami savaşların hemen hepsi insanları ele geçirmek değil, nefsi müdafaa ve mazlumları zalimlerin elinden kurtarmak içindir. Genellikle yaşantısıyla örnek olarak İslamiyet'i yaymışlardır.
-Siyonizm (Din kuduzluğu), Şovenizm(Soy kuduzluğu), Vahşi ahlak ve yönetim sistemleri (insanları doğallaştırmak ve doğal kurallara/hayvani ahlak kurallarına) insanlara empoze ederek imrendirmek.
-Devamlı başka kavimlerden asimile etiklerine , devşirdiklerine ya da ecdadına evcilleştirdiklerine ecdatlarını liyakatsiz övdürerek rableştirmektir.
-Adem öncesi tüm doğal ve vahşi insanımsı kavimleri kendine cet edinme hastalığını ve günahlarını toplumsal bilince yerleştirmektir.
-Kısaca; Firavun'i, Hitler'i, Nemrut'i, Çin'i, Karun'i, Atilla, Cengiz Han'i, Lut'i, Semud'i, Tağut'i… Vb zatların ahlaki, yönetim ve ceddi işletim sistemlerini kılık değiştirerek insanlara yükleyerek vahşete iman ettirmek ve hayata uygulamaktır. Ardında insanların kalbi ve beyni ile değil başka yerleriyle düşünerek doğal, vahşi, şaşırtıcı ve yanıltıcı; çözümler ve bilgi üreterek yaşamını idame ettirtmektedir.



Tefekkür; Bir insanın, toplumun ve/veya sorumlu yaratıkların; asrına geleceğe ve geçmişe yönelik oluşturdukları düşünsel kurgular ve işleyiş bütünlüklerine Tefekkür ve amel denir. Sanki; “Hanginizin daha güzel amel işlediğini sınamak ve görmek için Rahman CC arşı su üstünde iken kâinatı yarattı” hükmü gereğince; tüm sorumlu yaratıkların ( insanları ve cinleri): istendik (Rahmani) ve istenmedik(Şeytani ve/veya iblisi) ya da hayvani tüm zihinsel dua, istem, tefekkür ve ameller kıyamete kadar; doğa yüzeyine çıkmayı ve hayat buluşu bekler ve Allah (C.C)'N takdir ettiği ameller ve tefekkürler; yeryüzünde ve/veya kâinatın başka gezegenlerinde ya da bilinmedik yerleşim alanlarında, zihinlerde ve kalplerde hayat bulmuş, buluyor ve bulacak şekilde insan ve yaşam yeri geleceğe doğru yol alıyor. İstisnalar hariç sanki kâinat ve bazı yaratıkların yaşam döngüsü; insanların orijinal, istendik hayırlı (Rahmani) ve kötü (Şeytani) düşünsel tefekkür ve amellerine ait meyvelerinin ve tohumlarının hayat bulduğu bir tarla gibidir. Ola ki insanların el, ayak ve diğer organları kölesi değil geçici emanet olup ilerde yaptıklarına delil ve şahit olacaklar. Bu mantıktan hareketle bu ameller ve tefekkürlerin meyveleri sahiplerinin lehine ve/veya aleyhine delil ve şahit olacaklar. Ola ki tefekkür sahipleri zulmettikleri ya da hayır verdiklerinin tarafından ecirleri kuşatılacaktır.
İnsan, fert, toplum ve insanlık bazına düşüncesi, tefekkür edişi ve yaydığı hayat enerjisi şekilleri ile zaman, mekân, gelecek… Vb hemen tüm hayat ve kâinat boyutlarını yutarak ya da nüfuz ederek yaptıklarının içine gömülü olarak hayatı döngüsünü tamamlayan aşkın özelliklere ve özgünlüklere sahip bir yaratık olarak karşımızda durur.
O (Allah (C.C)’HU), hanginizin amelinin daha güzel olacağı hususunda sizi imtihan etmek için, Arş'ı su üzerinde iken, gökleri ve yeri altı günde yaratandır. Yemin ederim ki, (Resulüm!): "Ölümden sonra muhakkak diriltileceksiniz" desen, kafir olanlar derhal "Bu, açık bir büyüden başka bir şey değildir" derler. (11. Kuran Suresi/ 7. Ayet.) Biz, insanların hangisinin daha güzel amel edeceğini deneyelim diye yeryüzündeki her şeyi dünyanın kendine mahsus bir ziynet yaptık. (18. Kuran Suresi/ 7.Ayet)
Ola ki; Tefekkür Edişteki ve Amel İşleyişteki deki amaç değişen çevre koşullarını Allah (C.C)’N önerdiği peygamberi kurallarla üzerine ve hayatına uygulayarak, uygulanabilir en İslami verimli peygamberi sonuçları zihnen ve bedenen toplum için ortaya koyuş ve uygulayıştır.

Tevekkül; Bir işe başladığın zaman, Allah (C.C)’NA tevekkül et, Ona güven! (3. Kuran Süresi/Al-i imran 159. Ayet ). Tevekkül ile beraber azmederek çalışmak gerektiğini gösteriyor. Dinimizin bildirdiği sebeplere yapıştıktan sonra neticeyi sebeplerden değil, sebepleri ve sonuçları Allah (C.C)’NDAN beklemektir. Herhangi bir işin, dinen liyakatiyle sebeplerine yapışarak gayret gösterip, neticeye ihlasla Allah (C.C)’NA teslim olmaktır.

Müzik; İşitsel öncelikli-temelli, görsel ya da duyuşsal olarak beyin ve bedenimizde zevk-haz verici maddelerin salgılanışına neden olan ve/veya zihinsel beyinsel ve bedensel olarak bizi istendik rezonans ve fenafillaha ya da coşa getiren her şey müzik denir. Yukarıdaki tanıma uygun herkeste etki yaratan Müzikler evrensel ya da yarı müzik, sadece belli kültüre tabii insanları etkiliyorsa kültürel müzik sadece yerel bazen doğal insanları etkiliyorsa yerel yada doğal müzik kategorisine girer. Bu tanıma uygun olarak evrensel, kültürel ve terek müzik dehalarından söz edilebilir.
Örneğin, düşündüren (hem eğlendiren, hem keyif veren hem de düşündüren) müzik, sadece keyif veren ve eğlendiren müzik, şeklinde müziği gruplandırış olasıdır.



Değişim; Yaratıkların çevresel, içsel, genetiksel, sistemsel, toplumsal… Vb değişimlere; genetik, davranışsal, yapısal… Vb tepki geliştirişidir. Kısaca değişim; önceki haline benzemeyiş olay, süreç ve olgusudur denebilir. Genel olarak değişim bir süreç evrim ise bir olgudur. Genel anlamda değişim süreci bazı sonuçları evrimleştirip evrim olgusunu gerçekleştirir. Değişmeyen tek şey değişimdir lafı koca bir yalandır. Değişim yaratıklarla yaratıldı ve onlarla da sonlanacak. Değişemeyen yegane zat Allah (C.C)DUR. Enerji halinin ve/veya yaratığın çevreye uyum için; bulunduğu konum, hal ve hayat döngüleri denkleminden farklı konum, hal veya hayat döngüleri denklemine geçme eylemi, süreci veya olgusudur. Değişim değişmezlerin ve kısmi değişmezlerin kefeninde veya örgüsünde hayat bulur.
En büyük kozmik değişim kökeni;
1-Kâinat gittikçe soğuyor ( 1-1032 derece başlayan kâinat zerresini -273 dereceye doğru gittikçe soğuyuşu).
2- kâinat gittikçe genişliyor ( kâinat yaklaşık 6 milyar yaşındayken yani 7.8 milyar yıl önce gittikçe genişleyişi yani nesnel cisimler birbirinden uzaklaşıyor).
3- kâinat gittikçe hızlanıyor (gittikçe hızlanarak genişliyor).
4- kâinat gittikçe yaşlanıyor ( kâinatın mekanizmalarının dinamizmi değişiyor yani bazı mekanizmalar yavaşlıyor bazı mekanizmalar hızlanıyor)…vb nedenler kâinattaki evrimleşmenin ve değişimin ana nedenlerindendir.
Ola ki özel yaradılış halleri hariç (Nesnel olmayana yaratık ve enerji halleri) ilk kozmik nesnel yaratıklar monoflatik/tek kökenli (Zerre İlahi Nur Kökenlidir) müteakiben nesnel canlılar polyfletik/aynı zamanda farklı çok atadan ve gezegenden kökenlidirler.
Doğanın insana tesirlerinin/etkilerinin aşamaları sırası şunlardır;
1-Düşünsel değişim ve etkileşim aşaması/basamağıdır.
2-Zihinsel değişim ve etkileşim aşaması/ basamağıdır
3- Sinirsel değişim ve etkileşim aşaması/ basamağıdır
4-Fizyolojik değişim ve etkileşim aşaması/ basamağıdır
5-Genetiksel değişim ve e etkileşim aşaması/ basamağıdır.
6-Bedensel değişim ve etkileşim aşaması/basmağı… Vb şeklinde oluş olasılığı çok yüksek gözükmektedir.
Türlerin uyum yetenekleri, ortam koşulları, ve dayanım güçlerinin evrimleşimlerindeki yeri, konumu ve etkisi büyüktür.
Çeşitlilikleri ve liyakatli değişimlerin gerekliliğini içinde yeşertip hayata uygulamayan; fert, kavim ve devletler özgünlüklerin saflığı ve fosilleşme nedeniyle çeşitliliğe ve değişime uyumlu fert, kavim ve devletlerin bodrumunda erken yıkılışa mecburdurlar.
Geçmişten geleceğe değişimin gereği olarak insanlar bedensel ve zihinsel (düşünsel ve nesnel) olarak kâinata nüfuz ederek; zihinlerinde tecelli eden doğa yaslarını sanal ve nesnel teknolojiye devşirerek sanal ve nesle araç ve gereçler ürettiler. Bu evcilleştirdikleri ve ürettikleriyle yani eşya ile doğayı ve kendilerini (diğer canlıları) kontrol edişe kalkıştılar.
Evrime ilave edilişi önemli bir konuda; sanal ortamdaki animasyon ve filmlerde ki konuların bazı insanlarda doğal tecellisidir. Ör. Kiksbox maçlarındaki davranışlar bu sanal ortamı taklittir.
Yapay, doğal, yarıdoğal ve sanal; olay, olgu, süreç, mekanizma, inanç, inanış, tapınış, ima ediş… Vb şeylerin insan zihninde tecellisine kişiliklerin olumlu tepki tercihlerinin ürünleri; Budhalar, Marxlar, Leninler, Mao Zedunglar, Darwinler, Edisonlar, Cengizhanlar, Einsteinler, Firavunlar, Nemrutlar…vb yaratıkları ve ürettikleridir.
Ola ki, dâhilerde, mucitlerde, kaşiflerde, vahşi sofilerde, vahşi ermişlerde...Vb doğal yasaların tecellisi çok farklı bir olaydır. -Ola ki-Belki de Allah (C.C) vahşi yaradılış kanunlarının insanda tecellisi sonucu olarak dahiler, mucitler, kaşifler, vahşi sofiler, vahşi ermişler...Vb ; dehası, uzmanı, bilgesi olduğu alan ve konuların kendilerinde (zihinlerinde ve düşünsel kalplerinde) doğal ve vahşi olarak tecelli ettiği ve bu tecelliyi benimseyerek hayata uygulayışı tercih eden insanlardır. Demirkuş 2011
Ola ki,
Einstein IP nosu – Işık hızı, genel ve özel göreceli kuramın kuantum mekaniği ile kuşatılışından ibarettir.
Darwin'n IP nosu-Canlıların evrimindeki filogenetik dinamik gelişimin ve değişimin metriksinden ibarettir. Aşkın etkili doğal-vahşi değişimlerin filogenetik gen havuzunun insan zihninde de tecelli edişinin evrim teorisi olarak ifade edilişinden ibarettir.
Edison ve Tesla'nın IP nosu-Doğal ve vahşi mekanizmaların insan zihninde tecelli edişinin (vahşi/doğal hidayetin) hayata Realsize-mekanize edilişlerinden ibarettir…
Buna karşılık Allah (C.C)'N peygamberlerin, Âlimlerin… Vb insanların kalbin de tecelli edişin ürünleri de; biri birini tamamlayan dinlere ait İlahi kitaplar (Âdem AS zamanı okul öncesi, Zebur ehli ilkokul, Tevrat ehli ortaokul, İncil ehli lise ve Kuran ehli Ahlak Üniversitesiyle tüm önceki bilgilerin hepsini içerir) edepli-peygamber ahlaklı insanlardır.
Ör. Asteklerin ve Yezitlerin taparak içinde (zihninde ve düşünsel kalbinde) güneşi tecelli ettirişi ya da güneşsel ilahlığın onlarda tecellisi!!!, putperestlerin taparak içinde putları tecellisi ya da putsal ilahlığın onlarda tecellisi!!, Zerdüştlerin taparak zihninde ve düşünsel kalbinde ateşin tecellisini ilahlaştırışı ya da ateşsel ilahlığın onlarda tecellisi!!, Bilim insanların bilimsel gerçeklere taparak zihninde ve düşünsel kalbinde bilimi ya da doğayı ilahlaştırışı ya da bilimsel ve doğal ilahlığın onlarda tecellisi!!… Vb ilahlaştırışlar kasti değil de cehaletten ise ola ki hoş görüyle icabeti Allah (C.C)'DAN dilenebilir.
İnsan nefsi genellikle düşüncesinin rahat ettiği keyif aldığı, hoşlandığı, sevildiği, emniyette oluş için…vb yer ve konumlarda mantığını çimlendirir. İnsanın rahat ettiği yerde aldığı kültür, edindiği alışkanlıklar, önemli gereksinimlerini sağladığı koşulları ve tiryakiliklerinin etkisindedir.
Ola ki yaratıklar yaratılmak istendikleri için yaratılmış (Değişmek istemeyeni değiştirmem diye Ayet ardır) ve daha sonra Allah (C.C) bilinmek istediği için kendini ve kendisiyle ilgili bilgileri insanlara bildirmiştir.
Allah (C.C)'N kıyamete kadar dinimi koruyacağım teminatı altında, İslam'ın modası geçmeyen ve geçmeyecek; değişmez farz, sünnet ve peygamberlerin uygulayışlarıyla tüm değişimlere açık dimdik geleceğe yönelişi gerekirken tam tersi birilerinin Müslümanların insanlarla kaynaşık yeni asri - ati değişim ve gelişimlere liyakatli uyum sağlayışlarına ve liyakatli değişimlerine; İslam Dinini ve Müslümanları; matbaadan, evrimden, siyasetten, internetten, dağılmaktan, yeni icatlardan, yeni ahlak hastalıklarından… Vb koruyorum işgüzarlığı, hamaseti... Vb. ile İnsanlığı ve Müslümanların hepsini 4 mezhep çarmıhına sıkıştırış hamarat ağabeyliği ve öncülüğü engel ve duvardır. Ya da kendi iç dünyasında ya da aralarında yeryüzünün en hayırlı kavimi çıkarsayışını bazı ayetlere dayandırış bedbahtlığı ve beyhudeliğine kapılarak, kavim olarak özel bir hukukumuz vardır siyoşovenist ayrıcalığından ve insafsızlığından Allah (C.C)'NE sığınırım. İslamiyet'in Allah (C.C)'N Resulüne en yakın kişiliklerle arasındaki farkları/farkındalığı düşünerek ve kavrayarak; sadece Kelime-i Tevhidi ("Eşhedu En La İlahe İllallah Ve Eşhedu Enne Muhammeden Abduhu Ve Rasulüh" Yani "Şehadet Ederim ki; Yegâne İlah ALLAH C.C'DİR, Muhammed AS Onun Kulu ve Elçisidir") samimiyetle zikir eden ve kabul eden herkesi affedeceğinizi (kovulmuşlar ve kasti şirk koşanlar ve/veya özel haldekiler yani ayetlerle cehennemle akıbeti bildirilenler hariç) bildiren-müjdeleyen yegâne rabbimiz Allah (C.C) aslında vaz geçilmez tek bir dogmayı farz kılmıştır (Şirk koşmayın!!!). Diğer ibadetlerin cezası çekilir ya da af edileceğini bildirmiştir (kul hakkı özel ve hariçtir). Bu islamyetin insan fıtrat çeşitliliğine bakış açısının yaratıklarca değer biçilemez güzelliğini ortaya koyuş açısından çok çok önemlidir!!! Değişmek istemeyeni Allah (C.C) değiştirmezmiş (ayet var). İslam'ın değişmez ayet, hadis, kural, kanun, uygulayış, diyet… Vb değişmez(sabit) gerçeklerin değişmez ortak paydası bütünlüğü ile tüm değişimlere karşı başattır. Belki de İslamiyet'in uygulayışlarını, Kuran-ı Kerimin tüm içeriğini ve Peygamberi (Rahmani/İnsancıl)n tüm uygulayışların kıyamete kadar Allah (C.C) adına 4 mezhebe radikal disipline ediş cüreti insafsızlık olur. Yani evrimleşmeye ve değişimlere karşı dinamik, akılcı, liyakatli çözümler üretmeyen; dinler, rejimler, yaratıklar, toplumlar, sistemler… Vb fosilleşmeye ya da yaşayan döngünün malzemesi oluşuna hak kazınırlar ve/veya sağlıklı yaşatıcı tepkiler geliştirmeyenler değişime ve evrime malzeme oluşa mahkumdurlar. Özel haller hariç değişimlere kapalı yani evrimleşmeye örtük yaratıklar hatta inançlar bile fosilleşemeye mahkûmdur. Çünkü değişimin zorlayıcı koşullarına çözüm üretilmediği için fosilleşmeye hak kazanır.
Dünya gezegeni insanlığın geleceğe yeşerişi için bir fundalık gezegen gibidir.
Ola ki uzaya yayılmış insanlarda 10 milyar yıl sonraki yaşanacak gerçek bir masal; tüm insanlar bir döllenmiş anne yumurtası içinde ve tüm insanlar bir gezegende imişler ama şimdi bu gezenin nerde olduğu araştırılıyor. Bu çıkarsayıştan hareketle; ola ki bir milyon yıl önce yeryüzünde yaşanmış gerçek bir masal; İnsanların hepsinin genleri bir erkeğin ortaya çıkışı ve sonrası aynı atadan transseksüel (eş cinsellerin) erkeklerden kadınsıların ve nihayet kadınların türeyişine/ortaya çıkışına kadar evrimleşme oldu. Ancak bunlar akılsız, ruhsuz ve hayvani (günah ve sevaptan sorumlu insan değil cahil, çocuksu, doğal ve vahşi insadırlar) insanımsı idiler. Dağa taşa tapmaya vahşi iman ve inanışın başlayış sürecine denk bir zamanda bu insanımsıların kâinata buharlaşan enerjisinden ve tüm kâinat topraklarının buharlaşan nüvesinin enerjisinden Allah (C.C) Âdemi As yarattı ve sonradan onun sol tarafından da Havva hatununu yaratı Ola ki Şeytan dünyada gidiyor (buharlaşan hayat enerjisiyle) geçici cennete kadara Adem AS'A ve eşine musallat oluyor. Yeryüzüne inişe kadarki insan serüveni böyle başladı.
Ola ki ilk yeryüzü insanımsılarda vahşi imanın (Allah (C.C) den gayri şeyler emekleyerek tapışın başlangıcı Ör. Astekler, Mayalar ve öncesi yaratıklara tapışın başlangıcı ve günümüzdeki vahşi tapınışın sonuçlar devam ediyor.) ortaya çıkışı ile buharlaşan düşünsel ve nesnel hayatın Allah (C.C) ye ulaşıp veya vahşi imanın Allah (C.C) ye ayan oluşu ile başlayan tapınış; Allah (C.C)'N meleklere “Ben bir halife yaratacağım ve sizde ona secde edeceksiniz” nidasına meleklerin icabetleri “Sizi yeterince hamt etmiyor muyuz yeryüzünde bir kan mı kopacak şeklinde olmuştur”. Allah (C.C) şüphesiz benim bildiklerimi siz bilmezsiniz diye buyurmuşlardır.
Değişim zamanı Âdem AS gelince Allah (C.C) secde için durumu melekler ve şeytanlara bildirmişti. İblisin imamlık ve muhtariyet tiryakiliğinde vazgeçmeyişinin bedelinde imamlık ve halifeliğin Âdem AS devir edilişinin acı hikâyesi ve ders alış bizim için çok büyük önem taşır. Değişim konusunda vahşi kavimlerin muhtariyeti terk etmeyişte fazla ısrar etmeleri beklide iblisliliğe kaçar.
Geçmişten geleceğe dinde değişimin gereği olarak; imamlık ve halifelik cinlerden insana (Âdem AS) verilmiştir. Müteakiben değişen asrın koşullarına yetecek kadar ilim ve kurallar peygamberlerle gönderilmiş ve bu yol İslamiyet'le tamamlanmıştır. Değişmek istemeyeni Allah (C.C) değiştirmezmiş. (ayet var).
Sonra serüven Âdem As yaradılışı meleklerin secdeye gidişi ve iblisin secdeye gitmeyişi küstahlığı ve sonuçta Âdem AS yeryüzü vahşi insan (Âdem AS nefsi) yaşam yerine inmiştir. Allah (C.C)'N dinlerini gönderiş süreci başlamıştır. İslamiyet'in son din olarak gönderilişi, tüm yaratıkların, olmuşların, olacakların hakiki serüveni ve senaryosu ayet ve hadislerle bildirilmiştir.
Ahrette hangi mezhepten olduğunuz sual edilmez. Peygamberi (Rahmani/İnsancıl)n tüm hayat döngüsünü (örneğin kelimeyi tevhidi samimiyetle getiren gayrimüslim bir insanı hangi mezhebe koyacaksınız ya da insanların hepsi İslam fıtratı üzere dünyaya gelirler hadisinden çıkarsayışı mantığı önemlidir.) Zındıklık ve fitneye neden olmaz inşallah. Tüm yaratık, yaratıksal her şeyi hatta tüm insanlığı İslamiyet ve Kuran-ı Kerim içinde konumlandırırken 4 mezhebe kementlemek insanları ümitsizliğe sevk eden bir insafsızlık olur. Radikal bir düşünceyle 4 mezhebe ve/veya mezhep çarmıhına tüm Müslümanları ve insanları sıkıştırmak ya da disipline ediş ola ki ya da bekli de dinde toplumsal radikal bir çarmıhtır, afettir, çok tehlikeli ve zordur. Sadece 4 mezhebin 4 de haktır demek ciddi bir iddiadır çünkü 4 mezhebin dışındaki Müslümanlara karşıda insaflı ve kolaylaştırıcı (cıvıklaştırıcı ve zındıklaşıcı olmamak koşulu ile) oluş önemlidir. Tüm insanlığın İslamiyet'te nasiplenişini sağlamak için bu konuda esneyiş ola ki bu asır evladır. Dini kolaylaştırın zorlaştırmayın(ama zındıklık aramadan cıvıklaştırmamak gerek) hadisi önemlidir. Mezhep radikalizmi ciddi sorunlara neden olabilir ve geçmişte olmuştur. Her kes bir tek kelimeyi tevhitten Hz. Muhammed AS'IN tüm uygulayışlarına kadarki yelpazede fıtratının kaldırabildiği ve hür iradesiyle tercih yapabildiği kadarını hayatına uygulayış için gerekli tüm olanak fırsat ve eğitimi önemlidir. Unutulmamalıdır ki Allah (C.C) insanların hepsini imanlı yaratsaydım öldürür tekrar insanı yaratırdım/Sanki insanlıkta monologluğu/tekdüzeliği ret ediş ayeti gibi diye ayeti vardır. İnsanların Rabbine, Sahibine ve ilahına sığın (Ayet vardır). Yani neden herkesin yani tüm insanlığın Müslüman yaratılmayışının yanıtı ortaya çıkınca insanlık ve İslamiyet rahat bir ortak paydada buluşacak.
Din radikallerine bunu çok iyi izah ediş önemlidir. Tüm insanları zorla, cebren ve hile ile değil örnek oluş ve liyakatli eğitimle Müslümanlığa davet doğrudur. Deneyimler göstermiştir ki; genellikle zorla Müslüman edilenler; ya samimiyetsiz, ya çokyüzlü ya da hükmünde kilerini menfaatleri için zorla Müslüman etmeye çalışırken, Örnek olarak Müslümanlığı sevdirenlerde örnek Müslümanların yaradılışına sebep olurlar.
Dini ve farzlarını insanların doğal ve yapay fıtratlarını zorlaştırıcı olarak dayatmamak gerekir. Kelimeyi tevhidi getiren herkes cennete gidecek vadi vardır. Diğer farzları getirmeyen bedelini öderler. Ancak dinin farzlarını neden dünyada uygulanışı gerektiği konusunun önemi öğretim, öğrenim ve eğitimde yeterince vurgulanarak verilişi önemlidir
Değişen hayat koşulları ile Müslümanlar arasına Berlin Duvarı gibi dikilip İslam Dinini; matbaanın, evrimin, internetin, siyasetin, demokrasinin… Vb afatından koruyalım derken, Müslümanların İslam'a dayalı asra liyakatli değişimini-uyumunu ve yeşerişini yaşayarak başarmasına bilerek ya da bilmeden engel olmak beklide af edilmez bir geleceğe talip oluştur. Toplumunu kontrol etmek amacına hizmet için İslam dinini koruyorum bahanesiyle İslam dinini değişimlere kapalı tutmak çok büyük bir sorumsuzluk ve cehalettir belki de en büyük bedbahtlıklardandır.
Liyakatli değişim önemlidir. Liyakatsiz değişim felaketlere yol açar. Dini aşamazsınız (Hadis). İslam dininin cumhuriyeti olmaz, rejim, cumhuriyet ve devletlerde yaşayanların dini olur. Dinin devleti olursa Siyonistleşir. Dini aşamazsınız ya da dini bir devlete sıkıştırmazsınız çünkü devlete tabi fertlerin bazıları doğal fıtratları gereği (bazı hallerde bazı fertlerin dinde olmaması gerekenleri vardır) dini kuralları kaldırmadığından ve insanın halife oluşu gereği hepsi Müslüman olmayacak/Ayet var. Devletin dine zorlayışı bazı yeniklikçileri ve dünyevi emare nefislere sahip insanlar ters teper (dinde zorlayış yoktur/Anne ve babanın çocuğuna dini terbiye yetkisini devlet elinden alamaz).Ola ki Devletleri, rejimler, yönetim sistemleri, kavimler dinin içinde fıtratları oranında liyakatli konumlandırış daha doğrudur.
Laik devlet olmaz, laik din olur. Dinler laiklikten aşkın oldukları için; laikliği teminat altına alan din olur dini teminat altına alan rejimler, devletler, milletler olamaz.
Dinin, rejimi, devleti, milleti, cumhuriyeti, insanı… Vb olmaz; inansın ve/veya kurumları kuran insanların dini olur. Dini aşamazsınız.
Dinlerin rejimlere ve/veya rejimlerin dinlere disipline edişi son derece hassas bir konudur. Bu konuda toplumsal hassas, geçerli ve yönlendirici değer yargıların rejimsel-dinsel kurallarla yönlendirişi, doğal-yapay fıtratların ortak payda ve özgünlüklerinin ilişkisel geniş yelpazeleri veya çevresinin pazılı alınır. Dini farz, sünnet ve uygulayışlarının, rejimin farz ve sünnetleri kusursuz eşleştirilişi rejimi dinin içinde çok doğru-kusursuz teminatla konumlandırılarak yapılmalıdır.
Neden çevremizi, kendimizi, mesleğimizi doğru tanımak ve insancıl adreslerde bulunmayı/bulunuşu refleks(alışık tepki) haline getirmek/getiriş farzdır? Doğru Adreste Duruşun 5 Kuralı; Doğru Adreste Duruş İçin Öğretim, Öğrenim Ve Eğitimin Mutlaka Asgari 5 Kuralı; Rahmani İnsancıl ve Peygamberi Adreste Duruşun 5 Kuralı;
1.Kuralı:
Kabulleniş. Rahmani insan oluş için dünyada bulunduğunu ve Rahmani doğru adreste duruşun refleksinin (alışık tepkisinin) kesinliğini kabul ediş. Değiştirmeyeceği ve/veya Değiştiremeyeceği şeyleri, İnsanlık Ailesi'ni ve kendisini olduğu gibi kabullenişe razı oluş gerekirse peygamberi ve insancıl değişime/lere talip olmak. Değiştirmeyeceği ve/veya Değiştiremeyeceği; fıtratı/yapısal, insani, çevresel … Vb her şeyi ve kendisini olduğu gibi kabullenişe razı oluş gerekirse peygamberi ve insancıl değişime/lere talip olmak. En azında yaratıkların değişmez kaderleniş kırmızı çizgilerini; örneğin, ölüm, bilmezlik, cehalet, aşkınlık… Vb niyet olarak kabulleniştir. Ayrıca tüm yaratıkları, her fert ve toplumun “Geçmişten Geleceğe Tüm İnsanlık Ailesi Çözmecesinin/Pazılının” gerekli bir parçası/üyesi olarak “İnsanlık veya İslam Devleti ve Birlikteliği” istemine, arzusuna, azmine ve gayretine razı oluştur.
2.Kural: Kendisini ve çevresini doğru tanıyış. Kendisini ve çevresini düz ayna mantığıyla değerlendiriş ve konumlandırıştır. Rahmani, insancıl, peygamberi, doğru ve dürüst tanıyış ve/veya dürüstçe iç dünyasına ve çevresine kendisini konumlandırıştır.
3.Kural:
Yeterince bilgili oluşu kabulleniş. Kendisini ve çevresini doğru anlamlandırış ve uygulayış için yeterince bilgili ve beceri sahibi oluşu koşulsuz kabulleniştir. Yaratıkların her şeyini ve mesleğini; doğru, dürüstçe, Rahmani/İnsancıl anlamlandırış ve uygulayış için yeterince bilgili ve beceri sahibi oluşu koşulsuz kabulleniştir.
4.Kural:
İnsancıl adreste duruş. Peygamberi (Rahmani/İnsancıl) bir ahlakta doğru adreslerde bulunuşu alışık tepki (refleks) ve alışkanlık haline getiriştir.
5.Kural:
İnsancıl Uygulayış. Öğrendiklerini Rahmani (peygamberi/insancıl) ahlak çerçevesinde alışık tepki (refleks) olarak hayata uygulayıştır. En Güçlü, Siyasi ve Menfaatperest adreslerde değil de Rahmani, İnsani ve Doğru adreste duruşun en güzel örneği; Allah (C.C)’N yardımıyla, Hz. Muhammed AS’IN çevresinde, zamanındaki krallıklar ve imparatorluklara ekmek peynirle hatta daha zor koşullara Rahmani duruşuyla İslamiyet’in yayılışını başarmıştır. Bu mantıktan hareketle doğru adreste bulunuşu alışık tepki (refleks) haline getirişin en kestirme yolu Rahmani, insancıl, peygamberi dürüstlük ve/veya peygamberi imanla hayatı yaşamak yeterlidir.Yaratıkların özellikle fert, kavim ve devletlerin; zihinsel, bedensel, düşünsel, amaçsal, menfaatsel... Vb adreslerini doğru tanımlayıp, belirleyip bildikçe onların hakkında daha doğru karar verir ve doğru adreslerde duruş olanağını elde ederiz.-Ola ki herkes her şeyi bilmeyecektir. Cüzi ilme sahipsiniz (Ayet vardır) .Yani en azında her kes bir şeylerin cahilidir.-Herkesin olanakları ölçüsünde; nesnel, iradi, sanal, düşünsel, toplumsal… Vb. kendine özgü özgünlükleri ve tercihleri olacaktır. İnsanın Ahlak Kanadı (Sağ) ve Meslek Kanadıyla (Sol) Eğitimin Hedefine Uçuşunun Amacı; Doğru Adreslerde Bulunuşun 5 Kuralı Uygulanarak Gerçekleşmelidir. Önemli olan amaç kişinin ve toplumun; olanakları, sıhhati, iradesi, bilgisi… Vb. çerçevesinde (insan pazılı/çözmecesi içinde) kendisini/kendilerini (özgün pazılı/çözmece parçası) peygamberi (Rahmani/insancıl/Hz. Muhammed AS’A Peygamberlik (S.A.V) gelmeden önceki 40 yıllık insani ahlakı) ahlak ölçülerinde verimli konumlandırışı doğrultusunda öğretim, öğrenim ve eğitimin mutlaka asgari doğru (yukarıdaki 5 koşul çerçevesinde) verilişinden kesin emin oluştur. İnsanlığın; fert, toplum, kavim ve tüm insanlık ailesi bazında, sokakta, tüm toplumsal ve yaratıksal alanlarda (özel haller hariç); diğer yaratıkları kıskandırıcı, ürpertici, tiksindirici, rencide edici, rahatsız edici, iştahlandırıcı, kışkırtıcı, küçümseyici, tahrip edici, tahrik edici, aşırı özendirici, şaşırtıcı, vahşi, aşkın… Vb. eylem, davranış, sohbet, giyim, kuşam, siyaset, öğretim, öğrenim, eğitim… Vb. bulunmaması gerektiğinin ve öneminin Rahmani (peygamberi, insancıl) ahlakla ilişkisinden emin olacağı kadar eğitilişinden mutlak emin olmalıyız. Sonrası kolaydır. Bundan sonrası kişinin/toplumun olanakları ölçüsündeki iradesiyle tercihleri onun/onların ölçüsünün kalitesini belirler. Yargısından emin oluruz. Hayvani ve İnsani Hürriyetin Farkındalığını kavrayış önemlidir.! ABD'DE Bazı Eyaletlerde Ör. State of Tennessee'de Yurtlarda ve Otellerde Evli Olamayan Erkek ve Kadınlar Aynı Odada Gerekirse Birlikte Kalabiliş Hürriyeti. Batıda sokak ortasında partnerlerin hayvani davranış ve eylemleri düşündürücüdür. Edepsizlerin, Edeplilerin ve Herkesin (Şerrinden Emin Ve Beri Olmak İçin); Her Mecliste Kendini İfade Ediş Köşesi Olmalı. Köşeye gelenlere ya da sıradaki her kese “Kendini İfade Edişin Edepli Ve Peygamberi Oluşun Önemi Dersi” ayrıntılı bir şekilde eğitimcilere verilmelidir. Bundan sonrası onların kendilerini ifade tercihleri onların ve temsil ettiklerinin edebini ve kalitesini ifade eder ya da belirler. Özet;1- İnsanlık Ortak Paydası Üyesi Olarak Payını (Özgünlüğünü) Peygamberi Konumlandırış. Değiştirmeyeceklerine Karşı Peygamberi Adreste Bulunuşu Kabulleniş. İnsanlık Ailesinin üyesi oluşunu ve baş edemeyeceklerini ve değiştiremeyeceklerini Koşulsuz kabulleniş. 2. Kendisi, Mesleği ve Çevresi hakkında yeterince bilgi sahibi oluşunun gereğini kabulleniş. 3. Kendisini ve Çevresini Düz ayna mantığıyla değerlendiriş. 4.Bildikleriyle Peygamberi (Rahmani/İnsancıl) bir ahlakla doğru adreslerde bulunuşu alışık tepki (refleks) ve alışkanlık haline geliştirir.5. Bildikleriyle kendisini ve çevresini düz ayna mantığıyla değerlendiriş ve Peygamberi / İnsancıl konumlandırıştır. kendisini Rahmani, insancıl, peygamberi, doğru ve dürüst tanıyış ve/veya dürüstçe iç dünyasına ve çevresine kendisini konumlandırıştır.
Sonuç; Doğaya Karşı Doğru Adreste Duruş Ne Demektir? Çevre Bilinci İnsanlarda Geliştirilerek Plastikler, Kâğıt, Şişe-Cam ve Metaller Çöp Değil Bunların Çöp Torbalarına Doldurup En Kısa Yoldan Hedefine Bakılmalıdır. İnsanlık doğaya ve birbirine karşı doğru adreste durmadığı için doğal ve yapay çevrenin ilkel ve vahşi insan sorunu ortaya çıkmıştır. Ola Ki Yaratıklar içinde hayırlı bir kişilik olmak için ola ki bu 5 kuraldan bir tanesine bile uymazsanız doğru adreste duramazsınız. Gerekli olduğumuz için yaratılmışız ve varız. Her insanı insanlık kitabının bir sayfası kabul edin. Kendi sayfanızı ve Yaşadığınız çevredeki kitap sayfalarını doğru tanıyıp bu sayfalar arasında doğru adreste duruşun koşulu irademiz çerçevesinde samimi, rahmani, hür ve adil oluştur. Eğer cahiller, caniler, tanımadıklarımız… Vb karşı doğru adreste duruşta başarılı olamıyorsak, ya diyetle yaklaşılmalı ya da cahillerden uzak duruluşa gayret edilmelidir. Cahillerden yüz çevir ya da uzak dur diye ayet ve hadis vardır.
Bu yaşam boyutunda her insan bir hayvanın sırtındadır. Kendini kontrol edebildiği kadar süvari kişilik, kontrol edemediği kadarda hamal kişiliktir ki buna nefis denir ya da atınızı (nefsinizi) kontrol edebildiğiniz kadar süvarisi kontrol edemediğiniz kadarda hamalısınız. Genlerimizi ne kadar irademizle kontrol edebiliyorsak her şeyimizin süvarisi, tersine ise her şeyimizin hamalıyız demektir. Bu koşullar ne kadar doğru yapılırsa rejim o kadar sağlıklı, sıhhatli ve uzun ömürlü olur. Bu koşulların sağlayışına en büyük engeller; fert-kavimlerin fıtratı-kültürel-inansal farklılıkları ve doğal-yapay toplumsal döngüdeki radikal menfaat-hırsların farzlarıdır. Ola ki insanlık 2-3 asır içinde insanlığın ana rahmi ve fundalığı olan yer küresinden uzaya doğacak ve çimlenecektir bunun doğal sonucu olaraktan insanın tek vatanı kâinat olduğu ilerde tüm insanlık uzun bir sürede tek kâinat vatan anlayışı ve ortak payda fıtratı güdük rejimlerle tevhit edilmiş kâinat vatanına ulaşacağına kuvvetle olasıdır. Onun için tüm dinlerde tüm insanlık için toplu dua ediliş, toplu paylaşım sorumluluğu, her kese yetenek ve fıtratı oranında toplumsal hizmetlerde iş verilerek konumlandırış ön plana çıkacaktır. Ne sana ne bana ne çıkarsa bahtına deyip 19. ve 20. yüzyılın deneme ve yanılmaya dayalı bilimsel insan yaratma eğitimi terk edilecektir. Dinleri tarih boyunca ceddi menfaatleri için dinin tüm değer yargılarını ve her harfini bile cetleriyle kuşatarak menfaatleri için hükmündekilerin cehaletinden yararlanarak, haklarını gasp ederek onların her şeyine ilahlaşarak siyasete kötüye kullanan fert ve kavimler deşifre edilecektir. Buna ilave olarak edepsiz ve vahşi ahlakın insanlık-tüm yaratıklar için ne kadar büyük potansiyel tehlike haline getirişin önemi kavranacaktır. Peygamber ahlaklı insanları eğitimle yaratılışın önemi, bilinci ve farkında lığı uzun bir süre hâkim olacağı gözüküyor. İnsanlığın toplu bilinçleniş çağı olacaktır. Ben peygamber ahlakını tamamlayış üzere geldim. (hadis var).
İnsanın halife oluşu hasebiyle/gereğince; hakkı, batılı, en ulvi ve en aşağılık her türlü ya da farklı düşünce işletim sistemlerini bedenlerinde ve zihinlerinde taşıyan gayri insani yaratık işletim sistemlerini temsilen aşkın bir yaratık popülasyonu/ları gözü/düşüncesi mantığı/bakış açını kesin olarak kabulleniş amaçlı insanlığı eğitiş önemlidir.
Doğal/vahşi, yapay, yarı doğal, peygamberi, bilimsel, meleği, insani ve mantıki işletim sistemlerini bir arada ilişkisel kullanılarak varılan sonuçlar aklidir.
Her yaratığın; atom-atom altı parçacıkların, elementlerin, kimyasal, mikroskobik, makroskobik … Vb yapılarının değişimle ilgili hayat hikâyelerinin, insan bedeni, zihni ve düşünsel sistemininkilerin hayat hikâyeleriyle ortak paydalarının ve özgünlüklerinin tek tek karşılaştırışı çok büyük önem taşır. İnsanın/ların her yaratıkla ortak paydası ve özgünlüğü ile ilişkisi/leri nedir ve ne anlam taşır? Sorusunun yanıtını liyakatli kavrayışı önemlidir.
İnsanlık olarak 20. YY da hemen her kavimin (kavimlerin) millet olarak tek kişiliklerin şahsiyetinde kümelenişin tecellisini ve dirilişini ya da cet çamurunun tevhidini tamamlamak üzereyiz. Buna direniş beyhudedir ve bu değişime uyum sağlamayan muhtariyetler değişenlerin altında fosilleşirler.Cet hapishanesini aşamayanlarda çeşitliğin şamarını yiyecek gibi görünürler.
Ola ki 21. YY insanlık ilimsellik ve bilimsellikle ilişkili filogenetik (insan Atasal) olarak toplu olarak nefsini kitleler halinde tanıyıp inancının kıblesinin realitesini kavrayışı beklenir.
Var olan laik eğitimle; bazı insanların bilimi, bazılarının da ilim ve dini ölü olarak yetiştiriliyorlar. Bazıları din, bazıları bilim, bazıları ilim cahili yetiştirilince iletişim ve bir birini anlayışı ve ortak paydada buluşa engel olduğu için insanlık geleceğe sıhhatli yol ve gelişim kat etmiyor.
Laiklik yalıtkan ve izole edici değil de liyakatli sosyal iletken ve ilişkilendirici olursa geçerli ve istendiktir.
Laiklikle dini, bilim, ilim, yönetim, siyaset toplum hayat döngüsündeki akışın mantıksal ilişkisini kangrenleştiriş decalliktir, bölücülüktür ve otistikleştiricidir.
Bu günkü vahşi ve bölücü laikle, çoğu evrimcileri geri dönüşümsüz din düşmanı ve/veya ateistleştirmiştir. Çoğu inananları da geri dönüşümsüz anti evrimci, evrim, evrimci düşmanı olarak cahilleştirmiştir.
Gelecekte Bilimin Evrimiyle İlgili Bazı Bilgiler;
Zaman, mekân… Vb sonsuz boyutun içinde sanal ve teknoloji boyutu insan tarafından oluşturulan yeni bir boyuttur.
1-Yapay zeka filmindeki robotun (eşyanın) insanca vahşi iman edişi ile ilk vahşi iman eden cahil ve doğal insanın yer yüzünde tecellisi.
2-Matrix filmindeki doğal hidayetin vahşeti ile vahşi insanın iman edilişinin tecellsindeki hayavani ve şeytani mekanizmasının süreçleri anlatılır. Bu film şeytani ve rahmani güçlerin mücadelesini dinsel (Hıristiyan'i) bir anlatımla ifade edişe çalışır.
3- Avatar fiilimi; saf doğal/vahşi inançlı kavimlerin, vahşi kapitalist teknolojik kavimlere karşı toprak mücadelesini izah eder. Ola ki Astekler, Mayalar, Kızılderili ... vahşi kavimlerin hayatının Avatar filmi; Hoolywood senaristlerinde tecellisi çok önemli olaylardır.
4- Avatar Son Hava Bükücü Filmi;Ateş, Su, Hava ve Toprağın gücünün insanda tecellisinin sonucu, bu 4 bileşenin ilişkisi gücünün mücadelesini ifade eder
5- Hoolywood senaristlerinde ya da bilim senarist filozoflarının ilerde aşağıdaki örnekler film konularında yerini alabilir. Örneğin, yer küresi doğal ve yapay yaşam ortam simülasyonu içinde Siber eşlerinizi sanal ortamda seçip yeterince flört ederek istemlerinize ait döngülerin bilgisayar doküman kaydı bittikten
sonra nesnel siber eşinizi sipariş verebilirsiniz. Aynı durumu; değer yargılarınıza uygun siber geyşalarınız, İslami ahlaklı Müslüman siber eşleriniz, siber ev hizmetçileriniz, siber bilginleriniz, siber iş arkadaşlarınız, siber danışmanlarınız için… Vb için sipariş verebilirsiniz. Siber bacaklar, kollar, kulaklar…Vb fiber karbon ya da hücrelerinizden klonlanmış yeni organlarınızı sipariş verebilirsiniz. Bu insan, siber yaratıklar arasındaki toplumsal uyum ve mücadele sorunları konu edilebilir



-Kavim;Yer yüzünde belli yaşam yerine/lerine, dil/dillere, vahşi/doğal kavim ahlakı ve özgün kültüre/lere sahip toplumlara verilen isim/addır. Yer yüzünde İbrahim AS'IN Milletine (Müslümanlara) Peygamberlerce getirilen peygamberi (Rahmani/insancıl/Hz. Muhammed AS’A Peygamberlik (S.A.V) gelmeden önceki 40 yıllık insani ahlakı) ahlakı dışında tüm kavimlerin ahlakı doğal ve vahşidir. Adem AS Öncesi ve bugüne kadar vahşi insanların (vahşi/doğal insanlar/İnsan Suresi/76 sure/ 1.Ayet) toplumsal yaşantı ve kavim kuruluşları hemen hemen hayvani ve hayvani güce ya da vahşi evrimsel güce entrikalara, hilelere dayalı yürümüştür yani güce ve zorbalığa dayanmadan (Akla ve mantığa dayalı savaşsız) çok az anlaşmaları olmuştur. Bilgisayar kasalarının; nesnel donanımlarının, işletim sistemlerinin ve yazılımların yakın geçmişi olmasına rağmen gerçek bilgisayar kasasının, nesnel donanımlarının, işletim sistemlerinin ve yazılımların; yapay evrimi ve orijini arasındaki ilişki ya da özgünlüklerinin tek tek ve birlikteliklerindeki yapay evrimi/leri ilişkisi bize doğal yaratıkların doğal evriminin gelişim biçimleri hakkında çok önemli bilgi vermektedir. Yeryüzündeki insanların geçmişteki ve günümüzdeki davranışları fert ve kavim bazında doğru okunarak; Ne Kadar Rahmani (Peygamberi), Ne Kadar Evcil (Ademi), Ne Kadar Vahşi (Maymunsu/Hayvani), Ne Kadar Şeytani (İblisi)... Vb Zürriyet oldukları insanlığın gerçek hayat hikayesi hakkında (evrimi) bize çok önemli bilgiler verir. Demirkuş 2013
 -Kavimler ve ümmetler insan çözmecesinin (pazılının) dinamik parçaları fertlerde ait olduğu parçanın dinamik dokuları gibidirler. İnsan şeytan değildir. Yer yüzü vahşi ve doğal insanları ve/veya insanımsıların dağa, taşa, doğaya bilime, ilime…Vb bir sürü şeye tapışı onun vahşi imanının tecellisinden beri vardır. Ancak Adem AS'LA kemale erdirilmişti. Tüm vahşi insanlar ve bu günkü onların devamı olanlar Hz. İbrahim AS'IN Ay'a, Güneş'e, Doğaya,… Vb vahşi tapışının ve vahşi imanın yani ontogenik (özgün-ferdi hayat döngüsü) vahşi döngünün Allah (C.C) tarafından ıslahatla kendine yönelişinin insanın filogenetik iman edişi çok benzerdir. İnsan iblisin (Azazil-İbn-İ menazilin) Ahlak işletim sistemini ve eylemlerini hayata uyguladıkları zaman şeytana benzemiş ya da uymuş olurlar. Şeytan Müslüman'a musallat ancak her türlü yani tüm insanlığın düşmanı yaratıktır sebebi de kendisinden halifeliğin alınıp insan verilişidir. Demirkuş 2011 İbrahim AS'IN ırkı ve milleti dışında tüm insanlığı doğal ve vahşi bir ve/veya birkaç kavime tevhit etmek ya da sığdırıp disipline etmek olası değildir. Salâvatı şerefenin okunuşu ve Sizi kavimlere ayırdık ki tanışasınız diye (Ayet var).

-Hiçbir yaratığın halifeliği kabul etmek istemediği halde insanın Allah (C.C) önerdiği halifeliğe hemen talip oluş cehaleti ve aceleciliği ilginçtir (Ayet vardır). Adem öncesi tapınan ve/veya inanan insanımsıların tümü, Adem AS sonrası insanların bir kısmı (Adem AS öncesi insanların/onların devamı gibi) sanki tüm yaratıkları anlamak için taparak yaklaşmış ve yaklaşıyor (Vahşi /Doğal İnanç). Sanki insan en aşağılık yaratık özelliklerinden en şerefli yaratığa kadar her türlü özelliği özünde bulunmakla tüm yaratıkları kuşatan ve tevhit eden özelliğiyle halifeliğini de her sahada ifade ediyor. Doğaldır ki insan bu yönü ve eylemleriyle; Şeytanları, Cinleri, Melekleri, Doğayı… Vb tüm yaratıkları kuşatması çok doğal ve gerekli gözükmektedir. Ben tüm insanları Müslüman ya da inançlı yaratsaydım öldürür tekrar bu günkü gibi yaratırdım.(Ayet var) Bu açılardan insanların farklılıklarını ( kâinatın en +, en 0 ve en- ...enlerini temsil eden ve kuşatan halife yaratıktır), ifrat ve tefritlerini, sıra dışılıklarını, özel hallerini; doğru okumak , doğru empati/eşduyum duymak, doğru anlamak ve doğru değerlendiriş çok önemlidir. Sanki insan şeytanın tüm sapıklık ve hilkat garibesi arzu ve istemlerini ve/veya onları aşacak şekilde çok yönlü ve kapasiteli yaratılmış bir yaratık gibi görünmektedir. Şeytan hiçbir zaman insanı ve insanlığı aşamayacaktır. Ateşin ilahlık arzusunu Zerdüştlerin kalbinde, Güneşin ilahlığa ilgi duyuşunu Yezitlerin Kabinde…. Vb tapan insanların kalbinde ya da taptıklarının Allah (C.C) ilahlığına sadakatinin delillerini insanların kalbinde keşif etmek ve/veya tüm yaratıkları insanda doğru okumak önemli bir yargı ve keşif olmalıdır. İnsanın özgünlüğünü doğru tanımak ve tüm yaratıkları insanda okumak, görmek, tanımak insanlığın geleceği için önemli bir yargı olmalıdır. Allah (C.C)'DAN insana af diliyorum. Bu bir temenni kurgusudur tabii. Belki de insanın halife oluşunun gereği olarak;her ahlak seviyesinde ve her türlü ifrat - tefriti makamlarda temsil edilmesi gerektiği için; Nemrut, Firavun , Atilla, Cengiz Han, Çin, Hitler, Karun, Lut AS kavmi, Hud AS kavmi, Semud Kavmi, Nuh AS Kavmi, Deccal…Vb nefislere (yaratıklara) yaşama ve yaratıklara tapışının tercihi yaşatılıyor ve hayat hakkı veriliyor. Bunu anlayışta sıkıntı çekmekteyiz. Bu konuda;insan alimleri, din alimleri ve bilim alimlerini peygamberi (Rahmani/insancıl/Hz. Muhammed AS’A Peygamberlik (S.A.V) gelmeden önceki 40 yıllık insani ahlakı) ahlak ortak paydasında tek insanda tevhidini dileriz. Böylesi insanın Allah (C.C) tapışını ve peygamber ahlakıyla tevhidini Allah (C.C)'DAN dilerim. Belki Müslümanlar o zaman rahat edeceklerdir. Bu açıdan her türlü insanın insanlığın yaradılış gereği ve amacı nedeniyle neden yaşatıldığına doğru empati/eşduyum duyulup yaşam hakkına ihtiyatlı yaklaşmalıyız. Ancak insanların yönetim hakkını sürekli ifrat ve tefritlere değil en akıllı ve rahmanilerine teslim etmek en doğru tercihtir.
Doğal Kavimler; Genellikle aynı örf, adet, değer yargılarına sahip, ayni dili konuşan, yakın yaşam yerlerin de yaşayan toplumlara doğal kavimler denir. Yapay kavimler hariç, dünyadaki tüm kavimler doğaldır. Bazı eski din ehli ya da bazı batılılar tarafından şeytan diye nitelenerek katledilen;(Filmi izleyin), Astekler , Mayalar, İnkalar, Kızılderililer, Aborcinler, Eskimolar, Doğal Afrika Kavimleri… Vb kavimlerin; hükmündeki, içindeki ve çevresindeki tüm kavimleri işgal edeyim hükmümle onların sırtından geçineyim şeytani, deccali ve iblisi zihniyetinden çok vahşi/doğal inanç ve imanlarının gereği insan olarak yaşamak istedikleri için insan olmak isteyen ya da insanca yaşamak isteyen doğal insanlardırlar. Bu dönem doğal/vahşi insanların; belki de çevresindeki hemen hemen tüm yaratıkların zilletine verilmesi ve ona boyun eğdirilişinin bilincini sezişi; onları doğaya ya saygı ile, ya tevazu ile , ya sadakatle ya da insan kurban edişin vahşi sadakati ve cehaletinin iman edişine götürmüştür. Belki de bu durum Allah (C.C) Adem AS'N yaradılışını tetikleyen sebeplerinden biri olmuştur. Sonuç olarak Adem AS ve Havva Annemiz özel yaratılmışlardır. Peygamberler ve Hidayet edilen âlim insanlar Allah (C.C) onların kalbinde özel Tecelli etmiştir ve özel donatılmışlardır. Ola ki; vahşi inanç, dahilik, mucitlik, milliyetçilik, demokrasi, kapitalizm, şovenizm, siyoşovenizm, Siyonizm, komünizm… Vb şeyler ve diğer tüm insanlar ilk yaratılan kâinattan bu güne kadar ki evrimin ürünüdürler ya da evrimleşmişlerdir. Sırasıyla önce İnsanın Yaradılışı (İnsan Suresi 2. Ayet) ve sonra Adem AS’IN yaradılışıyla ilgili ayetler tek tek ve ilişkisel düşünüldüğünde bir birini tamamlayıcı olduğu aşikardır. Belki de bu doğal/vahşi imanlı kavimlerin ya da insanların vahşi/doğal inanış ve imanları hürmetine Allah (C.C) Adem AS'I Yaratıp şeytanın kavminin (cinlerin) ve şeytanın imamlığını (iblisin) lağvedip gerçek ve sorumlu insanı (Adem AS) yaratıp halife kılmıştır. Daha sonra Adem AS yer yüzüne indirilerek vahşi/doğal kavimlerle zürriyeti harmanlanmıştır.. Adem AS ilk gerçek sorumlu insan kabul edilmiş ve İbrahim AS Milletine tabii olunarak bu güne dek zürriyeti vahşi/doğal insan zürriyeti içinde bereketlenmiştir. Vahşi /Doğal insanların çoğu cahil oldukları için Adem AS'IN zürriyetine ya da ona tabii olmak isteyen Müslümanlara doğal/vahşi ve cahil olan insanlardan yerine göre uzak durulması istenmiştir..
Yapay Kavimler; Kapitalistler, Komünistler…vb yönetim sistemlerince siyaset ve menfaat gereği oluşturulmuş kavimlerdir. Örneğini Güney Afrika Cumhuriyeti Beyazları.1-OIa ki Tüm vahşi Hayvanların ve bazı vahşi İnsanın düşünce sistemini tamamen doğa şekillendirmiştir. 2-Tüm Peygamberlerin düşünce sistemini Allah (C.C) değiştirmiştir. Sanki çoğu insanların düşünsel döngüsünün hayata uygulanışı bu iki cümle dizgesi içinde yer alıyor.
Doğal/Vahşi Milletler; Belli yaşam yeri, dil ve kültüre sahip çevresindeki kavimleri genellikle; inandırarak, cebren, hile ve siyasetle işgal ederek onları; özgünlükleri, düsturları ve menfaatleri çerçevesinde yönetilmeye mecbur kılan devlet olmuş kavimlere verilen isimdir. Dip diri yaşayan Kabe'ye, İslamiyet'e ve İbrahim AS'IN Milletine rağmen;Nemrut, Atilla, Cengiz Han, Firavun, Çinler, Hitler, Karun, Luti, Semudi… Vb milletlerin düşünceleri yeni kavimlere dönüştüğü, turizmleştiği ya da taştan harabeleştiği gibi coğrafik konum gereği olarak bir arada bulunma sonucunda devam eden eski harabe kültür ve nesiller dışında tüm doğal/vahşi milletler Allah (C.C) taktiri evrimsel değişimin gereği olarak bu ve benzeri akıbeti/leri yaşamaya mecburdurlar. Allah (C.C) değişimi kabul eder hatta değişmek istemeyen fert, kavim, toplum ve devletleri değiştirmezmiş (Ayet vardır). Değişen asrın koşullarına uyum için İslam dinini desteklemek üzere Âlim göndereceğine ve kıyamete kadar Müslümanlara icabet edeceğine dair Hadis ve Ayetler vardır.
İlkel ve Yapay Milletler; Kapitalistler, Komünistler…vb yönetim sistemlerince siyaset ve menfaat gereği oluşturulmuş milletlerdir. Ör. I., II. ve III., Dünya savaşlarının sonucunda ilkel veto imparatorluğu birlikteliğinin (veto yetkisine sahip ilkel devletler birlikteliği) menfaatleri gereği oluşturulan yapay milletler.
Gerçek ve İlahi Tek Millet;
İlk ve tek gerçek Millet İbrahim AS'IN Milleti'dir. Kâinat İbrahim AS'IN Milleti'nin hakikati ve düsturu üzerinde haşır olacaktır. Diğer milletlerin hepsi; dünyevi, ilahi/peygamberi terbiyeden mahrum vahşi terbiyeli ve vahşi kültürlerinin özgünlükleri şemsiyesinde Adem AS öncesi vahşi/doğal çizgi insanları olup hükmündekilerin özgünlüklerine yetersiz ya da asimilasyonla hükümlerini sürdürmüş ya da sürdürmektedirler. Bu çok doğal bir sonuçtur. Doğal hiçbir milletin kültürü/leri tam teşekküllü evrensel ya da ötesi değil vahşi eksik ve yetersizdir. Tarihte bir tek İbrahim AS'IN milletinin hükmüne tabii idare edilen kavimler asimilasyondan, cehaletten ve zulümden yakasını kurtarabilmiştir.Bir çok kavimde halen İbrahim AS'IN İslami kültür değerlerini kendi milli kültürü olarak dünyaya tanıtma cehaleti ve gafleti hatta belki de ihaneti içindedir. Allah (C.C)'NE yer yüzünde sadece Adem AS'IN zürriyetine icabet etmemiştir. Doğal/Vahşi kavimlerin zürriyetlerinede icabet ederek peygamber olarak ıslah etmiş ve lider kılmıştır. Ör. İbrahim AS'IN babası bir putperestti ve Nemrut'un cahil devletinden/milletinden uzak tutarak ıslah ederek kendine onu dost edinmiştir. Mekke'ye ve Kabe'ye kadar giden serüveninde her an rablik etmiştir. Onun içindir ki Peygamber efendimiz Rabbinizde tek (Allah (C.C)) babanızda tektir (Adem AS) diyip (Hadis var) Müslümanları Siyonizm afatından uzak tutmuş ve Siyonizm'den men etmiştir. Ben Arap'ım ama Araplardan değilim diyip (Hadis var) Müslümanları Şovenizm afatından uzak tutmuş ve doğal, yapay, millet, kavim, ailevi... Vb her türlü milliyetçiliği Müslümanlardan men etmiştir. Aslını inkar edenler bizden değildirler (Hadis var) kavimlerin özgünlüğünü kabullenmiştir. Birbirini tamamlayan bu iki hadis arasındaki ince çizgi çok net ve ders alıcıdır. Bunun kanıtı da her Müslüman kendi doğal kavminden İbrahim AS'IN kavmine kabulü için salavat-i şerifeyi okuyup Allah (C.C) dua eder ve dilekte bulunurlar.



Enerji: Bilinen tüm yaratıkların; yaratıldığı, oluşturulduğu, kişilik kazandığı, hal değiştirdiği ve geri döndüğü/dönüştüğü/dönüştürüldüğü varlıkların yaratık olarak potansiyel gücünü ve en büyük yaratık kümesini ifade eden bir kavramdır. İstisna hariç tüm enerji miktarı ve kapsamı tüm yaratıklardan daha büyük bir kavram ve yaratıksal kümedır. Enerji tüm yaratıkların kişilik kazandığı ve şekillendiği hamuru gibidir. Hayat Kümesi içinde bilinen en büyük gerçek küme ölüm kümesidir. Hiçbir yaratık bu kümeyi aşamaz. Enerji ise bu kümenin içindeki en büyük yaratık kümesini oluşturur.
       Kâinatta çeşitli enerji halleri mevcuttur Ör. katı, sıvı, gaz, ısı, radyasyon, ses, ışık, sanal, düşünsel, dijital.. Vb enerji halleri doğal ve sanal enerji döngüleriyle hal değiştirir. Sanki enerji kâinattaki ilk haline meyilli hal değiştirerek hayat buluyor. Şöyle ki enerji hal değiştirmeden uzun süre dengede duramamakta veya dengesizliğe (hal değiştirmeye) meyilli toplam(total) yaratık hamuru halleri gibi gözükmektedir. Doğada, hala doğa ötesine doğru evrimsel süreçleri yönlendiren 5 Temel Olgu ve Süreç (Evrimi Yönlendiren Temel Olgular ve Süreçler) ;1-Gittikçe hızlanan, 2-Gittikçe genişleyen, 3-Gittikçe soğuyan, 4-Gittikçe karanlığa gömülen ve 5-Gittikçe çekim güçleri alanları değişime uğrayarak (değişerek) değişen ve evrimleşen bir kâinat söz konusudur. Ola ki Özel İlahi ve Zikir… Vb Enerji Halleri Hariç, Diğer Yaratıksal Hiçbir Enerji Halleri 1039 -273 Santigrat Derece Arasındaki ( Belki de daha düşük ısıya gidecektir) Sınırı Aşamayabilir. Ona Hiçbir kötülük ve çirkinlik ulaşamaz (Ayet var) Enerji hiç bir zaman israf olmayacak bir döngü içinde devamlı yaratıkların kisvesi altında (yaratık olarak) hal değiştirerek ömrünü geleceğe taşımaktadır. Büyük kıyametle ( kâinatın ölümü ile) kâinattaki tüm enerji halleri ya da toplam kâinat enerjisi ölecek, yani aslına veya orijinine geri dönecektir. 

Enerji Hallerinin Dönüşüm Prensibi:Her enerji hali, bulunduğu veya değişen koşullara bağlı olarak, orijine doğru en ekonomik eşik minimum farklı enerji haline/lerine dönüşmeye meyillidir.13.8 Milyar Yıl öncesinden bu güne dek;1039 derece (ola ki Küllü Kainatın ilk zerre hali sıcaklığı) ile -273 derece ısılar arasında evrenin kütlesi, çekim güçleri, evrendeki atom altı ve atom üstü parçacıkların etkilenişi; Kâinat’ımızın bugüne kadar ki evrimini gittikçe hızlanan, genişleyen, soğuyan ve değişen çekim gücü 4 temel kuvvet yönlendirmiştir. Doğada, hala doğa ötesine doğru evrimsel süreçleri yönlendiren 5 Temel Olgu ve Süreç (Evrimi Yönlendiren Temel Olgular ve Süreçler) ;1-Gittikçe hızlanan, 2-Gittikçe genişleyen, 3-Gittikçe soğuyan, 4-Gittikçe karanlığa gömülen ve 5-Gittikçe çekim güçleri alanları değişime uğrayarak (değişerek) değişen ve evrimleşen bir kâinat söz konusudur. Ola ki Özel İlahi ve Zikir… Vb Enerji Halleri Hariç, Diğer Yaratıksal Hiçbir Enerji Halleri 1039 -273 Santigrat Derece Arasındaki ( Belki de daha düşük ısıya gidecektir) Sınırı Aşamayabilir. Ona Hiçbir kötülük ve çirkinlik ulaşamaz (Ayet var)

Enerji Hallerinin Evrimi:
Filogeni (Atasal/ceddi hayat döngüsü) ve ontogeni (tekil/ferdi hayat döngüsü) bakımından, kâinatın oluşumundan bugüne kadar ki tüm yaratıklardaki enerji hallerine ait döngülerin, kronolojik olarak ortaya çıkışları, ortadan kayıp oluşları, birbirine dönüşümleri, hal değiştirmeleri vb. ile ilgili süreç ve olguların değişimini ifade eden ilgili kavram-deyimdir. Ör.bilgisayarın sanal(işletim sistemi… Vb) ve mekanik enerji halleri, insanın düşünsel (akıl,zeka... Vb.) ve nesnel-bedensel enerji halleri

Enerji Hallerinin Filogenisi: kâinatın oluşumundan, ölümüne kadarki oluşan bir enerji halinin belli koşullarda;birden çok enerji hallerine ve/veya bir birine dönüşüm eğilimlerinin açılım kümelerini (enerji halleri filogenisini/Atasallığını) ifade eden kavram deyimdir. Örneğin,magmadan toprak çeşitlerine ve diğer enerji hallerine açılım ya da kâinattaki toz bulutlarından gezegen ve yıldız oluşumunun filogenik, Atasal ya da orijinik açılımı.

Enerji Halleri Döngüsü: Belli ortamlarda çeşitli enerji hallerinin bir arada biri birine dönüşüme meyilli döngüsünü ifade eden kavram-deyimdir. Ör;bazı canlılarda ki kreps döngüsü. Önemli olan bu mantık sistemini tüm yaratıklara ve kâinata güncellemektir.

 İnsanda Genel Enerji Halleri:  
1-Zihinde Kavramsal ve İmaj Enerji Halleri: Zihnimizde bulunan ve üretilen bilgilerin kavramsal ve imaj olarak kodlanmış enerji halidir. Aynı zamanda zihinde ve bilinçaltında kavramlarla ilgili depolanan bilinçaltı ve zihinsel altyapı bilgi birimi düşünsel enerji halleridir. Örneğin, Aşk, sevgi ve evrim nedir sorularına zihinde harekete geçen tepki ya da enerji halleridir.
2-Zihinde Düşünsel Enerji Halleri: Tefekkür ve düşünmekle üretilen; pozitif, negatif, nötr yani olumlu (+) olumsuz (-), nötr (0) varyasyon ve diğer enerji halleridir. Örneğin, Zihinde senaryolar üretmek.    
3-Nesnel-Bedensel  Enerji Halleri:
Genellikle ısı, ışık, ses, katı, sıvı, gaz, jel vb. enerji halleridir.
 
4-Duyusal, Duyuşsal ve Zihinsel Araç Enerji Halleri: Zihinsel düşünsel araçlar ve mevcut  duyularımızla ilgili enerji halleridir. Zihin bir düşünsel havuzdur. Örneğin, zeka, akıl, muhakeme, mantık, Batıni kalp, Batıni kalp gözü, Batıni kulak... Vb zihinsel ve düşünsel araçlarımızdandır.
5-Diğer Enerji Halleri:
Yukarıdaki kategorilere girmeyen enerji halleridir. Örneğin; sanal alemdeki internet bilgileri ve bilgisayarda kullanılan işletim sistemleri-sanal araçlarda sanal enerji halleri olarak düşünülebilir.

Döngüler
Doğal Nesnel Enerji Döngüsü;tüm nesnel doğal döngüler
Doğal Zihinsel Enerji Döngüsü;tüm canlıların zihin havuzundaki döngüler
Yapay Nesnel Enerji Döngüsü; hidroelektrik, termik, nükleer enerji döngüleri
Yapay Sanal Enerji Döngüsü;bilgisayarların ve medya ortamındaki tüm sanal bilgi döngüleri
Doğal ve Yapay dijital(hesabi) Enerji Döngüsü; Doğal ve nesnel döngülerin mantıksal yazılım ve matematiksel ilişki denklemlerinin bilimsel ve ilimsel döngülerindeki enerjiler.
Sanal Döngü;Nesnel ve sanal araçlardaki tüm dinamik ve statik görsel, işitsel… Vb her türlü bilgilerin döngüsüdür.
Melez Döngü (Yarı Nesnel, Yarı Düşünsel, Yarı Sanal Döngü.. Vb);Bir ucu sanal diğer uçları;nesnel, düşünsel… Vb ya da tam tersi olan döngülerdir.Yarı nesnel, yarı sanal ve yarı dijital(hesabi) döngü her iki veya çok tarafı döngü özelliklerini taşıyan.
Nesnel Döngü;Tüm nesnel alemlerdeki nesnel döngülerdedir.
Düşünsel Döngü;Yaratıkların zihin havuzu ve sanal-düşündel kalpteki döngülerdir.
dijital(hesabi) Döngü;Sanal, Nesnel, Yarı Sanal, Yarı Nesnel… Vb her türlü döngüdeki matematiksel karşılığı denklemsel ve bilgisayardaki yazılım mantığı döngülerin dönüşümüdür.
Toplusal Döngüler;insanla ilgili döngüler
Sürü Döngüleri;İnsan dışındaki nesnel canlıların döngüleri

Filogeni (Atasal/ceddi hayat döngüsü): Bir taksona ait canlı grubunun gerçek hayat hikayesini ifade eder.  

Ontogeni
(tekil/ferdi hayat döngüsü): Bir taksona ait ferdin gerçek hayat hikayesini ifade eder.




KAİNAT(DOĞA): Beş duyumuz ve teknolojik araçlarla idrak edebildiğimiz tüm yaratıkları içeren en büyük evrendir.
-Kâinat ebedi ve ezeli gerçek olan ilmin içinde geçici sınırlı ve sihirli hayat olarak yaratılmıştır.

KONUM:herhangi bir şeyin; bulunduğu, işgal ve nüfuz ettiği özgün ya da tanımlı alanın, hacmi, sistemi… Vb olarak tanımlanabilir.

BOYUT; Tekil  konumdur. Herhangi bir konum sistemindeki, yaratık... Vb ile ilgili aynı cinsten tekdüze ve genellikle tek düzeye meyilli  konumlara boyut denir.
Ör.En, boy, yükseklik, genişlik, derinlik, zaman, yön... Vb nesnel, antinesnel ve diğer kâinatlarda sonsuz çeşit ve sayıda boyut vardır.
Bir insanın kaç boyutu vardır? Sorusunun yanıtı belki de bir insandaki toplam; özgün nesnel, sanal, düşünsel... Vb diğer  boyutlarının toplamıdır denebilir.
Ör. İnsanda; en, boy, yükseklik, genişlik, derinlik, eylem, zaman, akıl, zeka, ruh, duygu, kişilik, sanal nefis, nesnel nefis… Vb boyutları vardır. İnsandaki boyutların sayısı genel olarak  döngüsel boyutlara sahip kâinatın boyutlarından daha fazladır. Yani insansız kâinat genel olarak döngüsel ve çekimsel boyutlara sahiptir. İnsan hem döngüsel hem çekimsel hem de serbest... Vb çok boyuta sahiptir.
Önemli not;Nesnel ve sanal kâinatlar(doğal) insanın kalbinin (nesnel beden, zihinsel beden havuzunu-hafıza havuzunu ve insanın diğer sanal araçlarını içerir) bir parçasıdır. “Yere göğe sığmadım kulumun kalbine sığdım.” hadis.
-Sanki insan yarı düşünsel-sanal-nesnel bir yaratık, içinde yaşadığı nesnel ve sanal kâinatın hepsi fert ve toplumsal bazda insan batını kalp havuzunda/hayat havuzunda yer alan;biyolojik hatırlama kodları beyin çekirdeğinde/sinir yumağında bulunan zihinsel havuzun nesnel, düşünsel ve sanal bilgi deposu ya da sanal-nesnel zihinsel havuzun hard diski (dinamik veri depo diski) gibidir.
-İnsan bedenen kâinatın bir parçasıdır. İnsanın tüm boyutları kâinatın bir parçası değil kâinat insanın kalbinin (nesnel beden, zihinsel beden havuzunu-hafıza havuzunu ve insanın diğer sanal araçlarını içerir) bir parçası kabul edilmesi belki daha mantıklıdır.Belki de insan nesnel olarak doğanın, doğada nesnel olarak insanın düşünsel-Batıni kalbinin bir parçasıdır veya insan bedenen nesnel ve sanal kâinatın(doğal) bir parçası, nesnel ve sanal kâinat ise insan kalbinin bir parçasıdır.1, 2, 3, 4, 5

- kâinatta bilinen, bilinmeyen boyutlar ve çok şey ya da tüm bu boyutlar veya her şey Allah (C.C) ilminin içindedir hiç bir şey onun ilminin dışında değildir. İlim içindeki ebedi boyutlar içinde yaratılmıştır. -Allah (C.C) mahlukattan(yaratıklarından) münezzehtir. Allah (C.C) insana şah damarından daha yakındır (Ayet var)
Hız Boyutu; Yaratığın;birim zamandaki eylemiyle;konum, mekan. boyut... Vb değiştirme-yönsel (mekan, zaman… Vb boyut değiştirmenin) ifade şeklidir. Var olan hız tanımı; birim zamanda alınan yol kâinatta her zaman ve koşulunda geçersizliği yakın zamanda kanıtlanabilirliği olasıdır. Hızla ilgili var olan formüllerin sonsuzlar ve sıfırlarla ifadesi bu konudaki hız tanımının yetersizliğine kanıt gösterilebilir. Hız çok sayıda boyutun tutkalı gibidir. Hız Tutkalı Sonsuzu Aşıp Ebedi Hıza Yaklaşırken, Zaman Sıfıra Yaklaşır ve İçinde Geçtiği Ya da İçerdiği Tüm Sonsuzların Kümeside Ölüm Sınırından Ebediyete Çimlenişe Başlar. Yani ebediyete Yaklaşır. Hız arttıkça içinde geçtiği ve etki alanındaki boyutlar kaynaşır/kaynaştırır. Kâinatlardaki (nesnel, anti nesnel, sanal, düşünsel… Vb) hızlanışın akıbeti ola ki bu olacaktır. Yani kütle çekim boyutlarının birleşimi, kaynaşımı, çeşitliliği ve çok miktarda enerji hallerinin hal değiştirip varlık alemindeki orijinine dönüşü olacaktır. Işık hızından daha hızlı olan düşünsel boyut içindeki hızlanışın bağıntılarının sonuçları yani düşünsel hız bağıntı ve ilişkileri araştırılması çok zevkli konu olacaktır ya da konudur. Ola ki Kütlesizlik olamaz her yaratığın bir kütlesi vardır; bazı yaratıklar ölçülebilir kütle sahibi, bazıları anti kütle, bazıları göreceli denge kütlesine sahiptir. Ör. bazı uzay boşlukları mekanları, çekim alanı ola ki ışık … Vb kültleri bir birini devamı veya yakındır. Yani en azında hareketli kütle konumunda bahsedilmelidir. Kütlesiz yaratık düşünmek belki de saçmalıktalar.
Allah (C.C) ebediyet boyutlarında ki ilimi içinde zerre nurdan nesnel, batini, sanal, düşünsel… Vb kâinatları ve tüm yaratıkları ilk yaradılış anında ebedi hızı yavaşlatarak farklı geçici hızlar yaratmıştır.
Mekan Boyutu;Klasik mekân tanımı; en-boy-yükseklik-bileşke… Vb fazla boyutu içinde barındırış özelliğine sahip tanımlı alan olarak bilinir. İlk mekân; nesnel, anti nesnel… Vb kâinatların ilk yaradılışında yerler, göklerin, aradakilerin… Vb varlıklar alemindeki kaynaşık ve yapışık boyuttan yaratık boyutlarına doğru değişimi için; kâinatların gittikçe hızlanış ve genişleme için uygulanan güçle ilk oluşan çekim güçlerinin ve kuvvetlerinin çekim alanı/alanları ilk mekan-mekanlardır. Belki de en küçük geçici mekân/İlk küme/küme sınırı-mekan-sıfırı/Ola ki ilk uzaydır. Ancak bu ilk uzay (ilk mekan) saliseden sonsuz küçük bir anda ışık hızından daha hızlı sonsuz bir hızla Arşın altındaki suyu yutarak (İçin de İlk Kainatın yaratıldığı Arşın altındaki ilk su deryası) Arşa ulaşacak şekil de hala genişlemektedir. Kainat yaratılmadan önce Arş suyun üstündeydi. Arşın altındaki suyun içinde Kainat yaratıldı. Ola ki Kainatın içinde yer aldığı uzay mekanı hala arşı suyunu yutarak sonsuz hızla genişlemektedir. Ola ki kainattaki su çeşitlerinden birisinin kökeni de arştan kainatın uzay mekanına sızan-indirilen su olması gerekir. Bu ilk mekana doluşan; atom altı parçacık ve çeşitli enerji hallerinin alt birimleri de ilk yaratıklar ve ilk küme elemanlarıdırlar. Matematiksel ve yapısal olarak mekân bir yaratıktır. Ola ki ilk yaratıklar ilk mekânlardır. Bu gün bilinen en büyük mekân kainatın ilk yaratıldığı andaki en dış kısmının hala hızla genişlediği (kıyamete kadar genişleyecek/göğü hala göğü genişletmekteyiz/Zariyat 51. Sure 47. Ayet) mekandır ve en büyük nesnel mekân kâinatı kuşatan kozmik ağ kümesi mekanıdır. Hidrojen atomu çekirdeğinin mekanı; yörüngesi ve içindeki çekim alanı kabul edilebilir. Mekanın yaratıklardaki karşılığı aktivite gösterdiği, etkilendiği, etkilediği alanın dış sınırlarıyla tanımlanır. Kainat Yaratılmadan Önce Arşın Altındaki Bahsedilen Suyun İçinde Yaratılan İlk Uzay ilk mekandır. Nesnel, anti nesnel… vb kainatların ilk yaradılışında yerler, göklerin, aradakilerin… vb varlıklar alemindeki kaynaşık ve yapışık boyuttan ilk (kainatların ve her şeyin sonuz-ebedi güçle yapışık olduğu zerre ve matematiksel ilk zerre nokta yaratık) yaratık boyutlarına doğru değişimi için; kainatların gittikçe hızlanış ve genişleme için uygulanan güçle ilk oluşan çekim güçlerinin ve kuvvetlerinin çekim alanı/alanları ilk mekan-mekanlardır. Belki de en ilk ve en küçük mekânlardır. Bu ilk mekâna doluşan (suyu gökte indirdik diye ayet var); Arşın Suyu (Kainatın içinde yaratıldığı kainat öncesi su), atom altı parçacık ve çeşitli enerji hallerinin alt birimleri de ilk yaratıklar ve ilk küme elemanlarıdırlar.
Allah (C.C) ilmi içindeki her şeyin birbirine bitişik ve yapışık var olduğu ebedi boyutlardaki varlıklar âleminden zerre nurdan nesnel, batini, sanal, düşünsel… Vb kâinatları ve tüm yaratıkları yaratırken;ebedi hızı, ebedi mekanı ve ebedi zamanı, ebedi eylemler... Vb yavaşlatarak kâinatlarda dengeli/dengeleyici ; zıt yön-konum-zaman-mekan… Vb geçici boyutları yaratmıştır.
-İlk Mekansal Küme Sınırını İfade Eden İlk Sıfır ( İlk küme/küme sınırı-mekan-sıfır/Ola ki ilk uzay)=00; tüm sonsuzlar, geçmiş, gelecek, yaratık, tefekkür (özel haller hariç) …Vb hiçbir olay, olgu, süreç, eylem, yaratıklar, zaman, sonsuzlar, hızlar… Vb hiçbir şeyi, İlk Mekansal Küme Sınırını Sıfırını (ilk mekanı-ilk küme sınırını-ilk sıfır) ve İlk Zamanı aşamayacaktır. İstisna hariç hiçbir şey mekansız-kümesiz-sıfırsız ve zamansız düşünülemez. İstisna hariç her şey ilk mekan-ilk küme-sıfır ve ilk zaman içindedir. İstisna hariç her şey en az bir ve/veya birden çok mekan içindedir.
-Belki de çok az sayıdaki istisnalar ve özel haller hariç:
a-Her şey en azından yaşamsal olarak mutlaka bir mekanın içinde matematiksel olarak bir küme sınırı içinde rakamsal olarak bir mekan sıfırı içindedir.
b-Düşünsel, nesnel, zihinsel, sanal, nesnel, eylemsel…vb tabanlı her şey ; yaşamsal döngülerde (yaşamsal matematikteki) ilk mekanın içinde, matematiksel olarak ilk küme sınırı içinde matematiksel alfabe olarak ilk sıfırın içinde yer alır yada bunları aşamazlar.
Bu mantıktan çıkarsayıştan hareketle olabildiğince en azında doğadaki her şeyin; yaşamsal matematikteki (yaşamsal döngüdeki) karşılığı, kümesel matematikteki karşılığı ve matematiksel alfabedeki (rakam, sayı ya da matematiksel kavramdaki) karşılıkları liyakatli ve doğru konumlandırılırsa tüm matematik çeşitleri (nesnel, doğal, yapay, yarı doğal, nitel, nicel, eylemsel, ilişkisel...Vb "Doğal ve Evrensel Matematik" alt çeşitleri) arasındaki fermuarların ilişkisel dişleri doğru örtüşür.


