Öğretim Teknolojileri ve Biyolojide Materyal Geliştirme
Prof.Dr. Nasip DEMİRKUŞ(2008)
Fen Teknoloji ve Toplum Ders Notu
|
Derse Devamın Önemi ve Gerekliliği; Öğrenim, Öğrenim Süreci ve Öğrenilen Şeyin Önemi ve Gerekliliği Bilinci, Hayata Doğru, Liyakatli ve Peygamberi Ahlaklı Uygulanışıyla İlişkisel Tamamlanış; Öğretim süresince hedef kitle tarafından öğrenilen her şeydir ya da hedef kitleye öğretilen şeyle ilgili öğrenilenlerin tümü öğrenimdir. Öğrenim devamınca geçen süre ve öğrenilen her şeyin birlikteliği öğrenim sürecini ifade eder. Öğrenilen her şey + geçen zaman=Öğrenim süreci. Öğrenilen şeyle ilgili tüm olanaklar kullanılarak, öğrenilen şeyin hayata doğru, liyakatli ve peygamberi ahlakla ilişkisel örnekleri ve uygulamaları yeterince öğrenilmişse ya da öğretilen şey hayata uygulanabilir seviyede öğrenilmişse öğrenim tamamlanmıştır. Eğitim, Eğitim Süreci ve Eğitimle Öğrenilen Şeyin Yaşantıya Doğru, Liyakatli ve Peygamberi Ahlaklı Uygulanışıyla İlişkisel Tamamlanış; Öğretim ve Öğrenimle verilen ya da öğretilen/öğrenilen şeyin hayata uygulanışı geçerli gerekçesiyle ve bilinciyle kavranarak alışık tepki (refleks), alışkanlık haline gelmişse/getirilmişse ve hayata doğru güncelleniyorsa eğitimi tamamlanmış anlamına gelir. Pekiştireç II; |
| Değer Yargısı Nedir? Fert, Toplum, Devlet, Kavim… vb insani oluşumların: yapısal, düşünsel, zihinsel ve mantıksal olarak değişmez veya en az değişen; özgün (*), istendik/kabullendikleri (+), istenmedik/ret ettikleri (-), nötr/tarfsı/yansız/dengedeki/dokunamadıkları (0), geçişken/ değişik karar verdikleri (+,-), değiştirmeye gücünün yetmediği, iradesiyle hükmedemediği /aşılmaz/ aşamadıkları (!), öğrenemediği/anlayamadığı/bilinmeyen/ bilinmez (?)… maddi, manevi, düşünsel, davranışsal, eylemsel, kültürel... genellikle değişmez yargılarıdır. Değer yargıları düşünsel ve mantıksal bilinç mimarisinin/tasarımının ya da dizaynın değişmez ve/veya en az değişen yapı taşları ya da yapısal (fıtrati) değerleridir. Değer yargıları, bir sistemin/lerin, yaratığın/yaratıkların geri dönüşümsüz geri değiştirilemez veya zor değiştirilebilir yapı taşları, iskeleti (filtresi/süzgeci) ve nirengi noktaları durumunda olup onun özgünlüğünü belirleyici tercihleri yönlendirici yargılardır. Her değer yargısı dosdoğru değildir ancak en az değişen ve en doğru değer yargıları; İslam dini farzları, ayetleri, sünnetleri, doğal kanunlar, yapay kanunlar ve gerçeklerdir. Her zaman Atasal değer yargıları vecizeler tartışmaya götürebilir bunlara çok yönlü ayar yapılmalıdır. Hadislere ve ayetlere göre var olan sisteme değer yargılarına ayar çekilmelidir. Bilimin değer yargıları yapay ve doğal kanunlardır. Kanunlar üzerinden geçmişten geleceğe yürüyebiliriz. Kaç Çeşit Değer Yargısı Vardır? Değer yargılarının farklı amaçlı ve köklü bir kategorize edilişe gereksinimi vardır. Buradaki sınıflandırış henüz emekleyiş aşamasındadır. İnançsal Değer Yargıları; İnancın farz ve sünnetlerine değişmez mutlak itaati gerekliliği kabulleniştir. Örneğin İslamiyet’in Farzları. Yapısal (Fıtrat) Değer Yargıları; Yaratığın yaradılışı, eğitimi veya herhangi bir nedenle aşamadığı geri dönüşümsüz yapısal (fıtratı)... vb değer yargılarıdır. Örneğin, canlı yaratığın genlerinden ya da irsiyetten veya dünyaya gelir gelmez sahip olduğu ve değiştiremediği istendik, istenmedik her şeyden kaynaklanan; vahşi değer yargıları, hayvani değer yargıları, insani ve/veya peygamberi değer yargıları. Örneğin, Ebucehil gibi fıtratı ve eğitim cahillerin değişmezliğe olan radikal bağlılıkları. Onlara göre her şey onların bildiği doğrulara endekslidir. Peygambere cahillerden (değişmez-bilmezlerden) uzak durulması önerilmiştir. Değişmek istemeyeni Allah CC değiştirmezmiş. Kültürel Değer Yargıları;Yaşadığı toplum ve çevresinden yaratığın aldığı eğitim, işittikleri, gördükleri, alışkanlıkları, anadilleri, örfleri, adetleri, zevkleri... Vb ilgili; yararlı, zararlı ya da yararsız kültürel... vb değer yargılarıdır. Örneğin, canlı yaratığın genlerinden ya da irsiyetten veya dünyaya gelir gelmez sahip olduğu ve değiştiremediği istendik, istenmedik her şeyden kaynaklanan; vahşi değer yargıları, hayvani değer yargıları, insani ve/veya peygamberi değer yargıları. Ör. İnsanların Anadilleri, aileye–akrabalara aşırı bağnazca bağlı olmak ya da tüm özgünlüklerini Atasal ailesine endeksli özümsetiş hastalığı). Kişisel, Özgün ve Özel Değer Yargıları; Yaratığın bazı şeyleri tüm yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... Vb değer yargıları örgüsünün süzgecinden geçirip kendine özgü değişmez prensipler ve değer yargıları geliştirmesidir ya da bu değer yargıları genlerinde/fıtratında vardır. Ör, istenmedik ifrat ve tefrit değer yargıları: özgün bazı değer yargıları yani değişmez ve az değişen; aşırı ifrat, tefrit, tiryakilikler ve tutkular derecesindeki; kıskançlık, kin, nefret, haset, kibir, ucup/gurur, cimrilik, bönlük, müsriflik, egoistlik, kaprisler, saplantılar, münafıklık (çok yüzlülük), siyonizm, şovenizm, siyoşovenizm, sigara içmek, içki içme alışkanlığı … Vb dir. Diğer Değer Yargıları; Yukarıdaki kategorilerin dışındaki diğer değer yargılarıdır. Örneğin, canlı yaratığın genlerinden ya da irsiyetten veya dünyaya gelir gelmez sahip olduğu ve değiştiremediği istendik, istenmedik her şeyden kaynaklanan; vahşi değer yargıları, hayvani değer yargıları, insani ve/veya peygamberi değer yargıları. Ör. fert toplum, kavim, insanlık bazında aşılamayan ya da iç dünyasında çözümsel olarak liyakatli bir yere oturtulmadığı için aşılamayan: bazı; davranışlar (yavşak davranışlar, sakız çiğneyene derste tahammül edemeyiş), görüntüler (ör tiksindirici görüntüler), bilime liyakatsiz tepki (evrim bilimine liyakatsiz tepki), tabular (ör, böcek yiyen hayvani adama ya da çıplak dolaşmak isteyen hayvani dervişlere liyakatsiz tepki), bedensel hareketler (göbek atan erkeklere liyakatsiz tepki), liyakatsiz tepkiler (ör, cahil yalancılara, cahil köktencilere, cahil yenilikçilere...Vb aşırı tepki), sesleri kapris etmek (Ör, ağız şapırdatana liyakatsiz tepki) … Vb aşılmazlar birer özgün ya da bazı kültürler için aşılmaz veya değiştirilmesi zor değer yargılarıdır. Örneğin, canlı yaratığın genlerinden ya da irsiyetten veya dünyaya gelir gelmez sahip olduğu ve değiştiremediği istendik, istenmedik her şeyden kaynaklanan; vahşi değer yargıları, hayvani değer yargıları, insani ve/veya peygamberi değer yargıları. Örneğin,Ebucehil Çözüm; Bu değer yargıların inançsal, toplumsal ve bilimsel eğitimler açısında gerekçeleriyle öğrenicilerin zihinsel dünyasına doğru dozda aşı yapılarak liyakatli tepkiler geliştirilmelidir. Örneğin, evrim teorisinin evrim bilimini bağlayıcı olmadığını yani evrim biliminin gerekliliğini gerekçesiyle anlatırken, evrim teorisine isteyen katılmayabilir. Evrimi kabullenişin dinsizlik olmadığını vurgulayış için, insanların bazıları hayvanlardan evrimleşse bile hayvanları da Allah CC’HU yaratmıştır. Çıplak dolaşma hastalığını ya da tiryakiliklerini hayvanların çıplaklığıyla ilişkilendirmek. Böcek yiyen kişinin tüm böcek yiyenlerle ilişkisel düşünmek… Vb pratik zihinsel çözümler gerekçeleri ve kanıtlarıyla verilerek öğrenicinin zihinsel bağışıklık sistemi liyakatli güçlendirilmelidir. Ders Çıkarış ve Çözüm; -Fert, toplum, kavim ve devletin ya da insanların parayı aşan, paradan daha değerli ya da parsız değer yargıları yoksa parayı veren düdüklerini çalar anlamına gelir. -Bu mantıktan ya da çıkarsayıştan hareketle ; fert, topluma, kavime ve devlete ya da insanlara;öğretim, öğrenim ve eğitimle; bilimi-doğayı aşan, bilim , doğadan, tüm yaratıklardan, ilimden ve bilimden daha değerli ya da onları aşan düşünsel gerçek-hakiki değer yargıları öğretilmemişse, verilmemişse ya da yoksa doğal hayata ve bilime hakim olanlar onların her türlü düdüklerini çalar anlamına gelir. -Bu iki çıkarsayıştan hareketle; öğretim, öğrenim ve eğitimde mutlaka insanların bilimi, doğayı ve ötesini aşan; gerçek-hakiki ölümsüz iman-i düşünsel değer yargıları geliştirilirse insanlar kalp ve zihinleriyle doğayı, kâinatları, bilimi/leri kuşatarak daha ulvi- yüce düşünebilirler. Değilse doğa ve bilimin hapishanesi, kefeni içinde kul ve köle olarak yaşayışa mecbur olurlar. Bir insanın değer yargılarını ne kuşatıyorsa o insanın onu aşma olasılığı zayıftır. Örneğin bir bilim insanın tüm değer yargıları bilimi aşamıyorsa ya da bir insanın değer yargıları bilimin kefenini aşamıyorsa her şeyi ile bilimin düşünsel hapishanesi içinde bir fert olmayı aşamaz. Bilimi doğa ötesiyle ilişkilendirmez ve bu doğaldır doğa ötesiyle ilgili ölümsüz ve/veya gerçek değer yargılarından mahrumdurlar. Örneğin, peygamberlerin Atasal ve vahşi değer yargılarının yerini Allah (C.C) İlahi Hidayetle Kuran’ın değer yargılarıyla ilişkisellik belirler. Buna ilahi/peygamberi değer yargısı denir. Ancak Darwin’in değişim ile ilgili değer yargılarını, Einstein fizik ile ilgili değer yargılarını, büyük ressamların değer yargılarının iskeletini vahşi hidayet ve doğal sistemi zihin ve genlerini işgal ederek belirler. İnsanlar düşünsel ve bedensel olarak doğa tarafından işgal edildiğinin farkındalığında değildir. Yani Einstein ve Darwin sistemin bir ürünüdür, peygamber ise ilahi/peygamberi hidayet gücünün bir sonucudur. O zaman doğanın işgal edişine karşı bilinçli eğitim ile önlem alınmalıdır. Hatta televizyon dizileri bile insanları işgal etmektedir. Bunun önüne bilinçli eğitimle geçilmelidir. Kısaca; insanların değer yargılarının iletişim sistemi ya ilahi/peygamberi ya da vahşi hidayet ile şekillenir. Örneğin. Gautama Buddha, M.Ö. 563-483 doğal ahlak sofisiydi, Charles Robert Darwin (12 Şubat 1809 – 19 Nisan 1882) otistik doğa ve bilim sofisiydi, hatta birçok saha ve alandaki;19. ve 20. Yüzyılın bilim insanları; belli saha ve alanların otistik-özelleşmiş bilim sofisi ve/veya dehası, kaşifi, mucidi olmayı, siyaset ve demokrasi sisteminin siyasetçileri ve kapitalistleri, komünistleri… Vb tarafından güdülmeyi aşamamışlardır. Yani bilimle siyaset ve yönetim sistemlerinin demokrasi sofilerini (ermişlerini) aşamamış bilim sofileridirler. Hatta belki de siyasi demokrasi ermişleri (sofileri) tarafından dine karşı kullanılmaktadırlar. Yani siyasi ermişler (sofiler) bilimselliğin kefenini aşarak bilim ve dinin uyuşmazlığında bilim sofilerini (ermişlerini) kullanmaktadır. Yani bu otistik bilim sofileri kendi alanların kabuğunu kırıp diğer bilim alalarıyla ilişkisel düşünerek bilim ortak paydasının havuzuna erişememişlerdir. Bu ortak payda ilişkisel diri bilgiye ve doğa ötesi gerçek değer yargılarına sahip olmadığı için; bilimde vardıkları sonuçları, yargıları ve edindikleri özgün bilimlerini doğa ötesiyle ilişkilendirmemişlerdir. Bu nedenledir ki liyakatsiz; öğretim, öğrenim ve eğitimle insanların tüm değer yargılarını bilimin metriksi içine doğrayıp paketleyip ya da otistikleştirip yerleştirmek insanların hür düşünce de zihinsel ve düşünsel alemde tefekkür ediş yetenek ve güdülerini köreltir. Eğimdeki otizmi engelleyici olarak Bilim,Teknoloji Mühendislik, Matematik ve Din ilişkisinin bütünlük eğitimi / STEM-R (Science, Technology, Engineering, Mathematics and Religion Education, )geliştiriliyor. İnsan herhangi bir şeye bu 5 ve/veya daha fazla pencereden bir anda ilişkisel, farklı ya da tek tek bakabiliş yeteneğini geliştiren eğitimle kazandığı ve kazanacağı şeyler önemlidir. Kısaca matematiğin ilişkisel havuzunda bilim aracını kullanarak mühendislik icrasıyla teknolojileri üretim ve hayata uygulayışta inançsal değerlerle Dinle) peygamberi ahlaki boyutlarla gerekçeli olarak ilişkilendiriş önemidir. http://www.nationalstemcentre.org.uk/what-we-offer/our-objectives Bu nedenledir ki insanların liyakatli ve bilimi, kâinatları aşan İslami inançsal değer yargılarını da liyakatsiz öğretim öğrenim ve eğitimle budayıp, doğrayıp zihinsel ve düşünsel tüm mimarisini bilimin içine sıkıştırmaya ve tıkıştırmaya çalışmak çok büyük bir talihsizlik ve bedbahtlıktır. Halbuki tam tersine bilimin her şeyini liyakatli inanç değerlerinin içine ilişkisel dizayn ediş daha liyakatlidir. Fert ve toplumların; doğayı, tüm yaratıkları, tüm düşünsellikleri aşan liyakatli değer yargıları(İslami inançsal) varsa o insan tüm yaratıklara tapınmaktan uzak ve onları liyakatli kavrayış düşünce sistemleriyle sağlıklı gelişmiş insanlar olarak yaşayabilirler. Örneğin, eş seçiminde, toplumsal ilişkilerde, eğitimde, siyasette… Vb alanlardaki faaliyette hedeflenen sosyal ilişkilerin uzun ömürlü ve sağlıklı olması için; hedef ya da ilişkisel olan fert, toplum, kitlelerin; istendik, istenmedik.. Vb tüm değer yargılarının çok iyi bilinmesi ve istenmediklerden etkilenilmemesi ya da en az etkileniş için alternatif çözümler geliştirilmesi gerekir. Değişmez aşırı ifrat ve tefritleri tiryakilikleri, tutkunlukları aşılmaz istenmedik aşırı alışkanlıkları !!! yani; kıskançlık, kin, nefret, haset, kibir, ucup/gurur, cimrilik, bönlük, müsriflik, egoistlik, kaprisler, saplantılar, münafıklık (çok yüzlülük), siyonizm, şovenizm, siyoşovenizm, sigara içmek, içki içme alışkanlığı, istenmedik toplumsal ve kişisel tiryakilikler … Vb istenmedik değer yarılarının çözümleniş alternatif listeleri çıkarılıp samimiyetle hedef fert, toplum kitle ya da örneğin, neden eş adayına açıklanması gerektiği ve alternatif çözümleriyle hangi istenmedik değer yargısının çözümsel alternatif ilacı gerekçesiyle sunulmak üzere listelenmiş çözümler yorumlarıyla ve gerekçeleriyle inandırarak samimiyetle yorumlatarak/yorumlatılarak/yorumlayarak eğitilen fert, toplum, öğrenci, öğrenici, kitle ya da örneğin; eş seçimi dersinde sunulmalıdır .Örneğin. eş seçiminde; ifrat ve tefritte ya da aşırı özgün istenmedik ;tutku (adrenalin… Vb), alışkanlıklar belli tanışma döneminden sonra aday eşe samimiyetle söylenmeli tepkiler nişanlık, gerekirse imam nikahlı nişanlık döneminde denenmelidir. Çok konuşkansan ilacın dinletiyi seven, kıskançsan ilacın muhafazakar ve istendik tutucu eşe, müminsen ilacın mümine eş… Vb mantık çıkartısından hareketle eş seçiminde istendik ve istenmedik değer yargıları arasında tamamlayıcı/birliktelik denkliği aranmalıdır yoksa istendik değer yargıları ile ilerleyen nişanlıkta önceden peşin ve öncelikle itiraf edilmeyen; istenmedik, bilinmeyen...Vb değer yargılarından biri evliliğe kara delik olur. İnsanın fert, toplum, kavim, devlet ya da insanlık bazında iradesiyle baş edemediği istenmedik; duygu, düşünce, niyet, her türlü değer yargıları, istenmedik alışkanlıklar… Vb her türlü iradeyi aşan nefsi alışkanlık ve nefsi değer yargılarının; Islahata, terbiye edişle, diyete, tedaviye ve terapiye gereksinimi vardır. Toplumun kişinin bu istenmediklerinden zarar görmemesi, kendisinin toplumdan zarar görmemesi ya da toplumdan yarar görmesi ve/veya topluma yararlı ve verimli konumlarda bulunması için iradesini aşan istenmediklerini, çok iyi tanıması ve gerekirse yapısal olarak en uygun tedaviye baş vurmalıdır. Kişinin fıtratı ve tedaviyi kabulleniş değer yargılarına bağlı olarak bir veya birkaç yolu denemesi belki daha hayırlıdır. Ör. İslam’da terbiye ve ıslahat için Allah CC teslim olunur. Peygamber ahlakı ve fıtratı yapabilirlik konum ve diyetlerle tedavi edilir. Genetik olarak tıbbi tedavi, diyetler ve/veya eylemsel terapilerde kabullenilebilir. Çıkarsayış; Doğal insanlar, baskın doğal çevrenin mağdur cahil insanlarıdırlar. Örneğin doğal bazı Amerika, Avustralya ve Afrika kavimleri böyledir. İlkel ve Çağdaş insanlar çevresine baskınlığın mağdur insanlarıdır. Örneğin sanayileşmiş bazı batılı kavimler. Her üç durumda aşkın oluşun ürünü ve peygamberi ahlak yaşantı stilinin mağduriyeti ürünüdürler. Vahşi insanlar; vahşi doğa yaslarının ve doğal yaratıksal hemen her şeyin doğal /vahşi olarak zihninde tecelli ettiği/ edebileceği ve bu tecelliyi benimseyerek hayata uygulayışı tercih eden insanlardır. Peygamberler ve Allah CC’NİN alimleri Batını kalbinde ve zihninde Allah CC’NİN tecelli ettiği Allah CC’NİN insanlarıdır. Edison’un Teknolojik Buluşları, Karl Marks’ın, Leonardo Davinci … Vb dehaların, mucitlerin, kaşiflerin, teknologların, bilim insanları, yazarların… yapıtları nasıl ortaya çıkmıştır? Kişiliklerinin konumları ile ortaya çıkardıkları arasında nasıl bir evrimsel ilişki vardır? Örneğin, Ola ki Davinci dönemi civarı vahşi doğanın insanda tecellisinin ürünü olan teknolojinin ve sanatın ortaya çıkışıyla özdeş dönemdir. Ör. Einstein’ın fizikle ilgili düşünsel deneyleri kâinatın göreceli kuramları ve ilgilendiği tüm fizik dünyası yasalarının onunu zihninde tecellisinin ürünüdür. Yani bu deha vahşi doğanın ürünü vahşi bir kaşif dehadır. Doğa vahşi insanın düşüncesine ve bedenine evrimsel olarak baskındır. Ancak peygamberlerin kalbinde ve zihnide Allah CC’HU tecelli ederek ıslah etmiştir. Ola ki ilk ıslah edilen insan ve yaptıklarından sorumlu insanlık Adem AS’LA başlar. Diğer bazı vahşi insanlar halen doğanın tesirinde hayvanların yaptıkları kavga ve gürültü ile hayvani devlet kurmuşlardır. Peygamberler ve, Allah CC’NİN icabet ettiği insanlar ve peygamberlere samimi ve/veya net itaat eden ve taklit edenler istisnadır. Değer Yargıları, Eşik Bilgileri ve Doğru Empati (Anlamlandırış/Anlam Veriş) Duyuşun, Öğretim Öğrenim Eğitimin Hedefleriyle İlişkisinin Önemi; Öğretim, Öğrenim ve Eğitimde; fert ve toplumlara bilgi sunulurken hedef kitlenin değer yargıları, eşik bilgileri ve kültürleri çekim alanına; girecek, itecek ve uyumlu; özgün (pay) ve ortak payda (benzerlik) yani algıda değişmezlik ilkelerine dayalı hazırlanmalıdır. Öğretim, öğrenim, eğitim ve yönetimlerde disipline edici kurallar ya da ana-baba yasaları geliştirilirken; fert ve toplumun çok hassas oluğu tüm değer yargıları liyakatli, uyumlu, vicdanlı ve peygamber ahlaklı yönlendirici olarak kullanım ustalığı çok büyük önem taşır. bu açıdan laiklik özel haller hariç, insanları bildiklerini ve değer yargılarını ilişkilendirişte yalıtkan ve izole edici değil de liyakatli sosyal iletken ve ilişkilendirici olursa daha geçerli ve istendiktir. Öğretilen ve öğrenilen tüm bilgileri; kabullendiği ve çok iyi bildiği değer yargılarıyla ilişkilendirişi (Kültürel, inançsal, kişisel değer yargıları) alışık tepki (refleks) haline getirip hayat güncelleyip uyguladığı zaman öğrenim tamamlanmış kabul edilir ya da öğrenimin gerçekleyişine işaret ve kanıt kabul edilebilir. Öğrencinin öğretilen ve/veya öğrenilen bilgiyi ilişkilendirecek değer yargısı yok ya da eksikse mutlaka ya yaşatarak veya beş duyuya hitap eden beyinsel kayıt yöntemleriyle yeni değer yargısı kabullendirilmeli ya da var olan değer yargıları kümesi ve/veya tek bir tanesiyle dolaylı yoldan bilgi/bilgiler ilişkilendirilip öğrenciye verilmelidir. İnsanda genellikle bilgilerinin zihindeki karşılıkları değer yargılarıyla ilişkisel gerçekçi ve doğru olarak diri değilse o konuda cahildir ve ola ki genellikle sorumlu değildir. Bilenler sorumludur. Gözü var görmez kulakları var işitmez ayeti belki de bunu vurgular. Bu amacı gerçekleştirmek için hedef kitlenin; lisanının incelikleri, eşik bilgileri, kültürleri ve değer yargıları özgünlük grupları ya da çeşitleri çok iyi bilinmeli ve kusursuz duygudaşlık/eşduyum (empati) duyularak sunum hazırlanmalıdır. En az ana dil-lisan farklılığı kadar değer yargıları farklılığı da sunulan bilgiyi algılamada uyuma gereksinim duyar. Ör. Aynı konuyu: aşağıdaki; din, kültür ve anadili-lisanı, anadilde; öğretim, öğrenim ve eğitim almayan!!!… Vb farklı hedef kitleye neden farklı sunum hazırlamak zorunda olduğumuzun farkındalığını pekiştirerek kurgulayarak zihinsel uygulayın ve anlayın. -Hıristiyan dinine mensup ve Japonya’daki Japon kökenliye -İslam dinine mensup ve Japonya’daki Japon kökenliye -İslam dinine mensup ve Almanya’daki Alman kökenliye -Hıristiyan dinine mensup ve Almanya’daki Alman kökenliye göre hazırlayın. Kısaca ya da sonuç olarak; Özellikle eğitimde pozitif /kabullenilen/istenen değer yargılarına ilişkisel eğitim verilmeli yargısı çok önemlidir. Bunun için öğrenicinin anadiline ve sahip olduğu diğer değer yağıları çok iyi bilinirse verilmek istenen bilgi ya da konular istendik değer yargılarıyla ilişkilendirilerek (ret ettiği değer yargılarına göre ders verilirse filtreleyerek alır !). Yapısal(fıtrat), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... Vb değer yargıları ve eşik bilgileri ait olduğu yaratığın; mantıken kabullenebilirlikleri, kabullenemezlikleri ve tercihleri örgüsünün; yapısal, beyinsel, düşünsel ve zihinsel yapıtaşları iskeleti, kementleri, geçitleri, düsturları… vb mantık süzgeci örgüsü ya da mimarisi gibidir. Diğer bir deyişle insanların kişilikleri, öğrenim istemleri ve kabullenişleri değer yargılarının ilişkisel örgü kafesindedir. Fert, toplum, kavim, devlet... vb insan kendi değer yargılarının kafesi içindedir. İnsanların öğrendiği bilgilerin kalıcı olabilmesi için öğretilen bilgilerin onun değer yargılarıyla bütünleştirici ve ilişkilendirici verilmelidir. Bu şekilde verilmiyorsa öğretilen bilgi dağarcıklarındaki diğer bilgilerden kopuk, hatırlanmakta ve hayata uygulamada tetikleyici değildir. Bir insanın bilimi ya da ilimi yani bildiği her şeyin çözmece (pazıl) çetelesi-çerçevesi onun sahip olduğu bilgi birimlerinin yapıtaşlarından oluşur. Bu yapıtaşları birbirini ne kadar ilişkisel hatırlatıcı konumdaysa o kadar hızlı hatırlanabilir ve hayata güncellenerek uygulanabilir dinamizme sahip olur. Bu açıdan hedef kitlenin değer yargılarıyla ilişkisel anlatılan ya da sunulan her şeyi özümseme olasılığı çok yüksektir. Belki de öğretim, öğrenme ve eğitim sistemimiz ülkemizdeki halkların; özgün (*), istendik(+), istenmedik(-), nötr(0), geçişken(+,-), aşılmaz(!), bilinmeyen(?) ve diğer; inançsal, yapısal, kültürel, kişisel... Vb değer yargılarıyla; uyumlu, bütünleşik, güncellenerek ve ilişkisel verilmediği için ülkemizin bereketli peygamber ahlaklı teknolojik-bilimsel orijinaliteleri diriltilmiyor ve dirilmiyor!!! İdam sehpasına çıkarılacak; bir kelime, deyim, atasözü, örf, adet, gelenek, bilgi, davranış, yaşam şekli… Vb her şeyin alternatifi çok yönlü düşünülüp bulunduktan sonra eğitimle istenmeyenler tedavül den/uygulanıştan kaldırılır. Örneğin Tükürdüğümüzü yalamayız!?? Yerine “ Yanlış yere tükürdüğümüzün bedelini ödemeye gayret ederiz/hatasız kul olmaz!!!” Demirkuş 2010 Avrupalılar ceddimizin ökçesini öpmüş kişilerdir?!! Yerine “Ökçesini öptürmeye kalkışanlar; ökçe öpmüşlerdir ya da gün gelir ökçe öperler!!! “ Beşer Zulmeder, Kader Adalet Eder??! Beşer bazen zulüm etse de Allah CC her zaman adalet eder. Demirkuş 2010. İstenmedik, yanlış ya da eksik veya çok anlamlı-cinaslı...Vb; örf adet, vecize, deyiş, deyim, cümle ve ata sözleri için istişareli alternatifleri geliştirilerek gerekçeli uygulanıştan kaldırılırlar. Hatta bu mantık ve uygulanış kusursuz bilinç-düşünce mimarisi ve iletişim için; insanlığın tüm yazılı, sözlü, eylemli ve düşünsel her bilgi birimi için hayata güncellenişi gereklidir. Belki de, fert, toplum, kavim, devlet… vb insanlık bazın da;geri dönüşümsüz değer yargıları insani ya da bilimsel olarak geçerli olsun olmasın var olan öğrenici potansiyeline(hedef kitleye) öğretilmek istenen bilgilerin; istendik-istenmedik tüm değer yargıların ortak payda ve özgünlükleriyle; bütünleşik, uyumlu ve ilişkisel olarak doğru örneklenmiş ve hayata güncellenmiş olarak sunulmalıdır. İstenmedik, bilimselliğe aykırı, geçersiz ve vahşi değer yargılarını değiştirmek ya da ıslah etmek için kanunlar çıkartılarak çocuk yaşta öğrenicilere ayrıntılı alternatifleri gerekçeli sunulmalı ve öğretilip hayat uygulanmalıdır. Fert, toplum… vb her insani bazda verilmek ya da öğretilmek istenen öncelikli acil bilgilerin kısa vade de hedef kitlenin inançsal, kültürel, özgün… Vb istendik ya da istenmedik değer yargılarına uyumlu ve ilişkisel hayata örneklendirilip güncellenerek verilmesi gerekmektedir. Yani batının, kapitalizmin, komünizmin… izm, … istli yabancı-vahşi rejimlerin, yönetimlerin ve eğitim sistemlerin istendik ya da istenmedik değer yargılarına ya da yararlı da olsa yabancı ya da farklı değer yargılarına endeksli verilmemelidir. Yani toplumsal etnik alt birimin değer yargısına/yargıları düsturlarına ters olduğu için kısa vade de verilmemelidir. En küçük özgün toplum birimlerinin (benzer ortak dili, kültürü, alışkanlıkları, zevkleri ... Vb paylaşan ailelerin bir üstü toplumsal özgünlükler kümesi ya da insan dokusu) özgün değer yargıları baz alınarak ona uyumlu öğretim, öğrenim ve eğitim sistemi/leri geliştirilerek verilmeli. İnsanın etnik azınlığı olmaz; bu doğa, bilim ve ilahi/peygamberi yaslara aykırıdır hem de bölücü ve tahrik edici bir kavramdır. Sizi kavimlere ayırdık ki tanışasınız (ayet). Dil, din, lisan, kütür azınlıkları çoğunluğa asimile ya da evcilleştirilsin diye değil. Böyle bir durum yaşama gücünü artıran evrimin çeşitlilik yasasına aykırıdır. Yaşadığı toplumdaki; din, dil, lisan, kültür, renk...Vb halk azınlıklarının birimlerindeki (özgün toplumsal birimlerdeki ya da özgün insan dokusundaki) yararsız, verimsiz, zararlı… vb istenmedik değer yargılarının değişimi için uzun vadede tüm dünyanın o konudaki liyakatli otoritelerin görüşü çerçevesinde kanunlar çıkartılarak alternatifleri gerekçeli sunularak ilk öğretim seviyesinden itibaren öğretim, öğrenim ve eğitimle verilmelidir. Biliriz ki tüm canlı yaratıkların kişilikleri genel olarak, yapısal(fıtratı-genetiği-irsi), kültürel, inançsal, eğitimsel… Vb kökenli olarak; kabullendikleri, ret ettikleri, tasdik ettikleri… Vb değer yargılarının mantık kafesi, süzgeci ve örgüsü içindedirler. Bu değer yargıları çatısında ki mantık örgüsünün dokusunu; kişinin kabullendiği, ret ettiği veya şüphelendiği;kanunlar, davranışlar, eylemler, süreçler, olaylar, bilgiler, ayetler, vecizeler, atasözleri, özdeyişler… Vb temel mantıksal denklemler oluşturur. Kişinin değer yargıları, mantıksal denklemleri dokusunun arasını öğrendiği, edindiği ya da genetik-fıtratı-irsi yapısında bulunan bilgilerin ilişkisel bilgi birimleri örgüsü doldurur. Liyakatli ve kaliteli öğretim, öğrenim ve eğitimle kişinin tüm değer yargıları, mantıksal denklemleri ve bilgi örgüsü beyinsel ve zihinsel havuzuna kayıt edilir. Kişi tüm değer yargılarını, mantıksal denklemlerini ve bilgi örgüsünü kültürel olarak öğrendiği anadilindeki kavramlar, kavramisimler, isimler ve sembollerle ifade ederek aynı dili bilenlerle sözel, bedensel, mimik.. Vb ile iletişim kurar. Kişi dilini bilmediği bir toplum içerisinde bu kültürel iletişimde mahrum ve yoksun kaldığı için; yontma taş devri ve öncesi insanların iletişim seviyesine düşer. Onun için bir kültürel dildeki, kavramlar, kavramisimler, isimler ve semboller o kültürel dilin iletişim araçlarıdır.Bu açıdan dünyadaki ve insanlık havuzundaki var olan doğal-vahşi!!! kültürel dil kümeleri arasında öğretim, öğrenim ve eğitimle verimli ortak payda akli-mantıki!!! lisan ve dil geliştirmek insanlığın en önemli sorunlarından biridir. Fıtratı-yapısal, inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... Vb değer yargıları; mantıken kabullenebilirlikleri, kabullenemezlikleri ve tercihleri örgüsünün zihinsel yapıtaşlarını oluşturduğu için verilen öğretim ve eğitimi yaratığın kabullenmesi ya da davranışına yansıması için aktarılmak istenen bilgilerin gerekçeli ve ilişkisel olarak yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... Vb değer yargılarıyla ilişkisel örneklerle verilerek hayata güncellenerek beyinsel, düşünsel ve zihinsel özümsemeyle (asimilasyonla) uygulamada alışık tepki (refleks) haline getirilmelidir. Değer yargılarına ters verilen ya da değer yargılarıyla ilişkisel verilmeyen; öğretim, öğrenim ve eğitim ürünleri eğitilen kitle tarafından kabullenmekte sıkıntı yaratır ve hedefe ulaştırmaz. Belki de ülkemizde yapılmış ve halen yapılmakta olan devrimler, öğretim, öğrenim ve eğitimlerin çoğu ülkemiz halklarının yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... Vb değer yargılarına uyumlu verilmediği, cebren ve hile ile ya da zorunlu kapitalist ekonomik farzlara bağlı olarak empoze edilip bilgiler beyinsel ve zihinsel olarak sindirilip hayata uygulanabilir alışık tepki (refleks) haline getirilmediği için istenen seviyede başarılı bir ülke olamadık. Bu duruma çözüm açısından ülkemizde değer yargılarımızın düstur denklemi konumundaki; vecizeler, atasözleri, özdeyişler, ithal edilmiş atasözleri... vb önemli bir kısmı yanlış, eksik, ters... vb olduğu için insanlarımızda kavram, düşünce, öğrenme ve iletişim yanılgısına neden olmaktadır. Bu açıdan bunların ivedilikle akademik çevrelerce gözden geçirilip daha bilimsel alternatifleri, eksikleri, geçerlilik sahaları… vb hakkında ayrıntılı bilimsel çalışmalarla sonuçlandırılıp toplumun yapısal, beyinsel ve zihinsel havuzundaki önemli değer yargılarının yenilenerek toplumsal değer yargıların; yapısal, zihinsel ve beyinsel havuzdaki yerleri daha sağlıklı ve olumlu bir konuma getirilmesi gerekir. Yorum; Bir fert, toplum, kavim… vb düşünün; Kuran-ı Kerim Okunur duyar ancak anlamaz (Allah CC’NİN kelamından duyduklarına sağır olmuş) duyduklarına sağır olmuş, Kuran-ı Kerimin harflerine bakar ayetlerin yazısını görür ama anlamaz (Allah CC’NİN yazılı kelamını görür ama kördür)gördüklerine bakar ama kör olmuş ola ki bir hayvanın Kuran-ı Kerimi Dinletiş ve okutuş mesabesine getirilmiş ya da indirilmiş durumdayız. Bu gün ülkemizdeki Kuran-ı Kerim’e icabet bu hale getirilmiş ve diğer ibadetlere yani kurban kesimi, namaz kılınışı, oruç tutuşunda, zekât verişinde… vb dinde hayır görmez konuma düşürülmüş ve dualarımızda icabet bekliyoruz Rabbimizden. Oysa ki, İngilizce, Fransızca, Almanca gibi Kuran-ı Kerim’in Dili’de seçmeli yabancı dil dersi olarak verilse acaba bu cehaletten kurtarır mı bizi! İnsanda genellikle bilgilerinin zihindeki karşılıkları değer yargılarıyla ilişkisel gerçekçi ve doğru olarak diri değilse o konuda cahildir ve ola ki genellikle sorumlu değildir. Bilenler sorumludur. Gözü var görmez kulakları var işitmez ayeti belki de bunu vurgular. Bilim bile insan duyularına ve teknoloji sınırlarına dayalı olarak yarı ya da geçici gerçeklere dayalı olarak geleceğe yol alır. |
ALLAH C.C.'HU KİMDİR? Kendini istediği yaratıklara ve varlıklara; belge, icraat, peygamberlerle ve dinleriyle veya dilediği gibi bildiren-hissettiren... vb!!! bilinen, bilinecek, var olacak ve var olan tüm alemlerin yegane ilahı ve rabbidir. Dinleri, peygamberleri ve kitaplarıyla insanları peygamber ahlakı kurallarına riayete davet eden ve ebediyeti yaratıklara bağışlayan;mert ve ikram sahibi, eşi, ortağı, benzeri olmayan;doğmayan ve doğurmayan yegane yaratıcıdır. Peygamberleri, alimleri ve değişmek isteyen insanları, kurumları, devletleri, milleteri... vb; peygamber ahlaklı kılmak için;fıtratlarına uygun!!! terbiye eden, değiştirebilen rabbimizdir.Tüm yaratıkları büyük kıyametle öldürüp ve tekrar diriltecek olan kusursuz güçlü zattır.Düşündüklerimizi, hayal ettiklerimizi ve yapamadıklarımızı; sanal, soyut veya diğer enerji halleri şeklinde somutlaştırıp hayata uygulatan, uygulayan, uygulatabilen… Vb her şeye kadir, kusursuz, verimli ve eksiksiz zattır. Kör, topal, katil, sakat, cansız … Vb tüm yaratık, olay, süreç, davranış ve enerji hallerine ya da her şeye; kusursuz empati duyan ve gerektiği kadar icabet eden yegane zattır. Kendini tarif ettiği gibi olan ve isimlerini, kendisini yaratıklara kanıtlarla bildiren ilk ve tek zattır. Gönderdiği tüm dinlerin ve her şeyin; sahibi, kadiri, yaratanı ve hakimi tek mabuttur. Arda kalan; gizli, açık ve diğer konumlardaki ilahların hepsi onu taklitçi ve mutlaka küme-mekan-zaman içinde yaratık olarak yorumlanabilen, belgesiz ve delilsiz çapulcu sahte doğa-uzay dinlerine tabii ya da Allah CC’NİN dinine ve insanlara karşı kahpe, sahte, çapulcu ve deccalı ilahlardır. Allah CC’DEN gayrı tüm tapılan ilahlar, yaratıklar ve her şey mutlaka onun ilmindeki ölüm, yaratık ve varlık kümleri içindedir ve kümeleri aşamaz Deccal hükmüne katmak için kazan doğurdu numarasıyla yardım eder tamamen kuşatınca da kazan öldüyü ilan eden çapulcu hakim güçlerdir. Örneğin fert, toplum ve kavim bazında din cahilerine yapay hidayet ederek Müslüman gözükür sonrada hükmündekileri kuşatınca sudan bahanelerle şimdi tüm Müslümanların ve diğer dinlere ait insanların düşünsel ve nesnel hayat döngüleriyle, inançlarıyla demokrasinin kontrolüne koy-bırak ve/veya rabliğime itaat et der. Hiçbir fert, toplum, kavim ya da devletin özgün kültür, din ya da inancına samimiyetle yaklaşmaz yaklaşsa da amacı hedefidir. Belki de Afagnistan !!!, İran ve Irak'a yaklaşımlar buna benzer deccali oyun, siyaset ve yakalaşımlar bilinmeden ya da halkın doğal hayat döngüsü ve fıtratı dikkate alınmadan cahilce yapılmaktadır. Tarih göstermiştir ki bu tip dayatmaları genellikle yaptıranlara (münafıklara), ve onlara malzeme olanlara birşey/ler kara delik olmuştur. İnsanın/lığın yegane babasına (Adem AS’A) nefisini (meleklerini) ilk defa ve en önce(yaratmadan önce) secde ettirterek dirilten. Adem AS'A secde etmeyen iblisi (Adem AS’MI ve zürriyetini; düşman, hor ve cahil gören yaratık) huzurunda men eden ve kovan kusursuz erdemli ve insancıl yegane rabbimizdir. El Evvel Allah CC Ezelidir; her şey ilminde idi/dir/olacak, sonra taktir ettiklerini yaratık olarak yarattı. Daha sonradan insanı da yarattı ve kendini ona bildirdi, tanıttı. İnsanın fıtratından verim alması için; İnsanın fıtratı geliştikçe kaldırabileceği oranda, sırasıyla, Suhuflar (Adem AS, Nuh AS… Vb), Zebur (Davud AS), Tevrat (Musa AS), İncil(İsa AS) ve Kuran-ı Kerim (HZ. Muhammed AS son peygamber) kitaplarını ve peygamberlerini uygulayıcı olarak gönderdi. İnsanın kâinat ve dünya hayatından verim alması için kitaplarını ve peygamberlerini göndermiştir. İnsanı bu düstur üzerinde halife kılıp geri davet etti.Sonradan (El Ahir Allah CC) tüm yarattıklarını öldürüp (El Kahhar Allah CC) dilediklerini ebedi kılmak üzere tekrar dirilteceğini (El Hay Allah CC) bildirmiştir. (ayetler vardır) Allah CC: insanlığın hayırlı mukadderatı için cıvıtmadan; irade ve fıtrat ölçüsünde!!! kurallarına itaat edilir. Şükür, tenzih, zikir ve secde ile dua edilir. Allah CC Kelime-i Tevhidi("Lailâhe illâllah, Muhammedürresûlullah" yani "Yegane İlah ALLAH C.C'DİR, Ondan Başka İlahlar Yalandır ya da Yoktur Muhammed AS Onun Elçisidir" samimiyetle zikir eden ve kabul eden herkesi affedeceğini bildiren-müjdeleyen yegane rabbimizdir (kovulmuşlar ve kasti şirk koşanlar ve/veya özel haldekiler yani ayetlerle cehenemle akibeti bildirilenler hariç). Allah CC Kendisine şirk koşmayan Cümle-i Şahadet-Tevhidi ( İslam’daki ilk ve tek dogma farz) Zikir Eden ve Kabul Eden Yani " Kelime-i Tevhit/Yegane İlah ALLAH C. C. Ondan Başka İlahlarYalandır ya da Yoktur!" diyen tüm insanları/sorumlu yaratıkları en sonunda affedecek ve ebedi hayat bağışlayıp cennetlere (istisnalar ve kovulmuşlar hariç) koyacak olan yegane rabbimizidir. Günahlar ya af edilir ya da cezası çekilerek kurtuluş müjdelenmiştir. Allah CC bu müjdesi beni fetih etmiştir. Ancak İslam’daki diğer 4 farz sadece sıhhati ve olanakları elverişli olanlara sorumluluk yükler; Zekat ve Hac'dan yeterince parası olanlar mutlak sorumludur. Oruç'tan sıhhati elverişli olan sorumludur. Sıhhati elverişli olmayanların yeterince parası varsa bedelini sadaka eder. Namaz;Peygamber ahlakının liyakatli sorumluluk ve eylem bilincini geliştirdiği için dinin direğidir. Olanaklar elverdiğince kılınmalıdır. Olanaklar elverişli değilse gerekirse göz ucu ile bile kılınması önerilmiştir.(hadis) Bu 4 farzın icra edilmesinin belki de esas amacı 1-Namaz;Peygamber ahlakının liyakatli sorumluluk ve eylem bilincini geliştirdiği ve insanı kötülüklerden koruduğu için dinin direğidir. Olanaklar elverdiğince kılınmalıdır. Olanaklar elverişli değilse gerekirse göz ucu ile bile kılınması önerilmiştir.(hadis) 2-Zekat;Mutlak gerekli insani paylaşma olgusu ve duygusunu, 3-Hac;Mutlak gerekli insani birlik ve beraberlik duygusunu, 4-Oruç;Yokluğa doğru empati duyma, açlık hissetmeden yaşama ve şükür duygusunu insanda geliştirmek için vardır. Kısaca yaşamın önemini bilen ve liyakatli değerlendiren peygamber ahlaklı insanları ortaya çıkarmak için 5 farz vardır. Nefsini(meleklerini) insanın/lığın yegane babasına secde ettirten ve insanın nankörlüğüne ve affedilmez eksiklerine rağmen sahiplenen, af eden ve ebedi cennet hayatını müjdeleyen kusursuz erdemli Allah CC zevkle, gururla ve onurla; fikir,zikir, tenzih, secde ve şükür edilir.Ona tapıyorum. Bâtını/Düşünsel/Sanal Kalp; ilk kalp atışından ölüme kadar(kalbin durması),ışık hızından daha hızlı düşünen beyin ivmesiyle genişleyen ve içerisinde;Akıl, Ruh, Zeka, Mantık, Hafıza-Zihinsel Beden, Düşünce, Fikir, Nefis, Muhakeme, Özgünlük, Haset, Kibir, Gadab, Ucup, Kıskançlık, Sevgi, Merhamet, Kahhar…) insan sıfatları ve davranışları… Vb sanal-nesnel araçlarımızı(nesnel bedenimiz) içeren sana kalp kapasitesidir veya bâtını/düşünsel/sanal kalp havuzundur. İnsan zihinsel havuzda sorunlarına-problemlerine çözümler üreterek, doğaya uyum sağlamakta güçlük çekmez. “Yere göğe sığmadım kulumun kalbine sığdım.” hadis. -Sanki insan yarı düşünsel-sanal-nesnel bir yaratık, içinde yaşadığı nesnel ve sanal kâinatın hepsi fert ve toplumsal bazda insan batını kalp havuzunda/hayat havuzunda yer alan;biyolojik hatırlama kodları beyin çekirdeğinde/sinir yumağında bulunan zihinsel havuzun nesnel, düşünsel ve sanal bilgi deposu ya da sanal-nesnel zihinsel havuzun hard diski (dinamik veri depo diski) gibidir. Zahiri Doğal (vahşi) kâinattaki kanunlarla kâinatın sıfatlarına bakıldığında kâinattaki pek çok sıfat ve kanunların nesnel ve sanal yaratıkların üzerinde görmek mümkündür. Ancak kâinatta olamayan sıfatlardan bazıları insanda vardır. Yani insanda var olan kâinat ve içindeki nesnel yaratıklarda olmayan bazı özgünlükle vardır. İnsanlara Allah CC tarafında verilen ruh, akıl, vicdan, namus, gelişmiş yazılı ve sözlü lisanı, net dik yürüyüşü, ışıktan hızlı düşünen beyni ve peygamberi ahlakı hasletleri kâinatta ve diğer hiçbir nesnel yaratıkta yoktur. Peygamber ahlakı ve düşünsel olarak kâinatı aşabilme özelliği nesnel yaratıklarda sadece insanda vardır. Batini ve zahiri kâinatta akıl, vicdan...Vb meleklerde ve cinlerde var olduğu bildirilmiştir. Ayet ve hadis vardır. kâinatın vahşi ahlak ürünü olan insanlardaki Doğal (vahşi); kutsiyet, inanç, örf, adet, yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... Vb değer yargıları, idler, putlar (idoller)… Vb tabular yer yüzü geçmişinde ve günümüzde vardır. |
Melek Kimdir? Cinler ve İblis Kimdir? En doğru tatmin edici ve yeterli tanımı İslamiyet’te vardır.
|
| Kavim;Yer yüzünde belli yaşam yerine/lerine, dil/dillere, vahşi/doğal kavim ahlakı ve özgün kültüre/lere sahip toplumlara verilen isim/addır. Yer yüzünde İbrahim AS'IN Milletine (Müslümanlara) Peygamberlerce getirilen peygamberi ahlakı dışında tüm kavimlerin ahlakı doğal ve vahşidir. Adem AS Öncesi ve bugüne kadar vahşi insanların toplumsal yaşantı ve kavim kuruşları hemen hemen hayvani ve hayvani güce ya da vahşi evrimsel güce entrikalara, hilelere dayalı yürümüştür yani güce ve zorbalığa dayanmadan (Akla ve mantığa dayalı savaşsız) çok az anlaşmaları olmuştur. Bilgisayar kasalarının; nesnel donanımlarının, işletim sistemlerinin ve yazılımların yakın geçmişi olmasına rağmen gerçek bilgisayar kasasının, nesnel donanımlarının, işletim sistemlerinin ve yazılımların; yapay evrimi ve orijini arasındaki ilişki ya da özgünlüklerinin tek tek ve birlikteliklerindeki yapay evrimi/leri ilişkisi bize doğal yaratıkların doğal evriminin gelişim biçimleri hakkında çok önemli bilgi vermektedir. -Kavimler ve ümmetler insan çözmecesinin (pazılının) dinamik parçaları fertlerde ait olduğu parçanın dinamik dokuları gibidirler. İnsan şeytan değildir. Yer yüzü vahşi ve doğal insanları ve/veya insanımsıların dağa, taşa, doğaya bilime, ilime…Vb bir sürü şeye tapışı onun vahşi imanının tecellisinden beri vardır, Adem AS’LA kemale erdirilmişti. Tüm vahşi insanlar ve bu günkü onların devamı olanlar Hz. İbrahim AS’IN Ay’a, Güneş’e, Doğaya,… Vb vahşi tapışının ve vahşi imanın yani ontogenik (özgün-ferdi hayat döngüsü) vahşi döngünün Allah CC tarafından ıslahatla kendine yönelişinin insanın filogenetik iman edişi çok benzerdir. İnsan iblisin (Azazil-İbn-İ menazilin) Ahlak işletim sistemini ve eylemlerini hayata uyguladıkları zaman şeytana benzemiş ya da uymuş olurlar. Şeytan Müslüman’a musallat ancak her türlü yani tüm insanlığın düşmanı yaratıktır sebebi de kendisinden halifeliğin alınıp insan verilişidir. Demirkuş 2011 İbrahim AS’IN ırkı ve milleti dışında tüm insanlığı doğal ve vahşi bir ve/veya birkaç kavime tevhit etmek ya da sığdırıp disipline etmek olası değildir. Salâvatı şerefenin okunuşu ve Sizi kavimlere ayırdık ki tanışasınız diye (Ayet var). -Hiçbir yaratığın halifeliği kabul etmek istemediği halde insanın Allah CC önerdiği halifeliğe hemen talip oluş cehaleti ve aceleciliği ilginçtir (Ayet vardır). Adem öncesi tapınan ve/veya inanan insanımsıların tümü, Adem AS sonrası insanların bir kısmı (Adem AS öncesi insanların/onların devamı gibi) sanki tüm yaratıkları anlamak için taparak yaklaşmış ve yaklaşıyor (Vahşi /Doğal İnanç). Sanki insan en aşağılık yaratık özelliklerinden en şerefli yaratığa kadar her türlü özelliği özünde bulunmakla tüm yaratıkları kuşatan ve tevhit eden özelliğiyle halifeliğini de her sahada ifade ediyor. Doğaldır ki insan bu yönü ve eylemleriyle; Şeytanları, Cinleri, Melekleri, Doğayı… Vb tüm yaratıkları kuşatması çok doğal ve gerekli gözükmektedir. Ben tüm insanları Müslüman ya da inançlı yaratsaydım öldürür tekrar bu günkü gibi yaratırdım.(Ayet var) Bu açılardan insanların farklılıklarını ( kâinatın en +, en 0 ve en- ...enlerini temsil eden ve kuşatan halife yaratıktır), ifrat ve tefritlerini, sıra dışılıklarını, özel hallerini; doğru okumak , doğru empati duymak, doğru anlamak ve doğru değerlendiriş çok önemlidir. Sanki insan şeytanın tüm sapıklık ve hilkat garibesi arzu ve istemlerini ve/veya onları aşacak şekilde çok yönlü ve kapasiteli yaratılmış bir yaratık gibi görünmektedir. Şeytan hiçbir zaman insanı ve insanlığı aşamayacaktır. Ateşin ilahlık arzusunu Zerdüştlerin kalbinde, Güneşin ilahlığa ilgi duyuşunu Yezitlerin Kabinde…. Vb tapan insanların kalbinde ya da taptıklarının Allah CC ilahlığına sadakatinin delillerini insanların kalbinde keşif etmek ve/veya tüm yaratıkları insanda doğru okumak önemli bir yargı ve keşif olmalıdır. İnsanın özgünlüğünü doğru tanımak ve tüm yaratıkları insanda okumak, görmek, tanımak insanlığın geleceği için önemli bir yargı olmalıdır. Allah CC'DEN insana af diliyorum. Bu bir temenni kurgusudur tabii. Belki de insanın halife oluşunun gereği olarak;her ahlak seviyesinde ve her türlü ifrat - tefriti makamlarda temsil edilmesi gerektiği için; Nemrut, Fravun, Cengiz Han, Çin, Hitler, Karun, Lut AS kavmi, Hud AS kavmi, Semud Kavmi, Nuh AS Kavmi, Deccal…Vb nefislere (yaratıklara) yaşama ve yaratıklara tapışının tercihi yaşatılıyor ve hayat hakkı veriliyor. Bunu anlayışta sıkıntı çekmekteyiz. Bu konuda;insan alimleri, din alimleri ve bilim alimlerini peygamberi ahlak ortak paydasında tek insanda tevhidini dileriz. Böylesi insanın Allah CC tapışını ve peygamber ahlakıyla tevhidini Allah CC'DEN dilerim. Belki Müslümanlar o zaman rahat edeceklerdir. Bu açıdan her türlü insanın insanlığın yaradılış gereği ve amacı nedeniyle neden yaşatıldığına doğru empati duyulup yaşam hakkına ihtiyatlı yaklaşmalıyız. Ancak insanların yönetim hakkını sürekli ifrat ve tefritilere değil en akıllı ve rahmanilerine teslim etmek en doğru tercihtir. Doğal Kavimler; Bazı eski din ehli ya da bazı batılılar tarafından şeytan diye nitelenerek katledilen;(Filmi izleyin) Astekler , Mayalar, İnkalar, Kızılderililer, Aborcinler, Eskimolar, Doğal Afrika Kavimleri… Vb kavimlerin; hükmündeki, içindeki ve çevresindeki tüm kavimleri işgal edeyim hükmümle onların sırtından geçineyim şeytani, deccali ve iblisi zihniyetinden çok vahşi/doğal inanç ve imanlarının gereği insan olarak yaşamak istedikleri için insan olmak isteyen ya da insanca yaşamak isteyen doğal insanlardırlar. Bu dönem doğal/vahşi insanların; belki de çevresindeki hemen hemen tüm yaratıkların zilletine verilmesi ve ona boyun eğdirilişinin bilincini sezişi; onları doğaya ya saygı ile, ya tevazu ile , ya sadakatle ya da insan kurban edişin vahşi sadakati ve cehaletinin iman edişine götürmüştür. Belki de bu durum Allah CC Adem AS'N yaradılışını tetikleyen sebeplerinden biri olmuştur. Sonuç olarak Adem AS ve Havva Annemiz özel yaratılmışlardır. Peygamberler ve Hidayet edilen âlim insanlar Allah CC’HU onların kalbinde özel Tecelli etmiştir ve özel donatılmışlardır. Ola ki; vahşi inanç, dahilik, mucitlik, milliyetçilik, demokrasi, kapitalizm, şovenizm, siyoşovenizm, Siyonizm, komünizm… Vb şeyler ve diğer tüm insanlar ilk yaratılan kâinattan bu güne kadar ki evrimin ürünüdürler ya da evrimleşmişlerdir.Belki de bu doğal/vahşi imanlı kavimlerin ya da insanların vahşi/doğal inanış ve imanları hürmetine Allah CC Adem AS’I Yaratıp şeytanın kavminin (cinlerin) ve şeytanın imamlığını (iblisin) lağvedip gerçek ve sorumlu insanı (Adem AS) yaratıp halife kılmıştır. Daha sonra Adem AS yer yüzüne indirilerek vahşi/doğal kavimlerle zürriyeti harmanlanmıştır.. Adem AS ilk gerçek sorumlu insan kabul edilmiş ve İbrahim AS Milletine tabii olunarak bu güne dek zürriyeti vahşi/doğal insan zürriyeti içinde bereketlenmiştir. Vahşi /Doğal insanların çoğu cahil oldukları için Adem AS’IN zürriyetine ya da ona tabii olmak isteyen Müslümanlara doğal/vahşi ve cahil olan insanlardan yerine göre uzak durulması istenmiştir. Yapay Kavimler; Kapitalistler, Komünistler…vb yönetim sistemlerince siyaset ve menfaat gereği oluşturulmuş kavimlerdir. 1-OIa ki Tüm vahşi Hayvanların ve bazı vahşi İnsanın düşünce sistemini tamamen doğa şekillendirmiştir. 2-Tüm Peygamberlerin düşünce sistemini Allah CC’HU değiştirmiştir. Sanki çoğu insanların düşünsel döngüsünün hayata uygulanışı bu iki cümle dizgesi içinde yer alıyor. Doğal Milletler ya da Doğal/Vahşi Milletler; Belli yaşam yeri, dil ve kültüre sahip çevresindeki kavimleri genellikle; inandırarak, cebren, hile ve siyasetle işgal ederek onları; özgünlükleri, düsturları ve menfaatleri çerçevesinde yönetilmeye mecbur kılan devlet olmuş kavimlere verilen isimdir. Dip diri yaşayan Kabe’ye, İslamiyet’e ve İbrahim AS’IN Milletine rağmen;Nemrut, Cengiz Han, Firavun, Çinler, Hitler, Karun, Luti, Semudi… Vb milletlerin düşünceleri yeni kavimlere dönüştüğü, turizmleştiği ya da taştan harabeleştiği gibi coğrafik konum gereği olarak bir arada bulunma sonucunda devam eden eski harabe kültür ve nesiller dışında tüm doğal/vahşi milletler Allah CC taktiri evrimsel değişimin gereği olarak bu ve benzeri akıbeti/leri yaşamaya mecburdurlar. Allah CC değişimi kabul eder hatta değişmek istemeyen fert, kavim, toplum ve devletleri değiştirmezmiş (Ayet vardır). Değişen asrın koşullarına uyum için İslam dinini desteklemek üzere Âlim göndereceğine ve kıyamete kadar Müslümanlara icabet edeceğine dair Hadis ve Ayetler vardır. İlkel ve Yapay Milletler; Kapitalistler, Komünistler…vb yönetim sistemlerince siyaset ve menfaat gereği oluşturulmuş milletlerdir. Ör. I., II. ve III., Dünya savaşlarının sonucunda ilkel veto imparatorluğu birlikteliğinin (veto yetkisine sahip ilkel devletler birlikteliği) menfaatleri gereği oluşturulan yapay milletler. Gerçek ve İlahi Tek Millet; İlk ve tek gerçek Millet İbrahim AS’IN Milleti'dir. Kâinat İbrahim AS’IN Milleti’nin hakikati ve düsturu üzerinde haşır olacaktır. Diğer milletlerin hepsi; dünyevi, ilahi/peygamberi terbiyeden mahrum vahşi terbiyeli ve vahşi kültürlerinin özgünlükleri şemsiyesinde Adem AS öncesi vahşi/doğal çizgi insanları olup hükmündekilerin özgünlüklerine yetersiz ya da asimilasyonla hükümlerini sürdürmüş ya da sürdürmektedirler. Bu çok doğal bir sonuçtur. Doğal hiçbir milletin kültürü/leri tam teşekküllü evrensel ya da ötesi değil vahşi eksik ve yetersizdir. Tarihte bir tek İbrahim AS’IN milletinin hükmüne tabii idare edilen kavimler asimilasyondan, cehaletten ve zulümden yakasını kurtarabilmiştir.Bir çok kavimde halen İbrahim AS'IN İslami kültür değerlerini kendi milli kültürü olarak dünyaya tanıtma cehaleti ve gafleti hatta belki de ihaneti içindedir. Allah CC'YE yer yüzünde sadece Adem AS’IN zürriyetine icabet etmemiştir. Doğal/Vahşi kavimlerin zürriyetlerinede icabet ederek peygamber olarak ıslah etmiş ve lider kılmıştır. Ör. İbrahim AS’IN babası bir putperestti ve Nemrut’un cahil devletinden/milletinden uzak tutarak ıslah ederek kendine onu dost edinmiştir. Mekke’ye ve Kabe’ye kadar giden serüveninde her an rablik etmiştir. Onun içindir ki Peygamber efendimiz Rabbinizde tek (Allah CC) babanızda tektir (Adem AS) diyip (Hadis var) Müslümanları Siyonizm afatından uzak tutmuş ve Siyonizm’den men etmiştir. Ben Arap’ım ama Araplardan değilim diyip (Hadis var) Müslümanları Şovenizm afatından uzak tutmuş ve doğal, yapay, millet, kavim, ailevi... Vb her türlü milliyetçiliği Müslümanlardan men etmiştir. Aslını inkar edenler bizden değildirler (Hadis var) kavimlerin özgünlüğünü kabullenmiştir. Birbirini tamamlayan bu iki hadis arasındaki ince çizgi çok net ve ders alıcıdır. Bunun kanıtı da her Müslüman kendi doğal kavminden İbrahim AS’IN kavmine kabulü için salavat-i şerifeyi okuyup Allah CC dua eder ve dilekte bulunurlar. İNANIŞ VE ALLAH CC ’YE TAPIŞLARINA GÖRE İNSANLARI KABA SINIFLANDIRIŞ I-Vahşi İnsan (Doğal İnsan/Cahil İnsan); bilinçsel olarak Allah CC’HU tanımayan (sahibini tanımayan) ruhsuz, akılsız, vahşi vicdanlı ve Allah CC'DEN başka şeylere tapan (cahil-vahşi şirk sahibi) Adem AS öncesi ve sonrası vahşi imanlı insanlar. II-Evcil İnsanlar/Yarı Vahşi İnsanlar; bilinçli ve/veya bilinçsiz sahibini (Allah CC'Yİ) tanıyan ya da kabul eden vahşi insanlar arasında peygamberi hasletlerle tefekkür eden ya da onları taklit eden; ruhani (meleği), akıllı ve insani vicdanlı oluşa gayret eden Âdem AS sonrası insanlardır. III-Peygamberi âlim insanlar; Allah CC’NİN ilim verdiği ve/veya kalbinde tecelli ettiği en akıllı insanlardır. Peygamberler ve İslami âlimler olan insanlardır. IV-Diğerleri; Yukarıdaki üç kategori dışında kalan insanların hepsi. |
| Enerji; ilinen tüm yaratıkların; yaratıldığı, oluşturulduğu, kişilik kazandığı, hal değiştirdiği ve geri döndüğü/dönüştüğü/dönüştürüldüğü varlıkların yaratık olarak potansiyel gücünü ifade eden bir kavramdır. İstisna hariç tüm enerji miktarı ve kapsamı tüm yaratıklardan daha büyük bir kavramdır. Enerji tüm yaratıkların kişilik kazandığı ve şekillendiği hamuru gibidir. Kâinatta çeşitli enerji halleri mevcuttur Ör. katı, sıvı, gaz, ısı, radyasyon, ses, ışık.. Vb. enerji halleri doğal ve sanal enerji döngüleriyle hal değiştirir. Sanki enerji kâinattaki ilk haline meyilli hal değiştirerek hayat buluyor. Şöyle ki enerji hal değiştirmeden uzun süre dengede duramamakta veya dengesizliğe (hal değiştirmeye) meyilli toplam(total) yaratık hamuru halleri gibi gözükmektedir. Doğa, hala doğa ötesine doğru genişlemektedir. Enerji hiç bir zaman israf olmayacak bir döngü içinde devamlı yaratıkların kisvesi altında (yaratık olarak) hal değiştirerek ömrünü geleceğe taşımaktadır. Büyük kıyametle ( kâinatın ölümü ile) kâinattaki tüm enerji halleri ya da toplam kâinat enerjisi ölecek, yani aslına veya orijinine geri dönecektir. Enerji Hallerinin Dönüşüm Prensibi:Her enerji hali, bulunduğu veya değişen koşullara bağlı olarak, orijine doğru en ekonomik eşik minimum farklı enerji haline/lerine dönüşmeye meyillidir.13.8 Milyar Yıl öncesinden bu güne dek;1029 derece ile -273 derece ısılar arasında evrenin kütlesi, çekim güçleri, evrendeki atom altı ve atom üstü parçacıkların etkilenişi; kâinat'ımızın bugüne kadar ki evrimini yönlendirerek etkilemiştir. Enerji Hallerinin Evrimi:Filogeni (Atasal/ceddi hayat döngüsü) ve ontogeni (tekil/ferdi hayat döngüsü) bakımından, kâinatın oluşumundan bugüne kadar ki tüm yaratıklardaki enerji hallerine ait döngülerin, kronolojik olarak ortaya çıkışları, ortadan kayıp oluşları, birbirine dönüşümleri, hal değiştirmeleri vb. ile ilgili süreç ve olguların değişimini ifade eden ilgili kavram-deyimdir. Ör.bilgisayarın sanal(işletim sistemi… Vb) ve mekanik enerji halleri, insanın düşünsel (akıl,zeka... vb.) ve nesnel-bedensel enerji halleri Enerji Hallerinin Filogenisi: kâinatın oluşumundan, ölümüne kadarki oluşan bir enerji halinin belli koşullarda;birden çok enerji hallerine ve/veya bir birine dönüşüm eğilimlerinin açılım kümelerini (enerji halleri filogenisini/Atasallığını) ifade eden kavram deyimdir. Örneğin,magmadan toprak çeşitlerine ve diğer enerji hallerine açılım ya da kâinattaki toz bulutlarından gezegen ve yıldız oluşumunun filogenik, Atasal ya da orijinik açılımı. Enerji Halleri Döngüsü: Belli ortamlarda çeşitli enerji hallerinin bir arada biri birine dönüşüme meyilli döngüsünü ifade eden kavram-deyimdir. Ör;bazı canlılarda ki kreps döngüsü. Önemli olan bu mantık sistemini tüm yaratıklara ve kâinata güncellemektir. İnsanda Genel Enerji Halleri: 1-Zihinde Kavramsal ve İmaj Enerji Halleri: Zihnimizde bulunan ve üretilen bilgilerin kavramsal ve imaj olarak kodlanmış enerji halidir. Aynı zamanda zihinde ve bilinçaltında kavramlarla ilgili depolanan bilinçaltı ve zihinsel altyapı bilgi birimi düşünsel enerji halleridir. Örneğin, Aşk, sevgi ve evrim nedir sorularına zihinde harekete geçen tepki ya da enerji halleridir. 2-Zihinde Düşünsel Enerji Halleri: Tefekkür ve düşünmekle üretilen; pozitif, negatif, nötr yani olumlu (+) olumsuz (-), nötr (0) varyasyon ve diğer enerji halleridir. Örneğin, Zihinde senaryolar üretmek. 3-Nesnel-Bedensel Enerji Halleri: Genellikle ısı, ışık, ses, katı, sıvı, gaz, jel vb. enerji halleridir. 4-Duyusal ve Zihinsel Araç Enerji Halleri: Zihinsel düşünsel araçlar ve mevcut duyularımızla ilgili enerji halleridir. Zihin bir düşünsel havuzdur. Örneğin, zeka, akıl, mantık zihinsel ve düşünsel araçlarımızdandır. 5-Diğer Enerji Halleri: Yukarıdaki kategorilere girmeyen enerji halleridir. Döngüler: Doğal Nesnel Enerji Döngüsü;tüm nesnel doğal döngüler Doğal Zihinsel Enerji Döngüsü;tüm canlıların zihin havuzundaki döngüler Yapay Nesnel Enerji Döngüsü; hidroelektrik, termik, nükleer enerji döngüleri Yapay Sanal Enerji Döngüsü;bilgisayarların ve medya ortamındaki tüm sanal bilgi döngüleri Doğal ve Yapay dijital(hesabi) Enerji Döngüsü; Doğal ve nesnel döngülerin mantıksal yazılım ve matematiksel ilişki denklemlerinin bilimsel ve ilimsel döngülerindeki enerjiler. Sanal Döngü;Nesnel ve sanal araçlardaki tüm dinamik ve statik görsel, işitsel… Vb her türlü bilgilerin döngüsüdür. Melez Döngü (Yarı Nesnel, Yarı Düşünsel, Yarı Sanal Döngü.. Vb);Bir ucu sanal diğer uçları;nesnel, düşünsel… Vb ya da tam tersi olan döngülerdir.Yarı nesnel, yarı sanal ve yarı dijital(hesabi) döngü her iki veya çok tarafı döngü özelliklerini taşıyan. Nesnel Döngü;Tüm nesnel alemlerdeki nesnel döngülerdedir. Düşünsel Döngü;Yaratıkların zihin havuzu ve sanal-düşündel kalpteki döngülerdir. dijital(hesabi) Döngü;Sanal, Nesnel, Yarı Sanal, Yarı Nesnel… Vb her türlü döngüdeki matematiksel karşılığı denklemsel ve bilgisayardaki yazılım mantığı döngülerin dönüşümüdür. Toplusal Döngüler;insanla ilgili döngüler Sürü Döngüleri;İnsan dışındaki nesnel canlıların döngüleri Filogeni (Atasal/ceddi hayat döngüsü): Bir taksona ait canlı grubunun gerçek hayat hikayesini ifade eder. Ontogeni (tekil/ferdi hayat döngüsü): Bir taksona ait ferdin gerçek hayat hikayesini ifade eder. |
KAİNAT(DOĞA): Beş duyumuz ve teknolojik araçlarla idrak edebildiğimiz tüm yaratıkları içeren en büyük evrendir. KONUM:herhangi bir şeyin; bulunduğu, işgal ve nüfuz ettiği özgün ya da tanımlı alanın, hacmi, sistemi… Vb olarak tanımlanabilir. BOYUT; tekil konumdur. Herhangi bir konum sistemindeki, yaratık... vb ile ilgili aynı cinsten tekdüze ve genellikle tek düzeye meyilli konumlara boyut denir. Ör.En, boy, yükseklik, genişlik, derinlik, zaman, yön... Vb nesnel, antinesnel ve diğer kâinatlarda sonsuz çeşit ve sayıda boyut vardır. Bir insanın kaç boyutu vardır? Sorusunun yanıtı belki de bir insandaki toplam; özgün nesnel, sanal, düşünsel... Vb diğer boyutlarının toplamıdır denebilir. Ör. İnsanda; en, boy, yükseklik, genişlik, derinlik, eylem, zaman, akıl, zeka, ruh, duygu, kişilik,düşünce,zaman, sanal nefis, nesnel nefis… Vb boyutları vardır. İnsandaki boyutların sayısı genel olarak döngüsel boyutlara sahip kâinatın boyutlarından daha fazladır. Yani insansız kâinat genel olarak döngüsel ve çekimsel boyutlara sahiptir. İnsan hem döngüsel hem çekimsel hem de serbest... vb çok boyuta sahiptir. Önemli not;Nesnel ve sanal kâinatlar(doğal) insanın kalbinin (nesnel beden, zihinsel beden havuzunu-hafıza havuzunu ve insanın diğer sanal araçlarını içerir) bir parçasıdır. “Yere göğe sığmadım kulumun kalbine sığdım.” hadis. -Sanki insan yarı düşünsel-sanal-nesnel bir yaratık, içinde yaşadığı nesnel ve sanal kâinatın hepsi fert ve toplumsal bazda insan batını kalp havuzunda/hayat havuzunda yer alan;biyolojik hatırlama kodları beyin çekirdeğinde/sinir yumağında bulunan zihinsel havuzun nesnel, düşünsel ve sanal bilgi deposu ya da sanal-nesnel zihinsel havuzun hard diski (dinamik veri depo diski) gibidir. -İnsan bedenen kâinatın bir parçasıdır. İnsanın tüm boyutları kâinatın bir parçası değil kâinat insanın kalbinin (nesnel beden, zihinsel beden havuzunu-hafıza havuzunu ve insanın diğer sanal araçlarını içerir) bir parçası kabul edilmesi belki daha mantıklıdır.Belki de insan nesnel olarak doğanın, doğada nesnel olarak insanın düşünsel-Batıni kalbinin bir parçasıdır veya insan bedenen nesnel ve sanal kâinatın(doğal) bir parçası, nesnel ve sanal kâinat ise insan kalbinin bir parçasıdır.1, 2, 3, 4, 5 - kâinatta bilinen, bilinmeyen boyutlar ve çok şey ya da tüm bu boyutlar veya her şey Allah CC ilminin içindedir hiç bir şey onun ilminin dışında değildir. İlim içindeki ebedi boyutlar içinde yaratılmıştır. -Allah CC mahlukattan(yaratıklarından) münezzehtir. Allah CC insana şah damarından daha yakındır (Ayet var) Hız Boyutu; Yaratığın;birim zamandaki eylemiyle;konum, mekan. boyut... Vb değiştirme-yönsel (mekan, zaman… Vb boyut değiştirmenin) ifade şeklidir. Var olan hız tanımı; birim zamanda alınan yol kâinatta her zaman ve koşulunda geçersizliği yakın zamanda kanıtlanabilirliği olasıdır. Hızla ilgili var olan formüllerin sonsuzlar ve sıfırlarla ifadesi bu konudaki hız tanımının yetersizliğine kanıt gösterilebilir. Hız çok sayıda boyutun tutkalı gibidir. Hız arttıkça içinde geçtiği ve etki alanındaki boyutlar kaynaşır/kaynaştırır. Kâinatlardaki (nesnel, anti nesnel, sanal, düşünsel… Vb) hızlanışın akıbeti ola ki bu olacaktır. Yani kütle çekim boyutlarının birleşimi, kaynaşımı, çeşitliliği ve çok miktarda enerji hallerinin hal değiştirip varlık alemindeki orijinine dönüşü olacaktır. Işık hızından daha hızlı olan düşünsel boyut içindeki hızlanışın bağıntılarının sonuçları yani düşünsel hız bağıntı ve ilişkileri araştırılması çok zevkli konu olacaktır ya da konudur. Ola ki Kütlesizlik olamaz her yaratığın bir kütlesi vardır; bazı yaratıklar ölçülebilir kütle sahibi, bazıları anti kütle, bazıları göreceli denge kütlesine sahiptir. Ör. bazı uzay boşlukları mekanları, çekim alanı ola ki ışık … Vb kültleri bir birini devamı veya yakındır. Yani en azında hareketli kütle konumunda bahsedilmelidir. Kütlesiz yaratık düşünmek belki de saçmalıktalar. Allah CC ebediyet boyutlarında ki ilimi içinde zerre nurdan nesnel, batini, sanal, düşünsel… Vb kâinatları ve tüm yaratıkları ilk yaradılış anında ebedi hızı yavaşlatarak farklı geçici hızlar yaratmıştır. Mekan Boyutu;Klasik mekân tanımı; en-boy-yükseklik-bileşke… vb fazla boyutu içinde barındırış özelliğine sahip tanımlı alan olarak bilinir. İlk mekân; nesnel, anti nesnel… vb kâinatların ilk yaradılışında yerler, göklerin, aradakilerin… vb varlıklar alemindeki kaynaşık ve yapışık boyuttan yaratık boyutlarına doğru değişimi için; kâinatların gittikçe hızlanış ve genişleme için uygulanan güçle ilk oluşan çekim güçlerinin ve kuvvetlerinin çekim alanı/alanları ilk mekan-mekanlardır. Belki de en küçük mekânlardır. Bu ilk mekana doluşan; atom altı parçacık ve çeşitli enerji hallerinin alt birimleri de ilk yaratıklar ve ilk küme elemanlarıdırlar. Matematiksel ve yapısal olarak mekân bir yaratıktır. Ola ki ilk yaratıklar ilk mekânlardır. Bu gün bilinen en büyük nesnel mekân kâinatı kuşatan kozmik ağ kümesi mekanıdır. Hidrojen atomu çekirdeğinin mekanı; yörüngesi ve içindeki çekim alanı kabul edilebilir. Mekanın yaratıklardaki karşılığı aktivite gösterdiği, etkilendiği, etkilediği alanın dış sınırlarıyla tanımlanır. Allah CC ilmi içindeki her şeyin birbirine bitişik ve yapışık var olduğu ebedi boyutlardaki varlıklar âleminden zerre nurdan nesnel, batini, sanal, düşünsel… vb kâinatları ve tüm yaratıkları yaratırken;ebedi hızı, ebedi mekanı ve ebedi zamanı, ebedi eylemler... Vb yavaşlatarak kâinatlarda dengeli/dengeleyici ; zıt yön-konum-zaman-mekan… vb geçici boyutları yaratmıştır. -İlk Mekansal Küme Sınırını İfade Eden İlk Sıfır ( İlk küme/küme sınırı-mekan-sıfır)=00; tüm sonsuzlar, geçmiş, gelecek, yaratık, tefekkür (özel haller hariç) …Vb hiçbir olay, olgu, süreç, eylem, yaratıklar, zaman, sonsuzlar, hızlar… vb hiçbir şeyi, İlk Mekansal Küme Sınırını Sıfırını (ilk mekanı-ilk küme sınırını-ilk sıfır) ve İlk Zamanı aşamayacaktır. İstisna hariç hiçbir şey mekansız-kümesiz-sıfırsız ve zamansız düşünülemez. İstisna hariç her şey ilk mekan-ilk küme-sıfır ve ilk zaman içindedir. İstisna hariç her şey en az bir ve/veya birden çok mekan içindedir. -Belki de çok az sayıdaki istisnalar ve özel haller hariç: a-Her şey en azından yaşamsal olarak mutlaka bir mekanın içinde matematiksel olarak bir küme sınırı içinde rakamsal olarak bir mekan sıfırı içindedir. b-Düşünsel, nesnel, zihinsel, sanal, nesnel, eylemsel…vb tabanlı her şey ; yaşamsal dönülerde (yaşamsal matematikteki) ilk mekanın içinde, matematiksel olarak ilk küme sınırı içinde matematiksel alfabe olarak ilk sıfırın içinde yer alır yada bunları aşamazlar. Bu mantıktan çıkarsayıştan hareketle olabildiğince en azında doğadaki her şeyin; yaşamsal matematikteki (yaşamsal döngüdeki) karşılığı, kümesel matematikteki karşılığı ve matematiksel alfabedeki (rakam, sayı ya da matematiksel kavramdaki) karşılıkları liyakatli ve doğru konumlandırılırsa tüm matematik çeşitleri (nesnel, doğal, yapay, yarı doğal, nitel, nicel, eylemsel, ilişkisel...Vb "Doğal ve Evrensel Matematik" alt çeşitleri) arasındaki fermuarların ilişkisel dişleri doğru örtüşür. Eylem Boyutu;Canlı, Cansız ve diğer tüm yaratıkların iradeleri denetiminde/kontrolünde veya iradeleri dışında ürettikleri tüm eylemlerin özgün ve genel boyutlarıdır. Büyük kıyamet sonrasında yaradılışla ebedi hıza ulaşıldığında tüm eylem boyutları birleşerek ebedi eylem boyutunda yer alacaklardır. Düşünsel Boyut (Hafıza Boyutu);Kendilerine Akıl, ruh ve vicdan emanet edilen tercih sahibi yaratıkların düşünsel aleminde ürettiği ebedi hızdaki tefekkür-düşünce ürünü düşünsel enerji-düşünsel eylem halleridir. Hafıza meleklerince ayakta tutulduğuna dair hadis vardır. Batini Kalp Boyutu;Zahiri ve batini kâinattan daha büyük tüm yaratılmış ve hayat bulmuş yaratıkların aşamadığı ve içinde haşır olduğu en büyük kapasite ve havuzdur. Yere göğe sığmadın kulumun kalbine sığdım(hadis var). Allah CC insanda tecelli ettiği geçici mekandır. Hz. Muhammed AS’IN Batıni kalbini temizleyip kuran ilmini ve peygamber ahlakını yükleyen Allah CC ona oku emrini vermiş ve onu eğitmiştir. Takiben Hz. Muhammed AS kalbindekileri peygamber ahlakı hasletleri ve Hz. Kuran bilgilerinin tümünü hayatına uygulayarak, mantığına, bilincine ve davranışlarına mekanize ederek alışık tepki ve zamanla alışkanlık haline getirmiştir (gelmiştir).Peygamber ahlakı hasletlerini kazanmak ve yaşantısından hayır görmek için insanlara da Hz. Muhammed AS'IN davranış ve eylemleri örnek gösterilmiştir. Zaman Boyutu;Zaman bir yaratıktır ve ebedi hayatın parçalanmış geçici boyutlu kâinatlarda genellikle!!! hıza bağlı olarak değişir. Yaratık olmanın vasfı olan bir boyuttur. Zamanın varlığı tüm yaratıklara yapışık olarak yaşar. Yaratık ebedileşse bile zamanın girdabından kurtulamaz. Zaman diğer boyutlar gibi hıza bağlı olarak değişir ve yaratıklar açısından ebedi hızda yok edilemez ancak sıfıra yaklaşır. Zaman Boyutu; aklı, ruhu olan yaratıklar ve diğer bazı yaratıklar da uykuda ve uyanıkken farklı algılanabilen, hıza bağlı olarak uzayıp kısalabilen hatta ebedi hızla (Allah CC izni ile) ölümsüzlüğe (ebediyete) kavuşabilen bir yaratıktır. Allah CC ebediyet boyutlarında ki ilimi içinde zerre nurdan nesnel, batini, sanal, düşünsel… Vb kâinatları ve tüm yaratıkları ilk yaradılış anında ebedi hızı yavaşlatarak farklı geçici hızlar yaratmıştır. Bunun sonucunda ebediyetten geçici zaman parçaları, ebedi mekandan geçici mekanlar, ebedi eylemlerden geçici eylemler yaratmış ve bunlardan bu günkü var olan kâinatlar ve yaratıklar sistemini yaratmıştır. Sonra sistemin içinde değişen koşullara uyum sağlayan yaratıkların yaşamasına olanak sağlayacak şekilde türeme ile veya değişik şekilde yaradılış yasaları ve kurallarını; yaratıkların ve sistemlerin yaşam döngülerinde alışık tepki (refleks) haline getirtmiştir. Her zaman parçası bir boyut birimidir. Ebedi hıza ulaşılınca tüm boyutlar birleşerek ve genleşerek doyuma ulaşmış ebediyete ulaşır. Batıni kâinatın 1 zaman biriminin zahiri kâinatın 50 bin katıdır, Yerler ve Gökler yapışıktı onları biz açtık, Allah her şeyi nurunda yarattı, Onun (Allah CC) her şeye gücü yeter ve her şeye kadirdir. Allah yerlerin ve göklerin nurudur. Ayetler var. Kültür ve Doğal Alfabe Nedir? Neden Aklı, Mantıki ve Peygamberi Islahata Gereksinimi Vardır? Yeryüzünde ki kültür alfabelerinin harfleri ve sembolleri; doğal ve yapay elementlere, kavramlar ve isimlerde; doğadaki yapay ve doğal bileşiklere benzer. Elementler, atom altı parçacıklar, enerji halleri birimleri, canlıların yapı taşları, harfler ve semboller; oluşumların/oluşturduklarının ve yaratıkların lego parçacıkları ya da yaratık hamurunun alfbeleri-malzemeleri gibidirler. Rast gele bir araya geldiklerinde her zaman anlamlı kelime, isim ve bileşik oluşturmazlar. Aynı durum canlıları oluşturan doğal alfabetik alt birimler (canlıları oluşturan yapı taşları) içinde söz konusudur. Bu nedenle yer yüzü kültür alfabelerinin hepsi doğal/vahşi zekâların, deneyimlerin ve denemelerin evrimsel ürünüdür. Akli, mantıki ve peygamberi ahlakla ıslah edilmesi ve geliştirilmesi gerekir ki insan beyni, zihni ve kalbi insani iletişimde en az kusurlu kemale ersin. Bu amaçtan insanların beyin, zihin ve kalp havuzundaki bilgilerin;görsel, işitsel, eylemsel, davranışsal, tatsal, bilişsel… Vb kodları günlük hayatta iletişim de kullanılan alfabe ve lisanın; harf, sembol, kelime, kavram ve kodlarından, daha sade ve daha çok benzerdir. Örneğin,kırmızı elmanın, yaratık görüntülerinin ya da doğadaki tüm ( hayvan, bitki, rüzgar... Vb seslerinin) seslerinin tüm insanların (engelliler ve bazı istisnalar hariç) zihnindeki bilişsel, eylemsel, görsel, tatsal, kokusal, davranışsal... Vb kodları hemen hemen aynı dır. Ama kültür dillerinde kırmızı elmanın, yaratık görüntülerinin ya da doğadaki tüm ( hayvan, bitki, rüzgar... Vb seslerinin) seslerinin her kavimdeki isimlerin/kavramların ya da kavram-isimlerini zihin havuzundaki kavramsal kodlanışı farklı olduğu için iletişimi vahşi, doğal ve zor olmaktadır. O zaman çözüm olarak;"Algıda; Özgünlük/Özgün Pay, Değişmezlik/Ortak Payda, Değişkenlik/Değişken Pay, Değişirlik ... Mantık Kümesi Kurgusu" Kuralına uygun olarak kırmızı elmayı, yaratık görüntülerini ya da hayvan seslerinin zihinsel bilgi biriminin ifadesine ve konumuna en uygun kavramlarla iletişimde ve eğitimde öğretirsek her kes kırmızı elmayı, yaratık görüntülerini ya da hayvan seslerini daha rahat anlar, günlük hayatta ve iletişimde kullanır. Bunu tüm kavimlerin (insanların) beyinleri, zihinsel havuzları ve batini kalplerindekileri de kodlanmış kültürel isimler, kavramlar/kavram-isimler hepsi için düşünüp günlük hayatta hepsini kırmızı elma mantığı ve örneği gibi uygularsak insanlığın akli, mantıki ve peygamberi ahlaklı ortak iletişim alfabesi ortaya çıkmış olur. Tüm kavimlere ait yazımsal ve konuşsal ya da hem konuşsal hem de yazımsal:alfabelerinin, lisanların ve dillerinin; Ademin dilinde vardıkları ortak payda ve özgün;işitsel, yazımsal, görsel, dokunsal, tatsal, hissel … Vb özellikleri bilgisayar ortamında kökenlerine/köklerine, hecelerine/ ses parçalarına kadar sadeleştirilerek yeniden matematiksel iletişim ve alfabe mantığıyla ya da kozmik (evrensel) ötesi atom altı parçacıkların çeşidinin her birini kozmik alfabe kabul ederek oluşturulan yani kuantum alfabesi sade iletişim mantığıyla veya her yaratığı matematiksel küme elemanı kabul ederek ve her şeyi, tüm bilimleri-tüm kâinat ve yaratıkları bu kozmik matematiksel kümeler denizi içinde yüzen elemanları temsil eden “Kozmobiyomatematik, Evrensel, Uzaycanlımatematik... Vb (Simetri, Kuantum, Satandart, Sicim-İp-Halka, Paralel Evrenler, Şişme, Evrim...Vb her şeyin kuramlarına uyumlu)” alfabe mantığıyla; ilişkisel, organize, disipline ve kategorize edilerek hayata uygulanabilir. Demirkuş 2010. ZAMAN; İstisnalar hariç genel olarak herhangi bir konumda, boyutta… Vb ölçülebilir hız sınırı varsa orda zaman boyutu var demektir. Zaman Baki (Ezeli ve Ebedi… olan) Allah CC’NİN yaratıklara geleceğe doğru ya da yönde verdiği geçici hayatın birimsel ifadesidir. Zaman yaratığın/ların geri dönüşümsüz hal değiştirişine kadarki çevreyi etkilediği ve ondan etkilendiği ve/veya ürettiği hayat ölçeği denebilir. Yaratıklar ebedi yaşantıya katılışla (ebedi hıza ulaşan yaşantı ve/veya hayatlarıyla) zamanı ölçülemeyecek derecede asgariye ya da minimuma indirgeyecektir. Kaç nefes almış ve vermişseniz, bu nefes ve kalp atışlarıyla kaç birim görüntü ve veya/ve ne kadar hayat çevrenize enjekte edip ve/veya enjekte almış ve üreterek yaymışsanız… toplamı geçici hayat sıfatınızı uzunluk ölçüsüdür. Bu mantıktan hareketle tüm yaratıkların hayat sıfatlarının uzunlukların doğum-ölüm ya da ortaya çıkış ve geri dönüşümsüz hal değiştiriş arasındaki toplam hayat kümesi o yaratığın ömürsel uzunluğu ve/veya eylemsel yaşantı kümesidir. Zamana Bağlı Olarak Doğadaki Genellemeler;BİLİNENLER<TÜM VARLIKLAR< BİLİNMEYENLER !? <BÜTÜN ENERJİ (Geçişken-hızlı dönüşen özel enerji halleri ve diğer haller ihmal edilmiştir). -Doğal (vahşi), Yapay ve Yarı Doğal Alfabelerin- Sembollrin Örgüsüyle Doğadaki ( kâinattaki) Tümdengelim ve Tümevarımların Bazı Sonuçları ve Genellemeleri. Demirkuş 2010 Bilimsel Olarak Bilinen Doğal ve Yapay Atomlar, Canlı Yapı Taşları ve Evrensel Sembollerle; Tümevarımla Evrensel Alfabeye, Evrensel Dile, Evrensel Lisana ve Doğal Genellemelere Varmak 1-Doğal ve Yapay Kimyasal Yapı Taşları (Periyodik Cetveldeki Tüm Semboller...) 2-Doğal ve Yapay DNA, RNA, Protein... vb;gen asiti bazları, amino asitler... vb Canlı Yapı Taşları (Moleküler Tüm Semboller) 3-Tüm Sayılar ve Semboller (Matematikteki) 4-Tüm Doğal Kültür Alfabelerine Ait Harfler- Semboller 5-Tümdengelim-Tümevarımla Geçmişe Ulaşılır 6-Orijine Doğru Küçülen Sistemlerdeki Sadelik İNSANLIK DÖNEMİ (Sistemdeki Mükemmellik) 7- Ortaya Çıkma- kodlanış –Küçülme-Sentez 8-Hayat Elektronu Atom Sistemleri + Mikro kâinatlar ve Ötesi GEÇMİŞ<Parçacık Fiziğindeki Paçacıklardan Daha Küçük Parçacıklar-maddenin evrendeki en basit,sade halı-plazma boncukları+Miroskobik Işık Halleri+Diğer Mikroskobik Enerji halleri (Mikro Parçacıklar ve Yasalarda Sadelik) DÜNYEVİ İNSAN ÖNCESİ KAİNAT VE DÜNYEVİ İNSAN SONRASI KAİNAT UZAY ÇAĞININ ÖNEMLİ KAVRAMLARINDAN BİRİ OLACAK (İ.Ö VE İ.S); İnsan, Hayvan, Doğa ve Bilgisayarın Karşılaştırılması Varsayımı -Bu işlemleri sanal ortamda yapabilecek araçlar Tera Bilgisayarlardır;1,2, 3, 4 , 5,6 -İnsanın bedensel ve zihinsel sanal araçları tam kapasiteyle doğru-verimli çalıştırılırsa, hiç bir zaman globalde biyonik insan evrensel ve gelişmiş insanı aşamayacaktır. -Belki de İnsanı yetenek-beceri ve bedensel olarak bilgisayarlarla karşılaştırmak, doğru bir mantık-ölçüt değildir. -Sanki insanı hayvanlarla karşılaştırmanın, bilgisayarla karşılaştırmanın arasında hiç bir fark yoktur. -Bir konuyla ilgili alt ünitelerin ortak özelliklerinden hareketle varılan veya yapılan genellemelerdir. -Doğada gözlenen veya duyumlaşan yaratık, olay, olgu veya bir sorunun nedeni olarak ileri sürülmüş bir önerme-faraziye-hipotez olarak tanımlanabilir. Örnek Hipotez; -Bu açıdan insan, hayvan, doğa ve bilgisayarın;özgü, ortak, geçişken, benzer-örtüşen ve diğer özelliklerini tüme varım ve tümden gelim mantığı ile eşleştirerek, çeşitli toplumsal, çevresel, doğal, yapay ve yarı doğal yargı ve sonuçlara varmak olasıdır. - Ör1. Ata sözlerin analiz edilmesi ve açıklanması. Ör2.Alem kavramından özgün özelliklere dayalı olarak; sınıf takım familya, tür ve tür altı kategorilere doğru yapılan analizdir. Yani genel kavramlardan, özgün özelliklerden hareket edilerek yapılan analizlerdir. |
| DEVRİM NEDİR? Toplumların; asrın koşullarından yararlanmak veya zarar görmemeleri için, kısaca, asrın koşullarına doğru-gerçek uyumlar için, ithal edilen-deneyimlerden çıkartılan veya orijinal üretilen toplumsal kurallar sistemlerinin toplumlara; cebren, hile ile veya ikna-rıza ile benimseterek... vb yöntemlerin empoze edilmesi-kabullendirilmesini ifade eden kavram-isimdir. Zamanından erken yapılan devrimler; toplumun tüm değerlerini(ahlak.. Vb) devrim kurallarına yem yapar veya toplumu devrimlerin kökenlendiği kaynağa/lara özümsetir. Zamanından geç yapılan devrimlerde kokar dikiş tutmaz görünüyor. Devrim kurallarını; toplumun fıtratını ve değişim gücünün ivmesini/lerini dikkate alarak; doğru zamanda,süreçte ve koşullarda, dar-küçük yerleşim alanlarında denemelerle uygulamaya koymak gerekir. Gerçekler, doğru zamanda mayalanacak kadar ekilmeli. Edinilen verilere dayalı genellemelere gidilmeli.Devrimde başat toplumlar;devrimleri evrensel ve toplumsal özgünlüklerine endeksli asimile edip üretime geçebilen ve diğer toplumlarca gereksinim duyulan özgünlüğünün gücü ile uyumlu yaşayabilenlerdir. Kavimlerin yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... Vb değer yargılarında eğitimle haklı ve doğru değişim için; doğru devrimler yapılırken doğru adreslere ekim yapılması gerekir. Sonra mayalanan bu yenilikçi ve diğer kesim toplumda devrimi ve değişimi mayalar. Devrimlerde doğru adres yenilikçilerdir. Devrimler; insanın, evrimler ise hayvanların (kısmen insanın) zihinsel ve bedensel değişimin (değişmenin) aşısı/ları gibidirler. Aşıların seçimi, hazırlanması ve dozu; kavimlerin yararlı ve özgün yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... Vb değer yargıların yaşatıcı olmadıkça faydadan çok zarar verir. Evrimi/leri aşabilen (evrim metriksini aşan) insani devrimler ancak insanın ürünüdür. Evrimi aşıp, özgünlüğü ile edepli isimsiz devlet olarak yaşamayı-geçinmeyi, nefsine örnek olmayı başaran dürüst milletler en gelişmiş milletlerdir. 1, 2 Değişmek istemeyeni Allah C.C.'HUDE değiştirmez. İnsan İçin Yaşamak; Geleceğe Liyakatli Değişmektir (Uyum Sağlamaktır) Demirkuş 2007.En güzel ve özgün devrimler; doğrusüreçte gerçekleştirilen,mutlak gerekli,toplusal dozu yaşatıcı,özgün, değişime uyumlu ve orijinal olanlarıdır. Sabreden Dervişin Muradı Vaktinde Doğan Güneş Yada Yeşeren Gülmüş. Genel olarak devrimler; nefsi müdafaa ve mutlak gerekli oldukları zaman da yapılmalı, ancak;yapılacak devrimle/lerle toplumun değişe bilirlik özgünlüğü ve değişecek kitlenin;oranı-gücü ve zamanı dost doğru saptandıktan sonra; eyleme ferdin kendisinden başlanmalıdır. Topluma kontak eylemlerle gereksinimler ve yapabilirlikler mutlaka doğru teşhis edilip istişare edildikten sonra fert veya toplumun kaldırabileceği hududu zorlamamalıyız. Devrimlerde veya eylemlerde gerekçelerinin geçerliliği nedeniyle;hastalar yaşlılar, çocuklar, bayanlar ve aklı baliğ olgunluğa ermemişler kullanılmaz gerektiğinde diyet ve geri hizmetlerde yer alabilirler. Ör: fert, aile, toplum veya herhangi bir gezegende/lerde dine gereksinim ortaya çıkmışsa; peygamberlerin gönderilme ölçü ve eylemleri buna kusursuz örnek teşkil eder. Dinde ve Doğada Uyumsal Değişim(evrimleşme) Şart m? Değişmeyenler ne olur? Değişmek istemeyeni/leri (DEĞİŞMEZ CAHİLLERİ) Allah C.C. değiştirmezmiş(ayet). Haklı ve gerekli değişmeyi istemeyenlerin (cahillerin) liyakati doğadaki dogma yasalarla şekilleniyor; ya doğa yasalarına uyumlu asimile olup yok olur (bileşenlerine parçalanır), ya değişenlerin-uyum sağlayanların biriken devasa kitlesinin kementlerine malzeme olur ya da doğaya uyumlu döngülerin (dijital/hesabi,sanal, zihinsel, düşünsel, hayali, toplumsal, doğal ve tüm enerji hallerine ait döngülerin) aksamı olurlar sonrada buna batıda evrimleşmiş deniyor. Kısaca;fert ve toplumsal bazlarda belki de tüm canlılar, geleceğin fiziksel, toplumsal, sürü, sanal, zihinsel… Vb koşullarına uyum için;ya ilahi/peygamberi nadası (formatı) ister ya da doğal format(nadas) yer. Bu uyumsal değişimin bedeli de yediği doğal veya ilahi/peygamberi format ( nadas) nedeniyle sıkıntı ve acı çeker. Belki de değişim için bu bedel ve olgu tüm canlı için değişmez bir sonuçtur. Dinde ve normal hayatta; siyasi, düşünsel ve/veya nesnel mazoşistler nadası yerken ve siyasi, düşünsel ve/veya nesnel sadistler acı çektirir veya işkenceyi seyir ederken zevk alırlar bu tepkileri normal değildir. Bu tepkiler toplumsal normlara çok zarar vermiş, toplumları şaşırtmıştır. Bu özel anormal tepkidir. İnsan İçin Yaşamak; Geleceğe Liyakatli Değişmektir (Uyum Sağlamaktır) Demirkuş 2007. Belki inanmaya fıtratı müsait olamayan insanlar, dini tercih etmeyen ya da dinden nefret eden insanlarla, inanç cahilleriyle, münafıklarla uğraşmaktansa; harfleri, rakamları, elementleri, olayları, olguları, süreçleri, aşkları, kitapları, makaleleri, hayvanları, nefisleri ya da kısaca;bu tip değişmek istemeyen fert, toplum ve kavimler hariç; tüm külli enerji ve külli metriksi (ortamı) inandırmaya çalışmak ve doğaya pozitif değerler kazandırmak amacıyla merhametli-adil icabet etmek daha hayırlıdır. Dinin, rejimin ve bilimin toplumsal döngülerdeki ilişkisel özgünlüklerinin önemini ve liyakatlerinin konumlarını doğru kavramaktan aciz namuslu (namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb Rahmani ve/veya şeytani insanlarla; namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb kara cahil , kasti cahil ve/veya çocuksu cahil insanlar karıştırılmamalıdır) ve dürüst inanç, bilim ve rejim cahilleri; bu toplumsal zincirin halkasını/larını koparmadan, alternatifinin liyakatini kavramadan veya tenezzül edip üzerine bu reçeteyi bir ay bile uygulamadan; yargılamasının acısını gelecek nesillerimiz çekecektir. Sürekli genişleyen ve hızlanan kâinattaki değişimin (Göğü hala genişlemekteyiz/ayet var) mekanlara ve yaratıklara etkisine uyumsal tepkiye; canlılar(canlı sistemle) genleriyle ve zekalarıyla, cansız sistemler zekaları ve değişime uyum mekanizmalarıyla, akıllı yaratıklar yaşama şekillerini, döngülerini, mekanlarını, davranışlarını, kısmen de genlerini değişime uğratarak uyum sağlarlar. Değişmek istemeyeni Allah CC değiştirmez (ayet var). Değişmezler(Cahiller) doğa yasarlıyla değişir. Değişmek istemeyen cahilleri; değişmek isteyenlerin uyumlu hayat pazılı değiştikçe ve yerine oturdukça onları hayat zorlar ve bedelini ödetir. Önermesinin sizde zihinsel doku uyuşmazlığı yaptığı alanlarını daha uygun öneriler ileri sürerek eleştiriniz. İpucu;sürekli değişen kâinata fert, toplum, ülke, devlet bazında insanın/ların; yaptığı peygamberi ibadetler ve uyguladığı peygamber ahlakı kurallarla zihinsel-düşünsel işletim sistemini/lerini sürekli güncellenmesi gerektiğini düşünün. Güncellenemeyen düşünsel ve zihinsel sistemlerin nesnel-düşünsel-sanal hayat döngüsünde zarar görebilecekleriyle ilişkilendirin. Değişim/lere bağlı olarak hangi andan…hangi asırlara hangi kavimlerin insanlığın hangi boyutunda olması gerektiğinin değişmez kader çizgilerini Allah CC taktir eder ve icra eder. Akıllı insanlardan da kendilerine verilen tercih hürriyetleriyle de kalan işlemi peygamber ahlakı tercihleriyle en sağlıklı tamamlanması istenir. Bunu yapmayanlar bedelini verimsiz ve istenmedik sonuçlarla öder. 1 Belki de değişmek isteyen insanların Allah CC doğru anlamak ve muhatap oldukları - olacağı tüm yaratık-olay-olgu-süreçler.. Vb; doğru algılamak, doğru empati duymak-kurmak ve doğru iletişim için insan sanal araçları için gerekli mantık ve düşünce ara yüzünü içeren insani işletim sistemini yüklemek için (kalbini temizlemek=kalp nadası ve kuran ahlakının işletim sistemini yüklemek için) sanal dünyası ve sanal araçları (zihinsel kapasitesi) nadas (formatı) yapılması gerekir. Ör.bir robotun veya bilgisayarın önce kapasitesi nadas (format) yapılır. Sonra onunla iletişim kurmak için ona işletim sistemi, dil ve sanal programlar yüklenir. Bu yöntemin/lerin bir yolu da kişilerin doğru zaman-koşul-mekan da… Vb fıtratlarının kaldırabileceği kadar çoğu şeyin veya temel şeylerin terseri-nötrleri- ilgileri-ilgisizlikleri; ilişkisini ve çevreye çimlenişini uzlette ve yer yer toplum içinde yaşayarak ve yaşatarak öğretip-öğrenip hayata güncellemektir. Bu hikmeti taklit ederek; insanlarda iletişimin sağlıklı olması ve birbirini doğru anlamaları için (algıda değişmezliği yaratmak için) bu yöntemi kısıtlı eğitimde uygulayabiliriz Kapitalist (Karuniler/Karunizm/Sermaye Kuduzu)ler, siyasiler ve inanç münafıkları dinden ve Allah CC'DEN yana görünüp, hatta inandıklarını paralarına bile kazarken, uygulamada Müsrif-İlkel Teknoloji, Patojen (öldüren)-fosil teknoloji yönünden az gelişmiş toplumların samimi, saf veya cahil insanlarını tepe tepe toplumsal ve teolojik mayın tarlalarına (Allah CC'NİN girilmez ya da yaklaşılmaz hududuna) sürükleyerek dine karşı bedensel ve zihinsel eylemlerde kullanıyor. Halklara ve bilim bilginlerimize (bilim insanlarımıza) bebek kuntakinte karıncaları muamelesini (burs,proje ve kredilerle, yuvasında köleleştirmek)yapıyorlar (Filmi izleyin). Ne acıdır ki: dinle, dini liyakatsiz uygulayanların farkını doğru kavrayamayan veya buna yönelik çözüm üretemeyen; son derece zeki ve dahi bazı bilim bilginlerimiz (bilim insanlarımız) bile bilimi ve kendilerini bu liyakatsiz metriksten/lerin denklemlerinden kurtarmamışlardır. Allah C.C. tarafından; laf olsun diye yer yüzüne Allah C.C.'HUN dinleri gönderilmemiştir. Gerçekten! Allah CC'NİN bu icabetleri ve peygamberi eylemler katıksız ve kuşkusuz saygı duyuşa ve uygulanışa değerdir. Astekler (filmi izleyin), Mayalar ve İspanyolların şeytanı ve iblisi avlama ütopyaları (filmi izleyin), İnkalar (filmi izleyin), Kızıl derililer, Romalılar (Filmleri izleyin 1, 2, ) Thaipusam Doğa Dininine Tabii Hinduları, Pamir Dağlarının keşişleri, Puta, hayvanlara tapanlar, budizm... vb yeryüzündeki;zeki tasarım dinleri ör.Budizm (Filmleri izleyin 1, 2 ) ve Doğal-Atasal Kültür Dinlerinin inanç cahillerini ve inanç sapıklarının sayılarının çığ (Doğal-Atasal Kültür Dinlerinin)gibi büyümesine Allah CC gönderdiği dinler(Allah C.C.'HUN dinleri) engel olmuştur. Zaten Kuran-ı Kerimin son ayetlerinde de Müslümanlara!!! ve diğer inananlara; insanın rabbine!!!, sahibine ve ilahına sığınması istenmiştir. Ümmet gemisi insan gemisinin ortamındadır (metriksindedir). Ümmet gemisi ve Müslümanlar; insanlık gemisinde peygamberi ahlak adreslerinde bulunuşu alışık tepki haline getirirlerse huzur içinde olular. Bazı insanlar kendi hür tercihleriyle ar ederek iman eder insanlık gemisinden (beyin makamından) ümmet gemisine (kalbe) inerler ya da nasyonalistler, şovenistler ve siyonisler isterlerse bu dar ve liyakatsiz(soy kütüğü makamından) makamlardan ümmet makamına (kalp makamına ) çıkarlar . Güdük olmayan evrensel insanlarda buna saygı duyarlar. İnsanın sanal dünyasının huzuru ahlakına ve davranışına da yansır. İnsanın toplumsal döngüsünde; kavimler arasındaki çeşitliliğin önemi; İzmir'n aziz kargaları ve Yellowstone gri kurtlarının gerçek hikayesinden (Film İzle) daha çok şey ifade etmelidir. Onun için Müslümanlar, insanın Allah'ına sığınır ve insanın misafiridir bu dünyada. Evrensel ve Gelişmiş insana düşen doğru, net ve nokta teşhisle samimi Müslümanların içindeki; kesin din, millet, kavim ve bilimin; tek-çok yüzlü derin münafıklarını, cahillerini (kendin ve çevresini bilmezleri), liyakatsiz radikalleri sabırla asimile etmek, deşifre etmek veya avlamaktır. Bu tercihler liyakatli ve fıtrata uygun olunca inancından hayır görenlerden insanlık ve kendileri hayır görür (Hidayetin liyakatlisi Allah CC’ ten olanıdır). Yoksa tarih boyunca siyasi, politik… Vb sadece dünyevi veya sadece uhrevi amaçlar için tüm fıtratların hür iradelerini gasp (tercihlerini gasp etmek) ederek inanca zorlamak liyakatsiz ve sonuçları da ortadadır. EVRİM BİLİMİ NEDİR? -Tüm enerji hallerindeki; enerjilerin, yaratıkların, oluşumların ( eylemlerin, olayların, süreçlerin, olguların … Vb) yaşanmış ve yaşanacak; sanal, düşünsel ve nesnel nefsi gerçek hayat hikayelerini bilimsel bulgulara dayalı olarak ilişkilendiren bilimdir. -Evrim Bilimi sanki-özellikle akli primitif (ilkel) insanın nefsini tanıma aracıdır. -Devrimler; insanın, evrimler ise yaratıkların özellikle hayvanların (kısmen insanın ve bitkilerin) zihinsel ve bedensel değişimin (değişmenin) aşısı/ları gibidirler. - Aşıların seçimi, hazırlanması ve dozu yaşatıcı olmadıkça faydadan çok zarar verir.0, 0, 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 9 EVRİM MEKNİZMASI; Evrim Bilimindeki tüm mekanizmaları ifade eden ve içeren genel bir kavramdır. Evrim Bilimi, Evrim Teorisi, Evrim Mekanizmaları ve Evrimin Prensipleri en az Hücre Bilimi, Hücre Teorisi ve Hücre Mekanizması gibi farklı anlamlar taşımaktadır. Evrim, Evrimin Prensipleri, Evrimleşme, Evrim Mekanizmaları, Evrim Bilimi ve Evrim Teorisi kavramlarının; özgün tanımları, ilişkileri ve sınırları doğru bilinmezse kavram ve düşünce yanılgısına neden olur. Evrim Bilimi öğretiminde özellikle algıda değişmezliğe yönelmek gerekir. Ör. Hücre, Hücre Oluşum Mekanizması, Hücrenin Çalışma ve Üreme Mekanizması, Hücre Bilimi ve Hücre Teorisi’nin özgün tanımları, ilişkileri ve sınırları çok iyi bilinmektedir. Hücre teorisi alternatifi yerine "Organik kılıfa sarılı üretken canlı gen birimlerini taşıyan yaratığa hücre denir" daha makul tanımdır. EVRİMLEŞME; Doğal ve yapay yasalara dayalı ortaya çıkan/çıkartılan koşulların, canlıların genotip ve fenotipleri üzerinde meydana getirdikleri kalıcı kalıtsal değişimleri ifade eden kavramdır.Değişen çevre koşullarına uyum amacıyla, canlı ve kısmen cansız yaratıkların; nesnel, düşünsel, davarnışsal ve yaşamsal döngülerin de, benimsediği ve oluşturdukları uzun vadeli değişimlerdir. Ola ki evrimleşişi; uyumsal olarak değişimin yaratıklardaki (geleceğe taşınan) uzun süreli kalıcı etkileri evrimi ifade eder. Kısaca Evrimleşme; bir yaratığın yaşam döngüsünde edindiği değişimleri, gelecek nesillere-kuşaklara ve hayat döngülerine aktardığı, genellikle geri dönüşümsüz özgünlükleri toplamı anlamını taşır. Demirkuş 2012 EVRİM; Evrimle ilgili tüm, kavram, süreç ve bilgileri içeren genel bir kavramdır. EVRİM TEORİSİ;İleri sürülmeden önce, yaratıklar olalı beri içsel ve/veya çevresel değişimlere bağlı olarak yaratıklarda ortaya çıkan sonuçların arasındaki ilişkilerin Darvin’ce izah edilmesi veya Darvin’ce izah edilmesi kılıfıdır. Darvin bu teoriyi ileri sürmeseydi veya ileri sürmeden öncede değişimlerin yaratıklar üzerine ortaya çıkan sonuçlar vardı ve var olacaktır. Bir Darvin buluşu değil doğada var olan değişimsel ve/veya ilişkisel sonuçların bir doğa sofisinin ya da sadece doğadaki (doğayı/bilimi/değişimleri/evrimi aşamamış) değişimlerin ilişkisel aşığının bilimsel izahatıdır. |
| RUH NEDİR?;Allah.CC. tarafından sadece insana üflenmiş evrensel, insani, şeytani, deccali, hayvani, meleği doğa ötesi hemen her şeyin özünü içeren ilahi/peygamberi kökenli meleği kişilik olup; akıl bu nüveyle etkileşimli çalışır. Sadece akıllı yaratıklarda var. Maddi ve manevi anlamda çoğu şeyin en değerli nüvesi olması hasebiyle akılla birlikte insanı evrenselleştirir. İnsandaki, nefis tanımının tersi (meleği) sanal insani-meleği kişiliğidir (1)aklı tercihlerle örtüşür, Allah C.C.;İnsana ruhumdan üfledim der. Fıtrat itibarıyla meleği doğa ötesine bağlıdır. İnsandaki melek gibidir. İnsan ruhu bedensel ve bâtını/düşünsel/sanal kalp le çalışır ruhsal bilinci uyumaz. Ben uyurum(nefsim uyur) kalbim uyumaz (hadis vardır). En net, sade, güzel ve doyurucu tanımı İslamiyet’te geçer, köken itibarıyla ilahi/peygamberi kabul edilir. Sanki uçak için kara kutu ne anlam ifade ediyorsa, bedenimiz içinde ruh onu ifade ediyor gibidir. İnsan ölünce de ruhunu Azrail A.S. (Ruhu teslim alan melek/ölüm meleği) alır Allaha C.C.'HUNE götürür. Her insanda akıl sahibi bir melek (ruh) vardır. İnsan ölünce Allah emanetini (ruhu/meleği ve aklı) alır. Kalan her şeyle ve yaptıklarıyla insan belli bir vakte kadar baş başa kalır. Ruh kıyamete kadar ölmez ve hastalanmaz meleği kişiliktir. İnsanın sanal dünyasındaki ruhsal-meleği (psikolojikve psikiyatrlık bozuklukları ruh ve akılla değil nefis, zeka ve bedenle ilgilidir. Bu hastalıkların hemen hepsini hayvanlarda da görmek mümkündür. Evrensel bir insanda:canlı beden ve nefis, içgüdü, deneyim, alışık tepki (refleks), zeka... vb doğal sanal araçlarına ilave olarak, ilahi/peygamberi kaynaklı ruh ve akıl özgün sanal araçlarının varlığı kabul edilir. İnsanda hem can hem de ruh vardır. Hayvanların ruhu yoktur, bedensel canı var. Hayvanlar tamamen canlı beden ve nefis, içgüdü, deneyim, alışık tepki (refleks), zeka... vb sanal araçlardan ibarettir. Ruh, kişilik olarak Allah CC bizdeki en değerli emaneti ve elçisidir. İbadetlerimizle aklımızı kullanarak ruhsal kişiliğimizin külliyatındaki hakikatlere ve gerçekler arif oluruz. Tüm insanlar İslami fıtrat üzerine doğması nedeniyle insana verilen Allah.CC’HUN emanetidir. Ruh çoğu şeyin insandaki anlayış, ilim ve mantık aynasıdır. Olay olgu, yaratık, süreç, enerji halleri, yaşanmışlar, yaşanacaklar ve yaşanacakların çoğu şeyin özü ve ilmi onda vardır. Bu nedenle her şeyi anlamaya düşünmeye kavramaya, yoruma.. Vb olanağımız vardır. Genel Olarak Aklın Hüneri Liyakat, Ruhun Hüneri Samimiyet, Zekanın Hüneri Nefsi Kökenli Hızlı ve Doğru Kavramak, Nefsin Hüneri;Hayvani Siyaset, İnsanın Hüneri Cehalet-Hüsran(sabrı, imanı, hakkı tavsiye edenler ve iyi amel işleyenler hariç) ve Kişiliğin Hüneri Tercihtir. Hayvanlar; bedensel organlarından öncelikle beyinlerinin, genlerinin ve zekalarının kontrolündendir. Bazı aklı ve ruhu güdükleşmiş ilkel insanlarda böyledir. Bu insanların iradeleri nefisleri ve zekalarının kontrolündedir.Gelişmiş insanlar;akıl, ruh ve vicdanın kontrolündeki iradelerini liyakatli(akıllı) kullanırlar. Zeka güneş ise akıl arşın gölgesi ve gece misali ona nefsin metriksinde işlevsellik kazandırarak ruhun ulviyetine doğru yol aldırırken meyvesi bedende peygamber ahlakı ve sayısız meziyetler kazandıran sanal araçtır. Zekâ genlerimiz ve çevrenin etkileşim ürünü ve irsidir. Ola ki akıllı olmayan yani sadece zeki olan yaratıkların olanların Allah CC korkusu, vicdani, Ruhani kişilikleri ve inanç sorumlulukları olmaz. Akıllı olanlarda bu vasıflar vardır. Büyük bir olasılıkla insan doğa ve hayvani-meleği doğa ötesindeki tüm nesnel ve sanal eşyanın veya çoğu şeyin nüvesinin, kendisine verilen ruhun nüvesinde olması nedeniyle aklını kullanarak; eşyayı-doğayı anlıyor tanıyor ve gerçek kişiliğini tanıyor ve hayvani-meleği doğa ötesine taşıyabiliyor. Hayvanlarda ve bu sanal aracını çalıştırmayan veya çalıştıramayan insanlara da eşyayı kavrama-doğayı anlama sadece zeka aracı ve nesnel-sanal nefislerle olur. İnsanda; zeka, nefis, akıl, ruh ve vicdan sanal araçların hepsi çevreyi ve eşyayı tanımada kullanıldığı için diğerlerine baskındır. -Ruh ve Akıl Allah CC tarafından ilk defa Adem AS’A verilmek üzere sonrada ola ki bazı insanlara özgü verilen sanal araçlardan olup;ölümden sonra Ruh özel olarak Azrail AS tarafından Allah CC geri götürülür ve Akılda Allah CC imanla döner. Zeka ebeveyn ve çevirenin ürünüdür ölümle hayvanlardaki gibi muamele görür. Adem AS’IN halifeliğinden öncesi yaşayan tüm vahşi-doğal insan ve insanımsıların hepsi zekiydiler ancak akıllı değillerdi. Adem AS’IN halifeliğinden bugüne kadar bazı insanlar akıllıdır ya da peygamber ahlaklıdır. Bazıları akıllı değillerdir veya aklı güdüktürler ya da münafıktırlar aklının aksine hareket ederler. örneğin, cahiller, münafıklar, doğal insanlar, nefsi deliler (aklın ve ruhun hastası delisi olmaz), kapitalsiler… Vb güdük insanımsı konumda olanlar |
| AKIL NEDİR?İnsandaki meyveleri;peygamber ahlakı, paylaşma, zayıflarına insancıl (rekabete girmeyen), doğa ve hayvani-meleği doğa ötesine ve öncelikle ilahi/peygamberi şeylere çözmece merakıyla ilgi duyan hikmetlere sahip … Vb olan ilahi/peygamberi kökenli Ruhun işletim sistemi düşünsel/sanal araçtır. Sadece akıllı yaratıklara özgüdür. Bitkilerde, hayvanlarda,... sistemlerde … Vb bulunmaz.Sadece akıllı insan ruhuna, vicdanına ve namusuna endeksli düşünebilen insan demektir. Akıllı insanlarda bilmediklerinin cahili edepli insanlardır. Sadece zeki insan nefse endeksli düşünebilen insan demektir. Akıl;Ruhun çetelesinin işletim sistemi olup doğa ötesi yerleşkesi/leri ve doğa yerleşkesi/lerindeki çözmecenin parçalarını ilişkisel tamamlayışa aşırı ilgi duyan Ruhun ve kısmen nefsin işletim sistemi gibidir. Akıl ruhun nüvesine dayalı en insancıl ve evrensel çalışan işletim sistemi gibidir.Sıra dışı doğal ve hayvani-meleği doğa ötesi erdemli sezgilere-bilgilere açık ya da sahip, fıtratı ölçüsünde, peygamber ahlakı kurallarına uyumlu yaşamayı arzulayan veya yaşamaya çalışan insandaki kişiliktir.Kısaca, insani özellikler açısından en az güdük olan, büyük zihinsel kapasiteye sahip insandaki erdemli insani kişiliktir.Tüm insanlar akıllıdır. Aklı ilkel, aklı doğal, aklı asri, aklı normal, aklı meleği, aklı selime kadar çeşitli akıl dereceleri vardır.Genetik yapının %1'i ? akıl,ruh la ilgilidir.. Akıl ruhun işletim insani sistemi gibidir. Onunla doğa ve hayvani-meleği doğa ötesinin peygamber ahlakı kuralları (meleği kurallar) deşifre ve kabul edilip öğrenilir. Aklı zekadan ve nefisten ayıran en önemli özelliği ve özgünlüğü Ruha dayalı olarak liyakatli mantık aynasına sahip oluşudur. Yani liyakatli öncelikli düşünür ve karar yargısına varır. Zeka güneş ise akıl arşın gölgesi ve gece misali ona nefsin metriksinde işlevsellik kazandırarak ruhun ulviyetine doğru yol aldırırken meyvesi bedende peygamber ahlakı ve sayısız meziyetler kazandıran sanal araçtır. Zekâ genlerimiz ve çevrenin etkileşim ürünü ve irsidir. Ola ki akıllı olmayan yani sadece zeki olan yaratıkların olanların Allah CC korkusu, vicdani, Ruhani kişilikleri ve inanç sorumlulukları olmaz. Akıllı olanlarda bu vasıflar vardır. Ruh, Akıl, Vicdan, Zeka, Nefsin Kökeni ve Özgünlükleri;Akıl işletim sistemi tek başına geçiciliği, ebediyeti, ölümü ve ölümsüzlüğü dikkate alarak karar verir, zeka tek başına karar verirken bunun bilincinde değildir. Akıl her insana özgün olarak Allah CC tarafından verilir. Zeka; anne-babadan veya önceki sistemden sonrakilere geçer ve çevre ile etkileşimin ürünüdür. Tüm yaratıklar zekidir ancak tüm yaratıklar akıllı değildir. Zeka ve nefis; ceddi, genetik ya da yapay sistem köneli olarak soydan alınır fakat akıl, ruh ve vicdan?! İlahi kökenlidir. Allah CC tarafından kişiye özel verilir. Genel Olarak Aklın Hüneri Liyakat, Ruhun Hüneri Samimiyet, Zekanın Hüneri Nefsi Kökenli Hızlı ve Doğru Kavramak, Nefsin Hüneri;Hayvani Siyaset, Kişiliğin Hüneri Tercih ve İnsanın Hüneri Hüsran(sabrı, imanı, hakkı tavsiye edenler ve iyi amel işleyenler hariç)-Cehalettir. Zeka güneş ise akıl arşın gölgesi ve gece misali ona nefsin metriksinde işlevsellik kazandırarak ruhun ulviyetine doğru yol aldırırken meyvesi bedende peygamber ahlakı ve sayısız meziyetler kazandıran sanal araçtır. Zekâ genlerimiz ve çevrenin etkileşim ürünü ve irsidir. Ola ki akıllı olmayan yani sadece zeki olan yaratıkların olanların Allah CC korkusu, vicdani, Ruhani kişilikleri ve inanç sorumlulukları olmaz. Akıllı olanlarda bu vasıflar vardır. Sanki akıl her şeyin özünü içeren ruhun engin ve kusursuz edepli deryasında, nefsin-zekanın; düz-çukur-tümsek(pire) ayna mantık sistemlerini insanın önüne koyan yegane sanal araçtır. İnsanın nefsini/kendisini tanımasını sağlayan insani sanal araçtır. Akıllı insanlar (aklı selim); tüm aşmazlarını, aşılmazlarını, marifet, zafiyetlerini, emanetlerini, risklerini, davranışlarını, eylemlerini ve değerlerini;en doğru zaman, süreç ve olguda/larda; doğru yerde/kişi-kişilerde değerlendiren ve değerlendirtenlerdir.Akıllı insanların en çarpıcı özelliklerinden birisi, gerektikçe;sıra dışı, negatif, istenmeyen veya güdük insan sıfatlarını (drama,dengesizlik, aptallık, yalanı, geri zekalılık, zır delilik, saflık, ahmaklık, serserilik, yalancılık.. Vb. özellikler) toplumun menfaatleri için diyet olarak kullanmalarıdır. Bazı akıllı insanların özelliklerinden birisi de; nefsini çok iyi tanıdığı için; pozitif, negatif(aptallık, dengesizlik, safflık, serserilik, drama, yalancılık... vb), nötr ve geçişken hertürlü insani sıfatlarını, hüner ve yeteneklerini; bulunduğu habitatta en mükemmel dizayn edebilen ve kullanabilen kişiliktir. Kısaca, inanç değerlerinide dikkate alarak, fıtratına uygun doğru tercihler yapan kıvrak, doyurucu ve güvenilir kişiliktir. Akıl, Ruhun (insan genlerindeki oranı %1'i ? ) işletim sistemi gibidir. İşleyen-çalışan akıl, ruh ve vicdan ; en güzel meyvesi peygamber ahlaklı insandır. Hayvanlar asla akıllı olamazlar. Aklın derecesi, peygamber ahlakıyla doğru orantılıdır.En net, sade, güzel ve doyurucu tanımı İslamiyet’te geçer, köken itibarıyla ilahi/peygamberi kabul edilir. En akıllı insanlar(aklı selim), peygamberler ve velilerdir. Onlar, ileri derecede;insani, doğal, doğa ve hayvani-meleği doğa ötesi sezgilere sahip, yeterince akıllı(aklı selim) ve zeki insanlardır. En sıra dışı çile - sıkıntılara katlanabilen nefse sahiptirler. İnsanlığını en güzel-verimli eğitilmiş önderleri ve büyükleridirler. Çok yüzlü münafıklar, cahiller, aptallar, geri zekalılar, dahiler, şok Akıllılar(aklı ilkel), süper parti siyasetçileri, deliler... vb.hiçbir sıra dışı insan akıllı insanların hudutlarını aşamaz. Belki de bu karakterin hepsini drama veya yaşarak öğrendikleri için tepkisinde/lerinde başattırlar. Akıllı insan çözümlerini delilerin dudakları arasında aramaz. Belki de, hikmet sahibi insanlar;bedenen ve zihnen değişmek üzere, sıra dışı olay ve olguları yaşayarak öğrenmek için Allah CC'YE baş vuranlardan çıkar. Kozmopolit insanlarda, hikmet görülmez ve beklenmez. Tarih boyunca;peygamber ahlakı hakimiyetinin-yayılması için;Hıristiyanlık öncesinde çok sayıda peygamber öldürülmüştür. Belki de değişmek isteyen insanların Allah CC doğru anlamak ve muhatap oldukları - olacağı tüm yaratık-olay-olgu-süreçler.. Vb; doğru algılamak, doğru empati duymak-kurmak ve doğru iletişim için insan sanal araçları için gerekli mantık ve düşünce ara yüzünü içeren insani işletim sistemini yüklemek için (kalbini temizlemek=kalp nadası ve kuran ahlakının işletim sistemini yüklemek için) sanal dünyası ve sanal araçları (zihinsel kapasitesi) nadas (formatı) yapılması gerekir. Ör.bir robotun veya bilgisayarın önce kapasitesi nadas (format) yapılır. Sonra onunla iletişim kurmak için ona işletim sistemi, dil ve sanal programlar yüklenir. Bu yöntemin/lerin bir yolu da kişilerin doğru zaman-koşul-mekan da… Vb fıtratlarının kaldırabileceği kadar çoğu şeyin veya temel şeylerin terseri-nötrleri- ilgileri-ilgisizlikleri; ilişkisini ve çevreye çimlenişini uzlette ve yer yer toplum içinde yaşayarak ve yaşatarak öğretip-öğrenip hayata güncellemektir. Bu hikmeti taklit ederek; insanlarda iletişimin sağlıklı olması ve birbirini doğru anlamaları için (algıda değişmezliği yaratmak için) bu yöntemi kısıtlı eğitimde uygulayabiliriz. Değişim zorunludur. Gerçekte akıl, ruh ve vicdan kavramı batıda çok yanlış, karışık ve çapraşık geçtiği için Tıpta Akıl, Ruh ve Sinir hastalığından bahsi edilir. Aslında gerçek ve sanal nefis hastalıkları vardır. Ya da zeka özürlülük vardır. Bu hastalıkların hemen hepsini hayvanlarda da görmek mümkündür. Ruh-Akıl, Evrensel insana özgü ve ilahi/peygamberi kabul edildiği için; En alt seviyedeki, aklı ilkel olup tüm insanlarda vardır. En üst seviyedeki akıl;aklı selim olup, peygamber ve velilerde vardır. insanda çeşitli akıl dereceleri vardır; az akıllılar(aklı ilkel).... ya da çok akıllılar(aklı selim) denilir.Yoksa akıllı olmayan insanların hepsi (aklı ilkel olanlar) akıl hastası kabul edilirdi. ( 1' Film İntranet Üzerinde Sadece Zeve Kampusun de ve YYÜ Tıp Fakültesi'nde İzlenebilir) internet. " Akıl ve zekanın tatbik/uygulayış alanları nelerdir? Aklımızı ve zekamızı nerelerde kullanmalıyız? Akıl: özellikle ve öncelikle;yaşama stilimiz de ki tercih ve uygulamalarımızla ilgilidir. Nefsine uysun uymasın ya da hangi nefis mertebesinde olursa olsun iradesi dahilinde;akıllı insan/fert/devlet/kurum/kavim.. Vb yaşama stilinde(şeklinde) kendine peygamber ahlakının kurallarını(peygamber ahlakı) benimseyen, tercih eden ve iradesi ölçüsünde uygulayanlardır. Akıl işletim sistemi ruhun sınırsız güzelliği ve evrenselliğin ötesindeki havuzunda peygamber ahlakı kurallarıyla yaşayarak yol alır. Kişi nefsi emareye sahip olsa da yani ibadetler ve kurallar kendine zor gelse de sanal dünyasında ve gerçek dünyasında iradesinin gücü oranında bu kuralları samimiyetle benimsemesi onun akıllı bir kişilik olduğundan şüphe edilmemelidir.Aklın sadece öncelikli alanı budur.Tefekkür, ilimi kullanma-tetkik etme... vb tatbik/uygulayış alanları var. Zeka;Nefsimizin dünyevi ve uhrevi işlerinde;özellikle ve öncelikle;menfaat farzlarımız, idlerimiz, egolar(istemler)ımız ve süper egolar(istemler)ımızın tatbik/uygulayış alanlarında kullandığımız sanal aracımızdır. Vahşi hayvanlarda akıl olmadığı için;duygularını, içgüdülerini, deneyimlerini ve zekalarını kullanarak güçleri oranında kendi yaşam sınırlarını belirleyip can pazarında menfaat farzlarına dayalı olarak yaşarlar. Aklını kullanmayan-kullanmak istemeyen ya da aklın kurallarını kabullenmeyen/ kabul etmeyen tüm insanlar bu kategorinin kombinezonları içine dahil edilebilirler.Bu kurallarla yaşamaya mecbur ve mahkûmdur. Ör:Kuduz ve kapitalist ahlak yaşam biçimi bu kategoriye girer. Hayvanlar; bedensel organlarından öncelikle beyinlerinin, genlerinin ve zekalarının kontrolündendir. Bazı aklı ve ruhu güdükleşmiş ilkel insanlarda böyledir. Bu insanların iradeleri nefisleri ve zekalarının kontrolündedir.Gelişmiş insanlar;akıl, ruh ve vicdanın kontrolündeki iradelerini liyakatli(akıllı) kullanırlar. İnsanda Aklın Öncelik Prensibi Alışkanlığı (İnsanda Asil Şah Prensibi): Özel haller ve istisnalar hariç, en kaliteli insanlar;zeka ve nefsinin tüm faaliyetlerini; aklın ve ruhun; gölgesinden, süzgecinden ve kontrolünden geçirdikten sonra uygulamaya koyanlardır . İnsanda:ruh şah'ının işletim sistemi akıl, nefis vezirinin işletim sistemi de zekadır. Ruh akılla birlikte, insanı hayvani-meleği doğa ötesindeki; ulvi, meleği makamlara meyilli yönlendirirken bedendeki hasılatı peygamber ahlakıtır. Nefis zeka birlikte;doğayı ve madde alemini hızlı kavrayıp uyum sağlamamıza yardımcı olur. İnsanı doğadan daha aşağılık(hayvandan daha aşağı) makamlara meyilli yönlendirirken ahlaki hasılatı kuduz ve koyun ahlaktır. Sanki insanların bu asır liyakatsiz;yönetim, eğitim, öğretim... vb yaşam tercihleri nedeniyle/leriyle; ruh ve akılla; meleği doğa ötesine yönelimi güdük, nefis ve zekayla hayvanlardan aşağı doğaya yönelimi ise baskındır. Akıl ve zeka, nefis ve ruh zıt kutuplara insanı yönlendiren tamamlayıcı sanal araçlar olup, konumlarının yararı; asimetrik düşünmemize engel olup daha küresel, simetrik dengeli ve verimli düşünmemizi sağlar. Bu araçları dengeli çalıştırmayan primitif insanlarda düşünce asimetrik olduğu için ahlak doğal ve asimetriktir. Ya şucudur ya da bucudurlar. Sonuç olarak; ferdin, nefsini-bedenini ve zekasını, aklının-ruhunun kontrolüne koyması gerekir. Bu çıkarsamadan hareketle;toplumlar, kavimler, devletler ve milletlerde;nefsine ve zekasına tabii insanlarını, akıllı-evrensel insanlarının güdümüne ve yönetimine koydurtacak; eğitim, seçim, sınav, yönetim… Vb sistemleri geliştirmeleri gerekir. |
| Vicdan; Allah CC tarafından tüm akıllı yaratıklara verilmiş, meleği bir kalp ibresidir. Akılsız yaratıklarda ya yok ya da güdüktür. Vicdan;akıllı yaratıkların herhangi bir şey hakkında; akıl, zeka, nefis, kişilik, ortam, bilgi dağarcığı… vb tüm olanaklardan süzülmüş, arınmış ya da arındırılmış (filtrelenilmiş) sonuçların arasında verilecek en Rahmani/meleği tercih ve tercih serisini gösteren gerçek kişilikle düşünülerek karar verilen batını kalp ibresi tercihidir. -Akli selim haldeki (sinirli, asabi, düşünsel-bedensel hastalıklı… Vb sıra dışı halde olmayan) olgun akıllı bir yaratığın düşünsel-batını kalbinin ibresinin gösterdiği ve rahat ettiği karardır. -Bir konuda karar vermekte sıkıntı çekiyorsanız kalbinizin rahat ettiğini yapın.(hadis var) -Aklımız, zekâmız, ruhumuz nefsimiz ve tüm olanaklarımızı kullanarak bilmekte ve karar vermekte sıkıntı, titreklik ve karasızlık çektiğimiz herhangi bir konuda vicdanımızın (batını kalp ibremizin gösterdiği) sesini dinleriz. -Sorumlu gerçek kişiliğe; vicdanın sesini dinlemediğinin bilincinde olduğu ve vicdanının sesini bildirerek ihlal ettiği kayda geçer. Akıllı kişi bunun bilincindedir. -Ömür boyu verdiği; doğru-yanlış, günah-sevap ya da nötr-geçişken… vb kararlarda bu meleği kalp ibresi kararına bilerek uymayan kişinin hanesine kalp ve bilincine bu yanlışlarının kayıt edildiğinden ya da yazıldığına dair şuana kadar hiçbir akıllı yaratık ciddi olarak yazılı ve sözlü itiraz etmemiştir. İtiraz eden olgun insanlarında aklından??, nefsinden, zekasından, kastiliklerinden, anormalliklerinden ya da deliliğinde şüphe edile bilir ya da şüphelenmek farzdır. |
| NEFİS NEDİR?İnsanın; hayvani,gayri ahlaki, sıra dışı istenmeyen; tercih-davranış-duygu ve düşüncelerinin ilişkilendirildiği; doğaya eğilimli-etkili, Nesnel hayvani-bedensel ve hayvani-nefsi-vahşi-doğal (etolojik) sanal nesfi bedenimize ya da nüvesine (1)denir. Kısaca;Gücümüz, irademiz, tercihlerimiz ve eylemlerimizle baş edemediğimiz gayri akli ve gayri ahlaki her; davranış, tiryakilik, eylem, hayvan, fert, devlet, kurum kuruluş... Vb her şey; bu istenmeyen konum itibarıyla nefsimiz mesabesindedir. -Ola ki yanlış, doğal, vahşi ve/veya eksik; öğretim, öğrenim ve eğitim ürünü olan bu günkü çoğu insanlarda ki; bu istenmedik alışkanlık, tiryakilik, davranış… Vb kontrol edebilen doğru/gerçekçi öğretim, öğrenim ve eğitim sisteminin ürünlerine sahip insan kadar iradeli insan, tersi/leri kadar ise eksik, cahil, vahşi, doğal ve hayvani insanız anlamı çıkar. Bu çıkarsayışı günlük, haftalık, aylık ve yıllık yaşam döngülerinize güncelleyerek; siz ne kadar neyi/neleri kontrol ediyorsunuz, iradenizi kontrol edenleri istişare ederek hakkınızda bazı iradi yargılara ve önlemlere/tedbirlere varınız. Bu iradi yargılara ve önlemlere/tedbirlere varmadan önce; yalan, iftira, şer, domuz etini yiyiş, şovenistlik, Siyonistlik, radikaller, milliyetçiler, yenilikçiler, cahiller, cahillik, hastalık, virüs, kötü davranış… Vb istenmedik, davranış, yaratık, eylem, bilgi… Vb A-Bu istenmedik ya da istenmedikler niye vardır? B-Bu istenmedik ya da istenmediklerin mutlak gerekli olduğu yer/yerler neresi/nerelerdir? C-Bu istenmedik ya da istenmedikler hiç olmazsa hayat döngüsünde ne/ler eksilir, ne/ler bozulur… Vb ne/ler olur? Sorularının mutlaka doğru ve liyakatli yanıtlarını araştırın sonra istendik/çözümsel iradi amaçlı; yargıya/lara, sonuca/lara varınız ve/veya öğretime, öğrenime, eğitime, ıslahata/lara, terbiyeye ve önleme/lere baş vurunuz. İnsanlığın ve/veya bir kavmin; radikal milliyetçileri (kavimlerin parmak izi), radikal Müslümanları (dinin farzlarının sigortası), radikal yenilikçiler (kavimin asra uyum ışıkları) ya da her çeşit gerekli radikalleri rahmani alimler ve bilginlerce, her an asrın değişimlerine ve/veya koşullarına uyumlu bilgilendirilip irşat edilmezse; milliyetçiler şovenizme, inananlar Siyonizm'e, yenilikçiler otistik ve liyakatsiz felsefi görüşlere ve/veya inançlara kapılıp dumura uğrarlar. Genellikle alimsiz bir kavim ya da nefsine zülüm eden Müslüman kavimin/lerin rahmani alimleri ve bilginleri menfaatleri gereği radikallerinin arkasına gizlenir ya da onlara teslim olursa bu sonuç ortaya çıkar. Bu nedenle bunların hürriyetlerinden çok doğru adreste örgütlendirilip düşünsel olarak güncellenmeleri daha doğrudur. Doğru adreste durmanın; 1.Kuralı: Kendisini doğru tanımaktır. 2.Kural: Çevreyi doğru tanımaktır. 3.Kural: Peygamberi bir ahlakta doğru adreslerde bulunuşu alışık tepki (refleks) haline getiriştir. 4.Kural: Yaratıkları doğru ve dürüst anlamlandırmak için bilgili oluştur. 5.Kural: Öğrendiklerini hayatına peygamberi ahlak çerçevesinde uygulayıştır. Sonuç; yaratıklar içinde hayırlı bir kişilik olmak. Bunlardan bir tanesi bile olmazsa doğru adreste duramazsınız. Bu yaşam boyutunda her insan bir hayvanın sırtındadır. Kendini kontrol edebildiği kadar süvari kişilik, kontrol edemediği kadarda hamaldır ki buna nefis denir ya da atınızı (nefsinizi) kontrol edebildiğiniz kadar süvarisi kontrol edemediğiniz kadarda hamalısınız. Bir kavmin yenilikçilerini asimile eder bitirirseniz, akabinde milliyetçilerini asimile edişe başlarsanız bu tam mümkün değildir çünkü o kavmin değişmeyen/değişmez parmak izidirler (kavmin özgün kişilik genlerini taşırlar). Ancak yok etmeniz gerekir. Bu seferde evrimsel seçilimde en güçlü savaşkan Nemruti, Cengizhani, Fravuni, Çini, Hitleri… Vb insan ahlakının acımaz kara delikleri ve kavmin asimile edildiğini sandığınız yenilikçileri de ters teperek karşınıza çıkar ki kayıp edişi hak etmiş olursunuz. Her kavmin özgün radikallerinin gerekliliğini doğru adreslerde ve doğru kişilikler de yaşatmak elzemdir. Cahillerin, kafirlerin… Vb karakterlerin yok olduğunu düşünün sonuç sosyal döngünün çöktüğünü görürsünüz. Kısaca doğal döngüdeki özgünlüklerin gerekliliği kadar toplumsal, zihinsel, düşünsel ... Vb döngülerdeki özgünlükler gereklidirler. Önce meclistekiler halka ahlak abidesi örneği olarak öpüşüp barışıp sarılsınlar ardında her şeyi çözmek daha kolaylaşır. Bu gerçekleşmiyorsa ola ki yanlış kriterlere sahip adamları meclise gönderiyoruz. Önemli olan toplumsal yönetim, ahlak ve her türlü ilişkinin kilit ve yönlendirici noktalarında peygamber ahlaklı +bilgili +liyakatli kişiliklerin sürekli bulunuşunu sağlayıştır. Ör;sigara içmek, aşırı lezzetli yemek, içmek veya içkinin lezzetine doyumsuzluk yani bırakamamak (zayıf irade) da bedenimiz nefsimizdir. Mantık ve irademizin; aşkın, sevilmenin, pohpohlanmanın, kumarın, aşırı adrenalinin, lezzetli yemeğe doyumsuzluğuna (şişmanlık-aşırı kilo) tiryakiliğine... vb karşı aciz düşmesi nefsimizdendir. Küresel ısınma sorununa karşı önlem ve çözümlere katılmayanların bu süreçteki kişilik konumları nefsimiz mesabesindedir. İrademiz, yeteneklerimiz ve gücümüzle kesinlikle başaramadığımız veya başarmayacağımızdan emin olduğumuz olayların, süreçlerin, sorunların ve problemlerin çözümü konusunda;İbadetlerimizi olanaklarımız ve fıtratımız (yapımız) ölçüsünde kusursuz icra eder, samimiyetle hayatımıza uygular, peygamber teslimiyeti ile kişilik ve irademizin IP numarasını geri istememek ya da Allah CC terk etmemek koşulu ile Allah CC.’HUNA teslim oluruz (Allah CC ipine sarılın, dinden çıkılmaz çıkanlar mürtet olur ayet var) ya da kişiliğimizin tüm boyutlarını teslim ederiz ve Rabbimizden dileklerimiz için yardım istemek üzere dua ederiz. Sonuçta; doğru-yararlı tepkiler, davranışlar, çözüme yönelik denklemlerin, konumların kombinezonları ortaya çıkınca veya çözülünce de, duamız kabul oldu deriz. Nefsini tanıyan rabbini tanır (ayet/hadis!). İnsandaki bu kişiliğin konumu ve etkisi ayrıcalık gösterir. İnsanın genetik yapısı-yatkınlığı ve çevrenin; nefsi kişiliğinin (sanal-zeka-bedensel kişilik) gelişimine etkisi, çok büyüktür. Sanal ve nesnel nefsimizin hüneri doğal, yabani, gayri insani veya vahşi oluşudur. Yani doğaya meyilli ve samimiyetsizliktir. Zeka işletim sistemi ile çevreye icabet eder. Genel Olarak Aklın Hüneri Liyakat, Ruhun Hüneri Samimiyet, Zekanın Hüneri Nefsi Kökenli Hızlı ve Doğru Kavramak, Nefsin Hüneri;Hayvani Siyaset, Kişiliğin Hüneri Tercih ve İnsanın Hüneri Hüsran(sabrı, imanı, hakkı tavsiye edenler ve iyi amel işleyenler hariç)-Cehalettir. Normal insanların çoğu, doğuştan; nefsi-zekası itibarıyla hayvanidir (kötü değildir), ruhu-akli itibarıyla meleğidir. .Sanki insan; nefsi, zekası ve genetik yapısı itibarıyla primat, aklı, ruhu ve vicdanı itibarıyla melek gibidir, bu açıdan evrim daha çok insanın nefsi ile(bedeni, zekası… Vb) muhataptır. (Demirkuş 2007).Genetik yapının %99'u belki de %100'ü maymunlara benzer ve nefisle ilgilidir.Nefisin göbek bağı;zeka işletim sistemiyle ile doğaya meyilli çalışır. Belki de bir insanın fıtratından ve nefsinden verim alması için: geçici bir süre (en azında;çocukluk,öğretim, öğrenim ve eğitim sürecinde) her şeyi gönlünce düşünüp yaşamaya çalışırken ( nefsi arzularını dolu dolu yaşarken); nefsinin diğer insanlara açılan ikram ve tersi kapılarını, nötrlerini ve geçişkenlerini tanımak (nötrlerini, geçişkenlerini, en güzel ortak payda ve tersi özelliklerini tanımak), ilgi ve icabet koşullarını çok iyi saptaması gerekir. Her insan nefsinin sıfatlarında külli nefsin ortak paydası gereği en azında; bir veya birkaç güzel karakteri vardır. Kişinin, nefsini doğru tanıyıp;normal hayatta, bu özelliklerine yoğunlaşıp- kullanması-geliştirmesi(eğitimle bu güzel hasletini/lerini alışık tepki (refleks) haline getirmesi) adil toplumsal ilişkilerde bulunmaya kendini endekslemesi (kendini bu duruma göre dizayn etmesi) önemli bir problemini çözmesi anlamına gelir. Belki de doğrusu;pozitif-negatif-nötr.. Vb arzularla doluşan; sanal kişilik (1)ve canlı bedeni nefis kabul edersek, gerçek-sanal doğayı da onun habitatı kabul etmek gerekir. Kısaca, gelişmiş insan olmaya engel;eylem, özellik, davranış, kışı, devlet... vb çok şey nefsinizdir. En net, sade, güzel ve doyurucu tanımı İslamiyet’te geçer, köken itibarıyla, bedenle birlikte doğal kabul edilir. Çeşitli nefis mertebeleri mevcuttur; nefsi emare (emir eden nefis, iradeye baskın nefistir, kötülüğü emir eder ve pişman olmayan nefis), nefsi müsevvile, nefsi raddiye, nefsi levvame, nefsi natıka (genleri diri ve konuşan nefis), nefsi mutmaine, (peygamber ahlaklı evcilleşmiş, iradeye ve peygamber ahlakı-adil düzen kurallarına itaat eder). İnsanda Nefis ve Kişilik Mertebesi;Genellikle İrademiz, gücümüz, kişiliğimizle veya herhangi bir şekilde;kontrol edemediğimiz, değiştiremediğimiz-baş edemediğimiz;gayri ahlaki-gayri akli;duygu, düşünce, arzu,eylem, davranış, özellik, fert, toplum, kavim, millet,devlet,… Vb özümüze ve çevremize ait çok şey istenmeyen bu konumu/ları itibarıyla nefsimizin mesabesindedir. Ör;herhangi bir özellik bakımından, nefsi emareye sahip bir insan, nefsi natıka (genleri diri ve konuşan nefis) veya diğer üst kalite nefis özelliklere sahip kişilerin (insanların) nefsi durumundadır. Kısaca ahlak kalitesi bakımından;bir alt seviyedeki;duygu, düşünce, arzu,eylem, davranış, özellik, fert, toplum, kavim, millet,devlet,… Vb, bir üst seviyedekinin nefsi konumundadır (durumundadır). Bu açıdan insanlar kategorize edilirse;aklı ilkelden, aklı insana ....dereceli olarak tüm insanlar; aklı selime sahip insan nefsi konumundadırlar.Yani en alt basmaktaki nefis primitif-ilkel insan nefsi, kişiliği en üst basmaktaki nefis aklı selime sahip gelişmiş insan nefsidir. İnsanlarda; çoğu özellikleri-nefsi sıfatları-davranışları bakımından izafi mozaik (göreceli) nefis söz konusudur. Yani çoğu kişide; nefsi sıfatlarının derecesi bakımından izafi mozaik harmanlama söz konusudur.Genellikle tümüyle saf nefsi müsevvile, nefsi raddiye, nefsi levvame, nefsi natıka (genleri diri ve konuşan nefis), nefsi mutmaine, (peygamber ahlaklı evcilleşmiş, iradeye ve peygamber ahlakı-adil düzen kurallarına itaat eder). sahip insanlar azdır. Batıdaki seri cinayet işlediğine pişman olmayan katiller tümüyle nefsi emaredir(primitif-ilkel altı insan). Primitif-ilkel insanın nefsi; hayvanlardır!! Primitif-ilkel altı insan ise sanki hayvanların nefsi konumundadır. Fert,toplum, devlet olarak;nefsimizle verimli yaşamanın önemli bir yolu;onunla Şeytani ve Doğal/Vahşi/Cahili ya da Hayvani Rekabet ve yarışa girmeden, fıtratına uygun verimli zaruri ilişikler denklemi/leriyle;eylemle, lisanla,yüreğimizle veya bunların kök hücre varyasyon kombinezonları mantığıyla ona katılmak, yaklaşmak, karışmaktır ve gerekirse uzak durmaktır. Bilmeyen bilenin mazlum nefsi mesabesinde kabul edilir. Ör.cahiller, bilmeyenler ve çocuklarımız mazlum nefsimiz mesabesindedir. Nefsini Tanımak:İnsanın zihinsel, düşünsel, kalpsal ve bedensel araçlarını;liyakatli ve doğru tanımak, tüm güçlerini bilmek, kullanma becerileri derecesini doğru kavramak, insan ve doğal sıfatları, özellikleri, özgünlükleri, araçları… Vb doğru tanımak, hayata peygamberi uygulamak ve her şeyini çevresine-çevresini de içi dünyasına Allah CC rızasına uygun (liyakatli, namuslu ve dürüst) konumlandırışı önemlidir. Bir insanın yapısal olarak sahip olduğu nesnel, sanal, çevresel ve düşünsel araçların hünerlerindeki; istendik-başarılı(+), istenmedik-başarısız(-), dengedeki-nötr(0), geçişken- hercai(+,-), bilinmez, bilmezleri, cehaleti-kör noktaları(?), özgünlükleri(*), baskınlıkları(!)… Vb değerleri doğru tanıyıp kendini çevresine ve çevresini de iç dünyasına doğru konumlandırarak; çevresinden ve kendisinden azamı liyakatli yararlanışı ortaya koymuş olur. Doğru adreste durmanın; 1.Kuralı: Kendisini doğru tanımaktır. 2.Kural: Çevreyi doğru tanımaktır. 3.Kural: Peygamberi bir ahlakta doğru adreslerde bulunuşu alışık tepki (refleks) haline getiriştir. 4.Kural: Yaratıkları doğru ve dürüst anlamlandırmak için bilgili oluştur. 5.Kural: Öğrendiklerini hayatına peygamberi ahlak çerçevesinde uygulayıştır. Sonuç; yaratıklar içinde hayırlı bir kişilik olmak. Bunlardan bir tanesi bile olmazsa doğru adreste duramazsınız. Bu yaşam boyutunda her insan bir hayvanın sırtındadır. Kendini kontrol edebildiği kadar süvari kişilik, kontrol edemediği kadarda hamaldır ki buna nefis denir ya da atınızı (nefsinizi) kontrol edebildiğiniz kadar süvarisi kontrol edemediğiniz kadarda hamalısınız. Nefsini tanıyan rabbini tanır (Ayet var) İnsanın, sanal ve nesnel özgün sıfatlarının pozitif, negatif, nötr ve varyasyonlarını çevre ile etkileşim gücünü, konumlarını doğru bilmektir. İrademiz, gücümüz, kişiliğimizle veya herhangi bir şekilde, kontrol edemediğimiz-baş edemediğimiz;gayri ahlaki-gayri akli;duygu, düşünce, arzu,eylem, davranış, özellik, kişi, kurum, toplum, millet… Vb özümüze ve çevremize ait çok şey o konumda nefsimizin mesabesindedir. Diğer bir ifade ile;fert/kavim bazından insanlık bazına kadar;sanal (akıl, zeka... vb) ve nefsi (bedensel organlarını) araçlarının; gücünü ve konumlarını çevre ile etkileşim gerçeklerini doğru öğrenmesi-tanımasıdır. Bu dost doğru konumlandırma ve teşhisten sonra;kendini benimsediği namuslu (namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb Rahmani ve/veya şeytani insanlarla; namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb kara cahil , kasti cahil ve/veya çocuksu cahil insanlar karıştırılmamalıdır) ve dürüst kurallar-tercihlerle doğaya ve insanlığa entegre eden fert ve kavimler istenen kavimlerdir. Böyle fert ve kavimler;neticeye tesir güçlerini doğru bildikleri için; doğada helak olmadan doğru yapabilirliklerine fıtratı ölçüsünde yoğunlaşırlar. Bu fert ve kavimler;kimlerin ve kimin kendilerine kadir, kendilerinin nelere kadir olduklarını çok iyi bildikleri için ;nefsiyle baş edemeyeceğinden emin olduklarından;yaptığı ibadetler ve güzel davranışlardan edindiği zihinsel alışık tepki (refleks) sezgiler sonucu;nefislerine tapmadan, teslim olmadan ona/onlara verimli olabileceği;davranış, ilişki kombinezonuna girerler veya hangi koordinat-konumdan/lardan yararlı çimlenmeye başlayacağını yaşayarak öğrenirler/öğretilirler ya da verimli tepkiler geliştirirler.Uyduğu kuralların geçerli davranış-eylem reçeteleri olduğuna yaşayarak öğrenir, inanır ve rabbini tanır-ona arif olur. -Ola ki yanlış, doğal, vahşi ve/veya eksik; öğretim, öğrenim ve eğitim ürünü olan bu günkü çoğu insanlarda ki; bu istenmedik alışkanlık, tiryakilik, davranış… Vb kontrol edebilen doğru/gerçekçi öğretim, öğrenim ve eğitim sisteminin ürünlerine sahip insan kadar iradeli insan, tersi/leri kadar ise eksik, cahil, vahşi, doğal ve hayvani insanız anlamı çıkar. Bu çıkarsayışı günlük, haftalık, aylık ve yıllık yaşam döngülerinize güncelleyerek; siz ne kadar neyi/neleri kontrol ediyorsunuz, iradenizi kontrol edenleri istişare ederek hakkınızda bazı iradi yargılara ve önlemlere/tedbirlere varınız. Bu iradi yargılara ve önlemlere/tedbirlere varmadan önce; yalan, iftira, şer, domuz etini yiyiş, şovenistlik, Siyonistlik, radikaller, milliyetçiler, yenilikçiler, cahiller, cahillik, hastalık, virüs, kötü davranış… Vb istenmedik, davranış, yaratık, eylem, bilgi… Vb A-Bu istenmedik ya da istenmedikler niye vardır? B-Bu istenmedik ya da istenmediklerin mutlak gerekli olduğu yer/yerler neresi/nerelerdir? C-Bu istenmedik ya da istenmedikler hiç olmazsa hayat döngüsünde ne/ler eksilir, ne/ler bozulur… Vb ne/ler olur? Sorularının mutlaka doğru ve liyakatli yanıtlarını araştırın sonra istendik/çözümsel iradi amaçlı; yargıya/lara, sonuca/lara varınız ve/veya öğretime, öğrenime, eğitime, ıslahata/lara, terbiyeye ve önleme/lere baş vurunuz. İnsanlığın ve/veya bir kavmin; radikal milliyetçileri (kavimlerin parmak izi), radikal Müslümanları (dinin farzlarının sigortası), radikal yenilikçiler (kavimin asra uyum ışıkları) ya da her çeşit gerekli radikalleri rahmani alimler ve bilginlerce, her an asrın değişimlerine ve/veya koşullarına uyumlu bilgilendirilip irşat edilmezse; milliyetçiler şovenizme, inananlar Siyonizm'e, yenilikçiler otistik ve liyakatsiz felsefi görüşlere ve/veya inançlara kapılıp dumura uğrarlar. Genellikle alimsiz bir kavim ya da nefsine zülüm eden Müslüman kavimin/lerin rahmani alimleri ve bilginleri menfaatleri gereği radikallerinin arkasına gizlenir ya da onlara teslim olursa bu sonuç ortaya çıkar. Bu nedenle bunların hürriyetlerinden çok doğru adreste örgütlendirilip düşünsel olarak güncellenmeleri daha doğrudur. Doğru adreste durmanın; 1.Kuralı: Kendisini doğru tanımaktır. 2.Kural: Çevreyi doğru tanımaktır. 3.Kural: Peygamberi bir ahlakta doğru adreslerde bulunuşu alışık tepki (refleks) haline getiriştir. 4.Kural: Yaratıkları doğru ve dürüst anlamlandırmak için bilgili oluştur. 5.Kural: Öğrendiklerini hayatına peygamberi ahlak çerçevesinde uygulayıştır. Sonuç; yaratıklar içinde hayırlı bir kişilik olmak. Bunlardan bir tanesi bile olmazsa doğru adreste duramazsınız. Bu yaşam boyutunda her insan bir hayvanın sırtındadır. Kendini kontrol edebildiği kadar süvari kişilik, kontrol edemediği kadarda hamaldır ki buna nefis denir ya da atınızı (nefsinizi) kontrol edebildiğiniz kadar süvarisi kontrol edemediğiniz kadarda hamalısınız. Bir kavmin yenilikçilerini asimile eder bitirirseniz, akabinde milliyetçilerini asimile edişe başlarsanız bu tam mümkün değildir çünkü o kavmin değişmeyen/değişmez parmak izidirler (kavmin özgün kişilik genlerini taşırlar). Ancak yok etmeniz gerekir. Bu seferde evrimsel seçilimde en güçlü savaşkan Nemruti, Cengizhani, Fravuni, Çini, Hitleri… Vb insan ahlakının acımaz kara delikleri ve kavmin asimile edildiğini sandığınız yenilikçileri de ters teperek karşınıza çıkar ki kayıp edişi hak etmiş olursunuz. Her kavmin özgün radikallerinin gerekliliğini doğru adreslerde ve doğru kişilikler de yaşatmak elzemdir. Cahillerin, kafirlerin… Vb karakterlerin yok olduğunu düşünün sonuç sosyal döngünün çöktüğünü görürsünüz. Kısaca doğal döngüdeki özgünlüklerin gerekliliği kadar toplumsal, zihinsel, düşünsel ... Vb döngülerdeki özgünlükler gereklidirler. Önce meclistekiler halka ahlak abidesi örneği olarak öpüşüp barışıp sarılsınlar ardında her şeyi çözmek daha kolaylaşır. Bu gerçekleşmiyorsa ola ki yanlış kriterlere sahip adamları meclise gönderiyoruz. Önemli olan toplumsal yönetim, ahlak ve her türlü ilişkinin kilit ve yönlendirici noktalarında peygamber ahlaklı +bilgili +liyakatli kişiliklerin sürekli bulunuşunu sağlayıştır. Ör;sigara içmek, aşırı lezzetli yemek, içmek veya içkinin lezzetine doyumsuzluk yani bırakamamakta (zayıf irade) bedenimiz nefsimizdir, Mantık ve irademizin aşkın, sevilmenin, pohpohlanmanın, kumarın, aşırı adrenalinin, lezzetli yemeğe doyumsuzluğuna (şişmanlık-aşırı kilo) tiryakiliğine... vb karşı aciz düşmesi nefsimizdendir. Küresel ısınma sorununa karşı önlem ve çözümlere katılmayanlar nefsimiz mesabesindedir. İrademiz, yeteneklerimiz ve gücümüzle kesinlikle başaramadığımız veya başarmayacağımızdan emin olduğumuz olayların, süreçlerin, sorunların ve problemlerin çözümü konusunda;İbadetlerimizi olanaklarımız ve fıtratımız (yapımız) ölçüsünde kusursuz icra eder, samimiyetle hayatımıza uygular, peygamber teslimiyeti ile kişilik ve irademizin IP numarasını geri istememek ya da Allah CC terk etmemek koşulu ile Allah CC.’HUNA teslim oluruz (Allah CC ipine sarılın, dinden çıkılmaz çıkanlar mürtet olur ayet var) ya da kişiliğimizin tüm boyutlarını teslim ederiz ve Rabbimizden dileklerimiz için yardım istemek üzere dua ederiz. Sonuçta; doğru-yararlı tepkiler, davranışlar, çözüme yönelik denklemlerin, konumların kombinezonları ortaya çıkınca veya çözülünce de, duamız kabul oldu deriz. Nefsini Tanımayan Rabbini Tanımaz, Allah C.C. çıkarsamasından hareketle;Evrim sanki-özellikle akli primitif (ilkelin) insanın nefsini tanıma aracıdır. Evrimi bilmek ve tanımak, en azından evrimdeki gerçeklere talip olmak, insanın nefsinin nefsini veya kendini-nefsini daha iyi tanımasına yardımcı olur. İnsanların doğal davranışlarına anlam vermek ve zihninde doğru yere oturtmak için; hayvanlarınkiyle özdeşleştirmek açısından, etolojik (hayvan davranış bilimi) davranışları bilmekte çok yarar vardır. Batıyı doğru anlamak ve uyum sağlamak için bu zihinsel aşıya gereksinim vardır. Önemli;Yaşama şekli ve stilimizle;nefsi pozisyonunda bulunduğumuz;daha peygamber ahlakıi-akli;duygu, düşünce, arzu,eylem, davranış, özellik, kişi, kurum, toplum, kavmimiz, ailemiz, büyüklerimiz, halkımız, milletimiz,devletimiz… Vb çevremize ait her şeye karşı;ölçüleri kaçırmadan, eksiklerin bilincinde olarak, onlara tapmadan;fıtratımız ölçüsünde; hassas, duygulu, sevecen, kibar saygılı, ölçülü davranış, eylem, örnek ve ders alma tepki denklemler kombinezonları ve konumları içinde olmalıyız. Önemli deneyim;fertler ontogenetik kavimlerse filogenetik olarak geçmişlerini değerlendirirken; ahlaki yönden en güzel ve dorukta oldukları süreç ve olgularına yoğunlaşmalarında yarar vardır. Yani bu çizgi ve konumları dairesinden insanlığın parçası olarak yeşerip-değişip doğaya katılmasında yarar vardır. 1, 2. Nefsi emare:Ör, batıda seri cinayetleri işleyen katiller bu gruba girer. İradeyle durdurulamıyor. Bu insanların çoğu işlediği suçtan pişmanlık duymazlar. Zeka güneş ise akıl arşın gölgesi ve gece misali ona nefsin metriksinde işlevsellik kazandırarak ruhun ulviyetine doğru yol aldırırken meyvesi bedende peygamber ahlakı ve sayısız meziyetler kazandıran sanal araçtır.Zekâ genlerimiz ve çevrenin etkileşim ürünü ve irsidir. Ola ki akıllı olmayan yani sadece zeki olan yaratıkların olanların Allah CC korkusu, vicdani, Ruhani kişilikleri ve inanç sorumlulukları olmaz. Akıllı olanlarda bu vasıflar vardır. Kendini Ve Kişiliğini Tanıyış;zihinsel, düşünsel, kalpsal ve bedensel araçlarını;liyakatli ve doğru tanımak, tüm güçlerini bilmek, kullanma becerileri derecesini doğru kavramak, insan ve doğal sıfatları, özellikleri, özgünlükleri, araçları… Vb doğru tanımak, hayata peygamberi uygulamak ve her şeyini çevresine-çevresini de içi dünyasına Allah CC rızasına uygun (liyakatli, namuslu ve dürüst) konumlandırışı önemlidir. Bir insanın yapısal olarak sahip olduğu nesnel, sanal, çevresel ve düşünsel araçların hünerlerindeki; istendik-başarılı(+), istenmedik-başarısız(-), dengedeki-nötr(0), geçişken- hercai(+,-), bilinmez, bilmezleri, cehaleti-kör noktaları(?), özgünlükleri(*), baskınlıkları(!)… Vb değerleri doğru tanıyıp kendini çevresine ve çevresini de iç dünyasına doğru konumlandırarak; çevresinden ve kendisinden azamı liyakatli yararlanışı ortaya koymuş olur. Doğru adreste durmanın; 1.Kuralı: Kendisini doğru tanımaktır. 2.Kural: Çevreyi doğru tanımaktır. 3.Kural: Peygamberi bir ahlakta doğru adreslerde bulunuşu alışık tepki (refleks) haline getiriştir. 4.Kural: Yaratıkları doğru ve dürüst anlamlandırmak için bilgili oluştur. 5.Kural: Öğrendiklerini hayatına peygamberi ahlak çerçevesinde uygulayıştır. Sonuç; yaratıklar içinde hayırlı bir kişilik olmak. Bunlardan bir tanesi bile olmazsa doğru adreste duramazsınız. Bu yaşam boyutunda her insan bir hayvanın sırtındadır. Kendini kontrol edebildiği kadar süvari kişilik, kontrol edemediği kadarda hamaldır ki buna nefis denir ya da atınızı (nefsinizi) kontrol edebildiğiniz kadar süvarisi kontrol edemediğiniz kadarda hamalısınız. Nefsini tanıyan rabbini tanır (Ayet var). |