Eylem Boyutu;Canlı, Cansız ve diğer tüm yaratıkların iradeleri denetiminde/kontrolünde veya iradeleri dışında ürettikleri tüm eylemlerin özgün ve genel boyutlarıdır. Büyük kıyamet sonrasında yaradılışla ebedi hıza ulaşıldığında tüm eylem boyutları birleşerek ebedi eylem boyutunda yer alacaklardır.
Düşünsel Boyut (Hafıza Boyutu);Kendilerine akıl, ruh ve vicdan emanet edilen tercih sahibi yaratıkların düşünsel aleminde ürettiği sonsuz hızdaki (zikirullah için ebedi hızdaki?) tefekkür-düşünce ürünü düşünsel enerji-düşünsel eylem halleridir. Hafıza meleklerince ayakta tutulduğuna dair hadis vardır.
Batini Kalp Boyutu;Zahiri ve batini kâinattan daha büyük tüm yaratılmış ve hayat bulmuş yaratıkların aşamadığı ve içinde haşır olduğu en büyük kapasite ve havuzdur. Yere göğe sığmadın kulumun kalbine sığdım/Kuran-ı Kerim (C.C)'N Hz. Muhammed AS'IN Kalbine İndirilişiyle ilişkilendirişe çalışın (hadis var). Allah (C.C) insanda tecelli ettiği geçici mekandır.
Hz. Muhammed AS'IN Batıni kalbini temizleyip kuran ilmini ve peygamber ahlakını yükleyen Allah (C.C) ona oku emrini vermiş ve onu eğitmiştir. Takiben Hz. Muhammed AS kalbindekileri peygamber ahlakı hasletleri ve Hz. Kuran bilgilerinin tümünü hayatına uygulayarak, mantığına, bilincine ve davranışlarına mekanize ederek alışık tepki ve zamanla alışkanlık haline getirmiştir (gelmiştir).Peygamber ahlakı hasletlerini kazanmak ve yaşantısından hayır görmek için insanlara da Hz. Muhammed AS'IN davranış ve eylemleri örnek gösterilmiştir.
Zaman Boyutu;Zaman bir yaratıktır ve ebedi hayatın parçalanmış geçici boyutlu kâinatlarda genellikle!!! hıza bağlı olarak değişir. Sanki zaman ömrün ve geçici hayatın ölçüt boyutudur. Yaratık olmanın vasfı olan bir boyuttur. Zamanın varlığı tüm yaratıklara yapışık olarak yaşar. Yaratık ebedieşse bile zamanın girdabından kurtulamaz. Zaman diğer boyutlar gibi hıza bağlı olarak değişir ve yaratıklar açısından ebedi hızda yok edilemez ancak sıfıra yaklaşır. Zaman Boyutu; aklı, ruhu olan yaratıklar ve diğer bazı yaratıklar da uykuda ve uyanıkken farklı algılanabilen, hıza bağlı olarak uzayıp kısalabilen hatta ebedi hızla (Allah (C.C) izni ile) ölümsüzlüğe (ebediyete) kavuşabilen bir yaratıktır.
Allah (C.C) ebediyet boyutlarında ki ilimi içinde zerre nurdan nesnel, batini, sanal, düşünsel… Vb kâinatları ve tüm yaratıkları ilk yaradılış anında ebedi hızı yavaşlatarak farklı geçici hızlar yaratmıştır. Bunun sonucunda ebediyetten geçici zaman parçaları, ebedi mekandan geçici mekanlar, ebedi eylemlerden geçici eylemler yaratmış ve bunlardan bu günkü var olan kâinatlar ve yaratıklar sistemini yaratmıştır. Sonra sistemin içinde değişen koşullara uyum sağlayan yaratıkların yaşamasına olanak sağlayacak şekilde türeme ile veya değişik şekilde yaradılış yasaları ve kurallarını; yaratıkların ve sistemlerin yaşam döngülerinde alışık tepki (refleks) ve alışkanlık haline getirtmiştir. Her zaman parçası bir boyut birimidir. Ebedi hıza ulaşılınca tüm boyutlar birleşerek ve genleşerek doyuma ulaşmış ebediyete ulaşır. Batıni kâinatın 1 zaman biriminin zahiri kâinatın 50 bin katıdır, Yerler ve Gökler yapışıktı onları biz açtık, Allah (C.C) her şeyi nurundan yarattı, Onun (Allah (C.C)) her şeye gücü yeter ve her şeye kadirdir. Allah yerlerin ve göklerin nurudur. Ayetler var.
Zaman Baki (Ezeli ve Ebedi… olan) Allah (C.C)'N yaratıklara geleceğe doğru ya da yönde verdiği geçici hayatın birimsel ifadesidir. Zaman yaratığın/ların geri dönüşümsüz hal değiştirişine kadarki çevreyi etkilediği ve ondan etkilendiği ve/veya ürettiği hayat ölçeği denebilir. Yaratıklar ebedi yaşantıya katılışla (ebedi hıza ulaşan yaşantı ve/veya hayatlarıyla) zamanı ölçülemeyecek derecede asgariye ya da minimuma indirgeyecektir. Kaç nefes almış ve vermişseniz, bu nefes ve kalp atışlarıyla kaç birim görüntü ve veya/ve ne kadar hayat çevrenize enjekte edip ve/veya enjekte almış ve üreterek yaymışsanız… toplamı geçici hayat sıfatınızı uzunluk ölçüsüdür. Ola ki; kainatın hızlandığı dış kabuğunda sonsuz hızdan ebedi hiza doğru bir hızda ortam mevcuttur. Bu ebedi hıza yaklaşan kainattaki nesnel, düşünsel, sanal..vb enerji halleri olaylar olgular zamanın erimesi nedeniyle sonsuz ve ebedi arası bir mekanda kainattaki tüm yaratıksal buharlaşan hayatsal enerji birikmektedir. Bu mantıktan hareketle tüm yaratıkların hayat sıfatlarının uzunlukların doğum-ölüm ya da ortaya çıkış ve geri dönüşümsüz hal değiştiriş arasındaki toplam hayat kümesi o yaratığın ömürsel uzunluğu ve/veya eylemsel yaşantı kümesidir.
l
Kültür ve Doğal Alfabe Nedir? Neden Aklı, Mantıki ve Peygamberi (Rahmani/İnsancıl) Islahata Gereksinimi Vardır?
Yeryüzünde ki kültür alfabelerinin harfleri ve sembolleri; doğal ve yapay elementlere, kavramlar ve isimlerde; doğadaki yapay ve doğal bileşiklere benzer. Elementler, atom altı parçacıklar, enerji halleri birimleri, canlıların yapı taşları, harfler ve semboller; oluşumların/oluşturduklarının ve yaratıkların lego parçacıkları ya da yaratık hamurunun alfbeleri-malzemeleri gibidirler. rastgele bir araya geldiklerinde her zaman anlamlı kelime, isim ve bileşik oluşturmazlar. Aynı durum canlıları oluşturan doğal alfabetik alt birimler (canlıları oluşturan yapı taşları) içinde söz konusudur. Bu nedenle yer yüzü kültür alfabelerinin hepsi doğal/vahşi zekâların, deneyimlerin ve denemelerin evrimsel ürünüdür. Akli, mantıki ve peygamberi (Rahmani/insancıl/Hz. Muhammed AS’A Peygamberlik (S.A.V) gelmeden önceki 40 yıllık insani ahlakı) ahlakla ıslah edilmesi ve geliştirilmesi gerekir ki insan beyni, zihni ve kalbi insani iletişimde en az kusurlu kemale ersin. Bu amaçtan insanların beyin, zihin ve kalp havuzundaki bilgilerin;görsel, işitsel, eylemsel, davranışsal, tatsal, bilişsel… Vb kodları günlük hayatta iletişim de kullanılan alfabe ve lisanın; harf, sembol, kelime, kavram ve kodlarından, daha sade ve daha çok benzerdir. Örneğin,kırmızı elmanın, yaratık görüntülerinin ya da doğadaki tüm ( hayvan, bitki, rüzgar... Vb seslerinin) seslerinin tüm insanların (engelliler ve bazı istisnalar hariç) zihnindeki bilişsel, eylemsel, görsel, tatsal, kokusal, davranışsal... Vb kodları hemen hemen aynı dır. Ama kültür dillerinde kırmızı elmanın, yaratık görüntülerinin ya da doğadaki tüm ( hayvan, bitki, rüzgar... Vb seslerinin) seslerinin her kavimdeki isimlerin/kavramların ya da kavram-isimlerini zihin havuzundaki kavramsal kodlanışı farklı olduğu için iletişimi vahşi, doğal ve zor olmaktadır. O zaman çözüm olarak;"Algıda; Özgünlük/Özgün Pay, Değişmezlik/Ortak Payda, Değişkenlik/Değişken Pay, Değişirlik ... Mantık Kümesi Kurgusu" Kuralına uygun olarak kırmızı elmayı, yaratık görüntülerini ya da hayvan seslerinin zihinsel bilgi biriminin ifadesine ve konumuna en uygun kavramlarla iletişimde ve eğitimde öğretirsek her kes kırmızı elmayı, yaratık görüntülerini ya da hayvan seslerini daha rahat anlar, günlük hayatta ve iletişimde kullanır. Bunu tüm kavimlerin (insanların) beyinleri, zihinsel havuzları ve batini kalplerindekileri de kodlanmış kültürel isimler, kavramlar/kavram-isimler hepsi için düşünüp günlük hayatta hepsini kırmızı elma mantığı ve örneği gibi uygularsak insanlığın akli, mantıki ve peygamberi (Rahmani/insancıl/Hz. Muhammed AS’A Peygamberlik (S.A.V) gelmeden önceki 40 yıllık insani ahlakı) ahlaklı ortak iletişim alfabesi ortaya çıkmış olur. Tüm kavimlere ait yazımsal ve konuşsal ya da hem konuşsal hem de yazımsal:alfabelerinin, lisanların ve dillerinin; Ademin dilinde vardıkları ortak payda ve özgün;işitsel, yazımsal, görsel, dokunsal, tatsal, hissel … Vb özellikleri bilgisayar ortamında kökenlerine/köklerine, hecelerine/ ses parçalarına kadar sadeleştirilerek yeniden matematiksel iletişim ve alfabe mantığıyla ya da kozmik (evrensel) ötesi atom altı parçacıkların çeşidinin her birini kozmik alfabe kabul ederek oluşturulan yani kuantum alfabesi sade iletişim mantığıyla veya her yaratığı matematiksel küme elemanı kabul ederek ve her şeyi, tüm bilimleri-tüm kâinat ve yaratıkları bu kozmik matematiksel kümeler denizi içinde yüzen elemanları temsil eden “Kozmobiyomatematik, Evrensel, Uzaycanlımatematik... Vb (Simetri, Kuantum, Standart, Sicim-İp-Halka, Paralel Evrenler, Şişme, Evrim...Vb her şeyin kuramlarına uyumlu)” alfabe mantığıyla; ilişkisel, organize, disipline ve kategorize edilerek hayata uygulanabilir. Demirkuş 2010.


ZAMAN; İstisnalar hariç genel olarak herhangi bir konumda, boyutta… Vb ölçülebilir hız sınırı varsa orda zaman boyutu var demektir. Zaman Baki (Ezeli ve Ebedi… olan) Allah (C.C)'N yaratıklara geleceğe doğru ya da yönde verdiği geçici hayatın birimsel ifadesidir. Zaman yaratığın/ların geri dönüşümsüz hal değiştirişine kadarki çevreyi etkilediği ve ondan etkilendiği ve/veya ürettiği hayat ölçeği denebilir. Yaratıklar ebedi yaşantıya katılışla (ebedi hıza ulaşan yaşantı ve/veya hayatlarıyla) zamanı ölçülemeyecek derecede asgariye ya da minimuma indirgeyecektir. Kaç nefes almış ve vermişseniz, bu nefes ve kalp atışlarıyla kaç birim görüntü ve veya/ve ne kadar hayat çevrenize enjekte edip ve/veya enjekte almış ve üreterek yaymışsanız… toplamı geçici hayat sıfatınızı uzunluk ölçüsüdür. Ola ki; kainatın hızlandığı dış kabuğunda sonsuz hızdan ebedi hiza doğru bir hızda ortam mevcuttur. Bu ebedi hıza yaklaşan kainattaki nesnel, düşünsel, sanal..vb enerji halleri olaylar olgular zamanın erimesi nedeniyle sonsuz ve ebedi arası bir mekanda kainattaki tüm yaratıksal buharlaşan hayatsal enerji birikmektedir. Bu mantıktan hareketle tüm yaratıkların hayat sıfatlarının uzunlukların doğum-ölüm ya da ortaya çıkış ve geri dönüşümsüz hal değiştiriş arasındaki toplam hayat kümesi o yaratığın ömürsel uzunluğu ve/veya eylemsel yaşantı kümesidir.


Zamana Bağlı Olarak Doğadaki Genellemeler;BİLİNENLER<TÜM  VARLIKLAR< BİLİNMEYENLER !? <BÜTÜN ENERJİ (Geçişken-hızlı dönüşen özel enerji halleri ve diğer haller ihmal edilmiştir).


-Doğal (vahşi), Yapay ve Yarı Doğal Alfabelerin- Sembollrin Örgüsü/Kümesiyle Doğadaki ( kâinattaki) Tümdengelim ve Tümevarımların Bazı Sonuçları ve Genellemeleri. Demirkuş 2010 
 

Sembollerle, Harflerle, Rakamlarla ve Küçük Yapıtaşlarıyla; Evrensel Alfabeye, Evrensel Dile, Evrensel Lisana ve Doğal ve Yapay Genellemelere Varış     
                                                                              
                                           
1-Doğal ve Yapay Kimyasal Yapı Taşları (Periyodik Cetveldeki  Tüm Semboller...) nas1-Doğadaki Tüm Bileşikler-Karışımlar... Vb  (Ortak Kimyasal Alfabe ve Dil)  
                                             
2-
Doğal ve Yapay DNA, RNA, Protein... Vb;gen asiti bazları, amino asitler... Vb Canlı Yapı Taşları (Moleküler Tüm Semboller)
nas 2-Doğadaki Tüm Yaşamış ve Yaşayacak Canlılar... Vb  (Ortak Canlı Alfabesi ve Dili) Belki de istisnai canlı yapı taşlarına sahip yani dünyadaki nesnel canlıların yapıtaşından farklı yapıtaşlarına sahip nesnel canlıların doğada bulunma olasılığı çok olağan gözükmektedir!!

3-
Tüm Sayılar ve Semboller (Matematikteki)    nas     3-Tüm Matematiksel  İşlemler.  ( Ortak Matematiksel Alfabe ve Dil
            
4-
Tüm Doğal Kültür Alfabelerine  Ait  Harfler- Semboller         nas     4-Tüm Dillerdeki;Sözcükler, Kelimelerden  Mantıklı Yazılımlar (Ortak Kültürel Alfabe ve Dil )

5-
Tümdengelim-Tümevarımla Geçmişe Ulaşılırnas     5-Tümdengelim-Tümevarımla Geleceğe Ulaşılır 
 
6-
Orijine Doğru Küçülen Sistemlerdeki Sadelik ve Benzerlik Artışı  İNSANLIK DÖNEMİ (Sistemdeki Mükemmellik) nas 6-Geleceğe Doğru Genişleyen ve Büyüyen Sistemlerdeki Sadelik ve Çeşitlilik Artışı

7-
Ortaya Çıkma- kodlanış –Küçülme-Sentez nas     7-Genişleme-Değişme-Büyüme-Analiz (Doğal Genellemeler ve Doğal Analizler )

8-Hayat Elektronu Atom Sistemleri + Mikro kâinatlar ve Ötesi nas 8-Yer Küresi Hayat Gezegeni Yıldız ve Gezegen Sistemleri + Makro kâinatlar ve Ötesi
   

GEÇMİŞ<Parçacık Fiziğindeki Paçacıklardan Daha Küçük Parçacıklar-maddenin evrendeki en basit,sade halı-plazma boncukları+Miroskobik Işık Halleri+Diğer Mikroskobik Enerji halleri (Mikro Parçacıklar, Yasalarda Sadelik ve Artan Benzerlik) nas Organizmalardaki ve Yasalardaki Sadelik-Mükemmel Komplikasyon İlişkisi+Mükemmel Enerji Halleri (İnsan Organizması) nas Devasa Makroskobik Paçacıklar + Makroskobik Işık Halleri + Diğer Makroskobik Enerji Halleri (Parçacık, Yasalardaki Sadelik ve Artan Çeşitlilik)>GELECEK
                                                                                                                     
          
DÜNYEVİ  İNSAN ÖNCESİ KAİNAT VE
DÜNYEVİ İNSAN SONRASI KAİNAT UZAY ÇAĞININ ÖNEMLİ KAVRAMLARINDAN BİRİ OLACAK (İ.Ö VE İ.S);

İnsan, Hayvan, Doğa ve Bilgisayarın Karşılaştırılması Varsayımı
-
Bu işlemleri sanal ortamda yapabilecek araçlar Tera Bilgisayarlardır;1,23, 4 , 5,6
-İnsanın bedensel ve zihinsel sanal araçları tam kapasiteyle doğru-verimli çalıştırılırsa, hiç bir zaman globalde biyonik insan evrensel ve gelişmiş insanı aşamayacaktır.
-Belki de İnsanı yetenek-beceri ve bedensel olarak bilgisayarlarla karşılaştırmak, doğru bir mantık-ölçüt değildir.
-Sanki insanı hayvanlarla karşılaştırmanın, bilgisayarla karşılaştırmanın arasında hiç bir fark yoktur.
-Bir konuyla ilgili alt ünitelerin ortak özelliklerinden hareketle varılan veya yapılan genellemelerdir.
-Doğada gözlenen veya duyumlaşan yaratık, olay, olgu veya bir sorunun nedeni olarak ileri sürülmüş bir önerme-faraziye-hipotez olarak tanımlanabilir.
Örnek Hipotez;
-Bu açıdan insan, hayvan, doğa ve bilgisayarın;özgü, ortak, geçişken, benzer-örtüşen ve diğer özelliklerini Tümevarım ve tümdengelim mantığı ile eşleştirerek, çeşitli toplumsal, çevresel, doğal, yapay ve yarı doğal yargı ve sonuçlara varmak olasıdır.
- Ör1. Ata sözlerin analiz edilmesi ve açıklanması. Ör2.Alem kavramından özgün özelliklere dayalı olarak; sınıf takım familya, tür ve tür altı kategorilere doğru yapılan analizdir. Yani genel kavramlardan, özgün özelliklerden hareket edilerek yapılan analizlerdir.


DEVRİM NEDİR? Toplumların; asrın koşullarından yararlanmak veya zarar görmemeleri için, kısaca, asrın koşullarına doğru-gerçek uyumlar için, ithal edilen-deneyimlerden çıkartılan veya orijinal üretilen toplumsal kurallar sistemlerinin toplumlara; cebren, hile ile veya ikna-rıza ile benimseterek... Vb yöntemlerin empoze edilmesi-kabullendirilmesini ifade eden kavram-isimdir. Zamanından erken yapılan devrimler; toplumun tüm değerlerini(ahlak.. Vb) devrim kurallarına yem yapar veya toplumu devrimlerin kökenlendiği kaynağa/lara özümsetir. Zamanından geç yapılan devrimlerde kokar dikiş tutmaz görünüyor. Devrim kurallarını; toplumun fıtratını ve değişim gücünün ivmesini/lerini dikkate alarak; doğru zamanda,süreçte ve koşullarda, dar-küçük yerleşim alanlarında denemelerle uygulamaya koymak gerekir. Gerçekler, doğru zamanda mayalanacak kadar ekilmeli. Edinilen verilere dayalı genellemelere gidilmeli.Devrimde başat toplumlar;devrimleri evrensel ve toplumsal özgünlüklerine endeksli asimile edip üretime geçebilen ve diğer toplumlarca gereksinim duyulan özgünlüğünün gücü ile uyumlu yaşayabilenlerdir.
     Kavimlerin yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... Vb değer yargılarında eğitimle haklı ve doğru değişim için; doğru devrimler yapılırken doğru adreslere ekim yapılması gerekir. Sonra mayalanan bu yenilikçi ve diğer kesim toplumda devrimi ve değişimi mayalar. Devrimlerde doğru adres yenilikçilerdir.
    Devrimler; insanın, evrimler ise hayvanların (kısmen insanın) zihinsel ve bedensel değişimin (değişmenin) aşısı/ları gibidirler. Aşıların seçimi, hazırlanması ve dozu; kavimlerin yararlı ve özgün yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... Vb değer yargıların yaşatıcı olmadıkça faydadan çok zarar verir.
     Evrimi/leri aşabilen (evrim metriksini aşan) insani devrimler ancak insanın ürünüdür.
Evrimi aşıp, özgünlüğü ile edepli isimsiz devlet olarak yaşamayı-geçinmeyi,nefsine örnek olmayı başaran dürüst milletler en gelişmiş milletlerdir. 1, 2 Değişmek istemeyeni Allah C.C.'HUDE değiştirmez. İnsan İçin Yaşamak; Geleceğe Liyakatli Değişmektir (Uyum Sağlamaktır) Demirkuş 2007.En güzel ve özgün devrimler; doğrusüreçte gerçekleştirilen,mutlak gerekli,toplusal dozu yaşatıcı,özgün, değişime uyumlu ve orijinal olanlarıdır.
Sabreden Dervişin Muradı Vaktinde Doğan Güneş Yada Yeşeren Gülmüş. Genel olarak devrimler; nefsi müdafaa ve mutlak gerekli oldukları zaman da yapılmalı, ancak;yapılacak devrimle/lerle toplumun değişe bilirlik özgünlüğü ve değişecek kitlenin;oranı-gücü ve zamanı dost doğru saptandıktan sonra; eyleme ferdin kendisinden başlanmalıdır. Topluma kontak eylemlerle gereksinimler ve yapabilirlikler mutlaka doğru teşhis edilip istişare edildikten sonra fert veya toplumun kaldırabileceği hududu zorlamamalıyız. Devrimlerde veya eylemlerde gerekçelerinin geçerliliği nedeniyle;hastalar yaşlılar, çocuklar, bayanlar ve aklı baliğ olgunluğa ermemişler kullanılmaz gerektiğinde diyet ve geri hizmetlerde yer alabilirler. Ör: fert, aile, toplum veya herhangi bir gezegende/lerde dine gereksinim ortaya çıkmışsa; peygamberlerin gönderilme ölçü ve eylemleri buna kusursuz örnek teşkil eder.

Dinde ve Doğada Uyumsal Değişim(evrimleşme) Şart m? Değişmeyenler ne olur?

Değişmek istemeyeni/leri (DEĞİŞMEZ CAHİLLERİ) Allah C.C. değiştirmezmiş(ayet). Haklı ve gerekli değişmeyi istemeyenlerin (cahillerin) liyakati doğadaki dogma yasalarla şekilleniyor; ya doğa yasalarına uyumlu asimile olup yok olur (bileşenlerine parçalanır), ya değişenlerin-uyum sağlayanların biriken devasa kitlesinin kementlerine malzeme olur ya da doğaya uyumlu döngülerin (dijital/hesabi,sanal, zihinsel, düşünsel, hayali, toplumsal, doğal ve tüm enerji hallerine ait döngülerin) aksamı olurlar sonrada buna batıda evrimleşmiş deniyor. Kısaca;fert ve toplumsal bazlarda belki de tüm canlılar, geleceğin fiziksel, toplumsal, sürü, sanal, zihinsel… Vb koşullarına uyum için;ya ilahi/peygamberi nadası (formatı) ister ya da doğal format(nadas) yer. Bu uyumsal değişimin bedeli de yediği doğal veya ilahi/peygamberi format ( nadas) nedeniyle sıkıntı ve acı çeker. Belki de değişim için bu bedel ve olgu tüm canlı için değişmez bir sonuçtur. Dinde ve normal hayatta; siyasi, düşünsel ve/veya nesnel mazoşistler nadası yerken ve siyasi, düşünsel ve/veya nesnel sadistler acı çektirir veya işkenceyi seyir ederken zevk alırlar bu tepkileri normal değildir. Bu tepkiler toplumsal normlara çok zarar vermiş, toplumları şaşırtmıştır. Bu özel anormal tepkidir. İnsan İçin Yaşamak; Geleceğe Liyakatli Değişmektir (Uyum Sağlamaktır) Demirkuş 2007. Belki inanmaya fıtratı müsait olamayan insanlar, dini tercih etmeyen ya da dinden nefret eden insanlarla, inanç cahilleriyle, münafıklarla uğraşmaktansa; harfleri, rakamları, elementleri, olayları, olguları, süreçleri, aşkları, kitapları, makaleleri, hayvanları, nefisleri ya da kısaca;bu tip değişmek istemeyen fert, toplum ve kavimler hariç; tüm külli enerji ve külli metriksi (ortamı) inandırmaya çalışmak ve doğaya pozitif değerler kazandırmak amacıyla merhametli-adil icabet etmek daha hayırlıdır. Dinin, rejimin ve bilimin toplumsal döngülerdeki ilişkisel özgünlüklerinin önemini ve liyakatlerinin konumlarını doğru kavramaktan aciz namuslu (namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb Rahmani ve/veya şeytani insanlarla; namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb kara cahil , kasti cahil ve/veya çocuksu cahil insanlar karıştırılmamalıdır) ve dürüst inanç, bilim ve rejim cahilleri; bu toplumsal zincirin halkasını/larını koparmadan, alternatifinin liyakatini kavramadan veya tenezzül edip üzerine bu reçeteyi bir ay bile uygulamadan; yargılamasının acısını gelecek nesillerimiz çekecektir. Sürekli genişleyen ve hızlanan kâinattaki değişimin (Göğü hala genişlemekteyiz/ayet var) mekanlara ve yaratıklara etkisine uyumsal tepkiye; canlılar(canlı sistemle) genleriyle ve zekalarıyla, cansız sistemler zekaları ve değişime uyum mekanizmalarıyla, akıllı yaratıklar yaşama şekillerini, döngülerini, mekanlarını, davranışlarını, kısmen de genlerini değişime uğratarak uyum sağlarlar. Değişmek istemeyeni Allah (C.C) değiştirmez (ayet var). Değişmezler(Cahiller) doğa yasarlıyla değişir. Değişmek istemeyen cahilleri; değişmek isteyenlerin uyumlu hayat pazılı değiştikçe ve yerine oturdukça onları hayat zorlar ve bedelini ödetir. Önermesinin sizde zihinsel doku uyuşmazlığı yaptığı alanlarını daha uygun öneriler ileri sürerek eleştiriniz.
İpucu
;
sürekli değişen kâinata fert, toplum, ülke, devlet bazında insanın/ların; yaptığı peygamberi ibadetler ve uyguladığı peygamber ahlakı kurallarla zihinsel-düşünsel işletim sistemini/lerini sürekli güncellenişi/güncellenmesi gerektiğini düşünün. Güncellenemeyen düşünsel ve zihinsel sistemlerin nesnel-düşünsel-sanal hayat döngüsünde zarar görebilecekleriyle ilişkilendirin. Değişim/lere bağlı olarak hangi andan…hangi asırlara hangi kavimlerin insanlığın hangi boyutunda olması gerektiğinin değişmez kader çizgilerini Allah (C.C) takdir eder ve icra eder. Akıllı insanlardan da kendilerine verilen tercih hürriyetleriyle de kalan işlemi peygamber ahlakı tercihleriyle en sağlıklı tamamlanması istenir. Bunu yapmayanlar bedelini verimsiz ve istenmedik sonuçlarla öder. 1
       Belki de değişmek isteyen insanların Allah (C.C) doğru anlamak ve muhatap oldukları - olacağı tüm yaratık-olay-olgu-süreçler.. Vb; doğru algılamak, doğru empati/eşduyum duymak-kurmak ve doğru iletişim için insan sanal araçları için gerekli mantık ve düşünce ara yüzünü içeren insani işletim sistemini yüklemek için (kalbini temizlemek=kalp nadası ve kuran ahlakının işletim sistemini yüklemek için) sanal dünyası ve sanal araçları (zihinsel kapasitesi) nadas (formatı) yapılması gerekir. Ör.bir robotun veya bilgisayarın önce kapasitesi nadas (format) yapılır. Sonra onunla iletişim kurmak için ona işletim sistemi, dil ve sanal programlar yüklenir. Bu yöntemin/lerin bir yolu da kişilerin doğru zaman-koşul-mekan da… Vb fıtratlarının kaldırabileceği kadar çoğu şeyin veya temel şeylerin terseri-nötrleri- ilgileri-ilgisizlikleri; ilişkisini ve çevreye çimlenişini uzlette ve yer yer toplum içinde yaşayarak ve yaşatarak öğretip-öğrenip hayata güncellemektir. Bu hikmeti taklit ederek; insanlarda iletişimin sağlıklı olması ve birbirini doğru anlamaları için (algıda değişmezliği yaratmak için) bu yöntemi kısıtlı eğitimde uygulayabiliriz
     Kapitalist (Karuniler/Karunizm/Sermaye Kuduzu)ler, siyasiler ve inanç münafıkları dinden ve Allah (C.C)'DAN yana görünüp, hatta inandıklarını paralarına bile kazarken, uygulamada Müsrif-İlkel Teknoloji, Patojen (öldüren)-fosil teknoloji yönünden az gelişmiş toplumların samimi, saf veya cahil insanlarını tepe tepe toplumsal ve teolojik mayın tarlalarına (Allah (C.C)'N girilmez ya da yaklaşılmaz hududuna) sürükleyerek dine karşı bedensel ve zihinsel eylemlerde kullanıyor. Halklara ve bilim bilginlerimize (bilim insanlarımıza) bebek kuntakinte karıncaları muamelesini (burs,proje ve kredilerle, yuvasında köleleştirmek)yapıyorlar (Filmi izleyin). Ne acıdır ki: dinle, dini liyakatsiz uygulayanların farkını doğru kavrayamayan veya buna yönelik çözüm üretemeyen; son derece zeki ve dahi bazı bilim bilginlerimiz (bilim insanlarımız) bile bilimi ve kendilerini bu liyakatsiz metriksten/lerin denklemlerinden kurtarmamışlardır. Allah C.C. tarafından; laf olsun diye yer yüzüne Allah C.C.'HUN dinleri gönderilmemiştir. Gerçekten!  Allah (C.C)'N bu icabetleri ve peygamberi eylemler katıksız ve kuşkusuz saygı duyuşa ve uygulanışa değerdir.
   Astekler (filmi izleyin),Astekler, Mayalar,1, 2, İnkalar ve e İspanyolların şeytanı ve iblisi avlama ütopyaları (filmi izleyin), İnkalar (filmi izleyin), Kızıl derililer,  Romalılar  (Filmleri izleyin 1, 2, ) Thaipusam Doğa Dininine Tabii Hinduları, Pamir Dağlarının keşişleri, Puta, hayvanlara tapanlar, budizm... Vb yeryüzündeki;zeki tasarım dinleri ör.Budizm (Filmleri izleyin 1, 2 ) ve Doğal-Atasal Kültür Dinlerinin inanç cahillerini ve inanç sapıklarının sayılarının çığ (Doğal-Atasal Kültür Dinlerinin)gibi büyümesine Allah (C.C) gönderdiği dinler(Allah C.C.'HUN dinleri) engel olmuştur. Zaten Kuran-ı Kerimin son ayetlerinde de Müslümanlara!!! ve diğer inananlara; insanın rabbine!!!, sahibine ve ilahına sığınması istenmiştir. Ümmet gemisi insan gemisinin ortamındadır (metriksindedir). Ümmet gemisi ve Müslümanlar; insanlık gemisinde peygamberi ahlak adreslerinde bulunuşu alışık tepki haline getirirlerse huzur içinde olular. Bazı insanlar kendi hür tercihleriyle ar ederek iman eder insanlık gemisinden (beyin makamından) ümmet gemisine (kalbe) inerler ya da nasyonalistler, şovenistler ve siyonisler isterlerse bu dar ve liyakatsiz(soy kütüğü makamından) makamlardan ümmet makamına (kalp makamına ) çıkarlar . Güdük olmayan evrensel insanlarda buna saygı duyarlar. İnsanın sanal dünyasının huzuru ahlakına ve davranışına da yansır. İnsanın toplumsal döngüsünde; kavimler arasındaki çeşitliliğin önemi; İzmir'n aziz kargaları ve Yellowstone gri kurtlarının gerçek hikayesinden  (Film İzle) daha çok şey ifade etmelidir. Onun için Müslümanlar, insanın Allah'ına sığınır ve insanın misafiridir bu dünyada. Evrensel ve Gelişmiş insana düşen doğru, net ve nokta teşhisle samimi Müslümanların içindeki; kesin din, millet, kavim ve bilimin; tek-çok yüzlü derin münafıklarını, cahillerini (kendin ve çevresini bilmezleri), liyakatsiz radikalleri sabırla asimile etmek, deşifre etmek veya avlamaktır. Bu tercihler liyakatli ve fıtrata uygun olunca inancından hayır görenlerden insanlık ve kendileri hayır görür (Hidayetin liyakatlisi Allah (C.C)' ten olanıdır). Yoksa tarih boyunca siyasi, politik… Vb sadece dünyevi veya sadece uhrevi amaçlar için tüm fıtratların hür iradelerini gasp (tercihlerini gasp etmek) ederek inanca zorlamak liyakatsiz ve sonuçları da ortadadır.

Kainattaki Yaratıkların Değişimini/Evrimini Zorunlu Kılan Nedenler;

Bilimde, Kuran-ı Kerim CC'HUN Algılanır Hale Gelen Nur CC'HUN Parıltıları
1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9,10,11


1032-39°C ile genişlemeye başlayan kainat -273 °C' ye doğru soğumaktadır.
Gittikçe genişleyen/şişen ve belli bir ağırlığı olan uzayın içinde Kainatta genişlemektedir. (Göğü hala genişletmekteyiz diye ayet vardır.) Bilimde de göğü genişleten karanlık enerjidir ve bu enerji tüm kainatın % 68'ünü kaplamaktadır. Kainatın iskeletinin tutkalıda karanlık maddedir. Tüm kainatın %23'ünü işgal eder. Bizim ilgilendiğimiz kainat %4 'tür.
-273 °C 'ye doğru gittikçe soğuyan bir kainat söz konusudur.
Gittikçe hızlanan bir kainat söz konusudur.
Ola ki gittikçe; genişleyen , hızlanan, soğuyan, ışığı azalan, karanlığa boğulan, çekim alanları değişen ve yarılarak, çatlayarak kıyametini yaşayacak bir kainat söz konusudur. Doğada, hala doğa ötesine doğru evrimsel süreçleri yönlendiren 5 Temel Olgu ve Süreç (Evrimi Yönlendiren Temel Olgular ve Süreçler) ;1-Gittikçe hızlanan, 2-Gittikçe genişleyen, 3-Gittikçe soğuyan, 4-Gittikçe karanlığa gömülen ve 5-Gittikçe çekim güçleri alanları değişime uğrayarak (değişerek) değişen ve evrimleşen bir kâinat söz konusudur. Ola ki Özel İlahi ve Zikir… Vb Enerji Halleri Hariç, Diğer Yaratıksal Hiçbir Enerji Halleri 1032-39°C -273 Santigrat Derece Arasındaki ( Belki de daha düşük ısıya gidecektir) Sınırı Aşamayabilir.
Özel Not: Evrimi, değişimi ve dinamizmi etkili kılan bu güçlerdir. Bütün bu güçlerin kaynağı ALLAH (CC) ve ALLAH'IN (CC) sıfatlarıdır. bu etmenler kainatın içindeki yaratıkları strese sokar, yaratıkların değişimine dinamizmine sebep olur.

Yorum;İlimde Varlıklar âleminde yer küresi ve kâinattaki tüm yaratıkların potansiyel enerjisine ve özgünlüklerini özünde bulunduran ve her şeyin yapışık olduğu (Yer ve gök yapışıktı biz onların arasını açtık/Enbiya 21. Sure 30. Ayet/ Fusslet 41. Ayet 11. Ayet); ilk matematik nokta, ilk zerre, ilk sıfır, ilk küme, ilk mekanın bulunduğu ilk koordinatlarda ve ilk boyutlarda belki de boyutsuzluklar da ya da sonsuz boyutlar da veya hepsinin ortak paydası boyutlar da (1032-39 derecede erimiş haldeki kâinatın her şeyini içeren nokta, kâinatsız ilk uzaysal mekana ve oluşan ilk kâinata /yaradılışın ilk saliseden kısa sürede ol emrine icabetine verdiği tepki anı ve oluşum hali) Karanlık enerji ( kâinatın mekanını genişleten enerji) harekete geçti ve karanlık madde (yaratıkları kümelendirici bir arada tutan ve tutkal görevi gören enerji) tepki olarak otaya çıktı. 2 gücün (karanlık enerji ve karanlık maddenin) dengesi 5–6 milyar yıl dengede gitti (kâinatı; genişleten karanlık enerji ve kâinattaki yaratıkların kütlesini bir arada tutan karanlık madde enerjisi) ve akabinde genişletici enerji gücü (karanlık enerji) hakimiyeti aldı ve kâinatı genişleyiş gücü bir arada tutuş gücünü aştı. kâinatı 6 (her gün yaklaşık bir milyar yıla intisap emektedir.) günde yaratık ve göğü Hala göğü genişletmekteyiz/Zariyat 51. Sure 47. Ayet. Bu arada ebedi hız (zamanın sıfıra yaklaştığı hal) sonsuz hıza, sonsuz hızlarda ışık hızına… Vb gittikçe durma noktasına yaklaşan hızlarda hareket eden yaktıklar yaratıldı) .
            Bir anda var olan kâinatın en düşük hızlarıyla ışık hızına ondan sonsuz hızlara ve ebedi hızlara doğru yol alırken diğer taraftan -273 dereceden 1032-39 dereceye doğru ısınarak eriyerek küçüldüğünü düşünelim! Bu şu anlamı taşır; kâinat başlangıçtan bu güne dek unziplendiğinin (kodlanarak açıldığı ve genişlediği koşullarının) tam tersine, başa doğru yani gelişinin tam tersine uyumlu ziplenerek küçülüp erimeye başladığının kurgulayışıdır. O zaman yer ve gökler yaratılmadan sıfır yaşındayken; karanlık enerji ve karanlık madde tarafından zıt yönden çekilmeye başlandı ve 380 yıl bu zıt yönlü kuvvetlerin etkisi arasında bugünkü kâinatın bebeklik hali ortaya çıktı 380 yıl sonra kozmik patlamalar başladı. Bu günkü evren hala bu iki güç arasındaki yaklaşık % 5 lik evrendir. Karanlık enerji; kâinatın % 68 nü oluşturur. Karanlık madde; Allah, gökleri gördüğünüz herhangi bir direk olmadan yükselten, sonra Arş’a kurulan, güneşi ve ayı buyruğu altına alandır. (Rad/2) kâinatın % 27 sini oluşturur ve kütle çekiminden sorumlu madde olarak bilinir. Bizim algıladığımız kainat tüm kâinatın sadece %4'üdür. Yer Gök yapışıktı ikisinin arasın biz açtık (Ayet var). Göğü Yer Gök yapışıktı ikisinin arasını biz açtık/Enbiya 21. Sure 30. Ayet, Fussilet 41. Sure 11 Ayet. Göğü Hala göğü genişletmekteyiz/Zariyat 51. Sure 47. Ayet. Her şey aslen Allah (C.C)’HU zerre nurundan kökenlenmiştir ya da yaratılmıştır. Yani tek kökenlidir. Evrimde tüm yaratıkların aslen tek kökenden kökenlendiğini savunur. Her ikisinde de canlıların hayatı suda başlar. Arşı suyun üstündeyken hanginizin daha güzel amel işlediğini denemek için kainatı yarattı. Canlıları sudan çift çift yaratmıştır Ayetleri vardır.


-Yaratıkların Evrimi Nedir?
-Yaratıkların evrimi, yaratıkların değişime uğrayan gerçek hayat hikayeleridir.

-Yaratıkların Evrimleştiği Mekanı/ları Nerelerdir?

-Kainat ve kainatın içindeki mekanlardır. Dolaylı yönden sanal, zihinsel ve düşünsel mekanlardır.


-Eğitimdeki en büyük sorunlardan bir tanesi de bilmediğimiz, anlamadığımız anlayışta sıkıntı çektiğimiz şeyleri çok iyi bildiğimiz çok iyi anladığımız çok iyi hayata uyguladığımız bilgilerle ilişkilendirip onun üzerine inşa etmeye onun üzerinde yapılandırış anlayışına çalışmaktır.
Örneğin, Hücre kavramı : Hücre nedir? Hücre bilimi nedir ? Hücre Mekanizması Nasıl Çalışır? Hücreyi Çalıştıran Ve Yönlendiren Etmenler Nelerdir? Soruların cevapları biyoloji öğrencileri tarafından çok iyi bilinir. Bu cümleden hareketle benzer soruları; Evrim Nedir? Evrim Bilimi Nedir? Evrim Mekanizması Nedir? Ve Nasıl Çalışır? Evrimi Yönlendiren Ve Çalıştıran Etmenler Nelerdir? Evrim ve Evrim Teorisi Nedir ? Soruların yanıtları ile ilişkisel düşünülürse biyoloji öğrencileri daha iyi anlar.

Hücre: Organik bir kılıf ile çevrili içinde uygun koşullarda kendine benzer fertleri meydana getiren genetik birimi içinde taşıyan canlıların en küçük birimine ya da yapıtaşına hücre denir.

Hücre Bilimi: hücre ile ilgili bütün bilgileri içeren hücre ile ilgili bilgiyi kapsayıp inceleyen bilim dalıdır.

Hücre Mekanizması Nedir? Ve Nasıl Çalışır ? hücre organları/organelleri hücre sistemi içindeki yapıların çalışmasıdır. Birbirini etkileyecek ve birbirlerinden etkilenerek çalışırlar.

Hücreyi Yönlendiren Ve İşleten Etmenler? Hücrenin hayatını yönlendiren ve işleten etmenler; çevre koşulları ve hücrenin genetik yapısı hücre için uygun ise hücre sıhhat ve afiyetle yaşamına devam ettirilir. Ancak aşırı çevre koşulları ve istenmedik aşırı iç dinamikler oluşursa hücrenin hayatına; ya devama ve değişime yön verip gider ya da devama ve değişime gücü yetmezse ölüp gider.

Hücre Teorisi: Hücrenin tanımıyla ve ilk ortaya çıkışıyla ilgili ileri sürülen hücre bilgilerini içerir. Şimdiye kadar ileri sürülen hücre teorisidir.

Evrim Nedir: Yaratıkların ömürleri boyunca değişim ile ilgili tüm; olay, olgu, süreçleri ve evrim ile ilgili diğer bütün kavramı içeren en üst kavramdır.

Evrim Bilimi: Tüm yaratıkların gerçek hayat hikayesini bilimsel olarak inceleyen bilim dalıdır. Yaratıkların evrimleşmesi ile ilgili bilime evrim bilimi denir. Yaratıkların evrimleşmesini inceleyen bilime Evrim Bilimi denir.

Evrim Mekanizması: Nasıl ki hücre mekanizmasını yönlendiren hücre organelleri ve yapıları ise evrim mekanizmasını yönlendiren evrimi ….. içeriğindeki yaratıklar, onların çevre koşulları, dış koşullar ve yapılarının iç dinamiklerinin toplamı mekanizmasıdır. Kısacası evrim mekanizması; yaratıkların evrimleşmesine (değişmesine), ölmesine , yok olmasına neden olan aşırı iç, dış dinamikleri ve aşırı çevre koşullarıdır.

Evrimi Yönlendiren ve Çalıştıran Etmenler: Yaratıkların iç ve dış dinamikleri ve çevre koşulları fazla değişmedikçe evrim değişikliğe uğramaz yada yaratıklarda pek değişim olmaz sadece doğal yaşlanma olur. Fakat evrimi yönlendiren ve çalıştıran etmenler değiştikçe yaratıklar evrimsel değişikliğe uğrar. Doğada, hala doğa ötesine doğru evrimsel süreçleri yönlendiren 5 Temel Olgu ve Süreç (Evrimi Yönlendiren Temel Olgular ve Süreçler) ;1-Gittikçe hızlanan, 2-Gittikçe genişleyen, 3-Gittikçe soğuyan, 4-Gittikçe karanlığa gömülen ve 5-Gittikçe çekim güçleri alanları değişime uğrayarak (değişerek) değişen ve evrimleşen bir kâinat söz konusudur.

Özel Not: unutulmamalıdır ki her canlının her yaratığın çevre koşullarına tepkisi farklıdır.
Örneğin; Timsahlar dünyada ki diğer pek çok yaratığı değiştiren aşkın değişimlerden etkilenmeden günümüze kadar gelmiştir. Yani çevre koşullarına ve direnişlerine timsahların genetik hoş görüleri geniştir. Fakat insan, bakteri ... Vb benzeri pek çok canlı hal değiştirmiş (evrimleşmiş/değişmiş) ya da ölmüştür.





EVRİM BİLİMİ NEDİR?
-Tüm zamanlarda tüm yaratıkların, değişen çevre koşullarındaki oluşan ve kaybolan akrabalık ve köken ilişkilerinin gerçek-bilimsel hayat hikayesini tevhit eden bilim dalıdır. Tüm zamanlar da tüm yaratıkların tek tek ya da topluca yaşamlarını devam ettirebilmeleri için iç ve dış çevresel koşullara karşı bünyelerinde meydana getirdikleri uzun vadeli ve/veya kalıcı değişimlerin gerçek hayat hikayelerini ve kökenlerini (açılan, paralel ve daralan evrim çizgilerini) bilimsel verilere dayalı tevhit eden ve açıklamaya çalışan bilim dalıdır. Tüm zaman süreci içerisindeki yaratıksal değişmezleri, az değişimleri geçişken özellikleri, dinamik değişimleri ilişkilendiren ve tevhit eden doğa bilimidir.
-Canlı, Cansız, Araform bilimlerine ait doğadaki tüm yaratıkların sanal ve nesnel nefsi gerçek hayat hikayelerini bilimsel verilere dayalı olarak açıklamaya çalışan bilimdir. Değişmek İstemeyenleri Allah (C.C) değiştirmezmiş Ayet var.
-Evrim Bilimi; Yaratıkların gerçek hayat hikâyelerini ilişkisel tevhit eden bilimdir. Tüm enerji hallerindeki; enerjilerin, yaratıkların, oluşumların ( eylemlerin, olayların, süreçlerin, olguların … Vb) yaşanmış ve yaşanacak; sanal, düşünsel ve nesnel nefsi gerçek hayat hikayelerini bilimsel bulgulara dayalı olarak ilişkilendiren bilimdir.
-Evrim Bilimi sanki-özellikle akli primitif (ilkel) insanın nefsini tanıma aracıdır.
-Devrimler; insanın, evrimler ise yaratıkların özellikle hayvanların (kısmen insanın ve bitkilerin) zihinsel ve bedensel değişimin (değişmenin) aşısı/ları gibidirler.
-Aşıların seçimi, hazırlanması ve dozu yaşatıcı olmadıkça faydadan çok zarar verir.0, 0, 12,  3,  45, 6, 7, 9

EVRİMSEL MEKANİZMALAR; Evrim Bilimindeki tüm mekanizmaları ifade eden ve içeren genel bir kavramdır. Evrim Bilimi, Evrim Teorisi, Evrim Mekanizmaları ve Evrimin Prensipleri en az Hücre Bilimi, Hücre Teorisi, Hücre Mekanizması ve Hücrenin Çalışma Prensipleri gibi farklı anlamlar taşımaktadır. Evrim, Evrimin Prensipleri, Evrimleşme, Evrim Mekanizmaları, Evrim Bilimi ve Evrim Teorisi kavramlarının; özgün tanımları, ilişkileri ve sınırları doğru bilinmezse kavram veanılgısına neden olur. Evrim Bilimi öğretiminde özellikle algıda değişmezliğe yönelmek gerekir. Ör. Hücre, Hücre Oluşum Mekanizması, Hücrenin Çalışma ve Üreme Mekanizması, Hücre Bilimi ve Hücre Teorisi'nin özgün tanımları, ilişkileri ve sınırları çok iyi bilinmektedir. Hücre teorisi alternatifi yerine "Organik kılıfa sarılı üretken canlı gen birimlerini taşıyan yaratığa hücre denir" daha makul tanımdır.En azında organik bir kılıfa sarılı (organik bir kılıf içinde) verimli ve işlevsel canlı yapıtaşı birimlerine hücre denir. Demirkuş 2013


EVRİMLEŞME; Doğal ve yapay yasalara dayalı ortaya çıkan/çıkartılan koşulların, canlıların genotip, fenotipleri ve cansız yaratıklar üzerinde meydana getirdikleri kalıcı kalıtsal değişimleri ifade eden kavramdır.Değişen çevre koşullarına uyum amacıyla, canlı ve kısmen cansız yaratıkların; nesnel, düşünsel, davranışsal ve yaşamsal döngülerin de, benimsediği ve oluşturdukları uzun vadeli değişimlerdir. Ola ki evrimleşişi; uyumsal olarak değişimin yaratıklardaki (geleceğe taşınan) uzun süreli kalıcı etkileri evrimi ifade eder. Kısaca Evrimleşme; Yaratıklarda gelecek nesillere ve formlara aktarılan uyumsal değişimlerin kalıcı ve uzun süreli etkisidir. Bir yaratığın yaşam döngüsünde edindiği değişimleri, gelecek nesillere-kuşaklara ve hayat döngülerine aktardığı, genellikle geri dönüşümsüz özgünlükleri toplamı anlamını taşır. Demirkuş 2012
Ola ki Özel yaradılış halleri hariç (Nesnel olmayana yaratık ve enerji halleri) ilk kozmik nesnel yaratıklar monoflatik/tek kökenli (Zerre İlahi Nur Kökenlidir) müteakiben canlılar polyfletik/aynı zamanda farklı çok atadan ve gezegenden kökenlidirler.

EVRİM; Evrimle ilgili tüm, kavram, süreç ve bilgileri içeren genel bir kavramdır.


EVRİM TEORİSİ;İleri sürülmeden önce, yaratıklar olalı beri içsel ve/veya çevresel değişimlere bağlı olarak yaratıklarda ortaya çıkan sonuçların arasındaki ilişkilerin Darvin'ce izah edilmesi veya Darvin'ce izah edilmesi kılıfıdır. Darvin bu teoriyi ileri sürmeseydi veya ileri sürmeden öncede değişimlerin yaratıklar üzerine ortaya çıkan sonuçlar vardı ve var olacaktır. Bir Darvin buluşu değil doğada var olan değişimsel ve/veya ilişkisel sonuçların bir doğa sofisinin ya da sadece doğadaki (doğayı/bilimi/değişimleri/evrimi aşamamış) değişimlerin ilişkisel aşığının bilimsel izahatıdır.



RUH NEDİR? Allah.CC. tarafından sadece insana üflenmiş evrensel, insani, şeytani, deccali, hayvani, meleği doğa ötesi hemen her şeyin özünü içeren ilahi/peygamberi kökenli meleği kişilik olup; akıl  bu nüveyle etkileşimli çalışır. Sadece akıllı yaratıklarda var. Maddi ve manevi anlamda çoğu şeyin en değerli nüvesi olması hasebiyle akılla birlikte insanı evrenselleştirir. İnsandaki, nefis tanımının tersi (meleği) sanal insani-meleği kişiliğidir (1)aklı tercihlerle örtüşür, Allah C.C.;İnsana ruhumdan üfledim der. Fıtrat itibarıyla meleği doğa ötesine bağlıdır. İnsandaki melek gibidir. İnsan ruhu bedensel ve bâtıni/düşünsel/sanal kalp le çalışır ruhsal bilinci uyumaz. Ben uyurum(nefsim uyur) kalbim uyumaz (hadis vardır). En net, sade, güzel ve doyurucu tanımı İslamiyet'te geçer, köken itibarıyla ilahi/peygamberi kabul edilir. Sanki uçak için kara kutu ne anlam ifade ediyorsa, bedenimiz içinde ruh onu ifade ediyor gibidir. İnsan ölünce de ruhunu Azrail  A.S. (Ruhu teslim alan melek/ölüm meleği) alır Allaha C.C.'HUNE götürür. Her insanda akıl sahibi bir melek (ruh) vardır. İnsan ölünce Allah emanetini (ruhu/meleği ve aklı) alır. Kalan her şeyle ve yaptıklarıyla insan belli bir vakte kadar baş başa kalır. Ruh kıyamete kadar ölmez ve hastalanmaz meleği kişiliktir. İnsanın sanal dünyasındaki ruhsal-meleği (psikolojikve psikiyatrlık bozuklukları ruh ve akılla değil nefis, zeka ve bedenle ilgilidir. Bu hastalıkların hemen hepsini hayvanlarda da görmek mümkündür. Evrensel bir insanda:canlı beden ve nefis, içgüdü, deneyim, alışık tepki (refleks), zeka... Vb doğal sanal araçlarına ilave olarak, ilahi/peygamberi kaynaklı ruh ve akıl özgün sanal araçlarının varlığı kabul edilir. İnsanda hem can hem de ruh vardır. Hayvanların ruhu yoktur, bedensel canı var. Hayvanlar tamamen canlı beden ve nefis, içgüdü, deneyim, alışık tepki (refleks), zeka... Ola ki Adem AS öncesi insanımsılar (Allah (C.C)'NDAN başka şeylere tapan vahşi/doğal insanlar) vb sanal-düşünsel araçlardan ibarettir. Âdem AS’A Yaratırken Ruhundan üflemiş, vicdan ve Akıl vermiştir. Allah (C.C)’HU Âdem’e sorun eşyayı tanıyacaktır diye melekler nida etmiştir. Ola ki! Allah (C.C)’HU HZ. Âdem AS sonrası tüm insanlara ve insanımsılara ruh vermiştir ya da Ruhundan üflemiştir. Âdeme ruhumdan üfledim eşyayı sorun bilecek diye İslam kaynaklarından bildirilmiştir. İnsanlar İslam fıtratı üzerine dünyaya gelirler diye hadis vardır. Bu hüneriyle Âdem AS’IN Eşyayı tanıdığına Melekler şahit olmuştur. Dolayısıyla Ruh bir yönüyle Allah (C.C) ve eşyayı tanıyış ve ayırt ediş aracıdır da. Cebrail AS’IN Meryem Annemize üfleyişi ve İsa AS'IN Dünya’ya gelişi gerçeği meleklerin genetik yapıya tesiri konusunda tartışmasız ve çok çok düşündürücü bir delilidir. Allah (C.C)’N izniyle Âdem AS sonrası İnsanımsıların değişimine ve yaradılışına meleklerin tesirini bize kanıtlar. Âdemi insanlar akıl, ruh ve vicdan verildiği için eşyayı ve Allah (C.C) ayırt edebiliyor. Ola ki Akıl, Ruh ve vicdan güdüğü bazı cahil insanlar hala Âdem AS öncesi insanımsıların ta kendileri gibi manüel (bağlantısız) batını kalbe ve bilince sahiptirler.
Özel Not; Ola ki Adem AS öncesi insanımsılar (Allah (C.C)'NDAN başka şeylere tapan insanımsılar yani bilmeden Adem AS öncesi cahil şirke giden insanımsı yaratıklar/bu asırda bu insanlara-insanımsılara rastlamak mümkündür), bu günkü inanç cahilleri, hayvanlar...Vb yaratıklarda hayvani (vahşi) ruh, hayvani akıl ve hayvani vicdanda bahsediş daha doğru gözükmektedir.
    Ruh, kişilik olarak Allah (C.C) bizdeki en değerli emaneti ve elçisidir. İbadetlerimizle aklımızı kullanarak ruhsal kişiliğimizin külliyatındaki hakikatlere ve gerçekler arif oluruz.
    Tüm insanlar İslami fıtrat üzerine doğması nedeniyle insana verilen Allah.(C.C)'N emanetidir. Ruh çoğu şeyin insandaki anlayış, ilim ve mantık aynasıdır. Olay olgu, yaratık, süreç, enerji halleri, yaşanmışlar, yaşanacaklar ve yaşanacakların çoğu şeyin özü ve ilmi onda vardır. Bu nedenle her şeyi anlamaya düşünmeye kavramaya, yoruma.. Vb olanağımız vardır
Genel Olarak Aklın Hüneri Liyakat, Ruhun Hüneri Samimiyet, Zekanın Hüneri Nefsi Kökenli Hızlı ve Doğru Kavramak, Nefsin Hüneri;Hayvani Siyaset, İnsanın Hüneri Cehalet-Hüsran(sabrı, imanı, hakkı tavsiye edenler ve iyi amel işleyenler hariç) ve Kişiliğin Hüneri Tercihtir.
   Hayvanlar; bedensel organlarından öncelikle beyinlerinin, genlerinin ve zekalarının kontrolündendir. Bazı aklı ve ruhu güdükleşmiş ilkel insanlarda böyledir. Bu insanların iradeleri nefisleri ve zekalarının kontrolündedir.Gelişmiş insanlar;akıl, ruh ve vicdanın kontrolündeki iradelerini liyakatli(akıllı) kullanırlar.
   Zeka güneş ise akıl arşın gölgesi ve gece misali ona nefsin metriksinde işlevsellik kazandırarak ruhun ulviyetine doğru yol aldırırken meyvesi bedende peygamber ahlakı ve sayısız meziyetler kazandıran sanal araçtır. Zekâ genlerimiz ve çevrenin etkileşim ürünü ve irsidir. Ola ki akıllı olmayan yani sadece zeki olan yaratıkların olanların Allah (C.C) korkusu, vicdani, Ruhani kişilikleri ve inanç sorumlulukları olmaz. Akıllı olanlarda bu vasıflar vardır.
   Büyük bir olasılıkla insan doğa ve hayvani-meleği doğa ötesindeki tüm nesnel ve sanal eşyanın veya çoğu şeyin nüvesinin, kendisine verilen ruhun nüvesinde olması nedeniyle aklını kullanarak; eşyayı-doğayı anlıyor tanıyor ve gerçek kişiliğini tanıyor ve hayvani-meleği doğa ötesine taşıyabiliyor. Hayvanlarda ve bu sanal aracını çalıştırmayan veya çalıştıramayan insanlara da eşyayı kavrama-doğayı anlama sadece zeka aracı ve nesnel-sanal nefislerle olur. İnsanda; zeka, nefis, akıl, ruh ve vicdan sanal araçların hepsi çevreyi ve eşyayı tanımada kullanıldığı için diğerlerine baskındır.
-Ruh ve Akıl Allah (C.C) tarafından ilk defa Adem AS'A verilmek üzere sonrada ola ki bazı insanlara özgü verilen sanal araçlardan olup;ölümden sonra Ruh özel olarak Azrail AS tarafından Allah (C.C) geri götürülür ve Akılda Allah (C.C) imanla döner. Zeka ebeveyn ve çevirenin ürünüdür ölümle hayvanlardaki gibi muamele görür. Adem AS'IN halifeliğinden öncesi yaşayan tüm vahşi-doğal insan ve insanımsıların hepsi zekiydiler ancak akıllı değillerdi. Adem AS'IN halifeliğinden bugüne kadar bazı insanlar akıllıdır ya da peygamber ahlaklıdır. Bazıları akıllı değillerdir veya aklı güdüktürler ya da münafıktırlar aklının aksine hareket ederler. örneğin, cahiller, münafıklar, doğal insanlar, nefsi deliler (aklın ve ruhun hastası delisi olmaz), kapitalsiler… Vb güdük insanımsı konumda olanlar


  AKIL NEDİR?İnsandaki meyveleri;Peygamber ahlakı, paylaşma, zayıflarına insancıl (rekabete girmeyen), doğa ve hayvani-meleği doğa ötesine ve öncelikle ilahi/peygamberi şeylere çözmece merakıyla ilgi duyan hikmetlere sahip … Vb olan ilahi/peygamberi kökenli Ruhun işletim sistemi düşünsel/sanal araçtır. Sadece akıllı yaratıklara özgüdür. Bitkilerde, hayvanlarda,... sistemlerde … Vb bulunmaz.Sadece akıllı insan ruhuna, vicdanına ve namusuna endeksli düşünebilen insan demektir. Akıllı insanlarda bilmediklerinin cahili edepli insanlardır. Sadece zeki insan nefse endeksli düşünebilen insan demektir.
      Akıl;Ruhun çetelesinin işletim sistemi olup doğa ötesi yerleşkesi/leri ve doğa yerleşkesi/lerindeki çözmecenin parçalarını ilişkisel tamamlayışa aşırı ilgi duyan Ruhun ve kısmen nefsin işletim sistemi gibidir.
    
Akıl ruhun nüvesine dayalı en insancıl ve evrensel çalışan işletim sistemi gibidir.Sıra dışı doğal ve hayvani-meleği doğa ötesi erdemli sezgilere-bilgilere açık ya da sahip, fıtratı ölçüsünde, Peygamber ahlakı kurallarına uyumlu yaşamayı arzulayan veya  yaşamaya çalışan  insandaki kişiliktir.Kısaca, insani özellikler açısından  en az güdük olan, büyük zihinsel kapasiteye sahip insandaki erdemli insani kişiliktir.Tüm insanlar akıllıdır.  Aklı ilkel, aklı doğal, aklı asri, aklı normal, aklı meleği, aklı selime kadar çeşitli akıl dereceleri vardır.Genetik yapının %1'i ? akıl,ruh la ilgilidir.. Akıl ruhun işletim insani sistemi gibidir. Onunla doğa ve hayvani-meleği doğa ötesinin Peygamber ahlakı kuralları (meleği kurallar) deşifre ve kabul edilip öğrenilir.
      Aklı zekadan ve nefisten ayıran en önemli özelliği ve özgünlüğü Ruha dayalı olarak liyakatli mantık aynasına sahip oluşudur. Yani liyakatli öncelikli düşünür ve karar yargısına varır.
      Zeka güneş ise akıl arşın gölgesi ve gece misali ona nefsin metriksinde işlevsellik kazandırarak ruhun ulviyetine doğru yol aldırırken meyvesi bedende peygamber ahlakı ve sayısız meziyetler kazandıran sanal araçtır. Zekâ genlerimiz ve çevrenin etkileşim ürünü ve irsidir. Ola ki akıllı olmayan yani sadece zeki olan yaratıkların olanların Allah (C.C) korkusu, vicdani, Ruhani kişilikleri ve inanç sorumlulukları olmaz. Akıllı olanlarda bu vasıflar vardır.
     

Sanki akıl her şeyin özünü içeren ruhun engin ve kusursuz edepli deryasında, nefsin-zekanın; düz-çukur-tümsek(pire) ayna mantık sistemlerini insanın önüne koyan yegane sanal araçtır. İnsanın nefsini/kendisini tanımasını sağlayan insani sanal araçtır.


Ruh, Akıl, Vicdan, Zeka, Nefsin Kökeni ve Özgünlükleri;Akıl işletim sistemi tek başına geçiciliği, ebediyeti, ölümü ve ölümsüzlüğü dikkate alarak karar verir, zeka tek başına karar verirken bunun bilincinde değildir. Akıl her insana özgün olarak Allah (C.C) tarafından verilir. Zeka; anne-babadan veya önceki sistemden sonrakilere geçer ve çevre ile etkileşimin ürünüdür.
Tüm yaratıklar zekidir ancak tüm yaratıklar akıllı değildir. Zeka ve nefis; ceddi, genetik ya da yapay sistem köneli olarak soydan alınır fakat akıl, ruh ve vicdan?! İlahi kökenlidir. Allah (C.C) tarafından kişiye özel verilir.

      A-Genel Olarak Aklın Hüneri Liyakat, Ruhun Hüneri Samimiyet, Zekanın Hüneri Nefsi Kökenli Hızlı ve Doğru Kavramak, Nefsin Hüneri;Hayvani Siyaset, İnsanın Hüneri Cehalet-Hüsran(sabrı, imanı, hakkı tavsiye edenler ve iyi amel işleyenler hariç) ve Kişiliğin Hüneri Tercihtir. Önermesini eleştiriniz.
      Zeka güneş ise akıl arşın gölgesi ve gece misali ona nefsin metriksinde işlevsellik kazandırarak ruhun ulviyetine doğru yol aldırırken meyvesi bedende Peygamber ahlakı ve sayısız meziyetler kazandıran sanal araçtır. Zekâ genlerimiz ve çevrenin etkileşim ürünü ve irsidir. Ola ki akıllı olmayan yani sadece zeki olan yaratıkların olanların Allah (C.C) korkusu, vicdani, Ruhani kişilikleri ve inanç sorumlulukları olmaz. Akıllı olanlarda bu vasıflar vardır.
      Sanki akıl her şeyin özünü içeren ruhun engin ve kusursuz edepli deryasında, nefsin-zekanın; düz-çukur-tümsek(pire) ayna mantık sistemlerini insanın önüne koyan yegane sanal araçtır. İnsanın nefsini/kendisini tanımasını sağlayan insani sanal araçtır.
Akıllı insanlar (aklı selim); tüm aşmazlarını, aşılmazlarını, marifet, zafiyetlerini, emanetlerini, risklerini, davranışlarını, eylemlerini ve değerlerini;en doğru zaman, süreç ve olguda/larda; doğru yerde/kişi-kişilerde değerlendiren ve değerlendirtenlerdir.Akıllı insanların en çarpıcı özelliklerinden birisi, gerektikçe;sıra dışı, negatif, istenmeyen veya güdük insan sıfatlarını (drama,dengesizlik, aptallık, yalanı, geri zekalılık, zır delilik, saflık, ahmaklık, serserilik, yalancılık.. Vb. özellikler) toplumun menfaatleri için diyet olarak kullanmalarıdır.
    Bazı akıllı insanların özelliklerinden birisi de; nefsini çok iyi tanıdığı için; pozitif, negatif(aptallık, dengesizlik, safflık, serserilik, drama, yalancılık... Vb), nötr ve geçişken hertürlü insani sıfatlarını, hüner ve yeteneklerini; bulunduğu habitatta en mükemmel dizayn edebilen ve kullanabilen kişiliktir. Kısaca, inanç değerlerinide dikkate alarak, fıtratına uygun doğru tercihler yapan kıvrak, doyurucu ve güvenilir kişiliktir. Akıl, Ruhun (insan genlerindeki oranı %1'i ? ) işletim sistemi gibidir. İşleyen-çalışan akıl, ruh ve vicdan ; en güzel meyvesi peygamber ahlaklı insandır. Hayvanlar asla akıllı olamazlar. Aklın derecesi, peygamber ahlakıyla doğru orantılıdır.En net, sade, güzel ve doyurucu tanımı İslamiyet'te geçer, köken itibarıyla ilahi/peygamberi kabul edilir.
En akıllı insanlar(aklı selim), peygamberler ve velilerdir. Onlar, ileri derecede;insani, doğal, doğa ve hayvani-meleği doğa ötesi sezgilere sahip, yeterince akıllı(aklı selim) ve zeki insanlardır. En sıra dışı çile - sıkıntılara katlanabilen nefse sahiptirler. İnsanlığın en güzel-verimli eğitilmiş önderleri ve büyükleridirler. 
Hiçbir sıra dışı insan; yani çok yüzlü münafıklar, cahiller, aptallar, geri zekalılar, dahiler, şok Akıllılar(aklı ilkel), süper parti siyasetçileri, deliler... Vb.  akıllı insanların hudutlarını aşamaz. Belki de bu karakterin hepsini drama veya yaşarak öğrendikleri için tepkisinde/lerinde başattırlar. İnsan çözümlerini delilerin dudakları arasında aramaz. Belki de, hikmet sahibi insanlar;bedenen ve zihnen değişmek üzere, sıra dışı olay ve olguları yaşayarak öğrenmek için Allah (C.C) baş vuranlardan çıkar.  Kozmopolit  insanlarda,  hikmet görülmez ve beklenmez. Tarih boyunca;peygamber ahlakını hakimiyetinin-yayılması için;Hıristiyanlık öncesinde çok sayıda peygamber öldürülmüştür.
          
Belki de değişmek isteyen insanların Allah (C.C) doğru anlamak ve muhatap oldukları - olacağı tüm yaratık-olay-olgu-süreçler.. Vb; doğru algılamak, doğru empati/eşduyum duymak-kurmak ve doğru iletişim için insan sanal araçları için gerekli mantık ve düşünce ara yüzünü içeren insani işletim sistemini yüklemek için (kalbini temizlemek=kalp nadası ve kuran ahlakının işletim sistemini yüklemek için) sanal dünyası ve sanal araçları (zihinsel kapasitesi) nadas (formatı) yapılması gerekir. Ör.bir robotun veya bilgisayarın önce kapasitesi nadas (format) yapılır. Sonra onunla iletişim kurmak için ona işletim sistemi, dil ve sanal programlar yüklenir. Bu yöntemin/lerin bir yolu da kişilerin doğru zaman-koşul-mekan da… Vb fıtratlarının kaldırabileceği kadar çoğu şeyin veya temel şeylerin terseri-nötrleri- ilgileri-ilgisizlikleri; ilişkisini ve çevreye çimlenişini uzlette ve yer yer toplum içinde yaşayarak ve yaşatarak öğretip-öğrenip hayata güncellemektir. Bu hikmeti taklit ederek; insanlarda iletişimin sağlıklı olması ve birbirini doğru anlamaları için (algıda değişmezliği yaratmak için) bu yöntemi kısıtlı eğitimde uygulayabiliriz. Değişim zorunludur.
Gerçekte akıl, ruh ve vicdan kavramı batıda çok yanlış, karışık ve çapraşık geçtiği için Tıpta Akıl, Ruh ve Sinir hastalığından bahsi edilir. Aslında gerçek ve sanal nefis hastalıkları vardır.  Ya da  zeka özürlülük vardır. Bu hastalıkların hemen hepsini hayvanlarda da görmek mümkündür. Ruh-Akıl, Evrensel insana özgü ve ilahi/peygamberi kabul edildiği için; En alt seviyedeki, aklı ilkel olup tüm insanlarda vardır. En üst seviyedeki akıl;aklı selim olup, peygamber ve velilerde vardır. insanda çeşitli akıl dereceleri vardır; az akıllılar(aklı ilkel).... ya da çok akıllılar(aklı selim) denilir.Yoksa akıllı olmayan insanların hepsi (aklı ilkel olanlar) akıl hastası kabul edilirdi. ( 1' Film İntranet Üzerinde Sadece Zeve Kampusun de ve YYÜ Tıp Fakültesi'nde İzlenebilir) internet. "
         Akıl ve zekanın tatbik/uygulayış alanları nelerdir? Aklımızı ve zekamızı nerelerde kullanmalıyız?
         Akıl:
özellikle ve öncelikle;yaşama stilimiz de ki tercih ve uygulamalarımızla ilgilidir. Nefsine uysun uymasın ya da hangi nefis mertebesinde olursa olsun iradesi dahilinde;akıllı insan/fert/devlet/kurum/kavim.. Vb yaşama stilinde(şeklinde) kendine peygamber ahlakının kurallarını(peygamber ahlakı) benimseyen, tercih eden ve iradesi ölçüsünde uygulayanlardır. Akıl işletim sistemi ruhun sınırsız güzelliği ve evrenselliğin ötesindeki havuzunda peygamber ahlak kurallarıyla yaşayarak yol alır. Kişi nefsi emareye sahip olsa da yani ibadetler ve kurallar kendine zor gelse de sanal dünyasında ve gerçek dünyasında iradesinin gücü oranında bu kuralları samimiyetle benimsemesi onun akıllı bir kişilik olduğundan şüphe edilmemelidir.Aklın sadece öncelikli alanı budur.Tefekkür, ilimi kullanma-tetkik etme... Vb tatbik/uygulayış alanları var.
          Zeka;Nefsimizin
dünyevi ve uhrevi işlerinde;özellikle ve öncelikle;menfaat farzlarımız, idlerimiz, egolar(istemler)ımız ve süper egolar(istemler)ımızın tatbik/uygulayış alanlarında kullandığımız sanal aracımızdır. Vahşi hayvanlarda akıl olmadığı için;duygularını, içgüdülerini, deneyimlerini ve zekalarını kullanarak güçleri oranında kendi yaşam sınırlarını belirleyip can pazarında menfaat farzlarına dayalı olarak yaşarlar. Aklını kullanmayan-kullanmak istemeyen ya da aklın kurallarını kabullenmeyen/ kabul etmeyen tüm insanlar bu kategorinin kombinezonları içine dahil edilebilirler.Bu kurallarla yaşamaya mecbur ve mahkûmdur. Ör:Kuduz ve kapitalist ahlak yaşam biçimi bu kategoriye girer.
         Hayvanlar; bedensel organlarından öncelikle beyinlerinin, genlerinin ve zekalarının kontrolündendir. Bazı aklı ve ruhu güdükleşmiş ilkel insanlarda böyledir. Bu insanların iradeleri nefisleri ve zekalarının kontrolündedir.Gelişmiş insanlar;akıl, ruh ve vicdanın kontrolündeki iradelerini liyakatli(akıllı) kullanırlar.
         
          İnsanda Aklın Öncelik Prensibi Alışkanlığı (İnsanda Asil Şah Prensibi):
Özel haller ve istisnalar hariç, en kaliteli insanlar;zeka ve nefsinin tüm faaliyetlerini; aklın ve ruhun; gölgesinden, süzgecinden ve kontrolünden geçirdikten sonra uygulamaya koyanlardır . İnsanda:ruh şah'ının işletim sistemi akıl, nefis vezirinin işletim sistemi de zekadır.  
          Ruh akılla birlikte, insanı hayvani-meleği doğa ötesindeki; ulvi, meleği makamlara meyilli yönlendirirken bedendeki hasılatı peygamber ahlakıdır. Nefis zeka birlikte;doğayı ve madde alemini hızlı kavrayıp uyum sağlamamıza yardımcı olur. İnsanı doğadan daha aşağılık(hayvandan daha aşağı) makamlara meyilli yönlendirirken ahlaki hasılatı kuduz ve koyun ahlaktır.
         
Sanki insanların bu asır liyakatsiz;yönetim, eğitim, öğretim... Vb yaşam tercihleri nedeniyle/leriyle; ruh ve akılla; meleği doğa ötesine yönelimi güdük, nefis ve zekayla hayvanlardan aşağı doğaya yönelimi ise baskındır.
          Akıl ve zeka, nefis ve ruh zıt kutuplara insanı yönlendiren tamamlayıcı sanal araçlar olup, konumlarının yararı; asimetrik düşünmemize engel olup daha küresel, simetrik dengeli ve verimli düşünmemizi sağlar. Bu araçları dengeli çalıştırmayan primitif insanlarda düşünce asimetrik olduğu için ahlak doğal ve asimetriktir. Ya şucudur ya da bucudurlar.
         Sonuç olarak; ferdin, nefsini-bedenini ve zekasını, aklının-ruhunun kontrolüne koyması gerekir. Bu çıkarsamadan hareketle;toplumlar, kavimler, devletler ve milletlerde;nefsine ve zekasına tabii insanlarını, akıllı-evrensel insanlarının güdümüne ve yönetimine koydurtacak; eğitim, seçim, sınav, yönetim… Vb sistemleri geliştirmeleri gerekir.



İman nedir?Bir yaratığın inandığı ve tasdik ettiği tüm yargıların ortak paydasıdır. Fert ve toplumların inandığı tüm doğruların kıblesidir.
Vicdan;
Allah (C.C) tarafından tüm akıllı yaratıklara verilmiş, meleği bir kalp ibresidir. Ola ki vicdan; dürüstlük, gayret ve samimiyetin Rahmani ibresidir. Akılsız yaratıklarda ya yok ya vahşi veya güdüktür.
Vicdan;akıllı yaratıkların herhangi bir şey hakkında; akıl, zeka, nefis, kişilik, ortam, bilgi dağarcığı… Vb tüm olanaklardan süzülmüş, arınmış ya da arındırılmış (filtrelenilmiş) sonuçların arasında verilecek en Rahmani/meleği tercih ve tercih serisini gösteren gerçek kişilikle düşünülerek karar verilen batını kalp ibresi tercihidir.
-Akli selim haldeki (sinirli, asabi, düşünsel-bedensel hastalıklı… Vb sıra dışı halde olmayan) olgun akıllı bir yaratığın düşünsel-batını kalbinin ibresinin gösterdiği ve rahat ettiği karardır.
-Bir konuda karar vermekte sıkıntı çekiyorsanız kalbinizin rahat ettiğini yapın.(hadis var)
-Aklımız, zekâmız, ruhumuz nefsimiz ve tüm olanaklarımızı kullanarak bilmekte ve karar vermekte sıkıntı, titreklik ve karasızlık çektiğimiz herhangi bir konuda vicdanımızın (batını kalp ibremizin gösterdiği) sesini dinleriz.
-Sorumlu gerçek kişiliğe; vicdanın sesini dinlemediğinin bilincinde olduğu ve vicdanının sesini bildirerek ihlal ettiği kayda geçer. Akıllı kişi bunun bilincindedir.
-Ömür boyu verdiği; doğru-yanlış, günah-sevap ya da nötr-geçişken… Vb kararlarda bu meleği kalp ibresi kararına bilerek uymayan kişinin hanesine kalp ve bilincine bu yanlışlarının kayıt edildiğinden ya da yazıldığına dair şuana kadar hiçbir akıllı yaratık ciddi olarak yazılı ve sözlü itiraz etmemiştir. İtiraz eden olgun insanlarında aklından??, nefsinden, zekasından, kastiliklerinden, anormalliklerinden ya da deliliğinde şüphe edile bilir ya da şüphelenmek farzdır.

Tefekkür ve Amel İşleyiş Nedir? Allah (C.C)’HU; Arşı suyun üstündeyken hanginizin daha güzel ve doğru amel işleyeceğinizi ya da tefekkür edeceğiniz deneyiş için kainatı yarattı (ayet vardır)
Tefekkür ve Amel İşleyiş: Genellikle sağlıklı ve olgun bir insanın kalbinde, düşüncesinde zihninde ve iç dünyasın da; tüm bildiklerine dayalı olarak hür iradesi ve hür vicdanına dayalı olarak; tüm yaratıklara ve her şeye karşı; çözümlerini, dileklerini, dualarını, düşüncelerini, temennilerini ve arzularını kurgulayış ve/veya hayata uygulayıştır. Örneğin; bir kişi her yaratığa selam verişteki tek selam kelimesini; tüm geçmişte verilmiş, halen verilen ve gelecekteki verilecek selamların toplamına denk düşünüş ve varsayış bir tefekkür ve amel işleyiştir. Bu demektir ki bu kişini her selam veriş değeri amelinde ve tefekküründe tüm selamların toplamına denk kabul edilmiş ve varsayılmış olarak Allah (C.C)’N huzuruna çıkacak. Örneğin; Kişinin ya da kavimin; kendi iç dünyasında kendisini İnsanlık ailesinin en asil, en Müslüman ve yeryüzünde Allah (C.C)’N hayra yönelttiği kavimlere hissedar kabul kabullenişi ve yer yüzündeki fert ve kavimlere bu düşünceyle yaklaşımı bir tefekkür ve amel işleyiştir.