| FITRAT(YAPI) NEDİR? Bir yaratığın veya canlının doğasına ait tüm enerji hallerini veya yapısını ifade eder. Ör. İnsan fıtratı;bedensel ve zihinsel tüm ünitelerinin-bileşenlerinin (akıl, ruh, nefis, beden,genetik yapı-dizayn-potansiyel, mantık.. Vb) toplam-doğal; potansiyeli veya enerji halleridir. FITRATİ (YAPISAL) ÖZGÜNLÜK VE ÇEŞİTLİLİK;insanlardaki sanal ve nesnel nefis mertebeleri, sahip olunan sıfatlarının; baskınlık, değişmezlik ve özgünlük çeşitlerinin yapısı, değişimezleri ve değişimleri ile ilgilidir.Ör.zeka açısından;ezberci fıtrat, kavrayıcı fıtrat, belleyici fıtrat, ilişkilendirici fıtrat… Vb Ör.Tüm insanlar İslam fıtratı üzerine dünyaya gelirlerdeki maksat;Müslümanların ve Müslüman olmayan insanların çocukları dünya’ya gelirken kendilerine genetik yapılarında olmayan yani irsi olarak ebeveynden yavrulara geçmeyen; en az üç araç;akıl, ruh ve vicdan verilir. Bu araçlar başka hiçbir primata verilmez.Akıl, ruh ve vicdan İslami kurallar ve bu kurallara eş değer uygulamalarla hayata uygulandığında; hayat döngülerinin zihinsel boyutlarının meleği doğa ötesine doğru yol almasını sağlar.Akıl, ruh ve vicdan kullanılmadığı zaman;insanda peygamber ahlakı gelişimi güdük kalırlar. Yani hayvani-meleği doğa ötesi enerji hallerinden mahrum zihinsel havuzlu insanlarda; yayılan ve kendilerine dönen zihinsel enerji halleri ilkel primatların döngüleriyle özdeşleşerek;sanal dünyası itibarı ile hayvanlaşıyor veya özgünlüğünü kurtaramıyor ya da doğayı aşamıyor. Belki de bu asrın sanal hastalığı ya da yetersizliği budur. Zihinsel enerji itibarıyla hayvanların tasarrufunu-kapasitesini aşamayan ve böylece peygamber ahlaklı insanların azınlıkta olduğu bu günkü dünya ortaya çıktı... Fıtrat Cahili/Kara Cahil/Yapısı Değişmez Cahil;yanlış bildiğinin katır avukatlığına ve eylemine soyunan fert ve toplumlardır.Ör. bazı bilim ve din cahilleri. Genellikle bunlarla tartışmalarda uzak durulmalı. Eğitim Cahili/Bilmezliğin Cahili/Mazlum Cahil;Çocuksu bilmediğinin farkında olmadan yanlış bildiğinin avukatlığına ve eylemine soyunan fert ve toplumlar, bazı gençler ve çocuklardır. Ör;bazı siyasiler, bazı din ve bilim bilginleri (bilim insanları?!), bazı halktan insanlar, batı, veto imparatorluğu, gençlerimiz ve hemen hemen tüm çocuklarımız.Genellikle bunlarla yararlı, örnek, eylem, mesafe ve konumlarda durulmalı. İNSAN FITRATLARI (GENETİK VE ZİHİNSEL YAPISI) DİKKATE ALINARAK, NASIL VE HANGİ LİYAKATLA BİLİM VE İLMİDEN EN YÜKSEK VERİM ALINABİLİR? İnsanda: sadece bilim ve öğretimle; doğaya ve bedene,nefsine endeksli öğretim yapılması; bireylerin zihinsel araçları ve mantık sistemleri vahşi doğa yasalarına ve yaratıklarına kenetlendiği veya yoğunlaştığı için;insanda bu yasalara endeksli vahşi şovenist ahlak, eylem ve davranışların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. İnsan:sadece ilim ve eğitimle;ruhuna, sanal dünyasına endeksli doğa ve ötesini aşarken öğrendiklerini; fıtratına uygun ve aklı kurallara göre disipline etmediği/edemediği zaman; Siyonist ruhban ahlak, eylem ve davranışların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Bu önermeler ışığında;tüm insani fıtrat çeşitleri Ör.zeka açısından;ezberci fıtrat, kavrayıcı fıtrat, belleyici fıtrat, ilişkilendirici fıtrat… Vb dikkate alınarak;peygamber ahlakını motive edici öğretim, öğrenim ve eğitim öncelikli sistemlerini varyasyonları geliştirilmelidir. Özellikle namuslu (namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb Rahmani ve/veya şeytani insanlarla; namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb kara cahil , kasti cahil ve/veya çocuksu cahil insanlar karıştırılmamalıdır), dürüst,soylu insanlar ve peygamber ahlaklı inanç sahiplerinin fıtratlarını öne çıkaran ve taklit ettirmeye yönelik eğitim, öğretim, sınav, yönetim… Vb sistemlerin varyasyonları keşif edilmelidir. İnsan için;eğitim - öğretim, bilim - ilim arasındaki dengenin önceliği ve oranı konusuyla, kusursuz örtüşen Hz. Muhammed A.S.hadisi yol göstericidir; ”Dünyası için (bilim-öğretim), ahretinden (ilim-eğitim) ve ahreti için dünyasından vazgeçen bizden değildir. İnsanın sanal araçları, sıfatları (Akıl, Ruh, Zeka, Mantık, Hafıza-Zihinsel Beden, Düşünce, Fikir, Nefis, Muhakeme, Özgünlük, Haset, Kibir, Gadab, Ucup, Kıskançlık, Sevgi, Merhamet, Kahhar…) ve davranışları konusunda en geniş bilgi; tanımlar kavramlar arası mantık dizaynı Kuran-ı Kerim'e dayalı İslamiyet’in felsefesinde bulunur. İnsanın nesnel araçları;beyni, duyu organları… Vb tüm bedensel araçlarıdır. Belki de bilmediğini bilmeyen, dünyanın dengesini şaşırtan “Çok Başlı Veto İmparatorluğu” deccal olamaz ve değildir. Olsa olsa deccale minik bir malzeme olur. Uygulamalarıyla gerçekten parçalayıcı oldu. Şimdide globalleştirme-federeleşme, topluluklaştırma yolunda kapitalizmin farzlarına ve kurallarına göre kendini tevhit ettirtiyor.Kapitalizm (Karunizm) için yaşamak besi yerlerini (toplumu) kapitallerine dayalı yaşatmaktır Demirkuş 2007.. Tek başlılığı sadece kapitalist sermayenin menfaat farzları ile bir aradadır. Bu gidişatla, akıbeti; obez ekonomi ve obez Karunizm (kapitalizm) septomlarının biri ile kendini teknoloji çöplüğünün içinde bulması olacak. Ölümünü hızlandırmak isteyenler petrol kuyularını peşkeş çeksin. 1, 2, 3 A-İnsan bilmediğinin cahilidir. Cehalette felaketlerin kaynağıdır. Peki 21. yüzyılda bir insanın ne kadar ne/neleri bilmesi gerekli? Yani kime hangi bilgileri ne oranda yüklemeliyiz? Yada bir insanın neyi ne kadar neleri bilmesi gerektiğini ne/neler belirler veya belirlemeli? B-Fertlerin ve toplumların tüm ortak payda (benzerlikleri), özgünlüklerinin (paylarının) ve özel hallerin; fıtrat, zeka, yetenek, değer yargıları ... Vb çeşitliliğine dayalı fıtrat (yapısal) eğitimi yaptırmak ne demektir? Kısaca; bir insanın minimum ve maksimum neyi/leri bilmesi gerektiğinin ölçülerini ele veren eğitim sistemleri hangileridir. Bir insan; ne kadar özelleşmiş bilgi, ne kadar ortak payda ve ne kadar geçişken bilgilerle donatılmalıdır? Günümüzdeki eğitim sistemleri bu gereksinimlerin hangi boyutlarına hizmet vermektedir? İp ucu;Bir insanın; bedensel, toplumsal ve zihinsel;sınırlarını, ideallerini, sıfatlarını, ifrat ve tefritlerini, normalitelerini, özgünlüklerini ve özgünlük-hoşgörü sınırlarını, genetik ve zihinsel yapısının (fıtratının) özgünlükleri-ortak paydaları, değişebilirliklerini, farzlarını, sünnetlerini, varyasyonlarını, tiryakiliklerini değer yargılarını, kimliklerini (id), taptıklarını-tapındıklarını(pularını-idollerini), doğru tahmin edebilme-ileriyi doğru görebilme… Vb yeteneklerini, tercihlerini… Vb özelliklerini doğru tanımamıza net yardımcı olabilecek tanıma sınav ve sistemleri geliştirmeyi düşünün. Zaman içerisinde tüm bu özelliklerin değişebilirlik olasılıkları da hesaba katılarak;fıtrat(yapı), zeka, akıl, ahlak, yetenekleri, tercih mantık sistemini… Vb konulardaki; özgünlük, geçişken ve genel özelliklerini belirleyen ölçüm araçlarını (testler, sınavlar… Vb) ve envanterlerini geliştirmeyi düşünün. A-Fotoğrafik veya mantıki taklit eden nefis fıtratı, B-Ezberci nefis fıtratı, C-Yaratıcılığı taklit eden nefis fıtratı, D-Mükemmelliğe taklit eden nefis fıtratı, E-Eksik, hasarlı, mazeretli, özürlü nefis fıtratı, F-Tembel veya çalışkan nefis fıtratı, G-Bağımlılığa meyilli nefis fıtratı, H-Kapasitesi büyümeye meyilli nefis fıtratı... vb I-A,B.....H kombinezonları nefisler İ-Diğer nefis fıtratları bu ölçümlerin varılan sonuçları olamlıdır. Örneğin,fıtratı özgünlük, değişkenlik, geçişkenlik, değişmezlik ve ortak payda belirleyici testleri. Bu mantıktan hareketle;kişinin eğitimle alabileceği meslek ve yüklenebileceği bilgilerin taslağı belirlenmelidir. Gerekirse biyolojik gen sistemleri dizaynları incelemesi bilginsine baş vurularak bunlara ve diğer edinilenlere dayalı özgün eğitim programı verilir. Fıtratlarla ilgili ölçümlerde mümkünse çok farklı uzman ekipler ve farklı ölçümlerle varılan sonuçlar örtüştükten sonra verilecek eğitim programına karar verilmelidir.1 |
| CAHİL KİMDİR? Bilmezliğin Ya da Yanlış ve Eksik Bilmenin Değişmezlik İnadıdır kara cahillerdekiler. Unutul mamalıdır ki her şeyi bilen yegane zat Âlim CC’HU dur. Her mahlûkat mutlaka ama mutlak çok şeyin cahilidir. Karacahil (inatçı eğitim ve değişimi kabullenmez cahildir) ile çocuksu cahil (bilmezin cahili eğitimi ve değişimi kabullenir) ayırt edilmeli. Bu bilinçle yaratıklara yaklaşılmalıdır. Cüzi ilme sahipsiniz diye ayet vardır. Edindiği yanlış,eksik… Vb doğru olmayan bilgileri alternatifsiz dost doğru bilgi-fikir-siyasi görüşmüş gibi avukatlığını yapan ve bu bilgileri hayatına uygulayan farkındalığı eksik kusurlu-eksik-yanlış dürüst! radikal-köktenci fert ve toplumların tepkilerine atıf edilen bilinçsiz sıfatıtır. Hayvanların cahili olur mu?tıklayın Batının menfaat farzları önceliği koşullarına göre dizayn edilen burs,proje ve kredilerle, yuvasında köleleştirmeler başlatılmıştır.Belki de halklara ve bilim bilginlerimize (bilim insanlarımıza) bebek kuntakinte karıncaları muamelesi yapılmaktadır. Filmi izleyin Fıtraten cahil fert, toplum, kavim ve milletlerin veya insanın kısmen mazlumyeti (kasten cahil brakılmışlar) ve masumiyeti yüklü olduğu mantık, düşünce sistemi ve fıtratının eksiklerinin farkındalığında olmayışındandır. Cahil insan değişmezlik tepkisini gösterdiği şeyin/şeylerin bilmezi, kavrayacak alt yapı ve bilinçten yoksun olduğu için uzak durulmalı veya gerekirse hoş görülü olunmalıdır. Belki de bazı cahiller doğadaki değişmez sabiteler kadar toplumsal denklemler için gerekli olduğu için Allah CC onlardan uzak durmasını peygamberine önermiştir. Toplum içinde hiç cahil ve yalancı olmasaydı ne olurdu? Cahillerin, zalimlerin ve münafıkların yaptıklarını delileriyle anılışın amacı; ders çıkarış ve aynı hatalarını tekrar ememeyiş amaçlı olmalıdır. Fıtrat Cahili/Kara Cahil/ Yapısı Değişmez Cahil;yanlış bildiğinin katır avukatlığına ve eylemine soyunan fert ve toplumlardır.Ör. bazı bilim ve din cahilleri. Genellikle bunlarla tartışmalarda uzak durulmalı. Menfaat Cahili;menfaatleri gereği yanlış bildiğinin bilinçli avukatlığına ve eylemine soyunan fert ve toplumlardır.Sonradan foyaları çözülünce özür diler size katılır ve sizi sollarlar. Hatta yanlış yapmak biz kullara mahsusudur der katmerleşirler. Ör;fosil teknoloji kapitalistleri Ara Cahili;Tüm cahillerle flört eden cahillerdir. Sadık Cahil(Köle Cahil);Efendileri çoğu şeyin en doğrusunu bilen cahillerdir. ...ne çok bağlılar.Asrımızın gözde üst kademedeki cahilleridir. Çok Çalışkan Cahiller;Efendisinden/lerinden bir aferin almak için 40 takla atan cahiller. Asrımızın gözde üst kademedeki cahilleridir. Eğitim Cahili/Bilmezliğin Cahili/Mazlum Cahil;Çocuksu bilmediğinin farkında olmadan yanlış bildiğinin avukatlığına ve eylemine soyunan fert ve toplumlar, bazı gençler ve çocuklardır. Ör;bazı siyasiler, bazı din ve bilim bilginleri (bilim insanları?!), bazı halktan insanlar, batı, veto imparatorluğu, gençlerimiz ve hemen hemen tüm çocuklarımız.Genellikle bunlarla yararlı, örnek, eylem, mesafe ve konumlarda durulmalı. Genellikle fert veya toplum az sayıda tercih ve davranışlarıyla cahildir veya bir insan genellikle bazı tercihleri itibariyle cahildir !!! Ör:bilim cahili, inanç-din cahili. Kasti cahiller hariç, diğerleri bilmediğinin de farkında olmadıkları için o konumu/ları mazlum kocaman çocuklar gibidirler. Bunların tepkilerinden uzak durulmalı ya diyetle yaklaşılmalı veya yararlı olunacak mesafede ve tepkilerde bulunulmalı. Kasti cahiller (bilinçli cahiller), tek-çok yüzlü derin münafıklar, cahillerin (kendin ve çevresini bilmezleri), liyakatsiz radikaller her zaman evrensel ve akıllı insanlarca yakın takibe alınıp delillerle gizli deşifre edilmesi gerekir.Çok yüzlü münafıklar; çalışkan ve sadık cahilleri kullanmayı çok severler. Cahillerden /gençlerden/bilmeyenlerden yararlanıp kullanan kişilikler nefislerine belki de en büyük zulmü yapmışlardır. -Cahillerin bilimdeki karşılığı sabite ve değişmez katsayı, parametreler gibidirler. -Cahiller toplumsal döngülerde olması gereken, toplumsal sabiteler-değişmez parametreler olduğu için özel icabet edilmelidir!!! -Toplum denkleminin sabiteleri olan cahilleri değiştirmeye kalkışırsanız her şeyi berbat edersiniz. - Cahillerin akıl hocaları inanç-bilim ve insan münafıkları olunca tehlikeli olurlar. Fıtratlarına aykırı liyakatsiz işlerde (yöneticik... vb) tehlikeli olurlar. Bazen aslını bile cahile kabul ettirmek zordur. Cahillere Allah CC icabeti ibret vericidir. Örneğin Habil ve kabilin hikayesi. filmi izleyin -Bazı radikaller düşünsel olarak toplumsal denklemin/lerin tümünü bilerek ya da bilmeden körelten tekdüze kendilerine benzetilmesini isteyecek kadar zihnen kangrenleşmiş ya da fıtratı değişime uygun olmayan insanlara doğru empati duymayan/duyamayan/duymak istemeyen zihnen kangrenleşmiş, kanseleşmiş özel münafıklar ya da cahilleridirler. Cahiller toplumsal denklemin bağışıklık sisteminin güçlenmesi için olması gereken sabitleri, münafıklar çok yüzlü ve yönlü cıvık değişkenleri ve parametreleridirler. Demirkuş 2009 Allah CC hiçbir şeyi boşuna yaratmıştır. Önemli olan insanın/ların onun hiçbir şeyi boşuna yaratmadığına ikna oluncaya dek;öğretim öğrenim ve eğitim sistemleriyle her fıtratın gerçeği öğrenene dek özgün ve özel örneklerle dolu zihinlere yansıtmaktır. İnsanlığın ve/veya bir kavmin; radikal milliyetçileri (kavimlerin parmak izi), radikal Müslümanları (dinin farzlarının sigortası), radikal yenilikçiler (kavimin asra uyum ışıkları) ya da her çeşit gerekli radikalleri rahmani alimler ve bilginlerce, her an asrın değişimlerine ve/veya koşullarına uyumlu bilgilendirilip irşat edilmezse; milliyetçiler şovenizme, inananlar Siyonizm'e, yenilikçiler otistik ve liyakatsiz felsefi görüşlere ve/veya inançlara kapılıp dumura uğrarlar. Bu nedenle bunların hürriyetlerinden çok doğru adreste örgütlendirilip düşünsel olarak güncellenmeleri daha doğrudur. Doğru adreste durmanın; 1.Kuralı: Kendisini doğru tanımaktır. 2.Kural: Çevreyi doğru tanımaktır. 3.Kural: Peygamberi bir ahlakta doğru adreslerde bulunuşu alışık tepki (refleks) haline getiriştir. 4.Kural: Yaratıkları doğru ve dürüst anlamlandırmak için bilgili oluştur. 5.Kural: Öğrendiklerini hayatına peygamberi ahlak çerçevesinde uygulayıştır. Sonuç; yaratıklar içinde hayırlı bir kişilik olmak. Bunlardan bir tanesi bile olmazsa doğru adreste duramazsınız. Bu yaşam boyutunda her insan bir hayvanın sırtındadır. Kendini kontrol edebildiği kadar süvari kişilik, kontrol edemediği kadarda hamaldır ki buna nefis denir ya da atınızı (nefsinizi) kontrol edebildiğiniz kadar süvarisi kontrol edemediğiniz kadarda hamalısınız. Bir kavmin yenilikçilerini asimile eder bitirirseniz, akabinde milliyetçilerini asimile edişe başlarsanız bu tam mümkün değildir çünkü o kavmin değişmeyen/değişmez parmak izidirler (kavmin özgün kişilik genlerini taşırlar). Ancak yok etmeniz gerekir. Bu seferde evrimsel seçilimde en güçlü savaşkan Nemruti, Cengizhani, Fravuni, Çini, Hitleri… Vb insan ahlakının acımaz kara delikleri ve kavmin asimile edildiğini sandığınız yenilikçileri de ters teperek karşınıza çıkar ki kayıp edişi hak etmiş olursunuz. Her kavmin özgün radikallerinin gerekliliğini doğru adreslerde ve doğru kişilikler de yaşatmak elzemdir. Cahillerin, kafirlerin… Vb karakterlerin yok olduğunu düşünün sonuç sosyal döngünün çöktüğünü görürsünüz. Kısaca doğal döngüdeki özgünlüklerin gerekliliği kadar toplumsal, zihinsel, düşünsel ... Vb döngülerdeki özgünlükler gereklidirler. Önce meclistekiler halka ahlak abidesi örneği olarak öpüşüp barışıp sarılsınlar ardında her şeyi çözmek daha kolaylaşır. Bu gerçekleşmiyorsa ola ki yanlış kriterlere sahip adamları meclise gönderiyoruz. Önemli olan toplumsal yönetim, ahlak ve her türlü ilişkinin kilit ve yönlendirici noktalarında peygamber ahlaklı +bilgi +liyakatli kişiliklerin sürekli bulunuşunun sürekliliğini sağlayıştır. İnsanda; her zaman, her durumda, doğruyu bilen/ler; o an, o eylemde, o olayda, o konuda, o sözde... vb bilmeyenin/lerin sorumlusudur!! Mahiyetinizdekilerin (bildiklerinizin) çobanısınız!! (Hadis)1 Özellikle çok yüzlü inanç- millet münafıkları, azılı cahilleri ve şok akıllıları: siyasi emelleri için; bu tip fert ve toplumların zaafından yararlananlar olup;sıfırın dengesini bozmaya çalışan çok yüzlüler, hainler ve cahiller peygamber ahlakının ebola virüsü gibidirler, bunları takip etmek ve kara kutularını ele geçirmek veya kuduz ahlak aşısı için stok olarak klonlamak; akıllı insanların ve insanlığın en büyük erdemli görevi olmalıdır. Özellikle cahil fert ve toplumları; ferdi ve toplumsal olarak yönetim ve tatbik/uygulayış, kadrolarına-alanlarına ve Uluslararası arenalara getirip kullandıktan sonra; onları günah keçisi ilan etmekte haz duyarlar. Filmi izleyin Bu açıdan cahil; fert/toplum/millet/devlet ve insanlar, siyasi bomba gibidirler.Kullanılan cahiller ele geçince; süvarilerini tek tek sayıp, tarif ettikleri zaman mazlum oldukları ortaya çıkar. Cahillerin kullanılması akıllı insanlara acı verir. Bana göre hak edişimizi(haklarımızı) bile elinden alırken dikkatli olunması gerekir. İnsan; kullanmadığı ve kullanamadığı bilgisinin hamalı, yanlış kullandığının;ya cahili ya da hainidir veya insan genellikle sahip olduğu bilginin; ya bilmezi, ya cahili, ya alimi, ya sakatı ya da hamalıdır!! (Demirkuş 2006). Çok yüzlüler, hainler ve cahiller peygamber ahlakının ebola virüsü gibidirler. Onun için alimler genellikle cahillerden uzak dururlar. Sanki Allah C.C. bile ergin cahillerden uzakmış. Değişmek istemeyeni Allah C.C.'HUDE değiştirmez. -Cahillerin şerrinden ve cehaletinden emin olmanın bir yolu da:olgunlaşana kadar; onları emin ve namuslu (namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb Rahmani ve/veya şeytani insanlarla; namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb kara cahil , kasti cahil ve/veya çocuksu cahil insanlar karıştırılmamalıdır) ellere emanet etmek, güvenini kazandırmak ve namuslu (namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb Rahmani ve/veya şeytani insanlarla; namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb kara cahil , kasti cahil ve/veya çocuksu cahil insanlar karıştırılmamalıdır) dürüst evrensel bilge kişiliklere eğittirmektir. Yönetici, siyasetçi ve politikacı olmaları; fiziksel ve toplumsal tufanlara sebep olur. Örneği ülkemizde üniversitelerde bile yaşanmıştır. Ör.küresel ısınmanın siyasi aşılmazları. 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8 Münafıklar bazen;cahilleri, met et! fethet! mat et! sonra pat et. Önce okşa okşa, sonra yokuşa yokuşa! taktikleriyle pratikte kullanırlar. Değişmek istemeyen cahilleri; değişmek isteyenlerin uyumlu hayat pazılı değiştikçe ve yerine oturdukça onları hayat zorlar ve bedelini ödetir. Önemli Not;Münafıklar hariç!! Bir insanın her şeyi ile cahil olması çok zayıf bir olasılıktır. İnsanlar cahil tercih ve davranışlarıyla yargılanır ve itham edilirken; iyi tarafları ve mazlum oluşları dikkate alınmalıdır. Ör;Osmanlının matbaa katırları veya cumhuriyetin cahilleri dediğimizde, sadece o insanların o davranış aralığı-olgusu kast edilir. Bu insanı/ları bir cahil davranışı için tecrit ve yok edemeyiz veya her şeyi ile yargılayamayız. Sakat/Eksik/Doğal (Vahşi) Demokrasinin Cehalet İncileri; Bir insan düşünün;dürüst, namuslu (namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb Rahmani ve/veya şeytani insanlarla; namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb kara cahil , kasti cahil ve/veya çocuksu cahil insanlar karıştırılmamalıdır), cesur, bilgili, zengin, makam sahibi (ör.başbakan), zeki, akıllı… vb sadece eşinin haline doğru empati duymamanın(duygudaş olmamanın) ve değişimin eğitim ya da yapısal cahili, baş örtülü insanların haline doğru empati duymamanın (duygudaş olmamanın) din, eğitim ve yapısal(fitrati) cahili, ülkesindeki yasaları fetişleştirerek rejim elden gidiyor fobisi bahane halkının ya da tüm insanlığın yararlı yapısal, inançsal ve kültürel değer yargıları için değiştirmek istemeyen ya da içine sindiremeyen eğitim, yapısal ve din cahili kişiliklerin veya başbakanın olabileceğinden emin olun. -Bir insan düşünün;dürüst, namuslu (namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb Rahmani ve/veya şeytani insanlarla; namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb kara cahil , kasti cahil ve/veya çocuksu cahil insanlar karıştırılmamalıdır), cesur, bilgili, zengin, makam sahibi (ör.başbakan), zeki, akıllı, Müslüman olmakla övünen… vb ancak sözde âlim saydıkları özel misafirlerini ya da insanları devlet sofrasında iftar etmeye tenezzül edecek kadar din ve âlim cahili ya da tüm medya önünde Müslüman bir ülkeye davetli giderken Avrupalı ecdadımın ökçesini öpmüş demenin zavallı cehaletini gösterebilecek kişilikte cahil yöneticiler veya başbakan olabileceğinden emin olun. -Biz tükürdüğümüzü yalamayız?! Bunu Müslüman’ım diyen bir Başbakanın toplum huzurunda böbürlenerek söylemsi çok acı ve düşündürücüdür. Halbuki;suç, günah, hata, yanılmak, bilmezlik … Vb akıllı yaratıkların yaşam döngüsünde aşamayacakları vazgeçilmez vasıflarındandır. Cüzi bir ilme sahipsiniz (Ayet var). Gerekirse yanlış yere tükürdüğümüzün bedelini ödemeye gayret ederiz. Demirkuş 2010 Bu yazıdaki amaç kibir, ucup, haset, eğitim, yapısal(fıtrat) ve vahşi laiklikten doğan din cehaleti yöneticilerin vahşi-doğal demokrasinin seçim sistemi eserinin delillerini ortaya koymaktır. Tabii ki bu cümleyi sarf eden; Başbakanın, Cumhurbaşkanın...Vb kişinin her şeyinin bu cümlede yargılanmaması gerekir. Sadece toplum huzurunda bu sözel ifadesinin liyakati değerlendirilmelidir. Çevresindekilerin onu uyarması bizi düşündürmelidir. Dost gerekirse bazen acı söylemelidir!!! Vahşi demokraside muhalefettekiler karşı tarafa ya da taraflara; yalan, yanlış ve doğru her türlü malzemeyi kullanarak karşı tarafa sosyal virüs bulaştırmak için ne gerekiyorsa yapmasını muhalefet olarak yapma algısı ve düşünce yanılgısı içindedir. Vahşi demokrasinin düşünsel vahşetinin rekabetini anlayamayan çoğu insanımız bu muhalefet virüsünden kurutulamazlar. A- Kavim Bilmezleri (Cahilleri) Kimdir (Kavim Bilmezliğin Çocuksu Doğal Parmak İzidirler-Mutlaka Yaşatılmalıdırlar)? bir kavimin devrimlere, değişimlere ve yeniliklere karşı fıtratı uyumlu ya da müsait olamayan yani yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... Vb değer yargıları yeniliklere kapalı fertlerine denir. Bir kavimin bilmezlerini (bilmenin çocuksularını/cahillerini) yok ederseniz o kavimin toplumsal denklemlerinin özgünlük sabitesini/lerini yok etmiş olursunuz. Cahillerden uzak durdurulması Allah CC insanlara çözüm önerilerindendir. Allah CC hiçbir şeyi boşuna yaratmıştır. Önemli olan insanın/ların onun hiçbir şeyi boşuna yaratmadığına ikna oluncaya dek;öğretim öğrenim ve eğitim sistemleriyle her fıtratın gerçeği öğrenene dek özgün ve özel örneklerle dolu zihinlerine yansıtmaktır. B- Kavim Milliyetçileri Kimdir? Bir kavimin varlığı için düşünmeden canını vermeye hazır o kavimin özgün fertlerinin hepsinin tepkisi milliyetçiliktir. Ancak bunu yaşam stilinin ağırlık ve kişilik merkezi haline getiren toplulukta o halkın milliyetçileridir. Bir kavimin milliyetçilerini yok ederseniz o kavimin özgün parmak izi değer yargılarını ve savunma özgünlüklerini yok etmiş olursunuz. Allah CC hiçbir şeyi boşuna yaratmıştır. Önemli olan insanın/ların onun hiçbir şeyi boşuna yaratmadığına ikna oluncaya dek;öğretim öğrenim ve eğitim sistemleriyle her fıtratın gerçeği öğrenene dek özgün ve özel örneklerle dolu zihinlere yansıtmaktır. İnsanlığın ve/veya bir kavmin; radikal milliyetçileri (kavimlerin parmak izi), radikal Müslümanları (dinin farzlarının sigortası), radikal yenilikçiler (kavimin asra uyum ışıkları) ya da her çeşit gerekli radikalleri rahmani alimler ve bilginlerce, her an asrın değişimlerine ve/veya koşullarına uyumlu bilgilendirilip irşat edilmezse; milliyetçiler şovenizme, inananlar Siyonizm'e, yenilikçiler otistik ve liyakatsiz felsefi görüşlere ve/veya inançlara kapılıp dumura uğrarlar. Bu nedenle bunların hürriyetlerinden çok doğru adreste örgütlendirilip düşünsel olarak güncellenmeleri daha doğrudur. Doğru adreste durmanın; 1.Kuralı: Kendisini doğru tanımaktır. 2.Kural: Çevreyi doğru tanımaktır. 3.Kural: Peygamberi bir ahlakta doğru adreslerde bulunuşu alışık tepki (refleks) haline getiriştir. 4.Kural: Yaratıkları doğru ve dürüst anlamlandırmak için bilgili oluştur. 5.Kural: Öğrendiklerini hayatına peygamberi ahlak çerçevesinde uygulayıştır. Sonuç; yaratıklar içinde hayırlı bir kişilik olmak. Bunlardan bir tanesi bile olmazsa doğru adreste duramazsınız. Bu yaşam boyutunda her insan bir hayvanın sırtındadır. Kendini kontrol edebildiği kadar süvari kişilik, kontrol edemediği kadarda hamaldır ki buna nefis denir ya da atınızı (nefsinizi) kontrol edebildiğiniz kadar süvarisi kontrol edemediğiniz kadarda hamalısınız. Bir kavmin yenilikçilerini asimile eder bitirirseniz, akabinde milliyetçilerini asimile edişe başlarsanız bu tam mümkün değildir çünkü o kavmin değişmeyen/değişmez parmak izidirler (kavmin özgün kişilik genlerini taşırlar). Ancak yok etmeniz gerekir. Bu seferde evrimsel seçilimde en güçlü savaşkan Nemruti, Cengizhani, Fravuni, Çini, Hitleri… Vb insan ahlakının acımaz kara delikleri ve kavmin asimile edildiğini sandığınız yenilikçileri de ters teperek karşınıza çıkar ki kayıp edişi hak etmiş olursunuz. Her kavmin özgün radikallerinin gerekliliğini doğru adreslerde ve doğru kişilikler de yaşatmak elzemdir. Cahillerin, kafirlerin… Vb karakterlerin yok olduğunu düşünün sonuç sosyal döngünün çöktüğünü görürsünüz. Kısaca doğal döngüdeki özgünlüklerin gerekliliği kadar toplumsal, zihinsel, düşünsel ... Vb döngülerdeki özgünlükler gereklidirler. Önce meclistekiler halka ahlak abidesi örneği olarak öpüşüp barışıp sarılsınlar ardında her şeyi çözmek daha kolaylaşır. Bu gerçekleşmiyorsa ola ki yanlış kriterlere sahip adamları meclise gönderiyoruz. Önemli olan toplumsal yönetim, ahlak ve her türlü ilişkinin kilit ve yönlendirici noktalarında peygamber ahlaklı +bilgi +liyakatli kişiliklerin sürekli bulunuşunun sürekliliğini sağlayıştır. -Rahmani Alimlerini ve gerçek peygamber ahlaklı bilgelerini kayıp etmiş kavimlerin gerçek milliyetçileri her zaman huzursuz ve hırçın olurlar. İpucu;Rahmani Alimler ve Bilgeler, Allah CC razı eden kavimlerinin işletim sistemleri gibidirler.1 C-Kavimin Milliyetçileri Kime Denir? Bir kavimin varlığı için düşünmeden canını vermeye hazır o kavimin özgün fertlerinin hepsinin tepkisi milliyetçiliktir. Bu fedakarlığın bedelinde bu kesim kemik iliği (hücre çekirdeği) gibi özel damarlarla beslenmesi lazım, özel sevgi ve ilgi görmeleri liyakatindedir. Milliyetçilerimizi seveceğiz onlara güven vereceğiz hassaslaştırıp huy sahibi etmeyeceğiz. -Rahmani Alimlerini ve gerçek peygamber ahlaklı bilgelerini kayıp etmiş kavimlerin gerçek milliyetçileri her zaman huzursuz ve hırçın olurlar. İpucu;Rahmani Alimler ve Bilgeler, Allah CC razı eden kavimlerinin işletim sistemleri gibidirler. Milliyetçilerimizi; şovenizm,Siyonizm, münafıklık ve kötü ahlaka karşı zihinsel olarak aşılayıp güçlendirmemiz lazım. Cahil kalmamaları ve yanılgılarını azaltmak için örgüt başına çok yönlü bilgin-alimleri getirmek gerekir. Ör.Ülkemizin milliyetçilerini yenilikçilerine karşı Hitler’in milliyetçileriyle özdeşleştirilmek istenmişse de bu eylemde başarılmamıştır. Bu büyük bir başarıdır. Gerekli zamanlarda (savunmada) ayranları kabartılıp onlarla beraber mücadeleye girilir. Onlar her zaman ortalıkta olmazlar mecralarında daha büyük değer taşırlar. Bir milletin doğal askerleri (vücudun savunma hücreleri) gibidirler. Doğal olarak millet bir halka veya kavime ait değişmez milli duyguları, değerleri taşıyan değişmez (kemik) kesimidir. Millet uniterdir. Devlet kavramın evrenseldir ;globalleşme ve insan olmanın değişim yolunu tıkadığı için devletin uniter olacağını çok iddia etmemek gerekir.Tek millet ve tek devlet iddiası Allah CC dinde İbrahim AS kavmi ve devletine aittir. Uniter olarak vahşi tek millet ve tek iddia ediliş düşünsel ve nesnel kenetlenişi; en azından üç büyük ve/veya daha fazla yanlışa daha neden olur; Siyonizm, şovenizme ve deccalizme yani Allah CC yaratıklarını ve istemlerinin yaratılışını: liyakatsiz alternatif olarak; vahşi, cahili ve /veya kasti taklite kayar. Doğal olarak devlet ve halk evrenseldir. Ümmet evrensel ötesidir. Bir halka ait birçok millet olabilir. Bu konuda bilerek kavram anarşisi yaratılmıştır. Türk halkı dediğimizde yer yüzündeki tüm Türk kökenlilerin hepsi kast edilir. Ör. Türk halkına ait devlerde;Macar, Bulgar, Azeri, Türkmen Devletlerinde pek çok halk, millet, milliyetçiler yaşar. Her birisinin milli duyguları ve değerleri kendine özgü millet gibidir.Yani bir devletin himayesin de bir çok halk ve millet olduğu için devlet kavramı milletle sürekli özdeşleşirse toplumsal tufan kopar. Onun için devlet: hükmündeki; tüm halklara, milletlere, milliyetçilere eşit uzaklıkta veya adil mesafelerde olmakla yaşam hakkını çifte standarda taşıyan marko paşa gibidir. Devlet değişen dünya koşullarına uyum için kendini değişime uğratabilirse komşu devletlerle birleşerek globalleşmenin baş rolüne veya adaylığına soyunmaya hak kazanır. Ör.Ülkemiz ortak doğal enerjiye (ör.güneş, dalga, hareket,doğal manyetik alan enerjilerine?) endeksli teknoloji üretmek için Orta Doğu ve Orta Asya devletleri ile işbirliğine gitmekle ve yapısındaki toplumsal mozaikleri harekete geçirip kenetlemekle vetonun globalleşme vatandaşlığından bizi kurtarıp alternatif olarak liyakatli sorumluluğunu yerine getirmiş olur. Ama ilkel insanlara teslim olmadan. Yenilikçilerini, Radikal dindarlarını, Muhafazakar milliyetçilerini... Vb gerekeli sıra dışı ve özgünlerini kaptırmadan bunu başarması vatandaşlarının güvenini kazanmakla doğru orantılı ve/veya daha fazlasıyla ilgilidir. Bir insan ve devlet; din duygusu ve icraatları; millet ve milliyetçiliğin metriksinde-güdümünde ve hükmüne amade ise Siyonist. Ben Arap'ım ama Araplardan değilim (hadis). Bir insanın ve devlettin;hizmetinde ve hükmündeki olanaklar sadece belli bir millete, ırka ve halka ya da herhangi bir özgün azınlığa ayrıcalıklı sunuluyorsa şovenisttir. Bu bilgiler ışığında;milliyetçi(milleti için öncelikle canını vermeye hazır), devletçi (devleti için öncelikle canını vermeye hazır), halkçı (halkı için öncelikle canını vermeye hazır), evrensel-hümanist (doğa ve insanlık için öncelikle canını vermeye hazır), ümmetçi(öncelikle ümmet için canını vermeye hazır) bu işte yağcılığa ve kıyakçılığa ya da menfaate gerek kalmadan başka halklara ait fertler kökenlerini deklere ve beyan etmek koşulu ile diğer milliyetçilerin içinde diyet olarak yaşayabilir. Aksine millet, milliyetçi münafığı olur. Ümmetçi ve devletçiler de liyakatiyle milliyetçi olamaz milliyetçilerde liyakatiyle devletçi ve ümmetçi olamaz. Zındıklık aramaya gerek yok. Hepsinin fermuarını çekersek; liyakatli insan olmak hepsinin karşılığıdır. Devletini dine ve rejime hamal edenler veya dinini, rejimini devletine hamal edenlerin hepsi Siyonist ve cahildirler. Bu sistemi halka ya da halkı sisteme yem etmeye köleleştirmeye benzer. Rejimler ve dinler halkla liyakatli kenetlenince birbirini tamamlar. Yani sadece aklımız-zekamız-zihnimiz veya bedenimiz için yaşamıyoruz hepsi birlikte bizi biz yapıyor. -Kavim Milliyetçiliği (Kavim Kimliğinin Doğal/Vahşi Parmak İzidirler/Kavimlerin geleceğe uyum için değişmesi gereken kültürel ve yönetimsel özgünlükleri açısından dezavantajlıdırlar/radikaldirler-Mutlaka Yaşatılmalıdırlar);milliyetçilik duyguları sadece tek kavim ve yer küresindeki o kavmin yaşadığı ve yaşayacağı düşünsel, sanal, dijital(hesabi), nesnel... Vb mekanlara ya da yerküresi yurt-toprak parçası vatanlarına endeksli sıkışmış otistik ve güdük milliyetçiliktir. Kavim Milliyetçiliği Doğaldır, kavimlerin özgün parmak izi gibidirler (yok edilmemelidirler ancak şovenleşmeye meyillidir ve kavimin özgün geleceği için;endişeli, hasssa ve hırçın risklidir mutlaka rahmani alimlerin kontrolünde olmalılar) ve Kırmızı Çizgisini Evrim Belirler ve İnsanlığın Cet ÇizgisiYontma Taş İnsanından Maymunlara Kadar Gider. -Rahmani Alimlerini ve gerçek peygamber ahlaklı bilgelerini kayıp etmiş kavimlerin gerçek milliyetçileri her zaman huzursuz ve hırçın olurlar. İpucu;Rahmani Alimler ve Bilgeler, Allah CC razı eden kavimlerinin işletim sistemleri gibidirler. -Evrensel Milliyetçilik (insanlığın Evrensel Özgün Doğal Parmak İzidirler-Mutlaka Yaşatılmalıdırlar) ;tüm insanlığı yaşadığı ve yaşayacağı düşünsel, sanal, dijital(hesabi), nesnel... Vb mekanlara endeksli ruhbanı-meleği hümanist ifrat-tefrit milliyetçiliktir. Evrensel Milliyetçilik Doğaldır ve Kırmızı Çizgisini Evrim Belirler ve İnsanlığın Cet Çizgisi Budizm’den, Yontma Taş İnsanından Maymunlara Kadar Gider. Alimlerini ve gerçek peygamber ahlaklı bilgelerini kayıp etmiş kavimlerin gerçek milliyetçileri her zaman huzursuz ve hırçın olurlar. İpucu;Rahmani Alimler ve Bilgeler, Allah CC razı eden kavimlerinin işletim sistemleri gibidirler -İbrahimi Milliyetçilik (Peygamber Milliyetçiliğ);ölümlü hayattan ölümsüz hayata kadar tüm yaratıkların yaşadığı ve yaşayacağı düşünsel, sanal, dijital(hesabi), nesnel... Vb mekanlara endeksliden cennete kadar her yaratığa liyakatli konumlar da duruşu ve tepkileri alışık tepki (refleks) haline getiren peygamber ahlaklıdır. Peygamberlik milliyetçilik işletim sistemi tüm diğer etnik milliyetçililikleri yaşatıcı ve liyakatli tevhit edicidir. Peygamberi Milliyetçilik İslam Dinini Farzları (Ben Arap'ım ama Araplardan değilim Hz. Muhammed AS tüm doğal kavim/etnik milliyetçiliklere adil ve liyakatli çizgide dururur ve zaruri milliyetçiliktir) kırmızı çizgilerine göre tüm yaratıkları yaşatıcıdır. Diğer milliyetçilikler vahşi ve doğal olduğu için hayvani ve öldürücü olan rekabeti tetikler.Diğer milliyetçilik işletim sistemleri doğal olup rekabette derbeder ve yetersizdir. Peygamber Milliyetçiliği İlahidir(Mantıklı ve Allah CC ıslahatına Dayanır) ve Kırmızı Çizgisini İnsanlığın Buluğ Çağı-Sorumlu Dönemi Olan Adem AS’I Herkesin Babası Kabul Eder. Adem Öncesi ve Sonrası(Deliler, Cahiller, Doğal... vb İnsanlar) İnsanımsı Tüm Doğal İnsanları Sorumlu Kabul Etmez. Çünkü Kendilerine Akıl Verilmemiştir. Sanki doğal insanların ya da Adem AS öncesi ve/veya sonrası ruhsuz, akılsız, insani ilimsiz, eşyayı liyakatli tanımaz yani doğal-nesnel-düşünsel-zihinsel döngü düzenlerinin cahili ve vahşi vicdanlı insanımsılar; insanlığın filogenetik çocukluk dönemi kabul edilmiştir. Bu yapıdaki insanlar Adem AS’DAN günümüze kadar olanları da cahil(kendin ve çevresin bilmezler) kabul edilip Allah CC tarafından onlardan uzak durulması tavsiye edilmiştir. D-Kavim Yenilikçileri Kimdir (Kavimin Değişime Uygun Parmak İzidirler (Radikalistler/köktencilerle tahrik edici ortamlara sokulmamalılar-Mutlaka Yaşatılmalıdırlar)?bir kavimin devrimlere, değişimlere ve yeniliklere uyumlu fıtrata sahip ya da yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... Vb değer yargıları yeniliklere açık fertlerine denir. Değişmek istemeyen cahil yenilikçiler (toplumsal/bilimsel… Vb denklemin liyakatsiz-şaşırtan dengesiz değişkenleri); köktenciler ve fıtratı değişime uygun olmayan insanların haline doğru empati ya da duygudaşlık yapamadığı için tehlikelidirler. Allah CC her türlü cahilden gerekli hallerde uzak durulması ya da yüz çevirmesi gerektiğini peygamberine bildirmiştir. Değişmek istemeyini Allah CC değiştirmezmiş (Ayet var). E-Kavim Radikalistleri (Kavimlerin Tüm Özgünlüklerini Değişmez Doğal Kişilikleridirler) Kimdir-tamamen yeniliklere kapalı ve yenilikçileri öldürücü etkileri vardır. Yenilikçilerlere tahrik edici ortamlara sokulmamalılar. Değişmek istemeyini Allah CC değiştirmezmiş/Ayet var).? Kavimin sıra dışılıklarını temsil eden değişmez sıra dışı;merkezcil/köktenci kişilikleridir.Onlar olmazsa sıra dışılıklarımızı yani ifrat ve tefrit sınırlarını kavrayamayız. Ör, bilim radikalistleri, rejim radikalistleri, din radikalistleri/din köktenciler (dinin parmak izidirler)… Vb sistemlerin ifrat ve terfidin değişmezliklerini temsil eden kişiliklerdir. Radikalistler (köktenciler), toplumun normlarını zorladığı için istenmezler ve tercih edilmezler. Değişmek istemeyen cahil köktenciler (toplumsal/bilimsel… Vb denklemin sabiteleridirler) ; yenilikçiler ve fıtratı değişimi gerektirenlerin haline doğru empati ya da duygudaşlık yapamadığı için tehlikelidirler. Allah CC her türlü cahilden gerekli hallerde uzak durulması ya da yüz çevirmesi gerektiğini peygamberine bildirmiştir. Değişmek istemeyini Allah CC değiştirmezmiş (Ayet var). Tüm samimi radikalistleri severiz ve saygı duyarız çünkü, onlar olmazsa sıra dışılıklarımızı yanı ifrat ve tefrit sınırlarımızı kavrayamayız ve yararlı özgünlüklerimiz yok olur. -Radikaller;insanların fıtratına doğru empati duymayan, herkesi kendi köktenci düşünce farzları çizgisine getirmek isteyen ve halden anlamaz cahillerdir. Zararlı Radikal Kimdir(Köktenci Kuduz)? Bazı radikaller düşünsel olarak toplumsal denklemin/lerin tümünü bilerek ya da bilmeden körelten tekdüze kendilerine benzetilmesini isteyecek kadar zihnen kangrenleşmiş ya da fıtratı değişime uygun olmayan insanlara doğru empati duymayan/duyamayan/duymak istemeyen zihnen kangrenleşmiş, kanseleşmiş özel münafıklar ya da cahilleridirler. Cahiller toplumsal denklemin bağışıklık sisteminin güçlenmesi için olması gereken sabitleri, münafıklar çok yüzlü ve yönlü cıvık değişkenleri ve parametreleridirler. Demirkuş 2009 Allah CC hiçbir şeyi boşuna yaratmıştır. Önemli olan insanın/ların onun hiçbir şeyi boşuna yaratmadığına ikna oluncaya dek;öğretim öğrenim ve eğitim sistemleriyle her fıtratın gerçeği öğrenene dek özgün ve özel örneklerle dolu zihinlere yansıtmaktır. İnsanlığın ve/veya bir kavmin; radikal milliyetçileri (kavimlerin parmak izi), radikal Müslümanları (dinin farzlarının sigortası), radikal yenilikçiler (kavimin asra uyum ışıkları) ya da her çeşit gerekli radikalleri rahmani alimler ve bilginlerce, her an asrın değişimlerine ve/veya koşullarına uyumlu bilgilendirilip irşat edilmezse; milliyetçiler şovenizme, inananlar Siyonizm'e, yenilikçiler otistik ve liyakatsiz felsefi görüşlere ve/veya inançlara kapılıp dumura uğrarlar. Bu nedenle bunların hürriyetlerinden çok doğru adreste örgütlendirilip düşünsel olarak güncellenmeleri daha doğrudur. Doğru adreste durmanın; 1.Kuralı: Kendisini doğru tanımaktır. 2.Kural: Çevreyi doğru tanımaktır. 3.Kural: Peygamberi bir ahlakta doğru adreslerde bulunuşu alışık tepki (refleks) haline getiriştir. 4.Kural: Yaratıkları doğru ve dürüst anlamlandırmak için bilgili oluştur. 5.Kural: Öğrendiklerini hayatına peygamberi ahlak çerçevesinde uygulayıştır. Sonuç; yaratıklar içinde hayırlı bir kişilik olmak. Bunlardan bir tanesi bile olmazsa doğru adreste duramazsınız. Bu yaşam boyutunda her insan bir hayvanın sırtındadır. Kendini kontrol edebildiği kadar süvari kişilik, kontrol edemediği kadarda hamaldır ki buna nefis denir ya da atınızı (nefsinizi) kontrol edebildiğiniz kadar süvarisi kontrol edemediğiniz kadarda hamalısınız. Bir kavmin yenilikçilerini asimile eder bitirirseniz, akabinde milliyetçilerini asimile edişe başlarsanız bu tam mümkün değildir çünkü o kavmin değişmeyen/değişmez parmak izidirler (kavmin özgün kişilik genlerini taşırlar). Ancak yok etmeniz gerekir. Bu seferde evrimsel seçilimde en güçlü savaşkan Nemruti, Cengizhani, Fravuni, Çini, Hitleri… Vb insan ahlakının acımaz kara delikleri ve kavmin asimile edildiğini sandığınız yenilikçileri de ters teperek karşınıza çıkar ki kayıp edişi hak etmiş olursunuz. Her kavmin özgün radikallerinin gerekliliğini doğru adreslerde ve doğru kişilikler de yaşatmak elzemdir. Cahillerin, kafirlerin… Vb karakterlerin yok olduğunu düşünün sonuç sosyal döngünün çöktüğünü görürsünüz. Kısaca doğal döngüdeki özgünlüklerin gerekliliği kadar toplumsal, zihinsel, düşünsel ... Vb döngülerdeki özgünlükler gereklidirler. Önce meclistekiler halka ahlak abidesi örneği olarak öpüşüp barışıp sarılsınlar ardında her şeyi çözmek daha kolaylaşır. Bu gerçekleşmiyorsa ola ki yanlış kriterlere sahip adamları meclise gönderiyoruz. Önemli olan toplumsal yönetim, ahlak ve her türlü ilişkinin kilit ve yönlendirici noktalarında peygamber ahlaklı +bilgi +liyakatli kişiliklerin sürekli bulunuşunun sürekliliğini sağlayıştır. Kapitalist (Karuniler/Karunizm/Sermaye Kuduzu)lerin liyakatsiz yönetiminde ve metriksinde;kavimlerin milliyetçilerini şovenistliğe, yenilikçilerini ve radikalistleri terörizme, cahillerini günah keçisi yöneticiliğe – politikacılığa özendirilmiştir ve yönlendirilmiştir. Halklarda bu liyakatsizliğe besi yeri olarak kullanılmaktadır. Önermelerinin eksiğini tamamlayınız . |
| Yetenek; yaratığın; genlerindeki, yaşam döngüsündeki, ait olduğu sistemindeki... Vb çevreye uyum derecesi ve becerisidir. Yapay veya doğal bir yaratığın, düşünsel, zihinsel, bedensel, yapısal… vb yönleriyle yapabilecekleri, becerebilecekleri, başarabilecekleri, irade edebilecekleri…. vb kadir olduğu vasıflarını ifade eder. Yetenek zeka ve akılla ilişiksel bir nesnel, sanal ve bdüşünsel beceri ara işletim sistemi gibidir. Yetenek ve Zekanın Ayrıcı Özgünlükleri:Yetenek yaratığın; nesnel, düşünsel, sanal, dijital (hesabi)… Vb yapısal becerilerini ve uyum derecesini ifade eder. Zeka yaratığın doğayı ve içindekileri; hızlı algılayabile, hızlı sonuçlandırabilme ve hızlı uyum sağlamaya yatkınlığıyla doğru orantılıdır. Zeka ve yetenek işlevleri yakın ilişkisel olduğu için iki kavram içi içe anılır. -Sanki bir insanın; düşünsel/düşünce mimarisi, düşünsel işletim sitemi/leri, mantık sistemi ve genetik tasarımına ilaveten bedeninde ki her element, her atom, her atom altı parçacıkların ve her enerji halinin/lerinin geçmişteki özgün hayat hikayesinin/lerinin (bilim ve yaratıkların düşünsel-nesnel yaşam filogensinin/lerinin ya da bilim ve yaratıkların matematiksel evrim örgüsünün/lerinin ilişkisel birliktelik fermuar dişlerinin doğru-düzgün örtüşümünü /kapanışını ifade eder) özgün kâinattaki/lardaki ve ötesindeki/lerindeki; düşünsel, mantıksal, atom altı ve atom üstü nesnel…Vb tüm enerji halleri sistemlerine: doğru empati duyuş derecesi/duygudaşlık derecesi, benzeşim; yatkınlığı, gücü ve performansı yetenek ve zekasıyla doğru orantılıdır. -Ola ki çok çok özel hal/ler hariç kâinatta hiç bir şey öteki olmaz yani her şey kendine/zatına özgüdür. Bir birine en çok benzeyen şeylerden bahsedilebilir. Demirkuş 2011 Yetenek; Çevresel değişimlere karşı yaratığın; sistemsel, davranışsal, nesnel... Vb tabanlı yapısal (fıtratı) uyum derecesini ifade eder. Yaratığın çevresine yüksek derecede sistemsel, davranışsal, bedensel... Vb uyumu, yetenekli oluş derecesiyle doğru orantılıdır. Zeka; Düşünsel, sanal ve nesnel tabanlı olarak yaratıkların doğaya ve tüm sistemlere doğru-hızlı empati duyuş, doğru-hızlı eşleniş, doğru-gerçek-hızlı algılayış, doğru-hızlı sonuçlandırış ve doğru kestirişi ifade eden performansıdır. |
| ZEKA NEDİR?Yaratıklardaki meyveleri;çevreye uyum, değişim ve sistemde kararlı durağana ve dinamik dengelerde durma, doğru-hızlı algılama ve düşünsel-uyumsal-nesnel neticelendirmeye yönelik sürekli içinde bulunduğu nefse (doğaya) çözmece merakı ve önceliğiyle ilgi duyan yaratıktaki düşünsel/sanal işletim sistemidir. Tüm yaratıklarda tek başına iş gördüğünde;Peygamberi ahlakı değerlere alışık tepkisi /leri;vahşi, doğal, kör ya da eksik olan çevreye uyum ve yetenekle ilgili araç olduğu için, bu günkü ÖSYM sınavında sadece zeka öncelikli öğrenci kategorize etmek toplumsal bir afat olarak kabul edilebilir. Akli değerler dikkate alınmadan senelerce hayvani eğitim sistemiyle bu ilkel insan tipi öne çıkartılarak insanlığı ve çevreyi vahşice/doğalca ya da hayvanca yönlendirerek bugünkü çevre sorunlarıyla yüz yüze getirmiştir. -Canlılarda genetik/irsi ve çevresel kökenli, cansızlarda da öncel(önceki) sistem, bulunduğu çevre ve öncel yaratık kökenli ortaya çıkan ve gelişen araçtır. -Zeka;Nesin ya da doğa yerleşkesi/leri çetelesindeki çözmecenin eksik parçalarına ait bilgi alt birimlerinin ilişkisel tamamlayışa aşırı ilgi duyan nefsin işletim sistemi gibidir. -Hemen hemen tüm yaratıklarda bulunur. -Sadece zeki insan nefse endeksli düşünebilen insaninsan demektir..Sadece akıllı insan ruhuna, vicdanına ve namusuna endeksli düşünebilen insan demektir. Akıllı insanlarda bilmediklerinin cahili edepli insanlardır. -Zekayı akıldan ve ruhtan ayıran en önemli özelliği ve özgünlüğü nefise dayalı siyasi mantık aynasına sahip oluşudur. Yani siyasi öncelikli düşünür ve karar yargısına varır. -İnsanlarda, akılsız kullanılan zekanın vardığı sonuçları genellikle ya doğal, ya hayvani ya şeytanidir veya hem hayvani, hem doğal hem de şeytanidir. -Akıllı kullanılan zekanın vardığı sonuçları kesin meleği ve insanidir. -Ancak nefsi müdafaada ve özel hallerde doğal ve hayvani düşünmek, eylemde bulunmak, davranmak... vb evladır. Cansızlarda zekanın vardığı sonuçları doğaldır. İnsanın dışındaki dünyadaki bilinen yaratıkların hepsinde zekanın vardığı sonuçları genellikle doğal veya hayvanidir. Ruh, Akıl, Vicdan, Zeka, Nefsin Kökeni ve Özgünlükleri;Akıl işletim sistemi tek başına geçiciliği, ebediyeti, ölümü ve ölümsüzlüğü dikkate alarak karar verir, zeka tek başına karar verirken bunun bilincinde değildir. Akıl her insana özgün olarak Allah CC tarafından verilir. Zeka; anne-babadan veya önceki sistemden sonrakilere geçer ve çevre ile etkileşimin ürünüdür. Tüm yaratıklar zekidir ancak tüm yaratıklar akıllı değildir. Zeka ve nefis; ceddi, genetik ya da yapay sistem köneli olarak soydan alınır fakat akıl, ruh ve vicdan?! İlahi kökenlidir. Allah CC tarafından kişiye özel verilir. Genel Olarak Aklın Hüneri Liyakat, Ruhun Hüneri Samimiyet, Zekanın Hüneri Nefsi Kökenli Hızlı ve Doğru Kavramak, Nefsin Hüneri;Hayvani Siyaset, Kişiliğin Hüneri Tercih ve İnsanın Hüneri Hüsran(sabrı, imanı, hakkı tavsiye edenler ve iyi amel işleyenler hariç)-Cehalettir. CANLI ZEKASI (BİYOLOJİK ZEKA) VE YETENEĞİ NEDİR?Canlıların filogeni, ontogeni ve diğer gelişim süreçlerinde;organizmanın, gen sistemlerine çevre ile dinamik etkileşimli kayıt ürünü doğal yarı sanal araçtır.Bir canlının genleriyle doğaya ve çevreye; en hızlı, en doğru ve en mükemmel uyum sağlama, algılama ve mantık sistemleri geliştirme doğal hamalıdır veya aracı/larıdır.Nefsin ve doğanın nüvesine dayalı çalışan; en önemli sanal araç ve doğal işletim sistemidir. İnsanın; bilgi, yaratık, olay, olguları tanıma ve bunların arasındaki ilişkileri en hızlı –en doğru ilişkilendirme sonuçlandırma ve tatbik/uygulayış yeteneğidir. İnsanın; hızlı - doğru algılama sonuçlandırma ve uygulamaya genetik yatkınlığı ve çevrenin ürünüdür. Diğer bir deyimle; genetik yapı-çevrenin etkisiyle, yaratıklarda oluşan; hızlı,doğru kavrama, ilişkilendirme sonuçlandırma ve tatbik/uygulayış yeteneğidir. Genetik yapının %99'u hayvanı olup zeka ve nefisle örtüşür.Filmleri izleyin 0, 1, 2, 3, 4, 5, 6 İşleyen-çalışan zeka ve nefsin; insandaki en güzel meyvesi öğretimdir(doğayı çok iyi tanıyan,ondan yararlanabilen hakim insandır). İnsanlarda: çeşitli zeka dereceleri ve çeşitleri mevcuttur; geri zekalı, normal ve ileri zekalı veya görsel, işitsel, tatsal, dokunsal, kokusal, düşünsel, zihinsel, hissel, sezgisel... Vb zeka gibi. En net, sade, güzel ve doyurucu tanımı İslamiyet’te geçer, köken itibarıyla doğal kabul edilir. Zeka, doğaya göbekten bağlı ve meyilli olan nefsin işletim sistemi gibidir (insan genlerinin %99'u nefis ve zeka ile ilişkilidir).Sadece zeka ile kâinatın gerçek-sanal gemisi aşılamaz.Hayvani-meleği doğa ötesine geçilemez.Hayvani-meleği doğa ötesi sezgilere özgü basireti kördür. Zeka; nefsin madde alemine(doğaya) eğilimli işletim sistemi gibidir. Onunla tüm nefis mertebelerindeki çoğu şeyin kural ve hileleri deşifre edilip öğrenilir. Doğadaki yaşam için kullanılır Birçok hayvan ve bilgisayar bazı sahalarda insanda daha zeki ve yetenekli olabilir (1, 2, 3, 4, 5, 6). Ör:Sanal zeka, Arılardaki güneşe bağlı yön bulma zekası,yapay zeka, 1, 2, bilgisayarın satranç zekası. Zeka güneş ise akıl arşın gölgesi ve gece misali ona nefsin metriksinde işlevsellik kazandırarak ruhun ulviyetine doğru yol aldırırken meyvesi bedende peygamber ahlakı ve sayısız meziyetler kazandıran sanal araçtır. Zekâ genlerimiz ve çevrenin etkileşim ürünü ve irsidir. Ola ki akıllı olmayan yani sadece zeki olan yaratıkların olanların Allah CC korkusu, vicdani, Ruhani kişilikleri ve inanç sorumlulukları olmaz. Akıllı olanlarda bu vasıflar vardır. Dahilerin çoğu süper zeki ve süper akıllı insanlar değillerdir ama çoğu sadece belli sahaların süper çalışkan insanlarıydır. Ürünlerinin: insanlığa, gelecek nesillere ve doğaya katkıları; akıl ölçülerinin kanıtıdır ya da akıllı oluşlarıyla doğru orantılıdır. Müsrif-İlkel Teknoloji, Patojen (öldüren), fosil ve ilkel teknolojinin nedenlerden biri de her buluş zamanından erken veya geç uygulamaya konulması ya da toplumsal, doğa, sanal, düşünsel ve yaşamsal döngülere katkılarının gerçekçi değerlendirilmemesindendir. Her buluşun tüm döngülere katkısı/ları; bir ilacın bedene katkıları kadar çok yönlü hassas;uygulamalı test edildikten sonra uygulamaya konulmalıdır. Gerçek eğitimle;zihinsel bedende ve kalpte ; kimlik (id), tapındık-taptık(put) (idol), yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... Vb değer yargıları, inanç değerleri, süper ve özgün egolar(istemler), gerçekler, doğa yasaları doğru konumlandırılmazsa sonuçta yanlış eksik ve sakat;mantık, düşünce, kavram… Vb yanılgısına sahip kişilikler toplumda ortaya çıkar. Sistem Zekası-Yeteneği-Sistem Zeka-Yeteneği Birimi;çevrenin ve ortam koşullarının;yaratıkların ve enerji hallerinin;filogenik gelişim ve oluşum süresince;yaratıklara ve değişik enerji hallerine ait sistemdeki/lerdeki döngüsel ve çekimsel etkileşimlerinin dinamik dengesine etkilerinin sanal aracına sistem zekası denir.Plazma boncuğu özgün sistemi, sinir sistemi, kas sistemi, atom altı parçacıklar sistemi/leri, gen sistemleri, gen kümeleri, kuark sistemi, elektron, pozitron, atom, evren, robot zekası... vb sistem zeka-yetenekleri gibi. Bir sistemin çevreye uyum için gerekli minimum zeka konumu o sistemin sistem zeka ve yeteneği birimini ifade eder. Gen-Sistem Zekası-Yeteneği (Geçişken Zeka-Yetenek);Canlı ve cansız ortamlara uyum sağlayan ve her iki ortamdaki özellikleri taklit edebilen geçiş özelliği gösteren canlı ve yarı canlı yaratıklarda görülen zeka çeşididir. Örn.ekosistem, virüs, spor,ahtapotlar, mürekkep, balıkları, tohum… Vb zekası Gen Zekası-Yeteneği ve Gen Zeka-Yetenek Birimi(Demirkuş 2009):Aslında canlı yaratıklar yaşadıkları sürece değişen çevre koşullarına: en hızlı, en doğru ve en mükemmel; uyum sağlama, algılama, kavrama ve mantık sistemleri geliştirme, verimli değişimle sonuçlandırma ve hedefe ulaşmak, değişime uyum için gerekli-istenen yetenek ve özellikleri genlerine kayıt edilir.Buna kısaca değişen koşullara; gen-değişim ve uyumu kaydı denebilir. Bu kayd edilen özelliklerin bazıları zaman içerisinde ve evrimsel süreçlerde uygun koşullarda fenotipe(dış görünüme) yansıyacak şekilde, bedende yeşerir ve canlının hayatına güncellenir. Gen seviyesindeki kayıtların özgün gen ve ilişkili-etkileşimli gen kümesinden… Vb prokaryot, tek hücreli...organ, beyin, sistemler, beden, populasyon, birliğe kadarki değişimlerin kalıcı sanal araçlarına gen zekası-yeteneği diye biliriz. Gen-zeka özellikleri doğadaki yapılarla-yasalarla, biyolojik yapılarla-yasalarla ve çoklu zeka kuramıyla örtüşmektedir. Kısaca;canlı ve yarı canlı yaratıklardaki tüm zekalarının tabanı gen zekası-yeteneği birimine/lerine dayanır ve çoklu zeka tipleri de onların etkileşimli tümevarım sonuçları gibi gözükmektedir. Gen zekası-yeteneği birimi, sistem zekası-yeteneği birimi ile ilişkilidir, ondan etkilenerek;gen değişim ve uyumu kayıtlarını yapar. Beyin; -Öncelikle nesnel bedenlerimizde özelleşen organlara ait gen zeka-yetenek kümelerini ve gen görevlerini ilişkilendiren veya gen görevi ve zekaları-yetenekleri ilişkilendiren yönetim merkezidir. -Beyin nesnel ve zihinsel bedenlerimizin ve kalbimizin sürekli uyanık, çalışan diri işlevsel ve zihindeki bilgilerini kodlarını içeren kavşak ayağı veya beynimiz zihinsel bedenimizin/zihinsel havuzun/zihinsel hafızanın nesnel çekirdeği gibidir. Ola ki duyularımızla, rüyalarımızla, düşünsel sentezimizle... Vb edindiğimiz bilgilerden beynimize kodlanmamış ya da bellenmemiş olanları ancak kullanabiliyoruz. Farkındalığını kayıp ettiğimiz bilgiler (beynimize kodlanmadan zihnimize giren ya da kayıt olan bilgiler) belleğimizi pas geçerek zihnimize kayıt olunan bilgilerden ancak rüyada ya da içi güdüsel yararlanabiliyoruz sanki. Gerçekte beyinize kodlanan ya da kayıt olan bilgileri zihinsel havuzdan çağırabiliyor ya da bazılarının zihinsel kayıt boyutuna ışık hızından daha hızlı ulaşarak hatırlayabiliyoruz. 0,1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10,11, 13, 14, 15,16, 17, 18, 19 -Beyin ve genlerimiz hücresel çimlenme(fiziksel kodlama), üretilen biyolojik organik öğrenim kodlarımız, kavramsal kodlarımız ve hatırlama belleğimiz(anlamsal kodlama) olan beynimiz adeta zihinsel havuzumuzun hemen öğrenilen bilgilerin (bilincinde olunan) tüm dinamik kodlanmış bilgi birimlerini taşıyan nesnel zihin çekirdeği gibi davranır. 1, 2, 3 -Kısaca biz zaten zihin havuzumuzun içinde olduğumuz için öğrenme esnasında sekiz (5+sezgisel, hissel, düşünsel duyularımız) duyumuzla alınan (zihne sindirilen/yenilen) bilgiler, düşünsel üretilen bilgiler… Vb bize ulaşan bilgiler sadece ilgili genlerimize kayıt, beyin hücrelerinin fiziksel dallanmalarıyla, özgün biyolojik öğrenim molekülü üretimi ile hatırlama belleğimize kodlanış yapılmaktadır. -Deneyim ve uygulamalarımız göstermiştir ki etkili öğrenmede sekiz duyumuz ve yaşayarak öğretimin kalıcı olmasının nedeni sekiz duyuya ve fazlasına dayalı beyinde kodlamanın gerçekleşmenin mutlak karşılığı vardır. Zamanla bunlar ortaya konup çözüldükçe öğrenme ile ilgili bilgilerimiz bereketlenecektir. -Zihinsel havuzumuz, isteğimiz dışında da sürekli içerdiği ortamı dinamik ve zinde ortamdaki her şeyi olduğu gibi diri olarak soğurup çok yönlü klonlayarak-kodlayarak tazelikle farklı enerji hallerinde kayıt eder. Muhtemelen bu kayıt büyük kıyamete kadar silinmez. -Genellikle sadece duyularımızla bilinçli algıladığımız (farkındalığında olduğumuz) ya da kayda değer olan bilgileri zihnimizle dinamik endeksli çalışan beynimize yani uzun süreli belleğimize; nesnel/fiziksel, organik, kavramsal ve algısal olarak kodlarız. Bu durum ayna nöronlar (Mirror neurons) ve dolanık elektronların (10.Teleportation) öğrenimle ilişkisi açısından önemlidir. Öğrenim esnasında nöral hücrelerdeki dallanış, biyolojik öğrenim molekülleri, biyolojik hatırlayışı tetikleyici sistem ve moleküller de;ayna nöronlar ve dolanık elektron durumuna geçişler durumunda bekleyen beyin; bilgiye gereksinim duyulduğu anda düşünsel hızla (ışıktan daha hızlı) geçmişteki öğrenme boyutlarına ulaşarak taklit ve/veya o boyuta bilinci hatırlatış konumunda taşıyarak hatırlatışı gerçekleştiriyor olabilir. -Bir kısım bilgiyi de hayal ederek, düşünerek ve rüyalarla, uykuda zihin havuzumuzdan beynimize kodlayarak (nesnel/fiziksel kod, organik kod, kavramsal ve algısal kod… Vb) öğrenir ve bilgi havuzu kodumuzu zenginleştiririz. -Bu gün beyinse l veya bedensel bilgilerimizin ya da beyinsel-bedensel bilgi sistemlerini programlarını dinamiklerini makineler aracılığı ile bilgisayara programlamak mümkündür. -Zihnimizdeki Sembolik, kavramsal kodlamalarımız olmazsa ne olur? İpucu;Kavramlar. zihnimizdeki bilgi birimleri ve bilgi kümelerinin kodsal ifadelerin dilsel iletişim araçlarıdırlar. -Zihnimizdeki kavramların, isimlerin ve kavram-isimlerin silindiğini düşünün. -Yontma taş devri insanı, dilsiz bir insan veya hayvanların seviyesinde bildiklerini ifade etmedeki doğallığını ya da vücut organlarını, vücut dilini, yüz ifadelerini kullanma desteğine gereksinim duyarız. -Yazılı ve sözlü her kavram, kavramisim, isim, deyim, özdeyiş, vecize, düşünceyi ifade eden her şeye eleştirel gözle bakılmalı ve en mantıklı-liyakatli alternatifi geliştirilmelidir. Ör. Sev-mek yerine daha mantıklı olan sevek!, dur-mak yerine durak!, o-luş-tur-mak yerine oluşturak din-len-mek yerin denlenek! Pekiştireç; nesnel yaratıklar için yeni isimler üretmek üzere adını işaretle arkadaşına tarif et oyununu hatırlayarak en doğru ve kestirmeyi tarif edilen isim arayışını deneyin ya da mantığı kavramaya çalışın. -Çok özel haller hariç, her kavram, kavramisim, isim, deyim, özdeyiş, vecize, düşünce üretirken veya düzenlerken;düşünsel ve eleştirel tercihte, doğal dillerin vahşi kurallarına ve hece vezninin akıcı ses-kafiye uyumunun keyfine, zevkine ve cüşuna, akli,mantıki ve ahlaki anlamlar feda veya yem edilmemelidir. -Kavramların listesini kavram kümesi araçları şeklinde hazırlamak son derece önemlidir. -Öyle bir yazılı-sözlü alfabe ve lisan ilişkisi hazırlayalım ki her harfi ve harfleri bir araya geldiğinde, matematikteki rakamlarlar gibi mutlaka bir veya birkaç mantıklı anlam taşıyacak şekilde dizayn edilmelidir. İnsanların yaşadığı çevrede ya da çevre havuzunda algıladığı her şey duyulardan süzülerek ya da düşünsel olarak üretilerek zihinsel havuza bu bilgi birimleri kayıt edilirken (zihinsel bedene bu bilgiler kayıt edilirken) oluşan havuz yani çevresel havuzla ve zihinsel bilgi birimleri havuzları çok benzerdir. Bu nedenle doğal olarak insanların bilinç altlarının bir birine çok benzediği için; bu benzer bilgi deposunun zihinsel ve düşünsel dokuları evrensel alfabe ve dil olarak dışa doğru deşifre edilirse insanlığın ortak payda iletişimi algıda değişmezliğe yaklaşmış olacaktır. Var olan sistemdeki hemen hemen tüm kültür, alfabe ve lisanların hepsi yarı vahşi oluşu ve algıda değişmezlik ilkesine/lerinede aykırı ya da uzak olması iletişim için çok büyük engeldir. Bu mantıktan hareketle çevremizden ya da çevre ve iç havuzumuzdan ürettiğimiz bilgi birimleri anadil ya da kültür dili, kavramlarıyla kotlanış katmanın farklılığı dilde iletişime engel olmaktadır. Zihinsel havuzda bilgi birimlerinin iletişim amaçlı kültürel dile ait kavramsal olarak kodlandığı iletişim dokusu kavimler arasında çeşitlilik gösterdiği için kavimler arası iletişime engeldir. Bu durum kısmen matematik iletişim sembolleriyle aşılmıştır. Hatırlamak, Unutmak Yada Eksik Hatırlamanın Nedenleri ve Geleceği; -Hatırlama daha çok yapılan; beyinsel, zihinsel ve/veya düşünsel kodlamanın/ların, gereksinim duyulması veya içsel ve çevresel kombinezonlu uyaranların ürünüdür. -Hatırlanma tüm kodlanış türlerinin ortak paydası veya bir tanesiyle bizde hayat bulur. -Bilgi birimlerinin yeniden ilişkisel hayat buluşu;ses, görüntü, eylem, kavram, isim, siluet, dokunsal, his, hayal… Vb şekilde hatırlanır. -Yani kodlanışın açılan uçları; iç ve dış çevre ile kontağa geçmesi ile ışık hızından hızlı olan düşünsel hızla bir yoklama ve iletişimle sonuca ulaşır. -Doğru ve bilinçli hatırlamaya engel olan;beyin yaşlanması, bulanık benzerlik çakışması, hatırlamayı negatif etkileyen çevresel ve içsel etmenler, hastalık… Vb -Zaten insanlar ilerde bu hatırlama problemlerini nano ve kuantum robo bellek ve kayıt edicilerin sürekli kaydı ile telafi edecektir.Ancak buda zihinsel tembelliğe neden olacaktır. Ola ki;rüyalarımızın çoğu beynimize kodlanmayan ve zihinsel havuzumuzdaki/deposundaki bilinç dışı devasa bilgi yığını kuşatmasında gerçekleştiği için güncel yaşantımızla rüyalarımız arasında ilişki kurmakta sıkıntı çekilmektedir. Peygamberler ve gelişmiş insanların trans, rüya ve gerçek hayat döngülerindeki tüm yaratık, olay, olgu, süreç… Vb her şeyin ilişkisinde pek bir kopukluk olmaması beklenir.En azında peygamber efendimizin özellikle ayetlerle ilgili ve bazı büyük Ashabı kiramın hemen tüm rüyaları günlük yaşantılarından daha net, berrak ve bilinçli yaşadıkları kuvvetle olasıdır. Çünkü Allah CC tarafından tamamen nefsi kontrol altına alınan ve eğitilen bu zatların duyuşsal ve zihinsel üretilen bilgilerinin tümü kontrollü içeri alınıp beyinsel ve kalpsal kayıt alışık tepki haline gelmiştir. Ben uyurum kalbim uyumaz (Hadis var). -Ola ki;Hayvani insanların ve hayvanların beynin % 1?-10 dan az verimli çalıştığı için beyine kodlanan bilgi %1 den az olsa gerek bu tip yaratıkların zihnindeki bilinçsiz bilgi oranı %99 dan fazla olduğu için rüyaların hayatla ilişkisi %99 kopuktur. Peygamberlerde, Rahmani Alimlerde ve gelişmiş insanda durum tam tersinedir.
|
| Aşk Nedir? Aşk kelimesi Farsçanın sarmaşık kavramından köklenmiştir. Her insan kendine özgü olduğu için her Aşk’ında kendine özgünlüğü ön yargısını kabulleniş önemlidir. Bu nedenlerdir ki aşkın ortak payda tanımının yapılışı en azında insan kavramının ortak payda tanımı kadar zordur. İnsanda Gerçek Karşı Cins Aşkı: Nesnel ve düşünsel her şeyimizle; sevmenin ve sevilmenin fenafillaha ve doruğa ulaştığı haldir. Bu sevda (aşk) sizden parça koparmaz, güneş ve yıldızlardaki nükleer reaktör gibi kendi içinde fenafillâha ve doruğa dönüşerek çevresine pozitif enerji yayan bir kavuşma halidir. Bu sevda (aşk), yaşayan kişide, düşünsel, zihinsel ve bedensel olarak; sevme, sevilme, hissedişte, duygulanış, cinsellik … Vb kalıcı doyuma, tokluğa ve zindeliğe neden olur. İnsanda Yakan Karşı Cins Aşkı; yaşayan kişide; düşünsel, zihinsel, nesnel… Vb parça koparır. Bu sevdayı (aşkı) yaşayan kişide, düşünsel , zihinsel ve bedensel olarak ; sevmede, sevilmede, hissedişte, duygulanış, cinsellikte …. Vb geçici doyuma, doyumsuzluğa, duygusal susuzluğu gidermez. Hep susuz ve/veya aç yada diyabet sevdayı (aşkı) yaşarlar. Sevda (Aşk) hayvanidir yani nefistendir. İstisnalar hariç insani aşk;akıl, ruh ve vicdan sahibi yaratıklara özgü: gücünü ve enerjisini;ilişki, ilgi, muhabbet ve sevgi havuzlarından alan;anlık, kısa süreli, uzun süreli veya ebedi; gerçek sevgi ve duygu/ların gücünün: hemen hemen tüm kurallara baskın devasa yoğunluklarının (odağının/larının) bazı insanlarda özgün ve değişken seyri eden sanal/zihinsel dünya olgusu/larıdır. Kısaca karşı cins aşkı:arzu ve duyguların sanal/zihinsel ortamda kenetlenip devasa hayat bulmasıdır. Güdük veya gerçek sevda (aşk) çeşitleri vardır; iş, aş, para, ilahi, karşı cins,dünya, ahret, doğa, doyumsuzluk, doyuran, doyumlu,... Vb. tanımı, genellikle yaşananlara bağlı olarak değişir. Aşkta hayır gören var mı? Var. Yaşatan ve Güneşteki hidrojen ve helyumun füzyon reaktör sevdayı (aşkı) misali doyuran aşk;duygusal, ruhsal zihinsel, bedensel... Vb. tüm döngülerde hissettirerek/edilerek pozitif enerjisi size dönen-uzun zaman hissettiren; özlem susuzluğunda doyurucu içiren (özlem susuzluğu çektirmeyen) ve Güneşteki yenişmeyen hidrojen ve helyum sevdayı (aşkı) füzyon misali bitmeyen devasa duygu dolu arzuları doyuran yaşam döngüsünü pozitif dengeleyen etkileyen zinde aşktır. Yani günaha ve suça sürüklemez, yorgunluk, bıkkınlık ve halsizlik yapmaz. Yaşam döngüsünün merkezini sürekli işgal etmeyen/işgalci olmayan aşk. Bence, karşı taraf sevsin-sevmesin, istesin-istemesin; fertler arasında ayrı yaşanan aşkın meyvesini yiyip, severek yaşayan taraf; karşı tarafa gönül ve beden kapısını her zaman açık bırakmalı, aksine insafsızlık ve nankörlük olur. Sevgi her zaman karşılıklıdır mantığı ve öz deyişi toplumsal cehalettir/ olmayan dağdan kar istenmez. Belki de gerçek pozitif karşı cins aşk’ın birinci kuralı budur. Sevda (Aşk) aşılmaz bir iksir mi? Bazen. Karşı cins sevdayı (aşkı) önce yakar, karşılık görmezse duygusal sakatlık yapar. Karşılık görünce duygularını coşturup diriltir ve yaşam döngüsünün merkezini işgal eder; ya doyurur, ya doyumsuzluk verir ya da muğlak seyir eder. Bağımlılık yaptığı için diyetle yaklaşılmalı. Aşkı yaşamayanın/ların; her yaştaki inasanların aşkına saygı göstermesi beklenmemeli-aşk cahilidir. Eğitimde en az bir derste; sevda (aşk) ve sevgi halvetini yaşayan her yaşta ki aşık insanlara; sevdaya (aşka) saygı-sabır dersi öğrencilerimize verilmeli. Aşkın en güzel ve akılcı tarafı; insanı dünyadaki saplantılarına kör etmesi, sanal dünyamızdaki zavallılığımızı bize kanıtlaması (insanın nefsini tanımasına yardımcı olması) ve pozitif aşkın güzelliği nedeniyle insanın güzel yaradılışını kanıtlamasıdır. Karşı cins aşkının güzel diğer bir tarafı da, güzel-çirkin-akıllı-zeki, küçük-büyük, genç -yaşlı... vb. tabusunun olmayışıdır. Kısaca her yaratığın aşkta hissesi 90-60-90... vb Afrodit-dünya mantığının saçmalıklarına bağlı değil, adil olmasıdır. Top model 170, 90-60-90 ölçüleri safsatası, bu beden ölçülerine sahip olmayan insanlara karşı; cehalettir, terbiyesizlik ve bölücülüktür. İnsanda her ölçü kendi aşkında güzel ve özeldir. Ör;armut ölçüleri, sırık ölçüleri, fidan ölçüleri… Vb Güdük aşkların hepsi; ölüme veya dirilmeye muhtaçtır. Keşke çöplükteki tüm ölü aşkları (Kerem ile Aslı, Leyla ile Mecnun... vb) tevhitle diriltmeye talip bir çift olsa. Ben bu çöplüğün taliplilerindenim yani çöplükteki aşkların kıblesini kelime-i tevhitle yaşatan ve Güneşteki füzyon misali doyuran aşkta diriltmeye talibim. Gerçek aşkın hayat hakkı önceden tahsis edilmiş gibi, yaşar bazen ölür ama gene dirilip yaşayacaktır. Sevda (Aşk) Ve Sevgi İçin Duam;Ya Rahman Rabbim! bana göre her insan insanlık, çözmecesinin bir parçasıdır. Geçmişten geleceğe, tüm yarım, ortalıkta kalmış, eksik, israf olmuş...özgün sevgilerden örülü insan sevgisi tarlasına kurulu; tüm yarım kalmış, eksik, israf olmuş... özgün aşkların taşlarından örülü bir tane insani sevda (aşk) köşkünü dilerim sizden. İçinde prensesim ve kraliçem yaşasın beni, ihtiyaç duydukça hep yanında olayım paylaşayım her şeyimi. -Bir kanadım geçmiş, bir kanadım gelecek, -Bir parçam kız, bir parçam delikanlı insanım, -Bir kanadım geçmiş, bir kanadım gelecek, ebedi sevda (aşk) köşküme uçuyorum. - Doğadaki güneşlerin hidrojenden ve helyumun nükleer sevda (aşk) ürünü ışığın kâinat topraklarına ekilişinden daha hayırlı sevda (aşk) ve tefekkür ürünü üremekdilerim. Sevda (Aşk) geminizin Titanik olmasını istemiyorsanız; Önce Allah CC sığınıp yardım dilemek (Aşkın 1.Kuralı) Ör. İki gönül bir olsa da samanlık her zaman seyran olmazın kanıtı;Ferhat ile Şirin, Kerem ile Aslı, Leyla ile Mecnun. Verilen sevgiyi sadaka etmekten başka çareniz yok gibi (Aşkın 2.Kuralı). Yoksa sonuç çoğunluğun tarif ettiği gibi olur. Aşkın keyfi ve ömrü; Güneş, Dünya ve Ay arasındaki mesafeden daha hassas ve nazikliğe bağlıdır. Bazen ebedileşmesi için;dünyada meyve verip ölmesi gereken aşklar vardır. Yani karşı cins aşkın meyvesiz ebedileşmesindense, meyve verip veya bedenen bir arada yaşanması gerekir. Evlilik, anlaşarak uzaklaşma ... Vb şekilde somutlaştırılmayan karşı cins aşkını eksik kabul etmek(Aşkın 3.Kuralı). Ruhban sınıfın sevda (aşk) ve sevgisi tek bedende sanal yaşanan aşktır. Bu İslamiyet’te ruhbanlık olup, makbul değildir ve geçersizdir. Çok özel hallerde (bedensel, zihinsel zorunlu nedenler) geçerlidir. Budanan ağaç misali, ömrünü bitirip yeniden dirilmesi daha hoş gözüküyor. Karşı cins aşkının meyveleri (yaşanmışlar, yaşananlar, çocuklarımız, ... Vb) özel ve çok yönlü ebedi güzeldir. Filmi izleyin Sevda (Aşk) tabanına göre bu dünyada 4 çeşit insan vardır; 1-Aşka malzeme olanlar;yakanlar ve yananlar 2-Aşkı yaşamış ve yaşayanlar;doyuma ulaşanlar ve dolu dolu yaşayanlar/hidrojen ve helyumun füzyon aşkı. Güneş yaradılışın cadı kazanı değil, helyum ve hidrojenin bitmeyen sevdayı (aşkı) gibidir!! 3-Aşkı yaşamamış olanlar;aşk cahilleri 4-Diğerleri(bilinmeyenler). Bu dünyada, belki de karşı cinslerin sanal dünyalarının fermuarını kapatmak ve bir arada ayakta tutmak için, sevda (aşk) her yaşta gerekli sanal bir olgudur.Karşı cinsi ben size sevdirdim (ayet) 1, 2, 3, 4, 5. İpucu;belki de sevda (aşk) aşığı hipnotize ettiği sürece geçerli ve gücünü gösterir. Sevgi Nedir? Hayat Döngümüzde, Sevmek, Hoşlanmak, İlgi Duymak ve Beğenmek avramları arasındaki ayrıcalık ve özgünlüğü bilmeyiş bizi kavram, düşünce ve eylem yanılgılarına götürür. - İlgi Duymak; hedefteki yaratığın bazı özgünlük ya da ortak payda şeylerinin dikkatinizi olumlu yönde çekiş halidir. - Beğenmek; hedefteki yaratığın bazı özgünlük ya da ortak payda şeylerini tasdik ediş ve kabulleniş ola ki örnek alış ya da örnek oluş halidir. - Hoşlanmak; hedefteki yaratığın bazı özgünlük ya da ortak payda şeylerinden keyif ve zevk alış halidir. - Sevmek; bir insanın, toplumun ya da yaratığın/ların, tüm istendik ve istenmedik aşkın değer yargılarının sonucuna ya da her şeyine katlanabilir ve hoş görebiliyorsanız onu seviyorsunuz sonucunu çıkartabilirsiniz. Bu sonuca ulaşamıyorsanız onu kesin seviyor sayılmazsınız. O zaman sizin ona ilginizin adı sevgi değil; hoşlanmak, beğenmek, ilgi duymak… Vb. başka bir şeydir. Evliliğe karar verirken bu duruma dikkat etmek gerekir. Sevgisiz, moralsiz, parasız… Vb siz normal düşünüp yaşayamıyorsanız o zaman siz sevgi, moral, para… Vb. bağımlısınasınız sonucu çıkar. Sevgiye, aşka, paraya… Vb. her zaman güvenilmez ya da güvenilmemeli bence. Böyle insanlar size güvenmeli ve bu duyguları sadaka edebilecek kadar eğitimli olmalısınız. Ola ki peygamberler ve İslam âlimleri böyle idiler. - Aşık veya Sevdalı; sevdiğiniz yaratığın her şeyine pozitif tutkuyla/larla-beğenilerle bağlı ve onun her şeyini her şeyinize endeksli yorumlayarak zevk alıyorsanız ona aşıksınız belirtilerini ifade eder. Güdük veya gerçek sevgi çeşitleri vardır. İş, aş, para,çocuk, erotik, ilahi, karşı cins, dünya, ahret, doğa, doyumsuz, doyuran, doyumlu ... Vb tanımı, genellikle yaşantıya-yaşananlara bağlı olarak değişir. İlahi sevgi ve istisna hariç, sevgi köken itibarıyla hayvani-nefsidir. Merhamet ilahi/peygamberi ve insanidir. Sevgi;akıl, ruh ve vicdan sahibi yaratıkların bir veya birden çok şeye (çeşitli yaratık ve kişiliklere); genellikle karşılıksız; haz duyma, zevkle ve keyifle kuvvetli ilgi-afinite duyma-besleme duygusudur. Yada nefret etmenin tersidir. Sevilmeye muhtaç olan -gereksinim duyana/lara ikram edilen duygu ve duygulardır. Özellikle; çok çok sevilmek isteyen, ilgi ve şefkatten çok çok haz duyan-keyif -zevk alan ve her an bu durumu yaşamak isteyen/lerde çok önem taşır. Sevgi; dikkat, ilgi, şefkat, merhamet, huzur, mutluluk, doyum, ruhsal denge, cömertlik,pozitif paylaşımla ... Vb ile beslenir ve olgunlaşır. Özellikle sevgi ile büyüme, beslenme ve yaşamak; anne, anne adayları ve çocuklar açısından büyük önem taşır. Yani yeterince dikkatleri yoğun olarak üzerine çekme gereksinimi duyan yaratıklarda, romantiklik büyük önem taşır. Ör.bazı hayvanlar-yavruları, tüm çocuklar, bazı özel erginlerde. Sevginin liyakati, sanki sevda (aşk) ve merhametle birlikte sadece ehline ilişkilendirilmesi daha mantıklı gözükmektedir. Aksi taktirde bu günkü gibi: insanların sevgilerini, aşklarını; hayvanlara, eşyaya, doğaya, tabulara, idler, putlar (idoller), robotlara, paraya, spor, takım tutma, oyundan kumara... vb şeylere yoğunlaştırması ve tevhit etmesinin cehaleti sonucu; aşkta hayır görmeyen, ilgi ve şefkate muhtaç,cinsel doyumsuzluğa sahip(bu konuda; her an hep aç) insan yavruları ve erginlerinin sayısı artmıştır. Bunun acil önlemleri de;doğa, idolar, putlar (idoller), amaçlar, eşya ve hayvanlara merhamet- mantığın yeterli bir liyakat olduğunu;bilimsel verilere dayalı, eğitim - öğretimle verilmesidir. Geçmişte, bu gün ve gelecekte; çöplüklerdeki aşklar, can yakan aşklar, zorunlu aşklar, can alan aşklar, intihar, namus davası, töre zorunlu aşkları... Vb israf aşklardaki sevgi duygularının insan canlı bedenlerine tevhit edilmesi veya güncellenmesi (bedellerinin diriltilmesinin) yolu doğaya ve eşyaya, amaçlara ... Vb sarkan sevginin liyakatini doğru havuza tevhit etmekten geçer. Sonra bu zengin havuzdan; karşılıksız aşklarında saygılı bir hayat bulacağından emin olabiliriz. Uzun vade de deneyimlerden de yararlanılarak öğretim, öğrenim ve eğitimin tarlasına bu fikirler ekilir. Gelecekte; uzay çağında da, sevgi havuzunun yaşaması için;doğa, eşya,idolar, putlar (idoller), amaçlar, uzak mesafelere ve farklı kültürlere rağmen; yaşayan, insan sevgi ve sevda (aşk) duygusunu haklı özgünlüğünün; yok olması veya güdükleşmesine karşı; peygamber ahlakı kurallarıyla donatılmış(bu günkü aşklar;güdük, edepsizlikle yozlaşmış, doyumsuz ve dejenere olmuştur) güçlenmiş, yararlı "Edepli Settar Sevgi veSevda (Aşk) Havuzu" ayakta durur.1, 2, 3, 4, Filmi izleyin İpucu; Sevginin gücü her zaman her şeye yetmez. Sevgi, sevda (aşk), para… Vb birer ihtiyaç olabilir ancak bunlar her zaman karşılıklı olmamalı, bunlara güvenilmemeli ve ihtiyaç sahiplerine sadaka edilip zekatları verilmelidir. Dünyadaki; sevda (aşk), sevgi, para, onur…Vb dilencileri, kölelerini ve/veya fakirlerini düşünün. Demirkuş 2011 Sevgi harcı ve mantık malzemesini bir arada düşünün. Çiçeklerdeki bal özü insandaki sevgi havuzcuğunu, bal özü için çiçeğe gelen böcekler ve tozlaştırıcı rüzgar gibi… Vb tozlaştırıcılarda sevginin hatırına yapılan iş ve/veya işleri yapanlarda; sevda (aşk) ve evlilik hatırına iş yapan her türlü iletişim ve/veya iletişim araçlarıdırlar. Demirkuş 2011 Sevginin gücü genellikle sevgi var oldukça vardır. Belki de sevgini gücü güvenilir değildir. Örneğin birine âşıksınız ve sevginize fren ve kement vuramıyorsanız ve karşı tarafta sizi sevmiyorsa bu sevginin gücüne nasıl güvene bilirsiniz. O halde sevgi her zaman güvenilir değildir. O zaman sevgi karşılık bulursa belki gücü olabilir değilse sevenin kemendi bazen da felaketi olur. Belki de sevgi karşılık bulunca ak bulmayınca kara delik gibi iş görür. Demirkuş 2010 Belki de sevgisiz gerçeklerle ayakta durmayı başarmak ve sevgisini; çocuklara, sevgikoliklere(sevgi miskinlerine) ve güçsüzler sadaka etmek daha evladır. Arzularımızın, istemlerimizin, ihtiyaçlarımızın, tercihlerimizin, tutkularımızın ve içten gelen duygularımızın… Vb kapanlarının kenetlendiği hedefler ya da kenetlenenlerin kenetleyenlerin kişide tevhidin hayat bulması sevgi adını alır. 1-Hayvani sevgi 2-Fıtratı sevgi 3-Rahmani sevgi 4-Şeytani Sevgi 5-Erotik ve Cinsellik Sevgisi(karşı cins, sevgisi) 6-Doğal Sevgi (annelik, akrabalık.. Vb) 7-Diğer Sevgiler |
EĞİTİM, ÖĞRETİM ÖĞRENME İLE İLGİLİ;YANLIŞ, BİLİNMEYEN VEYA EKSİK BİLİNEN ÖNEMLİ BAZI KAVRAMLAR VE İNSANIN BAZI SANAL ARAÇLARI |
| Bilgi Nedir? Doğadaki sübjektif-objektif yaratık(nesnel), olay, süreç ve olgularla ilgili genellikle duyularımızla zihnimize özümsenen, alınan, giren ya da genlerimizde var olan(fitrati-yapısal bilgi) veya zihinsel operasyonla ürettiğimiz ürünlerin zihnimizde bıraktığı; dinamik anlamlı imaj, görüntü, ses, kavramsal ve ilişkisel...Vb bilgi birimleri ya da kalıntılarıdır. Bilinçli veya bilinçsiz edindiğimiz bilgileri zihnimize-belleğimize yerleştirip, gerekirse bu bilgileri kullanarak yeni bilgiler üretiriz. Kısaca bilgi; duyuşsal olarak maksatlı ya da maksatsız edinilen ya da zihinsel olarak üretilen; bilinçli ve bilinçsiz beynimize ve zihnimizde kodladığımız; anlamlı imaj, görüntü, kavram, ilişkisel ...Vb bilgi birimleri ya da veri halleridir. Bilgi, bilimin havuzu içinde yer alır. İşlenmesi ve hayata uygulanması için bilim gereklidir. Bir bakıma bilgilerimiz sahip olduğumuz bilimin veri tabanlarını teşkil ederler. Dağarcığımızdaki bilgilerimizi yazılı dil ve lisanla ifade ederken; kavram, isim, kavramisim, resim, üç boyutlu cisim, davranış, ima … Vb şekilde ifade ederiz. Bilim; zeki yaratıkların çevresine uyum, gelişim, çevresini ve kendilerini; konumlandırış, tanıyış ve kullanış aracıdır. Bilgi ise bilim ve ilimin veri tabanıdır. Bilim yaratıkların geçici enerji yaşam döngüsünde deneyim, öğretim, öğrenim ve eğitime dayalı ortaya çıkardıkları ilim versiyonu ürünüdür. İlim, ezeli, ebedi ve Baki olan Allah CC Âlim Sıfatına tabiidir ve ölümsüzdür. Aslında bilimin kökeni de ilimdir. Sanki bilim doğa kökenli canlı ve yarı canlı yaratıklar tarafından eşyayı ve tüm yaratıkları tanıyış, kullanış, amaçlı konumlanış... Vb düşünsel dikitlerini temsil eden bilgi tabanlı düşünsel işletim sistemi gibi bir araçtır. İlim ise ilahi/peygamberi kökenli olup, eşyayı, tüm yaratıkları ve kendini tanıyış, kullanış, amaçlı konumlanış... Vb düşünsel sarkıtları temsil eden bilgi tabanlı düşünsel Akıl işletim sistemi gibi bir araçtır. Yaratıkların genetik, fıtratı, deneyimleri ve ilahi/peygamberi kökenli ölümlü ve geçici hayata uygulanan ilim versiyonuna bilim deniyor. Bilim ve ilim mürşit olamaz ancak araçtırlar. Ör. Peygamberler; Peygamber Ahlakı Münşidirler. Ünlü bilim uzmanları; sahalarının mürşididirler. İnsanlarda bilim ve doğa insanı değil Allah CC insanıdırlar. Onun için Bilim-İlim İnsanı, Bilim-İlim Adamı, Bilim-İlim Kadını Kavramları bazı insanlar için yanlış ve liyakatsizdir. Bilim Uzmanı, Bilim Eksperi, Bilim-İlim Ustası, Bilim-İlim bilirkişisi, alimi kavramları bazı insanlar için daha liyakatlidir. Bilim; ilimin yaratıklardaki; irsi ve/veya sonradan öğrenilen ya da üretilen hayatla ilgili ölümlü-sonlu örüntüsü-örgüsü gibidir. Bilgi; insan zihninde, kavram, resim, şekil, imaj, ses, görüntü … Vb şeklinde kodlanmış insan zihninde üretilen ya da doğal ve sanal kaynaklı yaratık, olay olgu, süreç… Vb şeylerin karşılığı olan enerji halleridir. Genel anlamda bilgi; doğadaki, sübjektif-objektif(nesnel) canlı-diri yaratıklar dünyaya geldiklerinde genlerinde yapısal olarak kısmen var olan buna ilaveten, süreç, olay olgular... vb şekil de zihinsel asimile(özümsenen) olunan veya rüya ile, trans ile, düşünerek, zihinsel operasyonla üretilen ürünlerin zihinsel(düşünsel kayıt), beyinsel(organik kayıt) havuzda diğer bilinenlerle ilişkisel kayıt edilen; ses, görüntü, imaj, sembolik kod, eylem, ... Vb dinamik kalıntılardır. Bilgi zeki yaratıkların çevreye uyum ya da yaşamak amacıyla bazen canlıların genlerindeki yapısal değişiklikler sonucu genetik yapılarına ya da sistemlerine kayıt edilir. Ör, Yerküresi bedenine insanların liyakatsiz etkisine, yer küresi yeni koşullara uyun için; kendisini ve iklimsel rejimini yeniden düzenleyerek depremler, aşırı yağışlar ve küresel ısınma ile tepkisel uyum gösterdi. Örneğin. bakterilerin antibiyotiklere karşı genetik direnç geliştirişi. Canlı, cansız ya da yarı canlı yaratık sistemleri; değişen çevre koşullarına ya da çevreye uyuma zorlandığında sistemin ilk yapısında değişiklik yaparak yeni kombinezon bilgileri içeren ya da sahip sistem olur. Ör. bir ekosistemin küresel ısınma sonucu oluşan yeni çevresel koşullara yapısal değişimle tepki göstermesi. İnsan ruhunda ise doğa ve hayvani-meleği doğa ötesindeki öğrenebileceği ya da gereksinim duyduğu hemen her şeyin ilim olarak meleği(kusursuz) yeterince karşılığı vardır. Ruh Allah CC emaneti olduğu için hemen her şeyin özünü içeren ve sadece akıl işletim sistemi verilen yaratıklara üflenmiş olup bu yaratıkların hayvanlardan ve cansızlardan farklı olarak akıllı yaratıkların nefsini (Kendisini) ve Rabbini(Allah CC'Yİ)tanımasına yardımcı olur. Ola ki ilkel, doğal, cahil ve vahşi insanımsılarda (Adem AS öncesi ve sonrası bazı cahil insanlarda) Ruh yoktur. Bu nedenle Allah CC'Yİ ve kendilerini tanımazlar. Ola ki onun için cahillerde uzak durun diye ayet ve hadisler vardır. Bilgi; bilimin (nesnel + sanal+düşünsel+dijital/hesabi insani bilim) ilimin (tüm bilinmeyen bilimler, nesnel + sanal + düşünse + ilahi ... bilim)... vb beynimizdeki ve zihnimizdeki farkında olduğumuz ve olmadığımız bilgi birim alt birimleri ya da veri tabanı olan birim (görsel, işitsel, görsel+işitsel, hissel, duyuşsal... Vb) enerji hallerinin karşılığı gibidir. *İnsan genellikle sahip olduğu bilginin; ya bilmezi, ya cahili, ya alimi, ya sakatı ya da hamalıdır!! İnsan; doğru kullandığı bilginin alimi, kullanmadığının hamalı, eksik ve yanlış kullandığı bilginin sakatı ve bilmediği bilginin cahilidir. Demirkuş 2008 *Çocuklarımızı ve öğrencilerimizi; zamanında gerçek bilgilerle donatmazsak, onun yerine çocuklarımızın zihinleri yanlış, eksik ve hurafe bilgilerle doluşur. *Toplumsal olarak geri kalmanın bir sebebi de budur. *Öğrencilerimizi sıfırdan, üniversiteyi bitirinceye kadar sadece fen ve toplumsal bilimlerle ilgili bilgilerle donatmak yeterli değildir. Peygamber Ahlakı yönünde eğitici bilgi ve uygulamalardan (eğitimden) yoksun bırakmak geleceğimiz için büyük bir risk ifade eder. Bilgisayar;çeşitli tek düze enerji halinden-hallerinden;görsel, işitsel, görsel-işitsel... vb idrak edilebilir, kullanılabilir mekanik(robotlar) ve sanal enerji hallerini üreten yarı nesnel-yarı sanal araçtır. Algıda Değişmezlik Kuramı Nedir? Öğretim Öğrenim ve Eğitim de Nasıl Uygulanır? -Algıladıklarını/a, Düşündüklerini/e, Yaptıklarını/a… vb Doğru Anlamlandır, Doğru Öğret ve Doğru Anlam Yükle !!! -Herhangi bir şey bedenen- zihnen sağlam insanlarda aynı tepki ve anlamı uyandırıyorsa algıda değişmezlik oranı %99 dur. Örneğin, renk kavramını anlatırken beyaz bir kağıdı gösterelim. Bu kağıt ne renktir? Alınan yanıt;ya beyaz, ya pür beyaz veya kirli beyaz olmalıdır. Üçü de doğru yanıt kabul edilirse bu örneğin algıda değişmezlik oranı %99 dur. Diğer renklerde bu oran daha düşüktür. Örneğin ölmüş bir insan konuşmaz örneğinde algıda değişmezlik oranı %99 dur. -Öğretim, öğrenim ve eğitimde kullanılan envanterin algıda değişmezlik ve değişirlik oranları çok iyi bilinmesi gerekir. -Sorulan soruların, ders notlarının, her cümlenin, kavramın, kavramisimin, isimin, görüntünün, materyalin, filmin... Vb her envantere ve bilgi birimine ait kontrollü denemelerin sayısı arttıkça algıda değişmezlik oranın geçerliliği mutlaka bilinmelidir. Örneğin her fıtratta 3 kişinin bulunduğu yatılı okuldaki kontrol grubu öğrencilere sorulacak her seviyedeki tüm soruların yanıtlarına kontrollü olarak çalıştırılır. Sonra sınavda tüm sorular sorulur. -Öğrencilerin verdikleri tüm yanıtlara bakılır ve soruların algıda değişmezlik oranları hesaplanarak ortaya çıkarılır. -Sorular için bu kontrollü denemelerin sayısı arttıkça alınan sonuçların anket ortalaması algıda değişmezlik oranı o kadar sağlıklı ve net elde edilir. Diyelim bir soruda algıda değişmezlik oranı %99 sa o sorunun değeri;100 üzerinde 9, algıda değişmezlik oranı %70 se sorunun değeri 100 üzerinde 7 veya değişik kat sayılar uygulanarak sorunun algılanabilirlik derecesiyle temsil ettiği puanın değeri arasında bir doğru orantı mantığı vardır. Böylece her sorunun algıda değişmezlik puanı belirlenip soru bankası oluşturulur. -Bu mantıktan hareketle;eğitimde kullanılan;her sorunun, ders notunun, cümlenin, kavramın, kavramisimin, isimin, görüntünün, materyalin, filmin... vb her envanterin algıda değişmezlik oranı belirlendikçe eğitimde sıhhatli iletişim ve bilgi aktarma oranı verimi artar. -Öğrencilerimizin bildiklerine doğru empati duymak ve onları doğru tanımak amacıyla (tanımaya endeksli) sınav sorusu sormak ne demektir? -Algıda değişmezliğin hedefine ulaşmak için fıtrat çeşitliliğine dayalı öğretim, öğrenim ve eğitim yapmak ne demektir? -Bazen dersi hazırlarken, dersi anlatırken, soru sorarken, duygularımızı mekanize ederken, sesimiz, vücut dilimiz ve yüz ifadelerimiz … Vb mümkün olduğu kadar kullanmak gerekir. Bazen gerekirse çok örneklilik, çok başlık koyma ve çok yönlülük ilkesine uymak çok büyük önem taşır. Çiçek kavramını ilk defa öğretirken; 1-Tek bir çeşit gelincik çiçeğini örnek verelim. 2-Her çiçek durumu tipini temsil eden birer çiçekten oluşan çok örnekli bir çiçek grubunu örnek gösterelim. -İkisi arasındaki farkı anlamaya çalışın. -Farkındalıklarını kavramaya çalışın. - -Bu durumu konu başlıkları içinde düşünün. -Öğretim açısında bazen bir içeriğe birden fazla başlık vermek daha yararlı olabilir. -Bu durumu farklı zihinsel fıtrat ve zihinsel kavram ilişki ağına sahip öğrencilerin olabileceği ile ilişkilendirmeye çalışın. Ör.”Materyal Geliştirmede Teknoloji Çeşitleri” tek tip başlık verelim. Aynı içeriğe; Materyal Geliştirmede Teknoloji Çeşitleri Materyal Çeşitleri, Materyal Grupları, Materyallerin Sınıflandırılması. Başlıklar arasındaki farkları anlamaya çalışın. Ör. Bilgisayara Veri Nasıl Aktarılır? Bilgisayara Veri Aktarmak. Bilgisayar Ortamına Veri Aktarılması. Nesnel Araçlardan Bilgisayar Ortamına Materyal Görüntüsü Aktarmak Geçmişten Geleceğe Algıda Değişmezlikle İlgili Kavramların Duyuşsal-Düşünsel Uygulanışı ve Kullanılışı; 1-Görsel, işitsel, tatsal, dokunsal, kokusal, düşünsel, zihinsel, hissel, sezgisel… Vb her şeydeki Algıda değişmezliğin sınırları ve özgünlüklerinin bilinmesi çok büyük önem taşır. Algıda tek yönlü anlam taşıyan; görsel, işitsel, tatsal, dokunsal, kokusal, düşünsel, zihinsel, hissel, sezgisel… Vb her şey. Örneğin,beyaz renk, ses, tat, 2-Görsel, işitsel, tatsal, dokunsal, kokusal, düşünsel, zihinsel, hissel, sezgisel… Vb her şeydeki Algıda kaynaşıklığın;kökendeş (homolog) ve şekilsel benzerliğin (analog) sınırları ve özgünlüklerinin bilinmesi çok büyük önem taşır. Algıda kaynaşıklığın sınırlarının kavramsal benzerlik açısından; algıda cinaslı veya çok yönlü anlam taşıyan; görsel, işitsel, tatsal, dokunsal, kokusal, düşünsel, zihinsel, hissel, sezgisel… Vb duyuşsal, anlamsal ve algısal farklılık gösteren ancak kavramsal yazılım-söylem açısından benzer her şey.Ör.cinaslı kavramlar, su gelir güldür güldür, mendilim dolu güldür. 3-Görsel, işitsel, tatsal, dokunsal, kokusal, düşünsel, zihinsel, hissel, sezgisel… Vb her şeydeki Algıda değişirliğin bilinmesi çok büyük önem taşır. Kavramsal ve söylemsel olarak aynı fakat gerçek anlamda algısal olarak; görsel, işitsel, tatsal, dokunsal, kokusal, düşünsel, zihinsel, hissel, sezgisel… Vb olarak farklı algıda olmasıdır. Algıda değişirliğin cinaslı değişken ara yüzü vardır; algıda cinaslı veya çok yönlü anlam taşıyan; görsel, işitsel, tatsal, dokunsal, kokusal, düşünsel, zihinsel, hissel, sezgisel… Vb duyuşsal, anlamsal ve algısal değişirlik gösteren her şey.Ör. cinaslı kavramlar, su gelir güldür güldür, mendilim dolu güldür. Örneğin,şekilsiz bir objeye neye benziyor sorusuna verilen yanıt,ya da kişilere göre değişken algısal anlam uyandıran; görsel, işitsel, tatsal, dokunsal, kokusal, düşünsel, zihinsel, hissel, sezgisel… Vb her şey. 4-Görsel, işitsel, tatsal, dokunsal, kokusal, düşünsel, zihinsel, hissel, sezgisel… Vb her şeydeki Algıda değişkenliğin bilinmesi çok büyük önem taşır. Algıda değişken anlam taşıyan ya da fertlerde değişken anlam taşıyan; görsel, işitsel, tatsal, dokunsal, kokusal, düşünsel, zihinsel, hissel, sezgisel… Vb her şey. ör;güzellik, çekicilik, iştahlandırıcılık, lezzet, erotiklik… Vb kavram özgünlüklerinin fertlerdeki farklılığı. 5-... vb Geçmişten Geleceğe Algıda Değişmezliğin Düşünsel İlişkisi ve Uygulanışı 1-Geçmişten geleceğe tüm yaratıklara ait, doğa-doğal-kültürdeki;eylem, yaratık, olay, olgu, süreç… Vb aynı dilerdeki kavram, kavramisim, isim, deyim, cümle, mısra … Vb karşılıkları farklı olan durumların özgünlüklerindeki liyakati, marifet ve önemi bozmadan algıda değişmezleri(sabiteleri) en doğru sayıdaki seviyeye nasıl yerleştirirdiniz? 2-Geçmişten geleceğe tüm yaratıklara ait, doğa-doğal-kültür dillerindeki kavram, kavramisim, isim, deyim, cümle, mısra … Vb bazda aynı fakat eylem, yaratık, olay, olgu, süreç… Vb karşılıkları farklı olan durumların özgünlüklerindeki liyakati, marifet ve önemi bozmadan algıda değişkenleri en doğru sayıdaki seviyeye nasıl yerleştirirdiniz? 3- Geçmişten geleceğe tüm yaratıklara ait, doğa-doğal-kültürdeki geçişkenlik gösteren; eylem, yaratık, olay, olgu, süreç… Vb ve kavram, kavramisim, isim, deyim, cümle, mısra … Vb arasında özgünlüklerindeki liyakati, marifet ve önemi bozmadan algıda değişenleri en doğru sayıdaki seviyeye nasıl yerleştirirdiniz? 5- Geçmişten geleceğe tüm yaratıklara ait; eylem, olay, olgu, süreç… Vb kavram, kavramisim, isim, deyim, cümle, mısra … Vb arasında algıda uyumları en doğru sayıdaki seviyeye nasıl yerleştirirdiniz? 6- Geçmişten geleceğe tüm yaratıklara ait; eylem, olay, olgu, süreç… Vb kavram, kavramisim, isim, deyim, cümle, mısra … Vb arasında algıda ortak paydaları (benzerlikleri) en doğru sayıdaki seviyeye nasıl yerleştirirdiniz? Düşünsel Mantık İpuçları;Sağlıklı İnsan Bedeni, Bilim, Gen havuzu, Her Bilgi Birimi… Vb; Değişmezlerini, Değişenlerini, Değişkenlerini, Geçişkenlerini Bir Örnekle İzah ediniz. Mucit Kimdir (İcatçı)? Genellikle doğal, yarı doğal, yapay, sanal ya da benzeri olmayan mantıklara dayalı olarak;sanal, yarı nesnel veya nesnel araçları (sanal-gerçek araç ve gereçler olarak) hayata uygulanabilir hale getiren ya da icat eden kişiye denir. Ör1,Thomas Alva Edison Teknoloji Mucididir. Ör2. Budistlerin Lideri Buda bir doğal ahlak-din mucididir, Peygamberler din mucidi değil Allah C.C.’HUN elçisidirler. Bunu itiraf etmiş ve gönderilen Allah C.C.’HUN önceki tüm dinlerine ait suhuf ve kitaplarının kurallarına tabiidirler. |
| A- Akıllı, Zeki ve Doğal tasarım ne demektir? 0,1, 2, 3, İpucu;Akıllı tasarım peygamber ahlakıyla doğru orantılı tasarım demektir. Peygamber ahlakıyla uyum içinde olma bağlayıcı kuralı varsa akıllı tasarımdır.Genellikle ahlaki değerler ve ilimle ilgili tasarımlardır. ör.Peygamberlerin ayetleri ve Allah CC sözlerini-kelamını üzerine uygulayarak, peygamber ahlakıyla donatılmış eylemleri (hadisleri) üretmesi kısmen kontrollü akıllı tasarım ürünüdür. Zeki tasarım olaylar arasında mantıklı pratik, sonuca hızlı götüren her zaman peygamber ahlakı kurallarıyla örtüşümü bağlayıcı olamayan güdük ve mono tipik madde, doğa ve dünyevi tabanlı tasarımdır.Genellikle bilimsel çalışmalar, nefis ve bilimle ilgili tasarımlardır. ör.patojen, müsrif teknoloji, Budizm ahlak kuralları zeki tasarım ürünüdür.(Filmleri izleyin 1, 2 ) Akıllı tasarıma örnek; doğrubilen bilmeyene, haklı güçlü kendini zayıfa yararlı olabileceği mesafede ayarlamalı düşüncesi akıllı tasarımın ürünüdür. Zararlarından emin olmak ve toplumun menfaati için;münafık, mümin, cahil, kafir, ateist, âlim, zalim, müzik dehaları, çizim dehaları… Vb sıra dışı karizmatik insanları zamana bağlı olarak periyodik sınava tabi tutmak (her seviyeye hitap eden soru havuzu) ve bu fertlerin orijinal tip örneklerini baz alarak; insani karakter tip örneği havuzu oluşturmak. Sonra öğrencilerimizi aynı soru havuzunda değerlendirmelere tabii tutarak;fıtratlarının geleceğini sonuçlardan benzetimle bulmaya çalışmak. Önermesi akıllı tasarıma bir örnektir. Allah C.C.’HUN dinleri akıllı insanların (akıl sahipleri) hayat döngüsündeki arayışlarına; bedenen ve zihnen yol gösterici ;anahtar- kilit (akıl-eylem/peygamber ve kitap) misali israfsız ve asrıyla kusursuz örtüşen, bir birini tamamlayan yaşam kuralları-yaşamın geleceği-her tercihin bedeli; kitaplarla ve peygamberlerin eylemleriyle (hadisler ve diğer eylemler) pekişerek/pekiştirilerek tamamlanmıştır. En son kitapla (Kuran-ı Kerim) inkişafın Allah C.C. tarafından tamamlatıldığı ve kıyamete kadar Kuran-ı Kerim’in korunacağı bildirilmiştir. Zeki ve doğal Tasarıma örnekleri;Zeki tasarım olaylar arasında mantıklı pratik, sonuca hızlı götüren her zaman peygamber ahlakı kurallarıyla örtüşümü bağlayıcı olamayan tasarımdır.Genellikle bilimsel çalışmalar, nefis ve bilimle ilgili tasarımlardır. Küresel ısınma zeki tasarım ürünüdür. Doğayı deşifre etmeye yönelik çoğu bilimsel çalışma planları zeki tasarımlara örnek teşkil eder niteliktedir. Olmayan sanal-gerçek olağan üstü ilahlara güçler inanma cehaleti. Budizm insanın doğal evrimin ahlak peygamberinin zeki ve doğal bir din tasarımıdır. Yani Budha; bir hırka, bir lokma felsefesi, riyazete ve istenmeyen sıfatları köreltmeye dayalı zeki bir din tasarımını geliştirmiştir. Küresel dinlerin ve gelecekte insanlar tarafından türetilecek uzay dinleri ya da kâinat kökenli dinlerin hepside zeki tasarım ve evrimin metriksinin ürünü dinlerdir. Zeki tasarım ürünleri için Filmleri izleyin 1, 2, 3 B-Doğadaki sanal, soyut ve somut gerçek (evrimsel) olaylara akıllı tasarım ile zeki tasarım modeli ile yaklaşımla bilimsellik arsında nasıl bir ilişki vardır? Hangi çelişkiler ortaya çıkar? İpucu; Evrimin akıl ve zeka ile ilişkisini düşünün, Akıl ve zekanın tanım ve konumunu düşünün. Bu iki kavram açısında kavram ve özdeyiş yanılgısına düşmemek için özen gösterilmelidir. C-Teoriler var olan sanal, soyut ve somut gerçekler veya sanal, soyut ve somut gerçek sonuçlarını açıklamaktan aciz varsayım mantıklardan ibaret güdük iddialardır veya görüşlerdir? Önermesinin eksiklerini tamamlayınız. İpucu; Sonuçlar ve gerçekler her zaman onların hakkında ileri sürülüne teorilerden daha değerli şeylerdir. Mantığından hareketle;gerçeklere veya var olan sanal, soyut ve somut gerçek sonuçlara mı kafa yoralım yoksa başkalarının %10 luk beyinlerin ürünü ileri sürdüğü güdük yorumlarını tasdik eden ve savunan bilim avukatlarımı olalım. Yada bilerek veya bilmeyerek % 10 luk beyinleri boğuşturmak için ileri sürülen teoriler için boğuşalım mı? D-İnsanın azminin elinden bir şey kurtulamaz, azmetsin insanın başarmayacağı şey yoktur? Koca bir yalan mı yoksa bir gerçek mi? Peki gerçekleri algıda değişmezlik mesabesinde nasıl doğru öğrenebiliriz. Önermesinin amacını açıklamakta; ahlaki ve sanal, soyut ve somut gerçek boyutlarını daha edepli bir dille eleştiriniz. İpucu;Geçekleri açıklamaktan ve anlamaktan aciz, hayvanlar kadar doğal döngülere katkısı olmayan % 10 luk kuş beyinli insanların ürettiği teorileri düşünün.10 tanemiz ancak bir adam ederiz. Dost gerekirse acı söyler. Bu soruları bedensel ve zihinsel boyutta önce ayrı ayrı sonra vardığınız sonuçları iki boyutla güncellemeye çalışın. Zihinsel olarak ürettiğiniz temel şeyi/leri neden bedensel olarak hayat geçirilmeyince önemi kayıp oluyor? İnsanın zihinsel ve bedensel;aşamazlarını-aşılmazlarını ilişkilendirmeye çalışın. Neden insanlar aşamazlarını, aşılmazlarını ve zafiyetlerin namuslu (namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb Rahmani ve/veya şeytani insanlarla; namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb kara cahil , kasti cahil ve/veya çocuksu cahil insanlar karıştırılmamalıdır), dürüst ve en güçlü odakla/larla paylaşmalı önermesini düşünün. İnsan cüzi bir ilme sahiptir (Ayet). Öğrenci Yanıtları Allah C.C.’HUN dinlerine semavi din deme cehaleti gelecekte büyük bir iftira ve kavram anarşisine neden olma olasılığı yüksektir (uzay çağında yer yüzüne doğru insan kaynaklı semavi dinlerin türemesi olasıdır). Bunun için bu kavram olgusunu; saygılı, ölçülü ve gerçekçi konumlandırmak yerinde olur. Bu herkesi şad eder. "Allah C.C.'HUN Gönderdiği Dinler" demek ne kadar güzelse onu sadece gönderdiği isimleriyle de anmak gerekir. Onu isimleriyle anın (ayet var). Allah C.C'HUNE isim takmak ne ayıp ve ilkel şeydir. Onu isimleriyle anmak daha güzel, ona saygımızın ölçüsünü gösterir. Kargaşaya engel olur. Ben güzel yaratık koca çocuk tüm insanlarımız için Allah C.C.’HUNE afları için yalvarmayı, dua etmeyi isterim ve değer bulurum. Allah C.C.'HUND'EN bana bunu nasip etmesini dilerim, Nasip olsa yaparım bu kıyağı insanlara. Gelecek nesillerin selameti açısından önem taşır. rakamdizini (barkot) sistemi ve mantığı varken; biz bilimde kargaşaya sebep olmasın diye milyonlarca hatta milyarlarca yaratığın Latince ismini öğrencilerimizin beynine kazıyoruz ya da kazıtıyoruz-kazıtılıyoruz. Gerekçesi de tüm dillerdeki bilgilerin; sağlıklı, iletişimi ve tevhit edilmesidir. Çevre ve din; Allah’C.C. gönderdiği ve birbirini destekleyen ve tamamlayan dinlerin inkişaf esnasında yeni dinlere uyum sağlayamayan veya değişmeyi ret eden din cahilleri ya da bazı art niyetli teolog ve bilim bilginleri (bilim insanları?!) doğanın doğal metriksi içine veya çarkları arasına ( evrimin metriksi) düşmüştür. Önermesinin safsata ve saplantılarını yazınız. İpucu;Varılan çevre, ahlak sorunlar, doğayı acımasızca hortumlamanın sonuçları ve primitif kavimlerin çizgilerini düşünün İslamiyet’te peygamberlerin, alimlerin ve İslam büyüklerimizin gösterdiği diyetle bu dünyada yaşansaydı bu günkü geri dönüşümsüz çevre koşulları ortaya çıkarmaydı? Yada bu dünya daha kaç yıl hastalanmadan yaşardı? Dünyayı obezce kullanmanın sonucu varılan obezite sorunu için bu gün bu diyet hayatına mecburiyetten mi döneceğiz. Dini Bir Reçete Gibi Okuyabilirsiniz; 1-Orda akıbeti belli ( yıkılacak ) bir kâinat var ve siz bu kâinatın içinde bir fertsiniz. 2-Bu kâinatı bedensel zihinsel olarak sağlıklı yaşamanız aşmanız için hemen her enerji seviyesinden kaynaklanan ve her seviyeye hitap eden;geçmiş, yaşayan ve gelecek ilgili kanıtlanmış gerçek örneklerle dolu( davet eden bir kitap). 3-Bu davet kitabının kurallarını yani farz ve sünnetlerini hayatına uygulatılan eşsiz peygamber ahlaklı ve en güzel insan (peygamber) davranış ve eylemleri sünnet olarak kayda geçiyor. 4.Sizden istenen;bu kâinatı sağlıklı yaşamanız ve aşmanız için uymanız gereken farzları (zorunluluklar ve gereklilikler) ve sünnetleri (peygamberin farzları hayatına ayrıntılı uygulamaları) samimi fıtratınızı zorlamadan (mezhepler fıtratların işlerini kolaylaştırmak için var) edindiğiniz alışkanlıkları hayatınıza uygulamak ve hayatınızla kanıtladığınız yaşama şekliniz ile örnek olamaktır. Yanı kâinat geçidini aşmak için mutlaka bu taşlara basarak yani farz ve sünnetleri hayatınıza uygulayarak aşmanız gerekiyor. Diğer olasılıklar kara deliklere çekiyor. 5.Sizin yapmanız gereken;samimiyetle bu kurallara fıtratınızın kaldırabildiği kadarını hayatınıza uygulamaktır. Buna inanmanız için üç yol tavsiye edilir. 1-Bu kuralları veya terslerini samimiyetle üzerine uygulayanları saptamaktır. Sonra deneyim ve bilgi sahibi olmak. 2-Kuralları kendi üzerinize en yoğun veya kaldırabileceğiniz kadar uygulayıp denemeler yapmanız. 3-Kuralların hepsini ve terslerini belli bir süre hayatınıza uygulamanızdır. Unutulmamalıdır ki Değişmek istemeyeni Allah CC değiştirmezmiş (ayet var). İblis hala haktan yana görünen münafıklarla namaz kılıyor. Değişmenin bedelini:bazen yanarak format yiyip değişen bir bilgisayar misalidir. Buna tahammül edemeyenlerin fıtratını dine zorlayıp perişan etmek, Allah.C.C isyana sürüklemek veya gizli nefret uyandırmak olup her taraflı kayıp ve zarardır. Sanki insanlar yaşam döngülerinde, Allah CC teslim olduğu oranda yaşam döngülerinde liyakatli verim alırken buna paralel olarak iç ve dış dünyasındaki her şeyin birliktelik veya tersi ya da diğer durumların gerekçesi daha anlaşılır hale geliyor gelir. Gerçek Hidayet Allah C.C.’HUNDENDİR. Bilimsel açıdan Allah C.C.(semavi dinler uzay çağında türeye bilir) dinlerin bütünleşik oluşunu ve reçetesinin doğruluğunu test için 3-4 öneri; 1-Dini kurallar metriksinde samimiyetle üzerinize belli bir süre uygularsınız aşamadığınız/aşamayacağınızı anlarsınız kazancınız bu olur. 2-Dini kurallar metriksinde samimiyetle tersini uygular güdük olduğunuzu anlamanız kârınız olur. 3-Bu kuralları samimiyetle; uygulayan, uygulamayan ve derbeder uygulayanlarla arkadaş olur yaşayarak öğrendiğin ve vardığın sonuç kârın olur. 4-Bu 3 sonuçta vardığın yargı ne olursa olsun samimiyetle;iraden, koşulların ve fıtratın ölçüsü oranında dinin reçetesini uygulamaya koymalısın. Her şeyin sadece senin kafana ve gönlüne göre neden ayarlanmaması gerektiğini öğrenmen kârın olur. Anlamsızlık ve mantıksızlığın ne kadar mantıklı ve gerekli direkler olduğunun diri örneklerini yaşayarak cahilleri tanıyınca öğrenirsin. Cahillerin hangilerinin; kader insanı, hangilerinin; eğitim, inadın, tercihin kurbanı ve ürünü olduğunu anlarsın. Herkes her şeyi bilseydi ya da tam tersi olsaydı hayat nasıl olurdu? O zaman cahiller niye vardır? Hastalıklar ve tercihler niye vardır? İbadet ve dua neden bitişik ve birbirini tamalar? Kainat ve her şey neden kafamıza göre değil de biz o sistemin bir parçasıyız? Her şey kafamıza/kafanıza-gönlünüze ya da emrinize göre olsaydı biz/siz nasıl birileri olurduk? Herkes Müslüman ya da tam tam tersi herkes ateist olsaydı nasıl olurdu? Tüm insanları inançlı yaratsaydım öldürür tekrar insanı yaratırdım (Ayet var) Sorularının yanıtları kendiliğinde çıplak ortaya çıkar. Neden Müslümanların ve bilen insanların inanmayanlara ve bilmeyenlere karşı doğru adreslerde duruş ve istendik hayır dua borcu olduğunu anlarsın. Münafıklığın büyük bir kısmının tercih ürünü olduğu kanaatine varırsın. Kısaca cehalet denizinden karşıya geçerken; sadece Allah C.C.’HUN peygamberlerine gösterdiği peygamber ahlakının geçit taşlarına basmakla karşıya ulaşılır. Bunun dışındaki tüm reçeteler cehalet denizinin kara delikleri gibidir. Münafıklar menfaatleri gereği her türlü reçeteyi gizli ve açık uygulayanlardır.Mazlum cahillerde (kocaman çocuklar) bu denizin (metriksin) yılmaz savaşçıları ve bekçileri gibidirler. Önermesini bilimsel açıdan yorumlayınız ? Neden? (cevap vermek zorunda değilsiniz). Yer küresinin kâinatın bodrumunda olması nedeniyle insanın zihinsel bedenine ve kalbine kâinat vurgunu etkisi yapar. İnsanın zihinsel olarak hayvani-meleği doğa ötesine inkişafına engel oluyor gibi!! Demokrasinin ana kartı ve takılı rejim sistemleri insanları geleceğe taşımakta doğal ve vahşi kalmıştır, Ör.Bu günkü sayısal Doğal (Vahşi) Demokraside bir delinin, velinin veya sıradan bir kişinin oyu aynı değerdedir? 1 Hidayet ÇEŞİTLERİ Hidayet;Bir insanın, kurumun, devletin... vb düşüncesinin kıblesini etkilemek amacıyla;sanal ve nesnel olarak zihin’ine;cebren, hile ile, ikna ile... vb yol ve yöntemlerle yükletilen mantık-bilinç işletim sistemidir. A-Yapay, Siyasi, Şeytani, ve/veya Deccal-i Hidayet (İlahi Hidayeti Taklit): Siyasi erglerin gerçekleyişi için, siyasi ve düşünsel olarak fert, kavim ve devlet bazında insanları bazı tercihler empoze ve zorlayışın tecellisidir. İran, Afganistan… Vb ülkelerin kontrollü İslamlaştırılışı. Ola ki; tecelli edilen fert, toplum ve kavimler ya da devletler; tecilli edilen yaratığın kalbi-zihni ve beyni tecelli edilen amacın gerçekleyişi için pazılı ya da çözmece iskeleti, çerçevesi, çetelesi; çevresindeki her şeyi pazılın ya da çözmece iskeletinin eksik veya tamamlayıcı bir parçası kabul ederek ve çözmece iskeletinin bütünlüğüne katarak ya da tevhit ederek her gün biraz daha büyüyerek yapay fert ve kavimler yaratılmaya çalışılır. Deccali Hidayet çeşididir.Ör. Kapitalist (Karuniler/Karunizm/Sermaye Kuduzu) Hidayet;fert ve toplumların politik ve ekonomik çıkarlar gereği dinlerinin icraatını teşvik edilerek kendilerini yönetenlere kadar motive edilmesi suni-yapay hidayet sonucudur. Örneğin kapitalistler bu asır böyle hidayetleri yapıp sonra onlara rableşmeye kalkıştılar.Bu kavimlerin (hidayete erdirilen kavimlerin) iyi niyetli inanç duyguları, saflıkları, temiz duyguları kapitalistlerce kullanıldığının farkında değillerdir. Bu yapay hidayete erdirilen kavimlerin en tipik özelliği; ya tam teslimiyet ya da rab olmaya kalkan kapitalistlere tepkileri çözümsel değil mücadele ve baş kaldırı şeklindedir.Vakti-vadesi dolmuş ilahi/peygamberi dinlerin(Allah CC gönderdiği eski suhuf ve dinler) hayat artıkları, siyasetle, ikna ile, cebren ve hile ile kandırılmışların, dinini satmışların… Vb hayat artıklarının biriktiği gayri ahlaki hayat havuzundan yapılan hidayettir. B-Şeytani Hidayet (İlahi Hidayeti Taklit): Bu hidayetin tipik özgünlüğü fert, toplum, kavim, devlet… bazın çalışmadan ve hak etmeden insanlığın beyin haritasını ele geçirip menfaat farzları için insanlığı kullanmaktır. İnsanlarla yan yanan kavim kardeşliğini basamak ve hikâye kabul eden hidayetin iblisin kavim ehlidir. İblisi, münafık’ı… Vb istenmedik ahlakın ve eylemlerin bazı kişiliklerin tercihlerinin ürünü olarak kalplerine şeytanın teccelisini tercihleridir. Ola ki; tecelli edilen fert, toplum ve kavimler ya da devletler; tecilli edilen yaratığın kalbi-zihni ve beyni tecelli edilen amacın gerçekleyişi için pazılı ya da çözmece iskeleti, çerçevesi, çetelesi; çevresindeki her şeyi pazılın ya da çözmece iskeletinin eksik veya tamamlayıcı bir parçası kabul ederek ve çözmece iskeletinin bütünlüğüne katarak ya da tevhit ederek her gün biraz daha büyüyerek büyük munafıklar ve iblisiler türer. Deccali Hidayet çeşididir. C-Doğal Vahşi Hidayet (Evrimleşme);Dâhilerin, mucitlerin, kaşiflerin… Vb zihninde, kalbinde doğanın tecellisidir. Ola ki; vahşi tecelli edilen fert, toplum ve kavimler ya da devletler; tecilli edilen yaratığın kalbi-zihni ve beyni tecelli edilen amacın gerçekleyişi için pazılı ya da çözmece iskeleti, çerçevesi, çetelesi; çevresindeki her şeyi pazılın ya da çözmece iskeletinin eksik veya tamamlayıcı bir parçası kabul ederek ve çözmece iskeletinin bütünlüğüne katarak ya da tevhit ederek her gün biraz daha büyüyerek vahşi dahiler ve vahşi mucitler-kaşifler türer. Astekle, Astekleri, Mayaları,1,İnkaları,, Budist kavimler, Bazı Doğal Afrika ve Asya kavimleri (Bazı;Hindistan, Filipinler ve Endonezya kavimleri) doğanın tesirine ve etkileşimine dayalı olarak ortaya çıkardıkları doğal ve vahşi dinlerdir. Yani bu insanların zihinsel ve sanal dünyaları doğa ile kenetlenmiştir. Dinleride;doğaya, bu zihinsel-bedensel kenetlenmenin vahşi ürünüdür. Ola ki-Belki de; doğal hidayete yaratıkların tepkileri sırasıyla; önce düşünsel-davranışsal-gensel, bedensel-yaşam döngüsel-çevresel olarak etkilerini gösterir. Yaratıkların doğal/vahşi hidayete tepkilerinden çok genetik-düşünsel potansiyellerinin uyumu çok önemlidir. Vahşi doğa yasaları ve doğa;almış yaratığı kucağına; hem öper, hem döver, hem öldürür hem de söyletir… Vb. Değişmek istemeyeni Allah CC değiştirmezmiş. -Belki de; her dahi akıllı değildir, ama her akıllı insan birazda olsa dahidir. -Ola ki-Belki de Allah CC vahşi yaradılış kanunlarının insanda tecellisi sonucu olarak dahiler; dehası olduğu alan ve konuların kendilerinde (zihinlerinde ve düşünsel kalplerinde) doğal ve vahşi olarak tecelli ettiği ve bu tecelliyi benimseyerek hayata uygulayışı tercih eden insanlardır. Demirkuş 2011 -Vahşi inanç, dahilik, mucitlik, milliyetçilik, demokrasi, kapitalizm, şovenizm, siyoşovenizm, siyonizm, komünizm… Vb şeyler; vahşi/doğal doğa yaslarının insan zihninde, insan zihnindeki kabullenişleri-benimseyişleri ve insan genlerini yoğuruşunda/un daha sonra insan bedeninde tecellisi ve etkisinin yaşam döngüsüne yansıyışı ya da ürünü olabilir (Doğal Hidayet). Doğadaki Baskınlıkların İnsanda/larda ve/veya İnsan Zihinlerinde Kabullenişin, Deha, Mucit, Milliyetçilik, Demokrasi, Kapitalizm, Şovenizm, Siyoşovenizm, Siyonizm, Komünizm…Vb Olarak Tecelli Edişi-Ortaya Çıkışı İle Allah CC Kulunun Batını (Düşünsel) Kalbine Tecelli Edişi (İlahi Hidayet) Arasında Ne Fark Vardır Sizce? D-İlahi Hidayet; Allah CC. Peygamberlerine ve kıyamete kadar dinini desteklemek üzere göndereceği alimleredir. Allah CC peygamberlerin, rahmani alimlerin… Vb kullarının kalbinde tecellisidir. Ola ki; tecelli edilen fert, toplum ve kavimler ya da devletler; tecilli edilen yaratığın kalbi-zihni ve beyni tecelli edilen amacın gerçekleyişi için pazılı ya da çözmece iskeleti, çerçevesi, çetelesi; çevresindeki her şeyi pazılın ya da çözmece iskeletinin eksik veya tamamlayıcı bir parçası kabul ederek ve çözmece iskeletinin bütünlüğüne katarak ya da tevhit ederek her gün biraz daha büyüyerek peygamberler ve alimleri yaratılır. Sanki alimlerin kalbinde tecelli eden Allah CC taktir ettiği kadar; o asrın, önceki asırların ve/veya gelecekteki asırların Allah CC iman edişlerinin ya da tüm iman edenlerim hepsini n imanlarını toplayıp âlim zatın kalbini içerisine yerleştirip tevhit ederek toplum içerisinde alimin düşünsel sistemini yayarak tevhit eder. Bu hidayetin özelliği; asrı koşulları mürşit İslami farz-sünnetlere dayalı olarak üzerine uygular ve çözümler üreterek nefsini peygamber ahlaklı -edepli olmaya arif eder ve âlim-bilgin yapmaya çalışır.Belki de Allah CC asrın değişim koşullarına ve gerçeklerine fıtratı müsait olanları hidayet eder. Müsait olmayanlara da teslimiyetleri halinde hangi konumlarda da tüm yaratıklara ve kendilerine en yararlı olabilecekleri konusunda yardımcı oluyor. Her bilgisayarın yapısı her işletim sistemine ya da server oluşa uygun değildir. |
| Fen-Edebiyat ve Eğitim Fakültelerinin Başlıca Görevleri, Amaçları ve Hedefleri Neler Olmalıdır? -İnsanların; kendilerini, sanal araçlarını, sıfatlarını ve nefislerini liyakatli tanımalarını sağlamak, -İnsanları;doğa-doğa ötesindeki geçerli, gerekli;nesnel,düşünsel, sanal ve hesabi (dijital) bilgilerle fıtratlarına uygun yeterince donatmak -21.Yüz Yılda bilimi insanların(fert, toplum, kavim... vb bazında) geçerli, doğru inançsal, yapısal, özgün, kültürel... vb diğer değer yargılarıyla ilişkilendirerek sunmak öğretim, öğrenim ve eğitimin çok önemli farzlarından biri olmalıdır. Demirkuş 2009 -İnsanlara; doğruöğrendiklerini peygamber ahlakıyla yaşantılarına (hayatına) liyakatli tatbik/uygulayış alışık tepki (refleks) ve alışkanlıkları kazandırmaktır. -Eğitim fakültelerinin birinci görevi var olan geçerli ve gerekli bilgileri iştahlandırıcı bir dizaynla insanlara sunmak ve gerekirse bilgi üretmektir. -Fen ve Edebiyat fakültelerinin öncelikli görevi bilgi üretmek ve bilgileri iştahlandırıcı bir dizaynla insanlara sunmaktır. Öğretim, Öğrenim ve Eğitimde; Nesnel, Düşünsel, Sanal ve Hesabi (Dijital) Ders Materyali Bilgi Doküman Havuzu Oluşturmanın Basamakları/Aşamaları; 1-Gerekli ve geçerli; tüm nesnel, düşünsel, sanal ve hesabi (dijital) kaynaklı bilgilerin doküman havuzunu oluşturmak, 2-Gerekirse bilgi, envanter, materyaller, yöntemler sanal ve nesnel araçlarla donatılmış eğitim mutfağı kullanılarak materyaller geliştirmek, 3-Ders materyallerini; uygun yöntemlerle ve örneklerle ilişkisel eşleştirerek güncel rehber bilgilerle donatmak, 4-Sunulacak gerekli bilgilerin; hedeflerini, dokümanlarını ve olanaklarını uygun eşleştirerek ortaya koymak, 5-Etkili öğretim amacıyla nesnel, düşünsel, sanal ve hesabi (dijital) olanaklar, materyaller ve yöntemlerle ilişkilendirerek beyinleri iştahlandırıcı sanal-nesnel-yarı nesnel; sunu, etkinlik, deney, tatbik/uygulayış, animasyon, film, anlatım, gösteri… Vb;hazırlanır, oluşturulur, düzenlenir veya kurulur. . Eğitim Fakültelerinde Mutlak Verilmesi Gerekli Bazı Dersler ve Gerekçeleri; 1-Öğretim Teknolojileri Materyal Tasarımı ve Geliştirilmesi Dersi 2-Özel Öğretim Yöntemleri I ve II Dersleri 3-Fen Teknoloji ve Toplum İlişkisi Dersi 4-Okul Deneyimi I, Okul Deneyimi II ve Öğretmenlik Uygulamaları Dersleri 5-Dersleri Peygamberi ahlakla ilişkisel yaşantıya uygulanış "Tefekkür Ediş" dersi konmalıdır. Doğal ve vahşi alfabe, kültür, örf, adet ve geleneklerin peygamberi ahlakla ters ve uyumlu tarafları bilimsel gerçeklere dayalı olarak “Peygamber Ahlakı ve Vahşi/Doğal Ahlak Ürünleri” adlı ders;ilk, orta, yüksek öğretim ve askeri okullara konmalıdır. A-Kendilerini doğru tanıma ve topluma doğru duygudaş olma(empati duyma), amacına yönelik uygulamalı dersler konmalıdır. B-Fert ve toplum ya da insan sıfatlarını, kendi özünü-fıtratını tanımaya yönelik uygulamalı dersler konmalıdır. C-Yani fert ve toplumların ya da insanların kendilerini eksik ve yanlış tanımalarının, konumlandırışlarının, sıfatlarını liyakatsiz kullanmalarının toplumsal tufanlara neden olduğu yaşanmış örneklerle ve gerekçeleriyle öğretilmelidir. Bu amaca yönelik uygulamalı dersler konmalıdır. D-Öğrenci/Öğrenici;sıfatlarının kötüye kullanmasının hatasının acısını ya da telafisinin hangi boyutlara varılacağını 19. Ve 20. YY’IN teknolojisinin şeytani, cahili ve doğal/vahşi hayvani ahlaka dayalı kötüye kullanan bazı dünya devletleri; dünyanın doğal bedenine ait fosil; katı maden yataklarını, sıvısını (petrol ve doğal su kaynaklarını) ve gazını emerek, eriterek; depremlere, küresel ısınmaya neden oluşunu I. II. ve III. Dünya savaşlarının cehaleti, teknolojik vahşeti ve bedbahtlığı örnekleriyle sonuçları kavratılmalı. Aynı teknolojiyle dünyanın enerji gereksinimini karşılamak için; dünyanın doğal bedenine ait fosil; katı maden yataklarını, sıvısını (petrol ve doğal su kaynaklarını) ve gazını emmeden, I. II. Ve III. dünya savaşlarını yapmadan dünyanın enerji gereksinimi için var olan teknolojik çalışmaların ve güçlerin kıblesini; güneş, dalga, rüzgar, su, hareket, biyo… Vb enerji kaynaklarına çevirmek yeterlidir. Bundaki amaç, kendini-çevresini doğru tanıyıp-doğru değerlendirip doğru konumlandırmak, insani sıfatlarını doğru, liyakatli ve dürüst kullanmaya haklı olarak inandırılmalıdır. Bu amaca yönelik bilimsel çalışmalar yapılmalı, dersler açılmalı ve ders kitapları yazılmalıdır. E-Olanaklarını, bilgilerini, beden dillerini, tepkilerini, seslerini … doğru ve liyakatli kullanma–ilişkilendirme alışkanlık ve alışık tepki (refleks)lerini kazanmalarına yönelik uygulamalı beşeri eğitim dersleri konulmalıdır. Batının derleme, deneyim, kurgu… Vb şeylerine dayalı mevcut eğitim kitapları bu hedefe ulaşmakta yetersiz kalmaktadır. F-Evrensel, İlimsel, Bilimsel, Teknolojik, Çağdaş, Peygamberi… Vb Doğru ve Liyakatli Düşün, Hayalet, Tefekkür Et. Hükmüne/lerine uygun deneysel –uygulayıcı dersler eğitime konulmalı. Öğrencinin nasıl düşünmesi konusunda önemli simaların düşünsel, nefsi, doğal ve mantıki işletim sistemleri disipline edilerek eksikleri, artıları, yanlışları… Vb bir arada verilmelidir.Sonra tüm düşünsel ve uygulanan mantık -Piyasadaki bilgisayarları kategorize-disipline ederken ya da bilgisayar alırken hangi özelliklerine % kaç öncelikli dikkat edilir? -Öğrenci Seç ve yerleştir sınavlarında veya eş adayınızı seçerken hangi özelliklerine % kaç öncelikli dikkat edilir? -Sizce bilgisayar kasası ile insan bedenine % kaç önemsenerek değer verilir? -Sizce bilgisayar sanal araçları ve iç donanım özellikleri ve işletim sistemi ile insan düşünsel, ahlakı ve zihinsel özellikleri işletim sistemlerine % kaç önemsenerek değer verilir? Allah CC öncelikle kulunun kalbine bakarak değer verir. -Pekiştireç; eğitim sisteminde ve öğrenci seç yerleştir sisteminde neden insanların sadece zekasına, eş seçiminde saldım çayıra bedensel çekicilik kayıra ya öncelik verilir? Top modeller size neyi hatırlatır? -Bu konuda eğitim sistemleri insanları köreltiyor mu? Vahşileştiriyor mu? Melekleştiriyor mu?... İnsanlığın Kendisini ve Varoluşunun Nedenini Doğru Tanıyışının Farkındalığını Kavrayışı; 1-İnsanın nesnel,düşünsel, hesabi (dijital), sanal araçlarının özellikleri ve fıtrat-nefis çeşitleri konularını gerekçesiyle öğrencilerimize öğretmek. 2-Kişilerin(kişisel) insani, özgün ve baskın sıfatlarını mutlak tanımak ve bilmenin gerekliliğini, zorunluluğunu gerekçeleriyle öğretmek ve hayata uygulatmak. Nefsini tanıyan rabbini tanır (ayet vardır) 3-Toplumsal, düşünsel ve doğal çevresinde hayır görmenin farzlarından biride onları doğru ve gerçekçi öğrenme olduğunu gerekçeleriyle bilmenin önemi öğretilmelidir. İlim Müslüman’ın yitiğidir (hadis) 4-Yaşam döngüsünde hayır görmesi için, peygamber ahlakı işletim sistemini kabullenmek ve yüklenmeyi alışık tepki (refleks)-alışkanlık haline getirmeyi gerekçeleriyle öğrencilere öğretmek ve uygulatmak. 5-Evdeki-ailedeki, okuldaki, iş yerindeki, fertlere karşı sorumlulukları ve mutlak yapması gereken işler ve uyması gereken kurallar gerekçeleriyle ikna edilerek verilmeli ve uygulamalar yaptırılmalıdır. 6-Karşı cins, eş ve arkadaş edinme/seçimi kurallarının mutlak prensipleriyle ilgili drama ve gerçek dersler tatbik/uygulayış örnekleriyle gerekçesiyle verilmelidir. Davul dengi dengine çalmalı; kösle trampet, mümine ile sarhoş bir arada liyakatsizdir. 7-Sokakta her türlü abur-cubur yenmeyeceğini, her türlü giyim ve davranışta bulunulmayacağını gerekçeleriyle örnek eğitici gerçek hayattan ifrat, tefritlerden kesit filmlerle ve uygulamalarla denemeler yaptırılarak ikna edilerek eğitim verilmelidir.Sınırsız hürriyet, liyakatsiz radikaller, cehalet, ifrat ve tefrit insanın peygamber ahlakının kara delikleri gibidirler. Demirkuş 2009 İpucu; Resmi, başkalarını tahrik-kışkırtıcı, erotik, çekici, akli, düşündürücü, ilgi çekici, modern, klasik… Vb giyim, tepki, davranış… Vb ne zaman, nerede ve hangi koşullarda hayata uygulanışın gerekliliği mutlaka “Öğretim Öğrenim ve Eğitimde İnsan” konulu derste gerekçeleriyle verilmelidir. Sokakta ifrat, tefrit ve hayvaniliğe kaçan; yemek yemenin, çıplak-erotik giyinmenin, cinsel duygularını sergilemenin hayvaniliğinin gerekçelerini gerçek filmlerle ve uygulamalarla gösterip eğitim verilmeli. Başkalarının maymun iştahlı, nefsi emarelere sahip oluşu, kötü nazar edişleri, insanların yanlış anlaması, insanlara kötü örnek olunması, gereksiz dikkat çekilmesi… Vb gerekçeleriyle verilmeli. … X-Tüm ahlakı kurallar ve sokak ahlakı kültürleri, argoların kullanım yerleri gerekçeleriyle öğrencilere doğrusu verildikten sonra, tatbik/uygulayış tercihleri öğrencilere ve insanlara bırakılmalıdır. Özel not;Totaliter önlem değilde (özel haller hariç) sokak ahırları, aşk-sevgi ahırları.. Vb üniversite ve sokaklarda açılmalıdır. İnsanın Yaşam Döngüsünde; Islah Edici, Boyun Eğdirici, Eğitici, Terbiye Edici ve Öğreticiliğin Peygamber Ahlakıyla İlişkisi; Islah Edici, Boyun Eğdirici, Eğitici, Terbiye Edici ve Öğretici Kavramların Farkını ve Farkındalığını Doğru Kavrayış; 1-Peygamberler; modası hiçbir zaman geçmeyen ya da hiç bir zaman demode olmayacak ve insani yaşam döngüsünün mutlak gerekli peygamberi ahlakı reçetesinin modelleri olarak öğretici, yaşatıcı, hayata güncelleyici mürşitleri ve eğiticileridirler. Yaşantılarıyla örnek olmuşlardır. Islah edici(boyun eğdirici) değildir. 2-İnsanları, yaratıkları, doğayı... vb her şeyi eğitici-terbiye edici-Islah edici (boyun eğdirici) olan Allah CC. 3-İnsanlarda hayvanların ve doğal-vahşi hayatın kısmi ıslah(boyun eğdirici) edicileridirler. Kısmen çocuklarını terbiye ederler. Islah etmezler. İnsanlar hayvanları, çevreyi ve doğayı kısmi (bereketli hudutlarda/peygamber ahlakı çerçevesinde) ıslah (boyun eğdirici) edicidirler. Bu ıslahatı peygamber ahlakı çerçevesinde yapmazlarsa bugünkü gibi çevre sorunları ortaya çıkar. 4-İnsanların: eşlerini, hem cinslerini, çocuklarını veya diğer canlıları; eğitmek, terbiye etmek ve ıslah etmek kavram yanılgısı ve cehaleti nedeniyle günümüzde çok sorun yaşanmaktadır. A-Eşinizi ıslah edici, terbiye edici ve eğiticisi değilsiniz oda sizin değildir. Her ikisinin de (iki eşinde) sevdiği ve tasdik ettiği değer yargılarına yoğunlanışı önemlidir. Bu amaçla ortak paydayı garanti altına alış için evlilikte her eşinde samimi ve içtenlikle (keyfiyete dayalı değil) veto hakkı olmalıdır. B-İnsani bir aile olmak için; eşiniz sizin eksik parçanızı tamamlar sizde onun eksik parçasını tamamlarsınız. Erek ve kadın bir insanın bir birini tamamlayan yarımşar parçaları gibidir tek başına her biri (fert olarak) ne ürer ne de türerler (özel haller hariç). Eşler tamamlayıcıyı zorunlu özgünlükleri nedeniyle rekabet ve eşitlikte olamazlar. C-Kadın ve erkek bir fermuarın ya da DNA zincirinin yarımşar parçası gibidir (yarımşar insan) eşitliği değil bütünleştiriciliği daha büyük anlam taşımalıdır. Her biriniz (kadın ve erkek) fert olarak tek başına yarsım insan sayılır. Kadın ve erkeğin geometrik, zihinsel, düşünsel genetik, nitel, nicel…vb eşitlik haklarını (X=Y ???) yani böyle bir eşitliği ( X=Y) sağlayışı gerçekleştiriş kadar abes bir durumdur. Kadın ve erkek aslında pek çok açıdan ve yönden yarımşar insandır. Önemli olan kadın ve erkeğin liyakatli bütünlüğünü, birlikteliğini sağlayış ve kenetleyiş sorunlarını çözüş çok önemlidir. Yani X+Y=1 sağlarken bunların fıtratı ve ahlaki kabulleniş oranlarını 1 e tamamlarken her çiftin birlikteliği için neler yapılışının gerektiği üzerinde duruş daha önemlidir. Nelerin bu konuda dikkate alınışı gereklidir? Neye/nelere hangi kriterlere (zihinsel, düşünsel genetik, nitel, nicel… Vb kriterlere ait değer yargıları kenetlenişi e uyumu çok önemlidir) göre dikkate alınış önemli oluşudur. D-Bir birinizin eksiğini tamamlayıcı ve idarecisisiniz. E-Bir birinizle karşılıklı haklarınızı elde etmede rekabette/rekabetle değil zaruretten ve gerekliliğin keyfiyetinde bir aradasınız. F-Bu bilince dayalı yaşanmış-yaşanan örneklerle, uygulamalarla, etkinliklerle ve peygamber ahlakıyla öğrenciler eğitilmeli. Hayat Döngümüzde, Sevmek, Hoşlanmak, İlgi Duymak ve Beğenmek Kavramları Arasındaki Ayrıcalık ve Özgünlüğü Bilmeyiş Bizi Kavram, Düşünce, Karar ve Eylem Yanılgılarına Götürür. İlgi Duymak; ; hedefteki yaratığın bazı özgünlük ya da ortak payda şeylerinin dikkatinizi olumlu yönde çekiş halidir. Beğenmek; hedefteki yaratığın bazı özgünlük ya da ortak payda şeylerini tasdik ediş ve kabulleniş ola ki örnek alış ya da örnek oluş halidir. Hoşlanmak; hedefteki yaratığın bazı özgünlük ya da ortak payda şeylerinden keyif ve zevk alış halidir. Sevmek; bir insanın, toplumun ya da yaratığın/ların, tüm istendik ve istenmedik aşkın değer yargılarının sonucuna ya da her şeyine katlanabilir ve hoş görebiliyorsanız onu seviyorsunuz sonucunu çıkartabilirsiniz. Bu sonuca ulaşamıyorsanız onu kesin seviyor sayılmazsınız. O zaman sizin ona ilginizin adı sevgi değil; hoşlanmak, beğenmek, ilgi duymak… Vb. başka bir şeydir. Evliliğe karar verirken bu duruma dikkat etmek gerekir. Sevgisiz, moralsiz, parasız… Vb siz normal düşünüp yaşayamıyorsanız o zaman siz sevgi, moral, para… Vb. bağımlısınasınız sonucu çıkar. Sevgiye, aşka, paraya… Vb. her zaman güvenilmez ya da güvenilmemeli bence. Böyle insanlar size güvenmeli ve bu duyguları sadaka edebilecek kadar eğitimli olmalısınız. Ola ki peygamberler ve İslam âlimleri böyle idiler. Aşık veya Sevdalı; sevdiğiniz yaratığın her şeyine pozitif tutkuyla/larla-beğenilerle bağlı ve onun her şeyini her şeyinize endeksli yorumlayarak zevk alıyorsanız ona aşıksınız belirtilerini ifade eder. Evlenmeden Önce Eş Adaylarının Samimiyetle Birbirine Açıklayışı Önemli Konular. (Bunlar önceden açıklanmasa sonrada evliliğin kara delikleri oluyor) 1-Eş adayların bedensel ve zihinsel engelli durumu derecesi varsa bunu önceden belirtişi önemlidir. 2-Bedensel, genetik/irsi ve zihinsel tedavi için sürekli kullandığınız ilaçlar varsa bunu önceden belirtişi önemlidir. 3-Bedensel ve zihinsel sürekli hatalıkları varsa bunların derecesini ve durumunu samimiyetle belirtilmelidir. Örneğin, şeker hastalığı, kanser, AIDS… Vb 4-Aşılmaz yada iradenizle terk edemediğiniz değer yargıları ve/veya tiryakilikleri, inançları, Örnek Kimlikleri/idleri(örnek aldığın kişilikler; peygamberler, dahiler, mucitler, teoriler, sanatçılar…Vb) , Taptıkların/idolleri (taptıklarınız, putlarınız) önceden belirtişi önemlidir. Ör. Aşırı kıskançlık, aileye bağımlılık, sürekli çok konuşkanlık, yalan, sigara koliklik (normal içici değil), alkolik, internet bağımlılığı, eşcinsellik, lezbiyenlik, özgün cins ve tiplere ilgi duyuş… Vb Ders Çıkarış;-Fert, toplum, kavim ve devletin ya da insanların parayı aşan, paradan daha değerli ya da parsız değer yargıları yoksa parayı veren düdüklerini çalar anlamına gelir. -Bu mantıktan ya da çıkarsayıştan hareketle ; fert, topluma, kavime ve devlete ya da insanlara;öğretim, öğrenim ve eğitimle; bilimi-doğayı aşan, bilim , doğadan, tüm yaratıklardan, ilimden ve bilimden daha değerli ya da onları aşan düşünsel gerçek-hakiki değer yargıları öğretilmemişse, verilmemişse ya da yoksa doğal hayata ve bilime hakim olanlar onların her türlü düdüklerini çalar anlamına gelir. -Bu iki çıkarsayıştan hareketle; öğretim, öğrenim ve eğitimde mutlaka insanların bilimi, doğayı ve ötesini aşan; gerçek-hakiki ölümsüz iman-i düşünsel değer yargıları geliştirilirse insanlar kalp ve zihinleriyle doğayı, kâinatları, bilimi/leri kuşatarak daha ulvi- yüce düşünebilirler. Değilse doğa ve bilimin hapishanesi, kefeni içinde kul ve köle olarak yaşayışa mecbur olurlar. Bir insanın değer yargılarını ne kuşatıyorsa o insanın onu aşma olasılığı zayıftır. Örneğin bir bilim insanın tüm değer yargıları bilimi aşamıyorsa ya da bir insanın değer yargıları bilimin kefenini aşamıyorsa her şeyi ile bilimin düşünsel hapishanesi içinde bir fert olmayı aşamaz. Bilimi doğa ötesiyle ilişkilendirmez ve bu doğaldır doğa ötesiyle ilgili ölümsüz ve/veya gerçek değer yargılarından mahrumdurlar. Örneğin, peygamberlerin Atasal ve vahşi değer yargılarının yerini Allah (C.C) İlahi Hidayetle Kuran’ın değer yargılarıyla ilişkisellik belirler. Buna ilahi/peygamberi değer yargısı denir. Ancak Darwin’in değişim ile ilgili değer yargılarını, Einstein fizik ile ilgili değer yargılarını, büyük ressamların değer yargılarının iskeletini vahşi hidayet ve doğal sistemi zihin ve genlerini işgal ederek belirler. İnsanlar düşünsel ve bedensel olarak doğa tarafından işgal edildiğinin farkındalığında değildir. Yani Einstein ve Darwin sistemin bir ürünüdür, peygamber ise ilahi/peygamberi hidayet gücünün bir sonucudur. O zaman doğanın işgal edişine karşı bilinçli eğitim ile önlem alınmalıdır. Hatta televizyon dizileri bile insanları işgal etmektedir. Bunun önüne bilinçli eğitimle geçilmelidir. Kısaca; insanların değer yargılarının iletişim sistemi ya ilahi/peygamberi ya da vahşi hidayet ile şekillenir. Örneğin. Gautama Buddha, M.Ö. 563-483 doğal ahlak sofisiydi, Charles Robert Darwin (12 Şubat 1809 – 19 Nisan 1882) otistik doğa ve bilim sofisiydi, hatta birçok saha ve alandaki;19. ve 20. Yüzyılın bilim insanları; belli saha ve alanların otistik-özelleşmiş bilim sofisi ve/veya dehası, kaşifi, mucidi olmayı, siyaset ve demokrasi sisteminin siyasetçileri ve kapitalistleri, komünistleri… Vb tarafından güdülmeyi aşamamışlardır. Yani bilimle siyaset ve yönetim sistemlerinin demokrasi sofilerini (ermişlerini) aşamamış bilim sofileridirler. Hatta belki de siyasi demokrasi ermişleri (sofileri) tarafından dine karşı kullanılmaktadırlar. Yani siyasi ermişler (sofiler) bilimselliğin kefenini aşarak bilim ve dinin uyuşmazlığında bilim sofilerini (ermişlerini) kullanmaktadır. Yani bu otistik bilim sofileri kendi alanların kabuğunu kırıp diğer bilim alalarıyla ilişkisel düşünerek bilim ortak paydasının havuzuna erişememişlerdir. Bu ortak payda ilişkisel diri bilgiye ve doğa ötesi gerçek değer yargılarına sahip olmadığı için; bilimde vardıkları sonuçları, yargıları ve edindikleri özgün bilimlerini doğa ötesiyle ilişkilendirmemişlerdir. Bu nedenledir ki liyakatsiz; öğretim, öğrenim ve eğitimle insanların tüm değer yargılarını bilimin metriksi içine doğrayıp paketleyip ya da otistikleştirip yerleştirmek insanların hür düşünce de zihinsel ve düşünsel alemde tefekkür ediş yetenek ve güdülerini köreltir. Eğimdeki otizmi engelleyici olarak Bilim,Teknoloji Mühendislik, Matematik ve Din ilişkisinin bütünlük eğitimi / STEM-R (Science, Technology, Engineering, Mathematics and Religion Education, )geliştiriliyor. İnsan herhangi bir şeye bu 5 ve/veya daha fazla pencereden bir anda ilişkisel, farklı ya da tek tek bakabiliş yeteneğini geliştiren eğitimle kazandığı ve kazanacağı şeyler önemlidir. Kısaca matematiğin ilişkisel havuzunda bilim aracını kullanarak mühendislik icrasıyla teknolojileri üretim ve hayata uygulayışta inançsal değerlerle Dinle) peygamberi ahlaki boyutlarla gerekçeli olarak ilişkilendiriş önemidir. http://www.nationalstemcentre.org.uk/what-we-offer/our-objectives Bu nedenledir ki insanların liyakatli ve bilimi, kâinatları aşan İslami inançsal değer yargılarını da liyakatsiz öğretim öğrenim ve eğitimle budayıp, doğrayıp zihinsel ve düşünsel tüm mimarisini bilimin içine sıkıştırmaya ve tıkıştırmaya çalışmak çok büyük bir talihsizlik ve bedbahtlıktır. Halbuki tam tersine bilimin her şeyini liyakatli inanç değerlerinin içine ilişkisel dizayn ediş daha liyakatlidir. Fert ve toplumların; doğayı, tüm yaratıkları, tüm düşünsellikleri aşan liyakatli değer yargıları(İslami inançsal) varsa o insan tüm yaratıklara tapınmaktan uzak ve onları liyakatli kavrayış düşünce sistemleriyle sağlıklı gelişmiş insanlar olarak yaşayabilirler. Örneğin, eş seçiminde, toplumsal ilişkilerde, eğitimde, siyasette… Vb alanlardaki faaliyette hedeflenen sosyal ilişkilerin uzun ömürlü ve sağlıklı olması için; hedef ya da ilişkisel olan fert, toplum, kitlelerin; istendik, istenmedik.. Vb tüm değer yargılarının çok iyi bilinmesi ve istenmediklerden etkilenilmemesi ya da en az etkileniş için alternatif çözümler geliştirilmesi gerekir. Değişmez aşırı ifrat ve tefritleri tiryakilikleri, tutkunlukları aşılmaz istenmedik aşırı alışkanlıkları !!! yani; kıskançlık, kin, nefret, haset, kibir, ucup/gurur, cimrilik, bönlük, müsriflik, egoistlik, kaprisler, saplantılar, münafıklık (çok yüzlülük), siyonizm, şovenizm, siyoşovenizm, sigara içmek, içki içme alışkanlığı, istenmedik toplumsal ve kişisel tiryakilikler … Vb istenmedik değer yarılarının çözümleniş alternatif listeleri çıkarılıp samimiyetle hedef fert, toplum kitle ya da örneğin, neden eş adayına açıklanması gerektiği ve alternatif çözümleriyle hangi istenmedik değer yargısının çözümsel alternatif ilacı gerekçesiyle sunulmak üzere listelenmiş çözümler yorumlarıyla ve gerekçeleriyle inandırarak samimiyetle yorumlatarak/yorumlatılarak/yorumlayarak eğitilen fert, toplum, öğrenci, öğrenici, kitle ya da örneğin; eş seçimi dersinde sunulmalıdır .Örneğin. eş seçiminde; ifrat ve tefritte ya da aşırı özgün istenmedik ;tutku (adrenalin… Vb), alışkanlıklar belli tanışma döneminden sonra aday eşe samimiyetle söylenmeli tepkiler nişanlık, gerekirse imam nikahlı nişanlık döneminde denenmelidir. Çok konuşkansan ilacın dinletiyi seven, kıskançsan ilacın muhafazakar ve istendik tutucu eşe, müminsen ilacın mümine eş… Vb mantık çıkartısından hareketle eş seçiminde istendik ve istenmedik değer yargıları arasında tamamlayıcı/birliktelik denkliği aranmalıdır yoksa istendik değer yargıları ile ilerleyen nişanlıkta önceden peşin ve öncelikle itiraf edilmeyen; istenmedik, bilinmeyen...Vb değer yargılarından biri evliliğe kara delik olur. İnsanın fert, toplum, kavim, devlet ya da insanlık bazında iradesiyle baş edemediği istenmedik; duygu, düşünce, niyet, her türlü değer yargıları, istenmedik alışkanlıklar… Vb her türlü iradeyi aşan nefsi alışkanlık ve nefsi değer yargılarının; Islahata, terbiye edişle, diyete, tedaviye ve terapiye gereksinimi vardır. Toplumun kişinin bu istenmediklerinden zarar görmemesi, kendisinin toplumdan zarar görmemesi ya da toplumdan yarar görmesi ve/veya topluma yararlı ve verimli konumlarda bulunması için iradesini aşan istenmediklerini, çok iyi tanıması ve gerekirse yapısal olarak en uygun tedaviye baş vurmalıdır. Kişinin fıtratı ve tedaviyi kabulleniş değer yargılarına bağlı olarak bir veya birkaç yolu denemesi belki daha hayırlıdır. Ör. İslam’da terbiye ve ıslahat için Allah CC teslim olunur. Peygamber ahlakı ve fıtratı yapabilirlik konum ve diyetlerle tedavi edilir. Genetik olarak tıbbi tedavi, diyetler ve/veya eylemsel terapilerde kabullenilebilir. Çıkarsayış; Doğal insanlar, baskın doğal çevrenin mağdur cahil insanlarıdırlar. Örneğin doğal bazı Amerika, Avustralya ve Afrika kavimleri böyledir. İlkel ve Çağdaş insanlar çevresine baskınlığın mağdur insanlarıdır. Örneğin sanayileşmiş bazı batılı kavimler. Her üç durumda aşkın oluşun ürünü ve peygamberi ahlak yaşantı stilinin mağduriyeti ürünüdürler. Vahşi insanlar; vahşi doğa yaslarının ve doğal yaratıksal hemen her şeyin doğal /vahşi olarak zihninde tecelli ettiği/ edebileceği ve bu tecelliyi benimseyerek hayata uygulayışı tercih eden insanlardır. Peygamberler ve Allah CC’NİN alimleri Batını kalbinde ve zihninde Allah CC’NİN tecelli ettiği Allah CC’NİN insanlarıdır. Edison’un Teknolojik Buluşları, Karl Marks’ın, Leonardo Davinci … Vb dehaların, mucitlerin, kaşiflerin, teknologların, bilim insanları, yazarların… yapıtları nasıl ortaya çıkmıştır? Kişiliklerinin konumları ile ortaya çıkardıkları arasında nasıl bir evrimsel ilişki vardır? Örneğin, Ola ki Davinci dönemi civarı vahşi doğanın insanda tecellisinin ürünü olan teknolojinin ve sanatın ortaya çıkışıyla özdeş dönemdir. Ör. Einstein’ın fizikle ilgili düşünsel deneyleri kâinatın göreceli kuramları ve ilgilendiği tüm fizik dünyası yasalarının onunu zihninde tecellisinin ürünüdür. Yani bu deha vahşi doğanın ürünü vahşi bir kaşif dehadır. Doğa vahşi insanın düşüncesine ve bedenine evrimsel olarak baskındır. Ancak peygamberlerin kalbinde ve zihnide Allah CC’HU tecelli ederek ıslah etmiştir. Ola ki ilk ıslah edilen insan ve yaptıklarından sorumlu insanlık Adem AS’LA başlar. Diğer bazı vahşi insanlar halen doğanın tesirinde hayvanların yaptıkları kavga ve gürültü ile hayvani devlet kurmuşlardır. Peygamberler ve, Allah CC’NİN icabet ettiği insanlar ve peygamberlere samimi ve/veya net itaat eden ve taklit edenler istisnadır. Hipotezin Özellikleri Şu Noktalarda Belirlenir; 1.Açıklamalar ve olası çözümler ileri sürülür 2.Doğruluğuna inanılan sezgiler, gözlemler ve doğruluğu kanıtlanmış bilgilerle; kavramsal modellerden tümevarım yoluyla bulunur 3.Doğruluğu henüz kanıtlanmamış öneriler Örnek Hipotez: Arı, güneş ışığıyla uçuş doğrultusu arasındaki açıyı duyarlılıkla algılar. Bu hipotezi sınamak için arılar kovandan uzak bir yerde yakalanıp, karanlıkta (örneğin, kahve fincanı altında hapsedilirse belli bir süre geçtikten sonra biyolojik olarak saati durur.) arı salıverildiğinde yine güneş ışığı doğrultusunda uçarak (ışınların doğrultusu 2 saatte 30 derece eğildiği için) yanlış yere gidecektir. Örnek-2: Karayoluyla seyir ederken uzakta bir kalabalık gördüğümüzde bir hipotez üretiriz; trafik kazası, arızalı bir araç veya acil bir durum ya da sevindirici bir durum. Bunun kanıtlanması için teknolojik araç gereçlerle, soru sormakla veya en doğrusu olay yerine gidip öğrenerek hipotezi doğrularız. 4- Deneysel Bilgilerden Tümevarım Süreci Doğadaki yaratık, olgu ve olaylar hakkında yaşayarak deneyerek edindiğimiz bilgilere ampirik veya deneysel bilgi deriz . Edindiğimiz deneysel bilgilere dayanarak genellemeye gittiğimizde tüme varım sürecini gerçekleştirmiş oluruz. Kısaca: Bir konuyla ilgili alt ünitelerin ortak özelliklerinden hareketle varılan veya yapılan genellemelerdir. Ör1. Ata sözleri deneyimlerin ürünüdür ve genellemelerdir. Ör.2: Tür cins familya, takım……alem piramidine doğru gidildikçe yapılan işlemler genellemedir. Yani ortak özelliklerin aşamalı sentez ürünüdür. Tümevarım sürecinin özellikleri 3 noktada özetlenebilir; a-Sınırlı sayıdaki benzer bilgi birimlerinin tümüne ilişkin genellemeler vardır. b- Tümevarım süreci özelden genele doğrudur. c-Bu sürecin amacı bilinenleri taban olarak kullanıp bilinmeyenleri bulmaktır. Dar anlamda tümevarıma sentez de denir. Tümevarım Yoluyla Bir İlkenin Öğrenilmesi I. İlkeyle ilgili deneyim kazanılır. II. İlkenin uygulandığı alanlarda deneyim kazanılır. III.Tatbik/Uygulayış hallerinin ortak özellikleri belirlenir. IV. Ortak özelliklerden genellemeye varılır. Bilimsel Çalışmaların Basamakları (Bilimsel Çalışmalarda İzlenen Yollar) ; 1-Hipotez kurma ve yaratma 2-Yaparak tanımlama 3-Model yaratma 4-Değişkenlikleri belirleme ve kontrol etme 5-Deney düzeneği yapma 6-Değerlendirme Süreçlerin her birisini çeşitli etkinliklerle öğrencilerin anlayabileceği bir dilde uygulamayla izah edilmesi gerekir. 1-Hipotez kurmak için eldeki veriler:Hipotez için veri tabanı, Van kedisi, Van Gölü, Van’ın endemik bitkileri, iklim şartlarının rakımı 1700 olmasına rağmen ideal olması, otlu peynir, kuş çeşidinin çok olması, tarihi simgeleyen eserler vardır. Vahşi topografik yapı, çevre kirliliğinin olmaması, gölün fotojenik yansıma özelliği, Van insanının ekstrem özellikleri, doğu ve batı arasında önemli bir yerde olması. bulunduğu yerde bir mikro klima olması. Ucuz Van balığı, göldeki serap canavarı, Muradiye Şelalesi, eski ipek yolu üzerinde olması, Akdamar Adası, Çarpanak adası, Eski Van Evi kültürü, Van çadırları, semaveri, kahvaltı ve hafta sonu cız-biz kültürü, yöresel kıyafetleri, halk oyunları, Van’da ki merkezi şehir planı, Van halkının samimiyeti, Van’ın uçkunu, Van kavunu, Van yemekleri, turizmi, kilimi, gümüşü… Vb I-Düşünsel ve Tartışma Etkinliği; 2007 4+1.5 Tezsi Yüksek Lisan Öğrencileri. Yukarıdaki Van’la ilgili özgünlükleri ve zenginliklerin hepsini kapsayan bir proje hazırlasaydık adı ne olmalıydı? Yada projenin adını(Hipotez Proje adı) ne koyardınız? "Van’daki Özgünlük ve Zenginliklerin;Önemi, Tanıtımı, Turizmi, Korunması, İşletilmesi, Düzenlenmesi ve Hayata Uygulanmasına Yönelik Bir Çalışma" Hipotez: Van’da ki eğitim, öğretim ve çevresinin geleceği;Van’a özgü verilerin dikkate alınması halinde Y.Y.Ü çok iyi bir üniversite olacaktır.. Van’ın doğal güzellikleri, doğal kaynakları ve özgün özellikleri dikkate alınarak üniversitenin çevresi geleceği hazırlanır. 1-Yaparak tanımlama Van’ın turistik ve tarihi gelişimi ile diğer özgün özellikleri-kaynakları ile ilgilenen bir vakıf kurulmalı. Evrensel bir üniversite mi yoksa bölgesel bir üniversite mi olacağı belirlenmeli. 2-Model yaratmada bu veriler sanal olarak bilgisayara aktarılır. Bunlar da ekonomiye aktarılır. Ör:Van’a geçmişinde ne kadar turist gelmiştir, potansiyeli nedir? Bunu karşılayacak oteller var mıdır? Bunların ekonomik girdi ve çıktıları hesaplanır. Üniversitede kalifiye eleman yetiştirilir. Bu elemanların tanıtımı yapılır. Verilere dayanarak bunları şişirebiliriz. Burada bir model vardır. Bu model neden Bahçesaray’a kurulmasın ki? Bu bir organizasyondur. Van’ın kahvaltı salonları olduğu gibi. Bunların modellerin resimleri çekilip bilgisayara yüklenebilir. 3-Değerlendirmenin Önemi a. Öğrencilerin süreçleri göstermeleri sağlanır. b. Bir nesne durum olayı mümkün olduğu kadar çok sayıda gözlem yapmaları sağlanır.. Özel Not : Önceden kestirme- Biz bir formülü hazırlarken pratikte bilinen verilerden bir formül çıkartırız. Bu formülde bir veya iki bilinmeyeni önceden kestirmek mümkündür. İşte bu noktadan hareketle bugün verilerden ve neticelerden edindiğimiz bilgi havuzu denklemine ulaşmak için yani, geçmişte bugünü görmek için nasıl bir formül ve denklem geliştirilebilirdi ! Geliştirdiğimiz bu formül ve denklem mantığı bugünde işliyor mu? Bu çok zor bir şey değildir. Biz nasıl ki sekiz (beş nesnel duyu + sezgi, his, düşünsel... Vb zihinsel duyular) duyumuza ilave olarak teknolojiyle yardımlaşıyorsak bu da yarını görme taktiğimize ilavedir (Demirkuş 2003). c. Gözlem yaparken mümkün olduğu kadar çok duyunuzu kullanın. d. Anahtarları ve sınıflandırma oluşturmak için nesneleri küme ve alt kümelere ayrılmaları sağlanır.. e. Uygun araçlar kullanarak nitel ve nicel özelliklerle ilgili birimlerin ( zaman- kütle- uzaklık vb. ) özelliklerini kullanın. f. Ölçümleri dahi tablo, şemalar, grafikler halinde kullanılır. g. Gereksinim duyulan yerlerde kalıpları belirtmek için grafik ya da matematiksel veriler kullanın. h. Mümkünse matematiksel betimleme yapın. j. Zaman ve mekansal bölümlerini koordine edin. Bir dizi gözlemlerden sonra verileri açıklayabilen fazla sayıda çıkarsama yapın. II-Tatbik/Uygulayış Etkinliğı: Ölçme ve Sayıltıları Kullanma Tepki zaman Sınıfta herkeste veya belli bir grup öğrencide kronometreli saat bulunmaktadır. Saatler açık tutulur. Herkes işitme mesafesiyle aynıdır. Basın dendiği zaman kronometreye basılır, durdurun dendiği zaman herkes durdurur. Aradaki süre sayısal olarak kaydedilir, alışık tepki (refleks) tepki süresi en az öğrenci ile en çok öğrenci arasındaki fark belirlenir. Burada öğrencilerin hassasiyeti ve tepkisi ölçülmüş olur. Amaç öğrencinin işitme sisteminden mekanizasyonun hassasiyet derecesini veri tabanı olarak elde etmektir. sekiz (beş nesnel duyu + sezgi, his, düşünsel... Vb zihinsel duyular) duyu için bu hassasiyet deneyi uygulanabilir Demirkuş 2003. III-Tatbik/Uygulayış Etkinliğı: Uzay- Zaman İlişkisi Materyaller, silindir biçiminde aynı ebattaki küçük şişeler, bal, kum, bitkisel yağ, su, gibi maddelerle doldurulur. Sabit eğim üzerindeki birim zamanda aldıkları yol grafik ve matematiksel olarak hesaplanır (yavaştan hızlıya doğru). Bilim bilginleri (bilim insanları?!) bir işçinin veya bir kas hücresinin ya da bir sinir hücresinin kendi yapı, görev ve işlevi olarak nasıl bir icraatta bulunuyorsa gerek fıtratı, gerekse eğitimle netice itibariyle karakteri ve genetik yapısı araştırmaya bilimsel çalışmalara müsait kişi ve gruplara verilen isimdir, bir üstünlük vasfı değildir. Şöyle ki her ne kadar toplum için bir lokomotif görevi yapıyorsa da sizin bu lokomotiften bir vagon üretmeniz gerçekten çok zaman alacaktır. İşte bu kadar için tek başına vagon ve lokomotifin mukayesesinden çok tamamlayıcı olması önem taşır. Özel Not : İstisnalar hariç; doğada yaratıkların birbirine üstünlüğünden çok birbirini tamamlama ilişkileri (dijital/hesabi,sanal, zihinsel, düşünsel, hayali, toplumsal, doğal ve tüm enerji hallerine ait döngülerin) daha büyük önem taşır. Tamamlayıcılık önemlidir, üstünlük izafidir(yani görecelidir) ve en peygamber ahlaklı yaratık en üstün yaratıktır.(Demirkuş 2003). Üstünlük takvadadır(hadis). İnsanlığın Gen Havuzunun ortak paydasındaki maksadımızın biyolojik karşılığı; geçmiş,yaşayan ve gelecek, gen havuzudur. Çünkü paydanın dinamik dengesi gen havuzudur. Kavimler sık değişir, gen havuzu az değişir (birim zamanda içerdiği gen sayısı ve çeşitliliği). ortak paydamızda sevgi olacak, tahammülün sebepleri olacak (Biyolojik ve Toplumsal çeşitliliğin zorunluluğu ve önemi). Gen havuzunun payını(özgünlükleri-özgün değerler); kişilikler, kavimler, toplumlar... vb oluşturur. Paydasını biyosferdeki insan gen havuzundaki evrensel değerler oluşturur (Biyomatematik). Eğitimle pay (fert ve toplumun özgün özellikleri= aktif özgünlük) ve payda (fert ve toplumun ortak özellikleri=yarı aktif özgünlükler) arasındaki bilgi-toplumsal ilişki-gen akışı ile nefes alan-hayat bulan çizginin belirginleşmesi somut örneklerle gerekliliği kavratılması gerekir. İnsan gen havuzunun ortak payda(evrensel değerlere ait akaitler ) ve payının (özgün değerlere ait akaitler ) liyakatine uygun eğitimde yer almalıdır. -Fert veya Toplumlardan;(önce yukarıdaki özel notu okuyun) 1-insanlık ortak paydasını yutamaya çalışanlar patlar(toplumsal lösemi). 2-Özgünlük payını;yutan/yutturanlar ve liyakatsiz övünenler ise yok (toplumsal kangren) olur. 3-Dengedekiler hayat bulur. SANKİ BU DOĞAYA KONMUŞ İLAHİ BİR DOĞA YASASI GİBİDİR. Tanışasınız diye, sizi kavimlere ayırdık (doğal soylara ve kökenlere dayalı kavimler ayırdık ki) (Allah C.C.). Tüm Canlılara GENELLEME YAPARSAK; Yer yüzündeki tür ve tür altı kategoriler kişisel payları(özgünlükler ve özgün değerler), paydayı(evrensel değerleri) ise biyosferdeki gen havuzu oluşturur. Tek tür için: Fertler ve varyasyonlar pay, Tüm Gen havuzu paydayı oluşturur. |