NEFİS NEDİR?İnsanın; hayvani,gayri ahlaki, sıra dışı istenmeyen; tercih-davranış-duygu ve düşüncelerinin ilişkilendirildiği; doğaya eğilimli-etkili, Nesnel hayvani-bedensel ve hayvani-nefsi-vahşi-doğal (etolojik) sanal nefsi bedenimize ya da nüvesine (1)denir. Kısaca;Gücümüz, irademiz, tercihlerimiz ve eylemlerimizle baş edemediğimiz gayri akli ve gayri ahlaki her; davranış, tiryakilik, eylem, hayvan, fert, devlet, kurum kuruluş... Vb her şey; bu istenmeyen konum itibarıyla nefsimiz mesabesindedir. Diğer Bir Deyişle Bir İnsanın Nefsi Bedenine giren kalan ve Çıkan her atom ve atom altı parçacığın orijinlendikleri/Kökenlendiği ilk süpernovada başlayan gerçek hayat hikayeleri ve yaşlarının toplamı o insanın nefsinin yaşı ve evrimi (gerçek hayat hikayesini) hakkında bilgi verir.Diğer Bir Deyişle Bir İnsanın Nefsi Bedenine giren kalan ve Çıkan her atom ve atom altı parçacığın orijinlendikleri/Kökenlendiği ilk süpernovada başlayan gerçek hayat hikayeleri ve yaşlarının toplamı o insanın nefsinin yaşı ve evrimi (gerçek hayat hikayesini) hakkında bilgi verir.
-Ola ki yanlış, doğal, vahşi ve/veya eksik; öğretim, öğrenim ve eğitim ürünü olan bu günkü çoğu insanlarda ki; bu istenmedik alışkanlık, tiryakilik, davranış… Vb kontrol edebilen doğru/gerçekçi öğretim, öğrenim ve eğitim sisteminin ürünlerine sahip insan kadar iradeli insan, tersi/leri kadar ise eksik, cahil, vahşi, doğal ve hayvani insanız anlamı çıkar. Bu çıkarsayışı günlük, haftalık, aylık ve yıllık yaşam döngülerinize güncelleyerek; siz ne kadar neyi/neleri kontrol ediyorsunuz, iradenizi kontrol edenleri istişare ederek hakkınızda bazı iradi yargılara ve önlemlere/tedbirlere varınız. Bu iradi yargılara ve önlemlere/tedbirlere varmadan önce; yalan, iftira, şer, domuz etini yiyiş, şovenistlik, Siyonistlik, radikaller, milliyetçiler, yenilikçiler, cahiller, cahillik, hastalık, virüs, kötü davranış… Vb istenmedik, davranış, yaratık, eylem, bilgi… Vb
A-Bu istenmedik ya da istenmedikler niye vardır?
B-Bu istenmedik ya da istenmediklerin mutlak gerekli olduğu yer/yerler neresi/nerelerdir?
C-Bu istenmedik ya da istenmedikler hiç olmazsa hayat döngüsünde ne/ler eksilir, ne/ler bozulur… Vb ne/ler olur? Sorularının mutlaka doğru ve liyakatli yanıtlarını araştırın sonra istendik/çözümsel iradi amaçlı; yargıya/lara, sonuca/lara varınız ve/veya öğretime, öğrenime, eğitime, ıslahata/lara, terbiyeye ve önleme/lere baş vurunuz. İnsanlığın ve/veya bir kavmin; radikal milliyetçileri (kavimlerin parmak izi), radikal Müslümanları (dinin farzlarının sigortası), radikal yenilikçiler (kavimin asra uyum ışıkları) ya da her çeşit gerekli radikalleri rahmani alimler ve bilginlerce, her an asrın değişimlerine ve/veya koşullarına uyumlu bilgilendirilip irşat edilmezse; milliyetçiler şovenizme, inananlar Siyonizm'e, yenilikçiler otistik ve liyakatsiz felsefi görüşlere ve/veya inançlara kapılıp dumura uğrarlar. Genellikle alimsiz bir kavim ya da nefsine zülüm eden Müslüman kavimin/lerin rahmani alimleri ve bilginleri menfaatleri gereği radikallerinin arkasına gizlenir ya da onlara teslim olursa bu sonuç ortaya çıkar.
Neden çevremizi, kendimizi, mesleğimizi doğru tanımak ve insancıl adreslerde bulunmayı/bulunuşu refleks(alışık tepki) haline getirmek/getiriş farzdır? Doğru Adreste Duruşun 5 Kuralı; Doğru Adreste Duruş İçin Öğretim, Öğrenim Ve Eğitimin Mutlaka Asgari 5 Kuralı; Rahmani İnsancıl ve Peygamberi Adreste Duruşun 5 Kuralı;
1.Kuralı:
Kabulleniş. Rahmani insan oluş için dünyada bulunduğunu ve Rahmani doğru adreste duruşun refleksinin (alışık tepkisinin) kesinliğini kabul ediş. Değiştirmeyeceği ve/veya Değiştiremeyeceği şeyleri, İnsanlık Ailesi'ni ve kendisini olduğu gibi kabullenişe razı oluş gerekirse peygamberi ve insancıl değişime/lere talip olmak. Değiştirmeyeceği ve/veya Değiştiremeyeceği; fıtratı/yapısal, insani, çevresel … Vb her şeyi ve kendisini olduğu gibi kabullenişe razı oluş gerekirse peygamberi ve insancıl değişime/lere talip olmak. En azında yaratıkların değişmez kaderleniş kırmızı çizgilerini; örneğin, ölüm, bilmezlik, cehalet, aşkınlık… Vb niyet olarak kabulleniştir. Ayrıca tüm yaratıkları, her fert ve toplumun “Geçmişten Geleceğe Tüm İnsanlık Ailesi Çözmecesinin/Pazılının” gerekli bir parçası/üyesi olarak “İnsanlık veya İslam Devleti ve Birlikteliği” istemine, arzusuna, azmine ve gayretine razı oluştur.
2.Kural: Kendisini ve çevresini doğru tanıyış. Kendisini ve çevresini düz ayna mantığıyla değerlendiriş ve konumlandırıştır. Rahmani, insancıl, peygamberi, doğru ve dürüst tanıyış ve/veya dürüstçe iç dünyasına ve çevresine kendisini konumlandırıştır.
3.Kural:
Yeterince bilgili oluşu kabulleniş. Kendisini ve çevresini doğru anlamlandırış ve uygulayış için yeterince bilgili ve beceri sahibi oluşu koşulsuz kabulleniştir. Yaratıkların her şeyini ve mesleğini; doğru, dürüstçe, Rahmani/İnsancıl anlamlandırış ve uygulayış için yeterince bilgili ve beceri sahibi oluşu koşulsuz kabulleniştir.
4.Kural:
İnsancıl adreste duruş. Peygamberi (Rahmani/İnsancıl) bir ahlakta doğru adreslerde bulunuşu alışık tepki (refleks) ve alışkanlık haline getiriştir.
5.Kural:
İnsancıl Uygulayış. Öğrendiklerini Rahmani (peygamberi/insancıl) ahlak çerçevesinde alışık tepki (refleks) olarak hayata uygulayıştır. En Güçlü, Siyasi ve Menfaatperest adreslerde değil de Rahmani, İnsani ve Doğru adreste duruşun en güzel örneği; Allah (C.C)’N yardımıyla, Hz. Muhammed AS’IN çevresinde, zamanındaki krallıklar ve imparatorluklara ekmek peynirle hatta daha zor koşullara Rahmani duruşuyla İslamiyet’in yayılışını başarmıştır. Bu mantıktan hareketle doğru adreste bulunuşu alışık tepki (refleks) haline getirişin en kestirme yolu Rahmani, insancıl, peygamberi dürüstlük ve/veya peygamberi imanla hayatı yaşamak yeterlidir.Yaratıkların özellikle fert, kavim ve devletlerin; zihinsel, bedensel, düşünsel, amaçsal, menfaatsel... Vb adreslerini doğru tanımlayıp, belirleyip bildikçe onların hakkında daha doğru karar verir ve doğru adreslerde duruş olanağını elde ederiz.-Ola ki herkes her şeyi bilmeyecektir. Cüzi ilme sahipsiniz (Ayet vardır) .Yani en azında her kes bir şeylerin cahilidir.-Herkesin olanakları ölçüsünde; nesnel, iradi, sanal, düşünsel, toplumsal… Vb. kendine özgü özgünlükleri ve tercihleri olacaktır. İnsanın Ahlak Kanadı (Sağ) ve Meslek Kanadıyla (Sol) Eğitimin Hedefine Uçuşunun Amacı; Doğru Adreslerde Bulunuşun 5 Kuralı Uygulanarak Gerçekleşmelidir. Önemli olan amaç kişinin ve toplumun; olanakları, sıhhati, iradesi, bilgisi… Vb. çerçevesinde (insan pazılı/çözmecesi içinde) kendisini/kendilerini (özgün pazılı/çözmece parçası) peygamberi (Rahmani/insancıl/Hz. Muhammed AS’A Peygamberlik (S.A.V) gelmeden önceki 40 yıllık insani ahlakı) ahlak ölçülerinde verimli konumlandırışı doğrultusunda öğretim, öğrenim ve eğitimin mutlaka asgari doğru (yukarıdaki 5 koşul çerçevesinde) verilişinden kesin emin oluştur. İnsanlığın; fert, toplum, kavim ve tüm insanlık ailesi bazında, sokakta, tüm toplumsal ve yaratıksal alanlarda (özel haller hariç); diğer yaratıkları kıskandırıcı, ürpertici, tiksindirici, rencide edici, rahatsız edici, iştahlandırıcı, kışkırtıcı, küçümseyici, tahrip edici, tahrik edici, aşırı özendirici, şaşırtıcı, vahşi, aşkın… Vb. eylem, davranış, sohbet, giyim, kuşam, siyaset, öğretim, öğrenim, eğitim… Vb. bulunmaması gerektiğinin ve öneminin Rahmani (peygamberi, insancıl) ahlakla ilişkisinden emin olacağı kadar eğitilişinden mutlak emin olmalıyız. Sonrası kolaydır. Bundan sonrası kişinin/toplumun olanakları ölçüsündeki iradesiyle tercihleri onun/onların ölçüsünün kalitesini belirler. Yargısından emin oluruz. Hayvani ve İnsani Hürriyetin Farkındalığını kavrayış önemlidir.! ABD'DE Bazı Eyaletlerde Ör. State of Tennessee'de Yurtlarda ve Otellerde Evli Olamayan Erkek ve Kadınlar Aynı Odada Gerekirse Birlikte Kalabiliş Hürriyeti. Batıda sokak ortasında partnerlerin hayvani davranış ve eylemleri düşündürücüdür. Edepsizlerin, Edeplilerin ve Herkesin (Şerrinden Emin Ve Beri Olmak İçin); Her Mecliste Kendini İfade Ediş Köşesi Olmalı. Köşeye gelenlere ya da sıradaki her kese “Kendini İfade Edişin Edepli Ve Peygamberi Oluşun Önemi Dersi” ayrıntılı bir şekilde eğitimcilere verilmelidir. Bundan sonrası onların kendilerini ifade tercihleri onların ve temsil ettiklerinin edebini ve kalitesini ifade eder ya da belirler. Özet;1- İnsanlık Ortak Paydası Üyesi Olarak Payını (Özgünlüğünü) Peygamberi Konumlandırış. Değiştirmeyeceklerine Karşı Peygamberi Adreste Bulunuşu Kabulleniş. İnsanlık Ailesinin üyesi oluşunu ve baş edemeyeceklerini ve değiştiremeyeceklerini Koşulsuz kabulleniş. 2. Kendisi, Mesleği ve Çevresi hakkında yeterince bilgi sahibi oluşunun gereğini kabulleniş. 3. Kendisini ve Çevresini Düz ayna mantığıyla değerlendiriş. 4.Bildikleriyle Peygamberi (Rahmani/İnsancıl) bir ahlakla doğru adreslerde bulunuşu alışık tepki (refleks) ve alışkanlık haline geliştirir.5. Bildikleriyle kendisini ve çevresini düz ayna mantığıyla değerlendiriş ve Peygamberi / İnsancıl konumlandırıştır. kendisini Rahmani, insancıl, peygamberi, doğru ve dürüst tanıyış ve/veya dürüstçe iç dünyasına ve çevresine kendisini konumlandırıştır.
Sonuç; Doğaya Karşı Doğru Adreste Duruş Ne Demektir? Çevre Bilinci İnsanlarda Geliştirilerek Plastikler, Kâğıt, Şişe-Cam ve Metaller Çöp Değil Bunların Çöp Torbalarına Doldurup En Kısa Yoldan Hedefine Bakılmalıdır. İnsanlık doğaya ve birbirine karşı doğru adreste durmadığı için doğal ve yapay çevrenin ilkel ve vahşi insan sorunu ortaya çıkmıştır. Ola Ki Yaratıklar içinde hayırlı bir kişilik olmak için
ola ki bu 5 kuraldan bir tanesine bile uymazsanız doğru adreste duramazsınız. Bu yaşam boyutunda her insan bir hayvanın sırtındadır. Kendini kontrol edebildiği kadar süvari kişilik, kontrol edemediği kadarda hamal kişiliktir ki buna nefis denir ya da atınızı (nefsinizi) kontrol edebildiğiniz kadar süvarisi kontrol edemediğiniz kadarda hamalısınız. Genlerimizi ne kadar irademizle kontrol edebiliyorsak her şeyimizin süvarisi, tersine ise her şeyimizin hamalıyız demektir. Bir kavmin yenilikçilerini asimile eder bitirirseniz, akabinde milliyetçilerini asimile edişe başlarsanız bu tam mümkün değildir çünkü o kavmin değişmeyen/değişmez parmak izidirler (kavmin özgün kişilik genlerini taşırlar). Ancak yok etmeniz gerekir. Bu seferde evrimsel seçilimde en güçlü savaşkan Nemruti, Atillamsı, Cengizhani, Firavuni, Çini, Hitleri… Vb insan ahlakının acımaz kara delikleri ve kavmin asimile edildiğini sandığınız yenilikçileri de ters teperek karşınıza çıkar ki kayıp edişi hak etmiş olursunuz. Her kavmin özgün radikallerinin, milliyetçilerinin, yenilikçilerinin, cahillerinin… Vb dozunda gerekliliğini doğru adreslerde ve doğru kişilikler de yaşatmak elzemdir. Cahillerin, kafirlerin… Vb karakterlerin yok olduğunu düşünün sonuç sosyal döngünün çöktüğünü görürsünüz. Bir anda herkesin her şeyi bildiğini düşünün ya da geleceğiniz hakkında her şeyinizi bildiğinizi düşünün o zaman cehaletin, bilmezliğin, yalanın ve sabrın ilaç olduğu konumların ve zamanların olabileceğini keşfedebilirsiniz. Allah (C.C)’HU hiçbir şeyi boşuna yaratmamıştır. Önemli olan her şeyi dozunda ve yerinde rahmani biliş, kullanış ve uygulayıştır. Kısaca doğal döngüdeki özgünlüklerin gerekliliği kadar toplumsal, zihinsel, düşünsel ... Vb döngülerdeki özgünlükler gereklidirler. Önce meclistekiler halka ahlak abidesi örneği olarak öpüşüp barışıp sarılsınlar ardında her şeyi çözmek daha kolaylaşır. Bu gerçekleşmiyorsa ola ki yanlış kriterlere sahip insanları meclise gönderiyoruz. Önemli olan toplumsal yönetim, ahlak ve her türlü ilişkinin kilit ve yönlendirici noktalarında Peygamberi/Rahmani/insancıl ahlaklı +bilgili +liyakatli kişiliklerin; yönetimlerde, eğitimde, sağlıkta ve yargıda sürekli bulunuşunu tam ve net teminat altına alan/garantileyen; seçim sistemleri, yönetim sistemleri, rejimler ve demokrasileri sağlayıştır. Ör;sigara içmek, aşırı lezzetli yemek, içmek veya içkinin lezzetine doyumsuzluk yani bırakamamak (zayıf irade) da bedenimiz nefsimizdir. Mantık ve irademizin; aşkın, sevilmenin, pohpohlanmanın, kumarın, aşırı adrenalinin, lezzetli yemeğe doyumsuzluğuna (şişmanlık-aşırı kilo) tiryakiliğine... Vb karşı aciz düşmesi nefsimizdendir. Küresel ısınma sorununa karşı önlem ve çözümlere katılmayanların bu süreçteki kişilik konumları nefsimiz mesabesindedir. İrademiz, yeteneklerimiz ve gücümüzle kesinlikle başaramadığımız veya başarmayacağımızdan emin olayların, süreçlerin, sorunların ve problemlerin çözümü konusunda;İbadetlerimizi olanaklarımız ve fıtratımız (yapımız) ölçüsünde kusursuz icra eder, samimiyetle hayatımıza uygular, peygamber teslimiyeti ile kişilik ve irademizin IP numarasını geri istememek ya da Allah (C.C) terk etmemek koşulu ile Allah (C.C).'HUNA teslim oluruz (Allah (C.C) ipine sarılın, dinden çıkılmaz çıkanlar mürtet olur ayet var) ya da kişiliğimizin tüm boyutlarını teslim ederiz ve Rabbimizden dileklerimiz için yardım istemek üzere dua ederiz. Sonuçta; doğru-yararlı tepkiler, davranışlar, çözüme yönelik denklemlerin, konumların kombinezonları ortaya çıkınca veya çözülünce de, duamız kabul oldu deriz. Nefsini tanıyan rabbini tanır (ayet/hadis!). İnsandaki bu kişiliğin konumu ve etkisi ayrıcalık gösterir. İnsanın genetik yapısı-yatkınlığı ve çevrenin; nefsi kişiliğinin (sanal-zeka-bedensel kişilik) gelişimine etkisi, çok büyüktür.
      Sanal ve nesnel nefsimizin hüneri doğal, yabani, gayri insani veya vahşi oluşudur. Yani doğaya meyilli ve samimiyetsizliktir. Zeka işletim sistemi ile çevreye icabet eder.
      Genel Olarak Aklın Hüneri Liyakat, Ruhun Hüneri Samimiyet, Zekanın Hüneri Nefsi Kökenli Hızlı ve Doğru Kavramak, Nefsin Hüneri;Hayvani SiyasetKişiliğin Hüneri Tercih ve İnsanın Hüneri Hüsran(sabrı, imanı, hakkı tavsiye edenler ve iyi amel işleyenler hariç)-Cehalettir.
      Normal  insanların çoğu, doğuştan; nefsi-zekası itibarıyla  hayvanidir (kötü değildir), ruhu-akli itibarıyla meleğidir. Sanki insan; nefsi, zekası ve genetik yapısı itibarıyla primat, aklı, ruhu ve vicdanı itibarıyla melek gibidir, bu açıdan evrim daha çok insanın nefsi ile(bedeni, zekası… Vb) muhataptır. (Demirkuş 2007).Genetik yapının %99'u belki de %100'ü maymunlara benzer ve nefisle ilgilidir.Nefisin göbek bağı;zeka işletim sistemiyle ile doğaya meyilli çalışır.
Belki de bir insanın fıtratından ve nefsinden verim alması için: geçici bir süre (en azında;çocukluk,öğretim, öğrenim ve eğitim sürecinde) her şeyi gönlünce düşünüp yaşamaya çalışırken ( nefsi arzularını dolu dolu yaşarken); nefsinin diğer insanlara  açılan ikram ve tersi kapılarını, nötrlerini ve geçişkenlerini tanımak (nötrlerini, geçişkenlerini, en güzel ortak payda ve tersi özelliklerini tanımak), ilgi ve icabet koşullarını çok iyi saptaması gerekir. Her insan nefsinin sıfatlarında külli nefsin ortak paydası gereği en azında; bir veya birkaç güzel karakteri vardır. Kişinin, nefsini doğru tanıyıp;normal hayatta, bu özelliklerine yoğunlaşıp- kullanması-geliştirmesi(eğitimle bu güzel hasletini/lerini alışık tepki (refleks) ve alışkanlık haline getirmesi) adil toplumsal ilişkilerde bulunmaya kendini endekslemesi  (kendini bu duruma göre dizayn etmesi) önemli bir problemini çözmesi anlamına gelir. Belki de doğrusu;pozitif-negatif-nötr.. Vb arzularla doluşan; sanal kişilik (1)ve canlı bedeni nefis kabul edersek, gerçek-sanal doğayı da onun habitatı kabul etmek gerekir. Kısaca, gelişmiş insan olmaya engel;eylem, özellik, davranış, kışı, devlet... Vb çok şey nefsinizdir. En net, sade, güzel ve doyurucu tanımı İslamiyet'te geçer, köken itibarıyla, bedenle birlikte doğal kabul edilir.
Çeşitli nefis mertebeleri mevcuttur; nefsi emare (emir eden nefis, iradeye baskın nefistir, kötülüğü emir eder ve pişman olmayan nefis), nefsi müsevvile, nefsi raddiye, nefsi levvame, nefsi natıka (genleri diri ve konuşan nefis), nefsi mutmaine, peygamber ahlaklı evcilleşmiş, iradeye ve peygamber ahlaklı-adil düzen kurallarına itaat eder).
İnsanda Nefis ve Kişilik Mertebesi;Genellikle İrademiz, gücümüz, kişiliğimizle veya herhangi bir şekilde;kontrol edemediğimiz, değiştiremediğimiz-baş edemediğimiz;gayri ahlaki-gayri akli;duygu, düşünce, arzu,eylem, davranış, özellik, fert, toplum, kavim, millet,devlet,… Vb özümüze ve çevremize ait çok şey istenmeyen bu konumu/ları itibarıyla nefsimizin mesabesindedir. Ör;herhangi bir özellik bakımından, nefsi emareye sahip bir insan, nefsi natıka (genleri diri ve konuşan nefis) veya diğer üst kalite nefis özelliklere sahip kişilerin (insanların) nefsi durumundadır. Kısaca ahlak kalitesi bakımından;bir alt seviyedeki;duygu, düşünce, arzu,eylem, davranış, özellik, fert, toplum, kavim, millet,devlet,… Vb, bir üst seviyedekinin nefsi konumundadır (durumundadır). Bu açıdan insanlar kategorize edilirse;aklı ilkelden, aklı insana ....dereceli olarak tüm insanlar; aklı selime sahip insan nefsi konumundadırlar.Yani en alt basmaktaki nefis primitif-ilkel insannefsi, kişiliği en üst basmaktaki nefis aklı selime sahip gelişmiş insan nefsidir. İnsanlarda; çoğu özellikleri-nefsi sıfatları-davranışları bakımından izafi mozaik (göreceli) nefis söz konusudur. Yani çoğu kişide; nefsi sıfatlarının derecesi bakımından izafi mozaik harmanlama söz konusudur.Genellikle tümüyle saf nefsi müsevvile, nefsi raddiye, nefsi levvame, nefsi natıka (genleri diri ve konuşan nefis), nefsi mutmaine, peygamber ahlaklı evcilleşmiş, iradeye ve peygamber ahlakı-adil düzen kurallarına itaat eder). sahip insanlar azdır. Batıdaki seri cinayet işlediğine pişman olmayan katiller tümüyle nefsi emaredir(primitif-ilkel altı insan). Primitif-ilkel insanın nefsi; hayvanlardır!! Primitif-ilkel altı insan ise sanki hayvanların nefsi konumundadır. Fert,toplum, devlet olarak;nefsimizle verimli yaşamanın önemli bir yolu;onunla Şeytani ve Doğal/Vahşi/Cahili ya da Hayvani Rekabet ve yarışa girmeden, fıtratına uygun verimli zaruri ilişikler denklemi/leriyle;eylemle, lisanla,yüreğimizle   veya bunların kök hücre varyasyon kombinezonları mantığıyla ona katılmak, yaklaşmak, karışmaktır ve gerekirse uzak durmaktır. Bilmeyen bilenin mazlum nefsi mesabesinde kabul edilir. Ör.cahiller, bilmeyenler ve çocuklarımız mazlum nefsimiz mesabesindedir.

Nefsini Tanımak: İnsanın zihinsel, düşünsel, kalpsal ve bedensel araçlarını;liyakatli ve doğru tanımak, tüm güçlerini bilmek, kullanma becerileri derecesini doğru kavramak, insani-insancıl ve doğal sıfatları, özellikleri, özgünlükleri, araçları… Vb doğru tanımak, hayata rahmani/insancıl uygulamak ve her şeyini çevresine-çevresini de içi dünyasına Allah (C.C)'N rızasına uygun (liyakatli, namuslu ve dürüst) konumlandırışı önemlidir. Bir insanın yapısal olarak sahip olduğu nesnel, sanal, çevresel ve düşünsel araçların hünerlerindeki; istendik-başarılı(+), istenmedik-başarısız(-), dengedeki-nötr(0), geçişken-hercai(+,-), bilinmez, bilmezleri, cehaleti-kör noktaları(?), özgünlükleri(*), baskınlıkları(!)… Vb değerleri/değer yargılarını ve dogmalarını doğru tanıyıp kendini çevresine ve çevresini de iç dünyasına doğru konumlandırarak; çevresinden ve kendisinden azamı liyakatli yararlanışı ortaya koymuş olur.
Neden çevremizi, kendimizi, mesleğimizi doğru tanımak ve insancıl adreslerde bulunmayı/bulunuşu refleks(alışık tepki) haline getirmek/getiriş farzdır? Doğru Adreste Duruşun 5 Kuralı; Doğru Adreste Duruş İçin Öğretim, Öğrenim Ve Eğitimin Mutlaka Asgari 5 Kuralı; Rahmani İnsancıl ve Peygamberi Adreste Duruşun 5 Kuralı;
1.Kuralı:
Kabulleniş. Rahmani insan oluş için dünyada bulunduğunu ve Rahmani doğru adreste duruşun refleksinin (alışık tepkisinin) kesinliğini kabul ediş. Değiştirmeyeceği ve/veya Değiştiremeyeceği şeyleri, İnsanlık Ailesi'ni ve kendisini olduğu gibi kabullenişe razı oluş gerekirse peygamberi ve insancıl değişime/lere talip olmak. Değiştirmeyeceği ve/veya Değiştiremeyeceği; fıtratı/yapısal, insani, çevresel … Vb her şeyi ve kendisini olduğu gibi kabullenişe razı oluş gerekirse peygamberi ve insancıl değişime/lere talip olmak. En azında yaratıkların değişmez kaderleniş kırmızı çizgilerini; örneğin, ölüm, bilmezlik, cehalet, aşkınlık… Vb niyet olarak kabulleniştir. Ayrıca tüm yaratıkları, her fert ve toplumun “Geçmişten Geleceğe Tüm İnsanlık Ailesi Çözmecesinin/Pazılının” gerekli bir parçası/üyesi olarak “İnsanlık veya İslam Devleti ve Birlikteliği” istemine, arzusuna, azmine ve gayretine razı oluştur.
2.Kural: Kendisini ve çevresini doğru tanıyış. Kendisini ve çevresini düz ayna mantığıyla değerlendiriş ve konumlandırıştır. Rahmani, insancıl, peygamberi, doğru ve dürüst tanıyış ve/veya dürüstçe iç dünyasına ve çevresine kendisini konumlandırıştır.
3.Kural:
Yeterince bilgili oluşu kabulleniş. Kendisini ve çevresini doğru anlamlandırış ve uygulayış için yeterince bilgili ve beceri sahibi oluşu koşulsuz kabulleniştir. Yaratıkların her şeyini ve mesleğini; doğru, dürüstçe, Rahmani/İnsancıl anlamlandırış ve uygulayış için yeterince bilgili ve beceri sahibi oluşu koşulsuz kabulleniştir.
4.Kural:
İnsancıl adreste duruş. Peygamberi (Rahmani/İnsancıl) bir ahlakta doğru adreslerde bulunuşu alışık tepki (refleks) ve alışkanlık haline getiriştir.
5.Kural:
İnsancıl Uygulayış. Öğrendiklerini Rahmani (peygamberi/insancıl) ahlak çerçevesinde alışık tepki (refleks) olarak hayata uygulayıştır. En Güçlü, Siyasi ve Menfaatperest adreslerde değil de Rahmani, İnsani ve Doğru adreste duruşun en güzel örneği; Allah (C.C)’N yardımıyla, Hz. Muhammed AS’IN çevresinde, zamanındaki krallıklar ve imparatorluklara ekmek peynirle hatta daha zor koşullara Rahmani duruşuyla İslamiyet’in yayılışını başarmıştır. Bu mantıktan hareketle doğru adreste bulunuşu alışık tepki (refleks) haline getirişin en kestirme yolu Rahmani, insancıl, peygamberi dürüstlük ve/veya peygamberi imanla hayatı yaşamak yeterlidir.Yaratıkların özellikle fert, kavim ve devletlerin; zihinsel, bedensel, düşünsel, amaçsal, menfaatsel... Vb adreslerini doğru tanımlayıp, belirleyip bildikçe onların hakkında daha doğru karar verir ve doğru adreslerde duruş olanağını elde ederiz.-Ola ki herkes her şeyi bilmeyecektir. Cüzi ilme sahipsiniz (Ayet vardır) .Yani en azında her kes bir şeylerin cahilidir.-Herkesin olanakları ölçüsünde; nesnel, iradi, sanal, düşünsel, toplumsal… Vb. kendine özgü özgünlükleri ve tercihleri olacaktır. İnsanın Ahlak Kanadı (Sağ) ve Meslek Kanadıyla (Sol) Eğitimin Hedefine Uçuşunun Amacı; Doğru Adreslerde Bulunuşun 5 Kuralı Uygulanarak Gerçekleşmelidir. Önemli olan amaç kişinin ve toplumun; olanakları, sıhhati, iradesi, bilgisi… Vb. çerçevesinde (insan pazılı/çözmecesi içinde) kendisini/kendilerini (özgün pazılı/çözmece parçası) peygamberi (Rahmani/insancıl/Hz. Muhammed AS’A Peygamberlik (S.A.V) gelmeden önceki 40 yıllık insani ahlakı) ahlak ölçülerinde verimli konumlandırışı doğrultusunda öğretim, öğrenim ve eğitimin mutlaka asgari doğru (yukarıdaki 5 koşul çerçevesinde) verilişinden kesin emin oluştur. İnsanlığın; fert, toplum, kavim ve tüm insanlık ailesi bazında, sokakta, tüm toplumsal ve yaratıksal alanlarda (özel haller hariç); diğer yaratıkları kıskandırıcı, ürpertici, tiksindirici, rencide edici, rahatsız edici, iştahlandırıcı, kışkırtıcı, küçümseyici, tahrip edici, tahrik edici, aşırı özendirici, şaşırtıcı, vahşi, aşkın… Vb. eylem, davranış, sohbet, giyim, kuşam, siyaset, öğretim, öğrenim, eğitim… Vb. bulunmaması gerektiğinin ve öneminin Rahmani (peygamberi, insancıl) ahlakla ilişkisinden emin olacağı kadar eğitilişinden mutlak emin olmalıyız. Sonrası kolaydır. Bundan sonrası kişinin/toplumun olanakları ölçüsündeki iradesiyle tercihleri onun/onların ölçüsünün kalitesini belirler. Yargısından emin oluruz. Hayvani ve İnsani Hürriyetin Farkındalığını kavrayış önemlidir.! ABD'DE Bazı Eyaletlerde Ör. State of Tennessee'de Yurtlarda ve Otellerde Evli Olamayan Erkek ve Kadınlar Aynı Odada Gerekirse Birlikte Kalabiliş Hürriyeti. Batıda sokak ortasında partnerlerin hayvani davranış ve eylemleri düşündürücüdür. Edepsizlerin, Edeplilerin ve Herkesin (Şerrinden Emin Ve Beri Olmak İçin); Her Mecliste Kendini İfade Ediş Köşesi Olmalı. Köşeye gelenlere ya da sıradaki her kese “Kendini İfade Edişin Edepli Ve Peygamberi Oluşun Önemi Dersi” ayrıntılı bir şekilde eğitimcilere verilmelidir. Bundan sonrası onların kendilerini ifade tercihleri onların ve temsil ettiklerinin edebini ve kalitesini ifade eder ya da belirler. Özet;1- İnsanlık Ortak Paydası Üyesi Olarak Payını (Özgünlüğünü) Peygamberi Konumlandırış. Değiştirmeyeceklerine Karşı Peygamberi Adreste Bulunuşu Kabulleniş. İnsanlık Ailesinin üyesi oluşunu ve baş edemeyeceklerini ve değiştiremeyeceklerini Koşulsuz kabulleniş. 2. Kendisi, Mesleği ve Çevresi hakkında yeterince bilgi sahibi oluşunun gereğini kabulleniş. 3. Kendisini ve Çevresini Düz ayna mantığıyla değerlendiriş. 4.Bildikleriyle Peygamberi (Rahmani/İnsancıl) bir ahlakla doğru adreslerde bulunuşu alışık tepki (refleks) ve alışkanlık haline geliştirir.5. Bildikleriyle kendisini ve çevresini düz ayna mantığıyla değerlendiriş ve Peygamberi / İnsancıl konumlandırıştır. kendisini Rahmani, insancıl, peygamberi, doğru ve dürüst tanıyış ve/veya dürüstçe iç dünyasına ve çevresine kendisini konumlandırıştır.
Sonuç; Doğaya Karşı Doğru Adreste Duruş Ne Demektir? Çevre Bilinci İnsanlarda Geliştirilerek Plastikler, Kâğıt, Şişe-Cam ve Metaller Çöp Değil Bunların Çöp Torbalarına Doldurup En Kısa Yoldan Hedefine Bakılmalıdır. İnsanlık doğaya ve birbirine karşı doğru adreste durmadığı için doğal ve yapay çevrenin ilkel ve vahşi insan sorunu ortaya çıkmıştır. Ola Ki Yaratıklar içinde hayırlı bir kişilik olmak için ola ki bu 5 kuraldan bir tanesine bile uymazsanız doğru adreste duramazsınız. Gerekli olduğumuz için yaratılmışız ve varız. Her insanı insanlık kitabının bir sayfası kabul edin. Kendi sayfanızı ve Yaşadığınız çevredeki kitap sayfalarını doğru tanıyıp bu sayfalar arasında doğru adreste duruşun koşulu irademiz çerçevesinde samimi, rahmani, hür ve adil oluştur. Eğer cahiller, caniler, tanımadıklarımız… Vb karşı doğru adreste duruşta başarılı olamıyorsak, ya diyetle yaklaşılmalı ya da cahillerden uzak duruluşa gayret edilmelidir. Cahillerden yüz çevir ya da uzak dur diye ayet ve hadis vardır.
Bu yaşam boyutunda her insan bir hayvanın sırtındadır. Kendini kontrol edebildiği kadar süvari kişilik, kontrol edemediği kadarda hamal kişiliktir ki buna nefis denir ya da atınızı (nefsinizi) kontrol edebildiğiniz kadar süvarisi kontrol edemediğiniz kadarda hamalısınız. Genlerimizi ne kadar irademizle kontrol edebiliyorsak her şeyimizin süvarisi, tersine ise her şeyimizin hamalıyız demektir. Nefsini tanıyan rabbini tanır (Ayet var)
      İnsanın, sanal ve nesnel özgün sıfatlarının pozitif, negatif, nötr ve varyasyonlarını çevre ile etkileşim gücünü, konumlarını doğru bilmektir. İrademiz,  gücümüz,  kişiliğimizle veya herhangi bir şekilde, kontrol edemediğimiz-baş edemediğimiz;gayri ahlaki-gayri akli;duygu, düşünce, arzu,eylem, davranış, özellik, kişi, kurum, toplum, millet… Vb özümüze ve çevremize ait çok şey o konumda nefsimizin mesabesindedir. Diğer bir ifade ile;fert/kavim bazından insanlık bazına kadar;sanal (akıl, zeka... Vb) ve nefsi (bedensel organlarını) araçlarının; gücünü ve konumlarını çevre ile etkileşim gerçeklerini doğru öğrenmesi-tanımasıdır. Bu dost doğru konumlandırma ve teşhisten sonra;kendini benimsediği namuslu (namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb Rahmani ve/veya şeytani insanlarla; namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb kara cahil , kasti cahil ve/veya çocuksu cahil insanlar karıştırılmamalıdır) ve dürüst kurallar-tercihlerle doğaya ve insanlığa entegre eden fert ve kavimler istenen kavimlerdir.
Böyle fert ve kavimler;neticeye tesir güçlerini doğru bildikleri için; doğada helak olmadan doğru yapabilirliklerine fıtratı ölçüsünde yoğunlaşırlar.  Bu fert ve kavimler;kimlerin ve kimin kendilerine kadir, kendilerinin nelere kadir olduklarını çok iyi bildikleri için ;nefsiyle baş edemeyeceğinden emin olduklarından;yaptığı ibadetler ve güzel davranışlardan edindiği zihinsel alışık tepki (refleks) sezgiler sonucu;nefislerine tapmadan, teslim olmadan ona/onlara verimli olabileceği;davranış, ilişki kombinezonuna girerler veya hangi koordinat-konumdan/lardan yararlı çimlenmeye başlayacağını yaşayarak öğrenirler/öğretilirler ya da verimli tepkiler geliştirirler.Uyduğu kuralların geçerli davranış-eylem reçeteleri olduğuna yaşayarak öğrenir, inanır ve rabbini tanır-ona arif olur.
-Ola ki yanlış, doğal, vahşi ve/veya eksik; öğretim, öğrenim ve eğitim ürünü olan bu günkü çoğu insanlarda ki; bu istenmedik alışkanlık, tiryakilik, davranış… Vb kontrol edebilen doğru/gerçekçi öğretim, öğrenim ve eğitim sisteminin ürünlerine sahip insan kadar iradeli insan, tersi/leri kadar ise eksik, cahil, vahşi, doğal ve hayvani insanız anlamı çıkar. Bu çıkarsayışı günlük, haftalık, aylık ve yıllık yaşam döngülerinize güncelleyerek; siz ne kadar neyi/neleri kontrol ediyorsunuz, iradenizi kontrol edenleri istişare ederek hakkınızda bazı iradi yargılara ve önlemlere/tedbirlere varınız. Bu iradi yargılara ve önlemlere/tedbirlere varmadan önce; yalan, iftira, şer, domuz etini yiyiş, şovenistlik, Siyonistlik, radikaller, milliyetçiler, yenilikçiler, cahiller, cahillik, hastalık, virüs, kötü davranış… Vb istenmedik, davranış, yaratık, eylem, bilgi… Vb
A-Bu istenmedik ya da istenmedikler niye vardır?
B-Bu istenmedik ya da istenmediklerin mutlak gerekli olduğu yer/yerler neresi/nerelerdir?
C-Bu istenmedik ya da istenmedikler hiç olmazsa hayat döngüsünde ne/ler eksilir, ne/ler bozulur… Vb ne/ler olur? Sorularının mutlaka doğru ve liyakatli yanıtlarını araştırın sonra istendik/çözümsel iradi amaçlı; yargıya/lara, sonuca/lara varınız ve/veya öğretime, öğrenime, eğitime, ıslahata/lara, terbiyeye ve önleme/lere baş vurunuz. İnsanlığın ve/veya bir kavmin; radikal milliyetçileri (kavimlerin parmak izi), radikal Müslümanları (dinin farzlarının sigortası), radikal yenilikçiler (kavimin asra uyum ışıkları) ya da her çeşit gerekli radikalleri rahmani alimler ve bilginlerce, her an asrın değişimlerine ve/veya koşullarına uyumlu bilgilendirilip irşat edilmezse; milliyetçiler şovenizme, inananlar Siyonizm'e, yenilikçiler otistik ve liyakatsiz felsefi görüşlere ve/veya inançlara kapılıp dumura uğrarlar. Genellikle alimsiz bir kavim ya da nefsine zülüm eden Müslüman kavimin/lerin rahmani alimleri ve bilginleri menfaatleri gereği radikallerinin arkasına gizlenir ya da onlara teslim olursa bu sonuç ortaya çıkar.
Neden çevremizi, kendimizi, mesleğimizi doğru tanımak ve insancıl adreslerde bulunmayı/bulunuşu refleks(alışık tepki) haline getirmek/getiriş farzdır? Doğru Adreste Duruşun 5 Kuralı; Doğru Adreste Duruş İçin Öğretim, Öğrenim Ve Eğitimin Mutlaka Asgari 5 Kuralı; Rahmani İnsancıl ve Peygamberi Adreste Duruşun 5 Kuralı;
1.Kuralı:
Kabulleniş. Rahmani insan oluş için dünyada bulunduğunu ve Rahmani doğru adreste duruşun refleksinin (alışık tepkisinin) kesinliğini kabul ediş. Değiştirmeyeceği ve/veya Değiştiremeyeceği şeyleri, İnsanlık Ailesi'ni ve kendisini olduğu gibi kabullenişe razı oluş gerekirse peygamberi ve insancıl değişime/lere talip olmak. Değiştirmeyeceği ve/veya Değiştiremeyeceği; fıtratı/yapısal, insani, çevresel … Vb her şeyi ve kendisini olduğu gibi kabullenişe razı oluş gerekirse peygamberi ve insancıl değişime/lere talip olmak. En azında yaratıkların değişmez kaderleniş kırmızı çizgilerini; örneğin, ölüm, bilmezlik, cehalet, aşkınlık… Vb niyet olarak kabulleniştir. Ayrıca tüm yaratıkları, her fert ve toplumun “Geçmişten Geleceğe Tüm İnsanlık Ailesi Çözmecesinin/Pazılının” gerekli bir parçası/üyesi olarak “İnsanlık veya İslam Devleti ve Birlikteliği” istemine, arzusuna, azmine ve gayretine razı oluştur.
2.Kural: Kendisini ve çevresini doğru tanıyış. Kendisini ve çevresini düz ayna mantığıyla değerlendiriş ve konumlandırıştır. Rahmani, insancıl, peygamberi, doğru ve dürüst tanıyış ve/veya dürüstçe iç dünyasına ve çevresine kendisini konumlandırıştır.
3.Kural:
Yeterince bilgili oluşu kabulleniş. Kendisini ve çevresini doğru anlamlandırış ve uygulayış için yeterince bilgili ve beceri sahibi oluşu koşulsuz kabulleniştir. Yaratıkların her şeyini ve mesleğini; doğru, dürüstçe, Rahmani/İnsancıl anlamlandırış ve uygulayış için yeterince bilgili ve beceri sahibi oluşu koşulsuz kabulleniştir.
4.Kural:
İnsancıl adreste duruş. Peygamberi (Rahmani/İnsancıl) bir ahlakta doğru adreslerde bulunuşu alışık tepki (refleks) ve alışkanlık haline getiriştir.
5.Kural:
İnsancıl Uygulayış. Öğrendiklerini Rahmani (peygamberi/insancıl) ahlak çerçevesinde alışık tepki (refleks) olarak hayata uygulayıştır. En Güçlü, Siyasi ve Menfaatperest adreslerde değil de Rahmani, İnsani ve Doğru adreste duruşun en güzel örneği; Allah (C.C)’N yardımıyla, Hz. Muhammed AS’IN çevresinde, zamanındaki krallıklar ve imparatorluklara ekmek peynirle hatta daha zor koşullara Rahmani duruşuyla İslamiyet’in yayılışını başarmıştır. Bu mantıktan hareketle doğru adreste bulunuşu alışık tepki (refleks) haline getirişin en kestirme yolu Rahmani, insancıl, peygamberi dürüstlük ve/veya peygamberi imanla hayatı yaşamak yeterlidir.Yaratıkların özellikle fert, kavim ve devletlerin; zihinsel, bedensel, düşünsel, amaçsal, menfaatsel... Vb adreslerini doğru tanımlayıp, belirleyip bildikçe onların hakkında daha doğru karar verir ve doğru adreslerde duruş olanağını elde ederiz.-Ola ki herkes her şeyi bilmeyecektir. Cüzi ilme sahipsiniz (Ayet vardır) .Yani en azında her kes bir şeylerin cahilidir.-Herkesin olanakları ölçüsünde; nesnel, iradi, sanal, düşünsel, toplumsal… Vb. kendine özgü özgünlükleri ve tercihleri olacaktır. İnsanın Ahlak Kanadı (Sağ) ve Meslek Kanadıyla (Sol) Eğitimin Hedefine Uçuşunun Amacı; Doğru Adreslerde Bulunuşun 5 Kuralı Uygulanarak Gerçekleşmelidir. Önemli olan amaç kişinin ve toplumun; olanakları, sıhhati, iradesi, bilgisi… Vb. çerçevesinde (insan pazılı/çözmecesi içinde) kendisini/kendilerini (özgün pazılı/çözmece parçası) peygamberi (Rahmani/insancıl/Hz. Muhammed AS’A Peygamberlik (S.A.V) gelmeden önceki 40 yıllık insani ahlakı) ahlak ölçülerinde verimli konumlandırışı doğrultusunda öğretim, öğrenim ve eğitimin mutlaka asgari doğru (yukarıdaki 5 koşul çerçevesinde) verilişinden kesin emin oluştur. İnsanlığın; fert, toplum, kavim ve tüm insanlık ailesi bazında, sokakta, tüm toplumsal ve yaratıksal alanlarda (özel haller hariç); diğer yaratıkları kıskandırıcı, ürpertici, tiksindirici, rencide edici, rahatsız edici, iştahlandırıcı, kışkırtıcı, küçümseyici, tahrip edici, tahrik edici, aşırı özendirici, şaşırtıcı, vahşi, aşkın… Vb. eylem, davranış, sohbet, giyim, kuşam, siyaset, öğretim, öğrenim, eğitim… Vb. bulunmaması gerektiğinin ve öneminin Rahmani (peygamberi, insancıl) ahlakla ilişkisinden emin olacağı kadar eğitilişinden mutlak emin olmalıyız. Sonrası kolaydır. Bundan sonrası kişinin/toplumun olanakları ölçüsündeki iradesiyle tercihleri onun/onların ölçüsünün kalitesini belirler. Yargısından emin oluruz. Hayvani ve İnsani Hürriyetin Farkındalığını kavrayış önemlidir.! ABD'DE Bazı Eyaletlerde Ör. State of Tennessee'de Yurtlarda ve Otellerde Evli Olamayan Erkek ve Kadınlar Aynı Odada Gerekirse Birlikte Kalabiliş Hürriyeti. Batıda sokak ortasında partnerlerin hayvani davranış ve eylemleri düşündürücüdür. Edepsizlerin, Edeplilerin ve Herkesin (Şerrinden Emin Ve Beri Olmak İçin); Her Mecliste Kendini İfade Ediş Köşesi Olmalı. Köşeye gelenlere ya da sıradaki her kese “Kendini İfade Edişin Edepli Ve Peygamberi Oluşun Önemi Dersi” ayrıntılı bir şekilde eğitimcilere verilmelidir. Bundan sonrası onların kendilerini ifade tercihleri onların ve temsil ettiklerinin edebini ve kalitesini ifade eder ya da belirler. Özet;1- İnsanlık Ortak Paydası Üyesi Olarak Payını (Özgünlüğünü) Peygamberi Konumlandırış. Değiştirmeyeceklerine Karşı Peygamberi Adreste Bulunuşu Kabulleniş. İnsanlık Ailesinin üyesi oluşunu ve baş edemeyeceklerini ve değiştiremeyeceklerini Koşulsuz kabulleniş. 2. Kendisi, Mesleği ve Çevresi hakkında yeterince bilgi sahibi oluşunun gereğini kabulleniş. 3. Kendisini ve Çevresini Düz ayna mantığıyla değerlendiriş. 4.Bildikleriyle Peygamberi (Rahmani/İnsancıl) bir ahlakla doğru adreslerde bulunuşu alışık tepki (refleks) ve alışkanlık haline geliştirir.5. Bildikleriyle kendisini ve çevresini düz ayna mantığıyla değerlendiriş ve Peygamberi / İnsancıl konumlandırıştır. kendisini Rahmani, insancıl, peygamberi, doğru ve dürüst tanıyış ve/veya dürüstçe iç dünyasına ve çevresine kendisini konumlandırıştır.
Sonuç; Doğaya Karşı Doğru Adreste Duruş Ne Demektir? Çevre Bilinci İnsanlarda Geliştirilerek Plastikler, Kâğıt, Şişe-Cam ve Metaller Çöp Değil Bunların Çöp Torbalarına Doldurup En Kısa Yoldan Hedefine Bakılmalıdır. İnsanlık doğaya ve birbirine karşı doğru adreste durmadığı için doğal ve yapay çevrenin ilkel ve vahşi insan sorunu ortaya çıkmıştır. Ola Ki Yaratıklar içinde hayırlı bir kişilik olmak için ola ki bu 5 kuraldan bir tanesine bile uymazsanız doğru adreste duramazsınız. Gerekli olduğumuz için yaratılmışız ve varız. Her insanı insanlık kitabının bir sayfası kabul edin. Kendi sayfanızı ve Yaşadığınız çevredeki kitap sayfalarını doğru tanıyıp bu sayfalar arasında doğru adreste duruşun koşulu irademiz çerçevesinde samimi, rahmani, hür ve adil oluştur. Eğer cahiller, caniler, tanımadıklarımız… Vb karşı doğru adreste duruşta başarılı olamıyorsak, ya diyetle yaklaşılmalı ya da cahillerden uzak duruluşa gayret edilmelidir. Cahillerden yüz çevir ya da uzak dur diye ayet ve hadis vardır.
Bu yaşam boyutunda her insan bir hayvanın sırtındadır. Kendini kontrol edebildiği kadar süvari kişilik, kontrol edemediği kadarda hamal kişiliktir ki buna nefis denir ya da atınızı (nefsinizi) kontrol edebildiğiniz kadar süvarisi kontrol edemediğiniz kadarda hamalısınız. Genlerimizi ne kadar irademizle kontrol edebiliyorsak her şeyimizin süvarisi, tersine ise her şeyimizin hamalıyız demektir. Bir kavmin yenilikçilerini asimile eder bitirirseniz, akabinde milliyetçilerini asimile edişe başlarsanız bu tam mümkün değildir çünkü o kavmin değişmeyen/değişmez parmak izidirler (kavmin özgün kişilik genlerini taşırlar). Ancak yok etmeniz gerekir. Bu seferde evrimsel seçilimde en güçlü savaşkan Nemruti, Atillamsı, Cengizhani, Firavuni, Çini, Hitleri… Vb insan ahlakının acımaz kara delikleri ve kavmin asimile edildiğini sandığınız yenilikçileri de ters teperek karşınıza çıkar ki kayıp edişi hak etmiş olursunuz. Her kavmin özgün radikallerinin, milliyetçilerinin, yenilikçilerinin, cahillerinin… Vb dozunda gerekliliğini doğru adreslerde ve doğru kişilikler de yaşatmak elzemdir. Cahillerin, kafirlerin… Vb karakterlerin yok olduğunu düşünün sonuç sosyal döngünün çöktüğünü görürsünüz. Bir anda herkesin her şeyi bildiğini düşünün ya da geleceğiniz hakkında her şeyinizi bildiğinizi düşünün o zaman cehaletin, bilmezliğin, yalanın ve sabrın ilaç olduğu konumların ve zamanların olabileceğini keşfedebilirsiniz. Allah (C.C)’HU hiçbir şeyi boşuna yaratmamıştır. Önemli olan her şeyi dozunda ve yerinde rahmani biliş, kullanış ve uygulayıştır. Kısaca doğal döngüdeki özgünlüklerin gerekliliği kadar toplumsal, zihinsel, düşünsel ... Vb döngülerdeki özgünlükler gereklidirler. Önce meclistekiler halka ahlak abidesi örneği olarak öpüşüp barışıp sarılsınlar ardında her şeyi çözmek daha kolaylaşır. Bu gerçekleşmiyorsa ola ki yanlış kriterlere sahip insanları meclise gönderiyoruz. Önemli olan toplumsal yönetim, ahlak ve her türlü ilişkinin kilit ve yönlendirici noktalarında Peygamberi/Rahmani/insancıl ahlaklı +bilgili +liyakatli kişiliklerin; yönetimlerde, eğitimde, sağlıkta ve yargıda sürekli bulunuşunu tam ve net teminat altına alan/garantileyen; seçim sistemleri, yönetim sistemleri, rejimler ve demokrasileri sağlayıştır. Ör;sigara içmek, aşırı lezzetli yemek, içmek veya içkinin lezzetine doyumsuzluk yani bırakamamakta (zayıf irade) bedenimiz nefsimizdir, Mantık ve irademizin aşkın, sevilmenin, pohpohlanmanın, kumarın, aşırı adrenalinin, lezzetli yemeğe doyumsuzluğuna (şişmanlık-aşırı kilo) tiryakiliğine... Vb karşı aciz düşmesi nefsimizdendir. Küresel ısınma sorununa karşı önlem ve çözümlere katılmayanlar nefsimiz mesabesindedir. İrademiz, yeteneklerimiz ve gücümüzle kesinlikle başaramadığımız veya başarmayacağımızdan emin olduğumuz olayların, süreçlerin, sorunların ve problemlerin çözümü konusunda;İbadetlerimizi olanaklarımız ve fıtratımız (yapımız) ölçüsünde kusursuz icra eder, samimiyetle hayatımıza uygular, peygamber teslimiyeti ile kişilik ve irademizin IP numarasını geri istememek ya da Allah (C.C) terk etmemek koşulu ile Allah (C.C).'HUNA teslim oluruz (Allah (C.C) ipine sarılın, dinden çıkılmaz çıkanlar mürtet olur ayet var) ya da kişiliğimizin tüm boyutlarını teslim ederiz ve Rabbimizden dileklerimiz için yardım istemek üzere dua ederiz. Sonuçta; doğru-yararlı tepkiler, davranışlar, çözüme yönelik denklemlerin, konumların kombinezonları ortaya çıkınca veya çözülünce de, duamız kabul oldu deriz. Nefsini Tanımayan Rabbini Tanımaz, Allah C.C. çıkarsamasından hareketle;Evrim sanki-özellikle akli primitif (ilkelin) insanın nefsini tanıma aracıdır. Evrimi bilmek ve tanımak, en azından evrimdeki gerçeklere talip olmak, insanın nefsinin nefsini veya kendini-nefsini daha iyi tanımasına yardımcı olur. İnsanların doğal davranışlarına anlam vermek ve zihninde doğru yere oturtmak için; hayvanlarınkiyle özdeşleştirmek açısından, etolojik (hayvan davranış bilimi) davranışları bilmekte çok yarar vardır. Batıyı doğru anlamak ve uyum sağlamak için bu zihinsel aşıya gereksinim vardır.
Önemli;Yaşama şekli ve stilimizle;nefsi pozisyonunda bulunduğumuz;daha peygamber ahlakı-akli;duygu, düşünce, arzu,eylem, davranış, özellik, kişi, kurum, toplum, kavmimiz, ailemiz, büyüklerimiz, halkımız, milletimiz,devletimiz… Vb çevremize ait her şeye karşı;ölçüleri kaçırmadan, eksiklerin bilincinde olarak, onlara tapmadan;fıtratımız ölçüsünde; hassas, duygulu, sevecen, kibar saygılı, ölçülü davranış, eylem, örnek ve ders alma tepki denklemler kombinezonları ve konumları içinde olmalıyız.
Önemli deneyim;fertler ontogenetik kavimlerse filogenetik olarak geçmişlerini değerlendirirken; ahlaki yönden en güzel ve dorukta oldukları süreç ve olgularına yoğunlaşmalarında yarar vardır. Yani bu çizgi ve konumları dairesinden insanlığın parçası olarak yeşerip-değişip doğaya katılmasında yarar vardır. 1, 2.
Nefsi emare:Ör, batıda seri cinayetleri işleyen katiller bu gruba girer. İradeyle durdurulamıyor.  Bu insanların çoğu işlediği suçtan pişmanlık duymazlar.
          Zeka güneş ise akıl arşın gölgesi ve gece misali ona nefsin metriksinde işlevsellik kazandırarak ruhun ulviyetine doğru yol aldırırken meyvesi bedende peygamber ahlakı ve sayısız meziyetler kazandıran sanal araçtır.Zekâ genlerimiz ve çevrenin etkileşim ürünü ve irsidir. Ola ki akıllı olmayan yani sadece zeki olan yaratıkların olanların Allah (C.C) korkusu, vicdani, Ruhani kişilikleri ve inanç sorumlulukları olmaz. Akıllı olanlarda bu vasıflar vardır.
Kendini ve Kişiliğini Tanıyış;
Kendisini- Çevresini Doğru Tanıyış ve Konumlandırış; İnsanın zihinsel, düşünsel, kalpsal ve bedensel araçlarını;liyakatli ve doğru tanımak, tüm güçlerini bilmek, kullanma becerileri derecesini doğru kavramak, insani-insancıl ve doğal sıfatları, özellikleri, özgünlükleri, araçları… Vb doğru tanımak, hayata rahmani/insancıl uygulamak ve her şeyini çevresine-çevresini de içi dünyasına Allah (C.C)'N rızasına uygun (liyakatli, namuslu ve dürüst) konumlandırışı önemlidir. Bir insanın yapısal olarak sahip olduğu nesnel, sanal, çevresel ve düşünsel araçların hünerlerindeki; istendik-başarılı(+), istenmedik-başarısız(-), dengedeki-nötr(0), geçişken-hercai(+,-), bilinmez, bilmezleri, cehaleti-kör noktaları(?), özgünlükleri(*), baskınlıkları(!)… Vb değerleri/değer yargılarını ve dogmalarını doğru tanıyıp kendini çevresine ve çevresini de iç dünyasına doğru konumlandırarak; çevresinden ve kendisinden azamı liyakatli yararlanışı ortaya koymuş olur. Bedensel ve Zihinsel; tüm aşkınlıklarını ve her şeyini yani kendisini olduğu gibi kabullenişe razı olmak gerekirse peygamberi ve insancıl değişime/lere talip olmak.
Neden çevremizi, kendimizi, mesleğimizi doğru tanımak ve insancıl adreslerde bulunmayı/bulunuşu refleks(alışık tepki) haline getirmek/getiriş farzdır? Doğru Adreste Duruşun 5 Kuralı; Doğru Adreste Duruş İçin Öğretim, Öğrenim Ve Eğitimin Mutlaka Asgari 5 Kuralı; Rahmani İnsancıl ve Peygamberi Adreste Duruşun 5 Kuralı;
1.Kuralı:
Kabulleniş. Rahmani insan oluş için dünyada bulunduğunu ve Rahmani doğru adreste duruşun refleksinin (alışık tepkisinin) kesinliğini kabul ediş. Değiştirmeyeceği ve/veya Değiştiremeyeceği şeyleri, İnsanlık Ailesi'ni ve kendisini olduğu gibi kabullenişe razı oluş gerekirse peygamberi ve insancıl değişime/lere talip olmak. Değiştirmeyeceği ve/veya Değiştiremeyeceği; fıtratı/yapısal, insani, çevresel … Vb her şeyi ve kendisini olduğu gibi kabullenişe razı oluş gerekirse peygamberi ve insancıl değişime/lere talip olmak. En azında yaratıkların değişmez kaderleniş kırmızı çizgilerini; örneğin, ölüm, bilmezlik, cehalet, aşkınlık… Vb niyet olarak kabulleniştir. Ayrıca tüm yaratıkları, her fert ve toplumun “Geçmişten Geleceğe Tüm İnsanlık Ailesi Çözmecesinin/Pazılının” gerekli bir parçası/üyesi olarak “İnsanlık veya İslam Devleti ve Birlikteliği” istemine, arzusuna, azmine ve gayretine razı oluştur.
2.Kural: Kendisini ve çevresini doğru tanıyış. Kendisini ve çevresini düz ayna mantığıyla değerlendiriş ve konumlandırıştır. Rahmani, insancıl, peygamberi, doğru ve dürüst tanıyış ve/veya dürüstçe iç dünyasına ve çevresine kendisini konumlandırıştır.
3.Kural:
Yeterince bilgili oluşu kabulleniş. Kendisini ve çevresini doğru anlamlandırış ve uygulayış için yeterince bilgili ve beceri sahibi oluşu koşulsuz kabulleniştir. Yaratıkların her şeyini ve mesleğini; doğru, dürüstçe, Rahmani/İnsancıl anlamlandırış ve uygulayış için yeterince bilgili ve beceri sahibi oluşu koşulsuz kabulleniştir.
4.Kural:
İnsancıl adreste duruş. Peygamberi (Rahmani/İnsancıl) bir ahlakta doğru adreslerde bulunuşu alışık tepki (refleks) ve alışkanlık haline getiriştir.
5.Kural:
İnsancıl Uygulayış. Öğrendiklerini Rahmani (peygamberi/insancıl) ahlak çerçevesinde alışık tepki (refleks) olarak hayata uygulayıştır. En Güçlü, Siyasi ve Menfaatperest adreslerde değil de Rahmani, İnsani ve Doğru adreste duruşun en güzel örneği; Allah (C.C)’N yardımıyla, Hz. Muhammed AS’IN çevresinde, zamanındaki krallıklar ve imparatorluklara ekmek peynirle hatta daha zor koşullara Rahmani duruşuyla İslamiyet’in yayılışını başarmıştır. Bu mantıktan hareketle doğru adreste bulunuşu alışık tepki (refleks) haline getirişin en kestirme yolu Rahmani, insancıl, peygamberi dürüstlük ve/veya peygamberi imanla hayatı yaşamak yeterlidir.Yaratıkların özellikle fert, kavim ve devletlerin; zihinsel, bedensel, düşünsel, amaçsal, menfaatsel... Vb adreslerini doğru tanımlayıp, belirleyip bildikçe onların hakkında daha doğru karar verir ve doğru adreslerde duruş olanağını elde ederiz.-Ola ki herkes her şeyi bilmeyecektir. Cüzi ilme sahipsiniz (Ayet vardır) .Yani en azında her kes bir şeylerin cahilidir.-Herkesin olanakları ölçüsünde; nesnel, iradi, sanal, düşünsel, toplumsal… Vb. kendine özgü özgünlükleri ve tercihleri olacaktır. İnsanın Ahlak Kanadı (Sağ) ve Meslek Kanadıyla (Sol) Eğitimin Hedefine Uçuşunun Amacı; Doğru Adreslerde Bulunuşun 5 Kuralı Uygulanarak Gerçekleşmelidir. Önemli olan amaç kişinin ve toplumun; olanakları, sıhhati, iradesi, bilgisi… Vb. çerçevesinde (insan pazılı/çözmecesi içinde) kendisini/kendilerini (özgün pazılı/çözmece parçası) peygamberi (Rahmani/insancıl/Hz. Muhammed AS’A Peygamberlik (S.A.V) gelmeden önceki 40 yıllık insani ahlakı) ahlak ölçülerinde verimli konumlandırışı doğrultusunda öğretim, öğrenim ve eğitimin mutlaka asgari doğru (yukarıdaki 5 koşul çerçevesinde) verilişinden kesin emin oluştur. İnsanlığın; fert, toplum, kavim ve tüm insanlık ailesi bazında, sokakta, tüm toplumsal ve yaratıksal alanlarda (özel haller hariç); diğer yaratıkları kıskandırıcı, ürpertici, tiksindirici, rencide edici, rahatsız edici, iştahlandırıcı, kışkırtıcı, küçümseyici, tahrip edici, tahrik edici, aşırı özendirici, şaşırtıcı, vahşi, aşkın… Vb. eylem, davranış, sohbet, giyim, kuşam, siyaset, öğretim, öğrenim, eğitim… Vb. bulunmaması gerektiğinin ve öneminin Rahmani (peygamberi, insancıl) ahlakla ilişkisinden emin olacağı kadar eğitilişinden mutlak emin olmalıyız. Sonrası kolaydır. Bundan sonrası kişinin/toplumun olanakları ölçüsündeki iradesiyle tercihleri onun/onların ölçüsünün kalitesini belirler. Yargısından emin oluruz. Hayvani ve İnsani Hürriyetin Farkındalığını kavrayış önemlidir.! ABD'DE Bazı Eyaletlerde Ör. State of Tennessee'de Yurtlarda ve Otellerde Evli Olamayan Erkek ve Kadınlar Aynı Odada Gerekirse Birlikte Kalabiliş Hürriyeti. Batıda sokak ortasında partnerlerin hayvani davranış ve eylemleri düşündürücüdür. Edepsizlerin, Edeplilerin ve Herkesin (Şerrinden Emin Ve Beri Olmak İçin); Her Mecliste Kendini İfade Ediş Köşesi Olmalı. Köşeye gelenlere ya da sıradaki her kese “Kendini İfade Edişin Edepli Ve Peygamberi Oluşun Önemi Dersi” ayrıntılı bir şekilde eğitimcilere verilmelidir. Bundan sonrası onların kendilerini ifade tercihleri onların ve temsil ettiklerinin edebini ve kalitesini ifade eder ya da belirler. Özet;1- İnsanlık Ortak Paydası Üyesi Olarak Payını (Özgünlüğünü) Peygamberi Konumlandırış. Değiştirmeyeceklerine Karşı Peygamberi Adreste Bulunuşu Kabulleniş. İnsanlık Ailesinin üyesi oluşunu ve baş edemeyeceklerini ve değiştiremeyeceklerini Koşulsuz kabulleniş. 2. Kendisi, Mesleği ve Çevresi hakkında yeterince bilgi sahibi oluşunun gereğini kabulleniş. 3. Kendisini ve Çevresini Düz ayna mantığıyla değerlendiriş. 4.Bildikleriyle Peygamberi (Rahmani/İnsancıl) bir ahlakla doğru adreslerde bulunuşu alışık tepki (refleks) ve alışkanlık haline geliştirir.5. Bildikleriyle kendisini ve çevresini düz ayna mantığıyla değerlendiriş ve Peygamberi / İnsancıl konumlandırıştır. kendisini Rahmani, insancıl, peygamberi, doğru ve dürüst tanıyış ve/veya dürüstçe iç dünyasına ve çevresine kendisini konumlandırıştır.
Sonuç; Doğaya Karşı Doğru Adreste Duruş Ne Demektir? Çevre Bilinci İnsanlarda Geliştirilerek Plastikler, Kâğıt, Şişe-Cam ve Metaller Çöp Değil Bunların Çöp Torbalarına Doldurup En Kısa Yoldan Hedefine Bakılmalıdır. İnsanlık doğaya ve birbirine karşı doğru adreste durmadığı için doğal ve yapay çevrenin ilkel ve vahşi insan sorunu ortaya çıkmıştır. Ola Ki Yaratıklar içinde hayırlı bir kişilik olmak için ola ki bu 5 kuraldan bir tanesine bile uymazsanız doğru adreste duramazsınız. Gerekli olduğumuz için yaratılmışız ve varız. Her insanı insanlık kitabının bir sayfası kabul edin. Kendi sayfanızı ve Yaşadığınız çevredeki kitap sayfalarını doğru tanıyıp bu sayfalar arasında doğru adreste duruşun koşulu irademiz çerçevesinde samimi, rahmani, hür ve adil oluştur. Eğer cahiller, caniler, tanımadıklarımız… Vb karşı doğru adreste duruşta başarılı olamıyorsak, ya diyetle yaklaşılmalı ya da cahillerden uzak duruluşa gayret edilmelidir. Cahillerden yüz çevir ya da uzak dur diye ayet ve hadis vardır.
Bu yaşam boyutunda her insan bir hayvanın sırtındadır. Kendini kontrol edebildiği kadar süvari kişilik, kontrol edemediği kadarda hamal kişiliktir ki buna nefis denir ya da atınızı (nefsinizi) kontrol edebildiğiniz kadar süvarisi kontrol edemediğiniz kadarda hamalısınız. Genlerimizi ne kadar irademizle kontrol edebiliyorsak her şeyimizin süvarisi, tersine ise her şeyimizin hamalıyız demektir. Nefsini tanıyan rabbini tanır (Ayet var).


FITRAT(YAPI) NEDİR? Bir yaratığın veya canlının doğasına ait tüm enerji hallerini veya yapısını ifade eder. Ör. İnsan fıtratı;bedensel ve zihinsel tüm ünitelerinin-bileşenlerinin (akıl, ruh, nefis, beden,genetik yapı-dizayn-potansiyel, mantık.. Vb) toplam-doğal; potansiyeli veya enerji halleridir.
FITRATİ (YAPISAL) ÖZGÜNLÜK VE ÇEŞİTLİLİK;insanlardaki sanal ve nesnel nefis mertebeleri, sahip olunan sıfatlarının; baskınlık, değişmezlik ve özgünlük çeşitlerinin yapısı, değişimezleri ve değişimleri ile ilgilidir.
    
Ör.Tüm insanlar İslam fıtratı üzerine dünyaya gelirlerdeki maksat;Müslümanların ve Müslüman olmayan insanların çocukları dünya'ya gelirken kendilerine genetik yapılarında olmayan yani irsi olarak ebeveynden yavrulara geçmeyen; en az üç araç;akıl, ruh ve vicdanverilir. Bu araçlar başka hiçbir primata verilmez.Akı, ruh ve vicdan İslami kurallar ve bu kurallara eş değer uygulamalarla hayata uygulandığında; hayat döngülerinin zihinsel boyutlarının meleği doğa ötesine doğru yol almasını sağlar.Akı, ruh ve vicdan kullanılmadığı zaman;insanda peygamber ahlak gelişimi güdük kalırlar. Yani hayvani-meleği doğa ötesi enerji hallerinden mahrum zihinsel havuzlu insanlarda; yayılan ve kendilerine dönen zihinsel enerji halleri ilkel primatların döngüleriyle özdeşleşerek;sanal dünyası itibarı ile hayvanlaşıyor veya özgünlüğünü kurtaramıyor ya da doğayı aşamıyor. Belki de bu asrın sanal hastalığı ya da yetersizliği budur. Zihinsel enerji itibarıyla hayvanların tasarrufunu-kapasitesini aşamayan ve böylece peygamber ahlaklı insanların azınlıkta olduğu bu günkü dünya ortaya çıktı...  

Fıtrat Cahili/Kara Cahil/Yapısı Değişmez Cahil;yanlış bildiğinin katır avukatlığına ve eylemine soyunan fert ve toplumlardır.Ör. bazı bilim ve din cahilleri. Genellikle bunlarla tartışmalarda uzak durulmalı.

Eğitim Cahili/Bilmezliğin Cahili/Mazlum Cahil;Çocuksu bilmediğinin farkında olmadan yanlış bildiğinin avukatlığına ve eylemine soyunan fert ve toplumlar, bazı gençler ve çocuklardır. Ör;bazı siyasiler, bazı din ve bilim bilginleri (bilim insanları?!), bazı halktan insanlar, batı, veto imparatorluğu, gençlerimiz ve hemen hemen tüm çocuklarımız.Genellikle bunlarla yararlı, örnek, eylem, mesafe ve konumlarda durulmalı.

İNSAN FITRATLARI (GENETİK VE ZİHİNSEL YAPISI) DİKKATE ALINARAK, NASIL VE HANGİ LİYAKATLA BİLİM VE İLMİDEN EN YÜKSEK VERİM ALINABİLİR?
          İnsanda: sadece bilim ve öğretimle; doğaya ve bedene,nefsine endeksli öğretim yapılması; bireylerin zihinsel araçları ve mantık sistemleri vahşi doğa yasalarına ve yaratıklarına kenetlendiği veya yoğunlaştığı için;insanda bu yasalara endeksli vahşi şovenist ahlak, eylem ve davranışların ortaya çıkmasına neden olmaktadır.
        İnsan:sadece ilim ve eğitimle;ruhuna, sanal dünyasına endeksli doğa ve ötesini aşarken öğrendiklerini; fıtratına uygun ve aklı kurallara göre disipline etmediği/edemediği zaman; Siyonist ruhban ahlak, eylem ve davranışların ortaya çıkmasına neden olmaktadır.
        Bu önermeler ışığında;tüm insani fıtrat çeşitleri Ör.zeka açısından;ezberci fıtrat, kavrayıcı fıtrat, belleyici fıtrat, ilişkilendirici fıtrat… Vb dikkate alınarak;peygamber ahlakını motive edici öğretim, öğrenim ve eğitim öncelikli sistemlerini varyasyonları geliştirilmelidir. Özellikle namuslu (namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb Rahmani ve/veya şeytani insanlarla; namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb kara cahil , kasti cahil ve/veya çocuksu cahil insanlar karıştırılmamalıdır), dürüst,soylu insanlar ve Peygamber ahlaklı inanç sahiplerinin fıtratlarını öne çıkaran ve taklit ettirmeye yönelik eğitim, öğretim, sınav, yönetim… Vb sistemlerin varyasyonları keşif edilmelidir.
        İnsan için;eğitim - öğretim, bilim - ilim arasındaki dengenin önceliği ve oranı konusuyla, kusursuz örtüşen Hz. Muhammed A.S.hadisi yol göstericidir;
”Dünyası için (bilim-öğretim), ahretinden (ilim-eğitim) ve ahreti için dünyasından vazgeçen bizden değildir.
  
İnsanın sanal araçları, sıfatları (Akıl, Ruh, Zeka, Mantık, Hafıza-Zihinsel Beden, Düşünce, Fikir, Nefis, Muhakeme, Özgünlük, Haset, Kibir, Gadab, Ucup, Kıskançlık, Sevgi, Merhamet, Kahhar…) ve davranışları konusunda en geniş bilgi; tanımlar kavramlar arası mantık dizaynı Kuran-ı Kerim'e dayalı İslamiyet'in felsefesinde bulunur. İnsanın nesnel araçları;beyni, duyu organları… Vb tüm bedensel araçlarıdır.  


Belki de bilmediğini bilmeyen, dünyanın dengesini şaşırtan “Çok Başlı Veto İmparatorluğudeccal olamaz ve değildir. Olsa olsa deccale minik bir malzeme olur. Uygulamalarıyla gerçekten parçalayıcı oldu. Şimdide globalleştirme-federeleşme, topluluklaştırma   yolunda kapitalizmin farzlarına ve kurallarına göre kendini tevhit ettirtiyor.Kapitalizm (Karunizm) için yaşamak besi yerlerini (toplumu) kapitallerine dayalı yaşatmaktır Demirkuş 2007.. Tek başlılığı sadece kapitalist sermayenin menfaat farzları ile bir aradadır. Bu gidişatla, akıbeti; obez ekonomi ve obez Karunizm (kapitalizm) septomlarının biri ile kendini teknoloji çöplüğünün içinde bulması olacak. Ölümünü hızlandırmak isteyenler petrol kuyularını peşkeş çeksin. 1, 2, 3

A-İnsan bilmediğinin cahilidir. Cehalette felaketlerin kaynağıdır. Peki 21. yüzyılda bir insanın ne kadar ne/neleri bilmesi gerekli? Yani kime hangi bilgileri ne oranda yüklemeliyiz? Yada bir insanın neyi ne kadar neleri bilmesi gerektiğini ne/neler belirler veya belirlemeli?
B-Fertlerin ve toplumların tüm ortak payda (benzerlikleri), özgünlüklerinin (paylarının) ve özel hallerin; fıtrat, zeka, yetenek, değer yargıları ... Vb çeşitliliğine dayalı fıtrat (yapısal) eğitimi yaptırmak ne demektir?
Kısaca; bir insanın minimum ve maksimum neyi/leri bilmesi gerektiğinin ölçülerini ele veren eğitim sistemleri hangileridir. Bir insan; ne kadar özelleşmiş bilgi, ne kadar ortak payda ve ne kadar geçişken bilgilerle donatılmalıdır? Günümüzdeki eğitim sistemleri bu gereksinimlerin hangi boyutlarına hizmet vermektedir?
İp ucu;Bir insanın; bedensel, toplumsal ve zihinsel;sınırlarını, ideallerini, sıfatlarını, ifrat ve tefritlerini, normalitelerini, özgünlüklerini ve özgünlük-hoşgörü sınırlarını, genetik ve zihinsel yapısının (fıtratının) özgünlükleri-ortak paydaları, değişebilirliklerini, farzlarını, sünnetlerini, varyasyonlarını, tiryakiliklerini değer yargılarını, kimliklerini(idlerini), taptıklarını-tapındıklarını(pularını-idollerini), doğru tahmin edebilme-ileriyi doğru görebilme… Vb yeteneklerini, tercihlerini… Vb özelliklerini doğru tanımamıza net yardımcı olabilecek tanıma sınav ve sistemleri geliştirmeyi düşünün. Zaman içerisinde tüm bu özelliklerin değişebilirlik olasılıkları da hesaba katılarak;fıtrat(yapı), zeka, akıl, ahlak, yetenekleri, tercih mantık sistemini… Vb konulardaki; özgünlük, geçişken ve genel özelliklerini belirleyen ölçüm araçlarını (testler, sınavlar… Vb) ve envanterlerini geliştirmeyi düşünün.
A-Fotoğrafik veya mantıki taklit eden nefis fıtratı,
B-Ezberci nefis fıtratı,
C-Yaratıcılığı taklit eden nefis fıtratı,
D-Mükemmelliğe taklit eden nefis fıtratı,
E-Eksik, hasarlı, mazeretli, özürlü nefis fıtratı,
F-Tembel veya çalışkan nefis fıtratı,
G-Bağımlılığa meyilli nefis fıtratı,
H-Kapasitesi büyümeye meyilli nefis fıtratı... Vb
I-A,B.....H kombinezonları nefisler
İ-Diğer nefis fıtratları bu ölçümlerin varılan sonuçları olamlıdır.
Örneğin,fıtratı özgünlük, değişkenlik, geçişkenlik, değişmezlik ve ortak payda belirleyici testleri. Bu mantıktan hareketle;kişinin eğitimle alabileceği meslek ve yüklenebileceği bilgilerin taslağı belirlenmelidir. Gerekirse biyolojik gen sistemleri dizaynları incelemesi bilginsine baş vurularak bunlara ve diğer edinilenlere dayalı özgün eğitim programı verilir.
Fıtratlarla ilgili ölçümlerde mümkünse çok farklı uzman ekipler ve farklı ölçümlerle varılan sonuçlar örtüştükten sonra verilecek eğitim programına karar verilmelidir.
1

CAHİL KİMDİR? Bilmezliğin Ya da Yanlış ve Eksik Bilmenin Değişmezlik İnadıdır kara cahillerdekiler. Unutulmamalıdır ki her şeyi bilen yegane zat Âlim (C.C) dur. Her mahlûkat mutlaka ama mutlak çok şeyin cahilidir. Karacahil (inatçı eğitim ve değişimi kabullenmez cahildir) ile çocuksu cahil (bilmezin cahili eğitimi ve değişimi kabullenir) ayırt edilmeli. Bu bilinçle yaratıklara yaklaşılmalıdır. Cüzi ilme sahipsiniz diye ayet vardır. Edindiği yanlış,eksik… Vb doğru olmayan bilgileri alternatifsiz dost doğru bilgi-fikir-siyasi görüşmüş gibi avukatlığını yapan ve bu bilgileri hayatına uygulayan farkındalığı eksik kusurlu-eksik-yanlış dürüst! radikal-köktenci fert ve toplumların tepkilerine atıf edilen bilinçsiz sıfatıtır. Hayvanların cahili olur mu?tıklayın
Batının menfaat farzları önceliği koşullarına göre dizayn edilen burs,proje ve kredilerle, yuvasında köleleştirmeler başlatılmıştır.Belki de halklara ve bilim bilginlerimize (bilim insanlarımıza) bebek kuntakinte karıncaları muamelesi yapılmaktadır. Filmi izleyin
Fıtraten cahil fert, toplum, kavim ve milletlerin veya insanın kısmen mazlumyeti (kasten cahil brakılmışlar) ve masumiyeti yüklü olduğu mantık, düşünce sistemi ve fıtratının eksiklerinin farkındalığında olmayışındandır. Cahil insan değişmezlik tepkisini gösterdiği şeyin/şeylerin bilmezi, kavrayacak alt yapı ve bilinçten yoksun olduğu için uzak durulmalı veya gerekirse hoş görülü olunmalıdır. Belki de bazı cahiller doğadaki değişmez sabiteler kadar toplumsal denklemler için gerekli olduğu için Allah (C.C) onlardan uzak durmasını peygamberine önermiştir. Toplum içinde hiç cahil ve yalancı olmasaydı ne olurdu? Cahillerin, zalimlerin ve münafıkların yaptıklarını delileriyle anılışın amacı; ders çıkarış ve aynı hatalarını tekrar ememeyiş amaçlı olmalıdır.
Fıtrat Cahili/Kara Cahil/Yapısı Değişmez Cahil;yanlış bildiğinin katır avukatlığına ve eylemine soyunan fert ve toplumlardır.Ör. bazı bilim ve din cahilleri. Genellikle bunlarla tartışmalarda uzak durulmalı.
Menfaat Cahili;menfaatleri gereği yanlış bildiğinin bilinçli avukatlığına ve eylemine soyunan fert ve toplumlardır.Sonradan foyaları çözülünce özür diler size katılır ve sizi sollarlar. Hatta yanlış yapmak biz kullara mahsusudur der katmerleşirler. Ör;fosil teknoloji kapitalistleri
Ara Cahili;Tüm cahillerle flört eden cahillerdir.
Sadık Cahil(Köle Cahil);Efendileri çoğu şeyin en doğrusunu bilen cahillerdir. ...ne çok bağlılar.Asrımızın gözde üst kademedeki cahilleridir.
Çok Çalışkan Cahiller;Efendisinden/lerinden bir aferin almak için 40 takla atan cahiller. Asrımızın gözde üst kademedeki cahilleridir.
Eğitim Cahili/Bilmezliğin Cahili/Mazlum Cahil;Çocuksu bilmediğinin farkında olmadan yanlış bildiğinin avukatlığına ve eylemine soyunan fert ve toplumlar, bazı gençler ve çocuklardır. Ör;bazı siyasiler, bazı din ve bilim bilginleri (bilim insanları?!), bazı halktan insanlar, batı, veto imparatorluğu, gençlerimiz ve hemen hemen tüm çocuklarımız.Genellikle bunlarla yararlı, örnek, eylem, mesafe ve konumlarda durulmalı.
      Genellikle  fert  veya toplum az sayıda tercih ve davranışlarıyla cahildir veya  bir insan genellikle bazı tercihleri itibariyle cahildir !!! Ör:bilim cahili, inanç-din cahiliKasti cahiller hariç, diğerleri bilmediğinin de farkında  olmadıkları için o konumu/ları mazlum kocaman çocuklar gibidirler. Bunların tepkilerinden uzak durulmalı ya diyetle yaklaşılmalı veya yararlı olunacak mesafede ve tepkilerde bulunulmalı. Kasti cahiller (bilinçli cahiller), tek-çok yüzlü derin münafıklar, cahillerin (kendin ve çevresini bilmezleri), liyakatsiz radikaller her zaman evrensel ve akıllı insanlarca yakın takibe alınıp delillerle gizli deşifre edilmesi gerekir.Çok yüzlü münafıklar; çalışkan ve sadık cahilleri kullanmayı çok severler.
-Cahillerden /gençlerden/bilmeyenlerden yararlanıp kullanan kişilikler nefislerine belki de en büyük zulmü yapmışlardır.
-Cahillerin bilimdeki karşılığı sabite ve değişmez katsayı, parametreler gibidirler.
-Cahiller toplumsal döngülerde olması gereken, toplumsal sabiteler-değişmez parametreler olduğu için özel icabet edilmelidir
!!!
-Toplum denkleminin sabiteleri olan cahilleri değiştirmeye kalkışırsanız her şeyi berbat edersiniz.