| BATINI KALP HAVUZU/YARATIK YAŞAM-HAYAT HAVUZU; İlk kalp atışından ölüme kadar,ışık hızından daha hızlı düşünen beyin ivmesiyle genişleyen ve içerisinde; akıl, ruh, nesnel-sanal nefislerimiz, zeka, muhakeme, mantık, zihinsel beden havuzunu (hafıza havuzunu), nesnel beden havuzunu, düşünsel havuzu… Vb sanal-nesnel araçlarımızı içeren kapasitedeki bâtını/düşünsel/sanal kalp aracımızdır. -Batını Kalp Havuzu; İnsanın doğumundan ölümüne kadar ürettiği nesnel, düşünsel, yarı düşünsel… Vb tüm hayatın ve her şeyinin içinde yer aldığı kâinattan/lardan ve alemlerden daha büyük düşünsel+zihinsel+bedensel...Vb hayat havuzudur. kâinatın/ların büyüklüğü yanında nesnel bedenimizin büyüklüğü ihmal edilebilir küçüklüktedir. kâinatların (nesnel, düşünsel, sanal, hesabi, değişik enerji hallerine ait kâinatlar… Vb kâinatların) büyülüğünün toplamı ya da tüm yaratıklarının toplam büyüklüğü batını kalp havuzunun büyüklüğü yanında ihmal edilebilir küçüklüktedir. Yere göğe sığmadım kulumun kalbine sığdım (Hadis var). Nesnel Bedenimiz ve zihinsel havuzumuz kalbimizin nesnel ve düşünsel çekirdeği gibidir. Beynimizde zihinsel havuzumuzun nesnel bellek çekirdeği gibidir. -Her kalp (Hayat havuzu) bir yolculuk istasyonun peronu gibidir. Yaşamsal döngüde, bu istasyondaki deneme amaçlı geçici; etkinlikler, olaylar, olgular, süreçler… Vb her şeydir. Zamanı- saati geldi mi her kes kendisinse gönderilen bilet çeşidine itiraz etmeden ebedi; etkinlikler, olaylar, olgular, süreçler… Vb için yolcuğuna çıkar. -Zihinsel Havuz (Zihinsel Beden/Kapasitesi);Beyinsel olarak algıladığımız ve algılamadığımız ya da algılayamadığımız tüm bilgilerin depolandığı ve zihinsel araçların işletildiği havuzdur. Kalp havuzu içinde yer alır. Zihinsel havuzumuzun büyüklüğü ola ki yaratıkların ya da tüm kâinatların büyüklüğü civarındadır. Bu hafızayı ya da zihinsel havuzu hafıza meleklerinin koruduğuna ve taşıdığına dair hadis vardır. Zihinsel havuzumuzun birinci derecede nesnel çekirdeği beyin ikinci derce de diğer omur sistemimiz ve ola ki ileri derece de gelişmiş insanlarda (peygamberler, alimlerde… Vb) tüm bedendir. Beyinizin büyüklüğü zihinsel havuzumuzun büyüklüğü yanında ihmal edilebilir küçüklüktedir. Zihinsel havuzumuz sanki beynimize kodlanan bilgilerle birlikte farkında olamadan duyularımız, rüyalarımız, düşünsel dünyamız… Vb kaynaklarda alınan tüm bilgilerin yaşadığı boyuttaki nesnel, sanal, düşünsel… vb her türlü çevreyi geçmişin, asrın ve geleceğin hayat havuzunda (Batıni kalp havuzunda) veri kayıt deposu olarak kullanarak kayıt etmektedir. Beyinde kodlananlar hatırlanırken ışıktan daha hızlı bir zamanda tetiklenerek çağrılır veya gerekirse bilinç geçici klonlanarak o boyutta (bilginin kayıt edildiği tarihi mekan, zaman, eylem boyutunda) düşünsel tecelli ederek/taklit ederek görevini tamamlar. Beyine kodlanmayan bilgiler ola ki genellikle rüya ile ya da iç güdüsel çevresel hatırlayıcı /hatırlatıcı, tetikleyici bilginin/bilgilerin kümesi eşgüdümünde hatırlanır. Ola ki;rüyalarımızın çoğu beynimize kodlanmayan ve zihinsel havuzumuzdaki/deposundaki bilinç dışı devasa bilgi yığını kuşatmasında gerçekleştiği için güncel yaşantımızla rüyalarımız arasında ilişki kurmakta sıkıntı çekilmektedir. Peygamberler ve gelişmiş insanların trans, rüya ve gerçek hayat döngülerindeki tüm yaratık, olay, olgu, süreç… Vb her şeyin ilişkisinde pek bir kopukluk olmaması beklenir.En azında peygamber efendimizin özellikle ayetlerle ilgili ve bazı büyük Ashabı kiramın hemen tüm rüyaları günlük yaşantılarından daha net, berrak ve bilinçli yaşadıkları kuvvetle olasıdır. Çünkü Allah CC tarafından tamamen nefsi kontrol altına alınan ve eğitilen bu zatların duyuşsal ve zihinsel üretilen bilgilerinin tümü kontrollü içeri alınıp beyinsel ve kalpsal kayıt alışık tepki haline gelmiştir. Ben uyurum kalbim uyumaz (Hadis var). Ola ki;Hayvani insanların ve hayvanların beynin % 1?-10 dan az verimli çalıştığı için beyine kodlanan bilgi %1 den az olsa gerek bu tip yaratıkların zihnindeki bilinçsiz bilgi oranı %99 dan fazla olduğu için rüyaların hayatla ilişkisi %99 kopuktur. Peygamberlerde, Rahmani Alimlerde ve gelişmiş insanda durum tam tersinedir. -Zihinsel beden(havuz), bâtını/düşünsel/sanal kalp havuzunun sanal bir aracıdır ve tüm nesnel ve sanal kâinattan büyüktür. İnsan zihinsel havuzda sorunlarına-problemlerine çözümler üreterek, doğaya uyum sağlamakta güçlük çekmez. -Gerçek eğitimle;zihinsel bedende; kimlik (id), tapındık-taptık(put) (idol), yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... Vb değer yargıları, inanç değerleri, süper ve özgün egolar(istemler), gerçekler, doğa yasaları doğru konumlandırılmazsa sonuçta yanlış eksik ve sakat;mantık, düşünce, kavram… Vb yanılgısına sahip kişilikler toplumda ortaya çıkar. İnsanlar aldığı besinlerin bir kısmını bedenine katar. Diğerleri beyinsel bellek dışındaki döngülerde zihinde yaşmaya devam eder. Bilerek ya da bilmeden;sekiz (beş nesnel duyu + sezgi, his, düşünsel... Vb zihinsel duyular) duyumuzla ve duygularımızla hazır aldığımız veya zihnimizde ürettiğimiz bilgilerle zihinsel bedenimiz beslenir; geçici beyin ön belleğine alınır ve beyinde biyolojik kayıt (nöral çimlenme, biyolojik öğrenim molekülleri...Vb ) ve zihinde de zihinsel kayıt olarak alınır. Bu bilgiler daha sonra zihinsel sindirim mekanizmalarıyla (kısmen zihinsel yapılanma kuramı) diğer bilgilerle ilişkilendirilerek zihinsel havuzumuzun bedenine katılır. İlişkilenen bilgiler kalıcı bellekte diğerleriyle bağlantı yaparak/yapılarak ya da özgün olarak asimile olur. Sindirilemeyenler yeniden düzenleme ile; ya yeniden kabullenilir ya askıya alınır ya unutulur (beyinde kaydı olmayan ancak zihinde kaydı olan bilgiler olup yok olmaz/ beyinsel bellekten kopuk zihinsel kayıttır) ya da uykuda; rüya,sayıklama veya eylemle etkisi deşarj edilir. Alınan bu zihinsel besinlerle (bilgilerle) beslenen zihin bedenimiz; ışık hızından daha hızlı düşünen beyin ve zihinsel sanal araçlarımız bu hızla büyüyerek nesnel kâinatı aşarak kendinden daha büyük zihinsel bedenlerin düşünsel özgün kâinat ve alemler sınırına ve frekanslarına ulaşır. Bu yol alışın rotası ve yönü; akli kurallara göre olursa gelişmiş insan zihin metrikslerine ulaşılır (Peygamber Ahlakı). Aksine diğer olasılıkta olanlar (münafıklar, radikaller, Siyonistler, şovenistler, cahiller, kapitalistler, radikal ateistler... vb) hilkat garibesi tercihleriyle hayvanların zihinsel-düşünsel metriksileriyle kenetlenerek primitif insan zihin tipi ortaya çıkar (Kuduz Ahlak). İstisnalar hariç bu insan tipinde zihin, bedenle uyur bedenle uyandığı için çocuk gibidirler ancak şeytani ve münafık alimler uyanıktırlar. Genellikle beyninin %0.1?-10’u çalışır. Evrensel insanların kısmen, gelişmiş insanların zihni kalp gibi hiç uyumaz ve uykuda bile beyinlerinin zihin ayağı diridir. Bu insanların;beyni, zihni ve kalbi tam kapasite ile çalışır.Doğal insanların zihinleri uyanık ya da uyurda olsa doğa ile kenetlenmiştir (vahşi-doğal Ahlakı).Normal insanların zihin ve bedensel uyanıklık ve beynini çalıştırma oranı bakımından melez ve hercai bir konum gösterir(Hercai Ahlak).Filmi izleyin. -Beyin ve genlerimiz hücresel çimlenme(fiziksel kodlama), üretilen biyolojik organik öğrenim kodlarımız, kavramsal kodlarımız ve hatırlama belleğimiz(anlamsal kodlama) olan beynimiz adeta zihinsel havuzumuzun hemen öğrenilen bilgilerin (bilincinde olunan) tüm dinamik kodlanmış bilgi birimlerini taşıyan nesnel zihin çekirdeği gibi davranır. 1, 2, 3 -Beyin adeta zihinsel havuzumuzun hemen tüm dinamik imajını taşıyan nesnel zihin çekirdeği gibi davranır. 1, 2, 3 -Bu hard diske yüklenen bilgiler hatırlanırken veya çağrılırken bu devasa zihinsel havuzun (zihinsel bedenin) hemen tüm öğrenilen-bellenen bilgilerin beyinde kodlanmış (bellenmiş) dinamik bilgi birimleri ışık hızından daha hızlı bir şekil de duyularla hatırlanabilir-algılanabilir hele gelir.-Kısaca biz zaten zihin havuzumuzun içinde olduğumuz için öğrenme esnasında sekiz (5+sezgisel, hissel, düşünsel duyularımız) duyumuzla alınan (zihne sindirilen/yenilen) bilgiler, düşünsel üretilen bilgiler… Vb bize ulaşan bilgiler sadece ilgili genlerimize kayıt, beyin hücrelerinin fiziksel dallanmalarıyla, özgün biyolojik öğrenim molekülü üretimi ile hatırlama belleğimize kodlanış yapılmaktadır. -Deneyim ve uygulamalarımız göstermiştir ki etkili öğrenmede sekiz duyumuz ve yaşayarak öğretimin kalıcı olmasının nedeni sekiz duyuya ve fazlasına dayalı beyinde kodlamanın gerçekleşmenin mutlak karşılığı vardır. Zamanla bunlar ortaya konup çözüldükçe öğrenme ile ilgili bilgilerimiz bereketlenecektir. -Zihinsel havuzumuz, isteğimiz dışında da sürekli içerdiği ortamı dinamik ve zinde ortamdaki her şeyi olduğu gibi diri olarak soğurup çok yönlü klonlayarak-kodlayarak tazelikle farklı enerji hallerinde kayıt eder. -Genellikle sadece duyularımızla bilinçli algıladığımız (farkındalığında olduğumuz) ya da kayda değer olan bilgileri zihnimizle dinamik endeksli çalışan beynimize yani uzun süreli belleğimize; nesnel/fiziksel, organik, kavramsal ve algısal olarak kodlarız. Bu durum ayna nöronlar (Mirror neurons) ve dolanık elektronların (10.Teleportation) öğrenimle ilişkisi açısından önemlidir. Öğrenim esnasında nöral hücrelerdeki dallanış, biyolojik öğrenim molekülleri, biyolojik hatırlayışı tetikleyici sistem ve moleküller de;ayna nöronlar ve dolanık elektron durumuna geçişler durumunda bekleyen beyin; bilgiye gereksinim duyulduğu anda düşünsel hızla (ışıktan daha hızlı) geçmişteki öğrenme boyutlarına ulaşarak taklit ve/veya o boyuta bilinci hatırlatış konumunda taşıyarak hatırlatışı gerçekleştiriyor olabilir. -Bir kısım bilgiyi de hayal ederek, trans halinde, düşünerek, uykuda ve rüyalarla zihin havuzumuzdan beynimize kodlayarak (nesnel/fiziksel kod, organik kod, kavramsal ve algısal kod… Vb) öğrenir ve bilgi havuzu kodumuzu zenginleştiririz. -Zihnimizdeki Sembolik, kavramsal kodlamalarımız olmazsa ne olur? İpucu;Kavramlar. zihnimizdeki bilgi birimleri ve bilgi kümelerinin kodsal ifadelerin dilsel iletişim araçlarıdırlar. -Zihnimizdeki kavramların, isimlerin ve kavram-isimlerin silindiğini düşünün. -Yontma taş devri insanı, dilsiz bir insan veya hayvanların seviyesinde bildiklerini ifade etmedeki doğallığını ya da vücut organlarını, vücut dilini, yüz ifadelerini kullanma desteğine gereksinim duyarız. -Yazılı ve sözlü her kavram, kavramisim, isim, deyim, özdeyiş, vecize, düşünceyi ifade eden her şeye eleştirel gözle bakılmalı ve en mantıklı-liyakatli alternatifi geliştirilmelidir. Ör. Sev-mek yerine daha mantıklı olan sevek!, dur-mak yerine durak!, o-luş-tur-mak yerine oluşturak din-len-mek yerin denlenek! Pekiştireç; nesnel yaratıklar için yeni isimler üretmek üzere adını işaretle arkadaşına tarif et oyununu hatırlayarak en doğru ve kestirmeyi tarif edilen isim arayışını deneyin ya da mantığı kavramaya çalışın. -Çok özel haller hariç, her kavram, kavramisim, isim, deyim, özdeyiş, vecize, düşünce üretirken veya düzenlerken;düşünsel ve eleştirel tercihte, doğal dillerin vahşi kurallarına ve hece vezninin akıcı ses-kafiye uyumunun keyfine, zevkine ve cüşuna, akli,mantıki ve ahlaki anlamlar feda veya yem edilmemelidir. -Kavramların listesini kavram kümesi araçları şeklinde hazırlamak son derece önemlidir. -Öyle bir yazılı-sözlü alfabe ve lisan ilişkisi hazırlayalım ki her harfi ve harfleri bir araya geldiğinde, matematikteki rakamlarlar gibi mutlaka bir veya birkaç mantıklı anlam taşıyacak şekilde dizayn edilmelidir. İnsanların yaşadığı çevrede ya da çevre havuzunda algıladığı her şey duyulardan süzülerek ya da düşünsel olarak üretilerek zihinsel havuza bu bilgi birimleri kayıt edilirken (zihinsel bedene bu bilgiler kayıt edilirken) oluşan havuz yani çevresel havuzla ve zihinsel bilgi birimleri havuzları çok benzerdir. Bu nedenle doğal olarak insanların bilinç altlarının bir birine çok benzediği için; bu benzer bilgi deposunun zihinsel ve düşünsel dokuları evrensel alfabe ve dil olarak dışa doğru deşifre edilirse insanlığın ortak payda iletişimi algıda değişmezliğe yaklaşmış olacaktır. Var olan sistemdeki hemen hemen tüm kültür, alfabe ve lisanların hepsi yarı vahşi oluşu ve algıda değişmezlik ilkesine/lerinede aykırı ya da uzak olması iletişim için çok büyük engeldir. Bu mantıktan hareketle çevremizden ya da çevre ve iç havuzumuzdan ürettiğimiz bilgi birimleri anadil ya da kültür dili, kavramlarıyla kotlanış katmanın farklılığı dilde iletişime engel olmaktadır. Zihinsel havuzda bilgi birimlerinin iletişim amaçlı kültürel dile ait kavramsal olarak kodlandığı iletişim dokusu kavimler arasında çeşitlilik gösterdiği için kavimler arası iletişime engeldir. Bu durum kısmen matematik iletişim sembolleriyle aşılmıştır. -Nesnel, düşünsel ve sanal kâinatlar(doğal) insanın kalbinin (nesnel beden, zihinsel havuzunu-hafıza havuzunu ve insanın diğer düşünsel ve sanal araçlarını içerir) bir parçasıdır.“Yere göğe sığmadım kulumun kalbine sığdım.” ve Zihinsel havuzu (Hafızayı) hafıza meleklerinin taşıdığına dair hadisler vardır. -Sanki insan yarı düşünsel-sanal-nesnel bir yaratık, içinde yaşadığı nesnel ve sanal kâinatın hepsi fert ve toplumsal bazda insan batını kalbindeki zihnin nesnel, düşünsel ve sanal bilgi deposu ya da düşünsel-sanal-nesnel zihinsel hard diski (dinamik veri depo diski) gibidir. -İnsan bedenen kâinatın bir parçasıdır. -İnsanın tüm boyutları kâinatın bir parçası değil kâinat insanın kalbinin (nesnel beden, zihinsel beden havuzunu-hafıza havuzunu ve insanın diğer sanal araçlarını içerir) bir parçası kabul edilmesi belki daha mantıklıdır.Belki de insan nesnel olarak doğanın, doğada nesnel olarak insanın düşünsel-Batıni kalbinin bir parçasıdır veya insan bedenen nesnel ve sanal kâinatın(doğal) bir parçası, nesnel ve sanal kâinat ise insan kalbinin bir parçasıdır.1, 2, 3, 4, 5 - kâinatta bilinen, bilinmeyen boyutlar ve çok şey ya da tüm bu boyutlar veya her şey Allah CC ilminin içindedir hiç bir şey onun ilminin dışında değildir. İlim içindeki ebedi boyutlar içinde yaratılmıştır. -Allah CC mahlukattan(yaratıklarından) münezzehtir. Allah CC insana şah damarından daha yakındır (Ayet var) Hız Boyutu; Yaratığın;birim zamandaki eylemiyle;konum, mekan. boyut... Vb değiştirme-yönsel (mekan, zaman… Vb boyut değiştirmenin) ifade şeklidir. Var olan hız tanımı; birim zamanda alınan yol kâinatta her zaman ve koşulunda geçersizliği yakın zamanda kanıtlanabilirliği olasıdır. Hızla ilgili var olan formüllerin sonsuzlar ve sıfırlarla ifadesi bu konudaki hız tanımının yetersizliğine kanıt gösterilebilir. Hız çok sayıda boyutun tutkalı gibidir. Hız arttıkça içinde geçtiği ve etki alanındaki boyutlar kaynaşır/kaynaştırır. Kâinatlardaki (nesnel, anti nesnel, sanal, düşünsel… Vb) hızlanışın akıbeti ola ki bu olacaktır. Yani kütle çekim boyutlarının birleşimi, kaynaşımı, çeşitliliği ve çok miktarda enerji hallerinin hal değiştirip varlık alemindeki orijinine dönüşü olacaktır. Işık hızından daha hızlı olan düşünsel boyut içindeki hızlanışın bağıntılarının sonuçları yani düşünsel hız bağıntı ve ilişkileri araştırılması çok zevkli konu olacaktır ya da konudur. Ola ki Kütlesizlik olamaz her yaratığın bir kütlesi vardır; bazı yaratıklar ölçülebilir kütle sahibi, bazıları anti kütle, bazıları göreceli denge kütlesine sahiptir. Ör. bazı uzay boşlukları mekanları, çekim alanı ola ki ışık … Vb kültleri bir birini devamı veya yakındır. Yani en azında hareketli kütle konumunda bahsedilmelidir. Kütlesiz yaratık düşünmek belki de saçmalıktalar. Allah CC ebediyet boyutlarında ki ilimi içinde zerre nurdan nesnel, batini, sanal, düşünsel… Vb kâinatları ve tüm yaratıkları ilk yaradılış anında ebedi hızı yavaşlatarak farklı geçici hızlar yaratmıştır. Mekan Boyutu;Klasik mekân tanımı; en-boy-yükseklik-bileşke… vb fazla boyutu içinde barındırış özelliğine sahip tanımlı alan olarak bilinir. İlk mekân; nesnel, anti nesnel… vb kâinatların ilk yaradılışında yerler, göklerin, aradakilerin… vb varlıklar alemindeki kaynaşık ve yapışık boyuttan yaratık boyutlarına doğru değişimi için; kâinatların gittikçe hızlanış ve genişleme için uygulanan güçle ilk oluşan çekim güçlerinin ve kuvvetlerinin çekim alanı/alanları ilk mekan-mekanlardır. Belki de en küçük mekânlardır. Bu ilk mekana doluşan; atom altı parçacık ve çeşitli enerji hallerinin alt birimleri de ilk yaratıklar ve ilk küme elemanlarıdırlar. Matematiksel ve yapısal olarak mekân bir yaratıktır. Ola ki ilk yaratıklar ilk mekânlardır. Bu gün bilinen en büyük nesnel mekân kâinatı kuşatan kozmik ağ kümesi mekanıdır. Hidrojen atomu çekirdeğinin mekanı; yörüngesi ve içindeki çekim alanı kabul edilebilir. Mekanın yaratıklardaki karşılığı aktivite gösterdiği, etkilendiği, etkilediği alanın dış sınırlarıyla tanımlanır. Allah CC ilmi içindeki her şeyin birbirine bitişik ve yapışık var olduğu ebedi boyutlardaki varlıklar âleminden zerre nurdan nesnel, batini, sanal, düşünsel… vb kâinatları ve tüm yaratıkları yaratırken;ebedi hızı, ebedi mekanı ve ebedi zamanı, ebedi eylemler... Vb yavaşlatarak kâinatlarda dengeli/dengeleyici ; zıt yön-konum-zaman-mekan… vb geçici boyutları yaratmıştır. Eylem Boyutu;Canlı, Cansız ve diğer tüm yaratıkların iradeleri denetiminde/kontrolünde veya iradeleri dışında ürettikleri tüm eylemlerin özgün ve genel boyutlarıdır. Büyük kıyamet sonrasında yaradılışla ebedi hıza ulaşıldığında tüm eylem boyutları birleşerek ebedi eylem boyutunda yer alacaklardır. Düşünsel Boyut (Hafıza Boyutu);Kendilerine akıl, ruh ve vicdan emanet edilen tercih sahibi yaratıkların düşünsel aleminde ürettiği ebedi hızdaki tefekkür-düşünce ürünü düşünsel enerji-düşünsel eylem halleridir. Hafıza meleklerince ayakta tutulduğuna dair hadis vardır. Batini Kalp Boyutu;Zahiri ve batini kâinattan daha büyük tüm yaratılmış ve hayat bulmuş yaratıkların aşamadığı ve içinde haşır olduğu en büyük kapasite ve havuzdur. Yere göğe sığmadın kulumun kalbine sığdım(hadis var). Allah CC insanda tecelli ettiği geçici mekandır. Hz. Muhammed AS’IN Batıni kalbini temizleyip kuran ilmini ve peygamber ahlakını yükleyen Allah CC ona oku emrini vermiş ve onu eğitmiştir. Takiben Hz. Muhammed AS kalbindekileri peygamber ahlakı hasletleri ve Hz. Kuran bilgilerinin tümünü hayatına uygulayarak, mantığına, bilincine ve davranışlarına mekanize ederek alışık tepki ve zamanla alışkanlık haline getirmiştir (gelmiştir).Peygamber ahlakı hasletlerini kazanmak ve yaşantısından hayır görmek için insanlara da Hz. Muhammed AS'IN davranış ve eylemleri örnek gösterilmiştir. Zaman Boyutu;Zaman bir yaratıktır ve ebedi hayatın parçalanmış geçici boyutlu kâinatlarda genellikle!!! hıza bağlı olarak değişir. Yaratık olmanın vasfı olan bir boyuttur. Zamanın varlığı tüm yaratıklara yapışık olarak yaşar. Yaratık ebedileşse bile zamanın girdabından kurtulamaz. Zaman diğer boyutlar gibi hıza bağlı olarak değişir ve yaratıklar açısından ebedi hızda yok edilemez ancak sıfıra yaklaşır. Zaman Boyutu; aklı, ruhu olan yaratıklar ve diğer bazı yaratıklar da uykuda ve uyanıkken farklı algılanabilen, hıza bağlı olarak uzayıp kısalabilen hatta ebedi hızla (Allah CC izni ile) ölümsüzlüğe (ebediyete) kavuşabilen bir yaratıktır. Allah CC ebediyet boyutlarında ki ilimi içinde zerre nurdan nesnel, batini, sanal, düşünsel… Vb kâinatları ve tüm yaratıkları ilk yaradılış anında ebedi hızı yavaşlatarak farklı geçici hızlar yaratmıştır. Bunun sonucunda ebediyetten geçici zaman parçaları, ebedi mekandan geçici mekanlar, ebedi eylemlerden geçici eylemler yaratmış ve bunlardan bu günkü var olan kâinatlar ve yaratıklar sistemini yaratmıştır. Sonra sistemin içinde değişen koşullara uyum sağlayan yaratıkların yaşamasına olanak sağlayacak şekilde türeme ile veya değişik şekilde yaradılış yasaları ve kurallarını; yaratıkların ve sistemlerin yaşam döngülerinde alışık tepki (refleks) haline getirtmiştir. Her zaman parçası bir boyut birimidir. Ebedi hıza ulaşılınca tüm boyutlar birleşerek ve genleşerek doyuma ulaşmış ebediyete ulaşır. Batıni kâinatın 1 zaman biriminin zahiri kâinatın 50 bin katıdır, Yerler ve Gökler yapışıktı onları biz açtık, Allah her şeyi nurunda yarattı, Onun (Allah CC) her şeye gücü yeter ve her şeye kadirdir. Allah yerlerin ve göklerin nurudur. Ayetler var. ZİHİNSEL YAPILANMA KURAMI;Çocuklarımızı ve öğrencilerimizi zamanında liyakatli eğitimle gerçek bilgilerle donatmazsak; onun yerine abur cubur, hurafe, vahşi, doğal, cahili, şeytani, iblisi, gereksiz, eksik, yanlış, liyakatsiz... Vb bilgiler doluşur ve geleceğimiz tehlike altına girer.
Toplumsal olarak geri ve cahil kalmanın bir sebebi de budur. Bizler çocuklarımızın; düşünsel, tefekkürsel, feyzi, miras-i…Vb geleceği onlarda bizim geçmişimizdir. Onları liyakatli, eğitmek farzdır. Onlar liyakatli eğitim sonrası istedikleri ve tercih ettikleri geleceklerini yaşarlar ve içinde yaşatırlar. Ölümden sonra, çocuklarımızın içine dönecek geleceğimiz olamaz (gerçek mekanımız ahretimizdir) böyle bir düşünüş Belki de şeytani ve/veya cahilidir. |
| Öğretmenin Nezaretinde;Soru, Problem veya Olayları; Zihinsel
Yapılanma Kuramına Tatbik/Uygulayış Basamakları 1- Sorun/lara, probleme/lere aşina olmak: Öğrenci karşılaştığı bir sorunu, problemi veya gözlediği bir olayı öğrenmeye gider ve zihnen sorularla aşina (angaje ya da alışır) olur. 2- Sorunu/ları, problemi/leri araştırmak: Öğrencilerle birlikte öğretmende, çalışarak deney yaparak sorunu çözme veya olayı açıklama düşüncelerini araştırır. Bu düşünceler öğretmenin temel kavramlara, becerilere ve çözüm yollarına dönüşür. 3- Sorunu/ları, problemi/leri toplanan verilere dayalı açıklamak: Öğrenciler verilere dayalı olarak;soru, porblem veya olayı açıklar ve çözer. Öğretmen öğrencilerin açıklamalarına ve çözümlerine açıklık getirir. Gerekirse yeni kavramlar getirir ve becerilerine yardımcı olur. 4-Sorunu/ları, problemi/leri çözümü/leri uygulamak/latmak :Öğrenciler öğrendiklerini açıklamaya ve çözüm yolunu/larını yeni problem ve olaylara uygular. Kazanılan bilgi ve beceriyi yaşantıyla ilişkilendirirler. . 5-Sorunu/ları, problemi/leri ve çözümü/leri değerlendirmek :öğrenciler edindikleri yeni beceri ve yetenekleri değerlendirirler. Öğretmen öğrencilerin başarılarını değerlendirmede bu basamakların sonuçlarına dikkat eder. ÖĞRETİM, ÖĞRENİM, EĞİTİM NEDİR VE ARALARINDAKİ İLİŞKİ İLE İLGİLİ ÖNEMLİ KAVRAMLAR Kavram; Doğadaki olayları, süreçleri, olguları ve yaratıkları gözlemleyerek bunlar arasındaki benzerlik, ayrıcalık, geçişken özellikleri; tecrübe ve deneyler yaparak bu özelliklere dayalı genellemeler yaparız.Bu genellemelere kavram deriz.Örneğin, kütle-hacim maddenin özelliklerini ifade eden kavramlardır. Genellemelerimize verdiğimiz adlara bilimde kavram deriz. -Kavramları gerçek dünyada ya da düşünsel alemdeki hallerine ve eylemlerine göre şöyle disipline edebilir ya da sınıflandırabiliriz; nesnel, düşünsel ve yarı nesnel kökenli kavramlar ya da eylemsel/dinamik, yarı eylemsel/yarı dinamik ve durağan olarak gruplandırabiliriz. Örneğin, akıl dinamik düşünsel bir kavramdır. Elma durağan nesnel bir kavramdır. İnsan yarı nesnel ya da yarı düşünsel bir yaratıktır. Bilgisayar yarı nesnel ya da yarı sanal bir yapay yaratıktır. Demirkuş 2010 -Kavramlarımız olmazsa bilgileri etkili bir biçimde anlayamayız. -Yaratıkların,süreçlerin, olgu ve olayların;benzerlik ayrıcalık ve geçiş karakterlerine göre çeşitli şekillerde sınıflandırılarak genellemelere vardıktan sonra bir veya birden fazla isim altında toplanır ki biz buna kavram deriz. Örneğin, enerji, ışık. -Bir kavramın özgün özelliklerinin sınırı ne kadar iyi çizilmişse o kadar iyi anlaşılır. -Bir kavramı en mükemmel temsil eden model, şekil ve yöntem seçilmelidir. -Kavram gruplarında yer alan kavramlar en güzel şekilde temsil edilmelidir. -Bir armudu veya elmayı şekille göstermek ayrıdır. -Cisim olarak göstermek ayrıdır. -Bazı kavramlar sübjektiftir. -Birkaç kriterle yaşatarak öğretebiliriz. Kavram: doğa ve ötesindeki; olgu, olay yaratık ve herhangi bir şeyi anlam bütünlüğü açısından temsil eden kodlanışın ifade şeklidir. Ör.sıcaklık, -Bazı kavramların isim yüzleri vardır bunlara kavramisim denir. Ör,çiçek (hem isim hem kavram) -Bazı isimlerin kavram yüzleri yoktur (kavram olamazlar).Ör. Ahmet -Tüm olanaklarımızı verimli kullanarak, her konuya özgü en doğru öğretim yöntemlerinin, kavramların, kavramisimlerin, isimlerin hayata güncelle kombinezonunu/larını (dizaynlarını, düzenlenmesini) kurmayı-uygulamayı düşünsel alışık tepki (refleks)-tepki haline getirmeyi öğrencilerimize kavratmak ve alışkanlığını geliştirmektir. -Bu düşünsel alışık tepki (refleks)-tepki mantık sistemi ve muhakeme gücünü kazandırmak için, öncelikle;bilgilerin zihnimize kabulleniş, depolanış ve kullanım çeşitlerini bilmek önemlidir. -Bu konuda var olan temel yöntemlerle ilgili bilgileri doğru edinmek ve öğrenmek gerekir. -Bilgileri edinmek ve hayatla ilişkilendirmek için, yeterince eşik bilgilere sahip olmanın yanında;sanal ve gerçek dünyasında asrın dogmalarını güvenle aşarak hür ortamda düşünüp düşüncelerini açıklaması daha elzemdir. -Zihnimizdeki Sembolik, kavramsal kodlamalarımız olmazsa ne olur? İpucu;Kavramlar. zihnimizdeki bilgi birimleri ve bilgi kümelerinin kodsal ifadelerin dilsel iletişim araçlarıdırlar. -Zihnimizdeki kavramların, isimlerin ve kavram-isimlerin silindiğini düşünün. -Yontma taş devri insanı, dilsiz bir insan veya hayvanların seviyesinde bildiklerini ifade etmedeki doğallığını ya da vücut organlarını, vücut dilini, yüz ifadelerini kullanma desteğine gereksinim duyarız. -Yazılı ve sözlü her kavram, kavramisim, isim, deyim, özdeyiş, vecize, düşünceyi ifade eden her şeye eleştirel gözle bakılmalı ve en mantıklı-liyakatli alternatifi geliştirilmelidir. Ör. Sev-mek yerine daha mantıklı olan sevek!, dur-mak yerine durak!, o-luş-tur-mak yerine oluşturak din-len-mek yerin denlenek! Pekiştireç; nesnel yaratıklar için yeni isimler üretmek üzere adını işaretle arkadaşına tarif et oyununu hatırlayarak en doğru ve kestirmeyi tarif edilen isim arayışını deneyin ya da mantığı kavramaya çalışın. -Çok özel haller hariç, her kavram, kavramisim, isim, deyim, özdeyiş, vecize, düşünce üretirken veya düzenlerken;düşünsel ve eleştirel tercihte, doğal dillerin vahşi kurallarına ve hece vezninin akıcı ses-kafiye uyumunun keyfine, zevkine ve cüşuna, akli,mantıki ve ahlaki anlamlar feda veya yem edilmemelidir. -Kavramların listesini kavram kümesi araçları şeklinde hazırlamak son derece önemlidir. -Öyle bir yazılı-sözlü alfabe ve lisan ilişkisi hazırlayalım ki her harfi ve harfleri bir araya geldiğinde, matematikteki rakamlarlar gibi mutlaka bir veya birkaç mantıklı anlam taşıyacak şekilde dizayn edilmelidir. İnsanların yaşadığı çevrede ya da çevre havuzunda algıladığı her şey duyulardan süzülerek ya da düşünsel olarak üretilerek zihinsel havuza bu bilgi birimleri kayıt edilirken (zihinsel bedene bu bilgiler kayıt edilirken) oluşan havuz yani çevresel havuzla ve zihinsel bilgi birimleri havuzları çok benzerdir. Bu nedenle doğal olarak insanların bilinç altlarının bir birine çok benzediği için; bu benzer bilgi deposunun zihinsel ve düşünsel dokuları evrensel alfabe ve dil olarak dışa doğru deşifre edilirse insanlığın ortak payda iletişimi algıda değişmezliğe yaklaşmış olacaktır. Var olan sistemdeki hemen hemen tüm kültür, alfabe ve lisanların hepsi yarı vahşi oluşu ve algıda değişmezlik ilkesine/lerinede aykırı ya da uzak olması iletişim için çok büyük engeldir. Bu mantıktan hareketle çevremizden ya da çevre ve iç havuzumuzdan ürettiğimiz bilgi birimleri anadil ya da kültür dili, kavramlarıyla kotlanış katmanın farklılığı dilde iletişime engel olmaktadır. Zihinsel havuzda bilgi birimlerinin iletişim amaçlı kültürel dile ait kavramsal olarak kodlandığı iletişim dokusu kavimler arasında çeşitlilik gösterdiği için kavimler arası iletişime engeldir. Bu durum kısmen matematik iletişim sembolleriyle aşılmıştır. Yerleşim yerlerinin aralarındaki iletişimin insanlık için önemi ne ise; kavramların kavram araçlarıyla doğru konumlandırılarak öğretilmesi ve zihnimizde doğru konumlandırılmaları bundan daha önemlidir. (Demirkuş 2005). Eğitim;Bilerek ve/veya bilmeden yaratıklarda; kalıtsal, öğretim ve öğrenimle kazanılan/edinilen bilgilerin; hayata uygulanabilir bilinçli alışık tepkiler haline getirilişine ve gelişine eğitim denir. Akıllı yaratıklara, nefsini, çevresini ve tüm nesnel, sanal, düşünsel araçlarını doğru tanıtıp, toplum ve çevre içerisinde; kendilerini liyakatli, namuslu (namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb Rahmani ve/veya şeytani insanlarla; namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb kara cahil , kasti cahil ve/veya çocuksu cahil insanlar karıştırılmamalıdır) ve dürüst konumlandırışları, toplum ve çevreyide kendi zihninde (iç dünyasında) doğru, liyakatli ve namuslu (namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb Rahmani ve/veya şeytani insanlarla; namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb kara cahil , kasti cahil ve/veya çocuksu cahil insanlar karıştırılmamalıdır) konumlandırarak gerektiğinin mutlak üstünlük ve liyakatin bilincini bilimsel verilere dayalı olarak kavratmak, öğretilenleri-öğrenilenleri düşünce ve davranışlarında alışık tepki (refleks) haline getirtmektir. Herkesin her şeyi bilmesi amaçlı değil de, her ferdin topluma ve tüm yaratıkları yararlı ve hayırlı olacak kadar bilgilendirilişi ve peygamberi ahlak sahibi oluşu kadar öğretimi, öğrenimi ve eğitimini veriş daha uygundur. Örneğin cani karakterli kişiliklerin bazı mesleklerde olmaması ve bazı şeyleri mutlaka bilmemesi gerektiği çıkarsayışından hareketle her kese her bilgi ve fırsat verilmemelidir. Fırsat eşitliğinden çok liyakatli fırsat verilişi üzerinden duruluş önemlidir. Bu sonuç insanlığın kabullenişinde zorunlu ve acı bir gerçektir. Hatta medya haberleri ve bilgileri de bu mantığın süzgecinden geçirilerek ortak payda merceğinden verilişi önemlidir.(Demirkuş 2008) Çocuklarımızı ve öğrencilerimizi zamanında liyakatli eğitimle gerçek bilgilerle donatmazsak; onun yerine abur cubur, hurafe, vahşi, doğal, cahili, şeytani, iblisi, gereksiz, eksik, yanlış, liyakatsiz... Vb bilgiler doluşur ve geleceğimiz tehlike altına girer. Toplumsal olarak geri ve cahil kalmanın bir sebebi de budur. Bizler çocuklarımızın; düşünsel, tefekkürsel, feyzi, miras-i…Vb geleceği onlarda bizim geçmişimizdir. Onları liyakatli, eğitmek farzdır. Onlar liyakatli eğitim sonrası istedikleri ve tercih ettikleri geleceklerini yaşarlar ve içinde yaşatırlar. Ölümden sonra, çocuklarımızın içine dönecek geleceğimiz olamaz (gerçek mekanımız ahretimizdir) böyle bir düşünüş Belki de şeytani ve/veya cahilidir. Gerçek eğitimle;zihinsel bedende ve kalbinde ; kimlik (id), tapındık-taptık(put) (idol), yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... Vb değer yargıları, inanç değerleri, süper ve özgün egolar(istemler), gerçekler, doğa yasaları doğru konumlandırılmazsa sonuçta yanlış eksik ve sakat;mantık, düşünce, kavram… Vb yanılgısına sahip kişilikler toplumda ortaya çıkar. Doğru zamanda kendisini çevresine doğru konumlandırışın ön koşulu; kendisini ve çevresini yeterince doğru tanıyıp kendisini Allah CC rızası için namuslu (namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb Rahmani ve/veya şeytani insanlarla; namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb kara cahil , kasti cahil ve/veya çocuksu cahil insanlar karıştırılmamalıdır), liyakatli ve dürüstçe konumlandırmaktan geçer. Öğretim, öğrenim ve eğitimde de, olanaklarımız ölçüsünde:doğru kaynaktan/lardan, doğru bilgiyi-konuyu, doğru zamanda, doğru konumda-yerde, doğru yöntemle/lerle, doğru kişiye/ kişilere, öğrencinin güvenini kazanarak ve dersin önemini vurgulayarak; doğrupekiştirip ve hayatla doğru güncelleyerek sunmalıyız. Demirkuş, 2008 Eğitim;insana, doğayı-ötesini, nefsini, tüm nesnel ve sanal araçlarını doğru tanıtıp, toplum içerisinde; kendilerini liyakatli, namuslu (namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb Rahmani ve/veya şeytani insanlarla; namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb kara cahil , kasti cahil ve/veya çocuksu cahil insanlar karıştırılmamalıdır) ve dürüst konumlandırışları gerektiğinin mutlak üstünlük ve liyakatin bilincini bilimsel verilere dayalı olarak kavratmak, öğretilenleri-öğrenilenleri düşünce ve davranışlarında alışık tepki (refleks) haline getirtmektir. Herkesin her şeyi bilmesi amaçlı değil de, her ferdin topluma ve tüm yaratıkları yararlı ve hayırlı olacak kadar bilgilendirilişi ve peygamberi ahlak sahibi oluşu kadar öğretimi, öğrenimi ve eğitimini veriş daha uygundur. Örneğin cani karakterli kişiliklerin bazı mesleklerde olmaması ve bazı şeyleri mutlaka bilmemesi gerektiği çıkarsayışından hareketle her kese her bilgi ve fırsat verilmemelidir. Fırsat eşitliğinden çok liyakatli fırsat verilişi üzerinden duruluş önemlidir. Bu sonuç insanlığın kabullenişinde zorunlu ve acı bir gerçektir. Hatta medya haberleri ve bilgileri de bu mantığın süzgecinden geçirilerek ortak payda merceğinden verilişi önemlidir. B- Eğitim:Fert ve Toplumda, istendik ( pozitif, negatif veya nötr) davranışların ve alışık tepkilerin ortaya çıkması ve benimsenmesi için yapılan her türlü faaliyettir. Diğer bir deyişle; canlı yaratıklara istendik düşünsel-bedensel davranışları kazandırmak için; yapılan iş ve verilen her türlü emektir. Daha genel anlamda eğitimin hedefi; yaratığa kazandırılmak istenen davranışları gerekli zamanlarda, gerekli koşullarda, gerekli oranda; peygamberi, akli, vicdani, meleği, Rahmani… Vb istendik ahlak kurallarına uygun alışık tepki-alışkanlık olarak üretimi, kullanışı ve uygulanışıdır. Şeytani, deccali, kötü, zeki (sadece zekai), nefsi, ceddi, iblisi, doğal/vahşi (hayvani), cahili (çocuksu), insani (hüsran-i)… Vb ahlaka dayalı; eksik, yanlış ya da istenmedik amaçlarda üretimin ve uygulanışın sonuçlarının tüm yaratıklara zararları örneklerle ve gerekçeli öğrenim öğrenicide/öğrencide alışık tepki (refleks) ve alışkanlık haline getirilmesi gerekir. Fert ve topluma/lara; peygamber ahlakı normlarını kavratmak-güncelletmek için; gerçeği/leri zamanın da doğru mayalamak veya mayalatmak için, yapılan her şeydir. Veya İnsana;hayatında yapısı (fıtratı) oranında uygulayabileceği kadar; hakikatin ve peygamber ahlakının mayasını zamanında-yeterince doğru çalmaktır. (Demirkuş 2006) Bazen eğitimle mutlak gerekli hedeflere ulaşmak için;toplumun değişime müsait olmadığı ya da fıtratının zorlandığı konular da diyet-özel bağışıklık sistemini geliştirmek çok önemlidir. Yani bir konuyu gerekliliğini anlamak için topluca geçici günaha davetin komikliği-gerekliliği. (Demirkuş 2007) . Öğretim, Öğrenim ve Eğitimin Asgari Temel Amaçları; 1-Asgari sindirim sisteminin besinlerden yararlandığı kadar; Beynimize ve zihnimize giren bilgilerden yararlanmak. 2-En kestirme doğru yol ve yollardan insanları gerçeğe ve gerçeklere iman ettirmek ve uygulatmaktır. 3-Yaratıkların davranışlarını doğru okumak, insanlara doğru empati duymak ve doğru tepkiler-teknolojiler geliştirmektir. 4-Eğitimle, insanların ve hayvanların hangi sanal araçlar ve sıfatların kontrolünde olduğunun: benzerlik, ayrıcalık ve özgünlüğünün; gerçek ve doğru farkındalığını kavramak ve uygulamak/latmaktır. 5-Kendini doğru tanıyıp doğru değerlendiren ve konumlandıran, yararlı sanal-gerçek üretim yapan peygamber ahlaklı nesiller yetiştirmektir. 6-Beyni bilgiyi özümsemeye haz duyacak şekilde eğitmek, düşünürken de bilgi üretmektir (meyve vermektir). Bazı beyinler oruç tutar, bazıları yer, içer düşünür ve üretir. 7-İnsan beynine zamanında mantıklı şeyler yerleştirmezsek, yaşadıkları ortamda bu boşluk abur cubur, hurafe, vahşi, doğal, cahili, şeytani, iblisi, gereksiz, eksik, yanlış, liyakatsiz... Vb bilgiler doluşur Buna bağlı olaraktan gerçek bilgi üretemez ve toplumsal açıdan; verimsiz özgün kişilikler ortaya çıkar. 8-Doğal olan bu bereketli hudutlarda: fertten toplumlara;peygamber ahlakının, iletişimin, toplumsal çeşitliliğin önemini-bereketini, birlik-beraberliğin bilincini, zorluklarını ve zorunluluğunu bilimsel verilere dayalı olarak kavratmaktır. 9- A-Eğitimde pay;fert ve toplumun özgün özellikleri= aktif özgünlüktür. Çeşitliliğin- Özgünlüğün, Tek Düzeliğin (Monologluğun) Avantajları Ve Dezavantajları (Evrimsel Açıdan); Örneğin, bir bitkinin iletim ve destek sistemindeki hücrelerin-iletim elemanlarının çeşitli oluşunun kazandırdıklarını anlayış için tüm iletim ve destek sistemin tek düze bir çeşit hücre ve iletim elemanlarından oluştuğunu düşünün. Örneğin bir tür içinde ya da aynı bakteri türüne ait çeşitli alt grupların değişik ısı seviyelerine dayanıklı alt türler ya da alt kategorideki taksonlara ait varyasyonlar düşünün; en çok -50, +20 dereceye dayanıklı , en çok -40, +30 dereceye dayanıklı bir grup, en çok -30, +40 dereceye dayanıklı başka bir alt gruptaki tüm bakteriler; +20, -20 dereceye dayanıklı olabileceğini hayal ediniz. Bir anda ortamda ısı +35 dereceye çıkarsa bu ısı dercesine dayanıklı olmayan türler ortadan kalkar ama + 35 derce ısının üzerine dayanıklı olanlar yaşayarak kayıp olan neslin genlerini geleceğe taşır. Bunun tam tersine ısı -35 dereceye düşmüş olsa yine soğuğa dayanaklı ölmeyenler dayanıklı olanlar türün devamını sağlamış olacaklardır. Bu nedenledir ki özel haller hariç yaşamayı başaran çeşitliliğin avantajı; yaratıkların ve türlerin yaşama şanslarını artırırlar. Çeşitliliğin dezavantajı yaratıkların arasındaki uyumu ve iletişimi zorlaştırır. Nesnel ya da bedensel çeşitliliğin yaşama gücünü ve olasılığını artırdığını bilimsel, inançsal olarak biliyoruz (sizi kavimlere ayırdık ki tanışasınız diye/ayet).Bu mantıktan hareketle değer yargıları (ana dil, inanç, kültür, örf, adet… Vb) açısından çeşitlilik kavimlerin; hoşgörüsünü, zihinsel ve düşünsel yaşam gücü olasılığını artırır. Kısaca nesnel, düşünsel ve zihinsel çeşitlilik;yaşam gücünü artırıcılar olarak bir birini tamamlayan unsurlardır.Birinin eksik olması diğerinin verimli oluşunu olumsuz yönden etkiler. Özel haller hariç; insanın bedenine, düşüncesine ve davranışlarına zarar verecek bazı kavimlerdeki kültürel, inançsal, düşünsel… Vb tabu ya da değer yargıları zararlı çeşitlilikler olup;uluslar arası seviyede yeddi yeminle gerekçeleri bilimsel ve inançsal açıdan ortaya konup alternatifleri ile yer değiştirilip öğretim, öğrenim ve eğitimle ortadan kaldırılması gerekmektedir. Bir sınıf ve ders düşünün; her milleten bir öğrenci ve kendi ülkesinin kültür kıyafetiyle (aynı sınıfta farklı kıyafet ve küldürler ait öğrenciler) derse alınmışlar ve ortak bir dilde konuyu öğrenime çalışıyorlar. Bir sınıf ve ders düşünün; hepsi aynı ya da farklı millet veya kavimlerden; ancak tek dil , tek kültür, tek din, tek tip kıyafete... Vb tek tipliğe zorlanmış olarak derse alınmışlar ve zorunlu ortak bir dilde konuyu öğrenime çalışıyorlar. Bu iki sınıfa ders veren hocalar ve öğrencilerin; hoş görü, iletişim, çeşitlilik… Vb açılardan avantaj ve dezavantajlarını karşılaştırın. Fert, toplum ve kavim bazında Monolog ve tersi olmayı bir arada karşılaştırın. Evrensel olarak insanlıkla kaynaşışın avantajlarına hazırlanışı düşünün. Bu çok dilliliği, çok kültürlülüğü… Vb; Lazca, Çerkezce, İngilizce, Zazaca, Arapça, Rumca, İbranice, Farsça… Vb anadilde eğitim ve ana dilleri seçmeli ders olarak düşünerek ülkemize tüm dünyadaki çeşitliliğin farkındalığını yakalayış ve anlayış için; içindeki din, dil ve kültür azınlıklarının çeşitliliğini hayata güncelleyişi hatta dünyaya bu dilleri kabul ettiriş çabasını ve gayretini düşünün sonuç vahimse sınıfta söz hakkı ve görüş isteyin. Sizi kavimlere ayırdık ki tanışasınız diye (Ayet var), Dünyada tek tip kavim yaratsaydım insanlığı öldürür tekrar bu günkü gibi çeşitliliği yaratırdım (Ayet var). İpucu; kâinatta gelmiş, geçmiş ve gelecekteki tüm çiçekleri ya da güzellikleri içi, içe ve rastgele döşendiğini düşünün. Sizden istenen: düşünsel ve uygulanışta; bu çiçekleri, güzellikleri ya da düşünsel, nesne, sanal ... Vb olarak aşure mantığı ile iç içe karışmış her şeyi fert ve toplum bazında ya da işin ehli/uzmanları tarafından; Rahmani, peygamberi, insani…Vb peyzajcı, mimar, dekoratör, editör…vb mantığı ile dizayn ederek ya da düzenleyerek uygulayışınızdır. 11. Kuran Suresi/ 7. Ayet O, hanginizin amelinin daha güzel olacağı hususunda sizi imtihan etmek için, Arş'ı su üzerinde iken, gökleri ve yeri altı günde yaratandır. Yemin ederim ki, (Resulüm!): "Ölümden sonra muhakkak diriltileceksiniz" desen, kafir olanlar derhal "Bu, açık bir büyüden başka bir şey değildir" derler. Her şeyi bu mantıkla; öğretim, öğrenim, eğitim, yönetim… Vb sahalarda uygulanışını düşünün. Örneğin dünyadaki tüm insanların her şeyinin birbirinin aynı kopya olduğunu düşünün. Bu günkü doğal insan çeşitliliğini düşünün. Muhtariyet nöbetini elinde bulunduran kavimlerin hükmündeki kavimleri kendi kültür ve ırklarına asimile edişi afatını düşünün. İslamiyet’in Abbasi, Emeviler … Vb kavimler döneminde bu özgünlük ve çeşitliği koruyuşunu düşünün. Muhtariyet; hükmündekileri Allah CC’NİN misafir ve emaneti kabul edişle liyakatli hayat bulur. Ancak muhtariyet; hükmündekilerin ceddine, dinine, ırzına, vicdanına, topraklarına… vb her şeyine ilahlaşmakla da deccalleşilir. B-Payda;fert ve toplumun ortak özellikleri=ortak aktif özgünlükleri temsil eder. C-Pay ve payda arasındaki liyakatli hayat çizgisi;özgünlükler arasındaki bilgi-toplumsal ilişki-gen akışı ile nefes alan-hayat bulan liyakatli iletişim çizgisinin önemi-gerekliliği belirgin ve somut örneklerle kavratılması gerekir. D- Azınlık ve özgünlüğün doğal demokrasideki yeri konusunda kavram, düşünce ve yanlış tepki yanılgısı siyasette uygulanmaktadır. Hemen her kavimin doğal kültürleri, dilleri, inanç tercihleri, ırkları, deri renkleri… Vb özgünlüklerinden dolayı Dünya’nın hemen her yerinde başka yerli kavimlerin yaşam yerlerinde-yurtlarında sayısal azınlık veya çoğunluk kolonileri şeklinde bulunduğu için;bu konuda yapay ve liyakatsiz olan doğal-vahşi demokrasi azınlık insan kavramına insani ve rahmani çözüm üretmek farzdır. Aksi, taktirde eskiden azınlıkların ;padişahlık, şahlık, çarlık, krallık, imparatorluk… Vb yerine çoğunluğu elinde bulunduran toplum, kavim, milletlerin padişahlığına(... vb kavim, millet padişahlığı), şahlığına (... vb kavim, millet şahlığı), çarlığına, (... vb kavim, millet çarlığı) krallığına (... vb kavim, millet krallığı), imparatorluğunun (... vb kavim, millet imparatorluğu) asimilasyonu ve hükümranlığına mahkum yapay dil, din, renk, kültür… Vb özgünlüklerin sayısal azınlıkları mozaiğini doğru değerlendirmek gerekir. Her fert insanlık bedeninin hücresi (insan gen havuzunun hücresi), her halk insanlığın dokusu, her kavim insanlığın uzvu gibi düşünülerek icabet edilmeli. Bu çerçevede dokuları asimile ya da kangren edemezsiniz. Özgünlükleriyle yaşatırsınız. Cet kardeşliği fert, toplu, devlet, millet bazında insanı/lığı çok kötü ve istenmeyen radikal farzlara mahkum eder ve bazı yararlı fıtratları zorlar ya da eritir. Tercihe dayalı akli olan peygamber kardeşliği daha liyakatlidir. Her çeşit insan fıtratına rahat ve liyakatli nefes aldırır. Cet kardeşliğinin içindeki savunucuları; cet kuyusundaki Nemrutları, Cengiz Hanlar, Firavunları, Çinleri, Hitleri… vb peygamber ahlakı hastalarının, katilleri, canileri ve kahpeleri pasifize ya da razı edemez. Akli olan peygamber kardeşliği bu tipleri hemen deşifre eden, egale eden kurallara sahiptir ve ilahi/peygamberi kontroldedir. Aslında insanlığın yaşamsal döngüleri, yönetim ve eğitim sistemleri peygamber kardeşliğine dayalı lokomotif ve vagon çekiş omurgasına göre olmalı cet kardeşlikleri istenen özgün veya ortak vagonda yaşanabilir. Peygamber kardeşliğinin lokomotifini direksiyonunda peygamber vardır. Hedefi ve sonuçları bellidir.Cet kardeşinin kardeşliğinin lokomotifinin direksiyonuna bazen iyi insanlar bazen de cet kuyusundaki Nemrutlar, Cengiz Hanlar, Firavunlar, Çinler, Hitler, Karunlar, Lutiler, Semudiler… vb peygamber ahlakı düşmanları ya da hastaları geçince insanlığın geleceği tehlikeye ve riske girer. Onun için cet kardeşliğinde hedef; evrimseldir, nefsidir, vahşi ya da doğaldır, ender olarak peygamberidir. 10- Bu açıdan:fert veya toplumlardan ;insanlığın paydasını yutamaya çalışan özgünlükle r patlar, 11-Özgünlüğünü eritenler yok olurlar. 12-Dengedekiler hayat bulur. SANKİ BU DOĞAYA KONMUŞ İLAHİ BİR DOĞA YASASI GİBİDİR. Tanışasınız diye, sizi kavimlere ayırdık (doğal soylara ve kökenlere dayalı kavimler ayırdık ki) (ayet var). Yerine ve önemine göre; birbiriyle bağlantılı olarak, önce evrensel eğitim daha sonra kişisel ve ulusal eğitim yapılmalıdır?. Bazen; evrensel ve ulusal eğitimlerin ilişkisi eş güdümlü verilmeli. Evrensel eğitim ulusal benlik ve kimlikleri asimile etmemeli ya da eritmemeli. Ulusal eğitimlerin çeşitliliği yararlı özgünlüklerin bereketini, peygamber ahlaklı evrensel eğitim insanlık ruhunun ortak paydasının direğini oluşturur. 1, 2, Dil, din,renk, kültür çeşitliliği ve azınlığı olur. İnsan türünün kavim azınlığı ya da etnik azınlığı olmaz, kavim azınlığı ya da etnik azınlık kavramını kullanmak bölücülüktür veya liyakatsizdir. Çünkü tüm kavimlerin birbiri içinde dil, din, kültür azınlıkları vardır. Yani tüm kavimlerin etnik azınlık kavramını kullanmaktan vazgeçmesi gerekir.Nedense 19. ve 20.Yüz Yılın kurucu canileri; inanç, kültür, dil, lisan-din çeşitliliği veya herhangi biri azınlık tabanlı fert sayısı az olan özgün kavimleri; hükmeden kavimin dil, din, kültür, lisan.. Vb den dikilmiş ceketi giydirilerek ya da yurdundan kovdurularak asimilasyonunu reva görmüştür.Doğal (vahşi) demokrasilerde dil, din, kültür, renk … Vb azınlıkların bekası ve her şeyi hükmeden kavimin dil, din, kültür, lisan.. Vb tarladır ve bu gizli açık toplumsal tufandır. Tarih boyunca yaşadığı halde, bu gün özgünlük ve özgürlüklerin bir arada iç içe yaşaması neden zorlaşmıştır? İlla av-avcı sürü ve asimilasyon muamelesi/lerini mi görmesi/leri gerekir ?Ayni türe ait olmasına rağmen(insan), tarih boyunca, insanlık adına bu utanç verici kavram, kimin ve kimlerin ekmeğine yağ sürmüştür? Irk,dil,kültür,inanç, din... vb azınlık ve güdük farlılıklardan dolayı, azınlık(etnik) diye nitelendirilmek istenen toplum ve kavimler çeşitliliktir.Çeşitliliğin özgünlüğü;Patojen (öldüren)istisnalar hariç, misafirlik, güç ve berekettir, ör;renk, dil, kültür, mülk göçebeleri, din çeşitliliği olabilir;asimile edilmeden çoğunluğun aşure mantığı ile tevhit edileceğine, nedense, bu asır özgünlükleri evrim yasalarının gereği asimile, teşhir ve tecrit edilmek istenmektedir. Ör; Zenci, Kürt, Laz, Çerkez, Arap, Hıristiyan, Yahudi, ...Vb etnik azınlık değildirler. Aynı türün etnik azınlığı olmaz bu bilime, doğa ve ilahi/peygamberi yasalara ya da dine de aykırıdır. Sizi kavimlere ayırdık ki tanışasınız diye (ayet var), Yoksa çoğunluklar azınlıkları asimile etsin değil. Kaldı ki çoğunluğun değil, bazılarının yegane ana dilleri ve yegane ana vatanlarıdır. Bir insan, fert ya da toplum kendi ana yurdunda sonradan gelme çoğunluğa asimile ettirilerek etnik azınlığa düşe bilir mi? Bu asrın Sakat Demokrasi ve deccali hilkat garibesi saçmalıktır. Bunlar dil azınlığı, din azınlığı, renk azınlığı, ya da kültür azınlığı durumuna düşürülmüş kavimlerdir. Kaldı ki çoğunlukta olan kavimlerinde başka toplumların ve kavimlerin içinde azınlıklarının olması söz konusu olması da çok doğaldır. -Var olan ya da halen uygulanan Sakat Demokraside çoğunluğun azınlıklara fark attığı oylarıyla yönetişi bölücülüktür. Vahşi demokrasi ve/veya vahşi yaratık beyinleri bile sağ ve sol beyin loplarının birlikteliğinin tümü omur+organların alışık tepki (refleks) iletim sistemleriyle bedeni yönetir. Daha vahşi demokrasiye bile terfi etmediğimiz ordadır. Kaldık ki haklı ve doğru azınlıkların ya da dünyadaki en akıllı insanların azınlıktaki haklı ve doğru seslerinin ve görüşlerinin yönetimde hayat buluşuna yönelik hiçbir formül geliştirilmemiştir. Unutul mamalıdır ki çoğunluğun verdiği kararların her koşulda haklı olmayacağı kesindir. Peygamberlerin sadece bir oyu vardı, demokrasi bu kadar değerli olsaydı o zamanda uygulanırdı. İnsan aklının ve peygamberi ahlak sahip olmanın bir puan bile değer biçilmeyen sadece nefsin işletim sistemi olan zekaya dayalı insanları öne çıkaran bu deccal-i asırda demokrasi malzeme edilerek eskiden bir ailenin (padişahlık, şahlık, imparatorluk, krallık… Vb ) hükmündeki halkların tepesine bu sefer bir milletinin küllü çoğunluk balyozu azınlıkların ve halkların beline bindirdiler. Bunu yapan veto imparatorluğu üyeleri ve aksamları tehlikeyi görünce globalleşme yoluna değişmekte hiç tereddüt etmediler. Ancak değişmekte bilinçsiz, duygusal ve tutucu kavimleri birbirine boğduruyorlar ya da değişim için kedilerine muhtaç kılmışlardır. Çeşitlilikleri özgünlükleriyle-hoş görü içinde barındıran ve barındırmayan /amayan kavimlerin avantaj ve dezavantajlarını karşılaştırınız. İpucu:biyolojik çeşitliliğin, kültürel, zihinsel, beyinsel ve düşünsel çeşitliliği, melezlerin, zengin kültür harmanlanması... Vb güçlülüğünü ya da avantajlarını düşünün. 13-Eğitim sistemlerini kullanarak, fert ve topluma kendisini(nefsini) doğru tanıyıp, dürüst ve namuslu (namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb Rahmani ve/veya şeytani insanlarla; namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb kara cahil , kasti cahil ve/veya çocuksu cahil insanlar karıştırılmamalıdır) konumlandırarak peygamber ahlakı aşılamak ve akıllı yaşamayı alışık tepki (refleks) haline getirmektir. Öğrencilerimize Anabilim Dalımızda Verilen;Özel Öğretim Yöntemleri I-II ve Öğretim Teknoloji Derslerinde; sanal ve gerçek araçların kullanımını, materyal gelişimi öğretilirken: üretici bir zihniyet ve mantıkla; verimli öğretim yöntemleri uygulatılmaktadır. 14-Peygamber Ahlakı ve doğayı liyakatli kullanma arasındaki gerçek ilişkiyi her ders konusunda somutlaştırmak ve gerekçeleriyle evrenselliğe genellemek. Ör.Çevre ve bazı biyoloji derslerinde sağlıklı, üretici çevre bilincini aşılamak ve alışık tepki (refleks) haline getirmek amacıyla kampus içinde plastik türevlerini toplama ve doğayı tanıma etkinlikleri yaptırılmaktadır. Öğrencilerimize verilen bölüm ve servis derslerin de;öğrencilerin süper egolar(istemler)ının, öz egolar(istemler)ının, idlerinin, idollerinin geleceğe yönelik daha sağlıklı ve gerçekçi mecralara çekilmesi amaçlanmaktadır. Ör.Özgünlük, çeşitlilik, benzerlik, ortak payda ve evrenselliğin hudutlarını: pozitif-istendik geliştirici bir anlayışla;devlet, millet ve halk düşmanlığını körükleyen tüm bilimsel, toplumsal ve doğal;süreç ve olguları yorumlarına katarak; sinerjitik (uyumlu birliktelik) ve kök hücre zihniyetiyle evrensel çözümler üretimine yönelik zihinsel bağışıklık sistemlerinin geliştirilmesi. Diğer bir deyişle ülke ve dünya sorunlarına hür, pozitif yargılayıcı bir anlayış ve yorumla bakarken, her durumda (faktöriyel olarak) çözüm üreten bir zihinsel beden ve kalpte geliştirilmesi hedeflenmektedir. Ör.Ülkemiz, çevre ülkeler ve giderek tüm orta doğu halklarının; birlik, beraberlik, çeşitlilik ve özgünlüğüne bütünleşik bir perspektiften bakmak. Bu noktadan hareketle dünyada ki tüm Müsrif-İlkel Teknoloji, Patojen, kültürel, teknolojik üretim ve yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... Vb değer yargılarına karşı zihinsel bağışıklık sistemleri geliştirilirken, her durumda (faktöriyel olarak) doğaya, topluma ve geleceğe uyumlu alternatif çözümler üreten bir nesil amaçlanmaktadır. Ör. Sınırlı sevgi ve moral ile yaşamayı başaran (sevgi bağımlısı olmayan) ama çevresine sevgisini sadaka edebilen başat ve cevval bir nesil. Bu anlayışla öğrencilerin yaşadığı ortamda teknolojiyi de liyakatli kullanarak:inanç sistemlerini, nefretini, aptallığını, serseriliğini... vb tüm (pozitif, negatif ve nötr) özellik ve sıfatlarını insanlık ve doğa yararına;fıtratına uygun, doğru, etkili, verimli biçimde konumlandırarak ve kullanma alışık tepki (refleks)ini alışkanlık haline getirmeleri amaçlanmaktadır. Kısaca; gereksiz;süper istemlere (egolara), öz egolar(istemler)ına, kimliklerine (idlerine), putlarına (idollerine) kul olmayan, hür ancak zihinsel bedenindeki ve kalbindeki;yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... Vb değer yargıları, kimliklerini (idlerini), putlarını (idollerini); Doğal ve bilimsel kanunlardan daha gerçekçi, doğru eğitimle dizayn edilmiş; liyakatli değişime hazır başat ve cevval bir nesil amaçlanmaktır. Kendini Ve Kişiliğini Tanıyış; zihinsel, düşünsel, kalpsal ve bedensel araçlarını;liyakatli ve doğru tanımak, tüm güçlerini bilmek, kullanma becerileri derecesini doğru kavramak, insan ve doğal sıfatları, özellikleri, özgünlükleri, araçları… Vb doğru tanımak, hayata peygamberi uygulamak ve her şeyini çevresine-çevresini de içi dünyasına Allah CC rızasına uygun (liyakatli, namuslu ve dürüst) konumlandırışı önemlidir. Bir insanın yapısal olarak sahip olduğu nesnel, sanal, çevresel ve düşünsel araçların hünerlerindeki; istendik-başarılı(+), istenmedik-başarısız(-), dengedeki-nötr(0), geçişken- hercai(+,-), bilinmez, bilmezleri, cehaleti-kör noktaları(?), özgünlükleri(*), baskınlıkları(!)… Vb değerleri doğru tanıyıp kendini çevresine ve çevresini de iç dünyasına doğru konumlandırarak; çevresinden ve kendisinden azamı liyakatli yararlanışı ortaya koymuş olur. Doğru adreste durmanın; 1.Kuralı: Kendisini doğru tanımaktır. 2.Kural: Çevreyi doğru tanımaktır. 3.Kural: Peygamberi bir ahlakta doğru adreslerde bulunuşu alışık tepki (refleks) haline getiriştir. 4.Kural: Yaratıkları doğru ve dürüst anlamlandırmak için bilgili oluştur. 5.Kural: Öğrendiklerini hayatına peygamberi ahlak çerçevesinde uygulayıştır. Sonuç; yaratıklar içinde hayırlı bir kişilik olmak. Bunlardan bir tanesi bile olmazsa doğru adreste duramazsınız. Bu yaşam boyutunda her insan bir hayvanın sırtındadır. Kendini kontrol edebildiği kadar süvari kişilik, kontrol edemediği kadarda hamaldır ki buna nefis denir ya da atınızı (nefsinizi) kontrol edebildiğiniz kadar süvarisi kontrol edemediğiniz kadarda hamalısınız. Nefsini tanıyan rabbini tanır (Ayet var). Çıkarsayış;Ruhun ve Aklın kontrolündeki iradesine emanet insanla, nefsin ve zekasının kontrolündeki iradesine emanet insanlar arasındaki farkları düşünün. Hayvanların hepsi;nefsinin (beyninin), alışık tepkilerinin (reflekslerinin), bedensel zekanın, gen zekasının ve içinde yaşadığı çevrenin sistem zekasının kontrolündedir. Eğitim Programı: Eğitimin tanımında verilen hedefler ulaşmak için, fert ve toplumda arzu edilen sonuçlara ulaşmak için gerekli bilgilerin disipline edilmesidir. İyi bir eğitim programı, esneklik, işlevsellik, toplum değerlerine dayalı olmak, bilimsellik, ekonomiklik ve uygulanabilirlik gibi özelliklere ıdır. E ğitim süreci; zamana bağlı olarak;fert ve toplumların (insanın) davranışlarında pozitif değerleri ortaya çıkarmak için yapılan tüm işler, uygulamalar ve eylemlerdir. Yani yapılan tüm;i şler+eylemler+uygulamalar+zaman. Öğretim süreci;zamana bağlı olarak;fert ve toplumların (insanın);doğadaki bilgileri öğrenmek ve hayatına uygulamak için aktarmak için yapılan tüm işler, uygulamalar ve eylemlerdir. Yani yapılan tüm;işler+eylemler+uygulamalar+zaman. Öğrenim süreci; öğretim, öğrenim ve eğitim sürecine muhatap olan yaratığın/ların bu olaylara maruz kaldığı zaman ve eylemler sürecinde öğrenme eşiğine geldiği veya tamamladığı zamana kadarki süreçtir.Yani yapılan tüm;işler+eylemler+uygulamalar+zaman. Bu üç sürecin arasındaki ilişki çok önemlidir. Zaman, mekan ve mevcut olanaklar dikkate alınarak, uzman eğitimciler tarafından iyi bir öğretim, öğrenim ve eğitim programı çerçevesinde uygulandığında verimli ve yararlı bilgi aktarımı sağlanabilmektedir. Dünyada çok hızlı bir şekilde ortaya çıkan bilimsel ve teknolojik gelişmeler sonucu edinilen yeni bilgiler aynı hız ile fen öğretim, öğrenim ve eğitimine yansıtılmamaktadır. Fen eğitiminde ortaya çıkan en önemli sorun fen bilimlerindeki ilerleme ile okullarda okutulan fen dersleri arasındaki bağlantısızlıktan ileri gelmektedir. Bunun sonucu, bugünkü yetişkin nüfusun yaklaşık %90 ı bilim ve teknolojiyi izlemekte ve yararlanmakta güçlük çekmektedir. Bilim ve teknolojideki bu hızlı gelişime sonucu elde edilen bilgilerin fen eğitimi programlarına yansıtılması amacıyla yeni fen eğitimi programı geliştiren 141 ülkedeki durum UNESCO tarafından rapor edilmiştir. Öğretim: Öğretmek kavramından kaynaklandığı için, hedefe aktarılmak istenen bilgiyi kusursuz öğretmektir. Öğretim:Doğada ve ötesinde var olan bilgileri (yaratıklar, olaylar, olgular, sistemler, kanunlar, kavramlar v.b) anlaşılabilir hale getirmek amacıyla çeşitli yöntem, araç-gereç ve teknikler kullanılarak fert ve topluma planlı ve programlı bilgi aktarma sürecidir . Öğrenme:Amaçlı veya amaçsız edinilen bilgilerin canlı yaratıklarda; kalıcı ve hayatta bilinçli uygulanabilir hale gelmesidir. İnsan; kullanmadığı ve kullanamadığı bilgisinin hamalı, yanlış kullandığının;ya cahili ya da hainidir veya insan genellikle sahip olduğu bilginin; ya bilmezi, ya cahili, ya alimi, ya sakatı ya da hamalıdır!! (Demirkuş 2006). Öğrenme:Öğrenilen ve öğretilen bilgilerin, bedensel, zihinse, düşünsel… Vb eylemler olarak hayata güncellenmesi ve uygulanabilir hale gelmesi demektir. Pekiştireç I ; 1-Öğretim; DNA zincirinin birinci ipliğinin yaşayabilen dizinini biyolojik yapı taşlarından üretmek, 2-Öğrenim; DNA zincirinin birinci ipliğini tamamlayıcı uygun ikinci ipliğinin yaşayabilen dizinini biyolojik yapı taşlarından üretmek, -Birbirini tamamlayan bu iki ipliksi zincirin fermuarlarının karşılıklı gelip tamamlanması yani kapanmasıyla öğretim ve öğrenim tamamlanır/tamamlanmış olur. 3-Eğitim; tamamlanan iki zincirin uygun koşullarda kendilerini klonlamayı alışık tepki (refleks) haline getirmeye başlamasıyla/başarmasıyla yaratığın vahşi/doğal olan eğitimi tamamlanır. 4-Eğitimin Hedefi; öğrencide/öğrenicide bu biyolojik DNA zincir fermuarının gerekli zamanlarda, gerekli koşullarda, gerekli oranda; peygamberi, akli, vicdani, meleği, Rahmani… Vb istendik ahlak kurallarına uygun alışık tepki-alışkanlık olarak üretimi, kullanışı ve uygulanışıdır. Şeytani, deccali, kötü, zeki (sadece zekai), nefsi, ceddi, iblisi, doğal/vahşi (hayvani), cahili (çocuksu), insani (hüsran-i)… Vb ahlaka dayalı; eksik, yanlış ya da istenmedik amaçlarda üretimin ve uygulanışın sonuçlarının tüm yaratıklara zararları örneklerle ve gerekçeli öğrenim öğrenicide/öğrencide alışık tepki (refleks) ve alışkanlık haline getirilmesi gerekir. Pekiştireç II; 1-Öğretim; pantolon fermuar zincirinin dişli birinci kanadının/parçasının üretimidir, 2-Öğrenim; pantolon fermuar zincirinin dişli tamamlayıcı ikinci ya da diğer kanadının/parçasının üretimidir, -Birbirini tamamlayan bu iki parça fermuar zinciri dişlerinin karşılıklı gelip tamamlanması yani kapanmasıyla öğretim ve öğrenim tamamlanır/tamamlanmış olur. 3-Eğitim; öğrencinin/öğrenicinin fermuarı açıp kapamayı alışık tepki (refleks) haline getirmeye başlamasıyla/başarmasıyla tamamlanır. 4-Eğitimin Hedefi; öğrencinin/öğrenicinin; pantolon fermuarının gerekli zamanlarda, gerekli koşullarda, gerekli oranda; peygamberi, akli, vicdani, meleği, Rahmani… Vb istendik ahlak kurallarına uygun alışık tepki-alışkanlık olarak kullanışı ve uygulanışıdır. Şeytani, deccali, kötü, zeki (sadece zekai), nefsi, ceddi, iblisi, doğal/vahşi (hayvani), cahili (çocuksu), insani (hüsran-i)… Vb ahlaka dayalı; eksik, yanlış ya da istenmedik amaçlar için kullanışın ve uygulanışın sonuçlarının tüm yaratıklara zararları örneklerle ve gerekçeli öğrenim öğrenicide/öğrencide alışık tepki (refleks) ve alışkanlık haline getirilmesi gerekir. Dünyada Yürürlükteki Eğitim Sisteminin/lerinin Durumu Konumu ve Liyakati; Var olan eğitim sisteminde İslamiyet'in geçerli ve gerçek; inançsal, kültürel, kavimsel… Vb hemen hiçbir değer yargısı dikkate alınmadan ya da sadece batının deneyimlere dayalı vahşi değer yargılarına, dünyevi yönetimsel ve bilimsel değer yargılarına dayalı eğitim sistemleridir. Bu eğitim sisteminde; insanların tüm düşünsel, zihinsel, nesnel, sanal, dijital, kültürel, inançsal … Vb istendik, gerçek değer yargıları ve doğa, doğa ötesine ait bildikleri bilimim vahşi ve doğal değer yargılarına kodlayarak, zipleyerek ve asimile ettirilerek insanlığı yaşamsal olarak nesnel doğanın ve düşünsel olarak bilimin kefeni içerisine asimile ettirmektedir. Diğer bir deyişle insanlığın bilimi ve doğayı aşan düşünsel ve zihinsel değer yargılarını bilimin, demokrasinin, doğanın ölümlü ve sonlu kefeni içine kodlayarak, zipleyerek, özümseyerek ve körelterek insanlığı zihnen nesnel ve bilimsel doğanın hapishanesi içine sıkıştırmaktadır. 19. ve 20. YY Eğitim sisteminde her bilim insanı bilimin bir parçası olarak otistikleştirilmiştir. Adeta bilimin her parçasına bir bilim insanının her şeyi otistik ve özel bir parça olarak kodlanarak yerleştirilip ya da yetiştirilip ölümlü bilimin bedenine kişilik kazandırılarak bilim ilahlaştırılmaya çalışılmaktadır. Doğrusu bilim ve tüm kâinatlar gelişmiş insanın kalbini aşamaz. Bilim her insanın bir parçası olacağına her bir bilim insanı bilimin bir parçası olarak bilimin bedenine malzeme oluyor. Çözümü de kapitalistler ekonomik sorunlar hallolunca yani insanlığı zenginleştirip besili hayvan gibi besleyerek insanlık sorunlarının halledeceğine bizleri inandırmıştır. Halbuki deneyimler göstermiştir ki; ekonomik koşulları çok iyi olduğu halde, aşırı beslenişten kudurup zihinsel doyumsuzluktan bunalıma giren zenginlerin yanında zihnen ve düşünsel olarak rahat, hür olmayan insanlar bu zihinsel- düşünsel sıkışıklıktan, sıkıntıdan sokaklara hürriyet diye dökülüp sorunlar yaratmaktadırlar. Bu nedenledir ki var olan eğitim sisteminin tüm değer yargılarının bilimsel kefeni; dünyevi doğal dinler ve vaadi dolmuş ya da Allah CC tarafında icabet görmeyen semavi dinlerin kefeni ile birebir örtüşmektedir. Ancak tüm doğayı, yaratıkların geleceğini ve geçmişini kuşatarak haşır olacağı son durumu bildiren İslamiyet’e aynı ceketi giydirmek insafsızlık belki de insanlık için bedbahtlık olur. Çünkü tüm ölümlü, sonlu yaratıkları ve her şeyi kuşatan İslam, ebediyetten gelen hayatın geçici dünyeviliğini, her şeyini kuşatmış ve yine ebediyete yaratıkların nasıl göç edeceğini bildirmiştir. Gün geçtikçe bilim bunu kanıtlamaktadır. Sonuç olarak; bilim ve doğa Müslümanların kalbi ve zihni içindeki yitiği olarak keşif edilip İslami değer yargılarıyla ilişkisel öğrenilmesi ve bilinmesine yönelik eğitim yapılması daha liyakatlidir. Zaten İslamiyet’in dışında hiçbir din bu kapsamların kefenlerini kuşatamamış ve/veya kuşatamaz yada bu alt yapı envanter ve dokümana başka hiçbir din ve bilim sahip değildir. Kısaca tüm yaratıkları, doğayı ve bilimin kefenlerini kuşatarak ilişkisel eğitim verilebilecek yegane din İslam’dır. Hazıra Konmak, Faiz (kapitalist asalak-parazit) ve liyakatsiz Yarış (İnsanımsı Rekabet ya da Vahşi ve Doğal Birliktelik); İkiz iki kurt köpeği düşünün: Biri evde beslenip her şeyini hazır alsın, merhamet, sevgi ve saygı görsün, aileden biri gibi icabet görsün evde. Diğeri özel eğitilmiş polis köpeği olarak yetiştirilmiş ve iş gören yardımcı icabeti görsün. Bu iki köpeği çeşitli koşul ve durumlarda karşılaştıralım. Hazırın yaratıklarda geliştirdiği alışkanlığın zararını görmek zor değildir. Hazırcılık/Hazıra Alışmak, Faiz (kapitalist asalak-parazit) ve Vahşi Rekabet (İnsanımsı Rekabet/Vahşi-Doğal Birliktelik); gayret bile sarf etmeden edinilen ve edinilmek istenen her şey. Faiz (kapitalist asalak-parazit) emek sarf edilmeden paranın para kazanışıdır. Kısaca faiz (kapitalist asalaklık-parazitlik); sermaye sınıfının (kapitalistlerin) fazla parasıyla ihtiyaç sahiplerinin hayat döngüsünü; kendi menfaatleri ve siyasi amaçlarına uygun hükmüne-ablukasına terbiye ve disipline edişi için kullanılan liyakatsiz sermaye ya da paradır. Aslında sermaye sınıfının liyakatsiz şişmanlığa (obez kapitalizme) ulaşmamsı için; yıllık büyüme ve kar ediş oranlarını yaşadığı toplumdaki fakirlere ve normal insanlara oranın global dağılım dengesini aşamaz. Hatta bu amacı gerçekleştiriş için; fakirler ve işsizlerin devlet fonu her zenginin kar yaptığı her işe mutlak kar ve sermaye ortağı olarak beraber olur ki bu istendik gelir dağılış dengesi sağlansın. Sermaye sınıfının tüm malları ve sermayesi tüm kamuya açık ve geriye-ileriye doğru sorgulanabilmelidir ve bilgiler herkese açık olmalıdır.Hazır yabani yaratıklara, çalışarak hak ediş insana yakışır. Demirkuş 2010 Hazırın, faizin ve vahşi rekabetin liyakati yabani yaratıkların yaşam döngülerinde haktır. İnsanlar hazıra, faize ve vahşi rekabete talip ya da uygulayışında olduklarında hayvanlar miracından daha aşağı bir miracı hak eder. Belki de bir insanın, toplumun kendisine ve çevresine verilebileceği en büyük ceza; kendisinde hazıra konma arzusunu alışık tepki (refleks) haline getirmek ve kendisini hazıra alıştırmaktır. Şeytani ve Doğal/Vahşi/Cahili ya da Hayvani Rekabet ; Demokraside, Siyasette, Eğitimde, Ekonomide… Vb her türlü doğal, vahşi ya da doğal/vahşi zayıf ve güçsüzlerini; çökerten, besi yeri olarak kullanan, eleyen ya da öldüren rekabettir. Uyum sağlayamayanı öldürücü yok edici-antagonistik olan; Şeytani ve Doğal/Vahşi/Cahili ya da Hayvani Rekabet sadece çıtayı atlayanları yaşatıcıdır. Rahmani Rekabet (Diğer Adıyla Zarurettir):Rahmani Ahlakla; Adil , Vicdanlı, Akıllı… Vb öncelikleriyle; demokraside, siyasette, eğitimde, ekonomide… Vb her türlü insani ve gerekli yaratıkların zayıf ve güçsüzlerini; liyakatli yaşatan rekabettir (uyumlu-sinerjitik birliktelik) yani zayıflarını yaşatır ve tedavi eder. Halbuki Şeytani ve Doğal/Vahşi/Cahili ya da Hayvani Rekabet; zayıflarını ya öldürür ya yok eder ya da kapitalistler gibi besi yeri olarak yaşatırlar. Rahmani (insani ve doğal döngü için gerekli zayıfları yaşatan ve tedavi eden) , şeytani (Kapitalistlerin zayıflarını besi yeri olarak yaşatması) ve hayvani/cahili (hayvanlar arasında zayıflarını eleyen ya da yem olarak kullanan) rekabetler arasındaki farkın farkındalığını kavrayıp kurallarını peygamberi ahlakla ilişkilendirişe çalışın. Vahşi/Doğal/Hayvani /Cahili ve Şeytani; Siyasetin ve Demokrasinin deşifre edemediği, kudurtmadığı ya da kudurtamadığı; fert, toplum… Vb insan tipi, her türlü istendik değer yargıları (inançsal İslami değer yargıları dahil) geleceğimizin öğretim, öğrenim, eğitim, yönetim, rejim… Vb sistemleri için çok büyük değer taşmaktadır ve çok çok önemlidir. Sonuçta, bilimi daha etkili biçimde kullanan kapitalistler;Müslümanları yanlarına çekmek için;kafircikleri alt edelim diye bazı Müslüman kavimleri menfaatleri gereği hidayete erdirme(Taliban ve İran hidayeti), bedava teknolojiler takdim ederek (Pakistan nükleer enerji... vb) planlarını uygulamaya koyan Karunizm (kapitalizm) komünist sitemin başını hidayete erdirmeyi başarmıştır. Bu gün ise kapitalistler;demokrasi sistemini yayacağım bahanesiyle Gayri Müslim inanç ehline (eski din ehli kavimlere, birleşmiş milletler, sosyalistler ve ılımlı komünistlere) göz kırparak veya yanlarına alarak hidayet ettiği müslüman ülkelere rableşmeye kalkışıyor ve Karunizm (kapitalizm) için büyük ortadoğu besi yerini hazırlıyor gibi. Kapitalizmin tarihi ortaklarına oynadığı oyunlarıyla örtüşen örneklerini hayvanlar aleminde (av ve avcı ilişkilerinde) görmek olasıdır. Yaşamak için; insanların liyakatli çalışması adaleti, zarureti(gerekliliği), bitki-hayvanda Şeytani ve Doğal/Vahşi/Cahili ya da Hayvani Rekabeti gerektirir. -Rahmani Rekabet:Rahmani Ahlakla; Adil , Vicdanlı, Akıllı… Vb öncelikleriyle Zayıflarını Yaşatır ve Tedavi eder. -Bitkiler ve hayvanların doğasındaki; zarafetin–gücün-çekiciliğin ve çeşitliliğin nedenlerinden birisi de rekabettir. -İnsanın bu açıdan güzelliği;zayıflarını, güçsüzlerini yaşatan ve rekabetten güçlü olan fıtratına uygun; liyakatli bilinçli zaruri ilişkilerden gelir. -Şeytani ve Doğal/Vahşi/Cahili ya da Hayvani Rekabet, hayvanlar için her zaman zorunlu, insan için zorunlu değildir(insanları hayvanlaştırır). -İnsanları aynı koşullarda rekabete sokmak fıtratlarına aykırıdır. Bu durum revan bir atı, koşu atıyla aynı koşullarda rekabete ve yarışa sokmaya-zorlamaya benzemekten daha berbattır. Her fert ve toplumun fıtratı ve başarıyla yapabildiği istemleri itibarıyla başat olduğu konuda görevlendirmek ve iş sahibi etmeyi çekici hale getirmek daha liyakatlidir. -Şeytani ve Doğal/Vahşi/Cahili ya da Hayvani Rekabet beceriksiz, hasta, dürüst ve kanaatkar zayıflarını yaşatmadığı için zarurete çekiniktir ya da zaruret(rahmani-insani birliktelik) tam tersi koşulları sağladığı için rekabete baskındır. -Rekabette merhamet olamadığı için insani değil hayvanidir. Rekabette merhamet olursa o zaman adı zaruret(rahmani-insani birliktelik) olur. Doğal (vahşi) Rekabetle güçsüzlerin ve zayıfların yaşam hakkı güçlülerin insafına mahkum edilir.Güçlüler ya güçsüzlerin bedenini avlar ki bu durum sıkça hayvanlarda görülür. Bu durum insanlarda;ya güçsüzlerin bedenleri avlanır ya paralı köle ya da besi yeri olarak güçsüzlerin emekleri ekonomi adı altındaki zeka oyunu uygulamalarıyla avlanarak kullanır. Şeytani ve Doğal/Vahşi/Cahili ya da Hayvani Rekabet insani açıdan adaleti, liyakati ve merhameti yok sayan bir kavram-eylem olduğu için insani değil doğal ve vahşidir.. Bu durumda sıkça kapitalistlerde görülür. Etkili Öğrenme ;Etkili öğrenmede amaç bilgileri çok uzun bir süre unutmamak üzere edinmek hayata bilinçli uygulayabilmek veya aktarmaktır. Etkili öğrenme için öğretmenin veya sunucunun aktaracağı bilginin öğrencinin seviyesi dikkate alınarak aktif hale getirerek mümkünse 5 duyuya ve daha fazla duyguya hitap edecek şekilde yaşatarak, deney yaparak etkili yöntem ve yöntemlerle bilgiyi aktarmak gerekir. BİLGİYİ ÖĞRENCİNİN ÜRÜNÜ HALİNE GETİRMEK İÇİN GAYRET EDİLİR. Bir konu veya bilgiyi aktarmada; hangi yöntem ve yöntemlerin uygulanacağını genellikle olanaklar belirler. Olanaklarımıza göre yöntem seçiminin çok dikkatli yapılması gerekir. Etkili öğrenmenin diğer bir niteliği de edinilen bilgi ve becerilerin hayatta kullanılması ve hayata geçirilmesidir. Buna transfer (bilgi aktarımı) denir. Etkili Öğrenmede Hedef: Öğrenen fert veya kitlenin öğretilen şeye ilgisini artırmak bunu takiben bilgiyi en uygun yöntem ve yöntemlerle aktarıp kalıcı olarak hayata uygulamasını sağlamaktır. Etkili öğrenme bir şeyi iştahla öğrenmek ve algılamadır. Öğrenciyi öğrenmeye iştahlandıralım. Konuyu en uygun yöntem ya da yöntemleri seçmektir. Öğrenci buna hazır değilse bu bir işkencedir. Etkili öğrenme için önce zemin hazırlanmalı. Öğrenme yeme içme gibi bir ihtiyaçtır. En az etkili öğrenme koşulları kadar zeminde hazırlanmalıdır. Öğrencilerimizi etkili öğrenmek için hazırlamalıyız. Öğretim, Öğrenim ve Eğitimde Hazır Bulunuşluk: Fert ve toplumların, bedenen ve zihnen herhangi bir bilgiye en verimli şekilde; öğrenmeye-kavuşmaya hazır olmasıdır. Fert veya toplumların sunulacak bilgiye ; bedenen ve zihnen en verimli şekilde öğrenmeye hazır olmasıdır. Öğretimde;Konu, Olanak ve Zamanı Doğru İlişkilendirin Aşamaları (Basamakları); Eldeki Olanakları Verimli Kullanımın Aşamaları; 1-Konuyla İlgili Olanaklar Listelenir; a)Doğal olanaklar (Çevredeki göl, orman vs.), b)Yapay olanaklar (Çevredeki fabrika, sanayi vs.), c)Okul olanakları (Ders araç-gereçleri) , d)Özel olanaklar (Evden oyuncak gibi materyaller) , e)Sanal Olanaklar (İnternet, intranet, ekstarnet... vb), f)Medya olanakları, 2-Olanakları, konuyu ve tüm yöntemleri yeterince doğru ve ilişkisel tanı aşaması, 3-Olanaklar ölçüsünde uygulanabilecek en etkili yöntemler serisini/lerini ortaya çıkar aşaması, 4-Dersin ve konunun özelliği ile en doğru örtüşen yöntemleri eşleştir aşaması, 5-Öğrencilerin sayısını, zamanını, mekanını ve olanakları;konu ve yöntemlerle doğru eşleştir aşaması, 6-Öğretilenleri hayata doğru güncellemek, örneklendirmek ve uygulamak için;tatbik/uygulayış, etkinlik, deney düzeneği… Vb düzenle aşaması. Öğretimin Temel Basamakları (Aşamaları/Yolları) Doğa ve ötesindeki tüm bilgileri doğal işletim sistemi olarak insanlara yükleyerek geçmişteki, yaşanan ve gelecekteki asırlara ait; değişmez, değişken ve diğer bilgileri hayatına doğru güncelleyerek kendini namuslu (namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb Rahmani ve/veya şeytani insanlarla; namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb kara cahil , kasti cahil ve/veya çocuksu cahil insanlar karıştırılmamalıdır) ve akıllıca konumlandırmasını ispatlayarak ve inandırarak alışık tepki (refleks) ve alışkanlık haline getirmek. Yani cebine, nefsine, ceddine, keyfine … Vb önceliğine göre değil tüm insanlığın liyakatine yakışır konumlandırmayı (Allah CC rızası Bunu başarmanın ön koşulu;
mesabesinde konumlandırmayı) alışık tepki (refleks) haline getirtmek.
-Kendisini ve çevresini doğru tanımak,
-Kendisini çevresine ve çevresini de zihnine doğru, namuslu (namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb Rahmani ve/veya şeytani insanlarla; namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb kara cahil , kasti cahil ve/veya çocuksu cahil insanlar karıştırılmamalıdır), dürüst ve liyakatli konumlandırması gerekir.
E18'DE Liyakatli Öğretimin Sekiz Doğru Prensibi/Öğretimin Hayata Liyakatli Uygulanış Prensipleri (Öğreticinin Yada Öğretenin Uyması Gereken 8 Doğru Prensip) (Öğretimde 8D Prensibi); 1-Doğruya İnandır Prensibi;Öğrenciyi konunun önemine veya gerekliliğine inandırmak, konuyu doğru ve net öğrendiğinde kazanımlarını açık ve net örnekleriyle ortaya koymak. 4-Doğruyu Seç Prensibi;Öğretilen konuya; doğruöğrenci, doğru zaman/larda, doğru yer/sınıf, doğru materyal/ler, doğru örnek/ler, doğru bilgi/ler, doğru yöntem/ler seçmek. 5-Doğru Eşleştir Prensibi; Öğrencilerin; fıtratları, özgünlükleri ve seviyelerine göre liyakatli ve verimli yöntemler kombinezonlarıyla öğretilecek bilgileri doğru eşleştirmek. 6-Doğru Güncelle Prensibi;Öğrenilen bilgileri doğru örneklerle eşleştirip hayata güncellemek. Sonuç;E18 modeli ile fertlerin ve toplumların tüm ortak payda (benzerlikleri), özgünlüklerinin (paylarının) ve özel hallerin; fıtrat, zeka, yetenek, değer yargıları ... Vb çeşitliliğine dayalı fıtrat (yapısal) eğitimine kusursuz hizmet veren anahtar-kilit öğretim öğrenim ve eğitim hizmetleri uygulanır. E18'DE Öğrencilerin Özel Halleri, Günlük-Anlık Haleti Ruhiyatı, Fıtrat(Yapı) Özgünlükleri, Zeka Farklılıkları ve Öğretilen Konunun Özellikleri Nedeniyle Aşağıdaki Farklılıklar Ortaya Çıkar; E18'DE Öğrenci Özgünlüklerini ve Farklılıklarını Verimli Kılmak İçin Yapmamız Gerekenler; 1.Toplumdaki zeka, nefis, fıtrat, zeka-yetenek ve değer yargıları özgünlüklerinin çeşitleri belirlendikten sonra her birisinin kavramaya yatkınlık yolları (yöntemleri) bilimsel olarak belirlendikten sonra her ders konusu her özgünlüğe uygun hazırlanır ve öğrencilere ders kitabı, CD… Vb medya aracı şeklinde verilir. Ayrıca bu ders her özgünlük ve ortak payda/benzerlik için hazırlandıktan sonra tüm özgünlüklere ait hazırlanan ders internet ortamına da konur. Gerekirse uzakta eğitimde de aynı yol izlenir. Sınıfta ders anlatılırken en geç ve güç algılayan fıtratların özgünlüğü baz ve kriter alınarak öğrenci aktif, ders hocası motivasyoncu ve rehber olarak dersi işler. Ör.basit bir ders süper zeki öğrenciler için sıkıcı olan klasik yöntemler serisi(anlatım, klasik sunu.. Vb), geç kavrayan öğrencilerin olaya-derse aşina olmaları için mutlak gereklidir. 2.Derse ve konulara muhatap kitle veya öğrencilerin geçmiş, bugün ve gelecekteki yaşam döngülerindeki yaratık, süreç, olay, olgu, öğrencilerin özgün-ortak payda hayat hikayeleri, toplumsal hayatın süper egolar(istemler)ı, inançları, yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... Vb değer yargıları, idleri (kimlikleri), idolleri(putları)… Vb dikkate alınarak konular örneklendirilmeli ve hayatla güncellenmeli. Gerekirse tercüme edilen kitaplarda bu mantıktan hareketle güncellenmelidir.Örneğin,Kara Deniz bölgesi havzasında Karadeniz kültürü ve doğal çevresi, Van gölü havzasında Van gölü kültür ve doğal çevresi, Marmara’da Marmara Denizi kültür ve doğal çevresi, Ak Deniz Bölgesinde Akdeniz Havzası kültür ve doğal çevresi ile konular güncellenmelidir. Gerekçe;özellikle Okul Öncesi, İlk ve Orta öğretim (orta kısım) öğrenci yaşantısını ilgilendiren;olay, süreç ve olgularla ilgisi daha sıcak ve bilinçli olur. Sonra orta öğretimde(orta son-lise) tüm ülke ve dünya bazına bu bilgilerini hayatın diğer alanlarına günceller veya benzeterek transfer eder. 3.Anadilde eğitim en az ortak dilde eğitim kadar önemlidir. Yabancı kavramlar öğrencilerde özgün zihinsel kavram; ilişkisi, konum ve denklemleriyle ters ve bağlantısız düşmektedir. Çünkü yabancı dilde eğitim, bilinçsizce tercüme edilen kitaplarda kullanılan yabancı kavramlar, verilen yabancı örnekler ve öğretimde konuşulan ve yaşanan dilde kavramlar arası ilişkilendirmede kopukluk olması ya da analog (şekli benzeşim) ve homolog (kökeni benzeşim) olması nedeniyle öğrencilerde son derece sakıncalı dersi dışlama, itici ve bu günkü gibi derste pozitif enerjisini kayıp eder.Yabancı dili asimile etmiş kişilerde zaten o yabancı dilin özgün kavram ilişki, konum ve denklemi gelişmiştir. Ancak çocuklarda bir anda iki dil genellikle bocalamaya neden olmaktadır. 4-Tüm ders konularında, iletişimde, öğrenilenleri hayata tatbik/uygulayış ve güncellemelerinde "Algıda Değişmezlik Prensiplerinin" oranı belirlenmelidir. 5.Tüm ders konularında, iletişimde, öğrenilenleri hayata tatbik/uygulayış ve güncellemelerinde;"Öğretimde 8D Prensibi" uygulanmalıdır. 6.Öğretim, öğrenim ve eğitimle insanlar arasında kusursuz, verimli ve eksiksiz iletişiminin ve buna uygun ders materyalinin hazırlanışını önemini düşünün. 7.Fıtrat çeşitliliklerine yönelik çok yönlü ve çok amaçlı ders notları hazırlamak gerekir. 8.Ancak buna ilave olarak her öğrencinin özgün zihinsel kavram; ilişkisi, konum ve denklemleriyle özgün kelimeleriyle, kavramlarıyla, isimleriyle, kavramisimleriyle, zihinsel dağarcığının ürünü olarak öğrenci tarafından hazırlanması için; algıda değişmezlik ve algıda zorunlu çeşitliliğe yönelik ders notları ve ders materyalleri hazırlanmalıdır. 9.Fıtratı, zekayı, yeteneği ve değer yargılarını kategorize edici sorular sorarak öğrencilerden edinilen yanıtlardan fıtrat (yapısal), zeka, yetenek ve değer yargıları özgünlüklerini belirleyerek kendilerini tanımasına yardımcı olmak. 10.Fıtrat (yapısal), zeka, yetenek ve değer yargıları özgünlükleri aynen her kişinin;özgün parmak izi, dil izi, göz bebeği, genetik yapısı gibidir. 11.Öğretim, öğrenim ve eğitimde algıda değişmezliğe ulaşmak için;mümkün olduğu kadar tüm fıtrat özgünlüklerinin ortak paydasına hitap eden ve fıtrat özgünlüklerine ulaşıldığında hepsinde benzerlik oranı olasılığı yüksek tepki ve yanıtları ortaya çıkaracak ders envanteri ortaya koymak ve bu hedefe bizi ulaştıracak öğretim, öğrenim, eğitim sistem ve yöntemleri geliştirmek zorundayız. 12.Bunun için öğretim, öğrenim ve eğitimde öğrencinin ve ilgili kitlenin önüne çıkarılan her;kelime, soru, cümle, noktalama işareti, materyal, mimik, etkinlik… Vb tek tek "Algıda Değişmezlik Prensiplerine" uygunluk oranları çok iyi bilinmelidir. Akait: Paylaşıldığı zaman haz duygularının artmasına, çoğalmasına neden olan kaide ve kurallar topluluğudur. Örneğin teknoloji, din, beşeri siyaset, tarikat, dernek, örgüt, millet ve vatan akaidi gibi … Halbuki; İnsan-Doğa, Doğa ötesi, Peygamberi Ahlak, Din, Bilim akaidi; Birçok akaidin paydasını oluşturur. Belki de mutlak evrensel akaitlerden en önemlisidir. Belki de mutlak evrensel akaitlerden en önemlisidir. İnsan kendini ve nefsini doğru tanımaya yönelik akaitler geliştirdikçe daha yararlı bir yaratık olacağı kesindir. Gerçekten fen bilgisi ; insanların ahlakını güzelleştirmiş olsaydı teknolojik ülkelerin diğerlerine göre ahlaki yönden çok büyük yol kat etmesi gerekirdi. Ör;Hitler Almanyası. Bilim ve teknoloji geliştiren bilim insanlarının çoğu peygamber ahlakı cahilidirler. Gerçekten bilimi sürükleyen insanların sayıları; çok az olan beyinlerdir. Doğal yaşantının (Doğal kabilelerdeki evrensel ahlak ölçüleri) Akait ve Eğitim -Öğretimin Önemi; Mutlaka insanların bulunduğu yerlerde yararlı gerçek,genel ve spesifik akaitler insan gen havuzunun ortak payda(evrensel değerlere ait akaitler ) ve payının (özgün değerlere ait akaitler ) liyakatine uygun eğitimde yer almalıdır. Gerçekten fen bilgisi ve spor; insanların ahlakını güzelleştirmiş olsaydı sözde teknolojik ülkelerin diğerlerine göre ahlaki yönden çok büyük yol kat etmesi gerekirdi. Ör; Hitler Almanya’sı. Bilim ve teknoloji geliştiren bilim insanları nın çoğu peygamber ahlaklıdır. Gerçekten bilimi sürükleyen insanların sayıları çok; az olan beyinlerdir.Doğal yaşantının (Doğal kabilelerdeki evrensel ahlak ölçüleri) ve Gelişmiş yaşantının (medeni toplumlardaki evrensel ahlaki normlar) Doğal ve teknolojik hayatın, insan beynini yeterince pozitif evcilleştirmeye tesiri şüphelidir. İlkellik ölçütü ile ; güdük evrensel ahlak normlarına sahip insanlar kast ediliyorsa, belki de bugün sözde teknolojik ülkelerin ilkel kabileler olarak nitelenmesi gerekebilirdi. Belki de ilkel kabileleri doğal kabileler olarak kabul etmek daha doğrudur. Canlı Davranış Bilimi( Etopsikoloji): Canlıların davranışlarını inceleyen bilimdir. İki alt dalı vardır. 1-Etoloji 2-Psikoloji 1-Etoloji,hayvanların davranışını inceleyen bilimidir. 2-Psikoloji ise insanların davranışını inceleyen bilimdir. İnsanların ahlaki ölçüleri ne kadar hayvani-nefsani-nefsi (etolojik), ne kadar ruhsal-meleği (psikolojikoluşu onların evcil beyinleri hakkında bize bilgi verir. Kısaca;ilkel ve gelişmiş; fert ve toplumların davranışları ne kadar toplumsal-doğal döngülere(dijital/hesabi,sanal, zihinsel, düşünsel, hayali,biyolojik, toplumsal, doğal ve tüm enerji hallerine ait döngülerin) zararlı ve hayvanlara benzerlik gösteriyorsa o kadar ilkel-doğal ve negatif evrensel ahlak ölçülerine yaklaşmış demektir. Öğretimin, öğrenim ve eğitimin ilk basamağı olduğu, ikisinin birbirini tamamladığı kesindir.Bir insan, davranışları itibariyle hayvanları ve peygamberleri ne kadar çok taklit ediyorsa, hayvanlara ya da peygamberlere bir o kadar yakındır. Bunun tam tersi ise insanın, hayata daha yakın eğitimli kamil insan olduğunu gösterir. Diğer bir deyişle;fert ve toplumlar, bedensel ve zihinsel olarak ne ile meşguliyet, tekrar-pekiştirme, uğraşı… Vb içinde ise, bu durum ahlaki değerlerine tesir etmektedir. Kapitalist (Karuniler/Karunizm/Sermaye Kuduzu)-Toplumsal Emperyalist Ülkelerin (Veto İmparatorluğunun Aslan Devletleri ve Finoları ), Beyin Nadası-Fırtınası Siyaseti Uygulaması ile, Tepki Ölçme ve Veri Toplama Taktikleri; Toplumun ve medyanın dikkatini, düşüncesini ve zihnini deşifre eden konuları, projeleri… Vb ileri sürerek, kitlelerin bu konudaki görüşlerini ilişkilendirerek arşiv bilgileriyle mayalayıp zamana yayar. Daha sonra menfaat farzları(menfaatleri gereği) gereği bu bilgilere dayalı parti siyaseti ve eylemleri geliştirirler.Sanki Dünya Devletleri;Vetolu Kapitalitsler ve yandaşlarının menfaat midesinde;parçalanma-sindirilme aşamasını yaşıyor. Halklara ve bilim bilginlerimize (bilim insanlarımıza) bebek kuntakinte karıncaları muamelesini yapmak(burs,proje ve kredilerle, yuvasında köleleştirmek) Filmi izleyin İnsanlığın dünyasını yutan kapitalizmin, midesinde sindirilmeden,insanlar ve dünyası, bazı tohumlar misali;dışkı ile kendisini vaktinde geleceğe rahat atabilecek mi? Ör: Başa buyruk Obez(şişman) Globalleşme Projeleri, Obez (şişman) Büyük Orta Doğu Projesi, Obez (şişman) Orta Doğu ve Avrupa federe devletleri oluşumları. Her şeyi virüs üreme mantığı ile kendisine benzetiyor. Bu üreme mantığında;cebren ve hile ile yönetim sistemlerini darbe ile ele geçir ve kendi özgünlüğünün çoğalması için; diğer toplumları ve halkların haklı-doğru özgünlüklerini dikkate almadan hepsini besi yeri olarak tüketmedeki uygulamayı düşünün. Umarız hayırlı olur.Kapitalizm (Karunizm) için yaşamak besi yerlerini (toplumu) kapitallerine dayalı yaşatmaktır Demirkuş 2007. 1, 2, 3, Siyasetin Kritik noktalardan biriside nabız yoklama ve kadir olmak için tepki belirlemedir; Düşüncelerinize kadir olmak isteyen güçler(fert, toplum, devlet… Vb);toplumsal ilişkiler,eylemler, davranışlar, tavırlar… Vb legal ve illegal, direkt ve dolaylı… Vb varyasyon etkilerle; fert/kurum/toplum/devletler; tahrik, taktir, ikram, yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... Vb değer yargılarına, kısa menfatene cahilleştirmek (yanlışta:ısrar-inatlaştırmyi teşvik ederek, tadlandırarak, göz kırparak ve olgunlaştırarak, fosileştirerek zor duruma düşürmek) hassasiyetlerine tepki-buluş varyasyonları geliştirmek… Vb kavram-eylemlerle deşifre edilerek siyaset arenasında hak etmediğimiz pozisyonlarla Uluslararası veya toplumsal arenalarda kontrol altına alınmış siyaset metriksi (ortamı) geliştiriyorlar. Artık ortak payda menfaat denklemlerinin ipleri aynı çizgiye geldiğinde;bazıları emme, bazıları basma, bazılarda tasma.. Vb tulumbalarını oynayarak/oynatarak/onatarak! çakı-rak siyesti ile;devletlerde-toplumlarda ve fertte;ekonomik ve politik siyaset metrikslerinde hak etmediği;dikkati dağıtma ve iç politik çelişkişleri ortaya çıkarıp;muhalefet-iktidar-bilim çevreleri ve halkın birlikte çözüm üretmini yok etmek için; ülke içi anatgonistik iktidar muhalefet gerginliğini-kavgasını diri tutarak; bilim yuvalarının ve halkın dikkatini eritiyorlar. Bölece menfaatlerine yol açmada, çoklu standart politik yollar açmaktadırlar. Bu tip pozisyonlara uzak doğu ülkelerin menfaatleri gereği sabır erdemi politikaları (avlanma denklemini sabırla bekle, fosilleştir sonra avla taktiği) olumlu sonuç vermektedir. Bizim gibi çabuk parlayan sıcak kanlı devletlerin kısa vadede sonuç almak için ;görev paylaşımı yapılan millet vekillerini;özellikle analog ve homolog politik özellikler açısından bize benzeyen dünya devletlerinin-ülkelerin(Ör;Akdeniz, ya da analog başka ülkeler) izlediği politikalarının-siyasetlerinin geçmişini ve bu gününü çok iyi analiz etmesi, tüm verileri toplayıp-resmi istihbarat verileriyle pekiştirildikten sonra ;bilgisayar ortamında; veri tabanlarına indirgenerek ve disipline edilerek siyasete güncellenmesi ve uygulamalarla simule edilmesi-ilişkilendirilmesi gerekir. Alınan sonuçlar heyet halinde varılan sonuçlarla mukayese edilerek; siyasi çözümlere yönelik kararlar alınmalıdır. Uzun vadede siyaset üretmek için;hastalık etkenlerinin; parazit ve Müsrif Teknoloji, Patojen (öldüren), fosil ve ilkel olma mekanizmaları ve tedbir mantık sistemlerini siyasete ve politikaya güncellemek.Ör. virüs üreme mantığı. Hayvanlar alemindeki ontogeni ve filogenilerindeki av-avcı evrim-gelişim siyaset- mantık sistemlerini de çok iyi inceleyip bilgisayar ortamında; veri tabanlarına indirgenerek ve disipline edilerek siyasete güncellenmesi ve uygulamalarla simule edilmesi-ilişkilendirilmesi gerekir. Alınan ve simülasyonla varılan sonuçlarda, ülkelerin siyasetteki başarı sırlarını;kritik zaman ve süreçte gizli deşifre etmek, tanımak mümkündür. 1 Hayvanlarla beraber geçmişten, bu güne insana en çok etki eden yöntemler hangileridir? Zor kullanmak, telkin yöntemi (39 ? defa birisine deli denirse o kişi deli olur), sevgi yöntemi, taklit yöntemi, özendirme yöntemi, güdüleme yöntemi, teşvik yöntemi, takdir yöntemi, inandırma yöntemi, güven verme yöntemi, ruhsal-meleği (psikolojikbaskı tatbik/uygulayış, olumsuz sonuçlardan ders alma, yanıltma yöntemi, teknik olarak yön vermek, tersi telkin vermek, ailesinin ve çevresinin beklentilerini telkin ederek sorumluluk yüklemek, aile içi Şeytani ve Doğal/Vahşi/Cahili ya da Hayvani Rekabet, olumlu ve olumsuz sonuçları göstermek, başkasını örnek gösterme, zayıf noktalarını yakalama, ödüllendirme, başarının getirdiklerini göstermek, pratik hayatta başarılı kişilerin hayat rahatlığı ile başarısızların çektiği sıkıntıların gösterilmesi, ilgisiz eğilimli davranma, kişiliğine ve bilgisine saygı duyarak değer verme, öğrenciyi hassaslaştırıp davranışlarla yön vermek, şişirme yöntemi vs… ÖZET : Hayvanlardaki öğretim yöntemi. Öğrencilerin ailelerinden gördükleri yöntemler. Sonuç: Sorunlarını çözmeyi kesin başarmış eğitimciler, davranış bilimcileri ve ilgili uzmanların çözüm yollarını taklit edilerek, eğitim sorunlarımızı çözmeliyiz. DENEY UYGULAMA VE ETKİNLİK Deney; öğrenci ve öğrenme açısından bir tekrardır. Bu tekrarın meyvesi öğrencinin dağarcığına kattığı bilgidir. Aslında deney bilimsel bir etkinliktir. Ama her etkinlik bir deney değildir.O halde etkinlik;uygulamada bir kavramı veya bir şeyi temsil eden olay ve olaylar zincirini çeşitli somut malzemelerle öğrencilere yaptırarak ve yaşatarak aktarma olayıdır. Deney nedir? Belirli amaçlara ulaşmak, bir konuyu kavratmak-kanıtlamak için kurulan düzeneklerle çeşitli yöntemler – bilgiler kullanarak neticelere ulaşmaktır. Deney öncelikle bilimsel amaçlıdır. Bir bilimsel çalışmayı ispatlamada araç olarak kullanıldığı gibi öğretim amaçlı da kullanılabilir. Deney genellikle kapalı ortamlarda çeşitli araç ve gereçlerle belirli yötemler kullanılarak doğru uygulandığı zaman genellikle yakın neticeler alınan uygulamalardır.Deney; öğretim amaçlı, bilimsel amaçlı olup kapalı alanlarda, özellikle laboratuarlarda yapılan etkinliklerdir. Her deney bir etkinliktir ancak her etkinlik bir deney değildir. Tatbik/Uygulayış: Matematikte problem çözme veya alıştırma yapma uygulanması, Biyolojide materyal toplamanın uygulanması.Kapalı ve açık alanlarda yapılabilir. Genellikle metodolojiyi (yöntemleri) öğrenmek ve öğretim amaçlıdır. Her tatbik/uygulayış bir etkinliktir ancak her etkinlik bir tatbik/uygulayış değildir.Etkinlik nedir? Etkinlik: Ör; Biyoloji, Fen Bilgisi, Felsefe topluluğu..Etkinlikte kurallar daha az, eğitici ve öğretici özellikler hemen hemen aynı seviyededir. . Etkinliğin sınırı ve kuralları esnektir. Halbuki tatbik/uygulayış ve deney kuralcıdır. Etkinlik hem toplumsal hem de fennidir. Tatbik/Uygulayış genellikle bilimseldir. Kapsam itibariyle etkinlik(strateji) deneyi içerir. Etkinlik(strateji) laboratuar ortamında olabilir. Ama her etkinlik(strateji) deney değildir. Etkinlik(strateji) hem soysal hem de bilimseldir. Özellikle öğretim amacıyla yapılır. Düşüncenin Nefes Alması (ders içi dağılan dikkati toplamak ve zihni dinlendirip aktive etmek) 2-5 dakika ara verilmesi 1.Mümkünse konuyla ilgili veya ortak payda SÖZEL ikram (şiir, fıkra, skeç,atasözü, vecize, türkü, şarkı... ) hoca, veya öğrenci sunar. 2. İŞİTSEL ; şiir, fıkra, skeç,atasözü, vecize, türkü, şarkı... hoca veya öğrenci sunar. 3.GÖRSEL ve İŞİTSEL; film sunu,animasyon, show,klip-film fragmanları, şiir, fıkra, skeç,atasözü, vecize, türkü, şarkı... hoca, öğrenci veya mültimedya araçları sunar. 4. Diğerleri |
| İ- SORU Sor nedir? Soru ne değildir? Cevaplanmasına gereksinim duyulan çok şey soru ve gerek duyulmayan şeyler de soru değildir. SORULAR GENELLİKLE KODLANMIŞ GENELLENMİŞ TOHUM CÜMLE VEYA CÜMLELERDİR. Varılmak istenen bilgiye ulaşmak için sorulan veciz kelime ve cümlelerdir. En doğal soruları çocuklar sorar. Bazen de maksatlı olmasa da soru sorarlar. Doğada var olan bilgiler hakkında veya cevaplanmasına ihtiyaç duyulan genellikle maksatlı olarak bilgi edinmek için bir veya birden çok konuyla ilgili önceden sorulan veya hazırlanan cümle veya cümlelerdir. Kısaca; cevaplanmasına ihtiyaç duyulan kelime, cümle veya cümlelerdir. Soruların Konuyla Olan İlgisi Sorular hazırlanırken mümkün olduğu kadar konunun iskeletini oluşturacak yapıda olmalıdır. Doğru soru sorulmalı, öğrenciyi düşünmeye sevk etmeli ve öğrencinin o konudaki bilgilerini yenilemelidir. Bu çerçevede sorular hazırlanırken mümkün olduğu kadar aynı konudaki uzman kişi ve öğretmenler istişare ederek hazırlamalıdırlar. Sorular şu amaca hizmet etmelidir ; Konuların özüne yönelik birleştirici, ayırıcı, analiz ve değerlendirme niteliğinde olmalıdır. SORU TİPLERİ Tipi ne olursa olsun sorunun doğru sorulması, amaca hizmet etmesi ve bireyi düşünmeye sevk etmesi gerekir. I- Tümevarım-Sentez Soruları: Dar bir alanda kalıba sahiptir. Geçerli olan bir yanıtı vardır. Bu tip sorular gözden geçirme, hatırlama ve tanımlamalar için kullanılır. Örnek Soru: Suya farklı sıvılar damlatılınca ne gözlenebilir? (Hatırlama, tanımlama ve adlandırma amacıyla sorulmuştur.) Örnek 2: Yanan bir ocakta (odun, kömür gibi) ortaya çıkan değişmeleri nasıl açıklarsınız? (anlatma, yorumlama ve kendi anlatımına çevirme) II- Tümdengelim-Analiz Soruları: Bu tip sorular açık uçlu özelliği ile öğrencinin farklı hatta analiz edici yanıtlar(tümden gelim)vermesine olanak sağlar. Örnek 1: Çevre kirliliğinin insanlar üzerine etkisini açıklayınız. Örnek 2: Büyük patlama kuramını destekleyen ne tür kanıtların araştırılması gerekir? III- Değerlendirme Soruları: Bu soruların içerisinde yargılayıcı bir ölçü vardır.Tartışmanın kötü cevaplara dönüşmesini önlemek için öğrenciler bir fikrin doğruluğunu ve bir şeyin değerini yargılamada kullanabilecekleri ölçütler vurgulanır. Örnek: Dünya bilgisayarla ve bilgisayarı kullanarak niçin daha iyi bir yer oluşturmuştur ( 1,2, 3, 4 , 5, 6 ) . IV-Bilgi İsteyen Soru Tipi: Bunlar en sık sorulan sorulardır. Örneğin, bu ne tip bir hayvandır? Yerçekimi nedir? Bu gösteride ne izlediniz? V-Motive(güdüleyici ) Edici Soru Tipi: Öğrenciyi genellikle yanıta iştahlandırıp, varılmak istenen hedefe akıcı bir düşünce ile tek yönlü kitlemektir. VI- Beyin Fırtınası Soru Tipi: Öğrencinin beyninde; konuyla ilgili çok yönlü bilgi çağrışımını-hatırlamayı motive etmek ve konuya iştahlandırıcı yanıtlar vermeyi harekete geçirmek için sorulur. Beyin fırtınası, düşünmeye sevk edici; Yalan konuşulmasa idi ne olurdu? Hiç soru sorulmadan yaşam nasıl olurdu? Neden bu dünyada yaşıyorsunuz ? Ardından Beyin Nadası Sorularıyla ve yönlendirici ip uçlarıyla karmaşık bilgiler disipline ve yanıta/lara direne edilmeye (ulaşılmaya) yönlendirilir.Sizce nedensizlik var mıdır? Nedensizlik nedir? Ör.1, 2, 3 Beyini çok yönlü düşündürmeye motive eden ve çok yönlü yanıtlara iştahlandıran sorulardır. VII-Beyin Nadası Soru Tipi:Yanıtlarları beyini doyuma ulaştıran ve doyuran sorulardır. Genellikle beyin fırtınası sorularıyla bir arada ya da ilişkili sorulunca çok etkili olurlar. Genellikle beyin fırtınası sorularıyla öğrencinin bilgi dağarcığında uyandırılmış, motive edilmiş veya harekete geçirilmiş bilgilerin doğru hedefe ve yanıta yönlendirilmesi disipline;anahtar-kilit olarak ulşılması için sorulan sorulardır.Ör.1, 2, 3 VIII-Fıtratı Deşifre Edici Sorular, IX-Düşünce Potansiyelini Belirleyici Soruları X-Doğal Yetenekleri Belirleyici Sorular XI-Kapasiteyi Belirleyici Sorular XII-Kişilik va Ahlakla İlgili Sorualr XIII-Beş Duyu ve Düşünsel Olarak İleriyi Doğru Tahmini Belirleyici Sorular XIV-Zeka, Akıl, Muhakeme, Mantık… Vb İnsan Sanal Araçlarını Belirleyici Sorular XV-Eleme Soruları XVI-Diğer Soru Tipleri; yukarıdaki kategorin dışındaki soru tipleri SORU: Sizce nedensizlik var mıdır? Nedensizlik nedir? 1-Nedensiz sevilebilir. 2-Felsefede düşündüğümüz çok şey vardır. 3-Nedensizlik genellikle canlılarla değil cansızlarla vardır. 4-Bana göre çoğu şeyin nedeni vardır. Nedensiz hiçbir şey yoktur. 5-Vücudu olmayan çok şey nedensizdir. SORU:Canlılar ve cansızlar arasındaki farklar nelerdir ? Virüs ve tohum ortamı müsait gördükleri zaman ürerler. Virüs canlı üzerinde hemen üreme gösterirken, tohum daha uzun yoldan kendi benzerini oluşturur. Tohumla virüs canlıyla cansız arasında bir geçiştir. Her ikisi de ortamlarını bulduklarında kendi benzeri oluşturma amacı içerisindeler. Örneğin, Bazı virüslerin 150 yıl canlı kaldığı saptanmıştır. Verbascum blattarium (sığı kuyruğu) tohumu kurutulmuş. Tohum 100 yıl sonra çimlenmeye tepki göstermiştir. Tohum ve virüs şartlar kendine uyunca ürer. Bu bütün tohumlar için geçerli değildir.Bir hücrenin konusunu anlatırken nasıl ki bir insan bedenindeki orga ve görevleri gibi, bir hücrenin bütün organ ve ham şekillerini göreceğiz. Bir hücrenin bütün görevleri bilmemiz gerekir.Mitokondri ve kloroplast içinde yukarıda yazdığımız geçerlidir. SORU: kâinattaki her şeyi ve teknolojiyi beynimize yansıtsak(asimile etsek), kâinat ve teknolojik beyinli insanlar yetiştirsek, eğitim amacına ulaşır mı? Gerçekten biz insanların beyinlerine kâinatın kanun ve kurallarını veya teknolojiyi asimile edersek yerleştirsek ne olur? 1 Ahlaksız insanlar yetişir. (Ayhan) Doğanın hakimiyetini ele geçirmek isteyen insanlar çıkar. (Kader) kâinat kuralları, ahlak kurallarını kapsar. Bunun için ahlaksız insan olmaz. (Nuray) Tek düze insanlar oluşur. (Kadriye) Fen ve teknolojik yönden gelişmenin eğitime ve evrensel ahlak normlarına Katkısı şüphelidir. Eğer öyle olsaydı Naziler ve bugün bu açıdan gelişmiş toplumlar, ahlak şampiyonu olmaları gerekirdi Eğer gerçekten doğal ortamlarda kendi halinde yetişen ilkel kabilelerde erdem duyguları gelişmiş olsaydı, o zaman kâinata bırakılan insan bedeni eğitilmiş olurdu. Mevcut insanları doğal koşullarıyla baş başa bırakırsak; Afrika-Amazon ve kutuplardaki kabilelerin toplumsal yaşantılarına benzer yaşantı şekilleri ortaya çıkar. İnsan beyninin evcilleştirilmesi gerekir.Sonuç ne olursa olsun, kâinat ve teknoloji beyinli insanlar, eğitilmedikçe, vahşi insanlar olacağı daha ağır basıyor. SORU: Neden kavramı nedir? Neden, amaca göre değişir. Nedensizliğin anlamı izafidir. SORU: Bana öyle bir soru sorun ki cevabı nedensizlik olsun? Yalan boşuna değilse nedensizliğinde varlığın bir hikmeti, bir boşluğu doldurması gerekir. Nedensizlik bir kavramdır. Bir şey ifade ettiği için kavramdır. Bana öyle bir soru sorun ki cevabı nedensizlik olsun? ’ sorusu nedensizliğin cevabıdır. Niye bu soruyu sorma gereği duydunuz? Cevap budur. Eğer bilgisayara virüs yayan insanlar olmasaydı ( 1, 2, 3, 4, 5, 6) , biz virüssüz bilgisayarlarla uzaya yönelseydik biz tek virüsle uzayda dağılacaktık. Canlılarda çoğu şeyin nedeni vardır! İstisna hariç. SORU:Ölüm nedir? Belki de canlılarda enerjinin en büyük hal değişimidir SORU: Abiyotik döngü var mıdır? (Cansızlarda nedensizlik var mıdır? ) kâinatta mevcut kısmi statik(sabiteler) bir enerji vardır. Ama dinamik enerji içersindeki canlılarda bir nedensizlik var mıdır? Genellikle nedensizlik şemsiyesine nedeni bilinmeyen şeyler sığdırılır. Genellikle nedeni bilinmeyen şeyler nedensizliğe yakındır. O zaman neden kâinat vardır? O zaman biz bilmediğimiz şeyler hakkında iddia ettiğimiz zaman cahillik olur. Nedensizlik hadisesi genellikle nedene mağlup düşer. Nedensizlik insan tabiatında çok az nasibini almıştır. Yorum: Öğretmen konuları önem derecesine göre sıralayıp tümünü soru haline (sorular; mümkünse uzman kişiler birlikte hazırlanmalı) getirdikten sonra en önemli konulara karşılık gelen soruların puanlarını artırmak ve % (yüzde) dilimlerini artırmak suretiyle hatta bu soruları ve yüzde dilimlerini konulara ayırmak. Ör: kanunlara 1. derecede teorilere 2. derecede önem vermek gerekir. çalışılacağını, çalışırken nasıl öğretileceğini önceden öğrenciye vermesinde yarar vardır. Soru Niye Sorulur. (Öğrenci Etkinliği) Herhangi bir şeyin cevabını öğrenmek için (Kadriye), Doğru ve yanlışları öğrenmek için (Yaşar-idris) Bilinmeyeni öğrenmek için (Cuma) Merak için (Tahsin) Bilgi edinme, öğrencinin bilgiyi alıp almadığını öğrenmek için (Mustafa) Öğrenmek için (Gürcü) Sesli düşünmek için (Kader) Konunun kavranması için (Serkan) Bilinmeyeni öğrenmek ve başkasının fikrini almak (Hamdullah) Bazı püf noktaları öğrenmek için, etkili öğrenmek için sorulur (Sedat) Bir konun çözümünü ya da çözüm yollarını öğrenmek için (Serhat) Öğrenmek ve test etmek (Metin) Herhangi bir konuyu öğrenmek ve test etmek (Suat) Meraktan sorulur (Muzaffer) Geleneksel bir yöntem (Şerif) Karşıdakinin düşüncesini öğrenmek için (Kamil) Bilgi edinmek için (Sibel) Merak edildiği için (Emine) Hayatın her noktası zaten başlı başına bir soru. Bu sorulara cevap bulmak için (Nuray) BAZI BEYİN FIRTINASI ÖDEV, SORU VE ETKINLİKLERİ (Sınıf Öğretmenliği FTT dersinde A4,4A ve 4B Sınıflarında Verilen Öğrenci Yanıtları 2006) (Sınıfça Kabul Edilen Bazı Öğrenci Yanıtları 2005- 2006) (Sınıfça Kabul Edilen Bazı Öğrenci Yanıtları 2006-2007) (Sınıfça Kabul Edilen Bazı Öğrenci Yanıtları 2007-2008) (Sınıfça Kabul Edilen Bazı Öğrenci Yanıtları 2008-2009) (Sınıfça Kabul Edilen Bazı Öğrenci Yanıtları 2009-2010) (Sınıfça Kabul Edilen Bazı Öğrenci Yanıtları 2010-2011) (Sınıfça Kabul Edilen Bazı Öğrenci Yanıtları 2011-2012) |
| BİLİM İNSANIN ÖZELLİKLERİ ŞUNLARDIR 1.Doğa Merakı: Çocukluktan itibaren çevresine ve doğaya daha çok ilgi duyar yaratıkları sorgulamayı olayın nedenlerini merak eden kişiliktir. 2.Nesnellik: Olayları, yaratıkları değerlendirirken ve yargılarken nesnel ölçüleri kullanırlar. Kişisel önyargı ve beğenilerini buna karıştırmazlar. 3.Zihinsel Esneklik: Vardığı sonuçları, yargıları diğer sonuç ve yargılarla karşılaştırılarak test ederek diğer insanlarla tartışarak en doğru olan sonuç ve yargıyı kabullenmekte güçlük çekmeyen zihinsel esnekliğe sahiptir. Zihinsel yönden hürdür ve saplantıları yoktur. 4.Yılmazlık: Çözülmeyen problemlerle uğraşmaktan haz duyar. İnatla azim arasında şöyle bir fark vardır; kendisinden verim alınamayacağına kanaat edildiği zaman; o an için (geçici) çalışmayı terk eden kişi azimlidir. ÖSYM sınavında tek soruyla inatlaşmak inadı çok güzel ifade eder. Kısaca kendinden azami verim almasını bilen kişi azimlidir. İnat eden kişi beynini ve bedenini çok yorar 5.Sentez (Güdük-Taklidi Yaratıcılık, Birleştiricilik): Herhangi bir problemin, olayın, olgu ve yaratığın hakkında mevcut bilgileri en verimli bir şekilde veri tabanı olarak kullanıp sentez ve analiz ederek insanlara güzel meyve verir. 6.Ortak Çalışma:Özellikle fen bilimlerinde bir elin nesi var çok elin sesi var.Yani on kişinin bir problemi çözmesiyle bir kişinin çözmesi arasında çok fark var. 7.Doğa ve İnsan Sevgisinin Liyakati: Evrensel insan kendisini doğanın bir parçası kabul eder. Akıllı ve zeki olması nedeniyle gururlu ve kibirli olmaktan çok doğadaki olay ve yaratıkları takdir eder hayranlık duyar merhamet eder ve adil davranır. İnsanları sever diğer canlılara merhamet eder. Bu gün sevgi liyakatini hayvanlarla paylaşan kültür gelecekte sevgilerini robotlarıyla paylaşırlar. 8.Doğa ile İnsanın Mutual (Ortak) Yaşama Şeklini Benimser:Karşılıklı olarak; doğadan yararlanma ve doğal dengeyi kuvvetlendirici yönden doğaya katkıda bulunmak ister. 9.Sıra Dışı Düşünebilmek-Olanakları Ölçüsünde Doğru Davranabilmek:İnsanlara zarar vermeyen, sıra - kural dışı davranmak ve düşünmek; topladığı verilerini, yaratıkların yararına somutlaştırıp hayata uygulamaktır. Onun için toplum kuralları, değişmez; idolar, putlar (idoller) değildir. 10.Fert ve Toplumsal Açıdan Evrensel olmak.: Ör:Dünyadaki vatanı-milleti-kavmi-kişisel tercih ve yaşama tarzı onun hayatının payını oluşturur. Hayatının paydasını; İnsan - İnsanın yararlı evrensel yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... Vb değer yargıları ve insanı vatanının kâinat olduğunu kabul eder. İnsanı bir beden, milletleri bu bedenin dokuları, kişileri insan alfabesinin harfi-hücreleri gibi kabullenmek. 11.Yaratıkları, Paha Biçilmez Kabul eder: Canlı ve cansız döngüdeki(dijital/hesabi,sanal, zihinsel, düşünsel, hayali, toplumsal, doğal ve tüm enerji hallerine ait döngülerin) her yaratığın özgün öneminin bilincindedir. Belki de onun için Afrikalı bir Pigme, Kuzey Kutuplu bir Eskimo, Amazon Ormanlarında bir yerli veya Avustralyalı bir Aborcin; insanın doğal yaşama direnme gücünü ayakta tutan ve uyum sağlamaya çalışan, Atasal- askeri gibi görür. 12.Namuslu ve Dürüsttür:Hak edişe özen gösterir ve hazırın zararlarının bilincindedir. 13.Yararlı Değerler Üretmek ve Uygulamak 14.Gerçekçi Kişilik: İdeallerdeki bereketi, güzelliği ve gücü kabullenir. Fıtratına uygun ve doğru tercihleriyle oluşan verimli özgün hayat denklemlerine göre yaşar 15.Geleceği Kısmen de Olsa Görür- Yaratıklara Yararlı Şeyler Üretir;Düşünce sisteminde ve sanal dünyasında, geleceği görür ve bilir. Doğadaki yaratıklar, süreçler, olgular, bilgiler ve enerji halleri arasındaki; sabiteler, değişimlerin ivmeleri ve nötrleri bilir. Geçmişte bunlar arasındaki ilişkilerin yerel-evrensel ve toplumsal açılımlarının sonuçları arasındaki mantığı asimile ederek;zihinsel operasyonlarla bu verilerden çok bilinmeyen denklemler sistemi ile geleceği görmeye çalışır. Maddi ve manevi olarak yaratıklar, onun zihinsel ve bedensel ürettiklerinden yarar görür. Hangi buluş-teknoloji ve ürünü insanlığa ne zaman emanet edeceği; yer ve zamanını iyi bilir. Meşhur olmak veya azınlığın yararına; insanlığın bilinç seviyesini aşan veya onlara zarar verecek buluş-teknoloji-ürün ve fikirleri sunmaktan kaçınır. İnsanlara yarar sağlayacak fikir ve buluşlar üretir.Ne yazık ki; bazı bilim bilginleri (bilim insanları?!) vaktinde erken, bazı fikir ve buluşları insanların eline vermekle hata etmişlerdir. Bu evdeki çocukların eline ateşli silahları emanet etmeye benzer. Ör: Atom Bombası, nükleer enerji… Vb 1 16.Bilimsellikle güncel yaşar;Çalışmakta olduğu bilimsel konuyu veya çözmekte olduğu bir probleme endeksli düşünerek-yaşayarak bilimselliği özel hayatına güncelleştirmekte-uyum sağlamakta sıkıntı çekmez. 17.Bilimselliğin içinde; parti siyasetinin çok yüzlülüğünün bilincinde hareket ederek, parti siyasetçilerine ve siyasilere alet olmaz. Parti siyasetini, pozitif ve samimi bir yelpazeye çekmeye çalışır ve değerlendirir. Gül sineme neyle di ki; sinem güle, siyaset dedi misali:pozitif bilimin kucağında; parti siyasetinin hünerlerini çok iyi tanır, gözler ve değerlendirir. Beşeri/İnsani veya Pozitif Bilimin siyasetinde(kök hücre siyasetinde) çok yüzlülük yoktur. Parti siyaseti her türlü rejimlerin gölgesinde çok yüzlü olabiliyor. Ne acıdır ki, belki de en yetenekli bilim bilginlerinin (bilim insanlarının!?) yer aldığı dürüst pozitif bilimin; emekçilerinin emeği-pozitif bilmin hasılatı; beceriksiz, haksız ve adaletsiz bir şekilde kullanılıyor. Özel Etkinlik : Bilim bilginleri (bilim insanları?!) bir işçinin veya bir kas hücresinin ya da bir sinir hücresinin kendi yapı, görev ve işlevi olarak nasıl bir icraatta bulunuyorsa gerek fıtratı, gerekse eğitimle netice itibariyle karakteri ve genetik yapısı araştırmaya bilimsel çalışmalara müsait kişi ve gruplara verilen isimdir, bir üstünlük vasfı değildir.1, 2, 3, 4, Şöyle ki her ne kadar toplum için bir lokomotif görevi yapıyorsa da sizin bu lokomotiften bir vagon üretmeniz gerçekten çok zaman alacaktır. İşte bu katar için tek başına vagon ve lokomotifin mukayesesinden çok tamamlayıcı olması önem taşır. 18.Gerçek bilim bilgini (bilim insanı?!) ve evrensel insan:yaşadığı ortamda;genel olarak çevresinden başlayarak uzaklar doğru öncelik kuralına dayalı olarak ;kendisini çevresinden insanlığa doğru, verimli, mantıklı ve akıllıca güncelleyen kişidir. 1, 2 Özel Not : İstisnalar hariç; doğada yaratıkların birbirine üstünlüğünden çok birbirini tamamlaması (toplumsal ve biyolojik döngü) daha büyük önem taşır. Tamamlayıcılık önemlidir, üstünlük izafidir. İnsanın toplumsal döngüsünde; kavimler arasındaki çeşitliliğin önemi;Yellowstone gri kurtlarının gerçek hikayesinden (Film İzle) daha çok şey ifade etmelidir. (Demirkuş 2003) 19.Çevresini;Bilgi, Olanak ve Becerilerinden Yararlandırmaya Yatkınlığı-Özverisi vardır. 20.Dinlere, hayvani-meleği doğa ötesi ilime ve bilime doğru empati duyar yani din cahili değildir. EVRENSEL İNSANIN PROBLEMLERİ ÇÖZME-DÜŞÜNME YÖNTEMLERİNİN BASAMAKLARI 1-Mevcut bilgileriyle doğayı gözlemlediğinde daha önce gözlemlediği olaylarla karşılaşabilirler. Bu durumda vardığı sonuç ve yargıyla sorunlar çelişebilir veya sorunu çözümleyemeyebilir, güçlüğün farkına varır. 2-Zihinde doğan sorular arasında yanıtlanması gereken soruyu seçer ve problemin özgünlüğünü belirler. 3-Problem çözme yolları ve olası yanıtlar arar. Bu zihin süreci onu şu etkinliklerden (aşağıdaki) bir veya birkaçına götürür. a-) Kaynakları tanıma b-) İlgili kaynakları tarama (yazılı, sözlü ve diğerleri) c-) Diğer bilim bilginleri (bilim insanları?!) yla tartışma d-) Gözlem yapma e-) Kesin olmamakla beraber olayın nedenlerine ilişkin düşünceleri ileri sürme. Özel Not : Bu çalışma sonucunda sınama ve denemeyle ilgili çözüm yolları üretilir. 4-Kurduğu hipotezi nasıl yoklayacağını düşünür. Bilim bilginleri (bilim insanları?!) bir araştırma deseni ortaya çıkarır (kaynakları tarama, deneme, sınama...). 5-Hipotez yoklandığında hipotezin doğrulanıp doğrulanmadığı kesin bir şekilde ifade edilir ve nitelik kazandırır. 6-Eğer hipotez doğrulanmadıysa bilim bilgini (bilim insanı?!) bir önceki basamaklara dönerek problemi yeniden arayıp, yenileyip, sınayabilir. 7-Çalışmaları hipotezin doğrulanmasıyla sona ermez. Yeni problemlerin ortaya çıkması, çözümlenmesi, hipotezin doğrulanmasıyla kazanılan bilgilerin bilim bilgini (bilim insanı?!) nın zihninde yeni yapılanmaların ortaya çıkması sürer gider. 8-Var olan sonuçların araştırmaların yapılış şekliyle birlikte ulusal ve Uluslararası bir dergide ve basın yoluyla yayınlanması gerekir. |
| Bilgi: Doğadaki, sübjektif-objektif(nesnel) canlı-diri yaratıklar dünyaya geldiklerinde genlerinde yapısal olarak kısmen var olan buna ilaveten, süreç, olay olgular... vb ilgili zihinsel asimile(özümsenen) olunan - giren veya rüya ile, trans ile, düşünerek, zihinsel operasyonla üretilen ürünlerin zihinsel(düşünsel kayıt), beyinsel(organik kayıt) havuzda diğer bilinenlerle ilişkisel kayıt edilen; ses, görüntü, imaj, sembolik kod, eylem, ... Vb dinamik kalıntılardır. -Her türlü yolla (bilinçli veya bilinçsiz) edindiğimiz bilgiler, belleğinize yerleşip, gerekirse bu bilgiler kullanılarak yeni bilgiler üretiriz. İşte dışarıdan edinilen tüm bilgilerin belleğimize yerleşmesi, yerleşen bilgileri kullanarak yeni bilgileri üretmek ve bu olaylardaki yeteneklerimizin, rollerimizin ne olduğunu öğrenmeye özgün bilgileri üretmeye yönelik zihinsel yapılanma kuramı ileri sürülmüştür.- - Dağarcığımızdaki bilgilerin hepsi doğru bilgi değildir. Dağarcığımızdaki sağlıklı bilgiler oranında sağlıklı kararlar verebiliriz. Bilgi; insan zihninde, kavram, resim, şekil, imaj, ses, görüntü … Vb şeklinde kodlanmış insan zihninde üretilen ya da doğal ve sanal kaynaklı yaratık, olay olgu, süreç… Vb şeylerin karşılığı olan enerji halleridir. Genel anlamda bilgi; doğadaki, sübjektif-objektif(nesnel) canlı-diri yaratıklar dünyaya geldiklerinde genlerinde yapısal olarak kısmen var olan buna ilaveten, süreç, olay olgular... vb şekil de zihinsel asimile(özümsenen) olunan veya rüya ile, trans ile, düşünerek, zihinsel operasyonla üretilen ürünlerin zihinsel(düşünsel kayıt), beyinsel(organik kayıt) havuzda diğer bilinenlerle ilişkisel kayıt edilen; ses, görüntü, imaj, sembolik kod, eylem, ... Vb dinamik kalıntılardır. Bilgi zeki yaratıkların çevreye uyum ya da yaşamak amacıyla bazen canlıların genlerindeki yapısal değişiklikler sonucu genetik yapılarına ya da sistemlerine kayıt edilir. Ör, Yerküresi bedenine insanların liyakatsiz etkisine, yer küresi yeni koşullara uyun için; kendisini ve iklimsel rejimini yeniden düzenleyerek depremler, aşırı yağışlar ve küresel ısınma ile tepkisel uyum gösterdi. Örneğin. bakterilerin antibiyotiklere karşı genetik direnç geliştirişi. Canlı, cansız ya da yarı canlı yaratık sistemleri; değişen çevre koşullarına ya da çevreye uyuma zorlandığında sistemin ilk yapısında değişiklik yaparak yeni kombinezon bilgileri içeren ya da sahip sistem olur. Ör. bir ekosistemin küresel ısınma sonucu oluşan yeni çevresel koşullara yapısal değişimle tepki göstermesi. İnsan ruhunda ise doğa ve hayvani-meleği doğa ötesindeki öğrenebileceği ya da gereksinim duyduğu hemen her şeyin ilim olarak meleği(kusursuz) yeterince karşılığı vardır. Ruh Allah CC emaneti olduğu için hemen her şeyin özünü içeren ve sadece akıl işletim sistemi verilen yaratıklara üflenmiş olup bu yaratıkların hayvanlardan ve cansızlardan farklı olarak akıllı yaratıkların nefsini (Kendisini) ve Rabbini(Allah CC'Yİ)tanımasına yardımcı olur. Ola ki ilkel, doğal, cahil ve vahşi insanımsılarda (Adem AS öncesi ve sonrası bazı cahil insanlarda) Ruh yoktur. Bu nedenle Allah CC'Yİ ve kendilerini tanımazlar. Ola ki onun için cahillerde uzak durun diye ayet ve hadisler vardır. Bilgi;bilimin(nesnel + sanal+düşünsel+dijital/hesabi insani bilim) ilimin (tüm bilinmeyen bilimler, nesnel + sanal + düşünse + ilahi ... bilim) veri tabanı olan birim (görsel, işitsel, görsel+işitsel, hissel, duyuşsal... Vb) enerji hallerinin karşılığı gibidir. *İnsan genellikle sahip olduğu bilginin; ya bilmezi, ya cahili, ya alimi, ya sakatı ya da hamalıdır!! İnsan; doğru kullandığı bilginin alimi, kullanmadığının hamalı, eksik ve yanlış kullandığı bilginin sakatı ve bilmediği bilginin cahilidir. Demirkuş 2008 *Çocuklarımızı ve öğrencilerimizi; zamanında gerçek bilgilerle donatmazsak, onun yerine çocuklarımızın zihinleri yanlış, eksik ve hurafe bilgilerle doluşur. *Toplumsal olarak geri kalmanın bir sebebi de budur. *Öğrencilerimizi sıfırdan, üniversiteyi bitirinceye kadar sadece fen ve toplumsal bilimlerle ilgili bilgilerle donatmak yeterli değildir. Peygamber Ahlakı yönünde eğitici bilgi ve uygulamalardan (eğitimden) yoksun bırakmak geleceğimiz için büyük bir risk ifade eder. Bilginin Temel Kaynakları; Hangi Kaynaklardan Bilgi Edinilir? 1-Çevresel Kaynaklı Bilgiler; Çevremizden maksatlı ve maksatsız edindiğimiz bilgiler. Doğal çevre ve öğretim, öğrenim ve eğitimle edinilen bilgiler. 2-Düşünsel Kaynaklı Bilgiler; Uyanık halde iken düşünsel sentezle hayal ederek, kurgularak… Vb şekilde iç dünyasında bilgi üretip beyine ve zihnine kayıt etmek. 3-Atasal Gen Kaynaklı Yapısal (Fıtrati) Bilgiler; Atasal olarak genlerimizde var olan ya da ceddimizden bize aktarılan yapısal (fıtrat) bilgiler. 4-Yaratık Kaynaklı Bilgiler; Cahili, Hayvani, Şeytani, İnsani... Vb yaratıklar tarafından diğer yaratıklara bahşedilen ya da kasti nüfuz edilen yaratıksal feyiz bilgileri. 5-İlahi Kaynaklı Bilgiler; Peygamberlere vah edilen vahi kaynaklı bilgiler. Ör. Allah CC Gönderdiği kitaplar ve onlarla ilgili peygamberlerin hadisleri… Vb 6-Rahmani Kaynaklı Bilgiler; Rahmani feyizle bahşedilen bilgiler. Allah CC tarafından alimlerin, peygamberlerin kalbine verilen ledünni ilimler. 7-Rüya Kaynaklı Bilgiler; Gerçek hayatımıza tesir edecek ve unutulmayacak derecede önemli rüyalar. 8-Trans Kaynaklı Bilgiler; Herhangi bir şey hakkında bilgi edinmek için uyku ile uyanıklık halı arasında dikkatini; bayılmadan, dağıtmadan uyutmadan konuya yoğunlaşıp istare ederek iç alemlerden bilgi toplamak ya da edinmek. 9-Diğer kaynaklı bilgiler. Bilgiyi Oluşturan Temel Öğeler; Zihinsel ve beyinsel havuzumuzdaki bilgilerin çeşitlerini içeren öğelerdir. Ör.Görsel-işitsel-tatsal-dokunsal-kokusal-özel duyusal-özel duygusal-düşünsel kod ya da ses, imaj, kavram, görüntü, olay, yaratık, eylem, yasalar… Vb öğelerdir. 1-Olaylar, Süreçler, Olgular 2-Kavramlar,Kavram-isimler, İsimler, Noktalama işaretleri, Bağlaçlar, Deyimler, Vecizeler, Atasözleri, Cümlecikler... vb 3-Genelleme ve ilkeler 4-Soyut modeller 5-Doğa yasaları 6-Yaratıklar 7-Enerji ilişkisi 8- kâinat öncesi ve kâinat sonrası bilgilere ait öğelerdir. Bilim İçeriği Doğa ötesi ve doğadaki;düşünsel, nesnel, sanal... Vb bilgi kaynaklarından duyularımızla ya da iç dünyamızdan bilinçli ve bilinçsiz zihin havuzumuza (zihinsel pazılı çerçevesi ya da hafıza meleği/melekleri kontrolüne) alınan bilgi birimlerinin ilişkisel disiplin bütünlüğüne bilim içeriği denir. İnsanlar doğadaki bu konulara ulaşırken bilimsel yöntemlere ilaveten deneyim ve toplumsal yaşantılarından edindiği bilgileri kullanarak neticeye ulaşırlar. Bilimsel yöntemler kullanılırken araç ve gereçlerde nitel ve nicel olarak bilimsel-teknolojik 1 bilgi edinilir ve kullanılır. Örneğin, terazi kullanılarak tartım, cetvel kullanarak uzunluk ölçümü gibi . BİLGİ ÇEŞİTLERİ; 1-Doğruluğu hep aynı neticeyi veren bilgiler. (Bilimsel Bilgi) 2-Deneysel çalışmalarla elde edilen bilgiler.(Deneysel Bilgi) 3-Doğruluğu kişiye göre değişen ya da değişken olan bilgiler (İzafi Bilgi). 4-Doğa ötesi ya da bilimsel olanaklarla denenemeyen ya da denenmekte sıkıntı çekilen ama mutlaka yanıtlanması gereksinim duyulan ve genellikle teorilerle yanıt verilen yarı gerçek bilgiler Ör, Genel ve Özel Görelilik kuramları. Olanaksızlıklar nedeniyle doğruluğu kesinleşmemiş doğa üstü veya buna yakın derecedeki gerekli soru ve problemlere cevap olacak şekilde var olan, ileri sürülen bilgiler(Kuramsal bilgiler 5-Doğum, ölüm, kâinat, bilim... vb (Geçici-Sonlu Gerçek Bilgi), İlim, hayat, enerji, yaratık... vb (Gerçek Bilgi), 6-Deneyimlerle Elde Edilen Bilgiler (Deneyimsel Bilgi) 7-Dini Bilgiler(İlahi Bilgi) 8-Zihinsel Trans Bilgileri ya da Bilinçli Düşünsel-Hayali Arası Bilgi ve Rüyadan Bilgi Edinme (Düşünsel Bilgi) 9-Pasif Sanal Bilgiler (Kullanılmayan Bilgi) 10-Doğuştan Sahip Olunan Doğal Bilgiler (fıtratı-Yapısal Bilgi) 12-Doğa Ötesi,Doğadaki, Zihinde ve Dijital(Hesabi) Ortamdaki Bilgiler (Mekansal Bilgi) 13-Sakat, Yanlış ve Eksik Bilgi 14-Diğer Bilgiler ( Doğal Bilgiler, Sanal Dünyadaki Bilgiler... vb) 1-BİLİMSEL BİLGİ Bilimsel bilgi, bilimsel yöntemlerle doğruluğu kanıtlanabilen bilgilerdir.Bilimsel bilgide;olay ve yaratıklar hakkında çeşitli ilkeler ve kavramlar mevcuttur. Ancak doğada öyle olgu ve olaylar var ki, mevcut olanaklarla bunlar hakkında kısa sürede bilimsel bilgi edinmek bazen olanaksızdır. Örneğin, kara deliklerde yutulan yaratıklara ne olur? Bu tür durumlarda olayın özünü temsil eden veya buna en yakın bilimsel deneyler düzenlenir. Mevcut bilimsel bilgilerden yararlanarak bu sahadaki uzman Bilim bilginlerinin (bilim insanlarının!?) sentez yetenekleri ile kuramlar ileri sürülür. Zaten kuramların çoğu önemli soru, problem ve sorunlara geçici yanıt olması için ileri sürülmüştür. Bilimsel bilgilerin en az veya hiç değişmez olmaları veya bağımsız olma özelliğine bilimsel objektiflik veya nesnellik denir. Bilim; kişisel değil, toplumun ve kültürün ortak malıdır. Bilimsel bilgilerin zamanla büyümesi ve gelişmesinde, fen bilimleri de genişler ve değişikliğe uğrar. Doğadaki yaratık ve olaylar hakkında daha genel ve doğru açıklamalar bulunduğunda önceki bilgiler ya düzeltilir ya da vazgeçilir. Yeni bilgiler kabul görür. Bilimin bu özelliğiyle FEN BİLGİSİNDE MUTLAK GERÇEK YOKTUR? (Fen Bilgisi Öğretimi Prof. Dr. Fuat Turgut) Yukarıda anlatılan bilimsel bilgi dışındaki sadece sağ duyuya dayalı boş hurafeler, mistik inançla ilgili bilgiler bilimde geçersizdir. 2-DENEYSEL BİLGİ:Fen Bilimleri geniş ölçüde gözlem ve deneylerden edinilen bilgilerle genellemelere dayanır, onun için fen bilimlerine Deneysel Bilim de denir. Aslında bu ayırım doğru değildir. Çünkü fen bilimleri tümüyle deneysel değildir. Deneysel çalışmalarda olaylar ve yaratıklar belirli nitelikleri gözlenip nitel ve nicel özelliklerine ait bilgiler edinilerek genellemelere ve ilkelere ulaşılır. Deneysel çalışmalarda gözlem, ölçme ve betimleme önemli yer tutar. Bir noktada fen bilgisi sadece deneysel bilim değildir, deneysel bilimi içine alır. Bilim bilginlerinin (bilim insanlarının!?) karmaşık olayların tümünü değil, önemli bir veya birkaç niteliğini; gözlemleyerek, gözlemler ışığında deneyler düzenleyerek, gerekirse deneylerinden de yararlanarak yaptığı düzenlemelere basitleştirme denir. Örneğin tohumların çimlendirilmesinde nem ve ısı etkisi görmek istiyorsak bir takım deneylerle değişken ve sabit faktörlere dayalı deney düzenekleri hazırlayarak, tohumun çimlenmesi hakkında bilimsel veriler elde edebilir ve genellemelere gidebiliriz. 3-İZAFİ BİLGİLER Hayatın gereği icabı; insanlarda her şeyin nedenini sorgulama duygusu ve güdüsü mevcuttur yani öğrenmeye kuvvetli bir İLGİ (affinite) duyar ve sebeplere bağlar. Bu sorgulama ve güdü uygulamaya geçince bilimsel yöntemler ve tecrübelerle test edilip neticeye bağlanmazsa gerçek bilgiler zamanında doğru bir şekilde yerleştirilmezse; bunun yerine gerçek,hurafe ve diğer bilgiler rastgele doluşur.. Bu nokta itibariyle çocukların ve toplumların gelişim dönemlerindeki bu güdü ve duyguları nedenlere bağlı olarak yaşayarak öğrenmeye affinite (ilgi) duymaya: eğitim yöntemleriyle gerçek bilgilerle icabet edilmezse bunun dışındaki her bilgi istisnalar hariç yanlış netice veren veri tabanı gibidir. Genellemelere ve neticelere negatif tesir eder. Mutlak yanıtlanmasına gereksinim duyulan sorular kısmen teorilerle ya da tecrübe ve gerçeklerle bu boşluğun eğitimle doldurulması gerekir. Tercihe dayalı her şeyde kader diye inanca iftira etmeyelim. Trafik kazaları ve depremlerin zararları kaderin cilvesi midir yoksa tercihin meyvesi midir. 4-KURAMSAL BİLGİ: Fende kuramsal düşünme ve yapılar yardımı ile bilime önemli katkılar getirilmiştir. Örneğin,Güneşin doğup batması deneysel olarak açıklanamaz. Kuramsal bilgilerle açıklanmaya çalışılır. Ör: Uzaya göç neden zorunlu olacak ve nasıl olacak? Sorusuna yanıt, kuramsal bilim kuralları ve bilimsel bilgilerin doğru senteziyle sonuca ulaşılır.Ulaşılan sonuçta yer alan bilgilerin bazıları kuramsaldır. 5-GEÇİCİ-SONLU-KISMİ GERÇEK YADA GERÇEK BİLGİ:Doğada varlığı en az değişen veya doğa var oldukça değişmeyen;yaratık, olay, olgu, kurallar ve kanunlardır. Doğum, ölüm, kâinat 6- DENEYİMSELBİLGİLER ; Bütün bilimsel bilgiler, bilimsel yöntemlerle elde edilmemiştir. Bunların çoğu toplumsal deneyimler ve denemelerle günümüze kadar gelen birikimlerin sunucudur. Özellikle Fen Bilgisi konusu dışındaki toplusal bilgilerin çoğu deneyimlerle elde edilmiştir. Bilimsel bilgiler sadece Fen Bilgisi ile ilgili değildir. 7-DİNİ BİLGİLER 8-ZİHİNSEL TRANS BİLGİLERİ (HAZ VEREN,ZİHİNSEL DOYUMSUZLUK YAPAN ... Vb) 9-PASİF SANAL BİLGİLER (DOĞA ÖTESİ,DOĞADAKİ,ZİHİNDE VE DİJİTAL ORTAMDAKİ BİLGİLER) 10-SAKAT, YANLIŞ VE EKSİK BİLGİ;Toplumca kabul gören ancak gerçeğe yakınlığı şüpheli veya ters bilgilerdir. OLAY SÜREÇ ve OLGU NEDİR? |
İNANIŞ VE ALLAH CC ’YE TAPIŞLARINA GÖRE İNSANLARI KABA SINIFLANDIRIŞ CANLI YARATIKLARIN; GENEL DÖNGÜLERE KATKI PAYLARINA GÖRE KATEGORİZE EDİLMESİ VE GRUPLANMASI C-Toplumsal Özellikler D-Sanal Dünyasının Özellikleri F-Diğer Özellikler İNSAN, IRK, DEVLET, MİLLET VE KAVİM KAVRAMLARININ DOĞAL İLİŞKİSİ 1-Devletler yapaydır ve geçicidir. Yönettiği kavimlerden gücünü aldığı için milletten/lerden güçlü olmak zorundadır.Devletler kavimlerin beyni gibidir. 2-Kavimler, insanlık bedeninin mutlak olması gereken değişik doku-sistemleri gibidir. 3-Kavimler ırk açısından doğal, kültür bakımından yapaydırlar ve daha süreklidir. 4-Çoğunlukla; fert ve topluluklar, bir ırka, kavime- millete ve devlete tabidir. 5-Bütün Kavimler, insana tabidir. 6-Irklar Doğal varyasyonlardır. İnsan Gemisi>Ümmet Gemisi>Milletler Gemisi>Dil, Din, Kültür... Vb Azınlığı (Etniği) Kavimler Gemisi>Millet Gemisi>Etnik Kavim Gemisi (Kapasite ve Güç Bakımından) İnsan Devleti (Tür-Populasyon bakımından)>Birleşmiş Dünya Devletleri>Birleşmişi Dünya Milletleri>Birleşmiş Ümmet Devletleri (Kapasite, Yönetim ve Güç Bakımından) Kültürel çeşitlilik zihinsel hoş görüyü ve bu nedenle yaratığın yaşama şansını artırır.Toplumsal, kültürülel ve genetik çeşitliliğin (Genetik yönden insanların;özgünlüklere ve kavimlere ayrılması =açılan ve daralan evrim=Sizi kavimlere ayırdık ki tanışasınız diye/ayet var) 1 insandaki en önemli avantajı;düşünsel ve zihinsel hoş görüyü, bedensel olarakta; hastalık, doğal, toplumsal, kültürel, teknolojik... vb felaketlere karşı dirençli ve zihinsel yönden güçlü, geniş hoşgörülü ve dengeli fert-toplumların ortaya çıkmasını sağlamasıdır. Çeşitliliğin insandaki en önemli dezavantajı iletişimi zorlaştırmasıdır. Çeşitliliğin ve İletişimsizliğin evrimsel avantajı(izolasyon);özgünlükleri motive etmesidir. -Belki de insan halifeliği ve fıtratı gereği tüm yaratıkları aşkın ve kuşatıcı sıra dışılıkları olmak zorundadır. -Sanki kavimler ve ümmetler insan çözmecesinin (pazılının) dinamik parçaları, fertlerde ait olduğu parçanın dinamik dokuları gibidirler. İnsan şeytan değildir. Yer yüzü vahşi ve doğal insanları ve/veya insanımsıların dağa, taşa, doğaya bilime, ilime…Vb bir sürü şeye tapışı onun vahşi imanının tecellisinden beri vardır, Adem AS’LA kemale erdirilmişti. Tüm vahşi insanlar ve bu günkü onların devamı olanlar Hz. İbrahim AS’IN Ay’a, Güneş’e, Doğaya,… Vb vahşi tapışının ve vahşi imanın yani ontogenik (özgün-ferdi hayat döngüsü) vahşi döngünün Allah CC tarafından ıslahatla kendine yönelişinin insanın filogenetik iman edişi çok benzerdir. İnsan iblisin (Azazil-İbn-İ menazilin) Ahlak işletim sistemini ve eylemlerini hayata uyguladıkları zaman şeytana benzemiş ya da uymuş olurlar. Şeytan Müslüman’a musallat ancak her türlü yani tüm insanlığın düşmanı yaratıktır sebebi de kendisinden halifeliğin alınıp insan verilişidir. Sizi kavimlere ayırdık ki tanışasınız diye (Ayet var). İstisnalar hariç (insan), hiçbir biyolojik çeşitliliğin veya varyasyonun diğerine üstünlüğü yoktur. Sanki;Doğal ve Toplumsal döngüdeki her çeşit; doğadaki yaratık alfabesinin özgün bir harfi gibidir. İnsan için aynı türün azınlığı olamaz olsa olsa dil, kültür, din… Vb azınlığı olur. Etnik azınlık kavramı bölücülüğü tahrik eder. İnsan söz konusu ise;aynı türün azınlığı olamaz, varyasyonları, dil, kültür, din... vb azınlığı olur. Aynı türün içindeki farklılıkları, varyasyonları Patojen (öldürücü) istisnaları hariç ;çeşitlilik ve bereket yerine azınlık görmek, yorumlamak;dine, bilime ve doğanın tabiatlarına aykırıdır. Önermesi doğru mu neden? İpucu I; A-Sizi kavimlere ayırdık ki tanışasınız (İbrahim AS Milletinde ya da İbrahim AS Milleti olarak) diye (ayet var) hariç diğer kavimleri asimile ederek kökene dayalı kavim düşünmek ve yaratmak;siyonitslik, saçmalık, mantıksızlık ve liyakatsizliktir. Dinsel ve Bilimsel olarak aynı türe ait bireylerin farklı kökeni olmaz; kültür, dil... vb doğal kökeni olur. B-Kültürdaşlığa, dildaşlığa, ırkdaşlığa, renge, yöreye... vb dayalı kavim kavramı; doğal, vahşi ve nefsanidir. İnsani değilidir. Doğadaki tüm hayvanların kökendeşliği böyledir. Ancak söz konusu olan insan ise farklı kültür, dil, ırk, renk, yöresel kökenlilerden benzer tercih, istem... vb düşünce birliğine dayalı kavim kavramı daha liyakatlidir.Habil ile Kabili ayni kavme koyamazsınız, koysanız liyakatsizlik yapmış olusunuz. Tercihdaşlar ve fıtratdaşların aynı kavimde olması daha liyakatlidir. C-İstemlere, arzulara ve tercihlere dayalı birlikteliğe ait kavim düşünmek daha doğru ve liyakatlidir. D-Kavim ve kökendeşliği özdeşleştirmek liyakatsizliktir . E-Sanal-nesnel toplumsal ve nefsi kökene dayalı; inanç, kavim ve devlet/leri doğal, vahşi ve nefsidir. Tercihe dayalı;inanç, kavim ve devletler daha mantıklı, akli ve insanidir. F-Bir insanın kavmini tercihleri belirler ait olduğu köken kavimi ve ceddi değil. G-Kökene dayalı devlet, millet, halk, toplum kavramı vahşi ve bölücüdür, tercihlere dayalı devlet, millet, halk, toplum kavramları daha yapıcı ve akılcıdır. H-Devlet/ler millet yaratmaya kadir değillerdir. Bu girişimleri geçmişin soydaşlarının-dindaşlarının kara delikleri ve geleceğin baskın-uyumlu kavimlerine çekinik oluşu nedeniyle ya şovenizme ya Siyonizm’e ya da kaosa… Vb kaymaya mahkûmdur. Bu yaşanmış deneyimlerin kesin bir hükmüdür. Islah edilmiş kavim(Millet), dil, lisan… Vb yaratmak Allah CC aittir. Doğada yegane vahşi olmayan ve ıslah edilerek yaratılanlar; Allah CC gönderdiği sayfalar, kitapların dili ve peygamber ahlaklı yegane örnek millet ise İbrahim AS’IN Milleti'dir. Tüm diğer diller, lisanlar, kavimler… Vb vahşi ve yari vahşi olarak doğal sistemde taktir edilen türemeye dayalı yaratmanın ürünüdürler. Yarı vahşi ve tam vahşi kavimlerde ilahi/peygamberi kurallara ve peygamber ahlakına dayalı olarak İbrahim AS’IN milletine davet edilmiştir. Bunun dışın da hükmündeki ve hükmü dışındaki kavimleri kendi kavmine/lerine asimile etmek ya da özendirmek; Allah CC hükmüne ters, nefsani, şeytani ve deccalidir ya da tamamen liyakatsizdir.Sizi kavimlere ayırdık ki tanışasınız diye (ayet var). Demirkuş 2010. A, B, C, D, E, F, G ve H Önermelerinin ya geçersizliğini ve liyakatsizliğini kanıtlayınız ya da gerekçeli ret ediniz. İpucu; 1-Tarihteki realitelere, kültür, dil, ırk, renk. yöreye... vb dayalı kökendeşlikten kavimlere geçişi düşünün. vahşi kökendeşlik(şovenizm) ve dindaşlığın (siyonizm) yanılgısını aşmamanın acısının ve bedelinin; biyolojik, genetik(yakın akraba evliliği) ve toplumsal yönden başarısızlığından emin olabilirsiniz. 2-Yakın akraba evliliği kadar yakın akraba siyaseti, devleti, milleti… Vb insanda çoğu şeyin bu yakınlığı sakattır.Yakın akrabalığa dayalı;evlilik, siyaset, devlet, millet… Vb bilimsel olarak sakat sonuçlarından emin olunuz. 3-Her şeyi kendisinin ve ceddinin menfaatine endeksli tatbik/uygulayış veya düşünme hastalığı toplumsal tufanların bilimsel, nesnel ve sanal felaketlerindendir. 4-Nedeni;bu konumlarda (yakın akrabalığa dayalı) biyolojik ve toplumsal olarak kavimlerin çevreye icabetlerinde katlamalı zayıf ve çekinik özellikleri ya da yakın akrabalığa dayalı;evlilik, siyaset, devlet, millet… Vb örtüşen katlamalı zafiyetleri /kör noktaları/bilincin kara delikleri her türlü afetlere ve tufanlara karşı korumasızdır. Yani çeşitlilik yakın akraba kavimciliğin (şovenizmin-siyonizmin) katlamalı zayıf özelliklerinin veya yakın akarabalığın ileri birliktelik zayıflığının kalkanı gibidir. 5-Allah CC kavimlere icabetini düşünün. Sizi kavimlere ayırdık ki (doğal soylara ve kökenlere dayalı kavimler ayırdık ki) yani sizi doğal kavimlere ayırdık ki tanışasınız diye (insani tercih ve tevhidi ayet var). İpucu II;asimilasyon, bölücü ve parçalayıcı muamelesi/leri çeşitliliği ve bereketi yok eder güçlenmemizi engeller. Neden yaşatılması gerektiğini düşünün. Yok edelim, asmile edelim hepsini ne olur? Yanlış ve eksik globalleşmenin koşulları bu yasaya göre konmazsa insanlık ne kayıp eder? 1, 2, 3, 4.Öğrenci Yanıtları Çeşitliliğin;önemini, gerekliliğini, ilahi/peygamberi ve insani kanun olarak zorunluluğunun farkındalığını kavramayan ve samimiyetle ders olarak eğitime sokmayan ;fert, toplum, devlet, milletin akıbeti;ya Kapitalizmle, Siyonizm’le (toplumsal lösemi) ya da Şovenizmle (toplumsal kangrenle)... vb ...izm veya ...istle yaratıkları insanlıktan budanıp gider. Demirkuş, 2008 Tanışasınız diye, sizi kavimlere ayırdık (Allah C.C.). İnsanın sanal dünyasının huzuru ahlakına ve davranışına da yansır. İnsanın toplumsal döngüsünde; kavimler arasındaki çeşitliliğin önemi;Yellowstone gri kurtlarının gerçek hikayesinden daha çok şey ifade etmelidir(Film İzle). Terörün en büyük nedenlerinden birisi budur. İNASANDA; BİYOLOJİK, SOSYOLOJİK, BEDENSEL, ZİHİNSEL VE DÜŞÜNSEL DÖNGÜLERİN GÜCÜ- KAPASİTESİNİN ÖNEMİ İnsan özgün özellikleri bakımında doğa ve hayvani-meleği doğa ötesini aşmaya aday tek yaratıktır İnsan: biyolojik, toplumsal, bedensel, zihinsel, düşünsel gücü- kapasitesi itibarı ile yaşama tarzındaki tercihleriyle; ne kadar çok nefsiyle(kendisiyle) özdeşleşirse doğadaki yaratıklarla uyumsuz ve zararlı; tam tersine aklı-meleği tercihleriyle doğaya uyumlu ve yararlı bir yaratık olarak değer kazanır. İnsanda, ilkel (hayvani, nefsani), ileri (aklı) ve geçişken özellikler vardır. Evrensel insan; bu özelliklerinin tümünü etkili bir biçimde istendik yönde kullanabilen ve uygulayabilendir. Bunun tersine özellikleri bakımından güdük insan kategorisine girer. İnsan;biyolojik, toplumsal, bedensel, zihinsel, düşünsel… yönden;doğadaki döngülere (dijital/hesabi,sanal, zihinsel, düşünsel, hayali, toplumsal, doğal ve tüm enerji hallerine ait döngülerin) uyumlu yaşamayı alışık tepki (refleks) haline getiren; istendik fert ve toplumlar yetiştirmezse filogenetik ömrü kısalmış olur. İnsan filogenetik olarak, doğada parazit bir yaratık olmanın tersini başarmak veya uzay-bilgi çağında filogenetik kamil insan olmayı başarmak zorundadır. İnsanın Sanal Araçları, İşleyiş ve ürünleri: Zihin ve Kalp kapasitesi içindeki;Akıl, Zeka, Mantık, Ahlak, İlim, Bilim, Nefis, Ruh, Muhakeme, Fikir, Düşünce… Vb Bu günkü bilimsel bilgiler, insanın kadavra ve deneme yanılma veya hayvanlardan devşirtilen güdük etolojik-psikolojik-toplumsal bilgilerden ibarettir. İnsanın değeri;iradesi, bilgisi, olanakları ve fıtratı ölçüsünde!!!; aklı tercihleri yapmak, arzulamak ve uygulamakla doğru orantılıdır. Bu nedenledir ki İnsan! doğadaki olmazsa olmaz kurallarla (dogma kanunlar) uyumlu yaşamak zorundadır. İNSAN;Işık hızından daha hızlı düşünebilen, akıl -ruh gibi hayvani-meleği doğa ötesini aşan zihinsel araçlar ve özgün nesnel bir bedene sahip yaratıktır. Sanki; nesnel geçmişi ile vahşi, doğal ve evrimsel (demir-cilali ve yontma taş devirleri) günümüz doğal kavimler (Eskimolar, Pigmeler, Avustralya yerlileri, Amazon yerlileri ve diğer yamyam ve Doğal Afrika ve diğer kıtalardaki doğal kavimler) bu günü ile yarı evcilleşmiş (yarı doğal) ve evcilleşmiş ya da doğaya zararlı ilkel kavimlerden oluşmuş bir türdür. İnsan kavramı bir yönü (nefsiyle ve zekasıyla) ile hayvansal karakterlerle kenetlenmekte (%99 Film izleyin genleri maymunlarla aynı ), diğer yönü yani düşünsel (ruhu, vicdani ve aklı; %1'lik ? genler insanın özgün evrensel sıfatlarına ait genlerdir) ile tam tersine güzel ahlak hasletlerine sahip meleği bir yaratıktır. -Gelişmiş Ademi insanı primatlardan ayıran özellikler ve özgünlükleri;ruh, akıl, vicdan, namus, gelişmiş yazılı ve sözlü lisanı, net dik yürüyüşü, ışıktan hızlı düşünen beyni ve peygamberi ahlaklı olması… Vb -Adem AS öncesi tüm insan nefisleri (İnsanımsılar;Yontma Taş Devri, Cilalı Taş Devri, Demir Devri, Tunç Devri, Astekler, Mayalar, İnknalar, Eskimolor, Aborcinler, Kızıl Derililer, Amazon Yerlileri, Bazı Afrika Doğal kavimleri… Vb), günümüz insanında buluğ yaşına kadar olanlar çocuklar ve yaşayan bazı büyük cahil insanlar bilmez oldukları için yaptıklarından sorumlu değillerdir. -İnsan dünyaya gelişinden kişiliği olgunlaşana kadar cahil ve doğaldır. Dinde cahillerden uzak durun tavsiyesi, birazda bu durumla ilişkilidir. -Sanki insan tüm yaratıkların nesnel, düşünsel, sanal, zihinsel ve dijital çözmecelerinin (pazılarının) ortak paydasıdır. Her yaratık onun çözmecesinin (pazılının) kişilik kazanmış ve hayat bulmuş birere elemanı gibidir. Ör. kâinat insanın/lığın kalbinin yanında ihmal edilebilir nesnel bir yaratık gibidir. İnsanlığın kalbide Allah CC Hayat sıfatı içersinde geçici hayat bulmuştur. Yere göğe sığımdım kulumun kalbine sığdım (Hadis var). -Belki de insan halifeliği ve fıtratı gereği tüm yaratıkları aşkın ve kuşatıcı sıra dışılıkları olmak zorundadır. -Sanki kavimler ve ümmetler insan çözmecesinin (pazılının) dinamik parçaları, fertlerde ait olduğu parçanın dinamik dokuları gibidirler. İnsan şeytan değildir. Yer yüzü vahşi ve doğal insanları ve/veya insanımsıların dağa, taşa, doğaya bilime, ilime…Vb bir sürü şeye tapışı onun vahşi imanının tecellisinden beri vardır, Adem AS’LA kemale erdirilmişti. Tüm vahşi insanlar ve bu günkü onların devamı olanlar Hz. İbrahim AS’IN Ay’a, Güneş’e, Doğaya,… Vb vahşi tapışının ve vahşi imanın yani ontogenik (özgün-ferdi hayat döngüsü) vahşi döngünün Allah CC tarafından ıslahatla kendine yönelişinin insanın filogenetik iman edişi çok benzerdir. İnsan iblisin (Azazil-İbn-İ menazilin) Ahlak işletim sistemini ve eylemlerini hayata uyguladıkları zaman şeytana benzemiş ya da uymuş olurlar. Şeytan Müslüman’a musallat ancak her türlü yani tüm insanlığın düşmanı yaratıktır sebebi de kendisinden halifeliğin alınıp insan verilişidir. Sizi kavimlere ayırdık ki tanışasınız diye (Ayet var). -Olgunluk aşamasına doğru kişilik gelişir ve özel olarak akıllı eğitilmezse cahil kalır. Yani aklını ve ruhunu harekete geçirecek akıllı eğitim verilmezse bu asır ki bazı insanlar gibi modern bir tarzan olur. -Nesnel, düşünsel ve sanal kâinatlar(doğal) insanın zihinsel bedeninin-kalbinin bir parçasıdır.