-Cahillerin akıl hocaları inanç-bilim ve insan münafıkları olunca tehlikeli olurlar.
-Fıtratlarına aykırı liyakatsiz işlerde (yöneticik... Vb) tehlikeli olurlar.
Bazen aslını bile cahile kabul ettirmek zordur. Cahillere Allah (C.C) icabeti ibret vericidir. Örneğin Habil ve kabilin hikayesi. filmi izleyin
-İnsanların öldürücü, zararlı, cahili ve yozlaştırıcı tabu olmayan aşkınlıklarını yaşatmak gerekir. Aşkın insanlarını razı etmeyen ve doğru adreslerde değerlendirmeyen kavimler bir gün onları razı eden başka kavimlerin saflarında kendilerine karşı buluşları süperiz ve rastgele/tesadüf olmaz. Müslümanlar aşkın insanlarını razı edip doğru adreslerde durmazsa (onları kanunlarla ıslah edişe kalkışırlarsa toplumsal kıyamet kopar). Ancak bu aşkınlık ve taşkınlıklar (ifrat ve tefritler) normal hayat diye empoze edilmemeli (özel hallerdir) ve örnek verilmemelidir. İnsanın kendi işlevini yapışı için tüm yaratıkların aşkınlık potansiyelini taşıyışı önemlidir. Eğitimde ifrat, tefrit, aşkın yaşam stillerinden çok normal yaşantı empoze edilmelidir. Sonra öldürücü, zararlı, cahili ve yozlaştırıcı tabu olmayan aşkınlıklara hoş görüyle bakılmalıdır. Bazı radikaller düşünsel olarak toplumsal denklemin/lerin tümünü bilerek ya da bilmeden körelten tekdüze kendilerine benzetilmesini isteyecek kadar zihnen kangrenleşmiş ya da fıtratı değişime uygun olmayan insanlara doğru empati/eşduyum duymayan/duyamayan/duymak istemeyen zihnen kangrenleşmiş, kanseleşmiş özel münafıklar ya da cahilleridirler. Cahiller toplumsal denklemin bağışıklık sisteminin güçlenmesi için olması gereken sabitleri, münafıklar çok yüzlü ve yönlü cıvık değişkenleri ve parametreleridirler. Demirkuş 2009 Allah (C.C) hiçbir şeyi boşuna yaratmıştır. Önemli olan insanın/ların onun hiçbir şeyi boşuna yaratmadığına ikna oluncaya dek;öğretim öğrenim ve eğitim sistemleriyle her fıtratın gerçeği öğrenene dek özgün ve özel örneklerle dolu zihinlere yansıtmaktır. İnsanlığın ve/veya bir kavmin; radikal milliyetçileri (kavimlerin parmak izi), radikal Müslümanları (dinin farzlarının sigortası), radikal yenilikçiler (kavimin asra uyum ışıkları) ya da her çeşit gerekli radikalleri rahmani alimler ve bilginlerce, her an asrın değişimlerine ve/veya koşullarına uyumlu bilgilendirilip irşat edilmezse; milliyetçiler şovenizme, inananlar Siyonizm'e, yenilikçiler otistik ve liyakatsiz felsefi görüşlere ve/veya inançlara kapılıp dumura uğrarlar. Bu nedenle bunların hürriyetlerinden çok doğru adreste örgütlendirilip düşünsel ve toplumsal olarak güncellenişleri daha doğrudur. Âdemi İnsan; Meleği Ruhu, Meleği aklı ve Meleği Vicdanı Kanadıyla (Meleği Güzel Ahlak Kanadı) meleklere kenetlenip güzel ahlak hasletlerini gösterirken, Diğer kanadıyla yani Hayvani Olan Nefsiyle, Hayvani Olan zekâsıyla ve Hayvani Olan Vicdaniyle (Vahşi/Hayvani Ahlak Kanadı) Hayvanlara ve eşyaya kenetlenip vahşi/hayvani ahlak hasletlerini gösterir. Bu kanatlardan Meleği Güzel Ahlak Kanadı kırık ve/veya güdük olursa o insan tek taraflı Vahşi/Hayvani Ahlak Kanadıyla daha aşağılıklara uçarak çok tehlikeli hilkat garibesi bir zararlı yaratık olur. Bu kanatlardan Vahşi/Hayvani Ahlak Kanadı kırık ve/veya güdük olursa o insan tek taraflı Meleği Güzel Ahlak Kanadıyla daha yukarılara uçarak ruhban/meleğimsi bir yaratık olur. Bu iki kanadın dengesi/balansı hafif ahrete doğru ya da meyilli olarak eğitimle verilmelidir. Dünyası için ahreti, ahreti için dünyasından vazgeçen bizden değildir. Hadis vardır.
Neden çevremizi, kendimizi, mesleğimizi doğru tanımak ve insancıl adreslerde bulunmayı/bulunuşu refleks(alışık tepki) haline getirmek/getiriş farzdır? Doğru Adreste Duruşun 5 Kuralı; Doğru Adreste Duruş İçin Öğretim, Öğrenim Ve Eğitimin Mutlaka Asgari 5 Kuralı; Rahmani İnsancıl ve Peygamberi Adreste Duruşun 5 Kuralı;
1.Kuralı:
Kabulleniş. Rahmani insan oluş için dünyada bulunduğunu ve Rahmani doğru adreste duruşun refleksinin (alışık tepkisinin) kesinliğini kabul ediş. Değiştirmeyeceği ve/veya Değiştiremeyeceği şeyleri, İnsanlık Ailesi'ni ve kendisini olduğu gibi kabullenişe razı oluş gerekirse peygamberi ve insancıl değişime/lere talip olmak. Değiştirmeyeceği ve/veya Değiştiremeyeceği; fıtratı/yapısal, insani, çevresel … Vb her şeyi ve kendisini olduğu gibi kabullenişe razı oluş gerekirse peygamberi ve insancıl değişime/lere talip olmak. En azında yaratıkların değişmez kaderleniş kırmızı çizgilerini; örneğin, ölüm, bilmezlik, cehalet, aşkınlık… Vb niyet olarak kabulleniştir. Ayrıca tüm yaratıkları, her fert ve toplumun “Geçmişten Geleceğe Tüm İnsanlık Ailesi Çözmecesinin/Pazılının” gerekli bir parçası/üyesi olarak “İnsanlık veya İslam Devleti ve Birlikteliği” istemine, arzusuna, azmine ve gayretine razı oluştur.
2.Kural: Kendisini ve çevresini doğru tanıyış. Kendisini ve çevresini düz ayna mantığıyla değerlendiriş ve konumlandırıştır. Rahmani, insancıl, peygamberi, doğru ve dürüst tanıyış ve/veya dürüstçe iç dünyasına ve çevresine kendisini konumlandırıştır.
3.Kural:
Yeterince bilgili oluşu kabulleniş. Kendisini ve çevresini doğru anlamlandırış ve uygulayış için yeterince bilgili ve beceri sahibi oluşu koşulsuz kabulleniştir. Yaratıkların her şeyini ve mesleğini; doğru, dürüstçe, Rahmani/İnsancıl anlamlandırış ve uygulayış için yeterince bilgili ve beceri sahibi oluşu koşulsuz kabulleniştir.
4.Kural:
İnsancıl adreste duruş. Peygamberi (Rahmani/İnsancıl) bir ahlakta doğru adreslerde bulunuşu alışık tepki (refleks) ve alışkanlık haline getiriştir.
5.Kural:
İnsancıl Uygulayış. Öğrendiklerini Rahmani (peygamberi/insancıl) ahlak çerçevesinde alışık tepki (refleks) olarak hayata uygulayıştır. En Güçlü, Siyasi ve Menfaatperest adreslerde değil de Rahmani, İnsani ve Doğru adreste duruşun en güzel örneği; Allah (C.C)’N yardımıyla, Hz. Muhammed AS’IN çevresinde, zamanındaki krallıklar ve imparatorluklara ekmek peynirle hatta daha zor koşullara Rahmani duruşuyla İslamiyet’in yayılışını başarmıştır. Bu mantıktan hareketle doğru adreste bulunuşu alışık tepki (refleks) haline getirişin en kestirme yolu Rahmani, insancıl, peygamberi dürüstlük ve/veya peygamberi imanla hayatı yaşamak yeterlidir.Yaratıkların özellikle fert, kavim ve devletlerin; zihinsel, bedensel, düşünsel, amaçsal, menfaatsel... Vb adreslerini doğru tanımlayıp, belirleyip bildikçe onların hakkında daha doğru karar verir ve doğru adreslerde duruş olanağını elde ederiz.-Ola ki herkes her şeyi bilmeyecektir. Cüzi ilme sahipsiniz (Ayet vardır) .Yani en azında her kes bir şeylerin cahilidir.-Herkesin olanakları ölçüsünde; nesnel, iradi, sanal, düşünsel, toplumsal… Vb. kendine özgü özgünlükleri ve tercihleri olacaktır. İnsanın Ahlak Kanadı (Sağ) ve Meslek Kanadıyla (Sol) Eğitimin Hedefine Uçuşunun Amacı; Doğru Adreslerde Bulunuşun 5 Kuralı Uygulanarak Gerçekleşmelidir. Önemli olan amaç kişinin ve toplumun; olanakları, sıhhati, iradesi, bilgisi… Vb. çerçevesinde (insan pazılı/çözmecesi içinde) kendisini/kendilerini (özgün pazılı/çözmece parçası) peygamberi (Rahmani/insancıl/Hz. Muhammed AS’A Peygamberlik (S.A.V) gelmeden önceki 40 yıllık insani ahlakı) ahlak ölçülerinde verimli konumlandırışı doğrultusunda öğretim, öğrenim ve eğitimin mutlaka asgari doğru (yukarıdaki 5 koşul çerçevesinde) verilişinden kesin emin oluştur. İnsanlığın; fert, toplum, kavim ve tüm insanlık ailesi bazında, sokakta, tüm toplumsal ve yaratıksal alanlarda (özel haller hariç); diğer yaratıkları kıskandırıcı, ürpertici, tiksindirici, rencide edici, rahatsız edici, iştahlandırıcı, kışkırtıcı, küçümseyici, tahrip edici, tahrik edici, aşırı özendirici, şaşırtıcı, vahşi, aşkın… Vb. eylem, davranış, sohbet, giyim, kuşam, siyaset, öğretim, öğrenim, eğitim… Vb. bulunmaması gerektiğinin ve öneminin Rahmani (peygamberi, insancıl) ahlakla ilişkisinden emin olacağı kadar eğitilişinden mutlak emin olmalıyız. Sonrası kolaydır. Bundan sonrası kişinin/toplumun olanakları ölçüsündeki iradesiyle tercihleri onun/onların ölçüsünün kalitesini belirler. Yargısından emin oluruz. Hayvani ve İnsani Hürriyetin Farkındalığını kavrayış önemlidir.! ABD'DE Bazı Eyaletlerde Ör. State of Tennessee'de Yurtlarda ve Otellerde Evli Olamayan Erkek ve Kadınlar Aynı Odada Gerekirse Birlikte Kalabiliş Hürriyeti. Batıda sokak ortasında partnerlerin hayvani davranış ve eylemleri düşündürücüdür. Edepsizlerin, Edeplilerin ve Herkesin (Şerrinden Emin Ve Beri Olmak İçin); Her Mecliste Kendini İfade Ediş Köşesi Olmalı. Köşeye gelenlere ya da sıradaki her kese “Kendini İfade Edişin Edepli Ve Peygamberi Oluşun Önemi Dersi” ayrıntılı bir şekilde eğitimcilere verilmelidir. Bundan sonrası onların kendilerini ifade tercihleri onların ve temsil ettiklerinin edebini ve kalitesini ifade eder ya da belirler. Özet;1- İnsanlık Ortak Paydası Üyesi Olarak Payını (Özgünlüğünü) Peygamberi Konumlandırış. Değiştirmeyeceklerine Karşı Peygamberi Adreste Bulunuşu Kabulleniş. İnsanlık Ailesinin üyesi oluşunu ve baş edemeyeceklerini ve değiştiremeyeceklerini Koşulsuz kabulleniş. 2. Kendisi, Mesleği ve Çevresi hakkında yeterince bilgi sahibi oluşunun gereğini kabulleniş. 3. Kendisini ve Çevresini Düz ayna mantığıyla değerlendiriş. 4.Bildikleriyle Peygamberi (Rahmani/İnsancıl) bir ahlakla doğru adreslerde bulunuşu alışık tepki (refleks) ve alışkanlık haline geliştirir.5. Bildikleriyle kendisini ve çevresini düz ayna mantığıyla değerlendiriş ve Peygamberi / İnsancıl konumlandırıştır. kendisini Rahmani, insancıl, peygamberi, doğru ve dürüst tanıyış ve/veya dürüstçe iç dünyasına ve çevresine kendisini konumlandırıştır.
Sonuç; Doğaya Karşı Doğru Adreste Duruş Ne Demektir? Çevre Bilinci İnsanlarda Geliştirilerek Plastikler, Kâğıt, Şişe-Cam ve Metaller Çöp Değil Bunların Çöp Torbalarına Doldurup En Kısa Yoldan Hedefine Bakılmalıdır. İnsanlık doğaya ve birbirine karşı doğru adreste durmadığı için doğal ve yapay çevrenin ilkel ve vahşi insan sorunu ortaya çıkmıştır. Ola Ki Yaratıklar içinde hayırlı bir kişilik olmak için ola ki bu 5 kuraldan bir tanesine bile uymazsanız doğru adreste duramazsınız. Gerekli olduğumuz için yaratılmışız ve varız. Her insanı insanlık kitabının bir sayfası kabul edin. Kendi sayfanızı ve Yaşadığınız çevredeki kitap sayfalarını doğru tanıyıp bu sayfalar arasında doğru adreste duruşun koşulu irademiz çerçevesinde samimi, rahmani, hür ve adil oluştur. Eğer cahiller, caniler, tanımadıklarımız… Vb karşı doğru adreste duruşta başarılı olamıyorsak, ya diyetle yaklaşılmalı ya da cahillerden uzak duruluşa gayret edilmelidir. Cahillerden yüz çevir ya da uzak dur diye ayet ve hadis vardır.
Bu yaşam boyutunda her insan bir hayvanın sırtındadır. Kendini kontrol edebildiği kadar süvari kişilik, kontrol edemediği kadarda hamal kişiliktir ki buna nefis denir ya da atınızı (nefsinizi) kontrol edebildiğiniz kadar süvarisi kontrol edemediğiniz kadarda hamalısınız. Genlerimizi ne kadar irademizle kontrol edebiliyorsak her şeyimizin süvarisi, tersine ise her şeyimizin hamalıyız demektir. Bir kavmin yenilikçilerini asimile eder bitirirseniz, akabinde milliyetçilerini asimile edişe başlarsanız bu tam mümkün değildir çünkü o kavmin değişmeyen/değişmez parmak izidirler (kavmin özgün kişilik genlerini taşırlar). Ancak yok etmeniz gerekir. Bu seferde evrimsel seçilimde en güçlü savaşkan Nemruti, Cengizhani, Firavuni, Çini, Hitleri… Vb insan ahlakının acımaz kara delikleri ve kavmin asimile edildiğini sandığınız yenilikçileri de ters teperek karşınıza çıkar ki kayıp edişi hak etmiş olursunuz. Her kavmin özgün radikallerinin gerekliliğini doğru adreslerde ve doğru kişilikler de yaşatmak elzemdir. Cahillerin, kafirlerin… Vb karakterlerin yok olduğunu düşünün sonuç sosyal döngünün çöktüğünü görürsünüz. Bir anda herkesin her şeyi bildiğini düşünün ya da geleceğiniz hakkında her şeyinizi bildiğinizi düşünün o zaman cehaletin, bilmezliğin, yalanın ve sabrın ilaç olduğu konumların ve zamanların olabileceğini keşfedebilirsiniz. Allah (C.C)’HU hiçbir şeyi boşuna yaratmamıştır. Önemli olan her şeyi dozunda ve yerinde rahmani biliş, kullanış ve uygulayıştır. Kısaca doğal döngüdeki özgünlüklerin gerekliliği kadar toplumsal, zihinsel, düşünsel ... Vb döngülerdeki özgünlükler gereklidirler. Önce meclistekiler halka ahlak abidesi örneği olarak öpüşüp barışıp sarılsınlar ardında her şeyi çözmek daha kolaylaşır. Bu gerçekleşmiyorsa ola ki yanlış kriterlere sahip insanları meclise gönderiyoruz. Önemli olan toplumsal yönetim, ahlak ve her türlü ilişkinin kilit ve yönlendirici noktalarında Peygamberi/Rahmani/insancıl ahlaklı +bilgi +liyakatli kişiliklerin yönetim ve idarede sürekli bulunuşunu garantileyen demokrasi, rejim ve seçim sistemlerini icat ediş ve sağlayıştır. Kısaca, 1.Kendimizi doğru tanımak ve olduğu gibi kabullenmek, 2.Çevremizi doğru tanımak, 3.Kendimizi ve çevremizi düz ayna mantığı ile doğru teşhis etmek, 4.Bu konuda yeterince bilgili oluşu farz kabul etmek, 5.Bilgileri doğru adreste bulunuş için (Dürüst, İnsancıl, Rahmani ve Peygamberi adreste bulunuştur) kullanmak.

    İnsanda; her zaman, her durumda, doğruyu bilen/ler; o an, o eylemde, o olayda, o konuda, o sözde... Vb bilmeyenin/lerin sorumlusudur!!
Mahiyetinizdekilerin (bildiklerinizin) çobanısınız!! (Hadis)1
   
Özellikle çok yüzlü inanç- millet münafıkları, azılı cahilleri ve şok akıllıları: siyasi emelleri için; bu tip fert ve toplumların zaafından yararlananlar olup;sıfırın dengesini bozmaya çalışan çok yüzlüler, hainler ve cahiller peygamber ahlakının ebola virüsü gibidirler, bunları takip etmek ve kara kutularını ele geçirmek veya kuduz ahlak aşısı için stok olarak klonlamak; akıllı insanların ve insanlığın en büyük erdemli görevi olmalıdır. Özellikle cahil fert ve toplumları; ferdi ve toplumsal olarak yönetim ve tatbik/uygulayış, kadrolarına-alanlarına ve uluslar arası arenalara getirip kullandıktan sonra; onları günah keçisi ilan etmekte haz duyarlar. Filmi izleyin  Bu açıdan cahil; fert/toplum/millet/devlet ve insanlar, siyasi bomba gibidirler.Kullanılan cahiller ele geçince; süvarilerini tek tek sayıp, tarif ettikleri zaman mazlum oldukları ortaya çıkar. Cahillerin kullanılması akıllı  insanlara acı verir. Bana göre hak edişimizi(haklarımızı) bile elinden alırken dikkatli olunması gerekir. İnsan; kullanmadığı ve kullanamadığı bilgisinin hamalı, yanlış kullandığının;ya cahili ya da hainidir veya insan genellikle sahip olduğu bilginin; ya bilmezi, ya cahili, ya alimi, ya sakatı ya da hamalıdır!! (Demirkuş 2006).
      Çok yüzlüler, hainler ve cahiller peygamber ahlakının ebola virüsü gibidirler. Onun için alimler genellikle cahillerden uzak dururlar. Sanki Allah C.C. bile ergin cahillerden uzakmış. Değişmek istemeyeni Allah C.C.'HUDE değiştirmez.Cahillerin şerrinden ve cehaletinden emin olmanın bir yolu da:olgunlaşana kadar; onları emin ve namuslu (namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb Rahmani ve/veya şeytani insanlarla; namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb kara cahil , kasti cahil ve/veya çocuksu cahil insanlar karıştırılmamalıdır) ellere emanet etmek, güvenini kazandırmak ve namuslu (namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb Rahmani ve/veya şeytani insanlarla; namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb kara cahil , kasti cahil ve/veya çocuksu cahil insanlar karıştırılmamalıdır) dürüst evrensel bilge kişiliklere eğittirmektir. Yönetici, siyasetçi ve politikacı olmaları; fiziksel ve toplumsal tufanlara sebep olur. Örneği ülkemizde üniversitelerde bile yaşanmıştır.  Ör.küresel ısınmanın siyasi aşılmazları. 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8
Münafıklar bazen;cahilleri, met et! fethet! mat et! sonra pat et. Önce okşa okşa, sonra yokuşa yokuşa! taktikleriyle pratikte kullanırlar. Değişmek istemeyen cahilleri; değişmek isteyenlerin uyumlu hayat pazılı değiştikçe ve yerine oturdukça onları hayat zorlar ve bedelini ödetir.

Önemli Not;Münafıklar hariç!! Bir insanın her şeyi ile cahil olması çok zayıf bir olasılıktır. İnsanlar cahil tercih ve davranışlarıyla yargılanır ve itham edilirken; iyi tarafları ve mazlum oluşları dikkate alınmalıdır. Ör;Osmanlının matbaa katırları veya cumhuriyetin cahilleri dediğimizde, sadece o insanların o davranış aralığı-olgusu kast edilir. Bu insanı/ları bir cahil davranışı için tecrit ve yok edemeyiz veya her şeyi ile yargılayamayız.

Sakat/Eksik/Doğal (Vahşi) Demokrasinin Cehalet İncileri; Bir insan düşünün;dürüst, namuslu (namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb Rahmani ve/veya şeytani insanlarla; namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb kara cahil , kasti cahil ve/veya çocuksu cahil insanlar karıştırılmamalıdır), cesur, bilgili, zengin, makam sahibi (ör.başbakan), zeki, akıllı… Vb sadece eşinin haline doğru empati/eşduyum duymamanın(duygudaş olmamanın) ve değişimin eğitim ya da yapısal cahili, baş örtülü insanların haline doğru empati/eşduyum duymamanın (duygudaş olmamanın) din, eğitim ve yapısal(fitrati) cahili, ülkesindeki yasaları fetişleştirerek rejim elden gidiyor fobisi bahane halkının ya da tüm insanlığın yararlı yapısal, inançsal ve kültürel değer yargıları için değiştirmek istemeyen ya da içine sindiremeyen eğitim, yapısal ve din cahili kişiliklerin veya başbakanın olabileceğinden emin olun.
     -Bir insan düşünün;dürüst, namuslu (namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb Rahmani ve/veya şeytani insanlarla; namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb kara cahil , kasti cahil ve/veya çocuksu cahil insanlar karıştırılmamalıdır), cesur, bilgili, zengin, makam sahibi (ör.başbakan), zeki, akıllı, Müslüman olmakla övünen… Vb ancak sözde âlim saydıkları özel misafirlerini ya da insanları devlet sofrasında iftar etmeye tenezzül edecek kadar din ve âlim cahili ya da tüm medya önünde Müslüman bir ülkeye davetli giderken Avrupalı ecdadımın ökçesini öpmüş demenin zavallı cehaletini gösterebilecek kişilikte cahil yöneticiler veya başbakan olabileceğinden emin olun.
   
 -Bilmemek ayıp değil, sormamak (öğrenmemek) ayıptır?!!! Bazı insanların bazı şeyleri bilmemesi, sormaması ve öğrenmemesi ayıptır, günahtır veya suçtur.
     -Biz tükürdüğümüzü yalamayız?!
Halbuki;suç, günah, hata, yanılmak, bilmezlik … Vb akıllı yaratıkların yaşam döngüsünde aşamayacakları vazgeçilmez vasıflarındandır. Cüzi bir ilme sahipsiniz (Ayet var). Gerekirse yanlış yere tükürdüğümüzün bedelini ödemeye gayret ederiz. Demirkuş 2010 Bu yazıdaki amaç kibir, ucup, haset, eğitim, yapısal(fıtrat) ve vahşi laiklikten doğan din cehaleti yöneticilerin vahşi-doğal demokrasinin seçim sistemi eserinin delillerini ortaya koymaktır. Tabii ki bu cümleyi sarf eden; Başbakanın, Cumhurbaşkanın...Vb kişinin her şeyinin bu cümlede yargılanmaması gerekir. Sadece toplum huzurunda bu sözel ifadesinin liyakati değerlendirilmelidir. Çevresindekilerin onu uyarması bizi düşündürmelidir. Dost gerekirse bazen acı söylemelidir!!!
     -Vahşi demokraside muhalefettekiler karşı tarafa ya da taraflara; yalan, yanlış ve doğru her türlü malzemeyi kullanarak karşı tarafa sosyal virüs bulaştırmak için ne gerekiyorsa yapmasını muhalefet olarak yapma algısı ve düşünce yanılgısı içindedir. Vahşi demokrasinin düşünsel vahşetinin rekabetini anlayamayan çoğu insanımız bu muhalefet virüsünden kurutulamazlar. Yapay ve/veya Doğal Vahşi Demokraside başkasına oy için yalan konuşmak ve sözlü dolandırmak ya da söz vermekten hemen hiçi kimse şimdiye kadar ceza almamıştır.. Yeter ki hedef fert ve kitleyi iknaa et ve tercihini ele geçir. Kim kimi inandırdı ve iknaa etiyse onun tercihini ele geçirir.


A- Kavim Bilmezleri (Cahilleri) Kimdir (Kavim Bilmezliğin Çocuksu Doğal Parmak İzidirler-Mutlaka Yaşatılmalıdırlar)? bir kavimin devrimlere, değişimlere ve yeniliklere karşı fıtratı uyumlu ya da müsait olamayan yani yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... Vb değer yargıları yeniliklere kapalı fertlerine denir. Bir kavimin bilmezlerini (bilmenin çocuksularını/cahillerini) yok ederseniz o kavimin toplumsal denklemlerinin özgünlük sabitesini/lerini yok etmiş olursunuz. Cahillerden uzak durdurulması Allah (C.C) insanlara çözüm önerilerindendir. Allah (C.C) hiçbir şeyi boşuna yaratmıştır. Önemli olan insanın/ların onun hiçbir şeyi boşuna yaratmadığına ikna oluncaya dek;öğretim öğrenim ve eğitim sistemleriyle her fıtratın gerçeği öğrenene dek özgün ve özel örneklerle dolu zihinlerine yansıtmaktır.

B- Kavim Milliyetçileri Kimdir? Bir kavimin varlığı için düşünmeden canını vermeye hazır o kavimin özgün fertlerinin hepsinin tepkisi milliyetçiliktir. Ancak bunu yaşam stilinin ağırlık ve kişilik merkezi haline getiren toplulukta o halkın milliyetçileridir. Bir kavimin milliyetçilerini yok ederseniz o kavimin özgün parmak izi değer yargılarını ve savunma özgünlüklerini yok etmiş olursunuz. Allah (C.C) hiçbir şeyi boşuna yaratmıştır. Önemli olan insanın/ların onun hiçbir şeyi boşuna yaratmadığına ikna oluncaya dek;öğretim öğrenim ve eğitim sistemleriyle her fıtratın gerçeği öğrenene dek özgün ve özel örneklerle dolu zihinlere yansıtmaktır. İnsanlığın ve/veya bir kavmin; radikal milliyetçileri (kavimlerin parmak izi), radikal Müslümanları (dinin farzlarının sigortası), radikal yenilikçiler (kavimin asra uyum ışıkları) ya da her çeşit gerekli radikalleri rahmani alimler ve bilginlerce, her an asrın değişimlerine ve/veya koşullarına uyumlu bilgilendirilip irşat edilmezse; milliyetçiler şovenizme, inananlar Siyonizm'e, yenilikçiler otistik ve liyakatsiz felsefi görüşlere ve/veya inançlara kapılıp dumura uğrarlar. Bu nedenle bunların hürriyetlerinden çok doğru adreste örgütlendirilip düşünsel ve toplumsal olarak güncellenişleri daha doğrudur. Âdemi İnsan; Meleği Ruhu, Meleği aklı ve Meleği Vicdanı Kanadıyla (Meleği Güzel Ahlak Kanadı) meleklere kenetlenip güzel ahlak hasletlerini gösterirken, Diğer kanadıyla yani Hayvani Olan Nefsiyle, Hayvani Olan zekâsıyla ve Hayvani Olan Vicdaniyle (Vahşi/Hayvani Ahlak Kanadı) Hayvanlara ve eşyaya kenetlenip vahşi/hayvani ahlak hasletlerini gösterir. Bu kanatlardan Meleği Güzel Ahlak Kanadı kırık ve/veya güdük olursa o insan tek taraflı Vahşi/Hayvani Ahlak Kanadıyla daha aşağılıklara uçarak çok tehlikeli hilkat garibesi bir zararlı yaratık olur. Bu kanatlardan Vahşi/Hayvani Ahlak Kanadı kırık ve/veya güdük olursa o insan tek taraflı Meleği Güzel Ahlak Kanadıyla daha yukarılara uçarak ruhban/meleğimsi bir yaratık olur. Bu iki kanadın dengesi/balansı hafif ahrete doğru ya da meyilli olarak eğitimle verilmelidir. Dünyası için ahreti, ahreti için dünyasından vazgeçen bizden değildir. Hadis vardır.
Neden çevremizi, kendimizi, mesleğimizi doğru tanımak ve insancıl adreslerde bulunmayı/bulunuşu refleks(alışık tepki) haline getirmek/getiriş farzdır? Doğru Adreste Duruşun 5 Kuralı; Doğru Adreste Duruş İçin Öğretim, Öğrenim Ve Eğitimin Mutlaka Asgari 5 Kuralı; Rahmani İnsancıl ve Peygamberi Adreste Duruşun 5 Kuralı;
1.Kuralı:
Kabulleniş. Rahmani insan oluş için dünyada bulunduğunu ve Rahmani doğru adreste duruşun refleksinin (alışık tepkisinin) kesinliğini kabul ediş. Değiştirmeyeceği ve/veya Değiştiremeyeceği şeyleri, İnsanlık Ailesi'ni ve kendisini olduğu gibi kabullenişe razı oluş gerekirse peygamberi ve insancıl değişime/lere talip olmak. Değiştirmeyeceği ve/veya Değiştiremeyeceği; fıtratı/yapısal, insani, çevresel … Vb her şeyi ve kendisini olduğu gibi kabullenişe razı oluş gerekirse peygamberi ve insancıl değişime/lere talip olmak. En azında yaratıkların değişmez kaderleniş kırmızı çizgilerini; örneğin, ölüm, bilmezlik, cehalet, aşkınlık… Vb niyet olarak kabulleniştir. Ayrıca tüm yaratıkları, her fert ve toplumun “Geçmişten Geleceğe Tüm İnsanlık Ailesi Çözmecesinin/Pazılının” gerekli bir parçası/üyesi olarak “İnsanlık veya İslam Devleti ve Birlikteliği” istemine, arzusuna, azmine ve gayretine razı oluştur.
2.Kural: Kendisini ve çevresini doğru tanıyış. Kendisini ve çevresini düz ayna mantığıyla değerlendiriş ve konumlandırıştır. Rahmani, insancıl, peygamberi, doğru ve dürüst tanıyış ve/veya dürüstçe iç dünyasına ve çevresine kendisini konumlandırıştır.
3.Kural:
Yeterince bilgili oluşu kabulleniş. Kendisini ve çevresini doğru anlamlandırış ve uygulayış için yeterince bilgili ve beceri sahibi oluşu koşulsuz kabulleniştir. Yaratıkların her şeyini ve mesleğini; doğru, dürüstçe, Rahmani/İnsancıl anlamlandırış ve uygulayış için yeterince bilgili ve beceri sahibi oluşu koşulsuz kabulleniştir.
4.Kural:
İnsancıl adreste duruş. Peygamberi (Rahmani/İnsancıl) bir ahlakta doğru adreslerde bulunuşu alışık tepki (refleks) ve alışkanlık haline getiriştir.
5.Kural:
İnsancıl Uygulayış. Öğrendiklerini Rahmani (peygamberi/insancıl) ahlak çerçevesinde alışık tepki (refleks) olarak hayata uygulayıştır. En Güçlü, Siyasi ve Menfaatperest adreslerde değil de Rahmani, İnsani ve Doğru adreste duruşun en güzel örneği; Allah (C.C)’N yardımıyla, Hz. Muhammed AS’IN çevresinde, zamanındaki krallıklar ve imparatorluklara ekmek peynirle hatta daha zor koşullara Rahmani duruşuyla İslamiyet’in yayılışını başarmıştır. Bu mantıktan hareketle doğru adreste bulunuşu alışık tepki (refleks) haline getirişin en kestirme yolu Rahmani, insancıl, peygamberi dürüstlük ve/veya peygamberi imanla hayatı yaşamak yeterlidir.Yaratıkların özellikle fert, kavim ve devletlerin; zihinsel, bedensel, düşünsel, amaçsal, menfaatsel... Vb adreslerini doğru tanımlayıp, belirleyip bildikçe onların hakkında daha doğru karar verir ve doğru adreslerde duruş olanağını elde ederiz.-Ola ki herkes her şeyi bilmeyecektir. Cüzi ilme sahipsiniz (Ayet vardır) .Yani en azında her kes bir şeylerin cahilidir.-Herkesin olanakları ölçüsünde; nesnel, iradi, sanal, düşünsel, toplumsal… Vb. kendine özgü özgünlükleri ve tercihleri olacaktır. İnsanın Ahlak Kanadı (Sağ) ve Meslek Kanadıyla (Sol) Eğitimin Hedefine Uçuşunun Amacı; Doğru Adreslerde Bulunuşun 5 Kuralı Uygulanarak Gerçekleşmelidir. Önemli olan amaç kişinin ve toplumun; olanakları, sıhhati, iradesi, bilgisi… Vb. çerçevesinde (insan pazılı/çözmecesi içinde) kendisini/kendilerini (özgün pazılı/çözmece parçası) peygamberi (Rahmani/insancıl/Hz. Muhammed AS’A Peygamberlik (S.A.V) gelmeden önceki 40 yıllık insani ahlakı) ahlak ölçülerinde verimli konumlandırışı doğrultusunda öğretim, öğrenim ve eğitimin mutlaka asgari doğru (yukarıdaki 5 koşul çerçevesinde) verilişinden kesin emin oluştur. İnsanlığın; fert, toplum, kavim ve tüm insanlık ailesi bazında, sokakta, tüm toplumsal ve yaratıksal alanlarda (özel haller hariç); diğer yaratıkları kıskandırıcı, ürpertici, tiksindirici, rencide edici, rahatsız edici, iştahlandırıcı, kışkırtıcı, küçümseyici, tahrip edici, tahrik edici, aşırı özendirici, şaşırtıcı, vahşi, aşkın… Vb. eylem, davranış, sohbet, giyim, kuşam, siyaset, öğretim, öğrenim, eğitim… Vb. bulunmaması gerektiğinin ve öneminin Rahmani (peygamberi, insancıl) ahlakla ilişkisinden emin olacağı kadar eğitilişinden mutlak emin olmalıyız. Sonrası kolaydır. Bundan sonrası kişinin/toplumun olanakları ölçüsündeki iradesiyle tercihleri onun/onların ölçüsünün kalitesini belirler. Yargısından emin oluruz. Hayvani ve İnsani Hürriyetin Farkındalığını kavrayış önemlidir.! ABD'DE Bazı Eyaletlerde Ör. State of Tennessee'de Yurtlarda ve Otellerde Evli Olamayan Erkek ve Kadınlar Aynı Odada Gerekirse Birlikte Kalabiliş Hürriyeti. Batıda sokak ortasında partnerlerin hayvani davranış ve eylemleri düşündürücüdür. Edepsizlerin, Edeplilerin ve Herkesin (Şerrinden Emin Ve Beri Olmak İçin); Her Mecliste Kendini İfade Ediş Köşesi Olmalı. Köşeye gelenlere ya da sıradaki her kese “Kendini İfade Edişin Edepli Ve Peygamberi Oluşun Önemi Dersi” ayrıntılı bir şekilde eğitimcilere verilmelidir. Bundan sonrası onların kendilerini ifade tercihleri onların ve temsil ettiklerinin edebini ve kalitesini ifade eder ya da belirler. Özet;1- İnsanlık Ortak Paydası Üyesi Olarak Payını (Özgünlüğünü) Peygamberi Konumlandırış. Değiştirmeyeceklerine Karşı Peygamberi Adreste Bulunuşu Kabulleniş. İnsanlık Ailesinin üyesi oluşunu ve baş edemeyeceklerini ve değiştiremeyeceklerini Koşulsuz kabulleniş. 2. Kendisi, Mesleği ve Çevresi hakkında yeterince bilgi sahibi oluşunun gereğini kabulleniş. 3. Kendisini ve Çevresini Düz ayna mantığıyla değerlendiriş. 4.Bildikleriyle Peygamberi (Rahmani/İnsancıl) bir ahlakla doğru adreslerde bulunuşu alışık tepki (refleks) ve alışkanlık haline geliştirir.5. Bildikleriyle kendisini ve çevresini düz ayna mantığıyla değerlendiriş ve Peygamberi / İnsancıl konumlandırıştır. kendisini Rahmani, insancıl, peygamberi, doğru ve dürüst tanıyış ve/veya dürüstçe iç dünyasına ve çevresine kendisini konumlandırıştır.
Sonuç; Doğaya Karşı Doğru Adreste Duruş Ne Demektir? Çevre Bilinci İnsanlarda Geliştirilerek Plastikler, Kâğıt, Şişe-Cam ve Metaller Çöp Değil Bunların Çöp Torbalarına Doldurup En Kısa Yoldan Hedefine Bakılmalıdır. İnsanlık doğaya ve birbirine karşı doğru adreste durmadığı için doğal ve yapay çevrenin ilkel ve vahşi insan sorunu ortaya çıkmıştır. Ola Ki Yaratıklar içinde hayırlı bir kişilik olmak için
ola ki bu 5 kuraldan bir tanesine bile uymazsanız doğru adreste duramazsınız. Bu yaşam boyutunda her insan bir hayvanın sırtındadır. Kendini kontrol edebildiği kadar süvari kişilik, kontrol edemediği kadarda hamal kişiliktir ki buna nefis denir ya da atınızı (nefsinizi) kontrol edebildiğiniz kadar süvarisi kontrol edemediğiniz kadarda hamalısınız. Genlerimizi ne kadar irademizle kontrol edebiliyorsak her şeyimizin süvarisi, tersine ise her şeyimizin hamalıyız demektir. Bir kavmin yenilikçilerini asimile eder bitirirseniz, akabinde milliyetçilerini asimile edişe başlarsanız bu tam mümkün değildir çünkü o kavmin değişmeyen/değişmez parmak izidirler (kavmin özgün kişilik genlerini taşırlar). Ancak yok etmeniz gerekir. Bu seferde evrimsel seçilimde en güçlü savaşkan Nemruti, Cengizhani, Firavuni, Çini, Hitleri… Vb insan ahlakının acımaz kara delikleri ve kavmin asimile edildiğini sandığınız yenilikçileri de ters teperek karşınıza çıkar ki kayıp edişi hak etmiş olursunuz. Her kavmin özgün radikallerinin gerekliliğini doğru adreslerde ve doğru kişilikler de yaşatmak elzemdir. Cahillerin, kafirlerin… Vb karakterlerin yok olduğunu düşünün sonuç sosyal döngünün çöktüğünü görürsünüz. Bir anda herkesin her şeyi bildiğini düşünün ya da geleceğiniz hakkında her şeyinizi bildiğinizi düşünün o zaman cehaletin, bilmezliğin, yalanın ve sabrın ilaç olduğu konumların ve zamanların olabileceğini keşfedebilirsiniz. Allah (C.C)’HU hiçbir şeyi boşuna yaratmamıştır. Önemli olan her şeyi dozunda ve yerinde rahmani biliş, kullanış ve uygulayıştır. Kısaca doğal döngüdeki özgünlüklerin gerekliliği kadar toplumsal, zihinsel, düşünsel ... Vb döngülerdeki özgünlükler gereklidirler. Önce meclistekiler halka ahlak abidesi örneği olarak öpüşüp barışıp sarılsınlar ardında her şeyi çözmek daha kolaylaşır. Bu gerçekleşmiyorsa ola ki yanlış kriterlere sahip insanları meclise gönderiyoruz. Önemli olan toplumsal yönetim, ahlak ve her türlü ilişkinin kilit ve yönlendirici noktalarında Peygamberi/Rahmani/insancıl ahlaklı +bilgi +liyakatli kişiliklerin yönetim ve idarede sürekli bulunuşunu garantileyen demokrasi, rejim ve seçim sistemlerini icat ediş ve sağlayıştır. Kısaca, 1.Kendimizi doğru tanımak ve olduğu gibi kabullenmek, 2.Çevremizi doğru tanımak, 3.Kendimizi ve çevremizi düz ayna mantığı ile doğru teşhis etmek, 4.Bu konuda yeterince bilgili oluşu farz kabul etmek, 5.Bilgileri doğru adreste bulunuş için (Dürüst, İnsancıl, Rahmani ve Peygamberi adreste bulunuştur) kullanmak. -Rahmani Alimlerini ve gerçek peygamber ahlaklı bilgelerini kayıp etmiş kavimlerin gerçek milliyetçileri her zaman huzursuz ve hırçın olurlar. İpucu;Rahmani Alimler ve Bilgeler, Allah (C.C) razı eden kavimlerinin işletim sistemleri gibidirler.1
 C- Kavimin Milliyetçileri Kime Denir? Bir kavimin varlığı için düşünmeden canını vermeye hazır o kavimin özgün fertlerinin hepsinin tepkisi milliyetçiliktir. Bu fedakarlığın bedelinde bu kesim kemik iliği (hücre çekirdeği) gibi özel damarlarla beslenmesi lazım, özel sevgi ve ilgi görmeleri liyakatindedir. Milliyetçilerimizi seveceğiz onlara güven vereceğiz hassaslaştırıp huy sahibi etmeyeceğiz.
-Rahmani Alimlerini ve gerçek peygamber ahlaklı bilgelerini kayıp etmiş kavimlerin gerçek milliyetçileri her zaman huzursuz ve hırçın olurlar. İpucu;Rahmani Alimler ve Bilgeler, Allah (C.C) razı eden kavimlerinin işletim sistemleri gibidirler.
     Milliyetçilerimizi; şovenizm,Siyonizm, münafıklık ve kötü ahlaka karşı zihinsel olarak aşılayıp güçlendirmemiz lazım. Cahil kalmamaları ve yanılgılarını azaltmak için örgüt başına çok yönlü bilgin-alimleri getirmek gerekir. Ör.Ülkemizin milliyetçilerini yenilikçilerine karşı  Hitler'in milliyetçileriyle özdeşleştirilmek istenmişse de bu eylemde başarılmamıştır. Bu büyük bir başarıdır.
     Gerekli zamanlarda (savunmada) ayranları kabartılıp onlarla beraber mücadeleye girilir. Onlar her zaman ortalıkta olmazlar mecralarında daha büyük değer taşırlar. Bir milletin doğal askerleri (vücudun savunma hücreleri) gibidirler. 
     Doğal olarak millet bir halka veya kavime ait değişmez milli duyguları, değerleri taşıyan değişmez (kemik) kesimidir. Millet uniterdir. Devlet kavramın evrenseldir ;globalleşme ve insan olmanın değişim yolunu tıkadığı için devletin uniter olacağını çok iddia etmemek gerekir.Tek millet ve tek devlet iddiası Allah (C.C) dinde İbrahim AS kavmi ve devletine aittir. Uniter olarak vahşi tek millet ve tek iddia ediliş düşünsel ve nesnel kenetlenişi; en azından üç büyük ve/veya daha fazla yanlışa daha neden olur; Siyonizm, şovenizme ve deccalizme yani Allah (C.C) yaratıklarını ve istemlerinin yaratılışını: liyakatsiz alternatif olarak; vahşi, cahili ve /veya kasti taklite kayar. Doğal olarak devlet ve halk evrenseldir. Ümmet evrensel ötesidir. Bir halka ait birçok millet olabilir. Bu konuda bilerek kavram anarşisi yaratılmıştır. Türk halkı dediğimizde yer yüzündeki tüm Türk kökenlilerin hepsi kast edilir. Ör. Türk halkına ait devlerde;Macar, Bulgar, Azeri, Türkmen Devletlerinde pek çok halk, millet, milliyetçiler yaşar. Her birisinin milli duyguları ve değerleri kendine özgü millet gibidir.Yani bir devletin himayesin de bir çok halk ve millet olduğu için devlet kavramı milletle sürekli özdeşleşirse toplumsal tufan kopar. Onun için devlet: hükmündeki; tüm halklara, milletlere, milliyetçilere eşit uzaklıkta veya adil mesafelerde olmakla yaşam hakkını çifte standarda taşıyan marko paşa gibidir. Devlet değişen dünya koşullarına uyum için kendini değişime uğratabilirse komşu devletlerle birleşerek globalleşmenin baş rolüne veya adaylığına soyunmaya hak kazanır. Ör.Ülkemiz ortak doğal enerjiye (ör.güneş, dalga, hareket,doğal manyetik alan enerjilerine?) endeksli teknoloji üretmek için Orta Doğu ve Orta Asya devletleri ile işbirliğine gitmekle ve yapısındaki toplumsal mozaikleri harekete geçirip kenetlemekle vetonun globalleşme vatandaşlığından bizi kurtarıp alternatif olarak liyakatli sorumluluğunu yerine getirmiş olur. Ama ilkel insanlara teslim olmadan. Yenilikçilerini, Radikal dindarlarını, Muhafazakar milliyetçilerini... Vb gerekeli sıra dışı ve özgünlerini kaptırmadan bunu başarması vatandaşlarının güvenini kazanmakla doğru orantılı ve/veya daha fazlasıyla ilgilidir.
    Bir insan ve devlet; din duygusu ve icraatları; millet ve milliyetçiliğin metriksinde-güdümünde ve hükmüne amade ise Siyonist. Ben Arap'ım ama Araplardan değilim (hadis). Bir insanın ve devlettin;hizmetinde ve hükmündeki olanaklar sadece belli bir millete, ırka ve halka ya da herhangi bir özgün azınlığa ayrıcalıklı sunuluyorsa şovenisttir. Bu bilgiler ışığında;milliyetçi(milleti için öncelikle canını vermeye hazır), devletçi (devleti için öncelikle canını vermeye hazır), halkçı (halkı için öncelikle canını vermeye hazır), evrensel-hümanist (doğa ve insanlık için öncelikle canını vermeye hazır), ümmetçi(öncelikle ümmet için canını vermeye hazır) bu işte yağcılığa ve kıyakçılığa ya da menfaate gerek kalmadan başka halklara ait fertler kökenlerini deklere ve beyan etmek koşulu ile diğer milliyetçilerin içinde diyet olarak yaşayabilir. Aksine millet, milliyetçi münafığı olur. Ümmetçi ve devletçiler de liyakatiyle milliyetçi olamaz milliyetçilerde liyakatiyle devletçi ve ümmetçi olamaz. Zındıklık aramaya gerek yok. Hepsinin fermuarını çekersek; liyakatli insan olmak hepsinin karşılığıdır. Devletini dine ve rejime hamal edenler veya dinini, rejimini devletine hamal edenlerin hepsi Siyonist ve cahildirler. Bu sistemi halka ya da halkı sisteme yem etmeye köleleştirmeye benzer. Rejimler ve dinler halkla liyakatli kenetlenince birbirini tamamlar. Yani sadece aklımız-zekamız-zihnimiz veya bedenimiz için yaşamıyoruz hepsi birlikte bizi biz yapıyor.
-Kavim Milliyetçiliği (Kavim Kimliğinin Doğal/Vahşi Parmak İzidirler/Kavimlerin geleceğe uyum için değişmesi gereken kültürel ve yönetimsel özgünlükleri açısından dezavantajlıdırlar/radikaldirler-Mutlaka Yaşatılmalıdırlar);milliyetçilik duyguları sadece tek kavim ve yer küresindeki o kavmin yaşadığı ve yaşayacağı düşünsel, sanal, dijital(hesabi), nesnel... Vb mekanlara ya da yerküresi yurt-toprak parçası vatanlarına endeksli sıkışmış otistik ve güdük milliyetçiliktir. Kavim Milliyetçiliği Doğaldır, kavimlerin özgün parmak izi gibidirler (yok edilmemelidirler ancak şovenleşmeye meyillidir ve kavimin özgün geleceği için;endişeli, hasssa ve hırçın risklidir mutlaka rahmani alimlerin kontrolünde olmalılar) ve Kırmızı Çizgisini Evrim Belirler ve İnsanlığın Cet ÇizgisiYontma Taş İnsanından Maymunlara Kadar Gider.
-Rahmani Alimlerini ve gerçek peygamber ahlaklı bilgelerini kayıp etmiş kavimlerin gerçek milliyetçileri her zaman huzursuz ve hırçın olurlar.
İpucu;Rahmani Alimler ve Bilgeler, Allah (C.C) razı eden kavimlerinin işletim sistemleri gibidirler.

-Evrensel Milliyetçilik (insanlığın Evrensel Özgün Doğal Parmak İzidirler-Mutlaka Yaşatılmalıdırlar) ;tüm insanlığı yaşadığı ve yaşayacağı düşünsel, sanal, dijital(hesabi), nesnel... Vb mekanlara endeksli ruhbanı-meleği hümanist ifrat-tefrit milliyetçiliktir. Evrensel Milliyetçilik Doğaldır ve Kırmızı Çizgisini Evrim Belirler ve İnsanlığın Cet Çizgisi Budizm'den, Yontma Taş İnsanından Maymunlara Kadar Gider.
-İbrahimi Milliyetçilik (Peygamber Milliyetçiliğ);ölümlü hayattan ölümsüz hayata kadar tüm yaratıkların yaşadığı ve yaşayacağı düşünsel, sanal, dijital(hesabi), nesnel... Vb mekanlara endeksliden cennete kadar her yaratığa liyakatli konumlar da duruşu ve tepkileri alışık tepki (refleks) ve alışkanlık haline getiren peygamber ahlaklıdır. Peygamberlik milliyetçilik işletim sistemi tüm diğer etnik milliyetçililikleri yaşatıcı ve liyakatli tevhit edicidir. Peygamberi (Rahmani/İnsancıl) Milliyetçilik İslam Dinini Farzları (Ben Arap'ım ama Araplardan değilim Hz. Muhammed AS tüm doğal kavim/etnik milliyetçiliklere adil ve liyakatli çizgide dururur ve zaruri milliyetçiliktir) kırmızı çizgilerine göre tüm yaratıkları yaşatıcıdır. Diğer milliyetçilikler vahşi ve doğal olduğu için hayvani ve öldürücü olan rekabeti tetikler.Diğer milliyetçilik işletim sistemleri doğal olup rekabette derbeder ve yetersizdir. Peygamber Milliyetçiliği İlahidir(Mantıklı ve Allah (C.C) ıslahatına Dayanır) ve Kırmızı Çizgisini İnsanlığın Buluğ Çağı-Sorumlu Dönemi Olan Adem AS'I Herkesin Babası Kabul Eder. Adem Öncesi ve Sonrası(Deliler, Cahiller, Doğal... Vb İnsanlar) İnsanımsı Tüm Doğal İnsanları Sorumlu Kabul Etmez. Çünkü Kendilerine Akıl Verilmemiştir. Sanki doğal insanların ya da Adem AS öncesi ve/veya sonrası ruhsuz, akılsız, insani ilimsiz, eşyayı liyakatli tanımaz yani doğal-nesnel-düşünsel-zihinsel döngü düzenlerinin cahili ve vahşi vicdanlı insanımsılar; insanlığın filogenetik çocukluk dönemi kabul edilmiştir. Bu yapıdaki insanlar Adem AS'DAN günümüze kadar olanları da cahil(kendin ve çevresin bilmezler) kabul edilip Allah (C.C) tarafından onlardan uzak durulması tavsiye edilmiştir.

D-Kavim Yenilikçileri Kimdir (Kavimin Değişime Uygun Parmak İzidirler (Radikalistler/köktencilerle tahrik edici ortamlara sokulmamalılar-Mutlaka Yaşatılmalıdırlar)?bir kavimin devrimlere, değişimlere ve yeniliklere uyumlu fıtrata sahip ya da yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... Vb değer yargıları yeniliklere açık fertlerine denir. Değişmek istemeyen cahil yenilikçiler (toplumsal/bilimsel… Vb denklemin liyakatsiz-şaşırtan dengesiz değişkenleri); köktenciler ve fıtratı değişime uygun olmayan insanların haline doğru empati/eşduyum ya da duygudaşlık yapamadığı için tehlikelidirler. Allah (C.C) her türlü cahilden gerekli hallerde uzak durulması ya da yüz çevirmesi gerektiğini peygamberine bildirmiştir. Değişmek istemeyini Allah (C.C) değiştirmezmiş (Ayet var).

E-Kavim Radikalistleri (Kavimlerin Tüm Özgünlüklerini Değişmez Doğal Kişilikleridirler) Kimdir-tamamen yeniliklere kapalı ve yenilikçileri öldürücü etkileri vardır. Yenilikçilerlere tahrik edici ortamlara sokulmamalılar. Değişmek istemeyini Allah (C.C) değiştirmezmiş/Ayet var).?
Kavimin sıra dışılıklarını temsil eden değişmez sıra dışı;merkezcil/köktenci kişilikleridir.Onlar olmazsa sıra dışılıklarımızı yani ifrat ve tefrit sınırlarını kavrayamayız. Ör, bilim radikalistleri, rejim radikalistleri, din radikalistleri/din köktenciler (dinin parmak izidirler)… Vb sistemlerin ifrat ve terfidin değişmezliklerini temsil eden kişiliklerdir. Radikalistler (köktenciler), toplumun normlarını zorladığı için istenmezler ve tercih edilmezler. Değişmek istemeyen cahil köktenciler (toplumsal/bilimsel… Vb denklemin sabiteleridirler) ; yenilikçiler ve fıtratı değişimi gerektirenlerin haline doğru empati/eşduyum ya da duygudaşlık yapamadığı için tehlikelidirler. Allah (C.C) her türlü cahilden gerekli hallerde uzak durulması ya da yüz çevirmesi gerektiğini peygamberine bildirmiştir. Değişmek istemeyini Allah (C.C) değiştirmezmiş (Ayet var). Tüm samimi radikalistleri severiz ve saygı duyarız çünkü, onlar olmazsa sıra dışılıklarımızı yanı ifrat ve tefrit sınırlarımızı kavrayamayız ve yararlı özgünlüklerimiz yok olur. Cebren ve hile ile yeryüzü kavimlerin hepsini Müslümanlaştırsak bile Allah (C.C) onların hepsini öldürüp yeniden insanı yaratabileceğine dair ayet vardır. İslam dini radikallerin bu bilincin farkındalığını kavrayışı ve insanı aşkınlıklarıyla doğru tanıyışı çok büyük önem taşır.

Zararlı Radikal Kimdir(Köktenci Kuduz)?İnsanların öldürücü, zararlı, cahili ve yozlaştırıcı tabu olmayan aşkınlıklarını yaşatmak gerekir. Aşkın insanlarını razı etmeyen ve doğru adreslerde değerlendirmeyen kavimler bir gün onları razı eden başka kavimlerin saflarında kendilerine karşı buluşları süperiz ve rastgele/tesadüf olmaz. Müslümanlar aşkın insanlarını razı edip doğru adreslerde durmazsa (onları kanunlarla ıslah edişe kalkışırlarsa toplumsal kıyamet kopar). Ancak bu aşkınlık ve taşkınlıklar (ifrat ve tefritler) normal hayat diye empoze edilmemeli (özel hallerdir) ve örnek verilmemelidir. İnsanın kendi işlevini yapışı için tüm yaratıkların aşkınlık potansiyelini taşıyışı önemlidir. Eğitimde ifrat, tefrit, aşkın yaşam stillerinden çok normal yaşantı empoze edilmelidir. Sonra öldürücü, zararlı, cahili ve yozlaştırıcı tabu olmayan aşkınlıklara hoş görüyle bakılmalıdır. Bazı radikaller düşünsel olarak toplumsal denklemin/lerin tümünü bilerek ya da bilmeden körelten tekdüze kendilerine benzetilmesini isteyecek kadar zihnen kangrenleşmiş ya da fıtratı değişime uygun olmayan insanlara doğru empati/eşduyum duymayan/duyamayan/duymak istemeyen zihnen kangrenleşmiş, kanseleşmiş özel münafıklar ya da cahilleridirler. Cahiller toplumsal denklemin bağışıklık sisteminin güçlenmesi için olması gereken sabitleri, münafıklar çok yüzlü ve yönlü cıvık değişkenleri ve parametreleridirler. Demirkuş 2009 Allah (C.C) hiçbir şeyi boşuna yaratmıştır. Önemli olan insanın/ların onun hiçbir şeyi boşuna yaratmadığına ikna oluncaya dek;öğretim öğrenim ve eğitim sistemleriyle her fıtratın gerçeği öğrenene dek özgün ve özel örneklerle dolu zihinlere yansıtmaktır. İnsanlığın ve/veya bir kavmin; radikal milliyetçileri (kavimlerin parmak izi), radikal Müslümanları (dinin farzlarının sigortası), radikal yenilikçiler (kavimin asra uyum ışıkları) ya da her çeşit gerekli radikalleri rahmani alimler ve bilginlerce, her an asrın değişimlerine ve/veya koşullarına uyumlu bilgilendirilip irşat edilmezse; milliyetçiler şovenizme, inananlar Siyonizm'e, yenilikçiler otistik ve liyakatsiz felsefi görüşlere ve/veya inançlara kapılıp dumura uğrarlar. Bu nedenle bunların hürriyetlerinden çok doğru adreste örgütlendirilip düşünsel ve toplumsal olarak güncellenişleri daha doğrudur. Âdemi İnsan; Meleği Ruhu, Meleği aklı ve Meleği Vicdanı Kanadıyla (Meleği Güzel Ahlak Kanadı) meleklere kenetlenip güzel ahlak hasletlerini gösterirken, Diğer kanadıyla yani Hayvani Olan Nefsiyle, Hayvani Olan zekâsıyla ve Hayvani Olan Vicdaniyle (Vahşi/Hayvani Ahlak Kanadı) Hayvanlara ve eşyaya kenetlenip vahşi/hayvani ahlak hasletlerini gösterir. Bu kanatlardan Meleği Güzel Ahlak Kanadı kırık ve/veya güdük olursa o insan tek taraflı Vahşi/Hayvani Ahlak Kanadıyla daha aşağılıklara uçarak çok tehlikeli hilkat garibesi bir zararlı yaratık olur. Bu kanatlardan Vahşi/Hayvani Ahlak Kanadı kırık ve/veya güdük olursa o insan tek taraflı Meleği Güzel Ahlak Kanadıyla daha yukarılara uçarak ruhban/meleğimsi bir yaratık olur. Bu iki kanadın dengesi/balansı hafif ahrete doğru ya da meyilli olarak eğitimle verilmelidir. Dünyası için ahreti, ahreti için dünyasından vazgeçen bizden değildir. Hadis vardır. Neden çevremizi, kendimizi, mesleğimizi doğru tanımak ve insancıl adreslerde bulunmayı/bulunuşu refleks(alışık tepki) haline getirmek/getiriş farzdır? Doğru Adreste Duruşun 5 Kuralı; 1.Kuralı: Kabulleniş. Rahmani insan oluş için dünyada bulunduğunu ve Rahmani doğru adreste duruşun refleksinin (alışık tepkisinin) kesinliğini kabul ediş. Değiştirmeyeceği ve/veya Değiştiremeyeceği şeyleri, İnsanlık Ailesi'ni ve kendisini olduğu gibi kabullenişe razı oluş gerekirse peygamberi ve insancıl değişime/lere talip olmak. Değiştirmeyeceği ve/veya Değiştiremeyeceği; fıtratı/yapısal, insani, çevresel … Vb her şeyi ve kendisini olduğu gibi kabullenişe razı oluş gerekirse peygamberi ve insancıl değişime/lere talip olmak. En azında yaratıkların değişmez kaderleniş kırmızı çizgilerini; örneğin, ölüm, bilmezlik, cehalet, aşkınlık… Vb niyet olarak kabulleniştir. Ayrıca tüm yaratıkları, her fert ve toplumun “Geçmişten Geleceğe Tüm İnsanlık Ailesi Çözmecesinin/Pazılının” gerekli bir parçası/üyesi olarak “İnsanlık veya İslam Devleti ve Birlikteliği” istemine, arzusuna, azmine ve gayretine razı oluştur. 2.Kural: Kendisini ve çevresini doğru tanıyış. Kendisini ve çevresini düz ayna mantığıyla değerlendiriş ve konumlandırıştır. Rahmani, insancıl, peygamberi, doğru ve dürüst tanıyış ve/veya dürüstçe iç dünyasına ve çevresine kendisini konumlandırıştır. 3.Kural: Yeterince bilgili oluşu kabulleniş. Kendisini ve çevresini doğru anlamlandırış ve uygulayış için yeterince bilgili ve beceri sahibi oluşu koşulsuz kabulleniştir. Yaratıkların her şeyini ve mesleğini; doğru, dürüstçe, Rahmani/İnsancıl anlamlandırış ve uygulayış için yeterince bilgili ve beceri sahibi oluşu koşulsuz kabulleniştir. 4.Kural: İnsancıl adreste duruş. Peygamberi (Rahmani/İnsancıl) bir ahlakta doğru adreslerde bulunuşu alışık tepki (refleks) ve alışkanlık haline getiriştir. 5.Kural: İnsancıl Uygulayış. Öğrendiklerini Rahmani (peygamberi/insancıl) ahlak çerçevesinde alışık tepki (refleks) olarak hayata uygulayıştır. En Güçlü, Siyasi ve Menfaatperest adreslerde değil de Rahmani, İnsani ve Doğru adreste duruşun en güzel örneği; Allah (C.C)’N yardımıyla, Hz. Muhammed AS’IN çevresinde, zamanındaki krallıklar ve imparatorluklara ekmek peynirle hatta daha zor koşullara Rahmani duruşuyla İslamiyet’in yayılışını başarmıştır. Bu mantıktan hareketle doğru adreste bulunuşu alışık tepki (refleks) haline getirişin en kestirme yolu Rahmani, insancıl, peygamberi dürüstlük ve/veya peygamberi imanla hayatı yaşamak yeterlidir.Yaratıkların özellikle fert, kavim ve devletlerin; zihinsel, bedensel, düşünsel, amaçsal, menfaatsel... Vb adreslerini doğru tanımlayıp, belirleyip bildikçe onların hakkında daha doğru karar verir ve doğru adreslerde duruş olanağını elde ederiz.-Ola ki herkes her şeyi bilmeyecektir. Cüzi ilme sahipsiniz (Ayet vardır) .Yani en azında her kes bir şeylerin cahilidir.-Herkesin olanakları ölçüsünde; nesnel, iradi, sanal, düşünsel, toplumsal… Vb. kendine özgü özgünlükleri ve tercihleri olacaktır. İnsanın Ahlak Kanadı (Sağ) ve Meslek Kanadıyla (Sol) Eğitimin Hedefine Uçuşunun Amacı; Doğru Adreslerde Bulunuşun 5 Kuralı Uygulanarak Gerçekleşmelidir. Önemli olan amaç kişinin ve toplumun; olanakları, sıhhati, iradesi, bilgisi… Vb. çerçevesinde (insan pazılı/çözmecesi içinde) kendisini/kendilerini (özgün pazılı/çözmece parçası) peygamberi (Rahmani/insancıl/Hz. Muhammed AS’A Peygamberlik (S.A.V) gelmeden önceki 40 yıllık insani ahlakı) ahlak ölçülerinde verimli konumlandırışı doğrultusunda öğretim, öğrenim ve eğitimin mutlaka asgari doğru (yukarıdaki 5 koşul çerçevesinde) verilişinden kesin emin oluştur. İnsanlığın; fert, toplum, kavim ve tüm insanlık ailesi bazında, sokakta, tüm toplumsal ve yaratıksal alanlarda (özel haller hariç); diğer yaratıkları kıskandırıcı, ürpertici, tiksindirici, rencide edici, rahatsız edici, iştahlandırıcı, kışkırtıcı, küçümseyici, tahrip edici, tahrik edici, aşırı özendirici, şaşırtıcı, vahşi, aşkın… Vb. eylem, davranış, sohbet, giyim, kuşam, siyaset, öğretim, öğrenim, eğitim… Vb. bulunmaması gerektiğinin ve öneminin Rahmani (peygamberi, insancıl) ahlakla ilişkisinden emin olacağı kadar eğitilişinden mutlak emin olmalıyız. Sonrası kolaydır. Bundan sonrası kişinin/toplumun olanakları ölçüsündeki iradesiyle tercihleri onun/onların ölçüsünün kalitesini belirler. Yargısından emin oluruz. Hayvani ve İnsani Hürriyetin Farkındalığını kavrayış önemlidir.! ABD'DE Bazı Eyaletlerde Ör. State of Tennessee'de Yurtlarda ve Otellerde Evli Olamayan Erkek ve Kadınlar Aynı Odada Gerekirse Birlikte Kalabiliş Hürriyeti. Batıda sokak ortasında partnerlerin hayvani davranış ve eylemleri düşündürücüdür. Edepsizlerin, Edeplilerin ve Herkesin (Şerrinden Emin Ve Beri Olmak İçin); Her Mecliste Kendini İfade Ediş Köşesi Olmalı. Köşeye gelenlere ya da sıradaki her kese “Kendini İfade Edişin Edepli Ve Peygamberi Oluşun Önemi Dersi” ayrıntılı bir şekilde eğitimcilere verilmelidir. Bundan sonrası onların kendilerini ifade tercihleri onların ve temsil ettiklerinin edebini ve kalitesini ifade eder ya da belirler. Özet;1- İnsanlık Ortak Paydası Üyesi Olarak Payını (Özgünlüğünü) Peygamberi Konumlandırış. Değiştirmeyeceklerine Karşı Peygamberi Adreste Bulunuşu Kabulleniş. İnsanlık Ailesinin üyesi oluşunu ve baş edemeyeceklerini ve değiştiremeyeceklerini Koşulsuz kabulleniş. 2. Kendisi, Mesleği ve Çevresi hakkında yeterince bilgi sahibi oluşunun gereğini kabulleniş. 3. Kendisini ve Çevresini Düz ayna mantığıyla değerlendiriş. 4.Bildikleriyle Peygamberi (Rahmani/İnsancıl) bir ahlakla doğru adreslerde bulunuşu alışık tepki (refleks) ve alışkanlık haline geliştirir.5. Bildikleriyle kendisini ve çevresini düz ayna mantığıyla değerlendiriş ve Peygamberi / İnsancıl konumlandırıştır. kendisini Rahmani, insancıl, peygamberi, doğru ve dürüst tanıyış ve/veya dürüstçe iç dünyasına ve çevresine kendisini konumlandırıştır. Sonuç; Doğaya Karşı Doğru Adreste Duruş Ne Demektir? Çevre Bilinci İnsanlarda Geliştirilerek Plastikler, Kâğıt, Şişe-Cam ve Metaller Çöp Değil Bunların Çöp Torbalarına Doldurup En Kısa Yoldan Hedefine Bakılmalıdır. İnsanlık doğaya ve birbirine karşı doğru adreste durmadığı için doğal ve yapay çevrenin ilkel ve vahşi insan sorunu ortaya çıkmıştır. Ola Ki Yaratıklar içinde hayırlı bir kişilik olmak için ola ki bu 5 kuraldan bir tanesine bile uymazsanız doğru adreste duramazsınız. Gerekli olduğumuz için yaratılmışız ve varız. Her insanı insanlık kitabının bir sayfası kabul edin. Kendi sayfanızı ve Yaşadığınız çevredeki kitap sayfalarını doğru tanıyıp bu sayfalar arasında doğru adreste duruşun koşulu irademiz çerçevesinde samimi, rahmani, hür ve adil oluştur. Eğer cahiller, caniler, tanımadıklarımız… Vb karşı doğru adreste duruşta başarılı olamıyorsak, ya diyetle yaklaşılmalı ya da cahillerden uzak duruluşa gayret edilmelidir. Cahillerden yüz çevir ya da uzak dur diye ayet ve hadis vardır. Bu yaşam boyutunda her insan bir hayvanın sırtındadır. Kendini kontrol edebildiği kadar süvari kişilik, kontrol edemediği kadarda hamal kişiliktir ki buna nefis denir ya da atınızı (nefsinizi) kontrol edebildiğiniz kadar süvarisi kontrol edemediğiniz kadarda hamalısınız. Genlerimizi ne kadar irademizle kontrol edebiliyorsak her şeyimizin süvarisi, tersine ise her şeyimizin hamalıyız demektir. Bir kavmin yenilikçilerini asimile eder bitirirseniz, akabinde milliyetçilerini asimile edişe başlarsanız bu tam mümkün değildir çünkü o kavmin değişmeyen/değişmez parmak izidirler (kavmin özgün kişilik genlerini taşırlar). Ancak yok etmeniz gerekir. Bu seferde evrimsel seçilimde en güçlü savaşkan Nemruti, Cengizhani, Firavuni, Çini, Hitleri… Vb insan ahlakının acımaz kara delikleri ve kavmin asimile edildiğini sandığınız yenilikçileri de ters teperek karşınıza çıkar ki kayıp edişi hak etmiş olursunuz. Her kavmin özgün radikallerinin gerekliliğini doğru adreslerde ve doğru kişilikler de yaşatmak elzemdir. Cahillerin, kafirlerin… Vb karakterlerin yok olduğunu düşünün sonuç sosyal döngünün çöktüğünü görürsünüz. Bir anda herkesin her şeyi bildiğini düşünün ya da geleceğiniz hakkında her şeyinizi bildiğinizi düşünün o zaman cehaletin, bilmezliğin, yalanın ve sabrın ilaç olduğu konumların ve zamanların olabileceğini keşfedebilirsiniz. Allah (C.C)’HU hiçbir şeyi boşuna yaratmamıştır. Önemli olan her şeyi dozunda ve yerinde rahmani biliş, kullanış ve uygulayıştır. Kısaca doğal döngüdeki özgünlüklerin gerekliliği kadar toplumsal, zihinsel, düşünsel ... Vb döngülerdeki özgünlükler gereklidirler. Önce meclistekiler halka ahlak abidesi örneği olarak öpüşüp barışıp sarılsınlar ardında her şeyi çözmek daha kolaylaşır. Bu gerçekleşmiyorsa ola ki yanlış kriterlere sahip insanları meclise gönderiyoruz. Önemli olan toplumsal yönetim, ahlak ve her türlü ilişkinin kilit ve yönlendirici noktalarında Peygamberi/Rahmani/insancıl ahlaklı +bilgi +liyakatli kişiliklerin yönetim ve idarede sürekli bulunuşunu garantileyen demokrasi, rejim ve seçim sistemlerini icat ediş ve sağlayıştır. Kısaca, 1.Kendimizi doğru tanımak ve olduğu gibi kabullenmek, 2.Çevremizi doğru tanımak, 3.Kendimizi ve çevremizi düz ayna mantığı ile doğru teşhis etmek, 4.Bu konuda yeterince bilgili oluşu farz kabul etmek, 5.Bilgileri doğru adreste bulunuş için (Dürüst, İnsancıl, Rahmani ve Peygamberi adreste bulunuştur) kullanmak.
-Radikaller;insanların fıtratına doğru empati/eşduyum duymayan, herkesi kendi köktenci düşünce farzları çizgisine getirmek isteyen ve halden anlamaz cahillerdir.


  Kapitalist (Karuniler/Karunizm/Sermaye Kuduzu)lerin liyakatsiz yönetiminde ve metriksinde;kavimlerin milliyetçilerini şovenistliğe, yenilikçilerini ve radikalistleri terörizme, cahillerini günah keçisi yöneticiliğe – politikacılığa özendirilmiştir ve yönlendirilmiştir. Halklarda bu liyakatsizliğe besi yeri olarak kullanılmaktadır. Önermelerinin eksiğini tamamlayınız.


Yetenek; canlı yaratığın davranışsal ve bedensel olarak hünerli oluşa ve beceriliğe üstün yatkınlığını ifade eder. Yetenek genellikle bazı canlı yaratıklarda vardır. Bazen bir yaratık çok yetenekli ama normal zekalı olabilir. Sanatçıların çoğu yetenekli kişiliklerdir. Canlı yaratığın; genlerindeki, yaşam döngüsündeki, ait olduğu sistemindeki... Vb çevreye uyum derecesi ve becerisidir. Yapay veya doğal bir yaratığın, düşünsel, zihinsel, bedensel, yapısal… Vb yönleriyle yapabilecekleri, becerebilecekleri, başarabilecekleri, irade edebilecekleri… Vb kadir olduğu vasıflarını ifade eder. Yetenek zeka ve akılla ilişiksel bir nesnel, sanal ve düşünsel beceri ara işletim sistemi gibidir.
Yetenek; Çevresel değişimlere karşı yaratığın; sistemsel, davranışsal, nesnel... Vb tabanlı yapısal (fıtratı) uyum derecesini ifade eder. Yaratığın çevresine yüksek derecede sistemsel, davranışsal, bedensel... Vb uyumu, yetenekli oluş derecesiyle doğru orantılıdır.
Zeka; Yaratığın iç ve dış dünyasında ki şeyleri, zihnen hızlı ve doğru algılayış, doğru algıladıklarını zihnen doğru ve hızlı sonuçlandırış özelliğidir. Zeka nefsin işletim sistemidir. tüm canlı yaratıklarda, sanal araçlarda ve robotlarda vardır. Bazen bir yaratık çok zeki ama yeteneksiz olabilir.Düşünsel, sanal ve nesnel tabanlı olarak yaratıkların doğaya ve tüm sistemlere doğru-hızlı empati/eşduyum duyuş, doğru-hızlı eşleniş, doğru-gerçek-hızlı algılayış, doğru-hızlı zihinsel sonuçlandırışla doğru orantılıdır. Örneğin; Çok zeki bir insan pek çok sahada beceriksiz ve yeteneksiz olabilir. Tam tersine normal zeki olan bir insan çok sahada yetenekli ve becerikli olabilir. Bu gün var olan öğretim sisteminde; zekâ ve yetenek kavramları, Eğitim, öğretim ve öğrenim kavramları sonuçlandırış ve doğru kestirişi ifade eden performansıdır. Bu asır zeka ve yetenek konusunda büyük kavram yanılgısı vardır. Yani bu kavramların sınırları ve özgünlüklerinin tanımı bulamaç ya da belirsizdir. Bu ders notunda bu kavramların özgün tanımları, sınırlar ve ortak payda ilişkileri açıklanmıştır.
Yetenek ve Zekanın Ayrıcı Özgünlükleri:Yetenek yaratığın; nesnel, düşünsel, sanal, dijital (hesabi)… Vb yapısal becerilerini ve uyum derecesini ifade eder. Zeka yaratığın doğayı ve içindekileri; hızlı algılayabilme, hızlı sonuçlandırabilme ve hızlı uyum sağlamaya yatkınlığıyla doğru orantılıdır. Zeka ve yetenek işlevleri yakın ilişkisel olduğu için iki kavram içi içe anılır.
-Sanki bir insanın; düşünsel/düşünce mimarisi, düşünsel işletim sitemi/leri, mantık sistemi ve genetik tasarımına ilaveten bedeninde ki her element, her atom, her atom altı parçacıkların ve her enerji halinin/lerinin geçmişteki özgün hayat hikayesinin/lerinin (bilim ve yaratıkların düşünsel-nesnel yaşam filogensinin/lerinin ya da bilim ve yaratıkların matematiksel evrim örgüsünün/lerinin ilişkisel birliktelik fermuar dişlerinin doğru-düzgün örtüşümünü /kapanışını ifade eder. Kısaca her atom ve atom altı hatta her kuantumun/yaratığın gerçek bir hayat hikayesi vardır.) özgün kâinattaki/lardaki ve ötesindeki/lerindeki; düşünsel, mantıksal, atom altı ve atom üstü nesnel…Vb tüm enerji halleri sistemlerine: doğru empati/eşduyum duyuş derecesi/duygudaşlık derecesi, benzeşim; yatkınlığı, gücü ve performansı yetenek ve zekasıyla doğru orantılıdır.
-Ola ki çok çok özel hal/ler hariç kâinatta hiç bir şey öteki olmaz yani her şey kendine/zatına özgüdür. Bir birine en çok benzeyen şeylerden bahsedilebilir. Demirkuş 2011. Örneğin; Çok zeki bir insan pek çok sahada beceriksiz ve yeteneksiz olabilir. Tam tersine normal zeki olan bir insan çok sahada yetenekli ve becerikli olabilir. Bu gün var olan öğretim sisteminde; zekâ ve yetenek kavramları, Eğitim, öğretim ve öğrenim kavramları sonuçlandırış ve doğru kestirişi ifade eden performansıdır. Bu asır zeka ve yetenek konusunda büyük kavram yanılgısı vardır. Yani bu kavramların sınırları ve özgünlüklerinin tanımı bulamaç ya da belirsizdir. Bu ders notunda bu kavramların özgün tanımları, sınırlar ve ortak payda ilişkileri açıklanmıştır.



ZEKA NEDİR?Yaratığın iç ve dış dünyasında ki şeyleri, zihnen hızlı ve doğru algılayış, doğru algıladıklarını zihnen doğru ve hızlı sonuçlandırış özelliğidir. Zeka nefsin işletim sistemidir. tüm canlı yaratıklarda, sanal araçlarda ve robotlarda vardır. Bazen bir yaratık çok zeki ama yeteneksiz olabilir. Yaratıklardaki meyveleri;çevreye uyum, değişim ve sistemde kararlı durağan ve dinamik dengelerde durma, doğru-hızlı algılama ve düşünsel-uyumsal-nesnel neticelendirmeye yönelik sürekli içinde bulunduğu nefse (doğaya) çözmece merakı ve önceliğiyle ilgi duyan yaratıktaki düşünsel/sanal işletim sistemidir. Tüm yaratıklarda tek başına iş gördüğünde;Peygamberi (Rahmani/İnsancıl) ahlakı değerlere alışık tepkisi /leri;vahşi, doğal, kör ya da eksik olan çevreye uyum ve yetenekle ilgili araç olduğu için, bu günkü ÖSYM sınavında sadece zeka öncelikli öğrenci kategorize etmek toplumsal bir afat olarak kabul edilebilir. Akli değerler dikkate alınmadan senelerce hayvani eğitim sistemiyle bu ilkel insan tipi öne çıkartılarak insanlığı ve çevreyi vahşice/doğalca ya da hayvanca yönlendirerek bugünkü çevre sorunlarıyla yüz yüze getirmiştir.
-Canlılarda genetik/irsi ve çevresel kökenli, cansızlarda da öncel(önceki) sistem, bulunduğu çevre ve öncel yaratık kökenli ortaya çıkan ve gelişen araçtır.
-Zeka;Nefsin ya da doğa yerleşkesi/ler çetelesindeki çözmecenin eksik parçalarına ait bilgi alt birimlerinin ilişkisel tamamlayışa aşırı ilgi duyan nefsin işletim sistemi gibidir.
-Hemen hemen tüm yaratıklarda bulunur.
-Zeka;Nefsin ya da doğa yerleşkesi/ler çetelesindeki çözmecenin eksik parçalarına ait bilgi alt birimlerinin ilişkisel tamamlayışa aşırı ilgi duyan nefsin işletim sistemi gibidir.
-Sadece zeki insan nefse endeksli düşünebilen insanmsı demektir. Sadece akıllı insan ruhuna, vicdanına ve namusuna endeksli düşünebilen insan demektir. Akıllı insanlarda bilmediklerinin cahili edepli insanlardır.
-Zekayı akıldan ve ruhtan ayıran en önemli özelliği ve özgünlüğü nefise dayalı siyasi mantık aynasına sahip oluşudur. Yani siyasi öncelikli düşünür ve karar yargısına varır.
-İnsanlarda, akılsız kullanılan zekanın vardığı sonuçları genellikle ya doğal, ya  hayvani ya şeytanidir veya hem hayvani, hem doğal hem de şeytanidir.
- Akıllı kullanılan zekanın vardığı sonuçları kesin meleği ve insanidir.
-Ancak nefsi müdafaada ve özel hallerde doğal ve  hayvani düşünmek, eylemde bulunmak, davranmak... Vb evladır. Cansızlarda zekanın vardığı sonuçları doğaldır. İnsanın dışındaki dünyadaki bilinen yaratıkların hepsinde zekanın vardığı sonuçları genellikle doğal veya hayvanidir.
Ruh, Akıl, Vicdan, Zeka, Nefsin Kökeni ve Özgünlükleri;Akıl işletim sistemi tek başına geçiciliği, ebediyeti, ölümü ve ölümsüzlüğü dikkate alarak karar verir, zeka tek başına karar verirken bunun bilincinde değildir. Akıl her insana özgün olarak Allah (C.C) tarafından verilir. Zeka; anne-babadan veya önceki sistemden sonrakilere geçer ve çevre ile etkileşimin ürünüdür.
Tüm yaratıklar zekidir ancak tüm yaratıklar akıllı değildir. Zeka ve nefis; ceddi, genetik ya da yapay sistem köneli olarak soydan alınır fakat akıl, ruh ve vicdan?! İlahi kökenlidir. Allah (C.C) tarafından kişiye özel verilir.

   Genel Olarak Aklın Hüneri Liyakat, Ruhun Hüneri Samimiyet, Zekanın Hüneri Nefsi Kökenli Hızlı ve Doğru Kavramak, Nefsin Hüneri;Hayvani SiyasetKişiliğin Hüneri Tercih ve İnsanın Hüneri Hüsran(sabrı, imanı, hakkı tavsiye edenler ve iyi amel işleyenler hariç)-Cehalettir.
 
CANLI ZEKASI (BİYOLOJİK ZEKA) VE YETENEĞİ NEDİR?Muhakeme, Bedensel, Doğa, Müzik, Sanatsal ve Duyuşsal zekâlar (kokusal, dokunsal, görsel, işitsel… Vb) kişilerde farklılık gösterir . Örneğin kokusal zekâsı yüksek olan bir kişi güzel koku molekülleri ile bayram günlerini ya özel bir koku özel bir anı ilişkisel hatırlayabilir. Bir şey ötekinin hatırlayışını tetikleyebilir. Canlıların filogeni, ontogeni ve diğer gelişim süreçlerinde;organizmanın, gen sistemlerine çevre ile dinamik etkileşimli kayıt ürünü doğal yarı sanal araçtır.Bir canlının genleriyle doğaya ve çevreye; en hızlı, en doğru ve en mükemmel uyum sağlama, algılama ve mantık sistemleri geliştirme doğal hamalıdır veya aracı/larıdır.Nefsin ve doğanın nüvesine dayalı çalışan; en önemli sanal araç ve doğal işletim sistemidir. İnsanın; bilgi, yaratık, olay, olguları tanıma ve bunların arasındaki ilişkileri en hızlı –en  doğru ilişkilendirme sonuçlandırma ve tatbik/uygulayış yeteneğidir. İnsanın; hızlı - doğru algılama sonuçlandırma ve uygulamaya genetik yatkınlığı ve çevrenin ürünüdür. Diğer bir deyimle; genetik yapı-çevrenin etkisiyle, yaratıklarda oluşan; hızlı,doğru kavrama, ilişkilendirme sonuçlandırma ve tatbik/uygulayış yeteneğidir. Genetik yapının %99'u hayvanı olup zeka ve nefisle örtüşür.Filmleri izleyin 0, 1, 2, 3, 4, 5, 6 İşleyen-çalışan zeka ve nefsin; insandaki en güzel meyvesi öğretimdir(doğayı çok iyi tanıyan,ondan yararlanabilen hakim insandır).  İnsanlarda: çeşitli zeka dereceleri ve çeşitleri mevcuttur; geri zekalı,  normal ve ileri zekalı veya görsel, işitsel, tatsal, dokunsal, kokusal, düşünsel, zihinsel, hissel, sezgisel... Vb zeka  gibi. En net, sade, güzel ve doyurucu tanımı İslamiyet'te geçer, köken itibarıyla doğal kabul edilir. Zeka, doğaya göbekten bağlı ve meyilli olan nefsin işletim sistemi gibidir (insan genlerinin %99'u nefis ve zeka ile ilişkilidir).Sadece zeka ile  kâinatın gerçek-sanal gemisi aşılamaz.Hayvani-meleği doğa ötesine geçilemez.Hayvani-meleği doğa ötesi sezgilere özgü basireti kördür. Zeka; nefsin madde alemine(doğaya) eğilimli işletim sistemi gibidir. Onunla tüm nefis mertebelerindeki çoğu şeyin kural ve hileleri deşifre edilip öğrenilir. Doğadaki yaşam için kullanılır Birçok hayvan ve bilgisayar bazı sahalarda insanda daha zeki ve yetenekli olabilir (123, 4, 56). Ör:Sanal zeka, Arılardaki güneşe bağlı yön bulma zekası,yapay zeka, 1, 2, bilgisayarın satranç zekası.
  Zeka güneş ise akıl arşın gölgesi ve gece misali ona nefsin metriksinde işlevsellik kazandırarak ruhun ulviyetine doğru yol aldırırken meyvesi bedende peygamber ahlakı ve sayısız meziyetler kazandıran sanal araçtır. Zekâ genlerimiz ve çevrenin etkileşim ürünü ve irsidir. Ola ki akıllı olmayan yani sadece zeki olan yaratıkların olanların Allah (C.C) korkusu, vicdani, Ruhani kişilikleri ve inanç sorumlulukları olmaz. Akıllı olanlarda bu vasıflar vardır.
Dahilerin çoğu süper zeki ve süper akıllı insanlar değillerdir ama çoğu sadece belli sahaların süper çalışkan insanlarıydılar. Ürünlerinin: insanlığa, gelecek nesillere ve doğaya katkıları; akıl ölçülerinin kanıtıdır ya da akıllı oluşlarıyla doğru orantılıdır. Müsrif-İlkel Teknoloji, Patojen (öldüren), fosil ve ilkel teknolojinin nedenlerden biri de her buluş zamanından erken veya geç uygulamaya konulması ya da toplumsal, doğa, sanal, düşünsel ve yaşamsal döngülere katkılarının gerçekçi değerlendirilmemesindendir. Her buluşun tüm döngülere katkısı/ları; bir ilacın bedene katkıları kadar çok yönlü hassas;uygulamalı test edildikten sonra uygulamaya konulmalıdır. Gerçek eğitimle;zihinsel bedende; kimlik (id), tapındık-taptık(put) (idol), yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... Vb değer yargıları, inanç değerleri, süper ve özgün egolar(özgün istemler), gerçekler, doğa yasaları doğru konumlandırılmazsa sonuçta yanlış eksik ve sakat;mantık, düşünce, kavram… Vb yanılgısına sahip kişilikler toplumda ortaya çıkar.

Sistem Zekası-Yeteneği-Sistem Zeka-Yeteneği Birimi;
Plazma boncuğu özgün sistemi, sinir sistemi, kas sistemi, atom altı parçacıklar sistemi/leri, gen sistemleri, gen kümeleri, kuark sistemi, elektron, pozitron, atom, evren, robot zekası... Vb sistem zeka-yetenekleri gibi. Bir sistemin çevreye uyum için gerekli minimum zeka konumu o sistemin sistem zeka ve yeteneği birimini ifade eder.

Gen-Sistem Zekası-Yeteneği (Geçişken Zeka-Yetenek);Canlı ve cansız ortamlara uyum sağlayan ve her iki ortamdaki özellikleri taklit edebilen geçiş özelliği gösteren canlı ve yarı canlı yaratıklarda görülen zeka çeşididir. Örn.ekosistem, virüs, spor,ahtapotlar, mürekkep, balıkları, tohum… Vb zekası

Biyolojik Zeka/Canlı Zekası; Muhakeme, Bedensel, Doğa, Müzik, Sanatsal ve Duyuşsal zekâlar (kokusal, dokunsal, görsel, işitsel… Vb) kişilerde farklılık gösterir . Örneğin kokusal zekâsı yüksek olan bir kişi güzel koku molekülleri ile bayram günlerini ya özel bir koku özel bir anı ilişkisel hatırlayabilir. Bir şey ötekinin hatırlayışını tetikleyebilir. Canlıların filogeni, ontogeni ve diğer gelişim süreçlerinde;organizmanın, gen sistemlerine çevre ile dinamik etkileşimli kayıt ürünü doğal yarı sanal araçtır.