“Yere göğe sığmadım kulumun kalbine sığdım.” hadis. -Sanki insan yarı düşünsel-sanal-nesnel bir yaratık, içinde yaşadığı nesnel ve sanal kâinatın hepsi fert ve toplumsal bazda insan batını kalbindeki zihnin nesnel, düşünsel ve sanal bilgi deposu ya da düşünsel-sanal-nesnel zihinsel hard diski (dinamik veri depo diski) gibidir. -İnsan bedenen kâinatın bir parçasıdır. -İnsanın tüm boyutları kâinatın bir parçası değil kâinat insanın sanal araçlarından kalbinin ve insanlığın bir parçası kabul edilmesi belki daha mantıklıdır. - Belki de insan nesnel olarak doğanın, doğada nesnel olarak insanın düşünsel-Batıni kalbinin bir parçasıdır veya insan bedenen nesnel ve sanal kâinatın(doğal) bir parçası, nesnel ve sanal kâinat ise insan kalbinin-zihinsel bedeninin bir parçasıdır.1, 2, 3, 4, 5 - kâinatta bilinen, bilinmeyen boyutlar ve çok şey ya da tüm bu boyutlar veya her şey Allah CC ilminin içindedir hiç bir şey onun ilminin dışında değildir. İlim içindeki ebedi boyutlar içinde yaratılmıştır. -Allah CC mahlukattan(yaratıklarından) münezzehtir. Allah CC insana şah damarından daha yakındır (Ayet var) Hız Boyutu; Yaratığın;birim zamandaki eylemiyle;konum, mekan. boyut... Vb değiştirme-yönsel (mekan, zaman… Vb boyut değiştirmenin) ifade şeklidir. Var olan hız tanımı; birim zamanda alınan yol kâinatta her zaman ve koşulunda geçersizliği yakın zamanda kanıtlanabilirliği olasıdır. Hızla ilgili var olan formüllerin sonsuzlar ve sıfırlarla ifadesi bu konudaki hız tanımının yetersizliğine kanıt gösterilebilir. Hız çok sayıda boyutun tutkalı gibidir. Hız arttıkça içinde geçtiği ve etki alanındaki boyutlar kaynaşır/kaynaştırır. Kâinatlardaki (nesnel, anti nesnel, sanal, düşünsel… Vb) hızlanışın akıbeti ola ki bu olacaktır. Yani kütle çekim boyutlarının birleşimi, kaynaşımı, çeşitliliği ve çok miktarda enerji hallerinin hal değiştirip varlık alemindeki orijinine dönüşü olacaktır. Işık hızından daha hızlı olan düşünsel boyut içindeki hızlanışın bağıntılarının sonuçları yani düşünsel hız bağıntı ve ilişkileri araştırılması çok zevkli konu olacaktır ya da konudur. Ola ki Kütlesizlik olamaz her yaratığın bir kütlesi vardır; bazı yaratıklar ölçülebilir kütle sahibi, bazıları anti kütle, bazıları göreceli denge kütlesine sahiptir. Ör. bazı uzay boşlukları mekanları, çekim alanı ola ki ışık … Vb kültleri bir birini devamı veya yakındır. Yani en azında hareketli kütle konumunda bahsedilmelidir. Kütlesiz yaratık düşünmek belki de saçmalıktalar. Allah CC ebediyet boyutlarında ki ilimi içinde zerre nurdan nesnel, batini, sanal, düşünsel… Vb kâinatları ve tüm yaratıkları ilk yaradılış anında ebedi hızı yavaşlatarak farklı geçici hızlar yaratmıştır. Mekan Boyutu;Klasik mekân tanımı; en-boy-yükseklik-bileşke… vb fazla boyutu içinde barındırış özelliğine sahip tanımlı alan olarak bilinir. İlk mekân; nesnel, anti nesnel… vb kâinatların ilk yaradılışında yerler, göklerin, aradakilerin… vb varlıklar alemindeki kaynaşık ve yapışık boyuttan yaratık boyutlarına doğru değişimi için; kâinatların gittikçe hızlanış ve genişleme için uygulanan güçle ilk oluşan çekim güçlerinin ve kuvvetlerinin çekim alanı/alanları ilk mekan-mekanlardır. Belki de en küçük mekânlardır. Bu ilk mekana doluşan; atom altı parçacık ve çeşitli enerji hallerinin alt birimleri de ilk yaratıklar ve ilk küme elemanlarıdırlar. Matematiksel ve yapısal olarak mekân bir yaratıktır. Ola ki ilk yaratıklar ilk mekânlardır. Bu gün bilinen en büyük nesnel mekân kâinatı kuşatan kozmik ağ kümesi mekanıdır. Hidrojen atomu çekirdeğinin mekanı; yörüngesi ve içindeki çekim alanı kabul edilebilir. Mekanın yaratıklardaki karşılığı aktivite gösterdiği, etkilendiği, etkilediği alanın dış sınırlarıyla tanımlanır. Allah CC ilmi içindeki her şeyin birbirine bitişik ve yapışık var olduğu ebedi boyutlardaki varlıklar âleminden zerre nurdan nesnel, batini, sanal, düşünsel… vb kâinatları ve tüm yaratıkları yaratırken;ebedi hızı, ebedi mekanı ve ebedi zamanı, ebedi eylemler... Vb yavaşlatarak kâinatlarda dengeli/dengeleyici ; zıt yön-konum-zaman-mekan… vb geçici boyutları yaratmıştır. -İlk Mekansal Küme Sınırını İfade Eden İlk Sıfır ( İlk küme/küme sınırı-mekan-sıfır)=00; tüm sonsuzlar, geçmiş, gelecek, yaratık, tefekkür (özel haller hariç) …Vb hiçbir olay, olgu, süreç, eylem, yaratıklar, zaman, sonsuzlar, hızlar… vb hiçbir şeyi, İlk Mekansal Küme Sınırını Sıfırını (ilk mekanı-ilk küme sınırını-ilk sıfır) ve İlk Zamanı aşamayacaktır. İstisna hariç hiçbir şey mekansız-kümesiz-sıfırsız ve zamansız düşünülemez. İstisna hariç her şey ilk mekan-ilk küme-sıfır ve ilk zaman içindedir. İstisna hariç her şey en az bir ve/veya birden çok mekan içindedir. -Belki de çok az sayıdaki istisnalar ve özel haller hariç: a-Her şey en azından yaşamsal olarak mutlaka bir mekanın içinde matematiksel olarak bir küme sınırı içinde rakamsal olarak bir mekan sıfırı içindedir. b-Düşünsel, nesnel, zihinsel, sanal, nesnel, eylemsel…vb tabanlı her şey ; yaşamsal dönülerde (yaşamsal matematikteki) ilk mekanın içinde, matematiksel olarak ilk küme sınırı içinde matematiksel alfabe olarak ilk sıfırın içinde yer alır yada bunları aşamazlar. Bu mantıktan çıkarsayıştan hareketle olabildiğince en azında doğadaki her şeyin; yaşamsal matematikteki (yaşamsal döngüdeki) karşılığı, kümesel matematikteki karşılığı ve matematiksel alfabedeki (rakam, sayı ya da matematiksel kavramdaki) karşılıkları liyakatli ve doğru konumlandırılırsa tüm matematik çeşitleri (nesnel, doğal, yapay, yarı doğal, nitel, nicel, eylemsel, ilişkisel...Vb "Doğal ve Evrensel Matematik" alt çeşitleri) arasındaki fermuarların ilişkisel dişleri doğru örtüşür. Eylem Boyutu;Canlı, Cansız ve diğer tüm yaratıkların iradeleri denetiminde/kontrolünde veya iradeleri dışında ürettikleri tüm eylemlerin özgün ve genel boyutlarıdır. Büyük kıyamet sonrasında yaradılışla ebedi hıza ulaşıldığında tüm eylem boyutları birleşerek ebedi eylem boyutunda yer alacaklardır. Düşünsel Boyut (Hafıza Boyutu);Kendilerine akıl, ruh ve vicdan emanet edilen tercih sahibi yaratıkların düşünsel aleminde ürettiği ebedi hızdaki tefekkür-düşünce ürünü düşünsel enerji-düşünsel eylem halleridir. Hafıza meleklerince ayakta tutulduğuna dair hadis vardır. Batini Kalp Boyutu;Zahiri ve batini kâinattan daha büyük tüm yaratılmış ve hayat bulmuş yaratıkların aşamadığı ve içinde haşır olduğu en büyük kapasite ve havuzdur. Yere göğe sığmadın kulumun kalbine sığdım(hadis var). Allah CC insanda tecelli ettiği geçici mekandır. Hz. Muhammed AS’IN Batıni kalbini temizleyip kuran ilmini ve peygamber ahlakını yükleyen Allah CC ona oku emrini vermiş ve onu eğitmiştir. Takiben Hz. Muhammed AS kalbindekileri peygamber ahlakı hasletleri ve Hz. Kuran bilgilerinin tümünü hayatına uygulayarak, mantığına, bilincine ve davranışlarına mekanize ederek alışık tepki ve zamanla alışkanlık haline getirmiştir (gelmiştir).Peygamber ahlakı hasletlerini kazanmak ve yaşantısından hayır görmek için insanlara da Hz. Muhammed AS'IN davranış ve eylemleri örnek gösterilmiştir. Zaman Boyutu;Zaman bir yaratıktır ve ebedi hayatın parçalanmış geçici boyutlu kâinatlarda genellikle!!! hıza bağlı olarak değişir. Yaratık olmanın vasfı olan bir boyuttur. Zamanın varlığı tüm yaratıklara yapışık olarak yaşar. Yaratık ebedileşse bile zamanın girdabından kurtulamaz. Zaman diğer boyutlar gibi hıza bağlı olarak değişir ve yaratıklar açısından ebedi hızda yok edilemez ancak sıfıra yaklaşır. Zaman Boyutu; aklı, ruhu olan yaratıklar ve diğer bazı yaratıklar da uykuda ve uyanıkken farklı algılanabilen, hıza bağlı olarak uzayıp kısalabilen hatta ebedi hızla (Allah CC izni ile) ölümsüzlüğe (ebediyete) kavuşabilen bir yaratıktır. Allah CC ebediyet boyutlarında ki ilimi içinde zerre nurdan nesnel, batini, sanal, düşünsel… Vb kâinatları ve tüm yaratıkları ilk yaradılış anında ebedi hızı yavaşlatarak farklı geçici hızlar yaratmıştır. Bunun sonucunda ebediyetten geçici zaman parçaları, ebedi mekandan geçici mekanlar, ebedi eylemlerden geçici eylemler yaratmış ve bunlardan bu günkü var olan kâinatlar ve yaratıklar sistemini yaratmıştır. Sonra sistemin içinde değişen koşullara uyum sağlayan yaratıkların yaşamasına olanak sağlayacak şekilde türeme ile veya değişik şekilde yaradılış yasaları ve kurallarını; yaratıkların ve sistemlerin yaşam döngülerinde alışık tepki (refleks) haline getirtmiştir. Her zaman parçası bir boyut birimidir. Ebedi hıza ulaşılınca tüm boyutlar birleşerek ve genleşerek doyuma ulaşmış ebediyete ulaşır. Batıni kâinatın 1 zaman biriminin zahiri kâinatın 50 bin katıdır, Yerler ve Gökler yapışıktı onları biz açtık, Allah her şeyi nurunda yarattı, Onun (Allah CC) her şeye gücü yeter ve her şeye kadirdir. Allah yerlerin ve göklerin nurudur. Ayetler var. Zaman Baki (Ezeli ve Ebedi… olan) Allah CC’NİN yaratıklara geleceğe doğru ya da yönde verdiği geçici hayatın birimsel ifadesidir. Zaman yaratığın/ların geri dönüşümsüz hal değiştirişine kadarki çevreyi etkilediği ve ondan etkilendiği ve/veya ürettiği hayat ölçeği denebilir. Yaratıklar ebedi yaşantıya katılışla (ebedi hıza ulaşan yaşantı ve/veya hayatlarıyla) zamanı ölçülemeyecek derecede asgariye ya da minimuma indirgeyecektir. Kaç nefes almış ve vermişseniz, bu nefes ve kalp atışlarıyla kaç birim görüntü ve veya/ve ne kadar hayat çevrenize enjekte edip ve/veya enjekte almış ve üreterek yaymışsanız… toplamı geçici hayat sıfatınızı uzunluk ölçüsüdür. Bu mantıktan hareketle tüm yaratıkların hayat sıfatlarının uzunlukların doğum-ölüm ya da ortaya çıkış ve geri dönüşümsüz hal değiştiriş arasındaki toplam hayat kümesi o yaratığın ömürsel uzunluğu ve/veya eylemsel yaşantı kümesidir. Genel Olarak Aklın Hüneri Liyakat, Ruhun Hüneri Samimiyet, Zekanın Hüneri Nefsi Kökenli Hızlı ve Doğru Kavramak, Nefsin Hüneri;Hayvani Siyaset, Kişiliğin Hüneri Tercih ve İnsanın Hüneri Hüsran(sabrı, imanı, hakkı tavsiye edenler ve iyi amel işleyenler hariç)-Cehalettir. Filmi izleyin. İnsan;En küçük birimi verimli bir erkek ve verimli bir dişiden oluşan; Işık hızından daha hızlı düşünebilen zihinsel olarak doğayı aşabilen, yüksek iletişim yeteneklerine, en kötü - en iyi karakterlere sahip, yaşadığı çevreyi, doğayı önemli derece de etkileyen ve ondan etkilenen, zihnen bedenen ve kapasite bakımından en gelişmiş yaratık olarak biliniyor. Evrime teorisine göre: İnsan;nesnel kökenli Homo sapiens sapiens türüne ait yeryüzündeki tüm insan fertlerini içeren kapsamlı bir kavramdır. İnsanlar; genetik yapılarının yatkınlığına ilaveten, eğitim ve yetiştiği çevrenin ürünüdür. Işıktan daha hızlı düşünen insan; bedenen ve zihnen olgunlaşıp, en azında ışık hızında verimli ve pozitif şeyler üretmeye başlayınca geçmiş negatiflerini telafi edebilir: Filmi izleyin. Evrensel İnsan:bedeniyle dik yürüyebilen, ayaklarıyla toprağa yapışık gezebilen, zekası-nefsiyle doğayı, aklı ve ruhu ile hayvani-meleği doğa ötesini kavramaya çalışan ve tercihlere dayalı yaşayabilen- bilinen en gelişmiş yaratık olarak bilinir. -Hiçbir yaratığın halifeliği kabul etmek istemediği halde insanın Allah CC önerdiği halifeliğe hemen talip oluş cehaleti ve aceleciliği ilginçtir (Ayet vardır). Adem AS öncesi tapınan ve/veya inanan insanımsıların tümü, Adem AS sonrası insanların bir kısmı (Adem AS öncesi insanların/onların devamı gibi) sanki tüm yaratıkları anlamak için taparak yaklaşmış ve yaklaşıyor (Vahşi /Doğal İnanç). Sanki insan en aşağılık yaratık özelliklerinden en şerefli yaratığa kadar her türlü özelliği özünde bulunmakla tüm yaratıkları kuşatan ve tevhit eden özelliğiyle halifeliğini de her sahada ifade ediyor. Doğaldır ki insan bu yönü ve eylemleriyle; Şeytanları, Cinleri, Melekleri, Doğayı… Vb tüm yaratıkları kuşatması çok doğal ve gerekli gözükmektedir. Ben tüm insanları Müslüman ya da inançlı yaratsaydım öldürür tekrar bu günkü gibi yaratırdım.(Ayet var) Bu açılardan insanların farklılıklarını ( kâinatın en +, en 0 ve en- ...enlerini temsil eden ve kuşatan halife yaratıktır), ifrat ve tefritlerini, sıra dışılıklarını, özel hallerini; doğru okumak , doğru empati duymak, doğru anlamak ve doğru değerlendiriş çok önemlidir. Sanki insan şeytanın tüm sapıklık ve hilkat garibesi arzu ve istemlerini ve/veya onları aşacak şekilde çok yönlü ve kapasiteli yaratılmış bir yaratık gibi görünmektedir. Şeytan hiçbir zaman insanı ve insanlığı aşamayacaktır. Ateşin ilahlık arzusunu Zerdüştlerin kalbinde, Güneşin ilahlığa ilgi duyuşunu Yezitlerin Kabinde…. Vb tapan insanların kalbinde ya da taptıklarının Allah CC ilahlığına sadakatinin delillerini insanların kalbinde keşif etmek ve/veya tüm yaratıkları insanda doğru okumak önemli bir yargı ve keşif olmalıdır. İnsanın özgünlüğünü doğru tanımak ve tüm yaratıkları insanda okumak, görmek, tanımak insanlığın geleceği için önemli bir yargı olmalıdır. Allah CC'DEN insana af diliyorum. Bu bir temenni kurgusudur tabii. Belki de insanın halife oluşunun gereği olarak;her ahlak seviyesinde ve her türlü ifrat - tefriti makamlarda temsil edilmesi gerektiği için; Nemrut, Fravun, Cengiz Han, Çin, Hitler, Karun, Lut AS kavmi, Hud AS kavmi, Semud Kavmi, Nuh AS Kavmi, Deccal…Vb nefislere (yaratıklara) yaşama ve yaratıklara tapışının tercihi yaşatılıyor ve hayat hakkı veriliyor. Bunu anlayışta sıkıntı çekmekteyiz. Bu konuda;insan alimleri, din alimleri ve bilim alimlerini peygamberi ahlak ortak paydasında tek insanda tevhidini dileriz. Böylesi insanın Allah CC tapışını ve peygamber ahlakıyla tevhidini Allah CC'DEN dilerim. Belki Müslümanlar o zaman rahat edeceklerdir. Bu açıdan her türlü insanın insanlığın yaradılış gereği ve amacı nedeniyle neden yaşatıldığına doğru empati duyulup yaşam hakkına ihtiyatlı yaklaşmalıyız. Ancak insanların yönetim hakkını sürekli ifrat ve tefritilere değil en akıllı ve rahmanilerine teslim etmek en doğru tercihtir. Evrensel İnsanı Hayvanlardan ayıran toplumsal özgünlüklerden birisi de; Giyiminden, davranışında ve her türlü ürettiklerinde başka yaratıkların zarar görmediği insandır. Yada evrensel insan; giyim-kuşamı, davranışları ve zihinsel-bedensel ürettikleri ile başka insanların gayri ahlaki ortak payda duyu ve duygularını kasten harekete geçirmeyen insandır.1, 2, 3, 4, 5, 6,7 İnsanın Filogenetik ve Ontogenik yaşı nedir? İnsanın Özgün Özellikleri Nelerdir? İnsanın Ortak Özellikleri Nelerdir? Filogenetik açıdan insan türü genç ve acemi bir tür olmasından dolayı şimdiye kadar sicili temiz olmayan bir yaratık gibi gözükmektedir. Genel olarak, kâinatta, insan için: ilkel(vahşi), istendik (yahşi) ve doğal gerçekler vardır. İnsanlar bu gerçekler arasında; fert ve toplumun fıtratına uygun doğayla uyumlu yaşama stillerini seçmek-tercih etmek zorundadır. Yaşama stillerini geliştirmenin yolları insanları en ince ayrıntısına kadar tanımaktan geçer. İnsanın iki yaşı vardır; I.’si insan türünün yaşı yani (Homo sapiens sapiens’in filogenetik yaşı) ilk insanın ortaya çıkışından bugüne kadarki insanların kat ettiği yaştır ya da İnsan türünün gen havuzu yaşıdır. II.’si ontogenik yaşı : Bir ferdin doğumundan ölümüne kadarki hayat döngüsünü ifade eder. İnsan Türü filogenetik ömürleri itibariyle genç bir türdür. kâinattaki kozmik ağın devasallığı içinde dinamik bir hayat elektronu!! gibi gözüken yer yüzünde; insanların tüm davranışları bir aileye endekslenirse sanki 10-14 yaşındaki bir çocuk gibidir. Diğer bir anlatımla; İnsan yer küresinde anne rahmindeki 8-9 aylık bir bebek gibi parazit genç bir türdür. İnsanın doğaya- kâinata hüzünlü çimlenme ve doğumu henüz yeni gerçekleşiyor.1 2 3 İnsanın çevreyle etkileşiminde deneyimleri artıkça, gerçekleri öğrenip hayata uyguladıkça, edindiği acı ve tatlı deneyimlerle doğayla uyumlu yaşamayı öğrenecektir - gelişecektir. Önemli olan bunu başarmakta geç kalmamasıdır. İnsan ;fert ve toplum olarak, bedensel-zihinsel tercih,davranış ve ürettikleriyle geleceğinin kitabını yazıyor gibi. Akait: Paylaşıldığı zaman haz duygularının artmasına, çoğalmasına neden olan kaide ve kurallar topluluğudur. Örneğin teknoloji, din, beşeri siyaset, tarikat, dernek, örgüt, millet ve vatan akaidi gibi … Halbuki; İnsan-Doğa, Doğa ötesi, Peygamberi Ahlak, Din, Bilim akaidi; Birçok akaidin paydasını oluşturur. Belki de mutlak evrensel akaitlerden en önemlisidir. Belki de mutlak evrensel akaitlerden en önemlisidir. İnsan kendini ve nefsini doğru tanımaya yönelik akaitler geliştirdikçe daha yararlı bir yaratık olacağı kesindir. Gerçekten fen bilgisi ; insanların ahlakını güzelleştirmiş olsaydı teknolojik ülkelerin diğerlerine göre ahlaki yönden çok büyük yol kat etmesi gerekirdi. Ör;Hitler Almanyası. Bilim ve teknoloji geliştiren bilim insanlarının çoğu peygamber ahlakı cahilidirler. Gerçekten bilimi sürükleyen insanların sayıları; çok az olan beyinlerdir. Doğal yaşantının (Doğal kabilelerdeki evrensel ahlak ölçüleri) Liyakat nedir? Sevgi, adalet ve merhametin liyakati akıl sahibi yaratıklara haktır. Hayvanlar ve doğa için merhamet ve adalet yeterlidir. Bu gün sevgi liyakatini hayvanlarla paylaşan kültür gelecekte sevgilerini robotlarıyla paylaşırlar. Yabani hayvanlar için yaşamak zorunlu savaşmaktır. İnsan İçin Yaşamak; Geleceğe Liyakatli Değişmektir (Uyum Sağlamaktır) Demirkuş 2007.Hak ediş insan için önem taşımalıdır. İfrat, tefrit (aşırıcılığın) ve hazırın insanın düşmanı olduğu somutlaştırılmalıdır. Ebedi barış, gücü insanın fıtratını aştığı için bu safsatadan vazgeçilmeli. İnsanın iddiası ve amacı, sanal dünyası ile fiziki dünyasındaki gerçekleri: somut ilişkilendirip güncelleştirerek; insani, şeytani, deccali, hayvani, meleği doğa ötesine akıllı-sağduyulu, itidalli fıtratına uyumlu bir orta yol izlemesi ve akıllı-zeki fert ve toplumlar yetiştirmesidir. Bunun yolu;insanların fıtratına uygun (liyakatine) tercihlere dayalı yönetim, eğitim ve olanaklarla teşvik edilmesinden geçer. Kısaca insanların fıtratına saygılı ve verimli tercihlerini yapabilecek olanakları sunmaktan geçer. İnsanlar Doğuştan -Nefisleri ve zekası itibari ile hayvanlar, bitkiler... vb nesnel yaratıktırlar. -Ruhu ve Aklı itibari ile melektirler. -Kişiliği itibariyle baçlangıçta cahildirler. -Sonradan kişiliklerini kazanırlar. Yani günümüz insanı buluğ çağından ontogenik olarak 12-15 yaş arasında kişiliğini kazanır (tamamlar). Filogenetik olarak olgun insan Adem AS’LA başlar, Adem AS öncesi ve sonrası insanımsılar ya da insan nefsi olanlar (İnsanımsılar;Yontma Taş Devri, Cilalı Taş Devri, Demir Devri, Tunç Devri, Astekler, Mayalar, İnknalar, Eskimolor, Aborcinler, Kızıl Derililer, Amazon Yerlileri, Bazı Afrika Doğal kavimleri… Vb) çocuksu cahil kabul edilirler geçersiz ve mazlumdurlar. -Olanakları ve irade ölçüleri oranında tercihleri itibariyle kalitelerini ve gelecekte varacakları hedefi ya da yeri ifade ederler ve belirlerler. -Dünyadaki uğraşlarında sadece doğa ve maddeyle ilgilenirseler(sadece nefsi gelişir) hayvanlaşırlar. Demirkuş 2008 İNANIŞ VE ALLAH CC ’YE TAPIŞLARINA GÖRE İNSANLARI KABA SINIFLANDIRIŞ I-Vahşi İnsan (Doğal İnsan/Cahil İnsan); bilinçsel olarak Allah CC’HU tanımayan (sahibini tanımayan) ruhsuz, akılsız, vahşi vicdanlı ve Allah CC'DEN başka şeylere tapan (cahil-vahşi şirk sahibi) Adem AS öncesi ve sonrası vahşi imanlı insanlar. II-Evcil İnsanlar/Yarı Vahşi İnsanlar; bilinçli ve/veya bilinçsiz sahibini (Allah CC'Yİ) tanıyan ya da kabul eden vahşi insanlar arasında peygamberi hasletlerle tefekkür eden ya da onları taklit eden; ruhani (meleği), akıllı ve insani vicdanlı oluşa gayret eden Âdem AS sonrası insanlardır. III-Peygamberi âlim insanlar; Allah CC’NİN ilim verdiği ve/veya kalbinde tecelli ettiği en akıllı insanlardır. Peygamberler ve İslami âlimler olan insanlardır. IV-Diğerleri; Yukarıdaki üç kategori dışında kalan insanların hepsi. Doğadaki her şeyi İnsanda Bir Reçete Gibi Okuyabilirsiniz I-İnsan, nefsi itibariyle doğanın nüvesinin (çekirdeğinin) hemen her şeyini üzerinde taşır. Zeka işletim sistemi ile doğaya ve nefsine arif olmaya çalışır. A-İnsan ruhu ve aklı itibarıyla doğa ve doğa ötesini kuşatan meleklerin bir parçasıdır. B-Adem Öncesi Doğal ve Adem Sonrası İlkel insanlar düşünsel bedeni (zihinsel bedeni) ve kalbi ile doğayı-evreni kuşatan hayvanların bir parçasıdır.Gelişmiş insanlar düşünsel bedeni (zihinsel bedeni) ve kalbi ile doğayı-evreni aşan meleklerin bir parçasıdır. C-İnsan nesnel bedeni ile nesnel yaratıkların ve sistem zekalarının bir parçası ve üyesidir. D-İnsan kimyasal olarak cansızların ve kimyasal sistem zekalarının bir parçası ve üyesidir. E-İnsan nesnel bedenin fiziksel parçacıklar itibarıyla yani atom ve atom altı fiziki parçacıklar, plazma boncukları… Vb ile evrenin ve sistem zekalarının bir parçası ve üyesidir. F-İnsan Bâtıni kalbi ile kâinatı aşmıştır yani kâinat insanın sanal kalbinin bir parçasıdır. İnsanda nesnel(bedenen) ve sanal nefsi itibari ile kâinatın bir parçasıdır. Kısaca insan, atomik olarak evrenin ve evrensel sistem zekalarının bir parçası ve üyesidir. Atomlarımız itibarıyla evrensel bir bendimiz var çünkü pek çok atomumuz dünyanın dışındaki kozmosa aittir II-İnsan, ruhu itibariyle çoğu şeyin nüvesinin ilmini üzerinde taşır. Akıl işletim sistemi ile her şeye (doğa ve hayvani-meleği doğa ötesine) arif olmaya çalışır. III-Doğa ve hayvani-meleği doğa ötesinde çok şey ilmin cüzi bir parçasıdır. O çoğu şeyin alimidir (ayet var). İnsan cüzi bir ilme sahip yaratıktır, güzel ve zayıf yaratılmıştır (ayetler var). Başta yer ve gök yapışıktı (ilmen yer ve göklerin çok yönlü yapışık olduğunu düşünün) biz onları bir birinden ayırdık. Her şeyi nurumdan yarattım. (ayet var) İNSANIN FİLOGENETİK GELİŞİMİ şema ilave edilecek İnsan ve Bilgisayar ( 1,2, 3, 4 , 5, 6) ;Bir bilgisayar veri işlerken-çalışırken-işlem yaparken; 0 ve1 sayılarının kombinezonu ile iş görür. Yakın geleceğin kuantum-hızlı-süper bilgisayarları; Yüzük şeklinde bir tüp içinde köleleştirilmiş 50 atomdan oluşan ve 00, 11, 01, 10 mantığı ile çalışacaktır. Dünyadaki bir bilgisayarın 14 milyar yılda yapacağı hesabı bir kaç dakikada yapabilecektir. Yarım insan (bir bayan veya bir erkekten oluşur); en yakın ilk iki nine ve dedelerine ait genlerinin kombinezonun kontrolünde olup, tüm bedenin gereksinim ve yönetim sistemleri bu genler tarafından kontrol-idare edilir. İnsanlar beyninin % 10’nunu kullanmaktadır. İnsan, aklını ve ruhunu çalıştıramazsa çoğu zaman belki de hiçbir zaman ecdadının genlerini aşamaz. Hep onların kontrolünde olacaktır. 1,2,3,4. Bu Gün İnsanlar: Yaptığı tercih ve davranışlarıyla; ilkel,doğal,çağdaş,normal,evrensel ve gelişmiş özellikleriyle harmanlanmış gibidir.Önemli olan; fert ve toplumların fıtratına pozitif tesir eden, gerçek eğitim-öğretim-yönetim, sistemlerinin keşif edilip, doğru zamanlama ile kaliteli insan yetiştirmek üzere uygulamaya konmasıdır. Bu zor değildir. Çünkü fert ve toplumun yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... Vb değer yargılarına ait:olanaklar, doğrular ve gerçekler teşhis edildikten sonra; tarafsız bir şekilde insanların fıtratına uygun öğretim, öğrenim ve eğitimle uygulamaya geçilmeli. Dinde Gerçek Hidayetin liyakati, Allah C.C.'HUNE mahsustur.Olgun insanlarda buna alternatif olarak; tasarruf, güç ve politik oyunlarla dine insan koymanın liyakati; kaynağın ömrüne bağımlı olarak parazit yaşar ve tersine teper.Tarihte ve gelecekte;böyle şeylere kefil olanlarda liyakatsizliğin mükafatını almışlardır, alırlar ve alacaklardır. Allah C.C. Peygamberine”sen icra ederek tebliğle mükellefsin" buyurmuştur.Dinde zorlama yoktur.(ayet) Belki de bu gün;cahil, fıtratı emare, basireti laleli olgun insanın; cebren ve hile ile ümmet gemisine konmaması daha hayırlıdır. Ümmet gemisi ve Müslümanlar; insanlık gemisinde peygamberi ahlak adreslerinde bulunuşu alışık tepki haline getirirlerse huzur içinde olular. Aksi taktirde;liyakatsiz hiçbir iş, iyilik... vb (hiç bir şey) cezasız kalmayacaktır (Demirkuş 2007). İnsanların fıtratlarını zorlamadan liyakatlerine uygun dinden yararlandırmak belki daha doğrudur. Değişmek istemeyeni Allah C.C. değiştirmez. -Haklı ve gerekli değişmeyi istemeyenlerin (cahillerin) liyakati doğadaki dogma yasalarla şekilleniyor;ya doğa yasalarına uyumlu asimile olup yok olur (bileşenlerine parçalanır), ya değişenlerin-uyum sağlayanların biriken devasa kitlesinin kementlerine malzeme olur ya da doğaya uyumlu döngülerin (dijital/hesabi,sanal, zihinsel, düşünsel, hayali, toplumsal, doğal ve tüm enerji hallerine ait döngülerin) aksamı olurlar sonrada buna batıda evrimleşmiş deniyor. -Belki de bunlarla uğraşmaktansa; harfleri, rakamları, elementleri, olayları, olguları, süreçleri, aşkları,kitapları, makaleleri, hayvanları, nefisleri ya da kısaca;bu tip değişmek istemeyen fert, toplum ve kavimler hariç; tüm külli enerji ve külli metriksi (ortamı) inandırmaya çalışmak ve doğaya pozitif değerler kazandırmak amacıyla merhametli-adil icabet etmek daha hayırlıdır. Teknoloji Takviyeli İlkel İnsan ve Doğal Kavimlerin Çaresizliği;Bilim ve teknoloji ile;8(5 beden-3 tane sanal duyumuz)Duyumuzla, beynimize, sanal ve gerçek teknolojik araçlarla takviye yapılmaktadır. Mikroskop, Teleskop; Gözümüze, Bilgisayarı Beynimize... Vb takviye ederek doğaya uyum sağlamak ve hüküm etmekte nereye kadar varabiliriz acaba? Bunu kestirmek çok kolay. Doğanın ve hayatın hal değiştirdiği yerde siz artık eski siz değilsiniz. Doğada hiç olmazsa kendimizi amorti edip insan olarak şeref sayımızı almamız gerekir. Bunun yolu da peygamber ahlaklı insan yetiştiren, gerçek eğitimden geçer. İNSAN ŞİİRİM -İnsan tanıdım, hayvanları aşkın hatta böcek, kurt, fare… Vb hemen her şeyi yer ve insan kanı içer. -İnsan tanıdım, elektrik çarpmaz. -İnsan tanıdım, dövülmekten, dövmekten ve kahrolmaktan hoşlanır. -İnsan tanıdım, leoparlaşmak ister. -İnsan tanıdım, tek bedende erdişi. -İnsan tanıdım, bedeni dişi özü erkek ya da bedeni erkek özü dişi. -Kanı tüm sevgileri taşır, kalbi tüm sevda (aşk) hücrelerinden örülü ve yüreği sadece liyakatli sevda (aşk) için atar ki, fahişe değil, kahpe değil bunlara hayat insanı derlermiş. -İnsan tanıdım, aşka, sevgiye, paraya, dünya malına, gururuna, ceddine, ırkına tapar ve onlara muhtaç, köle veya kul. -İnsan tanıdım, ruhban, ateist, materyalist, dahi, mucit, kaşif, âlim ... Vb otistik ve tek düze kişiliğe sahip. -Tüm yaratıkların özgünlüklerini, düşünsel-nesnel insani bedenlerin hünerinde ve kalbinde tanıdım. -Işığın zifiri karanlığı aydınlatışının hünerini, göz bebeklerin siyahında okudum. -Mavinin, siyahın, beyazın, kahvenin, elanın, yeşilin hatta ışığın tüm tonlarını ve her şeyin teslimiyetini, gözlerinde okudum. -Sana ulaşan her şeyin, sendeki ilahi/peygamberi teslimiyete razı gibi bir duruşun var senin. -Sanki tüm yaratıkların her şeyini; simânda, davranışlarında, ifadelerinde, bakışlarında doğru okumak ve tanımak için varsın sen. -Sorguluyorsun geçici gerçekleri. İlk gerçekler nereliydi? Son gerçekler nereli olacak? -Tüm sonsuzları, tüm boyutları, tüm yaratıkları ve her şeyi sanki taparak uyutmuşun sen. -Sanki maksatlı olarak; çok cahil, çok âlim, çok zalim ve tam tersi mükemmel yaratılırmışsın sen. -Parmaklarında, dudaklarında, dişlerinde, burnunda, gözlerinde, kaşlarında, kulaklarında, alın çizgilerinde, nesnel kalbinde ... hatta tüm simetrilerinde ilahi/peygamberi isminin yaratılmış mührü görünüyor, şeytan değil insansın sen. -İfrat ve tefrit aşkınlarınla şeytani ve rahmani her şeyi kuşatmışsın sen. -Sanki her yaratığın her şeyini sende okumak, sende öğrenmek, sende anlamak ve sende çözmek için yaratılmışsın sen. -Çiçeklerin bal özü sevgi havuzunu, tozlaştırıcılar aşkın örgüsünü taklit ediyor gibiler. -Tüm yaratıklar senin aşkınlıklarını, tüm çiçekler giyimini ve gülümsemelerini taklit ediyor gibiler. -Kanında tüm sevgileri taşıyan, yüreği tüm sevda (aşk) hücreleriyle örülü bedenden bir köşk ister gibisin. -Sanki şeytanları, iblisi, deccalı ve tüm istendik-istenmedik sapkınları razı etmek için kasti yaratılmış bir tuzak gibisin sen. -Anladım; şeytanları, iblisi, deccalı ve tüm yaratıkları toplamışsın aşkın geminde. -Kimsin sen? Tanımak istiyorum seni! Belki de tanıyorum! -Dost dost diye nicesine sarıldın senin sadık dostun peygamberindir. -Rabbim diye diye nicesine secde etmişsin, yaratan Rabbin Rahman Allah CC dır. -Ateşin ilahlığını Zerdüştlerinde, Güneşin ilahlığını Yezitlerinde, doğanın ilahlığını bilim insanlarında, Putların ilahlığını Putperestlerinde, ilahsızlığın gizli ilahlığını Ateistlerinde okudum ve tanıdım. -İlahlaşmak isteyen hilkat garibesi yaratıkları sende okudum ve sende tanıdım. -Bir bedenin delikanlı, diğeri kız! -Bir kanadın geçmiş, diğeri gelecek! -Küçük kıyametinden Rabbime uçuyorsun. -Dilerim ki; Rabbim ebedi teskereni temiz verir eline. -İstendik dualarım seninle: sabırsız, cahil, vahşi, evcil, âlim, zalim, aşkın, güzel, sihirli... yaratık insan. -Amin. Prof. Dr. Nasip DEMİRKUŞ 2011 |
I-FEN:Sanki doğa bir kaynak, fende bu kaynaktan yararlanma aracı ve yöntemlerini içeren bilim dalıdır. Fen
Bilgisi Nedir? Kısaca
Fen Bilgisi, doğayı insanların anlayabileceği şekilde çok yönlü analiz eden bir
bilim dalıdır. |
| III-TOPLUM NEDİR? Biyolojik açıdan aynı türden bireylerin
(o türe ait alt basamakların) benzer veya farklı habitatlarda oluşturdukları
grup gruplara verilen addır.
Toplumsal açıdan aynı türe ait
bireylerin ortak paydadaki (örf, adet, beslenme, biçim, iletişim, dil, inanç...
vb.) paylaşımlarda haz duyan birlikte yaşamayı tercih eden aynı veya farklı yerlerde yaşayan grup veya gruplara toplum diyoruz. Geçmişten Geleceğe Toplumların Yaşama ve Y önetim Biçimleri: 20. yüzyıldan önce, ben kavramlı babadan oğla geçen; krallık,şahlık, padişahlık, çarlık ve imparatorluk yönetim ve yaşam biçimleri, biz kavramlı ( ırk ve milletle dayalı) ile yer değiştirdi. 20. yy. da toplum terimi ırk ve milletlerle özdeşleşmeye doğru yol alır ve bu yönde devletler kuruldu. Genellikle ırk ve millet adlarıyla devlet adları özdeşleşti. Bu gün yine birleşik devletler, birleşmiş milletler, bağımsız devletler toplulukları şeklinde kümelenmeye, globalleşmeye gidiliyor. Özel Not : Ör; Afrika’da, Amazonlarda, Avustralya’da, Pakistan’ın yüksek kesimlerinde ve kutuplarda henüz devlet-millet kavramıyla tanışmayan toplumlar mevcuttur. FEN TEKNOLOJİ VE TOPLUM Fen Biliminde; deneysel ve kurumsal olarak edinilen bilgilerin hayata geçirilerek, insanın refahı ve yaratıkların pozitif geleceği için çeşitli bilgi, araç ve gereçlerin üretilmesi teknolojiyi ifade eder. Kabaca teknoloji, insanca kullanılan fen biliminin ürünüdür-meyvesidir. O halde fen ve teknoloji evrensel ahlak ölçüleri çerçevesinde kullanıldığı zaman yaratıklara ve çevreye yarar sağlar. 21. yüzyılın başında olduğumuz şu günlerden fen-teknoloji ve toplumun en üst seviyede gelişmiş olmasına rağmen; insanın doğaya ve türdeşlerine zarar vermekten; ilk sıralarda yer almakta kendini alıkoyamamıştır. Bu bağlamda teknolojiye bağlı olarak: yerkürenin ısınması (buzulların erimesi), uzaya gönderilen her parçanın yerkürede bir ağırlık kaybına neden olması, uzayda teknolojik araç-gereç çöplüğünün oluşması, uzayın mikroorganizmalar tarafından enfekte edilmesi, güney kutbundaki atmosfer tabakasının incelmesi, nükleer kazalar ve nükleer bombaların yerküresi-uzaydaki dinamik dengelere negatif tesiri gibi sorunlar nedeniyle İnsanlarca Kullanılan fen bilgisinin meyvesi olan teknolojinin insanlığa artı değer haline getirilmesi için ne yapmamız gerektiği konusunda henüz yerkürede kesin kurallar önlemler konmamıştır. Bu açıdan fen bilgisi eğitimi ve öğretimi konusunda yapılan çalışmalar insanlığın geleceği için çok büyük önem taşımaktadır. Bu konuların çözümünde; fen bilgisi eğitimi ve öğretimi ile ilgili kavramların ve realitelerin doğaya ve insanlığa uyumlu gerçek konumlara oturtulmasına gereksinim vardır. Kısaca bir buluşun, ürün gibi yeni envanterin uygulamaya konmadan önce; fen bilgisinin alt dalları olan biyolojik, astronomik ve diğer bilim dalları açısından doğal döngülere (dijital/hesabi,sanal, zihinsel, düşünsel, hayali, toplumsal, doğal ve tüm enerji hallerine ait döngülerin) etkileri test edilip patentlendikten sonra piyasaya sürülmelidir. FEN, TEKNOLOJİ,TOPLUM ARASINDAKİ İLİŞKİ VE SONUCUN BUGÜNKÜ DURUMU Fen’i de teknolojiyi de insanlar yönlendirir ve çalıştırırlar. İnsan bu faaliyeti yapmakla; kendisini, çevresini ve doğayı etkiler. Bu çalışmalarla geleceğe yön verirken kültürünü etkiler ve değiştirir. Ancak bu gelişmeler süresince toplumda pek çok çevre sorunu ortaya çıkar. Fen-teknoloji-toplum arasındaki ilişkinin ürünü olan insan-çevre sorunlarını çözmek için, öncelikle bu kavramlarla ilgili olayların hepsi doğanın içinde cereyan ettiği için doğayı, fen’i, teknolojiyi ve toplum kavramlarını tek tek ve doğru teşhis etmek gerekir. Doğal döngüler (dijital/hesabi,sanal, zihinsel, düşünsel, hayali, toplumsal, doğal ve tüm enerji hallerine ait döngülerin) içinde fen-teknoloji ve toplum etkileşiminin yerini, olması gereken konumunu doğru teşhis edersek sorunlarımızı çözümleyebiliriz. Sonuç olarak; teknolojinin doğal döngüleree, insanlığa katkısının pozitife dönüşmesi için üretilen, üretilecek sanal ve gerçek araç-gereçlerin doğal döngülerde (dijital/hesabi,sanal, zihinsel, düşünsel, hayali, toplumsal, doğal ve tüm enerji hallerine ait döngülerin) dönüşümlerinin mutlaka çok iyi test edilmesi bilinmesi gerekir. Fen, teknoloji ve toplum arasındaki ilişkiden bugün insan ve doğa zarar gördüğü için Müsrif Teknoloji, Patojen (öldüren), fosil ve ilkel teknoloji gibi gözükmektedir. Bu problemin çözümünün doğru yolu: bu üç kavramın toplumdaki tanımı ve eylem karşılığı gerçekçi bir şekilde ortaya konmalıdır. Aksi durumda geçek çözüm mümkün değildir. Ahlaki değerler açısından biz insanlar sınıfta kalmışızdır. Bu gün kâinatta türdeşlerini öldüren canlılar arasında ilk sıralarda yer alan insanın aklı şüphe götürür gözükmektedir(akıllı davrandığı şüphelidir). Belki de insanlar; toplumdaki akıllı-zeki ve edepli fertleri bulup seçmenin yolunu,gereğini-önemini henüz kavrayamamıştır. Bilim ve teknoloji ile bolca ürettiğimiz ürünlerin fazlasını çöpe atacağına, ihtiyaç sahiplerine ulaştırmaktan aciziz ve isteksiziz. Fakir ve güçsüz ülkeler; yeraltı zenginliklerinin bedelini iç savaşlarla ve çekişmelerle ödemektedirler. Kısaca fakir ve az teknolojik ülkeler; dünyanın 5 veto yetkisi olan süper güçler ve gelişmiş diğer ülkelerin menfaat farzlarına hizmet eden tarlaları olmaktan kurtulamamıştır. Bu günkü teknoloji kullanılarak tarihte görülmemiş haksızlık ve zülüm mevcuttur.20.Yüz yılın sıcak ve soğuk cehalet savaşlarıyla ilişkilendirmeye çalışın. Bu dersimizde fen-teknoloji ve toplum kavramlarının; toplum ve doğadaki gerçek konum ve eylem karşılığını/larını doğru saptadıktan sonra, problemin nedenleri ve çözümü üzerinde duracağız. |
ÇALIŞMANIN ÖNEMİ VE HAZIRA ALIŞMA-ALIŞTIRMANIN FELAKETİ Hazıra Konmak, Faiz (kapitalist asalak-parazit) ve liyakatsiz Yarış (İnsanımsı Rekabet ya da Vahşi ve Doğal Birliktelik); İkiz iki kurt köpeği düşünün: Biri evde beslenip her şeyini hazır alsın, merhamet, sevgi ve saygı görsün, aileden biri gibi icabet görsün evde. Diğeri özel eğitilmiş polis köpeği olarak yetiştirilmiş ve iş gören yardımcı icabeti görsün. Bu iki köpeği çeşitli koşul ve durumlarda karşılaştıralım. Hazırın yaratıklarda geliştirdiği alışkanlığın zararını görmek zor değildir. Hazırcılık/Hazıra Alışmak, Faiz (kapitalist asalak-parazit) ve Vahşi Rekabet (İnsanımsı Rekabet/Vahşi-Doğal Birliktelik); gayret bile sarf etmeden edinilen ve edinilmek istenen her şey. Faiz (kapitalist asalak-parazit) emek sarf edilmeden paranın para kazanışıdır. Kısaca faiz (kapitalist asalaklık-parazitlik); sermaye sınıfının (kapitalistlerin) fazla parasıyla ihtiyaç sahiplerinin hayat döngüsünü; kendi menfaatleri ve siyasi amaçlarına uygun hükmüne-ablukasına terbiye ve disipline edişi için kullanılan liyakatsiz sermaye ya da paradır. Aslında sermaye sınıfının liyakatsiz şişmanlığa (obez kapitalizme) ulaşmamsı için; yıllık büyüme ve kar ediş oranlarını yaşadığı toplumdaki fakirlere ve normal insanlara oranın global dağılım dengesini aşamaz. Hatta bu amacı gerçekleştiriş için; fakirler ve işsizlerin devlet fonu her zenginin kar yaptığı her işe mutlak kar ve sermaye ortağı olarak beraber olur ki bu istendik gelir dağılış dengesi sağlansın. Sermaye sınıfının tüm malları ve sermayesi tüm kamuya açık ve geriye-ileriye doğru sorgulanabilmelidir ve bilgiler herkese açık olmalıdır.Hazır yabani yaratıklara, çalışarak hak ediş insana yakışır. Demirkuş 2010 Hazırın, faizin ve vahşi rekabetin liyakati yabani yaratıkların yaşam döngülerinde haktır. İnsanlar hazıra, faize ve vahşi rekabete talip ya da uygulayışında olduklarında hayvanlar miracından daha aşağı bir miracı hak eder. Belki de bir yaratığın kendisine ve çevresine verilebileceği en büyük ceza; hazıra, kolaya, alışmak ve alıştırmaktır. Hayvanlar için hazır bulunmaz nimettir.Yaşamak için;insanların fıtratına uygun liyakatli çalışması adaleti, zarureti, bitki-hayvanda rekabeti gerektirir.Bitkiler ve hayvanların doğasındaki;vahşi zarafet– gücün- güzelliğin ve çeşitliliğin nedenlerinden biride rekabettir. Şeytani ve Doğal/Vahşi/Cahili ya da Hayvani Rekabet ; Demokraside, Siyasette, Eğitimde, Ekonomide… Vb her türlü doğal, vahşi ya da doğal/vahşi zayıf ve güçsüzlerini; çökerten, besi yeri olarak kullanan, eleyen ya da öldüren rekabettir. Uyum sağlayamayanı öldürücü yok edici-antagonistik olan; Şeytani ve Doğal/Vahşi/Cahili ya da Hayvani Rekabet sadece çıtayı atlayanları yaşatıcıdır. Rahmani Rekabet (Diğer Adıyla Zarurettir):Rahmani Ahlakla; Adil , Vicdanlı, Akıllı… Vb öncelikleriyle; demokraside, siyasette, eğitimde, ekonomide… Vb her türlü insani ve gerekli yaratıkların zayıf ve güçsüzlerini; liyakatli yaşatan rekabettir (uyumlu-sinerjitik birliktelik) yani zayıflarını yaşatır ve tedavi eder. Halbuki Şeytani ve Doğal/Vahşi/Cahili ya da Hayvani Rekabet; zayıflarını ya öldürür ya yok eder ya da kapitalistler gibi besi yeri olarak yaşatırlar. Rahmani (insani ve doğal döngü için gerekli zayıfları yaşatan ve tedavi eden) , şeytani (Kapitalistlerin zayıflarını besi yeri olarak yaşatması) ve hayvani/cahili (hayvanlar arasında zayıflarını eleyen ya da yem olarak kullanan) rekabetler arasındaki farkın farkındalığını kavrayıp kurallarını peygamberi ahlakla ilişkilendirişe çalışın. Vahşi/Doğal/Hayvani /Cahili ve Şeytani; Siyasetin ve Demokrasinin deşifre edemediği, kudurtmadığı ya da kudurtamadığı; fert, toplum… Vb insan tipi, her türlü istendik değer yargıları (inançsal İslami değer yargıları dahil) geleceğimizin öğretim, öğrenim, eğitim, yönetim, rejim… Vb sistemleri için çok büyük değer taşmaktadır ve çok çok önemlidir. Sonuçta, bilimi daha etkili biçimde kullanan kapitalistler;Müslümanları yanlarına çekmek için;kafircikleri alt edelim diye bazı Müslüman kavimleri menfaatleri gereği hidayete erdirme(Taliban ve İran hidayeti), bedava teknolojiler takdim ederek (Pakistan nükleer enerji... vb) planlarını uygulamaya koyan Karunizm (kapitalizm) komünist sitemin başını hidayete erdirmeyi başarmıştır. Bu gün ise kapitalistler;demokrasi sistemini yayacağım bahanesiyle Gayri Müslim inanç ehline (eski din ehli kavimlere, birleşmiş milletler, sosyalistler ve ılımlı komünistlere) göz kırparak veya yanlarına alarak hidayet ettiği müslüman ülkelere rableşmeye kalkışıyor ve Karunizm (kapitalizm) için büyük ortadoğu besi yerini hazırlıyor gibi. Kapitalizmin tarihi ortaklarına oynadığı oyunlarıyla örtüşen örneklerini hayvanlar aleminde (av ve avcı ilişkilerinde) görmek olasıdır. Yaşamak için; insanların liyakatli çalışması; adaleti, zarureti, bitki-hayvanda; antagonistik (öldürücü Şeytani ve Doğal/Vahşi/Cahili ya da Hayvani Rekabet bazen sınırlı sinerjitik (uyumlu birliktelik)(yaşatıcı Şeytani ve Doğal/Vahşi/Cahili ya da Hayvani Rekabet veya nötr(etkisiz Şeytani ve Doğal/Vahşi/Cahili ya da Hayvani Rekabet rekabeti gerektirir. İnsanın dışındaki canlılarda yaşamak ölümüne rekabeti gerektirir. Bitkiler ve hayvanların doğasındaki;vahşi zarafet– gücün- güzelliğin ve çeşitliliğin nedenlerinden biri de rekabettir. -Doğal (vahşi) Şeytani ve Doğal/Vahşi/Cahili ya da Hayvani Rekabet;insanları bedensel-zihinsel yönden vahşileştirir - zayıfları yok eder haset-kin.. Vb ahlak felaketini getirir. İnsan fıtratına zaruretin liyakati(yakışırlık) daha gerçekçidir. İnsanİçin Yaşamak; Geleceğe Liyakatli Değişmektir (Uyum Sağlamaktır) Demirkuş 2007. Doğal (vahşi) Rekabetle güçsüzlerin ve zayıfların yaşam hakkı güçlülerin insafına mahkum edilir.Güçlüler ya güçsüzlerin bedenini avlar ki bu durum sıkça hayvanlarda görülür. Bu durum insanlarda;ya güçsüzlerin bedenleri avlanır ya paralı köle ya da besi yeri olarak güçsüzlerin emekleri ekonomi adı altındaki zeka oyunu uygulamalarıyla avlanarak kullanır.Şeytani ve Doğal/Vahşi/Cahili ya da Hayvani Rekabet insani açıdan adaleti, liyakati ve merhameti yok sayan bir kavram-eylem olduğu için insani değil doğal ve vahşidir.. Bu durumda sıkça kapitalistlerde görülür. İnsan bedeni ile gelişimini tamamlamıştır. Ancak ilerde uzaya açılınca, uzaya uyum amacıyla insan genleri ile oynanmaya başlanarak çeşitli insan tiplerinin ortaya çıkması olasıdır. İnsanın evrime cevabı diğer canlılarda bulunmayan insanlığın belki de yarısına yakınının farkında olduğu;akıl ve ruhtur. Bu iki sanal araç etkili bir biçimde kullanıldığı zaman insanda peygamber ahlakının ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Bu ahlak tipi insanda o kadar mükemmel bir toplumsal yaşantı birlikteliği ve paylaşımını ortaya çıkarır ki bu Şeytani ve Doğal/Vahşi/Cahili ya da Hayvani Rekabet olgusunun güçlüleri ortaya çıkarışının alt edişini başaran zaruret(rahmani-insani birliktelik) olgusudur. Zaruret (Rahmani/insani birliktelik) toplumu bir beden olarak görür. Zayıf ve hastalarını toplumsal bedenin hasta hücreleri gibi görüp bedenini tedavi eder ve gücünü artır. -Doğal (vahşi) Rekabette zayıflar ve güçsüzler; avlanır, terk edilir… Vb olur. Gen havuzunu seyreltir ve küçültür. Zaruretteki bir türler yaşatıldığı için her zaman uzun vadede gen havuzu çok büyük ve güçlüdür. İnsanın doğaya başat olmasının zafer olgusunun altında bu yatar. İnsan peygamber ahlakı kuralından aşağı düşünce, birbirleriyle rekabete girmeye başladığı an, hayvanlardan daha aşağılık bir konumda değerli emanetlerini kullanırken tüm yaratıklara zarar vermeye başlar. Hatta tarihte çocuklarını bile diri diri gömebilmiştir. Halklara ve bilim bilginlerimize (bilim insanlarımıza) bebek kuntakinte karıncaları muamelesini yapmak(burs,proje ve kredilerle, yuvasında köleleştirmek) Filmi izleyin Obez Kapitalist (Karuniler/Karunizm/Sermaye Kuduzu) Zihniyetin Tanımı:Tüm insani ve rabbani değerleri paraya bağlı kılan doğal kökenli yönetim sistemidir. Sistemin ilahı ve gücü para besi yeri insan ve her türlü yaratıklardır. Kapitalist (Karuniler/Karunizm/Sermaye Kuduzu)leri besi yerlerinin sempatisini kazanmak ve geleceğini garantilemek için zayıf ve güçsüzlere dramatik tebessüm ederler. Hedefi rekabetle zayıf ve güçsüzleri güçlülere köleleştirmek ve yem kılmaktır.Kapitalislerin Korku İlahı Amigdalasında ki para-güç-sermayedir. filmi izleyin. Parayı veren düdüğü alır, düdüğü çalan parayı kazanır!! Az koy çok kazan! Para gücün aracıdır. Kadın, cehalet... Vb;para, güç ve kazanç için en güzel toplumsal araçlardır.Met et! fethet! mat et! sonra pat et.Severek kredilendir ve hazıra alıştır, önce okşa, okşa sonra yokuşa yokuşa; hepsini özgün menfaatleri için çakı-rak metriksine(ortamı)/lerine koy Şeytani ve Doğal/Vahşi/Cahili ya da Hayvani Rekabet ettir. Önermeleri pratikte uygulanıyor.0, 1, 2 Obez Kapitalist (Karuniler/Karunizm/Sermaye Kuduzu)leri alt etmenin yollarından biri de;Kapitalizmin metriksini (her yanını) kuşatan zırhı sermayedir faiz(kapitalist asalak-parazit) ruhu gibidir; paralarıyla satın alamadıkları değer ve hizmetlerin halkın peygamber ahlakıyla icraata yansımadır. Tüm yardımlaşama hizmet… Vb yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... Vb değer yargılarının uygulamalarını karşılıklı ve karşılıksız halkın ahlak değerlerine yansıtıldığı zaman kapitalistlerin paraları ve sermayeleri leş gibi kokar ve bu pis kokuya kendileri bile tahammül edemezler. Halklara ve bilim bilginlerimize (bilim insanlarımıza) bebek kuntakinte karıncaları muamelesini yapmışlardır. Filmi izleyin Parayı araç, bayanı insan, bazen de; çok koy az kazan veya koyduğun kadar kazan; keyfiyetinde sınamak ve kuralları – kanunları koymaktan geçer. İnsanda para ile satın alınamayacak peygamber ahlakıi-toplumsal değerler ortaya çıkarmak/çıkartmaktır.Ör:bayan hakları ve mazlum yeti için; her sermaye ve maaş sahibi fert-kurum-kuruluş ve devletler tüm bakıma muhtaç bayanları, mal yaratıklarına her zaman için % 20 hür hissedar kılsın, keyfiyet ve kanunlarını getirelim acaba tepki ne olur? Önce karnını doyuran bakımlı anneler. Sonra arda kalan parayla sadece aklı baliğ bayan örgütleri dünya fakirlerine ve çocuklarına insanlık anneliğini yapsın.Her ay erşkin kızların bayanların özel halinden dolayı isteği üzerine 1-3 gün kamu alanlarında izinli sayılması. bayana hürriyeti kadar, bayanlık fıtratına ve liyakatine uygun uyumlu icabet edilmesi gerekir. Kapitalist (Karuniler/Karunizm/Sermaye Kuduzu)ler; parayı gerçek güç,.evrensel-gerçekçi insanlar; değişim aracı olarak kabul ederler. Kaz gelen yerden tavuk esirgemeyerek;halk ve toplumu direkt veya dolaylı tapılacak veya yegane baş vurulacak ilahi/peygamberi makam olarak empoze edip icraata koydurtmayı başaran Karunizm (kapitalizm) için aslında halk ve toplum besi yeri olarak değer bulur.Kapitalizm (Karunizm) için yaşamak besi yerlerini (toplumu) kapitallerine dayalı yaşatmaktır Demirkuş 2007. Ülkesinin halk mozaiğinden;bütünleşik milliyetçi askerler, devletçi millet vekilleri, evrensel bilim bilginleri (bilim insanları?!), halkçı aydınlar,ortaya çıkarmanın bir yolu da; bu mevkiileri cüzi paralarla gelmeyi göze alanların hakkını onlara iade eden liyakatli sistemleri getirmekten geçer. Bu olgu kapitalizmin amansız bir düşmanıdır ve kapitalizmin kara deliklerinden biridir.Demirkuş 2007. Evrimsel açıdan; kapitalist veya diğer güdük zihniyetlerin hayat döngüsü ile bire bir örtüşen hayvanların hayat döngüleri doğada vardır. İnsanlık adına; kapitalist, materyalist, fundamentalist (köktenci), radikalist… Vb ifrat, tefrit ve güdük görüşleri pasifsize eden ve verimliliğe devşiren; eğitim, seçim, sınav, yönetim… Vb sistemleri geliştirmek gerekir. 1 Bu günkü, parçalayıcı, öğütücü sistemler kaosu ve Müsrif-İlkel Teknoloji, Patojen (öldüren)Teknoloji (Silah Teknolojisi); komünistlerin galip gelme hırsı ve kapitalistlerin para-sermaye tutkusuna göre dizayn edilen; eğitim, öğretim, seçim, sınav ve yönetimlerindeki rekabetinin meyvesidir. 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9 Veto İmparatorluğunun (Hakim Güçlerin) Bu Asır ki Taktiklerinden Birkaçı; 0-Halklara ve bilim bilginlerimize (bilim insanlarımıza) bebek kuntakinte karıncaları muamelesini yapmak(burs,proje ve kredilerle, yuvasında köleleştirmek) Filmi izleyin 1-Hakimiyetini üzerine kesinleştirdiği veya net deşifre fert-kavime/lere mahiyetindeki diğer kavimleri, özendirerek, örnek göstererek veya asimile ettirerek sindirimini kolaylaştırmaktır. Kapitalizm (Karunizm) için yaşamak besi yerlerini (toplumu) kapitallerine dayalı yaşatmaktır Demirkuş 2007. 2-Hayvanlar alemindeki;saldırı, sömürü ve hakimiyet mantık sistemlerini menfaatleri gereği insanlara uygulamak ve uygulatmaktır. Ör,köleleştiren karıncalar veya imparator karıncalar mantığı;geri kalmış toplumların zeki insanlarını menfaat farzlarına( az koyup çok almak) hizmet eri olarak; talan bursları, talan kursları ve talan kredilerle teşvik ederken, arda kalan kesimini de;yardım adı altında hazıra ve tembelliğe iterek, zengini daha zengin-fakiri daha fakir yaparak, gelir dağılımını dengesizleştirip toplumlarda ekonomik kaosu yaratmıştır. 3-Devletleri de,etnik(insan için aynı türün azınlığı olamaz),din, siyasi görüş... vb tabana göre toplumsal doku uyuşmazlığı zemini oluşana-komşularıyla düşman olana kadar müdahale edip bekler.Akıllı-Zeki, kuzey Kore-güney Kore, Ademin çocukları-maymunun çocukları ya da Ademiler-Maymuniler, Kuzey Yemen-Güney Yemen, Kuzey Vietnam-Güney Vietnam, Kuzey Irak-Güney Irak, Bilim-İlim, Okul-Camii, Alevi-Sünni, Dindar- Dinsiz, Laik-Antilak, Evrim-Yaradılış, bayan-Erkek,Doğu-Batı, Eğitim-Öğretim, A Azınlığı- B Azınlığı, A Dini-B Dini, Ak Partili-Kara Partili, Cumhuriyet Hak Partisi-Cumhuriyet Halık Partisi, A Takımlı- B Takımlı ... Vb kuzeyli güneyli, uzaylı-dünyalı!! antagonistik(birbirini yok eden) topluluklar devletler dünyada çok. Bu gün isteselerde kısa sürede bir araya gelemeyecekleri kadar bölünmüşler. İnsan söz konusu ise;aynı türün azınlığı olamaz, varyasyonları, dil, kültür, din... vb azınlığı olur. Aynı türün içindeki farklılıkları, varyasyonları Patojen (öldürücü) istisnaları hariç ;çeşitlilik ve bereket yerine azınlık görmek, yorumlamak;dine, bilime ve doğanın tabiatlarına aykırıdır. Önermesi doğru mu neden? İpucu;asimilasyon, bölücü ve parçalayıcı muamelesi/leri çeşitliliği ve bereketi yok eder güçlenmemizi engeller. Neden yaşatılması gerektiğini düşünün. Yok edelim, asmile edelim hepsini ne olur? Yanlış ve eksik globalleşmenin koşulları bu yasaya göre konmazsa insanlık ne kayıp eder? 1, 2, 3, 4.Öğrenci Yanıtları 4-Ama Berlin duvarını yıkıp ve Kapitalist (Karuniler/Karunizm/Sermaye Kuduzu)-Emperyalistleşme ile toplumları kaynaştırmaya kadir olduğunu da ifade ediyor.Koca süper gücün başı;Kant'ın ebedi barış ninnilerinden, cahil inanç sahiplerinin iblisi avlama tekniklerinden dem vururken kendisini-büyüklüğünün ölçüsünü çok mükemmel tarif ediyor. Afganistan'a barış harekatı ve iblisi orda ararken bizi de yastık yapıyor.1, 2 Peki İnsanlık için, Kant'ın görüşünden daha doğrusu ve liyakatlisi nasıl olmalıdır? 5-Unutmayalım ki;"Parasız ve zarurete dayalı (doğal ya da vahşi rekabete değil);doğru-haklı-geçerli-kesin yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... Vb değer yargılarınız varsa kapitalizmin ince oyunlarından emin olabilirsiniz. Demirkuş", 2008" Çoğu yabani hayvan;önce hazıra alıştırılarak evcilleştirilip özgürlükleri ve özgünlükleri ellerinden alınmıştır.Zorunlu olmadıkça bedava bile verilse insanların faizli (asalaklı-parazitli) kredi ve faize(asalaklığa-parazitliğe) tenezzül etmemesi gerekir ya da diyetle yaklaşılmalıdır.Emeğe-emek eşitliğine değil;para ve borsa zeka oyunlarına dayalı olan; Faiz (kapitalist asalak-parazit) (kapitalist asalak-parazit) ve faizli (asalaklı-parazitli) krediyi alan ve veren;fert/toplum/devlet ve insanlarda;zihinsel-bedensel birleştiriciliği (sentezciliği) güdükleştirir, hazıra alıştırır, köleleştirir ve bağımlı kılar. Karşılıksız kazanç veya çalışmadan, emek harcamadan kazanmak hayvanıdır. İnsanı hazırın tiryakiliğine iterken, yanı sıra üreticiliğini öldürür.Ne yazık ki bugün ki dünyanın kapitalist ekonomi metriksinin kuralları faizsiz(asalak-parazit olmayan) ekonomi şekillerinin yaşama olasılığını yok etme sınırına getirmiştir. IMF’in beyin hipnoz taktiği; bir taraftan düşük faizli(asalaklı-parazitli) kredi ile kendini beslerken, diğer taraftan da toplumu hazıra alıştırıp kendine bağımlı hale getirip dünya ekonomi metriksinin rotasını elinde bulunduruyor. Faize(asalaklığa-parazitliğe) tenezzül edilmezse ya da boykot edilse dünya ekonomi metriksi ne olur? Ucuz faizli (asalaklı-parazitli)kredi veya faiz (kapitalist asalaklık-parazitlik) kapitalizmin ruhu gibidir. Zengin bir geleceğe sahip bir bebeğin bazı konularda ayakları üstüne kalkıp yürümemesi için (özgün sermayenizin ayakları üstünde yürümemeye alışmamamsı için) ona sürekli mama ve ikramlar takdim etmeye benzer. 6-Kapitalizm (Karunizm) bir kavmi ele geçirince;son bir taktiğide;kavmi dengede 3-4 (vurcu, beyin, denge ve halkçı güç) noktada böler ve hepsini dener iyice tanır en son vurucu gücüne kavimin başını kovdurur (beyin takımını) sonra vurucu güce beyin olur. Kavim öz beyninden habersiz ve cahil olur. 7-Kavimlerin düşünsel ve bedensel unsurlarını; doğanın çarkları arasına Ör; güneşin veya nükleer bir reaktörün yenişmeyen halatın etnik unsurları gibi antagonistik(yeşerdikçe bir birini yok eden) bir yaşam denklemine itip açığa çıkan ekonomik güç ve enerjisinden sadece kendi toplumlarını ve unsurlarını besliyor.Komünistleri hidayetinden sonra kapitalistler; sosyalistleri ve toplumsal demokratları çok sever oldu çünkü onların hayat stilini kendi ahlak ve toplumsal yaşantısını geleceğin toplumuna örnek denge abideleri olarak gösterir. Son zamanlarda demokrasi dalış takımlarıyla halk denizinin zeminine dalışa geçerek; dinlere ve dindarlar bile sempati duyup iktidarlara getirip kadir olduklarını deneme yaparak yeni açılış ve toplumsal formüller geliştirmeye çalışmaktadır. 8- Kaz gelen yerden tavuk esirgemeyerek;halk ve toplumu direkt veya dolaylı tapılacak veya yegane baş vurulacak ilahi/peygamberi makam olarak empoze edip icraata koydurtmayı başaran Karunizm (kapitalizm) için aslında halk ve toplum besi yeri olarak değer bulur. 9-Kuramsal olarak kapitalistlerin bir taktiğini de (nasyonalizmi kullanmak) iç içe kavimleri geri dönüşümsüz düşman etmek için; bir reçete gibi okuyabilirsiniz; A-Kavime/lere devlet kurdur. B-İçindeki kavimlerden millet münafıklarını yaratarak bilinçli darama yaptır. Misyonerlik çalıştır. Özellikle kurumların en üst kademelerine cahil yönetici yap, kullan ve sonra günah keçisi göster. Sonra halkı-devleti günah keçisi/leri katili yap-göster malzeme insan hakları mahkemesine malzeme çıkart. C-Sonra onları ya cahil, ya millet veya din münafığı yap. D-Ardında geçmişteki savaş ve göçlü bir olaya büyük bir iftira yüklemektir.20.Yüz yılın sıcak ve soğuk cehalet savaşlarıyla ilişkilendirmeye çalışın. Uluslararası arenada gelecek nesiller arasına aşılmaz fitnelik-geri dönüşümsüz düşmanlık tohumlarını legalleştir. Kendi siyasal-ekonomik barbarlığına günah keçisi barbarlığını resmileştir. Amaç kültür asimilasyonu ile özünden kopardığı yavruları ecdadından koparmak için ecdadını barbar kabul ettirip asimilasyonu hızlandırmaktır. Roma imparatorluğu döneminde bu taktik kısmen maya tutmuştur. E-Derin menfaatleri için aslını gizleyenlere ne denir? !! “Kara kazan kaynadı;eski ve yeni din ehlinin ulusal şah damarları oynadı/oynatıldı” Kısaca “Kara kazan kaynadı; şah damarlar oynadı” Niye? F-Veto imparatorluğunun menfaat farzları için;Avrupaya global-evrensel kapitalizmi dışınada nasyonalist soğuk savaşı, maşa milletlerin maşasıyla sıcak savaşlar başlatmıştır. G-Veto İmparatorluğu kapitalizmi ileri ki menfaat farzları için; komünistlileri sermaye hidayetine, İran ve Taliban’i inanç hidayetine, sosyalistleri de geleceğe erdirdi. Şimdi ise eylemlerine itaatin meyvelerini ve hasadını topluyor. Üstü örtülü rabliğine itaat etmeyenlere veya kabullenmeyenlere tüm bir leşmiş milletleri bile kullanarak sözde asilere ders veriyor eğitiyor hizaya getiriyor-getirmeye çalışıyor. Ne acıdır ki bir zamanlar ülkemizde baş örtü siyasi simge olamaz cehaleti veya münafıklığı arkasına gizlenenlerin belki de kendilerini kullandırmanın ya da kapitalizmin cehalet ürünü olarak zavallı kadınlara çektirdiklerinin acısına doğru empati duymamalarının başına gelenler gün gelir kavimlerin fıtratı ve inancı yapılarına doğru empati duymadan demokrasi ya da çoğunluğun arkasına gizlenen Karunizm (kapitalizm) aynı dersi ve tepkiyi pişmanlıkla içinde yaşayacaktır. |