Gen Zekası-Yeteneği ve Gen Zeka-Yetenek Birimi(Demirkuş 2009):Aslında canlı yaratıklar yaşadıkları sürece değişen çevre koşullarına: en hızlı, en doğru ve en mükemmel; uyum sağlama, algılama, kavrama ve mantık sistemleri geliştirme, verimli değişimle sonuçlandırma ve hedefe ulaşmak, değişime uyum için gerekli-istenen yetenek ve özellikleri genlerine kayıt edilir.Buna kısaca değişen koşullara; gen-değişim ve uyumu kaydı denebilir. Bu kaydedilen özelliklerin bazıları zaman içerisinde ve evrimsel süreçlerde uygun koşullarda fenotipe(dış görünüme) yansıyacak şekilde, bedende yeşerir ve canlının hayatına güncellenir. Gen seviyesindeki kayıtların özgün gen ve ilişkili-etkileşimli gen kümesinden… Vb prokaryot, tek hücreli...organ, beyin, sistemler, beden, populasyon, birliğe kadarki değişimlerin kalıcı sanal araçlarına gen zekası-yeteneği diye biliriz. Gen-zeka özellikleri doğadaki yapılarla-yasalarla, biyolojik yapılarla-yasalarla ve çoklu zeka kuramıyla örtüşmektedir. Kısaca;canlı ve yarı canlı yaratıklardaki tüm zekalarının tabanı gen zekası-yeteneği birimine/lerine dayanır ve çoklu zeka tipleri de onların etkileşimli tümevarım sonuçları gibi gözükmektedir. Gen zekası-yeteneği birimi, sistem zekası-yeteneği birimi ile ilişkilidir, ondan etkilenerek;gen değişim ve uyumu kayıtlarını yapar.
Sonuç
1-Nöral (Sinirsel Hücre) Dallanış kodlanışı özellikle okul öncesi beyinsel gelişim esnasında beyinin fiziksel dallanış mimarisinin anlamlanışıyla ilgilidir. İleri yaşlarda beyinsel ikinci plana geçer. Nöral çimleniş.
2-Orta yaşlarda öğreniş proteinleri sentezi daha yoğundur. Öğreniş proteinleri.
3-Hemen her yaşta protein ve farklı öğreniş molekülleri öğrenişle yakın ilişkili olması beklenir. Öğreniş molekülleri. Örneğin körler de görsel protein öğreniş proteinleri ve öğreniş molekülleri az ya da yokken diğer duyuşsal öğreniş protein ve moleküllerin oranları normal insanınkinden daha yüksek oluşu beklenir.
4-Gensel Değişim. Çevrenin sürekli etkilerinin bombardımanına karşı genlerimiz sürekli tedbir ve önlem amaçlı çözüm için yeni molekül sentezlenişi talimatını verir. Bazı değişim/evrimleşme koşullarında bu etki o kadar yoğun olur ki bu sefer gen molekül üretim talimatından vazgeçip kendini değiştiriş yoluna gider ki bu aşamanın evrime çok büyük katkısı vardır. Genlerimizde yapılan bu yeni değişiklik ve net ya da kısmi kayıtların birikimi üreyiş sistemimizin somatik ve üreme hücrelerine kadar etkili olabilir. Bu durumda evrimsel gelişimi tetikleyen nedenlerdendir. Örneğin bir ahtapotun çevreye kendini benzetiş (kamuflaj edişi) yeteneği ya da zor koşullarda güçlü hayvanları taklit edişi bu yolla gelişim olasılığı yüksek gözükmektedir. Ör. Bazı Ahtapotlar Kral yılanını ya da aslan balığının bedenini taklit edişi örnek verilebilir.

Beyin;öncelikle nesnel bedenlerimizde özelleşen organlara ait gen zeka-yetenek kümelerini ve gen görevlerini ilişkilendiren veya gen görevi ve zekaları-yetenekleri ilişkilendiren yönetim merkezidir. Beyin nesnel ve zihinsel bedenlerimizinsürekli uyanık, çalışan diri işlevsel ve zihindeki bilgilerini kodlarını içeren kavşak ayağı veya beynimiz zihinsel bedenimizin/zihinsel havuzun/zihinsel hafızanın nesnel çekirdeği gibidir. Ola ki duyularımızla, rüyalarımızla, düşünsel sentezimizle... Vb edindiğimiz bilgilerden beynimize kodlanmamış ya da bellenmemiş olanları ancak kullanabiliyoruz. Farkındalığını kaybettiğimiz bilgiler (beynimize kodlanmadan zihnimize giren ya da kayıt olan bilgiler) belleğimizi pas geçerek zihnimize kayıt olunan bilgilerden ancak rüyada ya da içi güdüsel yararlanabiliyoruz sanki. Gerçekte beynimize kodlanan ya da kayıt olan bilgileri zihinsel havuzdan çağırabiliyor ya da bazılarının zihinsel kayıt boyutuna ışık hızından daha hızlı ulaşarak hatırlayabiliyoruz. 0,1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10,11, 13, 14, 15,16, 17, 18, 19
-Beyin ve genlerimiz hücresel çimlenme(fiziksel kodlama), üretilen biyolojik organik öğrenim kodlarımız, kavramsal kodlarımız ve hatırlama belleğimiz(anlamsal kodlama) olan beynimiz adeta zihinsel havuzumuzun hemen öğrenilen bilgilerin (bilincinde olunan) tüm dinamik kodlanmış bilgi birimlerini taşıyan nesnel zihin çekirdeği gibi davranır. 1, 2, 3
-Kısaca biz zaten zihin havuzumuzun içinde olduğumuz için öğrenme esnasında sekiz (5+sezgisel, hissel, düşünsel duyularımız) duyumuzla alınan (zihne sindirilen/yenilen) bilgiler, düşünsel üretilen bilgiler… Vb bize ulaşan bilgiler sadece ilgili genlerimize kayıt, beyin hücrelerinin fiziksel dallanmalarıyla, özgün biyolojik öğrenim molekülü üretimi ile hatırlama belleğimize kodlanış yapılmaktadır.
-Deneyim ve uygulamalarımız göstermiştir ki etkili öğrenmede sekiz duyumuz ve yaşayarak öğretimin kalıcı olmasının nedeni sekiz duyuya ve fazlasına dayalı beyinde kodlamanın gerçekleşmenin mutlak karşılığı vardır. Zamanla bunlar ortaya konup çözüldükçe öğrenme ile ilgili bilgilerimiz bereketlenecektir.
-Zihinsel havuzumuz, isteğimiz dışında da sürekli içerdiği ortamı dinamik ve zinde ortamdaki her şeyi olduğu gibi diri olarak soğurup çok yönlü klonlayarak-kodlayarak tazelikle farklı enerji hallerinde kayıt eder. Muhtemelen bu kayıt büyük kıyamete kadar silinmez. Ola ki hiç silinmeyecektir!
-Genellikle sadece duyularımızla bilinçli algıladığımız (farkındalığında olduğumuz) ya da kayda değer olan bilgileri zihnimizle dinamik endeksli çalışan beynimize yani uzun süreli belleğimize; nesnel/fiziksel, organik, kavramsal ve algısal olarak kodlarız. Bu durum ayna nöronlar (Mirror neurons) ve dolanık elektronların (10.Teleportation) öğrenimle ilişkisi açısından önemlidir. Öğrenim esnasında nöral hücrelerdeki dallanış, biyolojik öğrenim molekülleri, biyolojik hatırlayışı tetikleyici sistem ve moleküller de;ayna nöronlar ve dolanık elektron durumuna geçişler durumunda bekleyen beyin; bilgiye gereksinim duyulduğu anda düşünsel hızla (ışıktan daha hızlı) geçmişteki öğrenme boyutlarına ulaşarak taklit ve/veya o boyuta bilinci hatırlatış konumunda taşıyarak hatırlatışı gerçekleştiriyor olabilir.
-Bir kısım bilgiyi de hayal ederek, trans halinde, düşünerek, uyurken ve rüyalarla zihin havuzumuzdan beynimize kodlayarak (nesnel/fiziksel kod, organik kod, kavramsal ve algısal kod… Vb) öğrenir ve bilgi havuzu kodumuzu zenginleştiririz.
-Bu gün beyinsel veya bedensel bilgilerimizin ya da beyinsel-bedensel bilgi sistemlerini programlarını dinamiklerini makineler aracılığı ile bilgisayara programlamak mümkündür.
-Zihnimizdeki Sembolik, kavramsal kodlamalarımız olmazsa ne olur? İpucu;Kavramlar. zihnimizdeki bilgi birimleri ve bilgi kümelerinin kodsal ifadelerin dilsel iletişim araçlarıdırlar.
-Zihnimizdeki kavramları, isimler ve kavram-isimlerin silindiğini düşünün.
-Yontma taş devri insanı, dilsiz bir insan veya hayvanların seviyesinde bildiklerini ifade etmedeki doğallığını ya da vücut organlarını, vücut dilini, yüz ifadelerini kullanma desteğine gereksinim duyarız. -Yazılı ve sözlü her kavram, kavramisim, isim, deyim, özdeyiş, vecize, düşünceyi ifade eden her şeye eleştirel gözle bakılmalı ve en mantıklı-liyakatli alternatifi geliştirilmelidir. Ör. Sev-mek yerine daha mantıklı olan sevek!, dur-mak yerine durak!, o-luş-tur-mak yerine oluşturak din-len-mek yerine denlenek! Pekiştireç; nesnel yaratıklar için yeni isimler üretmek üzere adını işaretle arkadaşına tarif et oyununu hatırlayarak en doğru ve kestirmeyi tarif edilen isim arayışını deneyin ya da mantığı kavramaya çalışın.
-Çok özel haller hariç, her kavram, kavramisim, isim, deyim, özdeyiş, vecize, düşünce üretirken veya düzenlerken;düşünsel ve eleştirel tercihte, doğal dillerin vahşi kurallarına ve hece vezninin akıcı ses-kafiye uyumunun keyfine, zevkine ve cüşuna, akli,mantıki ve ahlaki anlamlar feda veya yem edilmemelidir.
-Kavramların listesini kavram kümesi araçları şeklinde hazırlamak son derece önemlidir.
-Öyle bir yazılı-sözlü alfabe ve lisan ilişkisi hazırlayalım ki her harfi ve harfleri bir araya geldiğinde, matematikteki rakamlar gibi mutlaka bir veya birkaç mantıklı anlam taşıyacak şekilde dizayn edilmelidir. İnsanların yaşadığı çevrede ya da çevre havuzunda algıladığı her şey duyulardan süzülerek ya da düşünsel olarak üretilerek zihinsel havuza bu bilgi birimleri kayıt edilirken (zihinsel bedene bu bilgiler kayıt edilirken) oluşan havuz yani çevresel havuzla ve zihinsel bilgi birimleri havuzları çok benzerdir. Bu nedenle doğal olarak insanların bilinç altlarının bir birine çok benzediği için; bu benzer bilgi deposunun zihinsel ve düşünsel dokuları evrensel alfabe ve dil olarak dışa doğru deşifre edilirse insanlığın ortak payda iletişimi algıda değişmezliğe yaklaşmış olacaktır. Var olan sistemdeki hemen hemen tüm (Kuran Dili ve Okunuş Stili/Tecvidi Hariç) kültür, alfabe ve lisanların hepsi yarı vahşi oluşu ve algıda değişmezlik ilkesine/lerinede aykırı ya da uzak olması iletişim için çok büyük engeldir. Bu mantıktan hareketle çevremizden ya da çevre ve iç havuzumuzdan ürettiğimiz bilgi birimleri anadil ya da kültür dili, kavramlarıyla kodlanış katmanın farklılığı dilde iletişime engel olmaktadır. Zihinsel havuzda bilgi birimlerinin iletişim amaçlı kültürel dile ait kavramsal olarak kodlandığı iletişim dokusu kavimler arasında çeşitlilik gösterdiği için kavimler arası iletişime engeldir. Bu durum kısmen matematik iletişim sembolleriyle aşılmıştır.
Hatırlamak, Unutmak Yada Eksik Hatırlamanın Nedenleri ve Geleceği;
-Hatırlama daha çok yapılan; beyinsel, zihinsel ve/veya düşünsel kodlamanın/ların, gereksinim duyulması veya içsel ve çevresel kombinezonlu uyaranların ürünüdür.
-Hatırlanma tüm kodlanış türlerinin ortak paydası veya bir tanesiyle bizde hayat bulur.
-Bilgi birimlerinin yeniden ilişkisel hayat buluşu;ses, görüntü, eylem, kavram, isim, siluet, dokunsal, his, hayal… Vb şekilde hatırlanır.
-Yani kodlanışın açılan uçları; iç ve dış çevre ile kontağa geçmesi ile ışık hızından hızlı olan düşünsel hızla bir yoklama ve iletişimle sonuca ulaşır.
-Doğru ve bilinçli hatırlamaya engel olan;beyin yaşlanması, bulanık benzerlik çakışması, hatırlamayı negatif etkileyen çevresel ve içsel etmenler, hastalık… Vb
-Zaten insanlar ilerde bu hatırlama problemlerini nano ve kuantum robo bellek ve kayıt edicilerin sürekli kaydı ile telafi edecektir.Ancak buda zihinsel tembelliğe neden olacaktır. Ola ki;rüyalarımızın çoğu beynimize kodlanmayan ve zihinsel havuzumuzdaki/deposundaki bilinç dışı devasa bilgi yığını kuşatmasında gerçekleştiği için güncel yaşantımızla rüyalarımız arasında ilişki kurmakta sıkıntı çekilmektedir. Peygamberler ve gelişmiş insanların trans, rüya ve gerçek hayat döngülerindeki tüm yaratık, olay, olgu, süreç… Vb her şeyin ilişkisinde pek bir kopukluk olmaması beklenir.En azında peygamber efendimizin özellikle ayetlerle ilgili ve bazı büyük Ashabı kiramın hemen tüm rüyaları günlük yaşantılarından daha net, berrak ve bilinçli yaşadıkları kuvvetle olasıdır. Çünkü Allah (C.C) tarafından tamamen nefsi kontrol altına alınan ve eğitilen bu zatların duyuşsal ve zihinsel üretilen bilgilerinin tümü kontrollü içeri alınıp beyinsel ve kalpsal kayıt alışık tepki haline gelmiştir. Ben uyurum kalbim uyumaz (Hadis var).
-Ola ki;Hayvani insanların ve hayvanların beynin % 1?-10 dan az verimli çalıştığı için beyine kodlanan bilgi %1 den az olsa gerek bu tip yaratıkların zihnindeki bilinçsiz bilgi oranı %99 dan fazla olduğu için rüyaların hayatla ilişkisi %99 kopuktur. Peygamberlerde, Rahmani Alimlerde ve gelişmiş insanda durum tam tersinedir.

Zekâ ve Yetenek çeşitlerini sınıflandırırken; yaratık çeşitlerine, doğal, yapay, sanal, yarı sanal ve yarı doğal oluşlarına, mekanik, sanal, yarı mekanik oluşlarına, birimlere göre... vb tabanlara göre veya amaçlarımıza uygun sınıflandırmamız olasıdır.
Aşağıda;Sınıflandırılmadan, rastgele Çeşitli Zeka-Yetenek Çeşitlerinin Tanımı Yapılmıştır
Enerji Zekâ-Yeteneği çeşidi; enerji hallerinin bulunduğu koşullara uyum sağlayıp, değişmezlik veya yaratıklara dönüşüme uyum yetenek ve potansiyellerini ifade eder.
Yaratık Zekâsı-Yeteneği; yaratıkların çevreye uyum yeteneklerinin sanal aracıdır. Yaratık kavramı açısından; doğal, yapay,  yarı doğal, sanal yaratık… Vb zeka çeşitleri vardır.
Yarı Doğal Zekâ-Yeteneği
Ör. Doğal moleküllerden oluşturulan yapay yaratıkların zekası yarı doğal taklidi zekayı ifade eder. Prof.Dr. Venterin ürettiği virüs. Yapay canlı zekâsı.
Sanal  Araç ve Sanal Sistem Zekası-Yeteneği; sanal araçların iş üretim ve uyum yeteneklerinin mantık kurgusunu ya da kurgu mantığını ifade eden zeka çeşididir. Ör. Adobe Flaş ve Adobe Photoshop halen yarı otomatik sanal zeka sistemlerine sahip sanal araçlardır.
Ör. Flaş, Photoshop, bilgisayar işletim sistemleri sanal yapay kurgu mantığına dayalı iş üretme uyum ve yetenekleri sanal yapay zekâyı ifade eder. (sanal araç zekâsı)
Mekanik Yapay Zekâsı-Yeteneği;
Ör. Tüm mekanik araçların, iş üretim ve uyum yeteneklerinin mantık kurgusunu ya da kurgu mantığını ifade eden yapay mekanik zeka çeşidini ifade eder. Örneğin Fabrikalardaki mekanik robot makinalar. (mekanik araç zekâsı)
Yapay Sistem Zekâsı-Yeteneği; yapay ekosistemler, tüm mekanik ve sanal araçların kurgu mantık sistemlerine dayalı zekâ çeşitlerini ifade eder.
Yapay Zekâları-Yetenekleri, insan eliyle ve robotlarla geliştirilir. İnsan,  evcil yaratıkların ve robotların  zekâsı çevre, eğitim, öğretim ve üretimle  geliştirilebilir.
Doğal  Sistem Zekâları-Yetenekleri; doğa tarafından geliştirilir.ör.doğal sistem zekaları.
Doğal Sistem Zekâsına örnek; doğal ekosistem, fotosentez, kemosentez döngüleri sistemleri.
Biyoloji Zekâları-Yetenekleri;ebeveynden yavrulara geçer, gelişim ve yaşam süresince çevre ile şekillenir.
Kimyasal Sistem Zekası-Yeteneği;Kimyasal sistemlerin uyum(dengede durmaya meyilli) zekasıdır.
Sanal Sistem Zekası-Yeteneği;Örneğin tera bilgisayarlarla;doğadaki;gen ve sistem zekalarının çalışma mantığı taklit edilerek var olan Macromedia flash sanal sistem zekası(Kısmen sanal ortamda sanal materyali yapay yaratma aracıdır,halen yarı manüel kullanılan bir sanal sistem zekasıdır)  ve bilgisayar işletimleri zekalarıyla ilişkilendirilerek geleceğimiz konusunda net görünebilir bilgi edinme tera zekalı robotların oluşturulması hayal değildir.
Yarı Sanal Sistem Zekası-Yeteneği;Bilgisayar işletim sistemleri mekanik bilgisayarlara ve sanal araçlara uyumlu çalışır. Ör.Windows XP


 Biyolojik/Canlı ve Sistem Temelli Öğrenme Modeli (Gen, Beyin, Zihin ve Sisteme Dayalı Öğrenme Modeli 0, 1, 2, 3, 4)(Demirkuş, 2009);
-Var olan öğretim, öğrenim ve eğitim modellerinin çoğu;insanların, hayvanların ve çeşitli yaratıkların davranışlarını, yeteneklerini, sistemlerini, hayat döngülerini gözlemleyerek, bilgisayar sistemlerine benzetimlere, deneyimlere, çeşitli koşulara tabii tutulmuş hayvan, insan etkinlik ve deneylerinden elde edilen verilere dayalı olarak ortaya çıkarılmışlardır.
-Yaratıklar çevreye uyum için öğrenme potansiyelleri ile (zekalarıyla)  uyumsal tepki göstermeleridir. Yani genlerine, beyinlerine veya sistemlerine (yaşayarak-yaratarak ) kayıt yaparak çevresine statik ve dinamik etkileşimli uyumsal tepki göstermeleridir.
-Bu kayıt, geçici, orta vadeli ve uzun vadeli olabilir. Ör. yerküresin de ilkel insanlardan kaynaklanan çevre sorunları, yer küresi sistemi ve diğer yaratıklar(bitki, hayvan, diğer insanlar,  elektron, plazma boncukları, ışık sistemleri… Vb genleri, beyinleri ve sistemleri ) tarafından kayıt edilerek yer küresi sistem zekasının patojen teknolojiye (yer küresinin fosil;katı, gaz, sıvı beden parçalarını emerek ya da bedenini eriterek depremleri tetikleyen havaya karbondioksit gazını salarak küresel ısınmaya neden olan teknoloji) tepki olarak çevreye  uyum çerçevesinde  ilkel insan genlerine tepki geliştirmiştir
-Yapay İlkel insanlar hariç, İnsanlık;akıllarıyla, ruhlarıyla, nefisleri, zekalarıyla (genleri, beyinleri ve sistem zekâlarıyla) olanaklarıyla, deneyimleriyle... Vb yaşayarak ve gerekirse yaratarak (bilinmeyeni ve var olamayanları üreterek) uyumsal tepki göstermezse belki de yok olma eşiğine gelecektir.1,2
-Beyin ve genlerimiz hücresel çimlenme(fiziksel kodlama), üretilen biyolojik organik öğrenim kodlarımız, kavramsal kodlarımız ve hatırlama belleğimiz(anlamsal kodlama) olan beynimiz adeta zihinsel havuzumuzun hemen öğrenilen bilgilerin (bilincinde olunan) tüm dinamik kodlanmış bilgi birimlerini taşıyan nesnel zihin çekirdeği gibi davranır. 1, 2, 3
-Kısaca biz zaten zihin havuzumuzun içinde olduğumuz için öğrenme esnasında sekiz (5+sezgisel, hissel, düşünsel duyularımız) duyumuzla alınan (zihne sindirilen/yenilen) bilgiler, düşünsel üretilen bilgiler… Vb bize ulaşan bilgiler sadece ilgili genlerimize kayıt, beyin hücrelerinin fiziksel dallanmalarıyla, özgün biyolojik öğrenim molekülü üretimi ile hatırlama belleğimize kodlanış yapılmaktadır.
-Deneyim ve uygulamalarımız göstermiştir ki etkili öğrenmede sekiz duyumuz ve yaşayarak öğretimin kalıcı olmasının nedeni sekiz duyuya ve fazlasına dayalı beyinde kodlamanın gerçekleşmenin mutlak karşılığı vardır. Zamanla bunlar ortaya konup çözüldükçe öğrenme ile ilgili bilgilerimiz bereketlenecektir.
-Zihinsel havuzumuz, isteğimiz dışında da sürekli içerdiği ortamı dinamik ve zinde ortamdaki her şeyi olduğu gibi diri olarak soğurup çok yönlü klonlayarak-kodlayarak tazelikle farklı enerji hallerinde kayıt eder. Muhtemelen bu kayıt büyük kıyamete kadar silinmez. Ola ki hiç silinmeyecektir!
-Genellikle sadece duyularımızla bilinçli algıladığımız (farkındalığında olduğumuz) ya da kayda değer olan bilgileri zihnimizle dinamik endeksli çalışan beynimize yani uzun süreli belleğimize; nesnel/fiziksel, organik, kavramsal ve algısal olarak kodlarız. Bu durum ayna nöronlar (Mirror neurons) ve dolanık elektronların (10.Teleportation) öğrenimle ilişkisi açısından önemlidir. Öğrenim esnasında nöral hücrelerdeki dallanış, biyolojik öğrenim molekülleri, biyolojik hatırlayışı tetikleyici sistem ve moleküller de;ayna nöronlar ve dolanık elektron durumuna geçişler durumunda bekleyen beyin; bilgiye gereksinim duyulduğu anda düşünsel hızla (ışıktan daha hızlı) geçmişteki öğrenme boyutlarına ulaşarak taklit ve/veya o boyuta bilinci hatırlatış konumunda taşıyarak hatırlatışı gerçekleştiriyor olabilir.
-Bir kısım bilgiyi de hayal ederek, trans halinde, düşünerek, uykuda ve rüyalarla zihin havuzumuzdan beynimize kodlayarak (nesnel/fiziksel kod, organik kod, kavramsal ve algısal kod… Vb) öğrenir ve bilgi havuzu kodumuzu zenginleştiririz.
-Zihnimizdeki Sembolik, kavramsal kodlamalarımız olmazsa ne olur? İpucu;Kavramlar. zihnimizdeki bilgi birimleri ve bilgi kümelerinin kodsal ifadelerin dilsel iletişim araçlarıdırlar.
-Zihnimizdeki kavramların, isimlerin ve kavram-isimlerin silindiğini düşünün.
-Yontma taş devri insanı, dilsiz bir insan veya hayvanların seviyesinde bildiklerini ifade etmedeki doğallığını ya da vücut organlarını, vücut dilini, yüz ifadelerini kullanma desteğine gereksinim duyarız. -Yazılı ve sözlü her kavram, kavramisim, isim, deyim, özdeyiş, vecize, düşünceyi ifade eden her şeye eleştirel gözle bakılmalı ve en mantıklı-liyakatli alternatifi geliştirilmelidir. Ör. Sev-mek yerine daha mantıklı olan sevek!, dur-mak yerine durak!, o-luş-tur-mak yerine oluşturak din-len-mek yerine denlenek! Pekiştireç; nesnel yaratıklar için yeni isimler üretmek üzere adını işaretle arkadaşına tarif et oyununu hatırlayarak en doğru ve kestirmeyi tarif edilen isim arayışını deneyin ya da mantığı kavramaya çalışın.
-Çok özel haller hariç, her kavram, kavramisim, isim, deyim, özdeyiş, vecize, düşünce üretirken veya düzenlerken;düşünsel ve eleştirel tercihte, doğal dillerin vahşi kurallarına ve hece vezninin akıcı ses-kafiye uyumunun keyfine, zevkine ve cüşuna, akli,mantıki ve ahlaki anlamlar feda veya yem edilmemelidir.
-Kavramların listesini kavram kümesi araçları şeklinde hazırlamak son derece önemlidir.
-Öyle bir yazılı-sözlü alfabe ve lisan ilişkisi hazırlayalım ki her harfi ve harfleri bir araya geldiğinde, matematikteki rakamlar gibi mutlaka bir veya birkaç mantıklı anlam taşıyacak şekilde dizayn edilmelidir. İnsanların yaşadığı çevrede ya da çevre havuzunda algıladığı her şey duyulardan süzülerek ya da düşünsel olarak üretilerek zihinsel havuza bu bilgi birimleri kayıt edilirken (zihinsel bedene bu bilgiler kayıt edilirken) oluşan havuz yani çevresel havuzla ve zihinsel bilgi birimleri havuzları çok benzerdir. Bu nedenle doğal olarak insanların bilinç altlarının bir birine çok benzediği için; bu benzer bilgi deposunun zihinsel ve düşünsel dokuları evrensel alfabe ve dil olarak dışa doğru deşifre edilirse insanlığın ortak payda iletişimi algıda değişmezliğe yaklaşmış olacaktır. Var olan sistemdeki hemen hemen tüm (Kuran Dili ve Okunuş Stili/Tecvidi Hariç) kültür, alfabe ve lisanların hepsi yarı vahşi oluşu ve algıda değişmezlik ilkesine/lerinede aykırı ya da uzak olması iletişim için çok büyük engeldir. Bu mantıktan hareketle çevremizden ya da çevre ve iç havuzumuzdan ürettiğimiz bilgi birimleri anadil ya da kültür dili, kavramlarıyla kodlanış katmanın farklılığı dilde iletişime engel olmaktadır. Zihinsel havuzda bilgi birimlerinin iletişim amaçlı kültürel dile ait kavramsal olarak kodlandığı iletişim dokusu kavimler arasında çeşitlilik gösterdiği için kavimler arası iletişime engeldir. Bu durum kısmen matematik iletişim sembolleriyle aşılmıştır.
-Nesnel, düşünsel ve sanal kâinat sanki insan bilinç sistemlerinin ve zihinsel havuzun uzun vadeli nesnel, düşünsel ve sanal hard diski (bilgi depo diski) gibidir.
-Bu hard diske yüklenen bilgiler hatırlanırken veya çağrılırken bu devasa zihinsel havuzun (zihinsel bedenin) hemen tüm öğrenilen-bellenen bilgilerin beyinde kodlanmış (bellenmiş) dinamik bilgi birimleri ışık hızından daha hızlı bir şekil de duyularla hatırlanabilir-algılanabilir hele gelir.;
-Nesnel, düşünsel ve sanal kâinatlar(doğal) insanın kalbinin (nesnel beden, zihinsel havuzunu-hafıza havuzunu ve insanın diğer düşünsel ve sanal araçlarını içerir) bir parçasıdır.“Yere göğe sığmadım kulumun kalbine sığdım.” ve Zihinsel havuzu (Hafızayı) hafıza meleklerinin taşıdığına dair hadisler vardır.
-Sanki insan yarı düşünsel-sanal-nesnel bir yaratık, içinde yaşadığı nesnel ve sanal kâinatın hepsi fert ve toplumsal bazda insan batını kalp havuzunda/hayat havuzunda yer alan;biyolojik hatırlama kodları beyin çekirdeğinde/sinir yumağında bulunan zihinsel havuzun nesnel, düşünsel ve sanal bilgi deposu ya da sanal-nesnel zihinsel havuzun hard diski (dinamik veri depo diski) gibidir.
-İnsan
bedenen kâinatın bir parçasıdır. İnsanın tüm boyutları kâinatın bir parçası değil kâinat insanın kalbinin (nesnel beden, zihinsel beden havuzunu-hafıza havuzunu ve insanın diğer sanal araçlarını içerir) bir parçası kabul edilmesi belki daha mantıklıdır.

-Belki de insan nesnel olarak doğanın, doğada nesnel olarak insanın düşünsel-Batıni kalbinin bir parçasıdır veya insan bedenen nesnel ve sanal kâinatın(doğal) bir parçası, nesnel ve sanal kâinat ise insan kalbinin bir parçasıdır.1, 2, 3, 4, 5

Öğrenim Sürecinde Duyuşsal Biyolojik Molekülerin Oluşumu ve Zihinsel Yapılanış Nasıl Gerçekleşiyor?
Öğrenim Gerçekleşirken Bedensel-Beyinsel Hücrelerde ve Zihinde Neler Oluyor?

-Öğrenme olayında alınan yeterli; uyaran, uyarıcı ve uyaran var ise yani genlerimizi ve genetik sistemimizi aktive edecek kadar ise uyarılan genetik sistem ya da genlerimiz bunun karşılığında; duyuşsal, bilişsel, düşünsel, beyinsel… Vb olarak ya biyolojik öğrenme molekülleri ürettirir, ya fiziksel nöron çimlenmesi yaptırır… Vb kalıcı biyolojik öğrenme tepkisi oluşturulur.
-Görme engellilerin beyinlerinde görsellikle ilgili biyoloji öğrenme molekülleri ve görsellikle ilgili sinirsel (nöronal) dallanış miktarının az oluşu (olması) beklenir.
-Konuşma  ve İşitme  engellilerin beyinlerinde işitsel ve konuşma kavramlarıyla ilgili biyoloji öğrenme molekülleri ve işitsellikle-konuşma ile ilgili nöral (sinirsel hücre) hücre dallanış miktarının az oluşu (olması) beklenir.
-Ör;kör farelerde, diğerlerine (kör olmayanlara) göre/oranla görsellikle öğreniş molekülleri... Vb biyoloji öğrenme moleküleri ve görsellikle ilgili nöral dallanış miktarının az oluşu (olması) beklenir.
-Kullanılamayan duyu organı ile ilgili biyolojik öğrenme molekülleri ve sinirsel (nöral) hücrelerindeki dallanış azken diğer çalışan duyu organlarındaki nöral (sinirsel hücrelerdeki) dallanışın normalden çok yoğun olması beklenir.
Görsellikle ilgili;
A-Öğrenmede görsellikle ilgili fiziksel kodlanmada;nöron çimlenmesi küçük yaşlarda çok daha fazladır(fiziksel kodlanış).
-Muhtemelen benzer ve ilişkili bilgilerin kodlandığı nöron bölgesi kendilerine en çok benzeyen bilgilerin kodlandığı fiziksel nöron çimlenmesi veya dallanması bölgeleri örtüşür.
-Yani iki, kavramla, bilgiyle ilgili ne kadar çok ilişki ve benzerlik varsa fiziksel kodlanış yapısı ve mekanlarının özgünlükleri de birbirine o kadar yakındır.
B-Öğrenmede görsellikle ilgili biyolojik öğrenmede kayıt moleküller= kayıt kodlanış veya organik kodlanış.
-Benzer bilgilerle ilgili üretilen, biyolojik moleküllerin yapısı benzer olup, iletişim ve ilişki alanları da bir birine daha yakın veya örtüşür.
C-Öğrenmede görsellikle ilgili biyolojik öğrenmede hatırlama moleküller= hatırlatıcı kodlanışa veya algısal kodlanış,
D-Öğrenmede görsellikle ilgili biyolojik öğrenmede çağrıştırıcı moleküller= zihinsel çağrıştırıcı kodlanış,
E-Öğrenmede görsellikle ilgili biyolojik öğrenmede ilişkilendirici moleküller= ilişkilendirici kodlanış,
F-Öğrenmede görsellikle ilgili biyolojik öğrenmede düşündüren moleküller= düşündüren kodlanış.
G-Öğrenmede görsellikle ilgili biyolojik öğrenmede kavram molekülleri= kavramsal kodlanış.
H-…………………………. biyolojik öğrenmede X molekülleri=X kodlanış... Vb uzar gider
I-Bir bilgi birimi ile ilgili kaç çeşit duyuşsal, bilişsel… Vb biyolojik öğrenme molekülleri, çimlenmesi ve kodlaması olmuşsa hepsinin tümleşik ya da bileşik tek biyolojik öğrenme molekülleri ve kodlaması oluşturulur.
-Bunların öğrenme molekülleri, sinirsel çimlenme ve kodlarındaki tümleşik karşılıkları vardır.
-Aynı mantık kurgusu ve genetik tepki;görsel, işitsel, tatsal, kokusal, dokunsal, sezgisel, hissel, düşünsel… Vb duyuşsallıkla(nefsi) ve bilişsellikle (akli, düşünsellik… Vb) ilgili biyolojik öğrenme tepkileri ve molekülleri sıralanabilir.
-Muhtemelen genlerimiz tarafından çok iyi tanınan öğrenme molekülleri beyinsel nörolojik çimlenme yani fiziksel kodlanış ağ sistemi ve ara formlarıyla ilişkili çalışır.
-Bir bilgiyi hatırlama gereksinimi o bilgi ile ilgili genlerimizi aktive edecek eşik uyarma seviyesine ulaşmışsa istenen bilgi ile ilgili hatırlatıcı biyolojik moleküller veya diğer biyolojik moleküller uyarılır ilgili biyolojik zihinsel çağrışım moleküllerini tetikler ve hemen ışıktan daha hızlı bir zamanda istenen bilgi ile ilgili;görüntü, sözcük, kavram, isim, cümle ses, eylem, koku, tat… Vb zihinsel havuzumuzdan olduğu gibi beyindeki ilgili bölgede ve konumda sanal olarak hayat bulur, hatırlanır ve algılanabilir hale gelir. Bu durum ayna nöronlar (Mirror neurons) ve dolanık elektronların (10.Teleportation) öğrenimle ilişkisi açısından önemlidir. Öğrenim esnasında nöral hücrelerdeki dallanış, biyolojik öğrenim molekülleri, biyolojik hatırlayışı tetikleyici sistem ve moleküller de;ayna nöronlar ve dolanık elektron durumuna geçişler durumunda bekleyen beyin; bilgiye gereksinim duyulduğu anda düşünsel hızla (ışıktan daha hızlı) geçmişteki öğrenme boyutlarına ulaşarak taklit ve/veya o boyuta bilinci hatırlatış konumunda taşıyarak hatırlatışı gerçekleştiriyor olabilir. Biyolojide, duyuşsal ve duyusal bölgelerinin (görsel, işitsel, tatsal, dokunsal, sezgisel, kokusal, hissel, düşünsel… Vb) sinir hücrelerindeki (nöronlardaki) dallanış oranları, biyolojik öğrenimle ilgili moleküllerin miktarı, çağrıştırıcı, ilişkiselleştirici… Vb kodlanış molekülleri ve dallanış şekilleri/oranları ;normal ve engelliler arasındaki farklar ve benzerlikleri öğrenimle ilgili çok önemli ip uçları verecektir.

Öğrenmenin Tam ve Verimli Gerçekleşmesinde Beyinde ve Zihinde Neler Olur?
-Görsel, işitsel, tatsal, kokusal, dokunsal, sezgisel, hissel, düşünsel, ilişkisel… Vb kökenli çimlenme (nöron dallanması) çeşitleri beyinde gerçekleşir (Fiziksel kodlanış).
-Görsel, işitsel, tatsal, kokusal, dokunsal, sezgisel, hissel, düşünsel, ilişkisel… Vb kökenli öğrenme ile ilgili biyolojik molekülleri üretilir (Organik kodlanış).
-Görsel, işitsel, tatsal, kokusal, dokunsal, sezgisel, hissel, düşünsel, ilişkisel… Vb kökenli öğrenmede hatırlayıcı/hatırlatıcı; çimlenişi, sistem, konum ve hatırlatıcı biyolojik moleküller … Vb ürünler üretilir(Algısal kodlanış)
-Görsel, işitsel, tatsal, kokusal, dokunsal, sezgisel, hissel, düşünsel, ilişkisel… Vb kökenli öğrenme ile kavramsal ilişkilendirme, kavramsal hatırlama çimlenmesi, kavramsal organik kayıt molekülleri… Vb ürünler üretilir (Kavramsal kodlanış)
-Görsel, işitsel, tatsal, kokusal, dokunsal, sezgisel, hissel, düşünsel, ilişkisel… Vb kökenli öğrenme ile zihinsel havuzdan gerçek bilgilerin nesnel, sanal, ses, görüntü, tat, eylem… Vb gerçek hayallerini çağır, ilişkilendir, anımsa ara yüzü ilişkilendiriş ile ilgili çimleniş, organik kayıt molekülleri, hatırlayıcı/hatırlatıcı biyolojik moleküller… Vb
-Görsel, işitsel, tatsal, kokusal, dokunsal, sezgisel, hissel, düşünsel, ilişkisel… Vb kökenli bütünleşik öğrenim ile ilgili zihinsel ve kavramsal bağlantılı fiziksel, organik, algısal… Vb kodlanışla beyinde öğrenimin gerçekleşmesi ile ilgili olaylar ve ürünler meydana gelir.
-Yani öğrenim ile ilgili çimleniş, hatırlayış ile ilgili çimleniş, öğrenimle ilgili biyolojik moleküller, hatırlayıcı/hatırlatıcı biyolojik moleküller… Vb kalıcı fiziksel ürünler ve olaylar meydana gelir.
-Kısaca öğrenmenin tam gerçekleşmesi ile beyinde kalıcı öğrenme ürünleri ve kalıcı fiziksel olayları ortaya çıkar.
Özel Not;Tam ve verimli öğrenimin/öğrenişin gerçekleşmemesinde yukarıdaki zihinsel ve beyinsel öğreneme aşamalarında bazı eksikliklerin ve kopuklukların olması veya gerçekleşmemelerinden kaynaklanması önemli anlam taşır.

Öğrenişin Tam ve Net Gerçekleşmemesinin Bazı Nedenleri (Yeterince Çalışıldığı Halde);
Yeterince Çalışıldığı Halde Tam Öğrenim Neden Gerçekleşmez?
Yeterince Çalışıldığı Halde Başarısız Oluşun Nedenleri?

1-Zihinsel bağışıklık sistemi zayıftır.
2-İlişkilendireceği alt yapı (eşik) bilgisine sahip olmamasındandır.
3-Yeterince zeki olamaması
4-Verilen bilginin, yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... Vb değer yargılarına,süper egolar(istemler)ına, kimlik (id) ve putlarına (idollerine) ters olması
5-Hasta olması
6-Bilgiyi sunmada ve aktarmada kullanılan yöntemler dizini eksik veya yanlış(algıda değişmezlik prensibine aykırılık)
7-Sunulan bilgi eksik veya yanlış
8-Öğretilen bilgi öğrenenin fıtratı öğrenmeye müsait değil, fıtratına ters veya fıtrat(yapısı) farzlarına aykırı
9-Öğrenme koşullarının uygun olmayışı
10-Diğer nedenler


Zekadan Edinilen Kazanımlar (Zekayi Edinim ve Kazanımlar);yaratıklar çevreye uyum için zekalarını kullanırlar. Zekalarının gücünü ilk yaradılışta/larında (ilk ortaya çıkışlarında) kendilerine verilen mekanik ve sanal alt yapılarıyla;doğal döngü sistemlerinde; gen ve sistem havuzlarına yaptıkları kayıtları çevreye uyum için hayata güncelleyerek ve uygulamaya koyarak geleceklerine verimli ilerlemeye devam etmeye çalışırlar. Yoksa hal değiştirirler veya ölürler. Doğal seçilim bu olayları izah etmede yetersiz kalmaktadır.



AŞK NEDİR?
Aşk kelimesi Farsçanın sarmaşık kavramından köklenmiştir. Her insan kendine özgü olduğu için her Aşk'ında kendine özgünlüğü ön yargısını kabulleniş önemlidir. Bu nedenlerdir ki aşkın ortak payda tanımının yapılışı en azında insan kavramının ortak payda tanımı kadar zordur.
İnsanda Gerçek Karşı Cins Aşkı: Nesnel ve düşünsel her şeyimizle; sevmenin ve sevilmenin fenafillaha ve doruğa ulaştığı haldir. Bu sevda (aşk) sizden parça koparmaz, güneş ve yıldızlardaki nükleer reaktör gibi kendi içinde fenafillâha ve doruğa dönüşerek çevresine pozitif enerji yayan bir kavuşma halidir. Bu sevda (aşk), yaşayan kişide, düşünsel, zihinsel ve bedensel olarak; sevme, sevilme, hissedişte, duygulanış, cinsellik … Vb kalıcı doyuma, tokluğa ve zindeliğe neden olur.
İnsanda Yakan Karşı Cins Aşkı; yaşayan kişide; düşünsel, zihinsel, nesnel… Vb parça koparır. Bu sevdayı (aşkı) yaşayan kişide, düşünsel , zihinsel ve bedensel olarak ; sevmede, sevilmede, hissedişte, duygulanış, cinsellikte …. Vb geçici doyuma, doyumsuzluğa, duygusal susuzluğu gidermez. Hep susuz ve/veya aç yada diyabet sevdayı (aşkı) yaşarlar.
Sevda (Aşk) hayvanidir yani nefistendir. İstisnalar hariç insani aşk;akıl, ruh ve vicdan sahibi yaratıklara özgü: gücünü ve enerjisini;ilişki, ilgi, muhabbet ve sevgi havuzlarından alan;anlık, kısa süreli, uzun süreli veya ebedi; gerçek sevgi ve duygu/ların gücünün: hemen hemen tüm kurallara baskın devasa yoğunluklarının (odağının/larının) bazı insanlarda özgün ve değişken seyri eden sanal/zihinsel dünya olgusu/larıdır. Kısaca karşı cins aşkı:arzu ve duyguların sanal/zihinsel ortamda kenetlenip devasa hayat bulmasıdır. Güdük veya gerçek sevda (aşk) çeşitleri vardır; iş, aş, para, ilahi, karşı cins,dünya, ahret, doğa, doyumsuzluk, doyuran, doyumlu,... Vb. tanımı, genellikle yaşananlara bağlı olarak değişir.
Aşkta hayır gören var mı? Var. Yaşatan ve Güneşteki hidrojen ve helyumun füzyon reaktör sevdayı (aşkı) misali doyuran aşk;duygusal, ruhsal zihinsel, bedensel... Vb. tüm döngülerde hissettirerek/edilerek pozitif enerjisi size dönen-uzun zaman hissettiren; özlem susuzluğunda doyurucu içiren (özlem susuzluğu çektirmeyen) ve Güneşteki yenişmeyen hidrojen ve helyum sevdayı (aşkı) füzyon misali bitmeyen devasa duygu dolu arzuları doyuran yaşam döngüsünü pozitif dengeleyen etkileyen zinde aşktır. Yani günaha ve suça sürüklemez, yorgunluk, bıkkınlık ve halsizlik yapmaz. Yaşam döngüsünün merkezini sürekli işgal etmeyen/işgalci olmayan aşk. Bence, karşı taraf sevsin-sevmesin, istesin-istemesin; fertler arasında ayrı yaşanan aşkın meyvesini yiyip, severek yaşayan taraf; karşı tarafa gönül ve beden kapısını her zaman açık bırakmalı, aksine insafsızlık ve nankörlük olur. Sevgi her zaman karşılıklıdır (Samimiyette ve ihlasta her şey karşılıklı değil Allah (C.C)’N rızası içindir. Resmiyette ve kapitalist menfaate her ey karşılıklıdır.) mantığı ve öz deyişi toplumsal cehalettir/ olmayan dağdan kar istenmez. Belki de gerçek pozitif karşı cins aşk'ın birinci kuralı budur.
Sevda (Aşk) aşılmaz bir iksir mi? Bazen. Karşı cins sevdayı (aşkı) önce yakar, karşılık görmezse duygusal sakatlık yapar. Karşılık görünce duygularını coşturup diriltir ve yaşam döngüsünün merkezini işgal eder; ya doyurur, ya doyumsuzluk verir ya da muğlak seyir eder. Bağımlılık yaptığı için diyetle yaklaşılmalı. 
Aşkı yaşamayanın/ların; her yaştaki inasanların aşkına saygı göstermesi beklenmemeli-aşk cahilidir. Eğitimde en az bir derste; sevda (aşk) ve sevgi halvetini yaşayan her yaşta ki aşık insanlara; sevdaya (aşka) saygı-sabır dersi öğrencilerimize verilmeli.
Aşkın en güzel ve akılcı tarafı
; insanı dünyadaki saplantılarına kör etmesi, sanal dünyamızdaki zavallılığımızı bize kanıtlaması (insanın nefsini tanımasına yardımcı olması) ve pozitif aşkın güzelliği nedeniyle insanın güzel yaradılışını kanıtlamasıdır. Karşı cins aşkının güzel diğer bir tarafı da, güzel-çirkin-akıllı-zeki, küçük-büyük, genç -yaşlı... Vb. tabusunun olmayışıdır.
Kısaca her yaratığın aşkta hissesi 90-60-90... Vb Afrodit-dünya mantığının saçmalıklarına bağlı değil, adil olmasıdır.
Top model 170, 90-60-90 ölçüleri safsatası, bu beden ölçülerine sahip olmayan insanlara karşı; cehalettir, terbiyesizlik ve bölücülüktür. İnsanda her ölçü kendi aşkında güzel ve özeldir. Ör;armut ölçüleri, sırık ölçüleri, fidan ölçüleri… Vb Güdük aşkların hepsi; ölüme veya dirilmeye muhtaçtır. Keşke çöplükteki tüm ölü aşkları (Kerem ile Aslı, Leyla ile Mecnun... Vb) tevhitle diriltmeye talip bir çift olsa. Ben bu çöplüğün taliplilerindenim yani çöplükteki aşkların kıblesini kelime-i tevhitle yaşatan ve Güneşteki füzyon misali doyuran aşkta diriltmeye talibim. Gerçek aşkın hayat hakkı önceden tahsis edilmiş gibi, yaşar bazen ölür ama gene dirilip yaşayacaktır.

Sevda (Aşk) Ve Sevgi İçin Duam;Ya Rahman Rabbim! bana göre her insan insanlık, çözmecesinin bir parçasıdır. Geçmişten geleceğe, tüm yarım, ortalıkta kalmış, eksik, israf olmuş...özgün sevgilerden örülü insan sevgisi tarlasına kurulu; tüm yarım kalmış, eksik, israf olmuş... özgün aşkların taşlarından örülü bir tane insani sevda (aşk) köşkünü dilerim sizden. İçinde prensesim ve kraliçem yaşasın beni, ihtiyaç duydukça hep yanında olayım paylaşayım her şeyimi.
-Bir parçam kız, bir parçam delikanlı insanım,
-Bir kanadım geçmiş, bir kanadım gelecek,
-Dünya'dan ebedi sevda (aşk) köşküme uçuyorum.
-Doğadaki güneşlerin hidrojenden ve helyumun nükleer sevda (aşk) ürünü ışığın kâinat topraklarına ekilişinden daha hayırlı sevda (aşk) ve tefekkür ürünü üretişi dilerim Allah (C.C)'DAN.


Sevda (Aşk) geminizin Titanik olmasını istemiyorsanız; Önce Allah (C.C) sığınıp yardım dileyerek her koşulda hedefteki yaratığın artılarının ve yeşil çizgilerinin hürmetine; değişmez günahlarına,negatiflerine, olumsuzluklarına, istenmedik tiryakiliklerine, eksilerine, kırmızı-turuncu... Vb değer yargısı çizgilerin özgünlüklerine ve aşkınlarına (ifrat ve tefritlerine) saygı çerçevesinde katlanılıyor, affediyor ve/veya hoş görülüyorsa sevgiden bahsedilebilir. (Aşkın 1.Kuralı) Ör. İki gönül bir olsa da samanlık her zaman seyran olmazın kanıtı;Ferhat ile Şirin, Kerem ile Aslı, Leyla ile Mecnun.
Verilen sevgiyi sadaka etmekten başka çareniz yok gibi (Aşkın 2.Kuralı). Yoksa sonuç çoğunluğun tarif ettiği gibi olur. Aşkın keyfi ve ömrü; Güneş, Dünya ve Ay arasındaki mesafeden daha hassas ve nazikliğe bağlıdır. Bazen ebedileşmesi için;dünyada meyve verip ölmesi gereken aşklar vardır. Yani karşı cins aşkın meyvesiz ebedileşmesindense, meyve verip veya bedenen bir arada yaşanması gerekir.
Evlilik, anlaşarak uzaklaşma ... Vb şekilde somutlaştırılmayan karşı cins aşkını eksik kabul etmek(Aşkın 3.Kuralı).
Ruhban sınıfın sevda (aşk) ve sevgisi tek bedende düşünsel ve zihinsel yaşanan aşktır. Bu İslamiyet'te ruhbanlık olup, makbul değildir ve geçersizdir. Çok özel hallerde (bedensel, zihinsel zorunlu nedenler) geçerlidir. Budanan ağaç misali, ömrünü bitirip yeniden dirilmesi daha hoş gözüküyor. Karşı cins aşkının meyveleri (yaşanmışlar, yaşananlar, çocuklarımız, ... Vb) özel ve çok yönlü ebedi haz verici, lezzetli ve çekicidir. Filmi izleyin
Sevda (Aşk) tabanına göre bu dünyada 4 çeşit insan vardır;
1-Sevdaya (Aşka) malzeme olanlar;yakanlar ve yananlar
2-Sevdayı (Aşkı) yaşamış ve yaşayanlar;doyuma ulaşanlar ve dolu dolu yaşayanlar/hidrojen ve helyumun füzyon aşkı. Güneş yaradılışın cadı kazanı değil, helyum ve hidrojenin bitmeyen sevdayı (aşkı) gibidir!!
3-Sevdayı (Aşkı) yaşamamış olanlar; Sevda (Aşk) cahilleri
4-Diğerleri(bilinmeyenler).
Bu dünyada, belki de karşı cinslerin sanal dünyalarının fermuarını kapatmak ve bir arada ayakta tutmak için, sevda (aşk) her yaşta gerekli sanal bir olgudur.Karşı cinsi ben size sevdirdim (ayet) 1, 2, 3, 4, 5.
İpucu;
belki de sevda (aşk) aşığı hipnotize ettiği sürece geçerli ve gücünü gösterir.

SEVGİ NEDİR?Kavram nedir? Kavram yanılgısı nedir? Sevmek, hoşlanmak ve beğenmekle ilişkilendiriniz. Bu mantığı bildiğiniz bütün kavram, cümle ve kelimelere genelleyiniz. Hayat Döngümüzde: Sevmek, Hoşlanmak, İlgi Duymak ve Beğenmek kavramları arasındaki ayrıcalık ve özgünlüğü doğru bilmeyiş bizi; kavram, düşünce ve eylem yanılgılarına götürür. Neden?
Kavram Yanılgısı; Bir kavramın tanımın sınırları ve özgünlüklerinin ait olduğu ya da örtüştüğü karşılığındaki şeyle ve/veya şeylerle insan bilinciyle liyakatli örtüşümemesi ve/veya gerçekleşmemesi kavram yanılgısını ifade eder.
- İlgi Duymak; Hedefteki yaratığın bazı özgünlük ya da ortak payda şeylerinin ilginizi ve dikkatinizi olumlu yönde çekiş halidir.
- Beğenmek; Hedefteki yaratığın bazı özgünlük ya da ortak payda şeylerini beğeniş, tasdik ediş ve kabulleniş ola ki örnek alış ya da örnek oluş halidir.
- Takdir Etmek; Hedefteki yaratığın bazı özgünlük ya da ortak payda şeylerini en üst seviyede takdir ve tasdik ediştir.
- Hoşlanmak; Hedefteki yaratığın bazı özgünlük ya da ortak payda şeylerinden keyif ve zevk alış halidir.
- Sevmek; Her koşulda hedefteki yaratığın artılarının ve yeşil çizgilerinin hürmetine; değişmez günahlarına,negatiflerine, olumsuzluklarına, istenmedik tiryakiliklerine, eksilerine, kırmızı-turuncu... Vb değer yargısı çizgilerin özgünlüklerine ve aşkınlarına (ifrat ve tefritlerine) saygı çerçevesinde katlanılıyorsa ve/veya hoş görülüyorsa ya da paylaşılıyorsa sevgiden bahsedilebilir. Sevginin Derecesi; bir insanın, toplumun ya da yaratığın/ların; tüm aşkınlık ve taşkınlıklarını hoş görüşle doğru orantılıdır. Bir insanın, toplumun ya da yaratığın/ların; “Normal Değer Yargılarından” hoşlanıyor ve buna ilaveten, tüm istendik ve istenmedik aşkın değer yargılarının sonucuna ya da her şeyine katlanabilir ve hoş görebiliyorsanız onu seviyorsunuz ve/veya tahammül ediyorsanız ona sabredebiliyorsunuz sonucunu çıkartabilirsiniz. Bu sonuca ulaşamıyorsanız onu kesin seviyor sayılmazsınız. O zaman sizin ona ilginizin adı sevgi değil; hoşlanmak, beğenmek, ilgi duymak… Vb. başka bir şeydir. Evliliğe karar verirken bu duruma dikkat etmek gerekir. Sevmek ve hoşlanmak kavram yanılgısına düşmemek gerekir. Ne yazık ki bu kavram yanılgısı insanlara pahalıya mal oluyor. Sevgisiz, moralsiz, parasız… Vb siz normal düşünüp yaşayamıyorsanız o zaman siz sevgi, moral, para… Vb. bağımlısısınız sonucu çıkar. Sevgiye, aşka, paraya… Vb. her zaman güvenilmez ya da güvenilmemeli bence. Böyle insanlar size güvenmeli ve bu duyguları sadaka edebilecek kadar eğitimli olmalısınız. Ola ki peygamberler ve İslam âlimleri böyle idiler. Örneğin; Allah, Sevgili habibim (sevgilim) dediği ve şerefine kainatı yarattığını söylediği HZ. Muhammed AS’IN (peygamberinin) geçmiş ve gelecekteki her şeyini kabullenip affetmiştir. Bu mantıktan hareketle sevmek kavramının en anlamlı, ulvi ve öğreticiliğini kusursuz ifade eder. Her koşulda hedefteki yaratığın artılarının ve yeşil çizgilerinin hürmetine; değişmez günahlarına,negatiflerine, olumsuzluklarına, istenmedik tiryakiliklerine, eksilerine, kırmızı-turuncu... Vb değer yargısı çizgilerin özgünlüklerine ve aşkınlarına (ifrat ve tefritlerine) saygı çerçevesinde katlanılıyor, affediyor ve/veya hoş görülüyorsa sevgiden bahsedilebilir. Bu mükemmel örneğin mantık kurgusunu sevgi ve eğitimde tüm kavramların farkındalığını ya da kavram yanılgısının felaketini algıda değişmezlikle (herkeste aynı algıyı uyandırışla) ilişkisel anlayışa/anlamaya çalışın. Örneğin, Sadece Menfaate, Cinselliğe, Hoşlanmaya, Ailevi İstem ve İlişkilere, Beğenmeğe, Takdir Edişe, İlgi Duyuşa… Vb. birine dayalı bir evlilikle hepsini içeren “İnanç, Sevgi, Değer Yargısı Denkliği ve Hoşgörüyü Kabullenişe” dayalı evlilik arasındaki farkındalığı düşünerek “kavram yanılgısını” anlayışa ve genelleyişe çalışın. Bu mantığı zihnimizdeki bildiğiniz tüm kavramları neden tam-net bilip ve doğru uygulayışınızla, ilişkilendirin ya da güncelleyin. Evrim, Matbaa, Sevmek ve Hoşlanmak kavramları arasında kavram yanılgısı kadar evrim ve matbaa kavramlarının tanım farkındalığını dinde kavrayışta kavram yanılgısı olmuştur. Matbaa ve evrim dine aykırı değildir. Hatta hiç bir şey dine aykırı değildir. Helale ve dine aykırılığın kavram yanılgısını anlayışa/anlamaya çalışın. Yaşantımız, Kendimiz, Toplum, Mesleğimiz ve Çevremizle Kavramları doğru ve net; bilişin, konumlandırışın önemi ve farkındalığını bilmek önemlidir. Bunu tam tersi bilgisizlik ve eksik kavram bilgisinin yol açacağı kavram yanılgısının düşünce ve eylem yanılgısına neden olabileceğini anlayışa/anlamaya çalışın. Bu bilgiler ışığında kavram öğretiminin önemi ve kavram yanılgısının felaketini derslerde öğrencilerimize öğretmeliyiz. Öğretimde algıda değişmezlik (herkes tarafında aynı anlamı uyandırış kuralı) kuralıda önemlidir. Her kavram herkes aynı anlamı çıkartacak şekilde öğretilmelidir. Ya da farklı anlamları da varsa örneklerle verilmelidir.
- Aşık veya Sevdalı; Sevgisiyle taptığına, bir yaratığa, yaratıklara veya eşyaya iman etmektir. Demirkuş 2016 Sevdiğiniz yaratığın her şeyine pozitif tutkuyla/larla-beğenilerle bağlı ve onun her şeyini her şeyinize endeksli yorumlayarak zevk alıyorsanız ona aşıksınız belirtilerini ifade eder. Davranışlarınızı doğru okuyan ve size göre doğru tepki gösteren ve aşkınlıklarınızı hoş gören, sizden hoşlandığını, sevdiğini itiraf eden kişilik ola ki aradığınız kişilik olmalıdır. Demirkuş 2013 Güzelliğin Tanımı ve Güzelliğin; Sevmek, Hoşlanmak, Beğenmek, İlgi Duymakla İlişkisi: Güzellik; Asıl Güzellik Allah (C.C)’N Nur CC’HU Cemalidir. Öyle bir güzellik ki, yaratıkların ya da her yaratığın tüm boyutlardaki (düşünsel, nesnel, eylemsel, sanal... Vb.) istem ve arzuları anahtar olsa hepsine özgü emsalsiz kilitler yaratıp hepsini icabetine ve cemaline mest ederek kilitleyişe kadir Allah (C.C)’HU cemalidir (Doğrusu Allah (C.C)’HU kendisini tarif ettiği gibidir). Her şeyin bir güzelliği düşünülebilir. Allah (C.C)'N Güzelliği dışındaki tüm yaratıksal güzellikler geçici, güdük ve tüm yaratıkları tatmin edişte zavallıdır. Örneğin, güzel insan, güzel kadın, güzel çiçek, güzel ahlak… Vb. Bir insan bir şeyi güzel buluyorsa, onu sever, ondan hoşlanır, ona ilgi duyar ve onu beğenir. Bazen de o güzelliğe âşık olur ya da sevdalanır. Kıyas ve Benzetiş; Neye kime ve hangi şeye icma yapmalıyız. Örneğin Allah(C.C.) un güzelliğine ve isminin taca benzeyen güzelliğine mi? Yoksa yarattıklarının taçlarına ve güzelliğine göre yapmalıyız. Örneğin, çiçekler mi insanların giyim kuşam çeşitliliğine benzer, insanlar mı çiçeklere benzetilmelidir. Aslan gibi adam mı doğru yoksa adam gibi aslan mı doğru ya da hangi koşularda her ikisi de doğrudur. İkimiz Bir Fidanın Güller Açan Dalıyız Mı Doğru Yoksa İkimiz Bir İnsanın Güller Açan Dalıyız Deyişimi Doğrudur? Her fert yarım insandır. Bir kadın+ Bir erkeğin toplamı bir insanı ve/veya tüm temsil eder. Tek başına erkek ve/veya kadın insanlığın yarısını temsil eder. Sonuç: aslolan Allah(C.C.) mı, insanlar mı, hayvan mı ya da eşya mı?

Güdük veya gerçek
sevgi çeşitleri vardır. İş, aş, para,çocuk, erotik, ilahi, karşı cins, dünya, ahret, doğa, doyumsuz, doyuran, doyumlu ... Vb tanımı, genellikle yaşantıya-yaşananlara bağlı olarak değişir. İlahi sevgi ve istisna hariç, sevgi köken itibarıyla hayvani-nefsidir. Merhamet ilahi/peygamberi ve insanidir. Sevgi;akıl, ruh ve vicdan sahibi yaratıkların bir veya birden çok şeye (çeşitli yaratık ve kişiliklere); genellikle karşılıksız; haz duyma, zevkle ve keyifle kuvvetli ilgi-afinite duyma-besleme duygusudur. Yada nefret etmenin tersidir. Sevilmeye muhtaç olan -gereksinim duyana/lara ikram edilen duygu ve duygulardır. Özellikle; çok çok sevilmek isteyen, ilgi ve şefkatten çok çok haz duyan-keyif -zevk alan ve her an bu durumu yaşamak isteyen/lerde çok önem taşır. Sevgi; dikkat, ilgi, şefkat, merhamet, huzur, mutluluk, doyum, ruhsal denge, cömertlik,pozitif paylaşımla ... Vb ile beslenir ve olgunlaşır. Özellikle sevgi ile büyüme, beslenme ve yaşamak; anne, anne adayları ve çocuklar açısından büyük önem taşır. Yani yeterince dikkatleri yoğun olarak üzerine çekme gereksinimi duyan yaratıklarda, romantiklik büyük önem taşır. Ör.bazı hayvanlar-yavruları, tüm çocuklar, bazı özel erginlerde. Sevginin liyakati, sanki sevda (aşk) ve merhametle birlikte sadece ehline ilişkilendirilmesi daha mantıklı gözükmektedir. Aksi taktirde bu günkü gibi: insanların sevgilerini, aşklarını; hayvanlara, eşyaya, doğaya, tabulara, idler, idoller (putlar), robotlara, paraya, spor, takım tutma, oyundan kumara... Vb şeylere yoğunlaştırması ve tevhit etmesinin cehaleti sonucu; aşkta hayır görmeyen, ilgi ve şefkate muhtaç,cinsel doyumsuzluğa sahip(bu konuda; her an hep aç) insan yavruları ve erginlerinin sayısı artmıştır. Bunun acil önlemleri de;doğa, idler (egolar), idoller (putlar), amaçlar, eşya ve hayvanlara merhamet- mantığın yeterli bir liyakat olduğunu;bilimsel verilere dayalı, eğitim -  öğretimle verilmesidir. Geçmişte, bu gün ve gelecekte; çöplüklerdeki aşklar, can yakan aşklar, zorunlu aşklar, can alan aşklar, intihar, namus davası, töre zorunlu aşkları... Vb israf aşklardaki sevgi duygularının insan canlı bedenlerine tevhit edilmesi veya güncellenişi/güncellenmesi (bedellerinin diriltilmesinin) yolu doğaya ve eşyaya, amaçlara ... Vb sarkan sevginin liyakatini doğru havuza tevhit etmekten geçer. Sonra bu zengin havuzdan; karşılıksız aşklarında saygılı bir hayat bulacağından emin olabiliriz. Uzun vade de deneyimlerden de yararlanılarak öğretim, öğrenim ve eğitimin tarlasına bu fikirler ekilir. Gelecekte; uzay çağında da, sevgi havuzunun yaşaması için;doğa, eşya,idler (egolar), idoller (putlar), amaçlar, uzak mesafelere ve farklı kültürlere rağmen; yaşayan, insan sevgi ve sevda (aşk) duygusunu haklı özgünlüğünün; yok olması veya güdükleşmesine karşı; peygamber ahlakı kurallarıyla donatılmış(bu günkü aşklar;güdük, edepsizlikle yozlaşmış, doyumsuz ve dejenere olmuştur) güçlenmiş, yararlı "Edepli Settar Sevgi ve Sevda (Aşk) Havuzu" ayakta durur.1, 2, 3, 4, Filmi izleyin
İpucu; Sevginin gücü her zaman her şeye yetmez. Sevgi, sevda (aşk), para… Vb birer ihtiyaç olabilir ancak bunlar her zaman karşılıklı olmamalı, bunlara güvenilmemeli ve ihtiyaç sahiplerine sadaka edilip zekatları verilmelidir. Dünyadaki; sevda (aşk), sevgi, para, onur…Vb dilencileri, kölelerini ve/veya fakirlerini düşünün. Demirkuş 2011 Sevgi harcı ve mantık malzemesini bir arada düşünün. Çiçeklerdeki bal özü insandaki sevgi havuzcuğunu, bal özü için çiçeğe gelen böcekler ve tozlaştırıcı rüzgar gibi… Vb tozlaştırıcılarda sevginin hatırına yapılan iş ve/veya işleri yapanlarda; sevda (aşk) ve evlilik hatırına iş yapan her türlü iletişim ve/veya iletişim araçlarıdırlar. Demirkuş 2011 Sevginin gücü genellikle sevgi var oldukça vardır. Belki de sevgini gücü güvenilir değildir. Örneğin birine âşıksınız ve sevginize fren ve kement vuramıyorsanız ve karşı tarafta sizi sevmiyorsa bu sevginin gücüne nasıl güvene bilirsiniz. O halde sevgi her zaman güvenilir değildir. O zaman sevgi karşılık bulursa belki gücü olabilir değilse sevenin kemendi bazen da felaketi olur. Belki de sevgi karşılık bulunca ak bulmayınca kara delik gibi iş görür. Demirkuş 2010 Belki de sevgisiz gerçeklerle ayakta durmayı başarmak ve sevgisini; çocuklara, sevgikoliklere(sevgi miskinlerine)  ve güçsüzlere sadaka etmek daha evladır. Arzularımızın, istemlerimizin, ihtiyaçlarımızın, tercihlerimizin, tutkularımızın ve içten gelen duygularımızın… Vb kapanlarının kenetlendiği hedefler ya da kenetlenenlerin kenetleyenlerin kişide tevhidin hayat bulması sevgi adını alır. 1-Hayvani sevgi 2-Fıtratı sevgi 3-Rahmani sevgi 4-Şeytani Sevgi 5-Erotik ve Cinsel Sevgi (karşı cins sevgisi) 6-Doğal Sevgi (annelik, akrabalık.. Vb) 7-Diğer Sevgiler


EĞİTİM, ÖĞRETİM ÖĞRENME İLE İLGİLİ; BİLİNMEYEN, YANLIŞ,  AZ VEYA EKSİK BİLİNEN ÖNEMLİ BAZI TOPLUMSAL KAVRAMLAR VE İNSANIN BAZI SANAL ARAÇLARI

Kavramlar, İsimler, Kavram-isimler, Deyimler, Cümlecikler, Bağlaçlar ve Noktalama İşaretlerinin İletişim ve Arzusunu İfade Arasındaki İlişkinin Önemi/Bilgilerimizi İletişim ve Zihnimize-Beynimize Kayıt Amaçlı Kullanım Araçları
-İletişim ve Eğitim Amaçlı; düşüncelerimizi, duygularımızı, istemlerimizi… Vb tüm bilgilerimizi ifade için; kavram, isim, kavram-isim, görüntü, resim, ses, eylem, ses-eylem  işaret, davranışlarımızı… Vb kullanırız. 
-Ancak yazılı ve konuş (lisan) pratiği iletişiminde hemen tüm bilgilerimizi ifade için;kavram, isim, kavramisim, deyim ve cümleciklerin örgüsünü kullanmak zorundayız.
-Bilgilerimizi ifade için kullandığımız ilave iletişim argümanları yani görüntü, resim, işaret, davranışlar, yaratık, zaman, olay, eylem, süreç, olguları da ifade etmek için yine mutlaka; kavram, isim, kavramisim, deyim ve cümlecikleri örgünsündeki karşılıklarının olması gerekir ki  pratik iletişimde kullanalım.
-Kavramlar, isimler ve kavramisimleri zihninde silinmiş olan insanlar kendisini nasıl ifade edebilirler.
-Kavramsız insanın zihinsel, beyinsel ve tatbik/uygulayış boyutları arasındaki iletişim kopar veya zorlaşır.
-Hayvanlar, çocuklar, dilsizler, sağırlar ve kör insanların kavramsız oluşlarının iletişimsizlikteki sıkıntılı yaşantısını düşünün.


Kavram
;Doğadaki olayları, süreçleri, olguları ve yaratıkları gözlemleyerek bunlar arasındaki benzerlik, ayrıcalık, geçişken özellikleri; tecrübe ve deneyler yaparak bu özelliklere dayalı genellemeler yaparız. Konuşma dilimizde ve lisanımızda kullanmak üzere beynimiz ve zihnimiz de alfabe harfleriyle, sembollerle, resimlerle, şekillerle... ve/veya sesle kodladığımız bu genellemelere biz kavram deriz..Örneğin, kütle-hacim maddenin özelliklerini ifade eden kavramlardır. Genellemelerimize verdiğimiz adlara bilimde kavram deriz.
-Kavramları gerçek dünyada ya da düşünsel alemdeki hallerine ve eylemlerine göre şöyle disipline edebilir ya da sınıflandırabiliriz; nesnel, düşünsel ve yarı nesnel kökenli kavramlar ya da eylemsel/dinamik, yarı eylemsel/yarı dinamik ve durağan olarak gruplandırabiliriz. Örneğin, akıl dinamik düşünsel bir kavramdır. Elma durağan nesnel bir kavramdır. İnsan yarı nesnel ya da yarı düşünsel bir yaratıktır. Bilgisayar yarı nesnel ya da yarı sanal bir yapay yaratıktır. Demirkuş 2010
-Kavramlar beynimize ve zihnimize kodlanmış, yazımsal, sözel, davranışsal… Vb iletişim araçlarımızdır. Kavramlarımız olmazsa bilgileri etkili bir biçimde anlayamayız ve kullanamayız (dilsizler gibi oluruz).
-Yaratıkların,süreçlerin, olgu ve olayların;benzerlik ayrıcalık ve geçiş karakterlerine göre çeşitli şekillerde sınıflandırılarak genellemelere vardıktan sonra bir veya birden fazla isim altında toplanır ki biz buna kavram deriz. Örneğin,enerji, ışık.
-Bir kavramın özgün özelliklerinin sınırı ne kadar iyi çizilmişse o kadar iyi anlaşılır. Örneğin; Sevgi, hoşlanmak, beğenmek, ilgi duymak… Vb kavramların özgün parmak izi tanım ve sınırlarını bilmesek hayatımızda çok büyük düşünsel, eylemsel yanılgı ve yanılgılara düşeriz.
-Bir kavramı en mükemmel temsil eden model, şekil ve yöntem seçilmelidir.
-Kavram gruplarında yer alan kavramlar en güzel şekilde temsil edilmelidir.
-Bir armudu veya elmayı şekille göstermek ayrıdır.
-Cisim olarak göstermek ayrıdır.
-Bazı kavramlar sübjektiftir.
-Birkaç kriterle yaşatarak öğretebiliriz.
Kavram: doğa ve ötesindeki; olgu, olay yaratık ve herhangi bir şeyi anlam bütünlüğü açısından temsil eden kodlanışın ifade şeklidir. Ör.sıcaklık,
-Bazı kavramların isim yüzleri vardır bunlara kavramisim denir. Ör,çiçek (hem isim hem kavram)
-Bazı isimlerin kavram yüzleri yoktur (kavram olamazlar).Ör. Ahmet

-Tüm olanaklarımızı verimli kullanarak, her konuya özgü en doğru öğretim yöntemlerinin, kavramların, kavramisimlerin, isimlerin hayata güncelle kombinezonunu/larını (dizaynlarını, düzenlenmesini) kurmayı-uygulamayı düşünsel alışık tepki (refleks)-tepki haline getirmeyi öğrencilerimize kavratmak ve alışkanlığını geliştirmektir.
-Bu düşünsel alışık tepki (refleks)-tepki mantık sistemi ve muhakeme gücünü kazandırmak için, öncelikle;bilgilerin zihnimize kabulleniş, depolanış ve kullanım çeşitlerini bilmek önemlidir. 
-Bu konuda var olan temel yöntemlerle ilgili bilgileri doğru edinmek ve öğrenmek gerekir.
-Bilgileri edinmek ve hayatla ilişkilendirmek için, yeterince eşik bilgilere sahip olmanın yanında;sanal ve gerçek dünyasında asrın dogmalarını güvenle aşarak hür ortamda düşünüp düşüncelerini açıklaması daha elzemdir. 
-Zihnimizdeki Sembolik, kavramsal kodlamalarımız olmazsa ne olur? İpucu;Kavramlar. zihnimizdeki bilgi birimleri ve bilgi kümelerinin kodsal ifadelerin dilsel iletişim araçlarıdırlar.
-Zihnimizdeki kavramların, isimlerin ve kavram-isimlerin silindiğini düşünün.
-Yontma taş devri insanı, dilsiz bir insan veya hayvanların seviyesinde bildiklerini ifade etmedeki doğallığını ya da vücut organlarını, vücut dilini, yüz ifadelerini kullanma desteğine gereksinim duyarız.
-Yazılı ve sözlü her kavram, kavramisim, isim, deyim, özdeyiş, vecize, düşünceyi ifade eden her şeye eleştirel gözle bakılmalı ve en mantıklı-liyakatli alternatifi geliştirilmelidir. Ör. Sev-mek yerine daha mantıklı olan sevek!, dur-mak yerine durak!, o-luş-tur-mak yerine oluşturak din-len-mek yerine denlenek! Pekiştireç; nesnel yaratıklar için yeni isimler üretmek üzere adını işaretle arkadaşına tarif et oyununu hatırlayarak en doğru ve kestirmeyi tarif edilen isim arayışını deneyin ya da mantığı kavramaya çalışın.
-Çok özel haller hariç, her kavram, kavramisim, isim, deyim, özdeyiş, vecize, düşünce üretirken veya düzenlerken;düşünsel ve eleştirel tercihte, doğal dillerin vahşi kurallarına ve hece vezninin akıcı ses-kafiye uyumunun keyfine, zevkine ve cüşuna, akli,mantıki ve ahlaki anlamlar feda veya yem edilmemelidir.
-Kavramların listesini kavram kümesi araçları şeklinde hazırlamak son derece önemlidir.
-Öyle bir yazılı-sözlü alfabe ve lisan ilişkisi hazırlayalım ki her harfi ve harfleri bir araya geldiğinde, matematikteki rakamlar gibi mutlaka bir veya birkaç mantıklı anlam taşıyacak şekilde dizayn edilmelidir. İnsanların yaşadığı çevrede ya da çevre havuzunda algıladığı her şey duyulardan süzülerek ya da düşünsel olarak üretilerek zihinsel havuza bu bilgi birimleri kayıt edilirken (zihinsel bedene bu bilgiler kayıt edilirken) oluşan havuz yani çevresel havuzla ve zihinsel bilgi birimleri havuzları çok benzerdir. Bu nedenle doğal olarak insanların bilinç altlarının bir birine çok benzediği için; bu benzer bilgi deposunun zihinsel ve düşünsel dokuları evrensel alfabe ve dil olarak dışa doğru deşifre edilirse insanlığın ortak payda iletişimi algıda değişmezliğe yaklaşmış olacaktır. Var olan sistemdeki hemen hemen tüm (Kuran Dili ve Okunuş Stili/Tecvidi Hariç) kültür, alfabe ve lisanların hepsi yarı vahşi oluşu ve algıda değişmezlik ilkesine/lerinede aykırı ya da uzak olması iletişim için çok büyük engeldir. Bu mantıktan hareketle çevremizden ya da çevre ve iç havuzumuzdan ürettiğimiz bilgi birimleri anadil ya da kültür dili, kavramlarıyla kodlanış katmanın farklılığı dilde iletişime engel olmaktadır. Zihinsel havuzda bilgi birimlerinin iletişim amaçlı kültürel dile ait kavramsal olarak kodlandığı iletişim dokusu kavimler arasında çeşitlilik gösterdiği için kavimler arası iletişime engeldir. Bu durum kısmen matematik iletişim sembolleriyle aşılmıştır.

Yerleşim yerlerinin aralarındaki iletişimin insanlık için önemi ne ise; kavramların kavram araçlarıyla doğru konumlandırılarak öğretilmesi ve zihnimizde doğru konumlandırılmaları bundan daha önemlidir. (Demirkuş 2005).  

Kavramların, Kavramisimlerin ve İsimlerin Öğrenişe Olumlu Etkileri;

Kavram Biliminin İşlevleri/Kavram Biliminin Öğretimdeki Önemi ve İstendik Etkileri;
1-Kavramlar bilimin yapı taşlarıdır. Kavramları inceleyen bilim dalına kavram bilimi denir. Kavramları inceleyen bilim dalına kavram bilimi denir. Kısmen İngilizcedeki karşılığı; Semasiology;The science of meanings or sense development (of words); the explanation of the development and changes of the meanings of words). Kelimelerin anlamları, hissini, duyusunu, gelişme ve değişmelerin nedenleriyele açıklanması. Semantics; Anlambilim. Demirkuş 2011
2-Kavramlar basit anlaşılabilir sadelikte olmaları öğrenişi (öğrenmeyi) olumlu etkiler.
3- Kavramlar basit anlaşılabilir sadelikte olmaları öğrenilmesi, öğretilmesi ve kullanılması kolaydır.
4-Kavramlar basit anlaşılabilir sadelikte olmaları nedeniyle;genellikle öğrenciler arasındaki fıtrati ve diğer bireysel-grupsal farklılıkların ortak paydasına hitap eder.
5-Kavramlar:koşullu, serbest, ilişkisel kavram kümesi, tablosu veya döngüleri (çarkları) verildiğinde etkili öğrenimi artırır ve doğru bilgiyi hatırlayışı tetikleyici etki gösterir.
6-Kavramlarla; koşullu, serbest, ilişkisel kavram kümesi, kavram tablosu ve kavram döngüleri (çarkları) oluşturmak öğrenci merkezli ve öğrencinin aktif olduğu yöntemlerdir.
7-Öğrenciyle öğretmen koşullu, serbest, ilişkisel kavram kümesi, kavram tablosu ve kavram döngüleri (çarkları) öğretmen öğrenci etkileşimini olumlu teşvik eder.
8-Koşullu, serbest, ilişkisel kavram kümesi, kavram tablosu ve kavram döngüleri (çarkları) oluşturmak; bilgileri bir sistem bütünlüğü ve bedeni içinde anlamlandırır.
9-Bir kavramın öğrenilmesi öğrenciyi diğer koşullu, serbest, ilişkisel kavram kümesi, kavram tablosu ve kavram döngüleri (çarkları) kullanışa yöneltecektir.
10-Kavramlar basit anlaşılabilir sadelikte olmaları nedeniyle; koşullu, serbest, ilişkisel kavram kümesi, kavram tablosu ve kavram döngüleri (çarkları) halinde ilişkisel verildiğinde; tümevarım-tümdengelim ya da analiz ve sentezi bir arada düşünmeyi kolaylaştır.

A-Bildiklerimizi lisanımıza devşirmenin yapı taşları(veri tabanları ) olan kavramları, kavramisimleri, isimleri noktalama işaretleri, harfleri, rakamları ve sembolleri hayatımızda doğru ve liyakatli kullanmayı alışık tepki (refleks) ve alışkanlık haline getiren öğretim, öğrenim ve eğitim sistemleri geliştirmek ne demektir? Havers Kanalı-Sistemi Size Neyi Çağrıştırır? Uzun Kemik Kanalı Kan-Damar Kanalı/Sistemi Size Neyi Çağrıştırır? (Havers Kanalı/sistemi=Uzun Kemik Kanalı Kan-Damar Kanalı/Sistemi)
B-Kavramları, isimleri ve kavramisimleri; zihinsel fıtrat(yapı) özgünlüklerine(çeşitlerine) ve zihinsel kavram ağı-kavram örgütleme yapılarına uyumlu doğal ve yapay kavram kümeleri şeklinde örgütleyip liyakatli ve doğru öğreterek hayata uygulatmak ne demektir?

C-Doğal insanların, ilkel insanların, gelişmiş insanların ve evrensel insanların zihin havuzundaki zihinsel kavram örgütlenmesi- kavram ağı ilişkisinin ayrıcalık ve özgünlüklerin farkındalığını anlamaya çalışın. Hangisinde vahşi, hangisinde cahil, hangisinde akli, hangisinde evrensel zihinsel kavram örgütü-ağı ve yapısı vardır?

İpucu;Temizliği, dürüst olmayı, peygamber ahlaklı olmayı… Vb eylemleri,
Kavramı doğru bilmek, doğru algılamak ama uygulamasını yanlış yapmak ne demektir? Kavramları hayata doğru uygulayış ne demektir? Kavramları hayata yanlış uygulamanın zararları nelerdir? Örneğin vatanı, toprağı sevmek, hoşlanmak, önemine inanmakla, vatanına sadık olmayı ilişkilendirin. Örneğin bir köpeği yatak odasına kadar sevgi, saygı, ilgi, göstermekle bir insana aynı şeyi yapmanın farkındalığını kavrayın. -Evini, arabasını,… Vb eşyayı,
-Hayvanları, bitkileri, … Vb canlı gruplarını,
-Milleti, vatanı, toplumu… Vb insani gruplarını,… Vb
1-Sevmek,
2-Hoşlanmak
3-Önemine inanmak
4-Beğenmek, İlgi Duymak, Takdir Etmek, Merhamet etmek arasındaki yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... Vb değer yargılarının özgünlüklerini, farklarını ve farkındalıklarını liyakatli anlamaya, hayata uygulamaya çalışın. Örneğin; Allah, Sevgili habibim (sevgilim) dediği ve şerefine kainatı yarattığını söylediği HZ. Muhammed AS’IN (peygamberinin) geçmiş ve gelecekteki her şeyini kabullenip affetmiştir. Bu mantıktan hareketle sevmek kavramının en anlamlı, ulvi ve öğreticiliğini kusursuz ifade eder. Her koşulda hedefteki yaratığın artılarının ve yeşil çizgilerinin hürmetine; değişmez günahlarına,negatiflerine, olumsuzluklarına, istenmedik tiryakiliklerine, eksilerine, kırmızı-turuncu... Vb değer yargısı çizgilerin özgünlüklerine ve aşkınlarına (ifrat ve tefritlerine) saygı çerçevesinde katlanılıyor, affediyor ve/veya hoş görülüyorsa sevgiden bahsedilebilir. Bu mükemmel örneğin mantık kurgusunu sevgi ve eğitimde tüm kavramların farkındalığını ya da kavram yanılgısının felaketini algıda değişmezlikle (herkeste aynı algıyı uyandırışla) ilişkisel anlayışa/anlamaya çalışın. Örneğin, Sadece Menfaate, Cinselliğe, Hoşlanmaya, Ailevi İstem ve İlişkilere, Beğenmeğe, Takdir Edişe, İlgi Duyuşa… Vb. birine dayalı bir evlilikle hepsini içeren “İnanç, Sevgi, Değer Yargısı Denkliği ve Hoşgörüyü Kabullenişe” dayalı evlilik arasındaki farkındalığı düşünerek “kavram yanılgısını” anlayışa ve genelleyişe çalışın. Bu mantığı zihnimizdeki bildiğiniz tüm kavramları neden tam-net bilip ve doğru uygulayışınızla, ilişkilendirin ya da güncelleyin. Evrim, Matbaa, Sevmek ve Hoşlanmak kavramları arasında kavram yanılgısı kadar evrim ve matbaa kavramlarının tanım farkındalığını dinde kavrayışta kavram yanılgısı olmuştur. Matbaa ve evrim dine aykırı değildir. Hatta hiç bir şey dine aykırı değildir. Helale ve dine aykırılığın kavram yanılgısını anlayışa/anlamaya çalışın. Yaşantımız, Kendimiz, Toplum, Mesleğimiz ve Çevremizle Kavramları doğru ve net; bilişin, konumlandırışın önemi ve farkındalığını bilmek önemlidir. Bunu tam tersi bilgisizlik ve eksik kavram bilgisinin yol açacağı kavram yanılgısının düşünce ve eylem yanılgısına neden olabileceğini anlayışa/anlamaya çalışın. Bu bilgiler ışığında kavram öğretiminin önemi ve kavram yanılgısının felaketini derslerde öğrencilerimize öğretmeliyiz. Öğretimde algıda değişmezlik (herkes tarafında aynı anlamı uyandırış kuralı) kuralıda önemlidir. Her kavram herkes aynı anlamı çıkartacak şekilde öğretilmelidir. Ya da farklı anlamları da varsa örneklerle verilmelidir.
-Farkındalıklarını kavradıktan sonra liyakatli eşleştirmeye çalışın
Ör. sevginin liyakati hangi yaratıkta, eşyada, canlı grubunda/larda hayat bulması veya icabet edilmesi daha liyakatlidir?
Ör. sevginin, hoşlanmanın, beğenmenin, ilgi duymanın ve merhametin liyakati hangi yaratıkta/larda, eşyada/larda, canlı grubunda/larda hayat bulması veya icabet edilmesi daha liyakatlidir?
-Yukarıdaki mantıktan hareketle toplumsal bazda kullanılan hemen çoğu kavramlar, kavramisimler, isimleri noktalama işaretleri, harfler, rakamlar ve semboller; akli gereksinim ürünü değil de, nefsi doğal gereksinimin evrimsel ürünü olarak vahşice (doğal) kullanılmakta olduğundan emin olun. Çok azı bilinçli ve liyakatli kullanılmaktadır. O zaman tüm kavramları, kavramisimleri, isimleri noktalama işaretleri, harfleri, rakamları ve sembolleri hangi sahalarda daha liyakatli kullanmamız gerektiği konusunda Evrensel Alfabe, dil ve lisanımızın veri tabanını oluşturan kavram, kavram, isim ve kavramisimler konusunda yapacak çok önemli işlerimiz var demektir. Çok ilginçtir ki; insanlık, çeşitli canlı ve cansız yaratıkları ıslah ederek evcilleştirmeyi başardı, ancak en önemli toplumsal iletişim aracı olan kavimlerin özgün; alfabe, dil ve lisanlarını; bilimsel, mantıksal ve akli prensiplere dayalı ıslah edici kayda değer örnek akademik ve bilimsel hemen hiçbir çalışma yapamadı. Toplumsal iletişim açısında insanlığın mantık ve akli iletişim basiretlerini bağlamayan, köreltmeyen ya da vahşileştirmeyen tam tersine akışkanlık getiren peygamberi, akli ve mantıki ortak bir dil, lisan ve alfabe geliştirmeyi başaramadık. Uzaya açılmadan önce insanlığın buna acilen gereksinimi vardır. Geçmişte dünyaya hakimiyetini kuran kavimlerin dil ve lisanları bu gün etkinliğini kayıp etmiştir. Bu günkü hakim kavimlerinde; alfabeleri, dilleri ve lisanları aynı akıbete gideceklerinden şüphem yoktur. Onun için hiçbir kavimin vahşi-doğal; alfabe, lisan ve diline taraf olmadan, modası geçmeyen insanlığın ortak payda peygamberi, dili, lisanı ve alfabesini; akademik, bilimsel ve uygulamalı çalışmalarla geliştirmeliyiz. Ör; yaban-doğal elmaları, yaban armutları, yaban inekleri, yabani atları, vahşi toprağı, vahşi çölleri... Vb yaratıkları ıslah edebildik ve evcilleştirdik. Ancak vahşi dil, lisan ve alfabelerimizi ıslah edemedik ve evcilleştiremedik yani akli ve mantıki olarak eleştirel düzenlemedik. Bu nedenle yer yüzü kültür alfabelerinin hepsi doğal/vahşi zekâların, deneyimlerin ve denemelerin evrimsel ürünüdür. Akli, mantıki ve peygamberi (Rahmani/insancıl/Hz. Muhammed AS’A Peygamberlik (S.A.V) gelmeden önceki 40 yıllık insani ahlakı) ahlakla ıslah edilmesi ve geliştirilmesi gerekir ki insan beyni, zihni ve kalbi insani iletişimde en az kusurlu kemale ersin. Bu amaçla insanların beyin, zihin ve kalp havuzundaki bilgilerin;görsel, işitsel, eylemsel, davranışsal, tatsal, bilişsel… Vb kodları günlük hayatta iletişim de kullanılan alfabe ve lisanın; harf, sembol, kelime, kavram ve kodlarından, daha sade ve daha çok benzerdir. Örneğin,kırmızı elmanın, yaratık görüntülerinin ya da doğadaki tüm ( hayvan, bitki, rüzgar... Vb seslerinin) seslerinin tüm insanların ( bazı engelliler ve bazı istisnalar hariç) zihnindeki bilişsel, eylemsel, görsel, tatsal, kokusal, davranışsal... Vb kodları hemen hemen aynı dır. Ama kültür dillerinde kırmızı elmanın, yaratık görüntülerinin ya da doğadaki tüm ( hayvan, bitki, rüzgar... Vb seslerinin) seslerinin her kavimdeki isimlerin/kavramların ya da kavram-isimlerini zihin havuzundaki kavramsal kodlanışı farklı olduğu için iletişimi vahşi, doğal ve zor olmaktadır. O zaman çözüm olarak;"Algıda; Özgünlük/Özgün Pay, Değişmezlik/Ortak Payda, Değişkenlik/Değişken Pay, Değişirlik ... Mantık Kümesi Kurgusu" Kuralına uygun olarak kırmızı elmayı, yaratık görüntülerini ya da hayvan seslerinin zihinsel bilgi biriminin ifadesine ve konumuna en uygun kavramlarla iletişim, öğretim, öğrenim ve eğitimle ortaya çıkarırsak her kes kırmızı elmayı, yaratık görüntülerini ya da hayvan seslerini daha rahat anlar, günlük hayatta ve iletişimde kullanır. Bunu tüm kavimlerin (insanların) beyinleri, zihinsel havuzları ve batini kalplerindekileri de kodlanmış kültürel isimler, kavramlar/kavram-isimler hepsi için düşünüp günlük hayatta hepsini kırmızı elma mantığı ve örneği gibi uygularsak insanlığın akli, mantıki ve peygamberi (Rahmani/insancıl/Hz. Muhammed AS’A Peygamberlik (S.A.V) gelmeden önceki 40 yıllık insani ahlakı) ahlaklı ortak iletişim alfabesi ortaya çıkmış olur. Tüm kavimlere ait yazımsal ve konuşsal ya da hem konuşsal hem de yazımsal:alfabelerinin, lisanların ve dillerinin; Ademin dilinde vardıkları ortak payda ve özgün;işitsel, yazımsal, görsel, dokunsal, tatsal, hissel … Vb özellikleri bilgisayar ortamında kökenlerine/köklerine, hecelerine/ ses parçalarına kadar sadeleştirilerek yeniden matematiksel iletişim ve alfabe mantığıyla ya da kozmik (evrensel) ötesi atom altı parçacıkların çeşidinin her birini kozmik alfabe kabul ederek oluşturulan yani kuantum alfabesi sade iletişim mantığıyla veya her yaratığı matematiksel küme elemanı kabul ederek ve her şeyi, tüm bilimleri-tüm kâinat ve yaratıkları bu kozmik matematiksel kümeler denizi içinde yüzen elemanları temsil eden “Kozmobiyomatematik, Evrensel, Uzaycanlımatematik... Vb (Simetri, Kuantum, Standart, Sicim-İp-Halka, Paralel Evrenler, Şişme, Evrim...Vb her şeyin kuramlarına uyumlu)” alfabe mantığıyla; ilişkisel, organize, disipline ve kategorize edilerek hayata uygulanabilir. Demirkuş 2010. Çözüm;Tüm sorun kültürel dillerde iletişim amaçlı kullandığımız; hece, ses, vurgu, kavram, isim ve kavramisimleri; şekilsel (analog), kökensel (homolog), özgün, sesteş, anlamdaş, değişken ve geçişken benzerlik tabanlarına göre mantıki kurgularını bilgisayarda düzenleyerek; matematiksel iletişim sembollerindeki gibi en doğru algılanabilir şekil de zihnimizde ki bilgilerle ( bilgi birimleriyle) ve çevremizde ki her şeyle algıda değişmezlik ve algıda özgünlük ilkelerine dayalı ilişkilendirmektir. Kavmin azınlığı ve çoğunluğu olmaz herkesin ve grubun fert bile olsa ya da vahşide olsa alfabesi, dili ve lisanı aslidir hiçbir bahane ile diğerlerine asimile ettirilemez. Tüm kavimlerin ana dil, lisan, alfabe için geliştirilen çözümler akli, mantıki ve bilimsel tevhit edilerek insanlığın tek dil, tek lisan ve tek alfabesine kaynak oluşturacak şekilde;bilimsel, akademik çalışmaların yapılması gerekir. Tüm Kavimlerin Özgün Ana Dilindeki; Alfabe, Dil ve Lisanlarını Islah İçin Çözüm; Peygamber ahlaklı insanları yetiştirmedikçe ve dilimiz/dillerimiz; algıda değişmezlik ilkesine olanaklarımız ölçüsünde değiştirmedikçe ya da yaklaştırmadıkça yani peygamberi özellikler sahip insanları yetiştirip doğru adreslerde görevlendirmedikçe, var olan ve gün geçtikçe genişleyen ve büyüyen yarı vahşi kültür, alfabe ve dilleri akli ve mantıki ıslah etmedikçe doğaya uyum, küreselleşme sıkıntısı ve adaletsizliği çeken özgün kavimler olarak kalmaya mahkumuz. İnsanların zihninde ve bilinç altında yer alan bilgilerin benzerliği ve algıda değişmezlik oranı;iletişimde kullanılan yarı vahşi ve yarı doğal kültür dilerindeki kavramsal ifade ediliş havuzundaki çeşitlilik ve özgünlülük kaoslarından daha yüksektir. Doğal insanların ya da Adem AS öncesi ve/veya sonrası insanımsıların; (ruhsuz, akılsız, insani ilimsiz, eşyayı liyakatli tanımaz yani doğal-nesnel-düşünsel-zihinsel döngü düzenlerinin cahili ve vahşi vicdanlı) yaşam döngülerindeki çevresel koşulların tehlikesi, paylaşım duygularının gelişmesi ya da paylaşım zorunlulukları dilsel iletişim ve dilin evrimleşmesi olumlu yönden güdülenmiş olabilir. Algılanarak kabul gören bilgilerin zihinde kategorize edilerek kodlanışı tüm insanlık zihin havuzunda çok benzerdir. Bilgi birimlerinin, kümesinin, kümelerinin ortak paydası geniş, özgünlükleri ve farklılıkları azdır ya da algıda değişmezlik–algıda benzerlik ilkelerine daha uygundur. Ancak zihindeki bilgi birimlerinin farklı kültür dillerinde farklı kavramlarla kodlanışı, ifade edilişi ya da uygulanışı iletişimde vahşi ve doğal bir iletişim kaosu/karışıklığı/kargaşayı ya da hercümerci oluşturmaktadır. Örneğin kırmızı elmanın bilgi birimi olarak tüm insanlık zihin havuzundaki kodlanışı çok benzer ancak kavram olarak kodlanışı çok çeşitli ve vahşidir. Bu kargaşanın ıslahı en az çevremizde ıslah ettiğimiz ya da evcilleştirdiğimiz hayvanlar ve bitkiler kadar önemlidir. Kırmızı elma mantık kurgusundan (Algıda; Özgünlük/Özgün Pay, Değişmezlik/Ortak Payda, Değişkenlik/Değişken Pay, Değişirlik ... Mantık Kümesi Kurgusundan) hareketle zihinsel olarak insanlığın ortak payda ve benzerlik olgusundaki kavramlardan hareketle algıda değişmezlik ilkesi ve zihinsel kavram havuzları arasındaki deşifreyi doğru ve mantıklı yapmak gerekmektedir. Islahat yapılırken; şuan ya da bu güne kadar zihnimiz ve çevremizi bu yarı vahşi mantığa uydurarak yaşıyoruz. Bu yarı vahşi dil kargaşasını; insanlığın bilgileri zihinsel kodlanış ortak payda mantığı ve algıda değişmezlik kurallarına uygun–uyumlu; akli, mantıki, bilimsel, deneyimsel, uygulamalı ve akademik disiplinlere dayalı olarak öğretim, öğrenim ve eğitimle ıslah etmemiz gerekir. Bu mantık kurgusundan hareketle kavimlerin özgün dillerinde ve insanlık ortak payda dilinin ortaya çıkışında zihinsel kodlanış mantığıyla en çok örtüşen, benzeşen mantık kurgularıyla ve aynı zamanda matematiksel iletişim mantık kurgusuna uygun yeni dil ve alfabeler geliştirilmelidir. Zihnimizdeki kodlanmış bilgilerin ya da bilgi birimlerinin (kavramların değil);görsel, işitsel, tatsal, dokunsal, kokusal, düşünsel, zihinsel, hissel, sezgisel ve diğer duyusal/duyuşsal özelliklerine göre; ilişkisel konumlanış, disipline ediliş ve etkileniş mantık kurgusunun deşifre edilişi çok önemli gözükmektedir. Ortak payda bilgileri ademin dili katmanını oluşturur bunlar genellikle nesnel yaratıkların görsel, şekilsel ve eylemsel bilgi birimleri katmanıdır. Özgünlükler ve ayrıcalıkların en çok olduğu kavramlar düşünsel (soyut) kavramlar ve ayrıntılı bilgi birimlerine yönelik bilgi birimleri katmanıdır. Akademik seviyede; dildeki her kelime, bağlaç, kavram, deyim ata sözü, vecize, sözleri hatta ithal edilmiş yazılı ve sözlü ata sözü her şey akademik disiplin ve sistematik mantık çerçevesinde dil, edebiyat, fen… Vb tüm dallarda kulanım üzerine bölümlerinde ulusal ve uluslar arası seviyede;halka açık internet ortamı dahil, akademik çalışmalarla, toplu anket ve tartışmalarla farklı akli, mantıki, basireti açıcı... Vb alternatifleri gerekçeleriyle ortaya konmalıdır. Aslında insanların zihnindeki bilgi birimlerinin çoğu benzer ve çevredeki olay, olgu, süreç… Vb ile aynıdır ya da benzerdir. Duyuşsal (görsel, işitsel, tatsal, dokunsal, kokusal ve hissel duyularımızla) olarak zihnimize girip kayıt olan bilgi birimleri çevredekilerle benzer ve tüm insanlıkta ortak payda benzer zihinsel doku katmanıdır. İnsanlığın ortak, lisan, dil ve alfabenin esas bilgi birimi kaynağı bu dokudur. Düşünsel olarak zihnimizde ürettiğimiz düşünsel bilgilerimizde zihnimize kayıt olur. Ör. unutulmayan bir rüya ya da düşünsel kurgularımızdan unutmadıklarımız. Zihinsel havuzumuzun içinde yer alan; nesnel, düşünsel ve sanal kâinatlar; zihinsel ürettiğimiz ya da duyuşsal edindiğimiz ve bellediğimiz bilgi birimlerinin;geçmiş, gelecek ve güncel deposu ya da hard diski (dinamik veri depo diski) gibidir. Zihindeki doğal kayıtlar hemen tüm insanlarda aynıdır. İletişim kültür alfabelerinin; yazımsal, işaretsel, eylemsel ve konuşsal çeşitliliği ve/veya sadece konuşsallık çeşitliliği, insanlıkta hoş görüyü artırırken ortak payda iletişimini zorlaştırır. Beyin sanki zihinsel bilgi birimleri deposunun hatırlayıcı biyolojik bağlantılar ve biyolojik hatırlama moleküllerin adeta nesnel çekirdeği gibidir. Bilgi hatırlandığı an bazen geçmişte ki mekandan çağrılır ya da o mekanda algısal tecelli (algısal ışınlama) olur ve hatırlanır. Kuranı Kerim ve Allah (C.C) gönderdiği; kitap ve sayfalarında kullanılan; yazılı dil, mantık, ilişki, peygamberi konuşma ve okuma (Dar Anlamda; Suhuflar, İncil, Tevrat, İncil, Kuran Dili ve Konuşması; Arapça ve İbranice değil) akışkanlığı dışındaki tüm gelmiş geçmiş; alfabe, lisan ve dillerin insanlığın mantıki ve akli iletişim basiretlerini vahşileştirici ve köreltici etkilerini kanıtlamak zor değildir.
Ör.peygamberin ve eşlerinin itlere ve evcil diğer hayvanlara icabeti ile asrımızın insanlarının icabeti arasındaki farkındalığı anlamaya çalışın.
Ör.bir ite sadece merhamet etmek, hem sevmek hem de merhamet etmek ve samimiyetle hep sevip duygularının baş köşesine oturtmak arasındaki liyakat ve farkındalığı anlamaya çalışın.
-Aynı şeyi bir insan yavrusu için düşünün.Tüm yaratıklara veya her şeyi sevmeye, saygı duymaya, tapmaya… Vb icabet etmeye insanın zamanı, gücü, olanakları, yetmeyeceğini ve çevremize liyakatli icabetin farz olabileceği anlamaya çalışın.
-Zaman isteyen, ilgi isteyen bu ayrıcalığı tüm kavram, isim ve kavramisimler için düşünerek eğitim sistemindeki vahşeti(doğallığı) görmeye çalışın.
-Yani bir insanın; gönlük ve yıllık hayat döngüsünde bitmez tükenmez sanılan hayatının bilinçli olarak; kavramsal, isimsel, kavramisimsel, eylemsel ve düşünsel olarak neyi nereye ne kadarını harcaması gerektiği konusu ciddi bir şekilde düşünülmeli ve hesaplanmalıdır.
-Yada liyakatli öğretim, öğrenim ve eğitimle bu istendik peygamber ahlakı alışık tepki (refleks) ve alışkanlıkları öğrencilerimizde geliştirmeliyiz.


      Bu amaçla dersin girişinde ve sonuç kısmında dersle uzaktan ve yakından (önemli sıra dışı kavramlar) ilgili bazı TEMEL-ÖNEMLİ kavramların tanımları, örnekleri ve uygulamaları verilmiştir.
    Ayrıca beyin fırtınası soruları; Öğrenciler de hür düşünce ufkunu geliştirmek için; kavram yanılgılarını telafi etmek, Lüzumsuz-liyakatsiz; ilahların, kişiliklerin, puları(idoların), kimlikleri(idlerin)... Vb yerini doğrularla değiştirmek ve/veya depolarize etmektir: Ayrıca zihninde-beynindeki sanal-doğal kaynaklarla ilişkilendirip hayatla güncellenişi/güncellenmesi amaçlanmıştır.



 


Bilgi Nedir? Bilim Nedir? İlim Nedir? Varlık Nedir? Yaratık Nedir? Sonsuz Nedir? Ebediyet Nedir?
Bilgi Nedir? Genel anlamda bilgi; Her şeyin; resim, şekil, talimat, görüntü, davranış, eylem, sembol... Vb olarak zihnimizde, genlerimizde, düşüncemizde, medya ortamlarında ... Vb ortamlarda kodlanmış verilerdir. Varlıklar ve Yaratıklarla İlgili; ses, resim, görüntü, yazı, cümle, kavram, isim, kavramisim, eylem, sembol... Vb kodlanmış her şeye bilgi denir. Nerde Varlık ve Yaratık varsa orda mutlaka bilgi var demektir. Bilgi ve enerjinin olmadığı bir ortam düşünülemez.Doğadaki sübjektif-objektif yaratık(nesnel), olay, süreç ve olgularla ilgili genellikle duyularımızla  zihnimize özümsenen, alınan, giren ya da genlerimizde var olan(fitrati-yapısal bilgi) veya   zihinsel operasyonla  ürettiğimiz  ürünlerin zihnimizde bıraktığı; dinamik anlamlı  imaj, görüntü, ses, kavramsal ve ilişkisel...Vb bilgi birimleri ya da kalıntılarıdır.Bilinçli veya bilinçsiz edindiğimiz bilgileri zihnimize-belleğimize yerleştirip, gerekirse bu bilgileri kullanarak yeni bilgiler üretiriz. Kısaca bilgi; duyuşsal olarak maksatlı ya da maksatsız edinilen ya da zihinsel olarak üretilen; bilinçli ve bilinçsiz beynimize ve zihnimizde kodladığımız; anlamlı  imaj, görüntü, kavram, ilişkisel ...Vb bilgi birimleri ya da veri halleridir.
Bilgi, bilimin havuzu içinde yer alır. İşlenmesi ve hayata uygulanması için bilim gereklidir. Bir bakıma bilgilerimiz sahip olduğumuz bilimin veri tabanlarını teşkil ederler.

Dağarcığımızdaki bilgilerimizi yazılı dil ve lisanda ifade ederken; kavram, isim, kavramisim, resim, üç boyutlu cisim, davranış, ima … Vb şekilde ifade ederiz
.
Bilim; Tüm Bilim Dallarını Kapsayan-İçeren Geniş Kavramdır. Bilimin veri tabanı bilgi birimleridir. Biyoloji merkezli bilgi veritabanı birimlerinin örüntüsünde Biyoloji Bilim Dalı Ortaya Çıkar. Evrim merkezli bilgi veritabanı birimlerinin örüntüsünde Evrim Bilim Dalı Ortaya Çıkar ya da oluşur… Vb Tüm Bilim dallarına bu mantık genellenebilir. Zeki yaratıkların çevresine uyum, gelişim, çevresini ve kendilerini; konumlandırış, tanıyış ve kullanış aracıdır. Bilgi ise bilim ve ilimin veri tabanıdır. Bilim yaratıkların geçici enerji yaşam döngüsünde deneyim, öğretim, öğrenim ve eğitime dayalı ortaya çıkardıkları ilim versiyonu ürünüdür. İlim, ezeli, ebedi ve Baki olan Allah (C.C) Âlim Sıfatına tabiidir ve ölümsüzdür. Aslında bilimin kökeni de ilimdir. Sanki bilim doğa kökenli canlı ve yarı canlı yaratıklar tarafından eşyayı ve tüm yaratıkları tanıyış, kullanış, amaçlı konumlanış... Vb düşünsel dikitlerini temsil eden bilgi tabanlı düşünsel işletim sistemi gibi bir araçtır. İlim ise ilahi/peygamberi kökenli olup, eşyayı, tüm yaratıkları ve kendini tanıyış, kullanış, amaçlı konumlanış... Vb düşünsel sarkıtları temsil eden bilgi tabanlı düşünsel Akıl işletim sistemi gibi bir araçtır. Yaratıkların genetik, fıtratı, deneyimleri ve ilahi/peygamberi kökenli ölümlü ve geçici hayata uygulanan ilim versiyonuna bilim deniyor. Bilim ve ilim mürşit olamaz ancak araçtırlar. Ör. Peygamberler; Peygamber Ahlakı Mürşididirler. Ünlü bilim uzmanları; sahalarının mürşididirler. İnsanlarda bilim ve doğa insanı değil Allah (C.C) insanıdırlar. Onun için Bilim-İlim İnsanı, Bilim-İlim Adamı, Bilim-İlim Kadını Kavramları bazı insanlar için yanlış ve liyakatsizdir. Bilim Uzmanı, Bilim Eksperi, Bilim-İlim Ustası, Bilim-İlim bilirkişisi, alimi kavramları bazı insanlar için daha liyakatlidir. Bilim; ilimin yaratıklardaki; irsi ve/veya sonradan öğrenilen ya da üretilen hayatla ilgili ölümlü-sonlu örüntüsü-örgüsü gibidir.
Bilgi; Zihinlerde, organlarda, medya ortamında ve doğada; kavram, resim, şekil, imaj, ses, görüntü … Vb şeklinde kodlanmış insan zihninde üretilen ya da doğal ve sanal kaynaklı yaratık, olay olgu, süreç… Vb şeylerin karşılığı olan enerji halleridir. Genel anlamda bilgi; Her şeyin; resim, şekil, talimat, görüntü, davranış, eylem, sembol... Vb olarak zihnimizde, genlerimizde, düşüncemizde, medya ortamlarında ... Vb ortamlarda kodlanmış verilerdir. Varlıklar ve Yaratıklarla İlgili; ses, resim, görüntü, yazı, cümle, kavram, isim, kavramisim, eylem, sembol... Vb kodlanmış her şeye bilgi denir. Nerde Varlık ve Yaratık varsa orda mutlaka bilgi var demektir. Bilgi ve enerjinin olmadığı bir ortam düşünülemez. Doğadaki, sübjektif-objektif(nesnel) canlı-diri yaratıklar dünyaya geldiklerinde genlerinde yapısal olarak kısmen var olan buna ilaveten, süreç, olay olgular... Vb şekil de zihinsel asimile(özümsenen) olunan veya rüya ile, trans ile, düşünerek, zihinsel operasyonla üretilen ürünlerin zihinsel(düşünsel kayıt), beyinsel(organik kayıt) havuzda diğer bilinenlerle ilişkisel kayıt edilen; ses, görüntü, imaj, sembolik kod, eylem, ... Vb dinamik kalıntılardır. Bilgi zeki yaratıkların çevreye uyum ya da yaşamak amacıyla bazen canlıların genlerindeki yapısal değişiklikler sonucu genetik yapılarına ya da sistemlerine kayıt edilir. Ör, Yerküresi bedenine insanların liyakatsiz etkisine, yer küresi yeni koşullara uyum için; kendisini ve iklimsel rejimini yeniden düzenleyerek depremler, aşırı yağışlar ve küresel ısınma ile tepkisel uyum gösterdi. Örneğin. bakterilerin antibiyotiklere karşı genetik direnç geliştirişi. Canlı, cansız ya da yarı canlı yaratık sistemleri; değişen çevre koşullarına ya da çevreye uyuma zorlandığında sistemin ilk yapısında değişiklik yaparak yeni kombinezon bilgileri içeren ya da sahip sistem olur. Ör. bir ekosistemin küresel ısınma sonucu oluşan yeni çevresel koşullara yapısal değişimle tepki göstermesi.
İnsan ruhunda ise doğa ve hayvani-meleği doğa ötesindeki öğrenebileceği ya da gereksinim duyduğu hemen her şeyin ilim olarak meleği(kusursuz) yeterince karşılığı vardır. Ruh Allah (C.C) emaneti olduğu için hemen her şeyin özünü içeren ve sadece akıl işletim sistemi verilen yaratıklara üflenmiş olup bu yaratıkların hayvanlardan ve cansızlardan farklı olarak akıllı yaratıkların nefsini (Kendisini) ve Rabbini(Allah (C.C)'Yİ)tanımasına yardımcı olur. Ola ki ilkel, doğal, cahil ve vahşi insanımsılarda (Adem AS öncesi ve sonrası bazı cahil insanlarda) Ruh yoktur. Bu nedenle Allah (C.C)'Yİ ve kendilerini tanımazlar. Ola ki onun için cahillerde uzak durun diye ayet ve hadisler vardır.

Bilgi; bilimin (nesnel + sanal+düşünsel+dijital/hesabi insani bilim)  ilimin (tüm bilinmeyen bilimler, nesnel + sanal + düşünse + ilahi ... bilim)... Vb beynimizdeki ve zihnimizdeki farkında olduğumuz ve olmadığımız bilgi birim alt birimleri ya da veri tabanı olan birim (görsel, işitsel, görsel+işitsel, hissel, duyuşsal... Vb) enerji hallerinin karşılığı gibidir. Bilginin karşılığı genellikle doğada, doğa ötesinde, düşünce dünyasında ve bilinmeyen âlemlerdedir. Bizim bahsettiğimiz bilginin yeri ve mekânı; zihinler, beyinler, bedenler, doğal yaratıklar, yapay yaratıklar, medya ortamları, sanal ortamlar (sanal zeki programlar), literatür, nesnel zeki ortamlarda (robotlar, bilgisayarlar); sembol, harf, kavram, ses, görüntü, resim… Vb şekilde kodlanmış bilgiden bahsedilir.
*İnsan genellikle sahip olduğu bilginin; ya bilmezi, ya cahili, ya alimi, ya sakatı ya da hamalıdır!! İnsan; doğru kullandığı bilginin alimi, kullanmadığının hamalı, eksik ve yanlış kullandığı bilginin sakatı ve bilmediği bilginin cahilidir. Demirkuş 2008
*Çocuklarımızı ve öğrencilerimizi; zamanında gerçek bilgilerle donatmazsak, onun yerine zihinleri yanlış, eksik ve hurafe bilgilerle doluşur.
*Toplumsal olarak geri kalmanın bir sebebi de budur.
*Öğrencilerimizi sıfırdan, üniversiteyi bitirinceye kadar sadece fen ve toplumsal bilimlerle ilgili bilgilerle donatmak yeterli değildir. Peygamber Ahlakı yönünde eğitici bilgi ve uygulamalardan (eğitimden) yoksun bırakmak geleceğimiz için büyük bir risk ifade eder.

BİLGİSAYAR;çeşitli  tek düze enerji halinden-hallerinden;görsel, işitsel, görsel-işitsel... Vb idrak edilebilir, kullanılabilir mekanik(robotlar) ve sanal enerji hallerini üreten yarı nesnel-yarı sanal  araçtır.

Varlık;var olmaktan gelir. Aslında yokluk diye bir şey düşünmek yanlış ve iftiradır. Her şey Allah (C.C) ilminde varlık olarak vardır ancak bunların içinde dilediklerine yaşama hakkını vererek (yaratarak) yaratık olarak hayat buldurur. Enerji yoktan var vardan yok edilmez enerjinin korunumu yasası: israf haramdır ayetine uygundur. Her şey Allah (C.C) ilminde varlık olarak vardır ancak hepsine her an yaratık olarak hayat vermemiştir. Nurundan ilmindeki varlıklara hayat vererek yaratır. Sadece dilediklerine geçici hayat vermiştir (Sadece taktır edilenler yaratık olarak hayat bulmuştur) ve bazılarına sonradan ebedi hayat vereceğini vaat etmiştir. Ebedi hayatın tarlası olan kâinattaki bazı yaratıkların yaydıkları ve ürettikleri enerji halleri ebedi yaratık olarak kişilik kazanıp geleceğe yol alırken bazıları yaratık hamuru olarak kalırken bazıları da olduğu gibi ait olduğu ilimdeki varlık hallerine dönerek Allah (C.C) icabetine amade bekleyeceklerdir. kâinat bir nevi ebedi hayatın (ebediyetin) tarlasıdır. Nesnel, düşünsel, sanal… Vb çeşitli enerji hallerindeki yaratıklar atom, atom altı parçacıklar, bazı atom altı ve özgün enerji halleri (özgün plazma boncukları, özgün kuantumlar, titreşen özgün sicimler ...Vb) hamuru ile defalarca yaratıldığı gibi belki de yaratık hamuru olarak kâinatta defalarca yaratılıp öldürülecektir. Her yaratık aynı zamanda bir varlıktır. Her varlık bir yaratık değildir. Allah (C.C) bazı varlıklara hayat verip dirilttiği zaman yaratık sıfatını kazanır. Her yaratık eylemlidir. Yaratılmayan varlıklar eylemsizdir yani enerji hamurunda kişilik kazanmamıştır.

Varlık Yaratık Bilim ve İlim Kavramları Arasındaki İlişki Fark ve Özgünlükler; Varlık, her şeyin var olduğu ilim potansiyeli içinde anlam kazanan bir kavramdır. Ör.bir bilgisayarda olası pek çok sayıda belki de sonsuz sayıda animasyon ve çizim yapma ve yapay yaratma potansiyeli ilmen vardır. Ancak çizim veya animasyon enerji sarf edilerek yapıldığı ya da yaratıldığı an yapay yaratık kimliğini ya da sıfatını kazanır. Bu ilim ve doğal(doğal bilgisayar ortamı ve habitat) yaratma ortamı olan doğa içinde aynı şey söz konusudur. Varlık potansiyeli, gücü ve tüm enerjinin karşılığı Allah (C.C) ilminde ve Nur (C.C) sıfatında vardır. Yaratıldığı an yaratık sıfatını kazanır. Bilim insan tarafında keşif edilen ilimin yapay ve ölümlü versiyonudur ve onunla yapay ölümlü yaratıklar yaratılır. İlim ebedidir.

Yaratık:Varlıklar ilim aleminde yaşamaya hak kazandıklarıveya takdir edildikleri hayatı buldukları an yaratık (yaşayan varlık) olamaya hak kazanırlar. Değilse ilmin içinde varlık olarak hayat verilmeyi bekler.Özgün enerji hali veya doğa ve doğa ötesinde çeşitli enerji halleri şeklinde özgünlükleri ile temsil edilen kişiliklerdir. Yaratığın kişiliği, enerjinin ise halleri vardır.
Allah (C.C) ilminde yaratılacak, yaratılmış, yaratılan veya tüm diğer yaratıklar ilmen her şey varlık olarak vardır ve bulunur yani hayat verilmemiş varlık olarak her şey bulunur. Ancak bazı varlıkları zamanı gelince yaratık olarak takdir eder ve yaratık olarak hayat verir. Yaratılan ya da hayat verilen bu varlıklara yaratık denir. Özgün enerji hali/leri veya doğa ve hayvani-meleği doğa ötesinde çeşitli enerji halleri şeklinde özgünlükleri ile temsil edilen kişiliklerdir. Yaratığın hem enerji döngü hali/halleri hem de kişiliği, enerjinin ise halleri vardır. Allah (C.C) bazı yaratıkları ömürleri bitimin de ebedileştirilen (ölümsüzleştirirken) bazılarını eski ilim makamına gönderir ve yaratılmayı beklerler.


Kavram Yanılgısı; Bir kavramın tanımın sınırları ve özgünlüklerinin ait olduğu ya da örtüştüğü karşılığındaki şeyle ve/veya şeylerle insan bilinciyle liyakatli örtüşümemesi ve/veya gerçekleşmemesi kavram yanılgısını ifade eder. Öğretim, öğrenim ve eğitimde; bir kavramın ve/veya bilginin zihindeki karşılığı; fert ve/veya toplumun hayat döngüsünde (dinamik hayatında) hayata güncellenerek doğru uygulanabilir konumda değilse kavram, düşünce yanılgısı ve eksikliğine neden olabilir. Düşünce ve Kavram, atasözü, vecize ve cümle yanılgısı olmayan yegane kitap Kuran-ı Kerim (C.C)'N Kitabıdır. Buna dayanarak (Kuran-ı Kerim (C.C)'N Kitabı) bu yargıya varılmıştır.


Nesnel Canlı Yaratık: Yaşamak ve üremek için enerji tüketimine gereksinim duyan ve kendisine benzer fertler meydana getiren yaratık grubuna denir. Kısaca özgün üreyebilen, etrafını etkileyen, etkilenen ve bilgi ile ulaşılan yaratıktır. Aktif kalıtım maddesi taşıyan ve doğal koşullarda kendisine benzer fertler verebilen nesnel yaratıklara denir.   

Canlılar Bilimi:
Tüm canlıları inceleyen bilimdir.

Cansız Yaratık: Yaşamak için enerji tüketimine gereksinim duymayan, kendisine benzer fertler meydana getirmeyen objektif yaratık grubuna denir.
-Cansızlar genellikle canlı yaratıkların hamurunu ve yaşam ortamını örgüsünün alt ve üst birimleri gibidir.
-Onlarsız nesnel yaratık düşünülemez o halde cansızlarda canlılığın bir parçası kabul edilmeli.
-Canlılar olmadan cansızlar yaşar ama cansızlar olamadan nesnel canlıları düşünmek olası değildir.
-O zaman hangisi diğerinin bir parçasıdır?
-Ola ki ilerde canlı, cansız ve ara form kavramlarının ayrımını yapmanın düşünce yanılgısına neden olduğu ortaya konacaktır.

Cansızlar Bilimi:Tüm cansızları inceleyen bilimdir.

Geçiş Özelliği Gösteren Yarı Canlı Yaratık:
Örneğin spor, tohum, vb. özel hallerde oluşan veya  ontogeni hayat döngüsünün aşamalarına denir. Canlının hayat döngüsünün aşamaları veya halleridir.

Araform
Bilimi: Canlı ve cansız olduğuna henüz karar verilmeyen ya da canlı-cansızlar arasında geçiş gösteren yaratıkların disipline/kategorize edildiği ve incelendiği bilimdir.Ör.tohum, spor, virüs... Vb

Bilinmeyen:
Henüz yaratıkların idrakine ve bilincine ulaşmadığı veya idrakinden silinip kaybolmuş/unutulmuş bilgi veya enerji halidir.  

Bilinmeyenler Bilimi:
Canlı, Cansız ve Araform  Biliminin  kategorisine girmeyen yaratıkların bilimidir.  

Kayıp:
Varlığı kabul edilen ancak kendisine herhangi bir şekilde ulaşılamayan yaratıktır.

Kayıp Yaratık: Önceden bilinen sonradan arandığında bulunamayan-ulaşılamayan yaratığın konumudur. Bilinen bir yaratığın, diğerinin/lerinin malumatından kaybolması veya kendisini kayıp etmesi/ettirmesidir.

Yok Olmak:
Hal değiştirirken veya öldükten sonra; hal değiştirmeden  önceki  hayatıyla bağlantısı kurulamıyorsa; önceki kişilik yok olmuş demektir. Örn: bitkisel hayat.

Sabite;değişim potansiyeli sıfıra yakın seyir eden:matematiksel, toplumsal, ferdi özellik-eylem-davranış… Vb karşılık gelen kavramdır. Ör;ışığın uzaydaki hızı, Protonun kütlesi, Kütle çekimi sabiti, Bohr magnetonu, Boltzman sabiti, Plank sabiti, küresel ısınmaya tepkisiz insanların bedensel-zihinsel eylemin değişmez cahillikleri toplumsal sabitelerdir.
 


Gerçekler/Hakikatler Nedir? Kavram Yanılgısına Düşmemek İçin Gerçek ve Hakikatin Özgünlüklerini Bilmek Gerekir; Hakikat; Dünyevi, Uhrevi, İlahi ve İlimsel Olan Ezeli ve Ebedi Gerçeklerin Toplamıdır. Gerçek daha çok, Kişisel, dünyevi ve bilimsel değişmezler ve az değişenlerin toplamını ifade eder. Gerçekleri sadece madde kökenli kabul eden kişilikler (edenler) materyalistlerdir. Gerçekleri sadece ruh kökenli kabul eden kişilikler (edenler) ruhbanlardır. Gerçekleri sadece doğa tabanlı kökenli kabul eden kişilikler (edenler) bilim insanlarıdır. Gerçekleri sadece ateş kökenli kabul eden kişilikler (edenler) Zerdüştlerdir. Gerçekleri sadece güneş kökenli kabul eden kişilikler (edenler) Yezidilerdir.Gerçekleri sadece hiçbir şey kökenli kabul eden kişilikler (edenler) ateistlerdir… Vb çoğu doğa kökenli id, idol ve/veya putlardır. O zaman; öğretim, öğrenim ve eğitimle gerçek düşünce sistemimizi hangi gerçeklere yapılandıracağız ya da oluşturacağız. Ebedi, Geçici, Dünyevi, Milli, Milliyetçi, Radikal, Doğal, Vahşi, Hayvani, Bilimsel, ... Vb Düşünsel/Düşünce Sistemleri Kitlelere ve İnsanlığa Kazandırış ve Yükleyişle İlgili Eğitimi Doğru Değerlendiriş Çok Önemlidir. Ola ki şu sorular sorulabilir; tüm yaratıklar, yaşadığımız kâinatlar ve her şey; Kim? ve/veya Nere Kökenlidir? Sorularının yanıtı gerçeklerin adresine bizi yaklaştırır. İslamiyet'te ve Allah (C.C) gönderdiği tüm kitaplarda; her şey Allah (C.C) nurundan yaratılmış ve sonra her şey ona (Allah (C.C)'NA) döndürülecektir ve yönelecektir. Yani tüm yaratıkların gerçekleri göreceli (izafi) ve geçici gerçeklerdir. Ancak Allah (C.C) istedikleri ebedi gerçek olacaklardır ve hayat bulacaklardır. Gerçekler; dünyevi en az değişen veya değişmeyen; yaratık, olay, süreç, zaman, olgu ve kurallar bütünüdür. Bu nesnel kâinatta sınırlı gerçekler veya geçicilik vardır. Değişim miktarı ihmal edilebilecek kadar minimum düzeyde olan veya hiç değişmeyen yaratık, olay, süreç, zaman, olgu ve kurallar bütünüdür. Kısaca; en az değişen veya hiç değişmeyen kavramlara gerçek denir ve dünyevi herşey geçici gerçek ya da güdük gerçeklerdir.. Gerçek yalanın tersidir. Karşılığı yalan/yanlış/eksik olmayan çok şey; ya güdük veya kalıcı-ebedi gerçektir. Hayatta, izafi, değişmez, az değişen ve güdük gerçekler vardır. Örneğin, ölüm, karanlık enerji; kâinatın % 68 nü oluşturur ve Karanlık madde; Allah, gökleri gördüğünüz herhangi bir direk olmadan yükselten, sonra Arş’a kurulan, güneşi ve ayı buyruğu altına alandır. (Rad/2) kâinatın % 27 sini oluşturur ve bizim görsel algıladığımız nesnel evren ise kâinatın sadece % 5 ini oluşturur ve sonuç itibariyle değişmez geçici gerçektir. Olaki çoğu doğa kanunları az değişen geçici gerçeklerdir. Geçici (Bilimsel-Sonsuz) ve Ebedi gerçeklerin (Hakikatlerin) metriksileri arasında (Berzahında) bulunuş insan için bir sihir gibidir. İnsan birisindeyken onu gerçek diğerini gerçekdışı sihir sanır.
Yorum;İlimde Varlıklar âleminde yer küresi ve kâinattaki tüm yaratıkların potansiyel enerjisine ve özgünlüklerini özünde bulunduran ve her şeyin yapışık olduğu (Yer ve gök yapışıktı biz onların arasını açtık. (Enbiya 21. Sure 30. Ayet/ Fusslet 41. Ayet 11. Ayet); ilk matematik nokta, ilk zerre, ilk sıfır, ilk küme, ilk mekanın bulunduğu ilk koordinatlarda ve ilk boyutlarda belki de boyutsuzluklar da ya da sonsuz boyutlar da veya hepsinin ortak paydası boyutlar da (1032-39 derecede erimiş haldeki kâinatın her şeyini içeren nokta, kâinatsız ilk uzaysal mekana ve oluşan ilk kâinata /yaradılışın ilk saliseden kısa sürede ol emrine icabetine verdiği tepki anı ve oluşum hali) Karanlık enerji ( kâinatın mekanını genişleten enerji) harekete geçti ve karanlık madde (yaratıkları kümelendirici bir arada tutan ve tutkal görevi gören enerji) tepki olarak otaya çıktı. 2 gücün (karanlık enerji ve karanlık maddenin) dengesi 5–6 milyar yıl dengede gitti (kâinatı; genişleten karanlık enerji ve kâinattaki yaratıkların kütlesini bir arada tutan karanlık madde enerjisi) ve akabinde genişletici enerji gücü (karanlık enerji) hakimiyeti aldı ve kâinatı genişleyiş gücü bir arada tutuş gücünü aştı. kâinatı 6 (her gün yaklaşık bir milyar yıla intisap emektedir.) günde yaratık ve göğü Hala göğü genişletmekteyiz/Zariyat 51. Sure 47. Ayet. Bu arada ebedi hız (zamanın sıfıra yaklaştığı hal) sonsuz hıza, sonsuz hızlarda ışık hızına… Vb gittikçe durma noktasına yaklaşan hızlarda hareket eden yaktıklar yaratıldı) .
            Bir anda var olan kâinatın en düşük hızlarıyla ışık hızına ondan sonsuz hızlara ve ebedi hızlara doğru yol alırken diğer taraftan -273 dereceden 1032-39 dereceye doğru ısınarak eriyerek küçüldüğünü düşünelim! Bu şu anlamı taşır; kâinat başlangıçtan bu güne dek unziplendiğinin (kodlanarak açıldığı ve genişlediği koşullarının) tam tersine, başa doğru yani gelişinin tam tersine uyumlu ziplenerek küçülüp erimeye başladığının kurgulayışıdır. O zaman yer ve gökler yaratılmadan sıfır yaşındayken; karanlık enerji ve karanlık madde tarafından zıt yönden çekilmeye başlandı ve 380 yıl bu zıt yönlü kuvvetlerin etkisi arasında bugünkü kâinatın bebeklik hali ortaya çıktı 380 yıl sonra kozmik patlamalar başladı. Bu günkü evren hala bu iki güç arasındaki yaklaşık % 5 lik evrendir. Karanlık enerji; kâinatın % 68 nü oluşturur. Karanlık madde; Allah, gökleri gördüğünüz herhangi bir direk olmadan yükselten, sonra Arş’a kurulan, güneşi ve ayı buyruğu altına alandır. (Rad/2) kâinatın % 27 sini oluşturur ve kütle çekiminden sorumlu madde olarak bilinir. Bizim algıladığımız kainat tüm kâinatın sadece %4'üdür. Yer Gök yapışıktı ikisinin arasın biz açtık (Ayet var). Göğü Yer Gök yapışıktı ikisinin arasını biz açtık/Enbiya 21. Sure 30. Ayet, Fussilet 41. Sure 11 Ayet. Göğü Hala göğü genişletmekteyiz/Zariyat 51. Sure 47. Ayet. Her şey aslen Allah (C.C)’HU zerre nurundan kökenlenmiştir ya da yaratılmıştır. Yani tek kökenlidir. Evrimde tüm yaratıkların aslen tek kökenden kökenlendiğini savunur. Her ikisinde de canlıların hayatı suda başlar. Arşı suyun üstündeyken hanginizin daha güzel amel işlediğini denemek için kainatı yarattı. Canlıları sudan çift çift yaratmıştır Ayetleri vardır.
            Ola ki insan beyninin yaydığı düşünsel ve tefekkür enerjisi, bedensel termal enerji…vb enerjiler 1032-39 dereceden daha düşük derecelere  yaklaşsa bile eritmiş olmalıydı. Bu ısınışın insan beynine yansıyışı insanın beynini yağ kazanında haşlanmış gibi his etmiş olmalıydı!  O zaman insanın düşünsel enerjisi ve daha hızlı yayılan enerjileri bu yüksek ısılara (1032-39 derece) karşı koruyan ya da uzak tutan bir güç ve kalkan enerji ve mekanı olması gerekir. İnsan düşüncesini, hafızasını, kalbini ve yaydığı hayat enerjiyi koruyan hafıza meleklerine ait hadis vardır. Hatta kâinatı ve yaydığı enerjiyi taşıyan İsrafil AS adlı meleğe ait hadis vardır.

-Belki de doğadaki her kanun sonlu ve geçici bir gerçektir, ama her gerçek bir kanun değildir.
-Bilim geçici, ilim ise ebedi gerçeğe örnektir.

-Belki de en az değişen veya hiç değişmeyen şeylere sonlu-geçici gerçek denir.
-Karşılığı yalan olmayan geçici şeyler sonlu gerçektir. Örneğin, güneş dün doğdu ve battı sonlu-sihirli-geçici. Ölüm sonlu gerçek. Bu gerçek bugün tarih oldu.
-Doğum ve ölüm sonlu-geçici gerçeğe örnektir.
-Gerçek ve Hakikat Kavramları; ebediyet, doğruluk, kalıcılık ve kesinlik kavramlarıyla örtüşür.
-Bilimsel olaraktan kâinattaki tüm yaratıklar ve enerji halleri ebedi gerçek halden ve boyuttan, geçici hallere ve boyutlara (geçici gerçeklere) indirilmiş tüm yaratıklar ve enerji halleri ilk orijinine dönecektir.
-Her şey, kâinat öncesi ebedi mutlak gerçeklerden günümüze inkişaf ettiği geçici gerçeklerdir.
-Maddenin de kâinat öncesi mutlak gerçeklerden kökenlendiği bir gerçektir.
-O zaman insan düşünce, yönetim ve eğitim sistemleri madde ötesi kökenli gerçekler üzerinden günümüze doğru gerçekçi inşa ederek geleceğe yönelmesi son derece önemidir.
-Zaten var olan nesnel kâinat üzerine bilincimizi inşa etmemiz geçici ve ölümlü bilim üzerine inşa edilen düşünce sistemi doğa ötesi anti madde ve orijinimizdeki gerçeklere doğru empati/eşduyum duymamıza önemli bir engel ve insani düşüncenin fıtratına terstir.

-Tam tersi orijinden günümüze düşünce sistemimizi inşa etmek daha gerçekçi ve geleceğe yönelmesi verimlidir. Önermelerinin bu asır ki eğitim, yönetim ve insan düşünce sistemlerini inşa edilişinin bilimsel yetersizlikleri açısından eleştiriniz.
-Doğa ve bilim; doğa öncesi ilim ve hakikatlerin geçici meyvesi olup, geldiği yere döneceğinden emin olun.
-O zaman eğitim ve düşünce sistemimizi nesnellikten daha somut ve gerçek olan doğa öncesi gerçeklere dayalı ve temelli inşa etmeliyiz.
-Ebediyetten, gerçekten, haktan (Allah (C.C)'DAN) geçici kâinattaki hayata geldik çok şey tekrar Allah (C.C) dönecektir.


Yaratmak;Dışarıdan hiçbir enerji haline gerek duymadan, var olan güç ve potansiyelinden bir veya çok şeyi değişik enerji halleri şeklinde veya yaratık/lar olarak oluşturmak, yaşamaları içinde kendi gücünden ve potansiyelinden yaralandırmak veya başka hiçbir enerji hallerine-şeylere gerek duydurtmamaktır. Allah (C.C).HUNE özgüdür.

Yaratmak;Yaratılan yaratık gerçek
yaradılış ürünü enerji ile hayatını devam ettirir.

Yaradılış;
-Allah (C.C) bir şeye ol der o da hemen oluverir.(Ayet) İnsanın Yaradılışı, kâinatın Yaradılışı, Kıyametin Kopuşu ve Asrımızla İlgili Bazı Ayetler,
-Ebedi-ölümsüz boyutta kâinata ol dedi ve her şey oldu bitti! Olmuş bitmiş boyuttaki sonuçlarda; yaratığın/yaratıkların tüm tercih olasılıklarıyla varacağı sonuçların hepsi mevcuttur. Yani bir kişi Allah (C.C) peygamber gibi teslim olması ile varacağı kader çizgisiyle sona ulaşır. Kendi özgün tercihleriyle hayatını değerlendirmesiyle varacağı kader çizgisinde karışılacakları önceden bilinir ve farklıdır. Ola ki Allah (C.C) şeytanı şeytan olsun diye yaratmadı. Akıllı yaratık olarak yarattı ve şeytan nefsini tanıdı. Allah (C.C) Önce Adem AS'I sonra eşini yaratıp cennete koydu. Kıyamete kadar orada kalacaklarını sonra onları kıyamette öldüreceğini hatırlattı. Onları cennete ki şu ağacın meyvesinde yememeleri konusunda uyardı. Yemeleri halinde nefislerine zülüm edebileceklerini konusunda uyardı.Kuran 7.Sure/ 19., 20., 21.,22., 23., 24., 25., 26., 27. Ayetler. Şeytan Adem AS'IN eşine ve kendisine ; birbirine kapalı ayıp yerlerini kendilerine göstermek için onlara cazibeli ve beğenili vesvese vererek: Rabbiniz size bu ağacı sırf melek olursunuz veya ebedi kalanlardan olursunuz diye yasakladı, dedi. Meyveyi yemeleri ve avret yerlerinin açması halinde melekler gibi ebedileşeceklerini cazibeli ve beğenili telkin etti. Onlarda Allah (C.C) ikazını unutup bu cazibeli teklife kandılar. Avret yerleri açılıp deşifre oldukları için; Adem AS'IN ailesi şeytanla;yer yüzündeki vahşi-doğal insan nefsi içinde türemek, yaşamak üzere ve düşman olarak indirildiler . Adem AS sonradan yalvardı Allah (C.C) onu affetti. Adem AS'IN Zürriyeti Habil ve Kabil kısasıyla vahşi insana karıştı. Sonradan şeytanının kendisi Allah (C.C) kurallarının tersine kendi tercihleriyle hilkat garibesi kader çizgisine girmiştir. Kuran 7.Sure/ 11., 12., 13., 14., 15., 16., 17., 18., 19., 20. Ayetler. Kuran 15.Sure/26., 28., 29., 31., 32., 33., 34., 35., 36., 37., 38., 39., 40. Ayetler. Kuran 17.Sure/61, 62., 63., 64., 65. Ayetler. Kuran 18.Sure/ 50. Ayetler Kuran 20.Sure/ 115., 116., 117., 118., 119., 120., 121., 122., 123. Ayetler. Kuran 38.Sure/ 71., 72., 73., 74., 75., 76., 77., 78., 79., 80., 81., 82., 83., 84., 85. Ayetler. Şeytanın imamı ve topal bir cinin oğlu (Menazil'n oğlu) olduğu rivayet edilen Azazil İbn-i Menazil'e (İblise) Allah (C.C) neden Adem AS'A secde etmedin diye soruduğunda beni ateşten onu topraktan yarattın, ondan daha üstün, hayırlıyım ve bana mühlet verirsen Ademin tüm zürriyetini şaşırtarak yoldan atabileceğini iddia etmiştir. Ola ki İblis (Azazil İbin-i Menazil) Adem AS'IN bedenini yer yüzündeki Adem AS öncesi doğal/vahşi insanımsıların bedenine benzetip onu hakir görmüş olabilir. Ancak Allah (C.C) Adem AS'A Ruhundan üflemiş, Akıl, Namus, İnsani İlim, Eşyayı Tanı İlmi ve Vicdan vermiştir. Meleklere Adem AS'A eşyayı sormalarını istemiş ve Adem AS bu özelliği nedeniyle tüm eşyayı doğru tanımış ve meleklere doğru izah etmiştir. Halbuki Adem AS'A kadar yer yüzü vahşi/doğal insanımsı insanlarına Allah (C.C) ruhundan üflememiş , akıl, vicdan vermemiş ve düşünsel-zihinsel işletim sistemi vahşi/doğaldı onun için sorumlu insan değillerdi yani cahil insandılar/dırlar. Sorumluluk serüvenleri Adem AS'IN yer yüzüne inişi ile başlar. Ancak bu vahşi/doğal insanımsı insanların eşyaya ve yaratıklara vahşi tapınma serüveni Adem AS'IN yaradılışını başlatmasına neden olmuş olabilir. Şirk (Kasti şirk Allah (C.C) en büyük af edilmez/edilmeyecek iftiradır) koşulmadan önce de O (Allah (C.C)); yegane ilahtı, tüm mülkler onundu, şükürler/hamtlar ona yapılırdı ve her şeye kadirdi, bugünde böyledir ve gelecekte de böyle olacaktır. Ayet vardır. Nefsine uyduğu kendisine (İblise) hatırlatılmış; imamlık makamından inmesi emredilmiş, kovulanlardan olduğu, kendisine uyanlarla cehenneme atılacağı, Allah (C.C) ihlaslı kullarını yoldan atamayacağını ve kendisine kıyamete kadar mühlet verildiği hatırlatılmıştır. Sonrada bu çizgideki tüm akıllı yaratıklar (İnsan, Cin... Vb) şeytana uymuş kabul edilip ya da yaşam döngüsünde şeytana tam itaat ediyorsa sanal, düşünsel ya da nesnel şeytan kabul edildiği: Allah (C.C); Peygamberleri, Suhuf ve Kitaplarıyla bildirilmiştir. Özel not; Belki de ya da Ola ki İblis şeytanlık yapmasaydı şimdi emekli imam, insanlara da, şeytanının ahlakından değil de onun yerine hayvanların ahlakı, davranış ve eylem şeklinde uzak duruşu telkini dini eğitimde verilir olabilirdi. Ola Ki Şeytan tekrar cennete konsa bile canı sıkılır ayni işi yapar. Sizi dünyaya göndersek yine aynı şeyleri yapardınız (ayet var).
-Ancak Allah (C.C) ebedi boyutta olup biten senaryonun geçici-ölümlü hayat ve yaratıklar boyutundaki ( kâinattaki) senaryoyu tarif ederken;
1-Yer ve gök yapışıktı biz onların arasını açtık. Enbiya 21. Sure 30. Ayet/ Fusslet 41. Ayet 11. Ayet
2-Yeri göğü 6 Günde/Evrede Yarattı (Kuran-ı Kerim CC 10.Sure /3. ayet, Kuran-ı Kerim CC 11.Sure /7.ayet)
3-Göğü hala genişletmekteyiz/Zariyat 51. Sure 47. Ayet.


Kâinatın Yaradılış Konusuyla İlgili Bazı Ayetler;
Kuran 7. Sure /54. Ayet.
Kuran 10. Sure /3. Ayet. Kuran 11. Sure /7. Ayet. Kuran 21. Sure /30., 31., 32., 33. Ayetler. Kuran 23. Sure /12. Ayet. Kuran 25. Sure /59. Ayet. Kuran 33. Sure /72. Ayet. Kuran 36. Sure /82. Ayet. Kuran 57. Sure/4. Ayet. Kuran 67. Sure /3. Ayet.

Sonuç;
-Ölümsüz bir boyutta olmuş ve bitmiş bir senaryonun ölümlü, geçici ve sonlu boyutu yaşanıyor ve yaşıyoruz.
-Yaşayan bu senaryoda;ör, hayırlı mukadderat dileyen bir insana Allah (C.C) icabet ettiği zaman o insanın geçiciden ebediye tüm mukadderatını değiştire biliyor.
-Yada geçici senaryodan dilediğini ebedi, geçici, yok… Vb edebiliyor ve/veya yapabiliyor.
-Onun gücü her şeye yeter ve o her şeye kadirdir.(Ayetler var)

Taklidi veya Güdük Yaratmak;Kendisini yaratanın ona sürekli hayat vermeye gücü yoktur. Saldım bayıra-çayıra rabbi kayıra yaratma türüdür. Örneğin, Zihinsel olarak insanın doğda olamayan şeyleri hayal edip sanal ve nesnel hayata uygulaması gibi

Üretmek;Kendisinden ve çevrede var olan enerjiden bir veya çok şeyi oluşturmaktır.

TüremekKendine benzer yaratıklar oluşturmaktır.

.
Yalan:
Karşılığı doğru ve ebedi gerçek olmayan kasti veya bilinçsiz Uydurmalardır. Karşılığı  doğru ve haklı olmayan yanıltıcı gerçektir. Yalan kısmen gerçeğin tersidir. Var olmayandır (yoktur).Örnek;Güneşteki füzyon misali aşkımın yanında kâinat kıvılcım bile değildir. Demirkuş 2003.
-Yalana örnek;Aşkımın yanında kâinat kıvılcım bile değildir.
"Aşkımın yanında kâinat kıvılcım bile değildir. 
-Kara delikler kabrim, ak deliklerde meyve vereceğim.
-Bir kanadım geçmiş, bir kanadım gelecek.
-Kalbime gömülü, sonlu sonsuzlar!!!
-Büyük kıyametten ebediyete uçuyorum". Demirkuş 2010.

Sürreya HAZIR'A Atıf Ettiğim Şiirimdir
.
Hayvanlarda yalan var mıdır? Toplumda yalan olmasaydı ne olurdu? Yalanın mubah olduğu tatbik/uygulayış alanları var mı? Sorular yalanın toplumsal döngülerdeki gerekliliğini vurgulamak için önem taşır.

Yanlış:
Karşılığı doğruya ve gerçeğe aykırı kasti olmayan uydurmalardır.

İftira:
Liyakatsiz yakıştırmadır.En büyük iftira Allah (C.C) şirktir.

Hiçlik Nedir;Allah (C.C) vahdaniyeti yanında geçici yaratık hayatı yok ve hiçlik olarak kabul edilebilir. Tüm yaratıkların enerji potansiyeli Allah (C.C)'N Nurunda vardı/vardır. Zerre enerji olarak geçici hayatla yaratıklar şereflendirildi. Sonra ebedi hayat müjdesi bağışlandı.

Anlamsızlık, Yokluk, Kayıp ve Hiçlik Kavramları Nedir? Hemen her şeyin mutlak en az bir anlamı vardır. Allah (C.C)’HU Her şeye kadirdir. Varlıklar âleminde Allah (C.C)’N İlminde her şey vardır. Bazı varlıklar yaratık olarak hayat bulmuştur. Allah (C.C)’HU anlamsız bir şey yarattığından bahsetmemiştir. Cüzi bir ilme sahipsiniz (insan için ) diye ayet vardır. Eğer bir insan bir şeye anlamsızdır, yoktur, kayıptır ve hiçtir diyorsa; ola ki aslında o insan anlam veremediği, yok saydığı, kayıp saydığı ve hiç dediği şeye karşı kendisi anlamsız, yokluk, kayıp ve hiçlik pozisyonunda ya da durumdadır.

Yokluk:Hiç bir şeyin olmadığı anlamına gelen yokluk kavramının karşılığı koca bir yalandır. Yaklaşık; Yokluk=Yalan !! Yokluk  kavramı hiçbir enerji halinin olmadığı boyut/larla örtüşen bir kavram olarak ifade edilmesiyle kavram,özdeyiş ve düşünce yanılgısını yaratmaktadır. Bu kavram, kayıp ve bilinmeyen kavramları ile karıştırılmaktadır.Belki de;"Enerji Yoktan Var Vardan Yok Edilemez" prensibinin tanımı eksik veya mantıksızdır. Çünkü enerjisiz bir boyut düşünmek mantıksızlık ve saçmalıktır. Doğadaki tüm döngüler bu mantıksızlığın kanıtı olabilir!! ”Enerji Kayıptan Var, Vardan  Kayıp Edilebilir” demek belki daha doğrudur veya mantıklıdır.            
Bu açıdan
, bilim ve insan henüz gençtir. Bilim ile bedensel beş duyuya ve duygulara ilave olarak, sanal dünyamız ve duyularımızla idrak edişimiz; eğitim, öğretim ve teknoloji ile pozitif bir şekilde evrimleştirilmedikçe; evrim teorisi ve prensiplerinin bazı bölümlerini gerçeklerle ilişklendirmenin ispatı şu an için olanaksız gözükmektedir. Bunun ispatı için bazı zihinsel ve bedensel enerji hallerini açıklamak asırlar alabilir. Hz. Muhammed AS. Miraca çıkmasıyla, Adem A.S.'ın yer yüzüne inmesini ışınlamayla ilişkilendirmeyi ispat etmeye veya çürütmeye henüz bilimsel veri ve teknoloji eksik ve yetersiz.Bu durum şu an zor, köre ışığı tarif etmek misali. Belki de ışınlamanın gerçekleştiği çağda veya maddeden anti maddeye doğru insanda var olan tüm  enerji hallerinin döngüleri deşifre edildiği zaman bunu daha iyi anlamamız sağlanmış olacaktır.  

Değişim;Yaratıkların çevresel, içsel, genetiksel, sistemsel, toplumsal… Vb değişimlere; genetik, davranışsal, yapısal… Vb tepki geliştirişidir. Kısaca değişim; önceki haline benzemeyiş olay, süreç ve olgusudur denebilir. Genel olarak değişim bir süreç evrim ise bir olgudur. Genel anlamda değişim süreci bazı sonuçları evrimleştirip evrim olgusunu gerçekleştirir. Değişmeyen tek şey değişimdir lafı koca bir yalandır. Değişim yaratıklarla yaratıldı ve onlarla da sonlanacak. Değişemeyen yegane zat Allah (C.C)DUR. Enerji halinin ve/veya yaratığın çevreye uyum için; bulunduğu konum, hal ve hayat döngüleri denkleminden farklı konum, hal veya hayat döngüleri denklemine geçme eylemi, süreci veya olgusudur. Her değişim değişmezlerin ve kısmi değişmezlerin kefeninde veya örgüsünde  hayat bulur. Değişim kavramı evrim kavramından daha büyük bir anlam ifade eder. Evrim Değişimin bir parçasıdır. Evrim yaratıksal değişimlerin gerçek ve ilişkisel hayat hikayesidir. Demirkuş 2009
I-Doğal Değişimler:Doğal koşullarda meydana gelen değişimlerdir. Ör, evrimsel değişimler, türlerin doğal oluşumu.
II-Yapay Değişimler:İnsandan kaynaklanan değişimler. Ör, çevre kirliliğinden kaynaklanan değişimler ya da teknolojik değişimler yapay değişime örnektir.
III-Ferdi ve Toplumsal Değişimler:Tercihlerimizden kaynaklanan ferdi ve toplumsal değişimler.
A-Liyakatli Değişimler:Toplumsal ve/veya tüm döngülerde;yaşatıcı, tamamlayıcı pozitif bütünleşik veya analitik özgünleşen değişimleridir.Ör,Liyakatli devrimler. Ör,Doğru, insancıl veya akıllı eğitimle peygamber ahlaklı insanları ortaya çıkarmak ya da yaratmak için yapılan değişimlerdir.
B-Liyakatsiz Değişimler:Toplumsal veya tüm döngülerde, antagonistik yani yok edici, zararlı bölücü ve parçalayıcı veya zararlı bütünleştirici değişimlerdir. Ör, Liyakatsiz Vahşi Leninist ve Marksist (Sovyet) devrimler ve ihtilaller. Ör,Yanlış, başıboş, doğal ya da vahşi eğitimin kuduz-vahşi-doğal ahlaklı insanları ortaya çıkarmak ya da yaratmak için yapılan değişimlerdir.
C-Rahmani, Şeytani, İnsani (Hercai- hüsran-i), Cahili (Hayvani) …Vb Değişimler; Tercihleri fert, toplum, kavim devlet ve insanlığın kalitesini ve geleceğini belirler. Allah (C.C) liyakatli değişmek istemeyeni, değiştirmezmiş. Belki de değişmezlerin/değişmek istemeyenlerin her şeyi; ya doğaya ya da liyakatli değişimi tercih edenlere malzemedir.
IV-Nötr Değişimler:Değişim potansiyeli mevcut ancak, sistemin ve organizmanın minimum değişimini ifade eden değişimlerdir. Ör, Timsahların evrimleşme ve değişim hızı.
V-Diğer Değişimler:Kategorilere girmeyen değişimler.

Dua nedir? Fert ve toplumların; değişmek, arzu, istek, gereksinimlerinin yerine gelmesi, şifa ... Vb için Allah (C.C)'HA yaptığı, yalvarış ve istemli yakarıştır. Aslında eğitimde her insanın; insanlık, yaratıklar ve kendisi için ne istedikleri konusunda istemlerini dua olarak deklere etmeye fırsat vermek o insanın düşünce sistemi ve sınırları hakkında bize önemli bilgiler verir. Onun için her insanın yaratıklar, insan ve kendisi için hür iradesiyle duasını ortaya koyması bizim onu daha iyi tanımamıza fırsat verir.

Siyaset, Bilim, Rejim ve Yönetimlerin Dindeki Konumlarından Yararlandırılışı İnsanlığın Geleceği İçin Önemlidir

- Din siyasete, ekonomiye, politikaya ve yönetimlere dayalı acımasız ve ölçüsüz menfaat kurallarını deşifre eder ve daha insancıl-rahmanı kuralları ortaya koyuşa kaynak teşkil eder ve yardımcı olur.
- Siyasette din olmazsa ya da siyasetçinin gerçek dini ve inancı olmazsa dinin yerini menfaat dayalı ekonomi borsası, politik ve siyasi zeka oyunları alır.
- Din siyasetçiyi, ekonomisti, politikacıyı, yöneticileri ve insanları ahlakı yönden rafine ve/veya filtre ederek kötü, iyi amelleri ve amaçlarını su yüzüne çıkarır. Hatta siyasetçinin ya da politikacının veya inanan insanın enderin samimi ahlaki ölçüsünü açığa çıkarır.
- Siyaset Dinle bağdaştırılmazsa bu sefer inançlı kitleden illegal (gayrı ahlakı ve gayrı resmi) yönden yararlanışın ve kullanışın yolu motive olur.
- Aynı durum din yönetim ve bilimle ilişkisel düşünülüp ya da yönetim ve bilimin dindeki konumları doğru tespit edilip insancıl çözümler üretilmezse bu sefer bilim ve yönetim cahili inançlı kitleden illegal (gayrı ahlakı ve gayrı resmi) yönden yararlanışın ve kullanışın yolu motive olur. Bu nedenle her medrese ve dini eğitimin mutlaka bilimsellikle güncellenip ilişkilendirilişi elzemdir.
- Biz İslamiyet'i insanlık için gönderilmiş bir din olarak kabullenip doğru değerlendirilmezsek bu sefer insan fıtratına doğru empati duymayan inanca /imana gerek duyan cahil radikal dindar kitlelerin ortaya çıkışına neden oluruz.
- Uzaya açılmadan önce tüm insanlığın bu dine sahiplenişi ve liyakatli değerlendirişi insanlığın işini gelecekte kolaylaştırmış olur.
- Bir anda düşünün Allah (C.C) bu dinleri göndermeseydi ne olurdu? Sorusunun yanıtı dinin değerini, önemini ve gereğini izahat için yeterlidir. Demirkuş 2013


Din nedir (İSLAM'DA);Akıl, ruh ve vicdan sahibi yaratıkları muhatap alan yaşanmış istendik, istenmedik ve nötr örnekler, peygamberi uygulamalarla ve yaratıkların akıbetleri konusuyla ilgi gelecek bilgileriyle dolu;kurallar ve yönetim sistemlerinden ibarettir. İlim ve bilim:insanın;olgu, süreç, olay, yaratık, enerji hallerini… Vb tanıma ve tatbik/uygulayış araçlarıdırlar. İlim ve bilimin dini olmaz.Kısaca; gerçekte ve doğal olarak dinin, bilimin, rejimin… Vb. şeyin insanı olmaz ki batı bu durum hayat bulduğu için insanlar otistik din ve bilim insanı olmuşlar. Bu insan tipinin özellikle din bilim ilişkiselliği açısından tüm bildiklerini diğer bildikleriyle ilişkisel düşünselliği körelmiş ve tümel düşünsel ve uygulayış ilişkiselliği cahilleşmiştir. Bu açıdan bu asır ki öğretim, öğrenim ve eğitim sistemi eksik, cahilce ve kesin yanlıştır. Özellikle üniversiteler ilk, orta ve lisedeki bilgilerin ilişkiselliğini tamamen körelticidir. Doğrusu insanının bilimi ve dini olur. Bu kavramları her konum ve boyutta dine bağlı düşünmek anlamsızdır veya mantıksızdır. Din hem uhrevi hem de dünyevidir. Peygamber ahlakı merkezli mantık ve uygulayışlarla yaratıklara yaklaşır.
Din; akıllı yaratıkların kâinatta verimli ve hayırlı yaşam döngüsünde yaşamaları için; her fıtrata uygun içeriği/leri, yaklaşımları, kuralları ve peygamberi uygulamaları içeren ilahi/peygamberi kökenli hayatın yaşama şekli reçetesidir. Bu tanım sadece Allah (C.C) gönderdiği dinler içindir, yaratık kökenli dinler değil. Yapısının-fıtratının kaldırabileceği, yapabileceği ve diğer yaratıklara hayırlı konumlandırmayı içeren kurallar bütünüdür. Geçmişte,hayatta ve gelecekteki gerekli, önemli; zaman,olay, süreç olgu ve sonuçları bilirir.
İpucu;Müslüman, namuslu (namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb Rahmani ve/veya şeytani insanlarla; namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb kara cahil , kasti cahil ve/veya çocuksu cahil insanlar karıştırılmamalıdır), dürüst, yeterince bilgili, zihinsel, eyelemsel ve davranışsal olarak kendini liyakatli konumlandırmasını alışık tepki (reflek) haline getirmeye çalışan çeveresine peygamber liyakati ile yaklaşan insandır. İnanıyorsanız üstün sizsiniz(ayet var)
-Allaha CC'HA doğru teslim olmayan. İblisi, şeytanı, cahili, vahşi ve münafığı yaşam döngüsünde doğru konumlandırmayan Müslüman'ın işi zor. Yani kişilik şifresini (IP numarasını) sadece Allaha CC'HA veren ve ondan başka şifresinin kopyasını bile;nefsine, ceddine, partisine, örgüte, tarikata, şeytani şeyhine, cebine… Vb Hiçbir yaratık ve ilme emanet etmeyen Müslüman kurtuluşta kabul edilir. Peygamberler Allah (C.C)'HA böyle teslim olduğu kabul edilir. Yarabbi bir an bile olsa beni nefsimle baş başa bırakma. (Hadis var)
-Düşünsel dünyamız nesnel dünyamızdan daha gerçekçi ve daha baskındır bu nedenle eğitim sistemleriyle düşünce sistemimizi düşünsel peygamber ahlakı temellerine dayalı somutlara ve gerçeklere göre inşa etmeliyiz.
-Doğa ve bilim; doğa öncesi ilim ve hakikatlerin geçici meyvesi olup, geldiği yere döneceğinden emin olun.
-O zaman eğitim ve düşünce sistemimizi nesnellikten daha somut ve gerçek olan doğa öncesi gerçeklere dayalı ve temelli inşa etmeliyiz. Bu düşünce mantığına dayalı geleceğe yönelmeliyiz.
-Sinerjitik (Uyumlu birliktelik) uyumlu kuvvetlerin ve güçlerin dengesine dayalı
ile Kuvvetler ayrılığı /zıtlığı (antagonistik) belki de kurumlar arasın da “Derebeyi Kurum Demokrasinin” ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Kuvvetlerin birlikteliğine ile tersine dayalı demokratik sistemler arasında ne fark vardır?
-Antagonistik(Birbirini yok edici) denge nefsani, vahşi, doğal, şeytani ve asabidir? Sinerjitik (Uyumlu birliktelik) denge insani ve Rahmanidir.
-Kısaca;ilimsiz ve bilimsiz din düşünülemez, bilim ve ilminde dini olmaz. Dini; ilim ve bilimsiz düşünmek, telkin etmek;anlamsız, cehalet, mantıksız belki de antagonistik (yok edici) analitik düşünme ürünü yapay bölücülüktür.1
Ders Çıkarış;
Dini peygamberler kendi yaşantılarına, davranış biçimlerine, sosyal ilişkilerine, düşünsel tefekkürlerine, işlerine… Vb her şeyine uygulayıp hayır gördüklerinde bu yaşantı biçimini fert, toplum ve devlet kendi sistemlerine klonlayarak ya da kopya ederek benimserler ve din böylece yayılır.
Yoksa geçmişteki ve günümüzdeki gibi sadece;bolca kuran kursları açıp kuran kuran için din din için mantığıyla dini uygulayış yanlıştır. Ya da dini araç olarak kullanıp padişahlık ya da şahlık veya kavim siyoşovenizmi tahtında bal kaymak geçinerek, cebren ve hile ile başka kavimlerin topraklarını işgal ederek ya da hükmüne-kavmine asimile ederek dinin uygulanışı eksik, cahili ve yanlıştır. Bunu en bariz örneği ilim-bilimin Müslüman'ın yitiği olduğunu kabullenişin uygulanmayışı, matbaanın ve teknolojinin kabul edilmeyişi ve yaşayan örneği de evrim biliminin kabul edilmeyişidir. Kuranı ve dini asırlardır hayata uygulanmadan sadece kuran ve din kabuğu içinde öğrenilmesi ne yazık ki insanlığa peygamberi (Rahmani/insancıl/Hz. Muhammed AS’A Peygamberlik (S.A.V) gelmeden önceki 40 yıllık insani ahlakı) ahlakın mutlak gerekliliği kavratılmadığı için bu günkü çevre sorunlarının ortaya çıkışyla yakın ilişkili olup çok pahalıya mal olmuştur. Var olan ortamda her şeyde ifrat ve terfide kayılarak olanakları uygun olduğu halde;insanlık enerji ve besin elde edilişinde çevrenin bereketli hudutları içinde yaşam döngüsünü amorti edememiş duruma düşmüştür.
A-Bir din tüm yaratıkları ve ürettiği enerji hallerinin tümünü aşarak her şeye öneriler ve çözüm üretmiyorsa o din geçersizdir?
B-Siyaset, bilim, şeytan… Vb yaratık ve yaratıkların düşünsel-nesnel ürettikleri dini aşabilir mi?
İpucu;
Siyaset dahil hiç bir şey İslamiyet'e aykırı değildir. Önemli olan helale aykırı olmayı dine aykırı olma ile karıştırmanın cehaleti, gafleti ve dalaletine düşmemek ve her şeyin dindeki yerini doğru konumlandırarak peygamber ahlaklı tepki ve davranışlar geliştirmektir. Bu açıdan İslamiyet yer yüzünde hemen her türlü rejimi içinde barındırmıştır. Geçici olan ortaçağ ve öncesi Allah (C.C) dinleri bilimi ve siyaseti İçin de yekpare konumlandırmamasının nedeni doğaldır. Çünkü geçici ve vadesi dolmuş dinlerdir, Bu nedenledir ki laikle bu dinlerin çıkmazları aşılmaya çalışılmıştır. İslamiyet hariç diğer tüm dinlere için laiklik farz gibi gözükmektedir. İslamiyet'e laiklik ceketini giydirmeye kalkmak büyük bir iftiradır. İslamiyet'in içinde vahşi ve insani demokrasi siyaseti mümkündür. Tüm gizli ve açık; münafıklar, cahilleri (kendin ve çevresini bilmezleri) ve liyakatsiz radikalleri deşifre etme siyasetle ilgilidir. Dinini satan, kötüye kullanan, yaratıklar her şeyini kötüye kullanabilecek kadar tehlikelidir. Onun için İslamiyet'te zaten rahmani, cahili, vahşi, doğal ve şeytani (münafık) siyaset vardı ve olacakta. Önemli olan siyaseti doğru konumlandırıp kötü niyetlileri de dinle, bilimle, hukukla etkisiz ve pasifsize etmektir.-Deneyimlere dayalı olarak ortaçağda vadi dolmuş ilahi/peygamberi dinlere tepki olarak dini siyasetten ayırma olan laiklik buluşu istenmedik, geçersiz ve yetersiz fert, toplum ve dinler için bir ilaçtır.
-Geçerli bir din(İslam) içinde belki de af edilmez bir iftiradır.
-Dinin içinde çok yüzlü münafıkların hepside din ve insanlık olalı beri iki yüzlü siyasetle hayat buluyorlardı ve kıymete kadar bu böyle olacak. Geçerli bir dinin siyasetten ayrılması ya da koparılması; kapitalistler (sermaye kuduzluğu), radikaller (empati/eşduyum kuduzluğu), Şovenistler (cet kuduzluğu), Siyonistler(din kuduzluğu), münafıklar (çok yüzlü kuduzluğu) ve cahiller(bilmezlik kuduzdu/değişmezlik kuduzluğu) için çifte start getirme anlamını taşır. kâinattaki tüm yaratılmış, yaratılan ve yaratılacakları içeren, kâinatta nasıl yaşaması gerektiğini örnek peygamber ahlakı kurallarıyla yaşatarak ve gelecekte tüm olacakların (tüm akıbetlerini) bildiren yegane din İslam'dır.

REJİM NEDİR?Bir devletin yönetim şekline rejim denir.Rejimlerin hepsi dünyevidir.Yönetim merkezli olarak yaratıklara yaklaşır.


REJİM VE DİN FARKI;Rejimlerin hepsi dünyevidir ve yönetim merkezli olarak yaratıklara yaklaşır. Din yaratıklara peygamber ahlakı kurallar ve yapısal uygunluk merkezli mantıkla ya da uygulayışla yaklaşır. Din hem uhrevi hem de dünyevi olduğu için rejimler dinlerin metriksinde kurtulamazlar.Dini aşamazsınız(Din aşılmazdır)(hadis var). İşin ucunda laiklik bile olsa da inanç sahipleri dünyevileri genellikle işletim sistemlerinde uyutmaya kadirdirler. Münafıkların dünyalıkları için namaz kılmaları ve dini icra etmelerin asıl hikmeti burada yatar. Evrimsel olarak dinler rejimlere baskıdır. Rejimlerin ve diğer toplumsal sistemlerin yaşayışları için dindeki yeri, gerekliliği doğru konumlandırış önemlidir. Dünyevi, rejimsel, toplumsal, bilimsel ve doğa yasalarını Allah (C.C)'N ayetleriyle, toplumsal deneyişleri, deneyim çıkarsayışları ve Atasal sözlerin Peygamberi (Rahmani/İnsancıl)n hadislerine denk tutuşun ötesinde eğitimde kullanılmayışının afat bu asır yaşanıyor. Dünyevi, rejimsel, toplumsal, bilimsel ve doğa yasalarını ayetleştirerek yönetimleri ilalaştırış nedir? Toplumsal deneyişleri, deneyim çıkarsayışları ve Atasal sözleri hadisleştirişle toplumsal kültürleri ve yaşantısal şekilleri cetleştirerek siyoşoven asimilasyon nedir? Ola ki Sistemin a kanunlarını ayetlerle den tutuş ile deyimsel ve Atasal çıkarsayışları peygamberin hadislerine denk tutuşun afatının farkındalığı din-bilim bilginlerini insanlığın ahlaki geleceği açısından korkutur?.

LAİKLİK NEDİR? Geçersiz dinlerin illetinden ve ehlinden yakasını kurtarmak için ortaçağ da doğa denizine atlayan belki de itilen veya düşen bilim bilginleri (bilim insanları?!) yılana (vahşi doğaya) sarıldılar. Getirilen ve razı olunan bu kuralın adını da laik koydular. Daha henüz doğayı hortumlama sanatını (patojen teknolojiyi edinme) edinmeden İslamiyet'te de bu tepki kaftan empoze edildi ve liyakatsizce ve cahilce biçtirilip giydirilmeye çalışıldı. Kısaca dini devlet işlerinden, siyasetten ve bilimden men etmektir. Dinle devlet yönetimi arasında insanların kafasında ve düşüncesinde cahilce ve liyakatsizce oluşturulan nesnel ve zihinsel Berlin duvarı gibidir. Ancak inananların da haklarının ve serbest ibadetini koruyacağını garanti eder. Özellikle İslamiyet'e aynı koşulu koymak büyük cehalettir. Geçersiz dinler için önlem olabilir.Vahşi ve doğal ya da liyakatsiz laiklikle; şeytan ve imamı iblise (Azazil ibn-i Menazil) ve onlara uyanlar; tüm insanlığa ve dinlere gizli açık elini kolunu sallayarak karışacak, dindekiler ve insanlar laiktir diye onun hilkat garibesi davranışlarına saygı gösterilecek anlamı çıkıyor. Laikliği daha iyi anlamak için;önce laiklikle ilgili beyin fırtınası sorularını sonra parçayı okuyun

Devrim;
İlahi taktirin akli ve/veya vahşi değişimin yani evrimin ürünü vahşi/doğal toplumsal sonuçlardır. Genellikle doğadan (evrimden) kaynaklanan; rekabetin, nefsin gücüne ve/veya akıla dayalı dayalı uzun süre kabul gördürülen/gören toplumsal eylemler ve kurallar bütünüdür. Ör;Veto imparatorluğu, toplumsal hile, oyun ve doğal gücün (nefsin) eylem ürünüdür. Peygamber ahlakıyla örtüşen devrim ve akli devrimlerin hepsi;nefsi müdafaa savaş/larına ve/veya mücadelesine/lerine dayalı akıl ürünü devrimler kategorisine girer. Semavi dinler: Allah C.C. tarafından vahiy edilen aklın tatbik/uygulayış ürünü gibidirler.