GELECEĞE VE DEĞİŞİME HAZIR EDEPLİ-YARARLI NESİLLER YETİŞTİRMEK Değişmek istemeyeni(olgun insan) Allah C.C. değiştirmez. Doğa yasalarına uyumlu asimile olup yok olur ya da doğaya uyumlu döngünün aksamı olurlar. Dini, örf–adet, geçmişte ki alışkanlıklar, eksik- yanlış vecize ve atasözleri… Vb nedenlerden dolayı bilimsel gelişim ve gerçeklere uyum sağlayamayan radikal kişilikler gerçekten geleceğimize çok büyük darbe vurmuşlardır. Bunun önüne geçilmesinin yolu; dinin/lerin(inancın ve ahlaki olguların) herkesçe çok iyi bilinmesi ve güncelleştirilmesi gerekir. Ayrıca geçmişteki örnekler verilmeli. Ör:matbaayı geç kabul etmemizin bize ne kadar zarar verdiğini somutlaştırmamız gerekir. Uzay çağının ilk girdabındayız, birinci vazifemiz; ferdin/toplumun...giderek tüm insanlığın (insanın);teknoloji/ye ve doğayı/ya asimile ederken/edilirken;öğretim, öğrenim ve eğitimle nefsini tanıyıp kamil insanlığın inkişafına yardımcı olmamız gerekir.1-Bunun ilk yolu;insanların ve diğer yaratıkların;özelliklerini, döngülerini, davranışlarını tam tanımak ve kusursuz okumaktan-anlamaktan geçer.Bu bilgilerin ışığında;öğretim, öğrenim ve eğitimi doğru ve anlamlı harmanlayıp verimli sıra dışı alternatifler geliştirmek-üretmektir. 2-Böyle fertlerden oluşmuş kavimler ve insanlığı oluşturmanın ikinci yolu;doğal döngüye zarar vermeden veya yarar vererek olanaklarından maksimum yararlanan peygamber ahlaklı fertleri ön plana çıkartan ve yeşerten;toplumu-insanı fanatiklerine asimile ettirmeyen;eğitim, öğretim, yönetim ve bilimsellik anlayış ve dizaynı(denklemler sistemini) geliştirmek gerekir. 3-Üçüncü yol;birinci, ikinci yolda gerçekleştirilen süreçler ve olgularda; fert ve kavimlerin; fıtratları ve yararlı kültür normları mutlaka faktöriyel olarak dikkate alınmalıdır. 4-Dördüncü yolu;eğitilecek ve eğitilmiş ferdi/toplumu;insanı, tüm yaratıkları, doğayı doğru okuma, yaşama ve yaşatması için; doğru konumlandırıp ve eğitim-öğretime veya işe başlatmaktır. Gelecekte ortaya çıkacak teknoloji ürünlerinden ve bilimsel sonuçlardan yararlanılması ve kabullenilmesi için, insanlarımızı zihinsel olarak hazırlamamız ve aşılamamız gerekir. Ör:Gelecekte insanların; güneşin ömrünün sona ermeden, 1 uzayda başka sistemlerdeki gezegenlere göç etmesi gerektiği, İnsanların özgün hücrelerinden imal edilen organlarının eskileriyle değişmesi, 1 veya genlerinin kontrolü 1, 2 ve değişiminin sonucu ömrünün uzaması.Protez dişlerden- protez organlara kadar pek çok değişime hazır olmalıyız. Hatta bilincimiz ve algı sistemlerimizi mekanik-sanal robotlar üzerinde taşıttırabiliriz.Gelecekte; biyonik insan ve robotların kullanımı, uzayda ibadet edilmesi, 1, 2, 3 4, 5, protez veya hücreden 1 2 imal edilmiş organlara kadarki pek çok değişime şimdiden öğrencilerimizi hazırlamalıyız ve ders konularımızı bu gelişmelerle güncelleyip, örneklendirip sunmalıyız.Bu konularla ilgili olarak, öğrencilerimize aşağıdaki film - makalelerden teknolojik gelişme ve uygulamalarla ilgili bilgiler verilmiştir. Geleceğin İnsanı ve Beyni: Bilim o kadar hızlı, şekilsiz ve düzensiz gelişiyor ki; felsefe, bilimi izlemekten aciz kalmaktadır. Hatta insanı bu asır doğru tanımak için;insanın ürettiği teknolojik, kültürel ve eğitim ürünlerine de bakmak gerekir Ör;şiddet, hayvani, gayri ahlaki;film, çocuk animasyon filmleri, medya ürünleri daha baskın üretiliyor. Evrensel ve gelişmiş insanın bir şekilde; bilimi izleyip aşması ve ilişkilendirmesi gerekir ki, geleceğimizi doğru-gerçek-rahat görebilelim. Aksine, bilgi ve teknoloji yığınının kontrolsüz gelişimi, bizi yanıltır; felakete ve kaosa sürükler. Unutulmaması gerekir ki; insanın rahat olmadığı bir yerde Müslüman da rahat edemez.İnsan İçin Duam;Tüm insanlığın ebedi geleceği için:Adem A.S.'dan kıyamette son nefesini verecek insana kadar; her an hepimizin haklarını; en hayırlı insanla/larla birlikte; mağfiret, marifetle ve hayırlı mukadderatlandırması için; yapmam/yapmamız gereken duanın yapılmasını/yapılmış kabul edilmesini, Allah C.C.'HUNDEN diliyorum. Dilerim ki rabbim kıyamete kadar; her ölen insanın isteği üzerine gözünü ve benliğini en hayırlı insanın kalbinde liyakatli kabul buyuracak şekilde;mağfiretle, marifetle ve hayırlı mukadderatla yaşatır. Allahım;isteyen hür bayanların akıbetini Hz. Hatice validemizin, isteyen muhafazakar bayanların akıbetini Hz. Ayşe validemizin, isteyen diğer bayanlarıda, affınıza mazhar olmayı hak etmiş şerefli bayanların akıbetiyle şereflendirmenizi sizden dilerim. Yarabbi Siz Kelime-i Tevhidi("Lailâhe illâllah, Muhammedürresûlullah" yani "Yegane İlah ALLAH C.C'DİR, Ondan Başka İlahlar Yalandır ya da Yoktur Muhammed AS Onun Elçisidir" samimiyetle zikir eden ve kabul eden herkesi affedeceğinizi bildiren-müjdeleyen yegane rabbimizsiniz (kovulmuşlar ve kasti şirk koşanlar ve/veya özel haldekiler yani ayetlerle cehenemle akibeti bildirilenler hariç). Yarabbi insanları peygamberinizin yolundan saptırmaktan size sığınırım. Beni iyliklere ve hayırlara vesile eylemenizi dilerim. Bendenden dolayı zarar görenlerin bedelini benden afla, en kolay ve hayırla almanızı dilerim. Geçmiş ve gelecekteki bana verdiğiniz tüm nimetlere sevdikleriniz ve diledikleriniz hissedardır. -Yarabbi! insanlığın ve bizim tiryakiliklerimizin, zevklerimizin, eylemlerimizin, davranışlarımızın, tercihlerimizin… Vb her şeyimizin kıblesini helale ve hayra çevirmenizi sizden dilerim. Doç.Dr. Demirkuş 2007 21.Yüzyılda insan:önüne çıkan çoklu olanaklar içerisinde ki seçenekleri arasında; doğru tercihler yapması, cahil duruma düşmemesi, zarar görmemesi ve geleceğinden emin olması için; bazı kuralları alışık tepki (refleks)leri ile (alışkanlıklarıyla-ezberinde) bilmesi zorunlu olacaktır.Yani tüm dinler, tüm doğal döngü mantık sistemleri-koşulları-insan genetik sistemlerinin ekstremlerini, bulunduğu koordinatın, rutin ve beklenen doğa olaylarını kısaca, ana rahmi olan gezegenindeki her bilgiye ilave bulunduğu boyutun-koordinatın tüm olası sanal-doğal-gerçek olaylarını dost doğru alışık tepki (refleks)leri ile ezbere bilmek zorundadır. Aksi taktirde türünün son ferdi olma olasılığı ile yüz yüze kalabilir. Çünkü bu kisveler altında; menfaat farzları için toplumları bedensel ve zihinsel olarak ablukaları altına alan multi-münafık, insanların olacağı kesindir. Gerek bedensel, gerekse Teknoloji ile yaydıklar beyin dalgaları-termal, kızıl ötesi,-manyetik enerjilerinin özgünlüğünden art niyetleri bilimsel olarak okunsa-ispatlansada, drama yetenekleri yüksek insanları da biz eğitip taktir ediyoruz. Ama gelişmiş evrensel insan mutlaka Allah(CC.)'tanda yardım dileyerek, fanatiklerini aşı kabul etmeyi-uygulamaya koymayı becerip; kâinatla kommensal ve mutual yaşamayı başarması gerekir. İnsanın bu işin üstesinden gelmesi için, beynini bu konuda geliştirmek, eğitim ve teknolojik olarak formatlaması gerekir 1. Çünkü insan beyni1,2,3, tam kapasite ile çalıştığında belki de güneş sitemimizin 100 katı bir sistem içinde fert olarak yaşama ve yayılmayı başarabilecek kapasite ve güce sahip bir yaratık olacaktır. 2 kişi bir arada 2 kat, x kişi x tane güneş sistemine yayılma alt yapınsa sahip gözükmektedir. kâinatın sindirim sistemlerine (kara deliklere ) ve kazalara yem olmamak içinde, ezberinde bulunduğu koordinatın rutin ve beklenen sanal-doğal-gerçek olaylarını çok iyi bilmesi gerekir. Bu bilgiler çerçevesinde, insan dümenlerini artık fanatiklerine-güdüklerine kaptırmamanın kurallarını belirlemek-bilmek mecburiyetindedir. Yani fanatikleriyle; en kaliteli drama yeteneği ile flört ederek onu yakın takibe alacak, ama asla onunla Katolik Nikahı yapmayacaktır. Cebren veya hile ile beşeri siyaset yerine, samimiyetle toplumdaki her ferdi ve özgün toplumsal kitleleri; en verimli kişilik-toplum olarak yaşatmak-üretici kılmak için;fıtratına uygun olarak;gereksinimleri oranında, olanaklardan azami yararlandırılmak-eğitmek-öğretmek zorundayız. Acilen Gereksinim Duyulan İnsanın Özellikleri; 1-Canlı ve cansızlar arasındaki;ilişkilere, çeşitliliklere, döngülere, dengelere, doğaya, hayvani-meleği doğa ötesine ve dinlere; doğruempati duyan(halden/halini anlama, halini yaşama), simule eden ve uygulayabilen. 2-İnsandaki tüm eylemleri ve enerji hallerini doğru okuyabilen. 3-Canlıların;içgüdüsel, psikolojik, etolojik davranışlarını, ürettiklerini, düşüncelerini, duygularını-sanal dünyasını empatiyle(halden/halini anlama, halini yaşama) hatasız okuyup, insanlık için gerekli fikir ve düşünceler üretebilen;zihne, yüreğe ve beyne sahip. 4-Bilgisini-eylemlerini geleceğe yönelik; insanların tüm enerji boyutlarını;sağlıklı, verimli, doğru ilişkilendirip; öğretim, öğrenim ve eğitimle bağdaştırabilen. 5-İblisten(Allah’ın laneti ona olsun), hayvanlara, insanlara ve peygamberlere kadar, tüm yaratıkları fıtratına uygun;yüreğinde, zihninde, beyninde, çevresinde yeterince doğru konumlandıran, doğru tepki ile yaşamayı benimseyen ve gerçekleri yeterince mayalayacak kadar aklı selim insanlara gereksinim vardır. Acilen gereksinim duyulan insanları mevcut beşeri sistemlerle(eğitim, öğretim, yönetim, sınav.. Vb sistemler) yetiştiremiyoruz maalesef. Allah C.C 'HUNDEN yardım diliyorum/yoruz. |
| 21.Yüzyılda;
Sınavlar Nasıl Yapılmalı,
Neye/lere, Hangi Özelliklere Göre İnsan Yetiştirmeliyiz ve
Meclisi Nasıl Seçmeliyiz. 34(2009).A-Anne ve babalar olarak; eğitimde hedefimiz sırasıyla; çocuklarımızın; sınıfın en Peygamber Ahlaklı, en çalışkan sonra en başarılı kişilikler olmaları beklentisi ve gayreti içinde olmalıyız. Eğitim, öğretim, düşünce ve mantık sistemlerimizde buna göre dizayn edilmelidir. DEMİRKUŞ 2008 Önermesi doğrumu neden? İpucu;nefis, zeka, akıl, peygamber ahlakı, çalışkanlığı haz ve alışık tepki (refleks) haline getirmeyi;davranış puanını, çalışama puanını ve başarı puanını... vb bir arada değerlendirmeyi düşünün. B-"Peygamber Ahlakı ve çalışkanlığın metriksindeki başarı liyakatli başarıdır" veya "Peygamber Ahlakı ve çalışkanlığın meyvesi olan başarı liyakatli başarıdır" ya da "Peygamber Ahlakı ve çalışkanlığın ürünü olan başarı makbuldür". DEMİRKUŞ 2008. Önermesi doğrumu neden? İpucu;bu günkü sadece bazı çok zeki (akıl ve peygamber ahlakından mahrum) ve başarılı insanlardan neden toplum hayır görmüyor? C-Sizce liyakatli başarıyla gençlerimizi donatmak için nasıl bir öğretim, öğrenim ve eğitim sistemi elzemdir? İpucu; liyakatli başarıda aklın hissesi peygamber ahlakı, eğitim,fıtrat(yapısı) ve tercihin hissesi ise çalışkanlık olmalıdır. Yani peygamber ahlakı ve çalışkanlıkla donatılmış başarı insanidir.DEMİRKUŞ 2008 İpucu:Peygamber ahlakı tamamlamak üzere gönderildim(Hadis/). ve Bir günü diğerine uyan zarardadır -Hadis/çalışkanlık D-Liyakati taktir sınavı nedir? Zekaya dayalı başarı sınavı nedir? Fıtrat(yapısı) özgünlüğünü belirleme sınavı nedir? Bu sınavlar nerelerde uygulanmalı? Sizce ÖSS sınavı yerine nasıl sınavlar yapılmalı? E-Bir öğrencinin çalışarak kazandığı çalışma performansı alışkanlığını başarıya yansımamamsı ne demektir? Ne demek değildir? İpucu;sınavla veya sınavsız bunu başarıya (başarı puanına) yansıtmanın bir yolu var mı? F-Zeki olana ekmek var zeki olmayana ekmek yok mantığı ya da çok zeki olana çok, az zeki olana az ekmek var. Önermeleri ÖSS ile ne kadar örtüşür? İpucu;sınav sistemlerini her fıtratın yapabileceği iş çeşitliliğini insanların sıfatlarıyla ilişkilendirin.Akıllı olmanıza ve peygamber ahlaklı olmanıza puan verilmiyor, doğal kökenli, genetik(irisi) ve çevrenin ürünü olan zekaya sahip ol yeter . Yetenek sınavları hariç, her imkan sadece bu insanlara açık. Önemli Çıkarsayış;Zekaya, düşünceye ve el becerilerine dayalı tüm mesleklere mümkünse aynı değere yakın maaş konursa, Ailelerin, öğrencilerin yetenekli ve daha başarılı olduğu konulara yönelik meslek tercihi yapmalarına büyük bir imkan doğmuş olacaktır. Dolayısıyla var olan sistem fazla para verilen mesleklere öğrenci tercihlerini cezp ettiği için yeteneklerin yaşam döngünde liyakatsiz dağılımına ve güncellenmesine neden olmaktadır. Önemli Öğrenmek için fıtratı oranında bütün gücünü liyakatli sarf eden ancak soruya eksik yanıt veren öğrenciye hangi veya ne not verilecek? -Liyakatli çalışama puanı tam yanıtı eksik, Öğrenmek için fıtratı oranında bütün gücünü liyakatsiz sarf eden ancak soruya eksik yanıt veren öğrenciye hangi veya ne not verilecek? Liyakatsiz çok çalışama puanı tam yanıtı eksik, -Yoksa son derece zeki az bir zaman harcayarak soruya tam yanıt veren öğrenciye hangi veya ne not verilecek? Eksik Çalışının Puanı ve yanıt tam, Öğrencilerin yeni teknoloji olanakları ile kaç saat çalıştıkları kısmende olsa ortaya koymak olanaklı olacaktır. Öneri ve Geçici Çözüm:belki de:ÖSS sınavlarının karşılığı:lise son sınıfa kadar;her öğretmenin yazılı yeddi yeminli olarak her öğrenci için verdiği ahlak puanların ( baz alınarak/peygamber ahlakı) lise sondaki toplam puanı, Öğrencinin çalışma performansı ve alışkanlığına verilen toplam puanı, Öğrencilerin derslerde aldığı toplam ve branş puanları puanlarını dağılım oranı,.....!!!!!!!! ÖSS genel sınavında aldığı toplam ve branş puanları. Her biri başarının bir paftası olarak dikkate alınırsa geleceğimizi daha seçkin ve liyakatli ekiplere emanet etmiş oluruz.Örneğin, doktorluk(ahlak-performans-çalışkanlık), öğretmenlik (ahlak,çalışkanlık), siyaset(ahlak ve performans), hemşirelik(ahlak, şefkat,özveri, çalışkanlık, performans)… Vb meslekler için ahlak ve çalışkanlık puanları çok büyük şeyler ifade edilmelidir..0, 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10,11 24(2010). Rejimlerin ve eğitim sistemlerinin İslamiyet’ten alacakları en önemli derslerden biride; tüm (her türlü) insani fıtratları zorlamadan, yapabilirlikleri ölçüsünde ve bazında (irade güçleri oranında) sorumluluk yükleme–eğitim hizmeti verme ve olanaklardan yararlandırma sabırı-sebatı-eşitliği-adaleti ve eylemi içinde olmasıdır. Kısaca zaruretten dolayı zayıflarını ve güdük yeteneklilerimizi de verimli kılmayı başarmasıdır. İslamiyet’te;insanların;yaşama hakkı açısından;ateist-kafir, ibadet olarak sadece kelime-i tevhidi (;"La İlahe İllallah") söyleyebilen bilen fıtrattaki insanlardan, Hz. Muhammed AS’I pür taklit edebilecek insanların fıtratlarının yani her türlü-çeşit fıtratın;doğadan ve olanaklardan yararlanma adalet, bağış, yardım ve eşitliğin liyakati çok büyük değer taşır. Bu asır: rejimler, öğretim, öğrenim ve eğitim sistemleri;her alandaki rekabetten, çok zeki oluşu oranında nimetlerden yararlanma/landırma doğal felsefesi insanlığa ve doğal çevreye belki de geri dönüşümsüz yaralar açmıştır. Bu yargıları ve mantık sistemini gerekçeli çürütmeye çalışınız. Yapay, Güdük, Taklidi Yaratıcılık Gücü, Özgünlüğü, Gelişimi ve Uyum Oranı İvmesi 1-Öğrencinin sentez yeteneği (yapay kısmi yaratıcılık yeteneği). 2-Öğrencinin özgünlüğünün bereketini ve verimliliğini ifade etme gücü. 3-Öğrencinin 1 ve 2 şıkka uyumu, gelişimi oranı ve ivmesi . Davranış, Sorumluluk ve Ahlak Arşivi Nedir ve Neler İçerir -Öğrencilerin davranışlarına doğru ve gerçekçi empati duymak ve okumak için öğrencinin; fıtratı, içinde bulunduğu koşulları hocaları tarafından çok iyi bilinmesi zorunludur. Örneğin gündüz çalışıp gece derse devam eden öğrencilerin sıkıntıları iyi değerlendirilmeli. -Okul öncesinden, üniversite bitimine kadar öğrencinin dersine giren hocaları tarafından mutlaka “Davranış, Sorumluluk ve Ahlak Arşivi” tutulmalıdır. - Bu arşivin verilerinden alınan değerlere göre öğrenciye puan kategorileri ortaya çıkar. Mesleğe yönlendirmede, mesleğin fıtratına göre kullanılmalıdır. Amaç öğrencinin fıtratı, yetenekleri, gücü, güvenirlik, zayıflık, güvensizlik ve tehlikeli … Vb özgünlüklerinin sınırlarını çizerek liyakat denklemini ortaya çıkarmak ve belirlemektir. Veriler; 1-Bedensel ve zihinsel olarak, radikal saplantı ve hastalıkların olup olmadığı mutlaka hastaneden heyet raporu ile belgelenmelidir. 2-Öğrenci sınıfta mezun olana kadar hangi derse ne kadar devam etmemişliğin toplamı ve sıkı devam etmişliğinin gerekçesi. Optimum koşularda derse devam sıklığı ve gerekçesi. 3-Öğrenci sınıfta dersi dinlemeye ilgisizliği veya aşırı ilginin gerekçesi. 4-Derse aktif katılımın ve sıra dışılıkların gerekçesi/leri 5-Hocanın uyarılarına tepkileri netleştirilmeli varsa gerekçesi. Tepkilerinde istenmeyen hissi kastilikler var mıdır? Öğrencinin;nesnel-sanal sraçları ve fıtratı özelliklerini ortaya koymak için, gerekirse pedagoglardan, psikologlardan ve pisikyatr'lardan yardım alarak çeşitli teşhis edici sorular öğrenciye yönelterek onu tanımak. Öğretmenlerin yıllarca aldığı gözlemleri ve sorulan soruların arasında mantıklı ilişki olmalıdır. Öğrencinin Doğal Yapısını (Fıtratını) Doğru Tanı!!! (Değişmezleri, Değişirleri, Nötrleri, Titrek Özellikleri, +/- / Nötr; Yapısal (Fıtratı), İnanç, Kültürel... vb Değer Yargıları ve Diğerleri) 1-Kişilik yapısının değişmezleri (pozitif-negatif, nötr veya titrek) 2-Aşılmaz istenmeyen ve istenen yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... Vb değer yargıları 3-İstenmeyen ve istenen takıntıları (sürekli veya sık meşguliyetleri) 4-Aşırı ilgileri alanı/ları (pozitif-negatif, nötr veya titrek) 5-Topluma pozitif katkılarda bulanabilecek genel-özgün özellikleri 6-Toplumu negatif etkileyecek genel- özellikleri 7-Kişisel özgünlükleri (pozitif-negatif, nötr veya titrek) 8-Sıra dışılıkları (pozitif-negatif, nötr veya titrek) 9-Sevdiği alanlar, konular ve dersler (peryodik yoklama) 10-Başarılı olduğu alanlar, konular ve dersler (peryodik yoklama) 11-Sevdiği ve başardığı alanlar, konular ve dersler arasında nasıl bir ilişki vardır(zıtlık, bütünlük, nötr, titrek veya ilgisiz ilişkiler) 12-Diğerleri……(pozitif-negatif, nötr veya titrek) veya (zıtlık, bütünlük, nötr, titrek veya ilgisiz ilişkiler) -Başarılı Olmaktan Haz Duymak -Çalışmaktan Haz Duymak -Paylaşmaktan Haz Duymak -Sorumluluk Taşımaktan Haz Duymak -………….. vb haz duyma çeşitleri ve özgünlükleri sınırlarının bilinmesi çok büyük önem taşır.
Öğrencilerde Bazı Ahlak Kriterleri Her Öğrenci Zatına Özgü Olanaklara ve Yapıya ( Fıtrata) Sahip Olduğu Dikkate Alınarak Öğrencinin Fıtrat Ölçüsünde Öğrencilerimizde ve yavrularımızda yukarıdaki istenen hasletler en güzel şekilde geliştirmek için aşağıdaki istem ve temennileri, doğumdan üniversiteyi bitirene kadar asgari hangi seviyelerde kimlere verdirmemiz gerektiğinin önemini öğretim, öğrenim ve eğitim spektrumuna doğru konumlandırmamızın acili yeti vardır. Neden, İlim ve ahlak eğitimi ve öös puanı, halen yapılan nesnel öğretim, öğrenim ve eğitim puanının paralelinde verilmeli? Örneğin 2 Bir öğrencinin neden banyo yapası gerektiğinin, toplu taşıma ve yaşam yerlerindeki koltukaltı pis kokusunun çevreye verdiği sessiz rahatsızlığı görsel ve işitsel filmler ve ortamlarla verilmeli. Örneğin 3 Öğrencinin neden çıplak ve aşırı erotik giyinmemesi gerektiğinin gerekçeleri toplumdan alınan kesitlerle görsel ve işitsel filmler ve ortamlarla verilmeli. Neden normal ve akli-ruhi duygulara hitap eden ifrat ve tefritten uzak giyimi tercih etmesi gerektiği yaşatılarak öğretilmelidir. Resmi, başkalarını tahrik-kışkırtıcı, erotik, çekici, akli, düşündürücü, ilgi çekici, modern, klasik… Vb giyim, tepki, davranış… Vb ne zaman, nerede ve hangi koşullarda hayata uygulanışın gerekliliği mutlaka “Öğretim Öğrenim ve Eğitimde İnsan” konulu derste gerekçeleriyle verilmelidir. Örnek 5 Hayat arkadaşını seçerken neden önce her iki tarafında, zayıf, güçsüz, geri dönüşümsüz, vazgeçilmez farzlarını, idlerini, idollerini, dini-toplumsal yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... Vb değer yargılarını … Vb ortaya koyarak birbirini, tanıma işine girişmeleri gerektiğinin önemi görsel ve işitsel filmler ve ortamlarla verilmeli. |
| Meclisi Nasıl Seçmeliyiz. Sanki insanlığın düşünce kıblesi Doğal (Vahşi) Demokrasi, bilimsellik ve evrim düşüncesi ile doğanın nesnel ve sanal döngüsüne yapışmış ve kenetlenmiş gibidir. Demirkuş 2009. Demokrasilerde çare tükenmez. Önermesi; hem gizli düşünce ve kavram yanılgısı hem de gizli şirki içeren asrın cahillerinin bir cehalet belgesi ve kanıtıdır. "Genellikle her çarede en az bir demokrasi vardır ama her demokrasinin en az bir çaresizliği vardır!!" Demirkuş 2008 Yönetim sistemlerinde;bilenin, bilmeyenin, zalimin, katilin, sapığın, yarı delinin, velinin… Vb oylarının gücü aynı oldukça ve bu koşullarda çoğunluğun oy gücüne dayalı sadece en zeki-nefsi, nefsini ezberleyip kullanmaya kadir olduğu ya da baskın temsilcilere ya da ceddinin menfaatine-kültürüne evcilleştirdiği... Vb insanlara hükmündekilerinin geleceğini emanet ettikçe demokrasi sürü rejimi olmaktan kendini kurtaramaz ya da insani yönetim sistemi olamaz.Demirkuş 2008 Çıkarsma; Halkların, devletlerin yararlı, özgün çok yönlü çeşitliliğini;tek tip Doğal (Vahşi) Demokrasinin, tek tip kapitalizmin, tek veya çok parti ve tek milletin, bilimselliğin... vb kültür normlarına asimilasyona zorlamanın, tevhit ettirmenin cehaletini ve toplumsal tufanlarını görmeye çalışın. Uzun vadede fert ve azınlığın yüzde yüz haklı, doğru ve gerçekçi olduğu bir ortamda ve toplumda;bir rejimin ya da yönetim sisteminin bu hakikate kör, sağır, sakat ve cahil olması ne acıdır!! Bu gücü kendine siper edinen kapitalistler, şovenistler, Siyonistler, siyoşovenistler... vb ...istler ortalıkta cirit atıyor ve ne yazık ki halkları ve bilim bilgilerinide (bilim insanlarınıda) bu siyasetle liyakatsiz kullanıyorlar. Sürülerde de çoğunluğun ve güçlünün/lerin istemleri geçerlidir. İnsanda fert, azınlık veya çoğunlukta;ispata gereksinimi olmayan ya da tartışma götürmeyen haklıların, doğruların ve gerçekçilerin istemleri geçerli olmalıdır. İpucu;çoğu peygamberler kavimin de hep azınlıkta kişilerdi. Haklı oldukları halde peygamber ahlakının haklı hakimiyeti uğruna şehit olmuşlardır. Halkların; doğru ve haklı iradesi ile cahil, siyasi, düşünsel ve/veya nesnel sadist, siyasi, düşünsel ve/veya nesnel mazoşist iradelerinin meclislerde tecellisi arasındaki farkı doğal ve insani demokrasi ile ilişkilendirmek önemlidir. Kuvvetler ayrılığı /zıtlığı (antagonistik) belki de kurumlar arasın da “Derebeyi Kurum Demokrasinin” ortaya çıkmasına neden olmaktadır. ve kuvvetler birlikteliğine (sinerji) dayalı kurumlarla ayakta duran iki; fert, toplum, devlet veya kavim arasında ki farkındalığı doğru kavramak gerekir. İnsani demokrasilerde;bilimsel, toplumsal ve dini olarak her fert ve her azınlığın veya siyasetçilerin (ezbere ve rastgele değil) görüşlerinin liyakatli sınırlarını taktire bağlayan dinbilim ve toplum uzmanlarından kurulu yeminli resmi ve yarı resmi kurumlar geliştirilmelidir.Doğal millet, doğal devlet ve insani millet insani devlet kavramları liyakatli tanımlarıyla yerine oturtulmalıdır. Okul öncesi eğitim hayatında başlamak üzere;öğrenciye hocalık yapan her öğretmen yeddi yeminli olmak üzere;öğrencinin liyakat, peygamber ahlakı, çeşitliliğin gerekliliği bilinci, bilgili olmanın elzem oluşu, peygamber ahlakı kurallarına riayeti, paylaşım duygu ve sıfatları… Vb konularda puanlansın. Üniversiteye girişte de bu ahlak puanı en az % 50 tesir etsin. Üniversiteyi bitirince hocalarından aldığı ahlak puanını da, üniversiteye girişte ki ahlak puanına ilave edilerek toplam ahlak puanı kullanacağı oyun güncü belirlesin. Yaşam süresinde hayat döngüsünde aldığı cezalar, kötü ahlak sergilediği durumlar oyunun gücünü düşürsün hatta katilse ömür boyu oy kullanmasın. Hakkıyla Müslüman Devlete (İbrahimi-Peygamberi Devlete) karşı ihaneti durumunda oy gücü elinden alınır veya düşürülür. Yalan habercilik yaptığı saptanan medya mensupları, kötü ahlak örneği eylemler, yalan ve dolandırıcılık yapan siyasilerin oy gücü aldığı cezaya göre düşürülür, siyasetten men edilir… Vb Ülkemiz özgün demokrasisi seçimleri ülkemizi ilk kuran kurucu meclisi usulü olmalıdır. Ancak bu ilk kurucu meclis bazı, alicengiz oyunları, korsan girişimlerle ve vahşi demokrasi oyunlarıyla devre dışı edilip günahına girilip ahi alınmış ve ülkemiz bu günlere gelmiştir. Her an oylama ve bilgisayar kullanımı olanakları çoğu kanunları bölge halkına oylatmak olası olacaktır. Yerel Devlet (Bölge) ve belde insan vekilllerinin meclisinde;halktan aldığı oy oranında; oy kullanabilirlik, deneteleme ve çözüm üretmeyi hesaba katınız.Bu meclislerde bölgesel ve yöresel sorunların çözümleri üretilir. Var olan vahşi demokraside birilerinin oyları diğerlerini yönetime dayalı liyakatsiz ve gayri adil sistemdir. Tüm meclis iktidar olmalıdır. Alınan oy oranları olasılıklarına göre hazırlanmış görev taksimatı cetvelleri önceden belirlenir ve/veya yapılır. Devletin değişmez ortak ve özgün akıl yolları ve kuralları politikaları belirlenir bunlara genellikle dokunulmaz. Tüm seçmeni temsil eden meclisin hepsi iktidar; seçmenlerinden aldığı oy oranında;hükümette görev alması ve her İnsan vekilinin mecliste kullanacağı oyun gücü; temsil ettiği seçmen sayısıyla bire bir örtüşmelidir.Hatta internet, iletişim ve bilgisayarın olanaklarını ve gücünü kullanarak(Ör.parmak izi, retina özgünlüğü.. Vb organ kişisel özgünlükleri internetten kullanarak oy kullanmak) her İnsan vekili oyunu aldığı seçmenin nokta adresine kadar iletişim içinde olması bile mümkündür. Seçim esnasında kullanılan oylar; 1-... Vb evet oyu 2-... Vb hayır oyu (herhangi bir veya birkaç partiye karşıt veya tersi kişileri/partileri oy tercihi sıralayışı kullanış) 3-Oylamaya katılmamak (seçimi boykot/seçim iptali);seçmenin katılma oranı belli bir seviyesinin altına (belki de %50) düşerse seçim iptal olur 4-Oylamada özgün-genel alternatifleri yazılı veya sesli sunmak (alternatif çözümlere katkıda bulunmak amacıyla) 5-Bu 4 kategorinin dışındaki seçmenin oylama esnasında diğerler başlığında belirtilir. Tüm toplanan istatistikî veriler halkın genel istemleri internet üzerinde deklere edilir. Her hangi bir konudaki;Alimin, Zalimin, Cahilin, Hainin… Vb oyu aynı güçte olamayacağı unutulmamalı ve bu kriterler mutlaka ömür boyu peygamberi ahlakı davranışları hasılatıyla belirlenmelidir. Kısaca ailenin-kişinin vekilini sıcak denetim hakkını da elde etmiş olur. Bu geçici tümel temsil sistemi( insan demokrasisine geçişi) daha verimli az kavgacı bir düzen olabilir. Kamu oyundan gelen istendik, istenmedik… Vb istemleri toplayan merkez ve bölgesel meclisin telefon ve internet bilgileri değerlendirme merkezleri dikkate alınarak muhalefet görüşler dile getirilir ve çözümler öneriler. İktidarlar bölge-yöre halk meclisleri tarafından periyodik olarak denetlenip raporları kamu oyuna duyurulur.Yıllık bütçede ekonomik seviyesi yüksek olanlar serçe parmaklarını taşın altın koyarak düşük bölgelere-yörelere özürlü-yaşlı kişilere, ülkedeki tüm işsizlere … Vb ulaşmak üzere belli yüzdede ör %5-10 gelişim vergisi toplanır. Halka yarı zorunlu ve teşvik edici; sanayi, yerleşim, tarım vb çarpık gelişimin tersine motive edici kredi ve vergiler uygulanır...Ayrıntı için tıklayın;1, 2, 3, 4, 5, 6 Yönetimlerin, rejimlerin ve sistemlerin kalite ölçüsü: peygamberi insanlar, asil insanlar, akıllı insanlar, Rahmani alimler icabet ediyorsa ya da eğittiği ve çalıştırdığı insanlar; nesnel, düşünsel ve sanal eylemlerinde topluma peygamber ahlakı açısından örnek isler hedefe ulaşılmıştır. Değilse ya yönetim, rejim ve sistem eksik-bozuk-yanlış ya içindeki insanlar eksik-bozuk-yanlış ya da her ikisi de eksik-bozuk-yanlış. Demirkuş 2008. Özellikle birbirini tamamlayıcı kavram, yaratık, olay, olgu… Vb karşılaştırılmak veya eşitlemeye kalkışmak saçmalık, cehalet, akılsızlık ve mantıksızlıktır. Bu durum mantığı ve özdeyişleri sadece hece vezninde arama hastalığı gibi bir cehalettir. Ör. Akıl mı üstündür vahi mi? Vahi akıl için rehber, akılda vahinin rehberliğini hayata uygulayan Allah CC insana verdiği sanal ahlaki araçtır.Hukuk mu üstündür insan mı? bayan mı üstündür erkek mi? bayan ve erkeği biyolojik veya matematiksel eşitlemeye kalkışmak ya da eşitlik koşullarını yaratmaya kalkışmak gizli cehalet ve gizli akılsızlıktır. İnsani demokrasi için tüm dünya devletlerince hür kimliğin kabul edilmesi belki daha hayırlıdır. Doğal (Vahşi) Demokrasinin yönetim sistemlerinden ve buna bağlı-uydurulan toplumsal eksik, cahil, liyakatsiz ve yanlış; öğretim, öğrenim ve eğitimden kaynaklanan doğal insan ahlakından kaynaklanan (insanın ahlaken doğallaşması/tarzanlaşması) fiziksel ve toplumsal tufanların doğaya, topluma ve geleceğe zarar vermemesi için sorunlarını çözmek gerekir. Belki de bu sorunların 21. YY'DA ve gelecekte yaşanmaması için Doğal (Vahşi) Demokrasi ile İnsani Demokrasi arasındaki çizgilerin radikal ve geçişken farzlarla ayırmaktan geçer. -Doğal (vahşi) demokrasi rejimine tabii bazı ülkelerde tabanı, tavanı ve her şeyi doluşturan halk analaşıyor iktidarı oluşturanlar boğuşuyor tüm yaratıklara kötü örnek oluyor. Aynı rejim sisteminde bazı ülkeler ise iktidarlar iyi geçiniyor halk geçinemiyor. Yada bazı ülkelerde Doğal (vahşi) demokrasi daha verimli sonuçlar verir. A-Önerme sonuçlarından hangisi ülkemizi de görülür? B-Neden Kaynaklanıyor? C-Sizce en verimli sonuç için hangi koşulları getirmek gerekir? -Bir ülke düşünün halk peygamber ahlaklı geçiniyor, iktidara gelenler geçinemiyor o zaman belki de seçim sistemi döngüsündeki hata ve eksikler nedeniyle iktidara getirilenler liyakatsiz seçilmişledir. -Yani seçilenler halkın bir birbiriyle geçinmeyen zıt görüşlerini temsil edenlerin nüvesi iktidara seçimle gelmişlerdir ya da getirilmişlerdir. -Var olan meclis ve iktidar peygamber ahlakı kurallarıyla geçinen mozaiğini çekirdeğini temsil etmiyor, tam tersi vahşi ahlaklıların çekirdeğini temsil eden kişilerden müteşekkil demektir. -Bizim yapacağımız; öyle bir seçim sistemi geliştirilmelidir ki, peygamber ahlakı kurallarıyla (peygamber ahlakı) bir birbirine bağlı ve saygılı aşure halk mozaiğinden (bulamaç-kaos mozaiği değil) insanların arasındakilerden meclise mantıki-liyakatli hercai çiçek açtırmaktır. -Demokrasilerde fert, toplum ve halkların fıtratları, inanç değerleri, kültürel yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... Vb değer yargılarından;değişmemesi, düzenlenmesi gereken yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... Vb değer yargıları, çevre ve olanakları çok iyi ve sağlıklı tanındıkça sağlıklı seçim, eğitim ve yönetim sistemleri geliştirilir. -Fert, toplum ve halk bazında nefsini ve çevresini doğru tanıyıp, olanakları ölçüsünde kendini doğru konumlandıran unsurların bekası hayra gider. (nefsini tanıyan rabbini tanır ayet var) -Bir ülkede demokraside ısrar ediliyorsa; öyle bir seçim sistemi geliştirilmelidir ki, 70 milyondan 1 tek fert haklı ve doğru ise kalan herkes yanlışsa haklı ve doğru olanın dediği ve savunduğu uygulamaya konulmaya engel olunmamalıdır. -Doğal (vahşi) demokrasiler bu duruma kördür. -Var olan Doğal (vahşi) demokrasilerde durum tam tersine gözükmektedir. -Belki de, kısa vadede köyleri temsil eden köy nüfusu oranında 1-2 veya 3 kişi, kazaları 2, 3, 4 kışı, kaza merkezi nüfusu oranında, il merkezi nüfusu oranında partiler değil, halkın kendisi kendi aralarında ve kendi beldesinde yaşayanlardan temsilci seçer Yerel Devlet (Bölge) meclisi oluşur. -Seçim için para gereksinimin hepsini yaşam beldelerine devlet yöre koşullarına göre verir ve seçim vergisi olarak halktan vergi toplar. -Seçilen belde temsilcileri Yerel Devlet (bölge) meclisini oluşturur. -En deneyimli dinde ve bilimde anlayan halklara ve çevreye doğru duygudaşlığı olan peygamberi ahlaklı kişiler başkan ve yardımcı olur. -Genel seçimlere bölgeden herkes katılır hiç kimse devletin parası dışında seçim masrafı için para harcayamaz bağış kabul edilmez. -Bölge kontenjanına ayrılan halkın vekillerinin hepsi bölge meclisindekilerden girerler. -Genel meclise bölgesel seçimlerde ilk sırda girenler aldıkları oy oranında ülke meclisine gönderilir. -Yani seçilen zatın mecliste kullandığı her oy temsil ettiği seçmenin oyunun sayısı ile örtüşür. -Anadolu Devletler Birliği (Ülke) meclisinin hepsi iktidardır, Yerel Devlet (bölge) meclisleri tarafından denetlenir. -İktidar meclisin hepsidir. Beynin sağa ve sol yarım kümeleri(iktidar ve muhalefeti Sinerjitik (Uyumlu birliktelik) bir uyum içinde münavebeli ve birlikte çapraz olarak sinerjitik (uyumlu birliktelik) denge ve uyumla ile bedensel tüm faaliyetleri sevk ve idare eder. Koşullar meclisin hangi organlarını gerektiriyorsa orası bedene iktidar olarak hüküm eder. Genellikle asıl faal olan organ görev yaparken diğer simetrik ve simetrisiz organlar işlevsel yardım edici, eksiğini tamamlayıcı, kaliteyi-verimi artırcı ve motive edici yardım eder. Yani muhalefet 1-İşlevsel olan organın eksiğini tamamlamak 2-Yanlış ve hatalarını görüp düzeltmesi için hatırlatmak 3-Kaliteyi, verimi, güdülemeyi artırıcı etkiler -Anadolu Devletler Birliği (Ülke) meclisini temsil eden kişiler edepsiz, asabi, kavgacı, kuma-bayan, gevşek-erkek, bölücülük, ırkçılık, bölgecilik, tek millete özgü milliyetçilik zihniyeti ile siyaset yapamazlar. -Dürüst, namuslu (namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb Rahmani ve/veya şeytani insanlarla; namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb kara cahil , kasti cahil ve/veya çocuksu cahil insanlar karıştırılmamalıdır) ve peygamber ahlakıyla halkına örnek olmak zorundadır. -Şeffaf olacağız diye küfrü kefene veya bir yerine gizleyerek siyaset yaparsa derhal bölge ve halk meclisinde düşürülüp oy ve yönetme hakkı elinde alınır, gerekirse ömür boyu edepsizlikten siyasetten men edilir… Vb -Aslında üniversite bitimine kadarki toplanan yeddi yeminli ve emniyet nedeniyle isimleri gizli tutulan eğitimcilerden her öğrencinin aldığı toplam ahlak puanında belli bir seviyeyi tutturmayanlar meclislere seçilemez, din eğitimcisi ve öğretmen olamaz, yargıç.. Vb olamazlar. -Ülke meclisine bölge meclisinin seçimi kazananların kümesi girer. -Anadolu Devletler Birliği (Ülke) Meclisinin Tümü Yerel Devlet (Bölge) Meclisi üyelerinden oluşur. -Yerel Devlet (Bölge) Meclisleri ya da Anadolu Devletler Birliği (ülke) Meclisi kökendeşlik, ırk, millet, milletçilik siyaseti yapamazlar. -Gerekirse bir bölgenin seçilen meclis üyelerini tümü farklı bölgelerin üyeleriyle yer değiştirerek ülkeyi yönetmede kimlik soy kuduzluğunu (şovenizmi), din kuduzluğunu (siyonizmi), soydini kuduzluğunu (siyoşovenizmi) ve tapındık-taptık(put) çuluğu kırmak ya da deşifre etmek için denemelerinin verimini artırabilir!!! -Bölgesini temsil ederler. -Bu durumu tespit edilenler bölücülükten dolayı gizli veya açık oylamayla elde edilen sonuçlarla devletin bölge yargıçlar grubu tarafından yargılanırlar. -Yerel Devlet (Bölge) ve Anadolu Devletler Birliği (ülke) Meclisi gerekirse ülke bazında;zararlı ve yararlı örf, adet, kültürel değerleri gerekçesini göstererek yönlendirici ve men edici kararlar alabilirler. 1,2,3,4,5 -Halkı yanıltıcı, dolandırıcı… Vb siyaset yapanlar geriye ve ileriye yönelik yargılanabilirler. -Parti padişahlığı ve parti başkanlığı krallığı geçerli değildir. -Ülke;parti, mahkeme, yargı, tek ırk, millet, askeri güç ülkesi değildir. -Tüm mozaiğin ülkesidir. Bu mozaik ülke bedeninin ve insanlığın olması gereken liyakatli ve gerekli parçası kabul edilir. -Meclise gönderilen insanların peygamber ahlaklı, akıllı, yeterince zeki, kültürlü, kanaatkar ve her türlü yaratığa doğru empati duyan ve doğru tepkiler geliştiren özelliklere sahip olmasına dikkat edilmelidir. -Devleti yönetenlerin;yönetim masrafları, ev kırası, iş masrafları, yaşadığı beldedeki en uygun koşullardan yararlanmak için zorunlu ve gerekli aile masrafları;parasal olarak değil kendisine verilmez fiili olarak devlet tarafından karşılanır. -Padişah, parti paşası, paşalar… Vb gibi masraflı yaşayamazlar. -Tüm yıllık masrafları devletin resmi gazetesinde yayınlanarak halklara maliyetleri deklere edilir. -Yaşama şekli ve ahlak konusunda halkına örnek olmak zorundadır. -Asgari ücret üzerinde maaş alır. -Emekliliği için normal devlet memurları için ne gerekli ise o ücret ödenir. -Lüzumu halinde ve gerekçesi geçerli ise bedava korunma kararı verilir. -Ülkesinin insanlarını cüzi bir paraya ve canı pahasına korumasız dolaşarak yönetmek Hz. Ömer RA şanında ve kutsal bir görevdir. -Böylece para için talip olan parapalaz takımının zeki afatından ülkenin geleceği emin olur. İnsanıTemsil Eden Bir Adayın(İnsan Vekili Aday Adayı); Şeytani ve Doğal/Vahşi/Cahili ya da Hayvani Rekabet ; Demokraside, Siyasette, Eğitimde, Ekonomide… Vb her türlü doğal, vahşi ya da doğal/vahşi zayıf ve güçsüzlerini; çökerten, besi yeri olarak kullanan, eleyen ya da öldüren rekabettir. Uyum sağlayamayanı öldürücü yok edici-antagonistik olan; Şeytani ve Doğal/Vahşi/Cahili ya da Hayvani Rekabet sadece çıtayı atlayanları yaşatıcıdır. |
| 21. Yüzyılda;İnsanlar Toplu Yemin Yapmalı mı?
Neye/lere, Hangi Özelliklere Göre İnsanlığın Birlik ve Beraberliğini Sağlamalıyız? 56.Bu dünyada;evrimsel güç (cebren, hile ile, ikna... vb) ve akıl yolu ile kavimlerin muhtarlığı (dünya devleti kurma hakkı) geçmişte bir çoğuna nasip oldu ve gelecekte de hemen her kavime nasip olacak. Önemli olan muhtarlık nöbetinde; namuslu (namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb Rahmani ve/veya şeytani insanlarla; namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb kara cahil , kasti cahil ve/veya çocuksu cahil insanlar karıştırılmamalıdır), adil, çalışkan olmak yetmez, o insanların yararlı, geçerli ve özgün;örf, adet, kültür, dil, lisan, renk, ırk, mezhep, din… Vb çeşitliliğine liyakatli çözüm, yaklaşım, eylem ve yapıcı kanunlar üreterek yaşatmaktır. Bunun yolu da liyakatli gerçek eğitimin meyvesi olan bilgili (din+bilim+ilim) ve peygamber ahlaklı vatandaş yetiştirmekten geçer 57.A-Akrabalığın liyakat hudutları;liyakat, adalet, ifrat ve tefritin eylemli cahili olmamakla veya alimi olmakla doğru orantılıdır. Demirkuş 2008. Önermesini çürütünüz. A-Ülkemizdeki dil, kültür, din, tarikat... vb azınlığının toplumsal sorunları bu mantıktan (2011/56-57 nolu soruları okuyun) hareketle hakları iade edilirken korkulmamalı, bu değişimin bedelinde devletin gelecekte hayat bulması için halklarına güvenmesi şarttır. Halk istemezse zaten devlet yaşayamaz. Sünni yaşatılan devletlerde efendileri yaşadıkça yaşar ve onlara dikte ettiği değişimle yaşattığı zamanda o devleti besi yeri olarak kullanır. Önermesinin eksiğini tamamlayınız. Alternatif çözümler önerin. İpucu;bu dünyada bazı devletler sürekli anabolizma (biyolojik yapım) olarak, bazı devletler sürekli katabolizma (biyolojik yıkılımı) olarak, bazıları ise besi yeri olarak yaşarlar.Her üçü de de ifrat ve tefritten dolayı ömrünü kısaltır. Çünkü biri hızlı şişmanlıktan diğeri hızlı zayıflamaktan erken ölecektir. Besi yeri olarak kullanılanlarda efendisi/leri ile birlikte ölür.Yaratıkların ve sistemlerin ömrünün-dinamik hayat akışının uzun olması için;çeşitliliğin;önemini, gerekliliğini, ilahi/peygamberi ve insani kanun olarak zorunluluğunun farkındalığını kavrayarak içinde liyakatli katabolizma ve anabolizma olaylarını veya denkliklerini dinamik olarak bulundurmaları gerekir. Halkların, devletlerin yararlı, özgün çok yönlü çeşitliliğini;tek tip Doğal (Vahşi) Demokrasinin, tek tip kapitalizmin, tek veya çok parti ve tek milletin, bilimselliğin... vb kütür normlarına asimilasyona zorlamanın, tevhit ettirmenin cehaletini ve toplumsal tufanlarını görmeye çalışın. Çıkarsama!!Devletimizin, birlik ve beraberliğinin/mizin mozaiğinin bilincindeki; kürdünü, türkünü, lazını, çerkezini… Vb eğitim, öğretim ve yönetim sistemlerinde yeşertip kendisini onların nesnel ve sanal bedeninde yaşatmalıdır. Başka kavimlerin içimizdeki hisseleri olan; yani bunun tersi mozaik her zaman olacağının da devletçe ve devleti isteyen halklarca bilincinde ve hukuki tedbirinde olunmalıdır. B-Bu asır eğitimde;liyakatin, çeşitliliğin, peygamber ahlakının, kendimizi doğru tanımanın, yeterince bilgili olmanın ve doğru empati duymanın mutlaka gerekliliğinin farz olduğunu öğretmek ve uygulamak insanlığın farzlarındandır!! Düşünsel, davranışsal ve yapısal; istendik, istenmedik, cahil, bilinmeyen, zayıf, her türlü kör noktalarımız… Vb her şeyimizin düşünsel dinamik düz anasını; dürüst, bilgili, akıllı, güvenilir ebeveynimiz, arkadaşlarımız… Vb çevremizdekilerden öğrenmeli ve aldığımız bilgileri hayata uygulayıp ve doğruluğunu yaşayarak teyit etmeliyiz. Belki de yapısal özelliğimiz, olanaklarımız, düşünsel değerlerimizden; namuslu (namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb Rahmani ve/veya şeytani insanlarla; namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb kara cahil , kasti cahil ve/veya çocuksu cahil insanlar karıştırılmamalıdır), dürüst ve hayırlı ve helal sonuçlar almak için; kendimizi çevremize peygamberi ahlaklı olarak konumlandırmalıyız. Bu konumlandırış; tercih ceddimize, cebimize, sadece çıkarlarımıza… Vb olabilir. Bu konudaki tercihler insanın kalitesini belirler. C-Fert, kavim, toplum, devlet, millet… Vb;çeşitliliğin, liyakatin, peygamber ahlakının, çalışkanlığın ve bilgili olmanın öneminin bilincinde değilse hali ne olur? Yada bunların bilincinde ve bilincinde olmayanların farkını kapatmak için nasıl bir eğitim sistemi ve yemin önerirdiniz? D-Belki de Siyonizm, şovenizim (soy kuduzu), Siyoşovenizm ve kötü ahlakın afetlerinden emin olmak için, görülen lüzumun liyakatine dayalı belli zamanlarda kurum ve okullarda peygamber ahlakı yemini yaptırmak evladır. “İnsanlık Yemini;Yaşantım boyunca(Seçmen, İnsan Vekili, Öğrenci... vb yemini);Liyakatin, Çeşitliliğin, Peygamber ahlakının, Bilgili olmanın ve Kendimi/mizi doğru tanımanın-dürüst konumlandırışın gerekliliğini kabul edip kurallarını samimiyetle uygulayacağıma ve oyumu-vekaletimi en namuslu (namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb Rahmani ve/veya şeytani insanlarla; namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb kara cahil , kasti cahil ve/veya çocuksu cahil insanlar karıştırılmamalıdır), vicdanlı, ülke sorunlarını iç dünyasında namuslu ve dürüstçe konumlandırarak doru-peygamberi çözmüş, peygamber ahlaklı insanların lehine kullanacağıma ya da bu özeklikte insana/lara emanet edeceğime, uygun aday yoksa oyumu kullanmayacağıma; namusum, vicdanım ve en büyük mukaddesatlarım üzerine yemin ederim. Bekli de Halk Vekili Yemini Şöyle Olmalı (Emri vakii değil): İnsanlığın varlığını, bağımsızlığını, dünyanın ve insanlığın bölünmez bütünlüğünü koruyacağıma, Allah CC’NİN kayıtsız, şartsız hakimiyetine ve İbrahim AS’IN Milletindeki Peygamberlerin Allah CC’YE teslimiyetine itaat edeceğime, peygamberi ahlaklı insanların mutlak gerekliliğine ve üstünlüğüne, Kuran-i kerimdeki liyakatli, insani laiklik ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağıma;yaratıkların huzur ve refahı, İnsani dayanışma, liyakatli-insani adalet ve kavimlerin çeşitliliğinin gerekliliği anlayışı içinde her yaratığın insan haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanışı ülküsüne ve bu yemine sadakatten ayrılmayacağıma, İbrahim AS’IN milleti, tüm insanlık ve yaratıklar önünde; en yüce mukaddesatım, namusum, şerefim ve imanım üzerine yemin içerim. Geleceğimi ve insani yönetim haklarımı güvenebileceğim ya da emanet edebileceğim peygamber ahlaklı, yetenekli, işinin ehli çalışkan ve nefsini doğru tanıyan bilgili olduğuna kesin inandığım insanlara oyumu-vekaletimi vereceğim. 19. ve 20 YY’IN yıkıcı, cahil, gayri insani yanı insanımsı düşünce (Adem AS öncesi ve/veya sonrası; ruhsuz, akılsız, insani ilimsiz, eşyayı liyakatli tanımaz yani doğal-nesnel-düşünsel-zihinsel döngü düzenlerinin cahili ve vahşi vicdanlı insanımsıların), eğitim ve yönetim sistemlerini… Vb tasdik eden ve özellikleri taşıyanlara emanet etmeyeceğime; namusum, vicdanım ve mukaddesatlarım üzerine yemin ederim. Bekli de Halk Vekili Yemini Şöyle Olmalı (Emri vakii değil): İnsanlığın varlığını, bağımsızlığını, dünyanın ve insanlığın bölünmez bütünlüğünü koruyacağıma, Allah CC’NİN kayıtsız, şartsız hakimiyetine ve İbrahim AS’IN Milletindeki Peygamberlerin Allah CC’YE teslimiyetine itaat edeceğime, peygamberi ahlaklı insanların mutlak gerekliliğine ve üstünlüğüne, Kuran-i kerimdeki liyakatli, insani laiklik ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağıma;yaratıkların huzur ve refahı, İnsani dayanışma, liyakatli-insani adalet ve kavimlerin çeşitliliğinin gerekliliği anlayışı içinde her yaratığın insan haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanışı ülküsüne ve bu yemine sadakatten ayrılmayacağıma, İbrahim AS’IN milleti, tüm insanlık ve yaratıklar önünde; en yüce mukaddesatım, namusum, şerefim ve imanım üzerine yemin içerim. Gereksiz ise gerekçeli ret ediniz. E-Hz. Musa ve Hz. Harun’un Peygamberi kardeşliği değil de Habil ve Kabil’n kavim veya vahşi/doğal insan kardeşliğin hevesine kapılmakla, Sakat Demokrasinin zırhı arkasına gizlenmiş/gizletilmiş; gizli kapitalist, siyonist ve siyoşovenist muhtarlığın sevdasına düşmenin liyakat çizgilerinin cahili olamamak gerekir ya da kardeşlik sevdası muhtarlık tutkusu bir arada yürümez. Kavimler arasına akli olan peygamber kardeşliğini Allah CC dilerim. Demirkuş 2008 F-Bilim bilginlerinin (bilim insanlarının!?);insanlık ve doğal çevrenin hayırlı bekası için bilim, iş, teknoloji ve bilgi üreteceğine dair namus, vicdan ve mukaddesatları üzerine rutin yazılı ve sözlü yeminli çözümler üretmeye çalışın. Yukarıda ki önermelerde verilen kavramları önem sırasına diziniz ve ülkemizde hayata uygulanması için;medya ortamında ve eğitim kurumlarında nasıl uygulamalar başlatırsınız? Çıkarsayış;Asrımızdaki çevresel,toplumsal sorun ve tufanlar;yukarıdaki kavramların eğitimde, uygulamada ve doğru adreslerde liyakatiyle icra edilmediği için vardır. İpucu;bu kavramların eğitimi için;medya, reklam ve yayın kurumlarına zorunlu yayınlatma, ders açma, rutin konferans, yemin, yılın başlangıç dersi veya günü... vb düşünün. Çıkarsayış; İnsanda, liyakat, peygamber ahlakı, çalışkanlık, bilgili olma ve çeşitliliğin bilincindeki sıfatları üzerine bir yemin geliştirin. Neden bu sıfatların insanda mutlak olması gerekir ve yemininin modası geçmez konusunu düşünün. G.Halkların, devletlerin yararlı, özgün çok yönlü çeşitliliğini;tek tip Doğal (Vahşi) Demokrasinin, tek tip kapitalizmin, tek parti ve tek milletin kütür normlarına asimilasyona zorlamanın, tevhit ettirmenin cehaletini ve toplumsal tufanlarını görmeye çalışın. Sonuç; Lütfen önce yukarıdaki 56, 57 ve 58 nolu soruları okuyun 1-Liyakatin gerekliliği yasası 2-Çeşitliliğin gerekliliği yasası ve dil, din, kültür, ırk… Vb azınlığını insani etnik azınlık anlamında kullanmayacağıma, 3-Peygamber ahlakının gerekliliği yasası 4-Bilgili olmanın gerekliliği yasası 5-Kendini doğru tanımanın ve dürüst konumlandırma gerekliliği yasası Çocuklar ve özel haller hariç, bu 5 toplumsal fıtratı yasadan mahrum olan fert ve toplumlar; ya eksik insandırlar, ya cahildirler veya hayvanların mesafesindedirler. Önermesini gerekçeli çürütünüz ya da ret ediniz. İpucu;Bu yasaların, 19. ve 20. YY’LIN hatalarına düşmemek için, 21. yüzyılın gözde yemini olabileceğini düşünün.Yirmici yüzyılın deccali sonuçları bazı canileri kullanarak doğal insan ırklarını kokuşturduğu için 21. Yüzyılın insanının geleceği 20. Yüzyılın gözü dönmüş katil, cani, entrikacı, ateist, ırkçıların, Siyonist .. Vb ifrat ve tefrit mantık sistemleri, istemleri, hırsları, bitmez tükenmez anatagonistik (yok edici birliktelik) liyakatsiz kapitalist (Karuni) sistem ve istemlerin ötüşük sonucudur. Şeytani ve Doğal/Vahşi/Cahili ya da Hayvani Rekabet zihniyetlerine asla teslim olamayacaktır. Aksi halde insanlığın sonu olacak gibi görünüyor.19. ve 20. yüzyılın her şeyine güzel iki zihinsel enkaz ve kaos kabir hazırlamalılar. Geleceğe 19. ve 20. YY’LIN kalıntı zihniyetine sahip insanlara güvenemeyiz. Bu enkazları tedavi etmektense belki de bu enkazın kabri üzerinde beyaz sayfalarla ve temiz yeni insan ırklarıyla geleceğe açılmalıyız. Çevreyi, insanlığı hemen her şeyi kötüye kullanan 19. ve 20.YY insan tipi gelecek nesillerin haklarını gasp ettiği için suçlu ve tutuklu bir insanlık kuşağıdır. 19-20. Yüz Yılda her ırka bir Truva atı insan yaratarak kavimleri cetçililiğe bölen şovenizmi tevhit ettirdikten sonra insanın cet ve ırklarını kokuşturan zihniyete 21. ve geleceğin insanları emanet edilemez. Kıyamete kadar yer yüzünde mühletli yaşayacak olan insanlık düşmanları hepsini yoldan atacaklarına yemin etmişçesine insanlara bu iki asır çok bedeller ödettiler ve ödetiyorlar hatta yer yüzü ve kâinat ebediymiş imanını his ettirtip insanlığın geleceğini kullandıkları malzeme karakterlere ve denklemlere ait insan tipine yeryüzü ipotek altına almış durumdalar. 19. ve 20. yüzyılın canilerini yetiştiren deccali kavimlerin birlik ve beraberliğin enkaz ve kaos zihniyeti 21. yüzyılın ve geleceğin mimarları olmamalılar ve olamazlar. Olsa olsa 21. YY'LIN içinde özel ve ders verici bir zihinsel kabre girmeyi hak eden şer, şirret, kanlı deccale malzeme cahil kavimleri olmalılar. Belki de 21. yüzyılın ve geleceği insanlığını 19. ve 20. Yüzyılın canilerini yetiştiren zihniyetin ürünlerine emanet etmek dalalet, cehalet hatta insanlığa ihanettir. Gereksiz ise gerekçeli ret ediniz. İnsanlık Yemini;Yaşantım boyunca(Seçmen, İnsan Vekili, Öğrenci... vb yemini);Liyakatin, Çeşitliliğin, Peygamber ahlakının, Bilgili olmanın ve Kendimi/mizi doğru tanımanın-dürüst konumlandırışın gerekliliğini kabul edip kurallarını samimiyetle uygulayacağıma ve oyumu-vekaletimi en namuslu (namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb Rahmani ve/veya şeytani insanlarla; namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb kara cahil , kasti cahil ve/veya çocuksu cahil insanlar karıştırılmamalıdır), vicdanlı, ülke sorunlarını iç dünyasında namuslu ve dürüstçe konumlandırarak doru-peygamberi çözmüş, peygamber ahlaklı insanların lehine kullanacağıma ya da bu özeklikte insana/lara emanet edeceğime, uygun aday yoksa oyumu kullanmayacağıma; namusum, vicdanım ve en büyük mukaddesatlarım üzerine yemin ederim. Bekli de Halk Vekili Yemini Şöyle Olmalı (Emri vakii değil): İnsanlığın varlığını, bağımsızlığını, dünyanın ve insanlığın bölünmez bütünlüğünü koruyacağıma, Allah CC’NİN kayıtsız, şartsız hakimiyetine ve İbrahim AS’IN Milletindeki Peygamberlerin Allah CC’YE teslimiyetine itaat edeceğime, peygamberi ahlaklı insanların mutlak gerekliliğine ve üstünlüğüne, Kuran-i kerimdeki liyakatli, insani laiklik ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağıma;yaratıkların huzur ve refahı, İnsani dayanışma, liyakatli-insani adalet ve kavimlerin çeşitliliğinin gerekliliği anlayışı içinde her yaratığın insan haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanışı ülküsüne ve bu yemine sadakatten ayrılmayacağıma, İbrahim AS’IN milleti, tüm insanlık ve yaratıklar önünde; en yüce mukaddesatım, namusum, şerefim ve imanım üzerine yemin içerim. Geleceğimi ve insani yönetim haklarımı güvenebileceğim ya da emanet edebileceğim peygamber ahlaklı, yetenekli, işinin ehli çalışkan ve nefsini doğru tanıyan bilgili olduğuna kesin inandığım insanlara oyumu-vekaletimi vereceğim. 19. ve 20 YY’IN yıkıcı, cahil, gayri insani yanı insanımsı düşünce (Adem AS öncesi ve/veya sonrası; ruhsuz, akılsız, insani ilimsiz, eşyayı liyakatli tanımaz yani doğal-nesnel-düşünsel-zihinsel döngü düzenlerinin cahili ve vahşi vicdanlı insanımsıların), eğitim ve yönetim sistemlerini… Vb tasdik eden ve özellikleri taşıyanlara emanet etmeyeceğime; namusum, vicdanım ve mukaddesatlarım üzerine yemin ederim. Bekli de Halk Vekili Yemini Şöyle Olmalı (Emri vakii değil): İnsanlığın varlığını, bağımsızlığını, dünyanın ve insanlığın bölünmez bütünlüğünü koruyacağıma, Allah CC’NİN kayıtsız, şartsız hakimiyetine ve İbrahim AS’IN Milletindeki Peygamberlerin Allah CC’YE teslimiyetine itaat edeceğime, peygamberi ahlaklı insanların mutlak gerekliliğine ve üstünlüğüne, Kuran-i kerimdeki liyakatli, insani laiklik ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağıma;yaratıkların huzur ve refahı, İnsani dayanışma, liyakatli-insani adalet ve kavimlerin çeşitliliğinin gerekliliği anlayışı içinde her yaratığın insan haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanışı ülküsüne ve bu yemine sadakatten ayrılmayacağıma, İbrahim AS’IN milleti, tüm insanlık ve yaratıklar önünde; en yüce mukaddesatım, namusum, şerefim ve imanım üzerine yemin içerim. Gereksiz ise gerekçeli ret ediniz. Peygamber Ocağı Olan Askerlik Nasıl Olmalı? 1-Öğretim, öğrenim ve eğitim;Evrensel hümanist insanlığı aşan akli olan peygamber kardeşliği öncelikli sonra cet-evrimsel kardeşliğine dayalı öğretim, öğrenim ve eğitim sistemi. Mutlaka bu kardeşlik sırasının bilimsel gerçekleri gerekçeli ve uygulamadaki örnekleriyle düşünsel, zihinsel, nesnel ve sanal somutlaştırılıp örneklendirilmelidir. 2-Peygamber ahlaklı olmanın kişisel ve evrensel insani kazanımların avantajlarını uygulamalı bilimsel örnekleriyle düşünsel, zihinsel, nesnel ve sanal somutlaştırılıp örneklendirilmelidir. 3-İstenmedik özelliklerinin doğru-diyet olarak kullanma alışık tepki (refleks)lerini kazandırmak.Küfür, yalan, öldürme, dayak… Vb istenmeyen özellik ve tatbik/uygulayış koşullarını örnekleriyle düşünsel, zihinsel, nesnel ve sanal somutlaştırılıp örneklendirilmelidir. 4-Babalık, annelilik ve evde yaşamanın altın kurallarına ait temel eğitiminin verilmesi uygulamalı bilimsel örnekleriyle düşünsel, zihinsel, nesnel ve sanal somutlaştırılıp örneklendirilmelidir. 5-Doğal döngüleri ıslah ve verimli hale getiriş üzerine uygulayış çalışmaları verilmeli. İçinde yaşadığı toplumu, doğayı ve çevresini doğru tanıyıp kendini namuslu (namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb Rahmani ve/veya şeytani insanlarla; namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb kara cahil , kasti cahil ve/veya çocuksu cahil insanlar karıştırılmamalıdır)-vicdanlı ve doğru konumlandırma alışık tepki (refleks)lerini geliştirmeni vazgeçilmez avantajları eğitimi. Tatbik/Uygulayış koşullarını örnekleriyle düşünsel, zihinsel, nesnel ve sanal somutlaştırılıp örneklendirilmelidir. 6-Ülke sorunlarını tanıma doğru empati duyma ve çözüm üretimini alışık tepki (refleks) haline getirmeye yönelik eğitim.Örneğin,erozyon, salgın hastalık, deprem… Vb afetlere karşı uygulamalı bilgilendirme 7-Belki de Siyonizm, şovenizim (soy kuduzu), Siyoşovenizm ve kötü ahlakın afetlerinden emin olmak için, görülen lüzumun liyakatine dayalı belli zamanlarda kurum ve okullarda peygamber ahlakı yemini yaptırmak evladır. 8-“İnsanlık Yemini;Yaşantım boyunca(Seçmen, İnsan Vekili, Öğrenci... vb yemini);Liyakatin, Çeşitliliğin, Peygamber ahlakının, Bilgili olmanın ve Kendimi/mizi doğru tanımanın-dürüst konumlandırışın gerekliliğini kabul edip kurallarını samimiyetle uygulayacağıma ve oyumu-vekaletimi en namuslu (namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb Rahmani ve/veya şeytani insanlarla; namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb kara cahil , kasti cahil ve/veya çocuksu cahil insanlar karıştırılmamalıdır), vicdanlı, ülke sorunlarını iç dünyasında namuslu ve dürüstçe konumlandırarak doru-peygamberi çözmüş, peygamber ahlaklı insanların lehine kullanacağıma ya da bu özeklikte insana/lara emanet edeceğime, uygun aday yoksa oyumu kullanmayacağıma; namusum, vicdanım ve en büyük mukaddesatlarım üzerine yemin ederim. Bekli de Halk Vekili Yemini Şöyle Olmalı (Emri vakii değil): İnsanlığın varlığını, bağımsızlığını, dünyanın ve insanlığın bölünmez bütünlüğünü koruyacağıma, Allah CC’NİN kayıtsız, şartsız hakimiyetine ve İbrahim AS’IN Milletindeki Peygamberlerin Allah CC’YE teslimiyetine itaat edeceğime, peygamberi ahlaklı insanların mutlak gerekliliğine ve üstünlüğüne, Kuran-i kerimdeki liyakatli, insani laiklik ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağıma;yaratıkların huzur ve refahı, İnsani dayanışma, liyakatli-insani adalet ve kavimlerin çeşitliliğinin gerekliliği anlayışı içinde her yaratığın insan haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanışı ülküsüne ve bu yemine sadakatten ayrılmayacağıma, İbrahim AS’IN milleti, tüm insanlık ve yaratıklar önünde; en yüce mukaddesatım, namusum, şerefim ve imanım üzerine yemin içerim. Geleceğimi ve insani yönetim haklarımı güvenebileceğim ya da emanet edebileceğim peygamber ahlaklı, yetenekli, işinin ehli çalışkan ve nefsini doğru tanıyan bilgili olduğuna kesin inandığım insanlara oyumu-vekaletimi vereceğim. 19. ve 20 YY’IN yıkıcı, cahil, gayri insani yanı insanımsı düşünce (Adem AS öncesi ve/veya sonrası; ruhsuz, akılsız, insani ilimsiz, eşyayı liyakatli tanımaz yani doğal-nesnel-düşünsel-zihinsel döngü düzenlerinin cahili ve vahşi vicdanlı insanımsıların), eğitim ve yönetim sistemlerini… Vb tasdik eden ve özellikleri taşıyanlara emanet etmeyeceğime; namusum, vicdanım ve mukaddesatlarım üzerine yemin ederim. Bekli de Halk Vekili Yemini Şöyle Olmalı (Emri vakii değil): İnsanlığın varlığını, bağımsızlığını, dünyanın ve insanlığın bölünmez bütünlüğünü koruyacağıma, Allah CC’NİN kayıtsız, şartsız hakimiyetine ve İbrahim AS’IN Milletindeki Peygamberlerin Allah CC’YE teslimiyetine itaat edeceğime, peygamberi ahlaklı insanların mutlak gerekliliğine ve üstünlüğüne, Kuran-i kerimdeki liyakatli, insani laiklik ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağıma;yaratıkların huzur ve refahı, İnsani dayanışma, liyakatli-insani adalet ve kavimlerin çeşitliliğinin gerekliliği anlayışı içinde her yaratığın insan haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanışı ülküsüne ve bu yemine sadakatten ayrılmayacağıma, İbrahim AS’IN milleti, tüm insanlık ve yaratıklar önünde; en yüce mukaddesatım, namusum, şerefim ve imanım üzerine yemin içerim. Gereksiz ise gerekçeli ret ediniz. -Hz. Musa ve Hz. Harun’un Peygamberi kardeşliği değil de Habil ve Kabil’n kavim veya vahşi/doğal insan kardeşliğin hevesine kapılmakla, Sakat Demokrasinin zırhı arkasına gizlenmiş/gizletilmiş; gizli kapitalist, siyonist ve siyoşovenist muhtarlığın sevdasına düşmenin liyakat çizgilerinin cahili olamamak gerekir ya da kardeşlik sevdası muhtarlık tutkusu bir arada yürümez. Kavimler arasına akli olan peygamber kardeşliğini Allah CC dilerim. Demirkuş 2008 -Bilim bilginlerinin (bilim insanlarının!?);insanlık ve doğal çevrenin hayırlı bekası için bilim, iş, teknoloji ve bilgi üreteceğine dair namus, vicdan ve mukaddesatları üzerine rutin yazılı ve sözlü yeminli çözümler üretmeye çalışın. Yukarıda ki önermelerde verilen kavramları önem sırasına diziniz ve ülkemizde hayata uygulanması için;medya ortamında ve eğitim kurumlarında nasıl uygulamalar başlatırsınız? Çıkarsayış;Asrımızdaki çevresel,toplumsal sorun ve tufanlar;yukarıdaki kavramların eğitimde, uygulamada ve doğru adreslerde liyakatiyle icra edilmediği için vardır. İpucu;bu kavramların eğitimi için;medya, reklam ve yayın kurumlarına zorunlu yayınlatma, ders açma, rutin konferans, yemin, yılın başlangıç dersi veya günü... vb düşünün. Çıkarsayış; İnsanda, liyakat, peygamber ahlakı, çalışkanlık, bilgili olma ve çeşitliliğin bilincindeki sıfatları üzerine bir yemin geliştirin. Neden bu sıfatların insanda mutlak olması gerekir ve yemininin modası geçmez konusunu düşünün. -Halkların, devletlerin yararlı, özgün çok yönlü çeşitliliğini;tek tip Doğal (Vahşi) Demokrasinin, tek tip kapitalizmin, tek parti ve tek milletin kütür normlarına asimilasyona zorlamanın, tevhit ettirmenin cehaletini ve toplumsal tufanlarını görmeye çalışın.Demirkuş 2010 Önermelerinin geçerliliğini gerekçeli eleştiriniz. |
SONUÇ VE ÇÖZÜM
|
KAYNAKÇA
AKKOYUNLU, B.&DERYAKULU, D. (1998). Çağdaş Eğitimde Yeni Teknolojiler. Anadolu Üniversitesi AÖF Yayınları. No: 564.
ALKAN, C., (1998); Eğitim Teknolojisi, Anı yayıncılık, Ankara,sf:13-14
ALKAN,C. vd, (1987).Eğitim Teknolojisi, A.Ü. Açık öğretim Fakültesi Eğitim Önlisans Programı,Eskişehirs:67-76
BİLİM VE TEKNİK DERGİSİ, (2000-2006), Amacımıza hizmet eden makaleler seçilir.
BECK, Judy.&Wynn, HARRIET C., (1998). Technology in Teacher Education: Progress Along the Continuum. ERIC Digest.
CHİP DERGİSİ, (2000-2006). Bilimsel Değerde Olan Makaleler.
ÇEVRE BAKANLIĞI,(1998) Çevre Notları
DEMİREL, Ö.,(2004). Eğitimde Program Geliştirme. 8 . Baskı, Pegem A Yayıncılık
DEMİRKUŞ, N.,(1999). Fen Bilgisi Öğretim Yöntemleri ve Uygulamalarının Verimli Hale Getirilmesi. Öğretmen Eğitiminde Çağdaş Yaklaşımlar Sempozyumu, 8-10 Mart 1999 İzmir. D.E.Ü. Buca Eğitim Fakültesi Dergisi Özel Sayı, 11 (1999) 414-425.
DEMİRKUŞ, N., (200)2. Tarayıcının Camlı Tarayıcı (Scanner) Özelliğine Bağlı Olarak Resim, Hareketsiz Cisim ve Yaratıkların Görüntülerini Bilgisayara Aktarma Cihazı. Buluş Tasnif Sınıfı: H04N, Buluş Müracaat No: TR 2000 01807 A2, Türk Patent Enstitüsü, Resmi Patent Bülteni, 2001/64, Yayın Tarihi: 22.10.2001, sf. 171, Ankara. A sınıfından Patenti almaya değe görülmüştür.
DİGİTÜRK YAYINI 2005-2006:Discovery Channel, National Geographical Channel, History Channel TV kayıtlari.
DURUKAN,H., ÖZTÜRK, İ., (2004).Sınıf Yönetimi HD yayıncılık Kimited Şirketi
ELY, DONALD P., (2000). The Field of Educational Technology: Update 2000. A Dozen Frequently Asked Questions. ERIC Digest.
İMAMİ GAZALİ(Muhammed Bin Ahmed Ebu Hamid) (1986).;İhyau Ulumid-din 1.,2.,3.,4. cilt. Bedir Yayınevi, Tercüme Ahmed SERDAROĞLU (Eski Diyanet İşleri Başkanlığı Müfettişi).
KEÇECİ, D., AKAR, A.(1995). Çevre ve İnsan
ÖZER, B.& ve ark. (1998). Çağdaş Eğitimde Yeni Teknolojiler. Anadolu Üniversitesi AÖF Yayınları. No: 564.
ÖZDEN, Y. (2003). Öğrenme ve Öğretme 6. Baskı, Pegem A Yayıncılı
ÖZYÜREK,M.,(2005).Sınıf Yönetimi, Karatepe Yayınları, Ankara
PCNET DERGİSİ (2000-2006). Bilimsel Değerde Olan Makaleler.
RIZA,Enver Tahir (1995)Eğitimde Araç-Gereç Teknolojisi,s:32-40
SLOWİNSKİ, Joseph. (2000). Becoming a Technologically Savvy Administrator. ERIC Digest Number 135.
TANDOĞAN, M.&AKKOYUNLU, B. (1998). Çağdaş Eğitimde Yeni Teknolojiler. Anadolu Üniversitesi AÖF Yayınları, No: 564.
TAN, Ş (2005). Öğretimi Pılanlama ve Değerlendirme. 9. Baskı, Pegem A Yayıncılık
TEKİN, H.,(1991). Eğitimde Ölçme ve Değerlendirme, 17.Baskı, Yargı Yayın Evi.
TURGUT, M.F., BAKER, D., CUNNINGHAM, R., PIBURN, M., 1997, İlköğretim Fen Öğretimi, YÖK Basımı, Ankara,
UÇAR,Metin (1998), İlköğretimde Ders Araç-Gereçlerin Kullanımı Konusunda Öğretmen Görüşlerinin Değerlendirilmesi,AKÜ. SosyalBilimler Enstitüsü, s : 91, 109,114
YEŞİLYAPRAK, B., (2004) Gelişim ve Öğrenme Psikolojisi .7. Baskı, Pegem A Yayıncılık
YILDIZ, R. ve ark 2002,Öğretim Teknolojileri ve Materyal Geliştirme, Mikro Yayınları 24,
YÜKSEK ÖĞRETİM KURUMU (YÖK), 1998. Eğitim Fakültesi Öğretmen Yetiştirme Lisans Programları. Ankara: YÖK Yayınları.
YÜKSEK ÖĞRETİM KURUMU (YÖK), Ohlsson B., Çeviri;Prof. Dr Sema ERGEZEN ve ark. 1996. Biyoloji Öğretimi, YÖK/Dünya Bankası Milli Eğitimi Gelişimi Projesi Hizmet Öncesi Öğretmen Eğitimi 06539 Bilkent Ankara.
YÜKSEK ÖĞRETİM KURUMU (YÖK), CUNNINGHAM, R., M. Turgut, F., B.,1996. İlk Öğreti Fen Bilgisi Öğretimi, Çeviri;Prof. Dr M. Fuat TURGUT ve ark. YÖK/Dünya Bankası Milli Eğitimi Gelişimi Projesi Hizmet Öncesi Öğretmen Eğitimi 06539 Bilkent Ankara.
YÜKSEK ÖĞRETİM KURUMU (YÖK), MERIWETHER, C., DUYAR,1997. Okul Yönetimi, Çeviri;Prof. Dr Kemal AÇIKGÖZ ve ark. YÖK/Dünya Bankası Milli Eğitimi Gelişimi Projesi Hizmet Öncesi Öğretmen Eğitimi 06539 Bilkent Ankara.
YÜKSEK ÖĞRETİM KURUMU (YÖK), MARGARET S., ÖZÇELİK, D.A.,. 1997 Orta Öğretimde Okullarda Tatbik/Uygulayış Çalışmaları, YÖK/Dünya Bankası Milli Eğitimi Gelişimi Projesi Hizmet Öncesi Öğretmen Eğitimi 06539 Bilkent Ankara.
YÜKSEK ÖĞRETİM KURUMU (YÖK), MARGARET, S., ÖZÇELİK D.A.,. 1997 İlköğretimde Okullarda Tatbik/Uygulayış Çalışmaları, YÖK/Dünya Bankası Milli Eğitimi Gelişimi Projesi Hizmet Öncesi Öğretmen Eğitimi 06539 Bilkent Ankara.
YÜKSEK ÖĞRETİM KURUMU (YÖK), BRITTINGHAM, VE ARK., 1999. Türkiye’de Öğretmen Eğitiminde Standartlar ve Akreditasyon (Kabullenişler), YÖK/Dünya Bankası Milli Eğitimi Gelişimi Projesi Hizmet Öncesi Öğretmen Eğitimi 06539 Bilkent Ankara.