Eğitim
;Bilerek ve/veya bilmeden yaratıklarda; kalıtsal, öğretim ve öğrenimle kazanılan/edinilen bilgilerin; hayata insancıl/Rahmani uygulanabilir bilinçli alışık tepkiler haline getirilişine ve gelişine eğitim denir. Akıllı yaratıklara, nefsini, çevresini ve tüm nesnel, sanal, düşünsel araçlarını doğru tanıtıp, toplum ve çevre içerisinde; kendilerini liyakatli, namuslu (namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb Rahmani ve/veya şeytani insanlarla; namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb kara cahil , kasti cahil ve/veya çocuksu cahil insanlar karıştırılmamalıdır) ve dürüst konumlandırışları, toplum ve çevreyide kendi zihninde (iç dünyasında) doğru, liyakatli ve namuslu (namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb Rahmani ve/veya şeytani insanlarla; namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb kara cahil , kasti cahil ve/veya çocuksu cahil insanlar karıştırılmamalıdır) konumlandırarak gerektiğinin mutlak üstünlük ve liyakatin bilincini bilimsel verilere dayalı olarak kavratmak, öğretilenleri-öğrenilenleri düşünce ve davranışlarında alışık tepki (refleks) ve alışkanlık haline getirtmektir. Herkesin her şeyi bilmesi amaçlı değil de, her ferdin topluma ve tüm yaratıkları yararlı ve hayırlı olacak kadar bilgilendirilişi ve peygamberi (Rahmani/insancıl/Hz. Muhammed AS’A Peygamberlik (S.A.V) gelmeden önceki 40 yıllık insani ahlakı) ahlak sahibi oluşu kadar öğretimi, öğrenimi ve eğitimini veriş daha uygundur. Örneğin cani karakterli kişiliklerin bazı mesleklerde olmaması ve bazı şeyleri mutlaka bilmemesi gerektiği çıkarsayışından hareketle her kese her bilgi ve fırsat verilmemelidir. Fırsat eşitliğinden çok liyakatli fırsat verilişi üzerinden duruluş önemlidir. Bu sonuç insanlığın kabullenişinde zorunlu ve acı bir gerçektir. Hatta medya haberleri ve bilgileri de bu mantığın süzgecinden geçirilerek ortak payda merceğinden verilişi önemlidir.(Demirkuş 2008)
Çocuklarımızı ve öğrencilerimizi zamanında liyakatli eğitimle gerçek bilgilerle donatmazsak; onun yerine abur cubur, hurafe, vahşi, doğal, cahili, şeytani, iblisi, gereksiz, eksik, yanlış, liyakatsiz... Vb bilgiler doluşur ve geleceğimiz tehlike altına girer. Toplumsal olarak geri ve cahil kalmanın bir sebebi de budur. Bizler çocuklarımızın; düşünsel, tefekkürsel, feyzi, miras-i…Vb geleceği onlarda bizim geçmişimizdir. Onları liyakatli, eğitmek farzdır. Onlar liyakatli eğitim sonrası istedikleri ve tercih ettikleri geleceklerini yaşarlar ve içinde yaşatırlar. Ölümden sonra, çocuklarımızın içine dönecek geleceğimiz olamaz (gerçek mekanımız ahretimizdir) böyle bir düşünüş Belki de şeytani ve/veya cahilidir.
Gerçek eğitimle;zihinsel bedende ve kalbinde ; kimlik (id), tapındık-taptık(put) (idol), yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... Vb değer yargıları, inanç değerleri, süper ve özgün egolar(özgün istemler), gerçekler, doğa yasaları doğru konumlandırılmazsa sonuçta yanlış eksik ve sakat;mantık, düşünce, kavram… Vb yanılgısına sahip kişilikler toplumda ortaya çıkar. Doğru zamanda kendisini çevresine doğru konumlandırışın ön koşulu; kendisini ve çevresini yeterince doğru tanıyıp kendisini Allah (C.C) rızası için namuslu (namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb Rahmani ve/veya şeytani insanlarla; namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb kara cahil , kasti cahil ve/veya çocuksu cahil insanlar karıştırılmamalıdır), liyakatli ve dürüstçe konumlandırmaktan geçer.
Öğretim, öğrenim ve eğitimde de, olanaklarımız ölçüsünde:doğru kaynaktan/lardan, doğru bilgiyi-konuyu, doğru zamanda, doğru konumda-yerde, doğru yöntemle/lerle, doğru kişiye/ kişilere, öğrencinin güvenini kazanarak ve dersin önemini vurgulayarak; doğru pekiştirip ve hayatla doğru güncelleyerek sunmalıyız. Demirkuş, 2008

Eğitim;insana, doğayı-ötesini, nefsini, tüm nesnel ve sanal araçlarını doğru tanıtıp, toplum içerisinde; kendilerini liyakatli, namuslu (namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb Rahmani ve/veya şeytani insanlarla; namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb kara cahil , kasti cahil ve/veya çocuksu cahil insanlar karıştırılmamalıdır) ve dürüst konumlandırışları gerektiğinin mutlak üstünlük ve liyakatin bilincini bilimsel verilere dayalı olarak kavratmak, öğretilenleri-öğrenilenleri düşünce ve davranışlarında alışık tepki (refleks) ve alışkanlık haline getirtmektir. Herkesin her şeyi bilmesi amaçlı değil de, her ferdin topluma ve tüm yaratıkları yararlı ve hayırlı olacak kadar bilgilendirilişi ve peygamberi (Rahmani/insancıl/Hz. Muhammed AS’A Peygamberlik (S.A.V) gelmeden önceki 40 yıllık insani ahlakı) ahlak sahibi oluşu kadar öğretimi, öğrenimi ve eğitimini veriş daha uygundur. Örneğin cani karakterli kişiliklerin bazı mesleklerde olmaması ve bazı şeyleri mutlaka bilmemesi gerektiği çıkarsayışından hareketle her kese her bilgi ve fırsat verilmemelidir. Fırsat eşitliğinden çok liyakatli fırsat verilişi üzerinden duruluş önemlidir. Bu sonuç insanlığın kabullenişinde zorunlu ve acı bir gerçektir. Hatta medya haberleri ve bilgileri de bu mantığın süzgecinden geçirilerek ortak payda merceğinden verilişi önemlidir.

Eğitim:Fert ve Toplumda, istendik ( pozitif, negatif veya nötr) insancıl/Rahmani davranışların ve alışık tepkilerin ortaya çıkması ve benimsenmesi için yapılan her türlü faaliyettir. Diğer bir deyişle; canlı yaratıklara istendik düşünsel-bedensel insancıl/Rahmani davranışları kazandırmak için; yapılan iş ve verilen her türlü emektir.
Fert ve topluma/lara; peygamber ahlakı normlarını kavratmak-güncelletmek için; gerçeği/leri zamanın da doğru mayalamak veya mayalatmak için, yapılan her şeydir.
Veya İnsana;hayatında yapısı (fıtratı) oranında uygulayabileceği kadar; hakikatin ve peygamber ahlakını mayasını zamanında-yeterince doğru çalmaktır. (Demirkuş 2006)
Bazen eğitimle mutlak gerekli hedeflere ulaşmak için;toplumun değişime müsait olmadığı ya da fıtratının zorlandığı konular da diyet-özel bağışıklık sistemini geliştirmek çok önemlidir. Yani bir konuyu gerekliliğini anlamak için topluca geçici günaha davetin komikliği-gerekliliği. (Demirkuş 2007)



Öğretim: Öğretmek kavramından kaynaklandığı için, hedefe aktarılmak istenen bilgiyi kusursuz öğretmektir.
Öğretim:Doğada ve ötesinde var olan bilgileri (yaratıklar, olaylar, olgular, sistemler, kanunlar, kavramlar v.b) anlaşılabilir hale getirmek amacıyla çeşitli yöntem, araç-gereç ve teknikler kullanılarak  fert ve topluma planlı ve programlı bilgi aktarma sürecidir.

Öğrenme:Amaçlı veya amaçsız edinilen bilgilerin canlı yaratıklarda; kalıcı ve hayatta bilinçli uygulanabilir hale gelmesidir. Alışık tepki/refleks (otomatikleşir) haline gelirse adı "Eğitim", peygamberi (Rahmani/insancıl/Hz. Muhammed AS’A Peygamberlik (S.A.V) gelmeden önceki 40 yıllık insani ahlakı) ahlaklı uygulanış alışık tepki/refleksli olursa adı “Eğitimin Hedefi “ olur.
İnsan; kullanmadığı ve kullanamadığı bilgisinin hamalı, yanlış kullandığının;ya cahili ya da hainidir veya insan genellikle sahip olduğu bilginin; ya bilmezi, ya cahili, ya alimi, ya sakatı ya da hamalıdır!! (Demirkuş 2006).

Öğrenme:Öğrenilen ve öğretilen bilgilerin, bedensel, zihinse, düşünsel… Vb eylemler olarak hayata güncellenişi/güncellenmesi ve uygulanabilir hale gelmesi demektir.

Pekiştireç I ;
1-Öğretim; DNA zincirinin birinci ipliğinin yaşayabilen dizinini biyolojik yapı taşlarından üretmek,
2-Öğrenim; DNA zincirinin birinci ipliğini tamamlayıcı uygun ikinci ipliğinin yaşayabilen dizinini biyolojik yapı taşlarından üretmek,
-Birbirini tamamlayan bu iki ipliksi zincirin fermuarlarının karşılıklı gelip tamamlanması yani kapanmasıyla öğretim ve öğrenim tamamlanır/tamamlanmış olur.
3-Eğitim; tamamlanan iki zincirin uygun koşullarda kendilerini klonlamayı alışık tepki (refleks) ve alışkanlık haline getirmeye başlamasıyla/başarmasıyla yaratığın vahşi/doğal olan eğitimi tamamlanır.
4-Eğitimin Hedefi: İnsan da; dürüst, vicdanlı, insaflı ve namuslu davranışları alışık tepki (refleks) haline getrimektir. Çocuklar da (öğrencide/öğrenicide) bu biyolojik DNA zincir fermuarının gerekli zamanlarda, gerekli koşullarda, gerekli oranda; peygamberi, akli, vicdani, meleği, Rahmani… Vb istendik ahlak kurallarına uygun alışık tepki-alışkanlık olarak üretimi, kullanışı ve uygulanışıdır. Şeytani, deccali, kötü, zeki (sadece zekayi), nefsi, ceddi, iblisi, doğal/vahşi (hayvani), cahili (çocuksu), insani (hüsran-i)… Vb ahlaka dayalı; eksik, yanlış ya da istenmedik amaçlarda üretimin ve uygulanışın sonuçlarının tüm yaratıklara zararları örneklerle ve gerekçeli öğrenim öğrenicide/öğrencide alışık tepki (refleks) ve alışkanlık haline getirilmesi gerekir.

Pekiştireç II;
1-Öğretim; pantolon fermuar zincirinin dişli birinci kanadının/parçasının üretimidir,
2-Öğrenim; pantolon fermuar zincirinin dişli tamamlayıcı ikinci ya da diğer kanadının/parçasının üretimidir,
-Birbirini tamamlayan bu iki parça fermuar zinciri dişlerinin karşılıklı gelip tamamlanması yani kapanmasıyla öğretim ve öğrenim tamamlanır/tamamlanmış olur.
3-Eğitim; öğrencinin/öğrenicinin fermuarı açıp kapamayı alışık tepki (refleks) ve alışkanlık haline getirmeye başlamasıyla/başarmasıyla tamamlanır.
4-Eğitimin Hedefi: İnsan da; dürüst, vicdanlı, insaflı ve namuslu davranışları alışık tepki (refleks) haline getrimektir. Çocukların (öğrencinin/öğrenicinin); pantolon fermuarının gerekli zamanlarda, gerekli koşullarda, gerekli oranda; peygamberi, akli, vicdani, meleği, Rahmani… Vb istendik ahlak kurallarına uygun alışık tepki-alışkanlık olarak kullanışı ve uygulanışıdır. Şeytani, deccali, kötü, zeki (sadece zekayi), nefsi, ceddi, iblisi, doğal/vahşi (hayvani), cahili (çocuksu), insani (hüsran-i)… Vb ahlaka dayalı; eksik, yanlış ya da istenmedik amaçlar için kullanışın ve uygulanışın sonuçlarının tüm yaratıklara zararları örneklerle ve gerekçeli öğrenim öğrenicide/öğrencide alışık tepki (refleks) ve alışkanlık haline getirilmesi gerekir.
Dünyada Yürürlükteki Eğitim Sisteminin/lerinin Durumu Konumu ve Liyakati;
Var olan eğitim sisteminde İslamiyet'in geçerli ve gerçek; inançsal, kültürel, kavimsel… Vb hemen hiçbir değer yargısı dikkate alınmadan ya da sadece batının deneyimlere dayalı vahşi değer yargılarına, dünyevi yönetimsel ve bilimsel değer yargılarına dayalı eğitim sistemleridir. Bu eğitim sisteminde; insanların tüm düşünsel, zihinsel, nesnel, sanal, dijital, kültürel, inançsal … Vb istendik, gerçek değer yargıları ve doğa, doğa ötesine ait bildikleri bilimim vahşi ve doğal değer yargılarına kodlayarak, zipleyerek ve asimile ettirilerek insanlığı yaşamsal olarak nesnel doğanın ve düşünsel olarak bilimin kefeni içerisine asimile ettirmektedir. Diğer bir deyişle insanlığın bilimi ve doğayı aşan düşünsel ve zihinsel değer yargılarını bilimin, demokrasinin, doğanın ölümlü ve sonlu kefeni içine kodlayarak, zipleyerek, özümseyerek ve körelterek insanlığı zihnen nesnel ve bilimsel doğanın hapishanesi içine sıkıştırmaktadır. 19. ve 20. YY Eğitim sisteminde her bilim insanı bilimin bir parçası olarak otistikleştirilmiştir. Adeta bilimin her parçasına bir bilim insanının her şeyi otistik ve özel bir parça olarak kodlanarak yerleştirilip ya da yetiştirilip ölümlü bilimin bedenine kişilik kazandırılarak bilim ilahlaştırılmaya çalışılmaktadır. Doğrusu bilim ve tüm kâinatlar gelişmiş insanın kalbini aşamaz. Bilim her insanın bir parçası olacağına her bir bilim insanı bilimin bir parçası olarak bilimin bedenine malzeme oluyor. Çözümü de kapitalistler ekonomik sorunlar hallolunca yani insanlığı zenginleştirip besili hayvan gibi besleyerek insanlık sorunlarının halledeceğine bizleri inandırmıştır. Halbuki deneyimler göstermiştir ki; ekonomik koşulları çok iyi olduğu halde, aşırı beslenişten kudurup zihinsel doyumsuzluktan bunalıma giren zenginlerin yanında zihnen ve düşünsel olarak rahat, hür olmayan insanlar bu zihinsel- düşünsel sıkışıklıktan, sıkıntıdan sokaklara hürriyet diye dökülüp sorunlar yaratmaktadırlar. Bu nedenledir ki var olan eğitim sisteminin tüm değer yargılarının bilimsel kefeni; dünyevi doğal dinler ve vaadi dolmuş ya da Allah (C.C) tarafında icabet görmeyen semavi dinlerin kefeni ile birebir örtüşmektedir. Ancak tüm doğayı, yaratıkların geleceğini ve geçmişini kuşatarak haşır olacağı son durumu bildiren İslamiyet'e aynı ceketi giydirmek insafsızlık belki de insanlık için bedbahtlık olur. Çünkü tüm ölümlü, sonlu yaratıkları ve her şeyi kuşatan İslam, ebediyetten gelen hayatın geçici dünyeviliğini, her şeyini kuşatmış ve yine ebediyete yaratıkların nasıl göç edeceğini bildirmiştir. Gün geçtikçe bilim bunu kanıtlamaktadır. Sonuç olarak; bilim ve doğa Müslümanların kalbi ve zihni içindeki yitiği olarak keşif edilip İslami değer yargılarıyla ilişkisel öğrenilmesi ve bilinmesine yönelik eğitim yapılması daha liyakatlidir. Zaten İslamiyet'in dışında hiçbir din bu kapsamların kefenlerini kuşatamamış ve/veya kuşatamaz yada bu alt yapı envanter ve dokümana başka hiçbir din ve bilim sahip değildir. Kısaca tüm yaratıkları, doğayı ve bilimin kefenlerini kuşatarak ilişkisel eğitim verilebilecek yegane din İslam'dır. Gerçek Eğitim sisteminin amacı; dürüst yaşamanın alternatif tüm çürük yaşamaya tercihini ispatını göstermektir. İnsan gen havuzundaki Rahmani-İnsancıl genlerin hayvani ve şeytani genlere baskınlığını ve kontrolünü kesinleştiren eğitim, yönetim ve yaşam sistemlerine gereksinim vardır. Zenginin fakire sadaka, bilenin bilmeyene bilgi, güçlünün güçsüze himaye, iman edenin imansıza dua ikram ediş borcu vardır.
Hazıra Alışkanlığın Getirdiği Zararlar Nelerdir? Hazıra Konmak Faiz (kapitalist asalak-parazit) ve liyakatsiz Yarış (İnsanımsı Rekabet ya da Vahşi ve Doğal Birliktelik);
İkiz iki kurt köpeği düşünün: Biri evde beslenip her şeyini hazır alsın, merhamet, sevgi ve saygı görsün, aileden biri gibi icabet görsün evde.
Diğeri özel eğitilmiş polis köpeği olarak yetiştirilmiş ve iş gören yardımcı icabeti görsün.
Bu iki köpeği çeşitli koşul ve durumlarda karşılaştıralım. Hazırın yaratıklarda geliştirdiği alışkanlığın zararını görmek zor değildir.
Hazırcılık/Hazıra Alışmak, Faiz (kapitalist asalak-parazit) ve Vahşi Rekabet (İnsanımsı Rekabet/Vahşi-Doğal Birliktelik); gayret bile sarf etmeden edinilen ve edinilmek istenen her şey. Faiz (kapitalist asalak-parazit) emek sarf edilmeden paranın para kazanışıdır. Kısaca faiz (kapitalist asalaklık-parazitlik); sermaye sınıfının (kapitalistlerin) fazla parasıyla ihtiyaç sahiplerinin hayat döngüsünü; kendi menfaatleri ve siyasi amaçlarına uygun hükmüne-ablukasına terbiye ve disipline edişi için kullanılan liyakatsiz sermaye ya da paradır. Aslında sermaye sınıfının liyakatsiz şişmanlığa (obez kapitalizme) ulaşmamsı için; yıllık büyüme ve kar ediş oranlarını yaşadığı toplumdaki fakirlere ve normal insanlara oranın global dağılım dengesini aşamaz. Hatta bu amacı gerçekleştiriş için; fakirler ve işsizlerin devlet fonu her zenginin kar yaptığı her işe mutlak kar ve sermaye ortağı olarak beraber olur ki bu istendik gelir dağılış dengesi sağlansın. Sermaye sınıfının tüm malları ve sermayesi tüm kamuya açık ve geriye-ileriye doğru sorgulanabilmelidir ve bilgiler herkese açık olmalıdır.Hazır yabani yaratıklara, çalışarak hak ediş insana yakışır. Demirkuş 2010 Hazırın, faizin ve vahşi rekabetin liyakati yabani yaratıkların yaşam döngülerinde haktır. İnsanlar hazıra, faize ve vahşi rekabete talip ya da uygulayışında olduklarında hayvanlar miracından daha aşağı bir miracı hak eder.
Belki de bir insanın, toplumun kendisine ve çevresine verilebileceği en büyük ceza; kendisinde hazıra konma arzusunu alışık tepki (refleks) ve alışkanlık haline getirmek ve kendisini hazıra alıştırmaktır.
Şeytani ve Doğal/Vahşi/Cahili ya da Hayvani Rekabet ; Demokraside, Siyasette, Eğitimde, Ekonomide… Vb her türlü doğal, vahşi ya da doğal/vahşi zayıf ve güçsüzlerini; çökerten, besi yeri olarak kullanan, eleyen ya da öldüren rekabettir. Uyum sağlayamayanı öldürücü yok edici-antagonistik olan; Şeytani ve Doğal/Vahşi/Cahili ya da Hayvani Rekabet sadece çıtayı atlayanları yaşatıcıdır.
        Rahmani Rekabet (Diğer Adıyla Zarurettir):Rahmani Ahlakla; Adil , Vicdanlı, Akıllı… Vb öncelikleriyle; demokraside, siyasette, eğitimde, ekonomide… Vb her türlü insani ve gerekli yaratıkların zayıf ve güçsüzlerini; liyakatli yaşatan rekabettir (uyumlu-sinerjitik birliktelik) yani zayıflarını yaşatır ve tedavi eder. Zayıflarımız zayıf oldukları her şeye (şeylere) karşı bizim erken uyarı sistemlerimiz gibi çalışır ya da bizi erken uyaran hayırlı sebepleri vardır. Yani zayıfların varlıklarının ve yaşatılışının hayırlı sebepleri vardır. Zayıflar en azında hastalık ve istenmedik etmenlerine karşı canı bedelinde bizi uyarır. Halbuki vahşi olan evrim ya da evrimleşme vahşice zayıflarını ve güçsüzlerini öldürür ya da güçlülere malzeme (ör. Karuni kapitalizm) eder. Halbuki Şeytani ve Doğal/Vahşi/Cahili ya da Hayvani Rekabet; zayıflarını ya öldürür ya yok eder ya da kapitalistler gibi besi yeri olarak yaşatırlar.
        Rahmani (insani ve doğal döngü için gerekli zayıfları yaşatan ve tedavi eden) , şeytani (Kapitalistlerin zayıflarını besi yeri olarak yaşatması) ve hayvani/cahili (hayvanlar arasında zayıflarını eleyen ya da yem olarak kullanan) rekabetler arasındaki farkın farkındalığını kavrayıp kurallarını peygamberi (Rahmani/insancıl/Hz. Muhammed AS’A Peygamberlik (S.A.V) gelmeden önceki 40 yıllık insani ahlakı) ahlakla ilişkilendirişe çalışın. Vahşi/Doğal/Hayvani /Cahili ve Şeytani; Siyasetin ve Demokrasinin deşifre edemediği, kudurtmadığı ya da kudurtamadığı; fert, toplum… Vb insan tipi, her türlü istendik değer yargıları (inançsal İslami değer yargıları dahil) geleceğimizin öğretim, öğrenim, eğitim, yönetim, rejim… Vb sistemleri için çok büyük değer taşmaktadır ve çok çok önemlidir.
Sonuçta, bilimi daha etkili biçimde kullanan kapitalistler;Müslümanları yanlarına çekmek için;kafircikleri alt edelim diye bazı Müslüman kavimleri menfaatleri gereği hidayete erdirme(Taliban ve İran hidayeti), bedava teknolojiler takdim ederek (Pakistan nükleer enerji... Vb) planlarını uygulamaya koyan Karunizm (kapitalizm) komünist sitemin başını hidayete erdirmeyi başarmıştır.
      Bu gün ise kapitalistler;demokrasi sistemini yayacağım bahanesiyle Gayri Müslim inanç ehline (eski din ehli kavimlere, birleşmiş milletler, sosyalistler ve ılımlı komünistlere) göz kırparak veya yanlarına alarak hidayet ettiği müslüman ülkelere rableşmeye kalkışıyor ve Karunizm (kapitalizm) için büyük ortadoğu besi yerini hazırlıyor gibi. Kapitalizmin tarihi ortaklarına oynadığı oyunlarıyla örtüşen örneklerini hayvanlar aleminde (av ve avcı ilişkilerinde) görmek olasıdır.


Yaşamak için; insanların  liyakatli çalışması adaleti, zarureti(gerekliliği), bitki-hayvanda Şeytani ve Doğal/Vahşi/Cahili ya da Hayvani Rekabeti gerektirir.
-Rahmani Rekabet:Rahmani Ahlakla; Adil , Vicdanlı, Akıllı… Vb öncelikleriyle Zayıflarını Yaşatır ve Tedavi eder.
-Bitkiler ve  hayvanların  doğasındaki; zarafetin–gücün-çekiciliğin  ve çeşitliliğin nedenlerinden birisi de rekabettir.
-İnsanın bu açıdan güzelliği;zayıflarını, güçsüzlerini yaşatan ve rekabetten güçlü olan fıtratına uygun; liyakatli bilinçli zaruri ilişkilerden gelir.
-Şeytani ve Doğal/Vahşi/Cahili ya da Hayvani Rekabet, hayvanlar için her zaman zorunlu, insan için zorunlu değildir(insanları hayvanlaştırır).
-İnsanları aynı koşullarda rekabete sokmak fıtratlarına aykırıdır. Bu durum revan bir atı, koşu atıyla aynı koşullarda rekabete ve yarışa sokmaya-zorlamaya benzemekten daha berbattır. Her fert ve toplumun fıtratı ve başarıyla yapabildiği istemleri itibarıyla başat olduğu konuda görevlendirmek ve iş sahibi etmeyi çekici hale getirmek daha liyakatlidir.Şeytani ve Doğal/Vahşi/Cahili ya da Hayvani Rekabet beceriksiz, hasta, dürüst ve kanaatkar zayıflarını yaşatmadığı için zarurete çekiniktir ya da zaruret(rahmani-insani birliktelik) tam tersi koşulları sağladığı için rekabete baskındır.
-Rekabette merhamet olamadığı için insani değil hayvanidir. Rekabette merhamet olursa o zaman adı zaruret(rahmani-insani birliktelik) olur.
    Doğal (vahşi) Rekabetle güçsüzlerin ve zayıfların yaşam hakkı güçlülerin insafına mahkum edilir.Güçlüler ya güçsüzlerin bedenini avlar ki bu durum sıkça hayvanlarda görülür. Bu durum insanlarda;ya güçsüzlerin bedenleri avlanır ya paralı köle ya da besi yeri olarak güçsüzlerin emekleri ekonomi adı altındaki zeka oyunu uygulamalarıyla avlanarak kullanır. Şeytani ve Doğal/Vahşi/Cahili ya da Hayvani Rekabet insani açıdan adaleti, liyakati ve merhameti yok sayan bir kavram-eylem olduğu için insani değil doğal ve vahşidir.. Bu durumda sıkça kapitalistlerde görülür.


Öğretmen/Öğreten; Genellikle belli bir sahada uzmanlaşmış; alanındaki bilgileri yaşantısına doğru ve güncel uygulayabilen, öğrencileri öğrenme sürecinde sahasıyla ilgili eğiten, rehberlik eden ve alanında yeterince uygulamalı eğitsel (pedagojik) bilgiye sahip kişidir. Bilgisini Zamanında Güncellemeyen Öğretim Elamanı, Öğrencilerinin Geleceğinden Çalmış Olur (Demirkuş, 2009).
Öğrenci/Öğrenici; Bir konuda ve sahadaki bilgileri öğrenemeye ve uygulamaya hazır, öğrenmek için belli özellikleri, sorumlulukları kabul eden ve taşıyan kişidir (Demirkuş, 2009).


BİLİM NEDİR? Doğadaki pozitif öncelikli (nesnel) bilgilere dayalı tüm bilim dallarındaki toplam bilgi ve uygulamaları içeren en kapsamlı kavramlardan biridir. Bilim, daha çok nesnel verilere dayalı olarak gelişip ilime doğru emekler. Bilim hayatın başlamasıyla insanın ve bazı yaratıkların çevresindeki, iç dünyasındaki… Vb edindiği bilgiler bütününe verilen addır.Büyük Kıyametle ölüme mahkûmdur. Daha çok öğretim teknoloji, deney ve deneyim kavramlarıyla ilişkilidir. Bilim yaratıkları, olguları, olayları ve süreçleri tanımak için bir araçtır. Bilim ilimin metriksindedir. Geçmişteki, günümüzdeki ve gelecekteki tüm bilim çatısının çözmecesini (pazılını) ilim içerisinde ya da şemsiyesinde değerlendirirsek bu çözmecenin alt birimleri/parçaları ya da veri tabanı bilgi birimlerdir. Geçmişten geleceğe bu çözmecenin alt birimleri; değişmez, değişen, değişken ve diğerleri şeklinde gruplandırılarak ya da disipline edilerek “Bilimin Evrimi” dersi çerçevesinde incelenebilir. Bilimin Tarihi ya da Bilimin Evrimi olur ilmin tarihi ya da evrimi olmaz!! Bilim ölümlü olduğu için bilimde mutlak gerçek yoktur, ilim ölümsüz olduğu için ilimde mutlak gerçekler vardır. Bilim, ilimin yaratıklarda yeşeren ölümlü-sonlu bilgi örüntüsü boyutudur. Bilim; Tüm Bilim Dallarını Kapsayan-İçeren Geniş Kavramdır. Bilimin veri tabanı bilgi birimleridir. Biyoloji merkezli bilgi veritabanı birimlerinin örüntüsünde Biyoloji Bilim Dalı Ortaya Çıkar. Evrim merkezli bilgi veritabanı birimlerinin örüntüsünde Evrim Bilim Dalı Ortaya Çıkar ya da oluşur… Vb Tüm Bilim dallarına bu mantık genellenebilir. Zeki yaratıkların çevresine uyum, gelişim, çevresini ve kendilerini; konumlandırış, tanıyış ve kullanış aracıdır. Bilgi ise bilim ve ilimin veri tabanıdır. Bilim yaratıkların geçici enerji yaşam döngüsünde deneyim, öğretim, öğrenim ve eğitime dayalı ortaya çıkardıkları ilim versiyonu ürünüdür. İlim, ezeli, ebedi ve Baki olan Allah (C.C) Âlim Sıfatına tabiidir ve ölümsüzdür. Aslında bilimin kökeni de ilimdir. Sanki bilim doğa kökenli canlı ve yarı canlı yaratıklar tarafından eşyayı ve tüm yaratıkları tanıyış, kullanış, amaçlı konumlanış... Vb düşünsel dikitlerini temsil eden bilgi tabanlı düşünsel işletim sistemi gibi bir araçtır. İlim ise ilahi/peygamberi kökenli olup, eşyayı, tüm yaratıkları ve kendini tanıyış, kullanış, amaçlı konumlanış... Vb düşünsel sarkıtları temsil eden bilgi tabanlı düşünsel Akıl işletim sistemi gibi bir araçtır. Yaratıkların genetik, fıtratı, deneyimleri ve ilahi/peygamberi kökenli ölümlü ve geçici hayata uygulanan ilim versiyonuna bilim deniyor. Bilim ve ilim mürşit olamaz ancak araçtırlar. Ör. Peygamberler; Peygamber Ahlakı Mürşididirler. Ünlü bilim uzmanları; sahalarının mürşididirler. İnsanlarda bilim ve doğa insanı değil Allah (C.C) insanıdırlar. Onun için Bilim-İlim İnsanı, Bilim-İlim Adamı, Bilim-İlim Kadını Kavramları bazı insanlar için yanlış ve liyakatsizdir. Bilim Uzmanı, Bilim Eksperi, Bilim-İlim Ustası, Bilim ve İlim Alimi, Bilim Bilgini, Bilirkişi, Bilen Zat kavramları bazı insanlar için daha liyakatlidir. Bilim; ilimin yaratıklardaki; irsi ve/veya sonradan öğrenilen ya da üretilen hayatla ilgili ölümlü-sonlu örüntüsü-örgüsü gibidir. Bilgi ise, bilimin veri tabanıdır. Bilim ölüm ötesine henüz genç ve kördür. Yaratıkların ölümünden sonra ömürleri boyunca yaydıkları enerji ve hayat döngülerin akıbeti ve sonraki geleceği için hiçbir şey söyleyemez. İlim tüm sonuçları bildirmiştir.

Bilimin İnsandaki En Önemli Meyvesi: Bilimin insandaki en önemli meyvesi; çevreye ve doğaya kısmen hakimiyeti sağlayan fen, teknoloji ve iletişimdir. Ancak güzel ahlak olmadan bu meyveyle insanlık en aşağılık yaratık seviyesine ve postuna bürünür. İnsanın bilim aracını ve teknolojik araçlarla ürettiği; sanal, hesabi (dijital), düşünsel ve nesnel; teknoloji, bilgi, kültür... Vb. kullanarak benimsediği yaşama biçimi ve ürettikleriyle doğadaki çok şeyi öğrenip, kendi arzularına göre işleyip devşirmesidir. Bilimin Meyvesi Olan Teknoloji İle; İnsanlar eşyayı ve gayri insani yaratıkları köleleştirir ve iletişimi kolaylaştırışıdır. Bilim, teknoloji ve ekonomi ne kadar gelişirse gelişsin buna paralel olarak "İnsanlık İnsancıl (Rahmani) Ahlakla Taçlandırılmadıkça", insanlığın hayvandan daha aşağılık vahşi bir konuma geleceğinden emin olabilirsiniz. Ben güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderildim (hadis vardır).

Bilimsel Açıdan Doğa Ötesi: Bilim açısından henüz genişleme boyutuna ulaşılmayan doğanın geleceğini ve nesnel ötesini ifade eder. Ör; gelecekte doğayla ilgili bilinecek her şeyi ifade eden doğanın geleceğidir.

Bilim ilmin (pozitif, negatif, nötr bilim; beşeri bilimlerin), öğretim ve öğrenim eğitimin alt ünitesidir. Bilim daha çok öğretim, İlim ise eğitim   kavramı ile ilişkilidir.

-Bilim;İnsanların nesnel kökenli kâinattaki her şeye yüklediği yazılı, sözlü, görsel... Vb kanıtlara dayalı sonlu ve ölümlü anlam ilimin insanlar tarafından ortaya konmuş ve üretilmiş karşılığına bu gün bilim deniyor.
-Bilim ilmin insandaki geçici ve cüzi ölümlü ilim halidir.
-Onun için bilim bilginleri (bilim insanları?!) bilimde mutlak gerçek yoktur önermesini genellikle kabul ederler.
-Kâinat ebedi ve ezeli gerçek olan ilmin içinde geçici sınırlı ve sihirli hayat olarak yaratılmıştır. İnsan cüzi ilme sahiptir(Ayet var)


İLİM NEDİR?Bilime ilave olarak; ahlakı, doğa ötesi ve tasavvufu içeren, tüm bilgi ve uygulamaların hayatla gerçek ilişki ve tanımlarıyla şekillenen en kapsamlı kavramdır. İlim daha çok eğitim kavramı ile ilgili olup, beşeri merkezli olarak bilime ulaşır. İlim; Allah (C.C) Âlim sıfatına tabi olup tüm yaratıkların ezeli, yaşayan ve ebedi aşamadığı ve hayat bulduğu ölüp ve diriltildiği tüm bilgilerin en kusursuz, verimli ve israfsız konumlandığı bilgi bütünlüğünü, ilişkiselliğini ve birlikteliğini içerir. İlim bilinen ve bilinmeyen tüm bilimleri de içerir. İlim bir gerçek bilim ise ölümlü, sonlu ve geçici bir araçtır.
      Bilim ve ilim; tüm yaratıkları, olguları, olayları, süreçleri, ilişkileri ve enerji hallerini tanımak için bir araçtır, bilgi ise veri tabanıdır. Bilimi ve ilimi bilgilerimizle işletip, hayata uygularız.

İlim, bilime ilave olarak ahlaki - hayvani-meleği doğa ötesi ve  tasavvufu  içeren  en geniş bilgi havuzunu temsil eden kavramdır. Bilim; Tüm Bilim Dallarını Kapsayan-İçeren Geniş Kavramdır. Bilimin veri tabanı bilgi birimleridir. Biyoloji merkezli bilgi veritabanı birimlerinin örüntüsünde Biyoloji Bilim Dalı Ortaya Çıkar. Evrim merkezli bilgi veritabanı birimlerinin örüntüsünde Evrim Bilim Dalı Ortaya Çıkar ya da oluşur… Vb Tüm Bilim dallarına bu mantık genellenebilir. Zeki yaratıkların çevresine uyum, gelişim, çevresini ve kendilerini; konumlandırış, tanıyış ve kullanış aracıdır. Bilgi ise bilim ve ilimin veri tabanıdır. Bilim yaratıkların geçici enerji yaşam döngüsünde deneyim, öğretim, öğrenim ve eğitime dayalı ortaya çıkardıkları ilim versiyonu ürünüdür. İlim, ezeli, ebedi ve Baki olan Allah (C.C) Âlim Sıfatına tabiidir ve ölümsüzdür. Aslında bilimin kökeni de ilimdir. Sanki bilim doğa kökenli canlı ve yarı canlı yaratıklar tarafından eşyayı ve tüm yaratıkları tanıyış, kullanış, amaçlı konumlanış... Vb düşünsel dikitlerini temsil eden bilgi tabanlı düşünsel işletim sistemi gibi bir araçtır. İlim ise ilahi/peygamberi kökenli olup, eşyayı, tüm yaratıkları ve kendini tanıyış, kullanış, amaçlı konumlanış... Vb düşünsel sarkıtları temsil eden bilgi tabanlı düşünsel Akıl işletim sistemi gibi bir araçtır. Yaratıkların genetik, fıtratı, deneyimleri ve ilahi/peygamberi kökenli ölümlü ve geçici hayata uygulanan ilim versiyonuna bilim deniyor. Bilim ve ilim mürşit olamaz ancak araçtırlar. Ör. Peygamberler; Peygamber Ahlakı Mürşididirler. Ünlü bilim uzmanları; sahalarının mürşididirler. İnsanlarda bilim ve doğa insanı değil Allah (C.C) insanıdırlar. Onun için ilim daha çok beşeri merkezli olarak, bilime ulaşır. Bilim-İlim İnsanı, Bilim-İlim Adamı, Bilim-İlim Kadını Kavramları bazı insanlar için yanlış ve liyakatsizdir. Bilim Uzmanı, Bilim Eksperi, Bilim-İlim Ustası, Bilim ve İlim Alimi, Bilim Bilgini, Bilirkişi, Bilen Zat kavramları bazı insanlar için daha liyakatlidir. Bilim; ilimin yaratıklardaki; irsi ve/veya sonradan öğrenilen ya da üretilen hayatla ilgili ölümlü-sonlu örüntüsü-örgüsü gibidir. Bilgi ise, bilimin veri tabanıdır. Bilim ölüm ötesine henüz genç ve kördür. Yaratıkların ölümünden sonra ömürleri boyunca yaydıkları enerji ve hayat döngülerin akıbeti ve sonraki geleceği için hiçbir şey söyleyemez. İlim tüm sonuçları bildirmiştir.


İlim;içinde, sonsuzluk, ebediyet ve tüm bilim döngüleri, bilinen-bilinecek-bilinmeyecek ve var olması gereken; tüm zamanları, olayları, süreçleri, olguları, eylemleri, bilgileri, yaratıkları… Vb her şeyi liyakatli, israfsız güçte ve konumda/larda... Vb bulunduran ve bilinen; hiçbir tercih ve  kader çizgisinin aşmadığı-aşamayacağı sahipsiz olmayan çoğu şeyin en büyük havuzudur. Yer/ler ve gök/ler yapışıktı biz onu/ları açtık (Ayet var) Başlangıçta yer ve gökler yapışıktı(ilmen yer ve göklerin çok yönlü yapışık olduğunu düşünün). Biz onları açtık sonra isteseniz de istemeseniz de bir araya gelin dedik/Enbiya 21. Suresi 30.Ayet Fussilet 41. Suresi 11. Ayet. Hala göğü genişletmekteyiz/Zariyat 51. Sure 47. Ayet.

İlmin İnsandaki En Önemli Meyvesi: İlmin yaratıklardaki en önemli meyvesi güzel ahlaktır. Gerçek Güzel Allah (C.C)’N Nur (C.C) Cemalidir. Güzel ahlakta Allah (C.C)’NA aittir. Bu ahlakın insandaki en iyi tecellisi peygamber ahlakıdır. Ben Güzel ahlakı tamamlamak üzere geldim. Hadis Vardır. Ruhuna, aklına, vicdanına ve ilahi imanına endeksli ilahi-aklı kuralları benimsediği yaşama biçimi ve ürettikleriyle, çevresi, zihni ve doğa ötesini/de yaşarken öğrendiklerini davranış ve eylemlerine; peygamber ahlakıyla işleyip, devşirmek ve yansıtmaktır.

İlim Ve Bilimim Meyvesinin Sonucu(Bir Arada Değerlendirişi); İlimin İnsandaki meyvesi Güzel Ahlak, Bilimin İnsandaki Meyvesi Fen ve Teknolojidir. Fen ve Teknolojisiz yaşadığımız asırlarda haksız yere katledilen ve hastalıklarda ölen toplam İnsan oranı, teknolojiyle yok ettiğimiz insan oranıyla kıyaslanamayacak kadar düşüktür. O halde güzel ahlakın hâkim olmadığı insan toplumlarının “Teknolojisi ilerleyişiyle insanlığın gittikçe daha aşağılık yaratık oluşa doğru gidiş arasında doğru orantı olabileceğinden emin olabilirsiniz. Demirkuş 2013. Teknoloji ve Fen Ağacına Güzel Ahlak Aşısı Yapılmadıkça, Teknoloji Geliştikçe İnsanı daha da ya da En Aşağılık Bir Yaratık Konumuna Sürükleyeceğinden Emin Olun. Tüm İnsanların Ekonomik Sorunlarını Çözseniz de Bu Sefer Varlıktan Ve Obeziteden Kuduranlar Birbirini Yer.


Doğa Ötesi İlim; ilim havuzundaki doğa ötesi her şeyin ilmine denir. Madde ötesi ve anti (melek, cin... Vb) madde tabanlı sistem, araç ve birimlerle hayat bulmuş yaratıkları inceleyen ilime Doğa Ötesi İlim denir. Ör; tasavvuf, Hz Muhammed'in miraca çıkışı ilmi, akıl, zeka, ruh, sanal nefisler… Vb inceleyen ilim doğa ötesidir.

İlim Havuzu İçinde Tüm Bilimlerin; Liyakatli Konumlandırılışı, İlişkilendirilişi Önemli ve Gerekli Bir Disiplindir.

Ola ki Matematik ve Bilim kavramlarının tanımları arasında kavram yanılgısı ve eksikliği vardır. Belki de Matematik Biliminin Ortak Paydasını, Diğer Bilim Dalları Payları İfade Eder. Paylar ve Paydanın Toplamı Birlikteliği Bilimi İfade eder. Sanki Matematik Bilimin Ortak Payda Ana Yüzü, Diğer Bilim Dalları Bilimim Özgün Payları ara Yüzü Gibidir. Aslında Matematik; Tüm Bilimin kümelerle, sembollerle, rakamlarla ve denklemlerle ifade edilişinin ana yüzüdür (Kümesel, sembolsel, rakamsal ve denklemsel). Yani Bilimin, denklemsel, sembolsel, kümesel, şekilsel ve rakamsal ifade edilişi şekline kısaca Matematik Bilimi denir.Ola ki Matematik bilimin bir alt bilim dalı değil de bilimin farklı ifade ediliş ara-ana yüzüdür. Bu mantıktan ve muhakemeden çıkarsayışla; Matematiğin dışındaki diğer bilim dalları toplamı ise kültürel alfabelerin sözel, yazımsal, eylemsel… Vb şekilde ifade edilen tüm alt bilim dallarının toplamını ifade eder ara yüzü konumda gözükmektedir. Buna bilimin kültürel ara yüzünü ifade şeklide denebilir. Ola ki Evrim ise gerek Kültürel Bilim ve gerekse matematiksel Bilim ara yüzleri içindeki kalıcı değişimlerin arasındaki gerçek bilimsel hayat hikâyelerinin ilişkisini tevhit eden Bilimin Değişim Ara Yüzünü İfade Eder. Yani Gerçek/Yarı Gerçek Bilimin Şimdilik Üç Ara Yüzü ya da Alt Kategorisi Vardır. 1- Kültürel Alfabetik Ara Yüzü (Sosyal, Kültür ve Doğa Bilimi). 2-Değişim Ara Yüzü (Evrim Bilimi). 3-Rakamsal-Kümesel Ara Yüzü (Matematik Bilimi)…Vb Örneğin ilerde Kuantum Bilimi, Düşünsel Bilim, Sanal Bilim Kategorileri de Gerçek/Yarı Gerçek Bilimin Bir Alt Disipline Kategorisi Kabul Edilebilir..

İlim havuzunda, tüm enerji halleri ve yaratıkların (düşünsel, dijital, sanal, nesnel, yarı sanal... Vb) yapısı ve gerçek ilişkilerin sembollerle, rakamlarla, denklemlerle ve kümelerle ifadesi belki de Matematiktir.


Matematik külli ilmin içindedir. Belki de her yaratığın, hayat döngüsünde, en azında bir konumunda mutlaka bir matematik konum ve hayat denklemi vardır.
Yaratıkların, olayların, süreçlerin... Vb yapısı ve aralarındaki ilişkilerin sembollerle, rakamlarla, denklemlerle ve kümelerle ifade eden bilime Matematik denir.
Matematik (Evrensel, Doğal, Düşünsel, Hesabi... Vb Matematik); ölümsüz olan ilimin ölümlü ve öğrenmek-kullanmak için yaratıkların bir aracı olan bilimdeki hayatın varlığı ve/veya bilimi yaşatan kalbi gibidir. Onsuz bilim yaşayamaz. Bilimi bir beden kabul edersek matematik onun kalbi, canı ve hayatıdır. Belki de ya da Ola ki Matematik yaratıksal her şeyin matematik sembollerle birimsel ve sayımsal ilişkilerlinin denklemsel ifadesidir. İstatistik genellikle uygulanabilir matematiğin ampirik bilgilerin ilişkisini ifade eden ve içeren bilim dalıdır.
İlim havuzunda; madde (elementlerden), anti madde tabanlı birimlerdeki özgün ve mantıklı matematiksel denklem kümelerine dayalı enerji hallerinde hayat bulmuş;sanal, nesnel ve yarı sanal kişiliklere yaratık denir.

Sonsuz; Her sonsuz mutlaka ölüme mahkum bir küme ya da kefen denen geçici bir zaman, mekan ve hız içindedir. Nesnel, sanal ve insani olanaklara dayalı hesaplanamaz boyutlara varabilen sonuçlara ulaşan kavramdır.
-Belki de sonsuz kavramını azcık kavramak için; tüm yaratılmış-yaratılan ve yaratılacak yaratıkların toplam geçici ömürleri boyunca; düşünsel, nesnel, sanal, dijital(hesabi) … Vb tüm faaliyetlerinin ve tersinin bir biriyle çarpımının, toplamının… Vb tüm işlemlerinin hesabı olarak düşünebiliriz. Sonuçta her sonsuz ölüme mahkum çok büyük ve çeşitli ilişkiler mantığının-hesabının yaratıklarca kolayca ölçülemez sanal, nesnel, düşünsel, dijital(hesabi).. Vb veya tümünün devasa yığınıdır.
-Genellikle hesapla, çalışmakla, uğraşla… Vb sunucuna ulaşılamayan her şeye biz sonsuz deriz.
-Sonsuz başı boş bir kavram değil hatta her başı boş gözüken şeylerde mutlak bir sınır içindedir.
-Her sonsuzun tükendiği bir sınır vardır. Her sonsuz mutlaka bir küme içindedir. Örneğin yer yüzünde ya da kâinatta sonsuz tane yaratık var ama hepsi yer küresi ya da kâinatın kümesi içindedir.
-Her sonsuzun öldüğü bir hudut vardır.
-İstisnalar hariç her tüm sonsuzlar mutlak değerler içinde birer yaratıktırlar.
-Bu devasa kavramın; hesaplanmasına, ulaşılmasına ve kontrolüne ulaşılmayan veya yetişilmeyen yaratık, olay, olgu, süreç, zaman, hesap… Vb her şeye sonsuz kavramını yakıştırırız.
-Döngüsel sonsuz(ekolojik döngüler), mikroskobik (hücresel, fiziksel parçacıklar, elektron, plazma boncukları, ışık demeti... Vb döngüler ve küçülmeler), makroskobik (Ör. yıldız-gezegen döngüleri, kâinatın genişleme boyutları ve büyümleri) ve devasa matematiksel hesaplar, sonuçlar ve döngüler ( kâinattaki nötrino sayısı ve Pi sayısı)
-Enerjisel, matematiksel, sanal, yarı sanal, boyutsal, nesnel, döngüsel, ilmi, bilimsel, yarı nesnel, hayatsal ... Vb devasalığı, boyutları hesaplanamayan sonsuzlardır.1, 2, 3,4
Aynalarda Sonsuz Görüntü 1s
Elmas Sonsuz Değil 1s
Evren Gerçekten Sonsuz mu? 1s
Evrenimizin Geleceği (Sonsuzluk Takvimi)  2s
Matematiğin Şaşırtan Yüzü Sonsuz Sayıda Direnç3s
Matematik Sonsuz 4s
Sonlu ve Sonsuz Sayılar 3s
Sonsuz Sevgilerle 2s
Sonsuz(a) Sevgilerle 2 s
Sonsuzluk 5s

-Nesnel, Düşünsel, Dijital (Hesabi), Nitel ve Eylemsel... Vb Matematikte Küme Olarak Düşünüldüğünde; yaratıklarca aşılmaz, hesaplanamaz devasallıktaki düşünsel, nesnel, sanal, dijital(hesabi).. Vb tüm yaratıkların-eylemlerin... kümesi veya alt kümelerine denk sayıdır.
Ebediyet ve Sonsuz Kavramları İlişkisi; Ola ki hızın sonsuzu aştığı, geçici mekânın ebedileşmeye yaklaştığı ve geçici zamanın sıfıra değdiği noktada ebedi zaman (yaratıklar için), ebedi mekân (yaratıklar için) ve ebedi hayat başlar. Ya da mekanın sonsuzu aştığı yani ebediyete yaklaştığı nokta hız sonsuzu aşmış ebediyete yaklaşmış ve geçici zamanın sıfıra değdiği-noktada ebediyet (ebedi zaman) başlar. Bekası yaratıklarca sınırlanamayan, hesaplanamayan ve bilimsellikte yeterince doğru algılanamayan "Ölümsüz Hayat" anlamıyla örtüşen kavramdır. Ola ki bilimsel olarak Hızın sonsuzu aştığı, zamanın sıfıra yaklaştığı tüm boyutların hız tutkalıyla kaynaştığı bir kavramdır Ebediyet.
Allah (C.C) "Baki" Sıfatı himayesinde devasa sonsuzları ve hemen her şeyi (tüm yaratıkları ve ürünlerini) barındıran "Ebedi Hayat-Ölümsüzlük Bahşedilen Her Şey" anlamında kavramdır.
-Bazı yaratıklar Allah (C.C) himayesi ve gücü sayesinde ebedileşecekler. Hep var olan ebedi bir hayata kavuşacaklar. Allah (C.C) gücü her şeye yeter(ayet).
-Tüm varlıklar, Allah '(C.C)'N ilmi içindedir. Allah (C.C) hayat verirse ilmindeki o varlık, yaratık (yaşayan varlık) olarak hayat bulur. Değilse ilmin içinde varlık olarak hayat verilmeyi bekler. Geçici (Bilimsel-Sonsuz) ve Ebedi gerçeklerin (Hakikatlerin) metriksileri arasında (Berzahında) bulunuş insan için bir sihir gibidir. İnsan birisindeyken onu gerçek diğerini gerçekdışı sihir sanır.
-Tüm hayat bulmuş sonsuzlar ebediyetin metriksini aşamazlar.
İpucu; ebediyet ile sonsuz kavramının ayrıcalığını ve anlam farkındalığını pekiştirmeye çalışın. Her sonsuzun akıbeti ölümle sonlanır, ebediyet ölümsüzlüktür. Hız Tutkalı Sonsuzu Aşıp Ebedi Hıza Yaklaşırken, Zaman Sıfıra Yaklaşır ve İçinde Geçtiği Ya da İçerdiği Tüm Sonsuzların Kümeside Ölüm Sınırından Ebediyete Çimlenişe Başlar. Yani ebediyete Yaklaşır.
-Sonsuzdan büyük bir değer; en azında ebedi boyuttaki hayatın ilk basamağına-sınırına ulaşmış değer kabul edilmelidir. Ebediyet tüm boyutların ölümsüzlüğü demektir.
-Ebediyet; kâinatta bilinen ve bilinecek birim veya tüm boyutların(zaman, mekan, yaratık, hız, eylem, sonsuzluk,… Vb) kaynaşık olarak; ölümsüz hayat bulmuş veya ölümsüz ilimdeki yaratılmaya hazır konumunda bekleyen kesintisiz ve kalıcı varlığını ifade eder.
-Nesnel, Düşünsel, Dijital (Hesabi), Nitel ve Eylemsel... Vb Matematikte Küme Olarak Düşünüldüğünde; Allah (C.C) rızasından nasiplenmiş yaratık veya yaratıkların ölümsüz ebedi hayatının kümesini veya kümelerini ifade eden yaratık-mekan-zaman-hayatla ebedi kaynaşmış kavramdır.

Gerçekler/Hakikatler Nedir? Kavram Yanılgısına Düşmemek İçin Gerçek ve Hakikatin Özgünlüklerini Bilmek Gerekir; Hakikat; Dünyevi, Uhrevi, İlahi ve İlimsel Olan Ezeli ve Ebedi Gerçeklerin Toplamıdır. Gerçek daha çok, Kişisel, dünyevi ve bilimsel değişmezler ve az değişenlerin toplamını ifade eder. Gerçekleri sadece madde kökenli kabul eden kişilikler (edenler) materyalistlerdir. Gerçekleri sadece ruh kökenli kabul eden kişilikler (edenler) ruhbanlardır. Gerçekleri sadece doğa tabanlı kökenli kabul eden kişilikler (edenler) bilim insanlarıdır. Gerçekleri sadece ateş kökenli kabul eden kişilikler (edenler) Zerdüştlerdir. Gerçekleri sadece güneş kökenli kabul eden kişilikler (edenler) Yezidilerdir.Gerçekleri sadece hiçbir şey kökenli kabul eden kişilikler (edenler) ateistlerdir… Vb çoğu doğa kökenli id, idol ve/veya putlardır. O zaman; öğretim, öğrenim ve eğitimle gerçek düşünce sistemimizi hangi gerçeklere yapılandıracağız ya da oluşturacağız. Ebedi, Geçici, Dünyevi, Milli, Milliyetçi, Radikal, Doğal, Vahşi, Hayvani, Bilimsel, ... Vb Düşünsel/Düşünce Sistemleri Kitlelere ve İnsanlığa Kazandırış ve Yükleyişle İlgili Eğitimi Doğru Değerlendiriş Çok Önemlidir. Ola ki şu sorular sorulabilir; tüm yaratıklar, yaşadığımız kâinatlar ve her şey; Kim? ve/veya Nere Kökenlidir? Sorularının yanıtı gerçeklerin adresine bizi yaklaştırır. İslamiyet'te ve Allah (C.C) gönderdiği tüm kitaplarda; her şey Allah (C.C) nurundan yaratılmış ve sonra her şey ona (Allah (C.C)'NA) döndürülecektir ve yönelecektir. Yani tüm yaratıkların gerçekleri göreceli (izafi) ve geçici gerçeklerdir. Ancak Allah (C.C) istedikleri ebedi gerçek olacaklardır ve hayat bulacaklardır. Gerçekler; dünyevi en az değişen veya değişmeyen; yaratık, olay, süreç, zaman, olgu ve kurallar bütünüdür. Bu nesnel kâinatta sınırlı gerçekler veya geçicilik vardır. Değişim miktarı ihmal edilebilecek kadar minimum düzeyde olan veya hiç değişmeyen yaratık, olay, süreç, zaman, olgu ve kurallar bütünüdür. Kısaca; en az değişen veya hiç değişmeyen kavramlara gerçek denir ve dünyevi herşey geçici gerçek ya da güdük gerçeklerdir.. Gerçek yalanın tersidir. Karşılığı yalan/yanlış/eksik olmayan çok şey; ya güdük veya kalıcı-ebedi gerçektir. Hayatta, izafi, değişmez, az değişen ve güdük gerçekler vardır. Örneğin, ölüm, karanlık enerji; kâinatın % 68 nü oluşturur ve Karanlık madde; Allah, gökleri gördüğünüz herhangi bir direk olmadan yükselten, sonra Arş’a kurulan, güneşi ve ayı buyruğu altına alandır. (Rad/2) kâinatın % 27 sini oluşturur ve bizim görsel algıladığımız nesnel evren ise kâinatın sadece % 5 ini oluşturur ve sonuç itibariyle değişmez geçici gerçektir. Olaki çoğu doğa kanunları az değişen geçici gerçeklerdir.
Yorum;İlimde Varlıklar âleminde yer küresi ve kâinattaki tüm yaratıkların potansiyel enerjisine ve özgünlüklerini özünde bulunduran ve her şeyin yapışık olduğu (Yer ve gök yapışıktı biz onların arasını açtık/Enbiya 21. Sure 30. Ayet/ Fusslet 41. Ayet 11. Ayet); ilk matematik nokta, ilk zerre, ilk sıfır, ilk küme, ilk mekanın bulunduğu ilk koordinatlarda ve ilk boyutlarda belki de boyutsuzluklar da ya da sonsuz boyutlar da veya hepsinin ortak paydası boyutlar da (1032-39 derecede erimiş haldeki kâinatın her şeyini içeren nokta, kâinatsız ilk uzaysal mekana ve oluşan ilk kâinata /yaradılışın ilk saliseden kısa sürede ol emrine icabetine verdiği tepki anı ve oluşum hali) Karanlık enerji ( kâinatın mekanını genişleten enerji) harekete geçti ve karanlık madde (yaratıkları kümelendirici bir arada tutan ve tutkal görevi gören enerji) tepki olarak otaya çıktı. 2 gücün (karanlık enerji ve karanlık maddenin) dengesi 5–6 milyar yıl dengede gitti (kâinatı; genişleten karanlık enerji ve kâinattaki yaratıkların kütlesini bir arada tutan karanlık madde enerjisi) ve akabinde genişletici enerji gücü (karanlık enerji) hakimiyeti aldı ve kâinatı genişleyiş gücü bir arada tutuş gücünü aştı. kâinatı 6 (her gün yaklaşık bir milyar yıla intisap emektedir.) günde yaratık ve göğü Hala göğü genişletmekteyiz/Zariyat 51. Sure 47. Ayet. Bu arada ebedi hız (zamanın sıfıra yaklaştığı hal) sonsuz hıza, sonsuz hızlarda ışık hızına… Vb gittikçe durma noktasına yaklaşan hızlarda hareket eden yaktıklar yaratıldı) .
            Bir anda var olan kâinatın en düşük hızlarıyla ışık hızına ondan sonsuz hızlara ve ebedi hızlara doğru yol alırken diğer taraftan -273 dereceden 1032-39 dereceye doğru ısınarak eriyerek küçüldüğünü düşünelim! Bu şu anlamı taşır; kâinat başlangıçtan bu güne dek unziplendiğinin (kodlanarak açıldığı ve genişlediği koşullarının) tam tersine, başa doğru yani gelişinin tam tersine uyumlu ziplenerek küçülüp erimeye başladığının kurgulayışıdır. O zaman yer ve gökler yaratılmadan sıfır yaşındayken; karanlık enerji ve karanlık madde tarafından zıt yönden çekilmeye başlandı ve 380 yıl bu zıt yönlü kuvvetlerin etkisi arasında bugünkü kâinatın bebeklik hali ortaya çıktı 380 yıl sonra kozmik patlamalar başladı. Bu günkü evren hala bu iki güç arasındaki yaklaşık % 5 lik evrendir. Karanlık enerji; kâinatın % 68 nü oluşturur. Karanlık madde; Allah, gökleri gördüğünüz herhangi bir direk olmadan yükselten, sonra Arş’a kurulan, güneşi ve ayı buyruğu altına alandır. (Rad/2) kâinatın % 27 sini oluşturur ve kütle çekiminden sorumlu madde olarak bilinir. Bizim algıladığımız kainat tüm kâinatın sadece %4'üdür. Yer Gök yapışıktı ikisinin arasın biz açtık (Ayet var). Göğü Yer Gök yapışıktı ikisinin arasını biz açtık/Enbiya 21. Sure 30. Ayet, Fussilet 41. Sure 11 Ayet. Göğü Hala göğü genişletmekteyiz/Zariyat 51. Sure 47. Ayet. Her şey aslen Allah (C.C)’HU zerre nurundan kökenlenmiştir ya da yaratılmıştır. Yani tek kökenlidir. Evrimde tüm yaratıkların aslen tek kökenden kökenlendiğini savunur. Her ikisinde de canlıların hayatı suda başlar. Arşı suyun üstündeyken hanginizin daha güzel amel işlediğini denemek için kainatı yarattı. Canlıları sudan çift çift yaratmıştır Ayetleri vardır.
            Ola ki insan beyninin yaydığı düşünsel ve tefekkür enerjisi, bedensel termal enerji…vb enerjiler 1032-39 dereceden daha düşük derecelere  yaklaşsa bile eritmiş olmalıydı. Bu ısınışın insan beynine yansıyışı insanın beynini yağ kazanında haşlanmış gibi his etmiş olmalıydı!  O zaman insanın düşünsel enerjisi ve daha hızlı yayılan enerjileri bu yüksek ısılara (1032-39 derece) karşı koruyan ya da uzak tutan bir güç ve kalkan enerji ve mekanı olması gerekir. İnsan düşüncesini, hafızasını, kalbini ve yaydığı hayat enerjiyi koruyan hafıza meleklerine ait hadis vardır. Hatta kâinatı ve yaydığı enerjiyi taşıyan İsrafil AS adlı meleğe ait hadis vardır.

-Belki de doğadaki her kanun sonlu ve geçici bir gerçektir, ama her gerçek bir kanun değildir.
-Bilim geçici, ilim ise ebedi gerçeğe örnektir.

-Belki de en az değişen veya hiç değişmeyen şeylere sonlu-geçici gerçek denir.
-Karşılığı yalan olmayan geçici şeyler sonlu gerçektir. Örneğin, güneş dün doğdu ve battı sonlu-sihirli-geçici. Ölüm sonlu gerçek. Bu gerçek bugün tarih oldu.
-Doğum ve ölüm sonlu-geçici gerçeğe örnektir.
-Gerçek ve Hakikat Kavramları; ebediyet, doğruluk, kalıcılık ve kesinlik kavramlarıyla örtüşür.
-Bilimsel olaraktan kâinattaki tüm yaratıklar ve enerji halleri ebedi gerçek halden ve boyuttan, geçici hallere ve boyutlara (geçici gerçeklere) indirilmiş tüm yaratıklar ve enerji halleri ilk orijinine dönecektir.
-Her şey, kâinat öncesi ebedi mutlak gerçeklerden günümüze inkişaf ettiği geçici gerçeklerdir.
-Maddenin de kâinat öncesi mutlak gerçeklerden kökenlendiği bir gerçektir.
-O zaman insan düşünce, yönetim ve eğitim sistemleri madde ötesi kökenli gerçekler üzerinden günümüze doğru gerçekçi inşa ederek geleceğe yönelmesi son derece önemidir.
-Zaten var olan nesnel kâinat üzerine bilincimizi inşa etmemiz geçici ve ölümlü bilim üzerine inşa edilen düşünce sistemi doğa ötesi anti madde ve orijinimizdeki gerçeklere doğru empati/eşduyum duymamıza önemli bir engel ve insani düşüncenin fıtratına terstir.

-Tam tersi orijinden günümüze düşünce sistemimizi inşa etmek daha gerçekçi ve geleceğe yönelmesi verimlidir. Önermelerinin bu asır ki eğitim, yönetim ve insan düşünce sistemlerini inşa edilişinin bilimsel yetersizlikleri açısından eleştiriniz.
-Doğa ve bilim; doğa öncesi ilim ve hakikatlerin geçici meyvesi olup, geldiği yere döneceğinden emin olun.
-O zaman eğitim ve düşünce sistemimizi nesnellikten daha somut ve gerçek olan doğa öncesi gerçeklere dayalı ve temelli inşa etmeliyiz.
-Ebediyetten, gerçekten, haktan (Allah (C.C)'DAN) geçici kâinattaki hayata geldik çok şey tekrar Allah (C.C) dönecektir.
İllüzyon, geçici, sonlu, sihir ve gerçek kavramları arasında ne fark vardır?
İpucu;Sihirbazların yaptığı işler illüzyondur. Bu kâinatta bir şey geçicidir(sihirdir). Ör, bilim, tüm yaratıklar… Vb. Bazı enerji halleri, olaylar, olgular ve süreçler. Ör. Zikir, tevhit, ölüm, ilim… Vb. Adem AS, gerçekten geçici olan bu kâinat beldesine geldi ve oraya (ebedi olan cennetine/gerçek hayata) döndüler. İnsanlık ve tüm yaratıklarda benzeri ve/veya tersi gerçek hayata dönecekler.
-Zaten enerji hayat bulmak için kâinatta titrek (sürekli değişim döngüsü) bir döngü içinde büyük kıyametin geleceği güne yol alır.
- kâinattaki enerji dengesizdir.
-Yaşamak için değişmeye mutlak gereksinim duyduğu için ebedi değildir ve sonludur.
-Gerçek/Hakikat: Kavram Yanılgısına Düşmemek İçin Gerçek ve Hakikatin Özgünlüklerini Bilmek Gerekir; Hakikat; Dünyevi, Uhrevi, İlahi ve İlimsel Olan Ezeli ve Ebedi Gerçeklerin Toplamıdır. Gerçek daha çok, Kişisel, dünyevi ve bilimsel değişmezler ve az değişenlerin toplamını ifade eder. Gerçekleri sadece madde kökenli kabul eden kişilikler (edenler) materyalistlerdir. Gerçekleri sadece ruh kökenli kabul eden kişilikler (edenler) ruhbanlardır. Gerçekleri sadece doğa tabanlı kökenli kabul eden kişilikler (edenler) bilim insanlarıdır. Gerçekleri sadece ateş kökenli kabul eden kişilikler (edenler) Zerdüştlerdir. Gerçekleri sadece güneş kökenli kabul eden kişilikler (edenler) Yezidilerdir.Gerçekleri sadece hiçbir şey kökenli kabul eden kişilikler (edenler) ateistlerdir… Vb çoğu doğa kökenli id, idol ve/veya putlardır. O zaman; öğretim, öğrenim ve eğitimle gerçek düşünce sistemimizi hangi gerçeklere yapılandıracağız ya da oluşturacağız. Ebedi, Geçici, Dünyevi, Milli, Milliyetçi, Radikal, Doğal, Vahşi, Hayvani, Bilimsel, ... Vb Düşünsel/Düşünce Sistemleri Kitlelere ve İnsanlığa Kazandırış ve Yükleyişle İlgili Eğitimi Doğru Değerlendiriş Çok Önemlidir. Ola ki şu sorular sorulabilir; tüm yaratıklar, yaşadığımız kâinatlar ve her şey; Kim? ve/veya Nere Kökenlidir? Sorularının yanıtı gerçeklerin adresine bizi yaklaştırır. İslamiyet'te ve Allah (C.C) gönderdiği tüm kitaplarda; her şey Allah (C.C) nurundan yaratılmış ve sonra her şey ona (Allah (C.C)'NA) döndürülecektir ve yönelecektir. Yani tüm yaratıkların gerçekleri göreceli (izafi) ve geçici gerçeklerdir. Ancak Allah (C.C) istedikleri ebedi gerçek olacaklardır ve hayat bulacaklardır. Gerçekler; dünyevi en az değişen veya değişmeyen; yaratık, olay, süreç, zaman, olgu ve kurallar bütünüdür. Bu nesnel kâinatta sınırlı gerçekler veya geçicilik vardır.
-Gerçeğin dışındaki çok şey geçici ömre sahip sihirli bir hayattır.
-Yada sihirli-sınırlı-geçici gerçektir. Yani ebedi değildir. Bilim geçici gerçeğe ilim ebedi gerçeğe örnektir.
-Enerji halleri ve tüm yaratıklar hep kâinattan önceki ilimdeki minimum yapışık haline ve yaratıldığı nura (Allah (C.C) dönmek ister).
-Biz göğü genişletmekteyiz(Ayet var).
-Bu genişleme eylemi durduğu an büyük kıyamet kopar enerji ilimdeki ve Allah (C.C) kavuşur (Allah (C.C) sonradan tekrar kâinatı yaracağını-dirilteceğini bildirmişidir.)
-Sanki kâinatın bir nefeslik canı var (göğühala göğü genişletmekteyiz/Zariyat 51. Sure 47. Ayet) genişletme gücü durduktan sonra sonsuz güçte kurulmuş tüm kâinatın yücelmiş ve yükselmiş potansiyel enerjisi var gücü ile ilk yaratıldığı ilim boyutuna ve haline yıkılarak( büyük kıyamet) inmeye başlar ve büyük kıyamet son bulur.
-O zaman insan düşünce, yönetim ve eğitim sistemleri madde ötesi kökenli gerçekler üzerinden günümüze doğru gerçekçi inşa ederek geleceğe yönelmesi son derece önemidir.
-Zaten var olan nesnel kâinat üzerine bilincimizi inşa etmemiz geçici ve ölümlü bilim üzerine inşa edilen düşünce sistemi doğa ötesi anti madde ve orijinimizdeki gerçeklere doğru empati/eşduyum duymamıza önemli bir engel ve insani düşüncenin fıtratına eksik ve terstir.

Bilimsel olarak ta
-Gerçek ve Hakikat Kavramları; ebediyet, doğruluk, kalıcılık ve kesinlik kavramlarıyla örtüşür.
-Adem AS, kâinat ve her yaratık genel olarak doğa ötesi madde öncesinden bu güne doğru yaratılmışlardır.
-Orijin itibarıyla tüm yaratıkların gerçek kökeni kâinat öncesi enerji hallerinden orijinlendiği kesindir.
-Her şey, kâinat öncesi ebedi mutlak gerçeklerden günümüze inkişaf ettiği geçici gerçeklerdir.
-Maddeninde kâinat öncesi mutlak gerçeklerden kökenlendiği bir gerçektir.
-O zaman insan düşünce, yönetim ve eğitim sistemleri madde ötesi kökenli gerçekler üzerinden günümüze doğru gerçekçi inşa ederek geleceğe yönelmesi son derece önemidir.
-Zaten var olan nesnel kâinat üzerine bilincimizi inşa etmemiz geçici ve ölümlü bilim üzerine inşa edilen düşünce sistemi doğa ötesi anti madde ve orijinimizdeki gerçeklere doğru empati/eşduyum duymamıza önemli bir engel ve insani düşüncenin fıtratına terstir.

-Tam tersi orijinden günümüze düşünce sistemimizi inşa etmek daha gerçekçi ve geleceğe yönelmesi verimlidir. Önermelerinin bu asır ki eğitim, yönetim ve insan düşünce sistemlerini inşa edilişinin bilimsel yetersizlikleri açısından eleştiriniz.
-Nesnel kökenli, düşünsel kökenli, Rüya da görülen ve hayal kökenli ışığın hangisi kâinattaki kara delikler tarafından emilerek yok edilir?
-Hangileri kara deliklerden etkilenmeden geçebilir?
-
kâinattaki kara delik ve kütle çekim karanlık enerji; kâinatın % 68 nü oluşturur ve karanlık çekim gücü ilişkilendirmek çok büyük önem taşır.
1-Ayna görüntümüzü yansıtır.
2-Ses, ısı… Vb yalıtkanlar ses, ısın.. Vb enerji hallerimizi kısmen de olsa yansıtır.
3-İki ve çok simetrili yayılan hayat enerjisinin aşamadığı ya da soğurulduğu özgün enerji (ör. zikir, müzik, tefekkür...VB enerjisi) ve çevre koşulları nelerdir?
Soruları nesnel fiziğin sınırını oluşturur. Bundan ötesi düşünsel fiziği ebediyet, doğruluk, kalıcılık, belirsizlik ve kesinlik kavramlarıyla örtüşen kurallarının başladığı sınırdır.



İstatistik; matematiğin hayata uygulanışının mantık ve çoklu denklem sistemlerini içeren uygulamalı bir disiplin bilimidir.

İSTATİSTİK BİLİMİ; Ola ki İstatistik; genellikle hayata uygulanan pratik matematiksel verileri bilimsel verilerle birlikte tevhit ederek anlamlandıran bir alt bilim dalıdır. Ola ki İstatistik; Bilim ve Matematik arasındaki bağın ve verilerin hayata uygulanabilir sözel-matematiksel kurgular, deneyimler, denklemler ve deneysel formüllerin şablon sistemlerinden oluşan ve hayata uygulanan matematik-bilimin bir ait bilim dalıdır. Nesnel ve sanal bilimlerdeki; doğal, ampirikmantıksal ilişkileri içeren tüm formülleri, analitik ilişkilerin şablon denklemlerini bir arada inceleyen ve uygulamaya koyan bilimdir. Diğer bir deyişle; bilinen tüm ampirik denklem ve ilişkisel mantık sistemlerinin şablon denklemlerini bir arada ve birbiriyle ilişkilerini çoklu disiplin mantık sistemleriyle uygulamaya koyarak; insanlığa, hazır paket mantık hizmeti veren ve zaman kazandıran bilimdir.

İlim havuzunda doğada düşünsel, sanal, yarı/sanal-düşünsel-nesnel ve nesnel hayat bulmuş yaratıkları inceleyen bilime Doğa Bilimi denir.
DOĞA BİLİMİ: Canlı, Cansız ve Araform Bilimlerine ait bilgilerin Evrim Bilimi ile hayat bulduğu bütünleşik pozitif bilimdir.
-Canlı, Cansız ve Araform Bilimlerinin doğal şekillenişi/şekillenmesi ve Evrim Bilimi ile geleceğin dirimsel ve uygulamalı bilimi şekillenir. Bu bilim Doğa Bilimidir. -Tüm pozitif bilimlerin şekillenişi (morfogenezisi) doğa biliminde hayat bulur.
-Evrim Bilimi doğadaki ve insandaki tüm özgün değişim, değişmez, geçişken ve diğer enerji halleri bilimsel olarak ilişkilendirerek deşifre edilip, doğa ötesi güç-teknoloji, tera bilgisayarlar ve tera teknolojiyi kullanan evrimle gerçek hayat hikayeleri açıklandığı zaman, Doğa Bilimi gerçek konumunda hayat bulmuş olacaktır. Tüm bilimler arasında ilişki kuran evrim; her bilim dalı bir çiçek kabul edilirse; evrim bu çiçeklerdeki özgün değişim, geçişken ve değişmezlik balları toplayan bal arısı misali topladığı balları “Doğa Bilimi” kovanlarındaki peteklere doluşturarak ona geleceğe yönelik dirimsel hayat veren bilim gibidir
grafik

AHLAK NEDİR?İnsanın, istendik, geçiş ve istenmeyen;  bedensel ve zihinsel; davranış, eylem ve tefekkürlerinin tümünü  ifade eden kavramdır.
İpucu;
Hırsızlık, gasp, katletmek, yalan, numara, dalavere, terör, Şeytani ve Doğal/Vahşi/Cahili ya da Hayvani Rekabet, avlamak, avlanmak,  şaşırtmak… Vb kavramlar açısından;insan ahlakı, hayvan ahlakıve robot ahlakını arasındaki;benzerlik, ayrıcalık, özgünlük, ortak payda, geçiş, nötr ve diğer özelliklerine göre kategorize ediniz. Ör:Hercai Ahlak (İnsan Ahlakı), doğal Ahlak, Radikal Ahlak (rejim, din… Vb köktencilik Ahlakı), Emperyalizm Ahlakı... Vb izm Ahlakı, Siyonist, Sosyalist Ahlak, Komünist Ahlak, Şovenist Ahlak … Vb ist Ahlakı. Yer yüzünde İbrahim AS'IN Milletine (Müslümanlara) Peygamberlerce getirilen peygamberi (Rahmani/insancıl/Hz. Muhammed AS’A Peygamberlik (S.A.V) gelmeden önceki 40 yıllık insani ahlakı) ahlakı dışında tüm kavimlerin ahlakı doğal ve vahşidir. Adem AS Öncesi ve bugüne kadar vahşi insanların toplumsal yaşantı ve kavim kuruluşları hemen hemen hayvani ve hayvani güce ya da vahşi evrimsel güce entrikalara, hilelere dayalı yürümüştür yani güce ve zorbalığa dayanmadan (Akla ve mantığa dayalı savaşsız) çok az anlaşmaları olmuştur. Bilgisayar kasalarının; nesnel donanımlarının, işletim sistemlerinin ve yazılımların yakın geçmişi olmasına rağmen gerçek bilgisayar kasasının, nesnel donanımlarının, işletim sistemlerinin ve yazılımların; yapay evrimi ve orijini arasındaki ilişki ya da özgünlüklerinin tek tek ve birlikteliklerindeki yapay evrimi/leri ilişkisi bize doğal yaratıkların doğal evriminin gelişim biçimleri hakkında çok önemli bilgi vermektedir. Yeryüzündeki insanların geçmişteki ve günümüzdeki davranışları fert ve kavim bazında doğru okunarak; Ne Kadar Rahmani (Peygamberi), Ne Kadar Evcil (Ademi), Ne Kadar Vahşi (Maymunsu/Hayvani), Ne Kadar Şeytani (İblisi)... Vb Zürriyet oldukları insanlığın gerçek hayat hikayesi hakkında (evrimi) bize çok önemli bilgiler verir. Demirkuş 2013
 -Kavimler ve ümmetler insan çözmecesinin (pazılının) dinamik parçaları fertlerde ait olduğu parçanın dinamik dokuları gibidirler. İnsan şeytan değildir. Yer yüzü vahşi ve doğal insanları ve/veya insanımsıların dağa, taşa, doğaya bilime, ilime…Vb bir sürü şeye tapışı onun vahşi imanının tecellisinden beri vardır. Ancak Adem AS'LA kemale erdirilmişti. Tüm vahşi insanlar ve bu günkü onların devamı olanlar Hz. İbrahim AS'IN Ay'a, Güneş'e, Doğaya,… Vb vahşi tapışının ve vahşi imanın yani ontogenik (özgün-ferdi hayat döngüsü) vahşi döngünün Allah (C.C) tarafından ıslahatla kendine yönelişinin insanın filogenetik iman edişi çok benzerdir. İnsan iblisin (Azazil-İbn-İ menazilin) Ahlak işletim sistemini ve eylemlerini hayata uyguladıkları zaman şeytana benzemiş ya da uymuş olurlar. Şeytan Müslüman'a musallat ancak her türlü yani tüm insanlığın düşmanı yaratıktır sebebi de kendisinden halifeliğin alınıp insan verilişidir. Demirkuş 2011 Sizi kavimlere ayırdık ki tanışasınız diye (Ayet var).
 -Hiçbir yaratığın halifeliği kabul etmek istemediği halde insanın Allah (C.C) önerdiği halifeliğe hemen talip oluş cehaleti ve aceleciliği ilginçtir (Ayet vardır). Adem öncesi tapınan ve/veya inanan insanımsıların tümü, Adem AS sonrası insanların bir kısmı (Adem AS öncesi insanların/onların devamı gibi) sanki tüm yaratıkları anlamak için taparak yaklaşmış ve yaklaşıyor (Vahşi /Doğal İnanç). Sanki insan en aşağılık yaratık özelliklerinden en şerefli yaratığa kadar her türlü özelliği özünde bulunmakla tüm yaratıkları kuşatan ve tevhit eden özelliğiyle halifeliğini de her sahada ifade ediyor. Doğaldır ki insan bu yönü ve eylemleriyle; Şeytanları, Cinleri, Melekleri, Doğayı… Vb tüm yaratıkları kuşatması çok doğal ve gerekli gözükmektedir. Ben tüm insanları Müslüman ya da inançlı yaratsaydım öldürür tekrar bu günkü gibi yaratırdım.(Ayet var) Bu açılardan insanların farklılıklarını ( kâinatın en +, en 0 ve en- ...enlerini temsil eden ve kuşatan halife yaratıktır), ifrat ve tefritlerini, sıra dışılıklarını, özel hallerini; doğru okumak , doğru empati/eşduyum duymak, doğru anlamak ve doğru değerlendiriş çok önemlidir. Sanki insan şeytanın tüm sapıklık ve hilkat garibesi arzu ve istemlerini ve/veya onları aşacak şekilde çok yönlü ve kapasiteli yaratılmış bir yaratık gibi görünmektedir. Şeytan hiçbir zaman insanı ve insanlığı aşamayacaktır. Ateşin ilahlık arzusunu Zerdüştlerin kalbinde, Güneşin ilahlığa ilgi duyuşunu Yezitlerin Kabinde…. Vb tapan insanların kalbinde ya da taptıklarının Allah (C.C) ilahlığına sadakatinin delillerini insanların kalbinde keşif etmek ve/veya tüm yaratıkları insanda doğru okumak önemli bir yargı ve keşif olmalıdır. İnsanın özgünlüğünü doğru tanımak ve tüm yaratıkları insanda okumak, görmek, tanımak insanlığın geleceği için önemli bir yargı olmalıdır. Allah (C.C)'DAN insana af diliyorum. Bu bir temenni kurgusudur tabii. Belki de insanın halife oluşunun gereği olarak;her ahlak seviyesinde ve her türlü ifrat - tefriti makamlarda temsil edilmesi gerektiği için; Nemrut, Firavun , Atilla, Cengiz Han, Çin, Hitler, Karun, Lut AS kavmi, Hud AS kavmi, Semud Kavmi, Nuh AS Kavmi, Deccal…Vb nefislere (yaratıklara) yaşama ve yaratıklara tapışının tercihi yaşatılıyor ve hayat hakkı veriliyor. Bunu anlayışta sıkıntı çekmekteyiz. Bu konuda;insan alimleri, din alimleri ve bilim alimlerini peygamberi (Rahmani/insancıl/Hz. Muhammed AS’A Peygamberlik (S.A.V) gelmeden önceki 40 yıllık insani ahlakı) ahlak ortak paydasında tek insanda tevhidini dileriz. Böylesi insanın Allah (C.C) tapışını ve peygamber ahlakıyla tevhidini Allah (C.C)'DAN dilerim. Belki Müslümanlar o zaman rahat edeceklerdir. Bu açıdan her türlü insanın insanlığın yaradılış gereği ve amacı nedeniyle neden yaşatıldığına doğru empati/eşduyum duyulup yaşam hakkına ihtiyatlı yaklaşmalıyız. Ancak insanların yönetim hakkını sürekli ifrat ve tefritlere değil en akıllı ve rahmanilerine teslim etmek en doğru tercihtir.
 

KAPİTALİST AHLAK NEDİR?Tüm bedensel ve zihinsel; davranış, eylem ve tefekkürlerini para kazanmaya veya ekonomik çıkarlara dayalı icraa eden; fert toplum, devlet.. Vb yaratıkların ahlak tipidir. Kapitalist (Karuniler/Karunizm/Sermaye Kuduzu)lerin amigdalasın da ve limbik sisteminde bu mantık yatar.Kaz gelen yerden tavuk esirgemeyerek; halk ve toplumu direkt veya dolaylı tapılacak veya yegane baş vurulacak ilahi/peygamberi makam olarak empoze edip icraata koydurtmayı başaran Karunizm (kapitalizm) için aslında halk ve toplum besi yeri olarak değer bulur.Kapitalizm (Karunizm) için yaşamak besi yerlerini (toplumu) kapitallerine dayalı yaşatmaktır Demirkuş 2007. Para, altın ve elmas geçerli olduğu koşullarda değer taşır, tersi koşullarda değeri tartışılabilir. Çıkarsayış; İstisnalar hariç her şey değer bulduğu koşullarda geçerli tersi koşullarda değeri geçersiz ve/veya tartışılabilir. Sana ilah demeyeceğim ama ilahin işini görüyorsun ??? Bir ton altının ya da paranın satın alamadığı anları (ölüm nefesini, hayat kurtaran o an orada bulunmayan bir yudum su ve bir lokma ekmek anı) ve gereksinimleri düşün. Ör. kapitalislerin ahlakı filmi izleyin

KUDUZ AHLAK-CİNNET AHLAK VEYA DOĞAL-VAHŞİ AHLAK NEDİR(Külhan Beyi Ahlakı)?Gayri ahlaki ve gayri akli her türlü düşünsel ve bedensel;alışık tepki (refleks)ler, alışkanlıklar, eylemler, tefekkürler ve davranışın/ların kudurmuşluğu-hayvanları taklit eylemidir. Güncel olarak;devletlerin mahiyetindeki;fert, siyasetçi/ler, örgüt, kurum, kuruluş ve kitlelerin normal ahlaki fıtratlarını zorlayacak şekilde(maymunları toplu avlayan şempanzeler den farkı, daha örgütlü sesli-kavgalı-gürültülü hak arayışı oluşu)intranet; topluma, iktidarlarına / devletine ve birbirlerine karşı sokakta veya herhangi bir ortamda kudurmuşluğu taklit ederecesine;özgürlük arayan, hak arayan.. Vb olarak doğal-uyumlu özgünlüklerini birbirlerine antagonistik (birbirini yok edici) şekilde zihinsel-düşünsel ve bedensel eylemlerle kullanmalarını/kullanılmalarını teşvik etmek/ettirmek ve bu konumdaki kitleleri sokaklarda görmek kapitalistlerin özel zevkleri ve menüleri arasındaki ahlak hastalığıdır. Peygamber ahlakının tam tersidir. İnsanların bir birini anlamsı veya arzularını ifade etmesi yontma taş devrinde bile bu kadar ilkel olmamıştır.Önemli olan kuduz ahlak taşlarını-piyonlarını, satranç tahtasına oturan oyuncularını, seyircilerini, pirini/lerini çapulcu ilahını/larını anlamak ve çözmektir.Hayvanat bahçesi ve doğadaki çığırtkan şempanze ahlakında bu benzerlikler vardır. Ör.ilkel insan

İT AHLAKI:Kendisine terbiyeli icabetleri ve itaatleri farz kendisinin başkalarına terbiye icabetleri ve itaatlerini sünnet kabul eden zorbaların ahlakıdır.
Ör.Koyun ve sürü ahlakına sahip olanları kontrol edip hüküm etmeyi çok seven ahlak tipidir. İt mahiyetindekine hükmeder çoban idare eder.
Günümüzde bazı internet itleri bilerek ve bilmeyerek; hava hatunlara tatlı elmayı yedirmek için (yedirme tiryakiliği), özellikle devlet sektöründe bilgisayar üzerinde sohbetleriyle toplumsal ahlakı pezevenkleştirirler.
Bu ahlak tipine sahip olanlar, en güzel ve akıllı insanın en peygamber ahlaklı insan olmasını sözde kabullenseler bile, tüm gücünün hükmündeki insanların bilgi ve ahlak güzelliğine bakmak sızın kendi dar kafalarına mutlak itaat edilmesinde ısrar eden cahillerdir. Alimine teslim olmayanları zalimine teslimiyete mahkumdurlar.
İpucu, Öneri ve Çözüm;insan evladı;bedensel, fiziksel, çevresel ve zihinsel olarak; yaşanabilir (ifrat ve tefritten uzak) Richter ölçeğine göre; donuyla nerelerde ne zaman dolaşması ve yaşaması gerektiğinin ölçüsü hudutlarına çekilmesini  alışık tepki (refleks) olarak bilmelidir. Yoksa sonuç kesin ve nettir. Yaşanabilir edepli Richter ölçeği sınırları dışındaki ahlak ölçüsü cehaletinin sonuçları yaşanmış, yaşıyoruz ve yaşayacağız. Doğada edepli ve itidalli yaşamanın doğaya konmuş bir yasa olduğunu bir gün;internette, sahillerde ve çıplaklar kampında... Vb;çıplak dolaşanlarında bedelini ödeyerek kavrayacağından emin olabilirsiniz. Peygamber ahlaklı (peygamber ahlaklı) insanlar yetiştirmek yegane ilacımız gibi gözükmektedir.

KOYUN-SÜRÜ AHLAKI:cahil, çok yüzlü, korkak, bilinçli ve bilinçsiz yaratıkların, bazı hayvan sürülerindeki kurallara benzer ahlak tipidir. İnan sistemlerinde "Beni koruyan yılan hep yaşasın DEMİRKUŞ 2008" mantığı ve ahlakı. Ör.Menfaatleri, cehaleti, korkaklığı ve pısırıklığı gereği bazen it ahlakına teslimiyeti kabul etmeyi isteyenlerin ahlak tipidir.Sürü ahlakını menfaatleri, cehaletleri ve güçsüzlükleri gereği kabullenişleri karıştırmamak gerekir. Ör.bazı Afrika kavimleri güçsüzlükleri, olanaksızlıkları ve cehaletleri gereği bu icabeti görürler. Aslında onlar doğaya daha az zarar veren evren-doğa sistem zekasına ve doğaya tabii insanlardır.Filmleri izleyin;1, 2, 3
HERCAİ AHLAK;Her ahlaktan nasiplenmiş ahlak tipidir.Ör.normal insan ahlakı

GÜZEL AHLAK NEDİR (Peygamber Ahlakı)? Kuduz ve Koyun ahlakın tam tersine, ruhun sınarsız özgürlüğü içindeki akıl işletim sisteminin insan bedenine yansıyan eksiksiz ve kusursuz dost doğru bedensel ve zihinsel;alışık tepki (refleks)ler, alışkanlıklar, eylemler, davranışlar, tefekkürler ve uyumlu tepkilerden oluşan peygamber ahlakıdır. Peygamberi (Rahmani, İnsancıl) ahlakın hâkim olmadığı toplumlarda adalet ve kanunlar hakkıyla çalışmaz. Ben peygamber ahlakını (peygamber ahlakı) tamamlamak üzere gönderildim(hadis).Ör. evrensel ve gelişmiş insan

SAMİMİ VE SADIK AHLAK NEDİR? Fert ve toplumun: liyakatli ve gerçek menfaatler için peygamber ahlakını taklit edenlerin sergilediği ahlak tipidir.Ör.samimi âlim ve zahitlerin ahlakı.

SAHTE VE SAKAT AHLAK NEDİR? Fert ve toplumun: liyakatsiz güdük veya şahsi menfaati/leri için peygamber ahlakını taklit edenlerin sergilediği ahlak tipidir. Bu asrın ahlak hastalığıdır.Ör.bazı drama insanlar, drama miskinler ve drama dilencilerde bu ahlak yaygındır.  

CAN NEDİR? canlının/ların bedensel(fizyolojik)-zihinsel dirilik dengesi ve hayatın devamında keyifle sorunsuz yaşadığını hissedişidir. Bu dengelerin bozulmasında canı acır ve kendisini rahatsız hisseder yani hastalanır. Kısaca can;Tüm canlılardaki bedensel ve zihinsel dirilik dengesinin hayati faaliyetlerin özüdür veya hayatıdır.

HAYAT/YAŞAM NEDİR?Tüm yaratıklarda ( canlı ve cansız) yaşamak için mutlak enerjinin hal değiştirerek sonlu olan ömür halıdır. Geri dönüşümsüz ilk kişilikhalini/lerini(geçmişini) hatırlamayacak şekilde hal değiştirmişse yok olmuş demektir. Kısaca; yaratığın/yaratıkların ömür boyu ya da hayatı boyunca yaşadığı her şeyidir.


İRADE NEDİR?İnsanın nefsine kadir olabilme (gücü) sıfatıdır.Kısaca;Gücümüz, irademiz, tercihlerimiz ve eylemlerimizle baş edemediğimiz gayri akli ve gayri ahlaki her; davranış, tiryakilik, eylem, hayvan, fert, devlet, kurum kuruluş... Vb her şey; bu istenmeyen konum itibarıyla nefsimiz mesabesindedir. Diğer Bir Deyişle Bir İnsanın Nefsi Bedenine giren kalan ve Çıkan her atom ve atom altı parçacığın orijinlendikleri/Kökenlendiği ilk süpernovada başlayan gerçek hayat hikayeleri ve yaşlarının toplamı o insanın nefsinin yaşı ve evrimi (gerçek hayat hikayesini) hakkında bilgi verir.
-
Ola ki yanlış, doğal, vahşi ve/veya eksik; öğretim, öğrenim ve eğitim ürünü olan bu günkü çoğu insanlarda ki; bu istenmedik alışkanlık, tiryakilik, davranış… Vb kontrol edebilen doğru/gerçekçi öğretim, öğrenim ve eğitim sisteminin ürünlerine sahip insan kadar iradeli insan, tersi/leri kadar ise eksik, cahil, vahşi, doğal ve hayvani insanız anlamı çıkar. Bu çıkarsayışı günlük, haftalık, aylık ve yıllık yaşam döngülerinize güncelleyerek; siz ne kadar neyi/neleri kontrol ediyorsunuz, iradenizi kontrol edenleri istişare ederek hakkınızda bazı iradi yargılara ve önlemlere/tedbirlere varınız. Bu iradi yargılara ve önlemlere/tedbirlere varmadan önce; yalan, iftira, şer, domuz etini yiyiş, şovenistlik, Siyonistlik, radikaller, milliyetçiler, yenilikçiler, cahiller, cahillik, hastalık, virüs, kötü davranış… Vb istenmedik, davranış, yaratık, eylem, bilgi… Vb
A-Bu istenmedik ya da istenmedikler niye vardır?
B-Bu istenmedik ya da istenmediklerin mutlak gerekli olduğu yer/yerler neresi/nerelerdir?
C-Bu istenmedik ya da istenmedikler hiç olmazsa hayat döngüsünde ne/ler eksilir, ne/ler bozulur… Vb ne/ler olur? Sorularının mutlaka doğru ve liyakatli yanıtlarını araştırın sonra istendik/çözümsel iradi amaçlı; yargıya/lara, sonuca/lara varınız ve/veya öğretime, öğrenime, eğitime, ıslahata/lara, terbiyeye ve önleme/lere baş vurunuz. İnsanlığın ve/veya bir kavmin; radikal milliyetçileri (kavimlerin parmak izi), radikal Müslümanları (dinin farzlarının sigortası), radikal yenilikçiler (kavimin asra uyum ışıkları) ya da her çeşit gerekli radikalleri rahmani alimler ve bilginlerce, her an asrın değişimlerine ve/veya koşullarına uyumlu bilgilendirilip irşat edilmezse; milliyetçiler şovenizme, inananlar Siyonizm'e, yenilikçiler otistik ve liyakatsiz felsefi görüşlere ve/veya inançlara kapılıp dumura uğrarlar. Genellikle alimsiz bir kavim ya da nefsine zülüm eden Müslüman kavimin/lerin rahmani alimleri ve bilginleri menfaatleri gereği radikallerinin arkasına gizlenir ya da onlara teslim olursa bu sonuç ortaya çıkar. Bu nedenle bunların hürriyetlerinden çok doğru adreste örgütlendirilip düşünsel ve toplumsal olarak güncellenişleri daha doğrudur. Âdemi İnsan; Meleği Ruhu, Meleği aklı ve Meleği Vicdanı Kanadıyla (Meleği Güzel Ahlak Kanadı) meleklere kenetlenip güzel ahlak hasletlerini gösterirken, Diğer kanadıyla yani Hayvani Olan Nefsiyle, Hayvani Olan zekâsıyla ve Hayvani Olan Vicdaniyle (Vahşi/Hayvani Ahlak Kanadı) Hayvanlara ve eşyaya kenetlenip vahşi/hayvani ahlak hasletlerini gösterir. Bu kanatlardan Meleği Güzel Ahlak Kanadı kırık ve/veya güdük olursa o insan tek taraflı Vahşi/Hayvani Ahlak Kanadıyla daha aşağılıklara uçarak çok tehlikeli hilkat garibesi bir zararlı yaratık olur. Bu kanatlardan Vahşi/Hayvani Ahlak Kanadı kırık ve/veya güdük olursa o insan tek taraflı Meleği Güzel Ahlak Kanadıyla daha yukarılara uçarak ruhban/meleğimsi bir yaratık olur. Bu iki kanadın dengesi/balansı hafif ahrete doğru ya da meyilli olarak eğitimle verilmelidir. Dünyası için ahreti, ahreti için dünyasından vazgeçen bizden değildir. Hadis vardır.
Neden çevremizi, kendimizi, mesleğimizi doğru tanımak ve insancıl adreslerde bulunmayı/bulunuşu refleks(alışık tepki) haline getirmek/getiriş farzdır? Doğru Adreste Duruşun 5 Kuralı; Doğru Adreste Duruş İçin Öğretim, Öğrenim Ve Eğitimin Mutlaka Asgari 5 Kuralı; Rahmani İnsancıl ve Peygamberi Adreste Duruşun 5 Kuralı;
1.Kuralı:
Kabulleniş. Rahmani insan oluş için dünyada bulunduğunu ve Rahmani doğru adreste duruşun refleksinin (alışık tepkisinin) kesinliğini kabul ediş. Değiştirmeyeceği ve/veya Değiştiremeyeceği şeyleri, İnsanlık Ailesi'ni ve kendisini olduğu gibi kabullenişe razı oluş gerekirse peygamberi ve insancıl değişime/lere talip olmak. Değiştirmeyeceği ve/veya Değiştiremeyeceği; fıtratı/yapısal, insani, çevresel … Vb her şeyi ve kendisini olduğu gibi kabullenişe razı oluş gerekirse peygamberi ve insancıl değişime/lere talip olmak. En azında yaratıkların değişmez kaderleniş kırmızı çizgilerini; örneğin, ölüm, bilmezlik, cehalet, aşkınlık… Vb niyet olarak kabulleniştir. Ayrıca tüm yaratıkları, her fert ve toplumun “Geçmişten Geleceğe Tüm İnsanlık Ailesi Çözmecesinin/Pazılının” gerekli bir parçası/üyesi olarak “İnsanlık veya İslam Devleti ve Birlikteliği” istemine, arzusuna, azmine ve gayretine razı oluştur.
2.Kural: Kendisini ve çevresini doğru tanıyış. Kendisini ve çevresini düz ayna mantığıyla değerlendiriş ve konumlandırıştır. Rahmani, insancıl, peygamberi, doğru ve dürüst tanıyış ve/veya dürüstçe iç dünyasına ve çevresine kendisini konumlandırıştır.
3.Kural:
Yeterince bilgili oluşu kabulleniş. Kendisini ve çevresini doğru anlamlandırış ve uygulayış için yeterince bilgili ve beceri sahibi oluşu koşulsuz kabulleniştir. Yaratıkların her şeyini ve mesleğini; doğru, dürüstçe, Rahmani/İnsancıl anlamlandırış ve uygulayış için yeterince bilgili ve beceri sahibi oluşu koşulsuz kabulleniştir.
4.Kural:
İnsancıl adreste duruş. Peygamberi (Rahmani/İnsancıl) bir ahlakta doğru adreslerde bulunuşu alışık tepki (refleks) ve alışkanlık haline getiriştir.
5.Kural:
İnsancıl Uygulayış. Öğrendiklerini Rahmani (peygamberi/insancıl) ahlak çerçevesinde alışık tepki (refleks) olarak hayata uygulayıştır. En Güçlü, Siyasi ve Menfaatperest adreslerde değil de Rahmani, İnsani ve Doğru adreste duruşun en güzel örneği; Allah (C.C)’N yardımıyla, Hz. Muhammed AS’IN çevresinde, zamanındaki krallıklar ve imparatorluklara ekmek peynirle hatta daha zor koşullara Rahmani duruşuyla İslamiyet’in yayılışını başarmıştır. Bu mantıktan hareketle doğru adreste bulunuşu alışık tepki (refleks) haline getirişin en kestirme yolu Rahmani, insancıl, peygamberi dürüstlük ve/veya peygamberi imanla hayatı yaşamak yeterlidir.Yaratıkların özellikle fert, kavim ve devletlerin; zihinsel, bedensel, düşünsel, amaçsal, menfaatsel... Vb adreslerini doğru tanımlayıp, belirleyip bildikçe onların hakkında daha doğru karar verir ve doğru adreslerde duruş olanağını elde ederiz.-Ola ki herkes her şeyi bilmeyecektir. Cüzi ilme sahipsiniz (Ayet vardır) .Yani en azında her kes bir şeylerin cahilidir.-Herkesin olanakları ölçüsünde; nesnel, iradi, sanal, düşünsel, toplumsal… Vb. kendine özgü özgünlükleri ve tercihleri olacaktır. İnsanın Ahlak Kanadı (Sağ) ve Meslek Kanadıyla (Sol) Eğitimin Hedefine Uçuşunun Amacı; Doğru Adreslerde Bulunuşun 5 Kuralı Uygulanarak Gerçekleşmelidir. Önemli olan amaç kişinin ve toplumun; olanakları, sıhhati, iradesi, bilgisi… Vb. çerçevesinde (insan pazılı/çözmecesi içinde) kendisini/kendilerini (özgün pazılı/çözmece parçası) peygamberi (Rahmani/insancıl/Hz. Muhammed AS’A Peygamberlik (S.A.V) gelmeden önceki 40 yıllık insani ahlakı) ahlak ölçülerinde verimli konumlandırışı doğrultusunda öğretim, öğrenim ve eğitimin mutlaka asgari doğru (yukarıdaki 5 koşul çerçevesinde) verilişinden kesin emin oluştur. İnsanlığın; fert, toplum, kavim ve tüm insanlık ailesi bazında, sokakta, tüm toplumsal ve yaratıksal alanlarda (özel haller hariç); diğer yaratıkları kıskandırıcı, ürpertici, tiksindirici, rencide edici, rahatsız edici, iştahlandırıcı, kışkırtıcı, küçümseyici, tahrip edici, tahrik edici, aşırı özendirici, şaşırtıcı, vahşi, aşkın… Vb. eylem, davranış, sohbet, giyim, kuşam, siyaset, öğretim, öğrenim, eğitim… Vb. bulunmaması gerektiğinin ve öneminin Rahmani (peygamberi, insancıl) ahlakla ilişkisinden emin olacağı kadar eğitilişinden mutlak emin olmalıyız. Sonrası kolaydır. Bundan sonrası kişinin/toplumun olanakları ölçüsündeki iradesiyle tercihleri onun/onların ölçüsünün kalitesini belirler. Yargısından emin oluruz. Hayvani ve İnsani Hürriyetin Farkındalığını kavrayış önemlidir.! ABD'DE Bazı Eyaletlerde Ör. State of Tennessee'de Yurtlarda ve Otellerde Evli Olamayan Erkek ve Kadınlar Aynı Odada Gerekirse Birlikte Kalabiliş Hürriyeti. Batıda sokak ortasında partnerlerin hayvani davranış ve eylemleri düşündürücüdür. Edepsizlerin, Edeplilerin ve Herkesin (Şerrinden Emin Ve Beri Olmak İçin); Her Mecliste Kendini İfade Ediş Köşesi Olmalı. Köşeye gelenlere ya da sıradaki her kese “Kendini İfade Edişin Edepli Ve Peygamberi Oluşun Önemi Dersi” ayrıntılı bir şekilde eğitimcilere verilmelidir. Bundan sonrası onların kendilerini ifade tercihleri onların ve temsil ettiklerinin edebini ve kalitesini ifade eder ya da belirler. Özet;1- İnsanlık Ortak Paydası Üyesi Olarak Payını (Özgünlüğünü) Peygamberi Konumlandırış. Değiştirmeyeceklerine Karşı Peygamberi Adreste Bulunuşu Kabulleniş. İnsanlık Ailesinin üyesi oluşunu ve baş edemeyeceklerini ve değiştiremeyeceklerini Koşulsuz kabulleniş. 2. Kendisi, Mesleği ve Çevresi hakkında yeterince bilgi sahibi oluşunun gereğini kabulleniş. 3. Kendisini ve Çevresini Düz ayna mantığıyla değerlendiriş. 4.Bildikleriyle Peygamberi (Rahmani/İnsancıl) bir ahlakla doğru adreslerde bulunuşu alışık tepki (refleks) ve alışkanlık haline geliştirir.5. Bildikleriyle kendisini ve çevresini düz ayna mantığıyla değerlendiriş ve Peygamberi / İnsancıl konumlandırıştır. kendisini Rahmani, insancıl, peygamberi, doğru ve dürüst tanıyış ve/veya dürüstçe iç dünyasına ve çevresine kendisini konumlandırıştır.
Sonuç; Doğaya Karşı Doğru Adreste Duruş Ne Demektir? Çevre Bilinci İnsanlarda Geliştirilerek Plastikler, Kâğıt, Şişe-Cam ve Metaller Çöp Değil Bunların Çöp Torbalarına Doldurup En Kısa Yoldan Hedefine Bakılmalıdır. İnsanlık doğaya ve birbirine karşı doğru adreste durmadığı için doğal ve yapay çevrenin ilkel ve vahşi insan sorunu ortaya çıkmıştır. Ola Ki Yaratıklar içinde hayırlı bir kişilik olmak için
ola ki bu 5 kuraldan bir tanesine bile uymazsanız doğru adreste duramazsınız. Bu yaşam boyutunda her insan bir hayvanın sırtındadır. Kendini kontrol edebildiği kadar süvari kişilik, kontrol edemediği kadarda hamal kişiliktir ki buna nefis denir ya da atınızı (nefsinizi) kontrol edebildiğiniz kadar süvarisi kontrol edemediğiniz kadarda hamalısınız. Genlerimizi ne kadar irademizle kontrol edebiliyorsak her şeyimizin süvarisi, tersine ise her şeyimizin hamalıyız demektir. Bir kavmin yenilikçilerini asimile eder bitirirseniz, akabinde milliyetçilerini asimile edişe başlarsanız bu tam mümkün değildir çünkü o kavmin değişmeyen/değişmez parmak izidirler (kavmin özgün kişilik genlerini taşırlar). Ancak yok etmeniz gerekir. Bu seferde evrimsel seçilimde en güçlü savaşkan Nemruti, Atillamsı, Cengizhani, Firavuni, Çini, Hitleri… Vb insan ahlakının acımaz kara delikleri ve kavmin asimile edildiğini sandığınız yenilikçileri de ters teperek karşınıza çıkar ki kayıp edişi hak etmiş olursunuz. Her kavmin özgün radikallerinin, milliyetçilerinin, yenilikçilerinin, cahillerinin… Vb dozunda gerekliliğini doğru adreslerde ve doğru kişilikler de yaşatmak elzemdir. Cahillerin, kafirlerin… Vb karakterlerin yok olduğunu düşünün sonuç sosyal döngünün çöktüğünü görürsünüz. Bir anda herkesin her şeyi bildiğini düşünün ya da geleceğiniz hakkında her şeyinizi bildiğinizi düşünün o zaman cehaletin, bilmezliğin, yalanın ve sabrın ilaç olduğu konumların ve zamanların olabileceğini keşfedebilirsiniz. Allah (C.C)’HU hiçbir şeyi boşuna yaratmamıştır. Önemli olan her şeyi dozunda ve yerinde rahmani biliş, kullanış ve uygulayıştır. Kısaca doğal döngüdeki özgünlüklerin gerekliliği kadar toplumsal, zihinsel, düşünsel ... Vb döngülerdeki özgünlükler gereklidirler. Önce meclistekiler halka ahlak abidesi örneği olarak öpüşüp barışıp sarılsınlar ardında her şeyi çözmek daha kolaylaşır. Bu gerçekleşmiyorsa ola ki yanlış kriterlere sahip insanları meclise gönderiyoruz. Önemli olan toplumsal yönetim, ahlak ve her türlü ilişkinin kilit ve yönlendirici noktalarında Peygamberi/Rahmani/insancıl ahlaklı +bilgili +liyakatli kişiliklerin; yönetimlerde, eğitimde, sağlıkta ve yargıda sürekli bulunuşunu tam ve net teminat altına alan/garantileyen; seçim sistemleri, yönetim sistemleri, rejimler ve demokrasileri sağlayıştır. Ör;sigara içmek, aşırı lezzetli yemek, içmek veya içkinin lezzetine doyumsuzluk yani bırakamamak (zayıf irade) da bedenimiz nefsimizdir. Mantık ve irademizin; aşkın, sevilmenin, pohpohlanmanın, kumarın, aşırı adrenalinin, lezzetli yemeğe doyumsuzluğuna (şişmanlık-aşırı kilo) tiryakiliğine... Vb karşı aciz düşmesi nefsimizdendir. Küresel ısınma sorununa karşı önlem ve çözümlere katılmayanların bu süreçteki kişilik konumları nefsimiz mesabesindedir. İrademiz, yeteneklerimiz ve gücümüzle kesinlikle başaramadığımız veya başarmayacağımızdan emin olayların, süreçlerin, sorunların ve problemlerin çözümü konusunda;İbadetlerimizi olanaklarımız ve fıtratımız (yapımız) ölçüsünde kusursuz icra eder, samimiyetle hayatımıza uygular, peygamber teslimiyeti ile kişilik ve irademizin IP numarasını geri istememek ya da Allah (C.C) terk etmemek koşulu ile Allah (C.C).'HUNA teslim oluruz (Allah (C.C) ipine sarılın, dinden çıkılmaz çıkanlar mürtet olur ayet var) ya da kişiliğimizin tüm boyutlarını teslim ederiz ve Rabbimizden dileklerimiz için yardım istemek üzere dua ederiz. Sonuçta; doğru-yararlı tepkiler, davranışlar, çözüme yönelik denklemlerin, konumların kombinezonları ortaya çıkınca veya çözülünce de, duamız kabul oldu deriz. Nefsini tanıyan rabbini tanır (ayet/hadis!). İnsandaki bu kişiliğin konumu ve etkisi ayrıcalık gösterir. İnsanın genetik yapısı-yatkınlığı ve çevrenin; nefsi kişiliğinin (sanal-zeka-bedensel kişilik) gelişimine etkisi, çok büyüktür.
      Sanal ve nesnel nefsimizin hüneri doğal, yabani, gayri insani veya vahşi oluşudur. Yani doğaya meyilli ve samimiyetsizliktir. Zeka işletim sistemi ile çevreye icabet eder.


KİŞİLİK KİMDİR?-Kişilik olgun bir insanın iradesi ölçüsünde kendi tercihlerini belirleyen sorumlu egosudur.Bir ben var ki bende benden içeru (Hz.Yunus EMRE);uyanıkken hisseden, uyurken rüya gören. Bedensel ve zihinsel araçların; gücünü, yeteneklerini bilen ve bilincinde olan.Her şeyi değerlendirirken;iradesini tarafsız kullanarak tercihleri tasdik edip icrasına karar veren:sorumlu:sanal gerçek; öz, ene, kişilik veya benliktir.
Genel Olarak Aklın Hüneri Liyakat, Ruhun Hüneri Samimiyet, Zekanın Hüneri Nefsi Kökenli Hızlı ve Doğru Kavramak, Nefsin Hüneri;Hayvani Siyaset, İnsanın Hüneri Cehalet-Hüsran(sabrı, imanı, hakkı tavsiye edenler ve iyi amel işleyenler hariç) ve Kişiliğin Hüneri Tercihtir. Önermesini eleştiriniz.
Normal İnsanın Kişilik Boyutları ve Kişilik Enerji Halleri :Normal bir insanda, doğadaki bilinen 7 boyuta ilave olarak, minimum 5 boyutu daha var;
A-Sanal/Düşünsel(Zihinsel-Sanal - Düşünsel Hayvani) Şeytani Nefsi Kişilik Boyutu ; (Nefsi Sanal/Düşünsel/Zihinsel Bedenimiz-Cinler Alemi İle İlgili Kişiliğimizdir):Zeka işletim sistemi ile çalışıp, doğayı asimile eden ve çıkarsamalar yapan nefsin; doğaya meyilli yayılan-yayılmış doğal sanal enerji boyutudur.Bu kişilik, doğaya ve madde alemine meyilli olup;hayvanlara ve tüm doğadaki nefsi yaratıklarla empati/eşduyum (halden/halini anlama, halini yaşama)duyan, özdeşleşen ve kenetlenen   zihinsel-sanal nefsani enerji boyutundaki özgün kişiliğidir. Kısaca insanın;ısı veya ateş halindeki enerji boyutunun sanal-zihinsel kişiliğidir. Sanal ya da Cinler Alemi Boyutundaki Kişiliğimizdir.

B-Nesnel (Bedensel Hayvani) Nefsi Kişilik Boyutu: B
eyindeki organik tabanlı işletim sistemi ile madde tabanlı çalışan, vücudumuzdur.1, 2, 3, 4. İnsanın Toprak-Madde Boyutudur. Doğaya-Hayvanlara -Nefse bağımlı ve eğilimlidir.Yemeye içmeye, meyilli; canımızı, ruhumuzu... Vb nesnel ve sanal araçlarımızı taşıyan bedensel kökenli Materyalist-Ateist Nesnel Kişiliğimizdir.

C-Zeki ve Yeteneği Kişilik Boyutu (Sanal ve Bedensel Nefsi doğal kişiliklerimizin doğal işletim sistemi merkezli kişiliğimizdir);Zeka işletim sistemine ve yapısal-düşünsel becerilerimize dayalı kişiliğimizdir. Bugünkü ÖSYM sınavında muhatap olunan kişiliktir ve hayvanidir.

D-Ruhsal Kişilik Boyutu : Meleği doğa ötesine ve akli kurallara meyilli; meleği-saf-abdal kişilik boyutudur. Ruhban Kişiliğimizdir. Ruh, kişilik olarak Allah (C.C) bizdeki en değerli emaneti ve elçisidir. İbadetlerimizle aklımızı kullanarak ruhsal kişiliğimizin külliyatındaki hakikatlere ve gerçekler arif oluruz.

E-Akli Kişilik Boyutu:bedensel ve zihinsel;gerçek araçlarını, sanal araçlarını, yeteneklerini, nefsi-ruhsal kişiliklerini, zekalarını kullanarak namuslu (namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb Rahmani ve/veya şeytani insanlarla; namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb kara cahil , kasti cahil ve/veya çocuksu cahil insanlar karıştırılmamalıdır) ve dürüst karar veren, ruha, doğaya ve hayvani-meleği doğa ötesine, dengeli-meyilli Akıllı Kişiliğimizdir.

Özel Not;Kuran-ı Kerim;yaratıkların, olayların, süreçlerin, olguların....ve İnsanın değişik enerji hallerine ve boyutlarına hitap ettiği için bazen kitabın bazı ayetlerini anlamakta sıkıntı çekilir. 18000 alemin enerji haline hitaben yazıldığı rivayet edilir. Kıtab-ı Kerim'i doğru anlamak için insanın sanal ve tüm enerji - kişilik boyutlarını iyi bilmesi, yaratıklara-olgulara... Vb süreçlere doğru empati/eşduyum duyması-yaşaması gerekir.

F-Vicdani Kişilik Boyutu: Akıllı yaratıkların herhangi bir şey hakkında; akıl, zeka, nefis, kişilik, ortam, bilgi dağarcığı… Vb tüm olanaklardan süzülmüş, arınmış ya da arındırılmış (filtrelenilmiş) sonuçların arasında verilecek en Rahmani/meleği kalp ibresi kararını tercih eden kişiliktir.
Vicdan; Allah (C.C) tarafından tüm akıllı yaratıklara verilmiş, meleği bir kalp ibresidir. Ola ki vicdan; dürüstlük, gayret ve samimiyetin Rahmani ibresidir. Akılsız yaratıklarda ya yok ya vahşi veya güdüktür.

-Sorumlu gerçek kişiliğe; vicdanın sesini dinlemediğinin bilincinde olduğu ve vicdanının sesini bildirerek ihlal ettiği kayda geçer. Akıllı kişi bunun bilincindedir.
-Ömür boyu verdiği; doğru-yanlış, günah-sevap ya da nötr-geçişken… Vb kararlarda bu meleği kalp ibresi kararına bilerek uymayan kişinin hanesine kalp ve bilincine bu yanlışlarının kayıt edildiğinden ya da yazıldığına dair şuana kadar hiçbir akıllı yaratık ciddi olarak yazılı ve sözlü itiraz etmemiştir. İtiraz eden olgun insanlarında aklından??, nefsinden, zekasından, kastiliklerinden, anormalliklerinden ya da deliliğinde şüphe edile bilir ya da şüphelenmek farzdır.

G-Gerçek Kişilik(Özgün ve Sorumlu);Bir ben var ki bende benden içeru;rüya gören, bilincinin farkında olan, tüm kişilik boyutlarını; iradesi dahilinde kullanarak; aldığı sonuçlara göre, yaptığı tercihlerden, sorumlu özümüz, enemiz, kendimiz veya Gerçek Kişiliğimizdir. Ola ki kâinatta her yaratık; yaratık çözmecesinin bir parçası, insan olarak tercihlerinizle siz olmasanız sistemde/ kâinatta ne eksiliyor ve ne artıyorsa ola ki sizin değeriniz o dur. Demirkuş 2011
-Gerçekleri sadece madde kökenli kabul eden kişilikler (edenler) materyalistlerdir. Gerçekleri sadece ruh kökenli kabul eden kişilikler (edenler) ruhbanlardır. Gerçekleri sadece doğa tabanlı kökenli kabul eden kişilikler (edenler) bilim insanlarıdır. Gerçekleri sadece ateş kökenli kabul eden kişilikler (edenler) Zerdüştlerdir. Gerçekleri sadece güneş kökenli kabul eden kişilikler (edenler) Yezidilerdir.Gerçekleri sadece hiçbir şey kökenli kabul eden kişilikler (edenler) ateistlerdir… Vb çoğu doğa kökenli id, idol ve/veya putlardır. O zaman; öğretim, öğrenim ve eğitimle gerçek düşünce sistemimizi hangi gerçeklere yapılandıracağız ya da oluşturacağız. Ebedi, Geçici, Dünyevi, Milli, Milliyetçi, Radikal, Doğal, Vahşi, Hayvani, Bilimsel, ... Vb Düşünsel/Düşünce Sistemleri Kitlelere ve İnsanlığa Kazandırış ve Yükleyişle İlgili Eğitimi Doğru Değerlendiriş Çok Önemlidir. Ola ki şu sorular sorulabilir; tüm yaratıklar, yaşadığımız kâinatlar ve her şey; Kim? ve/veya Nere Kökenlidir? Sorularının yanıtı gerçeklerin adresine bizi yaklaştırır.
İslamiyet'te ve Allah (C.C) gönderdiği tüm kitaplarda; her şey Allah (C.C) nurundan yaratılmış ve sonra her şey ona (Allah (C.C)'NA) döndürülecektir ve yönelecektir. Yani tüm yaratıkların gerçekleri göreceli (izafi) ve geçici gerçeklerdir. Ancak Allah (C.C) istedikleri ebedi gerçek olacaklardır ve hayat bulacaklardır.
-Bir insan iradesi ve olanakları ölçüsünde; Ruhu ve aklı ile meleği, zekası ve nefsi ile hayvani, vicdani ve tüm kişilikleriyle Rahmani karar verir. İradesi çerçevesinde sadece nefsi, ceddi, hayvani… Vb şahsi menfaatleri ve arzuları için verdiği karalar şeytanidir.
Tüm insanlığı bir beden kabul et, bazılarının kişilikleri, beyinde (vahşi/doğal insani kişilik), bazılarınınki kalpte (peygamberi insan kişiliği), bazılarınınki cinsellikte-şehvette (hayat insanları kişiliği), bazıların ki hercai, bazılarınınki ruhu ile bütünleşmiştir (ruhban) … Vb tüm insanların kişilikleri toplamı ve dağılımı bir insan bedenini oluşturup adı da insan kişiliği bedenidir. Benli Kâinat sitemi-Bensiz kâinat sitemi=farkım ile Baktığım Miraslı Kâinat-Bıraktığım Mirasız Kâinat=Farkım benin kişiliğim, kim olduğum ve tüm mirasımın ifadesidir. Demirkuş 2012 Tüm insanlık için bu farkın en istendik oluşunu dilemek gerekir.
İnsan;
-Ruhu ve Aklı itibarıyla meleği olduğu için güzeldir.
-Nefsi ve zekası itibarıyla hayvani olduğu için cahil, nankör ve zulümkardır.
-Tercihleri itibarıyla kendini yani gerçek kişiliğini tarif edendir. Demirkuş 2011
Güdük insanlarda; kişilik bir veya iki boyut tarafından asimile olmuştur. Örneğin ruhbanlarda kişilik; ruhsal boyut tarafından asimile olmuş ve diğer kişilik boyutlarının kararları güdüktür. Ör: Materyalistlerde beden boyutu kişiliği kafesine aldığı için diğer kişilik boyutları güdük kalmıştır. Filmi izleyin

H-Diğer Kişilik Boyutlarımız

Kişilik İçin Okuma Parçası;
1-Nefsi merkezli kişilik hayvani, hissi ve duygusal kişilik.
2-Ruhsal merkezli kişilik ruhban,
3-Bedensel merkezi kişilik ateist ya da maddeci.
4-Zeka merkezli kişilik şeytani
5-İstişare merkezli (ruh-akıl, nefis-zeka ve beden-beyi istişareli)
İpucu;
1-Nesnel bedenimizdeki benliğimizin yönetimi, iktidarı ve fizyolojik işletim sistemi beynin iki yarım küreyi ve kontrol ettiği çapraz simetrili organ ve duyular birbirini tamamlayıcı mükemmel dengeye ve amaca hizmet eder
2-Meleği bedenimiz ruhumuz ve akıl işletim sistemi
3-Şeytani-hayvani sanal bedenimiz ve zeka işletim sistemi
4-İnsani bedenimiz(Nesnel+Meleği+Şeytani-hayvani bedenimiz) beyin-akıl-zeka istişarelere dayalı üretilen tercihleri seçen ve uygulayan dinamik insani işletim sistemi (ruh-akıl öncelikli istişare peygamber ahlaklı insani kişilikler, zeka öncelikli istişareler sonuçlu tercihler şeytani-hayvani kişilikler).


Vandallık/Vandalizm Nedir? Bilerek ve isteyerek, kişiye ya da kamuya ait bir mala, araca ya da ürüne zarar verme eylemidir.
Vandal diye tanımlanan bir kişi; kırma, parçalama, yok etme, kesme, yakıcı madde atma, boya atma yoluyla sonucunu bilerek, başkasının ya da kamunun sahiplendiği, önemsediği ve değerli bulduğu bir maddeye (örneğin, okul araç-gerecine, müzede sergilenen tarihsel bir yapıta, resim galerisindeki bir tabloya) zarar verir.
Vandalizm Araştırmaları
Vandalizm, antisosyal kişilik bozukluğu olarak tanımlanmıştır.[kaynak belirtilmeli] Erkek bireylerde daha sık görülmektedir. Kadınlarda daha az rastlanmasına karşın, antisosyal kişilik bozukluğu olan genç annelerin eşlerine ve çocuklarına karşı şiddet içeren davranışlarda bulunduğu bildirilmiştir. Özellikle sosyo-ekonomik düzeyi düşük okul çağındaki gençlerde sık karşılaşılmaktadır. 16 ayrı liseden 7340 öğrenci arasında yapılan bir çalışmada öğrencilerin % 5'inde vandalist davranışların gözlendiği bildirilmektedir.
Resmi Vandalizm
Roma İmparatorluğu'nda, damnatio memoriae, yani hatıraların lanetlenmesi denilen bir uygulama vardır. Buna göre sevilmeyen birisi öldüğünde ona ait heykeller kırılır ya da kafaları koparılır, isimleri tüm kayıtlardan çıkarılır ve adları anılmaz. Örneğin Neron, tek başına imparator olduğunda, kendinden önce gelen imparatora ait tüm heykelleri yıktırtmıştır.
Hıristiyanlığın kabulünden sonra da Roma'daki çoğu heykeller ya tahrip edilmiş ya da heykellerin alınlarına haç kazınmıştır.
Eski Mısır'da da rahipler tekrar gücü ellerinde geçirdiklerinde benzer uygulamalarla, kendilerinin gücünü kısıtlayan firavunun mezarını tahrip ettirmişlerdir. Ayrıca baştakilerin, tarihten çıkarmak istedikleri kişilerin yüzlerini duvar resimlerinden kazıyarak silmeleri de sık görülen bir vandallıktır.
Modern zamanlarda da devam eden resmi vandalizm, Naziler tarafından yıkılan Yahudi sembolleri, Sovyetlerin çöküşünden sonraki tahribatlar,
Çevresel Vandalizm [değiştir]
Çevresel vandalizm, bazı çevreciler tarafından kullanılan bir terimdir. Çevreciler, kırılgan ekosistemin korkunç veya apaçık yıkımını ve özellikle çevresel koruma yasalarının çiğnenmesini açıklamak için kullanırlar. Önceden belirlenmiş koruma altındaki alanlara yapılan yasal olmayan saldırılar önemli bir örnektir. Diğer örnekler ise nehirler, dereler ve benzerlerinin çiftlik atıkları ile kirletilmesi, atmosferin fosil yakıt tüketimi ile karbondioksit tarafından zarar görmesi gibi sıralanabilir. (Vikipedi Ansk. Alınmıştır)

Kapitalist Vandallık Küresel Isınma ve çevre kirliliğine neden olmuştur. Siyasi Vandallık Sokaklarda yaşanmaktır. Hırs Vandallığı futbol maçlarında görülmektedir. Pek çok özgün, melez Vandallık sırlayış olasıdır. Örneğin Tarihteki yakıp yıkan simalar (Atilla, Cengizhan, Neron... Vb. vahşi ve siyasi vandallardır)
Allah (C.C)’HU Âdem AS’A Ruhundan üfledikten sonra Âdem AS’IN eşyayı tanıdığına melekler şahittir. Ola ki hayvanlar eşyayı insan kadar tanımadığı için insanın bu Ruhi özelliği onu hayvanlardan ayırır.
Kendisini insanlık ailesinin bir ferdi kabul eden her insan her eşyanın tüm yaratıkların ve insanlığın ortak payda malı olduğuna iman edişi beklenir. Böyle değilse nefsinin ve hırsının hamalı cahil kişilik demektir (doğal Vandallar hariç). Demirkuş 2012

BİLİM AJANI KİMDİR?Hukukî veya gayri hukuki;bilerek veya bilmeyerek başkasının/larının (fert, toplum/lar, millet/ler, devlet/ler, kurum/lar… Vb) menfaat farzlarının önceliği için bilgi-veri-materyal toplayan, üreten, derleyen, yayınlayan… Vb yapan kişiye denir.Ör.Bilerek ya da bilmeyerek; olanakları uygun olduğu halde ülkesinin, toplumunun acil menfaatleri için değil de; başka ülkelerin menfaatlerine öncelikli bilgi-bilimsel eylem, bilimsel fikir... Vb. üretenler.0, 1, 2, 3, 4, 5, 6 İpucu;en iyi bilim ajanı; ajan olduğunu bilmeyen cahil bilim ajanıdır.
Belki de:
bu mantık, bazı cahil inanç sahipleri ve cahil milliyetçiler içinde geçerlidir.
Halklara ve bilim bilginlerimize (bilim insanlarımıza) bebek kuntakinte karıncaları muamelesi (burs,proje ve kredilerle, yuvasında köleleştirmek) yapılmış. Filmi izleyin
Özel Not;Ne acıdır ki, bazı az teknolojik ülkelerde; akademik kariyer amaçlı ve bilimsel etik kuralları gereği:bilim bilgini (bilim insanı?!) adaylarını ve bilim bilginlerini (bilim insanlarını);ülkelerinin tüyü bitmemişlerin parasıyla yurt dışı ve yurt içinde bilim yapıyor yaptırılıyor diye; ilkel(primitif) kavimlerin menfaat sünnetlerine-farzlarına uyarak/uydurularak, bilmeden bilim ajanlığı yaptırıldıklarının veya yaptıklarının farkında bile değiller.
      Kısaca ülkemiz koşullarında SCI amaçlı üretilen makalelerin balının belki de %90'nı teknolojik yönden gelişmiş ülkelerce kullanılır. Ülkemize de yayını yapan öğretim elamanın akademik kariyeri ve maaşı artar. Hatta bu bal üretimini teşvik için TÜBİTAK'ÇA ekstra teşvik parası verilir. Keşke ülkemiz koşullarına bilgisini makalelerle uygulamaya bal eyleyenlere de SCI makaleleri kadar, teşvik paraları, kariyerine ve maaşına artı değer verilse.
    Belki de; Dünya sıcak savaşlarında(20.Yüz yılın sıcak ve soğuk cehalet savaşlarıyla ilişkilendirmeye çalışın); Amerika'ya sığınan bilim bilginleri (bilim insanları?!); merkezden(ABD'den) çevre doğru öncelik prensibine göre bilimsel hizmet üretme geleneği ile ABD'yi dünya'ya hakim kılarken, nedense ülkemize sığınan bilim bilginleri (bilim insanları?!);bilimsel hizmeti ve üretimi çevreden (batıdan, uzakdoğudan... Vb) ülkemize doğru öncelik prensibine göre bilim üretmeyi yapmayı bize miras ve gelenek olarak bıraktılar veya bu işletim sistemini bilim bilginlerimize (bilim insanlarımıza) yüklediler! Belki de ülkemiz muhafazakar insanlarının bilime soğuk bakışı buna ilave edilince;öncelikle batının bilim ve teknoloji alt-üst-orta yapısına hizmet edecek şekilde bilim üretiliyor, yapılıyor ve yaptırılıyor. Bu hizmetin yan ürünü olan yayınlarla da bilim bilginlerimiz (bilim insanlarımız) akademik kariyer elde ediliyor. 1

     Çözüm;belki de ülkemizde batı stili bilimin temelini atan batılı bilim bilginleri (bilim insanları?!) doğal olarak halktan ve Anadolu sanayi çevrelerine yabancı idiler. Ancak üniversitelerimiz kendini batı standartlarına ulaşmak için güncellediği kadarda halkımızı kendilerinden yaralandırmanın standart bir yolunu bulmak veya başarmak zorundadır. Yani bildiklerinden yararlanan öğrencilerinden ve kendilerinden halkını yararlandırmanın yolunu başarmak üniversitelerimizin belki de boynunun borcu, onuru ve vicdani meselesidir.0, 1, 2, 3, 4, 5, 6

CAHİL DAHİ AJAN KİMDİR;
.Hukukî veya gayri hukuki;bilerek veya bilmeyerek başkasının/larının (fert, toplum/lar, millet/ler, devlet/ler, kurum/lar… Vb) menfaat farzlarının önceliği için gayri insani veya zamansız bilgi-veri-materyal toplayan, üreten, derleyen, yayınlayan… Vb yapan kişiye denir.Ör.Bilerek ya da bilmeyerek;bedensel ve zihinsel potansiyelini;olanakları uygun olduğu halde insanlığın acil menfaatleri için değil de;belli bir azınlığın veya ülkelerin menfaatlerine öncelikli veya zamansız bilgi-bilimsel eylem, bilimsel fikir... Vb. üretenler.0, 1, 2, 3, 4 İpucu;en iyi dahi ajan; ajan olduğunu bilmeyen cahil dahi ajanıdır.
Halklara ve bilim bilginlerimize (bilim insanlarımıza) bebek kuntakinte karıncaları muamelesini yapmak(burs,proje ve kredilerle, yuvasında köleleştirmek) Filmi izleyin

Bilim Bilgini  Kimdir?Formal olarak belli bir bilim alanında yeterince öğretim, öğrenim eğitim alan ve bazı değer yargılarıyla bilimi ve doğa ötesini aşan kariyer sahibi olarak bilimle uğraşan insanlara denir.

BİLİM ADAMI KİMDİR?Formal olarak belli bir bilim alanında yeterince öğretim, öğrenim eğitim alan ve tüm değer yargılarıyla bilimi aşamayan kariyer sahibi olarak bilimle uğraşan erkeklere denir.

BİLİM BAYANI KİMDİR?Formal olarak belli bir bilim alanında yeterince öğretim, öğrenim eğitim alan ve tüm değer yargılarıyla bilimi aşamayan kariyer sahibi olarak bilimle uğraşan bayanlara denir.

BİLİM İNSANI KİMDİR?Formal olarak belli bir bilim alanında yeterince öğretim, öğrenim eğitim alan ve tüm değer yargılarıyla bilimi aşamayan kariyer sahibi olarak bilimle uğraşan kişilere denir.
insan demektir.

BİLİM İŞÇİSİ  KİMDİR?Hukukî veya gayri hukuki;bilerek veya bilmeyerek bedenen ve eylem olarak bilime hizmet veren kişidir.

BİLİM DEDEKTİFİ KİMDİR? Başkasının/ların adına hukuki kurallara göre menfaat karşılığı rutin;bilgi-veri-materyal toplayan, üreten, derleyen, yayınlayan… Vb yapan kişiye denir.örneğin;sıcak volkanik krater ağızlarında kurum ve bilim bilginleri (bilim insanları?!) adına materyal-bilgi toplayan kişiler bilim dedektifleridir.

Bilinç;Fert, aile, toplum, kavim... Vb insani birimlerin; kendisiyle, yaşantısıyla, çevresiyle, ötekilerle bir bütün olarak içinde yaşadığı çevreye, ortamlara, dünyaya, kâinata, düşünsel havuzlara... Vb hepsine ve her şeye ilişkin sahip olduğu ve hayata bilerek uygulayabildiği tüm bilgilerin dinamik farkındalığını-farkındalıklarını ifade eder.

MANTIK NEDİR?Zihinde, akla –zekaya-deneyimlere  dayalı kazanılmış ve kabullenilmiş kişi ve topluma özgü neden -sonuç ilişkilendirmenin düşünsel kurallar bütünüdür.

MUHAKEME NEDİR? Fert veya Toplumun; yaratık/ları, olayı/ları... Vb şeyleri karşılaştırmaları veya herhangi bir şeyi, usa, özgün mantığına dayalı olarak zihinde neticelendirme yeteneği-yorumlama gücüdür.

FİKİR NEDİR?  Bir konudaki, düşüncelerin; özet muhasebe ve muhakeme  ürünüdür veya bir konudaki, düşüncelerin yoğunlaşıp disipline  edildiği  özet bilgilerdir.

DÜŞÜNCE NEDİR? Zihinde veya herhangi bir konumda; bir konuyla ilgili bilgileri  ilişkilendirerek, senaryo üretmek ve bilgileri düzenleme -muhasebe etmeyi ifade eden genel  bir kavramdır. Allah (C.C)'N Bildirdiği ilahi düşüncenin/düşüncelerin dışındaki yaratıksal tüm düşünce sistemleri ilahi kökene dayanmıyorsa hepsi geçici yaratıksal sahnede ölüm, yok oluş ve çürüyüşe mecburdur. Ör. Tarihteki tüm büyük insanların önce bedenleri sonra düşünceleri tarihte ya silinmiş, ya çürümüş veya tarihle silinip gidecek yerini başka düşünceler alır. Ör, Firavun, Nemrut, Çin, Cengiz Han... Vb.

Düşünce Yanılgısı Nedir? Bir düşüncenin tanımın sınırları ve özgünlüklerinin ait olduğu ya da örtüştüğü karşılığındaki şeyle ve/veya şeylerle (fikirlerle/uygulamalarla) insan bilinciyle liyakatli örtüşümemesi ve/veya gerçekleşmemesi düşünce yanılgısını ifade eder. Herhangi bir şeyi yanlış ve eksik düşünmektir ya da doğru düşünememektir. Öğretim, öğrenim ve eğitimde; bir kavramın ve/veya bilginin zihindeki karşılığı; fert ve/veya toplumun hayat döngüsünde (dinamik hayatında) hayata güncellenerek doğru uygulanabilir konumda değilse kavram, düşünce yanılgısı ve eksikliğine neden olabilir. Düşünce ve Kavram, atasözü, vecize ve cümle yanılgısı olmayan yegane kitap Kuran-ı Kerim (C.C)'N Kitabıdır. Buna dayanarak (Kuran-ı Kerim (C.C)'N Kitabı) bu yargıya varılmıştır.

DÜŞÜNCENİN KIBLESİ (İNANÇ): Bir insanın, kurumun, kuruluş veya herhangi bir yaratığın;kimlik (id), tapındık-taptık(put) (idol), yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... Vb değer yargıları… Vb ait gereksinimlerine, zorunluluklarına ve tercihlerine dayalı toplam düşünce sisteminin bileşkesini ifade eder. Hiç kimse inançsız değildir. Her insanın düşüncesinin kıblesi onun inancıdır.

DÜŞÜNCE SİSTEMİ  NEDİR?Bir insanın, toplumun, halkın, tarikatın... Vb benimsediği ve uyguladığı;yaşam stili ve tercihlerinin toplamı (yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... Vb değer yargıları, kimlik(id) ve tapındık-taptıklarıyla (putları-idolleri) bütünleşik onun "düşünce sistemin"i oluşturur. Kısaca insanın; kabullendiği itaat ettiği, benimsediği ve ahlakına direkt tesir eden düşünce sistemi onun dini sistemi gibidir.
      Bir bilgisayar için işletim sistemi ne ise, her insan içinde düşünce sistemi o demektir. Evrensel insanın;mutlaka tüm asırlara ait düşünce sistemlerine uyumlu ve her şeye doğru empati/eşduyum duyurtan/duydurtan düşünce ve yaşama sistemine (işletim sistemine) gereksinimi vardır. Asrına dinine eksiksiz güncelleyerek kendisini değiştirmesi gerekir. Dinsiz insan olamaz mutlaka her insanın bir düşünce sistemi ya da dini var. Bu düşünce sisteminin adı henüz konmamış veya ateist, materyalist, humanist… Vb dine özdeş bir sistemdir. Bu açıdan insanları;dinci veya dindar... Vb kavramlarla nitelemek cahil bölücülüktür.


DÜŞÜNCE EKSİKLİĞİ NEDİR?Herhangi bir şeyi eksik düşünmektir ya da tam doğru düşünememektir.

EĞİTİMDE AÇIK YANILGI;fert toplum eğitiminde, bilerek bilmeden, herhangi bir konuda açık(fark edilir); fikir, mantık, muhakeme, düşünce, kavram… Vb yanılgılardır.

EĞİTİMDE GİZLİ YANILGI;fert toplum eğitiminde, bilerek bilmeden, herhangi bir konuda gizli; fikir, mantık, muhakeme, düşünce, fikir, kavram… Vb yanılgılardır.

GİZLİ YANILGI;farkına varmadan veya kasti herhangi bir konuda fikir, mantık, muhakeme, düşünce, kavram… Vb yanılgısına düşmektir. Son derece tehlikeli bir yanılgı tipidir toplum ve fertleri gizli kemiren bilinmez-fark edilmeyen bilinçaltını yanıltan eğitim hastalığıdır.

MANTIK YANILGISI NEDİR?Yanlış veya eksik mantık kurgusudur.

MUHAKEME YANILGISI NEDİR? Yanlış veya eksik muhakeme yürütme şeklidir.

FİKİR YANILGISI NEDİR?Eksik veya yanlış edinilen fikri hayata uygulamadır.

METRİKS NEDİR (Farkındalığın Tüm Ortamı veya Her Yeri) ?Herhangi bir şeyin kefeni-aşılmaz/aşılmamış hudutlar içindeki her şeydir-her yeri ve ortamıdır. Örneğin düşünce metriksi;düşünülen hudutlarının kefeni içindeki çok şey veya ortamıdır.

ÖZGÜNLÜK NEDİR?Benzer; yaratık,olay,olgu ve bilgilerin  tanımı için;belirleyici-özgün(ayırıcı) özellikleri ilişkilendirilerek tüme varım (sentez) ve tümdengelim  süreci(analizle) ile ulaşılan kavram (lar) dır. Ör;Genel olarak her yaratık kendine özgüdür, hiçbir şey ötekisi  olamaz. X=X değildir. X yaklaşık X'e eşittir. İzafiyet hala bize X=X'i yutturuyor. Eksik izafiyetin hizmet matematiğidir .Hala biz; matematiğin her şeyine kanunlardan çok güveniyoruz (matematiğin bu açıdan revize edilmesi gerekir gibi gözüküyor). Ör;sonsuzun sınırlı oluşu konusu. Çok boyutlu-çok yönlü ....özgünlüklere uyumlu kuralları benimseyen matematik kurallarının geliştirilmesine gereksinim vardır. Bu gün matematiğimiz gezegen-galaksi matematiğidir. Uzay ve geleceğin matematiği değildir.Sabitelerin, yokluk, karanlık ve değişmeyen enerji hallerinin iyi bilinmemesi önemli olaylardır.

LİYAKAT NEDİR? Yakışırlık, herhangi bir şeye en doğru ve kusursuza yakın uyumlu yakışan-ehil şey. Kısaca liyakat, iki şeyden biri anahtar ise diğeri onun kilididir. Farklı şeyler arasındaki tamamlayıcılığı-yakışırlığı ifade eder.Liyakatin uygulaması için tıklayın!!
Liyakat nedir? Sevgi, adalet ve merhametin liyakati  akıl sahibi yaratıklara haktır. Hayvanlar ve doğa  için merhamet ve adalet yeterlidir. Bu gün sevgi liyakatini hayvanlarla paylaşan kültür gelecekte sevgilerini robotlarıyla paylaşırlar. Yabani hayvanlar için yaşamak zorunlu savaşmaktır. İnsan İçin Yaşamak; Geleceğe Liyakatli Değişmektir (Uyum Sağlamaktır) Demirkuş 2007.Hak ediş  insan için önem taşımalıdır. İfrat, tefrit (aşırıcılığın) ve hazırın insanın düşmanı olduğu somutlaştırılmalıdır.  Ebedi barış, gücü insanın fıtratını aştığı için bu safsatadan vazgeçilmeli. İnsanın iddiası ve amacı, sanal dünyası ile fiziki dünyasındaki gerçekleri: somut ilişkilendirip güncelleştirerek; insani, şeytani, deccali, hayvani, meleği doğa ötesine  akıllı-sağduyulu, itidalli fıtratına uyumlu bir orta yol izlemesi ve akıllı-zeki fert ve toplumlar yetiştirmesidir. Bunun yolu;insanların fıtratına uygun (liyakatine) tercihlere dayalı yönetim, eğitim ve olanaklarla teşvik edilmesinden geçer. Kısaca insanların fıtratına saygılı ve verimli tercihlerini yapabilecek olanakları sunmaktan geçer.

DEMOKRASİ, SİYASET, HUKUK VE POLİTİKA ARASINDAKİ İLİŞKİ; Ola ki-Belki de Allah (C.C) vahşi yaradılış kanunlarının insanda tecellisi sonucu olarak demokrasiler; doğal olarak ortaya çıktıkları ya da tecelli ettiği ülkelerde vahşi çoğunluğun–baskınlığın hükmündeki azınlıkları abluka yönetimi altına alışın insan mantığında kabul gören tecellisidir ve İslami-insani terbiye ve ıslah edilişe gereksinimi vardır. Demirkuş 2011
-Parti(azınlık) demokrasisi;fertlerin; bilinç, peygamber ahlakı ve kültür seviyeleri dikkate alınmaksızın (sürü mantığı):çoğunluğun oyuna dayalı rejim şeklidir (yanlışta olsa çoğunluğun dediği doğrudur cehaleti). Liyakati çoğunluk belirler mantığı. Parti siyaseti, parti(azınlık) demokrasisinde,  hukuk kurallarıyla çalışan-çalıştırılan  işletim sistemidir. Siyaset başkaların, şerrinden, zulmünden, fitnesinden… Vb emin olmak için diyet hallerinde kullanılması gereken bir araç olmalıdır. Siyasetle başkalarını liyakatsiz, yersiz, haksız… Vb kandırmak ve iknaa ederek kullanılması suç ve günah olmalıdır. Hayvani Demokrasi seçimlerinde hala bu suç işlenmektedir. Hukuk;parti(azınlık) demokrasisi ve parti siyasetinin kurallar bütünüdür.Politika, bir veya birden fazla konu hakkında izlenen siyaset süreci ve olgusudur.Cebren, hile ile, oyunla, yalanla, ikna ile, rüşvetle… Vb çoğunluğun oyunu elde eden belli bir süre toplumu yönetmeye hak kazanır. Seçimi kazananlar aynı zamanda bir seferde geleciğini ekonomik olarak garanti altına alır liyakatsizliği vardır. 0, 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9,10.


SİYONİZM (DİN KUDUZU)NEDİR)?Dünyalığı-hükümranlığı  için dinini nasyonallaştırıp, ona  dahil olmayan tüm insanları gizli-açık her şeyi ile dinine malzeme yapma inanç felsefesidir.Siyonizm sanki fert, toplum, kavim, devlet,... Vb dinini ya da dindeki hakkını;sadece dünyasının hizmetine takdim, hizmet veya alışveriş için yutanın/ların zihninde lösemi ya da kara deliğin açılması sonucu paramparça olan kavimlerin halidir. Dininizle alış veriş yapmayınız (ayet). Dünyası için ahretinden ahreti için dünyasından vazgeçenler bizden değildir.Cetlerinin alimlerini peygamberlerden daha önemli gösterip dini kuralları ceddinin menfaat ve ırkçılık emelleri için kullanan fert ve toplumlar Siyonist'tirler. Siyonlar nefsini ve ceddini-ced alimlerini rab edinmişlerdir. Dini değerleri(farzları-sünnetleri) milli değerlerine köleleştirenler veya asimile edenler Siyonistlerdir.
          Siyonizmle ceddine doğru yol alış;fert, toplum, devlet ve insanlığı mağara dönemi cetler ve en nihayet metriksindeki hayvanlara kenetler ve potasında eritir, cüceleştirir ya da yecüc-mecücleştirir.Demirkuş 2009
          Siyonizm kavimin kendi kendini veya mahiyetindeki başka kavimlere ait dalkavuk fert ve toplumların kavmini övünmeye böbürlemeye kendini üstün görmeye göstermeye götürüp hayvanlaştırıp, ters zikirden dolayı kavmi cüceleştirip yecüc-mecücleştirir.
          Dinin:belli bir ırk, millet, devlet, toplum veya grubun menfaat farzları için; asimle edilmesi ve başkalarına karşı kullanmasıdır. İnsanlar evrimi, bilimin tümünü hatta kısmen ilimini aşabilir ama dini aşamadıkları için(zihinsel ve bedensel araçlar itibarıyla yetersizdir);bu gibi fert ve toplumların muhtemel akıbeti;toplumsal kan kanserdir(sanal dünyaları dine dayanamaz doğa ve ötesine param parça olurlar). Neden dinin devleti değil de devletin dini olur savı doğrudur? Yada neden dinin insanı, bekçisi... Vb değil de insanın dini olur savı doğrudur? Ör;Roma döneminde Hıristiyanlara yapılan zulüm, Astekler, Mayalar,1, 2, İnkalar ve kızıl derililere yapılan soy kırımı ve zulüm. 1

           Siyonistler, fert, toplum... Vb her bazda dünyalıkları için dinlerini asimile etmeye çalıştıkları için diğer kavimlerdeki konumlarının akıbetleri düşünsel ve toplumsal lösemili kavim oldukları anlaşılacaktır.Siyonist ve şovenistlerin yegane amaçları cet borusu bayraklarını çoğaltmak, ceddini dinle tevhit etmek, dini araç olarak kullanarak her şeyi ceddine iman ettirmek, herkesi ceddinin yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... Vb değer yargılarına özendirmek ve katmak. Hangi dinde olursa olsun Gelecekte Siyonist ve Şoven devletlerin varlığından komşuları ve insanlık çok şikayetçi olacaktır. Yargısı kesindir. Demirkuş 2009 Bu nedenle yaratıkları, icraatları ilerde insanlık ayıbı-cehalet, hilkat garibeleri olarak anılacak ve yasak olacaktır.

ŞOVENİZM (IRKÇILIK)(SOY KUDUZU) NEDİR?
Tüm düşüncesinin kıblesini nasyonallaştırmaktır. Milliyetçiler Kendi Milletini ve ırkını diğerlerinden üstün ve/veya daha hayırlı olduğuna yorum getirdikleri an şovenizme kayarlar. Eşit gördükleri sürece bir tehlike yoktur. Sizi tanışasınız diye kavimlere ayırdık. (Ayet var). Şovenizm gizli-açık çok şeyi ile ırkının süper egolar(istemler)ına kul olmak ve kul görmektir.Şovenizm sanki aynı ırka ait fert, toplum, kavim, devlet,... Vb kitlelerin;zihinsel olarak toplu akraba evliliğinin homozigot(zayıf tek düzelik)  akait (düşünsel sakat kırınımların-zayıf bütünleşik akaitlerin ortaya çıkması) ürünü gibidir. Yakın akraba evliliği kadar yakın akraba siyaseti, devleti, milleti… Vb insanda çoğu şeyin bu yakınlığı sakattır. Ben Arap'ım ama Araplardan değilim (Hadis). Aslını inkar edenler bizden değildir. Şovenler ırkını ve ceddini rab edinmişlerdir.
           Şovenizmle ceddine doğru yol alış;fert, toplum, devlet ve insanlığı mağara dönemi cetlere ve en nihayet metriksindeki hayvanlara kenetleyerek yozlaştırır, cüceleştirir ya da yecüc-mecücleştirir. Demirkuş 2009
            Şovenizm kavimin kendi kendini veya mahiyetindeki başka kavimlere ait dalkavuk fert ve toplumların kavmini övünmeye böbürlemeye kendini üstün görmeye göstermeye götürüp hayvanlaştırıp, ters zikirden dolayı kavmi cüceleştirip yecüc-mecücleştirir.
          Bilerek ya da bilmeyerek;düşünsel, zihinsel, bedensel... Vb eylemler bazında ırkının-milletinin veya belli bir zümrenin üstünlüğünü benimseme, empoze etme veya menfaatlerini başka toplumlardan üstün görme ve ön planda tutma veya eyleminde bulunmadır. Bu gibi fert ve toplumların muhtemel akıbeti;toplumsal kangrendir. Ör. Hitler.
           Şovenistler,fert, toplum... Vb her bazda her şeylerinin kıblesi ırklarının menfaati ve yüceliği olduğu için diğer kavimlerdeki konumlarının akıbetleri nesnel, toplumsal ve düşünsel kangren olduğu kesinleşecektir.Siyonist ve şovenistlerin yegane amaçları cet borusu bayraklarını çoğaltmak, ceddini dinle tevhit etmek, dini araç olarak kullanarak her şeyi ceddine iman ettirmek, herkesi ceddinin yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... Vb değer yargılarına özendirmek ve katmak. Hangi dinde olursa olsun Gelecekte Siyonist ve Şoven devletlerin varlığından komşuları ve insanlık çok şikayetçi olacaktır. Yargısı kesindir. Demirkuş 2009 Bu nedenle yaratıkları, icraatları ilerde insanlık ayıbı-cehalet, hilkat garibeleri olarak anılacak ve yasak olacaktır.

DİSİPLİN: davranışı/ları;istenen amaçlara-hedeflere ulaştırmak için; Ör; peygamber ahlakıya yönlendirmek için eğitimde -öğretimde-terbiyede uyulması ve uygulanması gereken kurallar bütünüdür.

İMAN NEDİR ?Yaratığı inandırmak ya da herhangi bir şeye düşüncesinin kıblesini kenetlemektir.Ör.Nesnel bilimde öğretim, öğrenim ve eğitimin amacı;gerçeğe ve gerçekler iman ettirmek ve uygulatmaktır. İman herhangi bir veya şeyin doğruluğuna inanmak ve itaat etmenin ara yüzüdür. Maddi ve manevi (nesnel ve sanal) boşluğu zamanında mutlak gerçekler ve hakikatle doldurulmazsa yerini vahşi iman o boşluğu doldurur. Yer küresindeki doğal ve ilkel insan kabileleri büyük bir olasılıkla böyle türemiştir.Öğretim, öğrenim ve eğitimde mümkün olduğu kadar maddi ve manevi açıdan nesnel ve sanal gerçeklere iman ettirilmeli. Nesnel bilim bir insanın olgunlaşması için tek başına güdük ve eksik kalır. Onun için insanlar değerlendirilirken sadece nesnel bilimsellikleriyle değil, sanal ve manevi ahlak boyutlarıyla değerlendirilmelidir. Bu asrın en büyük eksikliği ve sakatlığı; doğal ve vadesi dolmuş ortaçağ dinleri fobisinden dolayı sadece ölümlü ve geçici olan nesnel bilimle insanları gerçeklere ulaşılabileceğine inandırmak ve imanettirmek veya değerlendirmektir. Bunun doğal ve haklı gerekçesini delil göstererek geçerli olan yegane din İslamiyet'e aynı ceketi ve kisveyi giydirmektir. İman bir inanma aracıdır. İman, hakiki ve liyakatli değilse sahibini hakikatin dışındaki herhangi bir liyakatsizliğe bağlar. Ola ki gerçek imanı; evrim, iblis, şeytan, parasızlık, zenginli, fakirlik… Vb. hiçbir şey kemiremez eğer kemiriyorsa ya da öyle gözüküyorsa mutlaka yaratıksal bir uygulayış hatası vardır.

Medya Nedir? Terbiye Nedir? Ahlak Nedir? Güzel Ahlak Nedir?Medya Nedir? Terbiye Nedir? Ahlak Nedir? Güzel Ahlak Nedir?

Medya Nedir ve Kimdir? Toplumsal İletişimde Medyanın Yeri ve Önemi; Aslında medya ortamında geliştirilen; gazete, haber, film… Vb her medyatik şey “Öğretim Teknolojiler Ve Materyal Geliştir/Geliştirme” dersiyle örtüşen üretimler olarak kabul edilebilir. Toplumsal İletişim açısından toplumun bütün duyularını temsil eden ve toplumu bilgilendiren kitle ve araçlarıdır. İçerden ve dışarıdan duyularla veya herhangi bir şekilde aldığı bilgileri; fert, toplum… Vb  beynine (beyinlerine), zihnine ve düşünsel havuzuna olduğu gibi yansıtan dürüst iletişim mekanizmasıdır. Örneğin, muhabirler, gazeteler, televizyon kanalları... Vb medya ile ilgili araç ve kişiliklerdir.
-Bir insan bedenini düşünün, sekiz (beş nesnel duyu + sezgi, his, düşünsel... Vb zihinsel duyular) duyu ile, hislerle, uykuda, rüya ile, düşünerek  veya herhangi bir şekilde  aldığı bilgileri olduğundan farklı iletirse beyni yanıltır.
-Hemen her türlü; pisliği, bölücülüğü, edepsizliği ve liyakatsizliği özgür habercilik diye toplumun televizyon-gazete menüsüne servis eden liyakatsiz medya düşünün. Herkesin her şeyi bilmesi amaçlı değil de, her ferdin topluma ve tüm yaratıkları yararlı ve hayırlı olacak kadar bilgilendirilişi ve peygamberi (Rahmani/insancıl/Hz. Muhammed AS’A Peygamberlik (S.A.V) gelmeden önceki 40 yıllık insani ahlakı) ahlak sahibi oluşu kadar öğretimi, öğrenimi ve eğitimini veriş daha uygundur. Örneğin cani karakterli kişiliklerin bazı mesleklerde olmaması ve bazı şeyleri mutlaka bilmemesi gerektiği çıkarsayışından hareketle her kese her bilgi ve fırsat verilmemelidir. Fırsat eşitliğinden çok liyakatli fırsat verilişi üzerinden duruluş önemlidir. Bu sonuç insanlığın kabullenişinde zorunlu ve acı bir gerçektir. Hatta medya haberleri ve bilgileri de bu mantığın süzgecinden geçirilerek ortak payda merceğinden verilişi önemlidir.
-Alınan yanlış ve eksik bilgilere bağlı olarak yanlış karar ve sonuçlara varılır. 
-Toplumsal bazda medya camiasının görevinin adil ve dürüst olmasının değeri, bilimsel çalışmalardan daha önemli olduğu kendiliğinden idrak edilir.
-Toplumsal güvenceleri sağlanıp, belli peygamber ahlakı, paylaşım, özveri, adil ve cesaret seviyesi bilinci ve alışık tepki (refleks)lerine sahip kişiliklerden seçilmesine özen gösterilmelidir.
-Acil yayınlar dışında her medya yayınının mutlaka ehlince bilimsel makalelerden daha ciddi incelendikten sonra yayına koyulmalıdır(medya otokontrol).
-Giyim ve kuşamlarıyla veya hayat döngüleriyle  topluma örnek olma sorumluluğu ve bilincinde olmalılar. Resmi, başkalarını tahrik-kışkırtıcı, erotik, çekici, akli, düşündürücü, ilgi çekici, modern, klasik… Vb giyim, tepki, davranış… Vb ne zaman, nerede ve hangi koşullarda hayata uygulanışın gerekliliği mutlaka “Öğretim Öğrenim ve Eğitimde İnsan” konulu derste gerekçeleriyle verilmelidir. Halkın ortak kullanım alanlarında kişi ve toplumun neden; kıskandırıcı, ürpertici, tiksindirici, tahrik edici, aşırı imrendirici, kışkırtıcı… Vb. ifrat ve tefriti davranış, giyim, söz, eylem… Vb. şekilde bulunmaması gerektiğinin gerekçesiyle öğretim, öğrenim ve eğitimde verildiğinden emin olmalıyız. Bundan sonrası kişi ve toplumun iradesi çerçevesindeki tercihi/tercihleri onun ve onların ölçüsünün kalitesini gösterir. Yargısından emin oluruz. Hayvani ve İnsani Hürriyetin Farkındalığını kavrayış önemlidir.! ABD'DE Bazı Eyaletlerde Ör. State of Tennessee'de Yurtlarda ve Otellerde Evli Olamayan Erkek ve Kadınlar Aynı Odada Gerekirse Birlikte Kalabiliş Hürriyeti. Batıda sokak ortasında partnerlerin hayvani davranış ve eylemleri düşündürücüdür. Edepsizlerin, Edeplilerin ve Herkesin (Şerrinden Emin Ve Beri Olmak İçin); Her Mecliste Kendini İfade Ediş Köşesi Olmalı. Köşeye gelenlere ya da sıradaki her kese “Kendini İfade Edişin Edepli Ve Peygamberi Oluşun Önemi Dersi” ayrıntılı bir şekilde eğitimcilere verilmelidir. Bundan sonrası onların kendilerini ifade tercihleri onların ve temsil ettiklerinin edebini ve kalitesini ifade eder ya da belirler. Özet;1- İnsanlık Ortak Paydası Üyesi Olarak Payını (Özgünlüğünü) Peygamberi Konumlandırış. Değiştirmeyeceklerine Karşı Peygamberi Adreste Bulunuşu Kabulleniş. İnsanlık Ailesinin üyesi oluşunu ve baş edemeyeceklerini ve değiştiremeyeceklerini Koşulsuz kabulleniş. 2. Kendisi, Mesleği ve Çevresi hakkında yeterince bilgi sahibi oluşunun gereğini kabulleniş. 3. Kendisini ve Çevresini Düz ayna mantığıyla değerlendiriş. 4.Bildikleriyle Peygamberi (Rahmani/İnsancıl) bir ahlakla doğru adreslerde bulunuşu alışık tepki (refleks) ve alışkanlık haline geliştirir.5. Bildikleriyle kendisini ve çevresini düz ayna mantığıyla değerlendiriş ve Peygamberi / İnsancıl konumlandırıştır. kendisini Rahmani, insancıl, peygamberi, doğru ve dürüst tanıyış ve/veya dürüstçe iç dünyasına ve çevresine kendisini konumlandırıştır.
-Otokontrolü aşarak yanlış, eksik, yanıltıcı ve taraflı.. Vb  yayın yapanlara (toplumsal-toplumsal münafıklık-çok yüzlülük suçundan) yargının hükümleri açık ve net belirlenmeli ve toplumsal yüz kızartıcı suç sayılmalıdır.
-Gerekirse oy hakkından ve medya mensubu olmaktan, İnsan Temsilcisi olmaktan  men edilip topluma uzun süre deklere edilmeli. Kurumlara giriş sınavlarına da, koşullarında, evlik cüzdanını…. Vb alanlar da kişinin özgün tercihine dayalı alanları belirleyerek ya da sınırlarını tanımlayarak gizli izlenmeye, dinlenmeye müsaadesi vermesi ve gizli çekilen bilgelere dayalı yargılanmayı kabul edip etmeyeceği olgun insan olarak sınırlarını devlete ve çalıştığı kuruma bildirmelidir. Bu tercihlerin kamuya açık olması oranı o kişinin hakkında puanlama olarak dikkate alınmalıdır.


-Terbiye;
İnsanların; İslam ve Dini Ahlaki Kurallara iman ederek ya da ettirilerek istendik peygamberi davranışlarını kendilerinde geliştirişlerine terbiye denir. Ola ki Terbiye bir insanın, ferdin toplumun ya da kavmin: istenmedik; değer yargılarını, alışık tepkilerini, tiryakiliklerini, alışkanlıklarını, eksiklerini, irade zafiyetlerini… Vb tedavi ya da güçlendirmek için yaşam döngüsüne uyguladıkları disiplinler ve farzlarla ilgili her şeye terbiye denir. İnsan bedeninde ve zihninde peygamber ahlakı ve hasleti alışkanlık değerlerini  alışık tepki (refleks) olarak ortaya çıkarmak üzere; edepli-insani-İslami ölçüler çerçevesinde uygulanan peygamberi disiplinler ve yapılan her şeydir. Allah (C.C) terbiye ettiği alimler ve peygamberlerin ahlakı ve terbiyesi ölçü alındığında; toplum dikkatle analiz edildiği zaman ; insanların çoğu yanlış, eksik, vahşi …Vb öğretim, öğrenim ve eğitim zayiatı olduğu fark edebilirsiniz.
Ör; İslamiyet'te; günlük farzlar (namaz, abdest), yıllık farzlar; hac, zekat, 30 günlük oruçları dışında; Fıtratı oranın da (bünyenin kaldırabileceği kadar) haftalık, aylık ve 3 ayların sünnet oruçlarını tutmak... Vb.
İslamiyet'in dışındaki; keşişlerin, uzak doğu ve Hint fakirlerinin bedeni terbiye etmek için, riyazetle bedenlerine yaptıkları eza ve cefalar gayri insanidir.
       Gerekirse öğrencilerimize ve çocuklarımıza sıra dışı olayları; kontrollü aşı dozunda yaşatarak, drama yaptırmak. Aşılanmak istenen olay ve süreçleri; tiyatrolaştırarak, sinemalaştırarak önceden “zihinsel, bedensel, eylemsel, düşünsel aşı” maksatlı ve dozda !!! planlı hazırlanmışlıklara katarak çok amaçlı yararlı bağışıklık ve alışık tepki (refleks)ler geliştirmek.
        Kısaca, piyasadaki, batıdan, dünyanın herhangi bir yerinden gelen; abur-cubur çöplük ahlakı toplumsal ve teknolojik ürünlerden, eksik veya yanlış terbiye eğitimi alan kişilerin zarar görmemesi için bu abur ve cubur çöplük ahlakı ürünlerin zayıflatılmışları veya öldürülmüşleri planlı hazırlanarak kişi fıtrat, yaşının kaldırabileceği ve etkili olabileceği dozda peygamber ahlakı değerlerle alternatifli ilişkilendirilerek verilmelidir.
       İslamiyet'te Bedensel, Davranışsal ve Düşünsel Terbiye; Eğitim ve Manevi Arınışın Kısası; Canlılar âleminde; güçlüler ve başatlar; genellikle bedensel, davranışsal ve yaşam şekli olarak taklit edilerek başat olmanın doruğuna ulaşılır. İnsanlar peygamberin getirdiği farzları ve sünnetleri, davranışları samimiyet ve ihlasla; taklit edilerek, peygamberce yaşantının her şeyini inancı çerçevesinde olanakları ölçüsünde peygamberce konumlandırarak her nefesine uygulayarak, kodlayarak ve diri yaşam dönüsüne ilişkisel güncelleyerek başat ve verimli yaşarlar.
- Abdestle ve Namazla 5 Vakit El, Ayak ve Başının Bakımı Ve Namaz Eylemiyle Peygamberi (Rahmani/İnsancıl)n Taklidini Yaparak (Bir Yönüyle);Bedenin nesnel ve düşünsel temizliğinin farkındalığını iradesine itaatlerini pekiştirerek kavramaya ve manevi olarak hayrının üzerine diri yaşam döngüsüyle ilişkisel güncelleyerek her geçen gün onların gerekliliği ve yeni hikmetlerini akıl etmeye çalışıp tefekkür eder. Bir bilgisayarın donanımını ve işletim sistemini güncellemesinin önemi ve değeri, bir insanın abdest ve namaz ibadetinin belki de sonsuzda biri kadarına örnek olabilir veya anlam ve önemini andırır. Namaz ve abdest ibadeti bir yönü de geçmişten geleceğe o insanı aynı eylemi yapan, yapmış (peygamberler, melekler, insanlar... Vb yaratıklar) ve yapacak kişilerin feyizleriyle ilişkisel kılar ve yaşantısından hayır gördürür..
-Zekatın Bir Yönü de; Bilgisayarlar arasında ki internet, intranet ve extranetteki dosya paylaşımının önemi belki de ancak zekatın paylaşım önemine sonsuzda bir örnek olabilir. Zekatın Bir Yönü de insanlarda paylaşım; duygusu, huzurunu, hazzını, keyfini, cömertliğini, maneviyatını… Vb geliştirir.
-Orucun Bir Yönü de; İnsanları açlık hissetmeden melekler gibi yemeden içmeden gün boyunca yaşamalarını ruhlarıyla tümleşik devam ettirme mucizesini yaşatır. Açlık hissettikleri zaman fakirlerin, yoksulların ve açlık çekenlerin hallerine doğru duygudaşlığı(empati/eşduyum duyuşu) yaşayarak öğrenir ve kavrar. İfrata ve oruç akabende; insanda yaşama sevinci, yokluğa doğru empati/eşduyum duyuşu, şükredişi, sabırlı olmayı, çok yemenin afatı-zararını anlayışı… Vb geliştirir.
-Hacın Bir yönü de; İnsanlar da toplu bir arada yaşayarak maddi ve manevi duygularının peygamberlerinin yaşadığının duygusal paylaşımı hazzının farkındalığını ve ölümsüzlüğün gerçek oluşunu yaşayarak öğrenirler.
-Kelimeyi Şahadeti Zikir ve İhlasla Tasdikin Bir Yönü de; İnsanlarda bir kelimenin ve deyimin bazen ne kadar önem taşıdığının fakındalığını kavratır. Allah (C.C) neden tenzih ediş ve zikrin gerekliliğini insana kavratır. Bir cümleyi samimiyetle zikir edişin insana ebedi istendik, emsalsiz hayatı kazandırdığının; eşsiz biricik ve yegane örneğidir.
-Rahmani Zikrin Bir Yönü de; İnsanın atom altı parçacıklardan alemler ve alemler üstü yaratıklarla transa geçerek ve seremoni, çüş hazzını tadarak manevi arınış ve şükrü artırır. Tiryakiliği insani dünyada çalışma tembelliğine itebilir. Sonuç insanın istendik kurgusal arınışı, düşünceyi geliştirerek istenmeyen, kötü, zararlı ancak işlenmiş amellere, fikirlere ve enerjilere karşı kalpsal ve zihinsel bağı